MsXLabs
Sayfa 1 / 2

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Türkiye Cumhuriyeti (https://www.msxlabs.org/forum/turkiye-cumhuriyeti/)
-   -   Asker Ocağı - Türk Askeri - Mehmetçik (https://www.msxlabs.org/forum/turkiye-cumhuriyeti/4822-asker-ocagi-turk-askeri-mehmetcik.html)

ahmetseydi 14 Nisan 2006 11:25



http://img101.imageshack.us/img101/1723/asker1xe.gif


Bastığın yerleri 'toprak!' diyerek geçme, tanı!
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehid oğlusun, incitme, yazıktır, atanı.
Verme, dünyâları alsan da bu cennet vatanı.

Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
Şühedâ fışkıracak toprağı sıksan, şühedâ!
Cânı, cânânı, bütün varımı alsın da Hudâ,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyâda cüdâ


http://img20.imageshack.us/img20/4906/300pxturkasker2vd.jpg


BIZIM ASKER
Davul zurna yolcu ederiz seni
En büyük asker bizim asker
Emri vazife eyler isen eğer
Melekler seni korur asker

Arınırsın ocakta,sivil esvaptan
Kolaylık dileriz sana Allahtan
Korkma sakın gölgeden,karanlıktan
Nöbetin kolay olsun asker

Çok ararsın annenin aşını
Olmaz bu kadar diye sallama başını
Taşına dikkat et, kırma sakın dişini
Salla kaşığı mercimeğe afiyet olsun asker

Eksik etme bizden nameni
Boşa gitmesin,vatanını emeği
Unutma sakın,dostlarım demeyi
Sigaranı arkadaşın ile böl'de iç asker

Duygu selidir biliriz askerlik
Arkadaş muhabbeti ile olur dirlik
Hangi kıtadasın,birliğin hangi birlik
Şiirine,türküne dökte yaz,gönder asker



http://img101.imageshack.us/img101/1621/vatan255iy.jpg


HANI ASKER ÖLMEZ DIYORLARDI

Hani asker ağlamaz diyorlardı,
İşte ağlıyor,
Hani asker sevmez diyorlardı yarim aklımdan çıkmıyor,
Hani asker ölmez diyorlardı baksa azrailin elinde ismim yazıyor.

Hani sevenler aylrılmaz diyorlardı,
Baksana bir mektup bile gelmiyor,
Hani asker unutulmaz diyorlardı, soranım bile olmuyor,
Hani asker ölmez diyorlardı,baksana azrailin elinde ismim yazıyor.


Hani asker özlemez diyorlardı,
Baksana gözlerim seni arıyor,


Sevgili Kardeşim Moriquendi... Hepimize farz olan Vatani Görevde Allah Yardımcın olsun. Hayırlı teskereler...


KafKasKarTaLi 14 Nisan 2006 16:49



KafKasKarTaLi 14 Nisan 2006 17:10


ASKER OCAGI

Kim bilir kaçıncı nöbetinde saklanır gözyaslarin.
Kaç defa parola sordun, can ciger arkadaşına.
Yat, kalk, sürün muhabbettini kaç kez kapattın.
Birde hasret kokan resimlerin üstünü.

Kim bilirkaç defa saydın yerdeki taşları.
Gece yarısı ışıklar söndügünde yarım kaldı,
Baştan saydın her seferinde.
Tipkı kogus kontrolü yaptıgın gibi.

Sevmedin belki kaşıgını, çatalını,
Her yemek vakti ana yemegi tüttü burnuna.
Huyunu suyunu sevmedin bu toprakların.
Unutma sen askersin, orası asker ocagı.


ahmetseydi 15 Nisan 2006 23:15

TÜRK ORDUSU TÜRK MİLLETİ'NİN ŞEREFİDİR
 
TÜRK ORDUSU TÜRK MİLLETİ'NİN ŞEREFİDİR


Tarihin bilinen en eski düzenli ordusunu Türkler kurmuştur. Doğuştan bir askeri zeka ve kabiliyete sahip olan Türklerin ismi, tarih boyunca “asker” kelimesiyle bir arada kullanılmıştır. Bu yüzdendir ki; “Her Türk asker doğar!” terimi yabancı milletlerin bile kabullendiği bir cümle olmuştur.

Milli varlığımızın teminatı olan Türk Silahlı Kuvvetleri, Ulu Önder Atatürk'ün izinde emin adımlarla ilerlerken onun kendisine miras bıraktığı üstün seciyeyi, kişilik ve ahlak özelliklerini de büyük bir gurur ve liyakatla üzerinde taşımaktadır. Bu değerli emaneti gelecek nesillere aktarmayı şerefli bir görev kabul etmektedir.

Türk Silahlı Kuvvetleri, iç ve dış düşmanlara karşı, ülkemizin varlığının ve bekasının en büyük teminatıdır. Bu şerefli kurum, milli varlığımızı korumak için yüzbinlerce şehit vermiş, tarihi şanlı zaferlerle dolu bir ordunun mirasçısıdır. Yüksek karakterini ve üstün seciyesini Türk'ün ayak bastığı her karış toprakta tarih boyunca ispatlamıştır.




Ordumuza Duyulan Sonsuz Güven

Ülkemiz üzerinde sinsi emeller besleyenlerin faaliyetlerini bugüne kadar hep boşa çıkarmış olan Türk Silahlı Kuvvetleri, dün olduğu gibi bugün de pusuda bekleyen düşmanlarını fiili bir saldırıya girişmekten caydırmakta, kahramanlığı, vatanseverliği ve askeri dehasıyla tüm dünyanın hayranlığını kazanmaya devam etmektedir. Şanlı Türk ordusu bugüne kadar, hiçbir karşılık beklemeksizin memleketimizin ve milletimizin hayrını, güvenliğini ve bütünlüğünü gözetmiş; tüm kurumlarıyla Cumhuriyetimiz'in, laikliğin, hukukun ve demokrasinin savunucusu olmuştur. Her türlü siyasi tartışma ve çekişmenin üstünde yer alan mukaddes bir kurum olan Türk ordusu, Türk Milleti'nin sahip olduğu toprakları işgalcilerin elinden kurtarmış ve Cumhuriyet tarihi boyunca da bu toprakları her türlü iç ve dış düşmana karşı kahramanca müdafaa etmiştir. Büyük Önder Atatürk’ün, "Ordumuz; Türk topraklarının ve Türkiye idealini tahakkuk ettirmek için sarfetmekte olduğumuz sistemli çalışmaların yenilmesi imkansız teminatıdır" ifadesiyle de dikkat çektiği gibi, Ordumuz varlığımızın en önemli güvencesidir.

Şanlı Tarihimiz

Şanlı Türk ordusu, Önce Balkan Savaşları'nda büyük bir Slav ittifakıyla; sonra I. Dünya Savaşı yıllarında, Çanakkale'de, Kut-ül Amare'de, Süveyş'te, Kafkasya'da dünyanın en güçlü ordularıyla; ardından Kurtuluş Savaşı'nda İngiliz desteği ile Anadolu'yu işgal eden Yunan ordusuyla savaşmış ve böylece tüm bu toprakları o asil kanıyla sulamış bir ordunun mirasçısıdır. Ardından, sahip olduğu üstün yetenekler, disiplin ve kararlılığı ile Avrupa'nın yayılmacı güçlerini frenleyen, II. Dünya Savaşı yıllarında tüm Avrupa'yı işgal eden Hitler'i dahi caydıran, Sovyet tehdidine karşı dimdik ayakta duran, Kore'de kahramanlık destanları yazarak tüm dünyanın gıptasına mazhar olan, Kıbrıs'ta gözüpekliğini ve kararlılığını tüm dünyaya göstermiş bir ordudur.

Türk ordusu şanlı bir geçmişe dayanmaktadır ve bugün de hala aynı vasıfla Türkiye Cumhuriyeti'nin en büyük güvencesi olmaya devam etmektedir. Bu ise, kuşkusuz vatanını ve devletini seven her Türk'ün göğsünü kabartmaktadır. Milletimizin ordumuza olan inancı ve güveni tamdır. Yapılan tüm kamuoyu anketlerinde Türk Silahlı Kuvvetleri'nin, milletimiz tarafından "ülkenin en güvenilir kurumu" olarak gösterilmesi de bunun bir ifadesidir.

Türkiye’nin Stratejik Önemi ve TSK

Türkiye, dünyanın en hassas coğrafyasında yer alan bir ülkedir. Türkiye'nin üç ayrı dış politika yönü, yani Ortadoğu, Balkanlar ve Kafkasya, onyıllardır süren çatışmaların ve önümüzdeki onyıllarda süreceği aşikar olan çıkar mücadelelerinin odak noktalarıdır. Sahip olduğu güçlü Osmanlı mirası, stratejik konum, doğal zenginlikler, Türkiye'yi pek çok dış gücün hedefi haline getirmiştir ve getirmeye devam etmektedir. Bu tehditlere karşı Türkiye'nin en büyük güvencesi ise, her zaman kahraman Türk Silahlı Kuvvetleri olmuştur.

Geçmişe baktığımızda, kurulduğu günden bu yana Türkiye Cumhuriyeti'nin dış düşmanlar tarafından tehdit edildiğini ve her defasında Türk Silahlı Kuvvetleri'nin kahramanca mücadelesi ve basiretli taktik ve stratejileri vesilesiyle bunları bertaraf ettiğini görebiliriz.

Komutanlarımızın İsabetli Kararları

Türk Silahlı Kuvvetleri sadece askeri gücüyle değil, aynı zamanda Türkiye'nin stratejik meseleleri konusundaki birikimi ve çalışmaları ile de ülkemizin güvencesi olmaya devam etmektedir. Ordumuzun kurmay kadroları, Türkiye'nin tüm milli meselelerini dikkatle izlemekte, etüt etmekte ve bu meselelerde izlenmesi gereken politikalar konusunda sivil otoriteye yardımcı olmaktadır. Örneğin Kıbrıs meselesinde Türkiye'nin KKTC'ye ve Cumhurbaşkanı Sayın Rauf Denktaş'a verdiği destekte, TSK'nin bu hassas konudaki isabetli analizlerinin ve öngörülerinin büyük rolü vardır.


TÜRK'ÜN YÜKSEK SECİYESİ

Bir milletin devlet kurma ve bu milleti yaşatma yeteneği hiç şüphesiz, o milletin kendisine has değerlere sahip olmasıyla ilgilidir. Türkler'in devlet kurma ve yaşatmadaki başarısını anlayabilmek için Türk kültürünü, vatan ve millet anlayışını, hâkimiyet gücünü, idarî ve askerî yapılanmasını yakından tanımak gereklidir.
Türk Milleti sadece kendisi için değil, hâkimiyeti altındaki tüm milletler için de Türk'e yakışır şekilde hareket etmiştir. Osmanlı Milleti'nin bugün üç kıt'aya yayılmış, üzerinde 35 milletin kurulduğu büyük bir coğrafyayı ve değişik milletleri barış içerisinde, 600 yılı aşan bir süre bir arada tutmasının özünde Türk'ün yüksek seciyesi yatar.


TÜRKLER'DE ASKERLİK

Türkler'in birçok özelliklerinin yanında en fazla ön plana çıkmış yönleri de iyi birer asker olmalarıdır. Çok eski devirlerden beri çeşitli adlarda devlet kurmuş olan Türk Milleti'nin temeli düzenli bir askeri teşkilata dayanır. Askerlik ilk önce Türkler'de bir meslek, sonra da milli bir görev olmuştur. Türkler, mükemmel askeri kuruluşları ve değerli komutanları sayesinde varlıklarını ve bütünlüklerini dünyaya tanıtmışlardır. Türk askeri cesur, feragat sahibi, disiplinli ve saygılıdır. Kanunî devrinde Avusturya sefiri olarak İstanbul'da bulunan Büsbek (Busbecq), Türk askerlerinden ve ordu kuruluşlarından şöyle söz eder:

"Türkler, sefer esnasında sabırlı, tahammüllü ve iktisatlı hareket ederler. Türk sistemini kendi sistemimizle mukayese edince istikbalin başımıza getireceği şeyleri düşünerek titriyorum. Bu ordu galip gelecek ve payidar olacak, biz ise mahvolacağız. Çünkü Türkler hiç sarsılmamış kuvvete sahip oldukları gibi, kendilerine has zafer itiyatları, meşakkatlere tahammül kabiliyeti, intizam, disiplin, kanaatkarlık ve uyanıklık var."

Türk askerlik ruhunun ölmezliğini bilmeyen yabancılar, İstiklal Savaşı'ndaki zaferimizi "Türk mucizesi" diye adlandırdılar.

Türkler'de özellikle şehitlik ve gazilik mertebeleri kutsaldır. Allah yolunda, din, vatan ve millet uğrunda savaşırken ölenlere "şehit", sağ kalanlara da "gazi" denir.
Yüce Allah Kur'an-ı Kerim'de: "Allah yolunda öldürülenleri sakın 'ölüler' saymayın. Hayır onlar Rableri katında diridirler rızıklanmaktadırlar." (Al-i İmran Suresi, 169) buyurmuş ve şehitlerin ölmezliğini ifade etmiştir.

Türk Milleti, "ölürsem şehit, kalırsam gazi" inancı ile tarihte büyük zaferler kazanmış, son olarak İstiklâl Harbi de bu inançla kazanılmıştır.


İSLAM DİNİNİN MUHAFAZASI İÇİN

Hiç şüphesiz Türk Milletlerinin kuruluş ve gelişmesinde etkili olan diğer bir unsur askeri teşkilatlanmadır. Tarih boyunca Türk orduları diğer tüm milletlerin imrendiği ve aynı zamanda korktuğu, çekindiği bir ordu olmuştur. Aynı zamanda Türk askeri düşmana korku, dostuna ise büyük güven vermiştir.

"Kılıç, Türkler'in elinde bulunduğu sürece senin dinîne zeval yoktur." İmam-ı Azam'da Türklerin bu özelliğini şöyle belirtmiştir.

Türk ordusu hem teşkilâtlanma hem de savaş düzeni açısından kendine has özelliklere sahip olmuştur. Türkler askerlik alanında birçok milleti etkilemiş, savaş gereçleri, giyim kuşam ve askerî nizam gibi konularda pek çok yenilikler getirmişlerdir. Atı bir savaş aracı olarak da kullanan Türkler, bu sayede büyük bir hız ve manevra kabiliyeti elde etmişler, kısa zamanda geniş coğrafyalara hâkim olmayı başarabilmişlerdir. Türk silâhları da ordunun hareket kabiliyetine uygun olarak hafif ve etkili silâhlardandır. Özellikle Türk okları, kılıçları ve zırhları hafif fakat etkili vasıflarıyla, Türk askerînin vazgeçilmez silâhları olmuştur. Türkler, at üzerinde hareket hâlindeyken bile bu silahları büyük bir ustalıkla kullanabilmişlerdir. Türk silâhları çeşit ve nitelik bakımından, zaman içerisinde gelişip çoğalmış, ancak askerî teşkilât ve savaş taktiği, temel özelliklerini, bütün Türk Milletlerinde muhafaza etmiştir. Merkez, sağ ve sol kollardan oluşan ordu, savaş düzeninde kendine has taktiklere başvurarak, kendinden çok daha büyük orduları dahi bozguna uğratmayı bilmiştir. Düşmanın imhası ile kesin sonuç alınan bu savaş taktiği "bozkır taktiği", "turan taktiği" ve "bozkurt taktiği" gibi çeşitli adlarla tarihe geçmiştir. Sahte ricat ile düşman ordusunu merkezden uzaklaştırıp, pusuya düşürmeyi esas alan bu taktikte, sağ ve sol kollar düşman ordusunu bir hilâl içerisine alarak, imha eder. Bu taktik İslâm öncesinde olduğu gibi, İslâmî dönemde de başarıyla uygulanmıştır. Dandanakan Savaşı'nda, Malazgirt Meydan Muharebesinde, Miryakefalon'da, Mohaç'ta ve hatta Başkomutanlık Meydan Muharebesi'nde bu taktik başarıyla tatbik edilmiştir. Türk Milletlerinin kuruluşu ya da İstiklalinde bu savaşların bir dönüm noktası olduğu gözden uzak tutulmamalıdır.


HALK ORDU, ORDU DA HALKTIR!

Yukarıda belirttiğimiz gibi Türk Milletlerinde belirli devlet ve askerlik düzeninin pek fazla değişmediği görülür. Bir devlet yıkıldıktan sonra yerine kurulan devlet hemen hemen aynı teşkilâtı devam ettirmiştir. Çünkü Türkler'de halk ile ordu düzeni aynıdır. Özellikle barış zamanında sivil ve asker diye bir ayırım yapılmamaktadır. Bu sebepten ünlü kültür tarihçimiz Bahaeddin Ögel haklı olarak Türkler'de "halk ordu, ordu da halktır" demiştir. Dolayısıyla aynı halka, yani aynı kültür ve geleneğe dayanan yeni Türk Milleti'nde teşkilât özelliklerinin devam etmesi tabiîdir. Bütün Türk Milletlerinde ordu, halk ile iç içe girmiştir. Bir bölgeye sefer yapılacağı zaman sadece eli silâh tutan kişiler değil, onların aileleri de sefere iştirak ederlerdi. Bu sebeple Göktürkler, kitabelerde yazdığı şekliyle, fethedecekleri topraklara "süleyip konarlardı". Yani sadece "sü" (asker) göndermekle kalmaz, bunun yanında halkı o bölgeye "iskân" ederlerdi. Türk fetihlerinin kalıcı olması ve fethedilen bölgelerin "Türkleşmesi" bu şekilde gerçekleşirdi. Yurt tutmayı amaçlayan "sülemek" ve "kondurmak" siyaseti İslâmî dönemde de devam ettirilmiştir. "Gaza ve cihat" aşkıyla XI. yüzyıldan itibaren Azerbaycan, Suriye ve Anadolu'ya giren Türkler, kendinden önceki bazı kavimler gibi, bu bölgeleri işgal ve istilâ edip geri çekilmemişler, aksine kendileri için yeni bir yurt olduğu şuuruyla, girdikleri toprakları mamur hâle getirmeyi hedeflemişlerdir. Çadırlarıyla, arabalarıyla, çifti-çubuğuyla bütün bir millet, Anadolu'ya yerleşmiş, buraya kendi kültürünün damgasını vurmuştur. Fethedilen bölgelerde uygulanan toprak sistemi, askerî olduğu kadar, idarî ve sosyal bakımlardan da devlet ve milletin gelişip, güçlenmesine imkân sağlamıştır.


Türk'ün Dünya Nizamı

Türk Milleti'nin tarih boyunca kurduğu devletlerin sayısının 180'i bulduğu kabul edilir. Hatta pek çok tarihçi, araştırmalar derinleştirildikçe bu sayının daha da artabileceğini belirtmektedir. Bu devletlerden 16 tanesi ise dünya tarihinde etkili rol oynamış, çok güçlü devletlerdir. Kemal Tahir'in 1966 yılında söylediği gibi: "Türk Milleti'nin bütün tarih boyunca bayraksız ve devletsiz kalmaması rastgele ve boşuna değildir. Onun çekirdeğindeki dinamizm, ona Devlet kurma yatkınlığı getirmiş... Devlet kurmak başka bir şeydir, devleti yönetmek başka bir şeydir. Türk Milleti tarih boyunca Devleti hem kurmada, hem yönetmede ustalık göstermiştir."

Türk Milleti her biri diğerinden güçlü olan bu 16 devletle ve bu devletlerin yönetiminde gösterdiği üstün kabiliyetle tüm dünya milletlerine tarih boyunca örnek olmuştur. Bunun en önemli nedenlerinden biri ise hakimiyetleri altında yaşayan farklı etnik kökene mensup toplulukları, herbirinin dil ve din farklılıklarını koruyarak, barış, huzur ve güvenlik içerisinde, asırlar boyunca birarada yaşatma becerisini göstermeleridir. Aynı topraklar üzerinde hakimiyet kuran farklı devletler ise bu başarıyı sağlayamamış, sözkonusu topraklara bu kadar uzun süreli hakimiyetler sağlayamamışlardır.

Selçuklu ve Osmanlı Devletleri başta olmak üzere, Türk Milleti'ni bu coğrafyayla bütünleştiren ve güçlü kılan unsurları sadece askeri güçle açıklamak ise mümkün değildir. Anadolu'yu fetheden, Adriyatik'ten Çin Seddi'ne kadar dünyanın en karışık ve en hassas bölgesini asırlar boyunca hakimiyeti altında tutan güç, Türk Milleti'nin özünü oluşturan son derece şerefli ve üstün bir harstır.

Dürüstlüğü ve mertliği ile tanınan Türk Milleti, zulümden ve haksızlıktan uzak duran, adaleti her zaman ayakta tutan, hoşgörüden ve uzlaşmadan yana olan tutumuyla tarih boyunca üstün medeniyetler oluşturmuştur. Kendilerine tabi olan halklar da her zaman Türklerin yönetiminden razı olmuş, hatta çoğu zaman kendi istekleriyle onların yönetimleri altına girmişlerdir. Bu adaletli yönetim sayesinde tüm Balkanlar'ı, Kafkasya'yı ve Ortadoğu'yu kapsayan coğrafyada, üç dine ve muhtelif mezheplere mensup, dilleri, kültürleri, ırkları birbirlerinden tamamen farklı milyonlarca insan asırlar boyunca hiçbir zulme maruz kalmadan huzur içinde yaşamışlardır.

Ancak günümüzde aynı topraklar üzerinde acı, gözyaşı, zulüm ve savaş bir türlü sona ermemektedir. Balkanlar, Ortadoğu ve Kafkaslar'dan oluşan ve Türkiye'nin tam merkezinde yer aldığı "Osmanlı Coğrafyası" halen çok hareketli ve karışık bir yapıya sahiptir. Osmanlı Devleti'nin siyasi olarak varlığının ortadan kalkmasının ardından bu bölgede oluşan boşluk henüz doldurulamamış ve gerçek anlamda bir güven ortamı sağlanamamıştır. Bu durum aynı topraklarda asırlar boyunca "örnek bir birlikte yaşama modeli" uygulayan Türk Milleti'ne dikkati çekmeyi gerektirmekdir. Ve bu modelin günümüzde ve gelecekte de sadece Türk Milleti tarafından gerçekleştirilebileceği gerçeğini ortaya koymaktadır. Nitekim son yıllarda pekçok devlet adamı ve siyaset bilimci, başta Osmanlı Devleti olmak üzere, Türk devletlerinin başarıyla yürütmüş olduğu adil yönetim sistemini incelemektedir. Bu incelemelerdeki amaç ise, Türklerin gerçekleştirdiği sistemi temel alan yeni bir yönetim modeli oluşturmaktır.

Günümüzde tarihçilerin ve sosyologların yapmış olduğu çalışmalar tek bir gerçeği göstermektedir. Bu gerçek, 1900'lü yılların başından bu yana savaşların ve çatışmaların bitmediği Ortadoğu'ya, Balkanlar'a ve Kafkasya'ya kalıcı barışın getirilebilmesinin, ancak bu tarihi mirasın varisi olan Türkiye'nin liderliğinde mümkün olabileceğini göstermektir. Türkiye'nin liderliğinde oluşturulacak bir birlik, hem çatışmaların sonu olup bölgeye kalıcı barışı getirecek, hem de tüm bölge ülkelerinin güçlü bir ekonomik işbirliği içerisine girmeleriyle tüm halkların yaşam kalitesini yükseltecektir.


Bu bölgede yaşayan devletlerin hem askeri, hem de siyasi açıdan en güçlü olabilecekleri model, hiç şüphesiz birbirleriyle çatışmak yerine güçlerini birleştirmeleriyle oluşacak olan modeldir. Ortak bir dış politika bu devletleri karşı konulamaz bir güç haline getirecektir. Dolayısıyla 21. yüzyıla adım attığımız bugünlerde de Türkiye'nin geleceğe dair misyonu, tarihteki Türk devletlerinin büyüklüğüne ve şanına yakışır nitelikte olmalıdır. Üstelik bu misyon tarihte olduğu gibi bugün de Türk Milleti'ni zirveye taşıyacak, hakettiği lider devletler arasına dahil edebilecek bir misyon olmalıdır. Dünya tarihinin en uzun ömürlü ve en güçlü devletlerini kurmuş, tüm dünyaya nizam salmış olan Türk Milleti'nin aramış olduğu çözüm ve çıkış yolları ise kendi tarihinde mevcuttur.
Türk Milleti, "ölürsem şehid, kalırsam gazi" inancı ile tarihte büyük zaferler kazanmıştır, son olarak bir ölüm-kalım savaşı olan İstiklâl harbi de bu inançla kazanılmıştır.


YABANCI GÖZÜYLE TÜRKLER VE OSMANLI

"Türkler bir ırk ve millet olmak haysiyetiyle yeryüzünün en şerefli insanlarıdır. Karakterleri pek asil ve yücedir... Asaletleri alınlarında ve amellerinde yazılıdır... Onların yurdu efendiler diyarıdır, kahramanlar, şehitler ülkesidir. Bence insaniyete şeref veren böyle bir milletin düşmanı olmak insanlığın düşmanı olmaktan farksızdır. Böyle bir lekeden Allah beni korusun."
Fransız şair Lamartine

"Padişahın imparatorluğunda herkes kendi halinde bahtiyar olabilirdi. Mutlak bir dini hürriyet hüküm sürerdi ve kimse şu veya bu inanca sahip olduğundan dolayı bir zorlukla karşılaşmazdı."
Ünlü Türkolog Franz Babinger

"Belki de yakında himayeye muhtaç olacaksınız. Asla Rus'a yanaşmayın, haindir sizi yok eder. Fakat kendinizi Osmanlılar'a emanet edin, adil ve merhametlidirler."
Boğdan Beyi Büyük Stefan'ın ölüm döşeğinde oğullarına vasiyeti

"Sizin gibi gözü doymaz prenslerin, toprak ağalarının ve burjuvaların idaresi altında yaşamaktansa, Osmanlılar'ın idaresi fakirlere daha hayırlıdır."
Protestan Mezhebi'nin Kurucusu Martin Luther

"1526'da (Mohaç'a giden) 200.000 kişi ekilmiş tarlalara ayak basmadan ve tek bir ot koparmadan imparatorluğun Rumeli yakasını bir baştan bir başa geçmiştir."
Fransız Yazar J. Michelet

"Bir asır içinde yerlerini Osmanlı İmparatorluğu'na terk eden Balkan Hıristiyan Devletleri umumiyetle sanıldığı gibi Hıristiyan dinini yoketmek isteyen mutaassıp bir düşmanın sebep olduğu dini bir katastrofla ortadan kaldırılmış değildirler."
Romen Tarihçisi ve Devlet Adamı Iorga

"Türk hakimiyetinden yerli Hıristiyanlar bu bakımdan da memnundular ki Türkler gelmeden önce ülkeleri devamlı asayişsizlik ve tahribat içindeydi. Şimdi ise sükun hüküm sürüyordu... Viyana bozgunundan sonra Venedik geçici olarak Sakız ve Mora'yı işgal ettiler. O kadar zulüm yaptılar ki, Sakız ve sonra Mora'ya Türkler dönünce yerli Rumlar onları büyük sevinçle karşıladılar."
Fransız Tarihçi FernardGrenard

"Yirmi yedi yıl kadar önce bazı Protestan Fransızlar padişahın ülkelerinden birine sığınmayı tasarladılar. Bu kararlarının birinci sebebi katolik Fransa'nın Protestan Fransızlar'a karşı devamlı zulmü, ikinci sebebi ise Türklerin bütün dinlere karşı cihanşümul ve değişmez müsamahası idi."
Cenevizli Chenier









Ey mavi göklerin beyaz ve kizil süsü Kiz kardesimin gelinligi, sehidimin son örtüsü. isik isik, dalga dalga bayragim, Senin destanini okudum Senin destanini yazacagim, Sana benim gözümle bakmayanin Mezarini kazacagim, seni selamlamadan ucan kusun Yuvasini bozacagim, Dalgalandigin yerde ne korku ne keder, Gölgende bana da bana da yer ver. Sabah olmasin günler dogmasin ne cikar, Yurda ay yildizin isigi yeter, Savas bizi karli daglara götürdügü gün, Kizilliginda sigindik, Dalgalardan cöllere düsürdügü Gölgene sigindik, Eysimdi süzgün rüzgârlarda dalgali Barisin güvercini, savasin kartali Yüksek yerlerde acan cicegim Senin altinda dogdum Senin dibinde ölecegim, Tarihim, serefim, siirim, her seyim Yer yüzünde yer begen, Nereye dikilmek istersen, Söyle seni oraya dikeyim.


NE MUTLU TÜRK'ÜM DİYENE...



Misafir 15 Nisan 2006 23:25



Mystic@L 15 Nisan 2006 23:29

Hani asker ağlamaz diyorlardı,
İşte ağlıyor,
Hani asker sevmez diyorlardı yarim aklımdan çıkmıyor,
Hani asker ölmez diyorlardı baksa azrailin elinde ismim yazıyor.

Hani sevenler aylrılmaz diyorlardı,
Baksana bir mektup bile gelmiyor,
Hani asker unutulmaz diyorlardı, soranım bile olmuyor,
Hani asker ölmez diyorlardı,baksana azrailin elinde ismim yazıyor.

Hani asker özlemez diyorlardı,
Baksana gözlerim seni arıyor,
Hani asker sevmez diyorlardı,
Yüreğim kan ağlıyor







ahmetseydi 16 Nisan 2006 12:47

Şehitlik İman İster
 
4 asker doğurmakla müftehir şanlı Türk annesi!

Nasihatamiz mektubunu Divrin Ovası gibi güzel, yeşillik bir ovacığın ortasından geçen derenin kenarındaki armut ağacının gölgesinde otururken aldım. Tabiatın yeşillikleri içinde mest olmuş ruhumu bir kat daha güçlendirdi. Okudum, okudukça büyük dersler aldım. Tekrar okudum. Şöyle güzel bir vazifenin içinde bulunduğumdan sevindim.

Gözlerimi biraz sağa çevirdim. Güzel bir yamacın eteklerindeki muhteşem çam ağaçları kendilerine mahsus bir sada ile beni müjdeliyorlardı. Nazarlarımı sola çevirdim; çığıl çığıl akan dere, bana validemden gelen mektuptan dolayı gülüyor, oynuyor, köpürüyordu.

Şu anda bu güzel çayırın koyu yeşil bir tarafında, çamaşır yıkayan askerlerim saf saf dizilmişler. Davudi sesli yiğit bir ezan okuyordu. Herkes, herşey, bütün mevcudat onu, o mukaddes sesi dinliyordu. Ezan bitti, o dereden ben de bir abdest aldım. Cemaat ile namazı kıldık.

'-Ey yerlerin ve göklerin Rabbi! Ey şu öten kuşun, şu gezen ve meleyen koyunun, şu secde eden yeşil ekin ve otların, şu heybetli dağların Halikı! Sen, bütün bu müslüman Türk milletine verdin. Yine onlarda bırak! Çünkü böyle güzel yerler ve şu nimetler, seni takdis ve senin yüceliğini tasdik eden bu millete mahsustur.

Ey benim Rabbim! Şu kahraman askerlerin bütün dilekleri, senin ism-i celalini İngiliz ve Fransızlar'a tanıtmaktır. Sen bu şerefli dileği ihsan eyle ve huzurunda titreyerek böyle güzel ve sakin yerde sana dua eden bu askerlerin süngülerini keskin, düşmanlarını zaten kahrettin ya, bütün bütün mahveyle!..' diyerek dua ettim ve kalktım.. Artık benim kadar mes'ut, benim kadar bahtiyar kimse tasavvur edilemezdi...
Valideciğim, çamaşır falan istemem, paralarım duruyor.


ALLAH RAZI OLSUN
4 Nisan 1915
Oğlun HASAN ETHEM... "





Bayrakları bayrak yapan, üzerindeki kandır.
Toprak, eğer uğrunda ölen varsa VATAN dır...




Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin;
Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin.



http://img228.imageshack.us/img228/1839/ibrahimcalliyaraliasker3iq.jpg



Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak;
Boşanır sırtlara, vadîlere sağnak sağnak.





İşte çiğnetmedi nâmûsunu, çiğnetmeyecek,
Şühedâ gövdesi, baksan a, dağlar, taşlar
O, rükû olmasa dünyâda eğilmez başlar,
Vurulup tertemiz alnından uzanmış yatıyor;
BİR HİLÂL uğruna, yâ Rab, ne GÜNEŞLER batıyor!
Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker!..
Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.
Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor TEVHÎDİ...
BEDR'in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi...


Sana dar gelmiyecek makberi kimler kazsın?
"Gömelim gel seni târîhe!" desem, sığmazsın.
Herc ü merc ettiğin edvâra da yetmez o kitâb...
Seni ancak ebediyyetler eder istiâb.
"Bu, taşındır" diyerek KÂBE'yi diksem başına;
Rûhumun vahyini duysam da geçirsem taşına;
Sonra gök kubbeyi alsam da, ridâ nâmiyle,





Sen ki a'sâra gömülsen taşacaksın... Heyhât!
Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihat...
Ey şehid oğlu, isteme benden makber,
Sana âğûşunu açmış duruyor PEYGAMBER.


Pollyanna 16 Nisan 2006 12:59



Asker Anasıyım


Dün gece uğurladım seni,
Vatana asker ettim.
Cama dayalı başın,
Ağlayamadan bakışın,
Yüreğimi dağlayışın,
Gözlerimden gitmiyor.
Ben asker anasıyım,
Ağlama demeyin bana....
Asker eyledim vatana,
Sütüm helal olsun sana,
Ben asker anasıyım.
Bir emanetin var bende,
gözün arkada kalmadan git sen de,
eşin benim desteğim bu zor günde,
Ben asker anasıyım!
Sana hasretim her zaman,
Cağlayacak sular gibi,
Vatan borcun namus borcun
Deyip yolunu gözleyeceğim,
Ağlama demeyin bana,
Bitecek bu günler ve hasret,
Kavuşacağım sana,
Ben asker anasıyım


Misafir 16 Nisan 2006 20:02







Asker Günlüğüm



Koğuş kalk saat altıda



Tan ağarmadan başlar asker günlüğüm


Kimi evinden uzak, kimi yatıda

Hasreti yakıcı asker günlüğüm.

Sabah erkenden ilk iş mıntıka

Bazımız yenici bazımız antika

Hallerimiz uymaz oldu mantığa

Mantığımı aldı asker günlüğüm

İçtimadan önce kahvaltı

Yemekhane binanın altı

Gün altmış ay on altı

Saymakla bitmez asker günlüğüm.

Zinde olmalı askerin kafası

Koğuşta yapılır yat yoklaması

Yoğun günün ardından iyi gelir uyku sefası

Ne rüyalar görür asker günlüğüm.

Farksızdır akşamımla sabahım

Daimi sırdaşım bir tek Allah’ım

Nöbet arkadaşım G-3 silahım

Nöbette geçer asker günlüğüm.




Güven Aydın







Ey Asker Kalk









Ey asker kalk:




Düşman sarmış tüm vatanı



Acıma vatanına yan gözle bakanı


Kalk ranzanı düzelt


Al silahını kepini tak


Bu terör karartısına bir kandil yak


Bul onları vur isteme hak


Anan bacın yatar onlar yatarken sen kalk


Bu vatana akıtılmaz mı aciz kan


Düşmemek ayıp olur bir karış toprağa


Aile ecdadını düşün vermedi bu vatanı


Sende durma al silahını kalk ayağı


Vurulursan bir kafir kurşunuyla


Melekler doluşur hemen sen düştüğün anda


Al sancağı düş yollara ara onları dağda


Bir kere bak gözüne kafiri bulduğun anda


Onunda evladı var düşün ama bırakma


Bırakırsan arkandan gelir senin yurduna


Anan bacın tetirgin bakar senin yoluna


Gözlerinde ki yaşa bak ve ona acıma


Sen şehit evladısın canını ver vatana….



Uğur çakmak



Mystic@L 16 Nisan 2006 20:38

Bizim Asker/Uğurlama


Davul zurna yolcu ederiz seni
En büyük asker bizim asker
Emri vazife eyler isen eğer
Melekler seni korur asker

Arınırsın ocakta,sivil esvaptan
Kolaylık dileriz sana Allahtan
Korkma sakın gölgeden,karanlıktan
Nöbetin kolay olsun asker

Çok ararsın annenin aşını
Olmaz bu kadar diye sallama başını
Taşına dikkat et, kırma sakın dişini
Salla kaşığı mercimeğe afiyet olsun asker

Eksik etme bizden nameni
Boşa gitmesin,vatanını emeği
Unutma sakın,dostlarım demeyi
Sigaranı arkadaşın ile böl’de iç asker

Duygu selidir biliriz askerlik
Arkadaş muhabbeti ile olur dirlik
Hangi kıtadasın,birliğin hangi birlik
Şiirine,türküne dökte yaz,gönder asker

Güzel olur askerin izini, çarşısı
Tozdan dumandan görünmez karşısı
Kaş,göz,işmar ederse dişiden birisi
Eve,sılaya kapta gel asker



http://img434.imageshack.us/img434/8369/ih0bns1ys.gif


Misafir 16 Nisan 2006 20:45

Emre itaatsızlıktan hapis yatan çavuş'a AİHM'den tazminat Emre itaatsızlıktan hapis yatan çavuş'a AİHM'den tazminat

ANKA

Üstünün emirlerine uymadığı gerekçesiyle 21 gün askeri cezaevinde tutulan A.D. adlı çavuş ile ilgili davayı sonuçlandıran Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Türkiye’yi toplam 3 bin 500 euroyu ödemeye mahkum etti.

Üstünün emirlerine uymadığı gerekçesiyle 21 gün bir askeri cezaevinde tutulan A.D. adlı çavuş, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde (AİHM) Türkiye’yi mahkum ettirdi. AİHM, cavuşa toplam 3 bin 500 euronun ödenmesine karar verdi. AİHM, A.D. adlı çavuşun 1996 yılında yaptığı şikayet üzerine açılan davayı sonuçlandırdı. Çavuşa hak veren mahkeme, oybirliği ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin özgürlük ve güvenlik haklarına ilişkin maddesinin ihlal edildiğine karar verdi.

1994 yılında itaatsizlik gerekçesiyle bir yarbayın emri üzerine 21 gün süreyle bir askeri cezaevinde gözaltında tutulan A.D., şikayetinde cezanın yetkili bir mahkeme tarafından verilmediğini savunmuştu. AİHM de, bir kişinin özgürlükten men edilmesi kararının ancak yetkili ve bağımsız bir mahkeme tarafından verilebileceğine dikkat çekerek A.D.’ye manevi tazminat olarak 2 bin, mahkeme masrafları için ise bin 500 euro (toplam 5 bin 592 YTL) ödenmesini uygun gördü.


Misafir 16 Nisan 2006 20:49

Bekleyiş


Bir kelebeğin ömrü gibi kısa sürede
Hiç kimse, bu kadar etkilemedi beni.
Aklımı baştan alırcasına,
Beni, mutluluktan, bulutların üstüne uçururcasına...
Kimse etkileyemedi..
Tanışalı daha iki gün oldu
İki defa konuşabildik sadece
Yüzünü bile görmedim.
Ama o yakınlığının sıcaklığı, sevgisi kilometreleri aşıp
Kalbimin derinliklerini ısıtmaya yetti..
sanki senelerden beri tanıyorum seni
sanki heran görüyorum
Sesini duyuyor, nefes alışını yüzümde hissediyorum.
O kadar yakınsınki bunca mesafeye rağmen.

Gün gelecek gelen günle geleceksin biliyorum
şimdiden özledim seni
Bir asker yolu bekleyen bir ana gibi
Ölümü bekleyen bir hasta gibi
Özledim hayalimdeki seni...

Seni bunca özlemesem bunca sevemezdim ki...


Alperen Karadağ


Mystic@L 16 Nisan 2006 21:05

Uyan Çavuş Tiz Uyan


Birinci Cihan Harbinde Jandarma çavuşluğu yapmış Mürteza Baba İstanbul'un işgal hangâmesinde sallandığı yıllarda Rumlar Batı Anadolu köylerinde muzırlık yapmaya başlayınca, oralara sevk edilen kuvvetlerin içinde Mürtaza Çavuş'da vamış.

RumIarı geri püskürte püskürte Daya Kadın diye bir yere varmışlar. Hem epey yoruldukları için, hem de gece bastırdığı için, orada, Balkan Harbinden kalma tabyalarda geceleme durumu hasıl olmuş. Bir nöbetçi dikmişler, diğerleri yatmış.


Mürtaza Çavuş da yatmış tabii, derken, bir müddet sonra nöbetçi de uyuklayınca Mürtaza Çavuş'a görünmeyen biri:

Uyan Çavuş tiz uyan!
Atik ol kurnaz davran!
Hemen kaldır eratı,
Aha geliyor düşman!


der gibi tekmelemeye başlıyor! Hemen uyanı­yr' tabii, asker tetikte uyur. Sonra dikkatlice etraflarına şöyle bir bakıyor ki, Rumlar sürüne sürüne kendilerine doğru gelyor! Ayın ondördüymüş o gün, ay ışığında görüyor bunu. Ondan sonra, askerleri uyandırarak bir cayırtı koparıyorlar! RumIarın bir kısmı ölü, bir kıs­ mı yaralı def olup gidiyorlar ..


Sabah olunca, gece kendisine görünmeyen bir kimse tarafından tekme atılan yeri kazdırınca bir Türk şehidi çıkıyor. Evet! O şehid uyandırmış Mürtaza Çavuşu!


http://img444.imageshack.us/img444/724/ih0bns8ec.gif


arwen 18 Nisan 2006 03:26

Geniş anlamı ile barış, buhran ve savaş döneminde merkezi ve mahalli seviyede olmak üzere, sivil ve askeri kesim arasında sağlanan işbirliği ve koordinasyon olarak tanımlanabilen Sivil-Asker İşbirliği, Türkiye’de en klasik anlamı ile sivil ve askeri kesimin karşılıklı olarak birbirlerini desteklemeleri olarak da anlaşılmaktadır. Tanımlanmasının geçirdiği evreler dikkate alındığında, “Sivil-Asker İşbirliği faaliyetleri ne zaman ortaya çıkmıştır?” şeklindeki bir soru akla gelebilmektedir. En basit şekliyle cevap “Sivil-Asker İşbirliği faaliyetleri insan ve savaşların olduğu her dönemde var olmuştur” şeklinde olacaktır. Bununla birlikte, insani değerlerin gelişimi ve değişimi ile toplumların demokrasi anlayışlarındaki gelişmeye paralel olarak, insan ve onun yarattığı kurumlar ve organizasyonlar toplum içinde ve uluslararası alanda önem kazandıkça, Sivil-Asker İşbirliği faaliyetleri de askeri harekatın değişmeyen, fakat gün geçtikçe önemi artan faktörlerinden biri olmuştur. Bu gelişim sürecini kısaca şöyle açıklayabiliriz.
NATO’nun Merkezi Avrupa Komutanlarından birisi, Sivil-Asker İşbirliği’nin önemini; ”Eski zamanlarda Komutanlar, Sivil-Asker İşbirliği konusunda asla düşünmezlerdi. Sivil-Asker İşbirliği, harekata katılması istenmeyen çok kıdemli albayların görevi olarak kabul edilirdi. Bugün için, bu düşünce tamamen değişmiş ve Sivil-Asker İşbirliği, bir Komutanlık Sorumluluğu olmuştur. ” ifadeleriyle dile getirmiştir.
İkinci Dünya Savaşında, Avrupa Müttefik Komutanı General Eisenhower, dönemin ve harekatın Sivil-Asker İşbirliği ihtiyaçlarına ilişkin olarak; ”Baş ağrıtan ve bir hafta içinde 10 yıl yaşlandıran sorunlar” ifadesini kullanmaktadır.
Soğuk Savaş Döneminde ise en klasik tanımı ile pek değişmeyen bir Sivil-Asker İşbirliği yaklaşımı devam etmiştir. Osmanlı ve Cumhuriyet dönemi Sivil-Asker İşbirliği ve ilişkileri konusu, geniş kapsamlı bir incelemeyi gerektirmekle birlikte, tarih boyunca sivil-asker ilişkileri ve kurumlar arasındaki işbirliği, ordu-millet yaklaşımı içinde ele alınmış, ülke içinde söz konusu kurumlar arasında önemli bir sorun ortaya çıkmamış ve/veya devlet anlayışı bakımından olmadığı kabul edilmiştir. Özellikle, top yekûn savaşın en güzel örneklerinden biri olarak Kurtuluş Savaşı, Sivil-Asker İşbirliği’nin oldukça farklı bir yorumu olarak karşımıza çıkmaktadır.
Dünyadaki bloklaşmanın yıkılması ile daha belirgin hale gelen milliyetçilik ve buna bağlı olarak etnik grupların kendilerini tanımlama ihtiyacı, istikrarsızlığı artırıcı diğer tehditler ve uluslar arası ortamda insani değerlerin yükselişi, ülkelerin Sivil-Asker İşbirliği anlayışında da değişimler meydana getirmiştir.
Dünya konjonktüründeki bu gelişmeler çerçevesinde; özellikle, farklı bölgelerdeki tehdit algılaması değişime uğramış, dünyanın herhangi bir bölgesindeki kriz, çatışma ve doğal/teknolojik afetler de ülkelerin ilgi ve etki alanlarına dahil olmuştur. Bütün bu gelişmelerin sonucunda; çok sayıdaki bölgesel çatışma ve kriz ortamında, istikrarın yeniden sağlanması amacıyla oluşturulan Barış Gücü faaliyetlerinin önemi ve yoğunluğu giderek artmıştır.
Yabancı ülkelerde çeşitli ve çok sayıdaki etnik ve karmaşık grup ve/veya topluluklarla karşı karşıya kalan Barış Gücü unsurları açısından en önemli sorun ise, “yerel halk ile iletişim kurulması” olarak karşımıza çıkmıştır. Bu sorunun çözümü için de; görev bölgesindeki toplumu, siyasi, ekonomik, psikolojik ve sosyal yönleri ile daha yakından tanıyan ve onlarla daha kolay iletişim kurabilen, sivil ve askeri birimlerden oluşan bir unsurun gerekliliği ortaya çıkmış, günümüzün Sivil-Asker İşbirliği anlayışının gereğini yerine getirmek maksadıyla da, başta ABD olmak üzere pek çok ülkenin ve NATO’nun askeri kuvvetleri içerisinde, Sivil-Asker İşbirliği (Civil-Military Cooperation/CIMIC) Birlik ve Unsurları diye nitelediğimiz, yeni bir oluşum yer almaya başlamıştır.
Söz konusu CIMIC Birlik ve Unsurları kısaca; kriz, çatışma ve afetler nedeniyle normal yaşam düzeni bozulan bölgenin siyasi, ekonomik, sosyal, psikolojik coğrafi v.b. resmini çıkararak, ihtiyaçları sıralayabilen, ihtiyaçların giderilmesi için projeler oluşturan, bu projeler için gerekli mali ve idari desteği yerel, ulusal ve uluslar arası organizasyonlardan temin ederek, bölgenin alt yapısının geliştirilmesinde önemli rol oynayan, sivil ve askerleri uzmanlardan oluşan bir teşkilatlanma olarak özetlenebilir.
Bunun bir adım ötesinde ise CIMIC Birlik ve Unsurları; Uluslararası Kuruluşlar (International Organization/IO) , Milli Kuruluşlar (National Organization/NO) ve Hükümet Dışı Organizasyonlar (Non-Govermental Organizations/NGO’s) ’ın dolaylı ve/veya doğrudan desteği ile söz konusu kriz bölgesi veya ülkede, ülkesinin menfaatleri doğrultusunda kendisine müzahir bir topluluk yaratabilmekte, ileride elde edilebilecek siyasi ve ekonomik çıkarlar için bir alt yapı oluşturulabilmektedir.
Özellikle Bosna-Hersek ve Kosova Krizleri de göstermiştir ki, kriz ve çatışmaların çözümüne yönelik Barışı Destekleme Operasyonları’nın başarısı ve operasyon sonrası bölgenin süratle normal yaşam düzenine geçirilmesi, büyük ölçüde CIMIC faaliyetleriyle mümkündür.
Sonuç olarakSivil-Asker İşbirliği;görevin desteklenmesi maksadıyla, Harekat Alanı Komutanı ile milli ve yerel otoriteleri ihtiva eden sivil halk arasında; irtibat, işbirliği ve koordinasyonu sağlayan, “KAYNAKLAR, DÜZENLEMELER ve FAALİYETLER”dir. Buradaki irtibat, koordinasyon ve işbirliği; Uluslararası, Milli ve Hükümet Dışı Organizasyonlar ve Ajanslıkları da ihtiva etmektedir.


Misafir 18 Nisan 2006 16:19

Yola Çikmadan Yaniniza Alacaklariniz...!
 
Mutlaka unutulmamasi gerekenler!

T. C. Pasaportunuzu yaninizda götürün. Çalisma belgeniz, grencard'iniz, nüfus kagidiniz gibi belgeleri pasaportunuzdan ayri tutun. Ilk gün pasaportlar toplandigi zaman yanlislikla bu gereksiz belgeler de arasinda giderse kaybolma ihtimali var. Uyariyorlarsa da o anin karmasasi icinde bu hatayi yapanlar oluyor.

Yaninizda Türk parasi bulundurun. En son gelen bilgilere göre, tugay içinde banka ve ATM (bankamatik) açilmis! Hizmet veren banka Akbank. Teslim olmadan once Akbank'da hesap actirirsaniz daha kolay olabilir. Sadece kendi sahsi harcamanizi degil toplanacak bagislari da hesaba katin. Bu bagis için asagi yukari US$100 bedeli Turk lirasi hesab edin. (Bagislar gönüllü ama birazcik da mecburi :-). Benden sonraki dönemlerden yazanlar "gönüllü" bagis miktarinin US$100'ün birkaç kati oldugunu belirttiler. Yani rayiç degisebiliyor, hazirlikli olun.
Eger ABD'den gidiyorsaniz AT&T'nin USA Direct servisi veya benzeri servislere nasil ulasabileceginizi ögrenin ve ABD'deki telefon kartinizi yaninizda bulundurun. (Baska ülkelerin telefon sirketlerinin bu tür servisleri var mi bilmiyorum, Almanya'dan gelen arkadaslar böyle bir sey duymadiklarini söylediler.) Aslinda Turk Telekom'un yeni ücretleri ile ABD'yi aramak USA Direct benzeri servisleri kullanmaktan daha hesapli, ama normal kontur kartlari ile çalismayan arizali telefonlardan bu servisler için ücretsiz arama yapabilirsiniz. Bu da telefon kuyruklarinda size önemli bir avantaj saglar.
Orada size verilecekler

Ilk gittiginizde orada size bir mavi çanta satilacak (almak zorundasiniz). Fiyati ben aldigim zaman 490 000 TL idi (yaklasik US$9). Temmuz 98 döneminde fiyat $8 civarinda imis. Bu parayla sunlari almis oluyorsunuz:
  1. Yaklasik olarak (25cm)X(25cm)X(50cm) boyutlarinda fermuarli lacivert bir çanta. Bunun icinde vaya disinda cepleri yok. Malzemesi ince bir sentetik kumas, fermuar dikisi fazla zorlamaya gelmez.
  2. Bir kutu kendinden cilali siyah ayakkabi boyasi.
  3. Bir sabun kutusu ve bir sabun.
  4. Bir banyo havlusu.
  5. Iki tane elbise askisi.
  6. Palaska.
  7. Ufak bir dikis kutusu. (Hemen ihtiyaciniz olacak!)
  8. Tras malzemelerinizi, dis firçanizi vs. koyabileceginiz kapakli plastik bir kutu.
  9. Bir çift plastik terlik.
  10. Bir çift siyah çorap (kislik degil).
  11. Iki adet fanila, askeri yesil renkte.
  12. Iki adet külot, paçali (boxer style).
  13. Kepinize dikmeniz gereken renkli dügme (buna nüfte diyorlar.)
  14. Pantolonunuzun paçalarina gecireceginiz lastik. Son bilgilere gore artik pantolonlar pacalari lastikli olarak veriliyormus.
  15. Postal için tabanlik keçe (iyi kalite degil).
  16. Bir çift eldiven (kis dönemi için).
  17. Çengelli igneler.
  18. Mehmetcigin El Defteri, içinde marslar, yemin metni, rütbeler, takvim, adres yazacak yer vs. olan küçük bir defter.
  19. Boyuna asilan cinsten para kesesi.
Götürürseniz çok iyi olacaklar

Yukaridakiler haricinde ihtiyaciniz olacak seyler asagidaki listede. Bunlarin hemen hepsini orada (parayla) temin edebilirsiniz, ama hazirlikli giderseniz çok daha rahat edersiniz. Unutmayin ki bunlari yukarida boyutlarini verdigim çantaya sigdirmaniz gerekiyor.
  1. Para kesesi, boyundan asilan (Temmuz'98 donemi bilgilerine gore orada verilen cantada mevcut olabilir.)
  2. Iki adet ufak kilit (biri postal için diger çantanin fermuarini kilitlemek için)
  3. Pijama; mevsime göre esofmanlar ayni isi gorebilir (tugayin kantininde kamuflaj desenli ve Burdur armali pijamalar satiliyor)
  4. Esofman alt/üst
  5. Siyah Çorap (Yikamak ve özellikle kurutmak kolay degil; ayaginizin terlemesini hesaba katip, bütün gün postalin içinde olacagini da düsünerek, ne kadar götüreceginize karar verin. Soguk dönemler için masraftan kaçinmayip dagcilarin kullandigi çoraplardan alirsaniz memnun kalirsiniz.)
  6. Postal için tabanlik (ortopedik birsey alirsaniz ayaginiz daha rahat eder, yalniz o durumda postalinizi iki boy büyük almayi unutmayin)
  7. Iç çamasiri (thermal --bu kis dönemi için-- ve normal. Aynen çoraplarda oldugu gibi yikama zorlugunu unutmayin, mümkün oldugunca çok bulundurun.)
  8. Bir çift eldiven veya eldiven içi "warmer" (orada verilen eldiven soguga karsi tek basina yeterli degil)
  9. Havlu, banyo ve yüz için
  10. Gözlük kilifi, eski gözlük (lazimsa elbette)
  11. Pilli tras makinasi, pil (böyle makina kullanbiliyorsaniz çok rahat edeceksiniz, ama ufak birsey olsun ki yaninizda tasiyabilesiniz yoksa dolabinizdan gidebilir)
  12. Tras köpügü, jilet kullaniyorsaniz elbette
  13. Kolonya
  14. Dis firçasi, dis macunu
  15. Sabun, sampuan
  16. Nivea krem veya benzeri cilt kurumasini önleyici malzeme
  17. Tylenol, Advil, antibiyotik, Tylenol Cold ve Tylenol Flu, ishal ilaci, bogaz pastili, mantara karsi krem (bunlardan ihtiyacinizdan biraz fazla bulundurun çünkü sizin gibi hazirlikli olmayan arkadaslariniza da vermeniz gerekecek)
  18. Vitamin (Ilaç ve vitaminler giriste kontrol ediliyor, fazla bulurlarsa sizin isminiz altinda revirde dolaba kaldiriliyor; sonra gidip almak mümkün ama kaptirmazsaniz daha iyi)
  19. Selpak mendil
  20. Plastik bardak
  21. Tirnak makasi
  22. Ayak için pudra
  23. Yara banti, postal vurmasi halinde kullanilacak cinsten ortasi delikli nasir bantlari (ABD'de drugstore'larda ayak kisminda bulursunuz)
  24. Kulak tikaci (kogustaki horlamaya karsi)
  25. Göz bagi (koguslar her zaman karanlik degil, özellikle ranzanin üst katinda yatiyorsaniz)
  26. Agiz maskesi (toza karsi, disarida kullanamazsiniz ama kogusta takarsaniz yaz kis rahat uyuyabilirsiniz)
  27. Bulasik eldiveni, uzunca olsun (bulasik nöbeti geldigi zaman çok faydali, önce gülen arkadaslariniz sonra imrenecekler; en son haberlere gore bulasikhanelerde artik eldiven varmis.)
  28. Kalem, kagit
  29. Ufak çaki
  30. Ameliyat raporlari (saglik nedeniyle yapilmamasi gereken seyleri belgelemek için; yabanci dilde de olabilir)
  31. Çantanizin ve diger esyanizin (mesela kepiniz) üzerine numaranizi yazmak icin koyu renkli bir marker
  32. Ayak bileginizin önüne ve arkasina koymak üzere "vatka" (terzilerin omuzlar için kullandiklari cinsten). Bunu çorabinizin altindan giyebilirsiniz. [Öneri için Isik Bodur'a tesekkürler.]
  33. Pilli, ufak okuma lambasi. Tras olmak, dikis, okumak için kullanisli olabilir. [Öneri için Kürsad Kiziloglu'na tesekkürler.]
  34. Üniformalardaki dikisler cok kolay sokuluyordu. Sokulen bir iplik sarkinca onun daha fazla uzamamasi icin onu ya kesip ya cakmakla yakmak gerekiyordu, tabii bu gecici bir cozum oluyordu. Bir tutkal goturup dikislerin uclarina bir damla koymak bu sorunu engelliyebilir. [Can Bruce]
Yasak olanlar

Fotograf makinasi ve her türlü elektronik cihaz (özellikle radyo) yasak.
Not: Fotograf makinasi gotururseniz teslim olunca alip, son gün geri veriyorlarmis. Böylece ayrilmadan once hatira fotograflari çekmeniz mümkün olabilir.

Içinde uyusturucu olan ilaclar da yasak. Giriste doktorlar getirdiklerinizi kontrol ediyorlar.


Misafir 19 Nisan 2006 11:59

ASKER SÖZLÜĞÜ
 
Askere Gidecek Olan Arkadaşlarımıza Hitaben...
Askerler Gitmeden Ezberleyin Bunları...!:)

ASKER SÖZLÜĞÜ
aztek: astegmen
Kullanim: Etrafta subay yokken çavuslarla falan konusurken kullanabilirsiniz, mesela "aztek Mustafa'ya kil oluyorum" gibi.

batarya: Dört takimdan olusan birim (piyadeler buna bölük diyorlar). Komutani bir yüzbasi.
Kullanim: Taburdaki bataryalar numaralari ile anilirlar. Mesela Hafif 3 gibi.

dogan günes: terhis olacaginiz günün sabahi.
Kullanim: Diyelimki ayin 11'inde terhis olacaksiniz, ayin onunda "Safak kac?" diye soruldugunda "Dogan günes!" diye cevap vereceksiniz.

içtima: Birligin sayilip komutana mevcudun bildirilmesi icin günün belirli saatlerinde toplanmasi.
Kullanim: Sabahlari batarya olarak içtima yapiliyor, aksamlari ve özellikle Cuma aksamlari tüm tugay birlikte toplaniyor. Içtimanin maksadi herkesin nerede olundugunun bilinmesi (nöbette, revirde, görevde, istirahatte, ...) ve firar varsa bir an önce ortaya çikarilmasi. Lakin, günün belki de en sinir bozucu anlari burada yasaniyor, defalarca sayiliyorsunuz, her zaman degisik sayi çikiyor, bir alem yani... Sunun gibi ifadelere kulaklariniz alisacak: "Batarya, sabah içtimasinda bir subay, iki astsubay ve besyüzon er ve erbas mevcudu ile emir ve görüslerinize hazirdir komutanim!"

kadro: Dagitimi yapilmis ve egitimini tamamlamis er, ayni zamanda usta er.
Kullanim: Resmi sayilan bir terim oldugu için herkesin yaninda (kadrolar dahil) kullanabilirsiniz.

komutan: Rütbesi sizden yüksek olanlara (yani herkese) hitap sekliniz.
Kullanim: Çavus ve onbasilara komutanim diye hitap etmeniz lazim. Özellikle etrafta daha üst rütbeli birisi varsa buna itina edin. Komutanlarin hiyerarsisine de dikkat edin. Önce manga komutaniniz gelir (bu bir çavus veya onbasi olabilir), isteklerinizi onu atlayip daha üstteki bir komutana söylemeniz hos karsilanmaz mesela (size sorulmus ise baska tabii)

mamus [okunus: mamush]: kisa dönem dövizli acemi erlere (mehmetciklere) verilen isim, kibarcasi Mehmet Bey.
Kullanim: Kadrolar bunu sizin için kullanacaklar.

manga: 20-25 erden olusan sizin ait oldugunuz en küçük birim.
Kullanim: Her takimin içindeki mangalar numaralari ile anilir. Mesela eger ikinci takimin birinci magasindaysaniz, "ikinin birindenim" veya "ikiye birdenim" dersiniz.

manga basi: mangadan sorumlu er, bu acemilerden birisi ve genellikle en uzun boylu olani.
Kullanim: Manga basina komutan diye hitap etmeyin.

mintika [okunus: mIntIka]: bölge anlamina gelen bu kelime sizin için takim olarak temizliginden sorumlu oldugunuz yer anlaminda.
Kullanim: "Arkadaslar minitkamizi yaptiktan sonra yemege gidecegiz." cümlesinde oldugu gibi yapmak fiiliyle birlikte kullanilir.

poset [okunus: poshet]: yüksek okul mezunu olup da askerligini yedeksubay yerine 8 aylik er olarak yapmayi tercih edenlere takilan isim; çavuslarinizin bir kismi böyle olabilir, yasca diger kadrolardan büyüktürler.
Kullanim: Kadrolarkendi aralarinda kullanirlar ama siz samimiyeti ilerletmeden kullanmasaniz daha iyi olur.

safak [okunus: shafak]: bulundugunuz günü saymadan üniformali uyanacaginiz gün sayisi. Bu kelime oradayken hayatinizin ekseni olacak.
Kullanim: Diyelimki ayin 11'inde terhis olacaksiniz. Ayin 8'inde (uyanir uyanmaz bile) "Safak kac?" diye soruldugunda "Iki!" diye cevap vereceksiniz.

tabur: Bir kaç bataryadan olusan birim. Komutani genellikle bir yarbay.
Kullanim: Ait oldugunuz birimler hiyerarsisinde numara yerine ismi olan ilk birim. Burdur'da Hafif Topçu Taburu, Orta Topçu Taburu ve Özel Tabur olmak üzere üç tabur var.

takim: Bes mangadan olusan birim.

Kullanim: Bataryanin takimlari da numaralari ile anilirlar. Mangadaki kullanim örnegine bakiniz.


arwen 20 Nisan 2006 03:03

Devriye dolaştım durdum
Atışta hedefi vurdum
Doğarken eğitilmişim
Çakı gibi asker oldum

Komutan dedi ki yat,kalk
Talim bitti başlar lak lak
Bir tertip var öyle ******
Tanıdığıma pişman oldum

Tezkereye kaldı aylar
Gevşedi iyice yaylar
Ayakta terlik elde çaylar
Albay görse fırça kayar

Yeni gelmiş şafak sayar
Daha toysun ulan hıyar
Kep kaldırmış yan yan bakar
Bir koyarım yıldız sayar


Misafir 20 Nisan 2006 13:52



Mystic@L 20 Nisan 2006 23:18

Asker Ocağında Bayram Sabahı


Güneş tepelerden sancıyla doğar
Asker ocağında bayram sabahı
İçimi bin türlü acıya boğar
Asker ocağında bayram sabahı

Ne varsa kesilir neşeden hazdan
Şeker şerbet geçmez olur boğazdan
Dökülür gözümden yaşlar birazdan
Asker ocağında bayram sabahı

Tanıdık dost sesi kulaklarımda
Ayrılık bestesi dudaklarımda
Hayalim memleket sokaklarında
Asker ocağında bayram sabahı

Yavukludan gelen sır selamına
Bir kokulu mektup bir selamına
Kaç şarjör boşalır yar selamına
Asker ocağında bayram sabahı

Yanında istersin sırdaşlarını
*****, babanı gardaşlarını
Aşk olsun tutana gözyaşlarını
Asker ocağında bayram sabahı


http://img444.imageshack.us/img444/3002/ih0bns9lb.gif


arwen 21 Nisan 2006 05:07

Askerlik bir nimettir
Vatan aşkı bilene
Yük verir, zahmet gelir
Vatan nedir bilmeyene

Delikanlı dediğin
Borcuna sadık olmalı, askerliğini yapmalı
Kaçacak delik aramamalı
Bileğinin ve yüreğinin gücü sınanmalı

Fedakarlığın, cesaretin ve vatan aşkının
Destanını, kanlarıyla tarihe yazan
Bu toprakları canı ile alan Aslan yüreklilerin
Duruşları ölümü korkutan, atalarımızın
Çektikleri çile, ızdırap ve zorluklar
Biraz olsun soluklanmalı- anlaşılmalı

Askerlikte her şey farklıdır
Arkadaşlık -ayrılık- hasretlik
Her şey olduğundan ağırdır
Duygular yoğun yaşanır
Askerlik insanın olgunlaştırır
Çünkü orası Peygamber Ocağıdır

Ateş olmadan yemek pişmez
Asker olmayana adam denmez
Biz böyle gördük atadan
Sözümüz anlayana
Düşüncesi derin, gönlü engin olanlara
Çayda çıra gelir geçmişiyle işi olmayana
Vatan nedir bilmeyene


Misafir 21 Nisan 2006 09:15

Asker Ocağı
 
ASKER
Gecelerine sis düşmüş asker!
Gündüzleri kan kokan asker!
Uykusuz kirpiklerin donmuş,
Siperine ateş düşmüş asker!
Sevdiğin seni ister,
Düşmanın seni ister.
Geceler pusu kurmuş,
Yalnızlığın yarenlik ister.



Misafir 21 Nisan 2006 13:13

http://www.askerlik.net/images/topics/askerlik_is.jpg

Genelkurmay Başkanlığı, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK) yeniden yapılandırılma çalışmaları çerçevesinde askerlik süresinin 15 Temmuz 2003'ten itibaren indirilmesine karar verdi.
Genelkurmay Başkanlığı Genel Sekreterliği'nden yapılan açıklamada 15 Temmuz 2003 tarihinden itibaren, 18 ay olan askerlik süresinin 15 aya, yedek subaylık süresi 16 aydan 12 aya, kısa dönem erbaş ve erlik süresinin de 8 aydan 6 aya indirilmesinin uygun bulunduğu kaydedildi.
Açıklamada, Sovyetler Birliği'nin çöküşü ve Varşova Paktı'nın dağılmasını takiben azalan konvansiyonel tehdit çerçevesinde, özellikle batılı ülkelerin, silahlı kuvvetlerinin teşkilatını sorgulayarak, tehdidin yerini alan risk ve belirsizlikleri karşılayabilecek, ülke menfaatlerini uzaktan ve başlangıcından itibaren koruyabilecek, hareket kabiliyeti ve ateş gücü yüksek, gerektiğinde süratle büyütülebilen elastiki kuvvet yapıları oluşturdukları belirtildi...

Açıklamada, şöyle denildi:
''Küçülen kuvvetler ve teknolojinin talep ettiği uzman personel ihtiyacı, bu ülkeleri profesyonel ordu kurmaya yöneltmiştir.
TSK, benzer yeniden yapılanma faaliyetlerini esasen devamlı olarak gündemde tutmuştur. Tümen-alay esasına dayalı kuvvet yapısını tugay-tabur esasına çevirmiş, iç güvenlik harekatının gerektirdiği yeniden yapılanma başarıyla gerçekleştirilmiş, subay ve astsubaylarına ilaveten uzman erbaş sistemini tesis ederek profesyonel orduya geçişte mesafe kaydetmiştir. Ancak, soğuk savaşın sona ermesiyle birlikte, bir imparatorluğun çöküşünün yarattığı istikrarsızlık dalgaları, ülkemizi çevreleyen Balkanlar, Kafkaslar ve Ortadoğu'yu sarmış, Birinci Körfez Harekatı, Azerbaycan-Ermenistan Harbi, Balkanlar'daki çatışmalar ve süregiden iç güvenlik harekatına uluslararası terörizm, etnik çatışmalar ve kökten dincilik hareketleri de eklenince TSK, anlamlı bir küçültülmüş kuvvet yapısını gerçekleştirme imkanını bulamamıştır.
TSK, her zamanki sorumluluk duygusu, yurt ve ulus sevgisi içerisinde, ülkemizin menfaatlerinin savunmasını ve ulusal güvenliğimizi, bağrından çıktığı asil ulusumuza en az yük olacak şekilde yerine getirme kararlılığını sürdüregelmiştir. Bütün olumsuz şartlara rağmen, önceden davranış alışkanlığıyla geleceğin daha küçük, daha modern, elastiki ve modüler kuvvet yapısıyla ilgili çalışmaları sürdüregelmiştir.
Şu anda, PKK-KADEK pasifize edilmiştir. Irak İkinci Harekatı'nın askeri bölümü büyük ölçüde tamamlanmıştır. Balkanlar'da, Kafkaslar'da ve Afganistan'da nispi bir istikrar sağlanmıştır. Ancak, Kıbrıs ve Ege sorunlarının politik çözümü henüz gerçekleşmemiştir. Barış gücü, tabii afetlerde halka yardım, istikrar harekatına katılım gibi ulusal ve uluslararası görevlerin kuvvet ihtiyacı da devam etmektedir.
Çizdiğimiz bu tablo çerçevesinde, TSK, temkinli bir yeniden yapılandırma faaliyetini hızlandırmanın zamanı geldiğine inanmaktadır. Bunun ilk adımı olarak, 15 Temmuz 2003 tarihinden itibaren, 18 ay olan askerlik süresinin 15 aya indirilmesi suretiyle mükellef asker sayısının yüzde 17 oranında azaltılmasının uygun olacağı teklifinin hükümete iletilmesine karar verilmiştir. Buna paralel olarak, yedek subaylık süresi 16 aydan 12 aya, kısa dönem erbaş ve erlik süresi 8 aydan 6 aya indirilecektir. Bu azalma, ileride gerçekleştirilecek kuvvet yapısı küçültülmesine de imkan sağlamış olacaktır.''

BAŞBAKAN ERDOĞAN: YARIN DEĞERLENDİRECEĞİZ

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Çorlu TEM Kavşağı-Çevreyolu Kavşağı Duble Yol açılışına katılmak üzere gittiği Çorlu'da gazetecilerin, ''Genelkurmay Başkanlığı'nın askerlik süresinin kısaltılmasıyla ilgili teklifine ilişkin görüşünü'' sorması üzerine, ''Arkadaşlarımızla yarın değerlendirmesini yapıp, gerekli açıklamayı Bakanlar Kurulu toplantısından sonra yapacağız'' dedi.
''Askerlik süresinin kısaltılmasına olumlu mu bakıyorsunuz?'' şeklindeki soruya ise Erdoğan, ''Bakanlar Kurulu toplantısından sonra...'' karşılığını verdi.


Misafir 21 Nisan 2006 19:00

Savaşların meçhul çocuk askerleri
Çanakkale ve İstiklal Savaşı'na katılan çok sayıda çocuk, vatan savunmasında destan niteliğinde kahramanlık örnekleri sergileyerek, ''meçhul çocuk askerler'' olarak Türk tarihinde yerini aldı.
Selçuk Üniversitesi Eğitim Fakültesi Tarih Eğitimi Anabilim Dalı Başkanı, Konya ve Yöresi Tarih Araştırmaları Merkezi Müdürü Prof. Dr. Nuri Köstüklü, yaptığı açıklamada, Türk milletinin vatan savunması verdiği dönemlerde erkek ve kadınlar kadar çocukların da çok önemli görevler üstlendiğini söyledi.
Türk çocuklarının milli bir sorumluluk şuuru içinde gösterdikleri fedakarlıklar, çektiği çileler ve eziyetlerin tam olarak bilinmediğini vurgulayan Köstüklü, Anadolu'nun hemen her köşesinde, özellikle işgal gören yörelerde, çocukların da bir destan niteliğinde kahramanlık örnekleri sergilediğini anlattı.
Çocuk askerler üzerine bir araştırma yaptığını ve elde ettiği bilgileri bazı seminerlerde sunduğunu dile getiren Köstüklü, bunlardan bazılarını şöyle sıraladı:
''Antep savunmasında Kebapçı Said Ağa'nın oğlu küçük Mehmet, Şahin Bey'in oğlu Hayri, şehit Yolağası'nın oğlu Mehmed Ali, arzuhalci Ali Efendi'nin oğlu İsmail gibi 11-12 yaşlarındaki çocukların özverisi göz yaşartıcı boyuttadır. Bu çocuklar Arslan Bey'in başında bulunduğu milis kuvvetlerinin içinde diğer Kuvayi Milliyeciler gibi silahlı olup yeri geldiğinde çatışmalara katıldılar ve çoğu zaman da istihbarat hizmetinde bulundular.

TEK BACAĞI İLE MİLLİ MÜCADELEDE YER ALDI

Bu çocuklardan küçük Mehmet ve İsmail, 1920 yılının Ağustos ayında şehrin durumu ile ilgili orduya dilenci kılığında bilgi götürürken düşman askerlerine yakalandılar ve hiçbir konuda düşman kuvvetlerine bilgi vermediler. Serbest bırakıldıktan sonra ateş açılması nedeniyle küçük Mehmet 4, İsmail ise 9 yerinden yaralandı. Mehmet'in hastanede ayağı kesilerek kurtarıldı. Ancak İsmail hastanede şehit oldu. Bir ayağı kesilen Gazi Mehmet, geri döndükten sonra tek ayağıyla Milli Mücadelede yine görev aldı.''
Köstüklü, bir diğer kahraman Tarsuslu küçük Mehmet'in de mücadelede önemli görevler üstlendiğini belirterek , ''Bu çocuk, Adana cephesinde düşmanla çarpışıldığı zaman Kuvayi Milliye'ye yemek taşır ve postacılık yapardı. Birgün yine vazifesini yaparken kurşun yağmuruna yakalandı. Ağır yaralanan Mehmet, Konya'da tedavi gördü'' dedi.

KAHRAMANLIKLARI TÜRKÜ OLDU

Adanalı çocukların da İstiklal Savaşı'nda milli heyecan ve sorumluluk içinde hareket ettiğini dile getiren Köstüklü, şöyle devam etti:
''12 Haziran 1920'de Fransız ve Ermenilerden oluşan bir grubun Türklere yönelik katliamında, direniş gösteren Türk çocuklarından 10 yaşındaki Mehmet, aldığı kurşun ve süngü yaralarına rağmen hayatta kalmayı başardı, ancak bir bacağını kaybetti. Urfa'da 14 yaşındaki Bozan, Fransızlar kaçarken Kuvayi Milliye önünde harbe katıldı. Bu yavrunun kahramanlığını gören halk, Bozan için türkü bile yaktı. Sebeke dağından indim dereye/Atılıyor bombalar, bilmem nereye/Türk çeteleri dönmez geriye/Be yürü! yürü Bozan Yavrum yürü!/Vursun kırsın Fransızları, aslanım yürü!...''
Köstüklü, Kahramanmaraş savunması sırasında düşmanın önünü kesmesi için kendisine verilen köprü uçurma görevini yerine getiren Sarıca Köyü'nden 14 yaşındaki Ali, milis kuvvetler arasında bir çok yeri dolaşmak suretiyle bilgi alışverişini sağlayan 10-11 yaşlarında Osmaniyeli Niyazi Aykan da Cumhuriyet tarihine adını altın harflerle yazdırdığını ifade etti.

12 YAŞINDAKİ NEZAHAT ONBAŞI

Tabur Komutanı Binbaşı Halit Bey'in kızı 12 yaşındaki Nezahat onbaşının da, bu küçük yaşına rağmen elinde silahı asker kıyafetiyle Türk ordusuyla birlikte çeşitli muharebelere katıldığını anlatan Köstüklü, ''Ata binmesini ve silah kullanmasını çok iyi bilen bu kız çocuğu Milli Mücadele boyunca 70. Piyade Alayı'nın bir mensubu olarak alayla birlikte tam bir asker gibi, cepheden cepheye koştu. Hatta bu Alaya, o bölgede 'Kızlı Alay' denmişti'' dedi.
Köstüklü, Çanakkale Savaşı'na katılan Galatasaray, Konya ve İzmir Liseleri gibi birçok okulun öğrencisinin şehit düştüğünü belirterek, savaşın olduğu dönemde bu üç lisenin mezun bile veremediğini bildirdi.
Vatanın kurtulması için Türk milletinin kadını erkeği ve çocuğuyla tek vücut olarak düşmana karşı koyduğunu ve yabancı unsurları Türk topraklarından attığını belirten Köstüklü, ''Türk çocuğu yeri geldiğinde omzunda silahla cephede savaştı, yeri geldi istihbarat için haber taşıdı, yeri geldi Türk askerine su, ekmek ve mermi götürdü. Bugün kahramanlık destanları yazarak gazi ya da şehit olan bu çocukların birçoğu bilinmemektedir'' dedi.


arwen 22 Nisan 2006 00:28

Nasıl ki bugün ayrılıyorum
Bekle yarın da öyle dönerim
İstemem göz yaşı
Gülsün göz bebeklerin

Sen de gül kahkahalar savurup
Sen de neşe saç bu bahara
Mutluluk bu canım aşkım
Yolculuk kutsal vazifemi yapmaya

Hani kızardım sana bazen
Çok gülüyorsun diye
Bu akşam benimle sonsuzlaşsın o gülüşler
Baksana karşındaki şimdi bir asker

El sallama hüzünle ardımdan küserim
Ben bir rüzgârım belli olmaz nerede eserim
Bugün yağmur sunarım
Yarın şafakla doğan güneşim


Mystic@L 23 Nisan 2006 23:09

Asker Ocağı


Sabah kalk düzelt yatağını giy üstünü 15 dakikada
Burası ana kucağı değil asker ocağı
Bir saat boyunca mıntıka sonra işdimaya
Burası ana kucağı değil asker ocağı

Sabah kahvaltısı beş zeytin çay *****
Öğle akşam yemekte değişik bir koku var
Pilavları hiç karıştırma içinde taşlar
Burası ana kucağı değil asker ocağı

Akşam bot boya birde traş var
Bir yandan soğuk bir yandan rüzgar
Üst değiş saat on deyince herkes yatar
Burası ana kucağı değil asker ocağı

Yağmurda çamurda eğitim yapıyor
Soğuk kış demeden çalışıyor
Çamur içerisinde bıkmadan geziyor
Burası ana kucağı değil asker ocağı

Mektup bekliyor uzaktaki sevdiklerinden
Nöbet tutarken türkü söylüyor içinden
Yarini özlemiş belli oluyor gözlerinden
Burası ana kucağı değil asker ocağı

550 Gün geçer mi geçer diyorlar
Bu askerlik biter mi biter diyorlar
Sayılı günler çabuk geçer diyorlar
Burası ana kucağı değil asker ocağı

Üşümez donmaz yorulmaz asker
Sevdiğinin hasretiyle yanıyor asker
Gün sayıyor şafak sayıyor asker
Burası ana kucağı değil asker ocağı


http://img111.imageshack.us/img111/2676/ata12ji.gif



arwen 24 Nisan 2006 00:03

Saygılar Mutttalip
Sen bildim bileli, bu koyunların arkasında korkuluksun
Hiç işe yaramasan da
Zararın yok ahaliye
Köpek kadar değerin olmadı
Allah zeval vermesin gölgene
Köpek gölgeliği oldun ya!
O da yeter.
Bir koyunlar bildi değerini
Birde anan_
_bir o derdi.. kınalı kuzum


Ayda bir kere düşersen dağdan
Kerpiç duvarlı yıkık odana
Kapıda girmeden karın (Azrail
Maytap patlatır sana

Dün akşamda öyle oldu
Barut kokusu yayıldı geceye
Sanki kalleş bir oyundu
Işıklar yönsüz kapandı secdeye

İki dürümlük kalçasıyla
Top patlatır göğsünde
İnledi tüm kemiklerin çöp sepetinde
Kıçı kırık tazı gibi, kaç dağlara muttalip

Manga manga asker var arkanda
Sırtlarında filintaları
Omuzlarında sırma apoletler
Şöyle yazılı sabıka dosyanda
Vurun, suçlu..
Beş çocuk babası
Azrail den karısı
Ölümdür Özgürlüğe acılan son kapısı)


Misafir 24 Nisan 2006 14:33

Hani asker ölmez diyorlardı.
Hani asker ağlamaz diyorlardı,
İşte ağlıyor,
Hani asker sevmez diyorlardı yarim aklımdan çıkmıyor,
Hani asker ölmez diyorlardı baksa azrailin elinde ismim yazıyor.

Hani sevenler aylrılmaz diyorlardı,
Baksana bir mektup bile gelmiyor,
Hani asker unutulmaz diyorlardı, soranım bile olmuyor,
Hani asker ölmez diyorlardı,baksana azrailin elinde ismim yazıyor.

Hani asker özlemez diyorlardı,
Baksana gözlerim seni arıyor,
Hani asker sevmez diyorlardı,
Yüreğim kan ağlıyor


Mystic@L 25 Nisan 2006 17:01

ASKER SÖZLÜĞÜ
Önemli Kelimeler

aztek: astegmen Kullanim: Etrafta subay yokken çavuslarla falan konusurken kullanabilirsiniz, mesela "aztek Mustafa'ya kil oluyorum" gibi.
batarya: Dört takimdan olusan birim (piyadeler buna bölük diyorlar). Komutani bir yüzbasi. Kullanim: Taburdaki bataryalar numaralari ile anilirlar. Mesela Hafif 3 gibi.
dogan günes: terhis olacaginiz günün sabahi. Kullanim: Diyelimki ayin 11'inde terhis olacaksiniz, ayin onunda "Safak kac?" diye soruldugunda "Dogan günes!" diye cevap vereceksiniz.
içtima: Birligin sayilip komutana mevcudun bildirilmesi icin günün belirli saatlerinde toplanmasi. Kullanim: Sabahlari batarya olarak içtima yapiliyor, aksamlari ve özellikle Cuma aksamlari tüm tugay birlikte toplaniyor. Içtimanin maksadi herkesin nerede olundugunun bilinmesi (nöbette, revirde, görevde, istirahatte, ...) ve firar varsa bir an önce ortaya çikarilmasi. Lakin, günün belki de en sinir bozucu anlari burada yasaniyor, defalarca sayiliyorsunuz, her zaman degisik sayi çikiyor, bir alem yani... Sunun gibi ifadelere kulaklariniz alisacak: "Batarya, sabah içtimasinda bir subay, iki astsubay ve besyüzon er ve erbas mevcudu ile emir ve görüslerinize hazirdir komutanim!"
kadro: Dagitimi yapilmis ve egitimini tamamlamis er, ayni zamanda usta er. Kullanim: Resmi sayilan bir terim oldugu için herkesin yaninda (kadrolar dahil) kullanabilirsiniz.
komutan: Rütbesi sizden yüksek olanlara (yani herkese) hitap sekliniz. Kullanim: Çavus ve onbasilara komutanim diye hitap etmeniz lazim. Özellikle etrafta daha üst rütbeli birisi varsa buna itina edin. Komutanlarin hiyerarsisine de dikkat edin. Önce manga komutaniniz gelir (bu bir çavus veya onbasi olabilir), isteklerinizi onu atlayip daha üstteki bir komutana söylemeniz hos karsilanmaz mesela (size sorulmus ise baska tabii)
mamus [okunus: mamush]: kisa dönem dövizli acemi erlere (mehmetciklere) verilen isim, kibarcasi Mehmet Bey. Kullanim: Kadrolar bunu sizin için kullanacaklar.
manga: 20-25 erden olusan sizin ait oldugunuz en küçük birim. Kullanim: Her takimin içindeki mangalar numaralari ile anilir. Mesela eger ikinci takimin birinci magasindaysaniz, "ikinin birindenim" veya "ikiye birdenim" dersiniz.
manga basi: mangadan sorumlu er, bu acemilerden birisi ve genellikle en uzun boylu olani. Kullanim: Manga basina komutan diye hitap etmeyin.
mintika [okunus: mIntIka]: bölge anlamina gelen bu kelime sizin için takim olarak temizliginden sorumlu oldugunuz yer anlaminda. Kullanim: "Arkadaslar minitkamizi yaptiktan sonra yemege gidecegiz." cümlesinde oldugu gibi yapmak fiiliyle birlikte kullanilir.
poset [okunus: poshet]: yüksek okul mezunu olup da askerligini yedeksubay yerine 8 aylik er olarak yapmayi tercih edenlere takilan isim; çavuslarinizin bir kismi böyle olabilir, yasca diger kadrolardan büyüktürler. Kullanim: Kadrolarkendi aralarinda kullanirlar ama siz samimiyeti ilerletmeden kullanmasaniz daha iyi olur.
safak [okunus: shafak]: bulundugunuz günü saymadan üniformali uyanacaginiz gün sayisi. Bu kelime oradayken hayatinizin ekseni olacak. Kullanim: Diyelimki ayin 11'inde terhis olacaksiniz. Ayin 8'inde (uyanir uyanmaz bile) "Safak kac?" diye soruldugunda "Iki!" diye cevap vereceksiniz.
tabur: Bir kaç bataryadan olusan birim. Komutani genellikle bir yarbay. Kullanim: Ait oldugunuz birimler hiyerarsisinde numara yerine ismi olan ilk birim. Burdur'da Hafif Topçu Taburu, Orta Topçu Taburu ve Özel Tabur olmak üzere üç tabur var.
takim: Bes mangadan olusan birim. Kullanim: Bataryanin takimlari da numaralari ile anilirlar. Mangadaki kullanim örnegine bakiniz.



arwen 27 Nisan 2006 04:39

Ben bir asker
Ayrılık ise bir subay
Koşturuyor beni uzaklara
Senden uzaklara

Ben bir askerim
Ona sözüm geçmez
Ne diyeyim, onu
Başıma komutan yapan

Kader utansın.


Misafir 27 Nisan 2006 21:37



Mystic@L 27 Nisan 2006 22:02



şafak kaçta ASKERİM..
ekmeğim suyum helalim..
sen nöbette duruken..
ben Seni BEKLERİM !



http://img176.imageshack.us/img176/6038/ih0bns3zl.gif


Misafir 27 Nisan 2006 22:21

Asker Ocağı
 
Hani asker ağlamaz diyorlardı,
İşte ağlıyor,
Hani asker sevmez diyorlardı yarim aklımdan çıkmıyor,
Hani asker ölmez diyorlardı baksa azrailin elinde ismim yazıyor.

Hani sevenler aylrılmaz diyorlardı,
Baksana bir mektup bile gelmiyor,
Hani asker unutulmaz diyorlardı, soranım bile olmuyor,
Hani asker ölmez diyorlardı,baksana azrailin elinde ismim yazıyor.

Hani asker özlemez diyorlardı,
Baksana gözlerim seni arıyor,
Hani asker sevmez diyorlardı,
Yüreğim kan ağlıyor


Misafir 27 Nisan 2006 22:28

ASKER
Ana yüreği,dayanmaz evladını göndermeye
Sağ tarafına oturur bir sancı
Kara topraklara gireceğini bile bile
Esirgemez vatan sevgisini yüreğinden
Refağa kavuşmasını ister her zaman ana yüreği...


Misafir 28 Nisan 2006 01:01




Kardeşim Allaha Emanet Ol...Ardından da Ben Geliyorum..

Ayrılmak Zor Biliyorsun Sende Ama...


:turkiye:VATAN BORCU NAMUS BORCU:turkiye:..




arwen 28 Nisan 2006 01:01

Hoyrat bir rüzgar eser başımda, boğucu ve soğuk
Hesapsız sorgular ve sorular hücum eder yüreğime
Saldırıya uğramış zavallı asker gibi üzgün ve donuk
Beklerim infazımı, beklerim idamımı günden güne


Mystic@L 28 Nisan 2006 13:57

Asker Anasıyım

Asker Anası
Dün gece uğurladım seni,
Vatana asker ettim.
Cama dayalı başın,
Ağlayamadan bakışın,
Yüreğimi dağlayışın,
Gözlerimden gitmiyor.
Ben asker anasıyım,
Ağlama demeyin bana....
Asker eyledim vatana,
Sütüm helal olsun sana,
Ben asker anasıyım.
Bir emanetin var bende,
gözün arkada kalmadan git sen de,
eşin benim desteğim bu zor günde,
Ben asker anasıyım!
Sana hasretim her zaman,
Cağlayacak sular gibi,
Vatan borcun namus borcun
Deyip yolunu gözleyeceğim,
Ağlama demeyin bana,
Bitecek bu günler ve hasret,
Kavuşacağım sana,
Ben asker anasıyım!





arwen 29 Nisan 2006 02:12

Suskundu
Cami avlusunda bir köşeye çöken ana
Gözlerinden yaş gelmiyordu
Kurumuştu pınarları
Bağrı yanıyordu...

Bakıyordu ama sanki kimseyi görmüyordu
Gözünün önünde oğlunu asker ocağına
Vatan kucağına yolcu edişi vardı
Gururla yollamıştı Şırnağa

_____Dün gece yavrumu rüyamda gördüm
_____Yün çorap istedi o sabah ördüm
_____Zarfa Şırnak yazıp postaya verdim
_____Askerin anası erinmezimiş

Biliyordu ki!
Oğlu vatanına hizmet edecek
Biliyordu ki!
Oğlu asker ocağını
Ana kucağından tatlı bilecek...

Yemin töreninde oğlunu izlerken
Göğsü kabarmıştı
Bu günleri gösterdiği için
Yaradanına dua etmişti...

Elini koynuna attı
Oradaydı oğlunun son emaneti
O sabah postacı getirmişti
Üzerinde göz yaşının izi vardı
Belli ki;
Ağlamıştı oğulcuğu yazarken
Bir de resim koymuştu zarfa...

Anam diyordu mektubunda
Terhisime az kaldı
Ama bilesin ki
Oğlun doymadı vatanına hizmete
Keşke!
Bir daha alsalar beni askere...

_____Yanası yanası ciğer yanası
_____Yansa da ağlamaz şehit anası
_____Ananın yaktığı asker kınası
_____Kıyamete kadar silinmezmiş

Hiç düşünmemişti
Oğlunun;
Vaktinden önce terhis olacağını
Al kanının, beyaz karı boyayacağını
Bedeninin ay yıldızlı bayrağa sarılacağını...

Hiç düşünmemişti
Bir cami avlusunda
Oğluna hakkını helal edeceğini
Onu şehit mezarlığına defnedeceğini
Oğlu yerine soğuk mezar taşını
Sevip okşayacağını, konuşacağını...

Hiç düşünmemişti
Şehit anası olacağını...


_____Zamanı tez geçti üç ay kalmıştı
_____Kuşkunun yerini umut almıştı
_____Cansız hayalim diye resim salmıştı
_____Belkide gidipte gelinmezmiş

_____Soğukmuş oralar her taraf karmış
_____Dağlar amansızmış,yolları darmış
_____Bastığı yerde de bir mayın varmış
_____Toprağa basarken bilinmezmiş

_____Nöbete giderken gününü saymış
_____Az değil uz değil tam ondört aymış
_____O gece görmedik bir yıldız kaymış
_____Yıldız sahibine görünmezmiş

_____Al kanları beyaz kara dökülmüş
_____Kol kopmuş yavrumun topuk sökülmüş
_____Duydum ki ciğerim ölürken gülmüş
_____Halbuki ölürken gülünmezmiş


Mystic@L 30 Nisan 2006 11:07

Ölüme Asker


Ağzının düşman dediğine yüreğin acırdı
Sorardı aklın neden diye
Ölümün vekaletiydi taşıdığın
Senin de vicdanın vardı be asker

Taşıdığın tüfek ağır gelirdi omuzlarına
Kurşunları kendinden ağırdı tüfeğinin
Vurduğunun da yüreği vardı
Vurduğunun da bekleyeni vardı be asker

Bir kendine acısan bir düşmanına acırdın
Tek fark safındı belki de
Aradaki çizgiydi seni ondan ayıran
O da başkalarının çizgisiydi be asker

Hiç istemezdin öldürmeyi
Zaten karıncayı bile incitemezdin
Ama karsı karsıya geldiğinde mecburdun
Düşmanını öldürmeye, kurşundan değildin be asker

Seninki de candı be asker
Taşıdığın yürekti
Sevdiğin vardı sevenin vardı
Senin de bekleyenin vardı be asker.



arwen 4 Mayıs 2006 01:55

İnsan bekler olduysa kışı, nerde diye ölesiye
Geçip giden günleri hiç istemeden yaşıyorsa
Ya da takvimdeki çentiklerin insafına kalıyorsa
Sayılı gün derdindedir, bekler ki geçiversin.

Sanki yitip giden ömür değil, insan değil
O denli sabırsızdır, zaman akıp gitmelidir.
Akrep mi kovalar yelkovanı,
Usulca akan kum saatinin kumları mı
titreşmelidir idam mahkumuna dömüş zihninde,
Bilemez olur insan!
Bilemez ne akrep, ne yelkovan!

Önce yapraklar sararmalı, teker teker düşmeli her biri
Her düşen yaprakla bir kalp atışı zaman geçmelidir
Sonra da süpürmelidir rüzgar binbir türlü hışırtıyla
Yüreği yanık kaldırımları.

Gelmeli artık kış, bir an önce gelmeli
Hayat, insana bir pusu; bazen kıştır beklenen,
Bazen de bir sevgili...
Gün olur, bir kışa avuç açar yürek,
Soğuk, donuk bir kışa...
Ve bu kış bir asker daha eve dönecek,
Bir asker daha!


arwen 6 Mayıs 2006 04:17

Sistemler çöktü akşam şafağında,
Ne psikoloji var nede moral burada,
Herşeyim alt-üst olmuş artık,
Kafayı yemek üzereyim asker ocağında.

Yanaşık düzen eğitimi aklımdan çıkmıyor,
Şafak saymıyorum çünkü zaman geçmiyor,
Tek başarım sürünme, hatam olmuyor,
Ömrüm yat-kalk ile geçmiş asker ocağında.

Dans ederiz, dansın adı komando dansı,
Vermiş Allah'ım böyle bir şansı,
Bir ayrılık var Allah'ın belası,
Yoksa güzel herşey asker ocağında.


Mystic@L 6 Mayıs 2006 14:07

Kahraman Asker



En derin imanın en derin gücün
Sahibi kudreti kahraman asker.
Baş kaldırsa düşman bu topraklara
Çarpışır onunla kahraman asker.

Serden geçmez canından vazgeçer o
Namusu göklerde ay yıldızdır o
Kanı akar canı çıkar ölmez o
Ebedi gönülde kahraman asker.

Bir kişisi bin düşmana bedeldir
Coskun,coşkun akan bulanık seldir
Onun için vatan en güzel yardir
Sevgisi gönülde kahraman asker.

Sıladan bir haber alırsa eğer
Onun için en güzel duyguymuş meğer
Ondaki yücelik göklere değer
Arşa çıkar güçlü kahraman asker.

Sadık yari kara toprak olsa da
Dört bir yanı hainlerle dolsa da
Hazan vurup çiçekleri solsa da
Cennet bahçesinde kahraman aske


arwen 6 Mayıs 2006 19:27


YARINA NE KALDI

Bir çocuk düşmüş mermilerin ardından,
Savaşın kara yüzüne dağılmış bedeni.
Bir asker doğrultmuş silahını duruyor...
Karanfil takmış tüm ufuklar yakasına.
Cellatlar nişan almış,
Vuracak geleceğimizi.
Namuslar ayaklar altında,
Barış ayaklar altında...
Kan içinde yüzüyor kuğular,
Gözleri nemlenmiş anaların.
Tandırda kor olmuş yürekleri.
Petrolün mavisine sevdalanmış birileri,
Birilerinin mavi gözleri kan çanağı,
Mavi gözler açılmıyor artık.
Hamile bir kadın...
Barış kokan,çiçek kokan,
Yeni bir dünya kokan
Bebek getirecekti ellerimize.
Onu da vuruyor savaş mavzeri!
Şiirler suskun,küskün şarkılar...
Yarına ne kaldı?
Yaşam artık makberde.
Makberdekilerdeydi tüm umutlar.


Mystic@L 7 Mayıs 2006 22:14

Asker Oğul

Uyurken seyrettiğim, o yatak boş şimdi...
Uzaklardan kokun gelmez oldu, asker oğul...
Gözpınarım dolu dolu, baba yüreğim incindi,
Kirpiklerin arasından sel akar asker oğul...

Evladın ayrısı mı olur, birine kıyamam,
Seni görmezsem bu dünyaya doyamam,
İçime akar gözyaşım, huzur bulamam,
Kavurdu ciğerimi, hasretin asker oğul.

Aklıma düşersin, burnum sızlar, gizlice ağlarım,
Islak yastık bak, bir alem benim sabahlarım,
Minik eller boynuma sarılır, geceleri sayıklarım,
..........


arwen 9 Mayıs 2006 03:41

Bugün seni hiç düşünmedim
Sabah uyandığımda
Seni gördüğüm rüyayı hatırladığım o an
Ve sana yazdığım şu gecenin geç vakti dışında

Haberlere baktım biraz
-Hani ajans diyor eskiler -
Japonya'da deprem olmuş,
Irak'a asker gönderiyormuşuz

Sonra kitap okudum bir ara
Biraz roman biraz şiir

Bugün seni hiç düşünmedim
Kanallarda haberini arasam,
Ya da okuduğum şiirlerden ikimize pay çıkarsam da
Bugün seni hiç düşünmedim
Sabah uyandığımda
Seni gördüğüm garip rüyayı hatırladığım zaman
Ve sana yazdığım gecenin şu geç vakti dışında


Mystic@L 11 Mayıs 2006 22:46

Oğlum Asker Oldu Bakın Komşular

Oğlum asker oldu bakın komşular
Bizi korumak için gidiyor şimdi
Yüreğim bir kuş uçacak sanki
Oğlum asker oldu bakın komşular

Git yavrum git yüreğim yansın
Sende bizim gibi şehit evladısın
Ben onu bunca yıl bu vatanda büyüttüm
Yavrum asker oldu bakın komşular

Gidiyorsun yavrum belki geri dönmezsin
O asker tugayında garip türkü söylersin
Kafire boyun eğme bu hakkıma girersin
Yiğidim asker oldu bakın komşular

Tam yirmi sene oldu hep gözümün önünde
Tığ gibi delikanlı yolluyorum sizlere
Utanma yavrucuğum aç kaldığında söyle
Yetimim asker oldu bakın komşular

Orada kızarlarsa sende onlara kızma
Benim gibi kaç ana yolladı bu amaçta
Yüreğim alevlendi tıkandım bu yamaçta
Evladım asker oldu bakın komşular

Elim başımda her gün gözyaşları dökerim
Yavrum unuttu sanma seni hayal ederim
Keşke gücüm yetseydi koşar sana gelirim
Bu vatan hepimizin nasıl sitem ederim
Cıvanım asker oldu bakın komşular

Oğlum askerlik bitince eğlenme koş hemen gel
Yüreğimin yarası ancak seninle biter
Gözyaşımda resmini görürde gönlüm tüter
Her adımımda seni hep seni hayal eder
Mehmet cik asker oldu bakın komşular





arwen 12 Mayıs 2006 02:41

TERMİNALDE
Kimi yolcusunu bekler,
Terminalde, terminalde.
Kimisi derde dert ekler,
Terminalde, terminalde.

Aşklar biter, aşklar başlar,
Sel olur da akar yaşlar.
Hasret biter, hasret başlar,
Terminalde, terminalde.

Otobüsler sıra, sıra
Kalplerde açılır yara,
Asker yollar atar nara,
Terminalde, terminalde.

Gidene eller sallanır,
Sevgi tatlanır, ballanır.
Nice yürekler dağlanır,
Terminalde, terminalde.

Yolculuklar burda başlar,
Otobüsler kalkar, işler.
Hayallere konur taşlar,
Terminalde, terminalde.

Yakın yola giden gelir,
İnce hasret nedir bilir.
Kimi acılarla kalır,
Terminalde, terminalde.



Mystic@L 13 Mayıs 2006 10:57

Asker

Gecelerine sis düşmüş asker!
Gündüzleri kan kokan asker!
Uykusuz kirpiklerin donmuş,
Siperine ateş düşmüş asker!
Sevdiğin seni ister,
Düşmanın seni ister.
Geceler pusu kurmuş,
Yalnızlığın yarenlik ister.

Biz, kurduk düğünü halay’ı
Davulcu,kemani bekliyor,alayı
Mendil yetişmiyor,bekletme anayı
Tezkere,başına taç olsun asker

Nizamiye çıkışı etrafına bakın
Küfür etme maviye,yeşile sakın
Kutsal emanetidir,ulu ecdadın
Şerefli sancağı,öpte gel asker


arwen 17 Mayıs 2006 01:23

SELAM OLSUN

Şöyle bir ateş yakmalı yüce dağ başında
Bir manga mehmetçik geçmeli önümüzden
Bot gıcırtıları arasında,titreterek yeri,
Arkasından gıptayla bakmalı, dağlardan zor gelenlerin,
Toprağı namus, uğruna ölümü uyku bilenlerin.
Şahadete erip yüreklere geri dönenlerin,
Arkasından imrenip bakmalı aslında;
Bayrağa sarılmışların önünde,dimdik yürüyenlerin,
……kardeşide asker,vatan sağolsun diyenlerin.
Şöyle bir selamlamalı yürekten
Barış için ölüme sıraya girenleri.
Gülümseyerek ölenleri
Bir selamlamalı yeniden,
Özgürlüğün kadrini bilenleri.
Tekrar,tekrar ellerinde çiçeklerle ölenleri.
Selamlamalı selam olsun diyenleri..


Mystic@L 17 Mayıs 2006 18:24

Asker Yolladım


Soğuk havada simit sattım..
Oglumu asker yolladım..
Cebine on beş lira harçlık kattım
Ben oğlumu asker yolladım..

Yoktur oğlumun ardından konuşanı..
Hep baş üstünde tutmuştur vatanı..
Toros yaylalarının koyun çobanı..
Ben oğlumu asker yolladım...

Topraktan çıkardı hep ekmeğini...
Elinden eksik etmezdi tesbihini,
Sırtına dayamış siyah valizini..
Ben oğlumu asker yoladım...

Kız istedi.oğlanı damat ettim..
Ondan vatanı uğruna savaşmasını istedim..
Gerekirse canını ver dedim...
Ben oğlumu askere yolladım..

Ben şehid anasıyım,acıyın...
Oğlum şehidi olmuş bu vatanın...
Kurşunu adi bir teröristin,insafsızın..
Ben oğlumu şehid yolladım...





KafKasKarTaLi 18 Mayıs 2006 00:33

ASKER OCAGI

Sabah kalk düzelt yatağını giy üstünü 15 dakikada
Burası ana kucağı değil asker ocağı
Bir saat boyunca mıntıka sonra işdimaya
Burası ana kucağı değil asker ocağı

Sabah kahvaltısı beş zeytin çay *****
Öğle akşam yemekte değişik bir koku var
Pilavları hiç karıştırma içinde taşlar
Burası ana kucağı değil asker ocağı

Akşam bot boya birde traş var
Bir yandan soğuk bir yandan rüzgar
Üst değiş saat on deyince herkes yatar
Burası ana kucağı değil asker ocağı

Yağmurda çamurda eğitim yapıyor
Soğuk kış demeden çalışıyor
Çamur içerisinde bıkmadan geziyor
Burası ana kucağı değil asker ocağı

Mektup bekliyor uzaktaki sevdiklerinden
Nöbet tutarken türkü söylüyor içinden
Yarini özlemiş belli oluyor gözlerinden
Burası ana kucağı değil asker ocağı

550 Gün geçer mi geçer diyorlar
Bu askerlik biter mi biter diyorlar
Sayılı günler çabuk geçer diyorlar
Burası ana kucağı değil asker ocağı

Üşümez donmaz yorulmaz asker
Sevdiğinin hasretiyle yanıyor asker
Gün sayıyor şafak sayıyor asker
Burası ana kucağı değil asker ocağı




Saat: 21:18
Sayfa 1 / 2

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık