![]() |
Eflatun'a iki soru sormuslar. Birincisi ; "Insanoglunun sizi en çok sasirtan davranislari nedir ? '' Eflatun tek tek siralamis : Çocukluktan sikilirlar ve büyümek için acele ederler. Ne var ki çocukluklarini özlerler... Para kazanmak için sagliklarini yitirirler. Ama sagliklarini geri almak için de para öderler... Yarindan endise ederken bugünü unuturlar.Dolayisiyla ne bugünü ne de yarini yasarlar... Hiç ölmeyecek gibi yasarlar. Ancak hiç yasamamis gibi ölürler... Sira gelmis ikinci soruya ; "Peki sen ne öneriyorsun?" Bilge yine siralamis ; Kimseye kendinizi "sevdirmeye" kalkmayin! Yapilmasi gereken tek sey, sadece kendinizi "sevilmeye" birakmaktir... Önemli olan; hayatta "en çok seye sahip olmak" degil, "en az seye ihtiyaç duymaktir".. |
ne yani ben ve benim giibilere mi sormuşlar =P |
kaderizm_ |
Sen hiç gitmeyecek gibisin değil mi...:smiley25: O gidenler de HEP senin gibi idiler Ömer HAYYAM Düşünürün ünlü bir şiirinden alıntıdır > hayata hep yaptıklarımızdan sonra bu soruyu sorun kendinize .... |
ARSENİCGRİL799 COK TEŞEKKÜRLER |
Büyük kahinlerden sözler Radyonun geleceği yok" Lord Kevin - İskoçyalı fizik alimi "Artık yeni hiçbir şey yok.İcat edilebilecek her şey icat edildi." Charles H. Duell - Amerikan Patent Dairesi Başkanı 1899 "Deniz altıların savaşta ne ise yarayabileceğini anlayamadım.En fazlasından mürettebatın boğularak ölmesine sebep olabilir." H. G. Wells - yazar 1901 "Atlar her zaman kullanılacaktır.Otomobil ise ancak geçici bir moda olabilir." Henry Ford'un kredi talebi üzerine otomotiv sektörünün geleceği konusunda ekspertiz veren bir banka müdürü 1903 "Uçaklar hoş oyuncaklar.Ama askeri bir değerleri yok." Mareşal Ferdinand Foch, I.Dünya Savaşı'nda Fransız Orduları Başkomutanı 1911 "Artistlerin konuşmalarını kim duymak ister ki?" Harry M. Warner, film endüstrisi yöneticisi.O sıralarda yeni icat edilen sesli film hakkında 1927 "Televizyon en geç altı ay içinde piyasadan silinecektir.İnsanlar her aksam böyle bir kutuya bakmak istemez." Daryik F. Zanuck - Twenty Century Fox'un başkanı 1944 "Bilgisayarlar gelecekte belki sadece 1,5 ton ağırlığında olacaklar." Popular Mechanics Dergisi - 1949 "Sound'larini beğenmedim,ayrica gitar gruplarının modası geçti." Decca Record Plak Firmasının bir yöneticisi. Beatles'lar hakkında - 1962 "İnsanların büyük çoğunluğu için tutun tüketimi gayet sıhhi bir şeydir." Doktor Ian G. McDonald, Operator - 1963 "İnsanların evlerinde bilgisayar bulundurmaları icin herhangi bir neden göremiyorum." Kenneth Olsen, Digital Equipment Corp.'un (bir bilgisayar firması) başkanı - 1977 |
eflatun işte... hayata dair döktürüyor adam. mevlanadan sonraki en büyük filozof bence |
Bilge ile Diyalog -Sizin Yeryüzünün en büyük bilgesi olduğunuzu söylüyorlar, doğru mu bu? -Bilge derken tam olarak neyi kast ediyorsun? -Dünyanın neden var olduğu ve insanın nasıl yaşaması gerektiği konusunda özgün bir fikri olan birini. -Eğer bilge , gerçektende bu sözünü ettiğinin konularda fikri olan biriyse, bilge falan değilim ben, hiçbir şey değilim!.. -Peki nasıl kazandınız bu sıfatı? -Bilinmeze boyun eğerek… -Anlayamadım! -Doğru tavır tam da bu işte: “Anlayamadım…” Benim bir felsefem varsa, onu bu sözcükle özetleyebilirsin: “Anlayamadım…” -Ama o zaman bilgeliğinize özenenlerden; ya da ondan istifade etmek isteyenlerden bir farkınız kalmıyor ki... -Hayır… Bu sözünü ettiğin kişilerin tutumu benimkine taban taban zıttır. Onlar anlamak istiyorlar; bense, anlayamamaktan hoşnudum. “Bir hoş bilmece içinde yaşadım…” Ne güzel bir dize, öyle değil mi? -Bu biraz kolaycılık olmuyor mu ama?.. İnsanoğlunun bir zekası ve hayal gücü var. Bunlarla bir şey yapılamaz mı yani? -Bunların birer merdiven olduğunu kabul ederim. Ama o kadar yükseğe tırmanamazlar. Yani Tanrı’ya ya da tanrısızlığa… -Peki bundan çıkarılması gereken sonuç nedir? Yani bilinemezcilikten…. Bunu anladıysam ne yapmalı; ya da nasıl hareket etmeliyim? -Yapman gereken hiçbir şey yok. Bunu bilmek ve tadını çıkarmak sana yetmiyor mu? -Cehalet, tadı çıkarılması gereken bir şey mi yani. Ben bilmeyi ve bu bildiğimin tadını çıkarmayı tercih ederim. -Neyi bileceksin! Şimdiye dek ne öğrendin? -Fazla bir şey değil… Hem öyle olsa size gelmezdim zaten. Ama boşuna geldim sanırım... Sizde bana verebilecek bir şey yok. -Yanlış düşünüyorsun. Kendini büyük görüyorsun…. Özgürlük, esrarın kabulündedir. Bunu göremediğin sürece huzura eremezsin. -Siz huzura erdiğinizi söyleyebilir misiniz? -Ben her şeyden gereksindiğim kadarını alırım. Gereksindiğim ölçüde huzurluyum. -Ne demek şimdi bu? -Şu demek: Süreğen bir huzur insanoğlunun arzu ettiği bir şey değildir. Arada sırada suları bulandırmak ister o, kendini tutuşturmak… -İyi ama ne için? -Bilmiyorum… Sen neden bilmek istiyorsun ki? Bu tamamen bir önyargı. İhtiyacın olan şey insanı tanımak; özü ile davranışı arasındaki nedensellik bağlarını çözmek değil... Bu bilinemez zaten… Hep bir soru işareti kalır... -Bilinemezciliğe nasıl vardınız? -Yıldızlar sayesinde… -Anlamadım! -Yıldızlara baktığında ne hissediyorsun? -Sonsuzluk duygusu elbette. -Sonsuzluk sana neyi çağrıştırıyor? -Ürpertiye kapılıyorum. -Başlangıçta evet. Ama orada durmamalısın.. -Alıntıdır- |
Alıntı:
|
ister genç olun ister yaşlı yaşınızla barışık değilseniz ihtiyarsınız demektir. Çok genç ölen yaşlılar olduğu gibi ihtiyar doğanlar da vardır. Üniversitelerimizde yaptığım söyleşilerde bana en çok para hakkında soru sorulur. Herhalde iş adamı olduğum için. Ben, ''paranın iki kişiliği vardır'' derim. Birincisi para bir değiş tokuş aracıdır. Para verip yiyecek, giyecek, ev, bark, hatta sağlık satın alabilirsiniz. ikincisi ile gelecek korkusunu yenersiniz. ''Yaşlılığımda çaresiz, muhtaç, perişan kalmam çünkü kötü gün paramı bir kenara ayırdım dersiniz. Ama para ötesi para-üstü bir konu daha vardır bunu parayla satın alamazsınız. Bunun adi zevk ve keyiftir. Zevk almak, keyif duymak ancak KÜLTÜR ile mümkündür. Resimden zevk almak için sergiler bedava, müzik, kaset ve diskler üç otuz para. Ayrıca konserler de pahalı değil. Tiyatrolar hamburger fiyatına... Günesin batışından , denizin hışırtısından ya da bir satranç oyunundan zevk alabiliyorsanız güneşi kaç paraya batırabilirsiniz? Denizi hışırdatmanın fiyatı nedir? Kalenizle bedavaya şah çekebilirsiniz.Yaşlılığınız için biriktireceğiniz kötü gün parası kadar belki ondan da önemli olan bu zevkler ve mutluluklardır. Bunlara sahip olmak ancak kültürle mümkündür. Para kazanmaya emek verdiğiniz kadar kültür edinmeye de emek verin.Yaşlılar ölüme daha yakın derler. Ama ölüm nüfus kağıdı sormuyor. Şimdiki tutkulu projem, bir ceviz ormanı yetiştirmek. Fidanları dikmeye başladım bile. Ceviz fidanı 8 yıl sonra ağaç olup ceviz verirmiş. Simdi 76 yaşındayım. yani 84 yaşımda ceviz kıracağım. Bu kez kendi cevizlerimi... Ishak Alaton |
Kimseye kendinizi "sevdirmeye" kalkmayin! Yapilmasi gereken tek sey, sadece kendinizi "sevilmeye" birakmaktir... daha önce okumuştum ama bu şimdi dikkatimi çekti :( teşekkürler :)arsenikgril |
Napoleon Bonapart Ispanya'yi savasta yendiginde Ispanya Krali Napoleon'a: - "Siz sadece para, ganimet, altın ve toprak elde etmek için savaşırsınız, oysa biz şerefimiz ve namusumuz için savaşırız" demiş. Napoleon ise cevaplamış: -"Doğru herkes neye ihtiyacı varsa onun için savaşır" Çok güzel bir cevap :D |
Bildiğimizi zannetmemiz, Öğrenmemizin en büyük Düşmanıdır. Dr.C. Bernard. >>> Yanılgıdan başka bir şey değil. <<< Çünkü Öğrenmenin en büyük düşmanı, ( Araştırmamakdır. ) Zeki İnsan bilginin sınırı ve sonu olmadığını bilir.) Bildiğimizi zannetmemiz ise; ( Kendi bildiğini okumakdır. Görüşlere saygılı olmayıp, karşı tarafın bilgisine gerek duymayıp önyargılı oluşumuzdandır. ) Zeki İnsan: Karşı tarafında O konu üzerinde daha fazla bilgili olabileceğini düşünür. BU SÖZÜN "Bildiğimizi zannetmemiz, Öğrenmemizin en büyük Düşmanıdır." Dr.C. Bernard. DOĞRU OLANI BENCE: Öğrenmenin en büyük Düşmanı, O konuyu araştırma ihtiyacı duymamakdır. Bildiğimizi zannetmemiz, Yanılma ihtimalinin yüksek olmasıdır. ^^AnaLiiZ_TiLbuRG^^ |
insanın ,araştırma yapmadan bir konuya inanması cahilliktir. ibn-i sina |
Bir bilgeye sormuslar en mutlu insan kimdir iste o dagdaki cobandır demis. neden diye sormuslar cünkü demis insan bildikleriyle yasar onun bildikleri koyunları ve cevresiyle sınırlı kendisini mutsuz edecek veya kafasını karıstıracak fazla bir bilgiye sahip degil. |
çok güzel bir yazı olmuş gerçekten,ama insanlar sizin neyi anlatmak istediğinizi de kültürleri ve hayata bakış açıları kadarını algılıyolar.keşke bunu değiştrmeninde bir yolu olsa.. |
Filozoflara Ders Veren Sufi Mevlanaya 3 filozof gelir ve Size 3 soru sormak istiyoruz derler.Bunun üzerine Mevlana; hocası Şems-i Tebrizi'ye Bunları havele eder... Bunun üzerine şems-i Tebrizi'yi sınamak ve sorgulamak için üç soru sormak üzere toplanır felsefeciler. Temsilcileri aracılığıyla ona üç soru sorarlar : Filozoflardan biri öne çıkar ve Şems-i Tebrizi'ye: - Ya Şems Biz sana 3 soru sormak istiyoruz der - Şems buyrun tabii ki sorabilirsiniz der Filozof : "Allah var diyorsun, ama biz göremiyoruz. Onu gösterirsen inanırız.” Şems: "Diğerini sor " der Filozof : şeytan ateşten yaratılmıştır dersiniz, Fakat cehennemde azap çekeceğinden bahsedersiniz.“Allah; kendisi de ateşten olan şeytana ateşle nasıl azap edebilir.?” Hiç ateş ateşe Zarar verir mi. ? Şems : "Diğerini de Sor " der Filozof :“Madem herkes ahirette yaptıklarının karşılığını alacak, o halde neden din; insanları her istediklerini yapmaları için bırakmıyor.?” Ardı ardına bu soruları dinleyen Şems, hiç konuşmaz ve yerden aldığı bir kerpiç parçasını doğruca felsefecinin kafasına indirir. Bu durum karşısında davalık olurlar ve kadı önüne çıkarılırlar. Felsefeci kendisine vurup canını yaktığı için şikayetçi olur. Durumu açıklamasını isteyen kadıya Şems savunmasını şöyle yapar: “O bana üç sual sordu, ben tek hareketle hepsini cevapladım”. “Nasıl yani?” diyen kadıya açıklaması ise şu olur:“ *Bana, Allah’ı göster inanayım, dedi. Madem şimdi başım ağrıyor diyor, başının ağrısını göstersin, ben de inanayım. *Şeytana ateşle nasıl azap edileceğini sordu. Ben de ona topraktan yapılmış kerpiçle vurdum. Halbuki kendi bedeni de topraktan yaratıldı. Demek ki toprak toprağa azap ederse, ateş de ateşe edebilir. *Bırakın herkesin canı ne isterse onu yapsın diyordu. Benim canım da onun başına vurmak istedi ve vurdum. Madem öyle diyor, şimdi ne diye hesap soruyor !?” ... |
"Ben X'im" demen, seni "X" yapmaz... |
EINSTEIN’A GÖRE BAŞARININ FORMÜLÜ Einstein’dan bir gün, hayatta başarılı olmayı, matematiksel bir ifade ile anlatmasını istediler. Büyük fizik bilgini cevaben dedi ki: “Eğer (a) hayattan başarılı olmayı gösterirse, formül şöyledir: a= x+y+z “Bu formülde (x) çalışmayı, (y) dinlemeyi gösterir.” “Peki (z) neyi gösterir?” diye sordular. Einstein cevap verdi: “(z) de, çenenizi tutmayı…” http://t3.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcTqoAwpYszuvE4ZSFmW6AFsdJyv5zQ8c2zC-Jy4iZ88wU1BB14qBOQBd0YF |
Sadi Şirazi'ye sormuşlar insan nedir? '' Tek damla kan,binbir endişe '' demiş. (Y)(h5) |
Fuzuli'ye sormuşlar: ''Sevmek mi daha güzeldir, sevilmek mi?'', ''Sevmek; çünkü sevildiğinden hiçbir zaman emin olamazsın.'' demiş. |
İlim ehli bir zata sormuşlar; "Efendim ölümün ilk alameti nedir?". Herkes 'hastalık, yaşlılık, belin bükülmesi, saçların ağarması...' gibi bir yanıt beklerken şu cevabı almışlar: "Ölümün ilk alameti DOĞMAKTIR!" |
|
| Saat: 00:04 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık