MsXLabs
Sayfa 1 / 5

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Kahve Molası (https://www.msxlabs.org/forum/kahve-molasi/)
-   -   Kadın ve Erkek (https://www.msxlabs.org/forum/kahve-molasi/2680-kadin-ve-erkek.html)

Misafir 21 Aralık 2005 08:28

Kadın ve Erkek

Kadınlar ve Erkekler arasında süre giden çekişme tarihin en eski hikayesi. Bu bölümde amacımız biraz ciddiyet, biraz espri ile karşı cins ile yaşadığımız sorunları, bulduğumuz çözümleri ve düşüncelerimizi paylaşmak.

Bu konuda tecrübelerinizi ve düşüncelerinizi paylaşmak isterseniz bize yazın. Okuduğunuz yayınlara puan vermeyi unutmayın!

İyi eğlenceler.


Misafir 21 Aralık 2005 10:23

Benim düşüncem her ikiside yani kadın ve erkekler ne istediğini bilmeyen varlıklardır fazla ilgi sıkar ilgi göstermezsin sen beni sevmiyorsun olur yani ne yaparlarsa yapsınlar birbirlerini memnun edemezler.kadın erkeksiz erkekte kadınsız yapapaz aslında dedikleri gibi ne senle nede sensiz hayat her zaman bir yolunu bulur ve onları bir araya getirir ilk başta çok memnunlardır her şey harikadır ama sonra erkek kadının isteklerini yerine getirmez kadın isteme yoluna gider bu seferde kadın çok konuşuyor durumuna düşer ama bilmiyorki onu bu hale getiren kendidir aslında benim yazacalkarım çok fazla aslında ama diğer akadaşların düşüncelerini merak ediyorum şimdilik bu kadar bu konu için sağol:smiley32:


NihLe 23 Aralık 2005 10:08

Kadınlar ve Erkekler Arasındaki Farklar
 
TAKMA İSİMLER:
Başak, Ayşe, Zeynep ve Özlem birlikte yemeğe çıktıklarında birbirlerine Başak, Ayşe, Zeynep ve Özlem diye hitap ederler. Ama eğer yemeğe çıkanlar Kerim, Ozan, Cenk ve Emre ise birbirlerine; "Taş kafa", "Godzilla", "Armut" ve "Sibop" dediklerini fark edersiniz.

DIŞARDA YEMEK:
Hesap geldiğinde Kerim, Ozan, Cenk ve Emre, 5'er milyon koyarlar (hesap 15 milyon tutmuşsa bile). Kimse para üstü istemez. Kizlarsa hesap makinalarını çıkarırlar.
BANYOLAR:
Bir erkeğin banyosunda beş temel ihtiyaç malzemesi vardır: Dişfirçası, traş kremi, traş makinasi, sabun ve bir otelden yürütülmüş bir havlu. Bir kadının banyodaki temel ihtiyaç malzemeleri sayısı ise ortalama 437'dir. Bir erkek bunların çoğunun adını bile bilmez.
ALIŞVERİŞ:
Kadın, ihtiyaç duyduğu şeylerin bir listesini çıkarır ve sadece bunları satın alır. Erkekse buzdolabında yarım bir limon ve bir şişe soda kalana kadar bekler. Markete gittiğindeyse güzel görünen her şeyi alır.
AYAKKABILAR:
Kadın ise giderken üzerine Yargıcı'dan aldığı takımını, ayaklarına da Reebok ayakkabılarını geçirir. İş ayakkabılarını ise bir Marks&Spencer torbasına koyar. İşyerine geldiğinde ayakkabılarını değiştirir. Beş dakika sonra o topuklu ayakkabılardan da kurtulur. Nasıl olsa masanın altından bir şey gözükmez. Bir erkek ise aynı ayakkabıları bir ay boyunca giyer.
KEDİLER:
Kadınlar kedileri sever. Erkekler kedileri sevdiklerini söylerler ve etrafta kadın yoksa onları tekmelerler.
GİYİM KUŞAM:
Bir kadın alişverişe giderken, çiçekleri sularken, çöpü boşaltırken, telefona cevap verirken, kitap okurken, mail alıirken bile giyimine dikkat eder. Bir erkekse sadece düğünlerde iyi giyinir.
ÇAMAŞIR:
Bir kadın iki günde bir çamaşır yıkar. Bir erkek ancak giyecek birşeyi kalmadığında çamaşırlarını makineye atar.
ÇOCUKLAR:
Bir kadın çocukları hakkında her şeyi bilir; disçi randevularını, maç tarihlerini, arkadaşlarını, en sevdiği yiyecekleri, gizli korkularını, umutlarını ve hayallerini... Bir erkekse evin içinde kısa boylu birilerinin dolaştığını hayal meyal hatırla


Misafir 23 Aralık 2005 11:36

KADINI TANIMAK
 
Bir kadını tanımak...

Bütün gel-gitleri, kaprisleri, küçük şımarıklıkları, korkuları, şaşkınlıkları, hayal kırıklıkları,aşkları, terkedilişleri, başarıları, başarısızlıkları, kurnazıkları, saflıkları, küçük yalanlari, büyük itirafları, kocaman yürekleri ile kendi olmaya çalışan kadınları tanımak...
Bir kadını sevmekle başlar her şey ama, bir kadını tanımakla varılır hayatın sırrına. Bir kadını tanımaya soyunmak zor ama keyifli bir yolculuğa çıkmaktır.
Dört mevsimi bir yürekte buluşturur, bu yüzden de sürekli şaşırtırlar. Sürprizlerin ardı arkası kesilmez. Zordur anlamak onları. Benzemek gerekir anlayabilmek için belki de! Kendi zekasını hatırlatanları sever, sevgisini göstermekten ürkmeyenleri, sürprizlere hazırlıklı olanları bir de. Sahra'da çöl fırtınası koparıp ardından güneş olup ısıtabilirler.
Kadın hem yaman bir aşk avcısı, hem de engebeli yollarda koşmaktan bitap aşk yorgunudur. Mücadele eder, kızar, bağırır ama hep sever. Bir dünyadır kadınlar, yürekleriyle konuşan, gözleriyle gülen... Yüregini sevgiye açan ve sevmekten korkmayan bütün kadınlar gibi.. Şimdi bir düşünün, kaç kadını değil bir kadını tanıyabildiniz mi bugüne degin...


vilalp 23 Aralık 2005 12:46

Kadınlar her zaman açıktır bence.Ne istedıklerını bılırler ve açıkça soylerler
AMA Erkekler tam tersi anlaşılmaz.Ne istedıklerını, nelere kırıldıklarını, nelere sevıneceklerını acık acık soylemezler beklerler acıklamadan da kadın anlasın
Tamam kadın akıllı anlar sevdıgı erkegını ama nıye boşa zaman gecsın
Erkekler açık olun lutfen kı sızı anlamakla, çozmekle ugrasmaktansa zamanımızı
daha guzel anlar yasamak ıcın kullanalım;)


amazonsu 28 Aralık 2005 13:04

Alıntı:

HerCahi adlı kullanıcıdan alıntı
Saygıdeğer "amazonsu" ben bunları çoktan aşmışımdır :.. sadece şaka mahiyetinde mesaj vermek istedim ( diğer mesajlarımdaki öğütler haricinde) ama sizin bu mesajdan rahatsız olduğunuzu gözlemledim:...o yüzden üstüme alınmamakla birlikte bir dahaki sefer eleştiri dozunuzu yerinde tutmanız dileğimi tekrarlarım :..sitemizin ne denli demokratik düzeyde olduğunu göstermem açısından mesajınızı silmiyorum :..tekrarında yetkimi kullanacağımdan asla şüpheye düşmeyiniz > saygılar

Saygıdeğer HerCahi inanın ki bende tamamen şaka mahiyetinde cevap yazdım
Ama belli ki siz bunu gayet ciddiye almışınız hatta hafiften bir tehdit sezdim yazınızda,şaka kaldıramayan bir yapıya sahip olduğunuzu düşüneceğim nerdeyse
Bu kadar alınmanıza gerek yok bence;)


NihLe 28 Aralık 2005 13:59

KADINLAR
 

Öperseniz beyefendi değilsinizdir,
Öpmezseniz adam değilsiniz.

İltifat edersiniz 'yalan' der
Etmezseniz bırakır gider.

Her isteğine 'evet' derseniz karaktersiz olursunuz
Karşı çıkarsanız anlayışsız.

Çok yanına giderseniz 'sıkıldım' der
Az giderseniz küser.

İyi giyinirseniz 'capkınsın' der
Dikkat etmezseniz zevksizlikle suçlar.

Kıskanırsınız 'huyun kötü' der
Kıskanmazsınız 'sevmiyorsun' der.

Siz bir dakika geç kalın kıyamet kopar
Kendisi bir saat gecikirse, bunda ne var.

Arkadaşınızla buluşursunuz, adı ihmal olur
O buluşur "Bizim kızlar" olur.

Siz başka kadına bakacak olsanız gözleriniz oyulur
başka bir adam ona baktığında adı 'hayranlık' konur.

Konuştuğunuz anda dinlemenizi ister
Dinlediğiniz anda "Neden konuşmuyorsun?" der

Kısacası...
Sade ama çok karışık.
Zayıf gibi ama çok güçlü.
Akıl karıştıran ama hayranlık uyandıran.
İnsani çıldırtan
Ama mükemmel!

Çok güzelse nadiren sadık,
Çok sadıksa da nadiren güzel


BERRİN 29 Aralık 2005 09:41

Evet kadın: Güçlüdür, Sevgilidir,Yalnızdır,Çılgındır,Hayattır...Bu başlıklar attında kadın çok güzel anlatılmış demekki kadın herşeydir nemutlu kadınlara ve o kadınlara sahip olan erkeklere diyorum ben.......


emineka 29 Aralık 2005 11:47


Kadın-erkek ilişkisi gibi “pır-pır”larla başlayıp, heyecanlarla devam eden ve artan coşkularla beslenen bir konunun alt başlığı haline gelen şiddetten sözediyorum.
Duymak istiyorum. Etraftan, çevreden. Bir ilişkide de şiddet yaşanmamış olsun. Şart değil fiziksel olanı. Bu şiddet denen zıkkımın türlü türlüsü var. Psikolojik şiddet, cinsel şiddet, hepsi.
Kadına yönelik şiddet ise her üçünü de barındırdığı için, belki de, hiçbir zaman toplumsal ve kişisel gündemlerden düşmeyen bir konu.
Sansürsüz’e yazdığım ilk yazıda Fistanlı Bağdegül ile Abuzer’in karakol hikayelerini yazmıştım. Hani çiftin ifadelerini alan polis memurunun arkasında bir afiş vardı. “Makyaj yapan her kadın bu isteyerek yapmıyordur” diyen. Yani bir kadının dayak izlerini kapatmaya çalıştığı vurgusu olan.
Son günlerde toplumun yakından tanıdığı isimlerle ilgili dayak olaylarını öğreniyoruz. Manken Deniz Akkaya attı ilk adımı, devamı çorap söküğü gibi geldi. Aslında açıklananlar buzdağının ucu da değil, buzdağının ucunun tepesindeki kar taneleri şimdilik. Bana kalırsa, herkes anlatmalı. Paylaşmalı. Toplumsal bir gerçek bu, hemen her kadın en az bir kez şiddete maruz kalıyor. Üstelik hakettiğini düşündüğü partneri (eşi, sevgilisi vs.) tarafından uygulanıyor bu şiddet.
Çocuklukta evde başlıyor, evlilik öncesi ilişkilerde tek tük sertliklerle devam ediyor ve evlilik imzası atıldıktan sonra “mal bulmuş mağribi” postuna bürünen erkek, psikolojik, cinsel ve fiziksel şiddeti uygulamaktan kaçınmıyor.
Mazeret de, ilgili kişiler toplumun hangi kesiminden olursa olsun, o kadar benzer ki...
Aklıma gazete küpürları geliyor. Bir tanesi zihnime kazındı sanki. Bir komiser, emniyet müdürü. Karısını dövüyor. Kadın şikayetçi oluyor. Sonra gazeteciler vs olay iyice büyüyünce kadın şikayetini geri çekiyor, üstüne üstelik gazetecileri olayı “fazla deşmemeleri konusunda.”
Uyarıyor. Kocası olan üst düzey polis ise, kadının psikolojik zorunları olduğundan bahsederek, kendisini “hasta kadının elinde mağdur olmuş adam” rolüne sokuyor.
Benzeri bir hikaye yine tanıdık bir isimden geliyor. Zeynep Tokuş, Türkiye eski güzellerinden. Alp Nuhoğlu adında bir beyefendiyle evli, gazete sütunlarından öğrendiğimiz kadarıyla. Kavga ediyorlar, cep telefonları atılıyor, dayaklar başlıyor iddialara göre. Şikayetçi oluyor Tokuş ve kocanın iddiası aynı: “Psikolojik sorunları var, depresyonda!”
Abuzer de, Bağdegül’ü suçlarken aynı noktadaydı: “Psikolojik sorunları var, depresyon.”
Olayın tek açıklaması yok tabi! Olsa hep bir ağızdan bağırırdık: “Mazeretim var, asabiyim ben!” Ya da “Depresyondayım!”
Şiddet nasıl başlıyor?
Kadının yaptığı işi, kimliklerini sorgulamak ve aşağılamakla başlıyor. Buna mutfakta pişen pilavı tam kıvamında yapmayı beceremeyen Raziye de, bir finans şirketinde yönetici olarak çalışmasına karşın her saat başı eşinden beceriksizlik uyarıları alan Mehtap da, zengin eşinin kendisine sağladığı imkanları kullanıp evde yan gelip yatmaktansa, toplumsal rolünü yakalamaya çalışan mimar Tuğçe de tanıktır. Kadının ağırlığının altında ezilen erkek, ki bu ağırlık profesyonel olabilir, kişilik anlamında olabilir, pazularını çalıştırıyor. Bu aslında
Çalışan bekar kadınların kendi aralarında çok sık tekrarladıkları bence doğru bir repliktir: “Bazı kadınlar, bazı erkeklere bir beden büyük gelir ve taşıyamazlar.”
“Sen hiçsin” mesajı o kadar derine işlemeye başlıyor ki, sudan bir bahaneden kavga çıkarılıp, önemli bir kişiye verilecek bir iş yemeği öncesi gözkapağının altı mosmor ediliyor. Sonra oraya pansuman yapma çabası gibi trajikomik bir sahnede erkek gözyaşı döküyor. İşte orada icat edenin eli dert görmeyesi “fondöten” devreye giriyor. Kat kat yapılan makyaj sonucu, “yüzdeki iz kapanıyor ama gözdeki kırıklığın izini kapatmaya yetmiyor” hiçbir kozmetiğin gücü!!!
Kadın, şık bir şekilde oradadır. En yakınında oturan kişi bir gariplik olduğunu sezmiştir. Ona da inanılmadığı biline biline bir yalan uydurulur ve tüm gece fondötenin altında gizlenen kırık bir yüreğin acısı altında sürer gider. Beyler, eğer sıkı bir makyaj yapmış ancak gözlerini derin kuyulardan çıkaramayan bir kadın görürseniz bilin ki, içinden o anda bir hemcinsinize lanet okumakta.
Hatta bazı anlarda sakatlıklar oluyor. Ölümler yaşanıyor.
Bunlara kendi yaşadığım ülkedeki, Fransa’daki Türkler arasından örnekler verecek olursam ortaya şöyle bir tablo çıkıyor:
Öncelikle Fransa’daki Türkler arasında suç işleme oranı genelde düşük. Bunun altını çizmeli. Ve onun ardından da tabloya gözatmalı:
Paris çevresinde yeralan 40 cezaevinde 123 Türk vatandaşı bulunuyor.
Bu 123 kişinin 65’i mahkum edilmiş durumda ve ve 58’i ise henüz mahkum edilmemekle beraber tutuklu durumda. Mahkum olanların yüzde 71’inin yani 46 kişinin kriminel suçlar nedeniyle mahkum. 3 Türk vatandaşı pedofili suçu nedeniyle ceza almış durumda bulunuyor.
Mahkum olanların yüzde 60’ı yani 35 kişi de aile içi suçlar nedeniyle ceza aldılar.
Bunlar arasında töre cinayetleri, cinayete teşebbüs vakaları yer alıyor. Aile içi davalar arasında, eşini kendisine tecavüz ettiği iddiasıyla şikayet eden Türk kadınlarından, ailesini Türkiye’de bırakıp Fransa’ya çalışmaya gelen Türk işçilerinin burada arkadaşlık kurduğu kadın arkadaşlarının kıskançlık krizleri sonucu yine tecavüz suçlamasıyla ihbar etmeleri bulunuyor.
“Örneğin sabah eşi kendisine para bırakmadı. Kadın karakola gidip, eşinin kendisine tecavüz ettiğini iddia ederek şikayetçi olur. Böyle vakalar var. Ya da bazı vatandaşlarımız çalışmak amacıyla buraya geliyor. Ailesi ise Türkiye’de. Burada yeni bir ilişkiye başlıyor. Ancak aile birleşimi ile ailesini getirmeye kalktığında, buradaki sevgilisi kıskanıyor ve polise gidip şikayetçi oluyor.” Böyle örnekleri de var, yurdum insanının.

Kadınla erkeği, gözdeki morluğa götüren yolculuk nasıl başlar?
Bir kısmı zorla ya da görücü usülüyle olsa da büyük kısmı severek biraraya gelir. Bunların bir bölümü gerçekten aşık da olur.
Aşk, kadınla erkeğin içlerinde ayrı ayrı akan nehirlerinin aynı çağlayanda buluşmasıdır. Bir heyecanı yakalaması, bir ilişkiye başlaması dünyanın gizli bir anahtarı varsa eğer bir yerlerde, onu sıkı sıkı kavramalarıdır. Bu heyecan o kadar seyrek çıkar ki insanın karşısına, yakalandığı anda peşinden gitmek gerekir. Öyle, her köşebaşında sunulmaz size bu heyecan. (Bkz. Kaç kırlangıç kovaladınız? Öyküsü.)
Aşka ömür biçildi madem “bilirkişilerce”, biz de aksini ispat edemediğimize göre, bir süre sonra aşkın bitişi kaçınılmaz hale gelir. “O benim aşkımdı” fikri bir süre daha götürür ilişkiyi. Eğer sonunda bir şeylere dönüştürememişseniz o birlikteliği, işte o anda ilişkinin “kaktüs devri” başlar ve karabasanlar basar heryanı!
Saygı ve sevgi üretilememişse ya da varolanı tüketilmişse, ilişkinin kaktüs devri, ya psikolojik, ya fiziksel ya da cinsel şiddet mevsimine girer, çoğu zaman kaçınılmaz olarak.
Biliyorum ki, bu satırları yazarken bir yerlerde bir kadına bir bıçak saplandı, bir kadına bir tekme atıldı, bir küfür savruldu. İçime akşam akşam çöken sıkıntının nedeni bu olsa gerek. Aşkın gül devrinden, kaktüs devrine evrimini anlatacaktım oysa. Belki de bilinçaltımda bir şey daha var. Yine biliyorum ki, şiddetin tek hedefi kadın değil. Ama bugün anlatmak istediğim konu buydu.





KADIN-ERKEK İLETİŞİMİNDE DENGE

KUR'AN'DA AŞK VE SEVGİYE BAKIŞ

"Hubb"(sevme) kelimesi Kur'an'da 9 yerde geçmektedir. Bu ayetlerden yola çıkarak sevgi-aşk konusunu şu şekilde tasnif edebi liriz:

Allah Sevgisi-Aşkı:

"İnsanlardan bazısı Allah’tan başka şeyleri O'na denk tutar da onları Allah sever gibi sever!

İman edenlerin Allah'a olan sevgi-aşkları ise onlarınkinden çok daha şiddetlidir-fazladır" (2/165).

Sevgi-aşk çeşitleri:

Kadın sevgisi, evlat sevgisi, mal-mülk-para sevgisi:

"İnsanlara şu şehevânî duygular tezyin edildi: kadın sevgisi, evlat sevgisi, yığınla altın gümüş sevgisi, at sevgisi, hayvan sevgi si, ekin sevgisi. Aslında bunlar dünya hayatının geçici menfaatleridir. Güzel sonuç ise Allah katında olandır!" (3/14).

Beşerî sevgi-aşk:

"Şehirdeki bazı kadınlar dedi ki: Azizin karısı (Züleyha) delikanlının nefsini arzulamış, onun sevgisi kalbini yakıp kavurmuş Gö rüyoruz ki kadın sapıtmış-çıldırmış!" (12/30).

Hayır sevgisi-aşkı:

"Düşküne, yetime ve esire sevgi dolu yürekleriyle, severek (veya nefisleri adına malı sevdikleri halde) yedirirler" (76/8)

"Gerçek iyilik, mala olan sevgisine rağmen, onu yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışlara, dilenenlere, kölelere vermek tir" (2/177).

Mal sevgisi-aşkı:

"Malı, yığmacasına aşırı seviyorsunuz!" (89/20) "Hayır sevgisine (mala) aşırı derecede-şiddetle düşkündür! (100/8).

Dünyalık sevgisinin hedefi:

"Ben hayır (mal-dünyalık) sevgisini Rabbimi anmak için istiyorum!" (38/32).

"Ehabbe" (Sever) fiilinde ve türevlerinde de şu anlamları buluyoruz

Allah'ın sevdikleri:

Tövbe edenler, temizlenenler: (9/108; 2/222), Muhsinler: (2/195; 3/134,148; 5/13), Muttakiler: (3/76; 9/4,7), Sabredenler: (3/146), Tevekkül edenler: (3/159), Adaletle hükmedenler: (5/42; 49/9; 60/8), Allah yolunda savaşanlar: (61/4), İmanlı, salih amel yapan, muttaki, muhsin (61/4).

Allah'ın sevmedikleri:

Kafirler: (3/32; 30/45), Küfürde ve günahta ısrar edenler: (2/276), Zalimler: (3/57,140; 42/40), Fesat: (2/205), Fesatçı: (5/64; 28/77), Kibirlenen (16/23), Haddi aşanlar: (5/87; 7/55), Aşırı gidenler: (2/190), Şımaranlar (28/76), Kendini beğenen, böbürlenen, övünen: (4/36; 28/76; 31/18; 57/23), Hain ve nankör: (4/107; 8/58; 22/38), Çok günahkar: (4/107), İsraf eden: (6/141, 7/31).

Allah'ın ve Rasulünün sevgisi ile onların yolunda mücadele etmek, bütün aileden, mal ve ticaretten, evlerden daha üstün gö rülmeli ve önde olmalı (9/24)

Allah'ı sevmenin ölçüsü, Peygamberimize uymak; Peygambere uymanın sonucu Allah'ın sevmesi ve bağışlaması: (3/31).

Allah'ın affı sevilir, buna ulaşmanın yolu: cömertlikten asla vazgeçmemek: (24/22).

Allah'ın imanı sevdirmesi ve yardımı: onunla kalbi süslemesi, küfrü, fıskı ve isyanı çirkin göstermesi: (49/7), Allah’tan başka gelip geçici olan hiç bir şey sevilmez: (6/76), Hapis, günahtan daha sevgili: 12/33), Allah, müminlerin sevdiği yardımı, zafer ve başarıyı gösterir (3/152, 61/13), İmana erenler temizlenmeyi severler: (9/108).

Allah ile insanın birbirini sevmesi: (5/54).

İnsanın insanları sevmesi: Ensar muhacirini sever (59/9); mümin, sevmeyenleri de sever: (3/119), Evlat sevgisi (12/8), insan, sevdiklerinden infak ederek insana olan sevgisini gösterir: (3/92), insanın insanı kurtarmasında sevgi yetmez, Allah'ın hidayeti gerekir: (28/56).

İnsanın imana karşı küfrü (9/23), hidayete karşı körlüğü sevmesi ve tercih etmesi: (41/17).

İnsanların dünyayı sevmesi, dünya hayatını ahiret hayatına tercih etmeleri: (14/3,16/107,75/20,76/27).

İnsanların günah işleri sevmesi: Fuhşiyatın yayılmasını sevenler: (24/19), Gıybet sevmek, ölü eti sevmek gibi: (49/12), yapmadıklarıyla övül meyi sevmek: (3/188).

İnsanların hayır işlerini sevmemesi: Nasihat verenlerin sevilmemesi: (7/79).

Yahudi ve Hristiyanların: Biz Allah'ın oğullarıyız ve sevgilileriyiz demesi: (5/18).

"Mahabbet" kavramı, Hz.Musa ile ilgili olarak sadece bir ayette geçer: "Benim nezaretimde yetiştirilmen için sana kendimden bir sevgi verdim" (20/39).

Ayetlerden anlaşılacağı gibi, insan sevgisini dört ana konuya yoğunlaştırabilmektedir: Allah'a, kendine, insanlara ve dünyalık diğer varlıklara.

Bu yönelişler, aynı zamanda hem olumlu hem de olumsuz olarak gerçekleşebilmekte ve ifrat tefrit yönleri olabilmektedir Sözge limi Allah sevgi sinin, İsrail oğullarında görüldüğü gibi, sadece kendi milletlerine tahsis edilmesi yanlış olduğu gibi, malın, kadının, dün yanın bir ilah gibi sevilmesi de bir o derece yanlış olmaktadır. Mal sevgisinin yaratılışta bulunması kabul edilebilir bir durumdur. Ne var ki bunun, cimrilik yapılarak insanların hayrına kullanıl maması kadar, israf edilmesi de doğru görülmemektedir. Allah'ı seviyorum diyen insanın, Peygamberini örnek alarak bir Müslümanlık yaşamaması uygun düşmemektedir.

Burada dikkat çeken ön önemli husus: İnsanın, eş, evlat ve mal sevgisi başta olmak üzere, bütün sevgilerinin çıkış noktası ola rak Allah sevgisini görmesi, sevdiklerini O'nun muhabbeti namına sevmesi konusudur. Bu temel atıldıktan ve hedefe Allah rızası konul duktan sonra, bütün sevgiler ve aşklar kötüye kullanılmaktan ve insana zarar verecek şekle dönüşmekten uzak kalmış olacaktır.

Kur'an'da beşerî aşk konusu, sadece Züleyha'nın aşırı ilgisi ve yönelişi şeklinde ele alındığı gözleniyor. Fakat bu konunun başlı başına, kıssaların en güzeli diye tanımlanan (12/3) bir sûrede ele alınması ve uzunca sayılabilecek bir bölümde, Züleyha'nın ve kadınların duygularının dile getirilmesi, konunun insan hayatındaki yerine parmak basması açısından ilgi çekicidir.

Kadının aşk duygusuna kapılması, sevgisini kontrol altına alamaması onu başka duyguları yaşama arzusu içine atmış, ölçü süzce davranışlar sergilemesine sebep olmuştur. Bunun sonucu olarak hem kendi onuru kırılmış, arzuladığı şeye ulaşamadığı gibi, in sanların gözündeki yüksek mertebe-den düşmüş, hem de iftira atarak, insanlık dışı bir davranışla masum bir insanın yıllarca hapiste kal masına sebep olmuştur.

Adı konmamış aşkların, patlamaya hazır bir bomba olduğu gerçeği dikkatimizi çekmektedir. Allah'a bağlantısı olmayan bu tür kalp fırtınaları, insanı bir tarafa savurabilir, nefis arzularına kaynaklık yapabilir ve insanı her türlü kötülüğün içine atabilir.

Masumiyet içindeki aşk ise, geçmişinde bir kökle Yaratıcıya bağlanır, gelecekte kurulması düşünülen aile gövdesiyle irtibatlan dırılır ve bu aşk, mutluluk meyvesi evlatlarla taçlandırılır.

Temel olarak aşk iki kısımda ele alınmaktadır.

1.Hakiki Aşk: Kalbi, kalbin hakiki sahibi olan Allah'a yöneltme, O'nun sevgisiyle yükleme ve süsleme...

2.Mecazi Aşk: İnsanın insana, dünyaya, dünyalıklara ve diğer varlıklara
duyduğu aşk, muhammet ve ilgi...

İnsan sevdiklerini ve sevilmesi gerekenleri bir liste halinde alt alta yazsa...

Karşılarına da neden bu sırada, sözgelimi ilk üç sırada yer aldığının gerekçelerini saysa...

Hakiki Aşk'ın sahibi olan Rabbimizin ilk sırayı alacağında kuşku yoktur.

Çünkü geçmişte karşılıksız verdiklerinin tek sahibidir.

Ve gelecekte Rahmetiyle bol bol vereceklerinin de tek sahibidir...

Ve kalp Allah'ın nazar ettiği, doğrudan ve en yakından ilgilendiği insanın ana can merkezi durumundadır ve burası son derece MAHREM bir bölgedir...

Allah "Gayûr"dur.

Bu kelimeyi insan diline çevirirsek "Kıskançlık" olarak tanımlayabiliriz.

Biz sevdiğimiz birinin nasıl sadece bizim kalbimizde yer alıp kalmasını istersek, tabir caizse ve benzetmek olmasın, Cenab-ı Hak da sadece kendisine tahsis edilmesi gereken kalbin, kendisi hesaba katılmadan başkalarının işgaline açılmasına karşı ondan daha fazla gayrete gelmekte ve hoşnut olmamaktadır.

Bu da kalbin gerçek mutluluk kaynağından yoksun olması anlamına gelmektedir.

Kalp ancak Hakiki Aşk olan Allah aşkıyla iki dünya mutluluğuna ulaşabilir.

Mecazi aşklar ise insanı geçici dünyada bir müddet oyalar ve beraberinde pek çok tatsızlığı da getirir.

Sonuç olarak, önce Allah sevilmeli, kalbimin gerçek sahibi sensin demeli sonra, "ONnun namına, O'nun muhabbeti hesabına" diğer sevilecekleri sevmeli...


nobody34 29 Aralık 2005 13:40

İYİKİ KADINIM DEMENİN AVANTAJLARI İMİŞ..

Bayanlar
1) Sigaradan sararmis biyiklarimiz yok.
2) Arabamizin yolda patlayan lastigini degistirmeyi bilmesek de olur.
3) "Ya kalkmazsa?"
4) "Ya inerse?".. sizin de isiniz zor valla yaaa...
5) Pantolon giymek bizim icin fizyolojik larak en az etek kadar rahattir.
6) Kisiligimiz kullandigimiz arabanin beygir gücü ile dogru orantili olarak degerlendirilmiyor.
7) Tuvalette sadece tavana degil, sagimiza solumuza herhangi bir ölçme biçme endisesi duymaksizin bakinabiliriz.
8) "Gerçek mi, rol mü yapiyor?"
9) "Damsiz Girilmez" bize bir sey ifade etmiyor..
10) Kirmizi isikta yanimizdaki arabanin bizden önce çikmasi ya da bir aracin bizi sollamasi hiç birsey demek degildir.
11) Istedigimiz her yerde ve her kosulda aglayabiliriz.
12) Bedensel hareketlerimiz vücudumuzdaki olasi kaslari belirginlestirecek diye bir zorunlulugumuz yok...
13) Vücudumuzda kas olacak diye bir zorunlulugumuz da yok hatta..
14) Kas gücü gerektirecek isleri zevkle yapacak birileri her zaman vardir
15) Dügme, sökük vs. dikmek özel bir beceri gerektirmiyor.
16) Dünya yerle bir olsa önce kadinlar ve çocuklar!
17) "Yoktan var edilen" yapay bedenlerimize tapinacak bir karsi cins varken , kozmetik ürünleri ve estetik cerrahinin olanaklarindan sonuna kadar yararlaniyoruz
18) Asik oluyoruz... korkmadan.
19) Biraz göbek sevimli mi durur? ... hadi ordan!! siz hic kalçalarimdaki yaglar beni çekici gösteriyor diyen bir kadin ya da yaglar beni çekici gösteriyor diyen bir kadin gördünüz mü? Asla dis görünüsümüzle ilgili yalan telkinlerle kendimizi kandirmaya çalismayiz Rejim gerekiyorsa rejim Allah Allah!!!
20) Tecavüze ugradigimizda cinsel tercihimizi degistirmek zorunda degiliz
21) Duygusal saçmaliklar adina kredi sahibiyiz... çiçek ve çikolata istiyoruz
22) Evde, banyoda, kil- tüy dökmeyiz...
23) Dokundugumuz bedenin herhangi bir kismindan silikonlar fiskirma korkusu duymayiz genelde tabi!!!
24) Sünnet olmuyoruz...
25) Meslek grubunda "ev kadini" diye kebap bir seçenek var...
26) Birinden hoslansak da "ilk adim atma kabusu"ndan muafiz...
27) Evet, gelinlik 200.- $, smokin ise 100.-$.. ve her ikisini de sevgili damat ödüyor...
28) "3 dubleden sonra feciii sarhos olurum" diyebiliriz rahatlikla...
29) "Çirkin" kadin yoktur.
30) 50 yasindan önce hiçbir erkege seks için para ödemek zorunda degiliz
31) 31 sayisida sadece digerleri gibi bir sayi...
32) Kisa boy mu? E topuklu ayakkabilar ne güne duruyor ki? 33) Yasimiz ne olursa olsun bir uçan balon tasiyabilir, pamuk helva ve elma sekeri de yiyebiliriz
34) Her sabah tras olmak zorunda degiliz.
35) Bir gece hos bir rüya görsek ertesi sabah pijamamizi kirliye atmamiz gerekmez.
36) Genellikle istedigimizi almamiz için söylememiz yeterlidir....
37) Bazen istemedigimizi söyleyerek de aliriz.
38) Blue-jean'lerimizin muhtelif kisimlari diger taraflarina göre dengesiz biçimde durmaz-beyazlamaz... ya da sararmaz...
39) Kizdigimizda birbirimizin anneleri, kizkardesleri, ebeleri, dayilari ya da sülalesine dair cinsel taleplerimiz olmaz
40) Ayakta kalmak(?) için 1,5 porsiyon kaymakli künefe yememiz gerekmiyor..
41) Bebeklik albümlerimiz sirtüstü çirilçiplak resimlerimizle dolu degil
42) "Hadi amcalara göster.." seklinde rezil bir çocukluk animiz da hiç olmayacak
43) Uçan tekmelerle birbirimizin agzini yüzünü kirdigimiz sporlar yapmiyoruz
44) Fiziksel güç iddiamiz yok ama ,grip olunca da ölümcül bir hastaliga yakalanmis gibi iptal olmuyoruz...
45) Silah... hiç iki kizin silahla oynarken birbirini vurdugunu duydunuz mu?
46) Horlamiyoruz....
47) Az bildigimiz bir seyi çok anlatabiliriz.
48) Birbirimize, beklenmedik yikici sonuçlar dogurabilecek, essek sakalari yapma adetimiz yoktur
49) Canimizin çektigi yemegi pisirir, herkese yedirebiliriz.
50)Kerizi parasindan ayirmada Allah vergisi bir yetenegimiz vardir

BU DA DEVAMI
* 30 yaşından sonra tepenizdeki saçlar dökülmeye başlamıyor.
* Birden fazla uyarılma noktasına sahipsiniz.
* Burun ve kulaklarınız kıllarla kaplanmıyor.
* Aylık giderinizin bir bölümünü erotik dergilere ayırmak zorunda değilsiniz.
* Hem duygularınız var, hem de bunlar hakkında konuşabiliyorsunuz.
* Ne kadar içerseniz için, kemerinizi asla bira göbeğinin altından bağlamak zorunda değilsiniz..
* Doğuştan doğru hediyeyi verme yeteneğiniz var...
* Meşrubat kolilerini 6'ncı kata kadar kendiniz taşımak zorunda değilsiniz.
* İstatistiklere göre, siz kocanızdan 7 yıl daha uzun yaşayacaksınız.
* Otomobilin patlayan lastiğini değiştirmeyi bilmek zorunda değilsiniz.
* Yuvarlak meşin olmadan da hafta sonunun tadını çıkarabiliyorsunuz.
* Sinemada gözyaşlarına boğuldunuz diye utanmanıza gerek yok.
* Ömrünüzün 2 bin 600 saatini tıraş olarak harcamıyorsunuz.
* Yatakta başarısız olma duygusunu tanımıyorsunuz.
* Umumi tuvaletlerde herkes sizi izlemiyor.
* İlle de bir kariyer sahibi olmak zorunda değilsiniz.
* Komşunuza en büyük sırlarınızı bile anlatabilme gücüne sahipsiniz.
* Anne olmanın mutluluğunu yaşayabiliyorsunuz.



Misafir 8 Ocak 2006 18:58

ERKEK VE KADINLAR ÜZERİNE SÖZLER* Tanrı kadınlara geçmişi ve geleceği, erkeklere ise yaşadığı günü armağan etti. Kadınlar geniş bir zamana
yayıldıkları için huzursuz, erkekler daracık bir zamana sıkıştıkları için anlayışsız olurlar. Ahmet Altan
* Bir kadın aynı zamanda hem sevdalı, hem anne olamaz. Andre Maurois
* Kadın psikolojisini otuz yıldır incelememe rağmen büyük soruya cevap bulamadım. Gerçekte kadınlar ne
istiyor? Sigmund Freud
* Zengin dullar bir gözleriyle ağlarlar, öbürünü kırparlar. Miguel De Cervantes
* Erken kalkmayan avrat, söz dinlemeyen evlat, mahmuzla gitmeyen at; kapında varsa kaldır at.
Türk Atasözü
* Kadına inanan, kendini aldatır. İnanmayan da kadını aldatır. Çin Atasözü
* Bir sürü erkek başarısını ilk karısına borçludur. İkinci karısını da başarısına. Jim Backus
* Kadın peşinde koşmanın zararı yoktur. Zararı veren onları yakalamaktır. Jack Davies
* Erkek hissettiği, kadın göründüğü yaştadır. Moltimer Collins
* Bir erkek ölürken kıpırdayan son yeri, kalbidir. Bir kadın ölürken, dili. George Chapman
* Bir kadın kısık sesle konuşuyorsa birşey istiyor demektir. Sesini yükseltiyorsa bilin ki istediğini elde
edememiştir. Anonim
* Kesinlikle evlen! Karın iyiyse mutlu, kötüyse filozof olursun. Sokrates
* Bütün dünyada bir tek güzel çocuk vardır. Bütün annelerde ona sahiptir. Çin atasözü
* Her başarılı erkeğin arkasında, onunla gurur duyan bir karısı ve bu işe şaşakalmış bir kayınvalidesi
vardır. Brooks Hays
* Erkekler yaşlanır, kadınlarsa değişir. Goethe
* Niye evlenecekmişim ki? Evlenirsem başıma gelecek en iyi şey boynuzlanmamaktır ki evlenmezsem bunu
çok daha emin yollardan elde edebilirim. Sebastian Chamfort
* Erkekler kendilerini yorgun hissettikleri için, kadınlar ise meraktan evlenirler. İkisi de hayal kırıklığına
uğrar. Oscar Wilde
* Evlilik geleneksel olarak kadınlara sunulmuş tek gelecektır. Bir çok kadın ya evlidir, ya bir zamanlar evlilik
geçirmiştir,ya da evli olmadığı için acı çekiyordur. Simone De Beauvoir
* Bir erkek karınızı elinizden aldığı zaman karınızı ona bırakmaktan daha büyük bir intikam yoktur.
Sacha Guıtry
* Bekar erkekler kadınlar hakkında evli erkeklerden daha çok şey bilirler. Eğer bilmeselerdi onlar da
evlenmiş olurdu. H.L.Mencken
* Erkek evlenene kadar eksik bir erkektir. Ve evlendiğinde artık bitmiştir. Zsa Zsa Gabor
* Kadınlara büyük saygı duyan ve onları herşeyin üstünde tutan erkekler, kadınlar arasında popüler
olmayı nadiren başarabilirler. J.Addıson
* Kadınlar güçsüz olana kendini bir ödül, güçlü olanabir eşya gibi sunar. Cesare Pavese
* Bir erkeğe göre 'erkeğin iyisi' ile , bir kadına göre 'erkeğin iyisi' aynı şeyler değildir. Ortega Y Gasset
* Erkekler, hayatlarının bir devresinde evlerinin tam hakimidirler. O da doğdukları günden üç yaşına kadar
oldukları zamandır. Gaston Paces
* Erkekler şaraba benzer. Geçen yıllar kötülerini ekşitir, iyilerini olgunlaştırır. Cicero
* Cömertlik, erkeğe yakışan erdemdir. Goethe
* Erkeği evinden kaçıran damın akması, bacanın tütmesi ve kadının çenesidir. Chauger
* Evli erkekler her yeni damadı sevinçle seyrederler. Tıpkı ormanda yeni yakalanıp getirilen genç bir
aslanı seyreden kıdemli sirk aslanı gibi. Mark Twain
* Erkeklerin aklı, ev kadını arar, ama kalbi ve hayal gücü başka özellikler peşindedir. Goethe
* En mükemmel kadın, çocuklarına babalarının yokluğunda baba olabilecek kadındır. Goethe
* Kadın öyle bir konudur ki, onu ne kadar incelersen incele her zaman yepyenidir. Tolstoy
* Bir kadın ya sever, ya da nefret eder; ortası yoktur. Pubillius Syrus
* Kadınlar sevmedikleri adama hiç acımazlar. Alexandre Dumas Files
* Kadınlarda feci olan şey, ne onlarla ne de onlarsız yaşanabilmesidir. Byron
* Kadınların gözleri keskin, zekaları uyanık, düşünceleri vesveseli olur. Guy de Maupassant
* Kadın, insanın gölgesi gibidir; kovalarsanız kaçar, kaçarsanız kovalar. Chamfort
* Kadın kendi başına ne gül goncasıdır, ne de diken. Koklamasını bilirsen gül, tutmasını bilmezsen diken
olur. Refik Halid Karay
* İyi bir kadın bir erkeği etkiler, zeki bir kadın onda ilgi uyandırır, güzel bir kadın büyüler, anlayışlı bir kadın
ise ona sahip olur. Helen Rowland
* En güvenilir dost, anne baba ve sadık eştir.


Misafir 8 Ocak 2006 20:01



aybarsabi 9 Ocak 2006 20:03

EĞER ERKEK OLSAYDIM !!!
 
EGER ERKEK OLSAYDIM
Öykü Akın
13 Eylül 2001



Günlerdir tartışılan kadın-erkek, tavuk-yumurta ilişkileri üzerine bir süredir benim de kafam karışık. Sanırım bir ay önce katıldığım bir milongada itiş kakış dans ettiğim bir adam kafamı fena halde bulandırdı, iyi ki bulandırdı da, ben de bir an için diğer tarafa geçtim, kendimi erkek farz ettim, düşündüm, eğer erkek olsaydım nasıl olurdum diye...

Eğer erkek olsaydım; buram buram parfüm kokardım. Acı baharatlı kokuların en can yakanını bulup sürerdim kendime, kadınların topunun boğazı yansın, düğümlensin, dilleri tutulsun diye...

Eğer erkek olsaydım; saçlarımı pırıl pırıl tarardım. Güneşin ışınlarından bile daha zıpkın olurdum, bana bakan bütün gözleri haince kamaştırırdım.

Eğer erkek olsaydım; ayakkabılarımı her daim boyardım. Gıcır gıcır savrulurdum ortalıkta, kadınların tikir tıkırlarına inat!
Eğer erkek olsaydım; gecenin en karanlık saatlerinde, en janti kılıklara bürünürdüm. Siyah-beyaz çizgiler seçerdim kıyafetlerime, gecenin siyahında kaybolur, ışıkların en hüzünlü beyazında ortaya çıkardım...

Eğer erkek olsaydım; hiçbir büyük adamın büyük laflarını sayıklamazdım, hiçbir şairin dizelerini ezberlemezdim. Kendi şiirlerimin büyük laflarımı çıkarırdım derinlerimden, onları kadınlara anlatırdım, denizlerimde boğulsunlar diye...

Eğer erkek olsaydım; ortalıkta gaddar bir yengeç gibi yürürdüm. Sağlam, güvenilir ve acımasız adımlar atardım, tereddüte bir an olsun yer bırakmazdım.

Eğer erkek olsaydım; dans ettiğim kadınların sağ elini pamuk helva tutarmış gibi tutardım. Biraz fazla sıksam elimde eriyeceğini kestirirdim. Nazikçe tutardım ellerini, tatlı pembesi az biraz elime bulaşsın da ortalığı toz pembe tatlandırsın diye...

Eğer erkek olsaydım; dans ettiğim kadınlarla tek kelime konuşmazdım. Aklımdaki bütün sözcükleri ayaklarıma dökerdim, güçlü sözcükleri bacaklarımla telafuz ederdim, sözcüklerin üzerine basa basa, suyunu çıkara çıkara dans ederdim...

Eğer erkek olsaydım; dans ederken en acılı aşklarımı düşünürdüm. En güzel anılarımla yeniden coşar, en arızalı intikamlarımı, dans ettiğim kadınlardan alırdım.

Eğer erkek olsaydım; dans ederken terlemekten hiç gocunmazdım. Sular seller gibi akardım pistte, ayağıma dolananlar kayıp düşsün diye.

Eğer erkek olsaydım; müziğin ritmini kalbimin ritmi farz ederdim. Kalbime 2/4'lük atmayı öğretirdim, atmaktan vazgeçtiği ana kadar da nefes nefese dans ederdim...

Eğer erkek olsaydım; dans ettiğim kadınları zoraki kendime yapıştırmazdım. Araya sinsi bir aralık bırakırdım, gitmek istediğinde kolayca terk etsin diye.

Eğer erkek olsaydım; kadınların üzerine soru sorar gibi yürürdüm, cevabını alana dek de bırakmazdım peşlerini, sabahın ilk ışıklarında gelse bile yarı kötürüm bir cevap, sabırla beklerdim.

Eğer erkek olsaydım; gözümü dans ettiğim kadından bir an olsun ayırmazdım. Ona kendisini, dünyanın en güzel kadınıymış gibi hissettirirdim, onbeş dakikalik bir takiyye bile olsa, buna katlanırdım. :)

Keşke erkek olsaydım...

Öykü Akın.

..... Peki, ya siz EĞER ERKEK OLSAYDINIZ ne yapardınız?


nobody34 10 Ocak 2006 13:12

ERKEKLER NE İSTER?(Biraz feministce yazılmış galiba:)
>>> >Kadınların hiçbir şey istememesini ister .
>>> >" Seni seviyorum " sözünü bir kez söylesin , karşı taraf bununla 20 sene idare etsin ister .
>>> >Gökten yağmur değil kadın yağsın ister .
>>> >Maçların 90 dakikadan 24 saate çıkarılmasını ister .
>>>>Evli olmak ama bekar gibi yaşamak ister .
>>> >Ön sevişmenin Aydın Havası kısalığında olmasını ister .
>>> >Ölecekse skor yaparken ölmek ister .
>>> >Bir bakışı canlar yaksın ister .
>>> >Bütün kızları ellemek , el değmemiş bir kızla evlenmek ister .
>>> >Gençliğinde annesinin , yaşlılığında kızının arkadaşlarını ister .
>>> >Kadınları " Çocuklarımın anası " Elimin kiri " vs . sıfatlarla kategorize etmek ister .
>>> >Aldatmak ve hoş görülmek ister .
>>> >TV 'nin karşısında horlaya horlaya uyumak ister .
>>> >Her istediğinde sevişilsin ister ...
>>> >Bütün kadınların " verici " , bir tek kendi kadınının " Sadıka Hanım " olmasını ister
>>> >Bilimin bir gün erkeklerin kadınlardan daha zeki olduğunu ortaya çıkarmasını ister.
>>> >Kendi anlayışsızlığını örtbas etmek için kadınların anlaşılmaz olduğu masalını dünyaya yaymak ister ..
>>> >Bir kadınla sonuca varmak için aşılması zorunlu olan o kahrolası merhalelerin hiç olmamasını ister .
>>> >Akıllı kadından hoşlanıyor görünmeyi ister ..
>>> >Kadının kıt akıllısını ister .
>>> >Kadının güzel kalça , bacak ve göğüsten oluşan bir süs bitkisi olmasını ister .
>>> >Eskimiş(?) kadını peşinata sayıp yenisini almayı ister .
>>> >Romantizm denen ve işleri zorlaştıran baş belasının tez günde yok olmasını ister .
>>> >Üst'lerinin erkek, ast'larınında kadın olmasını ister .
>>> >Ahçı, hizmetçi, anne, hemşire, seks bombası, güzellik kaliçesi karışımı bir kadına sahip olmak ister .
>>> >Para ya da bulunduğu konum sayesinde tavladığı kızların , ağarmış saçlarına aşık oldukları masalına inanmak ister ..
>>> >Ne evdekinden ne ötekinden vazgeçmek ister .
>>> >Dünyadaki bütün kadınları ister ...
>>> >Verseniz de yetinmez , Mars'takileri de ister .
>>


nobody34 10 Ocak 2006 22:49

KADINLARI ANLAMAYA ÇALIŞAN ERKEKLERE BİR YORUM:)

Kadınların davranışlarındaki anlaşılmazlık gizemli ve çelişkili olmasından doğar. Kadınlar kolay anlaşılmak ve sonuçta "Kolay Kadın" sıfatını kazanmak istemezler. Çelişkili davranmanın da arkasında aynı amaç vardır: Kolay anlaşılmamak.

Gizemlidirler, çünkü kadınlar genellikle düşüncelerin açıkça söylenmesinden çok simgeler arkasında saklanmasından hoşlanırlar. Tablodaki Mona Lisa gülmekte midir yoksa ağlamakta mıdır pek anlaşılmaz. Erkeğin hayal gücüne kalmıştır. O hayaller ki, her zaman hayal olarak kalmak zorundadırlar...

Kadınların gerçekten erkekler kadar zeki, hatta bazılarının daha da zeki olduğu kesindir, Ancak, zekalarını erkekler gibi kullanmazlar. Sahip olduğu zekayı hayatını planlamak için kullanan bir erkek, evin kapısının önünde davete gitmek için karısının eldivenlerini bulmasını bekler. Erkeğin aklında davet edildikleri yere geç kalmamak vardır. Kadın ise, geç kalınsa bile, davete en son giderek herkesin bakışlarını üzerinde toplamak üzerine yoğunlaştırmıştır zekasını. Bunun ne işe yaradığını erkek anlayamaz bir türlü. Çünkü erkek bakılmaktan çok bakmak peşindedir.

Kısacası, Tanrı eğer kadınların anlaşılmasını isteseydi erkeklere o aklı verirdi. O nedenle, erkeklerin kadınları anlamak için uğraş verip günah işlemesine gerek yok. Onları anlamadan seven her erkek Tanrı'nın isteğini yerine getirmiş ve sevap kazanmış olacaktır. Nasıl olsa erkeklerin anlayacakları kadınlar birer huri olarak onları cennette beklemektedir.

Tüm kadınlara sevgilerle
,


nobody34 11 Ocak 2006 21:16

Bir konusma sirasinda adamin biri kadinin birine sormus:
>
> "Nasil bir erkek ariyorsun?"
>
> Kadin bir süre sessiz kaldiktan sonra adamin gözlerinin içine bakarak sormus:
>
> "Gerçekten bilmek istiyor musun?"
>
> Adam biraz isteksiz, "Evet" demis.
>
> Ve kadin baslamis anlatmaga...
>
> "Bugün ve bu yasta bir kadin olarak, bir erkege onun benim için benim kendime yapabilecegimden fazla ne yapabilecegini soracak konumdayim.
>
> Kendi masraflarimi karsilayabiliyorum; bir erkegin yada bir baska kadinin yardimina gerek duymadan evimi idare ediyorum. Böyle olunca, "Sen masaya ne koyuyorsun?" sorusunu sorma konumundayim.
>
> Adam kadina bakmis. Paradan söz ettigini düsünüyormus.
>
> Kadin hemen bu düsünceyi düzeltmis: "Sözünü ettigim, para degil.
>
> Ondan öte bir sey istiyorum. Hayatin her alaninda mükemmeliyeti arayan bir erkege ihtiyacim var."
>
> Adam arkasina yaslanip kollarini kavusturarak kadindan biraz daha açiklama istemis.
>
> Kadin baslamis anlatmaga:
>
> "Kendini zihnen mükemmellestirmeye çalisan birini istiyorum, çünkü sohbet ve zihnen uyarilma ariyorum. Basit bir adama ihtiyacim yok.
>
> Ruhen mükemmellesmeye çalisan birini ariyorum, çünkü dengesiz bir birlesmeye ihtiyacim yok.
>
> Inananlarla inanmayanlarin bir araya gelmesi felakete yol açar.
>
> Parasal açidan mükemmellik arayan bir erkege ihtiyacim var, çünkü parasal bir yük istemiyorum.
>
> Bir kadin olarak yasadiklarimi anlayacak kadar duyarli, ayagimi saglam basmami saglayacak kadar güçlü bir erkek ariyorum.
>
> Saygi duyabilecegim birini ariyorum. Ona boyun egmem için onu saymam gerekir.
>
> Kendi isini yürütemeyen adama boyun egemem.
>
> Boyun egme konusunda sorunum yok... yeter ki buna deger biri olsun.
>
> Tanri kadini erkege es ve yardimci olarak yaratmis. Kendine yardim edemeyen adama ben yardim edemem."
>
> Kadin aklindan geçenleri böyle döküverdikten sonra adama bakmis.
>
> Adam yüzünde saskin bir ifadeyle oturakalmismis:
>
> "Çok fazla istiyorsun." demis.
>
> "Degerim çok fazla." diye yanitlamis kadin.
>
>


nobody34 15 Ocak 2006 14:37

Kadınların seks yalanları! İşte size bir kaç örnek...


VAKA - I

Bir kadın bir erkekle, ilk kez beraber olduğunda, aralarında geçen konuşmalar genellikle birbirine çok benzer.

Soru: (erkek soruyor) Hayatım, bundan önce kaç kişiyle beraber oldun?

Yanıt: İki ya da üç kişi. Ama sen dana öncekileri bana unutturdun.

Gerçek: Kadınlar ilk ilişkilerini kolay kolay unutmazlar. Büyük bir ihtimalle o da ilkini unutamadı. Bazı kadınlar bu zaafların saklamayı yeğlerler. Ama erkeği üzmemek için doğrusu da budur.



VAKA - II

Kadınla erkek yataktayken "hamilelik" konusu mutlaka gündeme gelir. Geyik de olsa, "doğacak bebeğin, kime benzeyeceği" konusundan bir şekilde söz açılır. Bu muhabbette de, iç sesler çoğu kez farklıdır

Soru: Doğacak bebeğimizin kime benzemesini istersin?

Yanıt: Tabii ki sana benzeyecek tatlım.

İç ses: Aman Allah'ım, inşallah bana benzer.

Gerçek: Kadınlar doğacak çocuklarının kendilerine benzemesini çok arzularlar.

VAKA – III

Sevişme bittiğinde, genellikle, erkek veya kadın "nasıldı" sorusunu mutlaka sorar. Direk olarak sormasa da imalı bir tarzda, "yorum" almaya yönelik tuzak soruları sorabilir.

Soru: Nasılsın canım, nasıldı?

Yanıt: Çok iyi, böyle harika hissediyorum kendimi.

İç ses: Aman tanrım, öküz gibi üzerimden kalmadı iki saat, hadi ben de orgazm olsam neyse, adam keyiften bizi unuttu.

Gerçek: Bazı kadınlar, orgazm olamadıklarını gizlerler veya da orgazm taklidi yaparlar.

VAKA – IV

Erkekler de, vücutlarına önem verirler. Beraber olduğu kadınlarda, çaktırmadan bunu test ederler. Kadınlar da bunu bildikleri için erkeği sürekli pohpohlarlar.


Soru: Nasıl buldun vücudumu?

Yanıt: Harika bir vücudun var, kaslarını geliştirmişsin.

İç ses: Adamın göbeğinin her tarafı yağ bağlamış, kendini eros sanıyor hala.. Abide olarak dikmek lazım bu vücudu!

Gerçek: Erkekler genellikle kadınların erkekte estetiğe önem vermediğini düşünür ama göbekli erkeklerden kadınların hoşlanmadığı da gerçek.

VAKA – V

Erkeklerin, "penis ölçüsü" hakkındaki takıntıları. o kadar çoktur ki. Şu gerçektir ki, erkekler rekabetten çok hoşlanırlar ve cinsel organların boyutları gündeme geldiğinde de bu rekabet söz konusudur. Penisin boyutu ile ilgili sorular da bir anlamda bu rekabetin göstergesidir. Açıkça, "karşılaştırma" cesareti bulan erkek çok fazla değildir. Onun ne kadar büyük olduğunu söylemek de farzdır adeta. Fanteziler hep boyutlar üzerine kuruludur. Nü vaziyetlerinde yatağa girdiklerinde erkekler, kadınların o nesneye bakıp şöyle dediklerini tahayyül ederler: "Tanrım çok büyük!"

Soru:Nasıl, büyük mü benimki.

Yanıt: Evet, tam istediğim gibi.

İç ses: Şuna bak, fasülye gibi, nasılda havalara giriyordun, bak foyan meydana çıktı.

Gerçek: Bu sorudan kadınlar genellikle hoşlanmaz. Esas olarak ortak bir görüş vardır. Kadınların büyük çoğunluğuna göre penisin boyutu değil işlevi daha önemlidir.

VAKA - VI

Erkekler, bir kadınla cinsel birlikteliğe girmeden önce farklı tablolar çizerler. Daha önceki ilişkilerini ballandıra ballandıra anlatırlar. Onların anlattıklarına bakılırsa, sevişme süreleri de genellikle uzundur. Oysa kadınların en çok şikayet ettiği konuların başında, ön sevişmesiz ilişki geldiğine göre, anlatılanlar genellikle "hikaye"dir. Bu "zaman" konusu da tartışmalara neden olur.

Soru: Canım benim, uyu istersen.

Yanıt: Uykum yok ki, hani sabaha kadar sevişiyorduk.

İç ses: İşi bitirdin, senden iyisi yok. Ya biz ne olacağız? Hani daha önceki kadınlarla sabaha kadar seviştiğini anlatıyordun.

Gerçek: Ne yazık ki, sevişmenin süresi konusunda erkekler ve kadınlar pek anlaşamaz. Kadınlar geç orgazma ulaştıkları için, ön sevişme süresini uzun yaşamak isterler. Erkeklerse çok önceden, kafalarındaki fantazilerle uyarıldıkları için, sevişmenin ilk dakikalarında doyuma ulaşabilirler.

Kadınvizyon


nobody34 16 Ocak 2006 00:59

Şeytanın yapamadığını kadın yapar..
Kadın erkeği tuzağa düşüren bir örümcektir..
Kadının vücudunun üzerindeki baş şeytan kafasıdır..
Karısı olanın arısı var(Kadın ısırır)..
Kadın zaruri bir baş belasıdır..
Kadın da takvim gibidir, sadece bir yıl işe yarar..
Erkek kadın için değil, kadın erkek için yaratılmıştır..
Kadın erkeğin sabunudur..
Kadın dili kesilse bile susmaz..

Bu cümlelerin Avrupa'da atasözleri olduğunu biliyor muydunuz ?



kitsch 16 Ocak 2006 19:42

valla çok hoşuma gitti harika nerden buldun bunu erkekler okusun da anlasınlar ne olduklarını


nobody34 16 Ocak 2006 21:06

Birayı Kadınlara Tercih Etmek için 40 Neden
1. Bir birayı içmeden bir ay saklayabilirsin.
2. Bira lekesi yıkayınca çıkar.
3. İçmek istediğin biraya boğazdaki lüks balık lokantasında yemek ısmarlaman gerekmez.
4. Sen futbol oynarken biran arabada sabırla bekler.
5. Biranın son kullanım tarihi geçince çöpe atabilirsin.
6. Bir bira asla geç kalmaz.
7. Başka bir bira aldığında kıskançlık yapmaz.
8. Birandan içmek isteyenler bunu sana açık açık söyler.
9. Elde etmek için kimseyle kavga etmen gerekmez.
10. Bardan çıkarken her seferinde yanında başka bir bira götürebilirsin.
11. Asla "Başım ağrıyor,yorgunum." demez.
12. Birayı içtikten sonra şişesi hala para eder.
13. Eve başka bir bira getirirsen evdeki biran kızmaz.
14. Bütün biralarını ayni odaya koyabilirsin, kavga etmezler.
15. Bir gecede birden fazla bira içtiğinde suçluluk hissetmezsin.
16. Bir haftada 100 bira içmek imkansız değildir.
17. Biranı arkadaşlarınla paylaşabilirsin.
18. İçeceğin biranın kapağını ilk açan her zaman sensindir.
19. Bira her zaman ıslaktır.
20. Bira eşitlik istemez.
21. Toplum içindeyken bira içtiğinde dayak yemezsin.
22. Erken öldüğün zaman bira sana kızmaz.
23. Sabahları evden çıkmadan biranı öpmen gerekmez.
24. Biranı değiştirdiğinde nafaka ödemezsin.
25. Biranın tadını güzelleştirmek için yıkaman gerekmez.
26. Biradan hastalık bulaşmaz.
27. Bir birayla yaşamak için evlilik cüzdanı gerekmez.
28. Bütün biralar tatmin eder.
29. Bira içtikçe hafifler.
30. Bira seni denemek için "Hamileyim." demez.
31. Biranın güçlü abileri yoktur.
32. Nasıl paketlenirse paketlensin bira her zaman güzeldir.
33. Birayı tatilde istediğin yere götürebilirsin.
34. Bira arabanın bagajında yolculuk etmekten hoşlanır.
35. Gaz kaçırdığın zaman bira sana "İğrençsin !" demez.
36. Biranın senden istediği tek şey arada bir tuvalete gitmendir.
37. Partiye götürdüğün bira yüzünden utanç duymazsın.
38. Partiden başka bir birayla ayrılman da sorun diildir.
39. Birayı içer içmez sızarsan sana darılmaz.
40. Bir bira kutusuna ateş edebilirsin.


Misafir 16 Ocak 2006 21:27

Erkeklerden kadınlara...

Alışveriş yapmak zevkli değildir ve asla da olmayacak.

1. Eğer şişmanladığınızı düşünüyorsanız büyük ihtimalle şişmanlamışsınızdır zaten, bize sormayın, cevap vermeyi reddediyoruz.

2. Eğer bir şey istiyorsanız sormanız yeterli. Bir şeyi açıklığa kavuşturalım. Biz erkekler öyle farklı anlamlar taşıyan dolaylı soruları anlamayız. Ne istiyorsanız doğrudan söyleyin.

3. Eğer aslında cevap beklemediğiniz bir soru sorduğunuzda duymak istemediğiniz bir cevap alırsanız sakın şaşırıp kızmayın.

4. Biz erkekler basitizdir. Mesela sizden ekmeği getirmenizi
istiyorsak, aslında ekmeği getirmenizi istiyoruzdur. Bundan ekmek masada değil diye bir iğneleme yaptığımız sonucunu çıkarmayın.

Bunda ne bir dolaylı anlam ne de bir iğneleme var.

5. Sizi düşünmediğimiz zamanlar da olabilir. Bu kötü bir şey değil, buna alışmalısınız. Bize ne düşündüğümüzü sakın sormayın, çünkü bu bizim için sizin politika, ekonomi, felsefe, futbol, kafa çekmek, göğüsler, kalçalar ve arabalar hakkında muhabbet edebileceğinizi gösterir, ama edemezsiniz.

6. Cuma + Cumartesi + Pazar = Bol bol yemek yemek = Arkadaşlarla muhabbet, futbol, bira. Bizden başka bir şey beklemeyin. İster deprem, ister yangın, ister sel, ister dolunay olsun bizim için hafta sonları budur.

7. Alışveriş yapmak zevkli değildir ve asla da olmayacak.

8. Bir yere gittiğimizde, hangi kıyafeti giyerseniz giyin, size çok yakışıyor, yemin ederiz, o yüzden bir daha sormayın.

9.Yeteri kadar ayakkabınız ve elbiseniz var. Bizi iflas ettirmek bir sevgi gösterisi değildir.

10. Erkeklerin çoğunun en fazla 3 çift ayakkabısı vardır. Tekrar ediyoruz, biz basitiz. O yüzden 30 çift ayakkabınızdan hangisinin kıyafetinize uyacağını sormayın, bilmiyoruz.

11. Evet ya da hayır gibi cevaplar yeterlidir, soru ne olursa olsun. Başka anlamlar aramayın, evet ya da hayır işte.

12. Bir problemin olduğunda benden sorunu çözmek için yardım iste.
Bizden sizinle aynı üzüntüyü çekmemizi beklemeyin, o sizin kız
arkadaşlarınızın işi.

13. 8 hafta süren baş ağrıları baş ağrısı olamaz, bir doktora gidin.

14. Eğer 2 değişik şekilde anlayabileceğiniz bir şey söylemişsek ve bunlardan biri kötü ve sizi üzecekse, kesinlikle öbür anlamında söylemişizdir, boşuna bizi sıkıntıya sokmayın.

15. Erkekler sadece 16 renk görürler. Şampanya bir renk degil bir içkidir.

16. Siz el çantalarını ne kadar seviyorsanız biz de birayı o kadar
seviyoruz. Bunu anlamanızı beklemiyoruz çünkü biz de sizinkini anlamıyoruz.

17. Size neyiniz var diye sorduğumuzda hiç bir şeyim
yok derseniz size inanırız, bizim için olay bitmiştir. O yüzden bir şeyiniz varsa doğrudan söyleyin.

18. Beni seviyor musun diye sormayın. Emin olun ki sevmesek
yanınızda 1 saniye bile durmayız.

19. En karmaşık durumda bile bizim için temel kural şudur: En kolayını seç. Bizden komplike şeyler beklemeyin.


NihLe 17 Ocak 2006 16:26

Erkekler ... gibidirler

Erkekler yeni doğmuş bebek gibidirler.
İlk başta çok şirin görünürler, ama bir süre sonra altlarını değiştirmekten sıkılırsınız.
Erkekler kahve gibidirler.
En iyileri zengin ve sıcaktır ve sizi bütün gece ayakta tutabilir.
Erkekler bilgisayar gibidirler.
Anlaşılmaları kolay değildir ancak hiçbir zaman yeterli hafızaya sahip değildirler.
Erkekler uzaktan kumanda aleti gibidirler.
Basit. Kullanımı kolay. Ve genellikle televizyonun yakınında uzanmış durumda.
Erkekler yıldız falı gibidirler.
Size her zaman ne yapacağınızı söylerler ve genellikle de yanlıştırlar.
Erkekler iş makinaları gibidirler.
Çok gürültü yaparlar ama çalıştırılmaları zordur.
...

Erkekler şilte gibidirler.
Eninde sonunda en iyileri bile deforme olur.
Erkekler Brezilya dizileri gibidirler.
Seyretmesi eğlenceli. Ancak her duyduğunuza inanmayın!


nobody34 17 Ocak 2006 23:59

-> Eğer birlikte olduğunuz kadının size yalan söylemeyeceğini düşünüyorsanız, yanılıyor
>
> İşte Askmen.com'un derlediği, kadınların erkeklere en çok söylediği 10 yalan....
>
> 10. Seninle ilgili değiştirmek isteyeceğim hiçbir şey yok:
>
> Böyle bir cümle elbette büyüleyicidir; fakat gerçekte buna kim inanır ki?

Dürüst olun: Birlikte olduğunuz kadının değiştirmek isteyeceği
bazı alışkanlıklara, huylara sahip olduğunuzu siz de kabul
edeceksiniz. Eğer hâlâ cicim aylarındaysanız, durum elbette böyle olmayabilir. Fakat birkaç ay sabredin: Sizi mükemmel bulma sevdasından nasıl olsa vazgeçecektir.
>
> 9. Arkadaşlarınla vakit geçirmeye bayılıyorum:
>
> Arkadaşlarınız ne kadar kusursuz olursa olsun, sevgiliniz onlarla her an birlikte olmayı hiçbir şekilde tercih etmez. Bu küçük yalanı ilişkinizin başlarında size söylemiş olabilir; ama bu beyanatın uzun süreli olmasını beklemeyin.
>
> 8. Evini toparlamak benim açımdan hiç sorun değil:
>
> İşte bu da, kadınların bir ilişkinin ilk zamanlarında çok sık
> söylediği bir yalandır. Kirli tabaklarınızı yıkamaktan, etrafa
> saçılmış çamaşırlarla ilgilenmekten büyük zevk aldığını söyleyecektir.
> Bu durum, elbette zamanla değişecektir.
>
> 7. Aileni çok seviyorum:
>
> Eğer şanslıysanız, sevgiliniz bu konuda yalan söylemiyor olabilir.
> Fakat eğer onları alttan alta küçük görüyorsa, bu yalana başvurması kaçınılmazdır. Eğer gerçeği keşfetmek istiyorsanız, ailenizden birileri yakınınızdayken sevgilinizin tepkilerini dikkatle inceleyin.
>
> 6. Sporla aram çok iyidir:
>
> İşte başka bir ilk buluşma yalanı. İlişkinin başında, cumartesi akşamlarını futbol izlemekle geçirmekten büyük zevk duyduğunu söyleyebilir. Fakat son derece ender bulunan gerçek spor tutkunu kadınlardan birine rastlayacak kadar şanslı değilseniz, siz televizyonun başına her kurulduğunuzda yükselmeye başlayacak itirazlara hazırlıklı olun.
>
> 5. Eğer kilolu göründüğümü söylersen bozulmam:
>
> Şayet hayatınızı bir kayanın altında geçirmediyseniz, bu cümlenin bir tuzak olduğunu ilk bakışta zaten kolayca fark edersiniz. Böyle bir cümlenin ardından ne söylerseniz söyleyin, sevgiliniz mutlaka öfkelenecektir. Dolayısıyla, bu durumda yapılacak en doğru şey, 'fırtına' geçene dek sessizliğinizi korumaktır.
>
> 4. Haklısın:
>
> Tartışmalarınız çoğu kez sevgilinizin size haklı olduğunuzu
> söylemesiyle mi sona eriyor? Böyle söylediğinde ona sahiden inanıyor musunuz yoksa? Aslına bakacak olursanız, kadınların çoğu bu cümleyi,"haklı olduğumu nasıl olsa anlayacaktır" düşüncesiyle, erkekleri susturmak için kullanır.
>
> 3. Başka kadınlara bakman bakman beni rahatsız etmiyor:
>
> Sevgiliniz bunu 'cool' ve açık görüşlü olduğunu kanıtlamak için söylemiş olsa bile, gözünüz başka kadınlara takıldığında çıldırıyor olması kuvvetle muhtemeldir. Eğer hiç beklemediğiniz bir anda suratınızın ortasına bir yumruk yemek istemiyorsanız, dikkatli olun.
>
> 2. Ne kadar paran olduğu umurumda değil:
>
> Kadınların çoğunun erkeklerin cüzdanındaki şişkinliğe önem verdiği doğru değildir ; ama böyle kadınların sayısı yine de bir hayli fazladır. Kadınların çoğunun derdi 'kel, göbekli, yaşlı fabrikatör' bulmak değildir elbette; sadece, birlikte oldukları erkeğin ileride güzel bir aile kurmaya yetecek paraya sahip olduklarından emin olmak isterler.
>
> 1. Üzülme tatlım, bu herkesin başına gelir:
>
> Tüm erkekler hayatlarının bir döneminde erken boşalma sorunuyla karşı karşıya kalmıştır ve kadınlar da bunun hiç şüphesiz farkındadır. Bu cümle, kadınların erkeklere cinselliğe dair söylediği yalanlardan sadece biridir. Ama ne olursa olsun, onun bu konuda söyleyeceklerini kafanıza fazla takmayın. Ne de olsa, o sizinle birlikte olmayı tercih ediyordur.



nobody34 25 Ocak 2006 18:34

Her gün kim bilir kaç kadın görüyorum... Sokakta, vapurda,
okulda, kuaförde, orda, burda...


Ama olmuyor hanımlar, olmuyor!
Kadınlar kadınlığı unutalı kaç on yıl oldu ki?
Solaryuma girmeye, çıplak gezmeye, kariyer hırsıyla
yüzlerini buruşturmaya başlayalı daha kaç on yıl oldu?

Çevremde gördüğüm kadınlardan bazılarının birtakım özelliklerini seçtim. Bunlara, dizilerdeki, filmlerdeki, romanlardaki kadınların hoşuma giden özelliklerini ekledim. Gözlerimi kapadım, Osmanlı
zamanından kalma, hani şu afet-i devran denen kadınları düşündüm.
O nasıl bir cazibedir ki, peçelerin ardından bile erkekleri aşık eder.

Bir Fransız kadınının zarafetini düşündüm sonra, bir İspanyol
kadınının ateşini ve bir Türk köylü kızının tazeliğini.

Kadının güle benzemesi gerektiğine karar verdim sonunda.
Kadının hası güle benzer.
Rengiyle, kokusuyla, dikeniyle.

Açın televizyonu, bir tane gül görüyor musunuz?

Kadının hası...
Kadının hası yumuşak başlı olmaz, ama ağırbaşlı ve sıcak olur.
Ağırbaşlılıktan kastım, sıkıcılık değil elbet. Şımarıklığın da
hakkını verir.

Ağırbaşlı tebessümleri olur bir de. Kadın yüzü dediğin mahkeme duvarına benzemeyecek. Bu tebessümler sevgidir. Yumuşacık bir sevgi olur kadın yüreğinde. Kim olursa olsun, ne yaşamış olursa olsun.

Erkeğini dizine yatırıp saçlarını okşamayı bilir gerçek bir kadın.

Kadının hası nerede, nasıl davranacağını bilir. . İnsanların
içinde kapris yapmaz, hır çıkarmaz; ama gerçek bir Osmanlı kadını
gibi, adabıyla, raconuyla istediğini alır.
Dırdır etmez. Çok konuşup, baskı yapıp erkeği bezdirmez.

Yüz göz olmaz kadının hası. Bazen öyle bir bakar ki,
hele bir de bazen öyle bir susar ki, bin tümceye bedeldir bu
bakmalarla susmalar. Bu kadın üzülmeyi de bilir, ağlamayı da,
kızmayıda. Ama üzmemek lazım, ayrıca kızdırmaya da gelmez.

Gerçek bir kadın ezik durmaz. Kambur yürümez, dimdik durur.
Kendine saygısı, güveni vardır. Erkeğine can yoldaşı olur, destek olur, onu dinlemeyi bilir.

Bazen utangaç olur, bazen ürkek. Soğuktan ya da yalnızlıktan

korkabilir. Aptal olmaz gerçek bir kadın. Bön bön bakmaz
adamların suratına. Hülyalı bakışları da olsa, zihni uyanık olur.

Hüznü, gökten deli deli yağan yağmur gibi olur, saçlarından akar.
Neşesi ise öyle renkli, öyle dağınık; saçları savrulur.

Kahkahaları vardır bu kadının, çın çın eder odaların duvarlarında.

Sesi güzel olur kadının, biraz buğulu... Arada bir pencereye

yaslar başını, sokağa dalıp gider, bir şarkı söyler. Olgunluğuyla şaşırtır erkeği. Bazen de öyle çocuk olur, öyle sağlam saçmalar ki, yine şaşırtır onu.
Sıkmaz kadının hası, bunaltmaz, yaşa yaşa bitmez.
Huzur verir varlığıyla.

İçmesini de bilir kadının hası. Bazı akşamlar anason kokulu
tüter sofrasının sıcağı. İçli bir türkü dinler bazen, üşür, sırtına hırkasını alır. Konuşurken insanın yüzüne bakar kadın. Kibirli olmaz.

Kültürsüz olmaz. Bomboş olmaz kafası. Dünyanın, ülkenin olaylarını bilir, anlar, söyleyecek sözü vardır. kişiliklidir. BeceriklidirTırnağı kırılınca üzülür, üzülür işte, profesör de olsa, sultan da olsa,boksör de olsa üzülür.

Gerçek bir kadın hiçbir zaman reklam panolarındaki kızlara
benzemez. Etini teşhir etmez. Fosforlu bir taş gibiliği yoktur

onun, loş bir cazibesi vard ır. Albenisi metrelerce öteden çarpar adamı.

Ne kadar örtüneceğini, ne kadar açılacağını, yerine ve
zamanına göre bilir.

Gerçek bir kadın Paris podyumlarında yürüyen, 17. yüzyılın
vebalı kadınları gibi mankenlere benzemez. Uzun saçları vardır kadının. Yumuşak olur, güzel kokar. Kadının hası saçlarını ne zaman toplayacağını, ne zaman salacağını bilir. Kadına yaraşmaz soğukluk.

Gerçek bir kadın göbek atmayı, gerdan kırmayı iyi becerir; ama öyle her yerde masaların üstüne çıkıp oynamaz. Havasında oldu mu,
bir oynadı mı, herkes onu izler.

Kadının hası korunmayı sever, ama korunmaya muhtaç olmaz. Erkekler korumayı severler, ama yine de güçsüz, zavallı kadınlardan hoşlanmazlar.
Güçlü kadından ise çekinirler, ona yanaşamazlar.

Kadının hası bu dengeyi kurmayı bilir; gücünü erkeğin gözüne gözüne sokmaz.

Has kadına naz da yakışır, kapris de. Öyle tatlı, öyle kıvamlı naz eder ki erkek onun nazını zevkle çeker.

Gerçek bir kadın şiir gibi olur, mey gibi olur, ömür gibi olur.


Cage 25 Ocak 2006 23:45

Kadın nedir?

''Kadın''ın fiziksel, kimyasal özellikleri, genel kullanım alanları, test sonuçları ve potansiyel tehlikelerini burada bulacaksınız. Her erkek bunları mutlaka okumalı ;-)



Bir kadının hammadde bilgi güvenlik formu

Element : Kadın

Sembolü : WO

Atom ağırlığı : 53,6 kg olarak kabul edilmiştir ancak 40
kg'dan 200kg'a kadar değişik çeşitleri bulunmaktadır.

Bulunduğu yerler : Gezegendeki tüm kırsal ve kentsel alanlar



Fiziksel özellikleri

1- Yüzeyi renkli film tabakasıyla kaplıdır.

2- Değişik sıcaklıklarda kaynar.

3- Bilinen bir sebep olmaksızın donar.

4- Özel ilgi gördüğünde erir.

5- Yanlış kullanımlarda ısırır.

6- İşlenmemişinden sıradan maden filizine kadar pek çok halde
bulunur.

7- Doğru noktalara basınç uygulandığında ürün verir.

8- Standard ölçüleri varsa da kolay bulunmaz.

9- Çekici özelliği nedeniyle fazla yaklaşılmaması önerilir.



Kimyasal özellikleri

1- Altın,gümüş,platin ve diğer kıymetli madenlerle yakın
akrabalığı vardır.

2- Büyük miktarlardaki pahalı maddeleri ve değerli taşları
absorbe edebilir.

3- Belli bir sebebe bağlı olmaksızın patlayabilir.

4- Sebepsiz yere çıkıp gidebilir.

5- Likitlerde çözünürlüğü yoktur fakat alkolle doyurulduğunda
aktivitesi büyük oranda artar.

6- Dünyada bilinen en büyük servet indirgeyicidir.

7- Özellikle kapalı alanlarda bir arada tutulmaları
tehlikelidir. Çok sayıda bir arada olmaları merkezi sinir
sistemini etkiler.



Genel kullanım alanları

1- Genelde süs olarak.

2- Üretimde kullanılır.

3- Belli dozda kullanılması halinde rahatlamada büyük yardımcı
özelliği vardır.

4- Çok etkili temizleyici özelliği vardır.



Testler

1- Saf numunesi doğal halde bulunabilirse rengi parlak pembeye
döner.

2- Daha iyi bir numunesiyle kıyaslandığında rengi yeşile
döner.

3- Kulağa zarar verdiği tespit edilmiştir.



Potansiyel tehlikeleri

1- Tecrübesiz ellerde çok tehlikelidir.

2- Birden fazlasıyla ilgilenmek yasal olarak engellenmiştir
ancak değişik mekanlarda ve birbirleriyle direkt temas etmelerini
engellemek koşuluyla bu yapılabilir.

3- Ayni mekanda, uzun süre bir arada olmak,çeşitli sakıncalar
oluşturmaktadır.

4- Bağımlılık yapabilir ve tedavisi yoktur.




ERKEKLERDEN KADINLARA

1. Eğer şişmanladığınızı düşünüyorsanız büyük ihtimalle şişmanlamışsınızdır zaten, bize sormayın, cevap vermeyi reddediyoruz.

2. Eğer bir şey istiyorsanız sormanız yeterli. Bir şeyi açıklığa kavuşturalım. Biz erkekler öyle farklı anlamlar taşıyan dolaylı soruları anlamayız. Ne istiyorsanız doğrudan söyleyin.

3. Eğer aslında cevap beklemediğiniz bir soru sorduğunuzda duymak istemediğiniz bir cevap alırsanız sakın şaşırıp kızmayın.

4. Biz erkekler basitizdir. Mesela sizden ekmeği getirmenizi
istiyorsak, aslında ekmeği getirmenizi istiyoruzdur. Bundan ekmek masada değil diye bir iğneleme yaptığımız sonucunu çıkarmayın.

Bunda ne bir dolaylı anlam ne de bir iğneleme var.

5. Sizi düşünmediğimiz zamanlar da olabilir. Bu kötü bir şey değil, buna alışmalısınız. Bize ne düşündüğümüzü sakın sormayın, çünkü bu bizim için sizin politika, ekonomi, felsefe, futbol, kafa çekmek, göğüsler, kalçalar ve arabalar hakkında muhabbet edebileceğinizi gösterir, ama edemezsiniz.

6. Cuma + Cumartesi + Pazar = Bol bol yemek yemek = Arkadaşlarla muhabbet, futbol, bira. Bizden başka bir şey beklemeyin. İster deprem, ister yangın, ister sel, ister dolunay olsun bizim için hafta sonları budur.

7. Alışveriş yapmak zevkli değildir ve asla da olmayacak.

8. Bir yere gittiğimizde, hangi kıyafeti giyerseniz giyin, size çok yakışıyor, yemin ederiz, o yüzden bir daha sormayın.

9.Yeteri kadar ayakkabınız ve elbiseniz var. Bizi iflas ettirmek bir sevgi gösterisi değildir.

10. Erkeklerin çoğunun en fazla 3 çift ayakkabısı vardır. Tekrar ediyoruz, biz basitiz. O yüzden 30 çift ayakkabınızdan hangisinin kıyafetinize uyacağını sormayın, bilmiyoruz.

11. Evet ya da hayır gibi cevaplar yeterlidir, soru ne olursa olsun. Başka anlamlar aramayın, evet ya da hayır işte.

12. Bir problemin olduğunda benden sorunu çözmek için yardım iste.
Bizden sizinle aynı üzüntüyü çekmemizi beklemeyin, o sizin kız
arkadaşlarınızın işi.

13. 8 hafta süren baş ağrıları baş ağrısı olamaz, bir doktora gidin.

14. Eğer 2 değişik şekilde anlayabileceğiniz bir şey söylemişsek ve bunlardan biri kötü ve sizi üzecekse, kesinlikle öbür anlamında söylemişizdir, boşuna bizi sıkıntıya sokmayın.

15. Erkekler sadece 16 renk görürler. Şampanya bir renk degil bir içkidir.

16. Siz el çantalarını ne kadar seviyorsanız biz de birayı o kadar
seviyoruz. Bunu anlamanızı beklemiyoruz çünkü biz de sizinkini anlamıyoruz.

17. Size neyiniz var diye sorduğumuzda hiç bir şeyim
yok derseniz size inanırız, bizim için olay bitmiştir. O yüzden bir şeyiniz varsa doğrudan söyleyin.

18. Beni seviyor musun diye sormayın. Emin olun ki sevmesek
yanınızda 1 saniye bile durmayız.

19. En karmaşık durumda bile bizim için temel kural şudur: En kolayını seç. Bizden komplike şeyler beklemeyin.


!!!!!! işte sürekli söylemek istediğim ve söylediğim üstelik tamamen doğru olan şeyler....!!!!


vilalp 26 Ocak 2006 13:30

Kadınlar kendilerini sevenler için değil, onlara hükmedenler için
> > > can verirler HALİDE EDİP ADIVAR
> > > ___________________________________
> > > Kadınlar sevmedikleri adama hiç acımazlar.
> > > A.DUMAS FILS
> > > ___________________________________
> > > Kadın, her şeyi gören gözü bile aldatır.
> > > DOSTOYEVSKİ
> > > ____________________________________
> > > Kadını sev, koru, güven ve tatlı sert ol Senin kölen olur.
> > > CİEN
> > > _____________________
> > > Bir uygarlığın seviyesini ölçmek isterseniz, derhal kadının hayat
> > > şartlarına bakın.
> > > STUART MILL
> > > _________________________
> > > Güzel sözlerle, iltifatlarla kandıramayacağın kadın yoktur. Yeter
> > > ki bunları inanarak ve sadece biri için yap.
> > > CİEN
> > > ____________________
> > > Krallar da kadınlar da kendileri için yapılan her şeyin bir borç
> > > ödemesi olduğuna inanırlar.
> > > BALZAC
> > > _____________________
> > > Kadınla müziğin yaşı olmaz..
> > > OLIVER GOLDSMITH
> > > _____________________
> > > Güzel kadın gözü, iyi kadın gönlü okşar.
> > > NAPOLEON
> > > _____________________
> > > Kadın her şeyi affeder fakat asla unutmaz.
> > > Konfiçyüs:D
> > > _____________________
> > > Erkeklere sevgilerini söyleyen kadınlar en az seven kadınlardır.
> > > SHAKESPEARE
> > > _____________________
> > > Kadını güzel yapan Allah, sevimli yapan şeytandır.
> > > VICTOR


Misafir 29 Ocak 2006 22:04

Dünden bugüne kadın hareketi Dünden bugüne kadın hareketi
• 5 Ekim 1789: Fransa ekmek ayaklanması küçük bir kız tarafından davul çalarak başlatıldı. Sayıları artan büyük bir kadın kalabalığını peşinden sürükledi.

• 21-22 Ekim 1789: Fransa'da Versailes'teki ekmek ayaklanmasının başını kadınlar çekiyordu.

• 25 Şubat 1793: İşçiler dükkanları bastı. Aralarında çok sayıda kadın da vardı. Özellikle sabun fiyatlarından şikayet eden çamaşırcı kadınlardı. Talepleri dükkan sahiplerinin yiyecek maddelerini kendilerinin saptadığı fiyatlardan satılmasıydı.

• 15 Eylül 1845: Çalışma haftasının 6 güne, çalışma gününün 10 saate indirme talebiyle Batı Pensilvanya'daki iplik fabrikasında çalışan 1500 kadın işçi greve çıktı. Grev 1 ay sonra yenildi.

• 1864: Uluslararası İşçi Birliği (1. Enternasyonal) kuruldu. Genel konsey, kadınların da üyeliğe kabul edilmesini onayladı.

• 1866: Amerika'da Ulusal Ekmek Birliği kuruldu. Eşit ücret ödenmesi ve kadınların lider konumuna gelmesini ortaya atan ilk örgütlenmeydi.

• 10 Nisan 1871: Paris Komünü'nde "halkın davasını savunurken öldürülen bütün yurttaşların meşru çocuklarına aylık bağlanmasını kararlaştırdı.

• 1874: Krengel Mskaya fabrikasında kadınlar aktif rol oynadılar.

• 1889: Londra'da May ve Briant için çalışan 700 kibritçi kadın işçi, vasıfsız işçiler arasında sendikalaşmayı başlatan bir kıvılcım oldu.

• 188-1889 yıllarında sendikalara binlerce kadın katıldı.

• 1895'de Clara Zetkin SPD'nin ulusal sekreterliğine seçildi.

• 1 Mayıs 1990'da İngiltere'de oy hakkı için Lancashire'de dilekçe kampanyası başlatıldı.

• 18 Mart 1901'de 29 bin 359 kadının imzası bulunan dilekçe Avam kamarasına verildi.

• Temmuz -Kasım 1905'de Londra'da 4 bin kadın "çocuklara yiyecek, kocalarımıza iş ve dünya işçilerinin birliği diyerek yürüdüler.

• 1905'de Rusya'da; Moskova, Petersburg, Minsk, Yamta, Saratov, Vilna ve Odessa'da ilk kez kadın hakları mitingleri düzenlendi.

• 1906'da Londra'da ilk oy hakkı gösterisi yapıldı.

• 1908'de Almanya'nın tümünde kadınların siyasi partilere üye olması kabul edildi.

• 15 Temmuz 1908'de Londra'daki oy hakkı gösterisine 20 bin kişi katıldı.

• 19 Temmuz 1908'de İngiltere'de Manchester Heaton Park'ta 150 bin kişilik bir gösteri yapıldı.

• Aralık 1908'de Birinci Tüm Rusya Kadın Kongresi toplandı.

• 21 Haziran 1909'da Londra'da 500 bin kişinin katıldığı oy hakkı için gösteri yapıldı.

• 1910'da Kopenhag'da İkinci Uluslararası Sosyalist Kadınlar Kongresi toplandı. Bu kongrede Clara Zetkin, 8 Mart'ın Uluslararası Kadınlar Günü olarak benimsenmesini önerdi.

• 1911 yazında İngiltere'de 21 fabrikada 15 bin örgütsüz kadın işçi greve gitti. 18 fabrikada örgütlenme hakkını kazandılar.

• 1913 yazında Rusya'da, Paila tekstil fabrikasındaki çoğu kadın 2000 işçi, ücretli hamilelik izni, çamaşırhane gibi taleplerle greve çıktılar.

• 1913'de Rusya'da ilk defa kadınlar günü kutlandı.

• Mart 1915'de Clara Zetkin ve Rosa Lüksemburg Bern'de savaşa karşı uluslararası Kadın Konferansını düzenledi.

• 1917'de Ekim Devrimi Petrograd'lı kadın işçiler tarafından başlatıldı.

• 1928'de İngiltere'de kadınlar da erkekler gibi 21 yaşında oy hakkı elde ettiler.

• 1962 İngiltere'de 200 bin kadını temsil eden 19 sendika işverenle eşit ücret sözleşmesi yaptı.

• 1969 İngiltere'de kadın sendikacıların desteklediği eşit ücret gösterisi düzenlendi.

• 1968-1978 yılları arasında bir çok alanda kadın ücretleri 3 kat ile 7 kat arasında artış gösterdi.

• 1970'de 20 bin Leedli işçi (%85'i kadın) greve çıktı.

• 6 Mart 1971'de İngiltere'de Uluslararası Kadınlar Günü kutlandı. Talepleri, eşit ücret, eğitim ve iş olanağı, serbest doğum kontrolü, kürtaj ve 24 saat kreşti.

• 1971'de Brannan Cumberland termometre fabrikasında kadın işçiler sendikalaşmak için greve çıktılar.

• 1972'de Londra'da Briant renkli baskı ve Merseyside'daki Fisher-Bendix fabrikaları kadın işçiler tarafından işgal edildi.

• 1972'de İngiltere'de Chiswick'te, dayak yiyen kadınlar için ilk sığınma evi kuruldu.

• 1972'de İngiltere'de Goodman'da çalışan işçi kadınlar eşit ücret için grev yaptılar.

• 1973'de İngiltere'de çoğu kadın yüz binlerce hastane işçisi ilk ulusal grevlerini yaptılar.

• 1973'de İngiltere'de çorap fabrikasında çalışan Asyalı kadınlar ırk ayrımına karşı gösteri yaptılar.

• 1973'de Amerika'da kürtaj yasallaştı.

• 1974 İngiltere'de ilk lezbiyen feministler konferansı 300 kişiyle toplandı.

• 1975'de İngiltere'de eşit ücret için Heywood'da kadınlar bir hafta grev yaptı.

• 1975 Haziranı’nda, İngiltere'de kürtaj düzenleme yasası yasasında yapılacak değişikliğe karşı Ulusal Kürtaj Kampanyası kapsamında 40 bin kadın ve erkek gösteri yaptı.

• 1976'da Amerikan hükümeti yaşam tehlikesi olmadıkça yoksul kadınlara yaptığı kürtaj ödemesini durdurdu.

• 31 Ekim 1979'da İngiltere'de 80 bin civarında kadın ve erkek sendikalar konfederasyonunun da desteğiyle kürtajı sınırlayan yasa tasarısını protesto yürüyüşü düzenlendi.

• 1981'de Amerika'da kürtajı cinayetle bir tutan yasa tasarısı kabul edildi.

• 27 Mayıs 1983 Türkiye'de kürtaj yasallaştı ancak evli kadınlar kürtaj olabilmek için kocalarından izin almak zorundaydılar.

• 17 Mayıs 1987 İstanbul'da 2 binden fazla kadın "dayağa karşı kampanya" kapsamında bir yürüyüş düzenledi.

• 1991 Kadın hareketi Frauen-AnStiftung tarafından Bonn'da düzenlendi ve Avrupa'nın bütün ülkelerinde başladı.

• 17 Ekim 2000 tarihinde Brüksel'de yoksulluğa ve savaşa karşı kadın yürüyüşü yapıldı. Kadına yönelik şiddete karşı eşitlik ve özgürlük için yürüyen kadınlar Uluslararası Para Fonu, Dünya Ticaret Örgütü, Dünya Bankası, Dünya İşbirliği ve Gelişme Örgütü gibi uluslararası finans kuruluşlarına karşı çıktılar.

• 2000 kadın yürüyüşünü destek için Türkiye'den 25 bin kişi kart yolladı.

• 2001 Türkiye’de kamu emekçisi kadınlar, başarılı eylemleri sonucu “pantolon giyme” hakkını kazandı.


Misafir 30 Ocak 2006 02:31

Kadın olmak=güçlü, başı dimdik olabilmek, aynı zamanda bir erkeğin omuzunda huzur ve güven duyabikmek.

O, güçlü erkek hep bir kadının sevgisine muhtaçtır.
O, güçlü erkek hep kadının hayranlığına ihtiyaç duyar.
Bir erkeğin en sevdiği ve en sevmediğide hep bir kadındır.
(Bu liste çok uzayacak iyisimi bu kadar yeter anlayan anladı ):P


vilalp 30 Ocak 2006 11:39

Alıntı:

HerCahi adlı kullanıcıdan alıntı
Tüm çalışan kadınların şimşeklerini üstüme çekeceğimi bile bile aşağıdakileri yazmak farz oldu kusura bakmayın hanımllar ama hayatın gerçeği budur :smiley9:


Çalışan Kadın


Hanımefendi gibi görünmek

Erkek gibi davranmak

E..... gibi çalışmak zorundadır....!




Bu sözler çalışan kadınların ne denli metanetli olması gerektiği için İsveçte bir iş yerinde motive edici olarak kullanıyor ::.. hakaret olarak kabul etmeyin sözlerin mantığını, anlatmak istediğini, lütfen anlayın

Tüm çalışan hanımlara saygım sonsuzdur (F) > bilginize






;)
Erkekleri anlamk ne mumkun
Ev hanımı olursun evde bir dedıgın ıkı etmessın kocanın pişpişlersın onu ama erkek ne yapar sıkılır senden aman bu kadın pasta borek pısırmekten başka ne ıse yarar kı der calısan kadınları daha çekıcı bulur
Ama kadın calısmaya baslayınca da ona ilgi azalıyor tabi bunlar huysuzlaşıyor sınırlı tavırlar sergılıyor evde
Ben sımdı kımın efendısı olacam dıye dusunuyor
Bayanlar kole olmayın kendınızın efendisi olun onlar sıze muhtaç olsun değil sız onlara
Çalışınnnn ........... kendınız ıçın, bağımsızlık ıcın özgürluk için
Erekler!!!!!!!!!! Saygımız sonsuz(F) ... yanlış anlaşılmasın


NiCkEnEgErEk 31 Ocak 2006 17:04

[quote=nobody34]Kadin ve Erkegin 25 Farki
>>
>>
>>
Olaylara tepkiler, sevgi gosterme sekli, vucut yapilari, spor
kabiliyetlerine varincaya kadar kadinlar ve erkekler arasinda tam 25
fark var... Iste o farklar...

Ergenlik Sivilcesi: Testosteron hormonundan dolayi erkeklerde sivilce sorunu daha cok gorulur. Bu hormon yag bezlerini uyarir ve derideki gozeneklerin tikanmasina ve dolayisiyla sivilceye neden olur.

Spor: Erkekler daha hizli, kadinlarsa dayanikli.


Yuzme yetenegi: Kadinlar derilerinin altindaki yag tabakasi nedeniyle daha iyi yuzerler.





ya bana kadinlarin daha dayanikli oldugu bi spor soler misin;we ayrica yuzmekle yag ninda alakasini anlamadim musabakalarda erkek dereceleri cok daha fazla ama eger soledigin cok uzun mesafeler icinse bilemem yok yaglarin yakilmasindaki metabolik su aciga cikma olayi falansa da yok onu da sanmiormm erkek her turlu spor dalinda ustundurr hatta beyin gucu gerektiren satranc ta bile cunku kadinlar beden awantajinizi kullaniosunuz derler ya satranc a ne bahane bulcaklar bilemiormm parmak gucu falan :Pp



melish 31 Ocak 2006 22:47

Asagida okuyacaklariniz, musevilerin, Tanri ile insanin konusmasini anlatan kitaplari Talmud'dan alinmistir ve soyle biter:

"...bir kadini aglatirken cok dikkat edin, cunku Tanri gozyaslarini sayar! Kadin erkegin kaburgasindan yaratildi, ayaklarindan yaratilmadi, oyle olsaydi ezilirdi; ustun olmasin diye basindan da yaratilmadi. ama gogsunden yaratildi, esit olsun diye;... ... kolun biraz altindan korunsun diye....kalp hizasindan SEVILSIN diye...


Misafir 31 Ocak 2006 23:00

ERKEKLERİN YAŞ DÖNEMLERİNE GÖRE KARAKTERLERİ ::))

20 yaşında erkek FIAT gibidir.Küçük ama hizli.
20-30 yaş arasında PORSCHE gibidir.Hızlı ve konforlu.
30-40 arası erkek VOLVO gibidir.Biraz Sıkıcı ama teknik olarak mükemmel
40-50 yaş arası erkek OPEL gibidir.Yapabileceğinden fazlasını vaat eder.
50-60; arasında ise eski bir FORD gibidir.Harekete geçirmek icin karbüratöre biraz alkol koymak gerekir.

DİĞER BİR YAKLAŞIM


20 yaşında erkek muzik seti gibidir. Radyosu sussa teybi çalışır, teybi sussa pikabı çalışır.
25 yaşında erkek televizyon gibidir. bir kanalı kapansa, öbür kanalı yayın yapar. Bütün kanalları kapansa, uydudan yayın yapar.
30 yaşında erkek transistorlu radyo gibidir. Hem pille çalışır, hem ce-reyanla.
35 yaşında erkek kompakt disk gibidir. Net ve temiz yayın yapar.
40 yaşında erkek oto radyosu gibidir. Motor stop edince o da stop eder...
45 yaşında erkek eğlence programı gibidir. Yayını haftada birdir.
50 yaşında erkek aktualite programı gibidir. Herşey vardır, bir o yoktur.
55 yaşında erkek sanat galerisi gibidir. Hünerli ellerden çıkan şaheserleri bünyesinde barındırır.
60 yaşında erkek teknik bir arıza gibidir. Ustası gelmeden tamir edilemez..


FuLLPoweR 31 Ocak 2006 23:06

yorum yapmaktan kaciniorum...:D


kambis 31 Ocak 2006 23:52

KADIN GÖZÜYLE ERKEKLER

Bütün erkekler birbirine benzer" lafında doğruluk payı büyük galiba... Kadınların erkekler hakkında gözlemlerini derleyen Rita Rudner (ABD) şu noktaları sıralıyor:

Erkekler kadar kendini ciddiye alan ve abartan bir başka yaratık yoktur. Erkek, televizyonda maça konsantre olmasıyla takımına maç kazandıracağını düşünen tek canlıdır.

Kulağında küpe olan yeni nesil erkeklerle evlenmekte sakınca yoktur. En azından acının anlamını ve mücevherin değerini bildikleri kabul edilebilir.

Erkeklere iş yaptırmak için işin içine "tehlike unsuru" katmak gerekir. "Aman yangın çıkmasın" dediğiniz anda, erkek, mangalın başına geçer.

Kel ve zengin olanlara dikkat edin, paranın verdiği hava basmaca kelliğin verdiği seksiliği gölgelemesin.

Erkekler üzerinde mümkün olduğu kadar çok düğme bulunan telefonları severler. Çok düğme olunca kendilerini büyük adam zannediyorlar (bakınız aynı masada üç telefon!).

Erkek sabahları gazeteyi ilk okuyan olmak ister, ilk siz okursanız "Ben"likleri yara alır.

Bir adamın aynada kendisine bakışından, bir başkasına ihtimam gösterme potansiyeli olup olmadığını anlarsınız.

Topluluk içinde asla bir adama bir şey öğretmeye çalışmayın. Erkekleri sadece onlarla başbaşa olduğunuzda eğitebilirsiniz. Toplum önünde hep her şeyi biliyor olurlar.

Bütün erkekler kirpik kıvırma aletinden ürker, yastığın yanına koysanız tabanca zannediyorlar.

"İlişkimiz hakkında biraz konuşsak" lafı kadar erkeğin kanının donduran başka cümle yoktur.

Bütün erkekler kendilerini çok sempatik zanneder, çoğu değildir.

Bir erkek asla kadınların mayo satın almasının neden bu kadar vakit aldığını kavrayamaz.

Erkekler kendilerinin de alışverişten nefret ettiklerini bildiklerinden mağazalarda "Erkekler" bölümü hemen giriş kapısının yanındadır.

Dört adam yanyana geldiğinde spor konuşur, dört kadın yanyana geldiğinde erkekleri konuşur.

Bir erkek hiç bir aşk filmini ikinci kez izlemez.

Kadınlar "Onu gerçekten seviyor muyum, mutlu olur muyum" diye düşünürken erkekler "Bu arabanın 240 bastığı dış görünüşünden de belli oluyordur, değil mi" türü düşüncelere dalarlar.

Eğer bir erkek "Seni ararım" dedikten sonra aramamışsa... Telefon numarasını kaybettiğinden veya öldüğünden değil, görmek istemediğinden aramıyordur.

Kocanızı tenis maçında yenerseniz akşama sırtını dönerek uyur.

Erkek sevgilinizi onun kalbini kırmadan terketmek istiyorsanız "Senden çocuk sahibi olmak istiyorum" diyerek hedefe kestirmeden ulaşabilirsiniz.

Pantalonunun altına body giymiş bir kadının tuvalette çektiği sıkıntıyı sadece, üzerinde kayak kıyafeti varken sıkışan adam anlar.

Karısına "Kilo aldın" diyen adam, kendi durumunu -gözünüzün içine bakarak- "Bu pantalon yıkanırken daralmış" diye açıklar.

Erkeğin algılaması o kadar zayıftır ki ağır çekimde tekrarı görmedikçe golün nasıl atıldığını anlamaz.

Genelde klasik müzik dinlemeyi seven erkekler yere tükürmez.

Erkek herşeyi unutur, kadın herşeyi hatırlar.

Erkeklere psikanaliz yapması çok daha kolaydır çünkü hiç çıkmadıklarından çocukluklarına dönmeleri gerekmez.

Erkeğin sürekli sizi yatağa sürüklemesini durdurmak istiyorsanız, onunla evlenin...

*-)


nobody34 2 Şubat 2006 23:28

Seksi olmanın sırrı bu haberde ! http://www.digimedya.com/img/news/92426/system//92426-SP.jpg Hanımların dikkatine...



Etrafınızda çekici ve güzel kadınlar var. Ama seksi olmak apayrı bir şey. Erkekleri çıldırtacak kadar seksi olup olmadığınızı anlamak ve onları neyin baştan çıkardığını öğrenmek istiyorsanız bu yazıyı mutlaka okuyun.

Seksi olabilmek için nasıl hazırlanacağınızı biliyor musunuz?

* Seksi kokun: Unutmayın, bir kadın karşısındaki erkeği kesinlikle büyülemek istiyorsa ilk baştaki en etkili yöntem büyüleyici bir kokuya sahip olmaktır.

* Ön hazırlık yapın: Buluşmanızdan önce uzun bir banyo alın ve ayaklarınıza masaj yapın. Bu yöntem, kendinizi çok daha iyi hissetmenize neden olacaktır.

* Bakış açınızı değiştirin: Eğer vücudunuzun çekici olmadığını düşünüyorsanız, kendinizi erkek arkadaşınızın yanında seksi bir halde hayal edin.

• Sporu ihmal etmeyin: Spor yapan kadınlar kendilerini diğerlerinden daha iyi hissederler. Daha enerjiklerdir ve vücutlarına oldukça özen gösterirler.

Cosmoturk


semiramis_sem 8 Şubat 2006 11:47

KADIN OLMAK NASIL BİR ŞEYMİŞ DİYE BİR ERKEK YAZMIŞ .



FIKRALARDA bile yoktur, yarim hamile olmak. Ama hayatta var.
Bu devirde kadin olmak, yari hamile olmak gibi bir sey. Ayni anda
hem hamile olmak, hem olmamak, hem de olmak-olmamak
gibi yani...
Hem seksi ve erkeksi savasci Zeyna, hem de giyinip suslenip Ken'i
bekleyen Barbie Bebek olmak.
Hem erkeklerle, ayni okullarda esit sartlarda okumak. Hatta daha
iyi olmak. Hem de ise girebilmek icin patronlara 30'una kadar evlenmeme,
cocuk yapmama sozu vermek. Her sabah cocuklarinin anasi,sevdiginin kadini
olarak uyanmak. Tum disi
icgudulerinle aynada hos birini gorene kadar cabalamak. Ve ardindan
ekmegin pesine dusmek.
Erkek gibi calismak. Isinde mantikli.Disarda duygusal olmak.
Isinde atik, yirtici, tuttugunu koparan.
Evinde narin, hassas, sefkatli olmak.
Guzellik bir yere kadar deyip.
O bir yere bir turlu varamamak. Hic bitmeyen guzel, bakimli, ince, genc
kalabilme cabalari vermek. Kozmetiklere,estetik mudahalelere servet
yatirmak. Nice okullar, universiteler okumak.
Masterlar, doktoralar yapmak. Ama hayatin anlamini ille de bir erkekte
bulmak.
Hem saygideger es, muhtesem ev sahibi,basarili is kadini.
Hem de ****** olmak. Cok ciddi toplantilar, buyuk pazarliklar yapmak.
Bunlari yaparken giydigin ciddi pantolon takimlarin altina seksi jartiyer
giymeyi unutmamak. Ah seni becermek icin ne taklalar atan bu adamlarin,
senin namusunu korumak icin seferber olup kurallar koymasina gulmek.
Bu devirde kadin olmak. Ardi ardina degisimler gecirmek. Bitmek tukenmek
bilmeyen sizofreniler yasamak.
Bu devirde kadin olmak. Dedim ya.. Yari hamile olmak gibi birsey.
Ayni anda hem hamile olmak, hem olmamak, hem de olmak-olmamak
gibi....

Can Dündar


vilalp 8 Şubat 2006 16:34

[...Kendine ait özel zamana ihtiyacı olduğunu benimsemiş olmak 2000’li yıllarda “Haydi kadınlar Aşı’ya!”.....
Tüm güzellikler bizimle olsun !....


[/quote]Katılıyorum ve o üzden ben aşımı yaptırdım.Kendımı gayet saglıklı hıssedıyorum tevsıye edıyorum.
Aşıdan korkmayın öbüru daha çok acıtıyor


nobody34 8 Şubat 2006 17:22

Karisini yöneten erkek

YERYÜZÜNDEKI herkes ölür ve Tanri'nin huzuruna çikarlar... Tanri der ki:

'Erkekler iki sira olsun, bir sirada karilari tarafindan yönetilen erkekler, diger sirada karilarini yöneten erkekler... Ayr ıca, bütün kadinlari cennete ald ı m, onlar meleklerle birlikte gidecekler ş imdi...'

Böylece kadinlar gittikten sonra, Tanri erkeklerin karsisina geçer. Bir bakar ki karilari tarafindan yönetilen erkeklerin sirasi 100 km. uzun.






Ama karilarini yöneten erkeklerin sirasinda sadece bir adam duruyor.

Tanr ı diger siradakilere çok kizar:

- Kendinizden utanin! Sizi bu dünyada güç ve idarenin temsilcisi olarak yarattim ve suraya bakin, hepiniz güçsüz karaktersiz olmu şsunuz...
Bakin bir tek erkek kulum su yan sirada tek basina gururla dikiliyor... Ondan ders al ın!.. Oglum, sen
anlat bunlara, sen ne yaptin da 'kar ılar ın ı yöneten erkekler' s ırası nda bir tek sen oldun?

- Bilmem... Karim bana burada durmami söyledi...





vilalp 8 Şubat 2006 18:06

Bir kadını ağlatmak çok zor değildir aslında. Kadınlar her şeye ağlayabilir; bir filme, bir şarkıya, bir yazıya... En az erkekler kadar yani! Ama bir kadını yürekten ağlatmak zordur. Eğer bir kadın yürekten ağlıyorsa, ağlatan onun yüreğine ulaşmış demektir.


Misafir 9 Şubat 2006 01:33

Bilgisayar ve Kadın'ların Ortak Özellikleri
 
*.İkisi de devamlı sorun çıkartır ve sorunu halletmeniz
saatlerinizi hatta bazen günlerinizi alır.

*.İkisi de elektrik almak ister.

*.İkisi de hiçbir şey yapmıyormuş gibi gözükse de arka planda
kullanıcıdan habersiz bir çok iş yürütürler.

*.Ne kadar çok paranız varsa o kadar iyi "donanım"lısına sahip
olursunuz.

*.İkisinin de durup dururken niye bozulduğunu anlamazsınız

*.İkisi de alışkanlık yaratır..

*.Verim almak için ikisine de nazik davranmak gerekir

*.Ne kadar iyisini alırsanız alin, 2-3 sene sonra daha iyisi
çıkacağından değiştirmeniz gerekir.

*.İkisi de erkekler için olmazsa olmazdır.

*.İkisini de ne kadar iyi kullanırsanız kullanın sac bas yoldurtan
cinslerdendir.

*.İkisi de zaman zaman hata verebilir

*.İkisi de hassastır, sağı solu pek belli değildir.

*.İkisi de bozulduğunda dediğiniz hiçbir şeyi yapmazlar.

*.İkisinin de bellekleri inanılmaz güçlüdür. dolayısıyla dikkat
etmek gerekir.


Misafir 9 Şubat 2006 23:21

Ey Türk Kadını..
BİRİNCİ VAZİFEN BULAŞIK, ÇAMAŞIR VE KOCANA SAHİP ÇIKMAKTIR.MEVCUDIYETININ YEGANE TEMELI BUDUR.KOCAN EN KIYMETLI HAZINENDIR. SENI BU HAZINEDEN MAHRUM ETMEK ISTEYECEK KAYNANAN,KAYNATAN VE GORUMCELERIN
OLABILIR. BIRGUN EVLILIGINI KURTARMAK MECBURIYETINE DUSERSEN,VAZIFEYEATILMAK ICIN BULASIK VE CAMASIRI DUSUNMEYECEKSIN. BU DURUM ELEKTRIGIN VE SUYUN KESILDIGI ANDA ORTAYA CIKABILIR.EVLILIGINE TECAVUZ ETMEK ISTEYEN
KAYNANAN KAYNATAN VE GORUMCELERIN HAYATTA EMSALI GORULMEMIS, BIR GALIBIYETIN MUMESSILIOLABILIRLER. HAYATTA KILIBIK KOCAN ZOR BIR IHTIMALDE OLSA BASKAKARILARA GOZ DIKMIS, OLABILIR. AILENIZ FAKRU ZARURET ICINDE HARAP VE BITAP DUSMUS, OLABILIR.

EY ASIL TURK KADINI
ISTE BU AHVAL VE SERAIT ICINDE DAHIVAZIFEN YUVANI KURTARMAKTIR. ANASININ KUZUSU OLAN KOCANI
ADAM ETMEK SENINELINDEDIR. IHTIYAC DUYDUGUN MERDANE DOLABIN SOL UST KOSESINDE SAKLIDIR.HADI



KOLAY GELSIN.


Misafir 11 Şubat 2006 01:40

http://img361.imageshack.us/img361/638/kadnkopya6bu.jpg
Çocuk gibi davranmayı sever.
Erkeğin kendisine bir Çocuğa gösterdiği şefkati göstermesini de ister.
Bir çocuğu okşar gibi incitmekten korkarak okşamalıdır erkek kadını.
Ama her kadın çocukça da olsa dinlenilmesini, dikkate alınmasını ister.
Yani bir kadının çocukluk yapmasına izin vereceksiniz,
ama asla onu bir çocuk olarak görmeyeceksiniz.


http://img361.imageshack.us/img361/3195/icebylouisaphotodesignkopya6hw.jpg

Hatta erkeklerden çok daha güçlüdür.
Ama bu gücünü her zaman ortaya koymasını sevmez.
İster ki erkeğin gücü kendisine huzur versin.
Kendi kendine yapabileceği şeyleri bile erkeğin yapmasını bekler.
Böylece hem daha kadın olduğunu hissedecektir hem de erkeğinin ne kadar güçlü olduğunu görecektir.
Ancak kadın gücünü göstermek istediğinde onu engelleyemezsiniz.
Yapmak istediği bir şey varsa mutlaka yapar.


http://img400.imageshack.us/img400/8400/hg8na.jpg
İçinde her zaman sevgiyi taşır.
Sevdiklerinden kolay kolay ayrılamaz. Sevdiklerini kolay kolay kıramaz.
Zor sever ama tam sever.
Bir kadının tam anlamıyla sevebilmesi için yüreğinin kabul ettiğini beyninin de kabul etmesi gerekir.
Ve sevmezse de onu asla sevmeye zorlayamazsınız.
Belki kolayca yüreğine girebilirsiniz.
Ancak beyninde yer etmemişseniz her an terk edilebilirsiniz.
Sevmediği halde terk etmeyen kadınlar da var elbette.
Bunun nedeni ise engelleyemedikleri "acımak" duygusudur.


http://img475.imageshack.us/img475/4853/ylkopya2ob.jpg
Hiçbir zaman kadını bütünüyle elde edemezsiniz.
Kendisine ait bir dünyası vardır ve orada hep yalnızdır.
O dünyaya kimsenin girmesine izin vermez.
Hiçbir anahtar o dünyanın kapısını açamaz.
Yalnızlık onun sığınağıdır.
O sığınağa ne zaman gireceğine, ne kadar kalacağına hep kendisi karar verir.
Sığınaktayken oradan çıkmaya zorlarsanız onu sonsuza dek kaybedebilirsiniz.


http://img398.imageshack.us/img398/8987/4233492cikopya4dt.jpg
Çünkü hayatin içinde olan her şey ancak kadınlar olduğunda anlam kazanıyor.
Yemek yemek, su içmek bile.
Bir kadının elinden içtiğiniz suyla kendi kendinize bardağı doldurup
içtiğiniz su arasındaki lezzet farkını anlayabiliyor musunuz?

Anlıyorsanız ne mutlu size. Anlamıyorsanız, ne yazık ki yaşamıyorsunuz.


http://img511.imageshack.us/img511/5645/186176wcebwkopya8ix.jpg

Bir kadını sevmekle başlar her şey ama,bir kadını tanımakla varılır hayatın sırrına.
Bir kadını tanımaya soyunmak zor ama keyifli bir yolculuğa çıkmaktır.
Dört mevsimi bir yürekte buluşturur, bu yüzdende sürekli şaşırtırlar.
Sürprizlerin ardı arkası kesilmez. Zordur anlamak onları. Benzemek gerekir anlayabilmek için
belki de..! Kendi zekasını hatırlatanları sever, sevgisini göstermekten ürkmeyenleri,
sürprizlere hazırlıklı olanları bir de. Muson yağmurları gibi yağarken, sahrada çöl fırtınası
koparıp ardından güneş olup ısıtabilirler. Dedim ya bir dünyadır kadınlar,
yürekleriyle konuşan, gözleriyle gülen..


bilinmezden insan 14 Şubat 2006 17:18

kadınlar erkekler tarafından anlaşılamayan ilk ve tek varlıklardır


Misafir 15 Şubat 2006 00:36

Kadın ve erkek, kedi ile köpeğe benzer

Genellikle kadınlar kedileri, erkekler köpekleri sever... Neden dersiniz? Karakterleri birbirine benzer de ondan! Nasıl mı? Örneğin; kedilerin ne yapacağı önceden kestirilemez, oynamak isterlerse, yanınıza gelirler. Canları istemezse yanınıza bile uğramazlar. Köpekler sizinle tanışır tanışmaz ilgi beklerler. Köpekler aynı anda hem aptal hem de sevimli görünebilirler...

KEDİ NEDİR?
1. Kedi canı ne isterse yapar.
2. Kedi sizin sözünüzü pek dinlemez.
3. Kedinin ne yapacağı önceden kestirilemez.
4. Sizin yanlız olmak istediğiniz anlarda kedi oynamak ister.
5. Sizin oynamak istediğiniz anlarda kedi yanlız olmak ister.
6. Kedi her miyavladığında ilgilenmenizi ister.
7. Kedinin ruh hali çok değişkendir.
SONUÇ: Kediler yumuşacık tüylerin altına saklanmış kadınlardır.
KÖPEK NEDİR?
1. Köpek evde gözüne bir yer kestirir ordan onu kaldırmanın imkanı yoktur.
2. Köpek içerki odada bir cips pakedi açsanız sesi duyar, ama aynı odada siz ona bişey söylediğinizde duymaz.
3. Köpek aynı anda hem aptal hem sevimli görünebilir.
4. Köpek siz mutsuzsanız ulumaya başlar.
5. Siz oynamak istediğinizde köpek de oynamak ister.
6. Siz yanlız kalmak istediğinizde köpek yine de oynamak ister.
7. Köpek eşyalarını her tarafa bırakır.
8. Köpek ağzıyla iğrenç şeyler yaptıktan sonra sizi öpmeye çalışır.
9. Köpek sizinle tanışır tanışmaz hemen ilgi bekler.
SONUÇ: Köpekler yumuşacık tüylerin altına saklanmış erkeklerdir


bilinmezden insan 15 Şubat 2006 16:51

ben bir bayan olarak kadınları anlayabilmiş değilim bazen erkeklere acıyasım geliyor. Kadınların zihinleri öyle ayrıntılara takılıyor ki bir erkek ömrünün sonuna kadar düşünse kadını rahatsız eden olayı çözemiyor. Beni en çok hayrete düşüren ve şaşırtan ise sürekli kadınların geçmişte yaşananları deşeleyerek öyle önemsiz ve ufak ayrıntıları zaman tünelinden çıkarıp yıllar sonra bile o kunularda münakaşa edebilme yeteneklerinin olması


Misafir 17 Şubat 2006 08:43

KADININ GÖREVLERİ
İslâmi teşrii, tabiatı gereği herhangi bir ayırıma gitmeden, insan vasfını taşıması nedeniyle hem erkeğin hem de kadının birtakım işleri yapmalarını mübah kılmıştır. Yine herhangi bir şekilde cins ayırımına gitmeden bu işlerden bir kısmını farz, bir kısmını haram, bir kısmını mekruh, bir kısmını da mendup kılmıştır. Bazı işler vardır ki insani vasıf taşımakla beraber bunları sadece erkekler yapabilir. Yine bazı işler de vardır ki insani vasıfta olmalarına rağmen onları ancak kadınlar yapabilir. Şeriat, bu işlerin özelliklerini göz önünde bulundurarak bunlarda bir ayırıma gitmiş; farziyet, haramlık, mekruhluk, mendubluk veya mübahlık açısından erkek ve kadını farklılaştırmıştır. İşte bu çerçevede şeriat; yönetme ve otorite görevini yalnızca erkeklere verirken, -erkek olsun kız olsun- çocukların terbiye ve bakım görevini kadınlara vermiştir. Bunun için kadınlık vasfını taşımalarından dolayı kadınları ilgilendiren bazı işlerin kadınlara, erkek olma vasfına sahip olmalarından dolayı da bazı işlerin erkeklere verilmesi gerekmektedir. Erkek ve dişiyi yaratırken, erkeğin ve kadının durumunu en iyi bilen Allah (c.c.)'dır. Yalnızca erkeğe veya kadına veyahutta erkek-kadın ayırımı gözetilmeksizin insan olmaları nedeniyle insanlara ait hükümlerin sınırlarını vâzederken, onların bu teklifleri taşıyıp taşıyamayacaklarını en iyi bilen de şüphesiz ki Allah (c.c.)'dır. Zira insana neyin faydalı olduğunu en iyi bilen O'dur. İnsan aklının, kadının şanından değildir diyerek kadını birtakım işlerden mahrum etmesi veya erkeklere ait birtakım işleri ona yüklemeğe çalışarak böylece kadına ait hakkın korunduğunu kabul etme çabalarının tümü, şeriata karşı çıkmak demektir. Böylesi bir davranış kesin bir hata ve fesadın sebebidir.
Şeriat; kadını bir ana ve evin eğitimcisi olarak takdim etmiş; hamilelik, doğum, süt emzirme, çocuğun bakımı, terbiyesi ve iddetle ilgili olarak birtakım hükümler getirmiştir. Bunların hiçbirini erkeğe teklif etmemiştir. Çünkü bunlar, kadınlık vasfı taşıması dolayısıyla kadını ilgilendiren hükümlerdir. Gebelikten başlayarak, çocuğun doğumu, süt verilmesi, beslenip bakılma sorumluluğu kadına yüklenmiştir. Bu, kadının en önemli görevi ve en büyük sorumluluğudur. Diyebiliriz ki, kadının en önemli ve asli işi; annelik ve evinin eğiticiliğidir. Çünkü bu iş; insan türünün devam etmesini sağlayan önemli bir husustur. Bu görev erkeklere değil yalnızca kadınlara verilmiştir. Bu nedenle kadına ne tür görevler verilirse verilsin, ne kadar sorumluluk yüklenirse yüklensin, kadının asli görevinin "annelik" ve "evinin terbiyecisi" olduğu açıkça bilinmelidir. Bu nedenledir ki şeriat kadına; hamile iken veya süt emziriyorken Ramazanda orucunu bozma ruhsatını vermiştir. Hayız ve nifas halinde iken namazdan sorumlu tutmamıştır. Memede olduğu süre içerisinde erkeğe, annesinin yanından çocuğunu alıp götürmesini yasaklamıştır. Bunların tümünü kadının asli görevi olan "annelik" ve "evinin terbiyecisi" görevleri gibi en yüce görevini tamamlayabilmesi için kadına hak olarak tanımıştır.
Ancak tüm bu anlatılanlardan; kadının asli görevinin annelik ve evinin terbiyecisi olduğu, başka işleri yapmasının mümkün olmadığı anlamı çıkarılmamalıdır. Bu ifadenin anlamı şudur: Allah (c.c.) kendisiyle sükun ve rahat bulunsun, ondan nesil ve zürriyet elde edilsin diye kadını yaratmıştır. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
"Allah nefislerinizden sizin için eşler yaratıp, yine sizin zevcelerinizden çocuklar ve torunlar yarattı."
"Kendileriyle sükun ve rahat bulmanız için, eşleri, nefislerinizden yaratmış olması, O'nun ayetlerindendir." Aynı zamanda kadını, özel hayatta çalıştığı gibi genel hayatta da çalışması için yaratmıştır. Daveti taşıma görevini ve hayattaki işlerinde kandisine lazım olanı yapması için gerekli olan ilmi öğrenmesini de farz kılmıştır. Alış-veriş, icare ve vekalet gibi işleri yapmayı caiz kılmıştır. Yalanı, hileyi ve hiyaneti haram kılmıştır. Aynı şeyleri erkeğe de caiz ve haram kılmıştır. Ticaret yapabileceği gibi, ziraat ve sanayi alanında da çalışabileceğini, akidlere ve anlaşmalara girebileceğini, istediği kadar mal üretebileceğini mübah kılmıştır. Hayatta işini, bizzat kendisi yapabileceği gibi bir ortak veya bir işçi vasıtasıyla da görebilir. İnsanları, gelir getiren kaynakları ve birtakım eşyayı kiralayabileceği gibi, bundan başka daha birçok muamelelerle de iştigal edebilir. Bu, Şari'in umumi olan hitabından ve kadına ait herhangi bir yasağın olmayışından anlaşılmaktadır. Ancak kadın, hükmetme görevini üstlenemez. Mesela kadın, devlet reisi, onun muavini, vali, amil ve hükmetme görevinden sayılan herhangi bir işi yüklenemez. Ebu Bekir'den rivayet edildiğine göre: Fars halkının devlet başkanlığına Kisra’nın (Kraliçe) kızını melike olarak seçtikleri haberi Rasulullah (s.a.v.)'a ulaştığı zaman Allah'ın Rasulü şöyle buyurmuştur:
"Bir kadını kendi işlerine emir tayin eden hiçbir millet felah bulamaz." Bu hadis, kadını yönetici yapanların kınanmalarından dolayı kadının yönetici olmasının yasaklandığının açık ve net bir ifadesidir. Emir sahibi olmak, yönetici olmak anlamına gelmektedir: Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
"Ey iman edenler! Allah'a, Rasul'e ve sizden olan emir sahibine itaat ediniz." Bu nedenle kadınların yönetici olmaları caiz değildir. Fakat kadınların hükmetme dışındaki görevleri yüklenmeleri caizdir. Buna göre kadın, devlet memurluklarına tayin edilebilir. Çünkü memurluk, hükmetme kapsamına girmez, icare konusuna girer. Memur, devlet kurumlarından birinde çalışan özel ücretlidir. Bu yönüyle memur, herhangi bir şahsın yanında veya şirkette çalışan ücretli kimse gibidir. Kadın, yargı organlarından herhangi birinde hâkim olarak görev yapabilir. Zira hakimlik yöneticilik kapsamına girmemektedir. Çünkü hakimlik, insanlar arasındaki anlaşmazlığı gidermektir; anlaşmazlığa düşen iki tarafa ilzam edici bir şekilde şer'î hükmü haber vermektir. Çünkü yargı; "ilzam edici bir şekilde hükmü haber vermektir" diye tarif edilir. Kâdı, yönetici olmayıp başka ücretliler gibi devletin yanında çalışan bir görevlidir. Ömer (r.a.)’in, kendi kavminden Şifa isminde bir kadını, Çarşı Pazar “Kâdı”sı yani, çarşılardaki tüm aykırı davranışları karara bağlayan "Hisbe Kâdısı" olarak tayin ettiği rivayet edilmiştir. Ancak hadisin nassına bağlı olarak kadının Kâdı olmasının ve hadisin kâdılık olgusuna uygulanmasının caiz olması meselesine gelince: Eğer yasaklama hadisi kadının, yargı üzerinde emirlik görevine getirilmesi gibi bir duruma uygunluk arzederse, kadının böyle bir göreve getirilmesi caiz değildir. Eğer hadis, böyle bir hususa şamil değilse kadının yargıç olmasını engellemeye delil sayılmaz. Hadise baktığımız zaman, İranlıların kendilerini idare etmek üzere başlarına kraliçe olarak bir kadını tayin ettikleri haberi Allah'ın Rasulüne ulaşınca, buna cevap olarak böyle bir durumu zemmetmiştir. Bu hadis verilen bir habere aittir ve sorulan bir sorunun cevabıdır. Haberin konusu ise; kraliçelik yani "devlet başkanlığı"dır. Dolayısıyla cevap yalnızca devlet başkanlığı ile ilgilidir. Devlet başkanlığı ise "yönetim"le ilgili bir husustur. Bir başka açıdan meseleye baktığımız zaman yasaklamanın umumi olan velayete ait olduğu görülür. Bu da; emirlik velayetidir. İşte hadisin manası ve işaret ettiği husus da budur.
Yargının konusu ise vali ve halifenin yaptığı işten farklıdır. Halife ve valinin görevi; ister doğrudan kendisine bir mesele gelsin veya kadı tarafından gönderilen bir problem olsun veya kendisine hiçbir kimse herhangi bir mesele getirmemiş olsun, şeriat'a aykırı gördüğü hususta direkt olarak şer'i hükmü infaz etmektir. Halife, bir dava karşısında herhangi bir davacı olmadan hükmü icra eder. Fakat kâdı, ancak biri kendisine bir dava getirdikten sonra o dava hakkında hüküm verebilir. Kâdı'nın bakacağı davada muhakkak iki taraf mevcuttur. Ortada bir iddia olduğu zaman ancak hükmedebilir. Bir iddia sahibi olmadıkça kâdı'nın hükmetme selahiyeti yoktur. Gelen davaya bakması da, mesele hakkında bağlayıcı bir şekilde Allah'ın hükmünü haber vermekten ibarettir. Hem infaz edici hem de kâdılık görevini birlikte yürütmekle yetkili kılınması dışında kâdının mutlak olarak tenfiz yetkisi yoktur. Her iki yetkiye da sahip olduğu zaman; kâdı olarak hükmeder ardından da infaz yetkisine sahip birisi olarak verdiği hüküm gereğince hükmü infaz eder. Yargı olayı ile hüküm verme olayları ayrı ayrı şeylerdir. Bundan dolayı, kadınların yönetici olmalarını yasaklayan hadis "kâdı"ya uygulanamaz. Üstelik yargı; hiçbir zaman herhangi bir şeyde velayet anlamına gelmez. Kâdı'nın tayin edildiği belde halkından hiçbiri üzerinde herhangi bir velayeti yoktur. Hatta karşısına gelen iki davacının üzerinde bile herhangi bir velayeti yoktur. Ona itaat da vacib değildir. Ancak, gelen dava üzerinde hüküm verdiği zaman hükmü yerine getirmek vacib olur. Çünkü onun verdiği hüküm Allah (c.c.)'ın verdiği hükümdür. Kâdı'nın kendisine ait bir hüküm ve emir değildir. Onun verdiği hükme, sadece bir kâdı'nın hükmü nazarıyla bakılmamalıdır. Diğer taraftan kâdı'nın verdiği hüküm ancak, mahkemede hükmettiği zaman geçerlidir. Bundan dolayı yargı meclisinin dışında kâdı'nın bir olayı görmesi, gördüğüne ve işittiğine hükmetme yetkisini vermez. Gördükleri ve işittikleri şeyler kâza meclisinde olduğu zaman verdiği hüküm geçerlilik kazanır. Fakat "yöneticinin" durumu böyle değildir. Yönetme mevkiinde bulunan yöneticiye, her halde itaat vacibtir. Hükmetmek için yöneticinin yönetim merkezinde yani dairesinde bulunması şart değildir. Evde, yolda, devlet merkezinde ve her nerede bulunursa bulunsun "yöneticiye" itaat farzdır. Zira Allah'ın Rasulü şöyle buyurmaktadır:
"Emire itaat eden bana itaat etmiş olur."
Bu nedenle kadının "yönetici" olmasını yasaklayan hadis, kesinlikle mahkeme hakimliği görevine uygulanamaz. Bu hadis ile kadının yargı görevinde bulunması yasaklanamaz. Kâdı; "yöneticinin" yanında, muayyen bir işi yapmak üzere muayyen bir ücretle çalışan "ücretli" kimsedir. "Ücretli" kelimesi, hangi görevde bulunursa bulunsun ücretle çalışan herkesi kapsamına alır. Hatta Rasul (s.a.v.), Kur'an öğreten kimseyi dahi "ücretli" saymış ve şöyle demiştir:
"Karşılığında ücret aldığınız şeylerin en hayırlısı Allah'ın Kitabıdır."Kâdı da Kur'an öğreten kimse gibi ücretli bir kimsedir. Beytülmaldan aldığı şey ise ücretidir.
"Kâdı, yöneticinin yardımcısıdır. Bundan dolayı, hükmetmede ona tabidir" denemez. Çünkü kâdı; yöneticinin yanında çalışan bir ücretlidir, onun yardımcısı değildir. Kâdı'nın görevi iki tarafın anlaşmazlıklarını anlayıp şer'i hükümlerin hangi maddesine göre mahkeme olacaklarını, durumlarının intibak ettiği şer'i hükmü onlara bildirmektir. Netice olarak kâdı, muayyen bir işe tahsis edilmiş, muayyen bir ücretle çalıştırılan bir ücretlidir.
Kâdı ve muhtesib'in durumu budur. Fakat mezalim mahkemelerine bakan kâdı'nın durumu değişiktir. Kadının, mezalim hâkimi olması ve bu göreve getirilmesi caiz değildir. Çünkü mezalim hâkimliği yöneticilik kapsamına giren görevlerdendir. Dolayısıyla hadisin manası, bu mahkemelere bakan hâkimi kapsamına alır. Çünkü burada görevli olan hâkimin görevi; şikayet olsa da olmasa da "yöneticiden" kaynaklanan herhangi bir zulmü insanlardan kaldırmaktır. Mezalim hâkimi, yönetici tarafından haksızlığa uğradığını iddia eden bir kişinin yönetici aleyhine dava açmasına gerek görmeden de davaya bakabilir. Böylesi bir durumda mezalim hâkiminin davalıyı mahkemeye çağırması da çağırmaması da caizdir. Çünkü konu, problem hakkındaki bir hükmü haber vermek olmayıp, yeneticiden kaynaklanan haksızlığın insanlardan giderilmesidir. Bundan dolayı, mezalim mahkemelerine bakmak hükmetmektir. Bunun için kadının, böyle bir mahkemede hâkim olması caiz değildir.
Ümmet Meclisi'nin bulunması halinde, kadının Ümmet Meclisi'ne üye olmasının caiz olup olmadığı meselesine gelince; bu mesele bazılarınca tam bir açıklığa kavuşmadığı için demokratik sistemlerdeki parlamentoya kıyaslayarak, İslâm'daki Ümmet Meclisi'ne kadının üye olmasının caiz olmayacağını zannetmişlerdir. Gerçekte ise; demokratik sistemdeki parlamento ile, İslâm'daki Ümmet Meclisi arasında fark vardır. Parlamento kanun yapar ve hükmeder. Çünkü demokrasinin tarifinde parlamentonun hükmetme yetkisinin olduğu belirtilir. Gerektiği zaman parlamento, devlet başkanını seçebilir ve onu azledebilir, bakanlara güvenoyu verir, gerekirse düşürebilir. Parlamentonun üç görevi vardır:
1- Hükümeti denetler ve muhasebe eder.
2- Kanun yapar.
3- Yöneticileri tayin eder ve onları düşürür.
Parlamentonun hükümeti denetleyip muhasebe etmesi hükmetmek (yürütme) sayılmaz. Fakat kanunlar çıkarıp tatbike koyması, yönetici ve idarecileri tayin etmesi ve onları azletmesi hükmetmek sayılır. Ümmet Meclisi ise böyle değildir. Ümmet Meclisi; yöneticileri muhasebe eder ve denetler, gerektiğinde uyarılarda bulunur. Bu uyarılar ise:
a- İşlerin arzu edilen şekilde yürümemesi,
b- İslâm'ın tatbikatında gevşek davranılması,
c- İslâmi davetin tebliğ ve yüklenilmesinde gerekli çabanın gösterilmeyişi gibi hususlarda olur. Fakat, Ümmet Meclisi, hiçbir zaman kanun koyamaz. Bir yöneticiyi tayin veya azledemez. Bu karakteriyle parla-mentodan farklıdır. Onun için demokrasi ve kapitalizm prensiplerine göre işleyen kanun yapma ve hükmetme vasfına haiz parlamentoya kadının üye olması caiz değildir. Fakat hükmetme karakteri olmayan, Ümmet Meclisi’ne kadının üye olması caizdir. Ancak, parlamen-toya kadının üye olamaması, onun yöneticiyi seçmesinin de caiz olmayacağı anlamına gelmez. Çünkü hükmetme yetkisini veren parlamentoya kadının üye olması, hadisi şerifin kesin nehyiyle sabit olduğu üzere caiz olmaz. Çünkü Peygamber (s.a.v.):
"Bir kadını başlarına kraliçe tayin eden millet felah bulmaz." buyurmuştur. Bu hadis, kadının yöneticiyi seçmesine engel olmaz, onu hükmetme yetkisine sahip kılmaz. Kadın, kendisine hükmedecek kimseyi seçebilir. Şeriat, kadına yöneticiyi seçme yetkisini verdiği gibi, hüküm ile ilgili işleri yapmak üzere herhangi bir erkeği seçebilme yetkisini de vermiştir. Kadın, halifeye biat edebilir ve seçimine katılabilir.
Ümmü Atiyye'den:
"Biz Nebi (s.a.v.)'a biat ettik ve Allah'ın bize; Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmamamızı emreden ayeti okudu ve bizi, ölülerin arkasından bağırıp çağırarak yas tutmaktan nehyetti. Bunun üzerine bizden bir kadın elini geri çekti ve; falan kadın benimle birlikte yas tuttu. (üzerimde hakkı vardır) Ondan izin almak isterim dedi. Bunun üzerine Allah'ın Rasulü ona bir şey söylemedi. Kadın gitti ve sonra geri dönerek gelip biat etti."Allah'ın Rasulüne yapılan bu biat; nübüvvet biatı değil, yöneticiye itaat etme biatıydı. Bu olay, kadının yöneticiye biat edebileceğini ve onu seçebileceğini göstermektedir. Parlamento açısından durum budur.
Ümmet Meclisi’nin durumu ise böyle değildir. Ümmet Meclisi görüş belirtme ve belirtilen görüş ile amel etme yeridir, hükmetme yetkisi yoktur. Ümmet tarafından halifeyi seçme yetkisi verilmedikçe yöneticiyi seçemeyeceği gibi onu azledemez de. Kanun koyma yetkisi de yoktur. Ümmet Meclisi’nin bütün işi görüş belirtmekle ilgilidir. Ümmet Meclisi genellikle şu işlere bakar:
a- Devlet (halife), uygulamaya koymak istediği dahili herhangi bir iş hususunda görüşünü almak üzere Ümmet Meclisi’ne müracaat eder,
b- Dahili ve harici uygulamalarından dolayı halifeyi denetlemek,
c- Dahili ve harici birtakım konularda görüşlerini belirtmek,
d- Halife adaylarını tesbit etmek,
e- Valiler ve yardımcılar hakkındaki hoşnutsuzluklarını gündeme getirmek, görüşlerini bildirmek.
Burada sıralanan işlerin tümü bir nevi görüş beyanından ibarettir. Dolayısıyla Ümmet Meclisi’nin işi genelde birtakım konularda görüşünün alınması amacıyla "şûra" görevini yerine getirmektir. Ancak hükümleri benimseme gibi hususlarda Ümmet Mecilisinin görüşü halifeyi bağlayıcı değildir. İşte bunların tümü görüş belirtmekten ibaret olup, yönetim işlerinden değildir. Bu nedenle Ümmet Meclisi’nin görevi yalnızca görüş belirtmekle ilgilidir.
Ümmet Meclisi üyeleri yalnızca görüş belirtmede halkın vekilleridir. Yönetimde onların vekilleri olmadıkları gibi, yöneticinin nasbedilmesinde ve azlinde de onların temsilcileri değillerdir. Hatta Ümmet Meclisi üyeleri halife yardımcıları ve valiler hakkında hoşnutsuzluklarını ortaya koydukları zaman, onlar hemen azledilmiş sayılmazlar. Ancak Ümmet Meclisi’nin görüşlerine istinaden halife tarafından azledilirler. Oysa parlamento böyle değildir. Zira parlamento üyeleri, bakanlar hakkında verdikleri güvenoyunu geri çektikleri zaman devlet başkanının görevden almasına gerek kalmaksızın görevlerinden alınırlar.
Ümmet Meclisi üyeleri halkın görüşünü temsil ettiklerine göre, kadın da Ümmet Meclisi yetkisi dahilinde bulunan her konuda görüşünü açıklama hakkına sahiptir. Siyasi, iktisadi ve teşrii nitelikteki konularda ve diğer konularda görüş belirtme hakkına sahiptir. Kendi yerine görüş belirtmesi için dilediği kimseyi vekil tayin edebileceği gibi, kendisi de başkaları adına vekil olabilir. İslâm, görüş belirtme hakkını erkeğe verdiği gibi kadına da aynı eşitlikte vermiştir. İslâm'da şûra, eşit olarak hem erkeğin hem de kadının hakkıdır. Zira Allah (c.c.) şöyle buyurmaktadır:
"İş (hususunda) onlarla müşavere et."
"Onların işleri, kendi aralarına, müşavere iledir." Bu ifadeler, hem kadına, hem de erkeğe şamildir. Aynı şekilde emr-i bi'l ma'ruf ve nehyi ani'l münker görevini ifa etmek aralarında herhangi bir ayırım bulunmaksızın hem erkeğin hem de kadının yapması gereken görevlerdendir. Nitekim, Allah (c.c.) şöyle buyurmaktadır:
"Sizden, hayra davet eden, marufu emreden, münkerden nehyeden bir ümmet bulunsun." Allah Rasulü ise şöyle buyurmaktadır:
"Sizden bir kimse, herhangi bir kötülük gördüğü zaman, onu değiştirsin." Dikkat edilirse cümle hem erkeğe hem de kadına şamildir. İdarecileri muhasebe etmek ve denetlemek hem kadına hem de erkeğe farzdır. Nebi (s.a.v.):
"Din nasihattir. Denildi ki: Kim için ey Allah'ın Rasulü? Dedi ki: Allah, Rasulü, müslümanların yöneticileri ve tüm Müslümanlar için nasihattir" derken nasihatı, hem erkek hem de kadın için bir hüküm olarak belirtmekteydi. Hadiste belirtildiği gibi nasihatta bulunma görevi yalnızca erkekle sınırlı tutulmamıştır. Hadise göre kadın erkek ayırımı yapılmaksızın müslüman olan herkes, hem müslümanların yöneticileri hem de tüm insanlar için nasihatta bulunma görevini ifa etmekle yükümlüdür. Asrı saadette kadınların Rasulullah (s.a.v.) ile tartışmaları ve bazı konular hakkında soru sormaları; günümüzdeki kadınların da yönetim yetkisine sahip olan kimselerle tartışabileceklerine ve onlara birtakım sorular sorabileceklerine işaret etmektedir. Bir bayram günü Allah Rasulü’nün erkeklere vaaz ettikten sonra kadınların bulunduğu yere geçip onlara da öğütte bulunduğu ve onlara şöyle dediği rivayet edilmektedir:
"Sadaka verininiz, çünkü çoğunuz cehennem odunusunuz" deyince, yanakları işaretlenmiş bir kadın, kadınlar arasından ayağa kalktı ve; Niçin ey Allah'ın Rasulü? dedi..." Bu hadis, kadınların Allah'ın Rasulü ile münakaşa ettiğine ve haklarında söylediğinin sebebini sorduklarına işaret etmektedir. Salebe kızı Havle olayı şöyledir: "Havle, kocasının kendisi için söylediği zıhar durumunu sormak üzere Allah'ın Rasulüne gelmişti. Allah Rasulü (s.a.v.): “Senin bu sorduğun bu mesele hakkında yanımda hiçbir şey yoktur" dedi. Bunun üzerine kadın, bu konuda Allah Rasulü ile mücadele etti.” Bu, meşhur bir olaydır. Nitekim, Kur'an-ı Kerimde bu hususa işaret edilmektedir:
"Kocası hakkında seninle cedelleşen ve Allah'a şikayet eden kadının sözünü, Allah işitmiş bulunuyor. Allah, sizin karşılıklı konuşmalarınızı işitiyor."mealindeki ayet, kadınların Allah Resulü ile münakaşa ettiklerini açıkça belirtmektedir. Her konuda, kadının kendi reyini açıklayabileceği ve bu konuda münakaşa edebileceği hususunda herhangi bir şüphe yoktur. Bu konuda icma vuku bulmuştur.
Kadının, kendi görüşünü temsil edecek kimseyi vekil tayin edebileceği ve başkasının adına vekil olabileceğinin caiz oluşunda herhangi bir ihtilaf yoktur. Çünkü kadın; nikah, alış-veriş, icare ve diğer muamelelerde, kendisini temsil edecek kimseyi vekil tayin edebileceği gibi başkasına da vekil olabilir. Bu konuda herhangi bir tahdit de yoktur. Yani kadının vekalet alması veya vekalet vermesi sadece bazı alanlarla sınırlı olmayıp her şeyi kapsamına almaktadır. Ümmet Meclisi üyeliğinde görüş belirtme olayı da bundan bir parçadır. Dolayısıyla kadının dilediğine vekil olması veya vekalet vermesi şer'an caizdir.
Ümmet Meclisi, rey ve görüşlerin belirlendiği bir yer olduğuna göre ve meclis üyeleri de başkalarını temsilen orada bulunduklarına göre kadın; Ümmet Meclisi üyeliğine hem seçilebilir, hem de seçebilir. Kadın, başkasına vekil olabileceği gibi, rey ve görüşlerini bildirmek üzere başkasını da vekil tayin edebilir. Nitekim Allah'ın Rasulü gönde-rilişinin on üçüncü yılında, yani hicret ettiği yıl, ikisi kadın olmak üzere yetmiş üç kişi Mekke'ye yanına gelmişti. Bu kadınlardan biri Mazin oğullarının kadınlarından biri olan Ümmü Ammara diğeri ise Seleme oğullarının kadınlarından Amr b. Adiyye'nin kızı Esma idi. Onlarla Akabede buluşmak üzere sözleşmişti. Gece yarısı erkekler dağı tırmanırlarken, iki kadın da onlarla beraber dağı tırmanıyorlardı. Akabede buluştukları zaman Allah Rasulü onlara şöyle dedi:
"Kadınlarınızı ve çocuklarınızı koruduğunuz gibi, beni de koruyacağınıza binaen sizden biat alıyorum."Onların, bu teklife karşı cevapları şöyleydi:
"Zorlukta ve rahatlıkta, sevinçte ve kederde, seninle birlikte olacağımıza, dinleyip, itaat edeceğimize, hiç kimsenin kınamasından korkmayarak nerede olursak olalım hakkı söyleyeceğimize dair biat ettik." Bu biat, siyasi bir biattır. Kadının siyasi bir biatta bulunması caiz olduğuna göre, seçmesi ve seçilmesi de caizdir. Çünkü biat etmek ve seçmek, yöneticiyi seçmek ve ona itaat etmek kapsamında değerlendirilir.. Biat ve seçme olaylarının aynı şeyler olduğunun delili şudur: Halife, biat edilmezse şer'an halife olamaz. Onu halife yapan şey biattır. Biat, hakikatte halifeyi seçmek olup; onu dinleyip, ona itaat etme taahhüdüdür. Biat, sadece dinleyip, itaat ahdi vermekten ibaret değildir. Hilafet akdi tahakkuk ettikten sonra itaat ve dinleme mecburiyeti biat etmeyenleri de kapsar. Fakat ilk biat, seçme ve dinleyip itaat biatıdır. Bunda rıza şarttır. Çünkü böylesi bir biat, razılık aktidir. Bunun için, biat ve seçme aynı şeylerdir. Ümmet Meclisi’nde kadını temsil edecek kişiyi seçmesi daha evladır. Çünkü en yüksek bir mevki olan halifeyi seçmeye kadın selahiyetli olduğuna göre, kendi reyini temsil edecek birini vekil tayin etmesi elbette ki caizdir. Böylece, kadının Ümmet Meclisi’ne üye olarak seçilme ve seçme hakkına sahip olması şer'an caizdir.
İkinci Akabe Biatı, kadının Ümmet Meclisi’ne, kendisinden başka birini seçebileceğinin caiz olduğuna delalet eden bir delildir. Şûra Meclisi’ne kadının üye olarak seçilmesine gelince; Allah'ın Rasulü Akabe’de biat işini bitirince onlara şöyle demişti: "Kendi aranızdan kavimlerini temsil edecek olan, on iki kişiyi seçiniz." Rasulün bu emri herkes için geçerli bir emirdir. Burada, Allah Rasulü erkek kadın ayırımı yapmamıştır. Gerek seçecek ve gerekse seçilecek kimselerden erkek kadın ayırımına gitmemiştir. Umumi olan bir ifadeyi tahsis eden başka bir delil varid olmadığı müddetçe umumiliği üzerinde bırakılır. Delil tahsis edilmediğine göre hem kadına hem de erkeklere şamildir.
Binaenaleyh Ümmet Meclisi’nde, kadının üye olarak bulunması, meclis üyelerini seçmesi, başkasının reyini temsil edebilmesi, başkasının da kendi reyini temsil edebileceğinin delili İkinci Akabe Biatıyla sabittir.
Şûrada kadın ve erkeğin hak sahibi olduklarında herhangi bir şüphe yoktur. Yöneticinin muhasebe edilmesi ve denetimi hem erkek ve hem de kadın üzerine farzdır. Aynı şekilde emr-i bi'l maruf, nehy-i ani'l münker görevi hem erkek, hem de kadın üzerine farzdır. Nasihat, hem erkek hem de kadın için meşru kılınmıştır. Görüşünü temsilen vekalet tayini hem erkek hem de kadın için bir haktır. Kadının kendisine ait bir görüşü vardır. Bu görüşün; siyasi veya birbaşka görüş olması arasında fark yoktur. Ümmet Meclisi’nin görevlerinden olan; şura, yöneticileri muhasebe etmek, ma'rufu emredip münkerden sakındırmak, görüş belirtmekle alakalı olan her konuda müslümanların imamlarına (yöneticilerine) nasihatta bulunmak gibi işlerin hiçbirinin yönetimle ilgili olmaması, kadının Ümmet Meclisi’ne üye olmasında, Ümmet Meclisi üyelerini seçmesinin caiz oluşunda herhangi bir şüphenin bulunmamasını gerektirir.
Ancak bazı kimseler; biatın dinlemek ve itaat etmek üzere alınan bir söz olduğu, seçim olmadığını ileri sürerek bunu kadının Ümmet Meclisi’ne seçilmesine delil olarak kabul etmemekte ve bu konuda şüpheye düşmektedirler. Dikkat edilirse Ümmet Meclisi’nin görevi görüşle alakalı hususlardır. Kadının, dilediği kimseyi görüş belirtmede kendisine vekil tayin etme hakkına sahip olması; kadının Ümmet Meclisi üyelerini seçmesinin caiz olmasında herhangi bir şüphenin olmamasını gerektirir. Üstelik başlangıç itibarıyla biat, karşılıklı rızaya dayananan bir akittir. Biatta bulunanların serbest iradeleri ile halifenin seçilmesi işlemidir. Sanıldığı gibi biat, sadece itaat için verilen bir söz değildir. Bu yönüyle biat, halifenin seçilmesi işlemidir. Dolayısıyla kadının da yöneticiyi seçme hakkına sahib olduğu İkinci Akabe Biatı ile sabittir. Kadının halifeyi seçmesi caiz olduğuna göre Ümmet Meclisi üyelerini seçmesi haydi haydi caizdir. Diğer taraftan bazıları, Ümmet Meclisi’ni parlamentoya benzeterek kadının Ümmet Meclisi’ne üye olmasının caizliği hususunda şüpheye düşmüşlerdir. Oysa Ümmet Meclisi’nin görev ve yetkileri ile parlamentonun görev ve yetkileri birbirinden tamamen farklıdır. Ümmet Meclisi görüş belirtme yeri olduğu halde, parlamento aynı anda yasama ve yürütme organıdır. Dolayısı ile bunlar birbirine benzemezler. Bu durumda kadınların Ümmet Meclisi’ne üye olmalarının caiz olması hususunda herhangi bir şüphenin olmaması gerekir. Böylece kadının; Ümmet Meclisi’ne üye olmasının ve meclis üyelerini seçmesinin caizliği hususunda herhangi bir şüphe kalmamaktadır.


Misafir 19 Şubat 2006 15:42

süpersiniz valla hepiniz


Misafir 19 Şubat 2006 15:57

Ey Türk Kadını.. BİRİNCİ VAZİFEN BULAŞIK, ÇAMAŞIR VE KOCANA SAHİP ÇIKMAKTIR.
MEVCUDIYETININ YEGANE TEMELI BUDUR.KOCAN EN KIYMETLI HAZINENDIR. SENI
BU HAZINEDEN MAHRUM ETMEK ISTEYECEK KAYNANAN,KAYNATAN VE GORUMCELERIN
OLABILIR. BIRGUN EVLILIGINI KURTARMAK MECBURIYETINE DUSERSEN,VAZIFEYE
ATILMAK ICIN BULASIK VE CAMASIRI DUSUNMEYECEKSIN. BU DURUM ELEKTRIGIN
VE SUYUN KESILDIGI ANDA ORTAYA CIKABILIR.EVLILIGINE TECAVUZ ETMEK ISTEYEN
KAYNANAN KAYNATAN VE GORUMCELERIN HAYATTA EMSALI GORULMEMIS, BIR GALIBIYETIN MUMESSILI
OLABILIRLER. HAYATTA KILIBIK KOCAN ZOR BIR IHTIMALDE OLSA BASKA
KARILARA GOZ DIKMIS, OLABILIR. AILENIZ FAKRU ZARURET ICINDE HARAP VE BITAP
DUSMUS, OLABILIR. EY ASIL TURK KADINI ISTE BU AHVAL VE SERAIT ICINDE DAHI
VAZIFEN YUVANI KURTARMAKTIR. ANASININ KUZUSU OLAN KOCANI ADAM ETMEK SENIN
ELINDEDIR. IHTIYAC DUYDUGUN MERDANE DOLABIN SOL UST KOSESINDE SAKLIDIR.HADI
KOLAY GELSIN.


Misafir 19 Şubat 2006 16:02

Başından büyük bir aşk geçmemiş her kadın için
bu bir eksikliktir;



Başından büyük bir aşk geçmiş her erkek için ise bu bi
fazlalıktır.



Erkeğin hayatında belki bir aşka yer vardır.

Kadının ise aşkında belki bir hayata...



Erkekler deli gibi aşık olurlar, zamanla akıllanırlar.

Kadınlar ise Akıllı gibi aşık olurlar, zamanla
delilirler. Aşk, kadını ve erkeği farklı etkiler.Aşık
olan kadının gözünde başka hiçbir şeyin değeri kalmaz.
Aşık olan erkeğin gözünde ise her şey yeniden
değerlenir. Çünkü aşık kadın "nasıl olsa bitecek"
sezgisi ile hareket eder. Aşık erkek ise "nasıl olsa
sonsuza dek sürecek" yanılgısıyla... Aşık kadınlar bu
yüzden hep endişeli ve huzursuzdurlar; aşık erkekler
melekler gibi dingin ve aptallar gibi bön. Aşık olmak
erkeğe yakışır. Kadına asla. Kadına yakışan sadece
aşktır. Aşksız bir erkek kendini kölesiz bir efendi
gibi hisseder, aşksız bir kadın ise efendisiz bir
köle.



Kadın Ne İster?



Ne mi ister?



Hepsini ister. Ve aynı anda.



Peki erkekler ne ister?



Hem sevgili karıları hem de haremleri olsun isterler.
Peki neden korkarlar? Hem karısız hem de haremsiz
kalmaktan korkarlar. Kadın erkeğinin kendisine kul
köle olmasını ister; olunca da ondan nefret eder.
Erkek ise kadının kendisine köle olmasını istemez;
olunca da onu sever.



Bir erkek kadından bıktığı için onu terk eder; bir
kadın ise erkeğinden sıkıldığı için. Arada çok önemli
bir fark var. Bir erkek doyduğu için kadınından bıkar.
Bir kadın ise doyamadığı için erkeğinden sıkılır.
Erkek kadının fiziksel görüntüsüyle; kadın ise erkeğin
şehvetiyle tahrik olur.



Onun için kadınlar karşılarındakini anlarlar; erkekler
ise sadece görünen dünyayı. Kadın terk edildiği ve
aldatıldığı zamanlarda, bir de boşanırken hiç tereddüt
etmez. Kararlı, şuurlu ve son derece akıllı biçimde
bütün strateji ve nokta hücumu taktikleriyle delirir.
Delilik, kadınların aklıdır. Ve sadece bu özellikleri
bile, onların erkeklerden daha üstün kabul edilmeleri
için yeterli bir sebeptir.



Kadınlar, sezgileriyle her şeyi bilirler. Erkekler ise
akıllarıyla hiçbir şeyi bilemezler. Kadınlar her şeyi
görürler. Göremediklerini duyarlar. Duyamadıklarını
ise sezerler. Dişilik yalnız algı kapılarını
değil,bütün telepati, sezgi, altıncı his ve üçüncü göz
kapılarını açan LSD, Mescaline, Psilosibin kadar güçlü
bir iksirdir. Kadınların sezgileri o kadar
olağanüstüdür ki, onları erkeklerden çok daha üstün
saymamak için hiçbir neden yok.



Sezgi de neymiş mi dediniz? Aklın eli, kolu, gözü,
kulağı ve burnudur. Aklın dürbünü, pusulası ve
radarıdır. Şahini ve tazısıdır. Kapanı, tuzağı ve
oltasıdır. Sezgi en kurnaz avcıdır. Sezgi olmasa ne
bilim ne felsefe ne sanat olurdu. Akıl mı? Akıl
sezginin uşağıdır. O kadar.. Sezgileri yerine
bilgileri ile hareket eden bilgiç kadınlar kadar itici
yaratıklar düşünemem. Akıllıları ve kültürlüleri ise
itici değillerdir ama sıkıcı olurlar çoğu zaman.
Kadına en çok yaraşan ne akıl, ne bilgi, ne de
kültürdür. İnce ve şuh bir zekadır...



Yilmaz ERDOGAN


Misafir 20 Şubat 2006 08:15

Kadın ve Erkek arasındaki farklar:D


Başarı:



Başarılı bir erkek karısının harcayabileceğinden fazla para kazanan erkektir. Başarılı bir kadın böyle bir erkeği bulabilen kadındır.


Stil:
Erkekler sabah uyandıklarından akşam yatağa girdikleri ana kadar iyi görünümlüdür. Kadınlar her nasılsa gece boyunca çirkinleşirler.

Parayı idare etme:
Erkek istediği 100 bin liralık bir şey için 200 bin lira öder. Kadın istemediği 200 bin liralık şey için 100 bin lira öder.

Mutluluk:
Bir erkekle mutlu olmak için onu çok anlamak, az sevmek gerekir. Bir kadınla mutlu olmak için onu çok sevmek ve hiç anlamaya çalışmamakgerekir.

Evlilikten beklentiler:
Bir kadın bir erkekle onun değişeceğini umarak evlenir, ama o değişmez. Bir erkek bir kadınla onun değişmeyeceğini umarak evlenir, ama o değişir.

Evlilik kararları:
Erkek yorulduğu için evlenir. Kadın meraklı olduğu için evlenir. İkisi de hayal kırıklığına uğrar.

Evlilik ve gelecek:
Kadın bir koca buluncaya kadar gelecekten endişe eder. Erkek evlenecek bir kadın buluncaya kadar gelecekten endişe etmez.

Hatıralar:
Kadın daima onunla evlenmek istemiş olan erkeğin anısını yaşatır. Erkek daima evlenmediği kadının anısını yaşatır.

Kadınları anlamak:
Erkeğin kadını anlamadığı iki dönem vardır: Evlilikten önce ve evlilikten sonra.

Kadın ne ister?:
İnsanın karısını mutlu kılmak için iki şeye ihtiyacı vardır: Kadının kendi bildigi gibi davrandığını sanmasını sağlamak. Kadının kendi istediği gibi davranmasına izin vermek.

Uzunluk:
Evli erkekler bekarlardan daha uzun yaşarlar, ancak evli erkekler ölümüdaha çok arzularlar.

Hatalar:
Evli bir erkek hatalarını unutmalıdır: İki kişinin birden aynı şeyi hatırlamasına gerek yoktur.

Savaş:
Herhangi bir tartışmada kadın daima son sözü söyler. Bundan sonra erkeğinsöylediği her söz yeni bir tartısmanın başlangıcıdır.




Saat: 23:36
Sayfa 1 / 5

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık