![]() |
Türkiye ve Avrupa Birliği Türkiye'nin AB' ye giriş sürecinde çeşitli düşünceler ve bazı gerçekler https://www.msxlabs.org/msxteam/DiVa/Ab1.jpg https://www.msxlabs.org/msxteam/DiVa/Ab2.jpg https://www.msxlabs.org/msxteam/DiVa/Ab3.jpg Ve Atatürk'ün o zamanki cevabı https://www.msxlabs.org/msxteam/DiVa/Ab4.jpg |
AB sefere Anadolu'nun kalbinden başladı AB 3 Ekim sonrası ilk ziyareti Kayseri'ye yaptı. AB Komisyonu Üyesi Olli Rehn "Anadolu'nun kalbini ziyaretimiz müzareke sürecine ne kadar önem verdiğimizin kanıtıdır" dedi.. Avrupa Birliği Komisyonu'nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Olli Rehn ve AB Türkiye Temsilcisi Büyükelçi H. Joerg Kretschmer, müzakerelerin başlama kararının ardından ilk Anadolu gezisini Kayseri'ye yaptı. Rehn önümüzdeki süreçte Türkiye ile işbirliğini dört gözle beklediğini belirterek şöyle konuştu. "Kayseri, Anadolu'nun kalbi durumunda bir şehir. Ekonomik dinamizmin sembolü. Girişimci bir ruh var. Ayrıca Abdullah Gül'ün memleketi ve AB yolunda Türkiye adına katkıları olduğu için önce Kayseri'ye gelmeyi tercih ettik. Türkiye'yi ziyaretimizi birkaç konu başlığı altında toplamak istersek, bunlardan birincisi Türk halkını, 3 Ekim'deki gelişmeden dolayı tebrik ediyoruz. İkinci olarak Türk halkını son yıllarda gerçekleştirilen kapsamlı reformlardan dolayı tebrik ediyoruz. Üçüncü olarak da, Türkiye'nin şu andan itibaren yoğun şekilde çalışıyor olacağını söylemek istiyoruz. Hukukun üstünlüğü, insan hakları, ekonomik hayatta yoğun çalışmalar yapacağız. Önümüzde yepyeni bir dönem var. Kayseri ziyaretimiz, aslında bu müzekere sürecesini son derece ciddiye aldığımızı gösteriyor. Türk halkı ile işbirliği yapmayı dört gözle bekliyoruz." Tatlı yiyelim tatlı konuşalım Kayseri Belediyle Başkanı Mehmet Özhaseki Rehn'e büyük bir paket lokum hediye etti. Rehn "AB'deki arkadaşlarıma götüreceğim. Umarım bu lokum, Türkiye AB ilişkilerinin tatlı geçmesine yol açar" dedi. Kıbrıs'ın birleşmesi için çalışacağız Olli Rehn, Erciyes Üniversitesi İktisat Fakültesi'ndeki konferansı sırasında bir öğrencinin Kıbrıs, Ermeni ve Kürt sorunuyla ilgili sorusunu şöyle yanıtladı: "Kıbrıs, AB üyesi bir ülkedir. Bu bir açılım meselesidir. Adayı birleştirmek için çözüm arıyoruz. Diğer tüm ülkeler gibi birleşmiş hale getirmek istiyoruz. Bu konuda iki toplumun da Türk kesiminin de birleşmeye katkıda bulunmasını istiyorum. PKK konusuna gelince, biz terörü kınıyoruz. Şiddeti bir araç olarak kabul etmiyoruz. AB ülkelerinden birinin veya bazılarının da terörü desteklediğini sanmıyorum. Güneydoğu'da ekonomik ve sosyal kalkınmanın da sağlanması gerektiğini düşünüyorum. Terörizmi hepimiz kınamalıyız. Bu konuda beraber çalışmalıyız. Ermeni konusuna gelince, Başbakan Sayın Erdoğan, tarihi bir komisyon kurulması konusunda öneride bulundu. Ne yazıkki bu komisyon kurulamadı. Ümit ederim ki, bu konu sükunet içinde tarihi doğrularıyla ortaya konulur. Tarihi doğruları araştırmalıyız. Ermeni meselesi konusunda, Başbakan ve Gül'ün mahkemenin iptal ettiği bu toplantıya destek vermelerini son derece yerinde buluyorum." Haber: Oktay ENSARİ-Demet ÖZTÜRK |
BU MEMLEKETİ SEVEN HERKESE SESLENİYORUZ.. BU MESAJI NE YAPMANIZ GEREKTİĞİNİ BİLİYORSUNUZ.. SEVEN-ELEVEN Son yurtdışı seyahatimde Londra Trafalgar Square 'de bir imza kampanyası yapan bir grubun ne ile alakalı olarak imza kampanyası düzenlediklerini merak ederek yanlarına yaklaştım ve başlangıçta gördüklerime şaşırmadım.Cifte standartlığı ve her fırsatta terörizme karşı olduğunu ifade eden bu Avrupa ülkesinde üç beş eşkıya PKK-KADEK adına imza topluyorlardı. Niyetleri terörist başının özgürlüğünü kazanmasıymış... Daha önce ifade ettiğim gibi bu şaşırtıcı değil ama imza kampanyasının büyük sponsorlarından birinin ülkemizde de faaliyet gösteren SEVEN-ELEVEN firması olduğunu görünce afalladım. Türkiye'ye döndüğümde gördüğüm bir detay ile şaşkınlığım bir kat daha arttı. Seven Eleven mağazalarının tabelalarındaki renkler tamamı ile PKK bayrağındaki renklerle ayni; yani adeta PKK-KADEK bayrağı...Ülkemizi seviyor isek bu mağazalardan alış-veriş etmeyelim, edenlere de bu durumu iletelim. Bu mesaj ne kadar çok kişiye ulaşır ise ülkemiz adına o kadar yararlı olacaktır. Doc. Dr. ILKAY ORHAN Eczacılık Fakültesi Eczacılık Meslek Bilimleri Bölümü Farmakognozi Anabilim Dalı Gazi Üniversitesi 06330 Ankara - Türkiye |
Türkiye - Avrupa Birliği Müzakere Çerçeve Raporu (Tam Metin) MÜZAKERE ÇERÇEVESİ Müzakerelerin genel ilkeleri 1.Müzakereler Türkiye’nin kendi liyakatlerine dayalı olacak ve müzakerelerin hızı Türkiye’nin üyelik şartlarını karşılama konusundaki ilerlemesine bağlı olacaktır. Başkanlık veya Komisyon Konseyin tam bilgilendirilmesini ve böylece Konseyin durumu düzenli olarak inceleme altında tutabilmesini sağlayacaktır. Birlik, kendi tarafında, süreç içerisinde müzakereleri sonlandırma şartlarının karşılanıp karşılanmadığına karar verecektir; bu karar Komisyonun, Türkiye’nin 6. Maddede sayılan şartları yerine getirdiğini teyit eden raporuna dayanacaktır. 2.Avrupa Konseyi’nin 2004 Aralık ayında kabul ettiği gibi, bu müzakereler Avrupa Birliği Sözleşmesinin 49. Maddesine dayalıdır. Müzakerelerin ortak hedefi katılımdır. Bu müzakereler sonuçları önceden garanti edilemeyen, açık uçlu süreçlerdir. Kopenhag kriterlerinin, Birliğin hazmetme kapasitesi de dahil olmak üzere tamamı göz önünde bulundurularak,Türkiye’nin üyeliğin tüm yükümlülüklerini üstelenemez konumda olması durumunda Türkiye’nin Avrupa yapılarına mümkün olan en güçlü bağla tam olarak demirlemesi sağlanmalıdır. 3.Genişleme Birlik ve Üye Devletlerin çaba gösterdiği sürekli yaratma ve bütünleştirme sürecini güçlendirmelidir. Birliğin uyum ve etkinliğini korumak için her çaba gösterilmelidir. 1993 Kopenhag Avrupa Konseyi sonuçları doğrultusunda, Avrupa bütünleşmesinin ivmesini korurken, Birliğin Türkiye’yi hazmetme kapasitesi hem Birlik, hem de Türkiye’nin genel çıkarları açısından önemli bir konudur. Komisyon bu üyelik şartının karşılanıp karşılanmadığı konusunda Konseye bir değerlendirme bilgisi sunabilmek için müzakereler sırasında, Türkiye’nin üyelik perspektifinden kaynaklanan durumlara ilişkin Ekim 2004 belgesinde belirlenen konuların tamamını kapsayarak, bu kapasiteyi dikkatle izleyecektir. 4.Müzakereler, daha sonra büyük ölçüde Avrupa Birliği Sözleşmesine dahil edilen ve Temel Haklar Şartı’nda da beyan edilen, Kopenhag 1993 Avrupa Konseyi tarafından belirlenen siyasal kriterleri yeterli ölçüde karşılamış olmasına dayanarak başlatılmıştır. Birlik Türkiye’nin reform sürecini devam ettirmesini ve ilgili Avrupa içtihadı da dahil olmak üzere, özgürlükler, demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan hakları ve temel özgürlüklere saygı konusunda daha fazla iyileştirmenin sağlanması; özel olarak işkence ve kötü muamelelere ile mücadelede sıfır tolerans ile ilgili yasa ve uygulama önlemlerini güçlendirmesi ve genişletmesi ve ifade özgürlüğü, din özgürlüğü, kadın hakları, sendikal hakları da içeren ILO standartları ve azınlık haklarına ilişkin hükümleri uygulamasını beklemektedir. Birlik ve Türkiye yoğun siyasal diyalogu devam ettirecektir. Bu alanlardaki ilerlemenin geri dönülmezliği ve insan haklarına tam saygının teminat altına alınması için ilerlemeler, Komisyon’un 2004 raporu ve tavsiyenamesi ile yıllık olağan raporunda belirlenen tüm noktaları ele alarak, Konsey’e düzenli olarak rapor etmeye davet edilen Komisyon tarafından yakından izlenmeye devam edilecektir. 5.Türkiye’de, Birliğin üzerine inşa edilmiş olduğu özgürlük, demokrasi, insan hakları ve temel özgürlüklere saygı ve hukukun üstünlüğünün ciddi ve ısrarlı bir şekilde ihlal edilmesi durumunda, Komisyon kendi isnisiyatifi ile veya Üye Devletlerin üçte birinin talebi üzerine müzakerelerin askıya alınmasını tavsiye edebilir ve nihai olarak yeniden başlatılmasının şartlarını önerebilir. Üye Devletler Hükümetlerarası Konferansta, Hükümetlerarası Konferansta oybirliği genel şartına bakılmaksızın, Konsey kararı doğrultusunda hareket edeceklerdir. Avrupa Parlamentosu bilgilendirilecektir. 6.Müzakerelerin ilerlemesine Türkiye’nin, ekonomik ve sosyal yakınlaşma çerçevesi içerisinde ve 2. paragraftaki Komisyon raporlarına atıfla, üyeliğe girişe hazırlanma konusundaki ilerlemesi rehberlik edecektir. Bu ilerleme özellikle aşağıdaki şartlar açısından ölçülecektir: - Üyelik için aşağıdaki şartları getiren Kopenhag kriteri: * Demokrasi, hukukun üstünlüğü, insan hakları ve azınlıklara saygı ve azınlıkların korunmasını teminat altına alan kurumların istikrarı; * işleyen bir Pazar ekonomisinin mevcudiyeti ve Birlik içerisindeki rekabetçi baskılara ve Pazar güçleri ile başedebilme kapasitesi; * siyasal, ekonomik ve parasal birlik amaçlarına bağlılığı da içeren üyelik yükümlülüklerini üstlenme kabiliyeti ve müktesabatı (acquis) etkin bir şekilde uygulama ve hayata geçirme idari kapasitesi; − Türkiye’nin iyi komşuluk ilişkilerini açık bir şekilde taahhüt etmesi ve doğabilecek tüm önemli sınır uyuşmazlıklarını gerektiğinde Uluslararası Adalet Divanının karar yetkisi de dahil olmak üzere Birleşmiş Milletler Şartına uygun olarak barışçı şekilde çözümlemeyi taahhüt etmesi; − Türkiye’nin Kıbrıs sorununun BM çerçevesinde ve kapsamlı bir çözüm için olumlu bir ortamın yaratılması ve Türkiye’nin Kıbrıs Cumhuriyeti de dahil olmak üzere tüm AB Üyeleri ile ikili ilişkilerinin normalleşmesinin ilerletilmesi de dahi, Birliğin üzerine inşa edilmiş olduğu ilkeler paralelinde kapsamlı bir şekilde çözüm çabalarını desteklemeye devam etmesi. − Türkiye’nin Ortaklık Anlaşması ve Ortaklık Anlaşmasının tüm AB Üye Devletlerine ve özellikle de AB-Türkiye Gümrük Birliğine dahil olan Devletlere yayılması ve düzenli olarak revize edilecek olan Katılım Ortaklığının uygulanması konusundaki yükümlülüklerini yerine getirmesi. 7. Katılım döneminde Türkiye’den üçüncü ülkelere yönelik politikalarını ve uluslararası örgütlerdeki pozisyonlarını (tüm AB Üyelerinin bu örgütler ve düzenlemelere üyeliği ile ilişkili olarak da) Birlik ve Üye Devletler tarafından benimsenen politika ve pozisyonlarla artan bir şekilde uyumlulaştırması istenecektir. 8. Katılım müzakerelerine paralel olarak Birlik Türkiye ile yoğun bir siyasal ve sivil toplum diyalogu yürütecektir. Kapsamlı sivil toplum diyalogunun amacı özellikle Avrupa vatandaşlarının katılım sürecini desteklemelerini sağlamak amacıyla halkları yakınlaştırarak karşılıklı anlayışın zenginleştirilmesi olacaktır. 9. Türkiye kendi katılımı anında, diğer katılım müzakerelerinin mevcut sonuçlarını olduğu gibi kabul edecektir. Müzakerelerin özü 10. Katılım Birlik sistemine ve kurumsal çerçevesine bağlı ve Birlik müktesebatı olarak bilinen hak ve yükümlülüklerin kabulü anlamına gelir. Türkiye katılım sırasında olduğu şekli ile bunları uygulamak zorunda olacaktır. Ayrıca, yasal uyumlulaştırmaya ilave olarak katılım müktesebatın zamanında ve etkin bir şekilde uygulanması anlamına da gelir. Müktesebat sürekli tekamül eder ve şunları içerir: - Birliğin üzerine inşa edildiği Sözleşmelerin içeriği, ilkeleri ve siyasal hedefleri; - Sözleşmeler uyarınca benimsenen yasa ve kararlar ve Adalet Divanının içtihatları; - Kurumlar arası sözleşmeler, kararnameler, bildirgeler, tavsiyeler, rehberler gibi Birlik çerçevesinde benimsenen ve yasal olarak bağlayıcı olan ya da olmayan diğer belgeler; - Ortak dış politika ve güvenlik politikası çerçevesinde kabul edilen ortak eylemler, ortak pozisyonlar, deklarasyonlar, sonuçlar ve diğer belgeler; - Adalet ve iç işleri çerçevesinde kabul edilen ortak eylemler, ortak pozisyonlar, deklarasyonlar, sonuçlar ve diğer belgeler; - Topluluklar, Üye Devletlerle ortaklaşa olarak Topluluklar, Birlik tarafından bağıtlanan uluslararası sözleşmeler ve Üye Devletlerin Birlik faaliyetleri ile ilişkili olarak aralarında bağıtladıkları uluslararası sözleşmeler. Türkiye katılım öncesinde uygun bir zamanda müktesebatın tercümelerini üretmesi ve katılımının ardından AB Kurumlarının doğru bir şekilde işlemesi için yeterli sayıda çevirmen ve mütercimi eğitmesi gerekecektir. 11. Türkiye’nin Üye Devlet olarak uyması gereken tüm sonuç kabilinden hak ve yükümlülükler Türkiye ve Topluluklar arasında mevcut tüm ikili sözleşmelerin ve Türkiye tarafından bağıtlanmış olan ve üyelik yükümlülükleri ile bağdaşmayan diğer tüm uluslararası sözleşmelerin feshi anlamına da gelir. Ortaklık Sözleşmesinin müktesebattan ayrılan hiçbir hükmü katılım müzakerelerinde ön şart olarak değerlendirilemez. 12. Türkiye’nin müktesebattan doğan hak ve yükümlülükleri kabulü müktesebata özel adaptasyonları gerektirebilir ve özel olarak da katılım müzakereleri sırasında tanımlanması gereken geçici önlemlerin doğmasına neden olabilir. Gerektiğinde müktesebata özel adaptasyonlar, bu müktesebatı kabul ederken Üye Devletler tarafından uygulandığı şekilde bu müktesebatın içerisinde yer alan ilkeler, kriter ve parametrelere dayalı olarak ve Türkiye’nin özellikleri dikkate alarak kabul edilir. Birlik, zaman ve kapsam olarak sınırlı olmaları ve müktesebatın uygulanması aşamalarını net olarak tanımlayan bir planın eşlik etmesi kaydıyla Türkiye’den geçici önlemler almasını istemeyi kabul edebilir. İç pazarın yayılması ile bağlantılı alanlarda düzenleyici önlemler ivedilikle uygulanmalı ve geçiş süreleri kısa ve az sayıda olmalıdır; geniş finansal harcamalar da dahil olmak üzere esaslı bir çaba gerektiren önemli adaptasyonlarda süren, ayrıntılı ve bütçelendirilmiş uyum planının bir parçası olarak uygun geçici düzenlemeler öngörülebilir. Her halükarda geçici düzenlemeler Birlik kural ya da politikalarında değişiklikleri içermemeli, bunların doğru işleyişini bozmamalı veya önemli rekabet bozulmalarına neden olmamalıdır. Bu bağlamda, Birlik ve Türkiye’nin çıkarları göz önünde bulundurulmalıdır. Uzun geçiş süreleri, derogasyonlar, spesifik düzenlemeler veya kalıcı güvence hükümleri, yani güvence önlemlerinin temeli olarak kalıcı bir şekilde mevcut olan hükümler değerlendirilebilir. Komisyon, uygun şekilde, bunlara kişilerin serbest dolaşımı, yapısal politikalar ve tarım gibi alanlardaki önerilerinde yer verebilir. Ayrıca kişilerin serbest dolaşımının nihai olarak tesis edilmesine ilişkin karar süreçleri bireysel Üye Devletlerin azami rol oynamasına izin vermelidir. Rekabet veya iç pazarın işleyişi üzerindeki etkileri açısından geçici düzenlemeler veya güvenceler gözden geçirilmelidir. Katılım müzakereleri sırasında müktesebata ayrıntılı teknik adaptasyonların saptanması gerekli olmayacaktır. Bunlar Türkiye ile işbirliği içinde hazırlanacak ve katılım tarihinde yürürlüğe girmesi açısından uygun zamanda Birlik kurumları tarafından benimsenecektir. 13. Türkiye’nin katılımının finansal boyutları uygulanabilir Finansal Çerçeve içerisinde düzenlenmelidir. Türkiye’nin katılımı önemli finansal sonuçlar doğurabileceğinden, müzakereler ancak 2014 yılında başlayan dönemi kapsayan Finansal Çerçeve’nin tüm olası finansal reformlar sonuçları ile birlikte oluşturulmasından sonra tamamlanabilecektir. Tüm düzenlemeler finansal yüklerin Üye Devletler arasında adil olarak paylaşılmasını sağlamalıdır. 14. Türkiye Üye Devlet olarak katılımı ile birlikte ekonomik ve parasal birliğe bir derogasyon ile katılacaktır ve gerekli şartları yerine getirdiği değerlendirmesine dayalı olarak bu yönde çıkarılacak bir Konsey kararının ardından ulusal para birimi olarak Euro’yu benimseyecektir. Bu alandaki geri kalan müktesebat katılımla birlikte tam olarak geçerli olur. 15. Serbestlik, adalet ve güvenlik alanı açısından, Avrupa Birliği üyeliği Türkiye’nin Schengen müktesebatı da dahil olmak üzere bu alandaki tüm müktesebatı tam olarak kabul etmesi anlamına gelir. Ancak müktesebatın bu kısmı yalnızca Türkiye’nin hazır olduğu yönünde uygulanabilir Schengen değerlendirmesine dayalı olarak Konsey’in iç sınırlarda şahıslara uygulanan kontrolleri kaldırma kararını almasının ardından uygulanabilir. 16. AB nükleer güvenliğin tüm boyutları da dahil olmak üzere üst düzeyde çevresel korumanın önemine işaret eder. 17. Müktesebatın tüm alanlarında, Türkiye gerek ulusal, gerekse bölgesel düzeydeki tüm kurumları, idari kapasitesi ve adli sistemlerini müktesebatı etkin bir şekilde uygulamak veya durumun gereğine göre katılım öncesinde uygun bir zamanda uygulayabilir durumda olmak amacıyla Birlik standartlarına uygun hale getirmelidir. Müzakere Usulleri 18. Müzakerelerin özü bir yandan tüm Üye Devletlerin, diğer yandan da aday devletin katılımı ile gerçekleştirilecek olan Hükümetlerarası Konferans tarafından idare edilecektir. 19. Komisyon müktesebatın Türk yetkililerine açıklanması, Türkiye’nin belirli alanlarda müzakerelere hazırlanma durumunun değerlendirilmesi ve müzakerelerde gündeme gelme olasılığı en fazla olan konularda ön göstergeleri elde etmek amacıyla tarama süreci olarak bilinen, müktesebatın resmen incelenmesi sürecini başlatacaktır. 20. Tarama ve daha sonraki müzakerelerin amaçları bakımından, müktesebat her biri spesifik politika alanlarını kapsayan bölümlere ayrılacaktır. Bölümlerin bir listesi Ekte yer almaktadır. Müzakerelerin spesifik bir bölümü hakkında Türkiye veya AB tarafından ifade edilecek hiçbir görüş diğer bölümler hakkında benimsenmiş olabilecek pozisyonu hiçbir şekilde etkilemeyecektir. Ayrıca müzakerelerin gidişatı sırasında varılan anlaşmalar ve hatta kısmi anlaşmalar tüm bölümler için genel anlaşma yapılana kadar kesinleşmiş olarak kabul edilmez. 21. Türkiye’nin katılım yönündeki ilerlemesi hakkında düzenli Komisyon Raporları ve özel olarak da tarama sırasında Komisyon tarafından elde edilecek bilgilere dayanarak Konsey Komisyon’dan gelen bir teklif üzerinde oybirliği ile hareket etmek suretiyle her bir bölüm için geçici kapanış ve uygun olduğu zamanda açılış için referans noktalarını (benchmark) belirleyecektir. Birlik bu gibi referans noktalarını Türkiye’ye bildirecektir. Bölüme bağlı olarak, kesin referans noktaları (benchmark) özel olarak işleyen bir pazar ekonomisinin mevcudiyetine, yasaların müktesebat ile aynı çizgiye getirilmesi ve müktesebatın yeterli idari ve adli kapasitenin varlığını gösteren anahtar unsurlarının uygulandığına dair izleme kaydının tatmin edici oluşuna işaret edecektir. İlgili oldukça, referans noktaları Ortaklık Sözleşmesi dahilinde ve özel olarak da AB-Türkiye gümrük birliğine ilişkin taahhütlerin ve müktesebat çerçevesindeki yansıtma şartlarının yerine getirilmesini de içerecektir. Müzakerelerin önemli bir zaman aldığı veya yeni müktesebat gibi yeni unsurların dahil edilmesi amacıyla bir bölümün daha sonraki bir tarihte yeniden ele alındığı durumlarda mevcut referans noktaları güncellenebilir. 22. Türkiye’nin müktesebata ilişkin konumunu göstermesi ve referans noktalarını karşılama açısından ilerlemesini rapor etmesi istenecektir. Türkiye’nin uygun idari ve adli yapılar kanalıyla etkin ve verimli uygulaması da dahil olmak üzere, müktesebatı doğru aktarması ve uygulaması müzakerelerin hızını belirleyecektir. 23. Bu amaçla Komisyon, Komisyon tarafından veya Komisyon adına uzmanlar tarafından yapılacak yerinde incelemeler de dahil olmak üzere mevcut tüm enstrümanları kullanmak suretiyle Türkiye’nin tüm alanlardaki ilerlemesini yakından izleyecektir. Komisyon taslak AB Ortak Pozisyonlarını sunarken Türkiye’nin belirli herhangi bir alandaki ilerlemesi konusunda Konsey’i bilgilendirecektir. Konsey o bölüm üzerindeki müzakereler ile ilgili ilave adımlar konusunda karar verirken bu değerlendirmeyi dikkate alacaktır. AB’nin her bir bölüm üzerindeki müzakereler için talep edebileceği ve Türkiye tarafından Konferansa sunulacak olan bilgilere ilave olarak, Türkiye’nin bir bölümün geçici kapanışından sonra dahi, müktesebat ile uyumlulaştırma ve müktesabatın uygulanmasının ilerleyişi konusunda düzenli, ayrıntılı, yazılı bilgi sunmaya devam etmesi gerekecektir. Geçici olarak kapatılan bölümler açısından, Komisyon, özellikle Türkiye’nin önemli referans noktalarını karşılayamaması veya taahhütlerini uygulayamaması durumunda müzakerelerin yeniden açılmasını tavsiye edebilecektir. |
Neden? Binlerce insanın hayatını almış ama karşılığında ömür boyu hayatta kalma hakkı verilmiş olan şahıs yeniden yargılanacakmış. Neden? Çünkü Avrupa öyle istiyor. Al bayrağa sarılı her şehit cenazesinde öne eğilmiş başları ve titreyen sesleriyle "kanınız yerde kalmayacaktır" şeref sözünü verenler suskunlar bugün.. Neden ? Çünkü Avrupa öyle istiyor. 21 yaşında Mehmet gençliğinin baharında demir gibi sapasağlam çıktığı köyüne belden aşağısı sakat ve tuvaletini bile tutamayacak halde geri döndü. Yeniden yargılanacak şahsın döşettiği mayına basmıştı. Mehmet yeniden yürüyemeyecek, Mehmet nişanlısı Fatma'yla aynı yastığa baş koyamayacak ama onu o hale sokan yeniden yargılanacak. Neden ? Çünkü Avrupa öyle istiyor. Gençliklerinin baharında vatanlarını savunmak için silah altına giren ve geçit vermez dağlarda teröristle savaşırken tertemiz alınlarından vurulup toprağa düşen askerler yeniden yaşayamayacak ama onları vurduran şahıs yeniden yargılanacak. Neden ? Çünkü Avrupa öyle istiyor. Alışveriş merkezinde hiçbir şeyden habersiz bakınırken içeri atılan yangın bombalarıyla feci şekilde yanan kadın hayatının sonuna kadar yanık yüzüne bakacak ama o bombayı oraya attıran yeniden yargılanacak. Neden ? Çünkü Avrupa öyle istiyor. Kocasıyla yeni tayin edildiği yere özel otomobilleriyle giderken yolları kesilen ve kocası gözleri önünde taranarak şehit edilen Figen hemşirenin gözleri hep yaşlı kalacak ama kocasını vurduran yeniden yargılanacak. Neden ? Çünkü Avrupa öyle istiyor. Yıllarca terörle mücadeleye akıtılan milyarlar yüzünden binlerce gencimiz işsiz,fakir ve aç. Hayatları boyunca eğitim görmelerine rağmen yere serilen ekonomi yüzünden işsiz kalanların hayatları mahvolurken onların o hale gelmelerine sebep olan terör belasını yaratan yeniden yargılanacak. Neden ? Çünkü Avrupa öyle istiyor. Peki ya bu millet ne istiyor ? Bir Allah'ın kulu da çıkıp bu milletin ne istediğini sormayacak mı ? Ezilen,hor görülen, hakkı verilmeyen tersine hep haksız çıkarılan her zaman bizler mi olacağız ? Sandığa oy verip tepemize çıkardıklarımız, vergilerimizle okutup makam ve rütbe verdiklerimiz, canımızı,malımızı ve namusumuzu kendilerine emanet ettiklerimiz bir kere olsun bizim hakkımızı savunmayacaklar mı ? Kanlarınız yerde kalmayacak sözlerine inandığımız halde baş katile hak ettiği cezayı verdirmeyenler şimdi bir de karşımıza çıkıp bunu yeniden mi yargılayacaklar. Böyle bir durumda bizler yerimizde uslu çocuklar gibi oturup "Ölen öldü, giden gitti kalan sağlar bizimdir"mi diyeceğiz. Karakol baskınında iki gün roket ve havan ateşi altında kaldıkları halde direnip daha sonrada "Daha fazla direnemeyeceğiz. Vatan sağ olsun !" son mesajını geçtikten sonra birer birer şehit olan koçların telsizden gelen seslerini unutup hayatımıza devam mı edeceğiz. Hiç sanmıyorum. Neden mi ? Çünkü TÜRK MİLLETİ BÖYLE İSTİYOR!! |
AB Müzakere Medyasının Amacı Nedir..??? Müzakere Medyası'nın Gündemdeki Konulan Ele Alış Biçimi ve Ortaya Çıkan Yayın Politikası. 1.Dış destekli, ayrılıkçı Kürt hareketinin kitleselleşmesi. 2. ABD ve AB desteğiyle Türkiye'de devletle muhatap olacak bir meşruiyet kazanması için Türk milletinin psikolojik olarak hazırlanması. 3. 2 bin kişilik cemaatiyle Rum Ortodoks Kilisesi'nin başında bulunan şahsın topluma bir devlet başkanı ve Türkiye'nin iyiliğini isteyen birisi olarak pazarlanması; Türkiye'nin bu kişinin himmetine muhtaç olduğunun toplum bilincine yerleştirilmesi. 4. Türk milletinde içte ve dıştaki ekonomik, siyasal sorunların AB ve ABD yardımı olmadan çözülemeyeceğine dair bir yargı uyandırılması; bunun için toplumda derin bir özgüven eksikliği duygusu yaratılması. 5. Türk Silahlı Kuvvetleri'nin ve bürokrasinin ulusal unsurlarının, halk kitlelerine toplumun gelişmesinin, inanç ve düşünce özgürlüğünün önündeki engellermiş gibi sunularak milletle aralarındaki yarılmanın derinleştirilmesi ve yabancılaştırılması. 6. Türklerin Anadolu'nun asli sahibi olmayıp bu coğrafyaya yakışmayan barbarlar, uygarlık dışı unsurlar olarak tanıtılması, Anadolu'nun asli unsurlarının azınlıklar olduğunun vurgulanması, etnik taleplerin ve etnik ayrışmanın halk nazarında meşruluğuna dair altyapı hazırlanması. 7.Toplumda Türk-Kürt başta olmak üzere etnik temelli kavgaları ve gerilimi tırmandırarak Türkiye'nin Yugoslavyalaştırılması. 8. Türkiye'nin Kıbns'ta, Ege'de, Kuzey Irak'ta ulusal çıkarlarımızı savunmayan, teslimiyet psikozuna sokularak ve içerde bağımsız bir devlet olmanın en doğal inisiyatiflerini bile kullanamaz hale getirilmesi. 9. AB bağlamında Türk Silahlı Kuvvetleri'nin yıldırma kampanyalarıyla pasif savunma sürecine sokularak edilgenleştirilmesi. Türkiye Cumhuriyeti'ne yönelik iç ve dış tehditlerdeki tarihi ve yasal görevlerini yapamaz hale getirilmesi; üstünlük duygusunun yok edilmesi. 10. Türk toplumunda millet olma, Türklük paydasında birleşmek anlayışı yerine etnik, dinsel, mezhepsel, yöresel ayrışma ve ortak paydadan uzaklaşma sürecinin başlatılması; ulusal bütünlük yerine bölgesel ve yerel bilinci öne çıkarma ve millet olmanın değerlerini yok etme. ALıntı.. |
Yorum Yok..!!! |
12 Aralık 2002 Avrupa Birliği TarihçesiAvrupa ülküsü, gerçek bir siyasi projeye dönüşüp AT üyesi ülkelerin hükümet politikalarında uzun vadeli bir hedef haline gelmeden önce, sadece filozoflarla önsezili kimselerin düşüncelerinde yaşıyordu. Avrupa Birleşik Devletleri hümanist ve barışçı bir hayalin parçasıydı. Yirminci yüzyılın ilk yarısında meydana gelen ve kıtayı derinden yaralayan çatışmalar bu hayali darmadağın etti. Avrupa'da ulusal uzlaşmazlıkları aşabilecek bir örgütlenmenin kuruluşu İkinci Dünya Savaşı sırasında totaliter yönetimlere karşı savaşan direniş hareketlerinden kaynaklandı. Avrupa'da bütünleşme sürecine ivme kazandıran, biri federasyon yanlısı diğeri işlevselci iki akımın başlıca savunucuları İtalyan federalist Altiero Spinelli ile 1951'de Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu'nun (AKÇT) kurulmasına yol açan Schuman Planı'nın ilham kaynağı Jean Monnet'dir. Federasyon yanlısı yaklaşım, yerel, bölgesel, ulusal ve Avrupa ölçeğindeki güç odakları arasında diyaloga ve tamamlayıcı bir ilişki kurulmasına dayanır. İşlevselci yaklaşım ise egemenliğin ulusal düzeyden Topluluk düzeyine tedricen aktarılmasını savunur. Bu iki görüş, günümüzde, tek pazar, para politikası, ekonomik ve sosyal kaynaşma, dış politika ve güvenlik gibi ortak eylemin devletlerin tek tek hareket etmelerinden daha etkili olduğu alanlarda, demokratik ve bağımsız Avrupa kurumlarına ulusal ve bölgesel makamlar kadar sorumluluk verilmesi gerektiği inancında iç içe geçmiştir. Avrupa Birliği 1995'te ilk öncülerinin anısına dikilmiş bir anıt gibidir; ekonomi, sanayi, siyaset, yurttaş hakları ve dış politika alanlarını kapsayan çok-sektörlü bütünleşmenin en ileri biçimidir. Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu'nu (AKÇT) kuran Paris Antlaşması (1951), Avrupa Ekonomik Topluluğu'nu (AET) ve Avrupa Atom Enerjisi Topluluğu'nu (Euratom) kuran Roma Antlaşmaları (1957), Avrupa Tek Senedi (1986) ve Maastricht Avrupa Birliği Antlaşması (1992), Üye devletleri egemen Devletler arasındaki geleneksel anlaşmalardan daha sıkı bir biçimde birbirine bağlayan AB'nin hukuki temellerini meydana getirir. Avrupa Birliği, doğrudan uygulanma imkanı olan bir mevzuat oluşturabilmekte ve yurttaşları lehine özel haklar ihdas edebilmektedir. Topluluğun çalışmaları, başlangıçta altı kurucu üyesi (Almanya, Belçika, Fransa, Hollanda, İtalya ve Lüksemburg) arasında bir kömür ve çelik ortak pazarı kurulmasıyla sınırlıydı. Savaş ertesindeki o günlerde savaşın galip ve mağluplarını, eşitler olarak işbirliğinde bulunabilecekleri bir kurumsal yapı içinde bir araya getiren Topluluk, temelde barışı güvence altına almanın bir aracı olarak algılanıyordu. Altılar 1957'de, Fransız Ulusal Meclisi'nin Avrupa Savunma Topluluğu projesini reddetmesinden üç yıl sonra, işgücü ile mal ve hizmetlerin serbest dolaşımına dayanan bir ekonomik topluluk kurmaya karar verdiler. Mamul mallarda gümrük vergileri planlandığı gibi 1 Temmuz 1968'de kaldırıldı; özellikle tarım ve ticaret politikaları olmak üzere ortak politikalar 60'ların sonunda yerli yerine oturmuştu. Altılar'ın başarısı Birleşik Krallık, Danimarka ve İrlanda'yı Topluluk üyeliğine başvurmaya yöneltti. General de Gaulle yönetimindeki Fransa'nın 1961'de ve 1967'de iki kez veto yetkisini kullandığı çetin bir pazarlık dönemini takiben, bu üç ülke 1972 yılında üyeliğe kabul edildiler. Üye devlet sayısını altıdan dokuza yükselten ilk genişleme ile birlikte, Topluluk sosyal, bölgesel ve çevresel konularda üstlendiği sorumluluklarla yeni bir derinlik kazandı. Amerika Birleşik Devletleri'nin 1970 başlarında doların konvertibilitesini askıya almasıyla ekonomik yakınlaşma ve parasal birlik gereksinimi açıkça kendini gösterdi. 1973 ve 1979'daki iki petrol kriziyle dünya çapında parasal istikrarsızlık daha da ağırlaştı. 1979 yılında Avrupa Para Sistemi'nin işlerlik kazanması döviz kurlarının sabitleşmesine yardımcı oldu ve Üye Devletlerin kararlı ekonomik politikalar izleyerek açık bir ekonomik alanın dayattığı disiplinden yararlanmalarını ve birbirlerine karşılıklı destek vermelerini sağladı. Topluluk 1981'de Yunanistan'ın, 1986'da da İspanya ve Portekiz'in katılmalarıyla güneye doğru genişledi. Bu genişlemeler, Onikiler'in, ekonomik gelişmeleri arasındaki farklılıkları azaltmaya yönelik yapısal programlar uygulamalarını kaçınılmaz kıldı. Bu dönemde Topluluk Güney Akdeniz ile Afrika, Karayipler ve Pasifik (AKP) ülkeleri ile yeni anlaşmalar imzalayarak uluslararası düzeyde daha önemli bir rol oynamaya başladı; AKP ülkeleri birbirini izleyen dört Lomé Sözleşmesi (1975, 1979, 1984 ve 1989) ile Toplulukla bağ kurdu. Tüm GATT üyeleri arasında 15 Nisan 1994'te Marakeş'te imzalanan bir anlaşma ile dünya ticaretinin gelişiminde yeni bir aşamaya girildi. Pazarlıkları bir blok olarak sürdüren Avrupa Birliği görüşmelere damgasını vurma ve çıkarlarının gözetilmesini sağlama konusunda çaba harcadı. 1 Ocak 1995'te Avrupa Birliği'ne üç yeni üye katıldı. Avusturya, Finlandiya ve İsveç kendilerine özgü katkılarıyla Birliği zenginleştirmekte, Orta ve Kuzey Avrupa'da yeni açılımlar sağlamaktadırlar. Dünyanın en büyük ticaret gücü olmasına karşın, Birlik diplomatik etkinliğini arttıracak yapıları geliştirmekte ağır davranmıştır. Avrupa siyasi işbirliğinin amacı dışişleri ve güvenlik politikası alanlarında hükümetler arasında daha derinlemesine bir eşgüdümün sağlanmasıdır. Dünyadaki durgunluk ve mali yükün paylaşımı konusundaki iç çekişmeler 1980 başlarında bir "Avrupa karamsarlığı" havasının doğmasına neden oldu. Ama 1984'ten sonra bunun yerini Topluluğun canlandırılması konusunda daha umutlu beklentiler aldı. Jacques Delors başkanlığındaki Komisyonun 1984'te hazırladığı Beyaz Kitaba dayanarak Topluluk 1 Ocak 1993'e kadar tek pazar oluşturmayı kendisine hedef edindi. Avrupa Tek Senedi 17 ve 28 Şubat 1986'da imzalandı ve bu iddialı hedefle ilgili mevzuatın kabulü konusunda yeni usuller geliştirdi. Tek Senet 1 Temmuz 1987 tarihinde yürürlüğe girdi. Berlin Duvarı'nın yıkılmasının ardından 3 Kasım 1990'da iki Almanya'nın birleşmesi, Merkezi ve Doğu Avrupa ülkelerinin Sovyet denetiminden kurtulmaları ve demokratikleşmeleri, Aralık 1991'de de Sovyetler Birliği'nin çözülmesi Avrupa'nın siyasi yapısını baştan aşağı değiştirdi. Üye Devletler bağlarını güçlendirme kararlılığıyla, temel özellikleri 9-10 Aralık 1991'de Maastricht'te toplanan Avrupa Doruğu'nda kararlaştırılan yeni bir Antlaşmanın müzakerelerine başladılar. 1 Kasım 1993'te yürürlüğe giren Avrupa Birliği Antlaşması Üye Devletlerin önüne iddialı bir program koymaktadır: 1999'a kadar parasal birlik; yeni ortak politikalar, Avrupa yurttaşlığı; diplomatik işbirliği; ortak savunma ve iç güvenlik. Dünya ölçeğindeki rekabeti göğüsleyebilmek ve işsizliği azaltmak için Avrupa Doruğu, Komisyon tarafından sunulan 'Büyüme, rekabet, istihdam' adlı Beyaz Kitaba dayanarak Temmuz 1994'te kıta ölçeğinde altyapı ve iletişim projelerini yürürlüğe koymaya karar verdi. Artık AB'nin, bir yandan Üye Devletlerin kimliklerini korurken diğer yandan da karar verebilme ve uygulama yeteneği bulunan hem etkili hem de demokratik bir örgüt olma yolunda daha ileri gitmekten başka seçeneği yoktur. Yapısını güçlendirip karar mekanizmalarını rasyonalize edemezse, iyice gevşeme ya da kımıldayamaz hale gelme seçeneğiyle karşı karşıya kalacaktır. Atlas Okyanusu'ndan Urallar'a uzanan 'Büyük Avrupa' ancak tek sesle konuşup hareket eden istikrarlı bir çekirdek etrafında yapılanırsa örgütlü bir güç olarak gelişebilir. 1996 için planlanan kurumsal gündem iddialıdır: 15 üyeli AB'nin yapısının yeni görevleri göğüsleyebilecek şekilde uyarlanması ve kurucularının büyük siyasi projelerinin kaynakları göz ardı edilmeden ve kapsamı kısıtlanmadan tüm kıtaya istikrar getirebilecek biçimde yeni üyelerin katılımına hazırlanması. Yaklaşık yarım yüzyıldır Avrupa bütünleşmesi, kıtanın gelişmesi ve halkının zihniyeti üzerinde önemli etkilerde bulunmuştur; aynı zamanda güçler dengesini de değiştirmiştir. Siyasi renklerinden bağımsız olarak tüm hükümetler mutlak ulusal egemenlik çağının artık geçtiğinin farkındadır. Ancak güçlerin birleştirilmesi ve AKÇT Antlaşması'nın ifadesiyle "gelecekteki kader birliği" için harcanacak çabalar sayesinde, Avrupa'nın eski ulusları ekonomik ve sosyal gelişmelerini sürdürebilir ve dünya ölçeğindeki etkinliklerini koruyabilirler. Ulusal ve ortak çıkarların sürekli dengelenmesine, ulusal geleneklerin farklılığına saygı gösterilmesine ve farklı kimliklerin güçlendirilmesine dayalı Topluluk yaklaşımı her zaman olduğu gibi bugün de geçerlidir. Devletler arasındaki ilişkilere damgasını vuran köklü düşmanlıkları, üstünlük saplantılarını ve savaşçı eğilimleri aşacak biçimde tasarlanan bu yaklaşım Soğuk Savaş yılları boyunca Avrupa'nın demokratik ülkelerinin özgürlüğe olan bağlılıkları çevresinde birleşmelerini sağlamıştır. Doğu-Batı karşıtlığının ortadan kalkması ve kıtanın siyasi ve ekonomik bakımdan yeniden birleşmesi, Avrupalıların gelecekleri için bugün her zamankinden daha fazla ihtiyaç duydukları Avrupa ruhunun zaferidir. Kaynak : hurriyet.com.tr |
AB kronoloji 1957 Belçika, Fransa, Almanya, İtalya, Lüksemburg ve Hollanda "Roma Anlaşması'nı imzaladı ve Avrupa Ekonomik Topluluğu'nu oluşturdu. 1963 Türkiye'yle Ortaklık Anlaşması imzalandı. 1973 Danimarka, İrlanda Cumhuriyeti ve Birleşik Krallık Avrupa Topluluğu'na katıldı. 1981 Yunanistan Avrupa Topluluğu'na katıldı 1987 Türkiye Avrupa Topluluğu'na katılım başvurusu yaptı. 1989 Berlin Duvarı yıkıldı. Avrupa Topluluğu, Polonya ve Macaristan'ın demokrasiye geçiş sürecine yardımcı olmak üzere PHARE programını oluşturdu. 1990 Kıbrıs ve Malta Avrupa Topluluğu'na katılım başvurusu yaptı. 1991 Macaristan ve Polonya'yla ilk Avrupa Anlaşmaları imzalandı. Diğer sekiz Orta Avtrupa ülkesiyle de benzer anlaşmalar imzalanacak. Slovenya Yugoslavya'dan bağımsızlığını ilan etti. Sovyetler Birşiği'nin dağılmasıyla, Estonya, Letonya ve Litvanya bağımsızlıklarını şlan ettşler. Maastricht Anlaşması'yla Avrupa Birliği oluşturuldu. 1993 Kopenhag'da düzenlenen Avrupa Birliği Zirvesi'nde, aday ülkelerin Birliğe üyelikleri için gerekli kriterler belirlendi. "Kopenhag Kriterleri", Birlik içinde, demokrasiyi, hukukun üstünlüğünü, insan haklarını, azınlıkların saygı görmesini ve korunmasını, işleyen bir pazar ekonomisinin sürekliliğini ve rekabetle başaçıkabilmesini ayrıca üyeliğin gerektirdiği siyasî, ekonomik ve malî şartlara bağlı kalınmasını garanti altına almayı amaçlayan düzenlemelerden oluşuyor. 1994 Macaristan ve Polonya Avrupa Birliği'ne üyelik başvurusu yaptı. Avrupa Konseyi, Essen'de üyelik öncesi stratejileri belirledi. 1995 Avusturya, Finlandiya, İsveç Avrupa Birliği üyesi oldu. Romanya, Slovakya, Letonya, Estonya, Litvanya ve Bulgaristan Avrupa Birliği'ne üyelik başvurusu yaptı. Cannes'da yapılan Avrupa Birliği Zirvesi'nde PHARE programı için ayrılan bütçenin 1995-1999 yılları için €6,9 milyar olması kararlaştırıldı. Madrid'deki zirvede ise üyelik kriterlerine, aday ülkelerin yönetim yapılarında gerekli değişikliklerin yapılması ve gerekli yasama ve yargı değişiklikleriyle Avrupa yasalarının entegrasyonu eklendi. 1996 Çek Cumhuriyeti ve Slovenya Avrupa Birliği'ne üyelik başvurusu yaptı. 1997 Avrupa Komisyonu, Birliğin genişleme sürecinin yaratacağı etki ve genişleme için gerekli bütçeyi kabul etti. Aday ülkelerle ilgili hazırlanan ilerleme raporları ışığında Komisyon, Çek Cumhuriyeti, Estonya, Macaristan, Polonya ve Kıbrıs'la üyelik görüşmelerinin başlamasını önerdi. Avrupa Birliği kurumlarının, genişleme sürecini de dikkate alarak daha verimli çalışmasını amaçlayan Amsterdam Anlaşması sonuçlandırıldı. Lüksemburg'da düzenlenen zirvede, genişleme sürecinin başlaması kararlaştırıldı ve Avrupa Komisyonu'nun önerileri benimsendi. Ancak Türkiye'nin adaylık başvurusu reddedildi. 1998 On Orta Avrupa ülkesi ve Kıbrıs'ın adaylık süreci başlatıldı. Çek Cumhuriyeti, Estonya, Macaristan, Polonya ve Kıbrıs'ın üyelik görüşmeleri başladı. Malta Avrupa Birliği adaylığını yeniledi. 1999 Berlin'de toplanan Avrupa Birliği Zirvesi, orta Avrupa ülkelerine verilen üyelik öncesi yardımların 2000 yılından itibaren iki katına çıkarılmasını kararlaştırdı. Bçylece bu miktar 2006 yılına kadar yılda € 3,12 milyar olarak belirlendi. Ayrıca 2004 yılından itibaren yeni üyeler için kullanılacak fonlar bu miktardan ayrı tutuldu. Helsinki Zirvesi'nde Bulgaristan, Letonya, Litvanya, Malta, Romanya ve Slovakya'yla üyelik gçrüşmelerine geçilmesi kararlaştırıldı ve Türkiye'nin adaylığı onaylandı. 2000 Diğer altı aday ülkeyle üyelik görüşmeleri başladı. Yaşanan görüş ayrılıklarına rağmen Avrupa Birliği kurumlarını, sayısı iki katına çıkan üyelere hazırlamak amacıyla düzenlenen Nice Anlaşması sonuçlandırıldı. Pekçok alanda veto uygulaması çoğunluk oyu esasıyla değiştirildi. Avrupa Komisyonu'nda her üye ülkenin tek bir Komisyon üyesiyle temsil edilmesi ve Avrupa Parlamentosu'nun sandalye sayısının 740'a öıkarılması kararlaştırıldı. Bakanlar Kurulu'ndaki oy dağılımı, Türkiye dışında şimdiki ve gelecekteki aday ülkeler dikkate alınarak yeniden belirlendi. Avrupa Birliği liderleri genişleme süreci için kesin bir takvim belirlemedi ancak umutlar en hazırlıklı adayların 2004 yılı Haziran ayında yapılacak Avrupa seçimlerine ve aynı yıl yapılacak, Avrupa Birliği kurumları, üye ülkeler ve bölgeler arasındaki güç dağılımını belirlemeyi amaçlayan hükümetlerarası konferansa kadar bu süreci tamamlaması yönünde. 2001 Haziran ayında İsveç'in Göteburg kentinde biraraya gelen Avrupa Birliği liderleri genişleme sürecinin geri dönüşü olmadığını açıkladı. Aralık ayında Laeken'deki zirvede 2004 yılına kadar Birliğe üyeliğe hazır olacak 10 ülkenin adı açıklandı. Bunlar: Kıbrıs, Estonya, Macaristan, Letonya, Litvanya, Malta, Polonya, Slovakya, Çek Cumhuriyeti ve Slovenya. 2002 Avrupa Komisyonu, yeni üye olacak ülkelere, üyeliklerinin ilk üç yılı için verilecek destekle ilgili €40 milyar tutarında bir malî yardım paketi önerdi. Buna göre, çiftçiler başlangıçta doğrudan yapılan yardımların sadece üçte birini alabilecekler ve bu destek on yıl içinde diğer üye ülkelerle eşit seviyeye yükseltilecek. Kaynak : hurriyet.com.tr |
YORUMSUZ: Brüksel Zirvesi Sonuç Bildirisi'nin "Türkiye" başlıklı bölümünden; "Presidency Conclusions" Madde: 23.."..müzakerelerin yalnız Türkiye'yle değil, diğer devletlerle de yapılabileceğini... Müzakereler sırasında Türkiye birkaç devlete bölünürse veya güneydoğu bölgesinde bir Kürt devleti kurulursa, yeni bir karara gerek olmaksızın onlarla da müzakere yapılacağına... ÖNEMLİ NOT : Lütfen yurtseverlik görevinizin gereği bu durumdan herkesi haberdar edin... Türkiye üzerine oynan oyunları herkes öğrensin... |
Avrupa Birliği 5'inci kez genişliyor Fransa, Almanya, İtalya, Belçika, Hollanda ve Lüksemburg'un 1957'de temelini attıkları Avrupa Birliği, kuruluşundan beri beşinci kez genişlemeye hazırlanıyor. 2004'te 10 yeni üyeyi Birliğe katacak genişleme sürecindeki önemlitarihler şöyle sıralanıyor: -1973: Danimarka, İrlanda ve İngiltere, -1981: Yunanistan, -1986: Portekiz ve İspanya, -1995: Avusturya, Finlandiya ve İsveç AB'ye katıldı. -Norveç, 1972 ve 1994'te yapılan referandumlarla AB üyeliğini reddetti. BEŞİNCİ GENİŞLEME SÜRECİ 1989'da Berlin Duvarı yıkıldı -Aralık 1991: Macaristan ve Polonya ile ilk ortaklık anlaşmaları imzalandı. Diğer ortaklık anlaşmalarının imzalanması 1996'ya kadar devam etti. Türkiye ile 1963'te ortaklık anlaşması imzanırken, 1970'teMalta, 1972'de de Kıbrıs Rum kesimiyle ortaklık anlaşmaları imzalandı. -Haziran 1993: Kopenhag'da yapılan zirvede aday ülkelerin uymalarıgereken temel kriterler tanımlandı. Bu kriterler, insan hakları ve demokrasiye saygı, kurumların istikrarı, serbest pazar ekonomisine sahip olma ve rekabet gücüyle ayakta kalabilme gibi özetlenirken, AB'nin Doğu'ya doğru genişlemesi teoride somut bir perspektif kazanmış oldu. -Mart 1998: Çek Cumhuriyeti, Estonya, Macaristan, Polonya, Slovenya ve Kıbrıs Rum kesimi ile üyelik müzakereleri başladı. -Aralık 1999: Helsinki zirvesinde Türkiye'ye aday ülke statüsü verildi. -Şubat 2000: Bulgaristan, Letonya, Litvanya, Malta, Romanya ve Slovakya ile üyelik müzakereleri başladı. -Aralık 2001: Belçika'nın Laeken kentindeki zirvede 10 aday ülkenin 2004'te tam üye olabilmeleri için müzakereleri Aralık 2002'de tamamlamaları öngörüldü. Bu ülkeler; Polonya, Macaristan, Litvanya, Letonya, Estonya, Slovakya, Çek Cumhuriyeti, Slovenya, Malta ve KıbrısRum kesimi olarak açıklandı. Çok geç kalan Romanya ve Bulgaristan'ın ise daha sonraki tarihte ele alınması kararlaştırıldı. -Ekim 2002: Brüksel'deki zirvede Laeken zirvesinde belirlenen 10 ülkenin siyasi kriterleri yerine getirdikleri, ekonomik kriterleri ise2004'te tam üye olabilecekleri şekilde yerine getirmekte oldukları belirtildi. -Aralık 2002: Kopenhag'da 12-13 Aralık'ta yapılacak zirveye kadar 10 aday ülkenin üyelik müzakerelerinin tamamlanması öngörüldü. TÜRKİYE Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac, 4 Aralık'ta Almanya BaşbakanıGerhard Schröder ve 5 Aralık'ta AB dönem başkanı Danimarka'nın Başbakanı Anders Fogh Rasmussen ile yaptığı görüşmelerden sonra, Türkiye ile ilgili olarak yaptığı açıklamada, 2004 Aralık ayına kadar Türkiye'nin bütün kriterleri yerine getirmesini bekleyeceklerini, Ankara'nın bu kriterleri yerine getirmesi halinde 2005 Temmuz ayında Türkiye ile tam üyelik müzakerelerinin başlamasını istediklerini söyledi. Kaynak : hurriyet.com.tr |
Türkiye-AB ilişkileri kronolojisi 1959 31 Temmuz: Türkiye, AET ye ortaklık için başvurdu. 11 Eylül: AET Bakanlar Konseyi, Ankara ve Atina nın Ortaklık başvurularını kabul etti. 28-30 Eylül: Avrupa Toplulukları Komisyonu ile Türkiye arasındaki ilk hazırlık görüşmesi yapıldı. 1963 12 Eylül: Türkiye ile AET yi Gümrük Birliği ne götürecek ve tam üyeliği sağlayacak olan Ortaklık Anlaşması (Ankara Anlaşması) imzalandı. 12 Eylül: I. Mali Protokol imzalandı. 1964 1 Aralık: Türkiye-AET Ankara Anlaşması yürürlüğe girdi. Birinci Ortaklık Konseyi toplantısı yapıldı. 1966 16-17 Mayıs: Birinci Türkiye-AET Karma Parlamento Komisyonu Brüksel de toplandı. 1968 9 Aralık: Katma Protokol görüşmeleri başladı. 1970 26 Ekim: İlk Gümrük İşbirliği Komitesi toplantısı yapıldı. 19 Kasım: Ortaklık Konseyi nde Katma Protokol metni kabul edildi. 23 Kasım: Katma Protokol Brüksel de imzalandı. 23 Kasım: II. Mali Protokol imzalandı. 1971 5 Temmuz: Katma Protokol, TBMM de 69 a karşı 149 oyla kabul edildi. 22 Temmuz: Senato, Katma Protokol ü kabul etti. 1 Eylül: Katma Protokol ün ticari hükümleri Geçici Anlaşma ile yürürlüğe konuldu. 1972 13 Ocak: Ortaklık Anlaşması nın Topluluğa katılacak yeni ülkelerce de kabulünü sağlayacak Türkiye - AET müzakereleri başladı. 20 Temmuz: Ortaklık Konseyi, 1.9.1972 tarihinde sona erecek olan Geçici Anlaşma süresini yıl sonuna kadar uzattı. 1973 1 Ocak: Katma Protokol yürürlüğe girdi. Birinci gümrük indirimi ve konsolide liberasyon listesi uyumu yapıldı. 21 Mayıs: Türkiye - AET genişleme görüşmeleri mutabakat ile sonuçlandı. 30 Haziran: I. Genişleme Anlaşması (Tamamlayıcı Protokol) Ankara da imzalandı. 1974 1 Ocak: Tamamlayıcı Protokol ile ilgili geçici anlaşma yürürlüğe kondu. 1976 1 Ocak: Türkiye, Katma Protokol den kaynaklanan yükümlülüğünü yerine getirerek ikinci gümrük indirimi ve konsolide liberasyon listesi uyumunu gerçekleştirdi. 1977 12 Mayıs: III. Mali Protokol Brüksel de imzalandı. 1 Temmuz: Topluluk tarafindan Türkiye ye tanınan yeni tarım tavizleri yürürlüğe kondu. 1978 4-11 Ekim: Türkiye, Dördüncü Beş Yıllık Plan süresince yükümlülüklerinin dondurulması ve aynı dönem için yaklaşık 8 milyar dolarlık yardım yapılması talebinde bulundu. 30 Ekim: III. Mali Protokol ün onay işlemleri tamamlandı. 1980 30 Haziran: Ortaklık Konseyi tarım ürünlerinin tamamına yakın bir kısmında Türkiye ye uygulanan gümrük vergilerinin 1987 yılına kadar sıfıra indirilmesini kararlaştırdı. (1/80 sayılı Karar) 1981 25 Mart: Milli Güvenlik Konseyi, AT na tam üyelik başvurusu yapmak üzere hazırlıkların başlatılması kararı aldı. 1982 22 Ocak: Avrupa Topluluğu, Türkiye ile ilişkilerini dondurma kararı aldı. 1986 16 Eylül: Türkiye - AET Ortaklık Konseyi toplandı. Böylece 12 Eylül 1980 tarihinden itibaren dondurulmuş bulunan Türkiye-AET ilişkilerinin canlandırılması süreci başladı. 1987 14 Nisan: Türkiye, AT ye, Roma Antlaşması nın 237 nci, AKÇT Antlaşması nın 98 inci ve EURATOM Antlaşması nın 205 inci maddelerine istinaden tam üye olmak üzere müracaat etti. 27 Nisan: Türkiye nin tam üyelik talebi Topluluk Bakanlar Konseyi tarafindan incelenmek üzere Komisyon a havale edildi. 1988 7 Kasım: Türkiye -AET arasındaki ticari ve iktisadi sorunların ele alınması amacıyla oluşturulan Ad- Hoc Komite, birinci toplantısını gerçekleştirdi. 20-21 Aralık: Ad-Hoc Komite ikinci kez toplandı ve Türkiye, 1978 yılında askıya aldığı yükümlülüklerini yerine getirmek üzere, hızlandırılmış bir takvimi Topluluğa verdi ve bu takvime işlerlik kazandırdı. 1989 18 Aralık: AT Komisyonu, Türkiye nin tam üyelik başvurusu konusundaki Görüş ünde (Avis), Topluluğun, kendi iç pazarını tamamlayabilme sürecinden önce (1992) yeni bir üyeyi kabul edemeyeceği ve Türkiye nin katılmadan önce, ekonomik, sosyal ve siyasal alanda gelişmesine ihtiyaç duyulduğu hususlarına yer verdi. 1990 6 Haziran: Topluluklar Komisyonu, Türkiye ile her alanda işbirliğinin başlatılması ve hızlandırılması konusundaki önlemleri içeren bir İşbirliği Paketi ni hazırlayarak Konsey in oluruna sundu. 1991 30 Eylül: Ortaklık Konseyi 1986 yılından sonra ilk kez toplandı. 6 Aralık: Ortaklık Konseyi gibi bir ortaklık organı olan Türkiye - AT Ortaklık Komitesi de 1986 dan sonra ilk kez toplandı. 1992 21 Ocak: Türkiye - AT arasında bir Teknik İşbirliği Programı imzalandı. 9 Kasım: Türkiye - AT Ortaklık Konseyi nin 33 üncü dönem toplantısı yapıldı. 3 Aralık: Türkiye - AT ilişkilerinin yürütülmesinde ortaya çıkan ticaret ve gümrüklerle ilgili teknik sorunların çözümü için kurulmuş olan ve 12 Kasım 1982 den beri toplanamayan Gümrük İşbirliği Komitesi, 10 uncu dönem toplantısını gerçekleştirdi. 1993 24-25 Şubat: 9 Kasım 1992 tarihli Ortaklık Konseyi nde, Ortaklık Komitesi gözetimi altında çalışması kararlaştırılan teknik komitelerden Gümrük Birliği Alt Komitesi toplantısı Brüksel de yapıldı. 15 Temmuz: Avrupa Parlamentosu PKK yı bir terör örgütü olarak kınadı. 11-13 Eylül: Türkiye ile AT Komisyon ve Konsey yetkilileri arasında işbirliğini geliştirici önemli görüşmeler yapıldı. 1994 Temmuz: AT Komisyonu, Gümrük Birliği nin, Türkiye-AT arasında 1963 yılında imzalanan Ankara Anlaşması nda belirtildiği şekilde gerçekleşmesini sağlayıcı ilkeleri tespit etti. 1995 6 Mart: Türkiye ile AB arasında Gümrük Birliği nin gerçekleştirilmesi ile ilgili ve Gümrük Birliği döneminde uygulanacak usul, esas ve süreleri belirleyen 1/95 ve 2/95 sayılı kararlar Ortaklık Konseyi nin 36 ncı dönem toplantısında kabul edildi. 30 Ekim: Ortaklık Konseyi, 1/95 sayılı Gümrük Birliği Kararı çerçevesinde, Türkiye nin Gümrük Birliği nin iyi işlemesi için gerekli teknik koşulları yerine getirdiğini tesbit eden 37 nci toplantısını gerçekleştirdi. 13 Aralık: 1/95 Sayılı Türkiye-AB Ortaklık Konseyi Kararı Avrupa Parlamentosu tarafindan onaylandı (343 Kabul, 149 Red, 36 Çekimser). 21 Aralık: AB ile Türkiye arasinda, AKÇT ürünlerini kapsayan Serbest Ticaret Anlaşması parafe edildi. 1996 1 Ocak: Türkiye, AB ile entegrasyonunda 22 yıl süren Geçiş Dönemi ni 31 Aralık 1995 tarihinde tamamlayarak, 1.1.1996 tarihi itibariyle, tam üyelik sürecinde Son Dönem e, sanayi ürünlerinde ve işlenmiş tarım ürünlerinde sağlanan Gümrük Birliği ile girdi. 7-15 Şubat: AT Komisyonu ve Avrupa Parlamentosu Türkiye-Yunanistan arasındaki Kardak (İmnia) adası nedeni ile yaşanan sorunun barışçı yollardan çözümü çağrısında bulundu. 19 Şubat: Gümrük Birliği Ortak Komitesi 1 inci dönem toplantısı yapıldı. 24-26 Nisan: AT Komisyon ve Konsey yetkilileri Türk Cumhurbaşkanı ve Başbakanı nı ziyaret ederek görüş alışverişinde bulundu. 4 Haziran: Türk Başbakanı, AT Komisyon Başkanı nı Brüksel de ziyaret ederek insan hakları ve terörist faaliyetler hakkında görüşmelerde bulundu. 25 Temmuz: Türkiye-AB AKÇT Anlaşması Brüksel de imzalandı. 1 Ağustos: Türkiye-AB AKÇT Anlaşması TCRG de yayımlanarak yürürlüğe girdi. 30 Ekim: AT Komisyonu hazırlamış olduğu raporda, Türkiye-AT Gümrük Birliği ilişkisinin son derece başarılı biçimde gerçekleşmekte olduğunu vurguladı. Fakat raporda, Türkiye nin ekonomik ve demokratik reformlar açısından aynı başarıyı gösteremediği; insan hakları ihlallerinin devam ettiği belirtildi. 13-14 Aralık: Dublin de gerçekleştirilen Avrupa Zirvesi nde, AT nin Türkiye ile ilişkilerini daha da geliştirmesinin önemine değinilmekle birlikte; insan hakları konusu ile Kıbrıs ve Ege sorunlarının da altı çizildi. 1997 14-16 Nisan: Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu 40 ıncı dönem toplantısı yapıldı. 29 Nisan: Türkiye-AT Ortaklık Konseyi Lüksemburg da toplandı; Konsey Başkanı Türkiye nin AT üyeliğine ehil olduğunu ve diğer tam üyeliğe başvuran ülkelerle birlikte, aynı kriterler altında değerlendirileceğini vurguladı. 30 Mayıs: Gümrük İşbirliği Komitesi nin 19 uncu dönem toplantısı yapıldı. 15 Temmuz: AT Komisyonu Daha Güçlü ve Daha Geniş bir Birlik için Gündem 2000 isimli bir rapor yayımladı. Bu raporda, tam üyelik başvurusu yapan 10 Doğu ve Merkezi Avrupa ülkesi ile Kıbrıs ın, Avrupa Birliği ne katılabilme konumları incelendi. 15 Temmuz: AT Komisyonu, Türkiye-AT ilişkilerinin Gümrük Birliği ilişkisinin ötesinde daha da geliştirilmesi dileği ve önerisini içeren bir karar aldı. 17 Temmuz: Avrupa Parlamentosu, Türkiye nin Kuzey Irak ta, yaptığı askerî manevraları eleştiren bir karar aldı. 23 Temmuz: Gümrük Birliği Ortak Komitesi 6 ncı dönem toplantısı yapıldı. 30 Ekim - 27 Kasım: AT Konsey ve Komisyon yetkilileri Türkiye ye resmi ziyaretlerde bulundu. 21 Kasım: Türkiye - AT Gümrük İşbirliği Komitesi, 20. Dönem toplantısını gerçekleştirdi. 5 Aralık: Türkiye insan hakları, Kıbrıs, Ege gibi başlıkları içeren siyasî konuları AT ile hiçbir şekilde görüşmeyeceğini; ilişkisini Gümrük Birliği çizgisinde sürdüreceğini bildirdi. 12-13 Aralık: Avrupa Birliği nin Lüksemburg ta gerçekleştirdiği devlet ve hükümet başkanları zirvesi sonucunda Çek Cumhuriyeti, Slovak Cumhuriyeti, Macaristan, Polonya, Slovenya, Romanya, Bulgaristan, Litvanya, Letonya, Estonya ve Kıbrıs Rum Yönetimi tam üyelik için aday ülkeler olarak belirlendi. Türkiye ise aday ülkeler arasında zikredilmedi, tam üyeliğe ehil olduğu teyid edildi. 1998 1 Ocak: Türkiye ile AB arasında karşılıklı tarım tavizlerine ilişkin 1/98 sayılı Ortaklık Konseyi Kararı yürürlüğe girdi. 21 Ocak: Türkiye-AT Ekonomik ve Sosyal Karma İstişare Komitesi Brüksel de toplandı. 3 Mart: Türkiye-AB ilişkilerinin geliştirilmesine yönelik olarak AB Komisyonu tarafından hazırlanan European Strategy for Turkey başlıklı belge açıklandı. 12 Mart: AB üyesi devletler ile tam üyeliğe aday 11 devlet Londra da Avrupa Konferansı çerçevesinde toplandı. Türkiye nin kendi seçimi nedeni ile katılmadığı toplantıda, Fransa, Belçika ve İngiltere devlet ve hükümet başkanları; Türkiye nin, Avrupa nın geleceğinin bir parçası olduğunu ve bu tür toplantılarda Türkiye yi de görmek istediklerini vurguladı. 20-22 Nisan: Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu 42 nci dönem toplantısı yapıldı. 27 Nisan: İngiltere Dışişleri Bakanı nın başkanlığında toplanan AB Konseyi, 25 Mayıs 1998 tarihinde yapılması öngörülen Türkiye-AB Ortaklık Konseyi toplantısını da gündeme aldı ve stratejinin uygulanması gereği vurgulandı. Yunanistan Dışişleri Bakanı, vetosunu sürdüreceğini beyan etti. 25 Mayıs: Türkiye-AB Ortaklık Konseyi, Türkiye nin, ilişkilerin seyrinden duyduğu memnuniyetsizlik nedeni ile toplanmadı. 24 Haziran: Avrupa Parlamentosu Türkiye ile siyasî diyaloğun yeniden başlatılmasını vurgulayan bir raporu kabul etti. 22 Temmuz: Türkiye, AB politikasının özünü oluşturacak şekilde hazırlamış olduğu Türkiye AB ilişkilerini Geliştirme Stratejisi başlıklı raporunu bir nota eşliğinde, AB Komisyonu ve dönem başkanlığına (Konsey e) gönderdi. 16 Eylül: Avrupa Parlamentosu nun muhafakazar kanadından milletvekili McMillan Scott un Türkiye-AB ilişkilerini konu alan raporu Avrupa Parlamentosu nda tartışıldı. 22 Ekim: AB Komisyonu, Yunanistan vetosu nedeniyle engellenen mali desteğin verilebilmesi ve Türkiye için Avrupa Stratejisi nin uygulamaya sokulabilmesi amaçlarıyla yeni bir mali işbirliği önerisi sundu. 4 Kasım: AB Komisyonu tarafından hazırlanan ve AB ye üyelik için belirlenmiş olan Kopenhag kriterleri ışığında kaydedilen gelişmelere ilişkin Komisyon görüşlerini içeren İlerleme Raporu yayımlandı. 23 Kasım: Avrupa Birliği Konsey Dönem Başkanlığı adına Avusturya, yasadışı bölücü terör örgütü lideri Abdullah Öcalan ın İtalya tarafından Türkiye ye iadesi hususunda, AB nin İtalya ile dayanışma içinde bulunduğunu belirten bir deklarasyon yayımladı. 10 Aralık: TC heyeti ile Avusturya nın Konsey Dönem Başkanlığı nı yaptığı AB heyeti arasında ikinci kez adalet ve içişleri konularında işbirliği toplantısı Ankara da gerçekleştirildi. 18 Aralık: AB Komisyonu, Türkiye deki beş ekonomik ve sosyal amaçlı proje için toplam 133 milyon ECU tutarındaki yardımın MEDA fonlarından Türkiye ye aktarılması için gereken onayı verdi. 1999 1 Ocak: Türkiye Pan Avrupa Menşe Kümülasyonu sistemine dahil oldu. 18 Ocak: Göç ve sığınma hakkı konularında Avrupa Birliği ne egemenlik devrine imkân veren anayasa değişikliğini gerçekleştirdi. 26 Ocak: Türkiye deki insan hakları ihlallerini öne sürerek iki yıldan beri Türk öğrencilerin AB nin eğitim ve gençlik programlarından yararlanmasını önleyen Avrupa Parlamentosu nun Kültür, Eğitim ve Gençlik Komisyonu görüş değişikliğine gitti ve bu konuda Türkiye ye yeşil ışık yakan Alman Parlamenter Renate Heinish ın raporunu kabul etti. 23 Şubat: Türkiye-AKÇT Ortak Komitesi nin Çalışma Usulleri nin kabul edildiği ilk toplantısı yapıldı. 24 Şubat: Öğrenci ve öğretim elemanlarının eğitimi ve değişimi amacına hizmet eden AB nin Socrates ve Avrupa Gençliği programlarına Türkiye nin de katılımı konusunda Avrupa Parlamentosu nda yapılan oylamada, büyük bir çoğunlukla olumlu karar alındı. (Ancak bu konudaki nihai karar yetkisi Konsey in olacaktır.) 26 Şubat: Türkiye-AB Gümrük Birliği Ortak Komitesi nin 8 inci toplantısı yapıldı. 28 Şubat: AB ile Türkiye arasındaki ilişkilerin geliştirilmesi ve gümrük birliğinin derinleştirilmesi amacını taşıyan Türkiye için Avrupa Strateji sinin hayata geçirilmesi amacıyla yapılan teknik görüşmelerin üçüncüsü Bonn da gerçekleştirildi. 4-5 Mart: AB ye dahil 15 ülkenin Tarım Bakanları Berlin de yapılan Avrupa Konseyi çerçevesinde toplanarak, Ortak Tarım Politikası reformu üzerinde büyük oranda uzlaştılar ve tarım harcamalarına bütçeden ayrılan miktarın azaltılması ve bunun oranları hususunda görüş birliğine ulaştılar. 9 Mart: Türkiye deki ve AB deki ekonomik ve sosyal çevrelerin entegrasyon sürecinde birbirini tanıması ve anlamasına yönelik diyalog ortamının yaratılmasını amaçlayan ECOSOC Karma İstişare Komitesi nin, 7 nci toplantısı Brüksel de yapıldı. 1 Mayıs: Amsterdam Antlaşması yürürlüğe girdi. 2 Ekim 1997 tarihinde 15 AB ülkesi tarafından imzalanan ve üye devletlerin onay sürecini geçen Amsterdam Antlaşması, 1 Mayıs 1999 tarihinden itibaren, AB ye dahil tüm devletlerde uygulanmaya başlandı. 8 Temmuz: Türkiye-AKÇT Ortak Komitesi nin ikinci toplantısında Türkiye-AKÇT Serbest Ticaret Anlaşması nın Menşe Protokolü nde Türkiye nin 1 Ocak 1999 tarihi itibariyle Pan-Avrupa Menşe Kümülasyonu Sistemi ne dahil olması çerçevesinde gerekli değişiklikler yapıldı. 4-5 Eylül: Finlandiya da yapılan AB Dışişleri Bakanları toplantısında, deprem nedeni ile tekrar gündeme gelen Türkiye ile mali işbirliği konusu ve AB nin genişlemesi bağlamında Türkiye nin adaylığı ele alındı. 13 Ekim: AB Komisyonu tarafından hazırlanan ve AB ye üyelik için belirlenmiş olan Kopenhag kriterleri ışığında kaydedilen gelişmelere ilişkin Komisyon görüşlerini içeren ikinci İlerleme Raporu yayımlandı. 26 Ekim: Adalet Divanı tarafından üye ülkelerdeki silahlı kuvvetlerin idaresi ve organizasyonu ile ilgili alınan kararlarda, kadın erkek eşitliğinin gözetilmesine dair bir karar verildi. 11-12 Aralık: Helsinki de gerçekleştirilen Avrupa Konseyi Zirve Toplantısı nda Türkiye ye adaylık statüsü tanındı. 13 Aralık: Türkiye-AB Gümrük İşbirliği Komitesi 24 üncü dönem toplantısı yapıldı. 2000 24-25 Ocak: Avrupa Birliği ve Türk heyetleri arasında Adalet ve İçişleri konularında katılım ortaklığı stratejisi ile malî yardımları saptama amaçlı görüşmeler gerçekleştirildi. 23-24 Mart: AB Konseyi Olağanüstü Zirvesi Dönem Başkanı 5-6 Haziran: Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu nun 45. Dönem Toplantısı yapıldı. 13 Haziran: Türkiye-AB Gümrük İşbirliği Komitesi nin 25 inci dönem toplantısı yapıldı. 4 Temmuz: Avrupa Birliği Genel Sekreterliği, 4 Temmuz 2000 tarihli Resmi Gazete de yayımlanan 4587 sayılı Kanun la, Başbakanlığa bağlı olarak kuruldu. Kanuna göre amaç, Türkiye nin Avrupa Birliği üyeliğine hazırlanmasına yönelik faaliyetler çerçevesinde kamu kurum ve kuruluşlarının yapacakları hazırlık ve çalışmalarda iç koordinasyon ve uyumun plân ve programlara uygun olarak yönlendirilmesi ve yürütülmesini sağlamaktı. Avrupa Birliği Genel Sekreterliği görevine ise Büyükelçi Volkan Vural atandı. 26 Temmuz: Avrupa Komisyonu, Türkiye için 450 milyon EURO tutarında bir kredi finansman paketini onayladı. (Türkiye ye yönelik bir özel eylem programı şeklinde olacak 450 milyon EURO tutarındaki bu finansman 2000-2004 döneminde Avrupa Yatırım Bankası tarafından idare edilecektir.) 18-28 Eylül: AB Komisyonu ndan bir heyet, Adalet ve İçişleri konusunda Türkiye nin kaydettiği gelişmeleri izlemek üzere 10 günlük inceleme ziyaretinde bulundu. 13 Ekim: Avrupa Komisyonu Türkiye için 3. İlerleme Raporu nu açıkladı. 17-18 Ekim: Türkiye ile AB arasında Hizmetler ve Kamu Alımları alanlarında müzakerelere başlandı. 8 Kasım: AB Komisyonu Türkiye hakkındaki İlerleme Raporları ndan 3 üncüsünü, Katılım Ortaklığı Belgesi Taslağı nı ve Genişleme Stratejisi ni açıkladı. 15 Kasım: Türkiye nin ekonomik ve sosyal reform programını desteklemek amacıyla AB Komisyonu MEDA programı çerçevesinde 150 milyon EURO tutarında olan ve 2001 yılı içerisinde ödenmesi tamamlanacak olan bir hibe yardımına onay verdi. 21-22 Kasım: Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu nun 46 ncı toplantısı yapıldı. 4 Aralık: Genel İşler Konseyi Türkiye için Katılım Ortaklığı taslağını kabul etti. 7-9 Aralık: Nice te toplanan Avrupa Konseyi, Nice Antlaşması nı kabul ederek, üye ülkelerin genişleme sürecinde AB kurumlarındaki temsil güçlerinde değişikliğe gitti. 2001 4 Ocak: AB Konseyi Türkiye ye 2001-2003 yılları içinde verilecek olan toplam 135 milyon EURO tutarındaki hibeyi onayladı. 18-19 Ocak: Hizmetler ve Kamu Alımları müzakerelerinin ikinci turu gerçekleştirildi. 26 Şubat: Katılım Ortaklığı na ilişkin usuller ile Katılım Ortaklığı çerçevesinde ülkemizin alacağı yardımların temelini oluşturacak Çerçeve Yönetmelik, Genel İşler Konseyi nin toplantısında kabul edildi. 8 Mart: AB Bakanlar Konseyi, Türkiye için Katılım Ortaklığı Belgesi ni kabul etti. 19 Mart: TBMM Topluluk Müktesebatının Üstlenilmesine İlişkin Türkiye Ulusal Programı nı kabul etti. 26 Haziran: Türkiye-AB Ortaklık Konseyi nin 40 ıncı dönem toplantısı yapıldı. 26-27 Haziran: Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu nun 47 nci toplantısı yapıldı. 2-3 Temmuz: AB-Türkiye Gümrükler, Vergilendirme, Uyuşturucu ve Kara Para Aklama Alt Komite Toplantısı Ankara da gerçekleştirildi. 5 Eylül: Avrupa Birliği Parlamentosu, Kıbrıs konusunda Jacque Paas tarafından hazırlanan raporu kabul etti. Raporda Kıbrıs ta bir çözümün bulunamayışının sorumlusu olarak Türkiye gösterilirken, 2004 yılında bir çözüm olmasa dahi Kıbrıs ın üyeliğinin gerçekleşeceği belirtilmişti. 13 Kasım: 4 üncü İlerleme Raporu yayınlandı. 14-15 Aralık: Avrupa Konseyi Belçika nın Leaken kentinde toplandı. Zirvenin sonucunda Türkiye nin katılım müzakerelerine yaklaştığı ve AB nin geleceği ile ilgili konvansiyon çalışmalarına katılacağı ilan edildi. 2002 21-22 Haziran: Seville zirvesinde devlet ve hükümet başkanları Türkiye nin gerçekleştirdiği reformların memnuniyet verici olduğunu vurguladılar. Liderler yapılan reformların yürürlüğe sokulmasının Türkiye nin üyelik perspektifini pekiştireceğini hatırlattılar. 3 Ağustos: 14 madden oluşan III. Uyum Paketi yürürlüğe girdi. TBMM de kabul edilen yasayla, savaş ve yakın savaş tehdidi dışında idam cezası kaldırıldı, Kürtçe de dahil farklı anadil ve lehçede yayına izin verildi, anadilde öğrenim serbest bırakıldı, azınlık vakıflarına gayrimenkul edinme, kendi taşınmazları üzerinde tasarrufta bulunma hakkı tanındı. 8 Ağustos: Cumhurbaşkanı Sezer, Avrupa Birliği ne uyum yasa paketini onayladı. 11 Ağustos: Kopenhag siyasi kriterleri ile Anayasa ya uyum çerçevesinde hazırlanan ve çeşitli yasalarda değişiklik öngören yasa tasarısının, yürütme ve yürürlük maddeleri dışındaki tüm maddeleri, TBMM Genel Kurulu nda kabul edildi. 9 Ekim: Avrupa Komisyonu AB ye aday 13 ülke hakkında birer ilerleme raporu yayınladı. İlerleme raporuyle birlikte aday ülkelerle ilişkilerin geleceğini belirlemek için üye ülkelere önerilerde bulunuldu. Komisyon, Türkiye nin gerçekleştirdiği Anayasa değişiklikleri ile AB uyum paketinin Kopenhag kriterlerine doğru önemli adımlar olduğunu belirtti. 24-25 Ekim: Olağanüstü Brüksel zirvesinde AB ye üye ülkelerin devlet ve hükümet başkanları Avrupa Komisyonu nun ilerleme raporunda belirttiği reformlardan duydukları memnuniyeti dile getirdiler ve Türkiye nin katılım müzakerelerine yaklaştığı vurgulandı. Türkiye nin reformlara devam etmesi gerektiğini belirten sonuç bildirgesinde, Kopenhag zirvesinde, Avrupa Komisyonu nun ilerleme raporunu esas alarak, Helsinki ve Seville zirvelerinin sonuç bildirgesinde belirtilen görüş ışığında, Türkiye nin adaylığının bir sonraki aşaması konusunda karar alacaklarını bildirildi. 28 Ekim:Avrupa Anayasası taslağı Avrupa Konvansiyonu nun genel oturumunda Başkan Valéry Giscard d Estaing tarafından sunuldu. 12-13 Aralık:Kopenhag Avrupa Konseyi Zirvesi sonucunda 10 aday ülkenin 1 Mayıs 2004 itibariyle üye olmaları kararı verildi. Zirve nin Sonuç Bildirgesi nin Türkiye bölümünde Konsey in 2004 yılı İlerleme Raporu ve Komisyon un görüşleri ışığında, Aralık 2004 tarihli Zirve de Türkiye nin Kopenhag siyasi kriterlerini karşıladığı kararını alması halinde müzakerelerin gecikmeden başlatılacağı belirtildi. 2003 11 Ocak: Dördüncü Uyum Paketi Resmi Gazete de yayınlanarak yürürlüğe girdi. Söz konusu paketle başta Siyasi Partiler Kanunu, Basın Kanunu, Dernekler Kanunu olmak üzere toplam 16 ayrı yasada değişiklik yapıldı. 23 Ocak: AB ye uyum çalışmaları çerçevesinde hazırlanan Beşinci Uyum Paketi yürürlüğe girdi. Paket, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ile Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu nda AİHM kararları doğrultusunda yargılamanın iadesine gidebilme konusunda önemli değişiklikler getirdi. Ayrıca Beşinci Uyum Paketi ile daha önce Üçüncü Uyum Paketi nde yer almış hükümlerin kapsamı genişletildi. 31 Ocak: AB Troikası (AB Dönem Başkanı Yunanistan, müteakip Dönem Başkanı İtalya nın Dışişleri Bakanları ve AB Komisyonu nu temsilen Genişlemeden Sorumlu Komisyon Üyesi Günter Verheugen den oluşan) Türkiye yi ziyaret etti. 1 Şubat: AB nin tarihindeki en büyük genişlemenin yolunu açarak gerekli kurumsal yapılanmayı düzenleyen Nice Antlaşması yürürlüğe girdi. 19 Mart: Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu Genişletilmiş Başkanlık Divanı toplantısı Brüksel de gerçekleştirildi. 26 Mart: Avrupa Birliği Komisyonu Türkiye için gözden geçirilmiş Katılım Ortaklığı Belgesi taslak metnini ve katılım öncesi mali yardıma ilişkin önerisini sundu. 2 Nisan: Türkiye Cumhuriyeti ve Avrupa Yatırım Bankası (AYB) arasında toplam 350 milyon Euro tutarında iki kredi anlaşması yapıldı. 15 Nisan: Türkiye-Avrupa Birliği Ortaklık Konseyi nin 42. toplantısı Lüksemburg da yapılmıştır. Toplantıda Avrupa Birliği tarafı Türkiye ye gözden geçirilmiş Katılım Ortaklığı Belgesi ni sundu. 19 Nisan: Türkiye Büyük Millet Meclisi nde AB Komisyonu kurulmuştur. Türkiye nin Avrupa Birliği ne katılım sürecine ilişkin gelişmeleri izlemek ve müzakere etmekle görevlendirilen sözkonusu Komisyon aynı zamanda TBMM ye sunulan kanun tasarı ve teklifler ile kanun hükmünde kararnamelerin AB mevzuatına uygunluğunu inceleyecek ve ihtisas komisyonlarına görüş sunacaktır. 5 Haziran: Avrupa Halk Partisi-Hıristiyan Demokrat Grup üyesi Arie Oostlander tarafından Türkiye ye ilişkin olarak hazırlanan rapor Avrupa Parlamentosu Genel Kurulu nda kabul edildi. 12 Haziran: Türkiye için Gözden Geçirilmiş Katılım Ortaklığı Belgesi 12 Haziran 2003 tarih ve L 145 sayılı Avrupa Birliği Resmi Gazetesi nde yayınlanarak geçerlilik kazandı. 16-17 Haziran: AB-Türkiye Karma Parlamento Komisyonu 50. toplantısını İstanbul da gerçekleştirmiştir. Toplantıda Türkiye-AB ilişkilerinin yanı sıra Türkiye nin AB ye katılımının önündeki sorunlar, Türkiye için katılım öncesi stratejisinin uygulanması, Avrupa nın geleceğine ilişkin Konvansiyon çalışmaları ve Avrupa Parlamentosu ile TBMM arasındaki işbirliği görüşüldü. 19 Haziran: 6. Uyum Paketi TBMM de kabul edildi. Paket ile Terörle Mücadele Yasası nda değişiklik yapılarak terör suçu yeniden tanımlandı ve farklı dil ve lehçelerde yayın hakkı getirildi. 30 Temmuz: Düşünce ve ifade özgürlüğünün kapsamının genişletilmesi amacıyla Türk Ceza Kanunu nda (TCK) değişiklikler öngören 7. Uyum Paketi TBMM Genel Kurulu nda kabul edildi. 7. Uyum Paketi çerçevesinde MGK ve MGK Genel Sekreterliği Kanunu nun çeşitli maddelerinde de değişiklik yapıldı. Yasanın 4. maddesinde yapılan değişiklikle MGK nın görevleri yeniden tanımlandı. 15 Ağustos: Türkiye tarafından hazırlanan 2003-2006 dönemine ilişkin 3. Katılım Öncesi Ekonomik Program Avrupa Komisyonu na sunuldu. 8 Ekim: Avrupa Birliği nden sağlanacak mali yardımların etkin bir şekilde kullanılabilmesi için kurulan Merkezi Olmayan Mali Yapılanma onaylanmış böylece AB mali yardımlarının yönetimi Türkiye ye geçti. 16-17 Ekim: Avrupa Birliği Brüksel Zirvesi ve 15 Birlik üyesinin yanı sıra 1 Mayıs 2004 tarihinde AB tam üyesi olacak 10 aday ülke ile Romanya, Bulgaristan ve Türkiye nin gözlemci statüsü ile katıldığı Hükümetlerarası Konferans toplantısı gerçekleştirildi. 5 Kasım: AB Komisyonu Türkiye nin üyelik yönünde attığı adımları siyasi, ekonomik ve müktesebat uyumu kriterleri açısından değerlendiren 2003 Türkiye İlerleme Raporunu ve Strateji Belgesi ni yayınlandı. 12-13 Aralık: Avrupa Birliği Zirve toplantısı Brüksel de gerçekleşmiştir. Konsey, Komisyon un raporu ve tavsiyeleri temelinde, 2004 Aralık ayında yapılacak olan Zirve de alınacak karar ışığında Türkiye ile birlikte çalışacağı taahhüdünü vurgulamıştır. Ayrıca Konsey, tam üyelik müzakerelerine başlanabilmesi içim yapılan hazırlıklar çerçevesinde kaydedilen önemli ilerlemelere dayanarak Türkiye yi teşvik ettiğini vurgulamaktadır. 15 Aralık: Türkiye ile AB mali işbirliği çerçevesinde finanse edilen projelerin değerlendirmesinin yapıldığı Ortak İzleme Komitesi Toplantısı Avrupa Birliği Genel Sekreterliği nde gerçekleştirilmiştir. Türkiye de aday ülke statüsünde ilk kez yapılan toplantı sonuçları mali yardımları kullanmada bir atılım olduğunu göstermektedir. 2004 9 Ocak: İdam cezasının kaldırılmasını öngören Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi nin 13. protokolü Türkiye tarafından Strazburg da imzalandı. 9 Şubat: İnterreg III/A kapsamında Türkiye-Yunanistan Sınır Ötesi İşbirliği Programı onaylandı. 19 Şubat: Annan Planı çerçevesinde görüşme konusunda uzlaşmaya varan taraflar, Kıbrıs ta müzakerelere başladı. 31 Mart: Türkiye-Bulgaristan Sınır Ötesi İşbirliği Programının stratejik çerçevesi tamamlandı. 1 Nisan: Avrupa Parlamentosu da Türkiye hakkında Arie Oostlander in Raporu onayandı. 15 Nisan: Türkiye ile Avrupa Komisyonu arasında Türkiye nin AB Eğitim ve Gençlik Programlarına katılımına ilişkin Mutabakat Zaptı imzalandı.. 24 Nisan: Kıbrıs ta referandum yapılmıştır. Kıbrıs Türk halkının yüzde 64.9 u Annan Planını onaylarken Kıbrıs Rum kesiminde ise halkın yüzde 75.83 ü planı reddetti. 29 Nisan: Avrupa Birliği Konseyi Kıbrıs Tüzüğü nü onaylamıştır. Tüzükle, Kıbrıs ta yapılan referandumun ardından sorunun çözüme ulaşmaması üzerine mevcut duruma ve özellikle malların dolaşımına ilişkin önlemler alındı. 7 Mayıs: Anayasa Reform Paketi TBMM de kabul edildi. 22 Haziran: Avrupa Konseyi Parlamenterler Asamblesi Türkiye üzerindeki denetim sürecini sona erdirdi. 1 Temmuz: Hollanda AB dönem başkanlığını üstlendi. 7 Temmuz: Avrupa Komisyonu Kıbrıslı Türklerin izolasyonunu sona erdirmek içim kapsamlı öneriler açıkladı. 6 Ekim: Avrupa Komisyonu, 2004 Türkiye İlerleme Raporu ve rapora bağlı tavsiye belgesini yayımladı. Söz konusu belgelerde Türkiye nin siyasi kriterleri gerekli ölçüde karşıladığı belirtilerek, birliğe katılım müzakerelerinin başlatılması tavsiyesinde bulunuldu. 16-17 Aralık: Avrupa Parlamentosu, Hollandalı Hıristiyan demokrat parlamenter Camiel Eurlings in hazırladığı, AB nin Türkiye ile 3 Ekim 2005 te tam üyelik müzakerelerini başlamasını tavsiye eden raporunu 262 ye 402 oyla kabul etti. 2005 7 Mart: AB-Türkiye Troyka toplantısı Ankara da gerçekleşti. Toplantıda siyasi kriterlere uyum öncelikli olmak üzere Türkiye ve AB arasındaki ilişkiler gözden geçirildi. 1 Haziran: Türk ceza sisteminde köklü değişiklikler getiren Yeni Türk Ceza Kanunu yürürlüğe girerek AB uyum sürecine ilişkin önemli bir adım daha atıldı. 13 Haziran: Lüksemburg da toplanan AB Dışişleri Bakanları, Ankara Anlaşması nı G.Kıbrıs ı da kapsayacak şekilde genişleten Protokolü onaylandı. 16-17 Haziran: AB Hükümet ve Devlet Başkanları Zirvesi nin sonuç bildirgesinde Türkiye ye ilişkin doğrudan bir ifade yer almamakla birlikte, önceki Zirve Kararlarına atıfta bulunarak, bu kararların tam olarak uygulanması gerektiğini vurgulandı. 29 Haziran: Avrupa Komisyonu, 2005 yılı içinde Türkiye ye yönelik olarak hazırlanması öngörülen belgelerden, Türkiye İçin Katılım Müzakereleri Çerçevesi Taslağı nı açıkladı. Taslakta, müzakereleri düzenleyen genel ilkeler, müzakerelerin içeriği, müzakere prosedürleri ve müzakere başlıklarına ilişkin taslak liste yer aldı. 18 Temmuz: AB Dışişleri Bakanları Konseyi Brüksel de toplandı. Ayrıca Genişlemeden sorumlu Komisyon üyesi Olli Rehn Türkiye nin üyelik müzakerelerine yönelik çerçeveyi belirleyen Komisyon önerisini Konsey e sunmuştur. Ancak, Türkiye nin Katma Protokolü 10 yeni üyeyi kapsayacak şekilde genişletecek olan protokolü henüz imzalamaması nedeniyle çerçevenin tartışılması 1-2 Eylül de yapılacak olan gayriresmi Genel İşler ve Dış İlişkiler Konseyi ne bırakıldı. 30 Temmuz: Türkiye, AB ile ilişkilerinin hukuki temelini oluşturan 1963 tarihli Ankara Antlaşması nı, 1 Mayıs 2004 tarihinde AB üyesi olan 10 ülkeyi kapsayacak şekilde genişleten Ek Protokol ü imzaladı. Türkiye bu imzayı takiben, Ek Protokol ü imzalamasının, Protokol de Kıbrıs Cumhuriyeti adıyla ifade edilen Rum Kesimi ni tanıdığı anlamına gelmeyeceğine yönelik deklarasyonu yayınladı. 3 Ekim: Lüksemburg da alınan kararla AB, Türkiye ile tam üyelik müzakerelerini başlattı. Kaynak: Avrupa Birliği Genel Sekreterliği |
Müzakere edecek kurumlar rahatsız Müzakere heyetinde yer alan kilit kurum ve isimlerin rahatsızlıkları devam ediyor. Sıkıntıların temel nedeni ise başmüzakereci Ali Babacan ın koordinasyon için belli bir kurumu görevlendirmemesi. Tarama sürecinin başlamasına rağmen, Türkiye adına Avrupa Birliği ile müzakereleri yürütecek heyetteki kilit kurumlar, konumlarından rahatsız. Müzakerelerin koordinasyonu için, belli bir kurumun görevlendirilmemesi nedeni ile yetki ve protokol karmaşası yaşanacağı belirtiliyor. Toplantılarda, oturma düzenini dahi gerginliklere yol açıyor. 3 Ekim öncesinde Avrupa Birliği konusundaki hazırlıkları yürüten AB Genel Sekreterliği, belirsizliğin yaşandığı kurumların başında geliyor. Büyükelçi Oğuz Demiralp genel sekreterliğe getirilmiş olsa da, alt kadrolarda kurumun işlevini yitirmeye başlayacağı endişesi hakim. Genel sekreterliğin yeni teşkilat yasasının uzun zamandır hükümet tarafından bekletiliyor olması da bu endişeyi körükleyen etkenler arasında. OTURMA DÜZENİ TARTIŞMA KONUSU Müzakere heyetinin Ankara da kendi içinde ve Brüksel de AB yetkilileri ile yaptığı toplantılarda oturma düzeninin dahi gerginliklere neden olduğu öğrenildi. Edinilen bilgilere göre, ilk tarama toplantısında dışişleri bürokratlarının ön plana çıkması diğer kurumların müsteşar yardımcılarını rahatsız etti. Kurumların şikayetleri başmüzakereci Ali Babacan a da iletildi. Ancak Babacan ın, şu an için yapıyı değiştirmek niyetinde olmadığı belirtiliyor. AB Komisyonu yetkilileri ise, müzakere heyetinin etkin olup olmadığının süreç içinde ortaya çıkacağı görüşünde. Ancak AB yetkilileri, tüm bakanlıkların ve kurumların temsil edildiği bu mekanizmanın ağır işleyen yeni bir bürokratik yapıya dönüşmesinden kaygılı. |
Barış Mançonun Küstah Fransıza Verdiği Ders BARIS MANCONUN CANLI YAYINDA KÜSTAH FRANSIZ SPIKERINE VERDIGI DERS Baris Manço Fransa'da bir televizyon kanalinin canli yayinina konuktur... Küstah bir spiker vardir ve Baris Manço ile dalga geçmektedir... Sürekli, "iste Türk, yani barbar, vahsi vs..." demektedir... Baris Manço daha fazla dayanamaz ve spikere ; "Yaninizda kâgit para var mi?" diye sorar.! Bu soruya spiker sasirir ve "evet var ama n'olacak" der... Baris Manço israr edince spiker cebindeki kâgit paraları çikartir... Bu olaydan az önce Baris Manço canli yayinda "Anahtar" adlı sarkisini söylemiştir... Bu sarkinin bir bölümü söyledir: "Bes Akif- bir Saat Kulesi, iki Kule-bir Fatih, bes Fatih-bir Mevlana, iki Mevlana-bir Sinan" (Baris Manço / Anahtar sarkisi / Darisi Basiniza Albümü / 1992) Bu sarki bir matematik sorusudur ve sarkida adi geçen kisiler o dönemdeki Türk parası olan banknotlarin arkasinda fotografi olan kisilerdir... Baris Manço spikere sorar: "Bu paranizda fotografi olan kisi kim?" Spiker: "General......." Baris Manço diger paralardaki fotograflari olan kisileri de sorar, spikerin verdigi cevaplar hep aynidir, "General.......", "Amiral...........", "Komutan............." Spikerin bu "falanca General, falanca Amiral, falanca Komutan cevabından sonra, bu sefer de Baris Manço cebinden Türk paralarini çikarir... Spikere der ki: "Bu parada fotografi olan kisi Mehmet Akif Ersoy'dur. Sairdir... Bu fotograftaki kisi Mevlana'dir. Düsünürdür... Bu paradaki fotografi olan kisi Fatih Sultan Mehmet'dir. Adaletin sembolüdür... Bu paradaki kisi ise Atatürk'tür. "Yurtta baris, dünyada baris" diyen kisidir... Bizim paralarimiz bunlar... Biz Türkler ince ruhlu, kibar, medeni insanlar olduğumuz için paralarimizin arkasına "sairlerimizin", "düsünürlerimizin", "bilim adamalarimizin" fotograflarini bastik... Siz Fransizlar kendiniz barbar, vahsi oldugunuz için paralarinizin arkasina hep savas adamlarinin fotograflarini basmisiniz!" der... Baris Manço'nun bu müthis cevabindan sonra televizyon yöneticileri canli yayini keserler ve spikeri oradan kovarlar, baska bir spiker yerine gelir ve canli yayin yeniden baslar, yeni spiker Baris Manço'dan ve Türklerden özür diler, programa böylece devam edilir... TÜRKLER NASIL BARBAR OLABİLİR Kİ... :turkiye: NE MUTLU TÜRKİM DİYENE:turkiye: |
1 ek Avrupa Birliği Genişleme Haritası |
AB Bayrağı ve 12 YıLdız�ın SimgeLedikLeri AB BAYRAĞI ve 12 YILDIZ IN SİMGELEDİKLERİ 1 Mayıs tan itibaren 25 ülkenin üye olduğu, 450 milyon insanın yaşadığı Avrupa Birliği nin bayrağındaki 12 yıldız sayısının değişmeyeceği, bilenler bu 12 yıldızın Mükkemmeliği ve birliği simgelediğini söylüyorlar. Avrupa Birliği nin internet sayfalarından öğrendiğimize göre 12 yıldızlı bayrağın tarihi 1955 yılında başlıyor, o tarihte, bugünkü Avrupa Birliği nin çekirdeği olan Avrupa Kömür ve Çelik Birliği , bir de bundan önce kurulan, üye sayısı biraz daha fazla olan Kültürel ve İnsan Hakları ağırlıklı Avrupa Konseyi bulunuyor. Konsey bugünkü 12 yıldızlı bayrağı kabul ediyor. Değişik söylencelere göre 12 yıldız bütünlük ü simgeliyor. Ayrıca 12 sayısı yılın 12 ayını, saatin kadranındaki 12 yi, daire ise birliği simgelemekte. Gazeteler de aşağı yukarı bunları yazıyorlar. Aşağıda 26.02.1998 tarihli Alman Die Welt gazetesinden alınan, Thomas Pinzka imzalı, 12 yıldız ın BİR BAŞKA serüvenini anlatan bir yazıyı bilgilerinize sunuyoruz. Anlatılan olayın doğruluk derecesini bilmiyoruz, sadece yazının aracısıyız. Yazının Almancasını http://www.wansleben.de/body_sterne.html adresinden okuyabilirsiniz. Yıldız çelenek, bir adağın sonucu. Avrupa bayrağı düşüncesini bir Belçikalının kafasında 1955 yılında bir Meryem heykeli doğurdu. Ve gökte büyük bir alamet, güneşle giyinmiş ve ayakları altında ay ve başı üzerinde on iki yıldızdan tacı olan bir kadın göründü" (Yuhanna'nın Vahyi, 12:1). Berlin- O bir süreden beri birçok kamu binasında Alman bayrağının yanında asılı: Koyu mavi zemin üzerinde on iki altın sarısı yıldızlı Avrupa Bayrağı . Bu 12 yıldızın ne anlama geldiği sorulduğunda, değişik cevaplar veriliyor. Birçoklarının bu soruya cevabı bile yok, sadece omuz silkiyorlar. Başkaları, Avrupa Birliği'nin vaktiyle on iki üyeden oluştuğunu hatırlıyor ve bununla sorunun cevabını bulduklarını sanıyorlar. Fakat bu doğru değil. Bayrağın kökeni İkinci Dünya Savaşı yıllarına uzanıyor. Paul Levi adında Musevi asıllı bir Belçikalı o tarihlerde Leuven'de, Gestapo'nun karanlık bir geleceğe gönderdiği Yahudilerle dolu çok sayıda trenin kalktığını korku içinde izliyordu. İşte o an Levi, savaşa ve Nasyonal Sosyalizm'e rağmen hayatta kalacak olursa, Katolik Kilisesi ne geçeceğine yemin etti. Levi hayatta kaldı ve katolik oldu. 5 Mayıs 1949 günü Londra'da Avrupa Konseyi kuruldu ve Paul Levi, Avrupa Konseyi Kültür Şubesi'nin başkanlığına getirildi. Altı yıl sonra, 1955'te temsilciler ortak bir bayrak konusunu görüşmeye başladılar. İskandinav bayrakları örnek alınarak önerilen ve haç motifi içeren taslakların tümünü sosyalistler ideolojik ve Hıristiyanca olduğu gerekçesiyle reddettiler. Günün birinde Levi gezerken yıldız çelenkli bir Meryem heykelinin önünden geçti. Güneşin ışığı altında altın sarısı yıldızlar masmavi gökyüzünde parlamaktaydı. Levi derhal o sırada Avrupa Konseyi genel sekreterliği görevini yürüten Venedikli Hıristiyan Demokrat Kont Benvenuti'yi aradı ve mavi zemin üzerinde on iki altın sarısı yıldızı Avrupa bayrağı olarak kendisine önerdi. Benvenuti bu düşünceye bayıldı. Daha sonra teklif genel kabul gördü ve Meryem'in yıldız çelenki bugün(de) Avrupa Birliği ülkelerinin tamamını süslüyor. On iki yıldız İsrail'in on iki kabilesini (Tekvin, 37:9), dolayısıyla Tanrı'nın seçilmiş halkını simgelemektedir. Çelenk ise başarı ve zaferin sembolü olarak kadının yenilmezliğini ifade etmektedir. "Vahiy"de Yuhanna sadece bir "kadın"dan söz ediyor, fakat ona Meryem demiyor. Vahiy'de geçen "kadın" Katolik tefsirlerinde bir süre Meryem'le özdeşleştirilmişti. Vahiy kitabında bir iki bab sonra, bu kadının Mesih'i doğuracağı bildirildiğinden, onun İsa'nın annesi Meryem olması gerektiğine inanılmıştı. Ne var ki, "kadın"ın Vahiy'de (12:17) "Hıristiyanların annesi" olarak nitelenmesi, bu görüşle çelişiyor. O nedenle söz konusu "kadın"ı -bir din bilimcisinin deyimiyle- Eski ve Yeni Ahit'te geçen Tanrı Halkı nın sembolü olarak görmek daha makuldür. On iki rakamı insanlar için her zaman özel bir anlam ifade etmişti. Eski Mısırlılara göre alt dünyanın on iki kapısı vardı. Yunan mitolojisinde Herakles on iki ödev yapmak zorundaydı; Romalılar hukuk düzenlerini on iki levha üzerinde yazılı bir yasaya dayandırmışlardı. İsa, İncil'lerde adı geçen "on iki havari"sini yandaşları arasından seçerken İsrail'in Eski Ahit'e bahsi geçen on iki kabilesine dayanıyordu (atıfta bulunuyordu). Bunun dışında Vahiy kitabında Kudüs, Tanrı'nın kemale ermiş halkının yurdu olarak nitelenir: "Şehrin on iki kapısı ve üzerlerinde on iki melek bulunan büyük ve yüksek duvarları var. Kapıların üzerinde isimler yazılı: İsrail kabilelerinden on iki oğulun adları...Şehir duvarının on iki temeli var, onların üzerinde Kuzu'nun (İsa) on iki havarisinin adları bulunmakta". Burada da Eski Ahit'in İsrail kabileleriyle Yeni Ahit'in on iki havarisi arasında bir bağlantı görülmekte. "On iki"nin bir başka anlamı, onun üç ün ve dört ün türevi olmasında yatmaktadır. "Üç", Tanrı'nın Baba, Oğul ve Ruh'taki üçlüğünü; dört ise, dört yönü sembolize etmektedir. Thomas Pinzka Kaynak: Die Welt, 26.02.98 |
Katılım Ortaklığı Belgesi Kısa Vadeli Öncelikler (2001) Siyasi Ölçütler * Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 10. maddesi doğrultusunda, ifade özgürlüğü hakkı için Yasal ve anayasal güvenceleri güçlendirmek. Bu bağlamda şiddet içermeyen görüşlerini açıklamaktan hapis cezası verilen kişilerin durumuna işaret etmek. * Dernek kurma özgürlüğü ve barışçıl toplantı hakkı ve sivil toplumun gelişmesini cesaretlendirmek için yasal ve anayasal güvenceleri güçlendirmek. * İşkence uygulamalarına karşı mücadeleyi pekiştirmek için yasal hükümleri güçlendirmek ve bu yönde gereken bütün tedbirleri almak ve Avrupa İşkenceyi Önleme Sözleşmesine uyumu sağlamak. * Mahkeme öncesi gözaltı ile ilgili yasal uygulamaları (prosedürleri), Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi hükümleri ve İşkenceyi Önleme Komitesi tavsiyeleri doğrultusunda daha fazla uyumlulaştırmak. * Her türlü insan haklari ihlaline karşı hukuki islah olanaklarınını güçlendirilmesi * Diğer ülkeler ve uluslararası örgütlerle işbirliği içinde kanun uygulayıcı yetkililerin insan hakları konusunda yoğun olarak eğitimi. * Yargının - Devlet Güvenlik Mahkemeleri de dahil olmak üzere - işleyiş ve etkinliğini uluslararası standartlara uygun olarak iyileştirmek. Özellikle, hakim ve savcıların Avrupa Birliği mevzuatı - insan hakları alanı dahil olmak üzere - eğitimlerini güçlendirmek. * Ölüm cezası ile ilgili fiili moratoryumun devam etmesi. * Türk vatandaşlarının kendi anadillerinde televizyon ve radyo yayını yapmalarını yasaklayan her türlü yasal hükmün kaldırılması. * Bütün vatandaşların ekonomik, sosyal ve kültürel olanaklarını artırıcı bir bakış açısıyla, bölgesel dengesizliklerin azaltılmasına yönelik, ve özellikle Güneydoğudaki durumun iyileştirilmesi için kapsamlı bir yaklaşım geliştirmek. * Siyasi diyalog bağlamında Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği'nin Kıbrıs sorununa kapsamlı bir çözüm bulma sürecinin başarılı bir biçimde sonuçlanması yolunda gösterdiği çabalara güçlü destek vermek . Ekonomik Ölçütler * Özellikle kamu harcamalarının denetim altına alınmasına ilişkin olarak IMF ve Dünya Bankası ile üzerinde mutabık kalınan hali hazırdaki enflasyonla mücadele ve yapısal reform programının uygulanmasının sağlanması. * Saydamlığın ve izlemenin güvenceye alınması amacına yönelik olarak mali sektör reformunun uygulanmasına süratle başlanması. * AB usulleri ve Katılım Öncesi Ekonomik Programın (KÖEP) sunulması ile uyumlu olmak üzere, yıllık mali durum bildirimini içeren bir katılım öncesi mali izleme yöntemi hazırlanması. Katılım Öncesi Ekonomik Programın (KÖEP). KÖEP, ülkenin kapsamlı bir ekonomik program yoluyla AB'ye katılıma hazırlanması amaçlamaktadır. * Tarımsal reformların sürdürülmesi. * Sosyal unsur dikkate alınarak devlet işletmelerinin özelleştirilmesine devam edilmesi. İç Pazar * Fikri ve sınai haklar: Fikri haklar mevzuatı uyumuna devam edilmesi ve korsanlıkla mücadelenin güçlendirilmesi. * Malların serbest dolaşımı: Avrupa standartları, belgelendirme ve uygunluk değerlendirmesi ve markalama konularında uyumun hızlandırılması; mevcut piyasa izleme ve değerlendirme yapılarının teçhizat ve eğitim ile desteklenerek güçlendirilmeye başlanması; Yeni ve Küresel Yaklaşım ilkelerinin iç hukuka aktarılmasını sağlayacak belirli sektörlere (gıda, ilaç, kozmetik, tekstil) ve çerçeve mevzuata ilişkin çalışmaların hızlandırılması ve uygun idari yapılar oluşturulması; ticaret önündeki teknik engelerin kaldırılması. * Rekabet: Saydamlık ve devlet yardımının düzenli takibinin sağlanmasına temel teşkil etmek için devlet yardımının kontrolü konusundaki sorumluluğu belirtecek mevzuatın kabulü, * Kamu alımları: Özellikle alım sisteminin daha saydam ve hesap verebilir hale getirilerek Topluluk müktesebatı ile uyumua başlanması. Vergilendirme * Özellikle oranlar, işlem muafiyeti kapsamı, vergilendirme kapsamı ve vergi yapısı olmak üzere tüketim vergileri ve KDV konularında uyuma başlanması; yeni vergi önlemlerinin Kurumlar Vergisi İşleyiş Prensipleri ile uyumlu olmasının güvenceye alınması ve ayrımcı önlemlerin elenmesi. * Ulusal mevzuatın AB müktesabatı ile uyumuna başlanması. Tarım * İşleyen bir tapu kayıt sisteminin, hayvan tanımlama sistemlerinin ve bitki geçiş izin sistemlerinin geliştirilmesi ve tarımsal piyasaların izlenmesi, yapısal ve kırsal gelişime yönelik önlemlerin uygulanması amacıyla idari yapıların iyileştirilmesi. * Hayvan ve bitki hastalıkları ile mücadele mevzuatı uyumu öncelikli olmak üzere, hayvan ve bitki sağlığı konusundaki Topluluk mevzuatı için uygun bir uyum stratejisi oluşturulması ve özellikle laboratuvar testlerine, kontrol düzenlemelerine ve kuruluşlarına mahsus uygulama kapasitesinin artırılması. Balıkçılık * Balıkçılık kaynaklarının kullanımı, piyasa ve yapısal gelişmelerin bir kaynak yönetimi politikası ile izlenmesi, denetim ve kontrol önlemleri ve balıkçılık filosu sicilinin iyileştirilmesi için idari yapıların oluşturulması. Taşımacılık * Taşımacılık alanındaki AB müktesabatının iç hukuka yansıtılması için bir program kabul edilmesi. * Denizcilik güvenlik standartlarına ilişkin mevzuatın uyumuna başlanması ve güvenlik standartlarının uygulanması. * Sınıflandırma kuruluşlarının izlenmesi ve Türk bandıra sicilinin performansının artırılması konularında deniz taşımacılığı için bir eylem planının kabul edilmesi. * Denizcilik idaresinin, özellikle devlet bandıra denetiminin, güçlendirilmeye başlanması. İstatistik * Özellikle nüfus ve sosyal istatistikler, bölgesel istatistikler, iş istatistikleri, dış ticaret ve tarım istatistikleri olmak üzere istatistiklerin daha fazla geliştirilmesi için bir strateji benimsenmesi. * Ticari kayıtların AB standartları ile aynı düzeye getirilmesi. İstihdam ve Sosyal Konular * AB müktesabatı ile uyum için bir strateji ve ayrıntılı bir program benimsenmesi. * Çocuk işgücü sorunu ile mücadele için yapılan çabaların daha güçlendirilmesi. * Diğerlerinin yanı sıra, sendikal haklara saygı duyulması ve sendikal eylemler üzerindeki kısıtlayıcı hükümlerin kaldırılarak etken ve özerk sosyal diyalog için gerekli koşulların güvenceye alınması. * AB müktesabatının geliştirilmesi ve uygulanmasına yönelik sosyal ortakların kapasite oluşturma çalışmalarının desteklenmesi. Enerji * Enerji sektöründeki AB müktesabatının kabulü için bir programın uygulamaya konması. * Elektrik ve gaz sektörleri için bağımsız bir düzenleyici kurum oluşturulması: bu kurumun görevlerini etkin bir biçimde yapmasını sağlayacak yetki ve araçların verilmesi. * Başta elektrik ve gaz yönergeleri ile piyasaların açılması olmak üzere, iç enerji piyasasının kuruluşuna yönelik hazırlıkların yapılması. Telekomünikasyon * Ruhsatlandırma, karşılıklı bağlantı ve evrensel hizmet alanlarında AB müktesabatı ile uyumun sağlanması; serbestleştirme ihtiyaçlarının daha da irdelenmesi; * Bağımsız düzenleyici kurumun kapasite oluşturmasının güçlendirilmesi, bir başka deyişle mevzuatı uygulama yeteneğinin güçlendirilmesi. Bölgesel politika ve yapısal araçların eşgüdümü * Topluluk kurallarına uygun bir NUTs sınıflandırmasının hazırlanması. * Etkili bir bölgesel politikanın geliştirilmesi için bir strateji benimsenmesi. * Türkiye'nin planlama sürecinde projelerin seçiminde bölgesel politika ölçütlerini kullanıma başlaması. Kültür ve Görsel-İşitsel Sektör Politikası * Özellikle Sınırsız Televizyon Yönergesi ile ilgili olmak üzere, görsel-işitsel politika alandaki mevzuatın uyumuna başlanması. Çevre * Müktesabatın uyumu için ayrıntılı yönerge özelinde bir programın kabulü. * Çevresel Etki Değerlendirme yönergesinin yasalaştırılması. * Her yıl için gerçekçi kamu ve özel sektör finansman kaynakları ile uyum maliyeti tahminlerine dayanan yatırımların finansmanı konusunda bir plan geliştirilmesi (yönerge özelinde). Adalet ve içişleri * Adalet ve içişleri alanında Avrupa Birliğindeki mevzuat ve uygulamalar konularında bilgilendirme ve bilinçlendirme programları geliştirilmesi. * Organize suçlar, uyuşturucu ticareti ve yolsuzlukla mücadelenin iyileştirilmesi ve kara para aklama ile mücadele için kapasitesinin güçlendirilmesi. Gümrükler * Serbest bölgeler ile ilgili mevzuatın uyumuna devam edilmesi ve yeni Gümrük Kanunu ve uygulama hükümlerinin uygulanmasının güvenceye alınması. İdari ve adli kapasitenin pekiştirilmesi * Kamu idaresinin müktesabatı yürürlüğe koyma ve yönetme kapasitesinin, özellikle eğitim yoluyla ve yasadışı göçün ve insan ve uyuşturucu ticaretinin önlenmesine yönelik etkin sınır denetiminin geliştirilmesi dahil olmak üzere ilgili bakanlıklar arasında uygun koordinasyon yoluyla iyileştirilmesi. * İlgili idari kurumların güçlendirilmesi dahil kamu idaresinin modernizasyonunun hızlandırılması. * Mali kontrol işlevlerinin güçlendirilmesi, gümrüklerin verimliliğinin artırılması, vergi idarisinin modernize edilmesi ve kaçakçılıkla mücadele kapasitesinin artırılması; sınırlarda yapılan hayvan ve bitki sağlığı denetimlerinin güçlendirilmesi, gıda denetim idaresinin yeniden yapılandırılması ve kalitesinin iyileştirilmesi, adli sistemin işlerliğinin geliştirilmesi ve Topluluk hukuku ve uygulaması konularında yargı mensuplarının eğitiminin daha fazla teşvik edilmesi. * Program yönetimi için hukuki, idari ve bütçe çerçevesinin kabulü (denetim elkitabı ve denetim takibi). ORTA VADELİ ÖNCELİKLER Siyasi ölçütler * Hiçbir ayırıma tabi tutulmaksızın ve dil, ırk, renk, cinsiyet, politik düşünce, felsefi inanç veya dinlerine bakılmaksızın tüm bireylerin bütün insan hakları ve temel özgürlüklerden tam olarak yararlanmalarının güvence altına alınması. Düşünce, vicdan ve din özgürlüklerinden yararlanma koşullarının daha da geliştirilmesi. * Türk Anayasasının ve diğer ilgili mevzuatın, bütün Türk vatandaşlarının hak ve özgürlüklerini Avrupa İnsan Haklarının Korunması Sözleşmesinde belirtildiği gibi güvence altına alan bir bakış açısıyla, tekrar gözden geçirilmesi ve bu tür yasal reformların uygulanmasının ve Avrupa Birliği Üye Devletlerinin uygulamalarıyla uyumun sağlanması. * Ölüm cezasının kaldırılması, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6 No.lu Protokolü'nün imzalanması ve onaylanması. * Uluslararası Medenî ve Siyasî Haklar Sözleşmesi ve tercihli Protokolü'nün, ve Uluslararası Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi'nin onaylanması. * Cezaevlerindeki gözaltı koşullarının Birleşmiş Milletler Hükümlü ve Tutukluların Muamelesinde Gözetilecek Standard Asgari Kurallar ve diğer uluslararası normlara uygun hale gelecek şekilde düzeltilmesi. * Milli Güvenlik Kurulunun hükümete bir danışma organı niteliğindeki Anayasal rolünün Avrupa Birliği üye ülkelerinin uygulamalarına uyumlulaştırılması. * Güneydoğu'da halen devam etmekte olan Olağanüstü Hal'in kaldırılması. * Kültürel çeşitliliğin sağlanması ve kökenlerine bakılmaksızın tüm vatandaşların kültürel haklarının güvence altına alınması. Bu hakların kullanılmasını engelleyen her türlü yasal hüküm - eğitim alanındakiler de dahil olmak üzere - kaldırılmalıdır. Ekonomik ölçütler * Özelleştirme sürecinin tamamlanması. * Tarım ve mali sektör reformlarının tamamlanması. * Emeklilik ve sosyal güvenlik sisteminin sürdürülebilirliğinin güvenceye alınması. * Genç kuşağa ve dezavantajlı bölgelere özel önem verilerek genel eğitim ve sağlık düzeyinin yükseltilmesinin sağlanması. İç pazar * Malların serbest dolaşımı: AB müktesebatı ile uyumun tamamlanması; Avrupa standartları ile uyumun tamamlanması; mevcut belgelendirme, piyasa denetimi ve uygunluk denetimi yapılarının güçlendirilmesinin tamalanması. * Şirketler hukuku: AB müktesabatı ile bağdaşmanın tamamlanması. * Verilerin korunması: mevzuat uyumu ve uygulamanın tamamlanması. * Sermayenin serbest dolaşımı: Özellikle yabancı yatırımcılar için kısıtlamaların kaldırılarak uyumun tamamlanması. * Rekabet: bölgesel yardım projeleri dahil olmak üzere devlet yardımlarına ilişkin AB müktesabatı ile uyumun tamamlanması ve tekeller ve özel haklardan yararlanan şirketler ile ilgili mevzuatın uyumu. * Kamu ihaleleri: AB müktesabatı ile uyumun tamamlanması; etkin uygulamanın güvenceye alınması. Vergilendirme * Ulusal mevzuatın AB müktesabatı ile uyumunun tamamlanması. Tarım * Tarımsal ve kırsal gelişme politikalarında müktesabat için hazırlıkların tamamlanması. * Gıda işleme kuruluşlarının (et, süt işleme tesisleri) AB hijyen ve halk Sağlığı standartlarına uyacak şekilde modernizasyonu ve test ve teşhis tesislerinin daha fazla kurulması. Balıkçılık * Ortak balıkçılık politikasının yürürlüğe konması ve uygulanmasına ilişkin kapasite geliştirilmesinin tamamlanması. * Türkiye'deki balıkçılık ürünülerinin toplam kalite standartları ve güvenliğinin geliştirilmesine devam edilmesi. Taşımacılık * Kara taşımacılığı (piyasaya giriş, yol güvenliği, tehlikeli maddeler kuralları ve vergilendirme), demir yolları, hava taşımacılığı (özellikle hava güvenliği ve hava trafiği yönetimi) ve iç su yollarına (tekneler için teknik gerekler) mevzuatılarına ilişkin uyumun tamamlanması. * Denizcilik güvenliği başta olmak üzere taşımacılık mevzuatının etkin biçimde yürürlüğe konması ve uygulanmasının sağlanması. * Türk ticaret filosunun (özellikle denizcilik ve kara taşımacılığı) İç Pazarla tam bütünleşmesini sağlayacak teknik normlar için hazırlanması. * [Kıbrıs'ın ticaretinde kullanılan gemiler ile Kıbrıs bandıralı gemiler üzerindeki kısıtlamaların kaldırılması.] Ekonomik ve Parasal Birlik * Merkez Bankası kanununun Avrupa Merkez Bankaları Sistemi'ne (ESCB) katılımı mümkün kılacak şekilde değiştirilmesi. * Merkez Bankasının hükümetten bağımsızlaştırılmasının tamamlanması. İstatistikler * Özellikle GSYİH tahmini, uyumlaştırılmış tüketici fiyat endeksleri, kısa vadeli göstergeler, sosyal istatistikler, ticaret sicili ve ödemeler dengesi alanlarında AB ile uyumlu istatistiksel yöntem ve uygulamaların kabulü. * Makroekonomik istatistiklerin istatik alanındaki müktesabat ile daha fazla uyumu. * Personelin yeterli eğitiminin sağlanması ve idari kapasitenin geliştirilmesi. İstihdam ve sosyal işler * Kadınlara karşı ayrımcılığın geride kalan biçimleri ile cinsiyet, ırk veya etnik köken, din veya inanç, sakatlık, yaş veya cinsi yönelim temelindeki her türlü ayrımcılığın kaldırılması. * İş hukuku, kadın ve erkeklere eşit muamele, mesleki sağlık ve güvenlik ve halk sağlığı alanlarındaki AB mevzuatının iç hukuka aktarılması, ilgili idari yapılar ve sosyal güvenliğin eşgüdümü için gerekli olan yapıların güçlendirilmesi. * Sosyal politika ve ve istihdam alanındaki AB müktesabatının etkin biçimde yürürlüğe konmasının ve uygulanmasının sağlanması. * Ortak istihdam incelemesinin başlatılması da dahil olmak üzere, ileride Avrupa İstihdam Stratejisine katılım perspektifi ile ulusal istihdam stratejisinin hazırlanması ve bu bağlamda, özellikle devam eden ve hızlanan yapısal değişimin etkisi olmak üzere, işgücü piyasası ve sosyal gelişmeleri izleme kapasitesinin geliştirilmesi. * Özellikle sosyal güvenlik sisteminin mali açıdan sürdürülebilir hale getirilmesi gözetilerek yeniden yapılanması yoluyla sosyal korumanın daha da geliştirilmesi ve sosyal güvenlik ağının güçlendirilmesi. Enerji * Enerji kuruluşlarının yeniden yapılandırılması ve muhtelif sektörlere girişin daha da serbestleştirilmesi; idari ve düzenleyici yapıların güçlendirilmesi. * Petrol stoklarının izlenmesi ve kontroluyla görevli kuruluşun güçlendirilmesi. * Ulusal mevzuatın enerji sektöründeki AB müktesabatına uyumunun tamamlanması. Telekomünikasyon * Topluluk mevzuatının iç hukuka yansıtılmasının tamamlanması. * Tüm iletişim sektörü için kapsamlı bir politikanın geliştirilmesi. Bölgeler politikası ve yapısal araçların koordinasyonu * Birden çok yılı kapsayan bütçe hazırlama usulleri ve değerlendirmenin izlenmesini sağlayan yapıların kurulması da dahil olmak üzere, ülke içi farklılıklarının azaltılmasına yönelik ulusal bir politikanın geliştirilmesi. Kültür ve görsel-işitsel iletişim politikası * Görsel-işitsel iletişim mevzuatının uyumunun tamamlanması ve bağımsız televizyon/radyo düzenleyici kurum kapasitelerinin güçlendirilmesi. Çevre * Kurumsal, idari ve izleme kapasitesinin çevrenin korunmasını güvence altına alacak şekilde güçlendirilirken, özellikle çerçeve mevzuatın ve sektör mevzuatının geliştirilmesi yoluyla AB'nin çevre konusudaki müktesabatının yürürlüğe konması ve uygulanması. * Mevzuatın, özellikle çerçeve mevzuat ve yatay mevzuat ile doğa korunması, su kalitesinin korunması ve atık yönetimi konularındaki mevzuatın, özel önem ile uygulanması; bir atık yönetimi stratejisinin uygulanması. * İzleme ağları ve izin usullerinin yanı sıra veri toplama dahil çevre müfettişlikleri kurulması. * Bütün diğer sektörel politikaların tanım ve uygulamasının sürdürelebilir gelişme ilkeleri ile bütünleştirilmesi. * Çevresel Etki Değerlendirme yönergesinin yürürlüğe konması ve uygulanması. Gümrükler * Serbest bölgeler, çift kullanımlı mallar ve teknolojiler, uyuşturucu üretiminde kullanılan maddeler (precursors) sahte ve krosan mallar başta olmak üzere mevzuat uyumunun tamalanması. Adalet ve içişleri * Topluluk Hukuku ile adalet ve içişleri alanlarında AB müktesabatı uygulamaları konularında eğitim programları geliştirilmesi. * Özellikle polisin hesap verme sorumluluğunun güvenceye alınmasına yönelik olarak adalet ve içişleri kurumlarının daha da geliştirilmesi ve güçlendirilmesi. * Schengen Bilgi Sistemi ve Europol'a tam olarak katılımın mümkün olması için veri koruma alanındaki AB müktesabatının kabulü; * Vize mevzuatı ve uygulamasının AB mevzuatına uygun hale getirilmesine başlanması. * Yasadışı göçün önlenmesine yönelik olarak, göç konusundaki AB müktesabatının ve eylemlerinin (kabul, yeniden kabul, sınır dışı etme) kabul edilmesi ve uygulanması. * Sınır yönetiminin güçlendirilmeye devam edilmesi ve Schengen Sözleşmesinin tam olarak uygulanması için hazırlık yapılması. * İltica konusundaki 1951 tarihli Cenevre Sözleşmesine konulan coğrafi çekincenin kaldırılması ve mülteciler için konaklama tesisleri ve sosyal destek mekanizmaları geliştirilmesi. * Yolsuzluk, uyuşturucuyla mücadele, organize suçlar, kara para aklanması ve ceza hukuku ve medeni hukuk alanlarında adli işbirliği konularında AB müktesabatının kabulü ve uygulanması; bu alanlardaki uluslararası işbirliğinin daha da yoğunlaştırılması. İdari ve adli kapasitenin güçlendirilmesi * AB politikalarının verimli yönetiminin sağlanması için, sınır yönetiminin güçlendirilmesi ve Schengen Sözleşmesinin tam olarak uygulanmasına hazırlık dahil olmak üzere kamu idaresinin modernizasyonuna yönelik reformun tamamlanması. * İç ve bağımsız mali kontrol için yasal çerçevenin tamamlanması; iç denetim/kontrol işlevlerinin uyumu için hükümet içinde merkezi bir kuruluşun kurulmasının tamamlanması; harcama merkezlerinde iç denetim/kontrol ünitelerinin kuruluşunun tamamlanması; ulusal iç hesap kontrolörleri/denetçileri için merkezi ve yerel düzeyde ve öncel (ex-ante) mali denetim düzeyinde "işlevsel bağımsızlığın" sonuçlandırılması; AB fonlarının kontrolu için bir denetim elkitabı hazırlanması ve hesap denetimi takibi geliştirilmesi. * Bölgesel reformunun tamamlanarak bölge ve belediye yönetimi kavramlarının geliştirilmesi. * Bölgesel düzeyde işler yapıların oluşturulması ve bölgesel gelişmeyle ilgili mevcut idari yapıların güçlendirilmesi. |
AB Ciddiyet Düzeyi AB Ciddiyet Düzeyi Türkiye'ye son bir yıl içinde AB'ye üyelik hayali karşılığında imzalatılan bir dizi AB belgesi var. Örneğin: İlerleme Raporu, Etki Raporu, Tavsiye Raporu, 17 Aralık Kararları, Ortak Tutum Belgesi, Uyum Protokolü, Deklarasyon, Karşı Deklarasyon, Müzakere Çerçeve Belgesi... Hepsini toplasanız aslında 200 sayfayı bulmaz... Bu belgeler vuruşmadan kaybedilmiş bir savaşın teslim anlaşmasıdır. Önümüzdeki 10 yılda hiçbir şey almadan vereceklerimizi kapsamaktadır. Türkiye'nin tam üyelik yolunu tıkamakta, buna karşılık Kıbrıs Rumlarını tanı, KKTC'yi tanımaktan vazgeç, ruhban okulunu aç, Güneydoğu'nun ekonomik durumunu iyileştir, ordunun etkisini azalt gibi kesin koşullar öne sürmektedir. Çok ilginç ve vahim olan... Bir vatandaş hatta bir milletvekilinin ne kadar araştırsa bu belgelere ulaşamamasıdır. Türkiye'nin geleceğini belirleyen belgeleri toplu olarak bulacağınız bir internet sitesi yoktur. Ne Dışişleri Bakanlığı ne AB Bilgi Merkezi ne AB ile ilgili diğer kuruluşlarda bu belgeleri toplu halde bulamazsınız. Kimi belgenin sadece İngilizcesi vardır. Kimisinin İngilizcesi de ortada yoktur. Arkadaşımız Fahrettin Fidan, dün TBMM'de basınla sohbet toplantısı düzenleyen AKP Grup Başkan Vekili Eyüp Fatsa'ya: - Hükümetinizin AB ile imzaladığı Ek Protokol'de neler olduğunu, ne sözlerin verildiğini 25 AB üyesi ülke biliyor... Onların milletvekilleri biliyor... Bilmeyen bir tek bizim halkımız ve milletvekillerimiz. Ne diyorsunuz buna?" diye sorunca şu zarif yanıt geldi: - Bizde gizli kapaklı hiçbir şey olmaz arkadaşım. - Peki, örneğin siz... Ek Protokol'ü okudunuz mu? İçinde ne olduğunu biliyor musunuz? Fatsa, bir süre düşündükten sonra ağzından şu sözler çıktı; - Eee, biz de bir şeyler biliyoruz herhalde! Ne biliyor, nereden biliyor derseniz. Meçhul. Çünkü Ek Protokol'ü arasa da bulamaz. Türkiye zavallı duruma düşürmüştür kendini. Melih Asik |
Daha açık nasıl söylesin? Bu Valeri Jiskardesten i (Valery Giscard d Estaing) iyice dinlememiz gerekiyor. AB içinde önemli bir kişi... AB Konvansiyonu nun başkanı... AB nin geleceğinin nasıl olacağını planlayan kurulun başkanı... Konvansiyonun projesine göre AB Tek Devlet durumuna gelecek. Tek başkan, tek meclis, tek devlet yapısı... Diyor ki V. G: Türkiye kültür ve yaşama biçimi olarak bir Avrupa ülkesi değildir. Türkiye nin üyeliğini savunanlar (ABD ve İngiltere) zaten AB ye karşıdırlar... Türkiye gelecekte AB ye üye alınamaz... AB ülkeleri Türkiye nin AB ye üyeliğine karşıdırlar, ama açıkça söylemiyorlar... Bay Jiskardesten buna benzer sözleri daha önce de söylemişti: Türkiye ye gerçek durum söylenmiyor. Türkiye nin adaylığını kabul edelim diyenlerin gerçek eğilimi, Türkiye nin AB ye asla üye olmayacağı yönünde. Onların Türkiye ile ilişkilerini başından beri dürüstlük ve vekar içinde sürdürmediklerini görüyorum... Avrupalı yöneticilerin büyük bölümü Türkiye nin bu projede yerinin olmadığını biliyorlar ve bir araya geldiklerinde kendi aralarında bunu dile getiriyorlar. Katılımı halinde Türkiye birliğin ikinci büyük ülkesi olacak. Bu bile durumun yarattığı çelişkiyi gözler önüne seriyor... Yunanistan bu fırsatı ikili sorunları çözmek için kullandı. Daha ne desin V.G.... Gerçekte birçok AB yetkilisinin benzer sözleri çok. Türkiye de herkesin artık bilmesi gereken gerçek budur. AB projesinin hiçbir safhasında Türkiye nin yeri yoktur. Varmış gibi davranmak ise Türkiye ye itibar ve zaman kaybettirmekten başka hiçbir işe yaramaz. Türkiye yi yönetenler ve yöneltenler, gerçekten içtenlikli iseler artık bu rüyadan uyanmalıdırlar. Türkiye yi uyutmak isteyenlerin oyunları bozulmalıdır. Türkiye kamuoyu, üzerindeki ağır baskıdan gecikmeden kurtulmalıdır. Ağır baskıyı uygulayan güçler aslında kağıttan kaplanlardır. Ağırlıkları kağıtları kadardır. Bunlar AB projesi içinde Türkiye nin olmadığını bilmez değildirler. Baskılarının amacı Türkiye yi AB nin üyesi değil, uydusu yapmaktır. Çünkü onların çıkarlarına ve yapay dünyalarına uygun olan budur. Bu bir kirli oyundur ve bu oyun bozulmalıdır. |
Türkiye'nin çevresi AB'yi korkutuyor Avrupa Birliği Komisyonu tarafından yayınlanan 2005 Yılı İlerleme Raporu nda, Türkiye nin çevre konusunda bir hayli sorunlar yaşadığı tespit edildi. AB müktesebatına uyumda Türkiye için en zor birkaç başlık arasında sayılan çevre de durum, Çevreyle ilgili müktesebatın iç hukuka aktarımının genel düzeyi düşüktür. sözleriyle özetlendi. AB Komisyonu, Türkiye nin bu konuda yalnızca atık yönetimi, doğanın korunması ve gürültü alanında bazı ilerlemeler sağladığını tespit etti. Komisyon, Türkiye den, AB nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler ve müktesebatta yer alan sınır aşan sorunlara özel önem vermesini istedi. İlerleme Raporu nda, Türkiye nin çevrenin korunması gereksinimlerini tüm diğer politikaların tanımlanmaları ve uygulanmaları ile bütünleştirmesi gerekmektedir. Ayrıca, idari kapasiteyle çevre politikalarının uygulanmasına müdahil kurumlar arasındaki eşgüdümü sağlayan mekanizmaların güçlendirilmesine özel önem verilmesi gerekmektedir. denildi. Rapor, çevre müktesebatının uygulanmasının temini için önemli ölçüde yatırım yapılması gerektiğini bir kez daha aktardı ve Bu bağlamda, bütün yeni yatırım projelerinin AB çevre müktesebatı ile uyumlu olması gerektiğinin altı çizilmelidir. uyarısında bulundu. Türk uzmanlar, söz konusu yatırım miktarını 50-60 milyar Euro olarak hesaplıyor. |
AB ve 3 Ekim |
Türkiye'nin Ulusal Programı 12 Aralık 2002 (Resmi Gazete Tarihi: 24 Mart 2001 Sayısı: 24352) “Avrupa Birliği Müktesebatının Üstlenilmesine İlişkin Türkiye Ulusal Programı” ile “Avrupa Birliği Müktesebatının Üstlenilmesine İlişkin Türkiye Ulusal Programının Uygulanması, Koordinasyonu ve İzlenmesine Dair Karar”ın kabulü; Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcılığı’nın 15 Mart 2001 tarihli ve 293 sayılı yazısı üzerine, Bakanlar Kurulu’nca 19 Mart 2001 tarihinde kararlaştırılmıştır. GENEL İLKELER Madde 1- “Avrupa Birliği Müktesebatının Üstlenilmesine İlişkin Türkiye Ulusal Programı” Türkiye’nin Avrupa Birliğine tam üyelik süreci içinde kısa ve orta vadede gerçekleştirilmesi öngörülen çalışmaları kapsamaktadır. Söz konusu Program, bu alanda yapılabilecek çalışmaların genel çerçevesini çizen yönlendirici bir nitelik taşımaktadır. Madde 2- Tüm kamu kurum ve kuruluşlarının, Ulusal Programda yer alan çalışmaları zamanında ve öngörülen hedefler doğrultusunda gerçekleştirmeleri esastır.Ulusal Program, Türkiye’nin ihtiyaç ve öncelikleri, yıllık gerçekleşmeler, Katılım Ortaklığı Belgesi ve İlerleme Raporları da dikkate alınarak gerektiğinde güncelleştirilecektir. Madde 3- Kamu kurum ve kuruluşları, AB müktesebatının ulusal mevzuata aktarılması ve uygulanması için gerekli idari düzenlemeleri ve personelin hizmet-içi eğitimini yapacaklardır. Ulusal Programın uygulanması ile ilgili olarak, uyum ve gerekli idari düzenlemeler için ihtiyaç duyulan finansman gereksinimlerini, bütçe ve AB kaynakları olmak üzere belirleyeceklerdir. Madde 4- Kamu kurum ve kuruluşları, Ulusal Programın uygulanması nedeniyle duyacakları finansman ihtiyacı için, Ulusal Program öncelikleri açısından Avrupa Birliği Genel Sekreterliğinin uygun görüşüyle, yatırımlar için Devlet Planlama Teşkilatına, cari ve transfer harcamaları için Maliye Bakanlığına müracaat edeceklerdir. Maliye Bakanlığı ve Devlet Planlama Teşkilatı kurumların bu tür taleplerini öncelikle karşılayacaktır. Madde 5- Kamu kurum ve kuruluşlarınca AB müktesebatına uyum sürecinde ihtiyaç duyulacak tercüme hizmetlerinin koordinasyonuna yönelik olarak Avrupa Birliği Genel Sekreterliğinde bir tercüme hizmetleri merkezi oluşturulacaktır. Bunun için Avrupa Birliği Genel Sekreterliğine gerekli kaynaklar sağlanacaktır. Bu altyapı kamu kurum ve kuruluşlarının AB müktesebatına uyum amacıyla hazırlayacakları yasa tasarılarının ve AB mevzuatının tercümesine katkıda bulunabilecektir. ULUSAL PROGRAMIN KOORDİNASYONU Madde 6- Ulusal Programın uygulanmasına ilişkin koordinasyon Avrupa Birliği Genel Sekreterliği tarafından sağlanacaktır. Kamu kurum ve kuruluşları bu koordinasyonun yürütülmesi için Avrupa Birliği Genel Sekreterliğine gerekli bilgi akışını sağlayacaklardır. Madde 7- Kamu kurum ve kuruluşları AB müktesebatına uyum çerçevesinde görev alanlarına giren konuların etkin bir biçimde yürütülmesini ve karar alma süreçlerinde AB boyutunun da dikkate alınmasını sağlamak için mevcut idari yapıları içinde gerekli düzenlemeleri yapacaklardır. Madde 8- Kamu kurum ve kuruluşlarınca, mevcut yasalarda değişiklik yapılmasının veya yeni yasa çıkarılmasının öngörülmesi halinde, yasa tasarıları, Avrupa Birliği Genel Sekreterliği koordinasyonunda AB müktesebatına uyum açısından da önceden incelenecektir. ULUSAL PROGRAMIN İZLENMESİ Madde 9- Ulusal Programın Bakanlar Kurulunca kabulü ardından, Programda yer alan hukuki, idari ve kurumsal düzenlemelere ait tedbirlere ilişkin gerçekleşmeler, ilgili kamu kurum ve kuruluşları tarafından yılda dört defa, üç aylık dönemler itibarıyla dönem sonunu izleyen 15 gün içinde Avrupa Birliği Genel Sekreterliğine iletilecektir. |
AB : Terörün SorumLusu PKK Avrupa Komisyonu üyelerinin özel kalem müdürleri, Güneydoğu’daki olayların nedeninin terör örgütü PKK olarak gösterilmesini kararlaştırdı. Avrupa Komisyonu üyelerinin özel kalem müdürleri, resmen 9 Kasım’da yayınlanacak Türkiye’nin ilerleme raporuyla katılım ortaklığı belgesini ele aldılar. Toplantıda, ilerleme raporunda Güneydoğu’daki olayların nedeninin terör örgütü PKK olarak gösterilmesi kararlaştırıldı. Avrupa Komisyonu, Türkiye’nin ilerleme raporunda yer alması amacıyla gönderdiği ek raporu dikkate almayı kararlaştırdı. Şemdinli’de meydana gelen son patlama olaylarının ardından Avrupa Komisyonu ilerleme raporunda Güneydoğu’da yaşanan gerginliklerin nedenini bölücü terör örgütü PKK olarak gösterecek ve bu çerçevede AB’nin terör örgütleri listesinde yer alan PKK’yı kınayacak. ALEVİLİK DERS KİTAPLARINDA Bununla birlikte Alevilik ile ilgili olarak bilgilerin 2005-2006 yılının ders kitaplarında yer almasına ilişkin çalışmalara da yer verilecek. Ankara’nın Ermeni Ortodoks Kilisesi’ne resmi statü verilmesine yönelik olarak yapılan yasa çalışmaları da ilerlme raporlarında yerini bulacak. Malatya’daki Çocuk Yurdu’nda yaşanan şiddet olayları da raporun olumsuz gelişmeler hanesine eklenecek. KATILIM ORTAKLIĞI BELGESİ Bu arada, Katılım Ortaklığı Belgesi de özel kalem müdürleri tarafından ele alınan bir başka belge oldu. Patrikhane, Heybeliada Ruhban Okulu, İstanbul, Bozcaada ve Gökçeada’daki Rumların hakları ile ilgili olarak Türkiye’nin köklü politika değişikliğinde bulunması gerektiğine ilişkin ifadeler ise prensipte kabul edildi. Ancak Rum kesiminin kısa vadede, Ankara’nın Rum kesimini tanıması gerektiğine ilişkin ifadelere bir kez daha yer verilmedi. Özel kalem müdürleri, pazartesi günü bir kez daha bir araya gelecekler. SCHRÖDER’DEN DEĞERLENDİRME Almanya Başbakanı Gerhard Schröder, Avrupa Birliği’nin Türkiye ile ilgili kararının vaat edildiği için değil, bir kazanç olduğu için alındığını söyledi. Almanya Başbakanı Schröder, Türkiye’nin AB üyeliği konusunda alınan kararla ilgili olarak, “Türkiye gibi radikal dinci olmayan müslüman bir ülkenin değerlerinin, Avrupa’nın aydınlanma değerleriyle bağdaştırılması büyük kazanç olacaktır” yorumunda bulundu. Buna karşı olanların Türkiye’nin jeostratejik önemini düşünmeleri gerektiğine işaret eden Schröder, “Aldığımız karara karşı olanlar jeostrateji meselesini ve bu kazancı kaybetmeleri durumunda çocuklarına ne söyleyeceklerini düşünmeliler” dedi. |
Bir - Ab’nin ne olduğu ya da olmadığı ve kendi içinde çökmüşlüğü gayet açıktır. Aziz Türk Milletinin binlerce yıllık deneyimleri sonucu, dost ve düşmanlarımızın ne halt olduklarının dna larımızda bile şifrelenmiş olduğu kanaatindeyim. İki - Ne yazık ki ab konusunda şu an neyi giyip neyi seyredeceğimizi, neyi tartışacağımızı belirleyen Ali Kemalci medyanın uyku durumundaki milletimizin düşüncelerini iğfal etmeye çalıştığı kanaatindeyim. Şu an dayatılmış bir batı rüyası ve tartışması içindeyiz. Bu arada doğudan (Rusya, Çin, İran…) bahsedenlerde var. Düşünüyorum da Mustafa Kemal neden Balkan Antandı, Sadabat Paktı gibi işlerle uğraştı, yoksa o geleceği gören gözleri ne doğuyu ne batıyı, kendinin oluşturduğu ve söz sahibi olacağı yeni dünya düzenini mi arıyordu? Mustafa Kemal Sakarya’da tam üç yüz küsur yıldır saldırı yapmamış bir orduya saldırı emri vermişti. Atalarımızın izini nerde kaybettikte bilinçaltımızda hep sakladığımız ama son yıllarda hiç itiraf edemediğimiz “Toprağımızı parçalamak, Ulusumuzu bölmek, tam bağımsızlığımızı eritmek” isteyen ülkelerin kapılarında bekliyoruz. Muhtaç olduğumuz kudretin damarlarımızda akan asil kanda mevcut olduğu bilincine artık varmamız dileğiyle |
*AB ile İlgili Bazı Gerçekler ve Türkiye* AB İLE İLGİLİ BAZI GERÇEKLER
Avrupa Birliğine bu gerekçeleriyle birlikte bakınca, Avrupa Birliğinin kimi TÜRKLER’İN kafasında kurduğu –demokrasi diyarı- simgesi kayboluyor. Avrupa’nın diğer dünya ülkelerinden demokratik bakımdan ileri olduğunu inkar edemeyiz. Avrupa ekonomik bakımdan da diğer ülkelerden daha iyi durumdadır. Demokrasisi için bu kadar mücadele etmiş bir halkın bu sonuçları yaratması doğaldır. Ancak günümüzde kırpılmaya başlanan haklar kafamızda birçok soru işaretini de beraberinde getiriyor. Türkiye’nin sorunlarının çözümlenmesi gerekiyor. Ancak Avrupa Birliği üyeliği çözüm olarak görülünce, beraberinde başka sorunları getiriyor. Bizim milli bütünlüğümüz bozulmaya çalışılırken BİZ NE YAPMALIYIZ?!! |
İspanya'da yapılan bir kamuoyu yoklaması, İspanyolların çoğunun Türkiye'nin AB'ye katılımına destek verdiğini ortaya koydu. Sigmadoc adlı araştırma şirketi tarafından yapılan ve sonuçları El Mundo gazetesinde yayımlanan ankete göre, AB'nin ''bir Hıristiyan kulübü'' olduğu tezine karşı çıkan İspanyollar, Türkiye'ye kapıların açılmasına olumlu yaklaşıyor. Ankete katılanların yüzde 52,4'ü ''Türkiye'nin AB'nin bir parçası olmasında hem fikir misiniz?'' sorusuna ''Evet'' yanıtını verdi. ''Hayır'' diyenlerin oranı yüzde 17,7 olurken, katılımcıların yüzde 29,9'u görüş belirtmedi.Gazete, anketin sonucunu, ''Türkiye bizi bölüyor'' başlığıyla verdi. Ankete katılanlar siyasi partilere göre dağıldığında, iktidardaki Sosyalist İşçi Partisi (PSOE) taraftarlarının yüzde 60,4'ünün, ana muhalefet Halk Partisi (PP) taraftarlarının ise yüzde 41,7'ünün Türkiye'nin AB üyeliğine destek verdiği ortaya çıktı. Bu arada, İspanyolların yüzde 41,9'unun, Türkiye'nin AB'ye girmesiyle kendi çıkarlarının zarar görmesinden endişe ettikleri belirlendi. http://www.abhaber.com/haber_sayfasi.asp?id=8855 |
Türkiye – Avrupa Birliği Çerçeve Anlaşması Genel Tebliğ Taslağı (Sıra No: 2) Avrupa Birliği (AB) ve Türkiye arasında, AB’nin finanse ettiği ya da Türkiye - AB ortak finansmanı ile yürütülen projeler, faaliyetler ve eylemler çerçevesinde yapılan mal ve hizmet alımları, işler ve işlemlere ilişkin Türkiye ile AB arasındaki idari işbirliğine dair kuralların ortaya konulması amacıyla imzalanan Türkiye Cumhuriyeti ile AB arasındaki mali işbirliği çerçevesinde temin edilecek mali yardımların uygulanmasına ilişkin “Çerçeve Anlaşma”, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından, 26.2.2005 tarih ve 25739 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 22.2.2005 tarih ve 5303 sayılı Kanunla onaylanması uygun bulunmuş, Bakanlar Kurulunca 17.3.2005 tarih ve 2005/8636 sayılı Kararla onaylanmak suretiyle 15.4.2005 tarih ve 25787 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Çerçeve Anlaşmanın vergi muafiyetleri ile ilgili hükümlerinin uygulama usul ve esasları da 1 Sıra No’lu Türkiye-Avrupa Birliği Çerçeve Anlaşması Genel Tebliği(1)inde belirlenmiştir. Söz konusu Tebliğde; mükellef olmayan Avrupa Topluluğu (AT) yüklenicilerinin bu Anlaşma kapsamında satın aldıkları mal, hizmet ve işlerle ilgili yüklendikleri ve indirim konusu yapamadıkları KDV’nin iadesi için Bakanlığımıza başvurulacağı belirtilmişti. Bu tebliğde, KDV yönünden mükellefiyeti bulunmayan AT yüklenicilerine bu Anlaşma kapsamında satın aldıkları mal, hizmet ve işlerle ilgili ödedikleri KDV’nin iadesine ilişkin usul ve esaslar, iadeye ilişkin vergi dairesince yapılacak iş ve işlemler ile uygulamada ortaya çıkan bazı tereddütlere yönelik açıklamalara yer verilmiştir. I- KDV Yönünden Mükellefiyet Kaydı Olmayan AT Yüklenicilerine Yapılacak Katma Değer Vergisinin İadesine İlişkin Esaslar: Çerçeve Anlaşma’nın “İşbirliğinin Genel Esasları” başlıklı EK A’nın 8’inci maddesinin 3’üncü fıkrasında; “AT yüklenicileri, AT sözleşmesi kapsamında sunulan herhangi hizmet veya tedarik edilen mal veya yapılan iş için KDV’den muaf tutulacaklardır. Bir tedarikçi tarafından AT yüklenicisine temin edilen mallar veya sunulan hizmetler veya yapılan işler de KDV’den muaf tutulacaktır. Bu muafiyet sadece AT sözleşmesi kapsamında AT yüklenicisi tarafından teslim edilen mallar veya sunulan hizmetler veya yapılan işler ile bağlantılı olarak temin edilen mallara veya sunulan hizmetlere veya yapılan işlere uygulanacaktır. Bir AT yüklenicisi veya bu Anlaşmada öngörüldüğü şekilde muafiyete hak kazanan AT yüklenicisine mal teslim eden ve/veya hizmet sunan veya iş yapan herhangi bir tedarikçi, bu Anlaşmada öngörüldüğü şekilde KDV'den muaf olarak teslim ettiği mallar veya sunduğu hizmetler veya yürüttüğü işlerle ilgili olarak ödediği KDV'ni, diğer işlemleri için tahsil ettiği KDV'den indirme hakkına sahiptir. Eğer AT yüklenicisi veya tedarikçi bu imkânı kullanamazsa, KDV'nin iadesine ilişkin Türk Kanunu kapsamında istenilen gerekli belgeleri ekleyerek vergi idaresine yazılı talepte bulunması halinde bu talebi takip eden azami 10 günlük bir sürede vergi idaresi KDV iadesini yapacaktır. KDV muafiyeti bu Anlaşmanın imzalanmasından sonra mevcut KDV'nin yerini alan veya bu vergiye ek olarak tesis edilebilecek olan herhangi bir benzeri vergiye de uygulanacaktır. İlgili vergi idaresi bu Anlaşma hükümleri uyarınca muafiyet tanınan AT yüklenicisine yazılı talebi üzerine, bu muafiyeti teyit eden bir sertifika verecektir. Söz konusu talep, talep eden AT yüklenicisinin kimliği ve statüsünü teyit eden belgeyi de içermelidir. Vergi makamı bu sertifikayı verecek veya azami 30 takvim günü içinde geçerli sebeple reddedecektir." hükmü yer almaktadır. Çerçeve Anlaşmanın 6’ncı maddesinin 3’üncü fıkrasında ise, bu Anlaşmanın vergi muafiyetlerini düzenleyen 6’ncı maddesi ile Anlaşmanın eki EK A'nın 8/3’üncü maddesinin 10 Eylül 2000 tarihinden itibaren geçerli olacağı hükmüne yer verilmiştir. KDV yönünden mükellefiyet kaydı olmayan AT yüklenicileri, Çerçeve Anlaşma kapsamında olup, bu Anlaşmanın vergi muafiyetlerine ilişkin hükümlerinin uygulanmaya başlanmış sayıldığı 10 Eylül 2000 tarihinden sonra imzalanan ve sonuçlanan ya da halen devam etmekte olan AT sözleşmeleri kapsamında tedarik ettikleri mal veya hizmet veya işler nedeniyle ödedikleri ve sözleşme makanından tahsil edemedikleri katma değer vergilerini aşağıdaki usul ve esaslara uygun olarak iade alabileceklerdir. Öncelikle, AB ya da Türkiye - AB ortak finansmanı ile yürütülen proje, faaliyetler ve eylemlerle ilgili olarak imzalanan sözleşmenin; Çerçeve Anlaşma kapsamında olan bir AT sözleşmesi olduğunu ve bu sözleşme kapsamında tedarik edilen mal, hizmet ve işlerin KDV’den muaf olduğunu teyiden, yükleniciler sözleşmenin süresi bitmiş olsun olmasın, 1 Sıra No’lu Türkiye-Avrupa Birliği Çerçeve Anlaşması Genel Tebliği’nde belirtilen belgelerle (Dilekçe, Sözleşme makamınca onaylı Bilgi Formu ve sözleşmenin örneği) birlikte Bakanlığımıza (Gelir İdaresi Başkanlığı) müracaat edeceklerdir. Bakanlığımıza (Gelir İdaresi Başkanlığı) müracaat eden yüklenicilere, yapmış oldukları sözleşmenin, Çerçeve Anlaşması kapsamına giren bir sözleşme olup olmadığı, Çerçeve Anlaşma kapsamına giren bir sözleşme olması halinde, bu sözleşme kapsamında tedarik edilen mal veya hizmet veya işler nedeniyle ödenen ve sözleşme makamından tahsil edilemeyen KDV’nin iadesine ilişkin açıklayıcı bilgileri içeren bir özelge verilecektir. AT yüklenicileri iade için, Bakanlığımız (Gelir İdaresi Başkanlığı) tarafından tespit edilmiş ve kendilerine verilen özelgede belirtilen vergi dairesine, aşağıdaki belgelerle birlikte başvuracaklardır. 1- İade talep dilekçesi, 2- Sözleşme Makamı tarafından AT sözleşmesi kapsamında yapılan harcamaya ait olduğu onaylanmış yüklenilen KDV tablosu, 3- Mal ve hizmet alımları ile yaptırılan işlere ilişkin faturaların aslı veya onaylı örnekleri, 4- İbraz edilen fatura ve belgeler karşılığında sözleşme makamı tarafından yapılan ödemelere ilişkin makbuzların aslı veya onaylı fotokopisi, 5- Kendisine Bakanlığımızca (Gelir İdaresi Başkanlığı) verilen özelge örneği ve KDV İstisna Sertifikasının onaylı fotokopisi, 6- KDV’den başka bir vergi türünden mükellefiyet kaydı bulunması halinde, bu vergi türünden dolayı borcu olup olmadığına dair ilgili vergi dairesinden alınan yazı. Aranılan belgelerin fotokopilerinin verilmesi halinde, AT yüklenicisi tarafından bu fotokopilerin aslının aynısı olduğuna dair bir şerh verilerek, varsa kaşe tatbiki ve imzalanması suretiyle onaylanması gerekir. Yüklenilen KDV tablosunda, 84 Seri No’lu Katma Değer Vergisi Kanunu Genel Tebliği’nin(2)1.1.3.1 bölümünde belirtilen bilgilere yer verilecektir. Ayrıca söz konusu tabloda sözleşme makamınca yapılan ödemelerin KDV dahil ödemeler olup olmadığı, her bir fatura ve benzeri belge itibariyle açıkça yeralacaktır. Sözleşme makamı, AB Komisyonu ile AB Komisyonu tarafından AB fonlarını kullandırmakla görevlendirilen kurum veya kuruluşlardır. II-Vergi Dairesince Yapılacak İşlemler: Vergi Dairesi Başkanlıkları, Vergi Dairesi Başkanlığının olmadığı yerlerde Defterdarlıklar, otomasyonlu bir vergi dairesini iadeyi yapmakla görevlendirerek, bu Tebliğin yayımından itibaren 10 gün içerisinde Bakanlığımıza (Gelir İdaresi Başkanlığı) bildireceklerdir. Tespit edilen ilgili vergi dairesince, yukarıda belirtilen belgelerle birlikte müracaat eden AT yüklenicisine, öncelikle hiçbir vergi türünden mükellefiyet kaydı bulunmaması halinde potansiyel bir vergi kimlik numarası verilecektir. Eğer KDV dışında başka bir vergi türünden mükellefiyet kaydı varsa, buna ilişkin vergi kimlik numarasından iade dilekçesi kabul edilecektir. Vergi dairesi iade talebini, nakden veya mahsuben iade talep edilip edilmediğine bakmaksızın gerekli incelemeler yapıldıktan sonra yerine getirecekdir. İade işlemleri sırasında 84 Seri No’lu Katma Değer Vergisi Genel Tebliği’nin “Özel Esaslar” bölümündeki düzenlemeler saklı kalmak kaydıyla, yukarıda istenilen belgeler dışında herhangi bir belge istenilmeyecektir. AT sözleşmesinde yer alan bedeli aşan harcamalara ait KDV ile yüklenici tarafından AT sözleşmesi kapsamında ödenen ve sözleşme makamından tahsil edilen KDV yükleniciye iade edilmez. III- İadede Zamanaşımı Süresi: Çerçeve Anlaşmanın vergi muafiyetlerini düzenleyen 6’ıncı maddesi ile Anlaşmanın eki EK A'nın 8/3’üncü maddesi 10 Eylül 2000 tarihinden itibaren geçerli olduğundan, bu tarih itibariyle düzenlenen AT sözleşmeleri kapsamındaki mal, hizmet, işler ve gelirlerle ilgili ödenen vergilerin iade taleplerinin yerine getirilmesinde Vergi Usul Kanunu’nun 114 ve 126’ıncı maddelerinde belirtilen zamanaşımı süreleri dikkate alınır. IV- Diğer Hususlar: Çerçeve Anlaşma ve 1 Sıra No’lu Türkiye-Avrupa Birliği Çerçeve Anlaşması Genel Tebliği’nin uygulamasında ortaya çıkan bazı tereddütlerle ilgili açıklamalar aşağıda yapılmaktadır. a- Katılım öncesi danışman dışında, bir eşleştirme anlaşması veya sözleşmesine dahil kısa vadeli uzmanlar, eşleştirme sözleşmesi kapsamında yapacakları mal ve hizmet alımı ile ilgili olarak Çerçeve Anlaşmada yer alan vergi muafiyetlerinden yararlanmaları için görevli oldukları eşleştirme sözleşmesine referansı da içeren muafiyet talep dilekçesi ve aynı eşleştirme sözleşmesi uyarınca kendisine istisna sertifikası verilen klatılım öncesi danışman tarafından onaylı bu uzmanların isimlerini ve kalacakları süreleri içeren bir liste ile Bakanlığımıza (Gelir İdaresi Başkanlığı) başvurarak muafiyet talebinde bulunacaklardır. Aynı grupta gelen kısa vadeli uzmanlar, her birinin dilekçede imzası olmak kaydıyla tek bir dilekçe ile de muafiyet talebinde bulunabileceklerdir. Bu talep üzerine muhataplarına ibraz edilmesi için, kendilerine listede isimleri bulunan uzmanların yapacakları harcamaların KDV’den muaf olduğu hususunda özelge verilecektir. b- Yıllara sari inşaat - taahhüt işi yapan AT yüklenicileri, bu inşaat - taahhüt işi ile ilgili olarak yüklendikleri ve ilgili dönemde verdikleri KDV beyannamesinde indiremedikleri katma değer vergilerini, 1 Sıra No’lu Türkiye-Avrupa Birliği Çerçeve Anlaşması Genel Tebliği’nde belirtilen usul ve esaslar dahilinde iade alabileceklerdir. Ancak 84 Seri No’lu Katma Değer Vergisi Genel Tebliği’nde belirtilen satış faturaları yerine, ilgili vergilendirme döneminde yaptıkları işle ilgili hakediş belgeleri karşılığında sözleşme makamınca yapılan ödemeye ilişkin verilen makbuzun yüklenilen KDV tablosuna eklenmesi yeterli olacaktır. Tebliğ olunur. |
1 ek Avrupa Birliği sürecinde Türkiye |
| Saat: 00:04 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık