MsXLabs
Sayfa 1 / 2

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Sosyoloji (https://www.msxlabs.org/forum/sosyoloji/)
-   -   Beyaz Ölüm (https://www.msxlabs.org/forum/sosyoloji/4796-beyaz-olum.html)

Misafir 13 Nisan 2006 12:05

http://www.sakarya.pol.tr/image/uys.jpg

UYUŞTURUCU MADDE NE DEMEKTİR?

Yunanca uyku anlamında ki "narke"den gelen ve İngilizce'ye "narkotik" olarak geçen uyuşturucu sözcüğü, uyuşturma özelliği olan, uyuşturan, duymaz hale getiren demektir.

Uyuşturucu madde kavramı genellikle, uyuşturma özelliğine sahip maddeleri ifade eder.Ancak, keyif veren, kışkırtan, yatıştıran, uyanıklık sağlayan kimi maddeler içinde kullanılmaktadır.

Uyuşturucu maddeler; merkezi sinir sistemini etkileyerek kullanan kişinin ruhsal ve fiziksel dengesini bozan; bu kişide fiziksel ve ruhsal bağımlılığa yol açan; kişisel ve toplumsal yönden ekonomik ve sosyal çöküntü oluşturan maddelerdir.
UYUŞTURUCU MADDELERİN SINIFLANDIRILMASI:

Uyuşturucu maddeleri türlerine göre aşağıdaki sınıflandırmaya tabi tutabiliriz;

A- AFYON VE TÜREVLERİ
1-Afyon
2-Morfin
3-Kodein
4-Metadon
5-Eroin

B- KENEVİR VE TÜREVLERİ

1-Reçine esrar
2-Toz esrar
3-Pres esrar
4-Gonca esrar
5-Likit(sıvı) esrar

C- UYARICILAR

1-Amfetamin
2-Kokain
3-Kafein

D- SENTETİKLER

1-Ecstasy (MDMA)
2-Captagon
3-Methamfetamin
4-Lysergic Asid Diethylamid (LSD)
5-Gamma Hydroxybutyrate (GHB)
6-Ketamine Hydrochloride (Ketamin)
7-Phencylidine (PCP)

E- SAKİNLEŞTİRİCİLER

1-Barbituratlar
2-Trankizanlar
3-Sedatifler



UYUŞTURUCUNUN ZARARLARI

-Fiziki Etkileri

Beyin ve Merkezi Sinir sisteminde :

Sigaradan itibaren bütün uyuşturucuların en büyük zararı ve tahribatı beyin ve merkezi sinir sistemi üzerindedir.

Bu sebeple beynin mazrufu olan aklı ve iradeyi işlemez hale getirir. Kişiyi dengeden, normal yaşam ve davranışlardan uzaklaştırırlar.

Beyin ve akıl sağlığının en büyük düşmanı uyuşturuculardır. Bağımlılarda beliren ilk olgu; akıl ve sinir hastalıkları ve arızalarıdır. Delilik, erken bunama, şuur kaybı, uykusuzluk, felçler hezeyan (sayıklama, saçmalama, akıl dışı davranışlar ) halüsinasyon (vehim, hayal görme, işitme vs. ) lar, zeka ve hafıza kayıpları.En kısa ifade ile: Akıl hastalıkları, zihni ve ruhi karmaşa ve kaoslar .

Sindirim Sisteminde:

Bulantı, kusma, karın ağrıları, kabızlık, ishal, mide ve bağırsak spazmları, kanama ve yaraları, gastrit, ülser vs.

Karaciğer ve Böbreklerde:

Bu zehirlerin organizmadan atılmasında en ağır görev bu organlara düşmekte olup, karaciğer ve böbreklerde büyük arıza ve tıkanmalara, karaciğerde yetersizlik, yağlanma ,sertleşme (siroz)...
Böbreklerde büyük tahribat, albümin, kan ve idrar çoğalması, tıkanmalar ,ağır böbrek hastalıkları


Gözlerde:

Işık ve mesafede uyumsuzluk, şaşılık gece körlüğü, göz bebeği büyümesi, küçülmesi, göz adele felci bilinen sonuçlar ve tezahürlerdir.

Solunum Sisteminde:

Nefes darlığı, öksürük, boğulma hissi, bu yolla kalp sıkışmaları, solunum felçleri ve ölümler bilinen olaylardır.

Kan organlarında:
Kan ,insan hayatının en önemli organı olup, uyuşturuculardan büyük zararlar görür. Kansızlık ,kan zehirlenmeleri, kan hücrelerinde şekil ve miktar değişiklikleri, kanın korkulu arızası olan pıhtılaşma ve kangrenler başlıca arızalardır.

Solunum Sisteminde:


Nefes darlığı, öksürük, boğulma hissi, bu yolla kalp sıkışmaları, solunum felçleri ve ölümler bilinen olaylardır.

Kan organlarında:


Kan ,insan hayatının en önemli organı olup, uyuşturuculardan büyük zararlar görür. Kansızlık ,kan zehirlenmeleri, kan hücrelerinde şekil ve miktar değişiklikleri, kanın korkulu arızası olan pıhtılaşma ve kangrenler başlıca arızalardır.

Zehirlenme:


Uyuşturucuların başta gelen olumsuzluğu zehirlenmeler ve bu yolla gelen ölümlerdir. İlk defa olursa HAD, tekerrür ederse "Müzmin Zehirlenme" adını alır.
-Sosyal ve Maddi Etkileri
Sosyal bir varlık olan insanın çevresi ile uyum içinde olması, akıl ve zihin sağlığı ile mümkündür.

Bu sebeple akli ve zihni hayatın en büyük düşmanı olan uyuşturucular, insanın uyum gücünü zaafa ve iflasa götürmekle onu aileden, toplumdan ve çevresinden kopararak, yalnızlığa, bunalıma ve hemen ardından da sorumsuz, hipisel (hayvani) bir hayata mahkum eder. Bağımlıyı yaşayan bir ölü haline getirir. (Hip Kültür)

Bu sebeple, uyuşturucuların, bağımlıya, aile hayatına, doğacak çocuklara, iş hayatına, aile ve ülke ekonomisine, ferdi ne toplumsal ahlaka (namus ,iffet, şeref, haysiyet v.s.) verdiği zararlar ifadelere sığdırılamaz.

İntiharların, cinayetlerin, her türlü fuhşiyat, gasp ve anarşinin temelinde uyuşturucu vardır.

İç ve dış düşmanların en tahripkar silahı uyuşturucu ve uyuşturucu salgınlarının itici gücü olan uyuşturucu kültürü (hip kültür) dür. Cemiyetleri inkıraza götüren her türlü maddi ve manevi tahribatın temeldeki sebebidir. Bunlar.

Ayrıca AİDS, frengi, verem, kanser, kangren ve benzeri bir çok ölümcül hastalığın yayılmasında da en büyük fail uyuşturucular ve bağımlılarıdır.



-Çocuğunuzun Uyuşturucu Madde Kullandığını Nasıl Anlarsınız?
Uyuşturucuların kullanılması davranış değişikliklerinde ve bünyedeki emarelerde kendini gösterebilir. Bununla beraber bu işaretler kesin delil sayılmazlar. Uyuşturucunun kullanılmasında kesin delil olan bünye emaresi enjeksiyonda (bilhassa eroinde) görülür. Daha çok kol ve bacak damarları boyunca olmak üzere, bağımlının bütün vücudunda iğne izleri vardır. Bunlar sivrisineğin soktuğu yerlere benzer ve muhtemelen iltihaplıdır. Tabi iğne ile tedavi gören hastaların vücudunda da iğne izlerinin bulunduğu unutulmamalıdır.

Kullanılan uyuşturucunun cinsine ve kullanma şekline göre değişen aletler, zehir in alınışı ve çeşidi hakkında fikir verir. Vücuttaki emarelerin çokluğu bağımlılık ihtimalinin işareti ise de, uyuşturucu kullanılmasının kesin delilleri olarak kabul edilmemelidir, fakat uyanık olunmalı, olaylar dikkatle izlenmeli ve değerlendirilmelidir. Bunlar mesela, el titremesi, ter boşanması, uykusuzluk, huzursuzluk, sükunet ile sinirlilik hallerinin birbirini takip etmesi gibi işaretlerdir. Davranış değişiklikleri de uyuşturucu bağımlılığın işareti sayılır.

Gençlerde rastlanan ve göze çarpan bu ve benzeri haller, ergenlikle ilgili çok normal sebeplerde olabilir. Örneğin ergenlikte:

Okul başarılarındaki inişler ve yükselişler, Aile münasebetlerinden ayrı kalma, uzaklaşma, Ruh halinde değişiklikler, İlgi alanlarının sık sık değişmesi söz konusu olabilmektedir.

Bunlar tehlike işaretleridir :
  • Daha önce bizlerle olmaktan zevk alan, programlar yapan kızımız veya oğlumuz, bizden uzak durmaya başlamışsa, ilgi ve istekleri sıklıkla değişiyorsa, maymun iştahlı olmuşsa, daha önce eğitim konusunda verdiği kararı değiştirmişse, kararsızlıklar yaşıyorsa...
  • Ruhsal yönden içine kapandığını, aşırı sinirli olduğunu, alınganlaştığını, sonra tekrar normale döndüğünü fark ediyorsak.
  • Başarı oranı tamamen ve her derste düşmüş ise, arkadaşlarını çok sık değiştiriyorsa, eski arkadaşlarına sırt çeviriyor ve çevreyle ilişkilerden kaçıyor, işini yada okulunu bırakmak istiyorsa.
  • Hiçbir şeye ilgi duymuyor ve herkesten uzak kalıyorsa, geleceğe dönük hiçbir adım atmıyorsa.
  • Ani ve çabuk duygu değişimleri varsa, yemek yeme düzeninde bozukluk oluyorsa.
  • Yalan söylüyor ve evden ufak tefek şeyler kayboluyorsa.
  • Elbisesinde, yatağında ufak yanıklar ve yırtıklar oluşmuşsa, farklı yerlere gittiğine dair ipuçları varsa.
  • Tuvalette uzun süre kalıp, oradan rahatlamış olarak çıkıyorsa.
  • Odasında, üstünde pudraya benzer şeyler varsa bunlar bize bir problemin olduğunu düşündürmelidir. Ama bütün bunları, tek başına anne yada baba olarak halletmeye kalkışmamak, mutlaka bir uzmandan yardım almak gerekir.
-Aileye Düşen Görevler

Uyuşturuculardan korunmada en büyük vazife aileye düşmektedir. Aile toplumun temel çekirdeğidir. En başta anne ve baba, çocuklara örnek olmalıdır. Çocuklar, her türlü sıkıntılarını ve problemlerini öncelikle anne ve babalarına açabilmelidirler. Problemlerin ilk defa aile büyüklerince değerlendirilmeleri şarttır.
Bu konuda gençlerimizin dikkat edecekleri noktalara gelince;
  • Gerek sevgiyi ve mutluluğu muhakkak ki kendi yuvalarında aramalıdırlar.
  • Kötü arkadaş guruplarından uzak durmaları gerekir. Böyle kişiler davranışlarından, hareket ve sözlerinden anlaşılır.
  • Boş zamanları en iyi şekilde (okumak, kültürel ve diğer faydalı faaliyetlerde bulunmak gibi meşguliyetlerle) değerlendirmelidirler.
  • Yine gençlik dönemi ; halk arasında söylendiği şekliyle "delikanlılık" devresidir. Bu yaşlarda kişilik icabı, gelecek için her an problem oluşturabilecek hareketlere girilebilir, kararlarda isteksizlik olabilir. Gençler bu hususu daima göz önünde tutmalı büyüklerin uyarılarını dikkate almalıdırlar.
Son olarak gençlerimizi uyuşturucunun içine çeken alt kültürden bahsetmek istiyorum. İçki uyuşturucu, kumar, şans oyunları, sapıklıklar, fuhuş evden kaçma gibi faaliyetlerin tümünü besleyen, ortaya çıkaran ortama "Uyuşturucu Kültürü" adını veriyoruz. Zararlı alışkanlıkların temelinde bu vardır ve bunu önlemek uyuşturucu kültürüyle mücadeleye bağlıdır.

Bu kültürün filizlendiği birahane, pub, diskotek, kahvehane, kumarhane, meyhane ve benzeri yerlerden uzak durmalıdır.


Bira ve "alkolsüz" denilen bira, alkolizm ve uyuşturucu batağının başlangıç basamağıdır.


Yine milli manevi değerlerimiz, yüzyıllardan beri nesilden nesile intikal eden geleneklerimiz uyuşturucu kültürünün panzehiridir. Bu değerlere sarılmak zorundayız.

-Medya'ya düşen görevler
En güçlü ve yaygın eğitim kurumu olduğu halde bu çizgide hiç bir görev üstlenmeyen, hatta büyük bölümü ile, bilhassa temeldeki konu olan ve her türlü zararlı alışkanlıklara ve bunların salgın haline gelmesinde en büyük etken kabul edilen uyuşturucu kültürü çizgisinde büyük bir sorumsuzluk sergileyen medya, mutlaka disipline edilmeli. Bu güçlü kurum bütün birimleri ile yararlı bir çizgiye getirilmelidir ve medyanın bu sorumluluklarını ve hayati önem taşıyan görevlerini kabullenip yerine getirmedikçe diğer hiçbir tedbirin ülkeyi ve toplumu selamet kıyısına götüremeyeceği kesinlikle bilinmelidir. Bu ülke, bu toplum ve bu devlet hepimizindir. Bir yerde hırs ve kazançlara sınır tanımak zorundayız.


UYUŞTURUCU TUZAĞI
-Uyuşturucuya Alıştırma Yöntemleri
Unutmayın , eroin bağımlılığının ilk adımı arkadaş kıyağı ile atılır .

Eğer arkadaşınız , gerçektende arkadaş değil de bir "ayakçı" ise, birkaç hafta sonu devam eden bu kıyakçılığı " bombalama" denilen ikinci aşama izler. Bu aşamada bir gün ziyaretinize gelen ayakçı, kıyağını yaptıktan sonra giderken, nasılsa yanındaki yüklüce miktarda eroini almayı unutuverir. Bir eroinmanın malını asla unutmayacağını bilmediğiniz için kuşkulanmazsınız. Birkaç gün gelip almasını beklersiniz. Gelmez. Bir gün, "yahu şundan bir kere çeksek ne olur sanki?" dersiniz. Sonra bunun gerisi gelir. Mal bittiğinde bombalanmışınız demektir. Artık bir eroin bağımlısı olarak, her yerde kıyakçınızı, daha doğrusu ayakçınızı arar ve kolaylıkla bulursunuz.

Özellikle genç yaştaki insanlar arasında, guruptan bir yada birkaç kişinin uyuşturucu kullanması , diğerlerinin de en azından bir kez denemesi için yeterli bir neden.

Gençler , birbirlerine sigara ikram eder gibi yada hastalığını iyileştirmek amacıyla ilaç verir gibi uyuşturucu sağlayabiliyorlar. Gençler, arasındaki sohbetin dışında kalmasını istemedikleri arkadaşlarını da kendileri gibi uyuşturucu kullanmaya zorlayabilirler. Kullanmaya itiraz eden arkadaşlarını dışlıyor yada "arabesk" türü tanımlamalarla , kendilerince aşağılama yolu seçiyorlar.
Okul önleri de artık satıcılar için vazgeçilmez mekanlardan. İstanbul'da bulunan pek çok okulun kapısında , özellikle çıkış saatlerinde uyuşturucu satıcılarına rastlanıyor.
Okul yönetimi nemi yapıyor? Hayır onların okulunda uyuşturucu kullanan öğrenci yok ki. Neden böyle bir konuyu düşünsünler?

Esrar bağımlıları , kullandıkları malın içine eroin karıştırılarak bu uyuşturucuya da alıştırılabilirler Eroin krizleriyle birlikte de bağımlılık başlar
.
-Uyuşturucu Kültürünün Sebepleri
Toplumu ayakta tutan , ona yücelme ve yasama gücünü kazandıran , manevi , ahlaki ve hamasi değerlerini çürüterek , sömürgeci devletlerin uydusu halin getiren bir soğuk harp uygulamasıdır. Dış güçlerin ve içerdeki ajanlarının ve bunlarla işbirliği yapan mafya üçlüsünün organize çalışmaları. Her zaman mafyanın ağına takılmaya hazır "sokaktaki başı boş insanlar ve çocuklar" Unutulmaması gereken bir önemli husus da : Beyaz zehir alışkanlığının gelişmesinde , içinde türlü uyuşturucular taşıyan ve son yıllarda karaborsaya da tekel çizgisinde hükmeden ithal sigaraların ve kolalı mamullerin keza , çikletlerinde payı zannedildiğinden çok fazla.
-Madde Kullanımının Nedenleri
Bilgisizlik :
Tehlikeden habersiz ve bu sebeple konuyu hafife almak.
Özenti:
Özenti sergilemede en önemli payın medyaya ait olduğu rahatlıkla söylenebilir.
Bira-bahane:
Diskotek ve diğer kafabulma-eğlenme yerleri. Bunlar beyaz ölüm değirmeninin çarkları ve tuzaklarıdır. Giren büyük ihtimalle öğütülür. Gurup baskıları: kötü arkadaş.
Merak:
Denerim, bırakırım kafası. Fakat bir veya iki deneme genci belki de dönüşü olmayan yola sokmaya yeterli gelmektedir.
Moda:
Çevreye uyma havası... Bozuk çevre ve hasta toplum. Bilindiği gibi hastalıklarda insandan insana kolaylıkla geçebilir. Gençlerde tehlike sevgisi , cinsel bozukluklar , kendini aşma , ispatlama içgüdüsü veya gayreti. Genetik yapının maddeye yatkınlığı. Gençlerdeki manevi boşluk , inanç zaafı. Bozuk aile ve hasta toplumdan kaynaklanan güvensizlik duygusu. Gelecek karşısındaki kaygılar strese, sıkıntıya ve yalnızlığa itiyor. Aile yapısındaki bozukluklar , geçimsizlikler. Ahlaki manevi zaaflar. Yine ailelerdeki ekonomik bozukluklar çoklukla normaliteyi bozar. Bilhassa yokluktakini bunalıma ve intihara , varlıktakini şımarıklığa , taşkınlığa , tahribe yöneltir. Eğitimdeki zafiyet , yetersizlik ve yanlışlıklar. Maddeci felsefeye dayalı eğitimler insanları bencilliğe (egoizme) , şahsi çıkarcılığa iten temeldeki sebeplerdir.
-Arkadaş çok önemli
Çocuklar ve gençler aileden ve okuldan , zamanla arkadaş çevresinden etkilenirler. Arkadaş çevresinde kabul edilmek için gençler, ekseriya çevresinin baskısına dayanamaz aşağılık duygusu ile uyuşturucu kullanır. Sanıldığının aksine , uyuşturucu ile ilk temas , sokak başında bilinmeyen satıcı vasıtası ile değil , bilakis arkadaş çevresiyle olmaktadır.


KULLANIMLA MÜCADELE
TEDAVİ
Uyuşturucu madde kullanan kişiler tedavi olabilir. Özellikle tedavi ilkelerini yerine getiren kişilerde uyuşturucu maddeyi bırakma oranı çok yüksektir.

Kullanıcılar arasında "bu hastalığın tedavisi olmadığı" yolunda bir kanı yerleşmiştir. Bu değiştirilmeye çalışılmalıdır.

Uyuşturucu maddeyi bırakan kişilerde tekrar madde kullanımına başlamak sık olarak gözlenen bir durumdur. Kişi uyuşturucu maddeleri bıraktıktan sonra bir daha hiçbir zaman kullanmamalıdır. Bir kez kullanması onun eski günlerine dönmesine neden olabilir.

Tedavinin ilkeleri

Bu maddeleri kullanan kişilerin tedavisi kişiye, kullanılan maddenin cinsine ve kullanım süresine göre değişiklikler göstermektedir.

Tedavinin başarısı için iki önemli etken sayılabilir:
  1. Bunlardan birincisi kişinin tedavi olmayı istemesidir. Eğer kişi tedavi olmayı kendisi istemiyor ise, kimse ona zorla bıraktırmayı başaramaz.
  2. Diğeri ise kişinin maddeyi bırakmaya kendini hazır hissetmesidir. Çünkü, kişi maddeyi bıraktığı zaman alışkanlıklarını, yaşadığı ortamı değiştirmek zorunda kalabilecektir. Eğer tüm bunlara hazır değilse, yapabilecek fazla bir şey yoktur.Uyuşturucu madde kullanan kişide bağımlılık geliştiyse, tedavi daha güç olacak ve daha uzun sürecektir.
Ayrıca, uyuşturucu kullanımı ile daha da artan aile içi iletişim bozukluklarının, kopukluklarının giderilmesi için anne ve babanın da tedaviye katılması gerekir.
ÖNLEME
Gençlerin madde kullanmaya başlamasını önlemede ailelerin çocukları ile ilişkilerinin kalitesi önemli bir yer tutar. Çocukları ile kuvvetli sevgi ilişkisi olan doğru ve yanlışları öğreten, davranışları için uygulanabilir kurallar koyan, bunların uygulanmasını sağlayan ve çocuklarını gerçekten dinleyen ebeveynler çocuklarının uygun bir aile ortamında yetişmesini sağlamış olurlar.
İnsan ihtiyaçları, sonsuzdur.Çocuğunuzun yaşını sosyal çevresini, ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak ne kadar harçlık vereceğinizi belirleyiniz. Belirlenen bu rakam ihtiyaçların üzerinde yada bu ihtiyaçları karşılayamayacak miktarda olmamalıdır.
-Değerlerin öğretilmesi

Her ailenin bazı prensip ve standartlarla belirlenmiş davranış beklentileri vardır. Sosyal, ailesel ve dini değerler gence alkole ve maddeye hayır demeleri için nedenler bulmasını ve kararlılıklarını kesin bir şekilde sürdürmelerini sağlar.

Aile değerlerinizi çocuğunuza açık bir şekilde öğretebilmeniz için:

İzin alması için gerekli olan değerleri açık bir şekilde belirtin ve dürüstlük, sorumluluk alma ve kendine güvenin neden önemli olduğunu, bu değerlerin iyi kararlar vermede nasıl yardımcı olacağı hakkında konuşun.

Kendi davranışlarınızın çocuğunuzun değerlerinin gelişmesini nasıl etkilediğini sakın unutmayın. Çocuklar kendi anne-babalarının davranışlarını taklit ederler. Örneğin sigara içen anne ve babaların çocuklarının sigara içme yüzdesi daha yüksektir. Sigara içme, alkol ve yatıştırıcı ilaçları alma davranışlarınızı yeniden gözden geçirin. Unutmayın ki sizin bu maddeye karşı tutumunuz çocuğunuzun alkol veya madde kullanıp kullanmamaya karşı belirleyeceği tutumu şekillendirecektir. Bu zaman zaman aldığınız alkolü tamamen kullanmamanız anlamına gelmektedir. Çocuklar bağımlılık düzeyinde, kendisine ve ailesine zarar verebilecek düzeyde alkol kullanımı ile sosyal içicilik arasındaki farkı anlayabilirler.

Çocuğunuzun asla sizin içkinizden tatmasına izin vermeyin. Böylece çocuk, erişkinler için yasal ve kullanılabilir olan alkolün çocuklar için yasal olmayan bir madde olduğunu görebilir.

Kendi söz ve davranışlarınız arasında ki uyuma dikkat ediniz. Çocuğunuzun sizinle özdeşim kurduğunu unutmayınız. Çocuğunuzdan beklediğiniz davranışları sizin gösterdiğinizden emin olunuz. Çocuğunuz sizi model alır. Sizin davranışlarınızın, tutumlarınızın, sorunlarla başa çıkma yollarınızın benzerlerini çocuğunuzda görebilirsiniz.

Çocuğunuzun sizin aile değerlerinizi anladığından emin olunuz. Aileler bazen çocuklarının nadiren veya hiç konuşmadan değerleri aldıklarını düşünürler. Bu doğru değildir. Bunlar, aile yemek için bir araya geldiğinde konuşulabilir.

-Alkol ve Diğer Maddelere Karşı Kuralların Konması ve Bunların Uygulanması

Kuralların konması işin sadece başlangıç kısmıdır. Önemli olan bunların uygulanmasıdır. Kurallara uyulmadığında uygulanacak yaptırımlar da önceden belli olmalıdır.

Açık olun. Kuralların nedenlerini açıklayın. Kuralların neler olduğunu ve nasıl bir davranış beklediğinizi söyleyin. Kurallara uymamanın sonuçlarını, yani yaptırımın ne olacağını, nasıl uygulanacağını ve ne kadar süreceğini tartışın.

Tutarlı olun. Çocuğunuzun alkol veya madde kullanmaması konusundaki kuralların evde, arkadaşında ve her yerde geçerli olduğundan emin olun.

Makul olun. Daha önce kararlaştırılmamış yeni kuralları ve cezaları çocuğunuzla tartışmadan uygulamayın. "Baban eve geldiğinde seni öldürür" gibi gerçekçi olmayan tehditlerden kaçının. Bunun yerine sakin bir şekilde tepki verin ve daha önce kararlaştırmış olduğunuz cezayı uygulayın.
-Alkol ve Maddelerin Etkileri Hakkında Bilgi Sahibi Olma:
Aileler; alkol ve uyuşturucu maddeler hakkında bilgilenmeli, tehlikeyi kendilerinden ve çocuklarından çok uzaklarda görmemeli, tehlikeden uzak kalabilmek için tedbirler geliştirmelidirler.
-Çocuğunuzla Konuşma ve Onu Dinleme
Bir çok aile çocuğu ile alkol ve diğer maddelerin kullanımını konuşmaktan kaçınır. Bazıları kendi çocuklarının böyle maddelerle karşılaşmayacağını düşünür. Bazıları ise bunu nasıl konuşacağını bilmediği için veya böyle fikirleri çocuğun kafasına koymak istemediği için konuşmaz.
Çocuğunuz böyle bir problem yaşayıncaya kadar beklemeyin. Tedavi programlarına giren bir çok genç ailelerin öğrenmesinden önceki en az iki yıldan beri madde kullandıklarını açıklamaktadırlar. Çocuğunuzla madde ve alkol hakkında daha erken konuşmaya başlayın ve iletişim kanallarını açık tutun.
Tüm cevapları bilmeme olasılığından endişe etmeyin. Çocuğunuz bununla ilgili olduğunuzu bilsin yeter. Birlikte cevapları araştırabilirsiniz.
Aşağıda çocuğunuzla alkol ve madde hakkında konuşabilmenizi sağlayacak bazı ipuçları bulacaksınız.
İyi bir dinleyici olun. Çocuğunuzun size problemlerini veya sorunlarını getirebileceğinden emin olun. Çocuğunuzun size söylediği şeyleri dikkatle dinleyin. Öfkenizi kontrol edin, şiddetten kesinlikle kaçının. Gerekiyorsa, sakinleşmek için kendinize süre verin. Çocuğunuzun ne söylediğine çok dikkat edin. Eğer çocuğunuz sorunlarından bahsediyorsa, okulda veya arkadaşlarıyla işlerin nasıl gittiğini siz sorun.
Hassas konularda da konuşabileceğinizi hissettirin. Gençler, kendileri için önemli konularda ailelerinden bilgi alabileceklerine inanmak isterler.
Ödüllendirin. Sadece yanlışlar üzerinde odaklanmayın, iyi yaptığı şeyleri de fark edin ve bunları belirterek pekişmesini sağlayın. Aileler ödüllendirmekte eleştirmekten daha cömert olursa çocuklar kendilerini daha iyi hissederler ve kendi kararlarına güvenerek özgüveni yüksek gençler olurlar. Burada kastedilen sözel ödüllendirmedir. Yani çocuğunuzun yaptığı davranışı beğeniyorsanız onu takdir ettiğinizi söyleyin.
Açık mesajlar verin. Alkol veya madde hakkında konuşuyorsanız çocuğunuza kullanmama mesajını açık şekilde verdiğinizden emin olun. Böylece çocuğunuz kendisinden beklenenleri tam olarak bilecektir.
Doğru davranışlarınızla model olun. Çocuğunuzdan beklediğiniz dürüstlük, ahlaklı olmak gibi davranışları kendiniz gösterdiğinizden emin olun.
-İletişim İpuçları
Dinleme;
  • Dikkatle dinleyin
  • Sözünü kesmeyin
  • Çocuğunuz konuşurken kendi söyleyeceğinizi
  • Hazırlamakla meşgul olmayın
  • Çocuğunuzun sözünün bittiğinden emin olana kadar bekleyin.
Gözleme;
  • Çocuğunuzun yüz ifadesi ve vücut dilini anlayın.
  • Çocuğunuz sinirli ve rahatsız mı veya rahat mı görünüyor?
  • Konuşma süresince çocuğunuzun söylediklerini ona eğilerek, omzunu tutarak ve başınızı sallayarak ve
    göz teması kurarak dinleyin.
  • Çocuğunuzun konuşmalarını ciddiye alın.
Cevap verin;
  • "Şunu yapmalısın", "senin yerinde olsam" veya "ben senin yaşındayken" ile başlayan cümleler yerine
    "çok ilgimi çekti" , "anlıyorum ki bu bazen zordur" gibi cümlelerle başlamak cevap vermek için daha uygundur.
  • Eğer çocuğunuz size duymak istemediğiniz şeyler söylüyorsa, sakın bunları yadsımayın.
  • Her durum için çocuğunuza önerilerde bulunmayın. Bunun yerine anlattığı şeylerin ardında ki duyguları anlamaya çalışın.
  • Çocuğunuzun kastettiği şeyi anladığınızdan emin olun.
  • Çocuğunuzun içinde bulunduğu güç durumu sizinle paylaştığı için pişman olmasına neden olmayın. Her zaman onun yanında olacağınızı hissettirin.


Misafir 13 Nisan 2006 12:15

UYUŞTURUCU HAKKINDA GENEL BİLGİLER
" Uyuşturucu Çare Değildir. Çareyi Onda Aramayınız..."

UYUŞTURUCU MADDELERİN SINIFLANDIRILMASI



Müsekkinler (Depresanlar)(Merkezi Sinir sistemi Yavaşlatanlar)Tabii Eczalar


Afyon

Morfin

Eroin

Kodein
Sentetik Eczalar
Barbituratlar
Trakilizanlar
Sedatifler
Uyarıcılar (Stimülanlar)(Merkezi Sinir Sistemi Tenbih Edenler)
Tabii Eczalar
Koka Yaprağı KokainCrack
Sentetik Eczalar
Amfetaminler
Hayal Gösterenler (Halusunojenler)Duyuların Bozulmasına Sebep Olanlar Tabii Eczalar
Esrar
Marjiuana
Meskalin
Sentetik Eczalar





AFYON

Haşhaş kapsüllerinden elde edilir. Henüz olgunlaşmamış haşhaş başlarının bıçakla çizilmesi neticesinde süte benzer beyaz, yapışkan bir öz çıkar. Bu sıvının rengi havanın etkisi ile kısa zamanda koyulaşarak kahverengi bir hal alır ve bu maddeye afyon sakızı adı verilir. Afyonun içeriğinde şeker, protein, kauçuk yağı gibi maddelerle, morfin, narkotin, kodein vb. sayıları 25'e yakın alkaloit denilen zehir mevcuttur. Afyon yutarak, çiğnenerek alınabileceği gibi sigara ile de içilebilir. Hangi şekilde kullanılırsa kullanılsın aynı tesiri gösterir. Başlangıçta varsa ağrıları azalır, üzüntüler kaybolur, sıkıntılar geçer ve geçici bir keyif hali başlar. Afyonkeşler bu keyif haline Balayı derler. Fakat bu keyif hali çok kısa sürer. Ardından mide bulantısı, baş dönmesi, renk solması, kalp ve solunum yavaşlaması ile birlikte zehirlenme hali baş gösterir. Afyon çok miktarda ve birden alınmışsa içen kimseyi komaya sokar ve ölüm tehlikesi belirir.

EROİN

Eroin afyonun içinde bulunan alkaloitlerden bir tanesidir. Bazorfinin asetik asit ile birlikte ısıtılması ve diğer kimyasal işlemlerden sonra oluşur. Bileşiminde asetik asit olduğu için eroin normalde sirke gibi kokar. Fakat bunu tespit etmek için, her halükarda, uyuşturucu maddenin koklanması çok zararlı bir davranıştır. Gevher, süprüntü, beyaz cevher, şey, kar, sır, oğlan gibi argo isimleri vardır. Eroin, beyaz, gri, koyu gri, kahverengimsi gri ,fildişi, kahverengi renklerde ve toz şeker gibi küçük kristaller halinde veya un gibi toz halinde olabilir. Saf halde iken beyaz olan eroindeki bu renk farklılıkları içersinde bulunan katkı maddelerinin miktarına göre değişir. Bir doz eroinde(normalde 100 mg.)¸10 eroin ve % 90 şeker, nişasta, süttozu, kinin, vb katkı maddeleri bulunur. Eroin, uyuşturucu maddelerin en kuvvetlisi ve dolayısıyla da en tehlikelisidir. Morfinden 2 ila 10 defa daha kuvvetlidir. Eroin bilinen uyuşturucu maddelerin en fazla ve çabuk alışkanlık meydana getirenidir. Ufak bir iki deneme kişiyi eroin kurbanları arasına almaya kafi gelir. Eroin kullanmaya alışmış bir kimse iki veya üç saatte bir muhakkak bu zehri almak mecburiyetindedir. Aksi taktirde çok ağır kriz halleri baş gösterir.
Eroin çoğunlukla buruna enfiye gibi çekilerek alınır. Ayrıca, bir sigaranın yanan ucuz toz halindeki eroine daldırılır. Eroinin yere düşmemesi için baş hafif geriye çekilir ve içilir. Bundan başka alüminyumlu kağıt üzerindeki eroinin alttan yakılarak çıkan dumanları da teneffüs edebilir. Eroinin saflığının bozulması eroinmanların damardan enjeksiyonla almalarına, yol açmıştır. Eroinin içine çeşitli maddeler katılarak saflığı bozulmakta, bazen dozaj çok düşmektedir. Saflığı bozulan eroin, müptela tarafından arzu edilen canlılık hissini ancak damardan enjeksiyon yoluyla alındığı zaman sağlar. Ancak eroin müptelalarının sokaktan satın aldıkları eroin, alışa geldikleri yüzdeli eroinden daha fazla eroin ihtiva ettiği zaman ölümler meydana gelmektedir. Eroin kullanan bir kimsedeki zehirlenme belirtileri morfin kullananlardakine benzemektedir. Fakat bu, morfinin tesirinden çok daha şiddet ve kısa zamanda ortaya çıkmaktadır. Çünkü eroin morfine nazaran ortalama 5 misli daha kuvvetli bir zehirdir.
Eroine iyice alışan ve kriz devresine giren bir eroinman, artık ilk günlerde tatmakta olduğu yalancı keyif halini de bulamaz olur. Artık onun eroin kullanması yanız fena tesirinden kurtulmak ve bir nebzecik rahat edebilmek içindir. Eroin kullananlar da morfinde olduğu gibi terler, çarpıntı başlar, vücudu kırılır, diz, bel. ve başında şiddetli ağrılar başlar, iştahı kapanır, çalışma gücünü kaybeder, büyük bir üzüntü ve keder duyguları içersinde yatağa düşer. Renkleri uçuk, ağızlar kuru, nefesleri ke*****r. Dalgın bir haldedirler, dünya ile alakaları kalmamıştır, gözlerindeki canlılık alametleri kaybolmuştur. Yaşayan bir ölüden farksızdırlar ve bu halden kurtulabilmek için yeniden eroin kullanmak mecburiyeti duyarlar.
ESRAR
Esrarların elde edildiği bitkiye esrar otu; kendir, kenevir, veya kannabis adı verilir. Kenevir bitkisinin botanikteki adı Cannabis Ssativa'dır. Kendir otunun boyu yetindirildiği yere göre değişir. Bazen I-2 metreye kadar uzar. Liftlerinden ip, halat, çuval vb. yapılır. Kenevir bitkisi dişi ve erkek olarak ikiye ayrılır. Esrar dini kenevirden elde edilir.
Dişi kenevir otunun baş kısmı, dalları ve yapraklarının toplanıp kurutulması ve ufalanıp toz haline getirilmesi bitki (kök) esrar elde edilmiş olur. Dişi kenevir bitkisinin çiçekli tepe kısımlarında reçine denilen koyu bir sıvı vardır ki, keyif verici maddeler özellikle burada bulunur. Bitki esrar yeşil, sarı veya kahverengi halde bulunabilir.
Dişi Hint kenevirinin yaprakları ve çiçeksi uçlarının toplanıp kurutulması ve çeşitli şekillerde preslenmesiyle oluşturulan reçine esrar, bitki esrardan 8-10 kat dala etkilidir. Esrar olarak Ortadoğu, Fas, Pakistan, Batı Afrika, Meksika ve Karibbean bölgelerinde yetiştirilir. Rengi hardal sarısından koyu kahverengiye kadar olan renkler ve genellikle de siyahtır. Sıvı esrar (esrar yağı) tok konsantredir. % 20-60 arası THC içerir. Esrar reçinesinden 3-4 kat daha güçlüdür. Birçok renkte, çoğunlukla da kehribar, koyu yeşil, kahverengi veya siyah renk ve tonlarında bulunur. Esrar genellikle tütüne karıştırılarak sigara şeklinde sarılır ve sigara gibi içilir, Bu sebeple gençler, bilmedikleri kimseler tarafından ikram edilen elle sarılmış sigarayı kesinlikle kabul etmemelidirler Esrar lokum veya reçel içersine katılarak yenebildiği gibi, alkollü içki veya çok şekerle kahve içine konarak da içilebilmektedir. Ayrıca, büyükçe bir parça esrar mangala atılıp, etrafındakiler yanan esrarın dumanından içlerine çekerek kullanabilirler. Hangi şekilde kullanılırsa kullanılsın etkisi 2-3 dakika içinde görülür. 10 dakika içinde de en etkili hale gelir ve 2-3 saat etkisini sürdürür. Esrar çok şiddetli bir beyin zehirlidir. Bilhassa zekaya etki eder. Bu yüzden de ona zeka zehri adı verilmiştir.
AMFETAMİN
Amfedaminler merkezi sinir sistemini etkileyen stimülanlardır. Bunlar, tıbbı olarak uyku hastalığı hallerinde ve hastayı daha az yemeğe ikna etmek üzere aşırı şişmanlık hallerinde kullanılırlar. Amfetaminler farklı şekiller, büyüklükler ve renklerde tablet veya kapsüller haline getirilmiş beyazımsı bir toz halinde tıpta kullanılmak üzere kanuni olarak üretilirler. Ampuller içersinde bir bileşim olarak hazırlanırlar.
ECSTASY
Değişik tipteki aznfetaminlerden biri olan, genel olarak ECSTASY diye bilinen, 3 -4 Methilendioksimetamfetamin (MDMA) çok yakın bir zamanda üne kavuştu. Ecstasy iştah kesici olarak 1914'te Alman şirketlerince patentlenmesine rağmen ve 1970'lerden buyana Amerika ve İsviçre’de uygun psikoterapik ilaç olarak kullanma araştırmalarına rağmen asla yasal bir çerçeveye sahip olamamıştır. Bu hapın kullanımı 1980'lerde ABD'de oldukça yaygın bir hale geldi.(Bazı üniversitelerde öğrencilerin %30-40 kadar önemli bir kısmı bu hapı denemiştir). Daha sonra ilaç olağanüstü gelişmelerin yaşandığı Avrupa'ya yayıldı. Ecstasy dans pistlerinde takdim edildi ve kullanımı çok kısa zamanda salgın halini aldı. Bunun temel sebebinin ilâcın farmakolojik karakterinde yattığı anlaşılmıştır. Buna halisojenik özelliği olan ama idraki tahrif etmeyen meskalin maddesiyle ilgilidir. Hap duygusal ve hissi bir artış meydana getirdiği için, müzikli bir ortam, ışıklar ve dans bu ilacı kullananlar için her zamankinden fazla mana doludur.
Aynı zamanda, Ecstasy susuzluk, açlık, dinlenme ve uyuma gibi ihtiyaç ve istekleri azaltan uyarıcı etkileri vardır. Bu durum ne yazık ki kullanıcıyı yıkıma sürükler ve bazen kullanıcılar ilacın tesiriyle dans pistlerinde vücut hararetini dengeleyecek şekilde yeterli sıvı gıda almadan çılgınca dans etmeye devam ederler. Bu hastalar kalp çarpıntısı, düşük kan basıncı ve 42 dereceye kadar yüksek vücut sıcaklığı ile yüz yüze kalırlar. Ölümler meydana geldi. Çünkü vücut, bu büyük strese tahammül edemez ve kalp damarlarında bir yıkım, işlevini yerine getirememe kanda pıhtılaşmanın artması ve bir kısım organların çalışmaması durumu ortaya çıkar. Ecstasy ağız yolu ile ve 50-100 mg. dozlar şeklinde ağız yoluyla alınır. Genellikle iğne, veya burundan alınmaz. Etkileri 30 dakika içinde görülmeye başlar, 4 saat sonra ise had safhaya ulaşır. 24-48. saat sonra etkileri giderek kaybolur. MDMA için maddenin yarısı 2-6 saat içinde vücuttan atılır. Bir başka Narkotik ilaç olan ve MDMA `yla aynı etkilere sahip MDA'da ise (3-4 ' Metilendioksiamfetamin) bu süre 24-48 saattir. Her iki ilaç `ta vücuttan dışarıya atılır. Tekrarlanan kullanımlarda bir müsamaha meydana gelir ve bazı kullanıcılar dozlarını 10 yada daha fazla tablet veya kapsül olarak artırırlar. Bu yüzden kullanıcılarda çılgın müziğe ve hapı aldığı zamanki yaşam tarzının hoşnutluğu ile psikolojik bağımlılık yapar. Hayvanlar üzerinde yapılan çalışmalar, dopamin ve sorotinin'in sinirsel bir rahatlama sağlandığı sonucunu ortaya çıkartmıştır. Buda kısa dönemli uyarıcı, etkilerin sebebi olabilir. Bununla beraber sinirlerin rahatlaması, serbest kalması dopamin azalmasının geçici olmasına karşın soritinin azalmasının sürekli olması sonucu doğrudur. Bu yüzden sürekli yada gecikmeli etkilerin bir kimseye görülmesine dikkat etmek gerektiği sonucu ortaya çıkar. MDMA amfetamin sülfatın ilk belirtisi olan toplu zehirliliği gösterir. Başarılı bir buluşta şudur ki; eğer hap hayvana kafesinde yalnızken verilirse, davranışlarında az bir değişikliğe sebep olmaktadır. Ama ilaç hayvanlara grup olarak verildiğinde hareketlilik, canlılık seviyesinde göze çarpacak bir şekilde artış göstermektedir. Nispeten kullanılan dozla etkileri arasında bir ilişki olduğu ve çoğu kişinin Ecstasy'i bir dans ilacı olarak kullanmasının açıklayan genel görüşe itiraz etmektedir.
LSD
Lysergic Acid Diethylamide'nin kısa yazılışıdır. Çavdar küfünde bulunan lysergic asitten üretilen yarı sentetik ve çok kuvvetli bir uyuşturucudur. Kokainden 100 kat daha güçlüdür. Argoda eski küpler,25,zen, nef, nahin,şeker,topalı,cennet mavisi gibi isimlerle bilinir. l943 yılında bir kimyacı migren tedavisi için araştırma yaparken LSD’ yi keşfetmiş kazara bir parça LSD alarak keyif hali denilen etkilerini yaşamaya başlamıştır.
Tatsız, kokusuz olan LSD toz halinde, toplu iğne başı büyüklüğünde veya kesme şeker, etiket, posta pulu, kağıt, fotoğraf gibi maddeler emdirilmiş solüsyon şeklinde olabilir. 30Gr. LSD 300.000 doz için yeterlidir. Ufacık tabletler şeklinde üretilen LSD' nin çok fazla den fazla çeşidi vardır. Bir toplu iğne -başı kadar LSD hapı şahsı kendisinden geçirmeye yeterlidir. Şayet daha fazla alınacak olursa insanı çıldırtmaktadır. Bunu ise intiharlar ve cinayetleri takip etmektedir.
Her seferinde en fazla 100-200 mikro gram LSD kullanılır. Yarım saat içinde etkisini gösterir ve bu etki 6-36 saat arasında sürer. LSD çok küçük miktarlarda olduğu için sıvı halde iken bir kesme şeker, bisküvi, tatlı içine konularak,bir içkiye damlatılarak, kurutma kağıdı, kağıt mendil,posta pullarının arkasına vb. emdirilerek,hiç şüphe çekmeden kolay bir şekilde taşınır.
LSD ilk alındığında aldatıcı tesiri göstermekte,beyinin süratle çalınmasını sağlamaktadır. Bu anda insan ' kendisini rüya aleminde zanneder. Fakat ne var ki bu renkli rüya alemini bir umursamazlık ve donukluk hali takip eder ve yaklaşık 13 saat kadar sürer. Ağızdan salyalar akmaya başlar, dil peltekleşir, her şeye razı olma hali görülür. Aldatıcı halin sona ermesiyle artık rahatsızlıkta yavaş yavaş başlar. Baş dönmesi, göz kararması,bitkinlik sindirim organlarında bozukluk,kusma baş ağrısı ve uykusuzluk başlar. Beynin çalınması imkânsızlaşır. Şahıs bu kötü durumdan kurtulmak için tekrar LSD almak isteyecektir ve bu kısır döngü böylece devam edecektir. Şahsın çalınması gerekiyorsa, üzerindeki yorgunluğu atmak ve kafasının yeniden çalınması için bu zehre ihtiyaç duyar. İşte bazı meşhur sanatçıların sahneye çıkmadan önce uyuşturucu madde kullanmasının sebebi de budur.
MORFİN
Afyon içersindeki 25' e yakın alkaloit denilen zehirlerden en tanınmışı morfindir. Morfin kelimesi, Grek mitolojisinde uyku tanrısı manasına gelen MORPHEUS isminden gelmektedir. Morfin 19. yüzyılın başlarında bulunmuştur, fakat uyuşturucu olarak kullanımı bu asrın sonlarında başlamıştır. Bilhassa Amerika'da iç savaş esnasında yaygın hale gelmiştir.
Morfin haşhaş bitkisinin sütünden elde edilen afyondan çeşitli kimyasal yöntemlerle elde edilir ve en etkili ağrı kesicilerden olan bir uyuşturucu maddedir. Parlak, kristalsize toz halinde veya tebeşir tozu, kireç görünümünde, beyazdan koyu kahverengiye kadar değişen renklerde (fildişi, krem, v.s.) kokusuz ve acı, kapsül, blok, tablet veya sıvı şekilde bulunabilir. Hayalperest, cevher, sert cevher, Amerikan kelebeği, Matmazel Emma, maymun gibi argo isimleri vardır.
Morfin, tıpkı afyonda olduğu gibi başlangıçta ağrı keser, yalancı neşe verir. Bazen bir kimse gerçekten hastadır, kendisine tedavi için morfin yapılır. Bu ilâcın etkisi altında kalır. Hastalığı geçse bile morfin kullanmak ister ve böylece de alışır. Bazen de merak ederek, morfin kullanan arkadaşlarının ikramını kabul eder, ya da kötü niyetli kişilerin tuzağına düşer. Kötü niyetli bu kişiler saf insanları morfine alıştırarak hasta yaparlar. Sonra da ellerindeki morfinleri yüksek fiyatlarla onlara satarak yüksek kazançlar sağlarlar. Yaptırmak istedikleri birtakım kötü işleri onlara yaptırırlar. Morfinmanların çoğunlukla tıp dalında çalışanlar olması ilginçtir. Morfin iğnesinden sonra, ağrı ve sızı var ise bunlar geçer. İçinde bulunan korku, endişe v eya ruh sıkıntıları gider, yalanca bir keyif hali başlar. Fakat bu keyif hali asla uzun sürmez. Ağrılar, sızılar, bedbinlik, ruh sıkıntıları eskisinden daha fazla olarak yeniden ortaya çıkar. Uyuşukluk, sersemlik, halsizlik, uyuklama hali başlar. İnsan bir şey düşünemez, Vücudu kırgın ve sanki dövülmüş gibi yorgundur. Hareket etmeye takati yoktur. Kalp çarpar, soğuk terler başlar, el ayak buz kesilir, ağzı kurur, mafsalları ve belinde şiddetli ağrılar olur. Talatsızlık ve bitkinlik kendisini perişan eder. Ölecekmiş gibi bir heyecan ve korku içinde çarpınmakta, artık morfinsiz hiçbir şey yapamamaktadır. Bütün bunlardan kurtuluş için çareyi yeniden kullanmakta arar. Morfin bulamazsa kriz geçirmeye başlar. Cebinden çıkardığı pis şırıngasını büyük bir maharetle kendisi yapacaktır. İçerisine zehir çektiği iğnesini pantolonunun üstünden veya eteğinin altından bacağının rast gele bir yerine batırır. Bu yüzden de her tarafı, yara, bere içerisindedir. Morfinden 5-10 dakika sonra bu çok sıkıntılı ve kötü hal birazcık olsun geçebilir. Morfin zehri artık zamanla yetmez hale gelir ve miktarı arttırmak mecburiyetinde kalır.
SEBEPLERİ:
a) Aile ile ilgili faktörleri:
  • Anne ve baba desteğinin az olması
  • Anne ve babada madde kullanımı
  • Anne ve babanın gencin alkol kullanımına izin verici, fazla toleranslı bir tutum içinde olması
  • Tutarsız disiplin (anne ve babadan birinin yasakladığına diğerinin izin vermesi ya da farklı zamanlarda aynı ebeveynin farklı tutumlar sergilemesi)
  • Anne ve babanın çocuğun aktivitelerine ilgisizliği
  • Başarının ödüllendirilmeyişi, suçluluk duygusu uyandırmanın eğitim metodu olarak kullanılması
  • Çevrenin gerçekçi olmayan beklentileri (çok başarı beklenmesi ve bu nedenle mevcut başarının takdir edilmeyişi gibi)
  • Çocuğun okuldan sonra kendine bakması
b) Sosyal faktörleri:
  • Yaşam stresleri (göç, işsizlik vs)
  • Madde kullanan arkadaş grupları içinde olmak
  • Düşük okul başarısı
  • Düşük sosyoekonomik düzey
  • Göç yaşama
  • Okul döneme çalışma
  • Cinsel ya da fiziksel taciz yaşama
c) Kişilikle ilgili faktörleri:
  • Girişkenliğin az olması
  • Kendine güvenin az olması
  • Kendini kontrol etme yeteneğinin az olması
  • Baş etme mekanizmalarının kötü olması
  • Dışarıdan kolay etkilenme
  • Agresif kişilik yapısı
  • Heyecanlı, dürtüsel, asi, kötümser kişilik yapıları
  • Sosyal değerlere yabancılık
  • Davranış bozuklukları
d) Rol modelleri:
  • Gencin kendisine örnek aldığı kişiler, bazı maddelere başlamasını kolaylaştırır. Örneğin ağzında sigarayla çekilmiş pozları ünlü olan James Dean’e hayran olan bir genç, O’nu taklit etmek, O’nun gibi çekici görünmek için sigaraya başlayabilir. Bu yönden de gerek medyaya gerekse anne ve babalara görev düşmektedir. Gençler aile içinden ve çevresinden başlamak üzere iyi rol modelleri bulabilmelidirler.
e) Genetik faktörler:
  • Araştırmalar göstermektedir ki özellikle alkol bağımlılığı genetik yatkınlıkla yakından ilişkilidir. Hatta evlatlık verilmiş kişilerde alkolik olma sıklığının, kendilerini yetiştiren aileden daha fazla biyolojik anne ve babalarındaki alkolizmle ilişkili olduğu bulunmuştur. Alkolizme yatkınlık alkole dayanıklılık şeklinde nesilden nesile aktarılmaktadır. Yani alkole daha dayanıklı olanlar çok içtikleri halde az etkilendikleri için daha çok içerler ve sonunda daha kolay alkolik olurlar ve bu özellik yani alkolün etkilerine dayanıklı olma kalıtımsaldır. Özellikle babası ya da erkek kardeşinin alkol problemi olan erkekler sosyal içicilikten bile sakınmalı, alkolden tamamen uzak kalmalıdırlar.
f) Beklenti:
  • Alkolün sosyal ilişkileri kolaylaştırdığına, amfetaminin performansını arttıracağına, sigaranın kendisini olgun gösterdiğine vs. inanan kişiler bu maddeleri kullanmaya daha kolay ve erken başlarlar.
UYUŞTURUCU MADDELERİN YAPTIĞI ETKİLER ;
Psikolojik Bağımlılık ;





Bu bağımlılık türünde kişi sarhoş olmak, heyecan duymak, keder ve sıkıntılardan uzak kalmak, hayale dalmak için uyuşturucu maddeye karşı şiddetli arzu duyar. Maddeyi bulamadığı zaman, hayatının zindan olacağı endişesini taşır.

Fiziki Baygınlık ;

Bünyenin fiziksel olarak uyuşturucu maddeyi istemesi halidir. Kullanılmadığı zaman fiziki ve psikolojik tepkiler başlar. Bunlar ürperme, titreme, şiddetli adale ağrıları, nöbetler, kusma, nefes ve tansiyonlarda değişmeleridir. Diğer bir ifade ile bu göstergelere yoksunluk belirtileri de denir.

İlacı Arttırma Meyli ;





Alışkanlık ilerledikçe alınan maddeden beklenen neticeler bağışıklık nedeniyle alınmaya başlar. Başka bir ifade ile önceki doz aynı tesiri göstermez. Bu sebeple kullanan bağımlılar doz arttırma ile amacına ulaşır. Uyuşturucu madde kullanımında büyük oranlara varan ölüm hallerinin sebebi doz artırma meylidir. Bağımlı, piyasadan aldığı uyuşturucunun saflık derecesini bilmez veya dozu bünyesinin dayanma gücü ötesinde artırır ve sonuçta ölüm meydana gelir.

Uyuşturucu ve alkol bağımlıları bu maddeleri kullanmaya genellikle genç yaşta başlarlar; ileride giderek kötüleşecek olan bağımlılık macerasının ilk adımları erken yaşlarda atılır. Bunun pek çok nedenleri vardır.Kullanıcılar genelde amfetaminler yüzünden iştahsızlık ve uzun süre ayakta kalma, uyanık kalma problemleri ile karşı karşıya kalırlar. Bunun yanı sıra dişler kilitlenir, çene sıkılır, bulantı ve kas ağrıları görülür. Hipertansiyon ve kalp çarpıntısı diğer etkileridir. İlacın verdiği fiziksel bir güç ile partilerde çılgınca dans etmektedir. Hayvanlar üzerinde yapılan deneylerde uyuşturucunun hararete sebep olduğu ve vücut sıcaklığının önemli derecede arttırdığını göstermiştir. Amerika da yaygın kullanıma rağmen ölümcül ve şiddetli birkaç reaksiyon durumu kaydedilmiştir. İngiltere de bu hapın dans hapı olarak kullanımına müteakip birkaç olay meydana gelmiştir. Daha önceki kullanıma bakarak bir güvenlik garantisi verilemez. MDMA 'nın kullanım miktarı kesin olarak bilinmemektedir ama İngiltere de oldukça yaygındır. Zehirler bölümüne giren ECSTASY ile ilgili bilgi isteyen telefonlar şu anda artmamıştır ama problemlerin ortaya çıkmasıyla bu telefonlar artan gruplar halinde temsil edilecektir.

MADDE KULLANIMI HAKKINDA ANNE VE BABALAR






TAVSİYE VE ÖNERİLERİMİZ


Sevgili Gençler Ne Yapmalısınız?
  • Öncelikle uyuşturucu kullanımına yol açan ortamlardan uzak durmalısınız.
  • Kötü arkadaş gruplarından uzak durmalı ve onların parıltılı ve şaşalı yaşantılarına aldanmamalısınız. (Bu kişiler söz ve davranışlarından kolayca anlaşılabilir.)
  • Uyuşturucu kullanımına başlamanın en büyük sebeplerinden olan deneme isteğinden kendinizi uzak tutmalısınız.
  • Size bedava uyuşturucu teklif eden "bir kere kullanmadan bir şey olmaz" diyenlere kanmamalısınız.
  • Sorunlarınızın çözümü uyuşturucu kullanımıyla sağlanmaz. Uyuşturucuya sığınmamalısınız.
  • Çevrenizdeki arkadaşlarınızda uyuşturucu kullanımına zemin hazırlayan ortamlardan uzak tutmalısınız.
  • Enerjinizi milli ve manevi değerlere sosyal faaliyetlere yönetmelisiniz.
  • Model şahsiyetlerin bozukluğunu aklınızdan çıkarmamalısınız.
  • Sevincinizi, üzüntülerinizi aileniz büyükleriyle paylaşınız. Sizin en yakın dostunuz sizin için her şeyini fedaya hazır aile büyüklerinizdir. Onlara karşı dürüst olunuz.
  • Onlardan hiçbir şeyinizi gizlemeyiniz. Onlara güveniniz.
  • Problemlerinizi anlatınız, tek başına çözüm bulmaya kalkmayınız. Onlar sizlerden daha deneyimlidir. Onlardan korkmayınız. Kimin problemi yok ki? El birliğiyle her şey çözülür.
  • Gerçek sevgi ve mutluluğu kendi yuvanızda arayın,
  • Boş zamanları yararlı şekilde değerlendirebilmeli. (Okuma, spor, kültürel etkinlikler vs.),Gençlik çağı, halk arasında söylendiği gibi “delikanlılık” dönemidir.
  • İçinde bulunulan bu çağın gereği olarak her zaman problem yaratabilecek hareketlerde bulunulabilir. Bu nedenle büyüklerin uyarıları dikkate alınmalıdır.
  • İçki, uyuşturucu kumar, şans oyunları, fuhuş ve çeşitli sapıklıklar, evden kaçma gibi olayların tümünü besleyen ortamlardan uzak durmalıyız.
Uyuşturucu ÇÖZÜM değil ÇÖZÜMSÜZLÜKTÜR!!!

“Gençler !

Cesaretimizi Güçlendiren ve sürdüren sizlersiniz. Siz Almakta Olduğunuz Terbiye ve İrfan İle İnsanlık ve Medeniyetin, Fikir Hürriyetinin En Kıymetli Timsali Olacaksınız. Yükselen Yeni Nesil İstikbal, Sizindir.”
K. ATATÜRK
SEVGİLİ ANNE VE BABALAR
  • Çocuklarınızı uyuşturucu kullanımına karşı korumak sizin en büyük görevinizdir. Bu görevi yapmak, topluma ve geleceğinize karşı sorumluluklarınızı yerine getirmeniz demektir.
  • İçki, uyuşturucu, kumar, şans oyunları, sapıklık, fuhuş, evden kaçma, gibi faaliyetlerin tümünü besleyen, ortaya çıkaran ortama uyuşturucu kültürü denir. Yarınlarınızın bu ortama düşmemesi için; çocuklarınızın kimlerle arkadaşlık yaptığını ve verdiğiniz paraları nerede kullandıklarını iyi kontrol etmelisiniz.
  • Çocuklarınızı sigara ve alkolden uzak tutmalı, onları ikram vasıtası olarak kullanmamalısınız.
  • Çocuklarınıza ahlak bakımından iyi örnek olmalısınız.
  • Çocuğunuzun kişilik kazanmasına yardımcı olup, onların kendilerine güvenini sağlamalısınız.
  • Kuvvetli iradeye sahip olmaları için rehber olmalı, sizin isteğiniz konularda başarılı olamayabileceklerini düşünerek başarılı olabilecekleri alanı bulmalarına yardımcı olmalısınız.
  • Çocuklarınızın meseleleriyle yakında ilgilenip, onlara yeterli zaman ayırmalı, şefkat ve merhamet göstermelisiniz.
  • Çocuklarınızın aile şefkati ile otoritesini benliklerinde aynı oranda hissetmelerini sağlayacak özen ve dikkati göstermelisiniz.
  • Çocuklarınıza iyi bir terbiye vermelisiniz. Onları, mili ve manevi konularda aydınlatmalısınız. Bu anlatımınız onların uyuşturucudan uzak durmalarını sağlayacaktır.
  • Çocuklarınızın, uyuşturucu batağına yuvarlanmalarına vesile olabilecek kötü örneklerin ve özendiricilerin yuvalandığı birahane, meyhane, diskotek, kahvehane gibi yerlerden uzak tutmalısınız.
  • Uyuşturucuya götüren sebeplerin başında gelen alkolden uzak durmalarını ve bu kötü alışkanlığa düşmemelerini sağlamalısınız.
  • Bütün uğraşlarınıza rağmen uyuşturucunun pençesine düşen çocuklarınızın kurtulmalarına destek olmalı, gerekli tedavilerinin yapılması hususunda yardımcı olmalısınız.
  • Uyuşturucu kullandığını tespit etmeniz halinde; önce kötü arkadaş grubundan ayırmalı, uzman psikiyatrislerin önerileri doğrultusunda tedavilerini sağlamalısınız.
Çocuk ve Gençlere İyi Örnek Olunuz ;
  • Çocukların her gün karşı karşıya kaldıkları anne baba tutum, davranış ve ilişki biçimlerinin; onların eğitiminde çok önemli bir rol oynadığı bilinmektedir. Aile ilişkileri, çocuklar için, davranış biçimleri ve insan ilişkilerinin öğrenildiği bir sahne oluşturmaktadır. Madde kullanım konusunda da, benzer mekanizma işlenmekte olup; çocuklar, anne babanın maddeler konusundaki tutum ve davranışlarını gözlemlemekte ve benzer şeyleri uygulamaktadır.
  • Toplumda, anne baba başta olmak üzere, öğretmenler ve diğer etkili yetişkinlerin madde kullanımı konusundaki tutum ve davranışları; çocuk ve gençler için çoğu kez kavram karmaşası yaratmaktadır. Çocuk ve gençler, zararlı etkisi kesin olarak kanıtlanmış olan sigara ve alkol gibi maddelerin, neden erişkinler tarafından kullanıldıklarını tam olarak kavrayamamakta; kendilerinin de bu ve buna benzer maddeleri kullanabileceği düşüncesi oluşmaktadır. Anne babalar, her ne kadar, çocuk ve gençleri bağımlılık yapan maddeler konusunda uyarsa da; kendi sergiledikleri davranış modelleri, mantıklı uyarılarından çok daha etkin olmaktadır.
  • Bu nedenle, anne babaların, kendilerinin kullanımı konusundaki tutum ve davranışlarının nasıl olduğunu irdelemeleri gerekir. Örneğin alkol, sigara, ilaç kullanımı konularında bu maddeleri kullanma nedenleri, sıklıkları, bu maddelere gereksinimleri, kullanıp-bırakma paternleri, bu alandaki güçlülük ve zayıflıkları gibi özelliklerin hepsi önem taşımaktadır.
  • Çocuklar, anne babanın davranışlarını görerek öğrenir, anne-babanın birbirlerine olan tutum ve davranışlarını da kendilerine örnek alır, sorunların çözümünde anne babanın davranışlarını kopya ederler.
Aile İçi Eğitime Önem Veriniz ;
  • Eşler arasındaki ilişkilerin her zaman çok pürüzsüz olması beklenemez. Zaman zaman sürtüşme, anlaşmazlık ve tartışmalar da olması doğaldır. Önemli olan, anlaşmazlıklar karşısında, eşlerin olaya yaklaşımları, birbirlerine karşı davranışları ve çözüme ulaşmada izlenen yolların nasıl olduğudur.
  • Anlaşmazlıklarda eşlerin karşılıklı oturup konuşabilmesi, her iki tarafın da kabullenebileceği bir çözüm yolu bulabilme becerisi önem taşımaktadır. Hiç sorun yokmuşçasına olayları görmezden gelip sahte bir uyum içinde yaşıyor olmak, hep birinin boyun eğmek zorunda sağlıksız bir ilişki biçimini sürdürmek, sorunların çözümünde çocuklara sarılmak ya da çatışmayı onların üzerine yansıtmak sağlıksız iletişim modelleridir.
  • Çocukların eğitiminde eşlerin beklentileri, istekleri, rolleri, sorumlulukları, yönlendirmeleri, eğitime yaklaşım biçimleri kuşkusuz birbiriyle tümüyle aynı paralelde olmayabilir. Ancak, temel konulardaki eğitim anlayışında, tutarlı ve uyumlu bir birlikteliğin sağlanması çocuklar adına önem taşımaktadır
Özgür, Bağımsız, Sorumlu, Sınırlarını Bilen, Güvenli Çocuk Yetiştirme ;
  • Madde bağımlılığı tehlikesi ile ilgili olarak anne babaların bilmesi gereken önemli özelliklerden biri; çocukları ve gençleri bağımsız olarak yetiştirebilmenin, onları madde bağımlılığından uzak tutabilecek en önemli etkenlerden biri olduğudur.
  • Maddeler, ancak kullanıldığında bağımlılık yaratırlar. Bağımlılık yapan maddelerin tümü ortadan kaldırılması mümkün olmayacağına göre; kişinin bu maddeleri kullanmama gücünün gelişmiş olması en temel özellik gibi görünmektedir. Kişinin madde kullanması için, maddeye hayır deme gücünün olmaması ve madde kullanımı konusunda önceden istekli olması gerekir. Bir başka deyişle, maddeye hayır diyemeyen ve kendisiyle ilgili sorumluluk duygusu yeterince gelişmemiş olan kişilerde maddeye alışma tehlikesi çok daha fazla olduğu söylenebilir.
  • Çocuklara sorumluluk duygusunu verebilmek, onları madde bağımlılığından uzak tutabilecek en önemli unsurdur.
  • Çocukları bağımsız olarak yetiştirmenin ne olduğu; onlara güven ve bağımsızlık duygusunu kazandıran bir eğitim yaklaşımının nasıl olacağı soruları hep akla gelmektedir.
  • Bunu anlayabilmek için, çocukların, kendilerine özgü bir özgürlük ve serbestlikleri olması; ancak her şeyde olduğu gibi, bu özgürlüğünde sınırlarının iyi tanımlanması gerektiği bilinmelidir.
  • Çocukların kendilerine güvenebilmeleri, kişilik sahibi olabilmeleri için yalnız başlarına, anne-babasız hareket edebilecekleri alanlara gereksim bulunmaktadır. Anne-babaya düşen görev, çocuklarına bu serbest alanda yol göstermek; ancak bu serbestliğin sınırlarını da açık olarak belirlemektir.
  • Bu nedenle; çocukların belirli konularda; yaşlarına uygun olarak ve kendi başlarına serbest hareket edebilmeleri, onların kendi davranışlarını kontrol edebilmeleri için çok önemlidir.
  • Çocuk kendi başına bir karar verdiğinde; bu kararın kendi yaşamı üzerindeki etkileri konusunda bir sorumluluk alacak ve belli oranda bir riske girecektir. Bu risk ona ağır gelse bile, sonuçta kendisine bazı deneyimler kazandıracaktır.
  • Kendi verdiği kararlar sonucu çocuğun olumlu şeyler elde etmesi, ona verdiği kararın doğru olduğunu öğrenecek; olumsuz şeyler yaşaması ise, bu deneyimin ona daha sonraki denemeler için katkıda bulunmasına sağlayacaktır. Bu deneyimler sonuçta, çocukta güven ve sorumluluk duygusunun gelişmesinde önemli adımlar olarak düşünülmektedir.
  • Bağımsızlık ve kişisel sorumluluk ancak uzun zaman süreci içinde, yavaş yavaş ve alıştırmalarla verilebilir.
  • Hangi yaşta olursa olsun, herkesin belirli sınırlara gereksinimi vardır.
  • Hem toplumsal yaşantıda uyumlu olabilmek, hem kişisel iç huzuru ve dengeyi sağlayabilmek için; kişinin belirli sınırlarının olmasına gerek vardır. Bu sınırlar, kişisel bütünlüğü koruyabilmek ve başkalarıyla iletişimde açık ve net olabilmek için de gereklidir. Bu sınırlar aynı zamanda, kişinin kendini hangi alanlarda ve nereye kadar geliştirebileceğinin da bir ölçüsü gibi düşünülebilir. Çocukların sınırları, önce anne baba olmak üzere çevre ve toplum tarafından belirlenmektedir.
  • Aile, okul, meslek eğitimi, maddi durum, ev durumu gibi aileye değişen etkenler yanı sıra; ailenin çocuk yetiştirme biçimleri, tüm alanlarıyla eğitim ve öğretim, toplumdaki sosyal ve kültürel değer yargıları da bu sınırların belirlenmesinde çok önem taşıyan değişkenlerdir.
  • Çocukların sınırlarının nasıl ve ne oranda olması gerektiği aile tarafından belirlenirken; kuşkusuz, çocuğun kendinden getirdiği yaratılış özellikleri de bunda etkili olmaktadır.
  • Daha bebeklikten başlayan bu sınırlar, çocuğun gereksinimleri ve ailenin tutumuna göre, her yaş için farklı düzey ve biçimde olmak üzere yeniden ayarlanmalıdır.
  • Çocuk ve gencin sınırları; “esnek ama gevşek değil”, “belirli ama katı değil”, “ tutarlı ama değişmez değil”, “yaptırımı olan ama zorlayıcı değil” nitelikte olmalıdır.

    Kuşkusuz, bu sınırların belirlenmesine, çocuk ve gencin gereksinimleri, beklentileri, dilekleri de önemsenmeli; gelişen topluma göre güncel değerler göz önüne alınmalı; çocuk ve gencin de bu oluşumda payının olmasına dikkat edilmelidir.

  • Çocuğa belirlenen sınırların çok geniş ve gevşek olması; bir anlamda “sınır olmaması” anlamına gelmektedir. Bu durumda çocuk ve genç, gerçek yaşamda neyi, ne zaman, nerede, nasıl yapacağını öğrenmemekte; davranışlarını ayarlama ve kontrol edebilmeyi becerememekte; gerçek yaşamdaki ilişkileri tam anlamıyla kavrayamamakta; insanlarla ve toplumla olan ilişkilerini ayarlayamamakta; kendi sınırlarının nerede bittiği ve başkalarının öğürlüğünün nerede başladığını kestirememekte; sosyal uyum ve iletişimde ciddi sorunlarla karşı karşıya kalmaktadır.
  • Bunun tersine, çocuğa gereksiz engellemeler ve yasaklardan oluşan bir sınır belirlenmesi; “çocuğun kişiliğinin aşırı sınırlanması” demektir. Bu durum, çocuk ve gencin yaşam becerilerinin gelişmesinde engelleyici rol oynamakta; güvensizlik, karamsarlık ve kuşku duyguları ve bunların neden olduğu yeni psiko sosyal sorunlara yol açmaktadır.
  • Sınır ve sorumlulukların kesin olarak belirlenmediği, anne baba arasında belirgin tutum farklılıkları olduğu, aynı konuda farlı zamanlarda farklı sınırların söz konusu olduğu durumlar; “belirsizlik, tutarsızlık ve güvenilmezlik” olarak değerlendirilmektedir. Böyle bir durumda, çocuk ve genci, kendi davranışlarını ayarlama, karar verme ve sorumluluk almada sorun yaşamasına neden olacaktır.
ÇOCUKLARDA VE GENÇLERDE MADDE KULLANIMI KUŞKUSU YARATABİLECEK BELİRTİLER
  • Derslerdeki başarı oranı tamamen ve her derste birden düşmesi, Sık sık arkadaş değiştirme,
  • Arkadaşlarına tamamen sırt çevirme, Çevreyle ilişkilerden kaçınma, Tamamen içine kapanma,
  • Hiçbir şeye ilgi duymama ve her şeyden uzak kalma, Zaman zaman aşırı neşe ile öfke/saldırganlık arasında gidip dalgalanmalar,
  • Evde odasına kapanma,
  • Kendi bakım ve temizliğine dikkat etmez hale gelme, Fazla para harcama,
  • Okulu ya da iş eğitimini tamamen bırakma,
  • Kendi geleceği için hiçbir yol görmeme, Geleceğe dönük hiçbir adım atmak istememe,
  • Ellerde titreme, Aşırı derecede terlemek, Uykusuzluk


virtuecat 13 Nisan 2006 12:43

Uyuşturucu ile mücadelede ailenin dikkat etmesi gerekenler

Çok çarpıcı ve bir o kadar da düşündürücü rakamların ortaya çıktığı araştırma üzerine harekete geçen yetkililer okullarda denetimi büyük oranda artırma kararı aldı. Bu konuda ailelere de önemli görevler düşüyor.

Emniyetin derlediği veriler hem öğrenci gençliğinin hem de işsiz gençlerin uyuşturucu kullanımında yaşın gittikçe azaldığını gözler önüne serdi. Verilerin ürkütücü bir yanıda uyuşturucu kullananların sayısının hızla artması. Bu tehlikeli gidiş üzerine alarma geçen Milli Eğitim, Narkotik, AMATEM ve üniversiteler, acil önlem için harekete geçti. Bu yıl, başta 8’inci sınıflar olmak üzere lise öğrencileri çok sıkı takip altında olacak.


Özellikle sık disiplin cezası alan, agresif davranışlar sergileyen, okuldan atılma eşiğine gelen, yasadışı olaylara karışan ve herhangi bir maddeyi deneyen öğrenciler dikkatle gözlenecek...

ÖNLEMLER SADECE TAKİPLE SINIRLI DEĞİL




Bağımlı gençler tespit edilerek tedavileri sağlanacak. Bunun yanında 50 bin eğitimci, veli ve öğrenci geniş çaplı bir eğitimden geçiriliecek.


Başkanlığını, kısa adı AMATEM olan Alkol ve Madde Bağımlılığı Tedavi Merkezi’nden Doç. Dr. Kültegin Ögel’in yürüttüğü önleme projesinde her okul, her semt kendi koşullarında ele alınacak.

Yetkilileri özellikle uyuşturucu kullanan her 10 çocuk ve gençten 9’u düşük ve orta gelirli ailelerden geldiğine dikkat çekiyor. Dikkat çeken bir başka konu da bu gençlerin çoğunluğunu parçalanmış aileden değil ailesiyle birlikte yaşayanlar oluşturuyor. Ve en kötüsü her iki çocuktan biri uyuşuturucuya arkadaşı yüzünden başlıyor ve çoğunlukla da tedaviyi reddediyor. Bu tüyler ürperten veriler uyuşturucuyla mücadele etmek için buluşan Milli Eğitim, Narkotik ve AMATEM temsilcileri tarafından elde edildi.

Kullanımla mücadele
İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nden ailelere öneriler.

ÖNLEME




Gençlerin madde kullanmaya başlamasını önlemede ailelerin çocukları ile ilişkilerinin kalitesi önemli bir yer tutar. Çocukları ile kuvvetli sevgi ilişkisi olan doğru ve yanlışları öğreten, davranışları için uygulanabilir kurallar koyan, bunların uygulanmasını sağlayan ve çocuklarını gerçekten dinleyen ebeveynler çocuklarının uygun bir aile ortamında yetişmesini sağlamış olurlar.


İnsan ihtiyaçları, sonsuzdur.Çocuğunuzun yaşını sosyal çevresini, ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak ne kadar harçlık vereceğinizi belirleyiniz. Belirlenen bu rakam ihtiyaçların üzerinde yada bu ihtiyaçları karşılayamayacak miktarda olmamalıdır.

1. Değerlerin öğretilmesi:




Her ailenin bazı prensip ve standartlarla belirlenmiş davranış beklentileri vardır. Sosyal, ailesel ve dini değerler gence alkole ve maddeye hayır demeleri için nedenler bulmasını ve kararlılıklarını kesin bir şekilde sürdürmelerini sağlar.

Aile değerlerinizi çocuğunuza açık bir şekilde öğretebilmeniz için:





http://www.ntvmsnbc.com/Site_Elements/dotBlack.gif İzin alması için gerekli olan değerleri açık bir şekilde belirtin ve dürüstlük, sorumluluk alma ve kendine güvenin neden önemli olduğunu, bu değerlerin iyi kararlar vermede nasıl yardımcı olacağı hakkında konuşun.


http://www.ntvmsnbc.com/Site_Elements/dotBlack.gif Kendi davranışlarınızın çocuğunuzun değerlerinin gelişmesini nasıl etkilediğini sakın unutmayın. Çocuklar kendi anne-babalarının davranışlarını taklit ederler. Örneğin sigara içen anne ve babaların çocuklarının sigara içme yüzdesi daha yüksektir. Sigara içme, alkol ve yatıştırıcı ilaçları alma davranışlarınızı yeniden gözden geçirin. Unutmayın ki sizin bu maddeye karşı tutumunuz çocuğunuzun alkol veya madde kullanıp kullanmamaya karşı belirleyeceği tutumu şekillendirecektir. Bu zaman zaman aldığınız alkolü tamamen kullanmamanız anlamına gelmektedir. Çocuklar bağımlılık düzeyinde, kendisine ve ailesine zarar verebilecek düzeyde alkol kullanımı ile sosyal içicilik arasındaki farkı anlayabilirler.
http://www.ntvmsnbc.com/Site_Elements/dotBlack.gif Çocuğunuzun asla sizin içkinizden tatmasına izin vermeyin. Böylece çocuk, erişkinler için yasal ve kullanılabilir olan alkolün çocuklar için yasal olmayan bir madde olduğunu görebilir.
http://www.ntvmsnbc.com/Site_Elements/dotBlack.gif Kendi söz ve davranışlarınız arasında ki uyuma dikkat ediniz. Çocuğunuzun sizinle özdeşim kurduğunu unutmayınız. Çocuğunuzdan beklediğiniz davranışları sizin gösterdiğinizden emin olunuz. Çocuğunuz sizi model alır. Sizin davranışlarınızın, tutumlarınızın, sorunlarla başa çıkma yollarınızın benzerlerini çocuğunuzda görebilirsiniz.
http://www.ntvmsnbc.com/Site_Elements/dotBlack.gif Çocuğunuzun sizin aile değerlerinizi anladığından emin olunuz. Aileler bazen çocuklarının nadiren veya hiç konuşmadan değerleri aldıklarını düşünürler. Bu doğru değildir. Bunlar, aile yemek için bir araya geldiğinde konuşulabilir.

2. Alkol ve Diğer Maddelere Karşı Kuralların Konması ve Bunların Uygulanması:




Kuralların konması işin sadece başlangıç kısmıdır. Önemli olan bunların uygulanmasıdır. Kurallara uyulmadığında uygulanacak yaptırımlar da önceden belli olmalıdır.


Açık olun. Kuralların nedenlerini açıklayın. Kuralların neler olduğunu ve nasıl bir davranış beklediğinizi söyleyin. Kurallara uymamanın sonuçlarını, yani yaptırımın ne olacağını, nasıl uygulanacağını ve ne kadar süreceğini tartışın.

Tutarlı olun. Çocuğunuzun alkol veya madde kullanmaması konusundaki kuralların evde, arkadaşında ve her yerde geçerli olduğundan emin olun.
Makul olun. Daha önce kararlaştırılmamış yeni kuralları ve cezaları çocuğunuzla tartışmadan uygulamayın. “Baban eve geldiğinde seni öldürür” gibi gerçekçi olmayan tehditlerden kaçının. Bunun yerine sakin bir şekilde tepki verin ve daha önce kararlaştırmış olduğunuz cezayı uygulayın.

3. Alkol ve Maddelerin Etkileri Hakkında Bilgi Sahibi Olma:




Aileler; alkol ve uyuşturucu maddeler hakkında bilgilenmeli, tehlikeyi kendilerinden ve çocuklarından çok uzaklarda görmemeli, tehlikeden uzak kalabilmek için tedbirler geliştirmelidirler.



4. Çocuğunuzla Konuşma ve Onu Dinleme:


Bir çok aile çocuğu ile alkol ve diğer maddelerin kullanımını konuşmaktan kaçınır. Bazıları kendi çocuklarının böyle maddelerle karşılaşmayacağını düşünür. Bazıları ise bunu nasıl konuşacağını bilmediği için veya böyle fikirleri çocuğun kafasına koymak istemediği için konuşmaz.

Çocuğunuz böyle bir problem yaşayıncaya kadar beklemeyin. Tedavi programlarına giren bir çok genç ailelerin öğrenmesinden önceki en az iki yıldan beri madde kullandıklarını açıklamaktadırlar. Çocuğunuzla madde ve alkol hakkında daha erken konuşmaya başlayın ve iletişim kanallarını açık tutun.
Tüm cevapları bilmeme olasılığından endişe etmeyin. Çocuğunuz bununla ilgili olduğunuzu bilsin yeter. Birlikte cevapları araştırabilirsiniz.

Aşağıda çocuğunuzla alkol ve madde hakkında konuşabilmenizi sağlayacak bazı ipuçları bulacaksınız.
İyi bir dinleyici olun. Çocuğunuzun size problemlerini veya sorunlarını getirebileceğinden emin olun. Çocuğunuzun size söylediği şeyleri dikkatle dinleyin. Öfkenizi kontrol edin, şiddetten kesinlikle kaçının. Gerekiyorsa, sakinleşmek için kendinize süre verin. Çocuğunuzun ne söylediğine çok dikkat edin. Eğer çocuğunuz sorunlarından bahsediyorsa, okulda veya arkadaşlarıyla işlerin nasıl gittiğini siz sorun.
Hassas konularda da konuşabileceğinizi hissettirin. Gençler, kendileri için önemli konularda ailelerinden bilgi alabileceklerine inanmak isterler.
Ödüllendirin. Sadece yanlışlar üzerinde odaklanmayın, iyi yaptığı şeyleri de fark edin ve bunları belirterek pekişmesini sağlayın. Aileler ödüllendirmekte eleştirmekten daha cömert olursa çocuklar kendilerini daha iyi hissederler ve kendi kararlarına güvenerek özgüveni yüksek gençler olurlar. Burada kastedilen sözel ödüllendirmedir. Yani çocuğunuzun yaptığı davranışı beğeniyorsanız onu takdir ettiğinizi söyleyin.
Açık mesajlar verin. Alkol veya madde hakkında konuşuyorsanız çocuğunuza kullanmama mesajını açık şekilde verdiğinizden emin olun. Böylece çocuğunuz kendisinden beklenenleri tam olarak bilecektir.
Doğru davranışlarınızla model olun. Çocuğunuzdan beklediğiniz dürüstlük, ahlaklı olmak gibi davranışları kendiniz gösterdiğinizden emin olun.

5. İletişim İpuçları:




Dinleme;





http://www.ntvmsnbc.com/Site_Elements/dotBlack.gif Çocuğunuz konuşurken kendi söyleyeceğinizi
http://www.ntvmsnbc.com/Site_Elements/dotBlack.gif Hazırlamakla meşgul olmayın
http://www.ntvmsnbc.com/Site_Elements/dotBlack.gif Çocuğunuzun sözünün bittiğinden emin olana kadar bekleyin.

Gözleme;




http://www.ntvmsnbc.com/Site_Elements/dotBlack.gif Çocuğunuzun yüz ifadesi ve vücut dilini anlayın.


http://www.ntvmsnbc.com/Site_Elements/dotBlack.gif Çocuğunuz sinirli ve rahatsız mı veya rahat mı görünüyor?

http://www.ntvmsnbc.com/Site_Elements/dotBlack.gif Konuşma süresince çocuğunuzun söylediklerini ona eğilerek, omzunu tutarak ve başınızı sallayarak ve göz teması kurarak dinleyin.
http://www.ntvmsnbc.com/Site_Elements/dotBlack.gif Çocuğunuzun konuşmalarını ciddiye alın.

Cevap verin;




http://www.ntvmsnbc.com/Site_Elements/dotBlack.gif “Şunu yapmalısın”, “senin yerinde olsam” veya “ben senin yaşındayken” ile başlayan cümleler yerine “çok ilgimi çekti” , “anlıyorum ki bu bazen zordur” gibi cümlelerle başlamak cevap vermek için daha uygundur.


http://www.ntvmsnbc.com/Site_Elements/dotBlack.gif Eğer çocuğunuz size duymak istemediğiniz şeyler söylüyorsa, sakın bunları yadsımayın.

http://www.ntvmsnbc.com/Site_Elements/dotBlack.gif Her durum için çocuğunuza önerilerde bulunmayın. Bunun yerine anlattığı şeylerin ardında ki duyguları anlamaya çalışın.
http://www.ntvmsnbc.com/Site_Elements/dotBlack.gif Çocuğunuzun kastettiği şeyi anladığınızdan emin olun.
http://www.ntvmsnbc.com/Site_Elements/dotBlack.gif Çocuğunuzun içinde bulunduğu güç durumu sizinle paylaştığı için pişman olmasına neden olmayın. Her zaman onun yanında olacağınızı hissettirin.

TEDAVİ




Evet! Uyuşturucu madde kullanan kişiler tedavi olabilir. Özellikle tedavi ilkelerini yerine getiren kişilerde uyuşturucu maddeyi bırakma oranı çok yüksektir.

Kullanıcılar arasında “bu hastalığın tedavisi olmadığı” yolunda bir kanı yerleşmiştir. Bu değiştirilmeye çalışılmalıdır.
Uyuşturucu maddeyi bırakan kişilerde tekrar madde kullanımına başlamak sık olarak gözlenen bir durumdur. Kişi uyuşturucu maddeleri bıraktıktan sonra bir daha hiçbir zaman kullanmamalıdır. Bir kez kullanması onun eski günlerine dönmesine neden olabilir.
Tedavinin ilkeleri
Bu maddeleri kullanan kişilerin tedavisi kişiye, kullanılan maddenin cinsine ve kullanım süresine göre değişiklikler göstermektedir.
Tedavinin başarısı için iki önemli etken sayılabilir:
1. Bunlardan birincisi kişinin tedavi olmayı istemesidir. Eğer kişi tedavi olmayı kendisi istemiyor ise, kimse ona zorla bıraktırmayı başaramaz.
2. Diğeri ise kişinin maddeyi bırakmaya kendini hazır hissetmesidir. Çünkü, kişi maddeyi bıraktığı zaman alışkanlıklarını, yaşadığı ortamı değiştirmek zorunda kalabilecektir. Eğer tüm bunlara hazır değilse, yapabilecek fazla bir şey yoktur.
Uyuşturucu madde kullanan kişide bağımlılık geliştiyse, tedavi daha güç olacak ve daha uzun sürecektir.

Ayrıca, uyuşturucu kullanımı ile daha da artan aile içi iletişim bozukluklarının, kopukluklarının giderilmesi için anne ve babanın da tedaviye katılması gerekir.







NihLe 13 Nisan 2006 12:50

NELER NARKOTİKTİR
 

UYUŞTURUCU VE UYARICI MADDE NE DEMEKTİR?

Yunanca uyku anlamında ki "narke"den gelen ve İngilizce'ye "narkotik" olarak geçen uyuşturucu sözcüğü, uyuşturma özelliği olan, uyuşturan, duymaz hale getiren demektir.
Uyuşturucu madde kavramı genellikle, uyuşturma özelliğine sahip maddeleri ifade eder. Ancak Türkiye'de günlük kullanımda uyarıcılarda, uyuşturucu olarak tanımlanabilmektedir. Ayrıca, keyif veren, kışkırtan, yatıştıran, uyanıklık sağlayan maddeler içinde kullanılmaktadır.
Uyuşturucu ve uyarıcı maddeler; merkezi sinir sistemini etkileyerek kullanan kişinin ruhsal ve fiziksel dengesini bozan; bu kişide fiziksel ve ruhsal bağımlılığa yol açan; kişisel ve toplumsal yönden ekonomik ve sosyal çöküntü oluşturan maddelerdir.

UYUŞTURUCU VE UYARICI MADDE SUÇLARI NELERDİR?

Uyuşturucu ve uyarıcı madde suçları Türk Ceza Kanunu'nun 188, 189, 190, 191, 192. maddelerinde düzenlenmiştir. Uyuşturucu ve uyarıcı madde suçlarını beş başlık altında toplayabiliriz;
1- Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti,
2- Tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbiri uygulanması,
3- Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma,
4- Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak,
5- Etkin pişmanlık.

TÜRK CEZA KANUNU UYUŞTURUCU VEYA UYARICI MADDE İMAL VE TİCARETİ
MADDE 188


(1) Uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak imal, ithal veya ihraç eden kişi, on yıldan az olmamak üzere hapis ve yirmibin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.
(2) Uyuşturucu veya uyarıcı madde ihracı fiilinin diğer ülke açısından ithal olarak nitelendirilmesi dolayısıyla bu ülkede yapılan yargılama sonucunda hükmolunan cezanın infaz edilen kısmı, Türkiye'de uyuşturucu veya uyarıcı madde ihracı dolayısıyla yapılacak yargılama sonucunda hükmolunan cezadan mahsup edilir.
(3) Uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak ülke içinde satan, satışa arz eden, başkalarına veren, nakleden, depolayan, satın alan, kabul eden, bulunduran kişi, beş yıldan onbeş yıla kadar hapis ve yirmibin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.
(4) Uyuşturucu maddenin eroin, kokain, morfin veya bazmorfin olması hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.
(5) Yukarıdaki fıkralarda gösterilen suçların, suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.
(6) Üretimi resmi makamların iznine veya satışı yetkili tabip tarafından düzenlenen reçeteye bağlı olan ve uyuşturucu veya uyarıcı madde etkisi doğuran her türlü madde açısından da yukarıdaki fıkralar hükümleri uygulanır.
(7) Uyuşturucu veya uyarıcı etki doğurmamakla birlikte, uyuşturucu veya uyarıcı madde üretiminde kullanılan ve ithal veya imali resmî makamların iznine bağlı olan maddeyi ülkeye ithal eden, imal eden, satan, satın alan, nakleden, depolayan veya ihraç eden kişi, dört yıldan az olmamak üzere hapis ve yirmibin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.
(8) Bu maddede tanımlanan suçların tabip, diş tabibi, eczacı, kimyager, veteriner, sağlık memuru, laborant, ebe, hemşire, diş teknisyeni, hastabakıcı, sağlık hizmeti veren, kimyacılıkla veya ecza ticareti ile iştigal eden kişi tarafından işlenmesi hâlinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.


TÜZEL KİŞİLER HAKKINDA GÜVENLİK TEDBİRİ UYGULANMASI
MADDE 189


(1) Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarının bir tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde, tüzel kişi hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.

UYUŞTURUCU VEYA UYARICI MADDE KULLANILMASINI KOLAYLAŞTIRMA
MADDE 190


(1) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırmak için;
a) Özel yer, donanım veya malzeme sağlayan,
b) Kullananların yakalanmalarını zorlaştıracak önlemler alan,
c) Kullanma yöntemleri konusunda başkalarına bilgi veren,
Kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Bu maddede tanımlanan suçların tabip, diş tabibi, eczacı, kimyager, veteriner, sağlık memuru, laborant, ebe, hemşire, diş teknisyeni, hastabakıcı, sağlık hizmeti veren, kimyacılıkla veya ecza ticareti ile iştigal eden kişi tarafından işlenmesi hâlinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.
(3) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını alenen özendiren veya bu nitelikte yayın yapan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.


KULLANMAK İÇİN UYUŞTURUCU VEYA UYARICI MADDE SATIN ALMAK, KABUL ETMEK VEYA BULUNDURMAK
MADDE 191


(1) Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi, bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Kendisi tarafından kullanılmak üzere uyuşturucu veya uyarıcı madde etkisi doğuran bitkileri yetiştiren kişi, bu fıkra hükmüne göre cezalandırılır.
(2) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi hakkında, tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine hükmolunur.
(3) Hakkında tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine hükmedilen kişi, belirlenen kurumda uygulanan tedavinin ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranmakla yükümlüdür. Hakkında denetimli serbestlik tedbirine hükmedilen kişiye rehberlik edecek bir uzman görevlendirilir. Bu uzman, güvenlik tedbirinin uygulama süresince, kişiyi uyuşturucu veya uyarıcı maddenin kullanılmasının etki ve sonuçları hakkında bilgilendirir, kişiye sorumluluk bilincinin gelişmesine yönelik olarak öğütte bulunur ve yol gösterir; kişinin gelişimi ve davranışları hakkında üçer aylık sürelerle rapor düzenleyerek hâkime verir.
(4) Tedavi süresince devam eden denetimli serbestlik tedbirine, tedavinin sona erdiği tarihten itibaren bir yıl süreyle devam olunur. Denetimli serbestlik tedbirinin uygulanma süresinin uzatılmasına karar verilebilir. Ancak, bu durumda süre üç yıldan fazla olamaz.
(5) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmaktan dolayı hükmolunan ceza, ancak tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranmaması hâlinde infaz edilir. Kişi etkin pişmanlıktan yararlanmışsa, davaya devam olunarak hakkında cezaya hükmolunur.

ETKİN PİŞMANLIK
MADDE 192


(1) Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarına iştirak etmiş olan kişi, resmî makamlar tarafından haber alınmadan önce, diğer suç ortaklarını ve uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin saklandığı veya imal edildiği yerleri merciine haber verirse, verilen bilginin suç ortaklarının yakalanmasını veya uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ele geçirilmesini sağlaması hâlinde, hakkında cezaya hükmolunmaz.
(2) Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi, resmî makamlar tarafından haber alınmadan önce, bu maddeyi kimden, nerede ve ne zaman temin ettiğini merciine haber vererek suçluların yakalanmalarını veya uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ele geçirilmesini kolaylaştırırsa, hakkında cezaya hükmolunmaz.
(3) Bu suçlar haber alındıktan sonra gönüllü olarak, suçun meydana çıkmasına ve fail veya diğer suç ortaklarının yakalanmasına hizmet ve yardım eden kişi hakkında verilecek ceza, yardımın niteliğine göre dörtte birden yarısına kadarı indirilir.
(4) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmaktan dolayı soruşturma başlatılmadan önce resmî makamlara başvurarak tedavi ettirilmesini isterse, cezaya hükmolunmaz.


(İSTANBUL EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ, NARKOTİK ŞUBE MÜDÜRLÜĞÜ İNTERNET SİTESİNDEN ALINMIŞTIR)


Misafir 13 Nisan 2006 21:22

Eroin; uyuşturucu maddeler arasında en etkilisi dolayısı ve de en tehlikelisi olup morfinden iki ila on defa daha kuvvetlidir. Eroin varolan uyuşturucu maddeler arasında en çabuk bağımlılık oluşturan maddedir, bir-iki deneme kişiyi eroin kurbanları arasına almaya kafi gelir.
Eroine ilk başlayan çoğu bağımlı bu maddenin ne olduğunu bilmeden başlar. Genel olarak ilk tütün ile birlikte alınır. İlk kullanacak olan şahsın; “eroini bilmeden aldım” diye söylemesi söz konusu bile edilemez, zira, tütün içinde yakılan eroinden çok kötü bir koku yayılır ve bu koku kolayca fark edilir. Tütünle eroin alan kişide kısa süre içerisinde kafayı bulma denilen durum başlar ve alınan eroinin saflık derecesine göre bu uyuşukluk halinin süresi değişkenlik gösterir. Eroini bu şekilde kullananlar arasında ki yanlış bir kanı; bu yöntemin daha az zararlı olduğu ve istenildiğinde kolayca bırakılacağı fikri ise de bu düşünce insanların kendisini kandırmasından başka bir şey olamaz
Eroinin insan vücuduna verdiği zarar vücuda girmesi ile alakalıdır vücuda nasıl girdiği ile değil.

KULLANIM ŞEKLİ
Buruna çekilerek alınan eroin etkisini anında gösterir. Burun vasıtası ile kolayca damarlara ulaşan eroin her alındığında ölüm tehlikesi olup, her kullanımda damarlar da çatlama olabilir. Bu şekilde kullanılan eroin sonucunda kurtulma şansı çok az olup ölüm çabuk gerçekleşir.
Eroinin damara şırınga ile enjekte edilen şekli en tehlikeli ve ölüme en yakın olan şekli olup, bu kullanım şeklini genel olarak uzun süre eroin kullanıp maddi durumu zayıflayan insanlar kullanır. Maddi durumları kötüleşen eroin bağımlıları az olan eroin miktarını çoğaltmak için suya karıştırırlar ve bunu damarlarına iğne yardımı ile enjekte ederler. Bu şekilde eroin kullanan bir insan damarına enjekte ettiği her eroinle birlikte ölüm riski taşır. Çünkü satın aldığı eroinin saflık derecesini bilemeyeceği için kullandığı dozu her zaman ki gibi ayarlar ve o gün satın aldığı eroinin saflık derecesi de yüksek ise kişi ölümle burun burunadır.
Uzmanların eroinmanları incelemeleri sonucunda; Narkotik maddeleri uzun süre kullananların beyin hücrelerinin zarları büzülür. Hücre dumura uğramış, içinde boşluklar ve yağlanmalar oluşur. Hücre çekirdeği küçülür ve parçalanır. Mikroskopla saptanan bu görünüme ek olarak göz ve beyin kabuğunda ve beyni kaplayan zarlarda şişme, kanlanma ve küçük kanama odakları, damarlarda daralma, incelme ve yağlanma dikkati çeker. Bu tür maddelerde zehirlenerek ölenlerin beyinlerinde şişme, bol kanama odakları ve hücrelerde yozlaşma, önemli bulgular arasında yer alır.
Eroine iyice alışan ve kriz devresine giren bir eroinman artık ilk günlerde tatmakta olduğu yalancı keyif haline ulaşamaz. Artık onun eroin kullanması eroinin insan üzerinde oluşturduğu ağrı ve acıların fena tesirinden kurtulmak, bir nebze olsun rahatlamaktır.
Eroin kullananlar terler, kalpte çarpıntı başlar, vücudu kırılır diz, bel ve başında şiddetli ağrılar oluşur, iştahı kapanır, çalışma gücünü kaybeder. Büyük bir üzüntü yaşar buna bağlı olarak toplumla olan ilişkisini sıfıra indirir. Gözlerindeki canlılık belirtileri kaybolur, sürekli olarak dalgın halde bulunup dünya ile ilgili alakaları kalmaz. Yaşayan, bir ölüden farksızdırlar ve tüm bu olumsuzluklardan kurtulabilmek için tek kurtuluşlarının eroin olduğunu düşünürler...


GusinapsE 15 Nisan 2006 02:37

uyusturucu madde
 
EMNIYETIN SON RAPORU TÜYLER ÜRPERTICI!

Emniyet, uyusturucu madde kullanimina iliskin yeni bir rapor hazirladi. Rapora göre, kullanicilarin neredeyse tamamini erkekler olusturuyor. Iste tehlikenin boyutlari? 05 Kasim 2005 Basin

'Uyusturucuyu erkekler kullaniyor'
Gençlerin yüzde 16'si daha 14 yasina gelmeden uyusturucuya bagimli oluyor

Emniyet Genel Müdürlügü Kaçakçilik ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Baskanliginin raporunu, uyusturucu madde kullanan 922 kisinin cevaplari sekillendirdi.

Uyusturucu kullananlarin yüzde 97'sini erkekler olusturuyor. Yüzde 72'si tedavi olmak istemiyor.

Ergenlik döneminde otoriteye isyan eden ve daha fazla bagimsizlik isteyen gençler uyusturucu kullanmaya basliyor.

Bagimlilarin yüzde 57'si uyusturucu madde ile ilk kez 15-24 yaslari arasinda tanisiyor. Gençlerin yüzde 16'si ise daha 14 yasina gelmeden uyusturucuya bagimli oluyor.

Yüzde 54'ü ilkokul mezunu

Rapor, ögretim düzeyinin yükselmesiyle uyusturucu kullanma oraninin da azaldigini gösteriyor.

Madde bagimlilarinin yüzde 54'ü ilkokul mezunu, yüzde 53'ü'nün sabikasi var. Yüzde 52'si bekar.

Rapora göre, bu kisilerin yüzde 48'i, güvenli bulduklari için madde kullanmak için ev ortamini tercih ediyor.

Uyusturucu kullanan gençlerin ailelerindeki benzer özelliklerse söyle:
Parçalanmis, bosanmis aileler
Baskici ve ilgisiz yaklasim sergileyen aileler

Bagimlilik ne kadar erken farkedilirse, kurtulma sansinin da o kadar arttigi belirtilen raporda emniyet uzmanlari ailelere su tavsiyelerde bulunuyor:

Hemen panige kapilmayin
Öfke ile hareket etmeyin, suçlamayin
Sorunu görmezden gelmeyin, kaynagini tespit etmeye çalisin
Arkadas iliskilerini gözden geçirin
Çocugunuzun uyusturucu madde kullanmasinin sebepleri arasinda,
sizin eksik ve yanlis davranislarinizin da oldugunu göz ardi etmeyin
Uzman bir hekimin bilgisine basvurun
Çocugunuza sevgi ve sefkatli bir yaklasimla daha fazla zaman ayirin
Aile içindeki sorunlari gidermeye çalisin.


Misafir 15 Nisan 2006 02:45

Uyuşturucu satıcılarının hedefi
 
Uyuşturucu satıcılarının hedefi özel okullar
  • Uyuşturucu şebekeleri liseli gençleri ciddi potansiyel olarak belirledi
  • Özellikle özel okullarda okuyan, varlıklı aile çocukları tehlike altında
  • Esrar uyuşturucudan bile sayılmıyor, ecstacy kullanımı arttı
  • Gençler uyuşturucunun alışkanlık yapmayacağına inanıyor
16 yaşında. Bir özel okulda öğrenci. Aynı zamanda bir uyuşturucu kullanıcısı. Çevresinde, okulda kendisi gibi birçok arkadaşının uyuşturucu kullandığını söylüyor. Onlar için uyuşturucu bulmak hiç de zor değil. "Okulun yanında bir manav var. Oradan düzenli olarak temin ediyoruz" diyor. Bu sözleriyle de uyuşturucunun liseli gençler arasında çok rahat tüketildiğini en iyi biçimde ortaya koyuyor. Gençler arasında uyuşturucu kullanımı korkutucu bir şekilde tırmanışa geçmiş durumda. Esrar artık uyuşturucudan sayılmayacak bir noktaya geldi. Ecstacy içmeyen uyuşturucu kullanıcıları küçümseniyor. Liseler ciddi bir uyuşturucu tuzağının içinde. Bu konuda gerçekleri rakamsal olarak ortaya koyacak herhangi bir bulgu, araştırma, belge yok ama işin uzmanlarının teşhisleri, gözlemleri var.
Yaşları 11 ile 18 arasında değişen milyonlarca Türk gencinin karşı karşıya olduğu uyuşturucu tehlikesinin, ne aileler, ne öğretmenler, ne de polis farkında. Uyuşturucu şebekesi, liseli gençleri ciddi potansiyel olarak belirlemiş durumda. Alarm veren tehlike odağıysa, özel liseler.
Uzmanlığı ergenlik çağındaki gençler üzerine olan Doç. Dr. Bengi Semerci, uyuşturucu batağındaki liseli gençler sendromunu en iyi teşhis eden isimlerden biri. Hasta profili, daha çok varlıklı, özel okullarda okuyan gençler olan Doç. Dr. Semerci, uyuşturucu bağımlısı liseliler gerçeğini tüm yönleriyle Tempo') a anlattı. Küçümsediğimiz, belki de farkında olamadığımız uyuşturucu gerçeği, ahtapotun kolları gibi okulları sarmış durumda. Durum onu gösteriyor ki, acilen okulların,polisin bir önlem alması gerek.
Doç. Dr. Bengi'ye göre kafamızı kuma gömmenin bir âlemi yok. İnsanlar fark etmese de, görmek istemeseler de, çok yaygın bir şekilde gençler arasında bu iş çok kolay hale geldi.
Doç. Dr. Semerci, sosyal, kültürel ve ekonomik açıdan aileleri üst düzeyde olan çocuklar arasında bu işin gittikçe yaygınlaştığını gördüğünü belirtiyor. Varlıklı aile çocuklarında uyuşturucunun yaygınlaştığını gördüğünü belirtiyor. Varlıklı aile çocuklarında uyuşturucunun yaygınlaştırması, kültürel ve ekonomik değerlere ilişkin önemli bir dejenerasyonun da sonucu gibi. Liseli gençlerin esrarı uyuşturucudan saymadıkları da tartışılacak başka bir olgu. Yaygın inançları, uyuşturucunun alışkanlık yapmayacağı. Özel okullardaki gençlerin uyuşturucu kullanmalarında çevrelerini referans olarak görmeleri başka önemli bir sorunun da habercisi. Bu gençlere ilişkin önemli bir tespitte daha bulunuyor Doç. Dr. Bengi Semerci:
"Ailelerin, erken yaşta her şeyi verelim diye çok kural koymadan, çok desteksiz verdikleri şeyler nedeniyle, bu çocukların yaklaşık 14-15 yaşlarında özleyebilecekleri her şey bitiyor. Kız ya da erkek arkadaş bulma konusunda hem yeni trendler nedeniyle hem önlerindeki örnekler nedeniyle artık çok ar-zulayabilecekleri bir şey kalmıyor. O konuda da doyum sağlamış oluyorlar."
Uyuşturucu ayağa geliyor
Peki gençler uyuşturucuyu nasıl buluyorlar? Bunun yanıtını ne polis, ne de okul yetkilileri biliyor. Doç. Semerci'ye gelen vakalardan çıkan bir sonuç da şu: Varlıklı aile çocukları öyle torbacı peşinde koşturup uyuşturucu bulmuyorlar. Zaten para konuştuğu için, uyuşturucu ayaklarına geliyor. Doç. Semerci bu gerçeği de şöyle dile getiriyor: "Benim kitlem için öyle torbacıya gitmek gibi bir durum söz konusu değil. Zaten hizmet onların ayağına sunuluyor. Benim çocuklardan algıladığım, ödeyecek paran varsa hiçbir problem yok."
Liseli uyuşturucu bağımlıları daha çok erkeklerden oluşuyor. Uyuşturucunun getirdiği bir önemli tehlike de, kontrolsüz cinsel ilişki. Doç. Dr. Semerci, bu durumu şöyle analiz ediyor: "Uyuşturucu kontrolsüz cinsel ilişki getirir. Kontrolsüz cinsel ilişki kiminle yapıldığı ve nasıl korunulacağı bilinmeden yapılan ilişkidir."
Doç. Dr. Bengi Semerci'nin anlattığı örnekler, ailelerin çocuklarına karşı ne kadar duyarsız olduğunun da bir kanıtı. 17 yaşında bir genç. Varlıklı bir ailenin çocuğu. Aile, "Çocuğumuz uyuşturucuya, kötü arkadaşlara yönelmesin ve yaşı da artık geldi" diye gittikleri eğlence mekânına çocuklarını da götürüyor. Bu gencin uzmana anlattıkları ise tüyler ürpertici. Çok mutlu göründüğünü ama mutluluğunun bir kadeh şaraptan değil, aldığı ecstacy'den dolayı olduğunu itiraf ediyor. Ailesinin yanında hap yutuyor, aile bunun farkında bile değil.


Uyuşturucu bağımlısı liseliler Vaka 1
Lise öğrencisi. 6-7 yaşına kadar babasıyla kalmış. 12 yaşından beri esrar içiyor. 7 yaşında annesi bir başkasıyla evlenmiş. Arası pek iyi olmamış. Evde üvey baba da kullanıyormuş. 12-18 yaş arası kendini eve kapatmış. 1.5 yıl hiç dışarı çıkmamış. 18 yaşındayken 27 yaşındaki biriyle yaşamaya başlamış. Orada eroine başlamış. Ama tedaviden kaçmış.

Vaka 2
Lise öğrencisi. Anne ve baba üniversite mezunu, ikisi de çok çalışan insanlar. Ailesiyle şiddetli geçimsizlikleri var. Depresyonla başlayıp intihar girişiminde bulunuyor. O sırada arkadaşları kendisini mutlu hissetmesi için esrar veriyorlar. Alkol, çok kolaybulunabilen esrar sonrasında, o çevreden bir erkek arkadaş ediniyor. Uyuşturucuyu bıraktı ve iyi bir üniversiteyi kazandı.

Vaka 3
Sırf uyuşturucu tedavisi için uzmana getirildi. Çok başarılı bir babanın asla başarılı olamamış bir çocuğu. Ama uyuşturucuya başladıktan sonra her türlü kullanım var. Uyuşturucu aldığı zamanlarda kendisini çok güçlü, çok başarılı hissediyor. Asla baba gibi olamayacağını bildiği için, o gücü başka bir şeyle sağlamaya çalışıyor. O da tedavisinde başarılı oldu. Bir çocuk sahibi olmak üzereydi. Bu önemliydi, baba olma duygusu güçlü geldi. Başarılı olabileceği bir yere yönlendirildi.

Gizlenen gerçekler

Doç. Dr. Bengi Semerci uyuşturucunun yarattığı dehşeti anlattı. İşte bazı satır başları:
Uyuşturucu kullanan genç nasıl anlaşılır?
Okulla çok ilgilerinin olmaması en belirgin davranış bozukluğu. Birden arkadaş çevresinde değişiklik ya da belli bir arkadaş grubuyla yakınlık. Eğer çocuğun bir eğilimi veya uyuşturucuyla giderebileceğini düşündüğü bir sorunu, bir yoksunluğu yoksa durup dururken kimse onu uyuşturucuya başlatamıyor. Böyle çocuklar çok çabuk birbirlerini buluyorlar.
Öğretmen, aile bilmiyor
Anne-baba eğitiminin artık Türkiye'de çok hızla gelişmesi lazım. Anne-baba olmak çok önemli ve öğrenilebi-len bir iş. Bu, çocukla-rımızı sadece özgür bırakarak, her istediklerini sağlayarak olmuyor. Anne-baba olmanın, çocukları korumanın birinci şartı, hak ettikleri yaşta, hak ettikleri ve baş edebilecekleri kadarını vermektir. Eğer yaşından önce birçok şeye sahip olursa, amaç bırakmamış oluruz çocuğumuza. Okulun içinde öğretmen ve yöneticiler "Okulda uyuşturucu madde var mı, bu nasıl tespit edilebilir, kim getiriyor?" konusunda neredeyse polis kadar eğitimli olmalılar ki, uyarı verebilsinler.
Disiplinli okullarda da var
Çok kuralları olan, çok disiplinli öğrenci yetiştirdiği söy-
lenilen bazı okullardan gelen gençler, o disiplinin yanı sıra okul kapısından dışarı çıktıkları anda bakkaldan, manavdan, o çok disiplinli bilinen ve ailelerin o yüzden tercih ettikleri okulun yanında, çok rahat uyuşturucu bulabileceklerini, bulabildikleri yerleri aktarıyorlar.
Şehir dışındaki okullar avantajlı
İstanbul'da şehir dışında olan özel okullar avantajlı. Yani merkeze uzaklığı arttıkça okulun hem kontrolü kolaylaşıyor, hem satıcıların ilgi alanından uzaklaşıyor, hem de çocukların ulaşabilirliği azalıyor. Çok şehir merkezinde kalan, ulaşılabildiği artan okullarda risk daha fazla oluyor.

Sorun yok gibi

Lise çağındaki gençlerin uyuşturucu sorunu narkotik ekiplerinin ilgi alanına giriyor. Ancak özellikle özel okullarda yaşanan patlama polisin de farkında olmadığı bir gerçek. Narkotik yetkililerine göre şu an İstanbul'da büyük ilçelerde iki, diğerlerinde birer narkotik ekibi bulunuyor. Bunların da tüm okullarda kontrol yapması imkânsız. Polis ancak okullardan talep gelirse eğitici seminerler ve konferanslar düzenliyor. Edinilen bilgilere göre de narkotik polisinin elinde liseli uyuşturucu vakası nerdey-se yok gibi. Dolayısıyla polisin elindeki vakalara bakıldığında aslında bir sorun görünmüyor. Ama gerçekler işin böyle olmadığını gösteriyor. Ancak ıstanbul Narkotik şube Müdüriüğü'nün Adli Tıp Enstitüsü'yle beraber yürüttüğü bir araştırma, Türkiye'de uyuşturucuya ilişkin çok önemli gerçekleri ortaya çıkaracak bir tablo ortaya koyacak. Adli Tıp Enstitüsü bünyesinde yürütülen araştırma 'Türk Kültürüne Göre Uyuşturucu Sorunu' başlığını taşıyor. Bunun için de uyuşturucunun her kesimdeki kullanımı irdeleniyor. Son yıllara göre birçok okulda verilen uyuşturucu seminerleri istatistiği de şöyle:
2000 - 91 konferans, 2001 - 77 konferans
2002 - 97 konferans, 2003 - 63 konferans


GusinapsE 15 Nisan 2006 02:50

ÇOCUGUNUZ UYUSTURUCU KULLANIYORSA
 
Çocugunuzun madde kullanip kullanmadigini anlamanin yollari






Çocugunuzun madde kullanip kullanmadigini anlamanin bir çok yolu olabilir. Bunlar arasinda en kesin sonucu idrar testi verir. Ama bu yönteme basvurmadan önce bazi isaretlere dikkat edebilirsiniz.

Madde kullanan çocuklar aile iliskilerini azaltir ve evde daha az vakit geçirirler.

1. Derslerdeki basari orani tamamen ve her derste birden düsmesi,

2. Hiç tanimadiginiz yeni arkadaslar edinmeye baslarlar.

3. Arkadaslarina tamamen sirt çevirme,

4. Çevreyle iliskilerden kaçinma,

5. Tamamen içine kapanma,

6. Hiçbir seye ilgi duymama ve her seyden uzak kalma,

7. Zaman zaman asiri nese ile öfke/saldirganlik arasinda gidip dalgalanmalar,

8. Evde odasina kapanma,

9. Kendi bakim ve temizligine dikkat etmez hale gelme,

10. Her zamankinden daha fazla para harcamaya baslarlar.

11. Okulu ya da is egitimini tamamen birakma,

12. Kendi gelecegi için hiçbir yol görmeme,

13. Gelecege dönük hiçbir adim atmak istememe,

14. Ellerde titreme,

15. Asiri derecede terlemek,

16. Hafif uykulu ve yorgun gözükebilirler

17. Yeme aliskanliklari bozulur, kilo kaybedebilirler.




ÇOCUGUNUZ UYUSTURUCU KULLANIYORSA






Onun farkli oldugunu kabullenmek: Onun farkli oldugunu kabullenmek gerekir. Evdeki diger çocuklardan davranislari farkli olabilir. Digerlerinin gösterdigi tepkilerden farkli tepkiler gösterebilir. Aile çevresinde böyle bir çocuk görmediklerinden yakinir. Onun zaten farkli bir çocuk oldugu için madde kullanmaya basladigi unutulmamalidir.

Duygulari kontrol etmek: Anne ve baba duygularini kontrol etmek zorundadir. Kimsede kabahatin olmadigini, sorunun çocukla aralarindaki iliskide oldugunu kabullenmelidir. Her sey yeni basladigini düsünmeli, ümitsizligi bir kenara birakmalidir.

Sinirlari koymak: Anne-baba çocuguna sinir koymayi ögrenmelidir. Bu çocuklarin sinir koymakta ve kurallara uymakta güçlük çektigini biliyoruz. Bu nedenle, aile yeni stratejiler gelistirerek, onun kurallara uymasini saglamalidir. Bu kurallar baski biçiminde olmamali, ortak bir yol gelistirilmeye çalisilmalidir. Bunun için gerekirse, profesyonellerden yardim almalidir.

Sorumlulugunu almasini saglamak: Çocugun kendi sorumluluklarini almayi ögrenmesi çok önemlidir. Madde bagimlisi olanlarda, sorumluluk alma ve kendi sorumluluklarini yüklenme orani çok düsüktür. Bu gençler ve çocuklar tüm sorumluluklarini baskalarina yüklemeye çalisirlar. Böylece yasamlarinin sorumlulugunu almaz ve madde kullanmaya devam ederler. Ayni sekilde kendi bedenlerinin sorumlulugunu da almadiklari için, madde kullanimi ne kadar zarar verirse versin madde kullanmaya devam ederler.

Beklentilerini düsürmek: Anne-babanin amaci, onun zarar görmesini azaltmak olmalidir. Bambaska bir çocuk haline getirmek gibi bir hedef olamaz. Bunun için de öncelikle onun farkli oldugunu kabullenmek gerekir.

Yeni beceriler kazanmak: Anne-baba çocuguyla basa çikabilmek için yeni beceriler kazanmak zorundadir. Örnegin, çok kolay öfkeleniyorsa, öfkesini kontrol etmeyi ögrenmelidir. Çatismalari çözme yöntemleri konusunda kendisini gelistirmeli ve yeni beceriler edinmelidir.

Yeni stratejiler gelistirmek: Anne-baba bugüne kadar uyguladigi yöntemlerin basarisiz oldugunu kabullenmelidir. Eger, anne babanin bugün kadar uyguladigi yöntemler basarili olsaydi, zaten çocuk uyusturucu madde kullanmayacakti. Bu nedenle, basarisiz yöntemler tekrar uygulanmamali ve bir kenara birakilmalidir. Aile farkli sorun alanlari için, yeni ve farkli yöntemler gelistirmek zorundadir.

Ilk adimi atan olmak: Ergenler, ergenligin verdigi dogal isyankarlik ortamlarinda anne-babalari ile uyusmayi genelde ret ederler. Sonuçlari ne olursa olsun, her seyi göze alip uyusmazligi tercih edebilirler. Bu nedenle öncelikle anne-babanin degismesi gereklidir. Anne-baba degisince o da degismeye baslar. Bir baska deyisle, anne-baba bir “büyüklük” yapmalidir.

Çocukla iletisimin kalitesini artirmak: Ebeveynlerin, çocuklarinin uçucu madde kullandiklarindan çok geç haberdar olduklari gözlenmistir. Bir arastirmada çocuklarin %18’i uçucu madde kullandigini belirtirken, ebeveynlerin sadece %1’i çocuklarinin uçucu madde kullandigini ifade etmistir. Bu da, anne-babanin iletisiminin aslinda çocukla ne kadar düsük oldugunun bir göstergesidir. Iyi iletisim için, iyi dinlemek gerekir. Dinlemek, konusmak degildir. Onu anlamaktir. Dinlemek, onu dinledigini ve anladigini göstermektir.

Hayati sürdürmek: Anne-baba hayatini o çocugu üstüne odaklamamalidir. Bir yandan onunla ugrasirken, hayatini da sürdürmeye özen göstermelidir. Bu sekilde evdeki diger çocuklari koruyabilir ve onlarin madde kullanan kardeslerinden etkilenmesini azaltabilir. Yine bu sekilde anne-baba kendini koruyabilir ve uzun süreli olarak madde kullanan çocugu ile ugrasabilir. Yoksa kisa sürede yorulur ve yari yolda kalir. Öte yandan, ailenin tüm üyelerinin ilgisinin tek kisiye odaklanmasi sonucu, madde kullanan genç bu ilgiyi kaybetmemek için madde kullanmayi da sürdürebilir.

Onu anlamak: Onu ve yaptiklarini anlamak zorundayiz. O kendi dogrularini yapiyor ve yasiyor. Onun dogrulari bizim dogrularimizdan farkli olabilir. Bazi davranislarini, bilerek yapmadigini da kabullenmemiz gerekiyor. Elestirilmesi gereken onun kendisi degil, davranislari olmalidir.

Çatismalari çözmek: O öfkeliyken tartismaktan kaçinmak gerekir. Çatisma ertelenmelidir. Örnegin, o sinirlendigi zaman tepki göstermek yerine, o sakinken ve her sey yolundayken onunla sorunlari konusmak daha yararli olacaktir. O maddeliyken tartisilmak yerine, ayildiktan sonra gerekli olanlar konusulmalidir. Çatismalar tartismayla ya da kavgayla çözülemez!

Onu desteklemek: Unutmayalim! Onun da yaptigi dogru seyler var. Hep onun kötülerinin ya da yanlislarinin üstüne odaklanmak, basariyi getirmez. Bu nedenle, olumlu davranislari da görülmeli ve bu davranislari yüzünden övülmelidir. Kimi zaman olumlu davranislari dolayisiyla ödüllendirilebilir. Kötü davranislar yerine iyi davranislar üstüne konsantre olunmalidir.


Mystic@L 15 Nisan 2006 21:26

Eroinin psikolojik etkisi



Öyle ya, neler oluyor neler biliyor da insanlar bu meretin peşinden gidiyor, bir deli kuyuya taş atmış kırk kişi çıkaramamış örneği, kimse eroinden vazgeçmiyor. Bu denli tutku niye? Bir söylentiye göre Zen Budist rahipleri çile çekerken tüm acılarını giderecek, onları rahiplikle utandırmayacak içinde afyon ruhu bulunan bir kutuyu yanlarına alırlarmış, acılarını her an yok edebileceklerini bilerek tabutluk gibi çile odasında acıyı yaşamaları islenirmiş. Bu çekici minik ruhların çekiciliğine dayananlar olmamış, en az kullanan en iyi rahip adaylarıymış...



Eroin ne biçimde alınırsa alınsın, değişen, sadece etkisinin gecikmesi, kullanılan doz gibi biçimsel değişikliklerin dışında sonuç aynıdır; vücutla bir ısınma, sakinleşme duygusuyla adeta içine huzur akıtılmış gibi bir duygu gelir. Gözler toplu iğne başı gibi küçülür, buna myosis etkisi denilir. Etkiyle birlikle mide bulantısı dozun fazla okluğu durumlarda son noktasına ulaştırıp nerede olursa olsun durumun uygunluğuna bakmadan kusturur ve insanı rezil eder. Eroin miktarı fazla kaçlığında el ve bacak titremesi, yorgunluk ve sinirlilik oluşabilir. Aslında bu sinirlilik ya da anksiete diyebileceğimiz endişe, kullanılmayan zamanlarda da ortaya çıkar ve fizyolojik bağımlılığa neden olan




psikolojik durumdur. Ama çoğunlukla ilk dakikalarda insanın içine sevgi dolar. Kimisi buna "içime yaşam sevinci geldi" bile der. Eroin sarhoşluğunda aşırı bir konuşma isteği, huzurla kapanan gözlerle birlikte gelir. Anlatmak, anlatmak, anlatmak istenir. Doktor Uluyazman (Kollokyum, 1957) ise etkileri şöyle anlatır:



"İnatçı bir hastalığın yahut da karşılaştığı üzücü olayların ıstırabı içindedir. Ümitsizlik içinde olağanüstü bir kuvvetten yardım bekler. Bu prodromal depression hali hastayı uyuşturucu maddelerin tesirine hassas bir duruma getirir. Uyuşturucu maddeler ağrıları keser, inhibisyonları hafifletir, gerginlik halini ortadan kaldırır, böylece hastayı daha sevinçli, daha mutlu yaparlar ki buna narkotiğin keyif verici etkisi diyoruz. Uyuşturucu madde aldıkları zaman keyif duyup, bir süre rahatlığa huzura kavuşunca büyük bir güvenle ilaca bağlanırlar. Alışkanlık arttıkça narkotiğin keyif verici etkisi azalır, doz yavaş yavaş yükseltilir ve neticede ilacın toksik tesiri hastalığa yol açar. İştah kesilir, hasla yorgun ve halsiz düşer ve nihayet kaybolur. Bir toksiko-mana ait bütün tabloları hastanede görmek imkânsızdır. Bu ancak onun hayatına girmek, onu adım adım takip etmekle mümkün olur"



Uluyazman tanımına katılarak, eroin kullandıktan hemen sonra cankilerin davranışlarına bakalım.



Eski cankiler eroin kullandıktan sonra canlandıkları için temizlik seanslarına girerler, evin tüm bulaşıkları inceden inceye yıkanır, camlar silinir. Çamaşırlar yıkanır. Uykusuzluk da başladığı için cankimiz gülücükler içinde kül tablalarına değin her yeri temizler. Evi çok temiz olmayan bekarlara bir öneridir, eyç, e yetiştirecek paranız varsa düzen seven canki bir sevgili bulun. Temiz bir canki mal bulduğu sürece Topkapı Sarayı'nı temizleyen temizlik malzemesi firması Cife bile taş çıkartır, evinizi sa-




kız gibi yapar. Bazıları bulmaca çözmeye başlarlar, en kalın bulmaca kitapları onlara şeker gibi gelir. İçe dolan sevgi dalgasıyla birlikte her şey hoş ve olumlu, çözümü bulunabilir görünür. Tophaneli hapçılar bu durumdaki insanlara "*ö*ü*ü yiyim ayakları" atma derler. Kimisi de bu durumu "canım ciğerim ayaklan" alma olarak tanımlar. Gözler zaman zaman bir tanrısallık duygusu içinde kapanır. Gözleriniz kapandığında dünya kafanızda lıkır tıkır işler. Normalde kaldırılamayan duyguların halter şampiyonu olunmuştur. Hem sigara içmek büyük bir iştahla istenir, hem de eldeki sigara unutulur. Bu nedenle cankilerin yalak çarşafları, kollukları sigara yanıkları içindedir. Gözlerin kapanmasına çingeneler "cavlamak" derler. Cavların (gözlerin) kapanmasının yanı sıra oturduğun yerden eğilerek sanki yerden bir şeyler arıyormuş gibi düşerler. Buna verilen isim "namaz kılmaktır". Tamamen kendini yitirip, sigarayla kendini yakma durumuna da "takla" denir. Kimi cankiler eroinin ilk uyarıcı etkisinden sonra maddeye olan ihtiyaçlarının artması ya da dozlarının yükselmesiyle daha çok taklaya gelir. "Taklama-kan çöllerinin kartal." deyişi çok laklaya gelen cankilere, yabancılar varken verilen isimdir. Eroin sarhoşluğunda, tıpkı esrar sarhoşluğunda olduğu gibi müzik dinlemek çok zevk vericidir. Çoğunda tatlı bir mide bulantısı olur, mide taş gibi kesilir, yemek yemek olası değildir. Su bile içilse çıkartılır ama bir taraftan da insanın can. deliler gibi su içmek ister. Eroin tüm vücuda yayıldıktan bir süre sonra tatlı tatlı kaşıntılar yayılmaya başlar. Yüzde örümcek gezintisini andıracak türden tatlı kaşıntılarla başlayan yüz ovmalar göz oğuşturmaya, burun kaşımaya ve giderek bitlenmiş gibi kaşıntılara varılır.



Eroinman olmamış kullanıcılarda eroin, bir psikoaküf madde olarak sinirsel, ruhsal dünyayı alt üst eder. Kullanıcı sarhoşluğunu unutup panik haline geçer, titizdir ve dünyada var olan




her şey, ilişkiler, düşünceler, lek bir hat oluşturacak denli düz olmalıdır, dolayısıyla artık herkes ondan fırça yiyebilir. Konuşmalarda hem gözü yaşlı bir romantik vardır, hem de babasını bile kesebilecek denli duygusuz bir psikopat, anlık dalgalanmalar eroinin etkisi boyunca sürer. Eroinin sinirsel etkisini yaşayanların çoğu bir kez daha kullanmak istemez. Eroin, her psikolojik yapının maddesi değildir, belki de bu nedenle herkes eroin kullanmaz ve eroinman olmaz. Geçmiş dönemlerde, mani gibi aşırı hareketli duyguları ve melankoli gibi ağır üzüntüleri dengelediği belirtilen eroin, normal insanları da yapısına göre manik ya da melankolik yapar. Manik ya da melankoliklere iyi geldiği de kullanım anında gözlenmiştir.



Yemekle fazla işleri olmayan cankiler genelde sessiz insanlardır, kenarda usul usul kaşınıp, bulantı ve midelerindeki sertlik dolayısıyla içki içemedikleri için ağız kuruluğunu kola ve meyveli gazoz gibi gazlı içeceklerle gidermeye çalışırlar. Barlarda önlerinde su ya da alkolsüz içecekler vardır. Eroin kullanımından sonra açık renk gözlüler gözbebeklerinin küçücük gözükmelerini saklayamazlar. Herkes onların göz rengine hayranken onlar gözlerinin renginden şikâyetçidirler. Gerçi "hay"ken, yani eroin etkisi altındayken herkesin göz bebekleri toplu iğne başı gibi olur. Ancak açık renk gözlüler bu renklerini saklamak için koyu renk gözlükleri aksesuvar olarak kullanmak zorundadırlar. Eroin kullanımındaki etkileri doktor Ali Babaoğlu şöyle tanımlar:



"Eroin kullanımında yaklaşık yarım saat kadar süren öfori, keyif ve sevinç duygusunun hemen ardından Çok hızlı bir boşalma ve gevşeme sağlar. Bu olay ilk günlerde orgazma benzetilir. Ardından oldukça tatlı ve düşlerle dolu bir uyku gelir. Opialla-ra alışmayan, ilk alışta kusma ve dislori gösterebilir. Genellikle idrar ve dışkı sfinkterlerinde kasılmalar olur, bağırsak hareket-





leri yavaşlar ve gözbebeklcri daralır, küçülür. Doz yüksekse solunum güçleşir. Damar içi kullanımda burunda ve yüzde kızarma, kaşıntı, ağızda kuruma olur." (Uyuşturucu ve Tarihi Kaynak Yayınları, 1997)



Görüldüğü gibi Babaoğlu bir yandan canki tanımı kullanmıştır: "etki orgazma benzer". Gerçekte böyle bir tanım yapmak komik de olabilir, ancak teşbihle hala olmaz diyelim, onun da söz ettiği yüzde kızarma ve kaşıntılar, bizim örümcek gezintisi dediğimiz kızartılardır.



Eyç, peynir, eroin, ya da sokak adıyla mal, hiçbir cankinin karşı gelemeyeceği biçimde şaraptan da önce gelen en önemli aşk içkisidir. Kullanım sonrası gelen sevgi duygusunun arkasından erkeklerde geç başlayan bir uyanmayla birlikte saatlerce suren bir ereksiyon durumu başlar ve orgazm çok gecikir. Eyç kullanmayan bir kadının cankiclen çekeceği vardır. Yeni tanıştıkları kadınlara ulanmak istemeyen ***** zamparalar, az miktarda eyç alarak kendilerini kadınlarına güçlü erkek olarak sunma keyfini yaşarlar. Bağımlılık oluşturan durumlardan birisi de budur. Çünkü birkaç gün kullanılan eroinden ve geç boşalma döneminden sonra kullanmama halinde birkaç gün sürecek bir erken orgazm durumu başlayacaktır. Eroinin yoksunluk nöbeti sırasında cankiler delalarca üst üsle orgazm olurlar. Uzun süreli kullanımlarda eroinin karşı cinse ilgiyi azalttığı ve libidonun clüşlüğü iddialarında çoğunlukla gerçeklik payı vardır. Esrar ve eroinin seks üzerindeki etkileri üzerine çok konuşulmuş, yazılmıştır ancak kullanımın ileri aşamalarında kadında da erkekte de, seks işleği ve perfomansı diye bir şey kalmadığı bir gerçektir. Canki ne denli espirili ve çekici olursa olsun, vücudunu kullanmaktaki yeteneksizliğini seksle de gösterecektir.



Eroin sarhoşu malalar ya da modern adlarıyla cankiler, rak barlarda bol bira içen insanların korkulu rüyasıdır. Tuvaletlere



hem eroini kullanmak için hem bulantıları nedeniyle kusmak için çok düşkün olan canki milleti, tuvalet kuyruklarındaki insanlara bir çeşit işkencedirler. Bir iki bardak bira içtikten sonra önünüzden bir canki tuvalete girmişse, biranın zorladığı mesanenizin bir cankinin işeme süratine ayak uyduramayacağı bir gerçektir. Orgazm gibi tuvalette idrarlarının geldiği duygusu ile gidip bir türlü işenememesi aslında onlardan çok, kapıda bekleyenlerin sorunudur. Tuvaletle çişini yapmaya çalışırken uyukla-yakalan, "taklaya gelen" canki çoktur. Tabii bir de iğnesini yaparken kalkamayanları sayarsak barlara alınmayışlarının nedeni biraz daha açıklanabilir hale gelir. Aslında bir cankiyle tek tuvaletli evde yaşamak da çok kolay değildir, gerek büyük tuvalette zorlanmaları gerekse kimseye çaktırmadan iğne yapmak kaygısıyla tuvalete sık sık kapanmalarıyla, ev arkadaşlarını kıvrandırırlar.



Bağımlının portresi(sararmış sayfa)


Ahmet, “İşte, hepsi de iyi kafa yapıyor" dese de AMATEM’deki uzmanlar uyuşturucuların birbirinden ayrıldığını söylüyor




Sahte cennetin gençleri / 5


Bilge Egemen



http://www.milliyet.com.tr/2000/05/09/resim/yas05.jpg Bally ve tinerle başlamış. O zaman 13 yaşındaymış. Mahallede çeteler varmış. Bally çekip, kavgaya dövüşe girmeye hiç ama hiç çekinmezmiş.
15’inde ortaokuldayken esrara başlamış. Bu kez öğretmenlerden kavgayı, dövüşü esirgememiş. Bir öğretmenin burnunu kırınca bir süre okuldan uzaklaştırılmış. Ortaokulda esrarın adresini bulması çok kolay olmuş. 16’sında bir arkadaşıyla evin içindeyken ve camdan dışarı bakıp muhabbet etmekteyken, dışarıdan sözlü sataşma olmuş. Aşağı inip çocukları bir güzel pataklamışlar.
Patakladıkları çocuklar kavgadan sonra arkadaşları olmuş. Yeni arkadaşlar, eroin ikramında bulunmuş.
Lisede okurken eroinin adresini bulması da hiç zor olmamış.
Sivas’tan İstanbul’a gelmiş bir ailenin çocuğu olan Ahmet, şimdi 24 yaşında. Balıklı Rum’da tedavi görüyor.
Çocukluğunun geçtiği yerler Sultançiftliği, Gaziosmanpaşa, Metris Cezaevi’nin önleri falan.

Aslında evlenmeseymiş, ailesi eroinman olduğunu anlamayacakmış. Ama karısı, “çok uyanıkömış. Pahalı uyuşturucular (kokain, ecstacy) hariç, Ahmet’in denemediği uyuşturucu kalmamış.





GusinapsE 15 Nisan 2006 22:53

EROİNİN İLGİNÇ HİKAYESİ....


İNSAN ORGANİZMASI AÇISINDAN TÜM ZAMANLARIN EN YIKICI KİMYASALI
EROİNİN İLGİNÇ HİKAYESİ....

Eroinin, ilk kez bilim adamları eliyle ve gerçekte son derece iyi niyetli bir amaca hizmet etmek üzere üretildiğini biliyor muydunuz?

1897'de Almanya'daki Bayer laboratuarlarında kanser ve tüberküloz hastaları için "ağrı kesici" olarak hazırlanan "eroin hidroklor", dehşet verici yan etkileri fark edilince onu ilaç olarak reçetelere yazan hekimler tarafından derhal terk edildi. Ancak iş işten geçmiş ve "şeytanın tozu" hapsedildiği şişeden kaçıp halkın arasına karışmayı başarmıştı bir kez daha Kimya tarihinin ünlü efsanelerinden birine göre, "eroin" maddesi, adını, bu
maddeyi deneme amacıyla kolundan enjekte eden bir Bayer mühendisinin o anda yaşadıklarını tanımlamak için kullandığı şu mânidar cümleden almıştı:

"Kendimi bir kahraman gibi hissediyorum!" ("I feel like a hero")

İşte, o günden bu yana eroin, dünyanın dört bir köşesinde, din, dil, ırk ve sosyal sınıf gözetmeksizin yüz milyonlarca "kahraman" (!) üretmeye devam ediyor. Yalnız, küçük bir sorun var ki, bu sentetik kahramanların büyük bir bölümü kahramanlıklarını pekiştirecek herhangi bir dünyevî icraat yapmaya vakit bulamadan, hayli zamansız bir biçimde toprağın altını boylamaktalar!

Elbette ki, eroin şakası yapılamayacak kadar hassas bir konu. Zaten bizim derdimiz de şaka falan değil, yalnızca bir durum tespiti yapmak. Ancak, aşağıda aktaracağımız tarihsel gerçekleri okuduktan sonra, şakayı biz mi yoksa şu anlı şanlı bilim dünyası mı yapıyor, ona siz karar vereceksiniz.

İnsan organizması açısından tüm zamanların en yıkıcı kimyasal bileşimlerinden biri sayılan eroin, gerçekte son derece iyi niyetli bir amaca hizmet etmek üzere üretilmişti.

Saf morfinin asit anhidritle işlenmesi sonucu ortaya çıkan bu ölümcül toz, ilk kez 21 Ağustos 1897 günü, Bayer'in Almanya’nın Elberfeld kentindeki laboratuarında sentezlendi. Sentezleme işlemi, bu tarihten yalnızca birkaç gün önce aynı laboratuarda "Asprin"i keşfetmiş olan saygın Alman kimyageri Dr. Felix Hoffman tarafından gerçekleştirilecekti. Bayer kayıtları, bizlere bu deneyin hedefinin kuru öksürük, tüberküloz ve kanser gibi önemli hastalıklarda hem şiddetli acıları dindirebilen, hem de tedavi edici yönü bulunan etkili bir ilaç keşfetmek olduğunu bildiriyor. 1868'de Ludwigsburg da doğan Hoffman, Münih Üniversitesi Farmakoloji Bölümü'nden son derece yüksek derecelerle mezun olmuş, geleceği parlak bir kimyagerdi. Nitekim, Alman ilaç sanayinin duayenlerinden Adolf von Bayer de onu keşfetmekte gecikmedi. Genç kimyageri şirketinin Ar-Ge bölümüne alan Bayer, onun sayesinde farmakoloji tarihinin en büyük buluşlarından biri olan asetil salisilik asiti günümüzde "Aspirin" adıyla bütün dünyada tanınan ticarî bir markaya dönüştürecekti.

İşte, eroin tam da o günlerde, şirket çalışanlarının "Aspirin"in keşfinin coşkusunu yaşadığı sırada doğdu. Dr. Hoffman büyük buluşunu kayıtlara geçirmesinden yalnızca 11 gün sonra yine aynı laboratuarda, fokurdayan tüplerinin başındaydı. Bunaltıcı Ağustos sıcağına aldırmaksızın gün boyunca aralıksız çalışan ünlü kimyager en sonunda hedefine ulaştı. Deney kabının dibine çökelen beyaz toz, bir süredir kafayı taktığı o yepyeni formülün işe yaradığının da en somut kanıtıydı.

Aspirin ve eroinin ortak mucidi: Dr. Felix Hoffman baz morfinden sekiz kat daha güçlü bir uyuşturucu elde eden Dr. Hoffman, bunun kontrollü şekilde kullanımıyla yukarıda anılan hastalıkların tedavisinde çok önemli bir ilerleme kaydedebileceğini düşünüyordu. Kobaylar üzerindeki deneme çalışmaları bir yıl kadar sürdü ve toz eroin, "heroin hydrochlor" ticarî markasıyla şişelenmiş olarak 20. yüzyılın hemen arifesinde Bayer şirketi tarafından piyasaya sürüldü. Bugün için inanılması bir hayli güç olmakla birlikte, eroin o dönemde başta Almanya olmak üzere birçok Avrupa ülkesinde eczanelerde rahatça satılıyordu. Hekimler, birçok ağır vakada hastalarını "mutluluktan uçuran" bu toza önceleri büyük ilgi gösterdiler. Eroin yalnız tedavi umudu olanlar için değil, tedavisi imkansız görülen ve ölüm döşeğinde birazcık huzur isteyen hastalar için de gerçek bir umut gibi görülmekteydi.

Ancak, madalyonun öteki yüzü kısa sürede ortaya çıktı. Yalnızca bir iki kullanımın ardından "şeytanın tozu"na müptela olanlar şuursuzca ecza depolarına, laboratuarlara saldırıyor ve kendilerine daha fazla ilaç temin etmeye çabalıyorlardı.

Eroin yasal olarak son kez 1. Dünya Savaşı yıllarında ağır yaralı askerlerin tedavisinde kullanıldı, ardından da tıp dünyasındaki güçlü bir konsensüs sonucu tedavi prosedürlerinden tümüyle kaldırıldı.

İnsanları çok seven ve mesleğine aşık bir kimyager olan Dr. Hoffman, 8 şubat 1946'da son nefesini verirken, ilk kez onun laboratuar kaplarında dünyaya gözlerini açan "diasetilmorfin" artık çoktan bir ilaç olmaktan çıkmış, alım-satımı ya da kullanımı bir çok ülkede en ağır şekilde cezalandırılan lanetli bir maddeye dönüşmüştü.




Mystic@L 15 Nisan 2006 22:57

Anne ve bebek bağımlıların durumu

Kadınlarda eroinin özel bir etkisi de sinir sistemini kendinden geçiren bu içkinin, yumurtalıkları da kendinden geçirip regl dönemini ertelemesidir. Eroinman hanımlar böylece hamile kaldıklarını ancak karınları çok büyüdüğünde anlarlar. Çünkü hamilelik belirtlerinden sayılan kusma, eroinde zaten vardır. Ay hali görememek ise zaten doğaldır. Böylece eroinman bir hanım bebeğinin çok geç farkına varır. Ancak, sonuç hazindir; bebek eroin bağımlısı doğma olasılığına karşı, kaç aylık olursa olsun alınır. Bu çok insanlık dışı bir uygulamadır ve kürtaj boyutlarını aşıp çocuk öldürme boyutuna varır. Batıda bir down send-romlunun bile doğuşuna izin verilirken, çeşitli gerekçelerle anneye sormadan bebeklerin öldürülmesi iç parçalayıcıdır. Annelerin birçoğu bu konuda bilinçsiz olduğu için doktorlar tıp bilgisini ancak eski İsparta'da çocuk öldüren cellad olmakla kullanırlar.


Minnoş bir bağımlı bebek doğacaksa, doğum sonrasında o da annesinin yararlanabileceği fizyolojik temizlenme hakkıyla birlikte "temizlenebilir", bağımlılıktan kurtulabilir diye düşünebiliriz. Eğer bebekte doğum öncesi toksinlerin etkisinden dolayı bir zihin özrü oluşabileceği olasılığı varsa, yine de bir özürlü-
nün ölmesi gerekliğini gösteren bir vicdani yasa yoktur. Bu karar annenin olmalıdır. Minik bir cankinin doğması fikri, canki-leri ve bebekleri seven insanlara biraz da komik gelir. Ancak toplumdaki geleneksel düşünceler çoğunlukla minik cankimi-zin aleyhindedir. Zihin özürlülerin bile kısırlaştırıldığı, haklarına saygı duyulmadığı göz ününe alınırsa, minik cankilerin ana karnında allı aylık bile olsa boğazlanmaları topluma karşı çok eleştirel bakan cankilere bile doğal gelir. Bir cankiye doğal gelen bağımlı bebek cinayetleri bizler için ise yüksek dozdan ölen insanlarımız kadar acı verici olmalıdır, kendi karar vermeden bağımlı olan bir canlının öldürülmesi fikrini aşmak, ancak gelişmiş bir toplumun işidir.


GusinapsE 16 Nisan 2006 03:16

MADDE KULLANMAYA ADAY ÇOCUKLAR



Madde kullanimi görülebilecek çocuklarin bazi özellikleri olabilmektedir:

+ Ruhsal sorunlari ya da bagimliligi olan ebeveynin bulundugu kaotik ailelerde yasan çocuklar.

+ Dogru olmayan yetistirme yollari ile büyütülmüs çocuklar.

+ Ebeveyn-çocuk arasinda baglanma ve ilgi eksikligi bulunan çocuklar.

+ Sinifta asiri utangaçlik ya da siddet içeren davranislar gösteren çocuklar.

+ Okul basarisinda düsüs olan çocuklar.

+ Sosyal becerileri zayif olan çocuklar, sapkin davranislar sergileyen arkadaslarla “takilma” egiliminde olan çocuklar.

+ Okul, is, aile ortamlarinda uyusturucu kullanimini onaylandigi ortamlarda yasayan çocuklar

Madde kullanimina geçiste ilk basamaklardan olan sigaraya baslama nedenlerini söyle siralayabiliriz:

- Büyümenin bir sembolü olarak görülmesi

- Reklam ve filmlerin özendirici etkisi

- Kiz çocuklarinda erkeksi olma hevesi

- Meydan okuma tarzi

- Arkadas grubuna ayak uydurma çabasi

Yapilan arastirmalara göre madde kullanmaya baslama nedenleri arasinda sunlar belirtilmistir.

Arkadas baskisi % 23.3

Merak % 29.4

Bir gruba ait olmak

Sorunlara çözüm aramak % 27.1 ve/veya sorunlardan kaçmak % 26.0

Farkli görünme istegi

Begeni toplamak % 24.3

Eglenmek % 25.9




KafKasKarTaLi 16 Nisan 2006 15:21

-Uyuşturucuya Alıştırma Yöntemleri
Unutmayın , eroin bağımlılığının ilk adımı arkadaş kıyağı ile atılır .

Eğer arkadaşınız , gerçektende arkadaş değil de bir "ayakçı" ise, birkaç hafta sonu devam eden bu kıyakçılığı " bombalama" denilen ikinci aşama izler. Bu aşamada bir gün ziyaretinize gelen ayakçı, kıyağını yaptıktan sonra giderken, nasılsa yanındaki yüklüce miktarda eroini almayı unutuverir. Bir eroinmanın malını asla unutmayacağını bilmediğiniz için kuşkulanmazsınız. Birkaç gün gelip almasını beklersiniz. Gelmez. Bir gün, "yahu şundan bir kere çeksek ne olur sanki?" dersiniz. Sonra bunun gerisi gelir. Mal bittiğinde bombalanmışınız demektir. Artık bir eroin bağımlısı olarak, her yerde kıyakçınızı, daha doğrusu ayakçınızı arar ve kolaylıkla bulursunuz.

Özellikle genç yaştaki insanlar arasında, guruptan bir yada birkaç kişinin uyuşturucu kullanması , diğerlerinin de en azından bir kez denemesi için yeterli bir neden.


http://www.sakarya.pol.tr/image/tzk.jpg
Gençler , birbirlerine sigara ikram eder gibi yada hastalığını iyileştirmek amacıyla ilaç verir gibi uyuşturucu sağlayabiliyorlar. Gençler, arasındaki sohbetin dışında kalmasını istemedikleri arkadaşlarını da kendileri gibi uyuşturucu kullanmaya zorlayabilirler. Kullanmaya itiraz eden arkadaşlarını dışlıyor yada "arabesk" türü tanımlamalarla , kendilerince aşağılama yolu seçiyorlar.
Okul önleri de artık satıcılar için vazgeçilmez mekanlardan. İstanbul'da bulunan pek çok okulun kapısında , özellikle çıkış saatlerinde uyuşturucu satıcılarına rastlanıyor.


Okul yönetimi nemi yapıyor? Hayır onların okulunda uyuşturucu kullanan öğrenci yok ki. Neden böyle bir konuyu düşünsünler?

Esrar bağımlıları , kullandıkları malın içine eroin karıştırılarak bu uyuşturucuya da alıştırılabilirler Eroin krizleriyle birlikte de bağımlılık başlar
.
-Uyuşturucu Kültürünün Sebepleri
Toplumu ayakta tutan , ona yücelme ve yasama gücünü kazandıran , manevi , ahlaki ve hamasi değerlerini çürüterek , sömürgeci devletlerin uydusu halin getiren bir soğuk harp uygulamasıdır. Dış güçlerin ve içerdeki ajanlarının ve bunlarla işbirliği yapan mafya üçlüsünün organize çalışmaları. Her zaman mafyanın ağına takılmaya hazır "sokaktaki başı boş insanlar ve çocuklar" Unutulmaması gereken bir önemli husus da : Beyaz zehir alışkanlığının gelişmesinde , içinde türlü uyuşturucular taşıyan ve son yıllarda karaborsaya da tekel çizgisinde hükmeden ithal sigaraların ve kolalı mamullerin keza , çikletlerinde payı zannedildiğinden çok fazla.
-Madde Kullanımının Nedenleri
Bilgisizlik :
Tehlikeden habersiz ve bu sebeple konuyu hafife almak.
Özenti:
Özenti sergilemede en önemli payın medyaya ait olduğu rahatlıkla söylenebilir.
Bira-bahane:
Diskotek ve diğer kafabulma-eğlenme yerleri. Bunlar beyaz ölüm değirmeninin çarkları ve tuzaklarıdır. Giren büyük ihtimalle öğütülür. Gurup baskıları: kötü arkadaş.
Merak:
Denerim, bırakırım kafası. Fakat bir veya iki deneme genci belki de dönüşü olmayan yola sokmaya yeterli gelmektedir.
Moda:
Çevreye uyma havası... Bozuk çevre ve hasta toplum. Bilindiği gibi hastalıklarda insandan insana kolaylıkla geçebilir. Gençlerde tehlike sevgisi , cinsel bozukluklar , kendini aşma , ispatlama içgüdüsü veya gayreti. Genetik yapının maddeye yatkınlığı. Gençlerdeki manevi boşluk , inanç zaafı. Bozuk aile ve hasta toplumdan kaynaklanan güvensizlik duygusu. Gelecek karşısındaki kaygılar strese, sıkıntıya ve yalnızlığa itiyor. Aile yapısındaki bozukluklar , geçimsizlikler. Ahlaki manevi zaaflar. Yine ailelerdeki ekonomik bozukluklar çoklukla normaliteyi bozar. Bilhassa yokluktakini bunalıma ve intihara , varlıktakini şımarıklığa , taşkınlığa , tahribe yöneltir. Eğitimdeki zafiyet , yetersizlik ve yanlışlıklar. Maddeci felsefeye dayalı eğitimler insanları bencilliğe (egoizme) , şahsi çıkarcılığa iten temeldeki sebeplerdir.
-Arkadaş çok önemli
Çocuklar ve gençler aileden ve okuldan , zamanla arkadaş çevresinden etkilenirler. Arkadaş çevresinde kabul edilmek için gençler, ekseriya çevresinin baskısına dayanamaz aşağılık duygusu ile uyuşturucu kullanır. Sanıldığının aksine , uyuşturucu ile ilk temas , sokak başında bilinmeyen satıcı vasıtası ile değil , bilakis arkadaş çevresiyle olmaktadır.


Mystic@L 16 Nisan 2006 15:52

Eroin alışverişi (Eyç aksotası)


Yeşilay'ın uyuşturucuların en babası olarak tanıttığı ve reklamını yaptığı eroin (Uyuşturucu Gerçeği, Yeşilay Yayınları, sh. 74) Kullanıcıların diliyle eyç aksolası başlı başına bir işlir. Genel kural, eski kullanıcıların satıcı, satıcıların ise kullanıcı olduğudur ki, bu doğrudur. Eroine yeni başlayan çiçeği burnunda yeni "peynirciler" *****lardan birçok kez tokat yiyerek, sokak ağzıyla ". . kilerek", yani paraları alınıp gidilerek, *****laşacaklardır. "Çift kapı yöntemi" her laze peynircinin başına gelir: Eski *****, yenilerin parasını alır, bir kapının önünde bekletir, bulunduğu kapı lor******n evidir ve alışveriş görünüşle sağlamdır, ancak para ön kapıdan girip arka kapıdan cankinin harçlığı haline dö-nüşüverir ve laze peynirci bekleyedurur. Sokak aksoıasında temel kural gizli ve hızlı alışveriş olduğu için, alıcı eline pakeli alıp uzar gider (uzaklaşır), lorbacı (satıcı) da başka bir yana sarkıp (sapıp) ikiler (gider). İyi de elde ne vardır? Paketlenmiş, içinde ne olduğu o anda hiç bilinmeyen bir şey. İçine oralel dahi konduğu olur, bu yüzden malın tadına bakılabilecek zaman varsa bakılmalıdır, tadı acı olmalıdır. Paket işine gelince, paketler çok ilginçtir. Her torbacı coğrafi kökenine göre paket hazırlar. Eroin paketleri bir kâğıt katlama sanatı, yani origami harika-
sıdır. İstanbul paketleri, yani klasik paket dikdörtgendir, diğer adı gömlektir. Alman paketi ise zarf biçimindedir. Almancılar genellikle Alman paketi kullanır. Zenciler paketlerini torba poşetlerin naylonuna sararak ağızda taşımak üzre hazırlar, zenci paketi her zaman naylonludur. Naylonlu paket ağızda taşınarak nezaretteki "hasta" bir sevgilinin ağzına veda öpücüğüyle birlikte üflenebilir. Üstelik zenciler çok iyi "bagaja" diye bilindiklerinden, bagajlarında yani makatlarında taşımak için naylon sarılı pakete çok düşkündürler. Balona sarılmış paketten ise, gerçekten iyice iğrenmek gerekir, çünkü bu paket sınırları aşmış sindirim sistemini olduğu gibi dolaşmış, görmüş geçirmiş, isal ilaçları yoluyla aydınlık dünyayı görmüş bir pakettir, her canki-ye de böyle paket görmek kısmet olmaz. Paketlerden torbacıla-rı tanımak olasıdır. Alman paketleri daha büyük olur, ama hiçbir zaman bir gram olmaz. Dörtle ya da beşte bir gramlık paketlerin, sayısal lolo kâğıtlarına sarılmasından, renklerinden, kullanılan kâğıdın kalitesinden, hangi tor******n olduğu bilinir. Hatla katkılarından bile hangi ana tor******n pakeli olduğu anlaşılır. Alışveriş yerleri daha önce telefonla belirtilmiş, randevu yerleri değilse, satılan mahallelere gidilir. İşle buralara herkes gidemez. Ünlü salış merkezlerinde sokağa girer girmez, eğitimli kolejli cankilerin nark, esrar içicilerinin zarbo dediği polis geliyorsa, kovboy filmlerindeki kızılderili gözlemciler gibi nerede olduğunu bilemediğiniz insanlar, gendelik (aynasız) diye bağırırlar ve haber damlardan damlara geçtiğinde ortalık bir anda karışır. İşte caııkimiz bir iki saat süren bu alarm süresince hiçbir mal bulamaz. "Hastalıktan" burnunu çeke çeke bir kahvede olu-rup ortalığın sakinleşmesini beklerken, eroin parasının bir kısmını çay parası olarak harcamak zorunda kalabilir. Mahalle denilen merkezlere gitmeyip, sokak "kanallarından yararlanan taze peynirci, "kanalı" onun üstündeki büyük torbacıya açık vere-
ne kadar sorun çıkmadan alışveriş yapar. Hiçbir içici, eğer arkadaşları ile kombine yapmışsa, kılıç atmadan yani inaldan çalmadan paketi vermez ancak bu ona göre onun anasından emdiği ak süt gibi helaldir, bu kılıç adaletin kılıcıdır ve kaza bela hakkıdır. Sokakta iki çeşit satıcı vardır, biri büyük satıcıdan paket olarak yüzde alanlar, diğeri kendisi gram olarak alışveriş yaptıktan sonra paket yapıp satanlar. Gram alıp paketleyen, her zaman daha fazla kârdadır ama alıcı için çok güvenilir değildir. Sermayesini yediği bir gün müşterilerinin paralarını gram almak için toplar ve bir daha gelmeyebilir. Büyük tor******n malını yüzdeyle satan küçük torbacı az kârlıdır ama her zaman salacak malı bulunur. Herkes gram satan lorbacıları bilemediğinden ve tanımadıkları insanlara sokak için büyük denilebilecek paralar bağlamak gerekliğinden, her kullanıcı gram alışverişi yapmaz, oysa gram alışverişi pakeli göre çok kârlıdır, paket olarak bir buçuk gram fiyatı aslında toplan piyasanın en alt satış miktarı olan beş gramın fiyatına denk gelir.
Tabii pakete katkı yapılması olasılığı da çok yüksektir. Satıcılar alışveriş yapılmasını islemedikleri kullanıcıya, hiç çekinmeden saf gripin, saf amino kardol, saf laktoz veya bir hapın ezilmişini verirler. Bu karışık mala ya da bol katkılı mala çinge-neceden gelme adıyla DANDİK denir ki, günlük dile girdiğini ve çok yaygınlaştığını söylemek olasıdır.
Aslında dandik paket hazırlamak, bilgi gerektiren bir işlir. Eroin kuvvetli olduğu zaman, daha önceki satıcılar kalkı yap-mamışsa az miktarda yapılacak katkı eriyiciliği dolayısıyla glikoz ya da laktozdur, ancak tat şekere yaklaştığı için gripin ezerek kalmak da gerekir. Enjeksiyon hazırlarken gripin granül halinde kendini gösterir. Amino kardol ise bir çeşit yoğurt çorbası izlenimi verir. Burun yoluyla alacak olanlar ise gripini asla hissetmez. Dandik paketin tıp diliyle placebo etkisi olan en iyisi
gripindir. Ciripin ezilerek bir kaşığa konduktan sonra kaynatılır ve havanda dövülerek tekrar toz haline getirilir. İşte dandik pa-kel hazırdır. *****lar dandik paketi salıp kendilerine harbi paket alırlar. Gripinin içinde eskiden bulanan kodein artık bulunmadığından paracetemolun anlihistaminik etkisi birçok "taze" peynirciyi "zayıf mal" aldığı düşüncesine iler, parası varsa bir daha alır oysa değişen bir şey olmayacaktır. Ancak yoksunluk belirlilerinin bir bölümü olan soğuk algınlığı giderildiği ve birtakım ağrılar azaldığı için kullanıcı pisikolojik olarak "kafa olur". Placebo etkisi, bir psikoaktif maddenin yerine konulan etkisiz bir maddenin psikolojik etki yaratmasıdır. Yerine geçme etkisi diyebileceğimiz placebonun, morfin türevi maddelerde oluşacağına birçok "taze" inanmaz. Eski canki Günal ve Mehmet birçok kez ev kiralarını böyle ödemişler ve akşam fikslerini Abdi İbrahim'in ürettiği gripinden yapılmış dandik eroini salarak yapmışlar, çok sevdikleri kayısı suyuyla zeylin ezmeli sandviçlerini mideye böyle indirmişlerdi. Doğrusu Abdi İbrahim Fabrikasında iş verseler, çocuklar işsizlikten kurtulur daha sonra boşanmazlardı.




GusinapsE 16 Nisan 2006 19:47

UYUSTURUCU KAÇAKÇILIGI

NARKOTIK VE PSIKOTROP MADDE KAÇAKÇILIGI NARKOTIK SUÇLAR

Uyusturucu maddeler, tarihsel süreç içerisinde tibbi amaçlarla kullanilmis, keyif verici özelligi olmasi nedeniyle sonralari bu amaçla tüketilmeye baslanmistir. Bu türden bir tüketimi besleyecek arzda beraberinde sekillenmis, tipki ekonomik yapidaki gibi arz ve talep olusmustur.
Uyusturucu maddelerin bu yönü, özellikle yüzyilimizin ikinci yarisindan itibaren menfaat çevreleri için rant, terörizm için finans kaynagi, uluslar arasi iliskilerde ideolojik ve politik araç ve hedef ülke toplumuna yönelik sosyo-psikolojik dejenerasyon ile zihni ve ahlaki çökertme olgularini ön plana çikarmistir.
Uyusturucu madde ile mücadelenin etki ve basarisi, öncelikle dünyada arz ve talebin yogunlastigi bölgeler ile, bu bölgeler arasinda olusan güzergahlarin, bunlarin olusumunda rol oynayan etkenlerin ve kullanilan yöntemlerin analizim gerektirir. Diger bir ifadeyle, uyusturucu madde ile mücadele; onun üretim, tüketim ve yasadisi ticareti ile yöntemleri üzerinde odaklanmadikça gerçekçi bir sentez yapilamamis ve mücadelenin çerçevesi belirlenememis olacaktir.


KAÇAKÇI TIPLERI
Uyusturucu kaçakçilarim tanimlamaya geçmeden önce belirtmek gerekir ki uyusturucu kaçakçiligi çok spesifik olaylar hariç tutulursa genelde organize bir suçtur. Peki organize suç kavrami neleri kapsar?
Organize Suç:
Her ne suretle olursa olsun tesekkül olusturarak menfaat temini amaciyla, siddet veya en azindan baski kullanarak islenen suçlardir. Tanimda da görüldügü gibi, organize suç kavrami bünyesinde su unsurlari bulundurmaktadir:
-Bir tesekkülün mevcudiyeti, (2 veya daha fazla) "Menfaat saglama gayesi, (para veya güç)
-Siddet, baski.
l-Bir tesekkülün mevcudiyeti: Organize suçu diger suçlardan ayiran temel unsur, birden fazla kisinin ayni amaca yönelik iradelerini ortaya koymalari ve suca istirak etmeleridir.
2-Menfaat saglama gayesi: Organize suç tesekkülü, yasadisi faaliyet neticesinde madde veya manevi bir menfaat beklenisi içerisindedir.
3-Siddet, baski : Suç tesekkülü, menfaat temini yönünde; darp, yaralama, öldürme gibi siddet unsurlarina, tehdit, santaj gibi tesir unsurlarina ya da üçüncü kisilere maddi veya manevi fayda saglama gibi unsurlara basvurur.
Yapisi itibari ile uyusturucu kaçakçiligi da çikar amaçli bir suçtur. Bu organizasyon içerisinde, hiyerarsik bir yapilanma ve isbölümü söz konusudur. Bu is bölümü organizasyonun bünyesinde oldugu gibi, organizasyonlar arasinda da olabilmektedir. Örnegin kimi uyusturucu organizasyonlari temin edici, tasiyici, kimisi ise dagitici, pazarlayici rollerini üstlenmektedir. Bunun yani sira kisiler bazinda da bir is bölümü söz konusudur. Bazi sahislar, araçlara zula yapma konusunda, bazilari ise imalat üzerine uzmanlasmislardir.
Teknolojik gelismeler, sinir ötesi geçislerin çabuklugu, ülkelerin ekonomi politikalarinin degisimi gibi faktörler; kisilerin müsterek suç islemelerim kolaylastirmakta ve suca uluslar arasi bir nitelik de katmaktadir. Bununla beraber, ayni olayda murtabit birkaç suç da yer almaktadir. Bir suç grubunun. Örnegin uyusturucu madde kaçakçiligi organizasyonunun, üyelerin kimligini gizlemede sahte pasaport ve kimlik kullanmasi sahteciligi, edinilen kazancin yasallastirilmasi için paravan sirketler kurulmasi. banka, kambiyo islemleri vesaire yollarla kara paranin aklanmasini, dövizin kontrol disinda baska ülkelere götürülmesi döviz kaçakçiligini, paranin silaha yatirilmasi silah kaçakçiligim ve bu silahlarin terör örgütlerince kullanimi terörü dogurmakta, suç gruplari arasi yakinlasmaya ve isbirligine neden olmaktadir.


Basit Organize Kaçakçilik Faaliyetleri:

a) Bagimli Kaçakçilar (Sokak Saticilari):
Önceleri basit bireysel suç olarak kabul edilen uyusturucu madde kaçakçiligi, zaman içerisinde elde edilen karin çok yüksek olmasi nedeniyle basta terör örgütleri olmak üzere organize suç sebekelerinin finanse kaynagi haline gelmistir. Böylece organize faaliyet kapsamina giren uyusturucu kaçakçiliginin münferit kaçakçilik safhasi torbaci da tabir edilen, sokak saticilarinin küçük miktarlardaki satisi Ile sinirli kalmaktadir. Bunlarin çogu da kullanici olan ve yeni mal temini için para bulmayi amaçlayan sahislardir. Bu sahislar günlük kullanacagi uyusturucuyu temin etmek amaciyla ilk zamanlarda kendi kullanacagi uyusturucu, karsiliginda sonralari ise satistan belli bir kar elde etmek amaciyla uyusturucu satisi yapmaktadirlar. Bu tip kaçakçilara karsi sokak timleri vasitasiyla mücadele sürdürülmelidir.

b) Organizasyon Artçisi Kaçakçilar:
Basit uyusturucu organizasyonlari içerisinde sayilacak diger kesim ise uyusturucu kaçakçiliginda sektörlesmeye gitmis, büyük organizasyonlardan çesitli. sekillerde elde ettigi uyusturucu maddeyi satmaya çalisan kisilerdir. Alisveris usulü denilen usul ile uyusturucu satmaya çalisan kaçakçilar bunlardir.Genelde büyük organizasyonlar içerisinde çesitli görevlerde bulunurlar.

2) Uyusturucu Kaçakçiliginda Sektörlesme:

a) Organize Uyusturucu Kaçakçiligi Sebekeler:
Uyusturucu madde kaçakçiligi organizasyonlarinin çalismalari zaman içerisinde daha sistemli hale gelmistir ve bu sistem içerisinde asagidaki hususlar ortaya çikmistir.
Uyusturucu Organizasyonlarinin;
-Organizasyonda güvenligi saglamak amaciyla; planli olarak akrabalik iliskilerini gelistirdikleri, bunun yaninda ticari iliskiler de kurduklari,
-Diger organize suç örgütleri ile iliskili olduklari ve iliskilerini bu örgütlerin basinda bulunan kilit isimler vasitasiyla sagladiklari,
-Aralarinda görev dagilimi yaptiktan, çogunlukla uyusturucu maddeyi temin eden, tasimacilik islemim yapan, satis islemleri ile ugrasan (sokak dagiticiligi) gruplar olarak ayrildiklari ve bu suretle bir grubun digerinin ilgi sahasina girmedigi, aslinda bununla kaçakçilik faaliyetinin daha güvenli sekilde yürütülmesini sagladiktan,
-Önceleri sadece nakliyat ve satis isi ile ugrasan organizasyonlarin, sonradan elde ettikleri kari artirmak için baz morfin halinde transfer ettikleri uyusturucu maddeleri bizzat kendilerinin uyusturucu madde haline getirerek sattiklari,
-Uyusturucu maddelerin Çift Basamak denilen bir sistem ile güvenli oldugu düsünülen baska bir ülkede depolanip buradan sevkiyatlarin yapildigi,
-Ülkemizden, daha çok Almanya, Hollanda ve Ingiltere'ye uyusturucu madde sevkiyatlarinin yapildigi,
-Dünyada faaliyet gösteren terör örgütlerinin militan kadrolarina silah ve lojistik destek saglamak amaci ile Ortadogu, Türkiye ve Avrupa hattinda organize bir sekilde uyusturucu madde kaçakçiligina yöneldikleri,
-Uyusturucu madde kaçakçiligindan elde edilen paralari aklamak üzere paravan isimlerle sirketler kurduklari, buralarda kara para akladiklari ve aklanan paralar ile gayrimenkul alimina yöneldikleri tespit edilmistir.
Artik klasik kolluk taktikleri ile söz konusu organizasyonlarin tamamen çökertilmesinin imkansiz oldugu, ancak analiz ve sentez unsurlarinin tam olarak uygulanmasi suretiyle yapilacak operasyonlar ile basariya ulasilabilecegi anlasilmistir.

b) Terör organizasyonlari:
Uyusturucudan kaçakçiligindan elde edilen gelir, terör faaliyetleri içerisinde bulunan terör Örgütlerinin de terörist faaliyetlerde kullandiktan harcamalarin karsilayacak bir yöntem haline gelmistir.
Terör örgütleri ya bizzat kendi militanlari vasitasi ile uyusturucu kaçakçiligi yapmakta ya da uyusturucu kaçakçiligim meslek edinmis kisilerden zorla kaçakçilik gelirinden belirli bir pay almaktadirlar.




Mystic@L 16 Nisan 2006 20:43

Para bulma yolları


Dandik mal satmak dışında birçok para bulma yolu vardır. Tabii bunların başında tokat gelir. Kendi gram alıp başkalarına paket satan kanalı olan eski canki, bazen islemeyerek ama çoğunlukla bilerek parayı alıp gider ve gelmez. Çoğu kez açıklamasını "lam gelirken zarbolara yakalandık, dün akşam nezaretleydik, biz neler çektik sen mal peşindesin" gibi açıklarlar. Her zaman yavuz hırsızdırlar ve ev sahibini bastırırlar. Sokak çocukları ve cankilerden başka hiç kimse daha iyi duygusal istismar yapamaz. Bunların dışında şimdi çok geçerli olan cep telefonları, dost evlerindeki CD'ler, kıymetli kitaplar satılarak anında paraya çevrilir. Aralarında arlık iş kolu haline getirilmiş diyebileceğimiz marketçiler vardır. Şampuanlar, beş kiloluk deterjan ve viskiler yine cankilerin en sevdiği çalma malzemeleridir. Canki-ler kitap ve CD konusunda çok zevkli ve akıllıdırlar, asla para etmeyen bir kitabı çalmazlar.


Cankiler kızmasın, alınmasın ama canki bir çocuğunuz ya da dostunuz varsa evde her şeyin kaybolmasını doğal karşılamanız gerekir. Aranızdaki ilişkinin sıklığı kimseyi ilgilendirmez. Canki kendinden ve sizden bir şeyler alıp salmaya başladıysa, temizlenme ya da madde kullanıma son verme ya da ara verme zama-
nı gelmiş demektir. Artık tüm hipermarketlerde tanınmaya başlayıp, dost evdekilerin bakışları dikkat derecesini artırınca can-kilik yaşamına ara verme zamanı gelmiş demektir. Böylesi durumlarda, dostlara arkadaşlarını hastanede temizlemek ya da bizzat bileti alıp otobüse bindirerek göndermek düşer. Çünkü parayı ona verirseniz o tercihini gitmek yerine mal almakla kullanacaktır. Aslında cankilik yaşamı uzadıkça sorun paraya dönüşür. Para olsa gerçekten cankiliği bırakabilecek ve temizlenme sürecine girebilecek bir tatile çıkacaktır. Ancak para olduğunda mal almamayı bir türlü beceremez. İşe girmek için para ve temiz bir vücut, para ve temiz vücut için de iş gerekir. Hal böyle olunca aksola bir süre sonra yaşam biçimine dönüşür. Eroinmanlık neredeyse iş haline gelir. Eroin sarhoşluğu bittiğinde, yine işi para bulmak ve kafa olmaktır. Cankilik bir iş olmuştur, hem de dünyanın en ağır ve zor işi...


Sinyal ise ayrı bir iş koludur. Canki kızlar bu konuda çok başarılıdırlar, hiçbir zaman büyük para islenmez, insanların barlardan ve eğlence yerlerinden dağıldığı saatlerde "affedersiniz karşıda oturuyorum da taksi parası verir misiniz" gibi komik bir gerekçe göstererek para istenir. Oysa dolmuşa da binilebilir. Başka bir çare, örneğin arkadaş evine de gidilebilir ama, (zaten para toplanıp mal alındıktan sonra ilk fiks arkadaş evinde yapılacak ve büyük olasılık onda kalınacaktır) bu taktik çok tutar. Çünkü canki kızlarımız genelde çiçek gibidir ve aşırı koruyucu ailelerden gelmiş "iyi aile" kızlarıdır, rollerini çok güzel oynarlar. Kimse bu saatte onların başına kötü bir şey gelmesini islemez, belki kızı bir daha görüp arkadaş olma olanağı, paralı genç erkeklerin de aklından pek geçmeyen bir olasılık değildir. Özürlü cankilere gelince, bunlar en şanslılarıdır. Sinyal çekerek yıllarca eyç kullanımını sürdüren cankiler vardır. Bazen sinyal sırasında devlet kuşu bile bulanlar vardır! Bu devlet kuşları rek-
lam yapmak isteyen sanayiciler ya da çok para kazanan kesimden insanlardır. Yılda on binlerce dolar harcarlar. Adı bazen okul yardımıdır, tabii cankimiz çaktırmadan arada sırada olsun bayramlığını yapar ve bolca mal alıp sponsoruna çaktırmadan işi çözer. Açıkçası canki kurtarmak adına böyle hamasi çabalar fazla Türk filmi izlemekten mi, madde hakkında bilgisiz ve önyargılı olmaktan mı kaynaklanır bilinmez ama boşuna kürek çekmelerdir. Belli bir düzeydeki cankiye en iyi yardım, ölçülü kullanabileceği ortamı ve olanağı sağlayıp kendi kendisini değiştirmeye çalışmasını beklemektir. Canki bir ev hayvanı değildir ve karşı geldiği dünya kendinin değiştirilmeye çalışılmasıdır. Onun hedefi dünyayı değiştirmektir.
Kadınların seks karşılığında para almasının da eyç parası bulma yollarından biri olduğu söylenir. Şehir kızlarına göre bu çok saçmadır. Hiçbir canki kız eyç parası uğruna yatma durumunda kalmaz. Çünkü belirtliklerine göre Türk erkekleri saf ve duygusal ve abazadırlar. Küçük bir gülücük ve temiz bir dostluk uğruna zaten para vermeye, dahası onların eyç gereksinimini karşılamağa hazırdırlar. Barlara bir kız arkadaş bulmaya giden romantiklerin hepsi akıllı bir canki kız için bitmez tükenmez bir kaynaktır. Punk ancak, hanımfendi görünümlü, mankenlere taş' çıkartan üniversiteli kızlarımız, Gönül, Gül, Gonca, Tuğçe ya da Melek, shotlarını yaptıktan sonra huzurla kapanan gözlerini yavaş yavaş açıp, yüzlerini ovarken alaycı gülücüklerle size erkeklerin ne denli aptal olduğunu anlatırlar. Ellerinde eyçin mezesi sigaraları vardır, onları kurtarmak isteyen saf arkadaşları sigarasız kalmasınlar diye almıştır ve en pahalılarındandır. Ne ki zaman zaman torbacılarla da yalan kızlar vardır ama, kızlar genelde torbacayı sevse de, aralarında doğal bir ilişki olsa da kendilerine yediremezler. Torbacı ilişkileri en veballi ve tehlikeli olanlardır. Ancak uyuşturucu piyasasında satıcının içici, içicinin sa-
lıcı olduğunu çoğunluk olarak tanımladığımızda, ilişkilerin eroin için mi, eroinin ilişkiler için mi olduğu gibi karmaşık sorular ortaya çıkar. Eroin konusunda anlaşan çift, uyuşturucu kullanım dengelerini aşklarıyla ölçülü yükseklikte tuttuklarında ölüme dek giderler. Tüm bunlar gözönüne alındığında şimdilik eyç kullanımında ******lik gibi bir yan ürün çıkmamıştır. Birçok kez değinildiği gibi yasadışı çalışan ******ler, yasa dışı grupların içinde oldukları için bir şekilde içmeye ve salmaya bulaşmışlardır. Ancak, Türkiye'de eroinin ******liğe yol açlığı gibi bir çıkarım yapmak, içinde bulunduğumuz yıllarda doğru olmaz. Her şeyden önce cankiler böyle bir şeye izin vermez, zor durumda olan arkadaşlarını sıkı sıkıya kanatlarının altına alıp, sorunu çö-zerler. Bıkarlarsa polise verip temizlenmeye çalışmasını sağlarlar. Bu anlamda eski ve çok çevresi olan cankiler, "ajan" alt yapısı en kuvvetli olanlarıdır, her zaman birini "pandispanya keki" (kelepçeletecek) haline getirecek bir "pandiz" (yakalatma) organizasyonunu planlayabilir ve eyleme geçirebilirler.







Misafir 19 Nisan 2006 11:01

30 ton eroinin esrarı

Yıllardır İstanbul ve çevresinde yakalanan uyuşturucuların, 1999'da deniz yoluyla Marmara Ereğlisi'nden Türkiye'ye getirilen 30 ton eroinin parçaları olduğu ortaya çıktı. Onar tonluk üç ayrı depoda tutulan bu uyuşturucunun son deposuna henüz ulaşılamadı.
http://www.aksiyon.com.tr/resim/570/36.jpg Her şey, 31 Mart 2002 günü Sakarya'nın Hendek ilçesindeki bir depoda 7,5 ton baz morfin yakalanması ile başladı. Bu olay, uyuşturucu tarihindeki en büyük operasyonlardan biriydi. Jandarma'nın yaptığı bu operasyondan sonra cevabı aranan soru şuydu: "Bu kadar büyük mal kimin ya da kimlerindi?"

Yakalanan iki şahıs, o güne kadar uyuşturucu âleminde isimleri bilinen kişiler değildi. Dosyaya göre uyuşturucunun sahipleri, yıllardır İstanbul'da yaşayan ve bir Türkle evli olan İran asıllı İngiliz vatandaşı Abdülgasım Gomçey ile Atilla Özyıldırım'dı. 1962 Londra doğumlu Gomçey, İstanbul'da "İranlı Ali" lakabıyla bilinmekteydi. Tutuklanan Gomçey, mahkemede uyuşturucunun sahibi değil, sadece emanetçisi olduğunu belirtti. Cezaevinden dışarıya gönderdiği mesajlarda da, "Beni öldürecekler. Bu malın tamamı 30 ton." dedi.

İstanbul Narkotik polisi başlangıçta İranlı Ali'nin, "uyuşturucunun tamamı 30 ton" sözlerinin üzerinde fazla durmadı. Ancak, geçtiğimiz yılın mart ayında İstanbul Esenyurt'taki bir depoda 201 çuval içinde, tam 4,5 ton uyuşturucu yakalanınca işin rengi değişti. Çünkü bu çuvallar da tıpkı 1999'da Sakarya'da yakalananlar gibi, "1999" tarihini ve "Afganistan" damgasını taşımaktaydı. Bu gelişmeden sonra, İranlı Ali'nin sözleri ciddiyet kazandı. Araştırma derinleşince, 1999 yılında Afganistan'dan Marmara Ereğlisi'ne gemiyle 30 ton uyuşturucu getirildiği, bu uyuşturucuların onar ton halinde üç ayrı TIR’a yüklenerek önceden belirlenen depolara nakledildiği ortaya çıktı. Birinci depoyu Sakarya Hendek'te jandarma ortaya çıkarmıştı. Esenyurt'ta polisin yakaladığı 4,5 ton uyuşturucu, ikinci deponun burası olduğunu göstermekteydi.

30 tonun tamamı Urfi Çetinkaya’ya mı ait?

Şimdi jandarma ve polis, üçüncü depoyu arıyor. 30 tonluk bu geniş çaplı eroin dosyasında önem kazanan bir diğer soru ise şu: Değeri 100 milyon doları aşan bu kadar büyük mal kim ya da kimlere aitti? İlk on tonluk depoda yakalanan 7,5 ton uyuşturucunun sahibi olarak yargılanan İranlı Ali, mahkemede "Uyuşturucunun sahibi İranlı Aga Mesadi'dir" dedi. Ancak, bu bilgi Narkotik uzmanlarını tatmin etmedi. Narkotik uzmanlarına göre, Aga Mesadi bu sevkiyatın bir yerinde yer alsa bile, bu uyuşturucu İstanbul'daki büyük uyuşturucu baronlarından oluşan bir konsorsiyuma aitti.

Ancak şu ana kadar 30 ton dosyasında yapılan bütün operasyonlarda ön plana çıkan isim sadece Urfi Çetinkaya oldu. Sakarya operasyonunda, savcı sanıklara Çetinkaya'yı tanıyıp tanımadıklarını sorsa da Çetinkaya'nın ismi dosyada açıkça malın sahibi olarak yer almadı, ama Esenyurt operasyonunda Narkotik polis malın sahibi olarak Çetinkaya'nın ismini açıkladı. Ne var ki, bu türden büyük uyuşturucu sevkiyatlarında sadece tek bir kişinin yer almadığı biliniyor. Uyuşturucu âleminde bu çapta bir mal için birkaç kişiden oluşan ortaklığa "Nuh'un gemisi" adı veriliyor.

Avusturya ile Türkiye arasındaki Nergis krizi

Ortakları, taşıyıcısı, depocusu, Batı ülkelerine pazarlamacısı ile bu organizasyon, uzunca bir zincirden oluşuyor. Örneğin, 1992 nisan ayında Türkiye'ye gelen 6 ton baz morfin ve beş ton esrarın alıcıları Behçet Cantürk, Savaş Buldan, Hurşit Han, Adnan Yıldırım, Cahit Kocakaya, Eyüp Kocakaya, Ferda Seven'di. 1993'te Akdeniz'in uluslararası sularında Luck-S gemisinde yakalanan 14,5 ton uyuşturucunun ortakları olarak Hüseyin Baybaşin, Şevket Çubuk, Halil Havar, Çapanlar, Aziz Dervişi, Bizur Hacı gibi kişiler ön plana çıktı. 1992'de yakalanmak üzere iken gemi mürettebatı tarafından içindeki uyuşturucu ile batırılan Kısmetim-1 gemisindeki uyuşturucu da benzer bir ortaklığa aitti. 2000 yılında Mersin'de yakalanan 22 ton esrar olayında da Urfi Çetinkaya ile birlikte ismi gündeme gelen kişi Mustafa Nergis'ti. Narkotik polise göre Nergis, 22 ton esrarın depocusu konumundaydı.

Son zamanlarda Avusturya polisi ile Türk Emniyeti arasında yaşanan bir krizin göbeğindeki kişi de Mustafa Nergis. Uyuşturucuyu sorunsuz bir şekilde Avrupa'ya sevk etmek isteyen Nergis, "İkiz TIR" adı verilen yöntemi kullanmaya başladı. Türkiye'den çıkış yapan "temiz" ve boş TIR’ların, aynı plakayı taşıyan ikizini Balkan ülkelerinde bulunduran Nergis, böylece Avrupa polisini atlatmayı denedi. Çünkü Türk polisinin "temiz" dediği bir TIR’ın yolculuğu daha kolay olacaktı. Ancak, uyuşturucunun bulunduğu Balkan ülkesinden itibaren yola devam eden TIR, aynı plakayı taşıyan ikiz olanıydı. Avusturya polisi iki ayrı operasyonda bu TIR’ların zulalarında 60 ve 93 kilo eroin yakalayınca, olay Türkiye'ye bildirildi. Türk Emniyeti'ne, bu iki TIR’ın nasıl olup da "temizdir" diye çıkış yaptığı soruldu. İşin gerçeği, Nergis'in bunu bir yöntem olarak geliştirdiğinin anlaşılmasıyla ortaya çıktı. Nergis olayındaki bir diğer nokta, Balkan ülkelerindeki bu depolara uyuşturucuların İstanbul rotasını izleyerek değil, Ukrayna üzerinden gitmiş olmasıydı.

1990'lı yıllarda özellikle Yunanistan üzerinden Avrupa’ya gönderilen uyuşturucularda yine benzer bir yöntem uygulanıyordu. Örneğin Türkiye’den giden folklor ekiplerini taşıyan otobüslerin zulalarında bu ülkeye uyuşturucu gönderiliyordu. Nakliyeciler, folklor ekiplerinin dönüşünde, “Otobüslerden biri arızalandı” gerekçesi ile Türkiye’den yeni otobüs getirtmekteydi. Böylece folklor ekipleri Türkiye’ye dönerken; otobüslerden biri ile uyuşturucu Yunanistan’dan çıkarılıp gideceği Avrupa ülkesine yönlendiriliyordu.

Narkotik uzmanları on tonluk üçüncü deponun Esenyurt'tan Rize'ye kadar herhangi bir noktada olabileceğini belirtiyor. Nitekim 2003 yılında Rize'nin Çayeli ilçesi Seslidere köyünde iki ayrı uyuşturucu laboratuvarı ortaya çıkarılmıştı.

Narkotik polise göre, bu 30 ton uyuşturucunun ön plandaki ismi Urfi Çetinkaya olmasına rağmen, son yıllardaki operasyonlarla ağır darbeler alan Çetinkaya, “âlemin en büyüğü” unvanını kaybetti. Şu anda uyuşturucu piyasasının en büyük ismi olarak Van eski milletvekili Mustafa Bayram’ın damadı Cumhur Yakut gösteriliyor. Yakut, yıllardır bütün çabalara rağmen yakalanamıyor.


Mystic@L 19 Nisan 2006 18:29

Tor******n bir günlüğü


Eroin kullanmayı iş haline gelirmiş eski cankiler, arlık lorba-cı olmuşlardır. İçmek için başka şansları da kalmamıştır. Sabah fikslerini; iğnelerini yaptıktan sonra öğlen bir sıralarında ilk randevularına giderler. Genelde torbacmtn birden fazla kanalı vardır. Paket verme biçimiyle satış yapan lorbacılarla çalışırken kendi aldıkları gramı da paketleyerek salarlar. Eğer gram sata-mazlarsa ya da paket veren lor******n başına bir iş gelirse mal-sız kalmamak için emniyetlidirler. Kendi bölgelerinde çalışan büyük lorbacıları ve onların adamlarını bilirler. Onların malı olmasa bile her on pakette bir üç paket aldıkları için koştura koş-tura çalışırlar. Torbacılığın zor yanlan vardır; Çeşitli yerlerden gelen değişik pisikolojik yapılarda çeşit çeşit insana laf anlatmak durumundadırlar. Gelenlerin kimi "hasta"dır, yani krizin başlangıç aşamalarındadır. Bazen para da almadan tedavi gerekir, zaten tedavi için para alan lor******n satıcılık yaşamı çok uzun sürmez, birisi onu mutlaka polise ihbar edebilir. Hangi bölgelerde kimin yakalandığını iyi takip etmek gerekir, tşe saat birde başlayan torbacı, eğer malı bitmişse kendiyle aynı torbacıdan çalışan başka bir paketçiye gider; bu iş, zaman aldığı kadar yorucudur da. Ayrıca büyük sipariş veren müşteri hangi semtle olur-



sa olsun gitmek zorundadır. En büyük yardımcısı telefondur. Cep telefonu olsa bile mutlaka yanında lOO'lük bir telefon kartı vardır. Bir lorbacı ya da eroinman, piyade askerlerini imrendirecek kadar kuvvetli ve hızlı bir yürüyüşçüdür. Günde ortalama onbeş kilometrenin altına düşmeyecek bir kapasitesi vardır. Çünkü sabit bir yerde durmaz, bir güzergâh üstünde gider ve gelir. Bu kural bizde olduğu gibi dünyanın her yerinde ve her zaman böyledir. Sokaktaki eroinmanda Dom Abruzzi'nin anlattıkları, eroin kullanımının tüm zamanlarda aynı olduğunun bir göstergesidir; yıl 1950'li yıllardır ve yer Amerika'dır ama şimdiki Türkiye'den hiç farkı yoktur, bire bir aynıdır, bakın belki şimdi yaşamayan Dom ne diyor;


"Kalktığımda aklıma ilk gelen şey param var mı oluyor. Eğer yoksa bir yerden bulmak gerek. Bu da canlanmamı gerektiriyor. Şimdi ben hızlı yürümeye o denli alışkınım ki, beni orduya alsalar 25 mil yürürüm. Çünkü bir eroinmanın yürümesi gerekiyorsa -özellikle yetecek kadar parası varsa ve arabası yoksa- kilometrelerce yürür. Yanında üç dört kişi vardır. Bunlar parası olandan otlanmaya gelirler. Bu çok sık olur: bende para varsa, yanımdaki kriz geçiriyorsa, onu da alır elimdeki malın yarısını ona veririm. Gelecek sefere o bana elindekinin yarısını verir. Aynı normal hayatla olduğu gibi, her eroinmanın iyi ya da kötü günü vardır."


Gerçekten de böyledir. Eroinman torbacı kimi gün kendisi müşterilerinden daha çok tedavi olmak durumunda bile kalabilir, tedavi olup canlanır ve müşterilerine hizmet vermek için(!) harekete geçer. Çevrede faca olmamak, ekip arabalarından gizlenmek ve bekledikleri kahvelerde göze çarpmamak için iyi tor-******n elinde bulmaca çözmek için bir gazete, gazeteninin içinde kitap vardır. Genelde gözleri bozuk olmasa bile sokak satıcılarından alınmış numaralı gözlük imajı veren gözlükler kulla-
mrlar. Tamamen okuyan yazan biri imaji vermeye çalışırlar. Çok yürüdükleri ve eroin de terlerine ağır bir koku verdiği için sürekli tıraş sonrası losyonlar, body spreyler, deodorantlar kullanırlar, iyi bir torbacı ve canki her şeye karşın kollarındaki "faça-lara" iğne izlerine karşın kısa kollu giyer. Bu onun imajını daha da kuvvetlendirir ve kol aramaları olursa rahatça geçer. Çünkü polis kısa kollu birinin kolunda iğne izine bakmaz.


Misafir 20 Nisan 2006 17:24

MADDE KULLANIMI HAKKINDA ANNE VE BABALAR
TAVSİYE VE ÖNERİLERİMİZ

Sevgili Gençler Ne Yapmalısınız?
  • Öncelikle uyuşturucu kullanımına yol açan ortamlardan uzak durmalısınız.
  • Kötü arkadaş gruplarından uzak durmalı ve onların parıltılı ve şaşalı yaşantılarına aldanmamalısınız. (Bu kişiler söz ve davranışlarından kolayca anlaşılabilir.)
  • Uyuşturucu kullanımına başlamanın en büyük sebeplerinden olan deneme isteğinden kendinizi uzak tutmalısınız.
  • Size bedava uyuşturucu teklif eden "bir kere kullanmadan bir şey olmaz" diyenlere kanmamalısınız.
  • Sorunlarınızın çözümü uyuşturucu kullanımıyla sağlanmaz. Uyuşturucuya sığınmamalısınız.
  • Çevrenizdeki arkadaşlarınızda uyuşturucu kullanımına zemin hazırlayan ortamlardan uzak tutmalısınız.
  • Enerjinizi milli ve manevi değerlere sosyal faaliyetlere yönetmelisiniz.
  • Model şahsiyetlerin bozukluğunu aklınızdan çıkarmamalısınız.
  • Sevincinizi, üzüntülerinizi aileniz büyükleriyle paylaşınız. Sizin en yakın dostunuz sizin için her şeyini fedaya hazır aile büyüklerinizdir. Onlara karşı dürüst olunuz.
  • Onlardan hiçbir şeyinizi gizlemeyiniz. Onlara güveniniz.
  • Problemlerinizi anlatınız, tek başına çözüm bulmaya kalkmayınız. Onlar sizlerden daha deneyimlidir. Onlardan korkmayınız. Kimin problemi yok ki? El birliğiyle her şey çözülür.
  • Gerçek sevgi ve mutluluğu kendi yuvanızda arayın,
  • Boş zamanları yararlı şekilde değerlendirebilmeli. (Okuma, spor, kültürel etkinlikler vs.),Gençlik çağı, halk arasında söylendiği gibi “delikanlılık” dönemidir.
  • İçinde bulunulan bu çağın gereği olarak her zaman problem yaratabilecek hareketlerde bulunulabilir. Bu nedenle büyüklerin uyarıları dikkate alınmalıdır.
  • İçki, uyuşturucu kumar, şans oyunları, fuhuş ve çeşitli sapıklıklar, evden kaçma gibi olayların tümünü besleyen ortamlardan uzak durmalıyız.
Uyuşturucu ÇÖZÜM değil ÇÖZÜMSÜZLÜKTÜR!!!


Misafir 20 Nisan 2006 20:50

UYUŞTURUCU SÖZLÜĞÜ
Afyon: Haşhaş bitkisinin kapsüllerinden elde edilen bir sakızdır.
Amphetamin:Saf halde iken renksiz, uçucu bir sıvıdır. Ağır kokusu ve yakıcı tadı vardır.
Burundanga: Amerika yerlilerinin borazan biçimli beyaz ve pembemsi çiçekli, yeşil ve geniş yapraklı bitkiye verdikleri isim.
Depresyon : Fizik veya moral çöküntü. Ruhi ve bedeni düşüklük. Bitkinlik. İç sıkıntılar.
Doğal : Tabii, natürel
Dolophine: Methadonun piyasadaki adı.
Emosyon : Heyecan
Enpotans : İktidarsızlık
Eroinman : Eroin bağımlısı, eroin müptelası
Esrarkeş : Esrar çeken, esrar bağımlısı ,esrar müptelası
Halüsinojen : (Hayal gösteren – evham veren) hayal ve vehimler oluşturan kimyasal maddeler. Hakikatte olmayan hayallere sebep olan maddeler.
Haşiş:Esrar yapımında, ince elekten çıkan ilk kaliteye verilen ad.
Hepatit :Karaciğer arızaları, zafiyeti...
Hezeyan : Sayıklama, saçmalama... Delüzyon. Gerçek dışı, akıl ve mantık yolu ile düzeltilemeyen yargı hataları. Kaynağı şuuraltı dürtülerdir. Şüpheci kişilerde gelişir. Çeşitleri vardır.
Ice: Renksiz, kokusuz, parlak, yarı beyaz, yarı saydam kristallerden oluşan uyuşturucu madde.
İnhalasyon :Buğu, gaz veya ufak damlacıklar halindeki sıvıların solunması .
İnhalants : Solukla içeriye çekilen ilaçlar, uçucular, çözücüler...
Kodein: Afyon kozası veya afyondan mevcut olup, çoğunlukla morfinden kimyasal yolla elde edilir.
Kokain: Beyaz toz (Kristalize pudra) görünümlü uyuşturucu bir madde.
Marihuanna:Esrarda ikinci kalite mal.
Methadon: Norkotikler gurubundan uyuşturucu bir madde.
Morfin: Afyondan kimyasal işlemlerlerle üretilir. Afyon içindeki en tanınmış alkoloid (zehir) dir.
Morfinman : Morfin tiryakisi, morfine bağımlı (müptela)...
Morfinmani : Morfin kullanma hastalığı.
Narkotik : Afyon ve türevleri soyundan olan uyuşturucu maddeler...
Paranoid : Psikoz denilen ruh hastalığının heyecanlı tepkileri. Herkesten şüphelenir. Bakış, gülüş ve özel konuşmalardan huylanır. Ortadan olayları kendi aleyhinde olarak değerlendirir. Kendisine komplo, suikast, hıyanet, hakaret şeklinde algılar herkese düşmanı imiş gibi bakar. Kibir, istihza, ima yüklüdür. Öyle konuşur.
Psikoterapi : Telkinle tedavi, ruhsal yönlendirme ile bağımlıyı tehlikeden kendi iradesiyle uzaklaştırma işlemi.
Reçine:Dişi kenevirin tepe çiçeklerinden ve yapraklarından elde edilen koyu sıvıdır.
Sedatif : Sakinleştirici. Müsekkin. Ağrı dindirici.
Sentetik : Kimyasal işlemlerle elde edilen.
Stimulant : Uyarıcı, uyandırıcı, kamçılayıcı, tenbih edici, münebbih.
Şizofreni : Dış alemle irtibatın (ilginin) kesilip içe kapanma olarak açıklanan akıl hastalığı...
Toksin : Mikrop v.s. nin ifraz ettiği zehir.
Toksik : Zehirleme niteliği olan, zehirleyici madde...
Toksikoman : Toksit maddelerini kullanma bağımlısı ... (Bunlar çeşitli suçlar ve cinayet de işleyebilirler ) Kesin tedavi yok, geçici ve hafifletici tedaviler olabiliyor. Türlü çeşitleri ve tezahürleri var.
BÖYLE Bİ ZEHİRİ KULLANARAK SADECE KENDİNİZE DEĞİL...TÜM ÇEVRENİZDEKİLERE DE ZARAR VERİRSİNİZ...KENDİNİZİ DÜŞÜNMÜYORSANIZ ÇEVRENİZDEKİLERİ DÜŞÜNÜN..


Misafir 21 Nisan 2006 12:38

ESRAR!!!
esrar kullananlardaki belirtiler
Esrar kullanıldığında; ağız kurur, gözbebekleri genişler, yüz kızarır, kalp vurumu ve nabız sayısı artar. Kan basıncı yükselir.
Bir süre esrar kullananlarda burunda kuruma olur. Göz kanlanır, boğazda yanma, öksürük, bulantı, kusma ve ishal görülebilir.
Esrar alındıktan sonra önce duygu durumu değişikliği ortaya çıkar. Bu değişiklikler elemle haz arasında yer alan geniş bir duygulanım yelpazesi içinde bulunur. Kimi kez bunlara algı ve düşünce değişiklikleri de eklenir.
Esrar alındıktan sonra kısa süren hafif bir canlılık ve uyanıklık olur. Bunu kaygı, sıkıntı ve tedirginlik dönemi izleyebilir.
Bu dönem geçtikten sonra duygulanma ve coşkuda haz yönüne doğru artma olabilir. Aşırı neşe ile birlikte konuşma ve hareket artar. Çağrışım ve düşünce akışı hızlanır. Algılama ve tasarım gücü canlanır. Çevreyle ilişki artar.
Esrar kullananların “iyi yolculuk” (good trip) adını verdiği “kendini mutlu görme durumu” her insanda ve her zaman ortaya çıkmaz. Çoğu kez bulantı, kusma, endişe, kaygı, sıkıntı ve tedirginlik belirtilerinin ön planda olduğu “kötü yolculuk” (bad trip) yaşanır.
Neşe dönemini algı ve düşünce bozukluklarının bulunduğu dönem izleyebilir. Görme halüsinasyonları olabilir. Zaman ve mekan algısı bozulur. İrade zayıflar, cinsel sapmalarla ilgili davranışlara rastlanır.
Esrar maddesinin içinde kimyasal madde olmadığı ve bitki olduğu düşüncesi ile masum gösterilmeye çalışılan esrar maddesi diğer uyuşturuculara her zaman basamak teşkil eder.


Misafir 21 Nisan 2006 20:26

ALKOL ve UYUŞTURUCU BAĞIMLILIĞI


A. Alkolizm (Alkol Bağımlılığı) :

Alkol ve maddeye bağlı bozukluklarda bağımlılık ve kötüye kullanım için aynı ölçütler kullanılır. Bağımlılıkla kötüye kullanım ayrımı ağırlık/şiddet farkıyla konur. Alkol için önemli göstergeler;
  • Alkol kullanımını kesememek, bırakamamak,
  • Bir süre içkiyi bırakarak, geçici ayıklık dönemi oluşturarak kullanımı denetleme, aşırı tüketimi azaltma yönünde tekrarlayan çabalar olur.
  • Tıkınırcasına içerek en az 2 gün boyunca sarhoş kalmak (entoksikasyon).
  • Sarhoş (entoksike) iken olayların bazılarının anımsayamama (film kopması).
  • Düzenli olarak sert içki tüketimi.
  • Ciddi fiziksel hastalığını alkolün arttırdığını bilmesine karşın alkole devam etmek.
  • İçecek olmayan alkol ürünlerini içmek (ispirto gibi).
  • İş, aile, sosyal yaşamda bozulmalar. Örneğin alkollüyken şiddet davranışı, işe gidememe, iş kaybı, sarhoşlukla ilgili tutuklanma, trafik kazası, evlilik sorunu, boşanma.
Alkol yoksunluğu çok fazla ve uzun süre alkol alınımının sonlandırılması ya da azaltılmasıyla ortaya çıkar, aşağıdaki belirtilerin iki veya fazlasının görülmesi gerekir:
  • Terleme veya 100'den fazla nabız ve kendini gösteren otonomik hiperaktivite.
  • Artmış el titremesi.
  • Uykusuzluk.
  • Bulantı veya kusma.
  • Geçici görsel, dokunsal veya işitsel varsanılar veya yanılsamalar.
  • Aşırı huzursuzluk
  • Kaygı-endişe
  • Sara tipi kasılma nöbetleri
Tam alkol yoksunluğu tablosuna deliryum tremens denir.
Deliryumda sakinleştiriciler, damar içi serum, destekleyici ekip ile yatarak tedavi gerekebilir. Potansiyel olarak tehlikeli bir tablodur.

Bağımlılık tedavisinde hedef tam ayıklık, alkolden tamamen uzak kalmak olmalıdır. Psikoterapisi kendini tanımaktan çok içme/yeniden başlama nedenleri gibi somut noktalara odaklanarak başarılı olabilir. Alternatif baş etme yolları araştırılmalıdır. Eş/aile desteği tedavi başarısını arttırır.
Disülfiram (Antabus) tedavisi, alkol alındığında zehirlenme etkisi yaparak etkili olur. Genel sağlık ve güdülenme iyiyse yarar sağlayabilir, hastadan habersiz bu ilacı kullandırmak tehlikelidir.

B. Amfetamin Bağımlılığı :

Bağımlılık potansiyeli kokainden biraz daha zayıftır. Hekimlikte dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunda ve narkolepside kullanılmaktadır. Amfetamin (ve amfetamin benzeri madde) düzenli kullanımının tipik sonuçları performans artışı duygusu, kilo kaybı ve paranoid (kuşkucu) düşüncelerdir. Yoksunluğunda bunaltı, titreme, halsizlik, kas krampları, gece kabusları, mide ağrıları, doymayan açlık, hoşnutsuz duygudurum belirtileri olur. En ciddi yoksunluk belirtisi çökkünlüktür (depresyon). Amfetamine bağlı olarak psikotik bozukluk, duygudurum bozukluğu, bunaltı, cinsel işlev ve uyum bozukluğu gelişebilir.
Tedavisi kokain bağımlılığı tedavisine benzer. Psikoz varlığında antipsikotikler, bunun dışında bunaltı gidericiler kullanılır.


C. Kafein Bağımlılığı:

Kafein kahve dışında çay, özellikle migren ilaçlarında, kakao, çikolatada, hafif içkilerde bulunur. Bağımlılık yapıcı maddelerin hemen her özelliğini barındırır. Kafein yoksunluğunda baş ağrısı, yorgunluk ya da sersemlik, bunaltı veya çökkünlük, bulantı-kusma belirtileri görülür.
Tedavide diyet ve alışkanlıklardan kafeinin çıkartılması veya ciddi ölçüde azaltılması gerekir. Hasta yakınlarından destek istenir. Su ya da kafeinsiz hafif içeceklerin gün içinde sık tüketimi yararlı olur. Ağrı kesiciler kullanılabilir.


D. Esrar (Kannabis) Bağımlılığı:

Esrar için kullanılan diğer isimler: marijuana, ot, çay, pot, yabani ot. Neşelendirici etkisi bin yıldır bilinir. Ağrı kesici, uyku verici etkileri de vardır. En sık yasadışı kullanılan maddedir.
Esrara karşı tolerans gelişir, yani dozu arttırmadan aynı etkileri sağlamaz hale gelir, psikolojik bağımlılığı vardır, fiziksel bağımlılığı ise olasılıkla fazla güçlü değildir.
Esrar yoksunluğunda huzursuzluk, uykusuzluk, iştahsızlık ve hafif bunaltı olur. Esrar içildiğinde neşelendirici etkisi dakikalar içinde başlar, 2-4 saat sürebilir. En sık görülen etki gözlerin kızarması, hafif kalp hızlanmasıdır. İştah artışı ve ağız kuruluğu olabilir. Esrara bağlı paranoid fikirlerle giden psikotik bozukluk, bunaltı bozukluğu, kalıcı algı bozukluğu ve amotivasyonel sendrom (hiçbir şey yapmadan yaşama) gelişebilir.
Tedavisi ayık ve temiz kalma ve destekleme ilkesine dayanır.


E. Kokain Bağımlılığı:
En fazla bağımlılık yapan, sıklıkla kötüye kullanılan ve en tehlikeli maddelerden biridir. Diğer isimleri: Snow, cake, lady, freebase, crack, rock. Tıpta ilk olarak yerel anestezide kullanılmıştır.
Kokainin davranışsal etkileri hemen hissedilir ve 30-60 dakika sürer. Solunum yoluyla alınışı az tehlikeli, damardan ve sigara olarak alınması ise en tehlikeli yollardır. Ağızdan alımı beyin-damar hastalıkları, kalp anomalileri ve ölümle sonuçlanabilir.
Kokain sarhoşluğunda (zehirlenme) görülebilecek belirtiler: aşırı neşe veya duygulanımda küntleşme, gerginlik veya öfke, kalp atım artışı, gözbebeği genişlemesi, terleme-titreme, bulantı-kusma, burun akıntısı, kilo kaybı, kas zayıflığı, göğüs ağrısı, kalpte ritm bozukluğu, şaşkınlık, kasılma nöbetleri, koma.
Kokain yoksunluk belirtileri: yorgunluk, canlı ve hoşnutsuz rüyalar, uykusuzluk veya aşırı uyku, iştah artışı, aşırı hareketlenme veya durgunluk.
Kokaine bağlı paranoid sanrılar ve varsanılarla giden psikotik bozukluk, duygudurum bozukluğu, bunaltı bozukluğu, cinsel işlev bozukluğu, uyku bozukluğu gelişebilir.
Tedavisinde sosyal ortam değişimi, sık idrar tahlilleri, bireysel ve aileye yönelik psikolojik destek, kendine yardım grubu olan Adsız Narkotikler (AN) desteği, antidepresanlar yararlı olabilir.

F. Halüsinojen Bağımlılığı:

Psikodelik maddeler olarak da bilinir. Klasik olarak doğada bulunan halüsinojenler psilosibin ve meskalindir. Klasik yapay halüsinojen ise LSD'dir.(1938'de üretildi). Uzun dönem halüsinojen kullanımı sık görülmez. Fizik bağımlılığı yoktur.
Halüsinojen sarhoşluğu belirtileri: bunaltı, çökkünlük, paranoid (kuşkucu) düşünce, yargılama bozukluğu, algıların keskinleşmesi, yabancılaşma, yanılsamalar, varsanılar, gözbebeği genişlemesi, kalp hızının artması, terleme, çarpıntı, görme bulanıklığı, titreme, dengesizlik.
Halüsinojene bağlı kalıcı algı bozukluğunda geometrik varsanılar, renk parıltıları, renklerin belirginleşmesi, nesnelerin çevresinde ışık haleleri, nesneleri olduğundan çok büyük veya çok küçük görmeler olabilir. Halüsinojene bağlı psikotik bozukluk, duygudurum bozukluğu, bunaltı bozukluğu gelişebilir.
Tedavisi halüsinojen sarhoşluğunda konuşma ve yatıştırma, kısa süreli ilaç kullanımı, var olan psikiyatrik durumun tedavisi biçimindedir.


G. Uçucu (Bally, Tiner, vs) Bağımlılığı:

Bu gruba çözücüler (solventler), yapıştırıcılar, uhular, aerosoller, propanlar, tiner ve benzin girer. Örnekleri: Bally, tiner, benzin, çakmak gazı, temizleme sıvısı, sprey boya, ayakkabı boyası, daktilo düzeltici sıvısı. Ucuz, kolay bulunan ve yasal maddelerdir. Bu nedenle yoksullar ve gençler tarafından sık kullanılır.
Uçuculara tolerans gelişir (doz arttırma gereği) fakat yoksunluk belirtileri hafiftir. Etkileri alımdan 5 dakika sonra başlayıp 3 dakika-saatler sürebilir. Uçucu sarhoşluğu belirtileri: kavgacılık, aldırmazlık, yargılama bozukluğu, sersemlik, nistagmus (göz titremesi), geveleyerek konuşma, yürürken sendeleme, uykulu hal, tepki yavaşlaması, titremeler, kasların zayıflaması, görme bulanıklığı veya çift görme, aşırı neşe, komaya varabilecek bilinç kaybı. Uçuculara bağlı olarak deliryum, kalıcı bunama, psikotik bozukluk ve duygudurum veya bunaltı bozukluğu gelişebilir.
Tedavisinde eğitim, alttaki kişilik bozukluğunun tedavisi, sosyal destekleme gerekebilir.


H. Sigara (Nikotin) Bağımlılığı:

Sigara bağımlılığında başlangıç giderek 14 yaşın altına inmektedir. Sigara kullanımının en önemli yan etkisi uzun vadede ölümdür. Sigaranın uyarıcı özellikleri dikkat artışına, öğrenme ve sorun çözme yetisinde gelişime yol açar. Ayrıca gerginlik ve çökkünlüğü azaltıcı etkileri vardır. Sigaraya başlayanların yarısından fazlası sürekli içici hale gelir.
Sigarayı bıraktıktan sonra 24 saat içinde ortaya çıkan yoksunluk belirtileri; hoşnutsuz veya çökkün duygudurum, uykusuzluk, iştah artışı, kalp yavaşlaması, huzursuzluk, bunaltı, kolay sinirlenme.
Sigara bırakmanın yararları: daha uzun yaşama, genel sağlıkta düzelme, akciğer kanseri, diğer kanserler, kalp krizi, beyin damar hastalığı ve süreğen akciğer hastalığı riskinin; düşük doğum riskinin azalması.
Destek almadan kendi kendine sigara bırakma başarı oranı %10 gibiyken nikotin bantları kullanımı ve davranış terapisi desteğiyle başarı oranı %60'a kadar çıkabilmektedir. En önemli öğe yeme, araba kullanma, sosyal ortamlar gibi günlük etkinliklerin sigarasız nasıl sürdürüleceği, duygusal sorunlar ve kilo alımıyla nasıl başa çıkılacağını gözden geçiren desteği planlamaktır. Grup olarak (topluca) sigarayı bırakma, nikotinli sakızlar, antidepresan kullanımı, telefon görüşmeleriyle sıkı izleme bağımlılık tedavisinin diğer unsurları olabilir.

İ. Eroin (Opiyat) Bağımlılığı:

Opiyatlar eroin, morfin, hidromorfin, metadon ve kodeindir. En sık kullanılan opiyat eroindir. Düzenli kullanımıyla eroine birkaç ayda bağımlılık ve tolerans gelişmektedir.
Eroin kullanımıyla önce neşelenme, sonra apati (ilgisizlik), huzursuzluk, yargılama ve bellek bozukluğu, gözbebeklerinde daralma, sersemlik duygusu, sözleri geveleme, dikkat ve bellek bozukluğu olur; bunlar eroin sarhoşluğu belirtileridir.
Eroin kullanımının azaltılması veya kesilmesiyle ortaya çıkabilecek yoksunluk belirtileri; hoşnutsuz duygudurum, bulantı-kusma, kas ağrıları, göz yaşı artışı, burun akıntısı, gözbebeği genişlemesi, terleme, ishal, esneme, ateş, uykusuzluk. Eroin aşırı dozda alındığında solunum durması ile ölüme neden olabilir. Eroin komasında gözbebekleri topluiğne başı gibi daralmıştır.
Tedavisinde ayıklığın sağlanması, AİDS açısından bilgilendirme, denetimli metadon yerine koyma tedavisi, psikoterapi, adsız narkotikler (AN) gibi kendine yardım grupları sayılabilir.
J. Fensiklidin Bağımlılığı:

Öteki adları: Melek tozu, kristal, barış hapı, süpergrass, hap, roket yakıtı, at sakinleştirici. Veterinerlikte kullanılan bir anestetiktir. Ketamin de benzer bir maddedir.
Fensiklidin sarhoşluğu (entoksikasyonu) belirtileri: kavgacılık, saldırganlık, dürtüsellik, yargılama bozukluğu, nistagmus (göz titremesi), hipertansiyon ve kalp hızının artması, uyuşma, ağrı duyumunda azalma, sarsak hareketler, konuşma peltekleşmesi, kas katılığı, kasılma veya koma, ses duyumunda artış. Fensiklidin alımından sonra 1-2 günde psikoz benzeri tablodan çıkılır. Bağımlılığında düşünce bozukluğu, reflekslerin azalması, bellek kaybı, dürtü denetimi kaybı, uykululuk, çökkünlük, yoğunlaşma bozukluğu olur. Fensiklidine bağlı psikotik bozukluk, duygudurum bozukluğu, bunaltı bozukluğu gelişebilir.
Tedavisinde konuşarak rahatlatma yararlı değildir. Bilinç kapalıyken takip, belirtilere yönelik tedavi, sessiz ve karanlık oda sağlamak, antipsikotik ve bunaltı gidericiler sayılabilir.

K. Sakinleştirici Uyku Verici (Sedatif Hipnotik ) Bağımlılığı:

Sakinleştiriciler gerilim azaltıcıdır, genellikle bunaltı gidericilerle eşanlamlı kullanılır. Sakinleştirici ve bunaltı gidericiler de doza bağlı olarak uyku verebilir, uyku vericiler de gündüz sakinleşmesi yapabilirler. Bu grup içinde bulunan ilaçlar benzodiyazepinler (Diazem, Rohypnol, Xanax, Valium gibi) ve barbitüratlardır.
Fizyolojik ve psikolojik bağımlılıkları vardır. Tolerans da gelişir. Çoğunlukla yeşil reçeteli ilaçlardır. Sarhoşluğunda (entoksikasyon) uygunsuz cinsel veya saldırgan davranış, oynak duygudurum, yargılama bozukluğu, sözleri geveleyerek konuşma, sarsak hareketler, sendeleyerek yürüme, nistagmus (göz oynaması), dikkat/bellek bozukluğu, uykululuk veya koma görülebilir.
Yoksunluk belirtileri ise: terleme, nabız artışı, elde titreme, uykusuzluk, bulantı-kusma, gelip geçici varsanılar (görsel, işitsel, dokunsal), huzursuzluk, bunaltı, sara benzeri kasılma nöbetleri. Özellikle barbitürat yoksunluğu yaşamı tehdit edebilir. Sakinleştirici, uyku verici ve bunaltı gidericilerle ilgili kalıcı bunama, kalıcı bellek bozukluğu, psikotik bozukluk gelişebilir.
Alkol ile alındıklarında zehirlenme olasılığı artmaktadır.
Tedavisinde psikiyatrik yardım, çevre desteği, uyku vericiler sayılabilir. Bağımlılık maddesini yeni bir maddeyle değiştirmekten kaçınmalıdır.



Mystic@L 21 Nisan 2006 20:50

Neler kullanılıyor?

“Nedir bu uyuşturucuların birbirinden farkı" diye sorulduğunda Ahmet, “İşte, hepsi de iyi kafa yapıyor" dese de AMATEM’deki uzmanlar uyuşturucuları tek tek birbirinden ayırıyor:
Esrar: Kenevir otundan elde ediliyor. Kahverengi, preslenmiş kalıplar halinde satılıyor. Sigara tütününe karıştırılarak içiliyor. Joint, ot, marihuana olarak da adlandırılıyor. Esrar, herkesi etkilemez. En çok görülen etkileri gevşeme, konuşkanlık, kendini iyi hissetme, müzik ve renk algısında artma. Esrar kullanımını takiben, kişinin refleksleri bozuluyor. Ergenlik döneminde kullanılırsa zihinsel gelişme geriliği, gevşeklik, can sıkıntısı gibi belirtiler gözleniyor. Uzun süre kullanımı ise bronşit ve karaciğer kanseri gibi hastalıklara yol açabiliyor. Fiziksel değil, ruhsal bağımlılık yapıyor. Esrarın içinde kişileri eroin içmeye iten bir şey yok.
Eroİn: Açık kahverengi toz şeklinde satılıyor. Kalitesi arttıkça rengi beyazlaşıyor. En sık burun yoluyla kullanılıyor. Tütüne karıştırılarak içilmesine “koreks" deniyor. Sigara jelatini ya da alüminyum folyo üstünde ısıtılarak buharın içine çekilmesine “kaydırma" adı veriliyor. Kaşık içinde kaynatılıp, enjektör yoluyla damara veriliyor. Hareket ve konuşmada yavaşlama, rahatlama, gevşeme ve sıcaklık hissi, yüzde kırmızılık, göz bebeklerinin küçülmesi eroin kullanımını takiben ortaya çıkan belirtiler. Beslenmeleri yetersiz olduğu için sağlıkları bozuluyor. Kabızlık çekiyorlar. Bağımlılık potansiyeli çok yüksek. Çok hızlı tolerans geliştiriyor. Bu nedenle doz artırımı öldürücü olabiliyor.
Uçucular: Satılması yasal olduğu için kolayca bulunabiliyor. Kullanımı bu yüzden yaygın. Başağrısı, bulantı, kusma, tıkanma ve boğulma gibi belirtileri var. Ani ölümler meydana geetirebiliyor. Ciddi bir sarhoşluk, denge bozukluğu, yürümekte güçlüğe neden olabiliyor. Boya, Bally, tiner, tutkal, çakmak gazı, benzin vs bunlardan bazıları.
Amfetamİnler: Hap ya da toz halinde bulunuyor. Ağızdan, burundan ve damardan alınabiliyor. Türkiye’de yasal olarak bulunmuyor. Captagon, Ritalin, Dexedrine bunlardan bazıları. Uyarıcı, zihin açıcı, performans artırıcı ve keyif verici olarak kullanılıyor. Daha çok sınava hazırlanan öğrenciler ve uzun yol şoförleri kullanıyor. Alımını takiben şizofreni benzeri bir tablo gelişebiliyor. Sıkıntı, mutsuzluk, çöküntü hali, kabuslar, mide ve kas krampları vs. Kalp damarının tıkanmasına, beyin damarı hastalıklarına, şiddetli hipertansiyona neden olabiliyor.
Halüsİnojenler: En çok LSD kullanılıyor. Bağımlılık yaratmıyor ve vücuda zararlı etkisi bilinmiyor. Etkileri, kişinin hoşuna giden hayallerden kabus görmesine kadar değişik şekillerde olabiliyor. Çevreyi algılamada bozukluk oluyor. Zihinsel hastalığı olan kimselere zarar veriyor.
Kokaİn: Beyaz renkli ve toz şeklinde. Çoğunlukla buruna çekilmesinin yanı sıra sigara ya da enjeksiyon tarzında da kullanılıyor. Piyasa fiyatı çok yüksek olduğu için ekonomik durumu iyi olanlar kullanabiliyor. Bağımlılık yapıcı etkisi çok fazla. Hatta tek bir kullanımdan sonra bile. Kişiyi uyarıyor, canlandırıyor, keyif veriyor. Etkisi bir saat sonra bitiyor. 15 - 16 saat süre sonra yoksunluk belirtileri ortaya çıkıyor. Ruhsal çöküntü, halsizlik, çok uyuma, mutsuzluk gibi. Uzun süreli kullanımı burun kanamaları, beyin damarlarında tıkanma, beyin kanaması, cinsel iktidarsızlık (daha çok cinsel gücü artırmak için kullanıldığı halde) ve migrene yol açabiliyor.
Ecstasy: Pembe, beyaz, kahverengi tablet ve kapsül şeklinde satılıyor. Kapsüllerin üzerinde kuş, kalp gibi resimler olabiliyor. Çok yüksek fiyata satılıyor. Etkisi 20 dakika içinde başlayıp birkaç saat sürüyor. Enerji artışı, canlılık, karşı cinse karşı yakınlık hissi, algılamada artış ortaya çıkıyor. Etkisi altındayken araba kullanmak çok tehlikeli. Uykusuzluğa ve geçici paranoyaya neden olabiliyor. Kalp rahatsızlığı, yüksek tansiyon ve sara hastalığı olanların Ecstasy kullanmaları ciddi sorunlara neden olabiliyor.
Alkol ve tütün de uyuşturucu maddelerden sayılıyor.






Misafir 21 Nisan 2006 22:55

KokainKokainin rengi beyazdır, genellikle asit borik veya sodyum bikarbonat gibi beyaz toz maddelerle karıştırılarak saflığı bozulur.10 Nisan — Genel olarak kokain burundan çekilerek ve nargile aracılığı ile kullanılır. Kuvvetli bir uyarıcı olan kokain, sinir sistemi üzerinde anında etki yaparKokain satıcıları sattıkları kokaini çoğaltmak için kokainin içine diş macunu, bebek maması, floresan lambasının tozu, yemek sodası vb. çeşitli maddeler koyarlar.
Kokain kullananlarda başlangıçta geçici bir zindelik ve neşe hali ile birlikte zeka, söz ve hafızalarında geçici bir berraklık hissederler. Buna bağlı olarak yorgunluk azalır, çok konuşma ve aşırı heyecanlanma meydana gelir.
Kokain burundan çekildikten kısa bir süre sonra merkezi sinir sistemini uyarır. Kalp vurum sayısı, kan basıncı ve solunum artar. Hareket çoğalır. Kaslarda gerilme ve kasılmalar olabilir. Bir süre sonra kokainin merkezi sinir sistemi üzerinde uyuşturucu etkisi olur. Kokain alanlarda bulantı ve kusma görülür.
Uzun süre burundan kokain kullananlarda burun çekme biçiminde bir tik yerleşir. Ayrıca sürekli burun sıkıntısı ve nezle durumu görülür. Kimi bağımlılarda burun deliklerini ayıran bölme delinir.
Uzun süre kokain kullananlarda iştahsızlık, zayıflama, uykusuzluk, mide bağırsak bozuklukları ve cinsel gücün azalması gibi fiziki belirtiler ortaya çıkar. Bedensel çöküntü olur.
Az miktarda alınan kokain ruhsal bir coşku, taşkınlık ve marazi neşe verir. Alınan miktar çoğalırsa, çeşitli algı yanılmaları görülür. Dokunma halüsinasyonları çok sıktır. Kokain kullananlar vücutlarının üzerinde, derilerinin altında kurtlar yürüdüğünden söz ederler. Kimi kez sinema şeridi gibi geçen renkli, hareketli görme halüsinasyonları olur. Bilinç bulanıklığı görülebilir.
Uzun süre kokain kullananlarda bütün zihin yetkilerinin azalması
ve duygusal bitkinlikle birlikte giden ruhsal çöküntü olur. Kişilik ve karakter değişmeleri ortaya çıkar. Toplum ve ahlak dışı davranışlar görülür.
İleri derecede kokain kullananlarda trip hali denilen garip haller, psikolojik bozukluklar meydana gelir. Örneğin; kullandığı maddenin suç olduğunu bildiği için devamlı suretle takip edildiğini, evinin kapısında polisler olduğunu düşünür ve hatta gördüğünü sanır. Eğer kokaini biterse yoksunluk belirtileri başlar, maddenin rengi beyaz olduğu için gördüğü her beyaz noktaya elini dokundurarak ağzına veya burnuna götürür. Hatta bu yaptığı dokunma işini daha da abartabilir, ben buraya daha önce kokain koymuştum deyip kapı kolunu dahi söküp içine bakar, bu ve buna benzer akla-hayale gelmeyecek bir çok trip hali vardır



GusinapsE 22 Nisan 2006 03:38

UYUSTURUCU KULLANANA NASIL YARDIM EDEBILIRIZ ?




Hiç kimse, sadece uyusturucu kullanimi hakkinda ikazda bulunmakla ve uyusturucularin tehlikelerini anlatmakla uyusturucu afetine karsi yeterli tedbir alinabilecegi zannina kapilmasin . hatta sadece bu sekilde hareketle yetinmek, kismen aksi tesir de yapabilir. Etkili tedbir olarak, çocuklarin ve gençlerin ; "Uyusturucuya Hayir!" diyebilecek duruma getirilmesi lazimdir. Bunun için kendilerine olan güvenlerinin arttirilmasi, güçlükleri yenebilmeleri ve kendilerini hayata hazirlamalari hususunda onlara her firsatta yardimci olunmasi gerekmektedir. Uyusturucu kullaniminin isaretleri olabilecek davranis sekillerini teshis ederek, gecikmeden gerekli tedbirlerin alinmasi önemlidir. Bu görevlerin basari ile yerine getirilmesi de okul doktoru ve ögretmenler ile okul aile birliginin devamli isbirligi büyük fayda saglayacaktir. Uyusturucu bagimlilari, tibbi tedaviye ve rehabilitasyona muhtaç olan hastalardir. Uyusturucu kullanimi ne kadar erken fark edilirse, bagimlinin kurtulma sansi o kadar yüksektir. Bunun için bagimlinin anne ve babasi ve kendisi derhal ilgili doktora basvurmalidir. Tedaviyi yürüten doktor narkotik sube ile birlikte çalisir ve bagimliya hiçbir sekilde ceza verilmez, tedavisi için gereken her türlü yardim yapilir.

Alkol-Madde kullanimi olan gençlerde ailenin yaklasimi:

1. Sorun ortaya çikmadan önce bilgi, duyarlilik ve önlem alma.

Alkol ve madde kullanimina zemin hazirlayan ve bu riski arttiran nedenleri ve kosullari önceden tanima, düzeltme ve tedavi için Çocuk/Ergen ve Eriskin Psikiyatri birimleriyle isbirligi içinde profesyonel yardim.

2. Soruna karsi duyarli olma ve erken fark etme.

A- Çocugu/genci iyi tanima, anlama, gözlemleme, izleme.

--Çocugun/gencin duygu, düsünce, davranis özelliklerini tanima,

-- Arkadas iliskileri, okula/ise uyumu, okul/is basarisini izleme,

-- Duygusal-davranissal durumlari, kimlik gelisimi, gelecek beklentisi, toplumla iletisimi vb. konularda sorunu olup olmadigim anlama,

-- Davranislari, uyumu ve basarisinda degisiklikler ve bozulma olup olmadigim izleme, gözlemleme,

B. Çocugun/gencin ruhsal ve toplumsal açidan belirgin bir uyumsuzluk olarak nitelenebilecek özelliklerini fark etme, önemseme, profesyonel yardim arama.

3. Sorun ortaya çiktiktan sonra çözüm çabalari.

A- Soruna yol açan ve sürdüren nedenleri ve durumlari belirleme.

Sorunun ortaya çikmasina ve sürmesine yol açan olasi ailesel, ruhsal, toplumsal nedenleri ve durumlari, sorunu yasayan gencin kendisi ve profesyonel yardimla birlikte dikkatle gözden geçirme, tanimaya çalisma.

B- Soruna yol açan ve sürdüren neden ve durumlari olabildigince degistirebilmek için genç ile birlikte bir aile olarak tedavi olanaklarim deneme.


Yardim Alabilmek için Danisabileceginiz Saglik Kuruluslari

AMATEM-ist. Bakirköy Ruh ve Sinir Hastaliklari Hastanesi
A.Ü. Tip Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dali
Gazi Ü. Arastirma Hastanesi
Manisa Ruh Sagligi ve Hastaliklari Hastanesi
Elazig Ruh Sagligi ve Hastaliklari Hastanesi
Yakininizdaki Kuruluslardaki Psikiyatri Uzmanlari
Yesilay Cemiyeti Genel Merkezi



Mystic@L 22 Nisan 2006 07:47

Haşiş (Esrar) zararsızdır! , ...diyor bildiklerini zanneden bir çok kişi.



Haşiş und Marihuana , ikiside Kenevir (Cannabis sativa )bitkisinin ürünleri, Almanyada yasaklanmış maddeler olmalarına, hem yanında bulundurmanın hemde ticaretinin bir suç olmasına rağmen, bu maddelerin kullanımı giderek artmaktadır.. Esrarın esritici aktiv maddesi Tetrahydrocannabinol (THC) dır. Haşiş positif Duygudurumları arttırır coşkuya, kendini koyuvermeye ve sersemliğe neden olur. Çoğu kez Ses ve Renklerin algılanması fazlalaşır. Grup içinde alındığında Biz-Duygusu artar.



Aslında Haşiş pek ne bedensel bağımlılığa nede ölümlere (Alkolde olduğu gibi Almanyada senede 40.000 ölüme veya Nikotin nedeniyle senede 110.000 ölüme) yol açmaktadıdır.

Buna rağmen bu madde hiçte zararsız sayılamaz:



- Olumsuz duygularda da artış olur.

- Kısa süreli hafıza, Dikkat durumu ve Reaksiyon azalır.

- Düzenli ve uzun süreli kullanımında kayıtsızlık miskinlik, eylemsizlik gözlenir ve bazı yatkın insanlarda Psikoz ortaya çıkabilir.

- THC vücutta toplanır, ve yavaş yavaş atılır. İdrar ve Saçlarda bulunması durumunda gider Ehliyet . Okul ve İşyerinde ortaya çıkan sorunlarda cabası.

- Psikolojik bağımlılıkta olasıdır.

- Haşişin genelde diğer uyuşturucu maddelerin kullanımına yol açıcı bir madde olmamasına rağmen (çünkü bunlara başlama Alkol ve Tütün ile olmuştur) aynı kanun dışı yollardan Kokain ve Eroin gibi ağır maddelere bağlanma tehlike



Daha önceleri sadece MDMA maddesinin eşanlamlısı olarak kullanılan ” XTC ” artık günümüzde yetersiz kalmakta. Nitekim günümüzde “XTC” tabiri o uyuşturucu türünün özel kullanım biçimini tanımlamakta. Kısacası Amfetamin türevi olan her türlü hapa o çevrelerce “XTC” denilmekte.
Uygulamada gözlemlenen ve bilimsel olan ve olmayan yayınlarda Ecstasy konusunda tartışılan en büyük sorun, içeriğinin, diğer bir değişle bileşiminin kolay anlaşılamaması. Nitekim tüketim biçimi olan ve ele geçirilen haplardan bunu anlamak oldukça zor.


Misafir 23 Nisan 2006 22:38

Esrar, kenevir bitkisinin çiçekleri ve tohum yataklarından elde edilen serhoşluk ve keyif verici uyuşturucu bir maddedir. Yenilerek, içilerek ve dumanı veya buharı içe çekilerek tüketilir. Tarih boyunca tarım, ilaç, kağıt, tekstil vb. birçok sektördeki ürünleriyle insanlığa hizmet etmiştir. 20. yüzyıl ortalarında kullanımı ve satışı birçok ülkede yasaklanmıştır. Türkiye'de ekimi izne bağlıdır.
Esrar coğrafyasına göre farklı isimlerle adlandırılır. Kuzey Amerika`da esrara marijuana (marihuana) denir. Bu İspanyolca adı taşımasının nedeni ABD`ye Meksika`dan gelmiş olmasıdır. Ayrıca Jamaika`daki genel adı da ganja`dır. Türkiye'de ot, cigaralık, esrar, çift kağıtlı, gogo olarak bilinir.
Divan edebiyatında birçok şair esrar ile ilgili rubailer, şiirler yazmışlardır. Türklerin islamiyetten önceki Şaman döneminde de yoğun olarak kullanılırdı. Şamanların esrar etkisi altında geleceği gördüğüne inanılırdı. İslamiyet döneminde de özellikle müritlerini kendi amaçları istikametinde kullanmak isteyen bir takım sahte şeyhler tarafından yoğun olarak kullanılmıştır. Alkol haram olduğundan Ottur günahı yoktur tabiri kullanılırdı.
Esrarın kullanımı insanlık tarihi kadar eskidir. Keyif verici ve sarhoş edici etkisinden başka onlarca sektörde hammadde olarak kullanılır. İnsanlık tarihinde genellikle psikiyatrik hastalıkların tedavisinde kullanılan tıbbi ilaçların bileşenlerinden biri olarak yer alırdı. Keyif verici etkisi nedeniyle kullanımı çok yaygındır. Zararları alkolden ve sigaradan çok daha azdır. Esrar içmekten komaya giren ve ölümle sonuçlanan bir vaka görülmemiştir. Öldürücü değildir. Ancak kişiliğinini bulmamış kişilerde kronik ve akut kullanımlarda ileride psikoljik depresyonlara neden olabilir. Hafif uyuşturucular sınıfına girer. Ağır uyuşturuculara geçiş kapısı olduğu net olarak ispatlanamamıştır. Dünya sağlık örgütünün yasakladığı ürünler içinde yoktur.
1920'lerden sonra Amerika'nın pamuk üretimi artmış, kendi pamuğunu dünyaya satmak için pamuğun karşısındaki en güçlü rakibi olan kenevir bu tarihten sonra esrara ABD`nin öncülüğünde küresel bir yasak getirilmiştir. 1937`de çıkan Marijuana Tax Act ile ABD`de esrar mutlak biçimde yasaklanmış, önceleri Muggles (marijuana) isimli bir parça besteleyen Louis Armstrong bu yasaktan sonra Kaliforniya`da marijuana bulundurmaktan göz altına alınmıştır.
Dünyada yaygın olarak kullanılan bir madde olan esrar birçok farklı adla bilinir. Sokak tabirleri, derman, ot, plaka, mühür, sarıkız, anten, sarma, paspal, gıya, gogo, gonca, kuru, cigara, cigaralık, deli gonca, ahna, henry, patates, keçi, yeşil, kendir, elek altı, siyah, saddam, kenevir, jelatin, mal, sarı çiçek, sündüz , cam macunu, kına, kuriş, gubar, esrar için kullanılan diğer isimlerdir.
Esrar, Hint keneviri bitkisinin yapraklarının kurutulup bastırılması suretiyle hazırlanan ve aktif maddesini bu kısımlardan salgılanan reçine içindeki kannabinoidlerin oluşturduğu bir maddedir. Kannabinoidlerin içinde esrarda en fazla bulunan ve esrarın farmakolojik etkilerinden sorumlu olan etkin ana madde THC/tetrahidrokannabinol’dür. Hint keneviri bitkisinin yüksek oranda THC içeren kısımları gölgede kurutulur, daha sonra ufalanıp elenir. Bu eleme sonucu elde edilen ince toz halindeki maddeye “toz esrar”, bu dozun ısıtılıp kalıplaştırılmasıyla elde edilen plaka şeklindeki haline de “plaka esrar” denir. En ince toz ipek elekten geçirilince altta kalan esrar birinci kalite esrardır. Buna esrar piyasasında "Gubar" ismi verilir. Eleğin üstünde kalanlar tekrar elenir ve orta derecede kaliteli esrar elde edilir. Buna da "Marihuana" denir


Mystic@L 23 Nisan 2006 22:45

Bağımlının portresi

Yazar Sarp Bengü bağımlının portresini ve fotoğrafını şöyle çiziyor:
# Parçalanmış aile oranı yüksektir.
# Sokakta gördüğünüz alkolik ve eroin bağımlılarının büyük kesimini parçalanmış aile çocukları oluşturur. Bunların yine büyük kısmı küçükken cinsel tacize uğramıştır.
# Gurbetçilerin oranı hatırı sayılacak kadar yüksektir. Bağımlı kızlar tüm punk görünüşlerine rağmen eve girdiklerinde Anadolu kültürünü tüm canlılığı ile yaşarlar. Arkadaşlarını ailelerinden kaçırırlar. Evleriyle kendi çevreleri arasında uçurumlar olan bu gençler, kullandıkları maddenin alt kültürüyle sosyal statü sahibi olmaktan vazgeçemeyecek derecede aileden farklıdır.
# Çocukların özbecerileri, hobileri yok denecek kadar azdır.
# Çoğunluğunda takıntılar vardır. Özellikle böcek korkusu, yalnız kalma korkusu, kalabalık korkusu gibi.
# Güçlüklere, engellemelere karşı koyacak çabaları yok gibidir.
# Duygusal toleransları düşüktür, ergenlik psikolojisi hakimdir. Aileleriyle birlikte de, onlardan ayrı da yapamazlar. Yaşadıkları hiçbir şeyden mutlu olamazlar. Kendi kapasitelerini denememişlerdir bile.
# öHayır" demeyi bilmezler. Önemli bir kesimi tacize uğramıştır.
# Yemek yapmayı bilene, kendi çamaşırını yıkayabilene pek


Misafir 24 Nisan 2006 13:43

KOKAİN
http://www.kinderaerzte-lippe.de/images/uyustu1.jpg

Koka bitkisi
Beyaz kristal şekilde bir tozdur, ince tuz gibi görünür. Koka bitkisinin yapraklarından
elde edilir.Koka alkaloitlerinden elde edilen ekgoninden kısmi sentez yoluyla yapılır.. Sokakta satılan kokain hiç bir zaman saf değildir. İçine çeşitli maddeler katılmıştır.
http://www.kinderaerzte-lippe.de/images/uyustu7.jpg
DİKKAT KOKAİNİN BAĞIMLI YAPICI POTANSİYELİ ÇOK YÜKSEKTİR
KOKAİN SORUNLARI ÇÖZMEZ, DAHADA FAZLALAŞTIRIR
Kullananlar genellikle Kokaini burna çekerler.

Hiç bir zaman enjekte etmeyiniz. Çok tehlikelidir.


Uyarıcılar grubuna girer. Etkisi çok çabuk, alındıktan saniyeler sonra başlar,ancak kısa sürer.Uygulandığı bölgelerin duyarlılığını yok eder,gözbebeğini büyültür, damarları büzer, yüksek dozda tansiyonu yükseltir. Etkisinin yarım saati geçtiği ender görülür. Bunlar aşırı sevinç, zevklenme, aşırı uyarılma, neşelenme, olur olmaz şeylere gülme, saçmalama, dansetme, iştahsızlık, kan basıncı ve kalp hızının artışı olarak sıralandırılabilir. Ancak bu kısa süren kendini yükseklerde hissetme halini birdenbire çöküntü, kendini kötü hissetme, depresyon, paranoya, yani yoğun bir iniş takip eder. Bazıları bu düşüşü önlemek için dahada fazla kokain almayı denerler.Bu sonra durumu dahada kötüleştirir. Çok fazla alanlarda acayip davranma hatta şiddete eğilim olabilir. Bir süre sonra uyuduktan sonra uyanan kendini yorgun ve sinirli hisseder.
Kokain psikolojik bağımlılık yapar. Başka uyuşturucu maddelerin kullanımına götürür. buruna çekme sonrası delinme, kilo kaybı olur.
Crack denilen şekli daha saftır ve fazla kokain içerir.Pişirme tozu (yemek sodası) ile kokain karıştırılarak elde edilir.Bir veya iki kez denenmesi bağımlılık yapabilir ve cravinge (özleme) yol açabilir Neşelendirici ve zevk verici etkisi sadece 5 dakika sürer, arkasından 20 dakika içinde titreme, adale çekilmeleri, yorgunluk, çöküntü hali gibi hoş olmıyan etkileri gelir. diğer uyuşturucu maddeler ile kombinasyon ölüme yol açabilir. yüksek tansiyon ve kalp sorunları olanlarda daha çok dikkat edilmesi gerekir. Rock denilen, küçük içmeye hazır miktarlarda satılır.


Mystic@L 24 Nisan 2006 14:20

Vesikalık fotoğrafı

# Hiçbir işte dikiş tutturamayacak denli asidir. Kimseden emir alamaz, emir veremez. Savaşçılık özellikleri madde bulma dışında yoktur. Dirayetli değildir.
# Cinselliği salt cinsel ilişki olarak ele alıp cinsel gücünün yeterli olduğunu savunsa da kimseyle üç ayı geçen bir beraberlik kuramaz.
# Maddesizken uykuya dalma sorunları vardır. Düzenli uyku uyuyamazlar.
# Maddesizken yabancı yerde tuvalete gidemezler, titizdirler.
# İlerlemiş aşamalarda suyla bağlantıları iyice kopar, yıkanmayı sevmezler. Gerek eroin gerekse alkolün yoksunluğu sırasında üşümeleri, yıkanmalarına çoğu kez engel olur.
# Hiçbir şeyden kolay mutlu olmazlar, her sabah onlar için yeni bir mutsuz günün başlangıcıdır. Bu mutsuzluk da kullanımının ana sebebidir zaten. Mutsuzluğu, mutluluk felsefesi haline getirecek bir durumları yoktur. Böylesi bir düşünme biçimi onları mutlu edebilir, fazla mutsuz olmaya dayanamazlar, zaten çabalı da değillerdir.
# Başkalarının başarılarını neredeyse kendi başarısızlıkları olarak kabul ederler ve başarılı insanlarla görüşmezler. Bu da altkültürü oluşturmanın önemli bir maddesidir. Maddesizken erkekse pek efendi, kadınsa çok hanımdır. Kendilerini ifade etme sıkıntıları vardır. Maddesizken sosyal değillerdir.
# Sevdikleri kimse yoktur, yaşamlarında kimse önemli değildir.


Mystic@L 24 Nisan 2006 20:01

Amfetamin:
-Kimyasal bir madde,
-Tam sentetik,
-Suni bir uyuşturucu olup;
-Kimyasal bir türev.
Kimyasal açıdan bakıldığında bir çok değişikliğin uyuşturucu imalatçıları tarafından yapılması mümkün, ancak bu arada Amfetaminin temel yapısı aynı kalmakta. Günümüzde genel olarak kullanılan Amfetamin türevleri; MDMA, MDA, MDE, DOB ve MBDB olup, Amfetamin; uyuşturucu pazarı için özellikle yasadışı laboratuarlarda kimyasal ana maddelerden suni olarak elde edilir. Kimyasal yapısı itibariyle, insanda bulunan uyarıcılardan Adrenalin ve Dopamine benzer.

Uyuşturucu imal edenlerin amacı; bilinen uyuşturucu maddelerde kimyasal değişiklikler yaparak kanunla belirlenmiş denetim ve kontrol önlemlerini aşmaktır. Ancak bu arada art niyetli amaçları için ürettikleri hapların bağımlılık yapan etkisini kaybettirmemeye, hatta güçlendirmeye çalışırlar.
Amfetamin(Baz Amfetamin) kötü kokan, kolay ayrışan renksiz bir sıvı olpu daha iyi dayanması ve kolay kullanımı için genelde tuz birleşimli (Amfetamin+ Sülfat+ Hidroklorür) olarak hazırlanır. En yaygın olarak beyaz ve pembe renkteki kristalize toz biçiminde yakalanmıştır. Son zamanlarda Amfetaminsülfat bileşiminden oluşan haplar ve kapsülleri imal etme eğilimi yoğunluk kazanmıştır.
Amfetaminin uyarıcı etkileri bulunur ve müteakip ruhsal ve fiziksel tepkiler yapar;
-geçici güç artışı,
-enerjinin arttığının hissedilmesi,
-abartılı keyif hali,
-iştahsızlık,
-uyku ihtiyacının azalması,
-optik ve akustik haüsinasyonlar görme,
-huzursuzluk,
-gerginlik,
-kan basıncında ve vücut ısısında yükselme,
-kalp atışında yavaşlama,
-tek düze davranışlar da bulunma


GusinapsE 25 Nisan 2006 18:18

Uyuşturucu Rotaları
 
UYUSTURUCU ROTALARI




Uyusturucu, Avrupa pazarina Türkiye üzerinden geçiyor. Dogu'dan gelen 'mal'lar Bati'ya; sentetikler ise Dogu'ya akiyor Her iki yönden transferde geçis noktasi olan Türkiye ise her yil daha çok gencini 'beyaz batakliga' kurban veriyor.

Anadolu kadini, çocugunun disi ya da midesi agridiginda ilk basvurdugu madde olan afyonun tüm dünyanin basina dert açacagini aklinin ucundan bile geçirmedi. Ya da anne karnindaki bir bebegin daha dogmadan bagimli olabilecegini Modern hayatin yarattigi metropoller, artik dogduktan 7 saat sonra eroin krizine girip yasamini yitiren bebeklerin günahini tasiyor. Kesfedilmesi ve kullanilmaya baslamasi insanlik tarihi kadar eski olan uyusturucu maddeler, günümüzde tüm dünyayi tehdit eder boyutlara ulasti. Insan irkinin basina bela olan uyusturucu ve uyarici maddeler, ülkemizde de her geçen gün gençler arasinda hizla yayiliyor.

BASLAMA YASI 12'YE INDI

Türkiye'de bundan 10 yil öncesine kadar 18 olan uyusturucuya baslama yasi, artik 12-13'e kadar indi. Bagimli sayisini artirmak isteyen uyusturucu tacirleri, her zevke ve kisilige göre "mal" üretiyor. Seks isteyene, uyusmak isteyene, hayal görmek isteyene bu etkileri yaratacak sentetikler piyasa sürüyor. Peki uyusturucu baronlari, bu maddeleri nerelerde üretiyor, hangi anayollari kullanarak zehirleyecekleri insanlara ulastiriyor. Türkiye, jeopolitik konumu nedeniyle uyusturucu maddelerin üretildigi ve tüketildigi ülkelerin tam ortasinda yer aliyor. Bu nedenle bu kirli trafik içerisinde çok önemli ve stratejik bir ülke konumunda. Böyle bir konumda olmamiz, uyusturucunun ülkemizde kalmasina ve kullaniminin hizla yayilmasina neden oluyor. Uyusturucu kaçakçilari, Türkiye'nin de içinde bulundugu üç ayri yolu kullanarak uyusturucu maddeyi hedef kitlesinin eline ulastiriyor.

PAZAR "ALTIN HILAL"DE

Birçok uyusturucunun ana maddesi afyon bitkisi, Türkiye de dahil olmak üzere dünyanin bir çok yerinde yetistiriliyor. Ancak dünya uyusturucu pazarinin büyük bir kismini Afganistan, Pakistan ve Iran'da üretilen afyon hashasi karsiliyor. Uyusturucu baronlari, üç ülkeden olusan üçgeni, "altin üçgen" ya da "altin hilal" olarak adlandiriyor. Bu üç ülkenin tercih edilmesinin en önemli sebebi ise özellikle Afganistan ve Pakistan'in cografi sekilleri ve bu ülkelerdeki yönetim bosluklari nedeniyle afyonun çok rahat yetistirilmesi. ABD, 11 Eylül sonrasi bu ülkelere yaptigi operasyonlarla afyon hashasinin ekimi engellenmeye çalissa da saglam uyusturucu agini çökertmeyi basaramadi. "Altin hilal" bölgesinde afyon hashasindan yerinde ve çok rahat üretilen uyusturucu madde, buradan basta AB ülkeleri olmak üzere dünyaya dagiliyor.

SENTETIKLER AB ÜLKELERINDEN

Sentetik maddelerde tam tersi bir durum söz konusu. Ecstasy ve captogon türü laboratuar ortaminda üretilen sentetik uyaricilar, genellikle AB ülkelerinde üretilip, gene büyük bölümü oralarda tüketiliyor. AB ülkelerinde hafta sonlari 30-40 milyona yakin hap tüketildigi biliniyor. Burada üretilen uyarici haplar, gelismekte olan üçüncü dünya ülkelerine de dagiliyor. Türkiye'yi geçis ülkesi olarak kullanan uyusturucu saticilari, ülkemizde kendilerine belirledikleri üç ayri rota üzerinden alicilara ulasiyor. Birincisi Balkan Rotasi olarak adlandiriliyor. Afganistan ve Pakistan'da üretilen uyusturucu maddeleri, Iran ve Türkiye üzerinden geçip Balkan Yarimadasi'nda iki kola ayriliyor. Birinci kol Bulgaristan, Romanya, Macaristan ve Avusturya üzerinden Avrupa ülkelerine, ikinci kol ise Türkiye ve Yunanistan üzerinden deniz yoluyla Italya'ya gidiyor. Balkan rotasi üzerinden giden eroin, kokain ve esrar dogudan batiya, ecstasy, captagon gibi sentetik maddeler ise batidan doguya aktariliyor. Her iki ulasimda da Türkiye çift basli akima maruz kaliyor.

IKI ROTA DAHA VAR

Kuzey Karadeniz rotasinin çikis noktasini yine Afganistan olusturuyor. Iki kola ayriliyor. Afganistan'dan çikan uyusturucu madde, Orta Asya Cumhuriyetleri'ni geçerek Rusya, Ukrayna ve Polonya üzerinden Bati Avrupa pazarina ulasiyor. Ikinci kol ise Afganistan'dan çikan uyusturucu Iran, Azerbaycan, Ermenistan, Gürcistan ve Rusya üzerinden Bati Avrupa pazarina ulasiyor. Balkan Rotasi çok sik kullanilmasina ragmen Türkiye'nin aldigi sik önlemler nedeniyle son zamanlarda Kuzey Karadeniz Rotasi, uyusturucu baronlari tarafindan tercih ediliyor. Bir diger yol ise 'Dogu Akdeniz Rotasi.' Pakistan Limanlari'ndan çikan uyusturucu, Hint Okyanusu, Kizildeniz, Süveys Kanali ve Kibris üzerinden Avrupa'ya ulasiyor.

Dogu-bati Uyusturucu Köprüsü

"Altin Hilal" adi verilen Iran, Afganistan ve Pakistan üçgeni, uyusturucunun en önemli üretim merkezlerinden. Bu bölgede üretilen 'mal'lar üç farkli rota ile Avrupa'ya ulasiyor. Dogu'da üretilen saf uyusturucu Bati'ya pazarlanirken sentetik uyusturucular Bati'dan geliyor.



Mystic@L 26 Nisan 2006 20:42

MDA(3,4-METİLENDİOKSİAMFETAMİN)



İlaç bilimi açısından bakıldığında MDA maddesi hem Amfetamine hem de LSD’ye yakındır. MDA maddesinin etkisi alınan doza bağlı olup düşük dozlar genelde canlanma etkileri yaparken, yüksek dozdaki alımı halüsinasyonlara ve bozuk algılamalara yol açar. Kullananlarda madde alındıktan sonra artan bir iletişim kurma ihtiyacından bahsedilir.
MDA da yanlış doz kullanımında ölümcül olaylar görülür, 300 mg.’da uzun süreli bitkinlik halleri görülmekte olup, 500 mg.’da ise ölüm gerçekleşir. 1960’lı yıllarda A.B.D.’de MDA tüketimine doğrudan bağlanan ölüm olayları kayda geçti.


MDMA(3,4 METİLENDİOKSİ-N-METAMFETAMİN)



MDMA yapısı itibariyle Metamfetaminin bir türevi olpu etkileri olarak bilinç artımı, artan algılama yetisi, keyfin değişmesi ve hareketlilik kazanma gösterilir. Kullanılması neticesinde;
-mide bulantısı,
-şaşkınlık,
-konsantrasyon bozukluğu,
-düşünme ve konuşma da zorlanma, görülür.

MDMA yüksek bir ruhsal bağımlılık potansiyeline sahiptir.




Misafir 26 Nisan 2006 20:57

UYUŞTURUCU MADDELER ve ETKİLERİ

İnsanoğlu, fiziksel ve beyinsel işlevlerinin kendisini rahatsız eder bir niteliğe dönüşmesi ve bu rahatsızlık verici durumları ortadan kaldırmak istemesinin sonucu olarak uyuşturucu maddelerle tanışmıştır. insanlık tarihi boyunca ortaya çıkan hastalıklar ve bunların tedavisi ile ilgili çalışmalar, tıp ve eczacılığı geliştirmiş, çeşitli drog ve ilaçlar bulunarak tedavide kullanılmıştır.
Bazı drogların amaç dışı kullanımında ortaya çıkan etkileri insanoğlunun hoşuna gitmiş ve bunlara da tıpkı ilk çağlardan beri kullanılan bitkiler gibi alışmış ve müptela olmuştur. Drogların tedavi dışı bu kullanımına , amaç dışı kullanım veya suistimal denir.
Bazı droglar, kişisel ve duygusal gereksinimlerin drog olarak giderilmeye çalışılması nedeniyle psikolojik bağımlılık, bazıları ise hem psikolojik hem de uzun süreli kullanımlarda drogun kesilmesi durumunda yoksunluk belirtilerinin ortaya çıkması ile belirlenen, organizmada droga karşı gelişen, bireylerin sağlığı ve toplumun geleceği için tehlikeli olan fizyolojik bağımlılık yaparlar.


GusinapsE 27 Nisan 2006 04:04

UYUSTURUCU SÖZLÜGÜ
 
UYUSTURUCU SÖZLÜGÜ

Afyon: Hashas bitkisinin kapsüllerinden elde edilen bir sakizdir.
Amphetamin: Saf halde iken renksiz, uçucu bir sividir. Agir kokusu ve yakici tadi vardir.
Burundanga: Amerika yerlilerinin borazan biçimli beyaz ve pembemsi çiçekli, yesil ve genis yaprakli bitkiye verdikleri isim.
Depresyon : Fizik veya moral çöküntü. Ruhi ve bedeni düsüklük. Bitkinlik. Iç sikintilar.
Dogal : Tabii, natürel
Dolophine: Methadonun piyasadaki adi.
Emosyon : Heyecan
Enpotans : Iktidarsizlik
Eroinman : Eroin bagimlisi, eroin müptelasi
Esrarkes : Esrar çeken, esrar bagimlisi ,esrar müptelasi
Halüsinojen : (Hayal gösteren – evham veren) hayal ve vehimler olusturan kimyasal maddeler. Hakikatte olmayan hayallere sebep olan maddeler.
Hasis:Esrar yapiminda, ince elekten çikan ilk kaliteye verilen ad.
Hepatit : Karaciger arizalari, zafiyeti...
Hezeyan : Sayiklama, saçmalama... Delüzyon. Gerçek disi, akil ve mantik yolu ile düzeltilemeyen yargi hatalari. Kaynagi suuralti dürtülerdir. Süpheci kisilerde gelisir. Çesitleri vardir.
Ice: Renksiz, kokusuz, parlak, yari beyaz, yari saydam kristallerden olusan uyusturucu madde.
Inhalasyon : Bugu, gaz veya ufak damlaciklar halindeki sivilarin solunmasi .
Inhalants : Solukla içeriye çekilen ilaçlar, uçucular, çözücüler...
Kodein: Afyon kozasi veya afyondan mevcut olup, çogunlukla morfinden kimyasal yolla elde edilir.
Kokain: Beyaz toz (Kristalize pudra) görünümlü uyusturucu bir madde.
Marihuanna: Esrarda ikinci kalite mal.
Methadon: Norkotikler gurubundan uyusturucu bir madde.
Morfin: Afyondan kimyasal islemlerlerle üretilir. Afyon içindeki en taninmis alkoloid (zehir) dir.
Morfinman : Morfin tiryakisi, morfine bagimli (müptela)...
Morfinmani : Morfin kullanma hastaligi.
Narkotik : Afyon ve türevleri soyundan olan uyusturucu maddeler...
Paranoid : Psikoz denilen ruh hastaliginin heyecanli tepkileri. Herkesten süphelenir. Bakis, gülüs ve özel konusmalardan huylanir. Ortadan olaylari kendi aleyhinde olarak degerlendirir. Kendisine komplo, suikast, hiyanet, hakaret seklinde algilar herkese düsmani imis gibi bakar. Kibir, istihza, ima yüklüdür. Öyle konusur.
Psikoterapi : Telkinle tedavi, ruhsal yönlendirme ile bagimliyi tehlikeden kendi iradesiyle uzaklastirma islemi.
Reçine:Disi kenevirin tepe çiçeklerinden ve yapraklarindan elde edilen koyu sividir.
Sedatif : Sakinlestirici. Müsekkin. Agri dindirici.
Sentetik : Kimyasal islemlerle elde edilen.
Stimulant : Uyarici, uyandirici, kamçilayici, tenbih edici, münebbih.
Sizofreni : Dis alemle irtibatin (ilginin) kesilip içe kapanma olarak açiklanan akil hastaligi...
Toksin : Mikrop v.s. nin ifraz ettigi zehir.
Toksik : Zehirleme niteligi olan, zehirleyici madde...
Toksikoman : Toksit maddelerini kullanma bagimlisi ... (Bunlar çesitli suçlar ve cinayet de isleyebilirler ) Kesin tedavi yok, geçici ve hafifletici tedaviler olabiliyor. Türlü çesitleri ve tezahürleri var.



ahmetseydi 27 Nisan 2006 10:52

Çocuğunuz Uyuşturucu mu Kullanıyor...


Uyuşturucu mu kullanıyor?


Ergen ve kötü arkadaşları olan bir çocuk, her an tuzağa düşebilir.. Ama onu kurtarmanın pratik yöntemi var..


Huzursuz gençlik dönemi, özellikle yuşturuu madde ve alkol kullanımı için risk oluşturuyor. Bu konuda da en büyük etkenlerden biri arkadaşlar. Eğer arkadaş grubu içinde madde kullanan varsa, çocuğunuzun da kullanma riski huzursuz, sıkıntılı olduğu bir dönemde çok yüksek. Peki ne yapılmalı? Çocuğunuzun böyle bir sorunu olup olmadığını nasıl anlayacak ve ne yapacaksınız? Psikiyatr Serdar Serdaroğlu, size yardımcı olacak birkaç pratik adımı şöyle sıralıyor:


• Bu arkadaşla görüşmeyi yasaklamamalı çünkü hiçbir yararı yok.
• Uyuşturucu ve alkol konusunda çocuğunuzu bilgilendirin.
• Bunları kullanan bir çocukla neden arkadaşlık yapmak istediğini öğrenin. Çocuğunuzun da bazı sorunları olduğunu göreceksiniz.
• Asla nasihat etmeyin, işe yaramaz.
• Onu dinleyin.
• Tek bir arkadaşı varsa, teke tek ilişki tercih ediyor, grup arkadaşlıklarına girmiyorsa, seçtiği arkadaş sizde huzursuzluk yaratıyorsa harekete geçin.









GusinapsE 28 Nisan 2006 18:00

Uyuşturucu ve Pkk
 
UYUSTURUCU ve PKK











Terör örgütü PKK'nin, 1984 yilindan beri geçen 16 yillik sürede yöre halkina yönelik uyguladigi vahsetle maskesi düsmüs ve gerçek kimligi ortaya çikmistir.

Son yillarda terör örgütü PKK, güvenlik güçlerimizin 1990 yilindan itibaren 'Terörle Mücadelenin Yol ve Yöntemlerini" profesyonelce kullanmasiyla birlikte Dogu ve Güneydogu Anadolu Bölgelerimizde tamamen etkisiz hale getirilmis ve örgüt adeta bir çikmazin içerisine girmistir.

Halkin destegini alamayan örgüt içine düstügü çaresizligini asmak için, yillardir Marksist-Leninist bir örgüt oldugunu söyledigi halde daha sonra din maskesini kullanmaya baslamis, yine çaresizliginin bir göstergesi olan intihar saldirilarini gerçeklestirmis, bölgedeki sikismisligini asmak için Karadeniz'e açilma girisimlerinde bulunmus, bütün bu yeni taktiklere ragmen umdugunu bulamayan örgüt yasadigi iç isyanlarla bir çözülme sürecinin içerisine girmistir. Örgüt simdilerde ise, Kuzey Irak'ta yakalanan Semdin Sakik'tan sonra Abdullah Öcalan'in da Kenya'nin baskenti Nairobi'de yakalanmasiyla bitme noktasina getirilmistir.

Bugüne kadar örgüte eylem kararlarini bizzat verip uygulattiran ve verdigi sayisiz katliam emirleriyle 30.000 kisinin katili olan Abdullah Öcalan Türk mahkemeleri önünde hesap vermis ve idama mahkum edilmistir.

Terör örgütü PKK'nin faaliyetlerini sürdürebilmesi ve varligini devam ettirebilmesi ekonomik anlamda güçlü olmasina baglidir. Özellikle örgütün kadrolarinin genislemesi ve faaliyetlerinin degisik alanlara yayilmasi onlarin daha fazla gelire ihtiyaç duymalarina sebep olmustur.

Bu çerçevede, gerekli finansin saglanabilmesi için, basvurulan metotlar her örgüt için benzerlik göstermektedir. Fakat bazi örgütler ise sadece kendilerine özgü sekillerde gelir temin etme yoluna gitmektedirler. Bir terör örgütünün bu yollardan hangileri ile finans temin ettigi, örgütün ideolojisine ve çapina göre degiskenlik göstermesine karsin hemen hemen tüm terör örgütlerinin finans ihtiyacini karsilamada uyusturucu kaçakçiligi en önemli gelir kaynaklarindan biridir.

Ülkemizde de, bölge halkina yaptigi insanlik disi katliamlarla tanidigimiz terör örgütü PKK, yüksek miktarlarda paralarin temin edildigi ve örgüt için çok cazip ve kaçinilmaz olan uyusturucu kaçakçiligi faaliyetlerinde bulunmaktadir. Hatta bugün terör örgütü PKK'nin, Ortadogu ve Avrupa baglantili uyusturucu ticaretinde ve bu ticaretin tüketicisi bir çok Avrupali gencin ölümünde çok önemli bir role sahip oldugunu söylemek mümkündür.

Bu çerçevede "Uyusturucu Kaçakçisi Terör Örgütü PKK" isimli bu çalisma ile, terör örgütü PKK'nin dünü ve bu günkü son durumu, örgütün niçin uyusturucu kaçakçiligina yöneldigi, uyusturucu kaçakçiligi çerçevesindeki faaliyetlerinin neler oldugu ve baglantili oldugu ülkeler desifre edilmeye çalisilmistir.


Mystic@L 28 Nisan 2006 18:56

MDE(METİLENDİOKSİ-N-ETİLAMFETAMİN)



MDE ye MDEA da denilmekte, zayıflatılmış yoğunlukta MDMA da ortaya çıkan etkilerin benzerini göstermekte olup kullanıcılarda; abartılı olarak görülen keyif hali çok kısa sürede depresyona dönüşebilir. MDE nin kullanılması orta halli bir ruhsal bağımlılığa yol açar.




MDE(METİLENDİOKSİ-N-ETİLAMFETAMİN)



MDE ye MDEA da denilmekte, zayıflatılmış yoğunlukta MDMA da ortaya çıkan etkilerin benzerini göstermekte olup kullanıcılarda; abartılı olarak görülen keyif hali çok kısa sürede depresyona dönüşebilir. MDE nin kullanılması orta halli bir ruhsal bağımlılığa yol açar.




kambis 28 Nisan 2006 20:10

:*(


HEPİMİZİN ÇOCUĞU OLACAK VEYA VAR !!!!!!!
YAZARKEN BİLE İÇİM ÜRPERİYOR.....
BİR ARKADAŞIMIN 7.SINIFA GİDEN ÇOCUĞU
VAR.TESADÜFEN BİR
RAHATSIZLIĞINDAN
DOLAYI KAN TAHLİLİ YAPTIRILIYOR.VE YİNE TESADÜFEN
KAN TAHLİLİ
SONUCUNDA
KANINDA "ESRAR"OLDUĞU BELİRLENİYOR.
OLAY EMNİYETE VERİLİYOR.VE YAPILAN SORGULAMALAR
SONUCUNDA ÇOCUĞUN
OKULUN
ÖNÜNDEKİ SİMİTCİNİN SİMİTLERİNİ ÇOK SEVDİĞİ VE
TATİL GÜNLERİNDE
BİLE O SİMİTLERDEN İSTEDİĞİ, BAŞKA HİÇBİR SİMİTİN
BUKADAR LEZZETLİ
OLMADIĞINI
SÖYLÜYOR ÇOCUK.
ANLAŞILIYOR Kİ; OKULUN ÖNÜNDEKİ SİMİTÇİ ESRAR
KARIŞTIRIYORMUŞ.
SİMİTÇİNİN SONUNUN NE OLDUĞU BİLİNMİYOR AMA......
İLKOKUL ÖNLERİNE VE SİMİT KILIFI ALTINDA PAZAR
GELİŞTİRMEK
İSTEYEN
BU
MADDE BAĞIMLILIĞI MAFYASI NERELERE KADAR
İNMİŞ!!!!!!!
AÇIKTAN VE AMBAJAJSIZ YİYECEKLERDEN ALINMAMASI
KONUSUNDA
ÇOCUKLARIMIZI
TEKRAR TEKRAR UYARMALIYIZ.......

alıntı


Mystic@L 28 Nisan 2006 20:17

Kokain

Kokain satıcıları sattıkları kokaini çoğaltmak için kokainin içine diş macunu, bebek maması, floresan lambasının tozu, yemek sodası vb. çeşitli maddeler koyarlar.
Kokain kullananlarda başlangıçta geçici bir zindelik ve neşe hali ile birlikte zeka, söz ve hafızalarında geçici bir berraklık hissederler. Buna bağlı olarak yorgunluk azalır, çok konuşma ve aşırı heyecanlanma meydana gelir.
Kokain burundan çekildikten kısa bir süre sonra merkezi sinir sistemini uyarır. Kalp vurum sayısı, kan basıncı ve solunum artar. Hareket çoğalır. Kaslarda gerilme ve kasılmalar olabilir. Bir süre sonra kokainin merkezi sinir sistemi üzerinde uyuşturucu etkisi olur. Kokain alanlarda bulantı ve kusma görülür.
Uzun süre burundan kokain kullananlarda burun çekme biçiminde bir tik yerleşir. Ayrıca sürekli burun sıkıntısı ve nezle durumu görülür. Kimi bağımlılarda burun deliklerini ayıran bölme delinir.
Uzun süre kokain kullananlarda iştahsızlık, zayıflama, uykusuzluk, mide bağırsak bozuklukları ve cinsel gücün azalması gibi fiziki belirtiler ortaya çıkar. Bedensel çöküntü olur.
Az miktarda alınan kokain ruhsal bir coşku, taşkınlık ve marazi neşe verir. Alınan miktar çoğalırsa, çeşitli algı yanılmaları görülür. Dokunma halüsinasyonları çok sıktır. Kokain kullananlar vücutlarının üzerinde, derilerinin altında kurtlar yürüdüğünden söz ederler. Kimi kez sinema şeridi gibi geçen renkli, hareketli görme halüsinasyonları olur. Bilinç bulanıklığı görülebilir.
Uzun süre kokain kullananlarda bütün zihin yetkilerinin azalması
ve duygusal bitkinlikle birlikte giden ruhsal çöküntü olur. Kişilik ve karakter değişmeleri ortaya çıkar. Toplum ve ahlak dışı davranışlar görülür.
İleri derecede kokain kullananlarda trip hali denilen garip haller, psikolojik bozukluklar meydana gelir. Örneğin; kullandığı maddenin suç olduğunu bildiği için devamlı suretle takip edildiğini, evinin kapısında polisler olduğunu düşünür ve hatta gördüğünü sanır. Eğer kokaini biterse yoksunluk belirtileri başlar, maddenin rengi beyaz olduğu için gördüğü her beyaz noktaya elini dokundurarak ağzına veya burnuna götürür. Hatta bu yaptığı dokunma işini daha da abartabilir, ben buraya daha önce kokain koymuştum deyip kapı kolunu dahi söküp içine bakar, bu ve buna benzer akla-hayale gelmeyecek bir çok trip hali vardır.
İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün internet sitesinden alınmıştır.



GusinapsE 28 Nisan 2006 20:42

UYUSTURUCUDAN NASIL KURTULABILIRSINIZ ?
 
UYUSTURUCUDAN NASIL KURTULABILIRSINIZ ?

Bizlere düsen görevler,
Çocugunuzun Uyusturucu Madde Kullandigini Nasil Anlarsiniz?

1) Kisinin ilaçlari saklamaya veya gizlemeye çalismasi,

2) Cilt üzerinde dövmeye benzeyen mor ve siyah igne yerlerinin olmasi, (Bunlar deri altina igne yapildigina isaret eder ve ekseri kollarda, hatta ellerin üstünde olur. Yeni igne yerleri, bazen küçük kabuk tutmus olarak özellikle önemlidir.)

3) Damarlar üzerinde veya damarlarin satha yaklastigi yerlerde su toplamasini andiran iltihaplarin varligi,

4) uyusukluk, uykulu olma veya kendinden geçme (Bas öne düsmek) Bilhassa ayni zamanda kasinti varmis gibi vücudu kasima egilimi, (Bu bazen uyusturucu madde veya onlarin sentetik maddelerinin dozunun fazla kaçilmis olduguna isaret eder.)

5) Tamamen tecrit edildigi veya gözaltinda tutuldugu takdirde müptela oldugu ilaci alamamaktan dolayi bazi yoksunluk belirtileri göstermesi,

6) Gözbebekleri ebadinin büyük ölçüde degismesi,

7) Kisinin oturup gözlerim bosluga dikmesi, (Genç müptelalar arasinda buna "dalga geçmesi" denir),

8) Atese tutmak için sapi arkaya bükülmüs çay kasigi veya tel sapli metal bir sise kapagi, siringa gibi uyusturucu madde kullaniminda kullanilan aletlerin bulunmasi,

9) uyusturucu madde kullananlarin lisani olan özel argonun bilinmesi,

10) Kisinin kendini belirli zamanlarda (Genellikle 4-5saattte bir) ortadan kaybolma egilimi içinde bulmasi, (uyusturucu kullanabilmesi için)

11) Kisinin kazanci ile diger ihtiyaçlar disindaki harcamalari arasinda dengesizliklerin olmasi,

12) Önceden güvenilir olan bir kisinin, cinayet, (Kiralik katillik) gasp, beyaz kadin ticareti, hirsizlik, zimmetine para geçirme, kalpazanlik, fahiselik... vb. suçlara yönelmesi (uyusturucu madde aliskanligim devam ettirebilmek için),

13) uyusturucu bagimlilari sinirlidirler. Enjekte zamani yaklastiginda, gözlerinin sulanmasi, burunlarinin akmasi, agri, kasinti ve esnemelerinin olmasi, gözbebeklerinin büyümesi gibi ilk belirtileri görülür.
Uyusturucularin kullanilmasi davranis degisikliklerinde ve bünyedeki emarelerde kendini gösterebilir. Bununla beraber bu isaretler kesin delil sayilmazlar. Uyusturucunun kullanilmasinda kesin delil olan bünye emaresi enjeksiyonda (bilhassa eroinde) görülür. Daha çok kol ve bacak damarlari boyunca olmak üzere, bagimlinin bütün vücudunda igne izleri vardir. Bunlar sivrisinegin soktugu yerlere benzer ve muhtemelen iltihaplidir. Tabi igne ile tedavi gören hastalarin vücudunda da igne izlerinin bulundugu unutulmamalidir.
Kullanilan uyusturucunun cinsine ve kullanma sekline göre degisen aletler, zehir in alinisi ve çesidi hakkinda fikir verir. Vücuttaki emarelerin çoklugu bagimlilik ihtimalinin isareti ise de, uyusturucu kullanilmasinin kesin delilleri olarak kabul edilmemelidir, fakat uyanik olunmali, olaylar dikkatle izlenmeli ve degerlendirilmelidir. Bunlar mesela, el titremesi, ter bosanmasi, uykusuzluk, huzursuzluk, sükunet ile sinirlilik hallerinin birbirini takip etmesi gibi isaretlerdir. Davranis degisiklikleri de uyusturucu bagimliligin isareti sayilir.
Gençlerde rastlanan ve göze çarpan bu ve benzeri haller, ergenlikle ilgili çok normal sebeplerde olabilir. Örnegin ergenlikte:
Okul basarilarindaki nisler ve yükselisler, Aile münasebetlerinden ayri kalma, uzaklasma, Ruh halinde degisiklikler, Ilgi alanlarinin sik sik degismesi söz konusu olabilmektedir.

Bunlar tehlike isaretleridir :

Daha önce bizlerle olmaktan zevk alan, programlar yapan kizimiz veya oglumuz, bizden uzak durmaya baslamissa, ilgi ve istekleri siklikla degisiyorsa, maymun istahli olmussa, daha önce egitim konusunda verdigi karari degistirmisse, kararsizliklar yasiyorsa...

Ruhsal yönden içine kapandigini, asiri sinirli oldugunu, alinganlastigini, sonra tekrar normale döndügünü fark ediyorsak.

Basari orani tamamen ve her derste düsmüs ise, arkadaslarini çok sik degistiriyorsa, eski arkadaslarina sirt çeviriyor ve çevreyle iliskilerden kaçiyor, isini yada okulunu birakmak istiyorsa.

Hiçbir seye ilgi duymuyor ve herkesten uzak kaliyorsa, gelecege dönük hiçbir adim atmiyorsa.

Ani ve çabuk duygu degisimleri varsa, yemek yeme düzeninde bozukluk oluyorsa.

Yalan söylüyor ve evden ufak tefek seyler kayboluyorsa.

Elbisesinde, yataginda ufak yaniklar ve yirtiklar olusmussa, farkli yerlere gittigine dair ipuçlari varsa.

Tuvalette uzun süre kalip, oradan rahatlamis olarak çikiyorsa.

Odasinda, üstünde pudraya benzer seyler varsa bunlar bize bir problemin oldugunu düsündürmelidir. Ama bütün bunlari, tek basina anne yada baba olarak halletmeye kalkismamak, mutlaka bir uzmandan yardim almak gerekir.

Aileye Düsen Görevler
Uyusturuculardan korunmada en büyük vazife aileye düsmektedir. Aile toplumun temel çekirdegidir. En basta anne ve baba, çocuklara örnek olmalidir. Çocuklar, her türlü sikintilarini ve problemlerini öncelikle anne ve babalarina açabilmelidirler. Problemlerin ilk defa aile büyüklerince degerlendirilmeleri sarttir.
Bu konuda gençlerimizin dikkat edecekleri noktalara gelince;
·Gerek sevgiyi ve mutlulugu muhakkak ki kendi yuvalarinda aramalidirlar.

·Kötü arkadas guruplarindan uzak durmalari gerekir. Böyle kisiler davranislarindan, hareket ve sözlerinden anlasilir.

·Bos zamanlari en iyi sekilde (okumak, kültürel ve diger faydali faaliyetlerde bulunmak gibi mesguliyetlerle) degerlendirmelidirler.

·Yine gençlik dönemi ; halk arasinda söylendigi sekliyle "delikanlilik" devresidir. Bu yaslarda kisilik icabi, gelecek için her an problem olusturabilecek hareketlere girilebilir, kararlarda isteksizlik olabilir. Gençler bu hususu daima göz önünde tutmali büyüklerin uyarilarini dikkate almalidirlar.

Son olarak gençlerimizi uyusturucunun içine çeken alt kültürden bahsetmek istiyorum. Içki uyusturucu, kumar, sans oyunlari, sapikliklar, fuhus evden kaçma gibi faaliyetlerin tümünü besleyen, ortaya çikaran ortama "Uyusturucu Kültürü" adini veriyoruz. Zararli aliskanliklarin temelinde bu vardir ve bunu önlemek uyusturucu kültürüyle mücadeleye baglidir.

Bu kültürün filizlendigi birahane, pub, diskotek, kahvehane, kumarhane, meyhane ve benzeri yerlerden uzak durmalidir

Bira ve "alkolsüz" denilen bira, alkolizm ve uyusturucu bataginin baslangiç basamagidir. Yine milli manevi degerlerimiz, yüzyillardan beri nesilden nesile intikal eden geleneklerimiz uyusturucu kültürünün panzehiridir. Bu degerlere sarilmak zorundayiz

Devlete Düsen Görevler

Uyusturucularla Mücadele Bakanligi yaninda, önemli sorumluluklar tasiyan Milli Egitim, Saglik, Içisleri ve Milli Savunma Bakanliklari basta olmak üzere, bünyesinde egitim üniteleri ve egitilmesi gereken genç kitleler bulunduran diger bakanliklar ve diger devlet kuruluslari bu konuda görev ve sorumluluk tasimali, buna sahip çikmali ve bu büyük organizasyonda yerini almalidir.
Milli egitimde en azindan sunlar yapilmalidir:

Orta ve Liselere haftada 1-2 saatlik zorunlu ders getirilmeli ve bu çalismalar yasal çizgide ciddiyetle sürdürülmelidir.

Genç ögrencilerle birlikte aileleri de egitim kapsamina alinmali. Ailenin ,medyanin da ciddi katkilari saglanarak, maddi ve manevi kültür degerleriyle güçlenmesi mutlaka saglanmalidir.

Yönetici ve egiticilerin kötü örnek olmasi, özenti olusturmasi kesinlikle önlenmelidir.

Okul Yesilay kollari seçkin ögrencilerle her okulda mutlaka kurulmali, bunlarin basina gönüllü ve yetenekli bir rehber ögretmen tayin edilerek, bu ögretmenler uzmanlastirilmalidir.

Uzmanlik çizgisine ulasan rehber ögretmenler, hem ögrencileri, ayni zamanda ailelerini egitmelidir. Bu çalismalar egitim yili boyunca ciddi bir sekilde sürdürülmelidir.

Okullar bu konuda egitim malzemeleri ve gerekli doküman bakimindan yeterli bir zenginlige ulastirilmalidir.

Doküman yönünden Milli Egitime, Saglik Bakanligi, Medya (bilhassa egitsel filmlerin hazirlanmasi bakimindan) yardimci olmali. Yesilay’in maddi destekle bilhassa yazili ve görsel dokümanlarla bu hizmete gerektigi ölçüde katilmasi saglanmalidir.

Özel sektör (kurumlar) ve yöneticileri bahis konusu hizmet ve görevlere aynen sahip çikmalidirlar.

Bütün halk kuruluslari ve vatandaslar her biri bu mücadelede görev almali ve üzerine düsenleri yerine getirmelidir.

Tabii bu hizmetlerin yerine getirilmesi, bütün ülkeyi içine alacak güçlü bir organizasyonun olusturulmasi ve gerekli yasa ve mevzuatin çikarilmasi, münhasiran uyusturucularla mücadele görevini üstlenecek olan Bakanlikça yapilmalidir.

Basin Kuruluslarina Düsen Görevler

En güçlü ve yaygin egitim kurumu oldugu halde bu çizgide hiç bir görev üstlenmeyen, hatta büyük bölümü ile, bilhassa temeldeki konu olan ve her türlü zararli aliskanliklara ve bunlarin salgin haline gelmesinde en büyük etken kabul edilen uyusturucu kültürü çizgisinde büyük bir sorumsuzluk sergileyen medya, mutlaka disipline edilmeli. Bu güçlü kurum bütün birimleri ile yararli bir çizgiye getirilmelidir ve medyanin bu sorumluluklarini ve hayati önem tasiyan görevlerini kabullenip yerine getirmedikçe diger hiçbir tedbirin ülkeyi ve toplumu selamet kiyisina götüremeyecegi kesinlikle bilinmelidir. Bu ülke, bu toplum ve bu devlet hepimizindir. Bir yerde hirs ve kazançlara sinir tanimak zorundayiz



ahmetseydi 28 Nisan 2006 22:50

Uyuşturucu DüşünDürtülüyor mu?
 
Uyuşturucu kullanımı konusunda gündemde çok önemli yoğunlaşmalar oldu. Burçin Bircan’ın ölümüyle doruğa çıkan bu gündem maddesi giderek televizyonlar ve basında daha detaylı olarak incelenmeye başladı. Konunun bu kadar gündemde tutulması uyuşturucu kullananların sayısını arttırabilir mi? İncelenmesi gereken bence bu. Etiler Koğuşu adındaki kitap ta uyuşturucu kullanan ünlüleri gözler önüne seriyor, hem de Narkotikteki ifadeleri ile.

Uyuşturucuya neden gereksinim duyulur ve nasıl kullanılmaya başlanır. En önemsenmesi gereken bölüm bu. Kullananların anlattıklarına bakıldığında yaşanan çevrenin etkisinin önemini farkediyoruz. Çevremiz hayatımızdaki bir çok alanda, belki de her alanında çok etkili, biz kendi isteğimizle bu çevrenin dışına çıkmadığımız takdirde. Sadece çevrenin etkisi yeterli değil, benzer çevrelerde yaşayan kullanmayan binlerce kişi var. Bir de kişinin kendisinde eksik olan veya eksik olmadığı halde eksikliğini hissettiği birşeyler de olmalı.Bakıldığında kişinin yaptıkları ve yapamadıkları konusundaki “inançlarında”, kişilik seviyesinden “hayata karşı tavrında” ve kimlik seviyesinde “kendi değeri” ile ilgili derin boşluklara rastlamamız çok mümkün. Kişinin pek de farkında olmadığı bu boşluklar bir çok şekilde doldurulabilir. Bunlar daha çok korkular ve tedirginliklerle veya psikolojide adı verilen tanımlarla dolabilir. Boşluklar sürekli duygusal hareketlerle dolduğunda kişi kendisine pek zarar vermeden zorluklarda olsa, hayatını yaşamaya devam edecektir. Sürekli duygusal hareketler bir duygudan başka bir duyguya geçişteki sürekliliği ifade etmektedir.

Ancak bu boşluklar kesikli duygusal hareketlerle doldurulursa, o zaman sorunlar artmaya başlar ve giderek büyümeye de devam eder, zaman ve içeriğe bağlı olarak. Kesikli duygusal hareketler normal olarak, sadece canımızın tehlikeye girdiği çok özel durumlar kendimizi korumak için kullanılmaktadır. Karanlık bir ormanda tek başınıza kaldığınızda kesikli duygusal hareketler yaşanmaya başlar. Dışarıdan duyu organlarına ulaşan her uyarı bir duygusal durumu ve hızlı duygusal değişimi çok büyük bir hızla ortaya çıkarır. Bir ses, bir karaltı, bir koku ve dokunduğunuzda ne olduğunu anlamadığınız bir yüzey yeni ve farklı duygular ortaya çıkarır. Bu duygular daha çok korku olarak adlandırdığımız duygulardır.

İşte bu durumunun hayatın normal akışı içinde de yaşanmaya başlaması ve kesikli duygusal hareketlerin kişinin boşluklarını doldurması ile bağımlılık süreci de hızlanır. Bu duygusal durumları spor yaparken, çizgili sporları seyrederken, borsada ve yüksek sesli ritmik müzikler dinlerken de yaşayabiliriz. Böyle yaptığımızda bir müddet sonra yaptıklarımıza alışır ve sürekli hale gelmesini ve bağımlılık duymaya başlarız. Artık bu davranışları yapmadan duramaz hale gelir ve alıştıktan sonra arttırmaya da başlarız.
İşte uyuşturucu da kesikli duygusal durumların bir çaba sarfedilmeden yaşandığı durumları ifade etmektedir. Sadece giderek artan dozda uyuşturucu alımı veya farklı uyuşturuculara geçişlerle bu süreç giderek daha derin olarak yaşanır. Artık sürekli duygusal durumlar yaşanırken- ki bunlar bizim hayatımızda yoğun yaşanan süreçlerdir - kişi acı çekmeye başlar ve kesikli duygusal durumu yaşayabilmek için uyuşturucu kullanımına devam eder.
İletişim ve algı seviyelerinde önemli değişimleri yaşamaya başlayan bu kişiler, sadece kendisi gibi davranan ve uyuşturucu kullanan insanlarla iletişim kurarak, negatif çevrimin hızlanmasına da neden olurlar. Zira bilinen o dur ki; uyuşturucu, algıları, beynin çalışma biçimini değiştirmektedir. Bu değişim LSD kullanımında test edilmiştir. Ancak daha sonra beyinde yaptığı hasarlar gözönüne alınarak Amerika’da resmi kullanımdan vazgeçilmiştir.

Uyuşturucu ile kişinin yaptıkları ve yapamadıklarına dair inançlarındaki boşlukları doldurulduğunda, bunları yapabilir hale geldiğini hissetmektedir. Bu seviyelerde etkisi daha az olan uyuşturucular kullanılmaktadır. Kişilik seviyesinde varolan boşluklar doldurulmaya çalışıldığında ise uyuşturucular etkisi daha sert olan uyuşturucular seçilmekte ve bunların kullanımı kişinin ortaya koyamadığı tavrın davranış seviyesinde kullanılmaya başlamasını sağlamaktadır. Kimlik seviyesindeki boşluklar ise doğrudan damardan alınan uyuşturucularla doldurulmaktadır. Kimlik seviyesinde kişinin kendi değeri ile ilgili boşluklar doldurulduğunda, bundan kurtulmak kolay değildir. Zira bu seviyedeki boşluk veya doldurma hayatın bütün içeriklerine doğrudan yansımakta ve her seviyede bir farklılık yaratmaktadır.

Bu bölüm kısaca şu şekilde özetlenebilir. İnançlar seviyesinde akciğerlerden, kişilik seviyesinde deri yolu ile (mideden veya burundan), kimlik seviyesinde ise doğrudan damardan alınan uyuşturucular kullanıldığı ifade edilebilir. Ancak bu yazının gayelerinden biri yukarıda anlatılanlardır. Daha önemli olduğuna inandığım sonucu ise bu konunun medyada gündemi oluşturmasıdır. Sonuçları ise yukarıdaki bilgiler kadar önemlidir.

Uyuşturucu hakkında hiç bilgisi olmayan bir kişinin uyuşturucu kullanmayı aklına bile getirmesi mümkün değildir. Ancak çevresindeki insanlar tarafından aldatılırsa bunu farkında olmadan kullanabilecektir. Bir kişi uyuşturucu ve kötülükleri hakkında bilgi sahibi yapıldığında, o kişinin aklında kötülüklerden çok uyuşturucu kavramı kalacaktır. İşte bu durumda bu bilgi aktarıldıktan bir zaman sonra boşluklarını kendisi dolduramayacak hale geldiğinde karşısına uyuşturucu çıkarsa kullanmaya başlayacaktır.

Medyada gördüğümüz bir çok insanın hayatlarının bir dönemlerinde uyuşturucu kullanmış olmaları ve hala şöhretlerini koruyor olmaları, uyuşturucu kullanımını en çok destekler noktalardan biridir. Benzer şekilde uyuşturucu kullanan kişilerin televizyona çıkarılmaları ve bunlara yardım eli uzatılacağının kamuoyu önünde ifade edilmesi, televizyona başka hiçbir şekilde çıkma imkanı bulunmayan kişilerin uyuşturucu kullanmaya başlamalarını sağlayacak noktalardan bir tanesidir.

Okullarda uyuşturucu hakkında verilen seminerlerde bilgi sahibi olan öğrenciler sonuçların anlatılanlar gibi olup olmadığını test etmek için bunu deneyebilirler. Bu da kullanımı arttıracak sonuçları ortaya çıkarır. Zira insanlar benzerlerinin davranışlarını daha kolay kopyalayabilmektedirler. Çocuk, çocuğun, genç, gencin, büyük büyüğün davranışını kolaylıkla benzer çevrelerde kopyalayabilmekte, sonuçlar ise yukarıdan aşağıya ve sağdan sola yaygınlaşmaktadır.

Okullar öğrencilere hayata karşı tavır koymayı ve istemedikleri şeylere hayır demeyi öğretebilse, sorunlar ortaya çıkmadan önlenebilecektir. İnançlar, kişilik ve kimlik seviyelerinde ortaya çıkabilecek boşlukların da kendi kontrollerinde nasıl doldurulabileceği de bilgi olarak aktarılırsa, öğrenci yaşadığı dünyayı yönetebileceği için hiçbir sorun kalmayacaktır. Aktarılan bilgiler içinde uyuşturucu ve kullanımı da olmayacağından öğrencilerin beynine bu konuda bilgi girmesi de engellenecektir.

Sonuç: Beynimiz aktarılan bütün bilgileri işlemekte ancak bunları içeriksiz olarak değerlendirmektedir. Uyuşturucu sadece bir içeriktir ve içeriksiz model ise bunu kullanan kişilerin bir veya birkaç seviyede yaşadıkları dünyayı yönetemedikleri ve dış önermelere açık olmalarıdır. Özellikle gündemdeki ses sanatçıları ve mankenlerin dış önermelere ne kadar açık olduğu düşünülürse, sonuç daha detaylı olarak algılanacaktır. Herkes kendi sınırlarından kurtulmaya çalışmaktadır. Ancak kendi davranışları ile her seviyedeki zihinsel sınırları genişletemeyen kişiler, bu sınırların kalkması için bir takım araçlara ihtiyaç duyacaklardır. Bu araçlar kendilerine fiziksel ve zihinsel zarar vermeye başladığında bundan kurtulmak giderek zorlaşmaktadır. Uyuşturucu kullanımında miktar ve sınıf ortaya çıkan değişim, çevrenin de değişmesini sağlamakta, toprağa doğru yer değiştirme hızlanmaktadır. Sigara kullanımının zararları konusunda çıkan yazıların hepsi ve “no smoking” işaretleri sigara kullanımını arttırmaktadır. Negatif reklamında, reklam olduğunu kabul edebildiğimizde mücadele daha iyi sonuçlar verebilecektir.

Yukarıdaki bilgiler dikkate alındığında uyuşturucu kullanımının artması sonucu üzücü olsa da ortaya çıkacaktır. Mücadelenin farklı seviyelerde ve boyutlarda sürdürülmesi, kişilerin kendi boşluklarını kendilerinin doldurmaya başlaması ve hayır diyebilir hale gelmesi durumunda böyle bir sorun bile kalmayacaktır.


KafKasKarTaLi 28 Nisan 2006 23:40

KULLANIMLA MÜCADELE
TEDAVİ
Uyuşturucu madde kullanan kişiler tedavi olabilir. Özellikle tedavi ilkelerini yerine getiren kişilerde uyuşturucu maddeyi bırakma oranı çok yüksektir.

Kullanıcılar arasında "bu hastalığın tedavisi olmadığı" yolunda bir kanı yerleşmiştir. Bu değiştirilmeye çalışılmalıdır.

Uyuşturucu maddeyi bırakan kişilerde tekrar madde kullanımına başlamak sık olarak gözlenen bir durumdur. Kişi uyuşturucu maddeleri bıraktıktan sonra bir daha hiçbir zaman kullanmamalıdır. Bir kez kullanması onun eski günlerine dönmesine neden olabilir.

Tedavinin ilkeleri

Bu maddeleri kullanan kişilerin tedavisi kişiye, kullanılan maddenin cinsine ve kullanım süresine göre değişiklikler göstermektedir.

Tedavinin başarısı için iki önemli etken sayılabilir:
  1. Bunlardan birincisi kişinin tedavi olmayı istemesidir. Eğer kişi tedavi olmayı kendisi istemiyor ise, kimse ona zorla bıraktırmayı başaramaz.
  2. Diğeri ise kişinin maddeyi bırakmaya kendini hazır hissetmesidir. Çünkü, kişi maddeyi bıraktığı zaman alışkanlıklarını, yaşadığı ortamı değiştirmek zorunda kalabilecektir. Eğer tüm bunlara hazır değilse, yapabilecek fazla bir şey yoktur.Uyuşturucu madde kullanan kişide bağımlılık geliştiyse, tedavi daha güç olacak ve daha uzun sürecektir.
Ayrıca, uyuşturucu kullanımı ile daha da artan aile içi iletişim bozukluklarının, kopukluklarının giderilmesi için anne ve babanın da tedaviye katılması gerekir.
ÖNLEME
Gençlerin madde kullanmaya başlamasını önlemede ailelerin çocukları ile ilişkilerinin kalitesi önemli bir yer tutar. Çocukları ile kuvvetli sevgi ilişkisi olan doğru ve yanlışları öğreten, davranışları için uygulanabilir kurallar koyan, bunların uygulanmasını sağlayan ve çocuklarını gerçekten dinleyen ebeveynler çocuklarının uygun bir aile ortamında yetişmesini sağlamış olurlar.
İnsan ihtiyaçları, sonsuzdur.Çocuğunuzun yaşını sosyal çevresini, ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak ne kadar harçlık vereceğinizi belirleyiniz. Belirlenen bu rakam ihtiyaçların üzerinde yada bu ihtiyaçları karşılayamayacak miktarda olmamalıdır.
-Değerlerin öğretilmesi

Her ailenin bazı prensip ve standartlarla belirlenmiş davranış beklentileri vardır. Sosyal, ailesel ve dini değerler gence alkole ve maddeye hayır demeleri için nedenler bulmasını ve kararlılıklarını kesin bir şekilde sürdürmelerini sağlar.

Aile değerlerinizi çocuğunuza açık bir şekilde öğretebilmeniz için:


İzin alması için gerekli olan değerleri açık bir şekilde belirtin ve dürüstlük, sorumluluk alma ve kendine güvenin neden önemli olduğunu, bu değerlerin iyi kararlar vermede nasıl yardımcı olacağı hakkında konuşun.

Kendi davranışlarınızın çocuğunuzun değerlerinin gelişmesini nasıl etkilediğini sakın unutmayın. Çocuklar kendi anne-babalarının davranışlarını taklit ederler. Örneğin sigara içen anne ve babaların çocuklarının sigara içme yüzdesi daha yüksektir. Sigara içme, alkol ve yatıştırıcı ilaçları alma davranışlarınızı yeniden gözden geçirin. Unutmayın ki sizin bu maddeye karşı tutumunuz çocuğunuzun alkol veya madde kullanıp kullanmamaya karşı belirleyeceği tutumu şekillendirecektir. Bu zaman zaman aldığınız alkolü tamamen kullanmamanız anlamına gelmektedir. Çocuklar bağımlılık düzeyinde, kendisine ve ailesine zarar verebilecek düzeyde alkol kullanımı ile sosyal içicilik arasındaki farkı anlayabilirler.

Çocuğunuzun asla sizin içkinizden tatmasına izin vermeyin. Böylece çocuk, erişkinler için yasal ve kullanılabilir olan alkolün çocuklar için yasal olmayan bir madde olduğunu görebilir.

Kendi söz ve davranışlarınız arasında ki uyuma dikkat ediniz. Çocuğunuzun sizinle özdeşim kurduğunu unutmayınız. Çocuğunuzdan beklediğiniz davranışları sizin gösterdiğinizden emin olunuz. Çocuğunuz sizi model alır. Sizin davranışlarınızın, tutumlarınızın, sorunlarla başa çıkma yollarınızın benzerlerini çocuğunuzda görebilirsiniz.

Çocuğunuzun sizin aile değerlerinizi anladığından emin olunuz. Aileler bazen çocuklarının nadiren veya hiç konuşmadan değerleri aldıklarını düşünürler. Bu doğru değildir. Bunlar, aile yemek için bir araya geldiğinde konuşulabilir.

-Alkol ve Diğer Maddelere Karşı Kuralların Konması ve Bunların Uygulanması

Kuralların konması işin sadece başlangıç kısmıdır. Önemli olan bunların uygulanmasıdır. Kurallara uyulmadığında uygulanacak yaptırımlar da önceden belli olmalıdır.

Açık olun. Kuralların nedenlerini açıklayın. Kuralların neler olduğunu ve nasıl bir davranış beklediğinizi söyleyin. Kurallara uymamanın sonuçlarını, yani yaptırımın ne olacağını, nasıl uygulanacağını ve ne kadar süreceğini tartışın.

Tutarlı olun. Çocuğunuzun alkol veya madde kullanmaması konusundaki kuralların evde, arkadaşında ve her yerde geçerli olduğundan emin olun.

Makul olun. Daha önce kararlaştırılmamış yeni kuralları ve cezaları çocuğunuzla tartışmadan uygulamayın. "Baban eve geldiğinde seni öldürür" gibi gerçekçi olmayan tehditlerden kaçının. Bunun yerine sakin bir şekilde tepki verin ve daha önce kararlaştırmış olduğunuz cezayı uygulayın.
-Alkol ve Maddelerin Etkileri Hakkında Bilgi Sahibi Olma:
Aileler; alkol ve uyuşturucu maddeler hakkında bilgilenmeli, tehlikeyi kendilerinden ve çocuklarından çok uzaklarda görmemeli, tehlikeden uzak kalabilmek için tedbirler geliştirmelidirler.
-Çocuğunuzla Konuşma ve Onu Dinleme
Bir çok aile çocuğu ile alkol ve diğer maddelerin kullanımını konuşmaktan kaçınır. Bazıları kendi çocuklarının böyle maddelerle karşılaşmayacağını düşünür. Bazıları ise bunu nasıl konuşacağını bilmediği için veya böyle fikirleri çocuğun kafasına koymak istemediği için konuşmaz.
Çocuğunuz böyle bir problem yaşayıncaya kadar beklemeyin. Tedavi programlarına giren bir çok genç ailelerin öğrenmesinden önceki en az iki yıldan beri madde kullandıklarını açıklamaktadırlar. Çocuğunuzla madde ve alkol hakkında daha erken konuşmaya başlayın ve iletişim kanallarını açık tutun.
Tüm cevapları bilmeme olasılığından endişe etmeyin. Çocuğunuz bununla ilgili olduğunuzu bilsin yeter. Birlikte cevapları araştırabilirsiniz.
Aşağıda çocuğunuzla alkol ve madde hakkında konuşabilmenizi sağlayacak bazı ipuçları bulacaksınız.
İyi bir dinleyici olun. Çocuğunuzun size problemlerini veya sorunlarını getirebileceğinden emin olun. Çocuğunuzun size söylediği şeyleri dikkatle dinleyin. Öfkenizi kontrol edin, şiddetten kesinlikle kaçının. Gerekiyorsa, sakinleşmek için kendinize süre verin. Çocuğunuzun ne söylediğine çok dikkat edin. Eğer çocuğunuz sorunlarından bahsediyorsa, okulda veya arkadaşlarıyla işlerin nasıl gittiğini siz sorun.
Hassas konularda da konuşabileceğinizi hissettirin. Gençler, kendileri için önemli konularda ailelerinden bilgi alabileceklerine inanmak isterler.
Ödüllendirin. Sadece yanlışlar üzerinde odaklanmayın, iyi yaptığı şeyleri de fark edin ve bunları belirterek pekişmesini sağlayın. Aileler ödüllendirmekte eleştirmekten daha cömert olursa çocuklar kendilerini daha iyi hissederler ve kendi kararlarına güvenerek özgüveni yüksek gençler olurlar. Burada kastedilen sözel ödüllendirmedir. Yani çocuğunuzun yaptığı davranışı beğeniyorsanız onu takdir ettiğinizi söyleyin.
Açık mesajlar verin. Alkol veya madde hakkında konuşuyorsanız çocuğunuza kullanmama mesajını açık şekilde verdiğinizden emin olun. Böylece çocuğunuz kendisinden beklenenleri tam olarak bilecektir.
Doğru davranışlarınızla model olun. Çocuğunuzdan beklediğiniz dürüstlük, ahlaklı olmak gibi davranışları kendiniz gösterdiğinizden emin olun.
-İletişim İpuçları
Dinleme;
  • Dikkatle dinleyin
  • Sözünü kesmeyin
  • Çocuğunuz konuşurken kendi söyleyeceğinizi
  • Hazırlamakla meşgul olmayın
  • Çocuğunuzun sözünün bittiğinden emin olana kadar bekleyin.
Gözleme;
  • Çocuğunuzun yüz ifadesi ve vücut dilini anlayın.
  • Çocuğunuz sinirli ve rahatsız mı veya rahat mı görünüyor?
  • Konuşma süresince çocuğunuzun söylediklerini ona eğilerek, omzunu tutarak ve başınızı sallayarak ve
    göz teması kurarak dinleyin.
  • Çocuğunuzun konuşmalarını ciddiye alın.
Cevap verin;
  • "Şunu yapmalısın", "senin yerinde olsam" veya "ben senin yaşındayken" ile başlayan cümleler yerine
    "çok ilgimi çekti" , "anlıyorum ki bu bazen zordur" gibi cümlelerle başlamak cevap vermek için daha uygundur.
  • Eğer çocuğunuz size duymak istemediğiniz şeyler söylüyorsa, sakın bunları yadsımayın.
  • Her durum için çocuğunuza önerilerde bulunmayın. Bunun yerine anlattığı şeylerin ardında ki duyguları anlamaya çalışın.
  • Çocuğunuzun kastettiği şeyi anladığınızdan emin olun.
  • Çocuğunuzun içinde bulunduğu güç durumu sizinle paylaştığı için pişman olmasına neden olmayın. Her zaman onun yanında olacağınızı hissettirin


GusinapsE 29 Nisan 2006 00:12

UYUSTURUCUNUN ETKILERI
 
UYUSTURUCUNUN ETKILERI

FIZIKI ETKILERI

Beyin ve Merkezi Sinir sisteminde : Sigaradan itibaren bütün uyusturucularin en büyük zarari ve tahribati beyin ve merkezi sinir sistemi üzerindedir.

Bu sebeple beynin mazrufu olan akli ve iradeyi islemez hale getirir. Kisiyi dengeden, normal yasam ve davranislardan uzaklastirirlar.

Beyin ve akil sagliginin en büyük düsmani uyusturuculardir. Bagimlilarda beliren ilk olgu; akil ve sinir hastaliklari ve arizalaridir. Delilik, erken bunama, suur kaybi, uykusuzluk, felçler hezeyan (sayiklama, saçmalama, akil disi davranislar ) halüsinasyon (vehim, hayal görme, isitme vs. ) lar, zeka ve hafiza kayiplari.En kisa ifade ile: Akil hastaliklari, zihni ve ruhi karmasa ve kaoslar .

Sindirim Sisteminde: Bulanti, kusma, karin agrilari, kabizlik, ishal, mide ve bagirsak spazmlari, kanama ve yaralari, gastrit, ülser vs.

Karaciger ve Böbreklerde: Bu zehirlerin organizmadan atilmasinda en agir görev bu organlara düsmekte olup, karaciger ve böbreklerde büyük ariza ve tikanmalara, karacigerde yetersizlik, yaglanma ,sertlesme (siroz)...
Böbreklerde büyük tahribat, albümin, kan ve idrar çogalmasi, tikanmalar ,agir böbrek hastaliklari

Gözlerde: Isik ve mesafede uyumsuzluk, sasilik gece körlügü, göz bebegi büyümesi, küçülmesi, göz adele felci bilinen sonuçlar ve tezahürlerdir.

Solunum Sisteminde: nefes darligi, öksürük, bogulma hissi, bu yolla kalp sikismalari, solunum felçleri ve ölümler bilinen olaylardir.

Kan organlarinda: Kan ,insan hayatinin en önemli organi olup, uyusturuculardan büyük zararlar görür. Kansizlik ,kan zehirlenmeleri, kan hücrelerinde sekil ve miktar degisiklikleri, kanin korkulu arizasi olan pihtilasma ve kangrenler baslica arizalardir.

Zehirlenme: Uyusturucularin basta gelen olumsuzlugu zehirlenmeler ve bu yolla gelen ölümlerdir. Ilk defa olursa HAD, tekerrür ederse "Müzmin Zehirlenme" adini alir.

SOSYAL ve MADDI ETKILERI

Sosyal bir varlik olan insanin çevresi ile uyum içinde olmasi, akil ve zihin sagligi ile mümkündür.

Bu sebeple akli ve zihni hayatin en büyük düsmani olan uyusturucular, insanin uyum gücünü zaafa ve iflasa götürmekle onu aileden, toplumdan ve çevresinden kopararak, yalnizliga, bunalima ve hemen ardindan da sorumsuz, hipisel (hayvani) bir hayata mahkum eder. Bagimliyi yasayan bir ölü haline getirir. (Hip Kültür)

Bu sebeple, uyusturucularin, bagimliya, aile hayatina, dogacak çocuklara, is hayatina, aile ve ülke ekonomisine, ferdi ne toplumsal ahlaka (namus ,iffet, seref, haysiyet v.s.) verdigi zararlar ifadelere sigdirilamaz.

Intiharlarin, cinayetlerin, her türlü fuhsiyat, gasp ve anarsinin temelinde uyusturucu vardir.

Iç ve dis düsmanlarin en tahripkar silahi uyusturucu ve uyusturucu salginlarinin itici gücü olan uyusturucu kültürü (hip kültür) dür. Cemiyetleri inkiraza götüren her türlü maddi ve manevi tahribatin temeldeki sebebidir. Bunlar.

Ayrica AIDS, frengi, verem, kanser, kangren ve benzeri bir çok ölümcül hastaligin yayilmasinda da en büyük fail uyusturucular ve bagimlilaridir



Mystic@L 29 Nisan 2006 01:03

ECSTASY “XTC”
Vücut işlevlerini yoğun olarak etkileyen psikoaktif maddeler olan Amfetamin ve türevlerinin, asıl tehlikesi vücudun bilinçaltındaki koruma mekanizmalarını etkisiz hale getirmesindeki özelliğinde yatar. Böylelikle Amfetamin ve türevleri sadece yorgunluk hissini değil, açlık ve susuzluk hislerini de bastırır ve koruma mekanizmalarında arızalar oluşturur, örneğin; olması muhtemel kas ağrısını bloke ederek insanın vücut sistemini yanıltır.
Ecstasy hapının kullanıldığı özel çevrelerin beraberinde getirdiği ortam bu maddelerin tehlikesini katlayarak artırıp, nitekim bu uyuşturucunun kullanımı ile birlikte vücuda yapılan sürekli yüklemeler (dans ve seks gibi) asıl tehlikeyi oluşturturur. Gelişen şartlara göre vücut mevcut ısısını kendi sisteminde düzenler. Vücut ısısı, uzun süreli ve yoğun hayatın etkisiyle normalden daha da yükselir. (42 ’ kadar çıkabilir) Vücut, su içmekle dahi tekrar düzelemeyecek kadar büyük ölçüde su kaybına uğrar. Bunun sonucunda kalp ve yüksek tansiyon sorunları, yüksek ateş ve şok etkileri görülür. Bunun yanı sıra; kalp ritminde bozuklukların ve merkezi krampların görüldüğü olaylar gerçekleşir.
Kullanıcıların normal diye aldığı bir takım dozların hayvanlara verilmesiyle birlikte yapılan deneyler neticesinde hayvanlarda;
-Aşırı stres
-Saldırganlık
-Netice de ölüm gerçekleşmiştir!


ahmetseydi 29 Nisan 2006 12:41

UYUŞTURUCU MADDE KULLANIMINI ÖNLEMEK İÇİN ANNE VE BABALARIN DİKKATİNE..
 
UYUŞTURUCU MADDE KULLANIMINI ÖNLEMEK İÇİN ANNE VE BABALARIN DİKKATİNE..

A. ÇOCUK VE GENCE ÖRNEK OLMA

Çocukların hergün karşı karşıya kaldıkları anne baba tutum, davranış ve ilişki biçimlerinin; onların eğitiminde çok önemli bir rol oynadığı bilinmektedir. Aile ilişkileri, çocuklar için, davranış biçimleri ve insan ilişkilerinin öğrenildiği bir sahne oluşturmaktadır. Madde kullanım konusunda da, benzer mekanizma işlenmekte olup; çocuklar, anne babanın maddeler konusundaki tutum ve davranışlarını gözlemlemekte ve benzer şeyleri uygulamaktadır.

Toplumda, anne baba başta olmak üzere, öğretmenler ve diğer etkili yetişkinlerin madde kullanımı konusundaki tutum ve davranışları; çocuk ve gençler için çoğu kez kavram karmaşası yaratmaktadır. Çocuk ve gençler, zararlı etkisi kesin olarak kanıtlanmış olan sigara ve alkol gibi maddelerin, neden erişkinler tarafından kullanıldıklarını tam olarak kavrayamamakta; kendilerinin de bu ve buna benzer maddeleri kullanabileceği düşüncesi oluşmaktadır. Anne babalar, her ne kadar, çocuk ve gençleri bağımlılık yapan maddeler konusunda uyarsa da; kendi sergiledikleri davranış modelleri, mantıklı uyarılarından çok daha etkin olmaktadır.

Bu nedenle, anne babaların, kendilerinin kullanımı konusundaki tutum ve davranışlarının nasıl olduğunu irdelemeleri gerekir. Örneğin alkol, sigara, ilaç kullanımı konularında bu maddeleri kullanma nedenleri, sıklıkları, bu maddelere gereksinimleri, kullanıp-bırakma paternleri, bu alandaki güçlülük ve zayıflıkları gibi özelliklerin hepsi önem taşımaktadır.

Çocuklar, anne babanın davranışlarını görerek öğrenir, anne-babanın birbirlerine olan tutum ve davranışlarını da kendilerine örnek alır, sorunların çözümünde anne babanın davranışlarını kopya ederler.

B. AİLE İÇİ EĞİTİM

Eşler arasındaki ilişkilerin her zaman çok pürüzsüz olması beklenemez. Zaman zaman sürtüşme, anlaşmazlık ve tartışmalar da olması doğaldır. Önemli olan, anlaşmazlıklar karşısında, eşlerin olaya yaklaşımları, birbirlerine karşı davranışları ve çözüme ulaşmada izlenen yolların nasıl olduğudur.

Anlaşmazlıklarda eşlerin karşılıklı oturup konuşabilmesi, her iki tarafın da kabullenebileceği bir çözüm yolu bulabilme becerisi önem taşımaktadır. Hiç sorun yokmuş casına olayları görmezden gelip sahte bir uyum içinde yaşıyor olmak, hep birinin boyun eğmek zorunda sağlıksız bir ilişki biçimini sürdürmek, sorunların çözümünde çocuklara sarılmak ya da çatışmayı onların üzerine yansıtmak sağlıksız iletişim modelleridir.

Çocukların eğitiminde eşlerin beklentileri, istekleri, rolleri, sorumlulukları, nlendirmeleri, eğitime yaklaşım biçimleri kuşkusuz birbiriyle tümüyle aynı paralelde olmayabilir. Ancak, temel konulardaki eğitim anlayışında, tutarlı ve uyumlu bir birlikteliğin sağlanması çocuklar adına önem taşımaktadır.

C. ÖZGÜR, BAĞIMSIZ, SORUMLU, SINIRLARINI BİLEN,
GÜVENLİ ÇOCUK YETİŞTİRME:

Madde bağımlılığı tehlikesi ile ilgili olarak anne babaların bilmesi gereken önemli özelliklerden biri; çocukları ve gençleri bağımsız olarak yetiştirebilmenin, onları madde bağımlılığından uzak tutabilecek en önemli etkenlerden biri olduğudur.

Maddeler, ancak kullanıldığında bağımlılık yaratırlar. Bağımlılık yapan maddelerin tümü ortadan kaldırılması mümkün olmayacağına göre; kişinin bu maddeleri kullanmama gücünün gelişmiş olması en temel özellik gibi görünmektedir. Kişinin madde kullanması için, maddeye hayır deme gücünün olmaması ve madde kullanımı konusunda önceden istekli olması gerekir. Bir başka deyişle, maddeye hayır diyemeyen ve kendisiyle ilgili sorumluluk duygusu yeterince gelişmemiş olan kişilerde maddeye alışma tehlikesi çok daha fazla olduğu söylenebilir.


Çocuklara sorumluluk duygusunu verebilmek, onları madde bağımlılığından uzak tutabilecek en önemli unsurdur.

Çocukları bağımsız olarak yetiştirmenin ne olduğu; onlara güven ve bağımsızlık duygusunu kazandıran bir eğitim yaklaşımının nasıl olacağı soruları hep akla gelmektedir.

Bunu anlayabilmek için, çocukların, kendilerine özgübir özgürlük ve serbestlikleri olması; ancak her şeyde olduğu gibi, bu özgürlüğünde sınırlarının iyi tanımlanması gerektiği bilinmelidir.

Çocukların kendilerine güvenebilmeleri, kişilik sahibi olabilmeleri için yalnız başlarına, anne-babasız hareket edebilecekleri alanlara gereksim bulunmaktadır. Anne-babaya düşen görev, çocuklarına bu serbest alanda yol göstermek; ancak bu serbestliğin sınırlarını da açık olarak belirlemektir.

Bu nedenle; çocukların belirli konularda; yaşlarına uygun olarak ve kendi başlarına serbest hareket edebilmeleri, onların kendi davranışlarını kontrol edebilmeleri için çok önemlidir.
Çocuk kendi başına bir karar verdiğinde; bu kararın kendi yaşamı üzerindeki etkileri konusunda bir sorumluluk alacak ve belli oranda bir riske girecektir. Bu risk ona ağır gelse bile, sonuçta kendisine bazı deneyimler kazandıracaktır. Kendi verdiği kararlar sonucu çocuğun olumlu şeyler elde etmesi, ona verdiği kararın doğru olduğunu öğrenecek; olumsuz şeyler yaşaması ise, bu deneyimin ona daha sonraki denemeler için katkıda bulunmasına sağlayacaktır. Bu deneyimler sonuçta, çocukta güven ve sorumluluk duygusunun gelişmesinde önemli adımlar olarak düşünülmektedir.
Bağımsızlık ve kişisel sorumluluk ancak uzun zaman süreci içinde, yavaş yavaş ve alıştırmalarla verilebilir.

Hangi yaşta olursa olsun, herkesin belirli sınırlara gereksinimi vardır.
Hem toplumsal yaşantıda uyumlu olabilmek, hem kişisel iç huzuru ve dengeyi sağlayabilmek için; kişinin belirli sınırlarının olmasına gerek vardır. Bu sınırlar, kişisel bütünlüğü koruyabilmek ve başkalarıyla iletişimde açık ve net olabilmek için de gereklidir. Bu sınırlar aynı zamanda, kişinin kendini hangi alanlarda ve nereye kadar geliştirebileceğinin da bir ölçüsü gibi düşünülebilir. Çocukların sınırları, önce anne baba olmak üzere çevre ve toplum tarafından belirlenmektedir. Aile, okul, meslek eğitimi, maddi durum, ev
durumu gibi aileye değişen etkenler yanı sıra; alienin çocuk yetiştirme biçimleri, tüm alanlarıyla eğitim ve öğretim, toplumdaki sosyal ve kültürel değer yargıları da bu sınırların belirlenmesinde çok önem taşıyan değişkenlerdir.

Çocukların sınırlarının nasıl ve ne oranda olması gerektiği aile tarafından belirlenirken; kuşkusuz, çocuğun kendinden getirdiği yaratılış özellikleri de bunda etkili olmaktadır.
Daha bebeklikten başlayan bu sınırlar, çocuğun gereksinimleri ve ailenin tutumuna göre, her yaş için farklı düzey ve biçimde olmak üzere yeniden ayarlanmalıdır.

Çocuk ve gencin sınırları; “esnek ama gevşek değil”, “belirli ama katı değil”, “ tutarlı ama değişmez değil”, “yaptırımı olan ama zorlayıcı değil” nitelikte olmalıdır. Kuşkusuz, bu sınırların belirlenmesine, çocuk ve gencin gereksinimleri, beklentileri, dilekleri de önemsenmeli; gelişen topluma göre güncel değerler göz önüne alınmalı; çocuk ve gencin de bu oluşumda payının olmasına dikkat edilmelidir.

Çocuğa belirlenen sınırların çok geniş ve gevşek olması; bir anlamda “sınır olmaması” anlamına gelmektedir. Bu durumda çocuk ve genç, gerçek yaşamda neyi, ne zaman, nerede, nasıl yapacağını öğrenmemekte; davranışlarını ayarlama ve kontrol edebilmeyi becerememekte; gerçek yaşamdaki ilişkileri tam anlamıyla kavrayamamakta; insanlarla ve toplumla olan ilişkilerini ayarlayamamakta; kendi sınırlarının nerede bittiği ve başkalarının özğürlüğünün nerede başladığını kestirememekte; sosyal uyum ve iletişimde ciddi sorunlarla karşı karşıya kalmaktadır.

Bunun tersine, çocuğa gereksiz engellemeler ve yasaklardan oluşan bir sınır belirlenmesi; “çocuğun kişiliğinin aşırı sınırlanması” demektir. Bu durum, çocuk ve gencin yaşam becerilerinin gelişmesinde engelleyici rol oynamakta; güvensizlik, karamsarlık ve kuşku duyguları ve bunların neden olduğu yeni psikososyal sorunlara yol açmaktadır.
Sınır ve sorumlulukların kesin olarak belirlenmediği, anne baba arasında belirgin tutum farklılıkları olduğu, aynı konuda farlı zamanlarda farklı sınırların söz konusu olduğu durumlar; “belirsizlik, tutarsızlık ve güvenilmezlik” olarak değerlendirilmektedir. Böyle bir durumda, çocuk ve genci, kendi davranışlarını ayarlama, karar verme ve sorumluluk almada sorun yaşamasına neden olacaktır.

Anne babalar için önemli cümleler:
Çocuk ve genç,
Duygusal açıdan Sevgi, ilgi, yakınlık, onaylama, Saygı görme, önem verilme,
Övgü alma, cesaretlendirme, kendini özgürce anlatabilme, Belli sınırlar içinde bağımsız davranabilme, Sağlıklı bir ortamda büyüyüp gelişme, Uygun biçimde eğitilme,
Umut ve beklentilerinin desteklenmesini ister.
Çocuk ve genç

Anne baba davranışlarını görerek öğrenir,
Anne babayı kendine örnek alıp taklit eder,
Anne babanın birbirlerine karşı davranışlarını gözler,
Sorun çözümünde anne babadan gördüklerini yapar.
Çocuk ve genç,
Anne babanın ona zaman ayırmasına gereksinim duyar,
Ailede olumsuz ilişkiler varsa onarılmasını ister,
Sorumlulukları üstlenmede yol gösterilme ve destek arar.
Çocuk ve genç,
Çocuk ve gence sorumluluk duygusunu verilmelidir,
Çünkü, sorumluluk duygusu madde bağımlılığından uzak olabilmede önemli bir unsurdur.

Anne babanın, çocuk eğitiminde unutmaması gereken bazı cümleler, madde kullanımı konusunda da geçerli olup (yukarıda); yaklaşımın da dikkate alınmaları gereken bazı cümleler vardır.(aşağıda).

Alkol/Madde Kullanan Kişiyi Tedaviye Yönlendirmede Temel Yaklaşım


Tedaviye Yönlendirmede Temel Yaklaşımlar

Alkol/Madde kullanan kişi, sorunun varlığını inkar etme eğilimindedir.
Bir şey söylemek yerine, aktif biçimde çok iyi dinlemek Alkol/Maddenin, kişinin
yaşamı üzerindeki olumsuz etkilerinin neler olduğunu farketmesini sağlamak,
Tartışmadan kaçınmak,Yargılamamak, Kendine güvenmesini sağlamaya çalışmak,
Onu olduğu gibi kabul etmek, Alkol/Madde kullanımıyla ilgili sorunların sorumluluğunu ona bırakmamak; kendi kararlarını vermesini desteklemek.

ÇOCUK VE GENÇTE MADDE KULLANIMINI DÜŞÜNDÜREN BELİRTİLER:

Ergenlik dönemi, puberte ile başladığı, gencin kendi ekonomik bağımsızlığının kazandığı yaşlara kadar sürdüğü kabul edilen bir gelişim dönemidir. Biyolojik, psikolojik ve ruhsal olarak hızlı değişimlerin yaşandığı bu cağ; kendine özgü bazı özellikler taşımaktadır. 10’ lu yaşların başından, 20’li yaşların başı ya da ortasına kadar uzayabilen bu dönemde; bir çocuğu yetişkin hale gelmesi söz konusudur.

Her çocuk ve gencin kendine özgü biçimde yaşadığı bu dönemde, bireysel ruhsal bağımsızlığın kazanılması, uygun ve tutarlı akran ilişkilerinin kurulabilmesi, kimlik duygusunun şekillenmesi, geleceğe yönelik planların oluşturulması, karşı cinse ilişkin tutum ve davranışların tutarlı hale gelmesi, iş ve meslek yolunun çizilmesi, aile ve toplum değer yargılarının harmanlanıp kişinin kendine özgü bir değerler sistemi oluşturulması, ekonomik bağımsızlın sağlanması, davranışlarının sorumluluğunu üstlenir hale gelebilmesi gibi bir çok görev beklenmektedir.

Ergenlik döneminin uzun zaman sürmesi yanısıra, ergenden beklenen görevlerin çeşitliliği ve zorluğu; bu dönemde ergenlerin bazı sorunlar yaşamasına yol açabilir. Bu dönemin kendine özgü ruhsal ve davranışsal özellikleri, duygusal çalkantıları, uyum güçlükler, kimlik sorunları, bocalamaları,otoriteyle çatışmaları çoğu kez büyük sarsıntılara neden olmaksızın çözülür. Ancak bazı ergenler için, bu özellikler, ciddi ve ağır biçimde sorun yaşanmasına neden olabilir. Madde kullanımı da bu ciddi sorunlar arasında sayılmaktadır.

Ergenlik döneminin olağan gelişimsel çalkantılar arasında; derslerdeki başarısında dalgalanmalar, aileyle çatışma ve aile yaşamından uzaklaşma isteği, ruhsal yönden duygusal ve davranışsal sorunlar gösterme, ilgi ve isteklerinde kararsızlık ve değişkenlik, okul ya da meslek eğitimine ilişkin sorun ve bocalamalar yerini değiştirme gibi önemli kararlar söz konusu olabilir.

Çocuk ve gençlerde, madde bağımlılığının başlangıcını gösteren kesin bir işaret yoktur. Ergenliğin olağan duygusal sorunları ya da başka ruhsal bozuklukların da benzer belirtilere yol açabileceği akılda tutulmalı; ancak, ergende madde kullanımı kuşkusunu akla getirebilecek bazı ciddi davranış değişiklikleri gözden kaçırılmamalıdır (Tablo 6). Bu belirtilerin ciddiyetinin değerlendirilmesi, başka ruhsal sorunlarla ayırıcı tanının yapılması, çözüm önerileri ve tedavi yaklaşımı; madde kullanımı konusunda özelleşmiş çocuk/ergen psikiyatristleri ve erişkin psikiyatrislerinin görev ve sorumluluk alanı içindedir.

Çocuk Ve Gençte Madde Kullanım Kuşkusu Yaratabilecek Belirtiler


Derslerdeki başarı oranı tamamen ve her derste birden düşmesi,
Sık sık arkadaş değiştirme,
Arkadaşlarına tamamen sırt çevirme,
Çevreyle ilişkilerden kaçınma,
Tamamen içine kapanma,
Hiçbir şeye ilgi duymama ve her şeyden uzak kalma,
Zaman zaman aşırı neşe ile öfke/saldırganlık arasında gidip dalgalanmalar,
Evde odasına kapanma,
Kendi bakım ve temizliğine dikkat etmez hale gelme,
Fazla para harcama,
Okulu ya da iş eğitimini tamamen bırakma,
Kendi geleceği için hiçbir yol görmeme,
Geleceğe dönük hiçbir adım atmak istememe,
Ellerde titreme,
Aşırı derecede terlemek,
Uykusuzluk.



GusinapsE 29 Nisan 2006 16:23

UYUSTURUCUYA ALISTIRMA YÖNTEMLERI
 
UYUSTURUCUYA ALISTIRMA YÖNTEMLERI

Unutmayin , eroin bagimliliginin ilk adimi arkadas kiyagi ile atilir .
Eger arkadasiniz , gerçektende arkadas degil de bir "ayakçi" ise, birkaç hafta sonu devam eden bu kiyakçiligi " bombalama" denilen ikinci asama izler. Bu asamada bir gün ziyaretinize gelen ayakçi, kiyagini yaptiktan sonra giderken, nasilsa yanindaki yüklüce miktarda eroini almayi unutuverir. Bir eroinmanin malini asla unutmayacagini bilmediginiz için kuskulanmazsiniz. Birkaç gün gelip almasini beklersiniz. Gelmez. Bir gün, "yahu sundan bir kere çeksek ne olur sanki?" dersiniz. Sonra bunun gerisi gelir. Mal bittiginde bombalanmisiniz demektir. Artik bir eroin bagimlisi olarak, her yerde kiyakçinizi, daha dogrusu ayakçinizi arar ve kolaylikla bulursunuz.
Özellikle genç yastaki insanlar arasinda, guruptan bir yada birkaç kisinin uyusturucu kullanmasi , digerlerinin de en azindan bir kez denemesi için yeterli bir neden.

Gençler , birbirlerine sigara ikram eder gibi yada hastaligini iyilestirmek amaciyla ilaç verir gibi uyusturucu saglayabiliyorlar. Gençler, arasindaki sohbetin disinda kalmasini istemedikleri arkadaslarini da kendileri gibi uyusturucu kullanmaya zorlayabilirler. Kullanmaya itiraz eden arkadaslarini disliyor yada "arabesk" türü tanimlamalarla , kendilerince asagilama yolu seçiyorlar.

Okul önleri de artik saticilar için vazgeçilmez mekanlardan. Istanbul'da bulunan pek çok okulun kapisinda , özellikle çikis saatlerinde uyusturucu saticilarina rastlaniyor. Okul yönetimi nemi yapiyor? Hayir onlarin okulunda uyusturucu kullanan ögrenci yok ki. Neden böyle bir konuyu düsünsünler?
Esrar bagimlilari , kullandiklari malin içine eroin karistirilarak bu uyusturucuya da alistirilabilirler. Eroin krizleriyle birlikte de bagimlilik baslar.


Mystic@L 29 Nisan 2006 17:12

DOB (2,5-DİMETHOXY-4-BROMAMFETAMİN)

DOB maddesi MDA’da oluşan benzer halüsinasyon etkilerini ortaya çıkarmakta, fakat bu etkiler 100 kat daha kuvvetli bir yoğunluk ile kendini göstermekte olup etkileme şekli; LSD ve Meskalin maddelerinkine benzer. Etkisi yavaş ortaya çıkmakta ve etkisi süresinde kullanıcı hayali resimler görür. 30 ila 35 mg. arası doz, kayıtlara göre ölümcül sayılır.


MBDB (N-METİL-1-(1,3-BENZODİOKSOL-5-YL)-2-BUTANAMİN)

MBDB maddesi MDMBA olarak da tanımlanır. MBDB diğer Amfetaminlerin tersine çok sonraları, 1986 yılında imal edilip, asli olarak Amfetaminlerin etki mekanizmalarını anlamak için kullanılmış. Oldukça yeni bir madde olduğundan, etkisini tarif edecek çok az kaynak elde bulunmakta. Hayvanlar üzerinde yapılan deneylerde sinir yollarını tahrip ettiği gözlenmiş.



Misafir 29 Nisan 2006 18:31

EroinVücuda giren bir gram eroin beynimizdeki bir milyon hücreyi öldürmektedir!10 Nisan — Eroin; beyaz, gri, koyu gri, fildişi ve kahverengi tonlarda, küçük kristaller halinde veya un gibi toz halinde bulunabilir. Saf halde iken beyaz olan eroindeki bu renk farklılaşması içerisine konulan katkı maddelerinin miktarına göre değişir.Eroin; uyuşturucu maddeler arasında en etkilisi dolayısı ve de en tehlikelisi olup morfinden iki ila on defa daha kuvvetlidir. Eroin varolan uyuşturucu maddeler arasında en çabuk bağımlılık oluşturan maddedir, bir-iki deneme kişiyi eroin kurbanları arasına almaya kafi gelir.
Eroine ilk başlayan çoğu bağımlı bu maddenin ne olduğunu bilmeden başlar. Genel olarak ilk tütün ile birlikte alınır. İlk kullanacak olan şahsın; “eroini bilmeden aldım” diye söylemesi söz konusu bile edilemez, zira, tütün içinde yakılan eroinden çok kötü bir koku yayılır ve bu koku kolayca fark edilir. Tütünle eroin alan kişide kısa süre içerisinde kafayı bulma denilen durum başlar ve alınan eroinin saflık derecesine göre bu uyuşukluk halinin süresi değişkenlik gösterir. Eroini bu şekilde kullananlar arasında ki yanlış bir kanı; bu yöntemin daha az zararlı olduğu ve istenildiğinde kolayca bırakılacağı fikri ise de bu düşünce insanların kendisini kandırmasından başka bir şey olamaz
Eroinin insan vücuduna verdiği zarar vücuda girmesi ile alakalıdır vücuda nasıl girdiği ile değil.

KULLANIM ŞEKLİ

Buruna çekilerek alınan eroin etkisini anında gösterir. Burun vasıtası ile kolayca damarlara ulaşan eroin her alındığında ölüm tehlikesi olup, her kullanımda damarlar da çatlama olabilir. Bu şekilde kullanılan eroin sonucunda kurtulma şansı çok az olup ölüm çabuk gerçekleşir.
Eroinin damara şırınga ile enjekte edilen şekli en tehlikeli ve ölüme en yakın olan şekli olup, bu kullanım şeklini genel olarak uzun süre eroin kullanıp maddi durumu zayıflayan insanlar kullanır. Maddi durumları kötüleşen eroin bağımlıları az olan eroin miktarını çoğaltmak için suya karıştırırlar ve bunu damarlarına iğne yardımı ile enjekte ederler. Bu şekilde eroin kullanan bir insan damarına enjekte ettiği her eroinle birlikte ölüm riski taşır. Çünkü satın aldığı eroinin saflık derecesini bilemeyeceği için kullandığı dozu her zaman ki gibi ayarlar ve o gün satın aldığı eroinin saflık derecesi de yüksek ise kişi ölümle burun burunadır.
Uzmanların eroinmanları incelemeleri sonucunda; Narkotik maddeleri uzun süre kullananların beyin hücrelerinin zarları büzülür. Hücre dumura uğramış, içinde boşluklar ve yağlanmalar oluşur. Hücre çekirdeği küçülür ve parçalanır. Mikroskopla saptanan bu görünüme ek olarak göz ve beyin kabuğunda ve beyni kaplayan zarlarda şişme, kanlanma ve küçük kanama odakları, damarlarda daralma, incelme ve yağlanma dikkati çeker. Bu tür maddelerde zehirlenerek ölenlerin beyinlerinde şişme, bol kanama odakları ve hücrelerde yozlaşma, önemli bulgular arasında yer alır.
Eroine iyice alışan ve kriz devresine giren bir eroinman artık ilk günlerde tatmakta olduğu yalancı keyif haline ulaşamaz. Artık onun eroin kullanması eroinin insan üzerinde oluşturduğu ağrı ve acıların fena tesirinden kurtulmak, bir nebze olsun rahatlamaktır.
Eroin kullananlar terler, kalpte çarpıntı başlar, vücudu kırılır diz, bel ve başında şiddetli ağrılar oluşur, iştahı kapanır, çalışma gücünü kaybeder. Büyük bir üzüntü yaşar buna bağlı olarak toplumla olan ilişkisini sıfıra indirir. Gözlerindeki canlılık belirtileri kaybolur, sürekli olarak dalgın halde bulunup dünya ile ilgili alakaları kalmaz. Yaşayan, bir ölüden farksızdırlar ve tüm bu olumsuzluklardan kurtulabilmek için tek kurtuluşlarının eroin olduğunu düşünürler.



ahmetseydi 29 Nisan 2006 22:11

UYUŞTURUCU MADDELERİN SINIFLANDIRILMASI
 
UYUŞTURUCU MADDELERİN SINIFLANDIRILMASI


Müsekkinler (Depresanlar)(Merkezi Sinir sistemi Yavaşlatanlar)Tabii Eczalar
Afyon
Morfin
Eroin
Kodein
Sentetik Eczalar
Barbituratlar
Trakilizanlar
Sedatifler
Uyarıcılar (Stimülanlar)(Merkezi Sinir Sistemi Tenbih Edenler)
Tabii Eczalar
Koka Yaprağı KokainCrack
Sentetik Eczalar
Amfetaminler
Hayal Gösterenler (Halusunojenler)Duyuların Bozulmasına Sebep Olanlar Tabii Eczalar
Esrar
Marjiuana
Meskalin
Sentetik Eczalar



AFYON

Haşhaş kapsüllerinden elde edilir. Henüz olgunlaşmamış haşhaş başlarının bıçakla çizilmesi neticesinde süte benzer beyaz, yapışkan bir öz çıkar. Bu sıvının rengi havanın etkisi ile kısa zamanda koyulaşarak kahverengi bir hal alır ve bu maddeye afyon sakızı adı verilir. Afyonun içeriğinde şeker, protein, kauçuk yağı gibi maddelerle, morfin, narkotin, kodein vb. sayıları 25'e yakın alkaloit denilen zehir mevcuttur. Afyon yutarak, çiğnenerek alınabileceği gibi sigara ile de içilebilir. Hangi şekilde kullanılırsa kullanılsın aynı tesiri gösterir. Başlangıçta varsa ağrıları azalır, üzüntüler kaybolur, sıkıntılar geçer ve geçici bir keyif hali başlar. Afyonkeşler bu keyif haline Balayı derler. Fakat bu keyif hali çok kısa sürer. Ardından mide bulantısı, baş dönmesi, renk solması, kalp ve solunum yavaşlaması ile birlikte zehirlenme hali baş gösterir. Afyon çok miktarda ve birden alınmışsa içen kimseyi komaya sokar ve ölüm tehlikesi belirir.


EROİN

Eroin afyonun içinde bulunan alkaloitlerden bir tanesidir. Bazorfinin asetik asit ile birlikte ısıtılması ve diğer kimyasal işlemlerden sonra oluşur. Bileşiminde asetik asit olduğu için eroin normalde sirke gibi kokar. Fakat bunu tespit etmek için, her halükarda, uyuşturucu maddenin koklanması çok zararlı bir davranıştır. Gevher, süprüntü, beyaz cevher, şey, kar, sır, oğlan gibi argo isimleri vardır. Eroin, beyaz, gri, koyu gri, kahverengimsi gri ,fildişi, kahverengi renklerde ve toz şeker gibi küçük kristaller halinde veya un gibi toz halinde olabilir. Saf halde iken beyaz olan eroindeki bu renk farklılıkları içersinde bulunan katkı maddelerinin miktarına göre değişir. Bir doz eroinde(normalde 100 mg.)¸10 eroin ve % 90 şeker, nişasta, süttozu, kinin, vb katkı maddeleri bulunur. Eroin, uyuşturucu maddelerin en kuvvetlisi ve dolayısıyla da en tehlikelisidir. Morfinden 2 ila 10 defa daha kuvvetlidir. Eroin bilinen uyuşturucu maddelerin en fazla ve çabuk alışkanlık meydana getirenidir. Ufak bir iki deneme kişiyi eroin kurbanları arasına almaya kafi gelir. Eroin kullanmaya alışmış bir kimse iki veya üç saatte bir muhakkak bu zehri almak mecburiyetindedir. Aksi taktirde çok ağır kriz halleri baş gösterir.

Eroin çoğunlukla buruna enfiye gibi çekilerek alınır. Ayrıca, bir sigaranın yanan ucuz toz halindeki eroine daldırılır. Eroinin yere düşmemesi için baş hafif geriye çekilir ve içilir. Bundan başka alüminyumlu kağıt üzerindeki eroinin alttan yakılarak çıkan dumanları da teneffüs edebilir. Eroinin saflığının bozulması eroinmanların damardan enjeksiyonla almalarına, yol açmıştır. Eroinin içine çeşitli maddeler katılarak saflığı bozulmakta, bazen dozaj çok düşmektedir. Saflığı bozulan eroin, müptela tarafından arzu edilen canlılık hissini ancak damardan enjeksiyon yoluyla alındığı zaman sağlar. Ancak eroin müptelalarının sokaktan satın aldıkları eroin, alışa geldikleri yüzdeli eroinden daha fazla eroin ihtiva ettiği zaman ölümler meydana gelmektedir. Eroin kullanan bir kimsedeki zehirlenme belirtileri morfin kullananlardakine benzemektedir. Fakat bu, morfinin tesirinden çok daha şiddet ve kısa zamanda ortaya çıkmaktadır. Çünkü eroin morfine nazaran ortalama 5 misli daha kuvvetli bir zehirdir.

Eroine iyice alışan ve kriz devresine giren bir eroinman, artık ilk günlerde tatmakta olduğu yalancı keyif halini de bulamaz olur. Artık onun eroin kullanması yanız fena tesirinden kurtulmak ve bir nebzecik rahat edebilmek içindir. Eroin kullananlar da morfinde olduğu gibi terler, çarpıntı başlar, vücudu kırılır, diz, bel. ve başında şiddetli ağrılar başlar, iştahı kapanır, çalışma gücünü kaybeder, büyük bir üzüntü ve keder duyguları içersinde yatağa düşer. Renkleri uçuk, ağızlar kuru, nefesleri ke*****r. Dalgın bir haldedirler, dünya ile alakaları kalmamıştır, gözlerindeki canlılık alametleri kaybolmuştur. Yaşayan bir ölüden farksızdırlar ve bu halden kurtulabilmek için yeniden eroin kullanmak mecburiyeti duyarlar.


ESRAR

Esrarların elde edildiği bitkiye esrar otu; kendir, kenevir, veya kannabis adı verilir. Kenevir bitkisinin botanikteki adı Cannabis Ssativa'dır. Kendir otunun boyu yetindirildiği yere göre değişir. Bazen I-2 metreye kadar uzar. Liftlerinden ip, halat, çuval vb. yapılır. Kenevir bitkisi dişi ve erkek olarak ikiye ayrılır. Esrar dini kenevirden elde edilir.

Dişi kenevir otunun baş kısmı, dalları ve yapraklarının toplanıp kurutulması ve ufalanıp toz haline getirilmesi bitki (kök) esrar elde edilmiş olur. Dişi kenevir bitkisinin çiçekli tepe kısımlarında reçine denilen koyu bir sıvı vardır ki, keyif verici maddeler özellikle burada bulunur. Bitki esrar yeşil, sarı veya kahverengi halde bulunabilir.

Dişi Hint kenevirinin yaprakları ve çiçeksi uçlarının toplanıp kurutulması ve çeşitli şekillerde preslenmesiyle oluşturulan reçine esrar, bitki esrardan 8-10 kat dala etkilidir. Esrar olarak Ortadoğu, Fas, Pakistan, Batı Afrika, Meksika ve Karibbean bölgelerinde yetiştirilir. Rengi hardal sarısından koyu kahverengiye kadar olan renkler ve genellikle de siyahtır. Sıvı esrar (esrar yağı) tok konsantredir. % 20-60 arası THC içerir. Esrar reçinesinden 3-4 kat daha güçlüdür. Birçok renkte, çoğunlukla da kehribar, koyu yeşil, kahverengi veya siyah renk ve tonlarında bulunur. Esrar genellikle tütüne karıştırılarak sigara şeklinde sarılır ve sigara gibi içilir, Bu sebeple gençler, bilmedikleri kimseler tarafından ikram edilen elle sarılmış sigarayı kesinlikle kabul etmemelidirler Esrar lokum veya reçel içersine katılarak yenebildiği gibi, alkollü içki veya çok şekerle kahve içine konarak da içilebilmektedir. Ayrıca, büyükçe bir parça esrar mangala atılıp, etrafındakiler yanan esrarın dumanından içlerine çekerek kullanabilirler. Hangi şekilde kullanılırsa kullanılsın etkisi 2-3 dakika içinde görülür. 10 dakika içinde de en etkili hale gelir ve 2-3 saat etkisini sürdürür. Esrar çok şiddetli bir beyin zehirlidir. Bilhassa zekaya etki eder. Bu yüzden de ona zeka zehri adı verilmiştir.


AMFETAMİN

Amfedaminler merkezi sinir sistemini etkileyen stimülanlardır. Bunlar, tıbbı olarak uyku hastalığı hallerinde ve hastayı daha az yemeğe ikna etmek üzere aşırı şişmanlık hallerinde kullanılırlar. Amfetaminler farklı şekiller, büyüklükler ve renklerde tablet veya kapsüller haline getirilmiş beyazımsı bir toz halinde tıpta kullanılmak üzere kanuni olarak üretilirler. Ampuller içersinde bir bileşim olarak hazırlanırlar.


ECSTASY

Değişik tipteki aznfetaminlerden biri olan, genel olarak ECSTASY diye bilinen, 3 -4 Methilendioksimetamfetamin (MDMA) çok yakın bir zamanda üne kavuştu. Ecstasy iştah kesici olarak 1914'te Alman şirketlerince patentlenmesine rağmen ve 1970'lerden buyana Amerika ve İsviçre’de uygun psikoterapik ilaç olarak kullanma araştırmalarına rağmen asla yasal bir çerçeveye sahip olamamıştır. Bu hapın kullanımı 1980'lerde ABD'de oldukça yaygın bir hale geldi.(Bazı üniversitelerde öğrencilerin %30-40 kadar önemli bir kısmı bu hapı denemiştir). Daha sonra ilaç olağanüstü gelişmelerin yaşandığı Avrupa'ya yayıldı. Ecstasy dans pistlerinde takdim edildi ve kullanımı çok kısa zamanda salgın halini aldı. Bunun temel sebebinin ilâcın farmakolojik karakterinde yattığı anlaşılmıştır. Buna halisojenik özelliği olan ama idraki tahrif etmeyen meskalin maddesiyle ilgilidir. Hap duygusal ve hissi bir artış meydana getirdiği için, müzikli bir ortam, ışıklar ve dans bu ilacı kullananlar için her zamankinden fazla mana doludur.

Aynı zamanda, Ecstasy susuzluk, açlık, dinlenme ve uyuma gibi ihtiyaç ve istekleri azaltan uyarıcı etkileri vardır. Bu durum ne yazık ki kullanıcıyı yıkıma sürükler ve bazen kullanıcılar ilacın tesiriyle dans pistlerinde vücut hararetini dengeleyecek şekilde yeterli sıvı gıda almadan çılgınca dans etmeye devam ederler. Bu hastalar kalp çarpıntısı, düşük kan basıncı ve 42 dereceye kadar yüksek vücut sıcaklığı ile yüz yüze kalırlar. Ölümler meydana geldi. Çünkü vücut, bu büyük strese tahammül edemez ve kalp damarlarında bir yıkım, işlevini yerine getirememe kanda pıhtılaşmanın artması ve bir kısım organların çalışmaması durumu ortaya çıkar. Ecstasy ağız yolu ile ve 50-100 mg. dozlar şeklinde ağız yoluyla alınır. Genellikle iğne, veya burundan alınmaz. Etkileri 30 dakika içinde görülmeye başlar, 4 saat sonra ise had safhaya ulaşır. 24-48. saat sonra etkileri giderek kaybolur. MDMA için maddenin yarısı 2-6 saat içinde vücuttan atılır. Bir başka Narkotik ilaç olan ve MDMA `yla aynı etkilere sahip MDA'da ise (3-4 ' Metilendioksiamfetamin) bu süre 24-48 saattir. Her iki ilaç `ta vücuttan dışarıya atılır. Tekrarlanan kullanımlarda bir müsamaha meydana gelir ve bazı kullanıcılar dozlarını 10 yada daha fazla tablet veya kapsül olarak artırırlar. Bu yüzden kullanıcılarda çılgın müziğe ve hapı aldığı zamanki yaşam tarzının hoşnutluğu ile psikolojik bağımlılık yapar. Hayvanlar üzerinde yapılan çalışmalar, dopamin ve sorotinin'in sinirsel bir rahatlama sağlandığı sonucunu ortaya çıkartmıştır. Buda kısa dönemli uyarıcı, etkilerin sebebi olabilir. Bununla beraber sinirlerin rahatlaması, serbest kalması dopamin azalmasının geçici olmasına karşın soritinin azalmasının sürekli olması sonucu doğrudur. Bu yüzden sürekli yada gecikmeli etkilerin bir kimseye görülmesine dikkat etmek gerektiği sonucu ortaya çıkar. MDMA amfetamin sülfatın ilk belirtisi olan toplu zehirliliği gösterir. Başarılı bir buluşta şudur ki; eğer hap hayvana kafesinde yalnızken verilirse, davranışlarında az bir değişikliğe sebep olmaktadır. Ama ilaç hayvanlara grup olarak verildiğinde hareketlilik, canlılık seviyesinde göze çarpacak bir şekilde artış göstermektedir. Nispeten kullanılan dozla etkileri arasında bir ilişki olduğu ve çoğu kişinin Ecstasy'i bir dans ilacı olarak kullanmasının açıklayan genel görüşe itiraz etmektedir.


LSD

Lysergic Acid Diethylamide'nin kısa yazılışıdır. Çavdar küfünde bulunan lysergic asitten üretilen yarı sentetik ve çok kuvvetli bir uyuşturucudur. Kokainden 100 kat daha güçlüdür. Argoda eski küpler,25,zen, nef, nahin,şeker,topalı,cennet mavisi gibi isimlerle bilinir. l943 yılında bir kimyacı migren tedavisi için araştırma yaparken LSD’ yi keşfetmiş kazara bir parça LSD alarak keyif hali denilen etkilerini yaşamaya başlamıştır.

Tatsız, kokusuz olan LSD toz halinde, toplu iğne başı büyüklüğünde veya kesme şeker, etiket, posta pulu, kağıt, fotoğraf gibi maddeler emdirilmiş solüsyon şeklinde olabilir. 30Gr. LSD 300.000 doz için yeterlidir. Ufacık tabletler şeklinde üretilen LSD' nin çok fazla den fazla çeşidi vardır. Bir toplu iğne -başı kadar LSD hapı şahsı kendisinden geçirmeye yeterlidir. Şayet daha fazla alınacak olursa insanı çıldırtmaktadır. Bunu ise intiharlar ve cinayetleri takip etmektedir.

Her seferinde en fazla 100-200 mikro gram LSD kullanılır. Yarım saat içinde etkisini gösterir ve bu etki 6-36 saat arasında sürer. LSD çok küçük miktarlarda olduğu için sıvı halde iken bir kesme şeker, bisküvi, tatlı içine konularak,bir içkiye damlatılarak, kurutma kağıdı, kağıt mendil,posta pullarının arkasına vb. emdirilerek,hiç şüphe çekmeden kolay bir şekilde taşınır.

LSD ilk alındığında aldatıcı tesiri göstermekte,beyinin süratle çalınmasını sağlamaktadır. Bu anda insan ' kendisini rüya aleminde zanneder. Fakat ne var ki bu renkli rüya alemini bir umursamazlık ve donukluk hali takip eder ve yaklaşık 13 saat kadar sürer. Ağızdan salyalar akmaya başlar, dil peltekleşir, her şeye razı olma hali görülür. Aldatıcı halin sona ermesiyle artık rahatsızlıkta yavaş yavaş başlar. Baş dönmesi, göz kararması,bitkinlik sindirim organlarında bozukluk,kusma baş ağrısı ve uykusuzluk başlar. Beynin çalınması imkânsızlaşır. Şahıs bu kötü durumdan kurtulmak için tekrar LSD almak isteyecektir ve bu kısır döngü böylece devam edecektir. Şahsın çalınması gerekiyorsa, üzerindeki yorgunluğu atmak ve kafasının yeniden çalınması için bu zehre ihtiyaç duyar. İşte bazı meşhur sanatçıların sahneye çıkmadan önce uyuşturucu madde kullanmasının sebebi de budur.


MORFİN

Afyon içersindeki 25' e yakın alkaloit denilen zehirlerden en tanınmışı morfindir. Morfin kelimesi, Grek mitolojisinde uyku tanrısı manasına gelen MORPHEUS isminden gelmektedir. Morfin 19. yüzyılın başlarında bulunmuştur, fakat uyuşturucu olarak kullanımı bu asrın sonlarında başlamıştır. Bilhassa Amerika'da iç savaş esnasında yaygın hale gelmiştir.

Morfin haşhaş bitkisinin sütünden elde edilen afyondan çeşitli kimyasal yöntemlerle elde edilir ve en etkili ağrı kesicilerden olan bir uyuşturucu maddedir. Parlak, kristalsize toz halinde veya tebeşir tozu, kireç görünümünde, beyazdan koyu kahverengiye kadar değişen renklerde (fildişi, krem, v.s.) kokusuz ve acı, kapsül, blok, tablet veya sıvı şekilde bulunabilir. Hayalperest, cevher, sert cevher, Amerikan kelebeği, Matmazel Emma, maymun gibi argo isimleri vardır.

Morfin, tıpkı afyonda olduğu gibi başlangıçta ağrı keser, yalancı neşe verir. Bazen bir kimse gerçekten hastadır, kendisine tedavi için morfin yapılır. Bu ilâcın etkisi altında kalır. Hastalığı geçse bile morfin kullanmak ister ve böylece de alışır. Bazen de merak ederek, morfin kullanan arkadaşlarının ikramını kabul eder, ya da kötü niyetli kişilerin tuzağına düşer. Kötü niyetli bu kişiler saf insanları morfine alıştırarak hasta yaparlar. Sonra da ellerindeki morfinleri yüksek fiyatlarla onlara satarak yüksek kazançlar sağlarlar. Yaptırmak istedikleri birtakım kötü işleri onlara yaptırırlar. Morfinmanların çoğunlukla tıp dalında çalışanlar olması ilginçtir. Morfin iğnesinden sonra, ağrı ve sızı var ise bunlar geçer. İçinde bulunan korku, endişe v eya ruh sıkıntıları gider, yalanca bir keyif hali başlar. Fakat bu keyif hali asla uzun sürmez. Ağrılar, sızılar, bedbinlik, ruh sıkıntıları eskisinden daha fazla olarak yeniden ortaya çıkar. Uyuşukluk, sersemlik, halsizlik, uyuklama hali başlar. İnsan bir şey düşünemez, Vücudu kırgın ve sanki dövülmüş gibi yorgundur. Hareket etmeye takati yoktur. Kalp çarpar, soğuk terler başlar, el ayak buz kesilir, ağzı kurur, mafsalları ve belinde şiddetli ağrılar olur. Talatsızlık ve bitkinlik kendisini perişan eder. Ölecekmiş gibi bir heyecan ve korku içinde çarpınmakta, artık morfinsiz hiçbir şey yapamamaktadır. Bütün bunlardan kurtuluş için çareyi yeniden kullanmakta arar. Morfin bulamazsa kriz geçirmeye başlar. Cebinden çıkardığı pis şırıngasını büyük bir maharetle kendisi yapacaktır. İçerisine zehir çektiği iğnesini pantolonunun üstünden veya eteğinin altından bacağının rast gele bir yerine batırır. Bu yüzden de her tarafı, yara, bere içerisindedir. Morfinden 5-10 dakika sonra bu çok sıkıntılı ve kötü hal birazcık olsun geçebilir. Morfin zehri artık zamanla yetmez hale gelir ve miktarı arttırmak mecburiyetinde kalır.


SEBEPLERİ:

a) Aile ile ilgili faktörleri:
  • Anne ve baba desteğinin az olması
  • Anne ve babada madde kullanımı
  • Anne ve babanın gencin alkol kullanımına izin verici, fazla toleranslı bir tutum içinde olması
  • Tutarsız disiplin (anne ve babadan birinin yasakladığına diğerinin izin vermesi ya da farklı zamanlarda aynı ebeveynin farklı tutumlar sergilemesi)
  • Anne ve babanın çocuğun aktivitelerine ilgisizliği
  • Başarının ödüllendirilmeyişi, suçluluk duygusu uyandırmanın eğitim metodu olarak kullanılması
  • Çevrenin gerçekçi olmayan beklentileri (çok başarı beklenmesi ve bu nedenle mevcut başarının takdir edilmeyişi gibi)
  • Çocuğun okuldan sonra kendine bakması
b) Sosyal faktörleri:
  • Yaşam stresleri (göç, işsizlik vs)
  • Madde kullanan arkadaş grupları içinde olmak
  • Düşük okul başarısı
  • Düşük sosyoekonomik düzey
  • Göç yaşama
  • Okul döneme çalışma
  • Cinsel ya da fiziksel taciz yaşama
c) Kişilikle ilgili faktörleri:
  • Girişkenliğin az olması
  • Kendine güvenin az olması
  • Kendini kontrol etme yeteneğinin az olması
  • Baş etme mekanizmalarının kötü olması
  • Dışarıdan kolay etkilenme
  • Agresif kişilik yapısı
  • Heyecanlı, dürtüsel, asi, kötümser kişilik yapıları
  • Sosyal değerlere yabancılık
  • Davranış bozuklukları
d) Rol modelleri:
  • Gencin kendisine örnek aldığı kişiler, bazı maddelere başlamasını kolaylaştırır. Örneğin ağzında sigarayla çekilmiş pozları ünlü olan James Dean’e hayran olan bir genç, O’nu taklit etmek, O’nun gibi çekici görünmek için sigaraya başlayabilir. Bu yönden de gerek medyaya gerekse anne ve babalara görev düşmektedir. Gençler aile içinden ve çevresinden başlamak üzere iyi rol modelleri bulabilmelidirler.
e) Genetik faktörler:
  • Araştırmalar göstermektedir ki özellikle alkol bağımlılığı genetik yatkınlıkla yakından ilişkilidir. Hatta evlatlık verilmiş kişilerde alkolik olma sıklığının, kendilerini yetiştiren aileden daha fazla biyolojik anne ve babalarındaki alkolizmle ilişkili olduğu bulunmuştur. Alkolizme yatkınlık alkole dayanıklılık şeklinde nesilden nesile aktarılmaktadır. Yani alkole daha dayanıklı olanlar çok içtikleri halde az etkilendikleri için daha çok içerler ve sonunda daha kolay alkolik olurlar ve bu özellik yani alkolün etkilerine dayanıklı olma kalıtımsaldır. Özellikle babası ya da erkek kardeşinin alkol problemi olan erkekler sosyal içicilikten bile sakınmalı, alkolden tamamen uzak kalmalıdırlar.
f) Beklenti:
  • Alkolün sosyal ilişkileri kolaylaştırdığına, amfetaminin performansını arttıracağına, sigaranın kendisini olgun gösterdiğine vs. inanan kişiler bu maddeleri kullanmaya daha kolay ve erken başlarlar.
UYUŞTURUCU MADDELERİN YAPTIĞI ETKİLER ;

Psikolojik Bağımlılık ;
Bu bağımlılık türünde kişi sarhoş olmak, heyecan duymak, keder ve sıkıntılardan uzak kalmak, hayale dalmak için uyuşturucu maddeye karşı şiddetli arzu duyar. Maddeyi bulamadığı zaman, hayatının zindan olacağı endişesini taşır.



Fiziki Baygınlık ;

Bünyenin fiziksel olarak uyuşturucu maddeyi istemesi halidir. Kullanılmadığı zaman fiziki ve psikolojik tepkiler başlar. Bunlar ürperme, titreme, şiddetli adale ağrıları, nöbetler, kusma, nefes ve tansiyonlarda değişmeleridir. Diğer bir ifade ile bu göstergelere yoksunluk belirtileri de denir.


İlacı Arttırma Meyli ;

Alışkanlık ilerledikçe alınan maddeden beklenen neticeler bağışıklık nedeniyle alınmaya başlar. Başka bir ifade ile önceki doz aynı tesiri göstermez. Bu sebeple kullanan bağımlılar doz arttırma ile amacına ulaşır. Uyuşturucu madde kullanımında büyük oranlara varan ölüm hallerinin sebebi doz artırma meylidir. Bağımlı, piyasadan aldığı uyuşturucunun saflık derecesini bilmez veya dozu bünyesinin dayanma gücü ötesinde artırır ve sonuçta ölüm meydana gelir.

Uyuşturucu ve alkol bağımlıları bu maddeleri kullanmaya genellikle genç yaşta başlarlar; ileride giderek kötüleşecek olan bağımlılık macerasının ilk adımları erken yaşlarda atılır. Bunun pek çok nedenleri vardır.Kullanıcılar genelde amfetaminler yüzünden iştahsızlık ve uzun süre ayakta kalma, uyanık kalma problemleri ile karşı karşıya kalırlar. Bunun yanı sıra dişler kilitlenir, çene sıkılır, bulantı ve kas ağrıları görülür. Hipertansiyon ve kalp çarpıntısı diğer etkileridir. İlacın verdiği fiziksel bir güç ile partilerde çılgınca dans etmektedir. Hayvanlar üzerinde yapılan deneylerde uyuşturucunun hararete sebep olduğu ve vücut sıcaklığının önemli derecede arttırdığını göstermiştir. Amerika da yaygın kullanıma rağmen ölümcül ve şiddetli birkaç reaksiyon durumu kaydedilmiştir. İngiltere de bu hapın dans hapı olarak kullanımına müteakip birkaç olay meydana gelmiştir. Daha önceki kullanıma bakarak bir güvenlik garantisi verilemez. MDMA 'nın kullanım miktarı kesin olarak bilinmemektedir ama İngiltere de oldukça yaygındır. Zehirler bölümüne giren ECSTASY ile ilgili bilgi isteyen telefonlar şu anda artmamıştır ama problemlerin ortaya çıkmasıyla bu telefonlar artan gruplar halinde temsil edilecektir.


MADDE KULLANIMI HAKKINDA ANNE VE BABALAR TAVSİYE VE ÖNERİLERİMİZ

Sevgili Gençler Ne Yapmalısınız?
  • Öncelikle uyuşturucu kullanımına yol açan ortamlardan uzak durmalısınız.
  • Kötü arkadaş gruplarından uzak durmalı ve onların parıltılı ve şaşalı yaşantılarına aldanmamalısınız. (Bu kişiler söz ve davranışlarından kolayca anlaşılabilir.)
  • Uyuşturucu kullanımına başlamanın en büyük sebeplerinden olan deneme isteğinden kendinizi uzak tutmalısınız.
  • Size bedava uyuşturucu teklif eden "bir kere kullanmadan bir şey olmaz" diyenlere kanmamalısınız.
  • Sorunlarınızın çözümü uyuşturucu kullanımıyla sağlanmaz. Uyuşturucuya sığınmamalısınız.
  • Çevrenizdeki arkadaşlarınızda uyuşturucu kullanımına zemin hazırlayan ortamlardan uzak tutmalısınız.
  • Enerjinizi milli ve manevi değerlere sosyal faaliyetlere yönetmelisiniz.
  • Model şahsiyetlerin bozukluğunu aklınızdan çıkarmamalısınız.
  • Sevincinizi, üzüntülerinizi aileniz büyükleriyle paylaşınız. Sizin en yakın dostunuz sizin için her şeyini fedaya hazır aile büyüklerinizdir. Onlara karşı dürüst olunuz.
  • Onlardan hiçbir şeyinizi gizlemeyiniz. Onlara güveniniz.
  • Problemlerinizi anlatınız, tek başına çözüm bulmaya kalkmayınız. Onlar sizlerden daha deneyimlidir. Onlardan korkmayınız. Kimin problemi yok ki? El birliğiyle her şey çözülür.
  • Gerçek sevgi ve mutluluğu kendi yuvanızda arayın,
  • Boş zamanları yararlı şekilde değerlendirebilmeli. (Okuma, spor, kültürel etkinlikler vs.),Gençlik çağı, halk arasında söylendiği gibi “delikanlılık” dönemidir.
  • İçinde bulunulan bu çağın gereği olarak her zaman problem yaratabilecek hareketlerde bulunulabilir. Bu nedenle büyüklerin uyarıları dikkate alınmalıdır.
  • İçki, uyuşturucu kumar, şans oyunları, fuhuş ve çeşitli sapıklıklar, evden kaçma gibi olayların tümünü besleyen ortamlardan uzak durmalıyız.


Uyuşturucu ÇÖZÜM değil ÇÖZÜMSÜZLÜKTÜR!!!

“Gençler !
Cesaretimizi Güçlendiren ve sürdüren sizlersiniz. Siz Almakta Olduğunuz Terbiye ve İrfan İle İnsanlık ve Medeniyetin, Fikir Hürriyetinin En Kıymetli Timsali Olacaksınız. Yükselen Yeni Nesil İstikbal, Sizindir.”
K. ATATÜRK


SEVGİLİ ANNE VE BABALAR
  • Çocuklarınızı uyuşturucu kullanımına karşı korumak sizin en büyük görevinizdir. Bu görevi yapmak, topluma ve geleceğinize karşı sorumluluklarınızı yerine getirmeniz demektir.
  • İçki, uyuşturucu, kumar, şans oyunları, sapıklık, fuhuş, evden kaçma, gibi faaliyetlerin tümünü besleyen, ortaya çıkaran ortama uyuşturucu kültürü denir. Yarınlarınızın bu ortama düşmemesi için; çocuklarınızın kimlerle arkadaşlık yaptığını ve verdiğiniz paraları nerede kullandıklarını iyi kontrol etmelisiniz.
  • Çocuklarınızı sigara ve alkolden uzak tutmalı, onları ikram vasıtası olarak kullanmamalısınız.
  • Çocuklarınıza ahlak bakımından iyi örnek olmalısınız.
  • Çocuğunuzun kişilik kazanmasına yardımcı olup, onların kendilerine güvenini sağlamalısınız.
  • Kuvvetli iradeye sahip olmaları için rehber olmalı, sizin isteğiniz konularda başarılı olamayabileceklerini düşünerek başarılı olabilecekleri alanı bulmalarına yardımcı olmalısınız.
  • Çocuklarınızın meseleleriyle yakında ilgilenip, onlara yeterli zaman ayırmalı, şefkat ve merhamet göstermelisiniz.
  • Çocuklarınızın aile şefkati ile otoritesini benliklerinde aynı oranda hissetmelerini sağlayacak özen ve dikkati göstermelisiniz.
  • Çocuklarınıza iyi bir terbiye vermelisiniz. Onları, mili ve manevi konularda aydınlatmalısınız. Bu anlatımınız onların uyuşturucudan uzak durmalarını sağlayacaktır.
  • Çocuklarınızın, uyuşturucu batağına yuvarlanmalarına vesile olabilecek kötü örneklerin ve özendiricilerin yuvalandığı birahane, meyhane, diskotek, kahvehane gibi yerlerden uzak tutmalısınız.
  • Uyuşturucuya götüren sebeplerin başında gelen alkolden uzak durmalarını ve bu kötü alışkanlığa düşmemelerini sağlamalısınız.
  • Bütün uğraşlarınıza rağmen uyuşturucunun pençesine düşen çocuklarınızın kurtulmalarına destek olmalı, gerekli tedavilerinin yapılması hususunda yardımcı olmalısınız.
  • Uyuşturucu kullandığını tespit etmeniz halinde; önce kötü arkadaş grubundan ayırmalı, uzman psikiyatrislerin önerileri doğrultusunda tedavilerini sağlamalısınız.
Çocuk ve Gençlere İyi Örnek Olunuz ;
  • Çocukların her gün karşı karşıya kaldıkları anne baba tutum, davranış ve ilişki biçimlerinin; onların eğitiminde çok önemli bir rol oynadığı bilinmektedir. Aile ilişkileri, çocuklar için, davranış biçimleri ve insan ilişkilerinin öğrenildiği bir sahne oluşturmaktadır. Madde kullanım konusunda da, benzer mekanizma işlenmekte olup; çocuklar, anne babanın maddeler konusundaki tutum ve davranışlarını gözlemlemekte ve benzer şeyleri uygulamaktadır.
  • Toplumda, anne baba başta olmak üzere, öğretmenler ve diğer etkili yetişkinlerin madde kullanımı konusundaki tutum ve davranışları; çocuk ve gençler için çoğu kez kavram karmaşası yaratmaktadır. Çocuk ve gençler, zararlı etkisi kesin olarak kanıtlanmış olan sigara ve alkol gibi maddelerin, neden erişkinler tarafından kullanıldıklarını tam olarak kavrayamamakta; kendilerinin de bu ve buna benzer maddeleri kullanabileceği düşüncesi oluşmaktadır. Anne babalar, her ne kadar, çocuk ve gençleri bağımlılık yapan maddeler konusunda uyarsa da; kendi sergiledikleri davranış modelleri, mantıklı uyarılarından çok daha etkin olmaktadır.
  • Bu nedenle, anne babaların, kendilerinin kullanımı konusundaki tutum ve davranışlarının nasıl olduğunu irdelemeleri gerekir. Örneğin alkol, sigara, ilaç kullanımı konularında bu maddeleri kullanma nedenleri, sıklıkları, bu maddelere gereksinimleri, kullanıp-bırakma paternleri, bu alandaki güçlülük ve zayıflıkları gibi özelliklerin hepsi önem taşımaktadır.
  • Çocuklar, anne babanın davranışlarını görerek öğrenir, anne-babanın birbirlerine olan tutum ve davranışlarını da kendilerine örnek alır, sorunların çözümünde anne babanın davranışlarını kopya ederler.
Aile İçi Eğitime Önem Veriniz ;
  • Eşler arasındaki ilişkilerin her zaman çok pürüzsüz olması beklenemez. Zaman zaman sürtüşme, anlaşmazlık ve tartışmalar da olması doğaldır. Önemli olan, anlaşmazlıklar karşısında, eşlerin olaya yaklaşımları, birbirlerine karşı davranışları ve çözüme ulaşmada izlenen yolların nasıl olduğudur.
  • Anlaşmazlıklarda eşlerin karşılıklı oturup konuşabilmesi, her iki tarafın da kabullenebileceği bir çözüm yolu bulabilme becerisi önem taşımaktadır. Hiç sorun yokmuşçasına olayları görmezden gelip sahte bir uyum içinde yaşıyor olmak, hep birinin boyun eğmek zorunda sağlıksız bir ilişki biçimini sürdürmek, sorunların çözümünde çocuklara sarılmak ya da çatışmayı onların üzerine yansıtmak sağlıksız iletişim modelleridir.
  • Çocukların eğitiminde eşlerin beklentileri, istekleri, rolleri, sorumlulukları, yönlendirmeleri, eğitime yaklaşım biçimleri kuşkusuz birbiriyle tümüyle aynı paralelde olmayabilir. Ancak, temel konulardaki eğitim anlayışında, tutarlı ve uyumlu bir birlikteliğin sağlanması çocuklar adına önem taşımaktadır
Özgür, Bağımsız, Sorumlu, Sınırlarını Bilen, Güvenli Çocuk Yetiştirme ;
  • Madde bağımlılığı tehlikesi ile ilgili olarak anne babaların bilmesi gereken önemli özelliklerden biri; çocukları ve gençleri bağımsız olarak yetiştirebilmenin, onları madde bağımlılığından uzak tutabilecek en önemli etkenlerden biri olduğudur.
  • Maddeler, ancak kullanıldığında bağımlılık yaratırlar. Bağımlılık yapan maddelerin tümü ortadan kaldırılması mümkün olmayacağına göre; kişinin bu maddeleri kullanmama gücünün gelişmiş olması en temel özellik gibi görünmektedir. Kişinin madde kullanması için, maddeye hayır deme gücünün olmaması ve madde kullanımı konusunda önceden istekli olması gerekir. Bir başka deyişle, maddeye hayır diyemeyen ve kendisiyle ilgili sorumluluk duygusu yeterince gelişmemiş olan kişilerde maddeye alışma tehlikesi çok daha fazla olduğu söylenebilir.
  • Çocuklara sorumluluk duygusunu verebilmek, onları madde bağımlılığından uzak tutabilecek en önemli unsurdur.
  • Çocukları bağımsız olarak yetiştirmenin ne olduğu; onlara güven ve bağımsızlık duygusunu kazandıran bir eğitim yaklaşımının nasıl olacağı soruları hep akla gelmektedir.
  • Bunu anlayabilmek için, çocukların, kendilerine özgü bir özgürlük ve serbestlikleri olması; ancak her şeyde olduğu gibi, bu özgürlüğünde sınırlarının iyi tanımlanması gerektiği bilinmelidir.
  • Çocukların kendilerine güvenebilmeleri, kişilik sahibi olabilmeleri için yalnız başlarına, anne-babasız hareket edebilecekleri alanlara gereksim bulunmaktadır. Anne-babaya düşen görev, çocuklarına bu serbest alanda yol göstermek; ancak bu serbestliğin sınırlarını da açık olarak belirlemektir.
  • Bu nedenle; çocukların belirli konularda; yaşlarına uygun olarak ve kendi başlarına serbest hareket edebilmeleri, onların kendi davranışlarını kontrol edebilmeleri için çok önemlidir.
  • Çocuk kendi başına bir karar verdiğinde; bu kararın kendi yaşamı üzerindeki etkileri konusunda bir sorumluluk alacak ve belli oranda bir riske girecektir. Bu risk ona ağır gelse bile, sonuçta kendisine bazı deneyimler kazandıracaktır.
  • Kendi verdiği kararlar sonucu çocuğun olumlu şeyler elde etmesi, ona verdiği kararın doğru olduğunu öğrenecek; olumsuz şeyler yaşaması ise, bu deneyimin ona daha sonraki denemeler için katkıda bulunmasına sağlayacaktır. Bu deneyimler sonuçta, çocukta güven ve sorumluluk duygusunun gelişmesinde önemli adımlar olarak düşünülmektedir.
  • Bağımsızlık ve kişisel sorumluluk ancak uzun zaman süreci içinde, yavaş yavaş ve alıştırmalarla verilebilir.
  • Hangi yaşta olursa olsun, herkesin belirli sınırlara gereksinimi vardır.
  • Hem toplumsal yaşantıda uyumlu olabilmek, hem kişisel iç huzuru ve dengeyi sağlayabilmek için; kişinin belirli sınırlarının olmasına gerek vardır. Bu sınırlar, kişisel bütünlüğü koruyabilmek ve başkalarıyla iletişimde açık ve net olabilmek için de gereklidir. Bu sınırlar aynı zamanda, kişinin kendini hangi alanlarda ve nereye kadar geliştirebileceğinin da bir ölçüsü gibi düşünülebilir. Çocukların sınırları, önce anne baba olmak üzere çevre ve toplum tarafından belirlenmektedir.
  • Aile, okul, meslek eğitimi, maddi durum, ev durumu gibi aileye değişen etkenler yanı sıra; ailenin çocuk yetiştirme biçimleri, tüm alanlarıyla eğitim ve öğretim, toplumdaki sosyal ve kültürel değer yargıları da bu sınırların belirlenmesinde çok önem taşıyan değişkenlerdir.
  • Çocukların sınırlarının nasıl ve ne oranda olması gerektiği aile tarafından belirlenirken; kuşkusuz, çocuğun kendinden getirdiği yaratılış özellikleri de bunda etkili olmaktadır.
  • Daha bebeklikten başlayan bu sınırlar, çocuğun gereksinimleri ve ailenin tutumuna göre, her yaş için farklı düzey ve biçimde olmak üzere yeniden ayarlanmalıdır.
  • Çocuk ve gencin sınırları; “esnek ama gevşek değil”, “belirli ama katı değil”, “ tutarlı ama değişmez değil”, “yaptırımı olan ama zorlayıcı değil” nitelikte olmalıdır.


    Kuşkusuz, bu sınırların belirlenmesine, çocuk ve gencin gereksinimleri, beklentileri, dilekleri de önemsenmeli; gelişen topluma göre güncel değerler göz önüne alınmalı; çocuk ve gencin de bu oluşumda payının olmasına dikkat edilmelidir.
  • Çocuğa belirlenen sınırların çok geniş ve gevşek olması; bir anlamda “sınır olmaması” anlamına gelmektedir. Bu durumda çocuk ve genç, gerçek yaşamda neyi, ne zaman, nerede, nasıl yapacağını öğrenmemekte; davranışlarını ayarlama ve kontrol edebilmeyi becerememekte; gerçek yaşamdaki ilişkileri tam anlamıyla kavrayamamakta; insanlarla ve toplumla olan ilişkilerini ayarlayamamakta; kendi sınırlarının nerede bittiği ve başkalarının öğürlüğünün nerede başladığını kestirememekte; sosyal uyum ve iletişimde ciddi sorunlarla karşı karşıya kalmaktadır.
  • Bunun tersine, çocuğa gereksiz engellemeler ve yasaklardan oluşan bir sınır belirlenmesi; “çocuğun kişiliğinin aşırı sınırlanması” demektir. Bu durum, çocuk ve gencin yaşam becerilerinin gelişmesinde engelleyici rol oynamakta; güvensizlik, karamsarlık ve kuşku duyguları ve bunların neden olduğu yeni psiko sosyal sorunlara yol açmaktadır.
  • Sınır ve sorumlulukların kesin olarak belirlenmediği, anne baba arasında belirgin tutum farklılıkları olduğu, aynı konuda farlı zamanlarda farklı sınırların söz konusu olduğu durumlar; “belirsizlik, tutarsızlık ve güvenilmezlik” olarak değerlendirilmektedir. Böyle bir durumda, çocuk ve genci, kendi davranışlarını ayarlama, karar verme ve sorumluluk almada sorun yaşamasına neden olacaktır.
ÇOCUKLARDA VE GENÇLERDE MADDE KULLANIMI KUŞKUSU YARATABİLECEK BELİRTİLER
  • Derslerdeki başarı oranı tamamen ve her derste birden düşmesi, Sık sık arkadaş değiştirme,
  • Arkadaşlarına tamamen sırt çevirme, Çevreyle ilişkilerden kaçınma, Tamamen içine kapanma,
  • Hiçbir şeye ilgi duymama ve her şeyden uzak kalma, Zaman zaman aşırı neşe ile öfke/saldırganlık arasında gidip dalgalanmalar,
  • Evde odasına kapanma,
  • Kendi bakım ve temizliğine dikkat etmez hale gelme, Fazla para harcama,
  • Okulu ya da iş eğitimini tamamen bırakma,
  • Kendi geleceği için hiçbir yol görmeme, Geleceğe dönük hiçbir adım atmak istememe,
  • Ellerde titreme, Aşırı derecede terlemek, Uykusuzluk.



Saat: 21:18
Sayfa 1 / 2

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık