MsXLabs

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Ekonomi (https://www.msxlabs.org/forum/ekonomi/)
-   -   Ekonomi Terimleri Sözlüğü - Ek (https://www.msxlabs.org/forum/ekonomi/14776-ekonomi-terimleri-sozlugu-ek.html)

kompetankedi 24 Kasım 2006 13:42

Antrepo
Gümrük vergisine ya da yalnız gümrük kontrolüne tabi malların ülkeye giriş, transit veya aktarma için beklemesine ve bu bekleme anında belli işlemlerin yapılmasına izin verilen yerlerdir.

Antrepoya giriş, bir vergi yükümlülüğünü kapsamamaktadır; ayrıca malların antrepoya girişteki şekil ve niteliğinin korunması zorunluluğu da söz konusudur. Bu özellikleri nedeniyle antrepo bir gümrük dışı bölge ya da sınırlı bir serbest yer sayılmaktadır.

Belirli bir gümrük rejiminin uygulama aracı ve yeri olan antrepolar, tüm giriş mallarına açık tutulur. Ülkemizde de, girişi ve transit geçişi yasak olmayan yabancı ülkelerin malları antrepo rejiminden yararlanır.

Ajur
Dilimize Fransızca'dan geçen bu terim, günü gününe, hazır, gecikmesiz anlamına gelir. Ajur, bir terim olarak, muhasebe açısından günlük işlerin yapıldığını ve bitirildiğini, kayıtların günü gününe defterlere geçirilmiş olduğunu ifade eder. "Defterimiz ajur", "kayıtlarımız ajur" ifadelerinde olduğu gibi.

Florin
Venedik Dükalığı tarafından çıkarılan altındır. 993 ayar ve 1 dirhem 1/4 kırat ağırlığındadır. Osmanlı İmparatorluğu'nda, 1468'de ilk altın para olan Yaldızlı Altın'ın tedavüle çıkmasına kadar en çok aranan yabancı altın para olmuştur. Taklitleri çıktığı için hükümet üzerlerine "sağ" damgası vurmak zorunda kalmıştır. Bazen "Düka Altını" adıyla da anılmıştır.

OPEC
OPEC, Organization of Petroleum Exporting Countries, net petrol ihraç eden ve bilinen dünya petrol rezervlerinin üçte ikisini ellerinde bulunduran 12 ülkenin oluşturduğu konfederasyondur.

9-14 Eylül 1960 tarihinde Bağdat’ta toplanan bir konferans sonucunda resmen kurulmuştur. Kurucu üyeleri; Suudi Arabistan, İran, Kuveyt, Irak ve Venezuella’dır. Kuruluş'a, sonradan Katar (1961), Libya (1962), Endonezya (1962), Birleşik Arap Emirlikleri (1967), Cezayir (1969), Nijerya (1971) ve Gabon (1975) katılmışlardır.

Kurucu üyelerin, yeni üyelerin kuruluşa kabul edilmesinde sahip oldukları veto hakkından başka ayrıcalıkları yoktur. Net petrol ihracatçısı olan ve petrol konusundaki çıkarları OPEC üyeleriyle aynı doğrultuda olan ülkeler kuruluşa katılabilirler.

OPEC, gerçekte mükemmel (tam) bir kartel değil, bağımsız petrol üreten ülkeler arasında işbirliğini geliştirmeyi amaçlayan bir kuruluştur. Petrol fiyatlarını ve üretim miktarlarını belirlemesi açısından kartel özelliği göstermektedir. Ancak uygulamada Örgüt'ün aldığı kararlara uyulmasını fiilen sağlayacak bir mekanizma yoktur.

Portföy
Kişi ve kuruluşlar sahip oldukları servetlerini çeşitli şekilde tutarlar:

*Nakit para,
*Altın ve döviz,
*Vadeli mevduat, tahvil, hisse senedi ve hazine bonosu gibi mali mevduatlar,
*Gayrimenkul ve yatırım malı olarak fiziki mevcutlar.

Servetin tutulma şekli olan yukarıdaki dört mevcudun bütününe kişi veya kuruluşların portföyü denir. Kişi veya kuruluşların portföy yapısı bunların risk alma eğilimlerine, likidite tercihlerine ve çeşitli mevcutların sağlayacağı getiri oranlarına bağlıdır. Kişi ve kurumların likidite ihtiyaçlarının değişmesi veya mevcutların getiri oranının değişmesi, portföyün yeniden düzenlenmesi sonucunu verir.

Örneğin reel faiz hadlerinin yükseltilmesi halinde, portföy sahibi portföyünde tuttuğu nakit parayı vadeli mevduata veya tahvile dönüştürme yoluna gidebilir

Ankes
Taahhütleri karşılamak üzere bulundurulan nakit rezervdir. Türk bankacılık uygulamasında ankes oranı disponibilite oranından farklı anlamda kullanılmakta ve disponibilite oranından daha dar bir likidite nispetini ifade etmektedir.

Disponibilite kapsamına kasa mevcutları yanında T.C. Merkez Bankası nezdinde tutulan serbest tevdiat, Devlet İç İstikraz Tahvilleri, kullanılmamış reeskont kredileri gibi bazı aktif değerler de dahil olurken ankes durumu daha ziyade sadece banka kasasındaki nakit imkânı kapsamına almaktadır.

14.1.1970 tarih ve 1211 sayılı T.C. Merkez Bankası Kanunu'nun 40. maddesi (6.12.1984 tarih, 3098 sayılı Kanun ile değiştirilen şekli) ile bankaların taahhütlerine karşı bulunduracakları umumi disponibilitenin nitelik ve oranının gerektiğinde T.C. Merkez Bankası tarafından tespit edilmesi kararlaştırılmıştır.

Faaliyetteki bankalar tespit edilen oranlara uymak zorundadırlar. Buna uyulmaması durumunda, T.C. Merkez Bankası, disponibilite oranını eksik tesis eden bankalara eksik tesis olunan disponibl değerler üzerinden, bu hususta belirleyeceği esas ve şartlara göre cezai faiz tahakkuk ettirir. "ltın ankesi" merkez bankalarının emisyona karşılık olarak bulundurdukları kıymetli maden rezervidir

Stagflasyon
Stagflasyon kavramı, bir ekonominin, aynı anda hem işsizlik hem de enflasyon içinde bulunması durumunu ifade eder. Yüksek bir enflasyon oranının, kullanılmayan üretim kapasitelerinin, işsizliğin ve yetersiz bir büyüme hızının birlikte yaşandığı bir ekonomik olayı ifade etmek için kullanılan stagflasyon, ciddi bir ikilemi ortaya koymaktadır.

Daraltıcı para ve maliye politikaları, bir ekonomide talep enflasyonu için çözüm olurken, yüksek işsizlik oranlarının azaltılması için genişletici politikalar izlenmesi gerekmektedir. Stagflasyon durumunda, makro düzeyde başlıca sorun, istihdam konusunda ortaya çıkmaktadır.

Özellikle enflasyon oranlarının yüksek olduğu dönemlerde ortaya çıkan işsizliğe rağmen, ücret baskıları tercih edilmektedir. Yine artan işsizlik, çalışanların hayat standardını korumaya yöneliktir.

Özellikleri

Devletin, maliye ve para politikası aracılığıyla enflasyonu kontrol altına almak istemesi nedeniyle, ekonomik faaliyetler belli ölçüde daralır.

Enflasyon oranının yüksek olduğu dönemlerde, artan işsizliğe rağmen ücret baskıları ve artan işsizlik, çalışanların hayat standartlarını muhafaza etmeye yeğlenir. Bu durum ise sendikaların pazarlık güçlerini artırır.

Bu dönemde kârlar azalır. Bu durum ise özellikle rekabetçi serbest piyasa ekonomisinin, uzun dönemde temelini sarsan ciddi bir olgu haline gelmektedir.

Daha yüksek ücretler için konan baskılar, toplumda artan işsizlikle birlikte firmaları, işçi grevleri nedeniyle zarar ve kârların azalması tercihiyle karşı karşıya bırakmaktadır.

Mücadele Tedbirleri

Stagflasyon olgusu, bir ekonomide, karar birimlerini enflasyonla mücadele ederken işsizliği kötüleştirmeme ya da işsizlikle mücadele ederke,n enflasyonu kötüleştirmeme arasında ciddi önlemler almalarını gerektiren bir ikilemle karşı karşıya getirmektedir.

Bir yandan işsizliği gidermek için genişletici maliye politikası tedbirleri uygulanması, diğer yandan fiyat artışlarını engellemek için daraltıcı bir politikanın uygulanması gerekir ki karar vericiler (siyasal iktidarlar) için bu gerçekten zor bir seçenektir ve bir tercih sorunudur.

Hangi politika seçilirse seçilsin, bir amacın gerçekleştirilmesi sırasında diğer amaçtan uzaklaşılacaktır. Bu nedenle devlet politikasınca izlenilecek yol, bu iki amacın optimal bir bileşimini gerçekleştirmeye çalışmaktır.

1970'li yılların başından beri stagflasyon olgusuna çözüm arayan gerek Keynesyen iktisatçılar, gerekse Monetaristler, ekonominin mikro yapısını daha iyi anlamamız gerektiğini ileri sürmüşlerdir. Bu nedenle, yeni bir takım ekonomik gelişmeler gündeme gelmiş ve Keynes Devrimi'nden bu yana ilk kez mikro temelli ekonomi politikalarının, birçok iktisatçının dikkatini çekmeye başladığı görülmüştür.

Bundan böyle hem Keynesyenler hem de Monetaristler, stagflasyon olayının çözümü için ekonominin mikro yapısını daha iyi anlamamız gerektiğini ortaya koymuşlardır. İşte günümüz ekonomik olaylarının çözümü için hem makro hem de mikro ekonomi araçlarını kullanma zorunluluğu, böyle bir anlayışın sonucu olarak ortaya çıkmıştır.

Stagflasyonla mücadelede, geleneksel maliye politikası araçlarının kullanılması, olayın ortaya çıkış kaynak ve türlerinin ve de bunların ekonomideki etkinlik derecelerinin belirlenmesi kaçınılmazdır. Bu belirleme yapıldıktan sonra, mevcut araçlarla istikrarsızlığın kaynağına inilebilecektir. Bu araçlar bilindiği gibi vergi, harcama, borçlanma ve bütçe politikası araçlarıdır.

Ayrıca stagflasyon olayı, işsizlik sorununu da kapsamında bulundurduğu için, stagflasyonla mücadele programları içinde ücret ve fiyat kontrolleri, sektörel ve bölgesel farklılıkların giderilmesi benzeri önlemler alınabilir.

Gelirler Politikası

Bir ekonomideki fiyat ve ücret artışlarına karşı uygulanması düşünülebilecek politikalardan biri, ücret ve fiyatların oluşum sürecine doğrudan doğruya müdahale etmektir.

Gelirler politikası, geniş kapsamlı bir kavramdır ve kamu harcamalarıyla vergileri değiştirmeksizin, toplam talebi azaltmaksızın ekonomideki enflasyonist baskıları önlemek amacıyla alınan birçok önlemi tanımlamak için kullanılmaktadır. Gerçekten gelirler politikası, artan fiyat ve ücretleri azaltmak için firma ve sendikaları ikna etmeye çalışmaktan, kabul edilebilir çeşitli fiyat ve ücret artışları için çeşitli göstergeler geliştirmeye ve sonuçta fiyat ve ücretlerin genel olarak dondurulmasına kadar çeşitli önlemleri kapsamaktadır.

Gelirler politikası içinde, yasal olarak fiyat tavanları belirlemek ve bunlara uymayanları cezalandırmak şeklinde uygulanan fiyat ve ücretlerin dondurulması önlemi, diğerlerine kıyasla en kısıtlayıcı olanıdır ve enflasyonu kesin olarak aşağıya çekebilmektedir. O zaman niçin bu yolla enflasyondan kurtulunamamaktadır? Bunun nedeni, eğer ekonomide kaynakların optimum dağılımı isteniyorsa, ücret ve fiyatların değişmesi gerektiği düşüncesidir.

Bir enflasyonla mücadele politikasının amacı, ortalama fiyat artış oranını, fiyatların kaynak dağılımındaki rolüne müdahale etmeden azaltmaya çalışmak olmalıdır. Kısa bir dönem için fiyat ve ücretlerin dondurulması nedeniyle bozulan kaynak dağılımı çok küçük olabilir ve fazla maliyetli de değildir. Ancak ücret ve fiyatların uzun süre sabit tutulması durumunda, emek ve mal piyasalarında anormallikler (bozukluklar) ortaya çıkacaktır.

Vergi Temelli Gelir Politikası

Vergi temelli gelir politikaları, daha düşük parasal ücret artışlarını öneren ve kabullenen firmalarla, işçileri mükafatlandıran; aşırı ücret artışlarını öneren ve kabullenen firmalarla, işçileri cezalandıran bir vergi sisteminin kullanımıdır.

Bu sistemde ücretleri belli bir sınırda tutan firmalara ve işçileri vergi azaltılması yoluyla mükafatlandırılmakta, aksine aşırı ücret artışları öneren ve alan firmalarla işçiler, yüksek vergiler yoluyla cezalandırılmaktadır. Böylece vergi temelli gelir politikaları, düşük parasal ücret ve fiyat artışlarını daha cazip, aşırı parasal ücret ve fiyat artışların daha az cazip kılarak nispi fiyatları değiştirmeyi planlamaktadır.

İndeksleme

Gelir vergisinin, özel ücret sözleşmelerinin, işsizlik tazminatlarının ve sosyal güvenlik yardımlarının cari enflasyon oranına göre indekslenmesinin, enflasyon oranında beklenmeyen bir azalmanın maliyeti olarak gösterilen işsizlik oranını düşüreceği ileri sürülmektedir. Çünkü enflasyon oranında beklenilmeyen bir azalmanın, ekonomide işsizliği artırmasının bir nedeni, ücret sözleşmelerinin parasal olarak sabit olmasıdır.

Üç yıllık bir ücret sözleşmesi, beklenen bir enflasyon oranını kapsamaktadır. Bu durumda, eğer cari enflasyon oranı beklenen enflasyon oranının altında ise, ücret maliyetleri, mal ve hizmet fiyatlarından daha hızlı artacak ve daha az emek gücü istihdam edecektir. Ancak, parasal ücretler, enflasyon oranına indekslenirse, parasal ücretlerdeki artış oranı, enflasyon oranındaki azalmaya otomatik olarak karşılık verecektir.

Üretim Teşvikleri Politikası

Bazı ekonomistler, özellikle arz yönlü ekonomistler, üretken faaliyetler üzerinden alınan yüksek oranlı vergilerin, toplam arzı ciddi bir biçimde etkilediğine inanmaktadırlar. Onlara göre, uygulanacak bir vergi azaltılması programı, ekonomide çalışmayı, tasarrufu, yatırımı, üretkenliği ve toplam arzı teşvik edecek ve böylece stagflasyon olayının çözümüne yardımcı olabilecektir.

Kamu harcamalarının toplam arz üzerindeki etkisi ise, teşvikler üzerinde ters yönlü bir etkiye sahip olduğu için daha farklı olacaktır. Çünkü, artan kamu harcamaları, borçlanma ile finanse edildiği takdirde, ödünç verilebilir fonlar piyasasından fon çekildiği için, faiz oranları yükselmekte ve özel yatırım harcamaları azalabilmektedir. Bu durumda, zamanla, ekonominin sermaye birikim oranının azalacağı ve bu nedenle ekonomik büyümenin gecikebileceği açıktır.

Borçlanmaya seçenek olarak, kamu harcamalarının, üreticilerin gelirleri üzerinden alınan vergilerle finanse edildiği durumda ise, teşvikler ortadan kalkacak, vergilenebilir üretken faaliyetlerin fırsat maliyeti artarsa, karar vericiler daha çok birinciyi tercih edeceklerdir. Burada önemli olan soru, bu ikâme etkisinin ne kadar önemli olduğudur.

Konsolidasyon
Sözlük anlamı takviye, tahkim, berkitme, sağlamlaştırmadır. Genellikle kısa vadeli bir devlet borcunun yerini uzun vadeli bir borcun alması anlamını taşır. Devletin vadesi gelmiş olan kısa vadeli (dalgalı) borçları ödeme imkânına sahip olmaması halinde, tahkim yoluna başvurulur.

Konsolidasyon işlemi "ihtiyari" ve "cebri" olmak üzere iki türlüdür. İhtiyari tahkimde bireyler, kısa vadeli borcun yerine piyasaya sür.len yeni borç tahvillerini alıp almamakta serbesttirler. Devlet, uzun vadeli borç tahvillerini piyasaya sürer ve bankalardan sağladığı gelirle kısa vadeli borçları öderü Ya da devlet kısa vadeli borç tahvillerini para olarak kabul eder ve ellerinde bu tahvilden bulunduranlar, bunları daha yüksek faizli yeni tahvillerle değiştirebilirler.

Cebri tahkimde bireylere tercih hakkı tanınmaz; devlet, tek taraflı olarak, kısa vadeli borç tahvili yerine uzun vadeli borç tahvilini geçirir. Böyle bir durumda yeni tahvilleri ilginç veya üstün kılacak şartlar aslında fazla önemli değildir. Ancak, politik düşüncelerle, devlet yine de bazı avantajlar sağlamak yoluna gider.

Devalüasyon
Dış dengeyi sağlamak için başvurulacak yollardan biri de ulusal paranın dış değerinin düşürülmesidir. Devalüasyonun amacı, ithalatı pahalılandırıp, ihracatı ucuzlatmak ve böylece döviz girişini çıkışına göre hızlandırmaktır. Dış ödemelerinde açık veren, yani ihracatı ithalatından az olan ülke, ulusal paranın dış değerini indirerek ihracatını artırıp ithalatını azaltabilir. Sonuç olarak da dış denge sağlanır ve açık kapanır.

Devalüasyonun dövizle ifade edilen değer olarak, ihracatı artırıp ithalatı daraltması için, bazı koşulların varlığı gereklidir. Devalüasyon yapılan ülkede ihraç malları arzı elastik değilse (yani ihraç malları üretimi ve arzı, fiyatlar yükselse de kolaylıkla artırılamıyorsa), para ayarlamasının ihracat artırıcı etkisi doğmaz.

Ülkenin ihraç mallarına olan dış talep elastikliği uygun değilse (yani yabancılar için söz konusu ülkenin ihraç malları fiyatlarının düşmesi fazla bir anlam ifade etmiyorsa), ihracat miktar olarak genişlese de, ihracattan elde edilen dövizde bir artış beklenemez.

Söz konusu ülkenin ithal malları talep elastikliği düşükse (yani ithal malları zorunlu ihtiyaç malları ise ya da halkın yabancı mallara karşı özel bir güveni, rağbeti ve tutkusu varsa), fiyatlar yükseldiği zaman ithalat miktar olarak daralsa da, ithalat için harcanan döviz azalmaz.

Revalüasyon
Reevalüasyon ya da revalüasyon, paranın dış değerinin yükseltilmesidir.

Dış denge

1960’lı yıllardan sonra “dış fazlalık” artık ideal bir hedef olarak gözükmemektedir. Çünkü dış fazlalık rezerv birikimine yol açarak ticari partönerlerin koruma tepkilerine yol açmakta, ticari ilişkileri bozmaktadır. Ayrıca bu durum, alacaklı ülke parasının olduğundan daha az değerlendirilmesine yol açarak, anahtar paralara karşı ve ulusal para lehine spekülasyonlara neden olmakta, uluslararası para sisteminde kararsızlık doğurmaktadır.

Dış fazlalık, borçlu ülkelerin ithalatını kısıtlamalarına neden olarak, büyümelerini durdurmaktadır. Bu açıdan bakıldığında revalüasyon, dış fazlalıkların olumsuz sonuçlarını şu yollarla yok etmektedir:

Ulusal malların pahalılaşmasına neden olarak ihracatı azaltmaktadır.
Yabancı malları ucuzlatarak ithalatı artırmaktadır.
Spekülatif fonların yeniden ülke dışına yönelmesine neden olmaktadır.
İç Denge

Kronik bir dış fazlalık durumu, para politikasının klasik araçlarının etkilerini yok edecek şekilde bir “ithal edilmiş enflasyon” faktörü oluşturabilir. Teorik olarak ithal edilmiş enflasyon, dış mübadelelerin durumundan iç fiyatların artmasıdır. Enflasyonu ithal etmenin üç yolu vardır:

Likidite etkisi: Likidite Teorisi'ne göre ithal edilmiş ennfasyon ile döviz girişleri arasında çok yakın ilişki vardır. Döviz akımları sonucunda kullanılabilir para miktarının artması, iç fiyatları arttırmaktadır.

Gelir etkisi: Dış fazlalık, sermaye ihracıyla veya aynı tutarda bir net iç tasarrufla telafi edilmediği takdirde enflasyonist etki yaratır.

Dış fiyatların direkt etkisi: Dışa açık ekonomilerde ulusal firmaların dış piyasalarda daha yüksek fiyatlar elde etmesi, bunların kârlılıklarını artırarak daha yüksek ücretler ödemelerine neden olmaktadır. Böylece ihracat fiyatları kanalıyla fiyat artışları içeriye aktarılmaktadır. Aynı şekilde ithalat fiyatlarının artması kanalıyla da enflasyon, maliyet enflasyonu olarak aktarılmaktadır.

Bütün bu durumlarda revalüasyon, ihracatın hacmini ve sermaye girişlerini, dolayısıyla likidite düzeyini ve iç talebi kısmak için kullanılabilecektir. Revalüasyon oranının belirlenmesinde para otoritelerini en çok tedirgin eden konu, bu operasyonun içerde yaratacağı deflasyonist etkinin derecesi olmaktadır.

Tarihteki önemli revalüasyonlar olarak 1946’da İsveç Kronu’nun ve Kanada Doları’nın, 1961 ve 1969’da Alman Markı’nın revalüasyonları sayılabilir.

Stopaj
Bir tür vergi alma yöntemi. Bu yöntemde vergi, borcu olan mükellefin kendisi tarafından değil, aracı konumdaki üçüncü bir kişi tarafından ödenir. Vergi dairesinin işini büyük ölçüde azaltan bu yöntem vergi kaçakçılığına imkan vermemesi açısından önemlidir.

Tröst
Firmaların tek yönetim altında gruplaşmasıyla tröstler meydana gelir. Tröstler 19. yüzyılda ABD'de ortaya çıkmış ve gelişmiştir. Tröstlerin piyasada egemenlik kurması ve piyasayı etkilemesi o derece ileri bir düzeye varmıştır ki, sonuçta antitröst yasalar ortaya çıkmıştır.

Tröstler, ticari veya sınai işletmelerin piyasada daha güçlü olabilmeleri, daha çok kâr sağlamak amacıyla gerek mali ve gerekse yönetim bakımından daha büyük kuruluşlar haline gelmeleridir.

Tröstler rakip kuruluşları piyasadan uzaklaştırmak için çeşitli yöntemler kullanabilirler. Faaliyette bulunan rakip işletmeyi zayıf duruma sokmak ve sonuçta ortadan kaldırmak veya rakip işletmeyi kendine bağımlı bir duruma getirmek gibi. Tröstlerin en çok faaliyet gösterdikleri alanlar şunlardır: Petrol, madenler, otomobil, uçak, gıda, ulaştırma, büyük mağazalar vb.

Hukuksal yapı bakımından tröstler genellikle üç grupta toplanabilir:

Voting tröst: Bu çeşit tröstler hisse senedi sahiplerine ait hakların başkalarına devredilmesiyle ortaya çıkmaktadır. Bir veya birkaç müteşebbis, hisse sahiplerinin ellerindeki senetleri almakta ve rey hakkını kendi hesaplarına kullanmaktadır. Böylece hisse sahiplerinden aldığı vekâletle girişimciler, kendi sermayelerini riziko altına sokmadan piyasada faaliyette bulunabilmektedir.

Füzyon veya kaynaşma: Voting tröstlerin yasa dışı ilan edilmesinden sonra, füzyonlar ortaya çıkmıştır. Bu çeşit tröstte, tröste dahil işletmelerin dağıldığı ve bunların yerine tek bir şirketin ortaya çıktığı görülmektedir. Dağılan şirketlerin hisse sahiplerine yeni şirketin hisseleri verilmektedir.

Holding: Bu sistemde şirketler hukuksal kişiliklerine ve bağımsızlıklarına sahiptir. Ancak bunların üzerindeki holdingin, şirketlerin hisse senetlerine sahip olması nedeniyle, bunları kontrol etmek ve yönetmek olanağı vardır.

Çağımızda tasarruf sahiplerinin paralarını işletmek üzere menkul hizmetler konusunda ihtisaslaşmış şirketlere yatırım tröstleri denmektedir. Yatırım tröstleri iki şekilde olabilir:

Investment trust company olarak adlandırılan şirketler piyasada kendi hisse senetlerini satar ve elde ettikleri gelirle başka şirketlere ait hisse senetleri ve tahviller satın alırlar. Böylece tröstün hisse senetlerine sahip olanlar diğer şirketlere de ortak olurlar.

Unit trust denen firmalar ise, piyasadan satın aldıkları hisse senetlerini ve tahvilleri verimliliklerine göre düzenleyerek, unit denen küçük hisseler şekline getirirler. Bu hisseler tasarruf sahipleri tarafından satın alındığında, tasarruf sahipleri ancak bunların gelirlerinden yararlanabilir, fakat hissedar durumuna geçemezler.

Yatırım tröstleri görüldüğü gibi küçük tasarruf sahiplerini spekülasyndan korumakta ve bu nedenle de ilgi görmektedir.

Ankonsinyasyon
Malın, komisyon karşılığında, komisyoncuya ya da tüccara bırakılması anlamına gelir. Mallar satılıncaya kadar vedia akti hükümleri uygulanır. Malları emanet alan kimse bunları kendi adına ve malı bırakan kişi hesabına satar. Bazen bir işletmenin acentesi de, işletme tarafından verilen malları ankonsinyasyon alır ve hatta bir miktar para da öder. Mallar satılınca hesaplaşılır ve komisyonunu alır.

İhracat sisteminde, konsinye satışlarda, yani kesin olarak satış yapılmadan komisyoncuya mal gönderilmesi hallerinde, minimum fiyatın satıcıya garanti edilmesi aranır. Minumum fiyatla satış fiyatı farkından giderlerin düşürülmesinden sonra kalan tutar, komisyoncu ile satıcı arasında paylaşılır. Bundan ötürü bu işlem, "ortak hesap ile satış" şeklinde nitelendirilir.

Füzyon
Füzyon, 1890'da, Amerikalı devlet adamı John Sherman'ın tröstler aleyhine kanun çıkarması üzerine, tröstlerin hukuki yapısında yapılan değişiklik sonucu ortaya çıkmıştır. Kaynaşma diye de adlandırılan bu yeni birleşme çeşidinde, dağılmış bulunan tröste dahil işletmeler, tek bir büyük şirket şeklinde ve tek yönetim altında birleştirilmiştir.

Dağılan şirketin hissedarlarına da yeni kurulan şirketin hisseleri verilmiştir. Rocekfeller gibi büyük işadamlarının sistemi, vergi yükü getirmesi, pahalı bürokratik işlemlere yol açması gibi nedenlerle eleştirmeleri üzerine yeni bir birleşme çeşidi olan holdingler ortaya çıkmıştır.

Hedging
Vadeli piyasa işlemlerinde fiyat değişikliklerinden zarara uğramamak için alıcının veya satıcının hedging yapması mümkündür. Bir bankanın müşterisine (1 dolar = 2,5 mark) hesabıyla bir ay vadeli dolar satışı yaptığını göz önüne getirelim. Sattığı doların miktarı 1 milyondur. Fiyat, satış anındaki kurdur; ancak dolarları bir ay sonra teslim edecektir. Vade tarihine değin dolar kuru 2,7 marka yükselirse, banka 200 bin mark zarara uğrayacaktır.

Bankalar, genellikle açık pozisyon riski altına girmezler. Müşterisine bir ay vadeli dolar satan banka, simultane, yani aynı anda yaptığı ikinci bir vadeli operasyonla 1 milyon dolar satın alır. Vade tarihinde dolar 2,7 marka yükselmiş olursa, birinci operasyondan uğrayacağı zararı ikincisinin kârı kapatır.

Makro Ekonomi
Makro ekonomiyle, geniş boyutlu ekonomi vurgulanır. Ekonominin bir bütün olarak işleyişiyle ilgilidir. Makro ekonomi, toplam büyüklüklerin çözümlemesi ile ilgilenir ve ulusal gelir, toplam talep ve arz, fiyat değişim oranı, büyüme, işsizlik ve parayla beraber ekonominin tümü üzerinde incelemeler yapar, ekonomik yaşamın devri akışına ilişkin sorularla uğraşır.

Ayrıca, toplam kaynakların kullanılış derecesini belirleyen öğeler, bu kullanım derecesinin zaman içinde değişme nedenleri, belirli bir dönemde ulusal gelirin hangi düzeyde belirleneceği, çalışmak isteyen herkesin iş bulup bulamayacağı, toplam tüketim ve toplam yatırım harcamalarının hangi öğelerin etkisi altında belirleneceği, fiyatlar genel düzeyinin ne olacağı, ödemeler dengesi güçlükleri, ekonomik büyüme oranı, ekonomik durgunluk, gelir ve zenginliğin dağılımı gibi sorun ve sorulara yanıt aramaktadır.

Ulusal gelirle istihdam ilişkisi, bu global değerin uzun süreli reel akımını dile getiren ekonomik büyüme ve bu hareketi oluşturan makro değişkenlerin tam kullanımıyla gönenç kayıplarının önlenmesi, ekonomi biliminin makro bölümünde çözümlenmektedir.

Makro ekonominin en önemli özelliği, bir araya getirilmiş-kümeleşmiş büyüklükleri konu almasıdır. Makro ekonominin kendisine konu yaptığı miktarlar heterojendir ve çeşitli mal ve hizmetler para değerleri üzerinden toplanmak yoluyla global değerlere varılmaktadır. Makro ekonomi, toplam harcama ve toplam yatırım dengesiyle, genel ekonomik dengeyi ele aldığı için bütünsel bir denge kuramı sayılmaktadır

Mikro Ekonomi
Mikro ekonomiyle dar boyutlu ekonomi vurgulanır. Mikro ekonomi kuramı; klasik ekonomistlerin geliştirdikleri bir yöntem olup, hane halkı ve firmalar gibi ayrı ayrı ekonomik birimlerin davranışlarındaki ayrıntılar üzerinde durur ve neler üretileceği, üretimin nasıl yapılacağı, kimler için üretim yapılacağı, maliyetler, işgücü, etkinlik ve bölüşüm konuları ile belirli piyasalardaki fiyatların oluşumu üzerinde durmaktadır.

Bir başka deyişle mikro ekonomi, bireylerin ve iyi tanımlanmış birey gruplarının ekonomik etkinliklerini inceler. Mikro ekonominin kendisine konu yaptığı miktarlar homojendir. Ayrıca mikro ekonomi, firma ve tüketici dengeleriyle, denge fiyatını incelediği için kısmi bir denge kuramıdır.

Oligopol
Ekonomide aynı ya da benzer malların, az sayıda firma tarafından üretildiği piyasa durumu. Tam rekabet ve monopol piyasa arasında bulunur. Temel özelliği, firmaların kararlarının birbirine bağlılığının yüksek olmasıdır.

Her firma, fiyatlarda oluşan değişikliğin diğer firmalar üzerinde yaratacağı etkiyi hesaplamak zorundadır. Oligopol durumunda bir firmanın satabileceği miktar, yalnızca malın fiyatına değil, diğer firmaların fiyatlarına da bağlıdır. Oligopol piyasalarda rekabet kendisini, reklam ve ürün farklılaştırması gibi fiyatdışı alanlarda gösterir.

Oligopol piyasada büyük ölçüde söz konusu olan risk ve belirsizliğin en aza indirilmesi yanında, karların yükseltilmesi amacıyla firmalar arasında genellikle gizli ya da açık anlaşmalar yapılır. Bu tip anlaşmaların en yaygın olanı fiyat rekabetini önlemek amacıyla yapılan anlaşmalardır.

Arbitraj
Menkul Kıymetler, kıymetli madenler, para, kıymetli evrak gibi değerlerin, iki piyasa arasındaki fiyat farklarından yararlanmak amacıyla fiyatların düşük olduğu yerlerden alınması, fiyatların yüksek olduğu yerlerde satılmasıdır. Ancak, arbitraj denildiği zaman genellikle kambiyo arbitrajı anlaşılmaktadır.

Kambiyo arbitrajı, çeşitli piyasalarda kote edilen dövizlerin kurları arasındaki farktan yararlanmak amacıyla yapılan alım-satım işlemidir. Arbitraj işlemi, genellikle kısa süreli bir işlem olup, bir dövizin bir piyasadan alınması ile başka bir piyasada satılması arasında geçen zaman dönemi oldukça kısadır.

Arbitraj işlemi, döviz borçlarının en az maliyetle ödenmesi, alacaklarının ise en fazla para ile tahsili olanağını sağlar. Arbitraj işlemi ile sağlanan kâr, çoğunlukla oldukça küçüktür. Bankalar bu tür işlemlere çok rağbet ettiklerinden, çeşitli piyasaların kurları, arbitraj işlemleri sonucu birbirine yaklaşmakta, aradaki fark, çoğunlukla ulaşım giderlerini karşılayacak düzeylere düşmektedir. Bu bakımdan arbitraj işleminden önemli ölçüde kâr sağlanabilmesi, işlemin büyük ölçeklerde yapılmasına bağlıdır, ancak bu da arbitraj işleminin riskini artırır.

Dolaysız (Vasıtasız) Arbitraj

İki piyasa arasında karşılıklı olarak ve kendi paraları üzerinden doğrudan doğruya yapılan arbitraj işlemine "dolaysız arbitraj" denir. Bunu bir örnekle açıklayalım. 1 İngiliz Sterlini’nin (Pound) ABD Doları karşısındaki kuru New York’ta, 1,8000 ABD Doları, Londra’da ise 1,8001 ABD Dolarıdır. Bu durumda İngiliz Sterlini’nin ABD Doları karşısındaki fiyatı Londra’da, New York’takinden daha yüksektir. Bunun sonucu olarak, New York’ta dolar satarak sterlin almak ve Londra’da sterlin satarak dolar almak kârlı bir iştir.

New York’ta sterlin satın alınması bu piyasada dolara karşı sterlinin fiyatını artıracaktır. Londra’da ise, aksi yönde gelişme olarak, sterlinin dolar karşısındaki fiyatı düşecektir. Bu süre, her iki yerde, iki dövizin fiyatı (kuru) eşitlenene kadar sürecektir. İki farklı yerde dövizlerin alım ve satım işlemi esas olarak "düşük al-yüksek sat" ilkesine dayanmaktadır.

Dolaylı (Vasıtalı) Arbitraj

Dolaysız arbitrajda iki olan ülke ve para sayısı dolaylı arbitrajda en az üçe yükselir. Aynı paranın, değişik yabancı piyasalardaki kurlarının birbirlerinden farklı olmasından yararlanılarak, başka bir piyasadan alınıp diğer bir piyasada satılmasıdır.

Örneğin, Amsterdam’da İsviçre Frangı’nın şorin cinsinden fiyatı New York’ta dolar olarak ifade edilmiş olan fiyatından yüksekse New York’ta dolar ile İsviçre Frangı satın almak ve Amsterdam’da İsviçre Frangı satarak şorin almak, daha sonra da şorini satarak dolar almak kârlı olacaktır.

Mekan Arbitrajı

Burada, farklı piyasalarda aynı zamanda mevcut kur farkları arasındaki farklardan yararlanmak amacıyla arbitraj yapılması söz konusudur. Yukarıda dolaysız ve dolaylı arbitraja ilişkin olarak verilen örnekler böyledir.

Zaman Arbitrajı

Burada, farklı vadeler için olası marjlar arasındaki farklılıklardan yararlanmak amacıyla arbitraj yapılması söz konusudur.

Faiz Arbitrajı

Farklı paraların kısa süreli yatırımlarının gelirleri arasındaki farklılıklardan yararlanmak amacıyla yapılan arbitraj işlemidir. Bu tür arbitraj da Covered ve Uncovered (spekülatif) olmak üzere ikiye ayrılır. Serbest piyasa ekonomisinin geçerli olduğu bir dünyada faiz oranları, teorik olarak bütün dünyada birbirine eşitlenir. Ancak böylesi bir dünya varsayımsal olduğundan, bir paranın faiz oranı, başka bir paranın faiz oranından yüksek olabilir. Böylece, parasını daha yüksek faiz oranına sahip paraya yatırmak isteyenler arbitraj işlemine başvuracaklardır.

Kambiyo kontrol rejiminin uygulandığı ülkelerde arbitraj işlemleri kontrol rejiminin sıklığına koşut olarak ya yapılamaz ya da çok kısıtlı bir şekilde yapılır. Ülkemizde bankalar, kendilerine döviz pozisyonu tutma yetkisinin tanınması ile birlikte arbitraj yapma olanağına sahip olmuşlardır. Bankalarımız arbitraj işlemlerini ya kendileri için ya da müşterilerinin dış ticaret işlemleri için gereksinme duydukları döviz türünü sağlamak

Deflasyon
Açık ya da baskı altında tutulan enflasyon durumlarında, paranın satın alma gücünü stabilize etmek ya da yükseltmek için uygulanan ekonomik ve mali tedbirlere verilen addır.

Kredi deflasyonunda reeskont oranının yükseltilmesi, mevduat zorunlu karşılıklarının yükseltilmesi, kredi kontenjanlarının düşürülmesi ve açık piyasa işlemlerinin yapıldığı ülkelerde merkez bankasının portföyünde bulunan kıymetli evrakın piyasaya sürülmesi yoluyla krediyi daraltıcı bir politika izlenmelidir

*


Gabriella 20 Mart 2008 21:40

Açık Bono Nedir? Açık Bono Hakkında
 
Bir kıymetli evrak olan bononun taşıması gereken unsurlardan birisi, kayıtsız şartsız muayyen bir bedeli ödeme vaadinin bulunmasıdır. Bu nedenle belirli bir miktar ödeme vaadi taşımayan bonolar geçerli değildir.

Ticari hayatta çeşitli nedenlerle bononun taşıması gereken diğer unsurları taşıyan, ancak ödeme vaadinin miktar (para) kısmı boş bırakılan bonolar düzenlenebilmektedir. İşte para kısmı ileride doldurulmak üzere boş bırakılarak düzenlenen bonolara açık bono denir.

Tarafların anlaşmalarına ve hüküm bağladıkları olayların gerçekleşmesine göre, açık bononun para kısmı doldurularak şekli unsurları tamamlanmaktadır.

Ekonomi name


Gabriella 20 Mart 2008 21:41

Anatosizm Nedir? Anatosizm Hakkında
 
Eski Yunanca'daki ana ve tokos sözcüklerinin bileşimidir. Ana "yineleyen-doğurgan" demektir. Tokos, "faiz"dir. Anatosizm, "faizin faiz doğurması" anlamındadır.

Anatosizm, faizin hesap dönemi sonunda anaparaya eklenerek işletilmesidir. Bir başka deyişle, faizin kapitalizasyonudur. Bileşik faiz yönteminin işletilen paraya uygulanmasıdır.

Ekonomi Name


Gabriella 20 Mart 2008 21:42

Ankes Nedir? Ankes Hakkında
 
Taahhütleri karşılamak üzere bulundurulan nakit rezervdir. Türk bankacılık uygulamasında ankes oranı disponibilite oranından farklı anlamda kullanılmakta ve disponibilite oranından daha dar bir likidite nispetini ifade etmektedir.

Disponibilite kapsamına kasa mevcutları yanında T.C. Merkez Bankası nezdinde tutulan serbest tevdiat, Devlet İç İstikraz Tahvilleri, kullanılmamış reeskont kredileri gibi bazı aktif değerler de dahil olurken ankes durumu daha ziyade sadece banka kasasındaki nakit imkânı kapsamına almaktadır.

14.1.1970 tarih ve 1211 sayılı T.C. Merkez Bankası Kanunu'nun 40. maddesi (6.12.1984 tarih, 3098 sayılı Kanun ile değiştirilen şekli) ile bankaların taahhütlerine karşı bulunduracakları umumi disponibilitenin nitelik ve oranının gerektiğinde T.C. Merkez Bankası tarafından tespit edilmesi kararlaştırılmıştır.

Faaliyetteki bankalar tespit edilen oranlara uymak zorundadırlar. Buna uyulmaması durumunda, T.C. Merkez Bankası, disponibilite oranını eksik tesis eden bankalara eksik tesis olunan disponibl değerler üzerinden, bu hususta belirleyeceği esas ve şartlara göre cezai faiz tahakkuk ettirir. "ltın ankesi" merkez bankalarının emisyona karşılık olarak bulundurdukları kıymetli maden rezervidir.

Ekonomi Name


Gabriella 20 Mart 2008 21:45

Açığa İmza Nedir?
 
Bir senet veya belge metninin tamamen veya kısmen yazılmasından önce ilgililere imzalatılmasıdır. Mali portesi, vadesi ya da ödeme koşulları sonra yazılmak üzere açık bırakılarak sözleşme imzalanmasına, iş hayatında rastlanabilir. Yahut sözlü anlaşma yapıldıktan sonra, taraflardan biri boş kağıdı imzalayıp diğer tarafa tevdi edebilir.

Açığa imza, karşı tarafa mutlak güven beslendiği ya da zorunluluk nedeniyle başka türlü harekete imkân bulunmadığı durumlarda söz konusu olabilir. İlkel psikolojili kişilerin gösteriş arzusu veya sorumsuz zihniyet etkisi altında açığa imza verdikleri de, tatbikatta görülmüştür.

Ekonomi Name


Gabriella 21 Mart 2008 12:51

ADX Nedir?,ADX Hakkında
 
ADX, piyasanın trend döneminde olmadığı bölümleri ayıklayan ve trendin gücünü belirten bir göstergedir. Trend izleyen göstergeler, piyasalar trend durumunda değilken bazı problemlerle karşı karşıya kalırlar. ADX bize piyasanın trend durumu belirttiği için, trend oluşmamış durumlarda hatalı yatırım yapmamızı engeller.

ADX, sadece piyasanın yön tutup tutmadığını belirtir, hangi yönde hareket edeceği hakkında bilgi vermez. ADX değeri ne kadar büyük ise trend de o kadar güçlü demektir. ADX'in düşük seviyelerden yükselmeye başlaması yeni bir trendin doğacağı anlamına gelir. Yüksek seviyelerden düşmeye başlaması ise piyasanın bir süre için konsolidasyon dönemine gireceği şeklinde yorumlanabilir.

Ekonomi Sitesi


Gabriella 21 Mart 2008 12:52

ATR Nedir? ,ATR Hakkında
 
ATR piyasanın hareketliliğinin derecesini belirten bir göstergedir. Yüksek ATR değeri, genellikle, panik satışlar sonrasında oluşan dip noktalarda görülür. Düşük ATR değeri ise piyasanın yüksek değerlere ulaştıktan sonra girildiği uzun süreli konsolidasyon dönemlerinde gözlenir. ATR, diğer hareketlilik göstergeleriyle (Standart sapma) aynı şekilde yorumlanabilir.

Alıntı


Gabriella 21 Mart 2008 12:53

Envelope Nedir?,Envelope Hakkında
 
Envelope iki tane hareketli ortalamadan oluşur. Bir hareketli ortalama yukarı, diğeri ise aşağı kaydırılır. Envelope, bir piyasanın normal işlem görme bandının alt ve üst sınırlarını belirler. Üst banda ulaşıldığında satış, alt banda ulaşıldığında ise alış sinyali üretilir.

Bantların aşağı ve yukarı kaydırma oranları hareketliliğine göre değişir. Piyasa ne kadar hareketli ise kaydırma oranlarının o kadar yüksek olması gerekir. Fiyatlar bantlara değdikten sonra daha gerçekçi seviyelere gelme eğilimindedir. Bollinger Bands ile aşağı yukarı aynı şekilde yorumlanabilir.

Ekonomi ismi


Bia 20 Haziran 2008 16:08

Makro Ekonomi
 
Makro Ekonomi

Makro ekonomiyle, geniş boyutlu ekonomi vurgulanır. Ekonominin bir bütün olarak işleyişiyle ilgilidir. Makro ekonomi, toplam büyüklüklerin çözümlemesi ile ilgilenir ve ulusal gelir, toplam talep ve arz, fiyat değişim oranı, büyüme, işsizlik ve parayla beraber ekonominin tümü üzerinde incelemeler yapar, ekonomik yaşamın devri akışına ilişkin sorularla uğraşır.

Ayrıca, toplam kaynakların kullanılış derecesini belirleyen öğeler, bu kullanım derecesinin zaman içinde değişme nedenleri, belirli bir dönemde ulusal gelirin hangi düzeyde belirleneceği, çalışmak isteyen herkesin iş bulup bulamayacağı, toplam tüketim ve toplam yatırım harcamalarının hangi öğelerin etkisi altında belirleneceği, fiyatlar genel düzeyinin ne olacağı, ödemeler dengesi güçlükleri, ekonomik büyüme oranı, ekonomik durgunluk, gelir ve zenginliğin dağılımı gibi sorun ve sorulara yanıt aramaktadır.

Ulusal gelirle istihdam ilişkisi, bu global değerin uzun süreli reel akımını dile getiren ekonomik büyüme ve bu hareketi oluşturan makro değişkenlerin tam kullanımıyla gönenç kayıplarının önlenmesi, ekonomi biliminin makro bölümünde çözümlenmektedir.

Makro ekonominin en önemli özelliği, bir araya getirilmiş-kümeleşmiş büyüklükleri konu almasıdır. Makro ekonominin kendisine konu yaptığı miktarlar heterojendir ve çeşitli mal ve hizmetler para değerleri üzerinden toplanmak yoluyla global değerlere varılmaktadır. Makro ekonomi, toplam harcama ve toplam yatırım dengesiyle, genel ekonomik dengeyi ele aldığı için bütünsel bir denge kuramı sayılmaktadır.


erd_drknght 15 Ocak 2010 03:05

Çifte açık
 
Ekonomide bütçe açığı ile dış denge açığının bir arada görülmesidir

Bütçe açığı: Devletin gelirleri ve giderleri arasındaki farktır

Dış denge açığı: Cari açıktır, ithalat ve ihracat arasındaki farktan oluşur


nötrino 10 Ağustos 2011 13:40

Ekonomi Terimleri Sözlüğü
 
Açıklamalı Türkçe Ekonomi Terimleri Sözlüğü

Atomisite Varsayımı: Alıcı ve satıcı sayısının hiçbirinin tek başına piyasayı etkileyemeyeceği kadar çok olması.

Büyümenin Avantajları: Büyüyen firma bölünmez faktörlerden daha iyi yararlanır, Firma büyüdükçe uzmanlaşmaya daha çok önem verebilecektir, Büyüyen firma üretim için gerekli girdileri daha ucuza satın alabilecektir.

Deflasyon: Mal ve hizmetlerin fiyatlarını temsil eden fiyatlar genel seviyesindeki düzenli ve sürekli azalma veya düşüş ise deflasyon olarak adlandırılır. Örneğin, Japonya son 7 yıldır deflasyon sorunu yaşamaktadır. Bir ulusal ekonominin enflasyon veya deflasyon tehdidinde olup olmadığı, oluşturulan fiyat indeksleri ile hesap edilir. Türkiye'de bu hesaplama, Tüketici Fiyatları İndeksi TÜFE ve Toptan Eşya Fiyatları İndeksi TEFE kullanılarak hesap edilmektedir.

Değer: Kullandığımız mal ve hizmetlere verilen subjektif değer.parasal değer=fiyat*miktar, : Mal ve hizmetlere verilen öneme değer denir. Birey ve/veya toplum, bir mal veya hizmetin değerini, o mal ve hizmetin sağladığı fayda, o mal veya hizmetin yeryüzünde bol veya kıt olması ve o mal ve hizmetin kalitesine bağlı olarak tayin eder. Eğer, bir malın değeri salt sağladığı fayda ile ölçülebiliyor olsa idi, suyun elmasdan daha değerli olması gerekirdi. Ancak, insanoğlu bir malın değerini belirlerken, bir mal ve hizmete tüketiciler ne kadar sınırlı ölçüde ulaşabiliyor ise, o ölçüde değer vermektedir. Yani, insanoğlunun bencil olması, sınırlı sayıda mal veya hizmete daha yüksek bir değer biçilmesine neden oluşturmaktadır. Dolayısı ile, malın sağladığı fayda, malın bol veya kıt olması ve malın kalitesi, yani üç farklı unsurun birleşimi malın değerinin belirlenmesini sağlamaktadır.

Denge Fiyatı: bir malın fiyatı, arz ve talebin birbirine eşit olduğu yerde oluşur. Arz ve talep şedüllerinden biri değişmediği sürece bu fiyet geçerliliğini korur. Bu nedenle bu fiyata denge fiyatı diyoruz.

Devalüasyon: Bir ülkenin para biriminin ulusal sınırlar içerisinde enflasyon nedeniyle değer yitirmesi sonucu, ülkenin para biriminin değerinin yabancı paralar karşısında değerinin ayarlanması ve bu nedenle ülkenin yerel para birimi cinsinden döviz kurlarının değer kazanması sürecine devalüasyon denir.

Diğer Şartlar Sabittir Varsayımı : Bir iktisadi olguyu etkileyen çok sayıda faktörden sadece bir tanesinin değiştiği, diğer faktörlerin ise değişmediği varsayımı.

Devlet : Ekonomide gerekli düzenlemeleri yapan, piyasalara üretici ve tüketici olarak katılabilen ve de vergi toplama ayrıcalığına sahip oluşum.

Durgunluk, Resesyon, Depresyon: Eğer, bir ulusal ekonomide ekonomik büyüme yavaşlıyor ise bu durum durgunluk (stagnation) olarak tanımlanır. Kabul edilebilir ölçüde kısa bir zaman dilimi için (6 ay ile 1 yıl arası) ekonomik büyümede bir gerileme yaşanır ise bu durum resesyon olarak tanımlanmaktadır. Ancak, eğer ekonomik büyümede gözlemlenen gerileme şiddetli ve derin ise ve uzun bir zaman dilimini kapsıyor ise, bu tür bir gerilemeyi depresyon olarak tanımlıyoruz. Örneğin, 1929 Buhranı gibi.

Düşük Mallar: (patates,ekmek..) Bazı malların fiyatı yükselirse talebi hiç azalmayabilir (nişan yüzüğü ,hayati önem taşıyan ilaçlar..) Bazı malların fiyatı yükseldiğinde talepleri artar (marka mallar) Zemberek etkisi belli bir yaşam düzeyine ulaşan kimse, geliri düştüğünde tüketimini çok zor azaltabilir.

Ekonomik Analiz : Gerçeklerden ilkeler veya teoriler türetme işlemidir.

Ekonomik Etkinlik: Üretim faktörlerinin kullanılmasıdır.

Ekonomik etkinliğin özelliği: Ekonomik etkinlik mal ve hizmet elde etmeye yöneliktir,emek ve zamanı gerekli kılar,bir seçişe dayanır,ölçülü ve hesaplı yani rasyonel kabul edilir.

Ekonomik Sorular: Üç Temel Sorun

1-Hangi mallar ne miktarlarda üretilmelidir?
2-Bu mallar hangi yöntemlerle üretilmelidir?
3-Bu mallar kimin için üretilmelidir?

Enflasyon: Bir ulusal ekonomide, fiyatlar genel seviyesinin veya düzeyinin düzenli ve sürekli olarak artması veya yükselmesi sürecine enflasyon denir. Enflasyon, Latince Inflatio; yani şişkinlik kelimesinden türetilerek oluşturulmuş bir kavramdır

Esneklik: Herhangi bir bağımlı değişkenin bağımsız değişkendeki değişimine olan duyarlılığını ölçen birime elastikiyet denir.

Esnekliği etkileyen öğeler(talebi): 1-ikame mal varlığı, 2-malın gereksinimi karşılama özelliği, 3-malın fiyatının gelirdeki payı, 4-zaman, 5-malın kullanım alanları.

Eş Ürün Eğrileri: Birbirini kesmezler, Eğimi negatiftir, Orjine dış bükeydir

Fayda: Mal veya hizmetlerin herhengi bir ihtiyacı giderebilme yeteneği veya derecesidir.Tüketici herhangi bir malı kullandığında bundan bir tatmin elde eder. Tüketicinin elde ettiği bu tatmine “fayda” diyoruz. Örneğin, vücudumuzun temel ihtiyaçlarını karşılama özelliğine sahip olan su faydalıdır. Fayda bir başka açıdan, herhangi bir mal ve hizmetin, taşıdığı özelliklere bağlı olarak, her hangi bir ihtiyacı giderebilme yeteneği ise, her tüketicinin aynı maldan elde ettiği fayda farklılık gösterebilir.

Firmalar : Üretici kaynakları kullanan ve ne üretileceğini kararlaştıran şahıs şirketinden devlete kadar bütün üretici birimlerdir.

Fiyat Farklılaştırması: Düşük fiyat ödeyebilen tüketicilerle, yüksek gelir grubundaki tüketicilerin talepleri fiyat farklılaştırması yoluyla karşılanır.

Fiyat Teorisi: Fiyat herhangi bir malın mübadele veya değiş tokuş değeridir. Uygarlık tarihi boyunca insanoğlu malların ve hizmetlerin değerlerinin kökenlerini ve değerlerinin birbirlerinden farklı oluşlarının nedenlerini merak etmişlerdir. Fiyat teorisi de, mal ve hizmet fiyatlarının nasıl oluştuğunun analiz edilmesidir.

Gelir Etkisi: Diğer tüm değişkenler sabit iken,bir malın fiyatı arttığı zaman,gelir sabit olduğu için,satın alma gücü azalır.

Gelir: Bir ekonominin zaman içinde belli bir dönemde gelen değerler toplamı.

Gereksinme: elde edildiğinde mutluluk,elde edilmediğinde mutsuzluluk veren psikolojik duygular bütünüdür.

Girişim ve Çalışma Özgürlüğü:Kişilerin dilediği gibi ticari faaliyetlerde bulunması.

Hane Halkı : Aynı çatı altında yaşayan ve ortak finanssal kararlar alan tüm insanlardır.

Hizmet : İhtiyaçları tatmin etmesine karşın maddi özelliği olmayan şeylerdir
-Kişisel Hizmet: Berber,dişçi,hizmetçi,
-Ticari Hizmet:üretim organizasyonu oluşturan birimlerin sundukları hizmettir.ulaşım,bankacılık,ticaret,

Hipotez : İki değişkenin birbiriyle nasıl ilişkili olduğunu belirleyen koşullu önermedir.Örnek : bir malın fiyatı arttığında satın alınmak istenen miktarı azalır hipotezi.

İhtiyaç : İhtiyaç, karşılanmadığı zaman acı ve üzüntü, karşılandığında ise mutluluk (haz) veren bir duygudur. İnsanın hayatta kalabilmesi için mutlaka karşılanması gereken ihtiyaçlara (soluma, gıda, giyinme, barınma, savunma vb.) “hayati”; “biyolojik” veya zorunlu ihtiyaçlar, bu kapsama girmeyenlere ise kültürel ve sosyal ihtiyaçlar adı verilir. Bu süreç, İhtiyaçlar Hiyerarşisi veya İhtiyaçlar Piramidi ile açıklanmaya çalışılmıştır. Piramidin tabanında, zorunlu, piramidin orta bölümünde kültürel ve piramidin tepesinde sosyal ihtiyaçlar yer almaktadır.

İkame Mal: Birbirinin yerine kullanılabilen mallar. (zeytin yağı, ayçiçek yağı)

İktisat : Bireyler ve toplumların sahip oldukları sınırlı kaynakları, sınırsız olan ihtiyaçlarını karşılamak için nasıl dağıttıklarının incelenmesidir.
1-İktisat bir sosyal bilimdir, 2-İktisat analitiktir, 3-İktisat, insan davranışının sadece iktisadi yönünü seçip inceler, 4-İktisat, malların tüketimi ile olduğu kadar üretimi ve dağıtımıyla da ilgilenir.

Betimleyici İktisat :
Belirli bir ekonomik sorunla ilgili tüm gerçeklerin araştırılıp toplanmasıdır.

İktisat Politikası : Belirli ekonomik sorunların çözümüne veya bu sorunların ortaya çıkmasını önlemeye dönük politikaların oluşturulması sürecidir.

İktisatçılarca Kullanılan Araştırma Yöntemleri; 1-Gerçekleri toplama, 2-Teori oluşturma ve test etme, 3-İktisat politikaları oluşturma biçiminde formüle edebiliriz.

İstihdam: Bir ulusal ekonomide, mal ve hizmet üretiminde görev almak üzere çalıştırılmaya hazır nüfusa istihdam denmektedir. Neo-klasik iktisatçılar ulusal ekonominin her zaman Tam İstihdam seviyesinde, yani tüm üretim faktörlerinin en optimal ölçülerde üretimde kullanıldığı varsayımını kabul etmişlerdir. Oysa, 1929 Buhranı sonrası, Keynesyen İktisatçılar ekonominin eksik istihdam koşullarında da çalışabileceğini ve dengede olabileceğini öne sürmüşlerdir

Kalkınma: Ekonomik büyüme ülkenin üretim hacmindeki bir artıştır. Dolayısıyla ekonomik büyüme sadece sayısal bir kavram olarak ele alınmaktadır. Oysa ekonomik kalkınma ekonomideki niteliksel gelişmelerdir. Ekonomik kalkınma toplumun yaşam standartlarında, üretilen malların kalitesinde veya üretim organizasyonunda iyileşmeler yaşanan bir ortamı ifade etmektedir.

Kalite Farklılaştırması: Firmalar kendilerine rakiplerinden farklı bir konum oluşturmak için, aralarında kalite farkı olmayan malları farklıymış gibi göstermeye çalışırlar. Buna kalite farklılaştırması denilir. Bazı mallarda kalite farklılaştırması yapmak mümkün olmayabilir (akaryakıt, bankacılık, seyahat vb.) bu durumda firmalar hizmetlerinin farklı olduğu iddasında bulunurlar buna hizmet farklılaştırması denilir.

Kapitalizm: Özel mülkiyet,insan ve doğa tarafından yaratılan sermayenin özel kar için kullanılmasıyla belirlenen ekonomik bir örgütlenme düzenidir.

Karar Birimleri: a) Ev halkı (Aile), b) Firma c) Devlet

Kardinal Fayda: Ölçülebilir fayda

Karlılık(rantabilite): Kar ile bu karı sağlamak için kullanılan sermayeye olan oranı ifade eder.Kar/sermaye

Kartel: Aynı konuda faaliyet gösteren firmaların hukuki varlıklarını yitirmeden biraraya gelmeleri. Kartel Cinsleri; Miktar Kartelleri, Bölge Kartelleri, Fiyat Kartelleri, Alış Kartelleri

Kıtlık: Bulunabilen kolay veya güç elde edilebilen,fakat insanların bütün gereksinimlerini karşılayabilecek kadar çok sayıda olmayan her mal için kullanılır.

King Yasası: Tarımsal ürünlerde arzın az olması; üreticinin eline daha çok para geçmesi sonucu doğmuştur.

Kayıtsızlık Eğrileri: Birbirini hiçbir zaman kesmezler, Eğimleri negatiftir, Orjine göre dış bükey eğrilerdir, Sonsuz sayıda kayıtsızlık eğrisi çizilebilir.

Lüks Mal: gelir esnekliği birden büyük olan mallara denir

Makro İktisat : İktisadın, bir bütün olarak ekonomiyi ve toplulaştırılmış ekonomik davranışı inceleyen bölümüdür.

Mal : İhtiyaçları tatmin etme özelliği taşıyan fiziksel varlıklardır.
-Ekonomik mal : Elde edebilmek için mutlaka belli bir çaba harcanması veya bir bedel ödenmesi gereken maldır.
-Serbest mallar : Doğada her istendiğinde bulunabilen ve çaba sarf etmeden elde edilebilen mallardır.
-Tüketici malları : Tüketicinin ihtiyaçlarını doğrudan karşılayan mallardır.
-Üretici malları : Diğer üretici malları ya da tüketici malları üretiminde kullanılan mallardır.
-Dayanıklı mallar : Elde edildikten sonra uzun süre fayda sağlayan mallardır.
-Dayanıksız mallar : Fayda sağladığında yok olan , biten mallardır.

Marjinal Analiz : Mevcut koşullar değiştiği zaman ne olacağının incelenmesidir.

Marjinal Fayda: son tüketilen birimin bize sağladığı yarar.

Mübadele(değişim): Bir mal veya hizmetin başka bir mal ve hizmet ile yada para ile değiştirilmesine denir.

Marjinal Maliyet: Üretimdeki bir birimlik artışın toplam maliyette meydana getireceği artışa marjinal maliyet denir

Marjinal Tasarruf: Bir önceki toplam tasarruf ile bir sonraki toplam tasarruf arasındaki farktır.

Mikro İktisat : İktisadın , mevcut durumu inceleyerek insan davranışı ve insanların piyasa, endüstri, firma ve birey gibi nispeten küçük birimlerle ilişkili tercihlerini İnceleyen bölümüdür.

Milli Gelir: Ekonomi Bilimi'nin tanımladığı dört üretim faktörü olan doğal kaynaklar, emek, sermaye ve giri ll im üretim faktörlerine dağıtılan rant, ücret, faiz ve kar gelirlerinin toplamı Milli Gelir'i verir. Mii Gelir, GSMH değerinden Amortismanlar ve Dolaylı Vergiler düşürüldükten sonra bulunan bir değerdir. Milli Gelir, üretim faktörleri arasında, her bir üretim faktörünün mal ve hizmet üretimine kattığı ve hakettiği pay kadar dağıtılabiliyorsa, yani bir haksızlık söz konusu değilse, bu duruma Adaletli Gelir Dağılımı diyoruz. Eğer, bir veya birden fazla üretim faktörü milli gelirden hakettiğinden daha fazla pay alıyor ise, bu duruma Gelir Dağılımı Adaletsizliği diyoruz.

Nominal Gelir: Memurun aldığı belli miktardaki para

Normatif İktisat : Toplumsal refahın en üst düzeyde sağlanabilmesi için ne olması gerektiğini inceler.

Nokta Esnekliği: Talep doğrusu üzerindeki herhangi bir noktanın esnekliği.

Ordinal Fayda: Karşılaştırılabilir fayda

Özel Mülkiyet: Üretim araç ve faktörlerine sahip olma.

Ölçeğe Göre Getiri: Üretimin ölçeği arttıkça bu artışa bağlı olarak üründe nasıl değişiklik olduğunu açıklamak için kullanılan bir kavramdır.

Para: İş bölümü ve uzmanlaşmanın doğal bir sonucu olarak ortaya çıkan bir ölçü birimidir.

Philips Eğrisi: A. William Phillips'in ortaya koyduğu bir yaklaşım olması nedeniyle, onun soyadı ile anılan bu analiz, bir anlamda içinde enflasyonun şişkinliğini barındıran nominal ücretler ile istihdam seviyesi arasındaki ters orantılı ilişkiyi tanımlamaktadır. Pek çok ekonomist bu ilişkiyi, bir ölçüde enflasyon ile işsizlik arasındaki ters orantılı ilişkiyi tanımlayan bir analiz olarak ele almayı tercih etmiştir. Yani, her ulusal ekonomi bir miktar işsizliği azaltmak için bir miktar enflasyona, bir miktar enflasyonu azaltmak için bir miktar işsizliğe katlanmak zorundadır.

Piyasa Ekonomisi: Girişim özgürlüğü + Özel mülkiyet

Piyasa: Gerek mal ve hizmetlerin ,gerekse üretim öğelerinin alıcı ve satıcılarının karşı karşıya geldiği ve ekonomik kararların verildiği ortamdır.

Piyasa Dengesi: Piyasa dengesi, bir malın talep edilen miktarının arz edilen miktarına eşit olması durumudur. Piyasanın dengede olması için satıcıların satmak istedikleri, veya satmayı planladıkları, miktarın fiilen sattıkları miktara ve alıcıların satın almak istedikleri veya satın almayı planladıkları miktarın, fiilen satın aldıkları miktara eşit olması gerekir.

Piyasa Ekonomisi: Üreticilerin ve tüketicilerin, arz ve talep koşullarına bağlı olarak aldıkları ekonomik kararlara uygun kaynak dağılımının gerçekleştiği ekonomik yapı için kullandığımız bir tanımlamadır.

Pozitif İktisat : İktisadın, mevcut durumu inceleyerek ne olduğunu belirmeye çalışan ve değer yargısı içermeyen bölümüdür.

Rasyonel Davranış :
Tercih yapmak veya karar almak durumunda olan bir iktisadi birimin kendi hedefine uygun biçimde hareket etmesidir.

Reel Gelir: Gerçek satın alma gücüdür.

Rekabet Kurumu: Birden çok kişinin bir amaca ulaşmak için yaptıkları yarışa denir.

Servet: Herhangi bir anda varolan mal-mülk,varlık,zenginlik veya ekonomik mal stokudur.

Sosyalizm: Üretim,dağıtım ve değişim araçlarının ulusallaştırılmasıdır.

Stagflasyon: İngilizce durgunluk (stagnation) ve enflasyon (inflation) kelimelerinin birleştirilmesinden üretilmiş olan stagflasyon, ekonominin durgunluğun yaşandığı bir ortamda yüksek bir enflasyon ve işsizliği de beraber yaşaması sürecidir. Yani, üç ekonomik sorun bir arada ya l anmaktadır. Bu durum, Phillips Eğrisi yaklaşımının da artık 1970'li yılların dünyasında geçerli omadığını göstermiştir. Özellikle, Vietnam Savaşı ile birlikte ABD ekonomisinde görülen sorunlar ve Petrol Krizi ile birlikte dünyanın önde gelen ekonomilerinde 1970'li yıllarda gözlemlenmiş bir özel ekonomik dengesizlik sürecidir.

Talep Şedülü: Bir malın farklı fiyatları ile bu fiyatlardan talep edilen farklı miktarları göstermekte, talebin yapısını ve özelliklerini ortaya koymaktadır.

Tamamlayıcı Mallar: biri olmadan diğeri kullanılamayan (şeker ve çay, otomobil ve benzin)

Tasarruf: Kullanılabilir Gelir'den tüketim harcamaların karşılanmasından sonra, bireyler ve kurumlar tarafından halen harcanmamış bir artık değer kalır ise, bu değer tasarruf olarak adlandırılır. Makro ekonomide Toplam Yurtiçi Tasarruflar ifadesi ile geçer. Tasarruf Paradoksu ise, halkın daha yüksek oranda tasarruf etmesi ile tüketim harcamalarının azalmasının, yatırım harcamalarında da daralmaya neden olması nedeniyle, ekonomik büyümenin yavaşlaması ve tasarrufların azalmasıdır. Yani, tasarruf eğiliminin artması uizun vadede toplam tasarrufların azalmasına yol açmaktadır. Bu durum bir paradokstur.

Tekeller Nasıl Doğar: Doğal kaynaklara tek başına sahip olunabilir, En güçlü tekeller yasalarla oluşturulur, Fiili bir durumdan yararlanılır,Tekeller anlaşmalar yoluyla (imtiyaz sözleşmeleri) ortaya çıkabilir.


Tüketici: Mal ve hizmetleri doğrudan doğruya kullanarak gereksinmeleri tatmin eden insana denir

Tüketici Dengesi: Tüketicinin mal ve hizmetleri kullanarak fayda sağladığını biliyoruz. Tüketicinin amacı ise, belli şartlar altında ulaşabileceği en yüksek faydaya ulaşmaktır. Bu amaca ulaştığında tüketici dengededir. Bu durumda tüketici dengesi; tüketicinin belli şartlarda en yüksek tatmini elde ettiği durumdur.

Tüketim: Gelirin harcanmayan kısmıdır.

Tümdengelim : Teoriden hareket ederek gerçeklerin incelenmesi, yani genelden özele gidilmesidir.

Tasarruf: Bugünkü tüketimden vazgeçme yada ileriki bir tarihe atma,harcanmayan gelir.

Talep: Satın alma gücü ile desteklenen isteğe denir.

Talep Miktarındaki Değişim: Diğer değişkenler sabit iken sadece fiyatın değişmesi.

Talep Değişimi: Fiyat sabit iken diğer değişkenlerin değişmesiyle talepteki değişim.

Talep Kanunu: Bir malın fiyatı düştükçe alıcıların ondan talep edecekleri miktarların artması, fiyatı yükseldikçe bu miktarların azalmasıdır. Yüksek fiyat düzeyinde talep edilen miktarların azalması iki etkiye bağlıdır. Bunlar ikame ve gelir etkileridir.

*İkame Etkisi: Diğer tüm değişkenler sabit iken (ceteris paribus) bir malın fiyatı yükseldiğinde, öteki malların fiyatlarına oranla, bu malın göreceli fiyatının artması.

Talebin Fiyat Esnekliği: Bir malın fiyatındaki göreli bir değişme karşısında o malın talebinde meydana gelen göreli değişmeye denir.

Talepteki Kayma (azalır-tersi artar): Tüketicinin azalışı-tüketicinin zevkinin o malın aleyhine değişmesi-tüketicinin gelirinin düşmesi-ikame malın fiyatının düşmesi-tamamlayıcı malın fiyatının yükselmesi.

Tröst: Aynı konuda faaliyet gösteren firmaların hukuki varlıklarını ve bağımsızlıklarını çeşitli derecelerde kaybetmeleri ile ortaya çıkarlar.

Voting Tröst (hissedarlık yetkilerinin devri), Füzyon (Firmalar kendilerini fesheder ve tek bir firma çatısı altında toplanırlar), Holding (Hukuki olarak firmalar korunmakta ancak ana teşebbbüs her şeye hakim olmaktadır) Kozern: Rekabetin engellenmesi yerine büyümenin maliyetleri düşürücü etkilerini kullanma amaçlı birleşme şeklidir. Korner: Spekülatif (haksız kazanç) amaçlı birleşmelerdir. Önce mal piyasadan toplanır, yapay olarak fiyat yükseltilir, ardından yüksek karlarla satış yapılır. Ring: Yine spekülatif amaçlıdır, menkul kıymetler borsasında görülür. Hisse senedi (aksiyon) ile borç senetlerinin (obligasyon) alım satımında rekabeti ortadan kaldırmayı hedefler.

Tümleme Yanılgısı : Birey için doğru olanın grup için de doğru olacağı şeklinde hatalı bir sonuca ulaşılmasıdır.

Üretim: Fayda yaratma faaliyetidir. iki şekilde olmaktadır.
1-üretim faktörü kullanarak nesnelerin miktarının arttırılmasıyla yapılan üretim
2-yaratılmış değerlerin faydasını arttırarak yapılan üretim

Yatırım: Ekonomide belli bir dönemde sermayeye yapılan net eklenti veya stoklardaki değişim

Verimlilik (prodüktivite): Üretilen mal ve hizmet miktarıyla üretimde kullanılan kaynaklar arasındaki oran.çıktı/girdi

Veraset Kurumu: Hayatta iken sahip olduklarını öldükten sonra geride kalanlara bırakabilme.

Zorunlu İhtiyaçlar : İnsanın yaşamını devam ettirebilmesi için gerekli olan ve karşılanması zorunlu olan gereksinimlerdir.

Zorunlu Olmayan İhtiyaçlar : Karşılanmaları yaşamsal olmayan, ancak tatmin edildikçe insanlara haz veren ihtiyaçlardır.


Kaynak:Ekodialog


_AERYU_ 12 Ağustos 2014 18:54

Ekonomik Terimler Sözlüğü
 
Ekonomik Terimler Sözlüğü

A
  • Açığa Satış İşlemleri: Açığa satış; yatırımcının elinde karşılığı bulunmamasına rağmen fiyatların ileride düşeceği beklentisiyle menkul kıymetin satışını gerçekleştirmesi, kıymetin teslim zamanı geldiğinde ise kıymeti piyasadan alıp teslim etmesi işlemidir.


  • Açık Piyasa İşlemleri (APİ) (Open Market Operations): Para politikası uygulaması çerçevesinde, merkez bankaları bünyesinde para miktarının artırılıp azaltılması amacıyla, hazine kağıtlarının alım ve satımının (kesin alım, kesin satım, geri satım vaadiyle alım (repurchase agreements), geri alım vaadiyle satım (reverse repurchase agreement)) yapılması işlemleridir. Bankalararası Para Piyasası işlemleri de “Açık Piyasa İşlemleri” kapsamı içerisindedir. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası bünyesinde bu tür işlemler, Açık Piyasa İşlemleri ve Para Piyasası Müdürlükleri tarafından yürütülmektedir.


  • Açık Pozisyon (Short Position): Döviz, altın, menkul kıymet gibi bir finansal araç üzerinden sahip olunan varlıkların aynı cinsten yükümlülükleri karşılayamayan kısmıdır. Örneğin 10 milyon ABD doları yükümlülüğe karşı 5 milyon ABD doları varlık bulunduruluyorsa aradaki 5 milyon ABD doları, açık ABD doları pozisyonunu ifade eder.


  • Akreditif: İhraç edilen malların bedellerinin ödenmesi konusunda belirli şartların yerine getirilmesi halinde ödemenin yapılacağına ilişkin bir çeşit teminattır. Akreditif işlemlerine bankalar veya diğer finans kurumları aracılık etmektedir. Bu doğrultuda, akreditif, finans kurumlarının belirli bir süre için, belirli bir miktar ve üçüncü bir kişi lehine yabancı ülkedeki bir muhabir bankaya kendi nezdinde kredi açması için gönderdiği bir tür teminat mektubudur.


  • Aktarım Mekanizması: Para politikası araçlarına yönelik alınan kararların çeşitli kanallarla toplam talebi ve bu şekilde üretim, tüketim ve istihdam gibi reel ekonomik aktiviteleri etkilemesini sağlayan mekanizmadır. Kısa vadeli faiz oranlarını para politikası aracı olarak kullanan merkez bankalarının faiz kararları ekonomiyi temel olarak dört kanal aracılığıyla etkilemektedir. Kısa vadeli faiz oranına ilişkin alınan kararlar; beklentiler, faiz, varlık fiyatları ve döviz kuru yoluyla tüketici ve üreticilerin harcama, tasarruf ve yatırım kararlarını şekillendirmekte ve bu süreç toplam talebi, dolayısıyla da ekonomik aktiviteyi ve enflasyonu etkilemektedir.


  • Alım Opsiyonu (Türk Dil Kurumunun İktisat Terimleri Sözlüğü'nde 'Call Option'ın Türkçe karşılığı olarak yer alan ifade): Opsiyon, sahibine, opsiyona konu olan kıymeti, kontratta yazan fiyattan, kontrat vadesinde herhangi bir yükümlülük doğurmadan alma hakkı verir. Bu tür bir mali araçta, vadede, opsiyona konu olan kıymetin fiyatı kontrat fiyatının altında gerçekleşirse opsiyon sahibi bu hakkını kullanmaz ve işlemini daha düşük olan piyasa fiyatından gerçekleştirebilir.


  • Alış (Bid): Piyasa katılımcılarının, piyasada işlem gören değerleri (döviz, menkul kıymet gibi) almaya istekli oldukları fiyattır.


  • Alış – Satış Farkı (Spread): İşlem gören herhangi bir kıymetin, alış ve satış fiyatı arasındaki farkı ifade eder.


  • Analitik Bilanço/TCMB Analitik Bilançosu: Analitik bilanço genel bir ifade ile bilançonun aktif ve pasif kalemlerinde yer alan hesapların birbiriyle netleştirilerek uygun bir gruplama altında toplulaştırıldığı bilançodur. TCMB Analitik Bilançosu ise, TCMB bilançosunda yer alan kalemleri toplam olarak düzenlerken para politikasının etkin işleyişinde geçerli kalemleri dikkate alan ve ayrıntıları içermeyen bilançodur. Para politikasının işleyişine uygun olarak toplulaştırılmış ‘Aktif Kalemler’ başlığı altında ‘Dış Varlıklar’ ve ‘İç Varlıklar’ yer alırken ‘Pasif Kalemler’ başlığı altında ise ‘Toplam Döviz Yükümlülüklerimiz’ ve ‘Merkez Bankası Parası’ yer almaktadır.


  • Arakazanç Ticareti (Türk Dil Kurumunun İktisat Terimleri Sözlüğü'nde 'Carry Trade'in Türkçe karşılığı olarak yer alan ifade): Daha düşük getiri sağlayan bir para biriminden borçlanarak alınan krediyi daha yüksek getiri sağlayan bir para birimine yatırım yaparak değerlendirmektir.


  • Arbitraj: Herhangi bir menkul kıymetin, dövizin veya malın bir piyasadan alınıp diğer bir piyasada satılarak (kıymetler birbiri ile değiştirilerek) risksiz bir şekilde kar edilmesi işlemidir. Arbitraj işlemleri piyasalar arasındaki fiyat farklılıklarının azalmasına yol açar. Günümüzde iletişim teknolojisinin artması ve bilgiye ulaşma maliyetinin düşmesi ile piyasalar arası fiyat farklılığı son derece düşük olmakta, ortaya çıkan farklılıklar anlık olarak bu tür işlemlerle ortadan kalkmaktadır.


  • Ayı Piyasası (Bear Market): Fiyatların düştüğü piyasaları ifade eder.


_AERYU_ 12 Ağustos 2014 18:56

C-Ç
  • Cari Açık: Bir ülkenin ihraç ettiği mal ve hizmetlerden elde ettiği gelirin, ülkenin yurt dışından ithal ettiği mal ve hizmetlere yaptığı ödemelerden az olmasıdır.


  • Cari Kur: Döviz piyasalarında aynı gün takası gerçekleşen dövizin alım - satımında kullanılan kur anlamına gelmektedir.


  • Çapa (Nominal Anchor): Ekonomik karar alma süreçlerinde referans olarak alınan büyüklükleri ifade etmek için kullanılır. Örneğin kur çapası kavramı, Merkez Bankasının kur için belli öngörüleri sonrasında, diğer ekonomik birimlerin de bu öngörüye güven duyması ile birlikte, alınan ekonomik kararlarda kurun, kurdaki artışın esas alınması ve fiyat, ücret artışı, yatırım gibi kararlarının kur politikası çerçevesinde şekillenmesini ifade eder. Bu tür bir çapaya (politikaya) güvenin olmaması halinde, seçilen büyüklükler bu özelliklerini kaybederler. Parasal büyüklükler, faiz oranları, enflasyon, büyüme oranları “çapa” olarak kullanılan büyüklüklerdir. Özellikle son yıllarda, kur ve faiz oranı gibi büyüklüklerin çapa olarak kullanımında ortaya çıkan güçlükler, enflasyonun bu amaçla kullanımını yaygınlaştırmıştır.


  • Çapraz kur: İki yabancı para ve bu iki paranın her birinin bir üçüncü yabancı para (genellikle ABD doları) ile arasındaki parite olarak tanımlanan döviz değişim kurudur.


  • Çekirdek Enflasyon (Core Inflation): Tüketici, üretici ve toptan eşya fiyat endeksleri gibi genel kullanıma açık mal ve hizmet sepetlerinden oluşan enflasyon endekslerinin temel enflasyonist eğilimleri tam olarak yansıtmadığı varsayımı ile, bazı mal grupları ile fiyat değişmelerine yol açan bir takım unsurların enflasyon endeksinden çıkarılması sonucu ulaşılan bir enflasyon tanımıdır. Bu amaçla, dışsal etkilere (enerji fiyatlarında artış, mevsimsel koşullar, maliye politikası vs) daha açık olan ve geçici nitelikler taşıyabilen, enerji, temel gıda maddeleri fiyatları ve dolaylı vergiler bu tür enflasyon hesaplamaları içerisine katılmamaktadır. Amaç, fiyatlar genel seviyesindeki değişimi sürekli kılan unsurları tespit etmek ve bunlara yönelik daha gerçekçi politika kararları alabilmektir. Özellikle, enflasyon hedeflemesine yönelen ülkelerde bu türden alternatif endeks oluşumları değişik formları ile kullanılmaktadır.


_AERYU_ 12 Ağustos 2014 18:57

D
  • Dalgalı (Serbest) Kur Sistemi (Free Floating): Kurun hiçbir müdahale olmadan tamamen piyasada oluşan arz ve talep koşullarında belirlendiği sistemleri ifade eder.


  • Dealer: Alım-satım işlemlerinde kendi nam ve hesabına hareket eden kişi ve kurumlara verilen isimdir.


  • Deflasyon: Fiyatlar genel düzeyinde sürekli bir düşüş durumunu ifade etmektedir.


  • Deflatör: Parasal terimlerle (nominal) ifade edilmiş olan bir iktisadi büyüklüğün (örneğin ücretler, hammadde fiyatları, maliyetler vb.) değerinin gerçek değere (reel) çevrilmesinde kullanılan fiyat endeksini ifade eder.


  • Değişken Faizli İhraçlar (Floating Rate Notes): Getirisi, ihracı sırasında sabitlenmeksizin önceden belirlenen başka değişkenlere bağlanan kıymetlerdir. Gerçekleşen enflasyona veya LIBOR gibi uluslararası faiz oranlarının, örneğin geçmiş 3 aylık ortalamasına endekslenen ihraçlar bu türe girmektedirler. Getiri (faiz) oranlarındaki belirsizliğin arttığı ve fiyat oluşumlarının güçleştiği ortamlarda, hem ihraç eden hem de yatırımı yapan kişi ve kuruluşlar açısından riski daha düşüktür.


  • Devalüasyon: Ulusal paranın yabancı paralar karşısındaki değerinin azalmasını ifade eder. Örneğin, Yeni Türk Lirasının ABD doları karşısındaki değerininin 1,2 YTL’den 1,3 YTL’ ye düşmesi, YTL’ nin (ABD dolarının değer kazanması) 0,1 Lira değer kaybetmesi anlamındadır.


  • Dezenflasyon: Fiyat artış hızının azalması anlamına gelmektedir. Yüksek enflasyondan düşük enflasyona geçiş sırasında yaşanan düşen enflasyon sürecini ifade etmektedir.


  • Disponibilite: Mevduat kabul eden bankaların taahhütlerine karşılık olarak nakit veya kolaylıkla nakde çevrilebilir, diğer bir ifadeyle likiditesi yüksek değerler bulundurma zorunluluğu olarak ifade edilmektedir. Bankalardaki mevduat ile bu mevduata karşılık bulundurmak zorunda oldukları nakde çevrilebilecek değerler arasındaki ilişkiyi ifade eden disponibilite oranı piyasanın likiditesini etkileyen bir para politikası aracı olarak kullanılmaktadır.


  • Dolarizasyon: Bir ülkedeki yerleşiklerin değişim aracı, hesap birimi ve değer biriktirme aracı olarak kendi ulusal paraları yerine yabancı para kullanmalarıdır. Tam dolarizasyon, bir ülkenin ulusal parasını tamamen terk edip, yabancı para birimini resmi para birimi olarak kabul etmesidir. Kısmi dolarizasyon; bir ülkede ekonomik birimlerin, yüksek enflasyon ve belirsizlik ortamında ulusal paranın olası değer kaybından korunmak amacıyla, ulusal para cinsinden finansal varlıklar yerine yabancı para cinsinden finansal varlıkları seçmeye başlamasıyla ortaya çıkmaktadır. Genelde dolarizasyonun ilk aşamasının, yabancı para cinsinden varlıkların değer biriktirme aracı olarak kullanılmaya başlanması olan ‘varlık ikamesi’ şeklinde geliştiği görülmektedir. Öte yandan, özellikle gelişmekte olan piyasalarda yakın geçmişte sıkça yaşanan bankacılık krizleri, iktisat yazınına varlık dolarizasyonunun yanı sıra ‘yükümlülük dolarizasyonu’ kavramını da eklemiştir. Yükümlülük dolarizasyonu; ülkedeki bankacılık ve kamu kesimi dahil olmak üzere tüm ekonomik birimlerin, yabancı para cinsinden büyük miktarda yükümlülüklerinin bulunmasıdır. Hem varlık hem de yükümlülük dolarizasyonları tek bir başlık altında toplanarak ‘finansal dolarizasyon’ olarak nitelendirilebilir. Finansal dolarizasyon, bir ülkedeki yerleşiklerin, hem varlık hem de yükümlülüklerini yabancı para cinsinden tutma eğilimleri olarak tanımlanmaktadır.


  • Dönemsel Faiz: Bir yatırımın fiilen elde tutulma süresince getireceği faizi ifade eder.


  • Döviz Kuru (Exchange Rate): Ulusal bir paranın, diğer bir ulusal para cinsinden ifadesidir.


  • Döviz Kuru Rejimleri: Döviz kurları günümüzde özellikle küçük ve açık ekonomiler için taşıdıkları önem ve reel ekonomiyi doğrudan etkileme potansiyelleri nedeniyle, uygulanan para politikası çerçevesinde doğrudan hedef, gösterge veya araç olarak kullanılmaktadırlar. Döviz kuruna yönelik uygulamalar, bir uçta tamamen sabit kur sistemi, diğer uçta ise tam serbesti olmak üzere, iki rejim arasında şekillenmektedir. Tamamen sabit kur sisteminde, ulusal para yabancı bir para veya paralardan oluşan bir sepet karşısında sabitlenmekte ve bu değerin sürmesi para otoritesi tarafından bazen açık bazen de dolaylı olarak garanti edilmektedir. Para Kurulu (Currency Board) türü uygulamalarda, bir taraftan kur sabitlenirken diğer taraftan ulusal para arzı tamamen bu kur üzerinden gerçekleştirilen döviz alış-satışlarına bağlanmaktadır. Tamamen serbest kur sisteminde ise, döviz kurunun fiyatı doğrudan piyasada oluşan arz ve talebe göre belirlenmektedir. Ara rejim olarak adlandırılan, Avrupa Para Sistemine geçiş aşamasında da uygulanan kurun bir band içerisinde hareketine müsaade eden yapı ile kontrollü dalgalanma (managed float), sürünen kur (crawling peg) adı altındaki sistemlerde ise, kur belli bir takım kriterlere göre yönlendirilmekte ve para otoritesi tarafından gerektiğinde müdahale edilmektedir. Kura yönelik bu tür rejimlerin seçimi, ülkelerin içinde bulunduğu şartlara göre değişmektedir.


  • Dünya Bankası (World Bank): 1944 yılı sonrası, Avrupa’nın yeniden imarına yönelik olarak “International Bank for Reconstruction and Development” adı altında kurulan uluslararası bir örgüttür. Daha çok, gelişmekte olan ülkelere uzun vadeli proje kredileri sağlamaktadır. Son yıllarda görev tanımları içerisine, gelişmekte olan ülkelerin dış borçları ve yoksullukla mücadele kavramları da girmiştir.



Saat: 13:22

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık