![]() |
http://img101.imageshack.us/img101/1723/asker1xe.gif Bastığın yerleri 'toprak!' diyerek geçme, tanı! Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı. Sen şehid oğlusun, incitme, yazıktır, atanı. Verme, dünyâları alsan da bu cennet vatanı. Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda? Şühedâ fışkıracak toprağı sıksan, şühedâ! Cânı, cânânı, bütün varımı alsın da Hudâ, Etmesin tek vatanımdan beni dünyâda cüdâ http://img20.imageshack.us/img20/4906/300pxturkasker2vd.jpg BIZIM ASKER Davul zurna yolcu ederiz seni En büyük asker bizim asker Emri vazife eyler isen eğer Melekler seni korur asker Arınırsın ocakta,sivil esvaptan Kolaylık dileriz sana Allahtan Korkma sakın gölgeden,karanlıktan Nöbetin kolay olsun asker Çok ararsın annenin aşını Olmaz bu kadar diye sallama başını Taşına dikkat et, kırma sakın dişini Salla kaşığı mercimeğe afiyet olsun asker Eksik etme bizden nameni Boşa gitmesin,vatanını emeği Unutma sakın,dostlarım demeyi Sigaranı arkadaşın ile böl'de iç asker Duygu selidir biliriz askerlik Arkadaş muhabbeti ile olur dirlik Hangi kıtadasın,birliğin hangi birlik Şiirine,türküne dökte yaz,gönder asker http://img101.imageshack.us/img101/1621/vatan255iy.jpg HANI ASKER ÖLMEZ DIYORLARDI Hani asker ağlamaz diyorlardı, İşte ağlıyor, Hani asker sevmez diyorlardı yarim aklımdan çıkmıyor, Hani asker ölmez diyorlardı baksa azrailin elinde ismim yazıyor. Hani sevenler aylrılmaz diyorlardı, Baksana bir mektup bile gelmiyor, Hani asker unutulmaz diyorlardı, soranım bile olmuyor, Hani asker ölmez diyorlardı,baksana azrailin elinde ismim yazıyor. Hani asker özlemez diyorlardı, Baksana gözlerim seni arıyor, Sevgili Kardeşim Moriquendi... Hepimize farz olan Vatani Görevde Allah Yardımcın olsun. Hayırlı teskereler... |
|
ASKER OCAGI Kim bilir kaçıncı nöbetinde saklanır gözyaslarin. Kaç defa parola sordun, can ciger arkadaşına. Yat, kalk, sürün muhabbettini kaç kez kapattın. Birde hasret kokan resimlerin üstünü. Kim bilirkaç defa saydın yerdeki taşları. Gece yarısı ışıklar söndügünde yarım kaldı, Baştan saydın her seferinde. Tipkı kogus kontrolü yaptıgın gibi. Sevmedin belki kaşıgını, çatalını, Her yemek vakti ana yemegi tüttü burnuna. Huyunu suyunu sevmedin bu toprakların. Unutma sen askersin, orası asker ocagı. |
TÜRK ORDUSU TÜRK MİLLETİ'NİN ŞEREFİDİR TÜRK ORDUSU TÜRK MİLLETİ'NİN ŞEREFİDİR Tarihin bilinen en eski düzenli ordusunu Türkler kurmuştur. Doğuştan bir askeri zeka ve kabiliyete sahip olan Türklerin ismi, tarih boyunca “asker” kelimesiyle bir arada kullanılmıştır. Bu yüzdendir ki; “Her Türk asker doğar!” terimi yabancı milletlerin bile kabullendiği bir cümle olmuştur. Milli varlığımızın teminatı olan Türk Silahlı Kuvvetleri, Ulu Önder Atatürk'ün izinde emin adımlarla ilerlerken onun kendisine miras bıraktığı üstün seciyeyi, kişilik ve ahlak özelliklerini de büyük bir gurur ve liyakatla üzerinde taşımaktadır. Bu değerli emaneti gelecek nesillere aktarmayı şerefli bir görev kabul etmektedir. Türk Silahlı Kuvvetleri, iç ve dış düşmanlara karşı, ülkemizin varlığının ve bekasının en büyük teminatıdır. Bu şerefli kurum, milli varlığımızı korumak için yüzbinlerce şehit vermiş, tarihi şanlı zaferlerle dolu bir ordunun mirasçısıdır. Yüksek karakterini ve üstün seciyesini Türk'ün ayak bastığı her karış toprakta tarih boyunca ispatlamıştır. Ordumuza Duyulan Sonsuz Güven Ülkemiz üzerinde sinsi emeller besleyenlerin faaliyetlerini bugüne kadar hep boşa çıkarmış olan Türk Silahlı Kuvvetleri, dün olduğu gibi bugün de pusuda bekleyen düşmanlarını fiili bir saldırıya girişmekten caydırmakta, kahramanlığı, vatanseverliği ve askeri dehasıyla tüm dünyanın hayranlığını kazanmaya devam etmektedir. Şanlı Türk ordusu bugüne kadar, hiçbir karşılık beklemeksizin memleketimizin ve milletimizin hayrını, güvenliğini ve bütünlüğünü gözetmiş; tüm kurumlarıyla Cumhuriyetimiz'in, laikliğin, hukukun ve demokrasinin savunucusu olmuştur. Her türlü siyasi tartışma ve çekişmenin üstünde yer alan mukaddes bir kurum olan Türk ordusu, Türk Milleti'nin sahip olduğu toprakları işgalcilerin elinden kurtarmış ve Cumhuriyet tarihi boyunca da bu toprakları her türlü iç ve dış düşmana karşı kahramanca müdafaa etmiştir. Büyük Önder Atatürk’ün, "Ordumuz; Türk topraklarının ve Türkiye idealini tahakkuk ettirmek için sarfetmekte olduğumuz sistemli çalışmaların yenilmesi imkansız teminatıdır" ifadesiyle de dikkat çektiği gibi, Ordumuz varlığımızın en önemli güvencesidir. Şanlı Tarihimiz Şanlı Türk ordusu, Önce Balkan Savaşları'nda büyük bir Slav ittifakıyla; sonra I. Dünya Savaşı yıllarında, Çanakkale'de, Kut-ül Amare'de, Süveyş'te, Kafkasya'da dünyanın en güçlü ordularıyla; ardından Kurtuluş Savaşı'nda İngiliz desteği ile Anadolu'yu işgal eden Yunan ordusuyla savaşmış ve böylece tüm bu toprakları o asil kanıyla sulamış bir ordunun mirasçısıdır. Ardından, sahip olduğu üstün yetenekler, disiplin ve kararlılığı ile Avrupa'nın yayılmacı güçlerini frenleyen, II. Dünya Savaşı yıllarında tüm Avrupa'yı işgal eden Hitler'i dahi caydıran, Sovyet tehdidine karşı dimdik ayakta duran, Kore'de kahramanlık destanları yazarak tüm dünyanın gıptasına mazhar olan, Kıbrıs'ta gözüpekliğini ve kararlılığını tüm dünyaya göstermiş bir ordudur. Türk ordusu şanlı bir geçmişe dayanmaktadır ve bugün de hala aynı vasıfla Türkiye Cumhuriyeti'nin en büyük güvencesi olmaya devam etmektedir. Bu ise, kuşkusuz vatanını ve devletini seven her Türk'ün göğsünü kabartmaktadır. Milletimizin ordumuza olan inancı ve güveni tamdır. Yapılan tüm kamuoyu anketlerinde Türk Silahlı Kuvvetleri'nin, milletimiz tarafından "ülkenin en güvenilir kurumu" olarak gösterilmesi de bunun bir ifadesidir. Türkiye’nin Stratejik Önemi ve TSK Türkiye, dünyanın en hassas coğrafyasında yer alan bir ülkedir. Türkiye'nin üç ayrı dış politika yönü, yani Ortadoğu, Balkanlar ve Kafkasya, onyıllardır süren çatışmaların ve önümüzdeki onyıllarda süreceği aşikar olan çıkar mücadelelerinin odak noktalarıdır. Sahip olduğu güçlü Osmanlı mirası, stratejik konum, doğal zenginlikler, Türkiye'yi pek çok dış gücün hedefi haline getirmiştir ve getirmeye devam etmektedir. Bu tehditlere karşı Türkiye'nin en büyük güvencesi ise, her zaman kahraman Türk Silahlı Kuvvetleri olmuştur. Geçmişe baktığımızda, kurulduğu günden bu yana Türkiye Cumhuriyeti'nin dış düşmanlar tarafından tehdit edildiğini ve her defasında Türk Silahlı Kuvvetleri'nin kahramanca mücadelesi ve basiretli taktik ve stratejileri vesilesiyle bunları bertaraf ettiğini görebiliriz. Komutanlarımızın İsabetli Kararları Türk Silahlı Kuvvetleri sadece askeri gücüyle değil, aynı zamanda Türkiye'nin stratejik meseleleri konusundaki birikimi ve çalışmaları ile de ülkemizin güvencesi olmaya devam etmektedir. Ordumuzun kurmay kadroları, Türkiye'nin tüm milli meselelerini dikkatle izlemekte, etüt etmekte ve bu meselelerde izlenmesi gereken politikalar konusunda sivil otoriteye yardımcı olmaktadır. Örneğin Kıbrıs meselesinde Türkiye'nin KKTC'ye ve Cumhurbaşkanı Sayın Rauf Denktaş'a verdiği destekte, TSK'nin bu hassas konudaki isabetli analizlerinin ve öngörülerinin büyük rolü vardır. TÜRK'ÜN YÜKSEK SECİYESİ Bir milletin devlet kurma ve bu milleti yaşatma yeteneği hiç şüphesiz, o milletin kendisine has değerlere sahip olmasıyla ilgilidir. Türkler'in devlet kurma ve yaşatmadaki başarısını anlayabilmek için Türk kültürünü, vatan ve millet anlayışını, hâkimiyet gücünü, idarî ve askerî yapılanmasını yakından tanımak gereklidir. Türk Milleti sadece kendisi için değil, hâkimiyeti altındaki tüm milletler için de Türk'e yakışır şekilde hareket etmiştir. Osmanlı Milleti'nin bugün üç kıt'aya yayılmış, üzerinde 35 milletin kurulduğu büyük bir coğrafyayı ve değişik milletleri barış içerisinde, 600 yılı aşan bir süre bir arada tutmasının özünde Türk'ün yüksek seciyesi yatar. TÜRKLER'DE ASKERLİK Türkler'in birçok özelliklerinin yanında en fazla ön plana çıkmış yönleri de iyi birer asker olmalarıdır. Çok eski devirlerden beri çeşitli adlarda devlet kurmuş olan Türk Milleti'nin temeli düzenli bir askeri teşkilata dayanır. Askerlik ilk önce Türkler'de bir meslek, sonra da milli bir görev olmuştur. Türkler, mükemmel askeri kuruluşları ve değerli komutanları sayesinde varlıklarını ve bütünlüklerini dünyaya tanıtmışlardır. Türk askeri cesur, feragat sahibi, disiplinli ve saygılıdır. Kanunî devrinde Avusturya sefiri olarak İstanbul'da bulunan Büsbek (Busbecq), Türk askerlerinden ve ordu kuruluşlarından şöyle söz eder: "Türkler, sefer esnasında sabırlı, tahammüllü ve iktisatlı hareket ederler. Türk sistemini kendi sistemimizle mukayese edince istikbalin başımıza getireceği şeyleri düşünerek titriyorum. Bu ordu galip gelecek ve payidar olacak, biz ise mahvolacağız. Çünkü Türkler hiç sarsılmamış kuvvete sahip oldukları gibi, kendilerine has zafer itiyatları, meşakkatlere tahammül kabiliyeti, intizam, disiplin, kanaatkarlık ve uyanıklık var." Türk askerlik ruhunun ölmezliğini bilmeyen yabancılar, İstiklal Savaşı'ndaki zaferimizi "Türk mucizesi" diye adlandırdılar. Türkler'de özellikle şehitlik ve gazilik mertebeleri kutsaldır. Allah yolunda, din, vatan ve millet uğrunda savaşırken ölenlere "şehit", sağ kalanlara da "gazi" denir. Yüce Allah Kur'an-ı Kerim'de: "Allah yolunda öldürülenleri sakın 'ölüler' saymayın. Hayır onlar Rableri katında diridirler rızıklanmaktadırlar." (Al-i İmran Suresi, 169) buyurmuş ve şehitlerin ölmezliğini ifade etmiştir. Türk Milleti, "ölürsem şehit, kalırsam gazi" inancı ile tarihte büyük zaferler kazanmış, son olarak İstiklâl Harbi de bu inançla kazanılmıştır. İSLAM DİNİNİN MUHAFAZASI İÇİN Hiç şüphesiz Türk Milletlerinin kuruluş ve gelişmesinde etkili olan diğer bir unsur askeri teşkilatlanmadır. Tarih boyunca Türk orduları diğer tüm milletlerin imrendiği ve aynı zamanda korktuğu, çekindiği bir ordu olmuştur. Aynı zamanda Türk askeri düşmana korku, dostuna ise büyük güven vermiştir. "Kılıç, Türkler'in elinde bulunduğu sürece senin dinîne zeval yoktur." İmam-ı Azam'da Türklerin bu özelliğini şöyle belirtmiştir. Türk ordusu hem teşkilâtlanma hem de savaş düzeni açısından kendine has özelliklere sahip olmuştur. Türkler askerlik alanında birçok milleti etkilemiş, savaş gereçleri, giyim kuşam ve askerî nizam gibi konularda pek çok yenilikler getirmişlerdir. Atı bir savaş aracı olarak da kullanan Türkler, bu sayede büyük bir hız ve manevra kabiliyeti elde etmişler, kısa zamanda geniş coğrafyalara hâkim olmayı başarabilmişlerdir. Türk silâhları da ordunun hareket kabiliyetine uygun olarak hafif ve etkili silâhlardandır. Özellikle Türk okları, kılıçları ve zırhları hafif fakat etkili vasıflarıyla, Türk askerînin vazgeçilmez silâhları olmuştur. Türkler, at üzerinde hareket hâlindeyken bile bu silahları büyük bir ustalıkla kullanabilmişlerdir. Türk silâhları çeşit ve nitelik bakımından, zaman içerisinde gelişip çoğalmış, ancak askerî teşkilât ve savaş taktiği, temel özelliklerini, bütün Türk Milletlerinde muhafaza etmiştir. Merkez, sağ ve sol kollardan oluşan ordu, savaş düzeninde kendine has taktiklere başvurarak, kendinden çok daha büyük orduları dahi bozguna uğratmayı bilmiştir. Düşmanın imhası ile kesin sonuç alınan bu savaş taktiği "bozkır taktiği", "turan taktiği" ve "bozkurt taktiği" gibi çeşitli adlarla tarihe geçmiştir. Sahte ricat ile düşman ordusunu merkezden uzaklaştırıp, pusuya düşürmeyi esas alan bu taktikte, sağ ve sol kollar düşman ordusunu bir hilâl içerisine alarak, imha eder. Bu taktik İslâm öncesinde olduğu gibi, İslâmî dönemde de başarıyla uygulanmıştır. Dandanakan Savaşı'nda, Malazgirt Meydan Muharebesinde, Miryakefalon'da, Mohaç'ta ve hatta Başkomutanlık Meydan Muharebesi'nde bu taktik başarıyla tatbik edilmiştir. Türk Milletlerinin kuruluşu ya da İstiklalinde bu savaşların bir dönüm noktası olduğu gözden uzak tutulmamalıdır. HALK ORDU, ORDU DA HALKTIR! Yukarıda belirttiğimiz gibi Türk Milletlerinde belirli devlet ve askerlik düzeninin pek fazla değişmediği görülür. Bir devlet yıkıldıktan sonra yerine kurulan devlet hemen hemen aynı teşkilâtı devam ettirmiştir. Çünkü Türkler'de halk ile ordu düzeni aynıdır. Özellikle barış zamanında sivil ve asker diye bir ayırım yapılmamaktadır. Bu sebepten ünlü kültür tarihçimiz Bahaeddin Ögel haklı olarak Türkler'de "halk ordu, ordu da halktır" demiştir. Dolayısıyla aynı halka, yani aynı kültür ve geleneğe dayanan yeni Türk Milleti'nde teşkilât özelliklerinin devam etmesi tabiîdir. Bütün Türk Milletlerinde ordu, halk ile iç içe girmiştir. Bir bölgeye sefer yapılacağı zaman sadece eli silâh tutan kişiler değil, onların aileleri de sefere iştirak ederlerdi. Bu sebeple Göktürkler, kitabelerde yazdığı şekliyle, fethedecekleri topraklara "süleyip konarlardı". Yani sadece "sü" (asker) göndermekle kalmaz, bunun yanında halkı o bölgeye "iskân" ederlerdi. Türk fetihlerinin kalıcı olması ve fethedilen bölgelerin "Türkleşmesi" bu şekilde gerçekleşirdi. Yurt tutmayı amaçlayan "sülemek" ve "kondurmak" siyaseti İslâmî dönemde de devam ettirilmiştir. "Gaza ve cihat" aşkıyla XI. yüzyıldan itibaren Azerbaycan, Suriye ve Anadolu'ya giren Türkler, kendinden önceki bazı kavimler gibi, bu bölgeleri işgal ve istilâ edip geri çekilmemişler, aksine kendileri için yeni bir yurt olduğu şuuruyla, girdikleri toprakları mamur hâle getirmeyi hedeflemişlerdir. Çadırlarıyla, arabalarıyla, çifti-çubuğuyla bütün bir millet, Anadolu'ya yerleşmiş, buraya kendi kültürünün damgasını vurmuştur. Fethedilen bölgelerde uygulanan toprak sistemi, askerî olduğu kadar, idarî ve sosyal bakımlardan da devlet ve milletin gelişip, güçlenmesine imkân sağlamıştır. Türk'ün Dünya Nizamı Türk Milleti'nin tarih boyunca kurduğu devletlerin sayısının 180'i bulduğu kabul edilir. Hatta pek çok tarihçi, araştırmalar derinleştirildikçe bu sayının daha da artabileceğini belirtmektedir. Bu devletlerden 16 tanesi ise dünya tarihinde etkili rol oynamış, çok güçlü devletlerdir. Kemal Tahir'in 1966 yılında söylediği gibi: "Türk Milleti'nin bütün tarih boyunca bayraksız ve devletsiz kalmaması rastgele ve boşuna değildir. Onun çekirdeğindeki dinamizm, ona Devlet kurma yatkınlığı getirmiş... Devlet kurmak başka bir şeydir, devleti yönetmek başka bir şeydir. Türk Milleti tarih boyunca Devleti hem kurmada, hem yönetmede ustalık göstermiştir." Türk Milleti her biri diğerinden güçlü olan bu 16 devletle ve bu devletlerin yönetiminde gösterdiği üstün kabiliyetle tüm dünya milletlerine tarih boyunca örnek olmuştur. Bunun en önemli nedenlerinden biri ise hakimiyetleri altında yaşayan farklı etnik kökene mensup toplulukları, herbirinin dil ve din farklılıklarını koruyarak, barış, huzur ve güvenlik içerisinde, asırlar boyunca birarada yaşatma becerisini göstermeleridir. Aynı topraklar üzerinde hakimiyet kuran farklı devletler ise bu başarıyı sağlayamamış, sözkonusu topraklara bu kadar uzun süreli hakimiyetler sağlayamamışlardır. Selçuklu ve Osmanlı Devletleri başta olmak üzere, Türk Milleti'ni bu coğrafyayla bütünleştiren ve güçlü kılan unsurları sadece askeri güçle açıklamak ise mümkün değildir. Anadolu'yu fetheden, Adriyatik'ten Çin Seddi'ne kadar dünyanın en karışık ve en hassas bölgesini asırlar boyunca hakimiyeti altında tutan güç, Türk Milleti'nin özünü oluşturan son derece şerefli ve üstün bir harstır. Dürüstlüğü ve mertliği ile tanınan Türk Milleti, zulümden ve haksızlıktan uzak duran, adaleti her zaman ayakta tutan, hoşgörüden ve uzlaşmadan yana olan tutumuyla tarih boyunca üstün medeniyetler oluşturmuştur. Kendilerine tabi olan halklar da her zaman Türklerin yönetiminden razı olmuş, hatta çoğu zaman kendi istekleriyle onların yönetimleri altına girmişlerdir. Bu adaletli yönetim sayesinde tüm Balkanlar'ı, Kafkasya'yı ve Ortadoğu'yu kapsayan coğrafyada, üç dine ve muhtelif mezheplere mensup, dilleri, kültürleri, ırkları birbirlerinden tamamen farklı milyonlarca insan asırlar boyunca hiçbir zulme maruz kalmadan huzur içinde yaşamışlardır. Ancak günümüzde aynı topraklar üzerinde acı, gözyaşı, zulüm ve savaş bir türlü sona ermemektedir. Balkanlar, Ortadoğu ve Kafkaslar'dan oluşan ve Türkiye'nin tam merkezinde yer aldığı "Osmanlı Coğrafyası" halen çok hareketli ve karışık bir yapıya sahiptir. Osmanlı Devleti'nin siyasi olarak varlığının ortadan kalkmasının ardından bu bölgede oluşan boşluk henüz doldurulamamış ve gerçek anlamda bir güven ortamı sağlanamamıştır. Bu durum aynı topraklarda asırlar boyunca "örnek bir birlikte yaşama modeli" uygulayan Türk Milleti'ne dikkati çekmeyi gerektirmekdir. Ve bu modelin günümüzde ve gelecekte de sadece Türk Milleti tarafından gerçekleştirilebileceği gerçeğini ortaya koymaktadır. Nitekim son yıllarda pekçok devlet adamı ve siyaset bilimci, başta Osmanlı Devleti olmak üzere, Türk devletlerinin başarıyla yürütmüş olduğu adil yönetim sistemini incelemektedir. Bu incelemelerdeki amaç ise, Türklerin gerçekleştirdiği sistemi temel alan yeni bir yönetim modeli oluşturmaktır. Günümüzde tarihçilerin ve sosyologların yapmış olduğu çalışmalar tek bir gerçeği göstermektedir. Bu gerçek, 1900'lü yılların başından bu yana savaşların ve çatışmaların bitmediği Ortadoğu'ya, Balkanlar'a ve Kafkasya'ya kalıcı barışın getirilebilmesinin, ancak bu tarihi mirasın varisi olan Türkiye'nin liderliğinde mümkün olabileceğini göstermektir. Türkiye'nin liderliğinde oluşturulacak bir birlik, hem çatışmaların sonu olup bölgeye kalıcı barışı getirecek, hem de tüm bölge ülkelerinin güçlü bir ekonomik işbirliği içerisine girmeleriyle tüm halkların yaşam kalitesini yükseltecektir. Bu bölgede yaşayan devletlerin hem askeri, hem de siyasi açıdan en güçlü olabilecekleri model, hiç şüphesiz birbirleriyle çatışmak yerine güçlerini birleştirmeleriyle oluşacak olan modeldir. Ortak bir dış politika bu devletleri karşı konulamaz bir güç haline getirecektir. Dolayısıyla 21. yüzyıla adım attığımız bugünlerde de Türkiye'nin geleceğe dair misyonu, tarihteki Türk devletlerinin büyüklüğüne ve şanına yakışır nitelikte olmalıdır. Üstelik bu misyon tarihte olduğu gibi bugün de Türk Milleti'ni zirveye taşıyacak, hakettiği lider devletler arasına dahil edebilecek bir misyon olmalıdır. Dünya tarihinin en uzun ömürlü ve en güçlü devletlerini kurmuş, tüm dünyaya nizam salmış olan Türk Milleti'nin aramış olduğu çözüm ve çıkış yolları ise kendi tarihinde mevcuttur. Türk Milleti, "ölürsem şehid, kalırsam gazi" inancı ile tarihte büyük zaferler kazanmıştır, son olarak bir ölüm-kalım savaşı olan İstiklâl harbi de bu inançla kazanılmıştır. YABANCI GÖZÜYLE TÜRKLER VE OSMANLI "Türkler bir ırk ve millet olmak haysiyetiyle yeryüzünün en şerefli insanlarıdır. Karakterleri pek asil ve yücedir... Asaletleri alınlarında ve amellerinde yazılıdır... Onların yurdu efendiler diyarıdır, kahramanlar, şehitler ülkesidir. Bence insaniyete şeref veren böyle bir milletin düşmanı olmak insanlığın düşmanı olmaktan farksızdır. Böyle bir lekeden Allah beni korusun." Fransız şair Lamartine "Padişahın imparatorluğunda herkes kendi halinde bahtiyar olabilirdi. Mutlak bir dini hürriyet hüküm sürerdi ve kimse şu veya bu inanca sahip olduğundan dolayı bir zorlukla karşılaşmazdı." Ünlü Türkolog Franz Babinger "Belki de yakında himayeye muhtaç olacaksınız. Asla Rus'a yanaşmayın, haindir sizi yok eder. Fakat kendinizi Osmanlılar'a emanet edin, adil ve merhametlidirler." Boğdan Beyi Büyük Stefan'ın ölüm döşeğinde oğullarına vasiyeti "Sizin gibi gözü doymaz prenslerin, toprak ağalarının ve burjuvaların idaresi altında yaşamaktansa, Osmanlılar'ın idaresi fakirlere daha hayırlıdır." Protestan Mezhebi'nin Kurucusu Martin Luther "1526'da (Mohaç'a giden) 200.000 kişi ekilmiş tarlalara ayak basmadan ve tek bir ot koparmadan imparatorluğun Rumeli yakasını bir baştan bir başa geçmiştir." Fransız Yazar J. Michelet "Bir asır içinde yerlerini Osmanlı İmparatorluğu'na terk eden Balkan Hıristiyan Devletleri umumiyetle sanıldığı gibi Hıristiyan dinini yoketmek isteyen mutaassıp bir düşmanın sebep olduğu dini bir katastrofla ortadan kaldırılmış değildirler." Romen Tarihçisi ve Devlet Adamı Iorga "Türk hakimiyetinden yerli Hıristiyanlar bu bakımdan da memnundular ki Türkler gelmeden önce ülkeleri devamlı asayişsizlik ve tahribat içindeydi. Şimdi ise sükun hüküm sürüyordu... Viyana bozgunundan sonra Venedik geçici olarak Sakız ve Mora'yı işgal ettiler. O kadar zulüm yaptılar ki, Sakız ve sonra Mora'ya Türkler dönünce yerli Rumlar onları büyük sevinçle karşıladılar." Fransız Tarihçi FernardGrenard "Yirmi yedi yıl kadar önce bazı Protestan Fransızlar padişahın ülkelerinden birine sığınmayı tasarladılar. Bu kararlarının birinci sebebi katolik Fransa'nın Protestan Fransızlar'a karşı devamlı zulmü, ikinci sebebi ise Türklerin bütün dinlere karşı cihanşümul ve değişmez müsamahası idi." Cenevizli Chenier Ey mavi göklerin beyaz ve kizil süsü Kiz kardesimin gelinligi, sehidimin son örtüsü. isik isik, dalga dalga bayragim, Senin destanini okudum Senin destanini yazacagim, Sana benim gözümle bakmayanin Mezarini kazacagim, seni selamlamadan ucan kusun Yuvasini bozacagim, Dalgalandigin yerde ne korku ne keder, Gölgende bana da bana da yer ver. Sabah olmasin günler dogmasin ne cikar, Yurda ay yildizin isigi yeter, Savas bizi karli daglara götürdügü gün, Kizilliginda sigindik, Dalgalardan cöllere düsürdügü Gölgene sigindik, Eysimdi süzgün rüzgârlarda dalgali Barisin güvercini, savasin kartali Yüksek yerlerde acan cicegim Senin altinda dogdum Senin dibinde ölecegim, Tarihim, serefim, siirim, her seyim Yer yüzünde yer begen, Nereye dikilmek istersen, Söyle seni oraya dikeyim. NE MUTLU TÜRK'ÜM DİYENE... |
|
Hani asker ağlamaz diyorlardı, İşte ağlıyor, Hani asker sevmez diyorlardı yarim aklımdan çıkmıyor, Hani asker ölmez diyorlardı baksa azrailin elinde ismim yazıyor. Hani sevenler aylrılmaz diyorlardı, Baksana bir mektup bile gelmiyor, Hani asker unutulmaz diyorlardı, soranım bile olmuyor, Hani asker ölmez diyorlardı,baksana azrailin elinde ismim yazıyor. Hani asker özlemez diyorlardı, Baksana gözlerim seni arıyor, Hani asker sevmez diyorlardı, Yüreğim kan ağlıyor |
Şehitlik İman İster 4 asker doğurmakla müftehir şanlı Türk annesi! Nasihatamiz mektubunu Divrin Ovası gibi güzel, yeşillik bir ovacığın ortasından geçen derenin kenarındaki armut ağacının gölgesinde otururken aldım. Tabiatın yeşillikleri içinde mest olmuş ruhumu bir kat daha güçlendirdi. Okudum, okudukça büyük dersler aldım. Tekrar okudum. Şöyle güzel bir vazifenin içinde bulunduğumdan sevindim. Gözlerimi biraz sağa çevirdim. Güzel bir yamacın eteklerindeki muhteşem çam ağaçları kendilerine mahsus bir sada ile beni müjdeliyorlardı. Nazarlarımı sola çevirdim; çığıl çığıl akan dere, bana validemden gelen mektuptan dolayı gülüyor, oynuyor, köpürüyordu. Şu anda bu güzel çayırın koyu yeşil bir tarafında, çamaşır yıkayan askerlerim saf saf dizilmişler. Davudi sesli yiğit bir ezan okuyordu. Herkes, herşey, bütün mevcudat onu, o mukaddes sesi dinliyordu. Ezan bitti, o dereden ben de bir abdest aldım. Cemaat ile namazı kıldık. '-Ey yerlerin ve göklerin Rabbi! Ey şu öten kuşun, şu gezen ve meleyen koyunun, şu secde eden yeşil ekin ve otların, şu heybetli dağların Halikı! Sen, bütün bu müslüman Türk milletine verdin. Yine onlarda bırak! Çünkü böyle güzel yerler ve şu nimetler, seni takdis ve senin yüceliğini tasdik eden bu millete mahsustur. Ey benim Rabbim! Şu kahraman askerlerin bütün dilekleri, senin ism-i celalini İngiliz ve Fransızlar'a tanıtmaktır. Sen bu şerefli dileği ihsan eyle ve huzurunda titreyerek böyle güzel ve sakin yerde sana dua eden bu askerlerin süngülerini keskin, düşmanlarını zaten kahrettin ya, bütün bütün mahveyle!..' diyerek dua ettim ve kalktım.. Artık benim kadar mes'ut, benim kadar bahtiyar kimse tasavvur edilemezdi... Valideciğim, çamaşır falan istemem, paralarım duruyor. ALLAH RAZI OLSUN 4 Nisan 1915 Oğlun HASAN ETHEM... " Bayrakları bayrak yapan, üzerindeki kandır. Toprak, eğer uğrunda ölen varsa VATAN dır... Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin; Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin. http://img228.imageshack.us/img228/1839/ibrahimcalliyaraliasker3iq.jpg Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak; Boşanır sırtlara, vadîlere sağnak sağnak. İşte çiğnetmedi nâmûsunu, çiğnetmeyecek, Şühedâ gövdesi, baksan a, dağlar, taşlar O, rükû olmasa dünyâda eğilmez başlar, Vurulup tertemiz alnından uzanmış yatıyor; BİR HİLÂL uğruna, yâ Rab, ne GÜNEŞLER batıyor! Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker!.. Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer. Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor TEVHÎDİ... BEDR'in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi... Sana dar gelmiyecek makberi kimler kazsın? "Gömelim gel seni târîhe!" desem, sığmazsın. Herc ü merc ettiğin edvâra da yetmez o kitâb... Seni ancak ebediyyetler eder istiâb. "Bu, taşındır" diyerek KÂBE'yi diksem başına; Rûhumun vahyini duysam da geçirsem taşına; Sonra gök kubbeyi alsam da, ridâ nâmiyle, Sen ki a'sâra gömülsen taşacaksın... Heyhât! Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihat... Ey şehid oğlu, isteme benden makber, Sana âğûşunu açmış duruyor PEYGAMBER. |
Asker Anasıyım Dün gece uğurladım seni, Vatana asker ettim. Cama dayalı başın, Ağlayamadan bakışın, Yüreğimi dağlayışın, Gözlerimden gitmiyor. Ben asker anasıyım, Ağlama demeyin bana.... Asker eyledim vatana, Sütüm helal olsun sana, Ben asker anasıyım. Bir emanetin var bende, gözün arkada kalmadan git sen de, eşin benim desteğim bu zor günde, Ben asker anasıyım! Sana hasretim her zaman, Cağlayacak sular gibi, Vatan borcun namus borcun Deyip yolunu gözleyeceğim, Ağlama demeyin bana, Bitecek bu günler ve hasret, Kavuşacağım sana, Ben asker anasıyım |
Asker Günlüğüm Koğuş kalk saat altıda Tan ağarmadan başlar asker günlüğüm Kimi evinden uzak, kimi yatıda Hasreti yakıcı asker günlüğüm. Sabah erkenden ilk iş mıntıka Bazımız yenici bazımız antika Hallerimiz uymaz oldu mantığa Mantığımı aldı asker günlüğüm İçtimadan önce kahvaltı Yemekhane binanın altı Gün altmış ay on altı Saymakla bitmez asker günlüğüm. Zinde olmalı askerin kafası Koğuşta yapılır yat yoklaması Yoğun günün ardından iyi gelir uyku sefası Ne rüyalar görür asker günlüğüm. Farksızdır akşamımla sabahım Daimi sırdaşım bir tek Allah’ım Nöbet arkadaşım G-3 silahım Nöbette geçer asker günlüğüm. Güven Aydın Ey Asker Kalk Ey asker kalk: Düşman sarmış tüm vatanı Acıma vatanına yan gözle bakanı Kalk ranzanı düzelt Al silahını kepini tak Bu terör karartısına bir kandil yak Bul onları vur isteme hak Anan bacın yatar onlar yatarken sen kalk Bu vatana akıtılmaz mı aciz kan Düşmemek ayıp olur bir karış toprağa Aile ecdadını düşün vermedi bu vatanı Sende durma al silahını kalk ayağı Vurulursan bir kafir kurşunuyla Melekler doluşur hemen sen düştüğün anda Al sancağı düş yollara ara onları dağda Bir kere bak gözüne kafiri bulduğun anda Onunda evladı var düşün ama bırakma Bırakırsan arkandan gelir senin yurduna Anan bacın tetirgin bakar senin yoluna Gözlerinde ki yaşa bak ve ona acıma Sen şehit evladısın canını ver vatana…. Uğur çakmak |
Bizim Asker/Uğurlama Davul zurna yolcu ederiz seni En büyük asker bizim asker Emri vazife eyler isen eğer Melekler seni korur asker Arınırsın ocakta,sivil esvaptan Kolaylık dileriz sana Allahtan Korkma sakın gölgeden,karanlıktan Nöbetin kolay olsun asker Çok ararsın annenin aşını Olmaz bu kadar diye sallama başını Taşına dikkat et, kırma sakın dişini Salla kaşığı mercimeğe afiyet olsun asker Eksik etme bizden nameni Boşa gitmesin,vatanını emeği Unutma sakın,dostlarım demeyi Sigaranı arkadaşın ile böl’de iç asker Duygu selidir biliriz askerlik Arkadaş muhabbeti ile olur dirlik Hangi kıtadasın,birliğin hangi birlik Şiirine,türküne dökte yaz,gönder asker Güzel olur askerin izini, çarşısı Tozdan dumandan görünmez karşısı Kaş,göz,işmar ederse dişiden birisi Eve,sılaya kapta gel asker http://img434.imageshack.us/img434/8369/ih0bns1ys.gif |
Emre itaatsızlıktan hapis yatan çavuş'a AİHM'den tazminat Emre itaatsızlıktan hapis yatan çavuş'a AİHM'den tazminat ANKA Üstünün emirlerine uymadığı gerekçesiyle 21 gün askeri cezaevinde tutulan A.D. adlı çavuş ile ilgili davayı sonuçlandıran Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Türkiye’yi toplam 3 bin 500 euroyu ödemeye mahkum etti. Üstünün emirlerine uymadığı gerekçesiyle 21 gün bir askeri cezaevinde tutulan A.D. adlı çavuş, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde (AİHM) Türkiye’yi mahkum ettirdi. AİHM, cavuşa toplam 3 bin 500 euronun ödenmesine karar verdi. AİHM, A.D. adlı çavuşun 1996 yılında yaptığı şikayet üzerine açılan davayı sonuçlandırdı. Çavuşa hak veren mahkeme, oybirliği ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin özgürlük ve güvenlik haklarına ilişkin maddesinin ihlal edildiğine karar verdi. 1994 yılında itaatsizlik gerekçesiyle bir yarbayın emri üzerine 21 gün süreyle bir askeri cezaevinde gözaltında tutulan A.D., şikayetinde cezanın yetkili bir mahkeme tarafından verilmediğini savunmuştu. AİHM de, bir kişinin özgürlükten men edilmesi kararının ancak yetkili ve bağımsız bir mahkeme tarafından verilebileceğine dikkat çekerek A.D.’ye manevi tazminat olarak 2 bin, mahkeme masrafları için ise bin 500 euro (toplam 5 bin 592 YTL) ödenmesini uygun gördü. |
Bekleyiş Bir kelebeğin ömrü gibi kısa sürede Hiç kimse, bu kadar etkilemedi beni. Aklımı baştan alırcasına, Beni, mutluluktan, bulutların üstüne uçururcasına... Kimse etkileyemedi.. Tanışalı daha iki gün oldu İki defa konuşabildik sadece Yüzünü bile görmedim. Ama o yakınlığının sıcaklığı, sevgisi kilometreleri aşıp Kalbimin derinliklerini ısıtmaya yetti.. sanki senelerden beri tanıyorum seni sanki heran görüyorum Sesini duyuyor, nefes alışını yüzümde hissediyorum. O kadar yakınsınki bunca mesafeye rağmen. Gün gelecek gelen günle geleceksin biliyorum şimdiden özledim seni Bir asker yolu bekleyen bir ana gibi Ölümü bekleyen bir hasta gibi Özledim hayalimdeki seni... Seni bunca özlemesem bunca sevemezdim ki... Alperen Karadağ |
Uyan Çavuş Tiz Uyan Birinci Cihan Harbinde Jandarma çavuşluğu yapmış Mürteza Baba İstanbul'un işgal hangâmesinde sallandığı yıllarda Rumlar Batı Anadolu köylerinde muzırlık yapmaya başlayınca, oralara sevk edilen kuvvetlerin içinde Mürtaza Çavuş'da vamış. RumIarı geri püskürte püskürte Daya Kadın diye bir yere varmışlar. Hem epey yoruldukları için, hem de gece bastırdığı için, orada, Balkan Harbinden kalma tabyalarda geceleme durumu hasıl olmuş. Bir nöbetçi dikmişler, diğerleri yatmış. Mürtaza Çavuş da yatmış tabii, derken, bir müddet sonra nöbetçi de uyuklayınca Mürtaza Çavuş'a görünmeyen biri: Uyan Çavuş tiz uyan! Atik ol kurnaz davran! Hemen kaldır eratı, Aha geliyor düşman! der gibi tekmelemeye başlıyor! Hemen uyanıyr' tabii, asker tetikte uyur. Sonra dikkatlice etraflarına şöyle bir bakıyor ki, Rumlar sürüne sürüne kendilerine doğru gelyor! Ayın ondördüymüş o gün, ay ışığında görüyor bunu. Ondan sonra, askerleri uyandırarak bir cayırtı koparıyorlar! RumIarın bir kısmı ölü, bir kıs mı yaralı def olup gidiyorlar .. Sabah olunca, gece kendisine görünmeyen bir kimse tarafından tekme atılan yeri kazdırınca bir Türk şehidi çıkıyor. Evet! O şehid uyandırmış Mürtaza Çavuşu! http://img444.imageshack.us/img444/724/ih0bns8ec.gif |
Geniş anlamı ile barış, buhran ve savaş döneminde merkezi ve mahalli seviyede olmak üzere, sivil ve askeri kesim arasında sağlanan işbirliği ve koordinasyon olarak tanımlanabilen Sivil-Asker İşbirliği, Türkiye’de en klasik anlamı ile sivil ve askeri kesimin karşılıklı olarak birbirlerini desteklemeleri olarak da anlaşılmaktadır. Tanımlanmasının geçirdiği evreler dikkate alındığında, “Sivil-Asker İşbirliği faaliyetleri ne zaman ortaya çıkmıştır?” şeklindeki bir soru akla gelebilmektedir. En basit şekliyle cevap “Sivil-Asker İşbirliği faaliyetleri insan ve savaşların olduğu her dönemde var olmuştur” şeklinde olacaktır. Bununla birlikte, insani değerlerin gelişimi ve değişimi ile toplumların demokrasi anlayışlarındaki gelişmeye paralel olarak, insan ve onun yarattığı kurumlar ve organizasyonlar toplum içinde ve uluslararası alanda önem kazandıkça, Sivil-Asker İşbirliği faaliyetleri de askeri harekatın değişmeyen, fakat gün geçtikçe önemi artan faktörlerinden biri olmuştur. Bu gelişim sürecini kısaca şöyle açıklayabiliriz. NATO’nun Merkezi Avrupa Komutanlarından birisi, Sivil-Asker İşbirliği’nin önemini; ”Eski zamanlarda Komutanlar, Sivil-Asker İşbirliği konusunda asla düşünmezlerdi. Sivil-Asker İşbirliği, harekata katılması istenmeyen çok kıdemli albayların görevi olarak kabul edilirdi. Bugün için, bu düşünce tamamen değişmiş ve Sivil-Asker İşbirliği, bir Komutanlık Sorumluluğu olmuştur. ” ifadeleriyle dile getirmiştir. İkinci Dünya Savaşında, Avrupa Müttefik Komutanı General Eisenhower, dönemin ve harekatın Sivil-Asker İşbirliği ihtiyaçlarına ilişkin olarak; ”Baş ağrıtan ve bir hafta içinde 10 yıl yaşlandıran sorunlar” ifadesini kullanmaktadır. Soğuk Savaş Döneminde ise en klasik tanımı ile pek değişmeyen bir Sivil-Asker İşbirliği yaklaşımı devam etmiştir. Osmanlı ve Cumhuriyet dönemi Sivil-Asker İşbirliği ve ilişkileri konusu, geniş kapsamlı bir incelemeyi gerektirmekle birlikte, tarih boyunca sivil-asker ilişkileri ve kurumlar arasındaki işbirliği, ordu-millet yaklaşımı içinde ele alınmış, ülke içinde söz konusu kurumlar arasında önemli bir sorun ortaya çıkmamış ve/veya devlet anlayışı bakımından olmadığı kabul edilmiştir. Özellikle, top yekûn savaşın en güzel örneklerinden biri olarak Kurtuluş Savaşı, Sivil-Asker İşbirliği’nin oldukça farklı bir yorumu olarak karşımıza çıkmaktadır. Dünyadaki bloklaşmanın yıkılması ile daha belirgin hale gelen milliyetçilik ve buna bağlı olarak etnik grupların kendilerini tanımlama ihtiyacı, istikrarsızlığı artırıcı diğer tehditler ve uluslar arası ortamda insani değerlerin yükselişi, ülkelerin Sivil-Asker İşbirliği anlayışında da değişimler meydana getirmiştir. Dünya konjonktüründeki bu gelişmeler çerçevesinde; özellikle, farklı bölgelerdeki tehdit algılaması değişime uğramış, dünyanın herhangi bir bölgesindeki kriz, çatışma ve doğal/teknolojik afetler de ülkelerin ilgi ve etki alanlarına dahil olmuştur. Bütün bu gelişmelerin sonucunda; çok sayıdaki bölgesel çatışma ve kriz ortamında, istikrarın yeniden sağlanması amacıyla oluşturulan Barış Gücü faaliyetlerinin önemi ve yoğunluğu giderek artmıştır. Yabancı ülkelerde çeşitli ve çok sayıdaki etnik ve karmaşık grup ve/veya topluluklarla karşı karşıya kalan Barış Gücü unsurları açısından en önemli sorun ise, “yerel halk ile iletişim kurulması” olarak karşımıza çıkmıştır. Bu sorunun çözümü için de; görev bölgesindeki toplumu, siyasi, ekonomik, psikolojik ve sosyal yönleri ile daha yakından tanıyan ve onlarla daha kolay iletişim kurabilen, sivil ve askeri birimlerden oluşan bir unsurun gerekliliği ortaya çıkmış, günümüzün Sivil-Asker İşbirliği anlayışının gereğini yerine getirmek maksadıyla da, başta ABD olmak üzere pek çok ülkenin ve NATO’nun askeri kuvvetleri içerisinde, Sivil-Asker İşbirliği (Civil-Military Cooperation/CIMIC) Birlik ve Unsurları diye nitelediğimiz, yeni bir oluşum yer almaya başlamıştır. Söz konusu CIMIC Birlik ve Unsurları kısaca; kriz, çatışma ve afetler nedeniyle normal yaşam düzeni bozulan bölgenin siyasi, ekonomik, sosyal, psikolojik coğrafi v.b. resmini çıkararak, ihtiyaçları sıralayabilen, ihtiyaçların giderilmesi için projeler oluşturan, bu projeler için gerekli mali ve idari desteği yerel, ulusal ve uluslar arası organizasyonlardan temin ederek, bölgenin alt yapısının geliştirilmesinde önemli rol oynayan, sivil ve askerleri uzmanlardan oluşan bir teşkilatlanma olarak özetlenebilir. Bunun bir adım ötesinde ise CIMIC Birlik ve Unsurları; Uluslararası Kuruluşlar (International Organization/IO) , Milli Kuruluşlar (National Organization/NO) ve Hükümet Dışı Organizasyonlar (Non-Govermental Organizations/NGO’s) ’ın dolaylı ve/veya doğrudan desteği ile söz konusu kriz bölgesi veya ülkede, ülkesinin menfaatleri doğrultusunda kendisine müzahir bir topluluk yaratabilmekte, ileride elde edilebilecek siyasi ve ekonomik çıkarlar için bir alt yapı oluşturulabilmektedir. Özellikle Bosna-Hersek ve Kosova Krizleri de göstermiştir ki, kriz ve çatışmaların çözümüne yönelik Barışı Destekleme Operasyonları’nın başarısı ve operasyon sonrası bölgenin süratle normal yaşam düzenine geçirilmesi, büyük ölçüde CIMIC faaliyetleriyle mümkündür. Sonuç olarakSivil-Asker İşbirliği;görevin desteklenmesi maksadıyla, Harekat Alanı Komutanı ile milli ve yerel otoriteleri ihtiva eden sivil halk arasında; irtibat, işbirliği ve koordinasyonu sağlayan, “KAYNAKLAR, DÜZENLEMELER ve FAALİYETLER”dir. Buradaki irtibat, koordinasyon ve işbirliği; Uluslararası, Milli ve Hükümet Dışı Organizasyonlar ve Ajanslıkları da ihtiva etmektedir. |
Yola Çikmadan Yaniniza Alacaklariniz...! Mutlaka unutulmamasi gerekenler! T. C. Pasaportunuzu yaninizda götürün. Çalisma belgeniz, grencard'iniz, nüfus kagidiniz gibi belgeleri pasaportunuzdan ayri tutun. Ilk gün pasaportlar toplandigi zaman yanlislikla bu gereksiz belgeler de arasinda giderse kaybolma ihtimali var. Uyariyorlarsa da o anin karmasasi icinde bu hatayi yapanlar oluyor. Yaninizda Türk parasi bulundurun. En son gelen bilgilere göre, tugay içinde banka ve ATM (bankamatik) açilmis! Hizmet veren banka Akbank. Teslim olmadan once Akbank'da hesap actirirsaniz daha kolay olabilir. Sadece kendi sahsi harcamanizi degil toplanacak bagislari da hesaba katin. Bu bagis için asagi yukari US$100 bedeli Turk lirasi hesab edin. (Bagislar gönüllü ama birazcik da mecburi :-). Benden sonraki dönemlerden yazanlar "gönüllü" bagis miktarinin US$100'ün birkaç kati oldugunu belirttiler. Yani rayiç degisebiliyor, hazirlikli olun. Eger ABD'den gidiyorsaniz AT&T'nin USA Direct servisi veya benzeri servislere nasil ulasabileceginizi ögrenin ve ABD'deki telefon kartinizi yaninizda bulundurun. (Baska ülkelerin telefon sirketlerinin bu tür servisleri var mi bilmiyorum, Almanya'dan gelen arkadaslar böyle bir sey duymadiklarini söylediler.) Aslinda Turk Telekom'un yeni ücretleri ile ABD'yi aramak USA Direct benzeri servisleri kullanmaktan daha hesapli, ama normal kontur kartlari ile çalismayan arizali telefonlardan bu servisler için ücretsiz arama yapabilirsiniz. Bu da telefon kuyruklarinda size önemli bir avantaj saglar. Orada size verilecekler Ilk gittiginizde orada size bir mavi çanta satilacak (almak zorundasiniz). Fiyati ben aldigim zaman 490 000 TL idi (yaklasik US$9). Temmuz 98 döneminde fiyat $8 civarinda imis. Bu parayla sunlari almis oluyorsunuz:
Götürürseniz çok iyi olacaklar Yukaridakiler haricinde ihtiyaciniz olacak seyler asagidaki listede. Bunlarin hemen hepsini orada (parayla) temin edebilirsiniz, ama hazirlikli giderseniz çok daha rahat edersiniz. Unutmayin ki bunlari yukarida boyutlarini verdigim çantaya sigdirmaniz gerekiyor.
Yasak olanlar Fotograf makinasi ve her türlü elektronik cihaz (özellikle radyo) yasak. Not: Fotograf makinasi gotururseniz teslim olunca alip, son gün geri veriyorlarmis. Böylece ayrilmadan once hatira fotograflari çekmeniz mümkün olabilir. Içinde uyusturucu olan ilaclar da yasak. Giriste doktorlar getirdiklerinizi kontrol ediyorlar. |
ASKER SÖZLÜĞÜ Askere Gidecek Olan Arkadaşlarımıza Hitaben... Askerler Gitmeden Ezberleyin Bunları...!:) ASKER SÖZLÜĞÜ aztek: astegmen Kullanim: Etrafta subay yokken çavuslarla falan konusurken kullanabilirsiniz, mesela "aztek Mustafa'ya kil oluyorum" gibi. batarya: Dört takimdan olusan birim (piyadeler buna bölük diyorlar). Komutani bir yüzbasi. Kullanim: Taburdaki bataryalar numaralari ile anilirlar. Mesela Hafif 3 gibi. dogan günes: terhis olacaginiz günün sabahi. Kullanim: Diyelimki ayin 11'inde terhis olacaksiniz, ayin onunda "Safak kac?" diye soruldugunda "Dogan günes!" diye cevap vereceksiniz. içtima: Birligin sayilip komutana mevcudun bildirilmesi icin günün belirli saatlerinde toplanmasi. Kullanim: Sabahlari batarya olarak içtima yapiliyor, aksamlari ve özellikle Cuma aksamlari tüm tugay birlikte toplaniyor. Içtimanin maksadi herkesin nerede olundugunun bilinmesi (nöbette, revirde, görevde, istirahatte, ...) ve firar varsa bir an önce ortaya çikarilmasi. Lakin, günün belki de en sinir bozucu anlari burada yasaniyor, defalarca sayiliyorsunuz, her zaman degisik sayi çikiyor, bir alem yani... Sunun gibi ifadelere kulaklariniz alisacak: "Batarya, sabah içtimasinda bir subay, iki astsubay ve besyüzon er ve erbas mevcudu ile emir ve görüslerinize hazirdir komutanim!" kadro: Dagitimi yapilmis ve egitimini tamamlamis er, ayni zamanda usta er. Kullanim: Resmi sayilan bir terim oldugu için herkesin yaninda (kadrolar dahil) kullanabilirsiniz. komutan: Rütbesi sizden yüksek olanlara (yani herkese) hitap sekliniz. Kullanim: Çavus ve onbasilara komutanim diye hitap etmeniz lazim. Özellikle etrafta daha üst rütbeli birisi varsa buna itina edin. Komutanlarin hiyerarsisine de dikkat edin. Önce manga komutaniniz gelir (bu bir çavus veya onbasi olabilir), isteklerinizi onu atlayip daha üstteki bir komutana söylemeniz hos karsilanmaz mesela (size sorulmus ise baska tabii) mamus [okunus: mamush]: kisa dönem dövizli acemi erlere (mehmetciklere) verilen isim, kibarcasi Mehmet Bey. Kullanim: Kadrolar bunu sizin için kullanacaklar. manga: 20-25 erden olusan sizin ait oldugunuz en küçük birim. Kullanim: Her takimin içindeki mangalar numaralari ile anilir. Mesela eger ikinci takimin birinci magasindaysaniz, "ikinin birindenim" veya "ikiye birdenim" dersiniz. manga basi: mangadan sorumlu er, bu acemilerden birisi ve genellikle en uzun boylu olani. Kullanim: Manga basina komutan diye hitap etmeyin. mintika [okunus: mIntIka]: bölge anlamina gelen bu kelime sizin için takim olarak temizliginden sorumlu oldugunuz yer anlaminda. Kullanim: "Arkadaslar minitkamizi yaptiktan sonra yemege gidecegiz." cümlesinde oldugu gibi yapmak fiiliyle birlikte kullanilir. poset [okunus: poshet]: yüksek okul mezunu olup da askerligini yedeksubay yerine 8 aylik er olarak yapmayi tercih edenlere takilan isim; çavuslarinizin bir kismi böyle olabilir, yasca diger kadrolardan büyüktürler. Kullanim: Kadrolarkendi aralarinda kullanirlar ama siz samimiyeti ilerletmeden kullanmasaniz daha iyi olur. safak [okunus: shafak]: bulundugunuz günü saymadan üniformali uyanacaginiz gün sayisi. Bu kelime oradayken hayatinizin ekseni olacak. Kullanim: Diyelimki ayin 11'inde terhis olacaksiniz. Ayin 8'inde (uyanir uyanmaz bile) "Safak kac?" diye soruldugunda "Iki!" diye cevap vereceksiniz. tabur: Bir kaç bataryadan olusan birim. Komutani genellikle bir yarbay. Kullanim: Ait oldugunuz birimler hiyerarsisinde numara yerine ismi olan ilk birim. Burdur'da Hafif Topçu Taburu, Orta Topçu Taburu ve Özel Tabur olmak üzere üç tabur var. takim: Bes mangadan olusan birim. Kullanim: Bataryanin takimlari da numaralari ile anilirlar. Mangadaki kullanim örnegine bakiniz. |
Devriye dolaştım durdum Atışta hedefi vurdum Doğarken eğitilmişim Çakı gibi asker oldum Komutan dedi ki yat,kalk Talim bitti başlar lak lak Bir tertip var öyle ****** Tanıdığıma pişman oldum Tezkereye kaldı aylar Gevşedi iyice yaylar Ayakta terlik elde çaylar Albay görse fırça kayar Yeni gelmiş şafak sayar Daha toysun ulan hıyar Kep kaldırmış yan yan bakar Bir koyarım yıldız sayar |
|
Asker Ocağında Bayram Sabahı Güneş tepelerden sancıyla doğar Asker ocağında bayram sabahı İçimi bin türlü acıya boğar Asker ocağında bayram sabahı Ne varsa kesilir neşeden hazdan Şeker şerbet geçmez olur boğazdan Dökülür gözümden yaşlar birazdan Asker ocağında bayram sabahı Tanıdık dost sesi kulaklarımda Ayrılık bestesi dudaklarımda Hayalim memleket sokaklarında Asker ocağında bayram sabahı Yavukludan gelen sır selamına Bir kokulu mektup bir selamına Kaç şarjör boşalır yar selamına Asker ocağında bayram sabahı Yanında istersin sırdaşlarını *****, babanı gardaşlarını Aşk olsun tutana gözyaşlarını Asker ocağında bayram sabahı http://img444.imageshack.us/img444/3002/ih0bns9lb.gif |
Askerlik bir nimettir Vatan aşkı bilene Yük verir, zahmet gelir Vatan nedir bilmeyene Delikanlı dediğin Borcuna sadık olmalı, askerliğini yapmalı Kaçacak delik aramamalı Bileğinin ve yüreğinin gücü sınanmalı Fedakarlığın, cesaretin ve vatan aşkının Destanını, kanlarıyla tarihe yazan Bu toprakları canı ile alan Aslan yüreklilerin Duruşları ölümü korkutan, atalarımızın Çektikleri çile, ızdırap ve zorluklar Biraz olsun soluklanmalı- anlaşılmalı Askerlikte her şey farklıdır Arkadaşlık -ayrılık- hasretlik Her şey olduğundan ağırdır Duygular yoğun yaşanır Askerlik insanın olgunlaştırır Çünkü orası Peygamber Ocağıdır Ateş olmadan yemek pişmez Asker olmayana adam denmez Biz böyle gördük atadan Sözümüz anlayana Düşüncesi derin, gönlü engin olanlara Çayda çıra gelir geçmişiyle işi olmayana Vatan nedir bilmeyene |
Asker Ocağı ASKER Gecelerine sis düşmüş asker! Gündüzleri kan kokan asker! Uykusuz kirpiklerin donmuş, Siperine ateş düşmüş asker! Sevdiğin seni ister, Düşmanın seni ister. Geceler pusu kurmuş, Yalnızlığın yarenlik ister. |
http://www.askerlik.net/images/topics/askerlik_is.jpg Genelkurmay Başkanlığı, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK) yeniden yapılandırılma çalışmaları çerçevesinde askerlik süresinin 15 Temmuz 2003'ten itibaren indirilmesine karar verdi. Genelkurmay Başkanlığı Genel Sekreterliği'nden yapılan açıklamada 15 Temmuz 2003 tarihinden itibaren, 18 ay olan askerlik süresinin 15 aya, yedek subaylık süresi 16 aydan 12 aya, kısa dönem erbaş ve erlik süresinin de 8 aydan 6 aya indirilmesinin uygun bulunduğu kaydedildi. Açıklamada, Sovyetler Birliği'nin çöküşü ve Varşova Paktı'nın dağılmasını takiben azalan konvansiyonel tehdit çerçevesinde, özellikle batılı ülkelerin, silahlı kuvvetlerinin teşkilatını sorgulayarak, tehdidin yerini alan risk ve belirsizlikleri karşılayabilecek, ülke menfaatlerini uzaktan ve başlangıcından itibaren koruyabilecek, hareket kabiliyeti ve ateş gücü yüksek, gerektiğinde süratle büyütülebilen elastiki kuvvet yapıları oluşturdukları belirtildi... Açıklamada, şöyle denildi: ''Küçülen kuvvetler ve teknolojinin talep ettiği uzman personel ihtiyacı, bu ülkeleri profesyonel ordu kurmaya yöneltmiştir. TSK, benzer yeniden yapılanma faaliyetlerini esasen devamlı olarak gündemde tutmuştur. Tümen-alay esasına dayalı kuvvet yapısını tugay-tabur esasına çevirmiş, iç güvenlik harekatının gerektirdiği yeniden yapılanma başarıyla gerçekleştirilmiş, subay ve astsubaylarına ilaveten uzman erbaş sistemini tesis ederek profesyonel orduya geçişte mesafe kaydetmiştir. Ancak, soğuk savaşın sona ermesiyle birlikte, bir imparatorluğun çöküşünün yarattığı istikrarsızlık dalgaları, ülkemizi çevreleyen Balkanlar, Kafkaslar ve Ortadoğu'yu sarmış, Birinci Körfez Harekatı, Azerbaycan-Ermenistan Harbi, Balkanlar'daki çatışmalar ve süregiden iç güvenlik harekatına uluslararası terörizm, etnik çatışmalar ve kökten dincilik hareketleri de eklenince TSK, anlamlı bir küçültülmüş kuvvet yapısını gerçekleştirme imkanını bulamamıştır. TSK, her zamanki sorumluluk duygusu, yurt ve ulus sevgisi içerisinde, ülkemizin menfaatlerinin savunmasını ve ulusal güvenliğimizi, bağrından çıktığı asil ulusumuza en az yük olacak şekilde yerine getirme kararlılığını sürdüregelmiştir. Bütün olumsuz şartlara rağmen, önceden davranış alışkanlığıyla geleceğin daha küçük, daha modern, elastiki ve modüler kuvvet yapısıyla ilgili çalışmaları sürdüregelmiştir. Şu anda, PKK-KADEK pasifize edilmiştir. Irak İkinci Harekatı'nın askeri bölümü büyük ölçüde tamamlanmıştır. Balkanlar'da, Kafkaslar'da ve Afganistan'da nispi bir istikrar sağlanmıştır. Ancak, Kıbrıs ve Ege sorunlarının politik çözümü henüz gerçekleşmemiştir. Barış gücü, tabii afetlerde halka yardım, istikrar harekatına katılım gibi ulusal ve uluslararası görevlerin kuvvet ihtiyacı da devam etmektedir. Çizdiğimiz bu tablo çerçevesinde, TSK, temkinli bir yeniden yapılandırma faaliyetini hızlandırmanın zamanı geldiğine inanmaktadır. Bunun ilk adımı olarak, 15 Temmuz 2003 tarihinden itibaren, 18 ay olan askerlik süresinin 15 aya indirilmesi suretiyle mükellef asker sayısının yüzde 17 oranında azaltılmasının uygun olacağı teklifinin hükümete iletilmesine karar verilmiştir. Buna paralel olarak, yedek subaylık süresi 16 aydan 12 aya, kısa dönem erbaş ve erlik süresi 8 aydan 6 aya indirilecektir. Bu azalma, ileride gerçekleştirilecek kuvvet yapısı küçültülmesine de imkan sağlamış olacaktır.'' BAŞBAKAN ERDOĞAN: YARIN DEĞERLENDİRECEĞİZ Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Çorlu TEM Kavşağı-Çevreyolu Kavşağı Duble Yol açılışına katılmak üzere gittiği Çorlu'da gazetecilerin, ''Genelkurmay Başkanlığı'nın askerlik süresinin kısaltılmasıyla ilgili teklifine ilişkin görüşünü'' sorması üzerine, ''Arkadaşlarımızla yarın değerlendirmesini yapıp, gerekli açıklamayı Bakanlar Kurulu toplantısından sonra yapacağız'' dedi. ''Askerlik süresinin kısaltılmasına olumlu mu bakıyorsunuz?'' şeklindeki soruya ise Erdoğan, ''Bakanlar Kurulu toplantısından sonra...'' karşılığını verdi. |
Savaşların meçhul çocuk askerleri Çanakkale ve İstiklal Savaşı'na katılan çok sayıda çocuk, vatan savunmasında destan niteliğinde kahramanlık örnekleri sergileyerek, ''meçhul çocuk askerler'' olarak Türk tarihinde yerini aldı. Selçuk Üniversitesi Eğitim Fakültesi Tarih Eğitimi Anabilim Dalı Başkanı, Konya ve Yöresi Tarih Araştırmaları Merkezi Müdürü Prof. Dr. Nuri Köstüklü, yaptığı açıklamada, Türk milletinin vatan savunması verdiği dönemlerde erkek ve kadınlar kadar çocukların da çok önemli görevler üstlendiğini söyledi. Türk çocuklarının milli bir sorumluluk şuuru içinde gösterdikleri fedakarlıklar, çektiği çileler ve eziyetlerin tam olarak bilinmediğini vurgulayan Köstüklü, Anadolu'nun hemen her köşesinde, özellikle işgal gören yörelerde, çocukların da bir destan niteliğinde kahramanlık örnekleri sergilediğini anlattı. Çocuk askerler üzerine bir araştırma yaptığını ve elde ettiği bilgileri bazı seminerlerde sunduğunu dile getiren Köstüklü, bunlardan bazılarını şöyle sıraladı: ''Antep savunmasında Kebapçı Said Ağa'nın oğlu küçük Mehmet, Şahin Bey'in oğlu Hayri, şehit Yolağası'nın oğlu Mehmed Ali, arzuhalci Ali Efendi'nin oğlu İsmail gibi 11-12 yaşlarındaki çocukların özverisi göz yaşartıcı boyuttadır. Bu çocuklar Arslan Bey'in başında bulunduğu milis kuvvetlerinin içinde diğer Kuvayi Milliyeciler gibi silahlı olup yeri geldiğinde çatışmalara katıldılar ve çoğu zaman da istihbarat hizmetinde bulundular. TEK BACAĞI İLE MİLLİ MÜCADELEDE YER ALDI Bu çocuklardan küçük Mehmet ve İsmail, 1920 yılının Ağustos ayında şehrin durumu ile ilgili orduya dilenci kılığında bilgi götürürken düşman askerlerine yakalandılar ve hiçbir konuda düşman kuvvetlerine bilgi vermediler. Serbest bırakıldıktan sonra ateş açılması nedeniyle küçük Mehmet 4, İsmail ise 9 yerinden yaralandı. Mehmet'in hastanede ayağı kesilerek kurtarıldı. Ancak İsmail hastanede şehit oldu. Bir ayağı kesilen Gazi Mehmet, geri döndükten sonra tek ayağıyla Milli Mücadelede yine görev aldı.'' Köstüklü, bir diğer kahraman Tarsuslu küçük Mehmet'in de mücadelede önemli görevler üstlendiğini belirterek , ''Bu çocuk, Adana cephesinde düşmanla çarpışıldığı zaman Kuvayi Milliye'ye yemek taşır ve postacılık yapardı. Birgün yine vazifesini yaparken kurşun yağmuruna yakalandı. Ağır yaralanan Mehmet, Konya'da tedavi gördü'' dedi. KAHRAMANLIKLARI TÜRKÜ OLDU Adanalı çocukların da İstiklal Savaşı'nda milli heyecan ve sorumluluk içinde hareket ettiğini dile getiren Köstüklü, şöyle devam etti: ''12 Haziran 1920'de Fransız ve Ermenilerden oluşan bir grubun Türklere yönelik katliamında, direniş gösteren Türk çocuklarından 10 yaşındaki Mehmet, aldığı kurşun ve süngü yaralarına rağmen hayatta kalmayı başardı, ancak bir bacağını kaybetti. Urfa'da 14 yaşındaki Bozan, Fransızlar kaçarken Kuvayi Milliye önünde harbe katıldı. Bu yavrunun kahramanlığını gören halk, Bozan için türkü bile yaktı. Sebeke dağından indim dereye/Atılıyor bombalar, bilmem nereye/Türk çeteleri dönmez geriye/Be yürü! yürü Bozan Yavrum yürü!/Vursun kırsın Fransızları, aslanım yürü!...'' Köstüklü, Kahramanmaraş savunması sırasında düşmanın önünü kesmesi için kendisine verilen köprü uçurma görevini yerine getiren Sarıca Köyü'nden 14 yaşındaki Ali, milis kuvvetler arasında bir çok yeri dolaşmak suretiyle bilgi alışverişini sağlayan 10-11 yaşlarında Osmaniyeli Niyazi Aykan da Cumhuriyet tarihine adını altın harflerle yazdırdığını ifade etti. 12 YAŞINDAKİ NEZAHAT ONBAŞI Tabur Komutanı Binbaşı Halit Bey'in kızı 12 yaşındaki Nezahat onbaşının da, bu küçük yaşına rağmen elinde silahı asker kıyafetiyle Türk ordusuyla birlikte çeşitli muharebelere katıldığını anlatan Köstüklü, ''Ata binmesini ve silah kullanmasını çok iyi bilen bu kız çocuğu Milli Mücadele boyunca 70. Piyade Alayı'nın bir mensubu olarak alayla birlikte tam bir asker gibi, cepheden cepheye koştu. Hatta bu Alaya, o bölgede 'Kızlı Alay' denmişti'' dedi. Köstüklü, Çanakkale Savaşı'na katılan Galatasaray, Konya ve İzmir Liseleri gibi birçok okulun öğrencisinin şehit düştüğünü belirterek, savaşın olduğu dönemde bu üç lisenin mezun bile veremediğini bildirdi. Vatanın kurtulması için Türk milletinin kadını erkeği ve çocuğuyla tek vücut olarak düşmana karşı koyduğunu ve yabancı unsurları Türk topraklarından attığını belirten Köstüklü, ''Türk çocuğu yeri geldiğinde omzunda silahla cephede savaştı, yeri geldi istihbarat için haber taşıdı, yeri geldi Türk askerine su, ekmek ve mermi götürdü. Bugün kahramanlık destanları yazarak gazi ya da şehit olan bu çocukların birçoğu bilinmemektedir'' dedi. |
Nasıl ki bugün ayrılıyorum Bekle yarın da öyle dönerim İstemem göz yaşı Gülsün göz bebeklerin Sen de gül kahkahalar savurup Sen de neşe saç bu bahara Mutluluk bu canım aşkım Yolculuk kutsal vazifemi yapmaya Hani kızardım sana bazen Çok gülüyorsun diye Bu akşam benimle sonsuzlaşsın o gülüşler Baksana karşındaki şimdi bir asker El sallama hüzünle ardımdan küserim Ben bir rüzgârım belli olmaz nerede eserim Bugün yağmur sunarım Yarın şafakla doğan güneşim |
Asker Ocağı Sabah kalk düzelt yatağını giy üstünü 15 dakikada Burası ana kucağı değil asker ocağı Bir saat boyunca mıntıka sonra işdimaya Burası ana kucağı değil asker ocağı Sabah kahvaltısı beş zeytin çay ***** Öğle akşam yemekte değişik bir koku var Pilavları hiç karıştırma içinde taşlar Burası ana kucağı değil asker ocağı Akşam bot boya birde traş var Bir yandan soğuk bir yandan rüzgar Üst değiş saat on deyince herkes yatar Burası ana kucağı değil asker ocağı Yağmurda çamurda eğitim yapıyor Soğuk kış demeden çalışıyor Çamur içerisinde bıkmadan geziyor Burası ana kucağı değil asker ocağı Mektup bekliyor uzaktaki sevdiklerinden Nöbet tutarken türkü söylüyor içinden Yarini özlemiş belli oluyor gözlerinden Burası ana kucağı değil asker ocağı 550 Gün geçer mi geçer diyorlar Bu askerlik biter mi biter diyorlar Sayılı günler çabuk geçer diyorlar Burası ana kucağı değil asker ocağı Üşümez donmaz yorulmaz asker Sevdiğinin hasretiyle yanıyor asker Gün sayıyor şafak sayıyor asker Burası ana kucağı değil asker ocağı http://img111.imageshack.us/img111/2676/ata12ji.gif |
Saygılar Mutttalip Sen bildim bileli, bu koyunların arkasında korkuluksun Hiç işe yaramasan da Zararın yok ahaliye Köpek kadar değerin olmadı Allah zeval vermesin gölgene Köpek gölgeliği oldun ya! O da yeter. Bir koyunlar bildi değerini Birde anan_ _bir o derdi.. kınalı kuzum Ayda bir kere düşersen dağdan Kerpiç duvarlı yıkık odana Kapıda girmeden karın (Azrail Maytap patlatır sana Dün akşamda öyle oldu Barut kokusu yayıldı geceye Sanki kalleş bir oyundu Işıklar yönsüz kapandı secdeye İki dürümlük kalçasıyla Top patlatır göğsünde İnledi tüm kemiklerin çöp sepetinde Kıçı kırık tazı gibi, kaç dağlara muttalip Manga manga asker var arkanda Sırtlarında filintaları Omuzlarında sırma apoletler Şöyle yazılı sabıka dosyanda Vurun, suçlu.. Beş çocuk babası Azrail den karısı Ölümdür Özgürlüğe acılan son kapısı) |
Hani asker ölmez diyorlardı. Hani asker ağlamaz diyorlardı, İşte ağlıyor, Hani asker sevmez diyorlardı yarim aklımdan çıkmıyor, Hani asker ölmez diyorlardı baksa azrailin elinde ismim yazıyor. Hani sevenler aylrılmaz diyorlardı, Baksana bir mektup bile gelmiyor, Hani asker unutulmaz diyorlardı, soranım bile olmuyor, Hani asker ölmez diyorlardı,baksana azrailin elinde ismim yazıyor. Hani asker özlemez diyorlardı, Baksana gözlerim seni arıyor, Hani asker sevmez diyorlardı, Yüreğim kan ağlıyor |
ASKER SÖZLÜĞÜ Önemli Kelimeler aztek: astegmen Kullanim: Etrafta subay yokken çavuslarla falan konusurken kullanabilirsiniz, mesela "aztek Mustafa'ya kil oluyorum" gibi. batarya: Dört takimdan olusan birim (piyadeler buna bölük diyorlar). Komutani bir yüzbasi. Kullanim: Taburdaki bataryalar numaralari ile anilirlar. Mesela Hafif 3 gibi. dogan günes: terhis olacaginiz günün sabahi. Kullanim: Diyelimki ayin 11'inde terhis olacaksiniz, ayin onunda "Safak kac?" diye soruldugunda "Dogan günes!" diye cevap vereceksiniz. içtima: Birligin sayilip komutana mevcudun bildirilmesi icin günün belirli saatlerinde toplanmasi. Kullanim: Sabahlari batarya olarak içtima yapiliyor, aksamlari ve özellikle Cuma aksamlari tüm tugay birlikte toplaniyor. Içtimanin maksadi herkesin nerede olundugunun bilinmesi (nöbette, revirde, görevde, istirahatte, ...) ve firar varsa bir an önce ortaya çikarilmasi. Lakin, günün belki de en sinir bozucu anlari burada yasaniyor, defalarca sayiliyorsunuz, her zaman degisik sayi çikiyor, bir alem yani... Sunun gibi ifadelere kulaklariniz alisacak: "Batarya, sabah içtimasinda bir subay, iki astsubay ve besyüzon er ve erbas mevcudu ile emir ve görüslerinize hazirdir komutanim!" kadro: Dagitimi yapilmis ve egitimini tamamlamis er, ayni zamanda usta er. Kullanim: Resmi sayilan bir terim oldugu için herkesin yaninda (kadrolar dahil) kullanabilirsiniz. komutan: Rütbesi sizden yüksek olanlara (yani herkese) hitap sekliniz. Kullanim: Çavus ve onbasilara komutanim diye hitap etmeniz lazim. Özellikle etrafta daha üst rütbeli birisi varsa buna itina edin. Komutanlarin hiyerarsisine de dikkat edin. Önce manga komutaniniz gelir (bu bir çavus veya onbasi olabilir), isteklerinizi onu atlayip daha üstteki bir komutana söylemeniz hos karsilanmaz mesela (size sorulmus ise baska tabii) mamus [okunus: mamush]: kisa dönem dövizli acemi erlere (mehmetciklere) verilen isim, kibarcasi Mehmet Bey. Kullanim: Kadrolar bunu sizin için kullanacaklar. manga: 20-25 erden olusan sizin ait oldugunuz en küçük birim. Kullanim: Her takimin içindeki mangalar numaralari ile anilir. Mesela eger ikinci takimin birinci magasindaysaniz, "ikinin birindenim" veya "ikiye birdenim" dersiniz. manga basi: mangadan sorumlu er, bu acemilerden birisi ve genellikle en uzun boylu olani. Kullanim: Manga basina komutan diye hitap etmeyin. mintika [okunus: mIntIka]: bölge anlamina gelen bu kelime sizin için takim olarak temizliginden sorumlu oldugunuz yer anlaminda. Kullanim: "Arkadaslar minitkamizi yaptiktan sonra yemege gidecegiz." cümlesinde oldugu gibi yapmak fiiliyle birlikte kullanilir. poset [okunus: poshet]: yüksek okul mezunu olup da askerligini yedeksubay yerine 8 aylik er olarak yapmayi tercih edenlere takilan isim; çavuslarinizin bir kismi böyle olabilir, yasca diger kadrolardan büyüktürler. Kullanim: Kadrolarkendi aralarinda kullanirlar ama siz samimiyeti ilerletmeden kullanmasaniz daha iyi olur. safak [okunus: shafak]: bulundugunuz günü saymadan üniformali uyanacaginiz gün sayisi. Bu kelime oradayken hayatinizin ekseni olacak. Kullanim: Diyelimki ayin 11'inde terhis olacaksiniz. Ayin 8'inde (uyanir uyanmaz bile) "Safak kac?" diye soruldugunda "Iki!" diye cevap vereceksiniz. tabur: Bir kaç bataryadan olusan birim. Komutani genellikle bir yarbay. Kullanim: Ait oldugunuz birimler hiyerarsisinde numara yerine ismi olan ilk birim. Burdur'da Hafif Topçu Taburu, Orta Topçu Taburu ve Özel Tabur olmak üzere üç tabur var. takim: Bes mangadan olusan birim. Kullanim: Bataryanin takimlari da numaralari ile anilirlar. Mangadaki kullanim örnegine bakiniz. |
Ben bir asker Ayrılık ise bir subay Koşturuyor beni uzaklara Senden uzaklara Ben bir askerim Ona sözüm geçmez Ne diyeyim, onu Başıma komutan yapan Kader utansın. |
|
şafak kaçta ASKERİM.. ekmeğim suyum helalim.. sen nöbette duruken.. ben Seni BEKLERİM ! http://img176.imageshack.us/img176/6038/ih0bns3zl.gif |
Asker Ocağı Hani asker ağlamaz diyorlardı, İşte ağlıyor, Hani asker sevmez diyorlardı yarim aklımdan çıkmıyor, Hani asker ölmez diyorlardı baksa azrailin elinde ismim yazıyor. Hani sevenler aylrılmaz diyorlardı, Baksana bir mektup bile gelmiyor, Hani asker unutulmaz diyorlardı, soranım bile olmuyor, Hani asker ölmez diyorlardı,baksana azrailin elinde ismim yazıyor. Hani asker özlemez diyorlardı, Baksana gözlerim seni arıyor, Hani asker sevmez diyorlardı, Yüreğim kan ağlıyor |
ASKER Ana yüreği,dayanmaz evladını göndermeye Sağ tarafına oturur bir sancı Kara topraklara gireceğini bile bile Esirgemez vatan sevgisini yüreğinden Refağa kavuşmasını ister her zaman ana yüreği... |
Kardeşim Allaha Emanet Ol...Ardından da Ben Geliyorum.. Ayrılmak Zor Biliyorsun Sende Ama... :turkiye:VATAN BORCU NAMUS BORCU:turkiye:.. |
Hoyrat bir rüzgar eser başımda, boğucu ve soğuk Hesapsız sorgular ve sorular hücum eder yüreğime Saldırıya uğramış zavallı asker gibi üzgün ve donuk Beklerim infazımı, beklerim idamımı günden güne |
Asker Anasıyım Asker Anası Dün gece uğurladım seni, Vatana asker ettim. Cama dayalı başın, Ağlayamadan bakışın, Yüreğimi dağlayışın, Gözlerimden gitmiyor. Ben asker anasıyım, Ağlama demeyin bana.... Asker eyledim vatana, Sütüm helal olsun sana, Ben asker anasıyım. Bir emanetin var bende, gözün arkada kalmadan git sen de, eşin benim desteğim bu zor günde, Ben asker anasıyım! Sana hasretim her zaman, Cağlayacak sular gibi, Vatan borcun namus borcun Deyip yolunu gözleyeceğim, Ağlama demeyin bana, Bitecek bu günler ve hasret, Kavuşacağım sana, Ben asker anasıyım! |
Suskundu Cami avlusunda bir köşeye çöken ana Gözlerinden yaş gelmiyordu Kurumuştu pınarları Bağrı yanıyordu... Bakıyordu ama sanki kimseyi görmüyordu Gözünün önünde oğlunu asker ocağına Vatan kucağına yolcu edişi vardı Gururla yollamıştı Şırnağa _____Dün gece yavrumu rüyamda gördüm _____Yün çorap istedi o sabah ördüm _____Zarfa Şırnak yazıp postaya verdim _____Askerin anası erinmezimiş Biliyordu ki! Oğlu vatanına hizmet edecek Biliyordu ki! Oğlu asker ocağını Ana kucağından tatlı bilecek... Yemin töreninde oğlunu izlerken Göğsü kabarmıştı Bu günleri gösterdiği için Yaradanına dua etmişti... Elini koynuna attı Oradaydı oğlunun son emaneti O sabah postacı getirmişti Üzerinde göz yaşının izi vardı Belli ki; Ağlamıştı oğulcuğu yazarken Bir de resim koymuştu zarfa... Anam diyordu mektubunda Terhisime az kaldı Ama bilesin ki Oğlun doymadı vatanına hizmete Keşke! Bir daha alsalar beni askere... _____Yanası yanası ciğer yanası _____Yansa da ağlamaz şehit anası _____Ananın yaktığı asker kınası _____Kıyamete kadar silinmezmiş Hiç düşünmemişti Oğlunun; Vaktinden önce terhis olacağını Al kanının, beyaz karı boyayacağını Bedeninin ay yıldızlı bayrağa sarılacağını... Hiç düşünmemişti Bir cami avlusunda Oğluna hakkını helal edeceğini Onu şehit mezarlığına defnedeceğini Oğlu yerine soğuk mezar taşını Sevip okşayacağını, konuşacağını... Hiç düşünmemişti Şehit anası olacağını... _____Zamanı tez geçti üç ay kalmıştı _____Kuşkunun yerini umut almıştı _____Cansız hayalim diye resim salmıştı _____Belkide gidipte gelinmezmiş _____Soğukmuş oralar her taraf karmış _____Dağlar amansızmış,yolları darmış _____Bastığı yerde de bir mayın varmış _____Toprağa basarken bilinmezmiş _____Nöbete giderken gününü saymış _____Az değil uz değil tam ondört aymış _____O gece görmedik bir yıldız kaymış _____Yıldız sahibine görünmezmiş _____Al kanları beyaz kara dökülmüş _____Kol kopmuş yavrumun topuk sökülmüş _____Duydum ki ciğerim ölürken gülmüş _____Halbuki ölürken gülünmezmiş |
Ölüme Asker Ağzının düşman dediğine yüreğin acırdı Sorardı aklın neden diye Ölümün vekaletiydi taşıdığın Senin de vicdanın vardı be asker Taşıdığın tüfek ağır gelirdi omuzlarına Kurşunları kendinden ağırdı tüfeğinin Vurduğunun da yüreği vardı Vurduğunun da bekleyeni vardı be asker Bir kendine acısan bir düşmanına acırdın Tek fark safındı belki de Aradaki çizgiydi seni ondan ayıran O da başkalarının çizgisiydi be asker Hiç istemezdin öldürmeyi Zaten karıncayı bile incitemezdin Ama karsı karsıya geldiğinde mecburdun Düşmanını öldürmeye, kurşundan değildin be asker Seninki de candı be asker Taşıdığın yürekti Sevdiğin vardı sevenin vardı Senin de bekleyenin vardı be asker. |
İnsan bekler olduysa kışı, nerde diye ölesiye Geçip giden günleri hiç istemeden yaşıyorsa Ya da takvimdeki çentiklerin insafına kalıyorsa Sayılı gün derdindedir, bekler ki geçiversin. Sanki yitip giden ömür değil, insan değil O denli sabırsızdır, zaman akıp gitmelidir. Akrep mi kovalar yelkovanı, Usulca akan kum saatinin kumları mı titreşmelidir idam mahkumuna dömüş zihninde, Bilemez olur insan! Bilemez ne akrep, ne yelkovan! Önce yapraklar sararmalı, teker teker düşmeli her biri Her düşen yaprakla bir kalp atışı zaman geçmelidir Sonra da süpürmelidir rüzgar binbir türlü hışırtıyla Yüreği yanık kaldırımları. Gelmeli artık kış, bir an önce gelmeli Hayat, insana bir pusu; bazen kıştır beklenen, Bazen de bir sevgili... Gün olur, bir kışa avuç açar yürek, Soğuk, donuk bir kışa... Ve bu kış bir asker daha eve dönecek, Bir asker daha! |
Sistemler çöktü akşam şafağında, Ne psikoloji var nede moral burada, Herşeyim alt-üst olmuş artık, Kafayı yemek üzereyim asker ocağında. Yanaşık düzen eğitimi aklımdan çıkmıyor, Şafak saymıyorum çünkü zaman geçmiyor, Tek başarım sürünme, hatam olmuyor, Ömrüm yat-kalk ile geçmiş asker ocağında. Dans ederiz, dansın adı komando dansı, Vermiş Allah'ım böyle bir şansı, Bir ayrılık var Allah'ın belası, Yoksa güzel herşey asker ocağında. |
Kahraman Asker En derin imanın en derin gücün Sahibi kudreti kahraman asker. Baş kaldırsa düşman bu topraklara Çarpışır onunla kahraman asker. Serden geçmez canından vazgeçer o Namusu göklerde ay yıldızdır o Kanı akar canı çıkar ölmez o Ebedi gönülde kahraman asker. Bir kişisi bin düşmana bedeldir Coskun,coşkun akan bulanık seldir Onun için vatan en güzel yardir Sevgisi gönülde kahraman asker. Sıladan bir haber alırsa eğer Onun için en güzel duyguymuş meğer Ondaki yücelik göklere değer Arşa çıkar güçlü kahraman asker. Sadık yari kara toprak olsa da Dört bir yanı hainlerle dolsa da Hazan vurup çiçekleri solsa da Cennet bahçesinde kahraman aske |
YARINA NE KALDI Bir çocuk düşmüş mermilerin ardından, Savaşın kara yüzüne dağılmış bedeni. Bir asker doğrultmuş silahını duruyor... Karanfil takmış tüm ufuklar yakasına. Cellatlar nişan almış, Vuracak geleceğimizi. Namuslar ayaklar altında, Barış ayaklar altında... Kan içinde yüzüyor kuğular, Gözleri nemlenmiş anaların. Tandırda kor olmuş yürekleri. Petrolün mavisine sevdalanmış birileri, Birilerinin mavi gözleri kan çanağı, Mavi gözler açılmıyor artık. Hamile bir kadın... Barış kokan,çiçek kokan, Yeni bir dünya kokan Bebek getirecekti ellerimize. Onu da vuruyor savaş mavzeri! Şiirler suskun,küskün şarkılar... Yarına ne kaldı? Yaşam artık makberde. Makberdekilerdeydi tüm umutlar. |
Asker Oğul Uyurken seyrettiğim, o yatak boş şimdi... Uzaklardan kokun gelmez oldu, asker oğul... Gözpınarım dolu dolu, baba yüreğim incindi, Kirpiklerin arasından sel akar asker oğul... Evladın ayrısı mı olur, birine kıyamam, Seni görmezsem bu dünyaya doyamam, İçime akar gözyaşım, huzur bulamam, Kavurdu ciğerimi, hasretin asker oğul. Aklıma düşersin, burnum sızlar, gizlice ağlarım, Islak yastık bak, bir alem benim sabahlarım, Minik eller boynuma sarılır, geceleri sayıklarım, .......... |
Bugün seni hiç düşünmedim Sabah uyandığımda Seni gördüğüm rüyayı hatırladığım o an Ve sana yazdığım şu gecenin geç vakti dışında Haberlere baktım biraz -Hani ajans diyor eskiler - Japonya'da deprem olmuş, Irak'a asker gönderiyormuşuz Sonra kitap okudum bir ara Biraz roman biraz şiir Bugün seni hiç düşünmedim Kanallarda haberini arasam, Ya da okuduğum şiirlerden ikimize pay çıkarsam da Bugün seni hiç düşünmedim Sabah uyandığımda Seni gördüğüm garip rüyayı hatırladığım zaman Ve sana yazdığım gecenin şu geç vakti dışında |
Oğlum Asker Oldu Bakın Komşular Oğlum asker oldu bakın komşular Bizi korumak için gidiyor şimdi Yüreğim bir kuş uçacak sanki Oğlum asker oldu bakın komşular Git yavrum git yüreğim yansın Sende bizim gibi şehit evladısın Ben onu bunca yıl bu vatanda büyüttüm Yavrum asker oldu bakın komşular Gidiyorsun yavrum belki geri dönmezsin O asker tugayında garip türkü söylersin Kafire boyun eğme bu hakkıma girersin Yiğidim asker oldu bakın komşular Tam yirmi sene oldu hep gözümün önünde Tığ gibi delikanlı yolluyorum sizlere Utanma yavrucuğum aç kaldığında söyle Yetimim asker oldu bakın komşular Orada kızarlarsa sende onlara kızma Benim gibi kaç ana yolladı bu amaçta Yüreğim alevlendi tıkandım bu yamaçta Evladım asker oldu bakın komşular Elim başımda her gün gözyaşları dökerim Yavrum unuttu sanma seni hayal ederim Keşke gücüm yetseydi koşar sana gelirim Bu vatan hepimizin nasıl sitem ederim Cıvanım asker oldu bakın komşular Oğlum askerlik bitince eğlenme koş hemen gel Yüreğimin yarası ancak seninle biter Gözyaşımda resmini görürde gönlüm tüter Her adımımda seni hep seni hayal eder Mehmet cik asker oldu bakın komşular |
TERMİNALDE Kimi yolcusunu bekler, Terminalde, terminalde. Kimisi derde dert ekler, Terminalde, terminalde. Aşklar biter, aşklar başlar, Sel olur da akar yaşlar. Hasret biter, hasret başlar, Terminalde, terminalde. Otobüsler sıra, sıra Kalplerde açılır yara, Asker yollar atar nara, Terminalde, terminalde. Gidene eller sallanır, Sevgi tatlanır, ballanır. Nice yürekler dağlanır, Terminalde, terminalde. Yolculuklar burda başlar, Otobüsler kalkar, işler. Hayallere konur taşlar, Terminalde, terminalde. Yakın yola giden gelir, İnce hasret nedir bilir. Kimi acılarla kalır, Terminalde, terminalde. |
Asker Gecelerine sis düşmüş asker! Gündüzleri kan kokan asker! Uykusuz kirpiklerin donmuş, Siperine ateş düşmüş asker! Sevdiğin seni ister, Düşmanın seni ister. Geceler pusu kurmuş, Yalnızlığın yarenlik ister. Biz, kurduk düğünü halay’ı Davulcu,kemani bekliyor,alayı Mendil yetişmiyor,bekletme anayı Tezkere,başına taç olsun asker Nizamiye çıkışı etrafına bakın Küfür etme maviye,yeşile sakın Kutsal emanetidir,ulu ecdadın Şerefli sancağı,öpte gel asker |
SELAM OLSUN Şöyle bir ateş yakmalı yüce dağ başında Bir manga mehmetçik geçmeli önümüzden Bot gıcırtıları arasında,titreterek yeri, Arkasından gıptayla bakmalı, dağlardan zor gelenlerin, Toprağı namus, uğruna ölümü uyku bilenlerin. Şahadete erip yüreklere geri dönenlerin, Arkasından imrenip bakmalı aslında; Bayrağa sarılmışların önünde,dimdik yürüyenlerin, ……kardeşide asker,vatan sağolsun diyenlerin. Şöyle bir selamlamalı yürekten Barış için ölüme sıraya girenleri. Gülümseyerek ölenleri Bir selamlamalı yeniden, Özgürlüğün kadrini bilenleri. Tekrar,tekrar ellerinde çiçeklerle ölenleri. Selamlamalı selam olsun diyenleri.. |
Asker Yolladım Soğuk havada simit sattım.. Oglumu asker yolladım.. Cebine on beş lira harçlık kattım Ben oğlumu asker yolladım.. Yoktur oğlumun ardından konuşanı.. Hep baş üstünde tutmuştur vatanı.. Toros yaylalarının koyun çobanı.. Ben oğlumu asker yolladım... Topraktan çıkardı hep ekmeğini... Elinden eksik etmezdi tesbihini, Sırtına dayamış siyah valizini.. Ben oğlumu asker yoladım... Kız istedi.oğlanı damat ettim.. Ondan vatanı uğruna savaşmasını istedim.. Gerekirse canını ver dedim... Ben oğlumu askere yolladım.. Ben şehid anasıyım,acıyın... Oğlum şehidi olmuş bu vatanın... Kurşunu adi bir teröristin,insafsızın.. Ben oğlumu şehid yolladım... |
ASKER OCAGI Sabah kalk düzelt yatağını giy üstünü 15 dakikada Burası ana kucağı değil asker ocağı Bir saat boyunca mıntıka sonra işdimaya Burası ana kucağı değil asker ocağı Sabah kahvaltısı beş zeytin çay ***** Öğle akşam yemekte değişik bir koku var Pilavları hiç karıştırma içinde taşlar Burası ana kucağı değil asker ocağı Akşam bot boya birde traş var Bir yandan soğuk bir yandan rüzgar Üst değiş saat on deyince herkes yatar Burası ana kucağı değil asker ocağı Yağmurda çamurda eğitim yapıyor Soğuk kış demeden çalışıyor Çamur içerisinde bıkmadan geziyor Burası ana kucağı değil asker ocağı Mektup bekliyor uzaktaki sevdiklerinden Nöbet tutarken türkü söylüyor içinden Yarini özlemiş belli oluyor gözlerinden Burası ana kucağı değil asker ocağı 550 Gün geçer mi geçer diyorlar Bu askerlik biter mi biter diyorlar Sayılı günler çabuk geçer diyorlar Burası ana kucağı değil asker ocağı Üşümez donmaz yorulmaz asker Sevdiğinin hasretiyle yanıyor asker Gün sayıyor şafak sayıyor asker Burası ana kucağı değil asker ocağı |
| Saat: 21:18 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık