MsXLabs
Sayfa 1 / 4

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Taslak Konular (https://www.msxlabs.org/forum/taslak-konular/)
-   -   Absürd Ansiklopedi / Bunları biliyor musunuz? (https://www.msxlabs.org/forum/taslak-konular/5302-absurd-ansiklopedi-bunlari-biliyor-musunuz.html)

virtuecat 10 Kasım 2005 02:10

Absürd Ansiklopedi / Bunları biliyor musunuz?
 
Bunları Biliyor musunuz ?

Kereviz yerken harcanan kalori, kerevizin içindeki kaloriden daha fazladır.

Bir kilo limonda bir kilo çilekten daha fazla şeker vardır.

İnsan saçı 3 kilo ağırlık kaldıracak esnekliktedir.

Peru'da hiç umumi tuvalet yoktur.

Bukalemunun dili, vücudundan iki kat daha uzundur.

Aslanlar bir günde 50 kez sevişebilirler.

Güney Kore başkenti Seul, Kore dilinde "Başkent" anlamına gelmektedir.

Marilyn Monroe'nun altı ayak parmağı vardı.

Yarım kilo bal yapabilmek için arılar iki milyondan fazla çiçekten bitki özü toplamak zorundadır.

Albert Einstein 9 yaşına kadar düzgün konuşamamıştı.

Thomas Edison, toplam 5000 farklı tür kuş besliyordu.
Albert Einstein lise öğretmenleri tarafından salak görüldüğü için üniversiteye önerilmedi.

A.B.D. 1867 yılında Alaska’yı Rusya’dan alabilmek için 7,2 milyon dolar ödemiştir.
Şu anda ay yüzeyinde 3 golf topu bulunmaktadır.
Sibirya buzullarında yüzlerce altın madeni vardır ve tahminlere göre 3 milyon Rus, bu madenlerde çalışırken hayatını kaybetmiştir.


1980 yılında çok kuvvetli bir fırtına, İtalya'da yaşayan Vittorio Luise'nin arabasını bir nehre kadar uçurdu. Camı kırmayı başaran Vittorio, fırtınaya karşı yüzerek kıyıya ulaştı ve o anda fırtınanın kopardığı bir ağacın üzerine düşmesi nedeniyle öldü.

zürafaların ses telleri yoktur.

Ortalama uyku düzenine sahip bir insan, yılda ortalama 1460 rüya görür

Nefesinizi tutarak kendinizi öldürme ihtimaliniz yoktur.

En uzun gaz çıkarma rekoru 2 dakika 42 saniye ile Londra’lı Bernard Clemmens’e aittir.

Dünyada en fazla asfaltlı yola sahip olan ülke Fransa'dır

Dünyada eşekler tarafından öldürülen insanların sayısı, uçak kazalarında ölenlerin sayısından fazladır.

X ışınlarıyla yapılan araştırmalara göre Mona Lisa tablosunda, görünen Mona Lisa figürünün dışında 3 farklı Mona Lisa görüntüsü daha vardır

Tüm canlılar arasında sadece insanlar ve yunuslar zevk için seks yaparlar.

Pek çok rujun hammadisinde balık pulu vardır.

Bilinenin aksine karanlıkta televizyon seyretmek gözler için zararlı değildir. Bu inanış 1950’li yılların başlarında lamba satışlarını arttırmak için çıkartılmış bir söyletiye dayanır

Levis pantalonlarınızın fermuarlarındaki YKK harfleri, dünyanın en büyük fermuar üreticisi olan Yoshida Kagyo Kabushibibaisha’nın kısaltmasıdır

Nazi Partisi amblemi yani "gamalı haç" aslında 4 tane "L" harfinden oluşur ve light-life-love-luck yani ışık-hayat-sevgi ve şansı simgeler .

Dünyada her dakika 2000 yeni bebek doğuyor.

Çoğu salyangoz türü 10 yıl kadar yaşayabilir.

Doğada 600'den fazla etobur bitki bulunur.

1949 yılında dünyadaki tüm insanların %75'i en az bir kez, bir sinek tarafından ısırılmıştır

Çekoslavakya’daki bir kasabadaki kilisenin avizesi tamamen insan kemiğinden yapılmıştır.

Mavi, dünyadaki insanların %80’ninin en sevdiği renktir.

İnsanların neden yüzlerinin kızardığı bilimsel olarak henüz açıklanamamıştır.

Eğer ayaklarınızı yavaşça yukarı kaldırır ve sırt üstü yatarsanız, bataklığın içine gömülemezsiniz

Bir meşe ağacı ancak 50 yaşına geldiğinde meşe palamudu üretmeye başlar.

Eskimo dilinde kar yağışındaki değişiklikleri tarif edebilmek için yirmiden fazla farklı sözcük kullanılır.

Laos'da ayaklar bir kadının vücudundaki en erotik bölgelesi olarak kabul edilmektedir. Bu yüzden Laoslu kadınların ayaklarını kapatmaları şarttır.

Japonlar İspanyolca’yı İngilizce’den daha kolay öğrenirler. İngilizler de İspanyolca’yı Japonca’dan daha kolay öğrenirler.

Binlerce yıl önce, cenaze törenine katılanlar, gömülecek ölünün hayaletinin orada bulunanlardan birinin bedenine girmek isteyeceğine inanıyorlardı ve hayaletten saklanmak için vücutlarını siyaha boyuyorlardı. Zamanla bu adet değişti ve cenazelerde siyah giyinme alışkanlığı olarak günümüze kadar geldi.

Pek çok değerli taş birden fazla elementten oluşur. Tek istisna sadece karbondan oluşan elmastır.


GusinapsE 2 Mart 2006 16:02

<b>İLGİNÇ BİLGİLERhttp://www.memocal.com/Resimler2/Spacer.gif
http://www.memocal.com/Resimler2/Ok.gif18 Şubat 1979 yılında sahra çölüne kar yağmıştı.
http://www.memocal.com/Resimler2/Ok.gifABD’de, yaşları 20 ile 29 arasında olan zenci erkeklerin üçte biri ya hapiste ya da gözaltında tutulmaktadır.
http://www.memocal.com/Resimler2/Ok.gifAçık bir gecede, çıplak gözle iki bin ayrı yıldızı görmek mümkündür.
http://www.memocal.com/Resimler2/Ok.gifAlbert Einstein dokuz yaşına kadar düzgün konuşamamıştı.

http://www.memocal.com/Resimler2/Ok.gifAmerika’da her saat 40 kişi kanserden hayatini kaybediyor.
http://www.memocal.com/Resimler2/Ok.gifAmerika’da satışa sunulan ilk cd, Bruce springsteen`in "Born in Theusa" albümüdür.
http://www.memocal.com/Resimler2/Ok.gifAmerikan havayolları, uçuşlarda yolculara sunduğu kahvaltılarda her tepsiden bir zeytini kaldırarak 1987 yılında 40 bin dolar kar etmiştir

Bir cam kırıldığında, ufalanan parçalar saatte üç bin millik bir hızla etrafa saçılır.
http://www.memocal.com/Resimler2/Ok.gifBir devekuşunun gözü beyninden büyüktür.
http://www.memocal.com/Resimler2/Ok.gifBir Erkek Hayatının Ortalama 3350 Saatini Tıraş Olmak İçin Harcar. http://www.memocal.com/Resimler2/Ok.gifBir hamamböceği kafası koptuktan sonra açlıktan ölmeden dokuz gün yaşayabiliyor.
http://www.memocal.com/Resimler2/Ok.gifBir insan yaş**ı boyunca iki yüzme havuzunu dolduracak kadar tükürük salgılar.
http://www.memocal.com/Resimler2/Ok.gifBir karınca kendi ağırlığının elli kati ağırlığı kaldırabilir.
http://www.memocal.com/Resimler2/Ok.gifBir karıncanın koku alma yeteneği en az bir kopeğinki kadar gelişmiştir. http://www.memocal.com/Resimler2/Ok.gifBir kilo limonda bir kilo çilekten daha fazla şeker vardır.
http://www.memocal.com/Resimler2/Ok.gifBir kromozom bir genden daha büyüktür.
http://www.memocal.com/Resimler2/Ok.gifBir okyanusun en derin yerinde, demir bir topun dibe çökmesi bir saatten uzun sürer.
http://www.memocal.com/Resimler2/Ok.gifBir timsahın gözlerinin arasındaki mesafe, ayaklarının büyüklüğüne eşittir.
http://www.memocal.com/Resimler2/Ok.gifBirinin yüzünü hatırlamak için beynin sağ tarafı kullanılır. http://www.memocal.com/Resimler2/Ok.gifBuckingham sarayında 602 oda bulunuyor.
http://www.memocal.com/Resimler2/Ok.gifBugüne kadar bilinen en ağır böbrek taşı 1.36 kg
http://www.memocal.com/Resimler2/Ok.gifBugüne kadar kaydedilmiş en büyük dalga, 1971 yılında Japonya’nın İshigaki Adası’nda 85 metre yüksekliğine ulaşmıştır.
http://www.memocal.com/Resimler2/Ok.gifBugüne kadar ölçülmüş en büyük buz dağı, 200 mil uzunluğunda ve 60 mil genişliğindedir ve Belçika’dan daha büyük bir yüzölçümüne sahiptir. http://www.memocal.com/Resimler2/Ok.gifBukalemunların dilleri, vücutlarından iki kat daha uzundur.
http://www.memocal.com/Resimler2/Ok.gifCentral park`ta yüzmek yasalara aykırıdır.
http://www.memocal.com/Resimler2/Ok.gifÇocuklar baharda daha fazla buyuyor.
http://www.memocal.com/Resimler2/Ok.gifDalmaçyalılar gut olmayan tek köpek cinsidir.
http://www.memocal.com/Resimler2/Ok.gifDeğerli taşların çoğu birkaç elementten oluşur, sadece pırlanta tamamen karbondan oluşur.
http://www.memocal.com/Resimler2/Ok.gifDöllenmeden sonra çocuğun boyu 5 milyon kat buyur...
http://www.memocal.com/Resimler2/Ok.gifDünyada her dakika iki tane düşük şiddette deprem olmaktadır.
http://www.memocal.com/Resimler2/Ok.gifDünyada insan başına düşen karınca sayısı bir milyondur.
http://www.memocal.com/Resimler2/Ok.gifDünyadaki hayvanların yüzde sekseni altı ayaklıdır.
http://www.memocal.com/Resimler2/Ok.gifDünyadaki ilk telefon rehberinde sadece elli isim yer almıştı.1878 yılının şubat ayında
http://www.memocal.com/Resimler2/Ok.gifConnecticut New Haven’da yayımlanmıştı.
http://www.memocal.com/Resimler2/Ok.gifDünyanın bir numaralı domuz üreticisi ve tüketicisi cinliler.
http://www.memocal.com/Resimler2/Ok.gifDünyanın en büyük şeker ihracatçısı Küba’dır.
http://www.memocal.com/Resimler2/Ok.gifDünyanın en hızlı büyüyen bitkisi bambu, bir günde 90 cm kadar uzuyor=. http://www.memocal.com/Resimler2/Ok.gifEğer Barbie gerçekten yaşasaydı vücut ölçüleri 97–72 82 cm olacaktı. http://www.memocal.com/Resimler2/Ok.gifEiffel Kulesi’nin tepesine çıkana kadar 1792 basamak vardır.
http://www.memocal.com/Resimler2/Ok.gifElektrikli sandalye bir dişçi tarafından icat edilmiştir.
http://www.memocal.com/Resimler2/Ok.gifEn fazla asfaltlı yola sahip ülke Fransa’dır.
http://www.memocal.com/Resimler2/Ok.gifEn yakin oldukları noktada, Rusya ve Amerikanın birbirlerine uzaklıkları dört km `den daha azdır.
http://www.memocal.com/Resimler2/Ok.gifErkekler kadınlara göre on kat daha fazla renk koru oluyorlar.
http://www.memocal.com/Resimler2/Ok.gifEskimo dilinde kar yağışlarının farklarını tarif etmek için kullanılan yirmiden fazla sözcük vardır.
http://www.memocal.com/Resimler2/Ok.gifFareler kusamaz.
http://www.memocal.com/Resimler2/Ok.gifFiller zıplayamayan tek memelidir.
http://www.memocal.com/Resimler2/Ok.gifGecen 3500 yılın, sadece 230 yılı barış içinde yaşanmıştır.
http://www.memocal.com/Resimler2/Ok.gifGlobal ısınma yüzünden yükselen deniz seviyesi 2050 yılında Shangai ve deniz kıyısındaki diğer cin şehirlerinde büyük sellere neden olacak. Bu sellerde 76 milyon kişi evsiz kalacak.
http://www.memocal.com/Resimler2/Ok.gifGözleri açık tutarak hapşırmak imkânsızdır. http://www.memocal.com/Resimler2/Ok.gifGözlerimiz hiçbir zaman büyümez. Ama burnumuz ve kulaklarımızın büyümesi asla sona ermez.
http://www.memocal.com/Resimler2/Ok.gifGüney Kore başkenti Seul, Kore dilinde "başkent" anlamına gelmektedir. http://www.memocal.com/Resimler2/Ok.gifGünışığından daha fazla yararlanmak için saat uygulamasını Benjamin Franklin başlatmıştır.
http://www.memocal.com/Resimler2/Ok.gifGünümüzde, evlenenlerin yüzde ellisi boşanmaktadır.
http://www.memocal.com/Resimler2/Ok.gifHamamböcekleri yaklaşık olarak 250 milyon yıldır yaşadıkları halde hiçbir değişime uğramamışlardır.
http://www.memocal.com/Resimler2/Ok.gifHapşırdığınız zaman, kalbiniz de dâhil olmak üzere bütün vücut fonksiyonlarınız bir an için durur.
http://www.memocal.com/Resimler2/Ok.gifHapşırırken Burnu ya da Ağzı Kapamak, Felce Neden Oluyor.
http://www.memocal.com/Resimler2/Ok.gifHavuca rengini karoten verir.
http://www.memocal.com/Resimler2/Ok.gifHawaii alfabesinde sadece 12 harf bulunmaktadır.
http://www.memocal.com/Resimler2/Ok.gifHer 25 kişiden biri astım hastasıdır.
http://www.memocal.com/Resimler2/Ok.gifHer dört Amerikalıdan biri mutlaka televizyonda görünüyor.
http://www.memocal.com/Resimler2/Ok.gifHer iki taraf da kan bağışında bulunursa, Paraguay’da düello yapmak yasaldır.
http://www.memocal.com/Resimler2/Ok.gifHerhangi bir okyanusun en uzak olduğu nokta cin’dir.
http://www.memocal.com/Resimler2/Ok.gifHindistan`da oyun kâğıtları yuvarlaktır.
http://www.memocal.com/Resimler2/Ok.gifHindistan’daki yıllık doğum sayısı, Avustralya’nın toplam nüfusundan fazladır.
http://www.memocal.com/Resimler2/Ok.gifHipopotamlar insandan daha hızlı koşarlar.
http://www.memocal.com/Resimler2/Ok.gifİleri doğru bir adim atıldığında, insan vücudundaki 54 kas çalışır.
http://www.memocal.com/Resimler2/Ok.gifİlk çamaşır makinesi 1907 yilinda Hurley Machine Co. Tarafından pazarlandı.
http://www.memocal.com/Resimler2/Ok.gifİnciler sirkede erir.
http://www.memocal.com/Resimler2/Ok.gifİnek sütünün pH değeri 6’dır.
http://www.memocal.com/Resimler2/Ok.gifİngilizcedeki Wendy ismi, Peter Pan hikâyesinde kullanılmak üzere uydurulmuştur.
http://www.memocal.com/Resimler2/Ok.gifİngiltere’deki bütün kuğular kraliçenin malidir.
http://www.memocal.com/Resimler2/Ok.gifİnsan beyninin % 80’i sudur.
http://www.memocal.com/Resimler2/Ok.gifİnsan beyninin ortalama ağırlığı 1.3kg’dır.
http://www.memocal.com/Resimler2/Ok.gifİnsan elinde, en yavaş uzayan tırnak başparmağınki, en hızlı uzayan tırnak ise orta parmağınkidir.
http://www.memocal.com/Resimler2/Ok.gifİnsan saçı, üç kilo ağırlık kaldırabilecek esnekliktedir.
http://www.memocal.com/Resimler2/Ok.gifİnsan vücudundaki en güçlü kas dildir.
http://www.memocal.com/Resimler2/Ok.gifİnsanlar beyinlerinin sadece %10’unu kullanırlar.
http://www.memocal.com/Resimler2/Ok.gifİnsanlar vücutlarında 300 adet kemikle doğuyorlar ama yetişkin olduklarında bu sayı 206 ya düşüyor.
http://www.memocal.com/Resimler2/Ok.gifİnsanlar yaşamları boyunca altı filin ağırlığına eşit miktarda yiyecek tüketiyorlar.
http://www.memocal.com/Resimler2/Ok.gifİnternetin yıllık büyüme yüzdesi 314.000’dir.
http://www.memocal.com/Resimler2/Ok.gifKadınlar erkeklere oranla iki kat fazla göz kırpar.
http://www.memocal.com/Resimler2/Ok.gifKanada, Kızılderili dilinde "büyük koy" anlamına gelmektedir. http://www.memocal.com/Resimler2/Ok.gifKangurular geri geri yürüyemezler.
http://www.memocal.com/Resimler2/Ok.gifKaptan Cook, Antarktika hariç bütün kıtalara ayak basan ilk insandır. http://www.memocal.com/Resimler2/Ok.gifKaşları yukarı kaldırmak için 30 kaşı harekete geçirmek gerekiyor. http://www.memocal.com/Resimler2/Ok.gifKediler ultrason seslerini duyarlar.
http://www.memocal.com/Resimler2/Ok.gifKedilerin beyninde 32 adet kas vardır.
http://www.memocal.com/Resimler2/Ok.gifKelebekler ayaklarıyla tat alırlar.
http://www.memocal.com/Resimler2/Ok.gifKereviz yerken harcanan kalori, kerevizin içindeki kaloriden daha fazladır.
http://www.memocal.com/Resimler2/Ok.gifKış aylarında, Moskova’daki buz pateni pistleri 250 bin metrekarelik bir alanı kaplar.
http://www.memocal.com/Resimler2/Ok.gifKıta isimlerinin hepsi ayni harfle başlayıp ayni harfle biter.
http://www.memocal.com/Resimler2/Ok.gifKirli kar, temiz kardan daha kolay erir.
http://www.memocal.com/Resimler2/Ok.gifKopeklerin ter bezleri ayaklarındadır.
http://www.memocal.com/Resimler2/Ok.gifKutup ayıları solaktır.
http://www.memocal.com/Resimler2/Ok.gifLarry Hagman (JR.)Dallas dizisinin setinde hiç kimsenin sigara içmesine izin vermezdi.

http://www.memocal.com/Resimler2/Ok.gifMarilyn Monroe’nun altı ayak parmağı vardı.
http://www.memocal.com/Resimler2/Ok.gifMeşe ağaçları elli yaşına gelmeden meşe palamudu üretemezler.
http://www.memocal.com/Resimler2/Ok.gifMexico City her sene 25 cm kadar batıyor.
http://www.memocal.com/Resimler2/Ok.gifMickey Mouse’dan önce en meşhur çizgi film kahramanı Felix The Cat’di.
http://www.memocal.com/Resimler2/Ok.gifMonako’nun ulusal orkestrası ordusundan daha geniş bir kadroya sahiptir.
http://www.memocal.com/Resimler2/Ok.gifMumyaların ayak parmakları tek tek sarılarak mumyalanmıştır.

http://www.memocal.com/Resimler2/Ok.gifNew York bir zamanlar Amsterdam`dı.


virtuecat 3 Mayıs 2006 23:10

BOZUK BİR SAAT GÜNDE İKİ DEFA DOĞRU ZAMANI GÖSTERİR... (Bilmeyen kaldı mı?)

AMERİKALILARIN 1 GÜNDE ALDIKLARI JUNK MAİL'LERİ BOŞALTMAK İÇİN HARCADIKLARI ENERJİ İLE 250.000 EVİ ISITMAK MÜMKÜNMÜŞ... (neden silmek icin yoruyolar kendilerni)

HAVAYOLU GÜVENLİK ELEMANLARI HER GÜN YOLCULARIN ÜZERİNDE ORTALAMA 6 SİLAH BULUYORLARMIŞ... (türkiyeyi kapsamiyordur)


BİR BEBEK 300 KEMİKLE DOĞUYOR FAKAT YETİŞKİN BİR İNSANIN VÜCUDUNDA 206 KEMİK BULUNUYOR...

ERKEK ATLARIN 40, DİŞİ ATLARIN İSE 36 DİŞİ VARDIR..(at alacaksanız bilginiz olsun)

PATLAMIŞ MISIR 1920'LERDE ÇOK GÜRÜLTÜYE NEDEN OLDUĞU İÇİN BİRÇOK SİNEMADA YASAKLANMIŞTIR...(burada serbest halen)

KARINCALAR SUYUN ALTINDA İKİ HAFTA YAŞAYABİLİYORLAR...

AMERİKA'DA İNTERNET KULLANICILARININ YÜZDE 27'Sİ İNTERNETİ YALNIZCA SEYAHAT PLANLARINI VE REZERVASYONLARINI YAPMAK İÇİN KULLANIYOR..(zevk sahıbı ınsanlar dunya umurlarında deılkı)

HER İKİ MİLYAR İNSANDAN YALNIZCA BİR TANESİ 116 YIL VE DAHA ÜSTÜNDE YAŞAYABİLİYOR…

EYFEL KULESİ YAZLARI GÜNEŞİN ISISIYLA 15cm UZUYOR, KIŞLARI İSE TEKRAR ESKİ HALİNE DÖNÜYOR.

AMERİKALI UZMANLAR, KAFASI KOPAN BİR HAMABÖCEĞİNİN HAFTALARCA YAŞAYABİLDİĞİNİ ORTAYA ÇIKARDI ( baska işlerimi kalmadı)

BİR İNSAN KAŞLARINI ÇATMAK İÇİN 43 KASINI HAREKET ETTİRMESİ GEREKİRKEN GÜLMEK İÇİN YALNIZCA 17 TANESİNİ HAREKET ETTİRİYOR...

MİCHAEL JACKSON'IN 'BİLLY JEAN' KLİBİ MTV'NİN YAYINLADIĞI İLK ZENCİ ŞARKICI KLİBİDİR …

BİR GOLF TOPUNUN ÜZERİNDE 336 TANE GİRİNTİ VARDIR…

İSVİÇRE'DE SAAT 22:00'DEN SONRA TUVALET SİFONUNU ÇEKMEK YASAKTIR…

EĞER MUZ YEDİYSENİZ SİVRİSİNEKLERİN SİZİ ISIRMA İHTİMALİ MUZ YEMEMİŞ BİRİNE GÖRE DAHA YÜKSEKMİŞ…

AMERİKALILARIN SADECE %55'İ GÜNEŞİN BİR YILDIZ OLDUĞUNU BİLİYORMUŞ…( bu amerıkalılar saf galıba biraz)

EDİSON KARANLIKTAN KORKARMIŞ…(belli oluyor)

ARILAR RÜZGARLI HAVALARDA DAHA ÇOK SOKARLAR…

YANMIŞ HERHANGİ BİRŞEYİN BİR DAHA YANMA İHTİMALİ YOKTUR…

AT YARIŞLARINDA FAVORİ GÖSTERİLEN ATLARIN SADECE %30'U YARIŞI KAZANIYORMUŞ…(şike varda ondan)

DÜNYADAKİ GAZETELERİN YARISINDAN FAZLASI AMERİKA VE KANADA'DA BASILMAKTADIR…

1992 DE HALKA SATIŞA SUNULAN HUMMER'LARIN İLK MÜŞTERİSİ ARNOLD SCHWARZENEGGER'MİŞ

LAS VEGAS'TAKİ CASİNOLARDA SAAT BULUNMAZ... (zaman kavramını yok ediyolar milletin)

Normal bir kadın günde 7 bin, normal bir erkek ise 2 bin kelimeyle konuşuyor.:D

İnsan beyninin kapasitesi 110-120 gigabyte arasındaymış.(format atmak uzun surebılır)

Gözler açıkken hapşırmak imkansızmış.

1830'a kadar domatesin zehirli olduğu sanılıyordu

BİR TUVALETİN ORTALAMA ÖMRÜ 50 SENEYMİŞ…

BİR İNSANIN BURNU VE KULAKLARI ÖMRÜ BOYUNCA BÜYÜMEYE DEVAM EDİYORMUŞ…

İNSAN TELEVİZYON İZLERKEN AZ, UYURKEN DAHA FAZLA BEYNİNİ ÇALIŞTIRIYORMUŞ…

BİR AĞAÇ KÜTÜĞÜNDEN 7,5 MİLYON KÜRDAN ÜRETİLİYORMUŞ…

HER PUL YALAYIŞINDA İNSAN 0.1 KALORİ VERİYORMUŞ…(bayanlara yenı diyet)

BAYER FİRMASINA GÖRE DÜNYA ÜZERİNDE HER YIL 50 MİLYAR ASPİRİN TÜKETİLİYORMUŞ…

1991 YILINDA GALLUP'UN YAPTIĞI ARAŞTIRMAYA GÖRE AMERİKALILARIN %49'U BEYAZ EKMEĞİN BUĞDAYDAN YAPILDIĞINI BİLMİYORMUŞ( harbi cok saf bu amerıkalılar)


ahmetseydi 4 Mayıs 2006 01:15

İnsan Vücudu
 
Nazari olarak bakıldığında, dil insan vücudundaki en güçlü kastır. Fonksiyonu alt çeneyi kaldırmak olan Masseter kası kemiklere olan bağlantı şekli ve hareket ettirdiği kemiklerin mekaniği itibarı ile ölçülebilir en yüksek kuvveti göstermekle birlikte esasen vücudumuzdaki bir çok kastan daha zayıftır. En güçlü olarak kabul edilen iki kas, yürürken ve koşarken bacağımızı kuvvetli bir biçimde geriye doğru itmekte fonksiyonel olan gluteus maximus kası ve bir ömür boyu çalışıp asla yorulmayan kalp kasıdır.


Kadınlar erkeklere kıyasla fazladan yaklaşık 500 gen taşımaktadırlar ve bundan dolayı kadınlar renk körlüğü, kellik ve hemofili gibi hastalıklardan korunurlar. Dişi bireylerde bu hastalıkların rastlanması ancak her iki ebeveyninde taşıyıcı veya hastalık sahibi olduğu durumlarda söz konusu olabilir.



İnsan vücudunu oluşturan en sert eleman diş minesidir. İnsan vücudunda bulunan en yumuşak kemik kulak kıkırdağı iken, en sert kemik çene kemiğidir.



İnsan beyninin % 85'i sudan oluşmaktadır. Einstein'in beyninin 1230 gram olduğu çeşitli kayıtlarda mevcuttur. Bu ağırlık ortalama bir insan beyin ağırlığından yaklaşık 170 gram daha düşüktür. Vücut ağırlığımızın ortalama olarak sadece % 2'sini teşkil etmekle birlikte, beynimiz soluduğumuz oksijenin yaklaşık % 25'ini, aldığımız kalorinin % 20'sini ve vücudumuzdaki kanın % 15'ini kullanmaktadır.



Tırnaklarımız günde ortalama 0.1 mm uzar. Bir tırnağımız bir yıl içinde yaklaşık 3,8 cm uzar. Genel olarak parmağın uzunluğu, parmak tırnaklarının uzama hızına işaret ettiğinden, orta parmak tırnaklarının en hızlı uzayan tırnaklar olduğu görülür. El tırnakları, ayak tırnaklarına göre iki kat daha hızlı uzamaktadır. Tırnakların üç ile altı ay arasında değişen bir ömürleri vardır ki, bu bir tırnağın başlangıcından ucuna kadar uzaması için gereken süredir. Tırnağımız ile saçımız esasen aynı maddeden, bir protein olan keratin'den, teşekkül ederler.


Dil yaralara karşı en çabuk iyileşen organdır.


İnsanda yemek borusu yaklaşık 25 cm uzunluğundadır.


Bir insan hergün yaklaşık 1,7 litre tükrük sıvısı üretir. Bu ortalama bir ömüre oranlandığında 100 galona (1 galon= 3.785 l) tekabül eder.

Ortalama bir insandan yaşamı boyunca dökülen kirpiklerin yaklaşık uzunluğu 30 m'nin üzerindedir.


Bebekler yeni doğduklarında vücutlarında 350 adet kemik vardır. Fakat zamanla bu kemiklerin 144'ü diğer kemiklerle kaynaştığından yetişkin bir insanda 206 adet kemik bulunur. Bu kemiklerinde yarıdan fazlası el ve ayaklarda toplanmıştır. Ellerde 54 kemik bulunurken, ayaklarda 52 kemik bulunur.


ahmetseydi 5 Mayıs 2006 09:20

• Dünyamızda en yaygın olarak yetiştirilen bitki olan buğday Antartika haricindeki tüm kıtalarda yetişmektedir.

• Bambu 24 saatlik bir süreç içinde yaklaşık 1 m uzayabilir.

• Her 100 gramında 167 kalori ile avokado en yüksek enerji veren meyvedir.

• Dünya üzerinde 10.000 kadar çim çeşidi vardır.

• Okyanusların derinliklerindeki bitki örtüsü, tüm dünyadaki yeşilliğin yaklaşık % 85'ini oluşturmaktadır.
• Dakikada 60 kelime yazan bir kişi, günde sekiz saat çalışarak genetik bilgilerini bir kâğda dökmeyi en az ancak elli yılda bitirebilir.


virtuecat 9 Mayıs 2006 03:18

Havadan çekilen ilk fotoğraf, Amerikan İç Savaşı sırasında bir balondan çekilmiştir.

1.Dünya Savaşı sırasında 13.700.000 kişi yaşamını yitirmiştir.(deydimi peki)

Türkiye'de ilk uluslararası internet bağlantısı 12 Nisan 1993 tarihinde gerçekleşmiştir. (halen dogru dürüst baglanamıyoruz :D )

1883 yılında, Endonezya’daki Krakatoa yanardağı patladığında, ortaya çıkan ses Amerika’nın eyaleti Texas’tan duyulmuştu. (texas da bı kıllık var zaten)

İlk ilkel condom 1500’lü yılların başlarında kullanılmıştır.( ılkel dedıgıne gore taşdandı:D )

100 Yıl savaşları 116 yıl sürmüştür (16 yıl hafta sonrarına denk gelıyodur belkı )

1923'te Adolf Hitler'i Nazi Partisi'nin liderliğine getiren seçimde, Hitler rakibinden sadece 1 oy fazla almıştı. ( kımdı o 1 kısı dıye aramakmı lazım)

Tuvalet sifonları milat önce 2000 yılından beri kullanılmaktadır.

Birinci Dünya Savaşı'nda Fransa, ülkedeki tüm taksileri devraldı ve askerler cepheye bu taksilerle taşındı. (taxsı metre acmıslarmı acaba)

Hristiyanların yılda en az bir kez günah çıkartması XIII. yüzyılın başlarında Latran konsilinde alınan bir kararla zorunlu kılınmıştır.

Arkeologlar tarafından İsviçre'de bulunan en eski ayak izi 5.200 yaşındadır.

Geçtiğimiz son 3500 yılın, sadece 230 yılı savaşsız, barış içinde yaşanmıştır.

İskambil Kağıtlarındaki herbir K, gerçek bir kralı simgeler. Sinek K - Kral David; Kupa K - Şarlman; Maça K - Büyük İskender; Karo K - Julius Sezar''i sembolize eder.

Günümüz ordularına benzer ilk ordu M.Ö. 289 da Atilla tarafından kuruldu.

Kraliçe Victoria zamanında, kadınlar göğüslerini büyütmek icin çilek banyosu yaparlardı.

Eski Roma’da erkeklerin ifade vermeden önce yemin ederken sağ ellerini testislerine koymaları adet olmuştu. İngilizcede tanıklık anlamına gelen “testimony” sözcüğüde buradan gelmektedir.

Fransa Kralı 14. Louis sudan nefret ederdi ve hayatında sadece 3 kez banyo yaptı.( parfumde neden fransızlar ılerlemıs anlıyorsunuz dimi)


KafKasKarTaLi 18 Mayıs 2006 21:40

Bunları Biliyormusunuz?

Hapşırdığınız Zaman Kalbinizde Dahil Olmak Üzere Bütün Vücut Fonksiyonlarınız Bir An İçin Durur.

İnsan Elinde; En Yavaş Uzayan Tırnak Baş Parmağınki, En Hızlı Uzayan Tırnak İse Orta Parmağınkidir.

Eiffel Kulesinin Tepesine Çıkana Kadar 1792 Basamak Vardır.

İnsan Saçı 3 Kilo Ağırlık Kaldırabilecek Esnekliktedir.

Bir Erkek Hayatının Ortalama 3350 Saatini Tıraş Olmak İçin Harcar.

Yataktan Düşerek Ölme Olasılığı 2 Milyonda 1'dir.

İnsanlar Vücutlarında 300 Adet Kemikle Doğuyorlar Ama Yetişkin Olduklarında Bu Sayı 206'ya Düşüyor.

Bir Karınca Kendi Ağırlığının 50 Katı Ağırlığı Kaldırabilir.

Filler Zıplayamayan Tek Memelilerdir.

Zürafaların Ses Telleri Yoktur.

Zürafalar 35 Cm Uzunluğunda Siyah Bir Dile Sahiptirler.

Kangurular Geri Geri Yürüyemezler.

Kelebekler Ayaklarıyla Tat Alırlar.

Kadınlar Erkeklere Oranla 2 Kat Fazla Göz Kırpar.

İnsan Vücudundaki En Güçlü Kas Dildir.

Gözleri Açık Tutarak Hapşırmak İmkansızdır.

Hapşururken Burnu yada Ağızı Kapamak, Felçe Neden Oluyor.

Ayı inlerinin girişleri her zaman kuzeye bakar.

Degerli taşların çoğu birkaç elementten oluşur, sadece pırlanta tamamen karbondan oluşur.

Kedilerin beyninde 32 adet kas vardır.

Bukalemunların dilleri, vücutlarından iki kat daha uzundur.

Global ısınma yüzünden yükselen deniz seviyesi 2050 yılında Shangai ve deniz kıyısındaki diğer cin şehirlerinde büyük sellere neden olacak. Bu sellerde 76 milyon kişi evsiz kalacak.

Üzerinde barkodu olan ilk ürün Wrigleys marka sakızdır.

Kereviz yerken harcanan kalori, kerevizin içindeki kaloriden daha fazladir.

Sümüklüböceklerin dört tane burnu vardır.

Bir devekuşunun gözu beyninden büyüktür.

İnek sütünün pH degeri 6'dır.

Bir timsahın gözlerinin arasındaki mesafe, ayaklarinin büyüklüğüne eşittir.

Dalmaçyalılar gut olmayan tek köpek cinsidir.

Hipopotamlar insandan daha hızlı koşarlar.

Meşe ağaçları elli yaşına gelmeden meşe palamudu üretemezler.

Aslanlar bir günde 50 kez sevişebilirler.

İnsan elinde, en yavaş uzayan tırnak baş parmaginki, en hızlı uzayan tırnak ise orta parmağınkidir.

Hawaii alfabesinde sadece 12 harf bulunmaktadır.

Güney Kore başkenti Seul, Kore dilinde "başkent" anlamına gelmektedir.

Kanada, Kızılderili dilinde "buyuk koy" anlamina gelmektedir.

İngilizcedeki Wendy ismi, Peter Pan hikayesinde kullanılmak üzere uydurulmuştur.

Avustralya'daki tuvaletlerin sifon suları saat yönünde akar.

ABD'de, yaşları 20 ile 29 arasında olan zenci erkeklerin ücte biri ya hapiste ya da gözaltinda tutulmaktadır.

Ortalama bir erkek, hayatinin 3350 saatini tiraş olmak için harcar.

Gecen 3500 yılın, sadece 230 yılı barış içinde yaşanmıştır.

Sallanan sandalyede hiç durmadan sallanma rekoru 440 saattir.

Bir cam kırıldığında, ufalanan parçalar saatte üç bin millik bir hızla etrafa saçılır.

İnsan saçı, üç kilo ağırlik kaldırabilecek esnekliktedir.

Gunumuzde, evlenenlerin yuzde ellisi bo$anmaktadir.

Beethoven beste yapmadan once kafasini soguk suya sokardi.

Her 25 ki$iden biri astim hastasidir.

Dunyadaki hayvanlarin yuzde sekseni alti ayaklidir.

Uranus, ciplak gozle gorulebilen bir gezegendir.

Kaptan Cook, Antarktika haric butun kitalara ayak basan ilk insandir.

Guni$igindan daha fazla yararlanmak icin saat uygulamasini Benjamin Franklin ba$latmi$tir.

Bir okyanusun en derin yerinde, demir bir topun dibe cokmesi bir saatten uzun surer.

Bugune kadar olculmu$ en buyuk buz dagi, 200 mil uzunlugunda ve 60 mil geni$ligindedir ve Belcika'dan daha buyuk bir yuzolcumune sahiptir.

Bugune kadar kaydedilmi$ en buyuk dalga, 1971 yilinda Japonya'nin ishigaki Adasi'nda 85 metre yuksekligine ula$mi$tir.

Acik bir gecede, ciplak gozle iki bin ayri yildizi gormek mumkundur.

Sahra colundeki Tidikelt kasabasina on yil boyunca hic yagmur yagmami$tir.

Ba$kan John F. Kenndy, yirmi dakikada dort gazete okuyabilirdi.

Mumyalarin ayak parmaklari tek tek sarilarak mumyalanmi$tir.

Dunyadaki ilk telefon rehberinde sadece elli isim yer almi$ti.1878 yilinin $ubat ayinda Connecticut New Haven'da yayimlanmi$ti.

Yataktan du$erek olme olasiligi iki milyonda birdir.

Ünlu cizgi film kahramani Temel Reis, 1919 yilinda Elzie Crisler Segar tarafindan yaratildi.

İlk cama$ir makinesi 1907 yilinda Hurley Machine Co. Tarafindan pazarlandi.

Kita isimlerinin hepsi ayni harfle ba$layip ayni harfle biter.

Herhangi bir okyanusun en uzak oldugu nokta cin'dir.

Ki$ aylarinda, Moskova'daki buz pateni pistleri 250 bin metrekarelik bir alani kaplar.

Rusya'da dogudan batiya dogru seyahat edilirse, yedi saat ku$agi gecilir.

Norvec'in kuzeyinde, her yaz 14 hafta gece gunduz gune$li gecer.

Sadece di$i sivrisinekler isirir.

Dunyada her dakika iki tane du$uk $iddette deprem olmaktadir.

Hindistan'daki yillik dogum sayisi, Avustralya'nin toplam nufusundan fazladir.

Rusya'nin dortte biri ormanlarla kaplidir.

Tarih boyunca yeryuzunde bulunan altin 200 kat daha fazlasi okyanuslarda bulunmaktadir.

Kopeklerin ter bezleri ayaklarindadir.

Yazar Rudyard Kipling sadece siyah murekkep kullanirdi.

Mickey Mouse'dan once en me$hur cizgi film kahramani Felix The Cat'di.

Larry Hagman (JR.)Dallas dizisinin setinde hic kimsenin sigara icmesine izin vermezdi.

Salataligin yuzde 96'si sudur.

Bir kilo limonda bir kilo cilekten daha fazla $eker vardir.

Peru'da hic umumi tuvalet yoktur.

Timsahlar renk korudur.

Yarim kilo bal yapabilmek icin arilar iki milyondan fazla cicekten bitki ozu toplamak zorundadirlar.

Sadece di$i kanaryalar otebilir.

Tarantulalar iki bucuk yil yiyeceksiz ya$ayabilirler.

Havuca rengini karoten verir.

İnciler sirkede erir.

Venus saat yonunde donen tek gezegendir.

İnternetin yillik buyume yuzdesi 314.000'dir.

Rodin'in unlu 'Du$unen Adam' heykeli aslinda İtalyan $air Dante'nin portresidir.

En fazla asfaltli yola sahip ulke Fransa'dir.

Sihirli sozcuk 'abrakadabra' ilk olarak yuksek ate$li hastalarin ate$lerini du$urmek icin soylenmi$ti.

Marilyn Monroe'nun alti ayak parmagi vardi.

Albert Einstein dokuz ya$ina kadar duzgun konu$amami$ti.

Her iki taraf da kan bagi$inda bulunursa, Paraguay'da duello yapmak yasaldir.

Eiffel Kulesi'nin tepesine cikana kadar 1792 basamak vardir.

Hindistan`da oyun kagitlari yuvarlaktir.

Cocuklar baharda daha fazla buyuyor.

Odemeli telefon konusmalarinin cogu babalar gununde ediliyor.

Ortalama bir pire, kendi buyuklugunun 150 katiyukseklige ziplayabiliyor.Bu orani tutturmak icin bir insanin yaklasik 30 metre ziplamasi gerekli.

Eger barbie gercekten yasasaydi vucut olculeri 97-72 82 cm olacakti.

insanlar vucutlarinda 300 adet kemikle doguyorlar ama yetiskin olduklarinda bu sayi 206 ya dusuyor.

Her dort amerikalidan biri mutlaka televizyonda gorunuyor.

Uyurken, televizyon seyrederken yaktigimizdan daha fazla kalori harciyoruz.

Kelebekler ayaklariyla tat alirlar.

Sari$inlarin esmerlere gore daha fazla saci vardir.

Yillara gore ortalama alindiginda , her sene esekler tarafindan oldurulen insan sayisi ucak kazalarinda olenlerin sayisindan dahafazla.

Kadinlar erkeklere oranla iki kat fazla goz kirpar.

insan vucudundaki en guclu kas dildir.

Gozleri acik tutarak hapsirmak imkansizdir.

insanlar beyinlerinin sadece %10`unu kullanirlar.

Filler ziplayamayan tek memelidir.

Elektrikli sandalye bir disci tarafindan icat edilmistir.

Bir karincanin koku alma yetenegi en az bir kopeginki kadar gelismistir.

Amerikan havayollari, ucuslarda yolculara sundugu kahvaltilarda hertepsiden bir zeytini kaldirarak 1987 yilinda 40 bin dolar kar etmistir.

Yetiskin bir ayi, bir at kadar hizli kosabilir.

Atlarin insanlardan 18 tane fazla kemigi vardir.

Fareler kusamaz.

Hapsirdiginiz zaman, kalbiniz de dahil olmak uzere butun vucut fonksiyonlariniz bir an icin durur.

Tom sawyer daktiloda yazilan ilk romandir.

Hamambocekleri yaklasik olarak 250 milyon yildir yasadiklari halde hicbir degisime ugramamislardir.

Gozlerimiz hicbir zaman buyumez. Ama burnumuz ve kulaklarimizin buyumesi asla sona ermez.

Kediler ultrason seslerini duyarlar.

Zurafalarin ses telleri yoktur.

Bir hamambocegi kafasi koptuktan sonra acliktan olmeden dokuz gun yasayabiliyor.

ingiltere`deki butun kugular kralicenin malidir.

Kutup ayilari solaktir.

Amerika`da satisa sunulan ilk cd, bruce springsteen`in "born in theusa" albumudur.

Bir karinca kendi agirliginin elli kati agirligi kaldirabilir.

Timsahlar dillerini disari cikaramazlar.

Zurafa 35 cm uzunlukta siyah bir dile sahiptir.

Yunuslar bir gozleri acik uyurlar.

Kangurular geri geri yuruyemezler.

Zebralar beyaz uzerine siyah cizgilidir.

Dunyanin bir numarali domuz ureticisi ve tuketicisi cinliler.

Bugune kadar bilinen en agir bobrek tasi 1.36 kg.

Dunyanin en hizli buyuyen bitkisi bambu, bir gunde 90 cm kadar uzuyor=.

18 subat 1979 yilinda sahra colune kar yagmisti.

İnsanlar yasamlari boyunca alti filin agirligina esit miktarda yiyecek tuketiyorlar.

Dunyanin en buyuk seker ihracatcisi kuba`dir.

Eskimo dilinde kar yagislarinin farklarini tarif etmek icin kullanilan yirmiden fazla sozcuk vardir.

En yakin olduklari noktada, rusya ve amerika`nin birbirlerine uzakliklari dort km `den daha azdir.

Mexico city her sene 25 cm kadar batiyor.

Buckingham sarayi`nda 602 oda bulunuyor.

Yeni zelanda, dunyadaki her turlu iklimin yasandigi tek ulke.

Peru `da hic umumi tuvalet yoktur.

Newton, yer cekimi kanununu fark ettigi zaman 23 yasindaydi.

Dunyada insan basina dusen karinca sayisi bir milyon.

Sag elini kullanan insanlar sol elini kullananlara gore ortalama dokuzyil daha fazla yasiyorlar.

Bir big mac hamburgerin ekmeginde ortalama 178 adet susam bulunuyor.

Bir insan yasami boyunca iki yuzme havuzunu dolduracak kadar tukuruk salgilar.

Central park`ta yuzmek yasalara aykiridir.

Kirli kar, temiz kardan daha kolay erir.

Pablo picasso, parasizlik cektigi genclik gunlerinde yaptigi resimleri yakarak isinirdi.

Suudi arabistan`da hic irmak yoktur.

Monakonun ulusal orkestrasi ordusundan daha genis bir kadroya sahiptir.

Zurafalar yuzemez.

Ortalama olarak, amerika`da gunde uc adet cinsiyet degistirme operasyonu gerceklesmektedir.

İnsan beyninin % 80`i sudur.

Amerika`da her saat 40 kisi kanserden hayatini kaybediyor.

Bir kromozom bir genden daha buyuktur.

ileri dogru bir adim atildiginda, insan vucudundaki 54 kas calisir.

insan beyninin ortalama agirligi 1.3kg`dir.

Birinin yuzunu hatirlamak icin beynin sag tarafi kullanilir.

Ortalama bir insan hayati boyunca iki yilini telefonda konusarak harciyor.

Ortalama bir buzdaginin agirligi 20 milyon ton.

New york bir zamanlar amsterdam`di.

Virginia woolf kitaplarinin cogunu ayakta yazmistir.

Pablo picasso, parasizlik cektigi genclik gunlerinde yaptigi resimler yakarak isinirdi.

Sigirlarin dort tane midesi vardir.

Zurafalar yuzemez.Yuzse bile kesin bogulur

Sadece bir tane kovboy filmi kadin yonetmen tarafindan cekilmistir.

Dollenmeden sonra cocugun boyu 5 milyon kat buyur...

Yetiskin bir insan gunde ortalama olarak 23 bin kez nefes alir.

Kaslari yukari kaldirmak icin 30 kasi harekete gecirmek gerekiyor.

Erkekler kadinlara gore on kat daha fazla renk koru oluyorlar.

Sadece bir tane kovboy filmi kadin yonetmen tarafindan cekilmistir

Penguen yuzebilen ama ucamayan tek kustur.

Sineklerin bes gozu vardir.

Baykus mavi rengi gorebilen tek kustur

Bugune kadar bilinen en agir bobrek tasi 1.36 kg


NihLe 1 Haziran 2006 12:16

Beden dili sözlerden daha etkili

Gözlerin içine bakarak konuşma samimiyeti artırıyor. Sürekli saçlara, burna dokunmak ise yalan belirtisi..

Akdeniz Üniversitesi (AÜ) Mediko Sosyal Psikolojik Danışma ve Rehberlik Sorumlusu Klinik Psikolog Elif Yazar, insanın beden dilinin kendisini ele verdiğini söyledi. Yazar, "Karşımızdaki kişinin gözlerine bakarak konuşma, samimiyetin ilerlemesine yardımcı olur" dedi. Yazar'ın verdiği bilgilere göre beden dilinin 10 altın kuralı şöyle:

1- Gözlerini kaçırarak konuşmak, güven eksikliği ya da karşıdaki kişinin üstünlüğünü kabul etme olarak yorumlanır.
2- Birini direkt karşınıza alarak konuşmak, ona önem verdiğinizi gösterir.
3- Dik durmak güvenli bir insan olduğu izlenimini verir.
4- Eli yumruk haline getirerek konuşmak güç gösterisidir. Bazen de kararlılık olarak yorumlanır.
5- Kelime eksikliğini tamamlamak amacıyla kullanılan el kol hareketleri ifade güçsüzlüğüdür.
6- Elin ve parmakların sürekli olarak saçlara, burna dokunması endişe ve yalan belirtisidir.
7- Yalan söyleyen insanların el sallama, burun ve ağzı kapatma gibi hareketleri artar. Oturdukları yerde sürekli kıpırdanırlar.
8- Acelesi olan veya önemli bir haber bekleyen kişilerin ayak hareketleri artar.
9- Otururken ellerini göğsüne birleştirme, kişinin o anda savunmaya geçtiğini gösterir.
10- Kızlar hoşlandığı erkeğin yanında saçlarıyla oynar, bacak bacak üstüne atar.. :)


GusinapsE 2 Haziran 2006 16:28

Bilgisayarın Cinsiyeti NEdir Biliyormusunuz?
 
Kadinlar diyor ki:

Bilgisayar erkektir. Çünkü bilgisayarlar aslinda sorunlari çözmek için yaratilmalarina ragmen ömürlerinin dörtte üçünü sorun yaratarak geçirirler.
Daha da önemlisi bunlardan bir tane aldiginiz an, biraz daha sabretmis olsaydiniz çok daha gelismis bir modeline sahip olabileceginizi görüp pisman olursunuz.


Erkekler diyor ki:
Bilgisayar disidir. Çünkü onun mantigini yaraticisindan baska kimsenin anlamasi mümkün degildir. Yaptiginiz en ufak hatayi bile hafizasina kaydedip tekrar tekrar önünüze koyar.
Ve bir bilgisayar aldiktan kisa bir süre sonra farkedersiniz ki, asil parayi ona gereken aksesuarlar için harcamak zorundasiniz.



GusinapsE 11 Haziran 2006 23:54

KIZILDERİLİLER DE GÖKYÜZÜNÜ GÖZLEMLEDİNİ BİLİYOR MUSUNUZ ?
 
Kızılderililerin Astronomi Resimleri

Bilim insanları, Arizonalı bir kızılderili kabilesinin binyıl önce meydana gelen bir süpernova patlamasını kayalar üzerinde resmettiği düşünüyor.
Arizona’da bir dağda bulunan kaya resimlerinde Akrep takımyıldızındaki patlamayı temsil eden bir akrep ve sekizgen bir yıldız bulunuyor. M.S. 1006 yılında meydana gelen süpernova patlamasını, Asya, Ortadoğu ve Avrupa’daki halklar da kendi gözlemledikleri şekliyle resmetmişti.

http://www.istanbulfm.com.tr/img/image_data/teknoloji/genel/1149688629490.jpgAraştırmayı yürüten New Mexico eyaletindeki Apache Point Gözlemevi uzmanı John Barentine, Arizona’daki White Tank Dağları’nda yürürken tesadüf eseri bir kayaya gözü takıldı. Kayayı inceleyen Barentine, yüzeydeki resimlerin astronomiyle ilgili olduğu sonucuna vardı.

Barentine, resimleri süpernova patlamasıyla ilişkilendirmesinin öyküsünü şöyle açıklıyor: “Kayayı bulduğum günlerde M.S. 1006 yılında Akrep takımyıldızında meydana gelen bir süpernova patlamasıyla ilgili bir haber okumuştum, kayadaki akrep figürü aklıma ilk bu olayı getirdi.”

PATLAMA BİLGİSAYARDA YENİDEN YARATILDI
İncelemeyi genişleten Barentine ve meslektaşı Planetary Science Institute uzmanı Gilbert A. Esquerdo, astronomi simülasyonları kullanak, M.S. 1006 yılındaki süpernova patlamasını bilgisayar ortamında yeniden yarattı. Patlamanın Arizona semalarından nasıl gözlemlenebileceğinin olasılıkları, kaya üzerindeki figürlerle karşılaştırıldı. Bilim insanları, süpernova patlamasının ve akrep takımyıldızının, kayanın bulunduğu bölgeden resmedildiği şekliyle görünmüş olduğu sonucuna vardı.

Araştırmasını Kanada’nın Calgary kentinde yapılan American Astronomical Society toplantınsında sunan Barentine, aynı süpernova patlamasının Asya, Ortadoğu ve Avrupa’daki halklar tarafından da farkedildiğini vurguladı. Barentine bölgedeki diğer kayaların incelenmesiyle Arizona kabilelerinin astronomi bilgi düzeyinin ortaya çıkarılabileceği ifade ediyor.

KIZILDERİLİLER DE GÖKYÜZÜNÜ GÖZLEMLEDİ
Şimdiye dek Kızılderililerin astronomi gözlemleri yaptıklarına dair çok az maddi kanıt bulunmuştu. Kızılderililer, gökyüzündeki olayları kendi pagan inançları doğrultusunda yorumluyor, masalsı açılımlar üretiyorlardı. Kızılderililerin şamanları, gök olaylarını geleceği tahmin etmede kullandıkları da biliniyor


GusinapsE 15 Haziran 2006 21:44

Tamamıyla İnsanmıyız ?
 
Tamamıyla İnsan Mıyız?

http://www.istanbulfm.com.tr/img/image_data/teknoloji/genel/1149349767164.jpgİnsan bağırsağında bulunan yüzlerce bakteri türünün DNA’sını inceleyen bilim insanları, ‘bütünüyle insan olmayabiliriz’ fikrini tartışıyor.


WASHINGTON - Yetişkin bir insanın vücudunda bini aşkın türe ait yaklaşık 100 trilyon adet bakteri bulunuyor. Bu bakteriler, vücudun sindirim ve bağışıklık gibi çok önemli sistemleri için büyük önem taşıyor. Bilim insanları, insan ve bakterileri ‘karşılıklı olarak birbirine muhtaç organizmalar’ olarak niteliyor. Bazı bilim insanlarına göre, insan hücreleri de birer bakteri özelliği gösteren organizmalar.

ABD’de faaliyet gösteren, ‘The Institute for Genomic Research (TIGR)’ adlı kuruluşun yaptığı araştırmaya göre, bakteriler hastalık, beslenme, obezite gibi sağlık sorunlarında önemli ipuçları sağlayacak. Uzmanlar, insan vücudundaki bakterilerin alınan ilaçların bünyede en yararlı biçimde nasıl kullanılacağı konusunda dahi önemli bilgiler sunduğunu vurguluyor.

İNSAN VÜCUDUNDAKİ BAKTERİLER
New York State Üniversitesi uzmanı Steven Gill, insan vücudunun bir tür bakteri ve insan hücresi karışımı olduğunu, hatta bazı tahminlere göre vücuttaki hücrelerin yüzde 90’ının ‘aslında bakteri olduğunu’ öne sürdü. Gill, “Bünyemizin iyi bir durumda olması, tamamıyla bu mikrobik popülasyona bağlı, bakteri popülasyonundaki değişiklikler, yararlı mikropların vücudumuzdaki varlığı veya yokluğu gibi sonuçlara yol açıyor ve bu metabolizmada hastalıkları tetikleyebiliyor” görüşünü dile getirdi.

Bakteriler, ince ve kalın bağırsakta, doğumdan sonra kolonileşmeye başlıyor ve yetişkinlerde yaklaşık 1.000 türe kadar bir çeşitliliğe ulaşabiliyor. Bakteriler, vitaminler, şekerler ve lifler dahil, besinlerin sindirilmesine yardımcı oluyor, insan organizmasının sentezleyemediği bazı vitaminleri sentezliyorlar. Gill’e göre insanoğlunun milyonlarca yıllık evrimi, vücuda hayati derecede önemli katkılarda bulunan bu bakterilerle birlikte gerçekleşti.

‘BAKTERYEL DNA’LAR SÜRPRİZİ
İnsan dışkısındaki DNA’ları inceleyen Gill, büyük bir sürprizle karşılaştıklarını ifade ediyor. Gill ve ekibi DNA’ların önemli bir bölümünün bakterilerden kaynaklandığı sonucuna vardılar.

Bilinen bakterilerden gelen gen zincirlerini insan genleriyle karşılaştıran ekip, bağırsakların aşağı kısmındaki genetik çeşitliliğin oldukça yüksek olduğunu ve bu bölgede, insan genlerinden iki kat daha fazla, 60 bin’in üzerinde gen bulunduğunu ortaya çıkardı. Bağırsaktaki DNA sarmallarının yalnızca yüzde 1 ila 5’inin bütünüyle ‘bakteriyel olmadığını’, gerisinin bakterilerle bir bağıntısı olduğunu kaydeden Gill, “İşte bu insan vücudu hakkında çok önemli bir bulgu” yorumunda bulundu.

YENİ DENEYLER YOLDA
Bilim insanları, insan vücudunda ayrıca, ‘Archaea’ adı verilen genetik açıdan bakteriden farklı ve doğada, sıcak su kaynakları gibi marjinal ortamlarda yaşayan tek hücreli canlıların da şaşırtıcı derecede çok sayıda var olduğunu ortaya çıkardı. Bilim insanlarının kullandıkları denekler, analizlerin yapılması öncesinde 1 yıl boyunca antibiyotik veya bakterileri rahatsız eden diğer tip ilaçlardan almadı.

Üç denek üzerinde çalışan Gill ve ekibi, farklı etnik geçmişlere, farklı beslenme, içme ve sigara alışkanlıklarına sahip 30 insan üzerinde araştırmalar yapmanın daha kesin sonuçlar doğuracağını düşünüyor. Ekip ayrıca, insanın ağzındaki 800’den fazla türe sahip bakteriler üzerinde de çalışacak.


GusinapsE 17 Haziran 2006 01:05

Keops Piramidi'nin Özelliklerini Biliyor musunuz?
 
Kahirede bulunan KEOPS PİRAMİDİ nin 12 ton ağırlığındaki 2,5 milyon bloktan oluştuğunu,günde 10 blok yerleştirilmesi halinde yapımının 664 yıl süreceğini,
-Piramidin üstünden geçen meridyenin,karaları ve denizleri tam eşit iki parçaya böldüğünü,ve piramidin dünyanın ağırlık merkezinin tam ortasında olduğunu,
-Yüksekliğinin(164m),bir milyarla çarpımının güneşle dünyamız arasında ki uzaklığı verdiğini,
-Taban alanının,yüksekliğin iki katına bölünmesiyle Pİ(3.14) sayısını verdiğini,
-Piramitlerin içerinde ultrasound,radar,sonar gibi cihazların çalışmadığını,
-Kirletilmiş suyun bir kaç gün piramidin içerisinde bırakıldığında arıtılmış olarak bulundunğunu,
-Piramidin içerisinde sütün,bir kaç gün süreyle taze kaldığını ve sonunda bozulmadan yoğurt haline geldiğini,
-Bikilerin piramidin içerisinde daha hızlı büyüdüklerini,
-Çöp bidonu içerisinde ki yemek artıklarının hiç koku yaymadan mumyalaştığını,
-Kesik,yanık,sıyrık,vs yaraların piramidin içinde daha hızlı ve çabuk iyileştiğini,
-Piramidin içinde göreli olarak,yazın soğuk,kışın sıcak bir havanın olduğunu
-Piramidin kimin adına yapıldıysa,onun bulunduğu odaya yılda 2 kez güneş girdiğini,bu günlerden iri doğduğu,diğeri tahta çıktığı günler olduğunu,
-Temelinin her köşesi 51 derece, 51 dakika, 14 saniyedir.
-Bu eserin yapımında kullanılan temel ölçü birimi 636.66 mm'ye denk gelen piramit kübiti dir
-Dünyanın merkezinden kutba uzatılan yarıçap 6357 km'dir. bu da bir piramit kübitinin 10 milyon katına eşittir.
-Piramidin temel kenarının uzunluğu 365.25 "piramit kübiti"dir. bu da, dünyann güneş yılının gün sayısına eşittir,
-Yapımında yaklaşık 2.500.000 blok granit ve kireçtaşı kullanılmıştır. bu taş blokların her birinin ağırlığı 2 tondan 70 tona kadar değişmektedir. milimetrelik bir orandaki titizlikle özel boyutlarda kesilen tüm bu bloklar, birbirleri ile o denli hassas bir şekilde birleştirilmişlerdir ki, bloklar arasından saç teli bile geçemeyecek derecede, hiçbir boşluk bırakılmamıştır. bu birleştirilme işleminde hiç harç kullanılmamıştır.


virtuecat 17 Haziran 2006 23:53

1 Nisan şakasının kökeni nedir? 1564 yılında Fransa kralı IX Charles, yıl başlangıcını Ocak ayının birinci gününe aldı. Daha önce Avrupada yaygın olan yıl başlangıcı Mart 25 idi. O zamanki iletişim şartlarında IX Charles'in bu kararı fazla yayılamadı. Duyanlar ise protesto amacıyla eski adetlerine devam ettiler.1 Nisan'da partiler düzenlediler. Diğerleri ise onları Nisan aptalları olarak nitelendirdiler.1 Nisan'a bütün aptalların günü adını verdiler. Bu günde diğerlerine sürpriz hediyeler verdiler, yapılmayacak partilere davet ettiler, gerçek olmayan haberler ürettiler. Yıllar sonra Ocak ayının yılın ilk ayı olmasına alışılınca, Fransızlar 1 Nisan gününü kendi kültürlerinin parçası görerek devam ettirdiler. Oradan da bütün dünyaya yayıldı

İnsanlar niçin içki kadehlerini tokuştururlar? Bu konuda iki ayrı açıklama vardır. 1) İnsanların beş duyusunu tatmin amacıyla şarap kadehini sofrada çın sesiye tokuşturmak. Şarabın rengi, görme; diliyle tat alma; burunla koklama;eliyle dokurma,ve çın sesiyle işitme. Şarap bütün duyguları tatmin eder anlamını taşır. 2)Antik çağlarda bir insanın düşmanını yemeğe davet edip,ona zehirli içki sunması doğal sayılıyordu. Ev sahibi içkinin zehirsiz olduğunu kanıtlamak için kendi içkisini havaya kaldırır ve misafirin içkisinden bir yudumun kendi kadehine dökülmesini isterdi. Sonra aynı anda içkilerini içerlerdi. Misafir böyle durumda ev sahibine güvenini göstermek için kadehini ev sahibinin yukarı kaldırdığı kadehe hafifçe vurur, çın sesiyle içkiyi denemeye gerek olmadığını gösterirdi.

Çinliler yiyeceklerini niçin çubukla yerler? Çinlilerin yemek yeme alışkanlıklarının yiyeceklerini çok küçük parçalar halinde yemelerinden çubuk kullandıkları anlaşılıyor.Çinde eskiden yalnızca zenginler masada otururlardı. Halkın çoğunluğu tabakları ellerinde yemek yerlerdi. Bir elleriyle tabaklarını tutar, öteki elleriyle çubuk kullanarak beslenirlerdi. Hızla artan nüfus yüzünden yiyecek sıkıntısı çeken çinliler önlerindeki yiyeceği küçük parçalar halinde çoğaltarak yiyorlardı. O zamanlar ağaç sıkıntısı nedeniyle de tahta kullanımı kısıtlıydı. Masa kullanımı bu yüzden çok zordu. Çubuklar fildişinden ve kemikten yapılırdı.

Dünyanın en çok söylenen şarkısı hangisidir? Bu şarkı"Happy birthday to you" dur. Şarkının asıl kaynağı Amerika'lı iki kız kardeşe aittir. Orijinal adı " Good Morning to All" yani " hepinize günaydın"dır. Daha sonra güftesi değiştirilerek bütün dünyaya yayılmıştır. Fakat telif hakkı kardeşlere aittir, onlardan sonra da Warner/chappel müzik şirketine geçmiştir. Müzik ticari amaçlı kullanıldığı zaman şirkete ödeme yapma zorunluluğu vardır

Mezara niçin çiçek konulur? İlk olarak Mısır Firavunu Tutamkamon'nun milattan önce 1346 da öldüğünde mezarının çiçekten tacçlarla kaplandığı saptanmıştır. Kuzey Avrupada ise M.Ö 2000 yıllara kadar mezara çiçek konduğu belirlenmiştir. O zamanlarda bu çiçeklerin amacı iyi ruhları çekme, kötaü ruhları kovma amacıylaydı. Sonradan ise asıl amaç cesetler çürürken çıkan kokuyu kamufle etme amacını taşır. Servi ağacı da bu nedenle mazarlıklarda kullanılır. Ağacın yaprakları rüzgarı önler, kendine özgü ferah kokusu vardır. Cenaze törenherinde siyah giyinmenin amacı da mezarlıklarda hayalletlerden sakınmak amacı taşımaktadır.

İnsanlar saatlerini niçin sol kollarına takarlar? Özel bir durum veya farklı olma düşüncesi yoksa insanların çoğu saatlerini sol kola takar. Çünkü çoğunluk sağ elini kullanmaktadır ve bu kolun daha hareketli olması nedeniyle saatin bir yerlere çarpıp zarar görme olasılığı yüksektir. Zaten saatin kurma düğmesi 3 rakamının yanındadır. İnsanlar saati kurmak istedikleri zaman onu bilekten çıkarmadan sağ elle uzattıkları sol kollarındaki saati kurabilirler.

Satrançta şah niçin o kadar pasiftir? Çünkü şah koruma altındadır. Zaten satrançta amaç şahı almaktır. O yüzden bütün taşlar onu korumakla görevlidir. Vezir ise başkumandan gibi şaha yardım eder. İleri geri, çapraz her yöne gidebilir. Batıda vezire Kraliçe adı verilmiştir. Bununla Kraliçe'nin Kralın en büyük desteği olduğunu işaret etmektir. Satranç 6. yüzyılda Hindular tarafından oynanmaya başlanmış, oradan dünyaya yayılmıştır.

Bir hafta niçin 7 gündür? Babilliler 7 günlük haftayı zaman birimi olarak kullanıyorlardı. İlk çağlarda bilinen beş gezegen ile güneş ve ayın sayısı nın 7 oluşu bu sayıyı gizemli ve uğurlu kılıyordu. Daha sonra dinlerde göğün 7 kat oluşu ve doğadaki ana renk sayısının 7 oluşu, müzik notalarının 7 oluşu sayının önemini daha çok belirtti. Daha sonra Fransa takvim yapısını değiştirerek hafta sayısını 10 yaptı ama kabul görmedi. Rusya 5 günlük hafta uygulamasına geçti, o da tutulmadı. Sonunda yine hafta 7 gün olarak kaldı.

Niçin otellerin kapıları döner kapıdır? Döner kapıların tek amacı enerji tasarrufudur. Büyük binaların içerleri devamlı olarak ısıtılır. Açılan normal kapıdan içeri soğuk hava rahatlıkla girer. Eğer normal kapı kullanılırsa hava değişimi nedeniyle klimalar veya motorlar yeniden çalışacaktır. Özellikle çok kişinin girip çıktığı otel veya benzeri binalarda enerji tasarrufu için döner kapı kullanılır. Döner kanatlar sıcak havanın dışarı çıkmasına, soğuk havanın da içeri girmesini engeller.

Bardaktaki buzlar niçin birbirlerine yapışırlar? Buzun erimesi için yalnızca sıcaklık değil basınç da önemlidir. Dağlardaki buzulların kayma nedeni de budur. Basınçla alt tabaka erir ve kayma oluşur. Bir kabın içinde ya da bir bardakta üstüste duran buzların herbiri altındakine değdiği noktada bir basınç oluşturur ve bu noktada çok küçük kısım erir.Buradan hareket eden su çok az yanda iki buz küpçüğünün birleştiği noktada tekrar donar. İki buz parçası kaynak yapılmışcasına birbirlerine yapışır ve orada bir daha erime olmaz.

Kumaşlar yıkandıktan sonra niçin çeker? Aslında kumaş ıslanınca lifler şiştiğinden kumaşın az biraz uzaması gerekmektedir. Ama bükümlerin açılarındaki deformasyonun yarattığı çekme kuvveti daha fazla olduğundan sonuçta kumaş boydan kısalır. Kumaş yıkandıktan sonra kurutulduğunda şişmiş lifler eski durumlarına gelirler. Ama kumaş ilk ölçülerine dönemez. Su, yüksek ısı, çalkalama, sabun hepsi kumaşın çekmesini kolaylaştırır. Kumaş birkaç kez yıkandıktan sonra ölçüleri belli bir dengeye ulaşır ve ondan sonra yıkandığında çekmez.

Çinlilerin gözleri niçin çekiktir? Yalnız çinlilerin değil, Orta ve Güneydoğu Asya'da yaşayanların, japonların hatta Eskimoların da gözleri çekiktir. Aslında göz yapısı bütün dünyada aynıdır. Farkı yaratan göz kapaklarıdır. Çekik gözlü diye nitelendirilen ırklarda gözün üzerindeki göz kapağının ikinci kıvrımı, gözün üstüne daha çok inmiştir. Bazı teorilere göre bu kıvrım insanların gözlerini yoğun kar tabakasının, göz kamaştıran ışığından korumak için bir çeşit kar gözlüğü gibi gelişmiştir. Çinde ve öteki bölgelerde her ne kadar yoğun kar yağmıyorsa da onların atalarının buzul çağında kuzeyde yaşadıkları daha sonra güneye indikleri kanıtlanmıştır. Yalnız gözleri değil, burunları da rüzgara karşı korunmak için küçülmüş, burun delikleri soğuğu engellemek için daralmıştır. Ciltleri de koruma amaçlı olarak yağlıdır. Göz kapakları da yağlıdır. Gözü ve iç tabakalarını kara ve buza karşı korur. Yani çekik gözlü değil, düşük göz kapaklı, demek daha doğrudur.

İnsan korkunca niçin dişleri birbirine vurur? Bir insan büyük bir tehlike veya korku verici olayla karşılaşınca vücudu otomatikman savunmaya geçer. Diğer canlılarda olduğu gibi dişler ve çene savunmanın ana mekanizmalarıdır.İşte bu nedenle ilk insanlardan gelen kalıtımsal yapıdan dolayı önce çene ve dişler harekete geçer. Çenedeki kaslar titrer, bu da sanki dişler birbirine vuruyormuş gibi görüntü verir.

Akıl ile zeka arasında fark nedir? Akıl yalanla gerçeği, doğruile yanlışı ayırabilme, bir konuda düşünce yürütebilme ve görüş bildirme yeteneğidir. İnsan olgunlaştıkça aklı gelişir. Zeka ise bir olayı önce anlama, ilişkileri kavrama, yargılama ve açıklayarak çözme yataneğidir. Genel olarak 12 yaşına kadar gelişir, 20 yaşına kadar sürer sonra sabit kalır. Zeka bir insanın her türlü olay karşısında aynı yeteneği gösterebileceği anlamına gelmez. Bir besteci müzik yapıtını aklıyla değil zekasıyla yaratır. Fakat en basit matematik problemini çözemeyebilir. Sonuç olarak zeka, ruhsal olaylara, algı ve hafıza yeteneğine, tutkulara, eğilimlere göre farlılıklar gösterir. Akıl somut olarak ölçülemez, zeka IQ denilen testle ölçülebilir.

Dolunay insan davranışlarını etkiler mi? İnsanlar arasında bu inanç oldukça yaygındır. Eskilerin Ay'ın dönemlerine bağladıkları boş bir inancın günümüze uzanan bir varsayımıdır. Bilim adamlarının yaptıkları bütün çalışmalar bu görüşün boş olduğunu kanıtlamıştır. Ay, dünyadaki okyanusların gel-git denilen suların alçalması ve yükselmesi olayı üzerinde doğrudan etkisi vardır. Vücudumuzdaki suyun oranı , okyanuslardaki su miktarıyla kıyaslanamaz. Yani Ay'ın çekim gücü insanı etkileseydi yalnız dolunayda değil her gün olması gerekirdi. Dolunayda ayın parlaklığı da pek önemli bir etken değildir. Çünkü gönderdiği ışık miktarı Güneş'in gönderdiğinin 600 binde biri kadardır

Niçin gözyaşı dökeriz? Dünyadaki canlılardan sadece insan ruhsal nedenlearle ağlar. İnsanı farklı kılan bu durum şüphesiz yaşam tarihindeki evrimin bir sonucudur. Aslında gözlerimize sürekli gözyaşı koruma amaçlı olarak salgılanmaktadır. Fakat ağlama ruhsal bir boşalmadır. Bu konuyu ilk inceleyer Darwin'dir. Daha sonra yapılan deneyler sonucu görüldü ki soğan doğrarken akan gözyaşlarının kimyasal yapıları farklıdır. Ruhsal gözyaşları daha çok protein içermektedir. Fakat henüz bu farkın nedeni açıklanamamıştır.

Üç yaşından daha önce olanları niçin hatırlamıyoruz? Bilim adamları geçmiş deneyimlerimizi saklayan hafızamızın beynimizde anıveya öykü şeklinde organize olduğunu ileri sürüyorlar. Üç yaşından küçükler bu şekilde iletişim kurma yeteneğine sahip değiller.Öykü ve anılarını anlatamıyorlar. Yer ve karakter kavramlarını anlamıyorlar. Üç yaşından küçükler düzgün konuşabildikleri,anlayış, seziş ve hafıza yeteneklerine sahip oldukları halde tüm olanları bir bütün olarak şekillendiremiyor, öyküye dönüştüremiyorlar.Hafızamız ne yaptığını ne yapıldığını 3-4 yaşlarında kaydetmeye başlıyor.

Develerin hörgüçlerinde ne var? Genelde hörgüçlerinde su olduğu ve uzun yolculuklarında bu suyu kullandıkları söylenir ama doğru değildir. Develerin hörgüçlerinde 30-35 kg kadar yağ bulunur. Yiyecek bulamadıkları zaman bu enerjiyle hareketlerini sağlarlar ayrıca yağ çöl sıcağına karşı koruma görevi de yapar. Develer suya az gereksinim duyarlar. Burun mukozaları insana göre 100 kat daha büyüktür. Soluk alırken havadaki nemin üçte ikisini kazanabilirler. Su kaybını da dokularından kaybederler, kandaki su etkilenmez.

Yumurtanın niçin bir tarafı yuvarlak, diğer tarafı sivridir? Eğer köşeli olsalardı kenarları dayanıklılık bakımından çok zayıf olurdu. En dayanıklı geometrik şekil küredir ama bu şekildeki yumurta yuvarlanacak olursa nerede duracağı belli olmaz. Yumurta yuvarlanınca düz gitmez. İnce tarafı üstünde dairesel bir yol çizer. Başladığı yere yakın bir noktada durur. Yani düz bir yerde kaybolması olanaksızdır. Yumurta, tavuğun yumurta kanalında küre şeklindedir. İlerlemesi sırasında arkada kalan dairesel kasların büzüşerek hem yumurtayı ileri iterler hem de bu kısmına baskı yaparak konik biçimini sağlarlar. Yumurtanın şeklinin nedeni de budur. Sürüngenlerde bu düzenek olmadığından yumurtaları küresel biçimdedir.

Kuşlar nasıl konuşabiliyor? Her insan ağzıyla konuşur ama konuşabilmeyi sağlayan asıl organ beyindir. Beyinde oluşan düşünceler dilimize ve dudaklarımıza aktarılır. Hayvanlar bu nedenle konuşamaz. Papağan ve benzeri kuşların yaptıkları konuşma değil, mükemmel bir ses tınısı ezberi ve tekrardır. Sesleri ezberler ve taklit ederler. Kuşların ses organları memeli hayvanlardan farklı olarak gırtlakta değil göğüs kafeslerinn dibinde, karın boşluğunun derinliklerindedir. Kuşların doğasında ses taklit yeteneği vardır. Doğayla içiçe yaşarken diğer kuşların seslerini taklit ederek bir çeşit iletişim sağlarlar.

Ateş böceği nasıl ışık saçıyor? Aslında bu böceğin verdiği ışığın ateşle de sıcaklıkla da bir ilgisi yoktur. Bilimsel adı "Soğuk Işık"tır. Bu ışık olayı, moleküler seviyede kimyasal bir işlemdir. Bazı moleküllerin ayrışarak daha yüksek enerjili hale geçebildikleri ve bu fazla enerjiyi ışığa dönüştürebildikleridir. Ateş böceğinin karın bölgesindeki ışık organında bulunan guddelerden ışık elde etmede rol alan iki ana kimyasal madde üretilmektedir. Fakat onlar da tam olarak ışık vermeye yetmediği için böceğin ışık bölgesine yakın solunum organının ışık verme anında burayı oksijenle beslemesi gerekmektedir

Kediler balık ve sütü niçin severler? Kedilerin sudan hoşlanmadığı bilinir. Ama aslında kediler çok iyi yüzerler. Hava şartlarından dolayı ve de tembelliklerinden suya girmeyi sevmezler. Evkedisinin balık sevmesinin yanında kuşlara ve farelere olan düşkünlüğünün nedeni evcilleştirilmeden önce Mısır'da Nil vadisinde balık, kurbağa, küçük kuş ve fareleri avlayarak yaşamış olmasıdır. Zaten eski Mısırlılar kedilerifare avcıları olduğu için evcilleştirmişlerdir. Günümüzde kedinin kuzey Hindistan ve Güneydoğu Asya'da yaşayan türleri ırmakların kenarlarında balık avlayarak yaşamaktadır. Patileriile balıkları sudan dışarı atar, gerekirse suya tamamen girerler. Eski Mısır'da kedi bakıcıları onları ekmek ve sütle beslemişlerdir. Kedilerin süt zevkinin de Mısırlı bakıcılarının yarattığı beslenme alışkanlığından kaynaklanmaktadır.

Horozlar niçin sabahları erkenden öterler? Sabah güneş doğarken ötmek yalnız horozlara özgü değildir. Kulağa en çok horozun sesinin gelmesi, onun sesinin diğerlerinden daha güçlü olmasıdır. Kuşların büyük çoğunluğu da aynı saatlerde ağaçlarda koro halinde öterler. Gün boyu hem horozlar hem kuşlar bu ötüşü sürdürürler ama seslerinin en güçlü çıktığı zaman sabah saatleridir. Horoz ve kuşların sabah gün doğarken ötmeleri biyolojik saatleriyle ayarlanmıştır

Evlerimizdeki sinekler kışın nereye gidiyor? Sineklerin her türü kışın ortadan kaybolur. Havaların ısınmasıyla birlikte ansızın ortaya çıkarlar. Sinekler ısıya karşı çok hassastır. Güneş bulutun arkasına girdiği zaman oluşan ısı düşmesinden etkilenirler. Kış günlerinde yaşama şansları yoktur. Ölmeden önce yumurtalarını toprağa veya kuytuya gömerler. Lavra ve yumurtalar soğuktan etkilenmez. Yaz sıcakları başlayınca yumurtalar çatlar ve yine sinekli günler başlar.

Tükenmez kalemin dolmakalemden farkı nedir? Kalemin tarihi yazınınkinden de eskidir. İlk insanlar sivriltilmiş çakmak taşlarıyla duvar resimleri yapmıştır. Mürekkepli metal kalemler Romalılar tarafından biliniyordu. Tükenmez kalem adı ile bilinen bilye uçlu kalemin ilk modeli 1880 yılında yapılmıştır fakat rağbet görmemiştir. Uçakların gelişmesiyle gündeme tekrar gelir. Uçaklar 2-3bin metreye çıkınca hava basıncı oldukça azalır. Dolmakalem mürekkebi basınç nedeniyle dışarı akarak kağıdı ya da giysiyi lekeler. 2.Dünya Savaşı'nda askeri uçaklarda kullanılan tükenmez kalem sonradan yaygınlaşmıştır. Tükenmez kalemlerde mürekkep kağıda pirinç uçtaki yuvaya yerleştirilmiş minik bir bilye aracılığıyla aktarılır. Fakat dolmakalemin özelliği seçkin ve yazıyı kaliteli kılmasıdır.

Doktorlar niçin dizimize çekiçle vurur? Bir sandalyeye rahatça oturup bacak bacak üstüne atarken doktor dizkapağının hemen altına, kası kemiğe bağlayan tedoma minik lastik bir çekiçle vurduğu zaman bacak ileri fırlar. Bu reflekste baldır kaslarındaki duyu sinirleri kasın genişlemesine tepki verir ve yeni sinir sinyalleri oluşturarak kaslara hafif bir basınç uygulandığını ve gerildiklerini omuriliğine iletirler. Omirilik ise bu basınca dayanabilmesi için kasların kasılması gerektiğini bildirir, bacak tekrar geri hareket eder. Refleks, beyin denetiminden geçmeksizin, yani beyin devrede olmadan doğrudan omuriliğin komutlarıyla gerçekleşmektedir. Diz kapağı refleksi omuriliğin işleyişi konusunda bilgi veren önemli bir tanı yöntemidir.

Yapıştırıcılar nasıl yapıştırıyor? Yapıştırıcıların sağladığı yapışma olayı aslında kimyasal bir reaksiyondan başka bir şey değildir. Günümüzde imalatçılar yapıştırıcıları sentetik malzemeler kullanarak yaparlar. Yapışma olayında benzer veya ayrı malzemeden iki madde, bir de yapışkan gerekir. Burada en önemli görev yapıştırıcıdadır. Yapıştırıcının moleküllerinin diğer iki madde molekülleri ile birleşme eğilimi gösterir bir yapıda olması gerekmektedir.

Matematikte niçin (-2) ile (-2) nin çarpımı (+4) tür? Haftanın beş günü işe otobüs ile gidip geldiğinizi varsayalım. Her sefer bir milyonluk bir biletle yapılıyor. On milyon tutarında on tane bilet aldınız. Hergün gidiş geliş kullandıkça iki tanesi eksiliyor. Bunun eşitlikteki yeri (-2) dir. Siz bu işi beş gün süresince yani 5 kez yaparsanız (-2)x(+5)= 10 olur. Diyelim ki bayram tatilinin iki günü o haftanın Perşembe ve Cuma günlerine geldi ve tatil. Bu kez yapmanız gerekeni yapmıyorsunuz. İki günlük 4 bileti kullanmıyorsunuz. Bu hareket, yapmanız gerekene göre negatif yani ters yönde bir harekettir. Hergün bilet almak yerine iki gün süresince hiç bilet kullanmıyorsunuz.İki kere negatif hareketi "-2" bilet üzerinde yapınca o hafta elinizde (-2)x(-2) =(+4) bilet kalıyor.

Radyonun sesi açılınca pil daha çabuk mu biter? Pille çalışan portatif radyolarda sesin yüksekliği pilin ömrünü etkiler. Radyo açık, sesi kapalı durumu ile sesin sonuna kadar açık durumu arasındaki fark pillerin ömürlerinin kısalmasına neden olur. Ses sonuna kadar açıldığında pillerden çekilen akım yüzde 30 artmaktadır. Bu durum, küçüğünden büyüğüne, pille çalışan ve ses yükselticisi olan bütün radyo, teyp, volkmen vb. için aynıdır.

Termos nasıl sıcağı sıcak, soğuğu soğuk tutuyor? Tek nedeni vardır, vakum.Yani boşluk.Bir termosta içiçe geçmiş iki kap vardır.Dıştaki metal bir kap olup içteki genellikle bir cam şişedir.İkisinin arasındaki hava ise boşaltılmıştır.Tam olmasa da üreticiler tarafından elde edilebilen tama yakın bir boşluk vardır.Vakumlu bir ortamda hava molekülleri de ılmadığından ısı iletilemez.Cismin ısısı başlangıçta ne ise o halde kalır.İçerden dışarıya, dışardan içeriye ısı geçişi olmaz.Böylece termosa konan sıvı sıcaksa sıcak, soğuksa soğuk kalır.

İmdat çağrısı S.O.S 'in anlamı nedir? Çok kişi "Save our Ship" gemimizi kurtar; "Save our Soul" ruhumuzu kurtar; "Stop Other Signals" diğer sinyalleri sözcüklerinin kısaltılmışı sanır. Oysa hiçbiri değildir. Tamamen telgraf zamanından kalma mors alfabesiyle ilgilidir. İmdat çağrısının çok kolay akılda tutulabilmesi için 1908 de üç çizgi, üç nokta, üç çizgi olan S.O.S seçildi.


virtuecat 18 Haziran 2006 23:16

NEDEN ALO DERİZ

Telefonda hemen hemen hergün kimbilir kaç kez kullandığımız "Alo" sözcüğü, gerçekte bir sevgilinin kısaltılmış adıdır. Sevgilinin tam adı Allessandra Lolita Oswaldodur. Bu sevimli genç kız, telefonu icat eden, A.Graham Bellin sevgilisiydi. Graham Bell telefonu icat edince ilk hattı sevgilisinin evine çekmişti. Atölyesinde telefon çalınca arayanın Allessandra Lolita Oswaldodan başkası olamayacağını bildiğinden Graham Bell, telefonu açar açmaz "Allessandra Lolita Oswaldo" diyordu. Bell, zamanla sevgilisine, adını kısaltarak hitap etmeye başladı ve telefonu her açışında onu "Ale Lolos" diye karşıladı. Çalışmaları uzadıkça Graham Bell, sevgilisinin adını daha da kısalttı ve öne iki heceli bir ad buldu. Bu kısa ad "Alo" idi. Allessandra Lolita Oswaldo, geliştirip, tüm kente yaymaya çalıştığı telefondan başka birşey düşünmeyen sevgilisinin bitmek tükenmek bilmeyen deneylerinden rahatsız olmaya başlayınca Graham Belli telefonuyla başbaşa bırakıp onu terketti.Yaşlı Bell, sevgilisinin birgün onu arayacağı umuduyla telefonun başından ayrılmadı. Kentte çekilen telefon hatlarının sayısı da giderek artmaya başlamıştı. Graham Belli artık başka kişiler de arıyordu. Fakat o, telefonun her çalışında kendisini sevgilisinin aradığını sanarak telefonunu "Alo" diyerek açıyor ve artık herkes "Alo" diyordu. O günlerde hemen herkes telefonu açtıklarında Alexander Graham Bellin anısına saygı olarak "Alo" demeye başladı. Bugün tümümüzün kullandığı "Alo" sözcüğü işte o günlerden günümüze uzanmaktadır


GusinapsE 20 Haziran 2006 11:27

Ayda'Ki Ezan'ın Sırrını Bİliyormusunuz??
 
Ayda'ki Ezanın Sırrı

Newl Amstrong aya ayak bastiginda bilindigi üzere bir ses duyar ve dünyaya indiginde misir gezisindeyken bu sesi tekrar duyar ve bunun ne oldugunu sorunca müslümanlari ibadete çagirmak için bir isaret oldugu söylenir ve kahramanimiz yasamini müslüman olarak sürdürmeye karar verir.
Path Finnder uzay araci marsa yollandiginda pramite benzer cisimlerin bulunduunu ve bunlarin insanlara gösterilirken gizlendigi söylentisi ses getirmisti.

Bu yapitlarin dünyada hangi bölegede bulundugu herkez tarafindan biliniyor.Sonuçta kahramanimizda uzaydaki sesin benzerini misirda duymadimi?
Din bilimcilere göre orada (misir) bir kavim hüküm sürmüs ve bu kavmin ileri düzeyde zekali olduklari ve 3000 e yakin kitap yazdiklari söyleniyor.
Bu kavim içinde bir karmasa çikyor ve kavim kendi içinde bir kaos yasiyor ve bu kaostan kavmin yok olmasi sonucu doguyor.Burada adi geçen din bilimciler konuya söyle devam ediyor.

"Bu kitaplardan 10 tanesi elimizde olsaydi biz su anda galaksi galaksi geziyor olurduk"

Bilindigi üzere her kabilenin içerisinde alim ve bilim adamlari vardir ve eger bu teori dogruysa bunlar kaosun kavmi dagitacagini anladilar ve yanina aldiklari digerleriyle onlara göre siradan olan galaksi yolculugunu gerçeklestirdiler ve yerlestikleri yerde dünyadaki benzerleri gibi anitlar yaptilar.

Ibadetlerinide dünyadaki gibi yapmaya devam ettiler.Birkaç yil önce amerikada bir metor parçasi bulundu ve bunun üzerinde hiyoroglif yazilara raslandi ve bu yazilarin ASUR alfabesiyle benzerlik gösterdigi saptandi,MISIR pramitlerinin ve nigdedeki yer alti tünellerinin asurlularin yaptigina inaniliyor ve sonuçta asurlularda bir kaos yasadilar.


GusinapsE 24 Haziran 2006 19:37

Beyin Seçimini Nasıl Yapar Biliyor musunuz??
 
Beyin Seçimini Nasıl Yapar

http://www.istanbulfm.com.tr/img/image_data/teknoloji/genel/1150659507954.jpgBeyin seçim yaparken anlık keyif ile uzun vadeli mantıklı karar arasında gidip geliyor. Mantıklı kararı seçebilmek için anlık zevkin bastırılması gerekiyor.
Bilim insanları, beyinde kişi seçim yaparken devreye giren yeni bölümler keşfetti. Deneyde kişiler iki seçenek arasında seçim yapıyor, bunlardan biri mevcut durumda yararı bilinen bir seçenek, diğeri ise yeni henüz bilinmeyen ve potansiyeli olan bir seçenek. Araştırmaya göre, beyin uzun vadeli seçeneği seçebilmesi için kısa vadeli hazır yarardan vazgeçmesi gerekiyor.
Araştırmada deneklere kumar makinelerinde şans oyunları oynatıldı. Makinelerin ödül şemaları, her bir seferde değişecek şekilde ayarlandı. Oyun sonunda 14 deneğin 11’i arada sırada farklı makineyi deneyerek, acaba diğerinin daha iyi kazandırıp kazandırmayacağa baktıklarını ifade etti. Denekler, mevcut makinede iyi kazandığını düşündüğünde eldeki makineyi değiştirmiyor, bir başka makineye ancak mevcut makinede az kazandığını düşündüğünde geçiyor.

Denekler mevcut bir makinede şansını denerken, beyinde alnın hemen arkasındaki mantık işlerini gören bölge aktif hale geliyor. Daha yüksek kazancın peşinden giderken ise, beynin daha derinindeki keyif ve mükafat merkezleri aktif hale geliyor.

BİRAZ BEKLERSEN MÜKAFAT ARTAR

Araştırmayı yürüten University College London profesörü Nathaniel Daw, yeni bir seçim yaparken kişinin risklerine karşı getirilerini tarttığını ve bunun mantık merkezi ile mükafat merkezi arasında bir çatışma yarattığını belirtiyor. Dr. Daw’a göre seçim sırasında beyin kendine şu soruyu soruyor; “Şimdi az bir ödülle yetinmek yerine bekleyip, daha yüksek bir ödül almak daha mı iyi?”

Örneğin, şimdi tek bir kurabiye yemek anlık zevki artırıyor, ancak biraz bekleyip iki kurabiye yemek daha mantıklı. “Dolayısıyla” diyor Dr. Daw, “Beyin, tatlı bir opsiyondan feragat edip, gelecekte daha iyisini kazanma alternatifini seçebiliyor, ancak bunun için anlık keyif içgüdüsünü bastırması gerekiyor.”


GusinapsE 25 Haziran 2006 18:30

Hobbit'lerin Ne kadar Zeki Olduklarını Bliyor musunuz?
 
Hobbit Alet Yapacak Kadar Zekiydi

http://www.istanbulfm.com.tr/img/image_data/teknoloji/genel/1149351045702.jpgHomo floresiensis'in 12 bin yıl önce yeryüzünden silindiği düşünülüyor, ancak, Flores adasına gelen Hollandalı denizcilerin 18'inci yüzyılda Hobbit'e benzer bir yaratığa rastladıklarına dair günlükleri bulunuyor.

Antropologlar, Hobbit insansısının, küçük kafatasına karşın oldukça gelişmiş bir beyne sahip olduğunu ve alet yapmayı başardığını ortaya attı.

Endonezya’nın tropikal Flores adasında iskeleti bulunan Hobbit insansısının karmaşık aletler yapabilecek bir beyin yeteneğine sahip olduğu fikrini güçlendiren bir araştırma saygın Nature dergisinde yayımlandı. Bilim insanları, boyu bir metreyi geçmeyen ve kafatası ancak greyfurt büyüklüğünde olan ‘Homo Floresiensis’ insansı canlısının yeterince zeki olmadığını varsayıyordu. Bu teze göre, Hobbit’in ayrı bir tür değil, genetik hastalığa maruz bir insan türüydü. Ancak yeni araştırma Hobbit’in insanoğlunun bir tür akrabası olabileceğini savunuyor.

Araştırmayı yürüten Australian National University antropoloğu Adam Brumm, beynin küçüklüğüne dair iddiaları reddederek Hobbit’in sanılan aksine, şempanze türlerinden çok daha gelişmiş kendi çapında bir kültür ve sosyal kodlar geliştirecek kadar yetenekli olduğunu vurguluyor. Brumm ve ekibi Hobbit’in insanoğlunun soyağacında yeni bir dal olduğunu savunuyor.

Brumm, Hobbit iskeletinin bulunduğu bölgedeki bazıları 800 bin yıllık olan aletleri karşılaştırdı. Bu aletler arasında bitkileri ve hayvan derisini soymaya ve tahta oymaya aletler bulunuyor. Brumm, bölgedeki alet teknolojisinde zaman için bir tutarlılık ve süreklilik gözlemlendiğinin altını çiziyor.

SOY' LARININ NE ZAMAN TÜKENDİĞİ DE BELLİ DEĞİL

Homo floresiensis’in 12 bin yıl önce büyük bir volkanik patlamayla yeryüzünden silindiği düşünülüyor, ancak, adaya gelen Hollandalı denizcilerin 18’inci yüzyılda Hobbit’e benzer bir yaratığa rastladıklarına dair günlükleri bulunuyor. Hobbit’in modern insanın atası Homo erectus’tan gelen farklı bir tür olduğu tezi antropoloji dünyasında büyük tartışma yaratmıştı. Bazı uzmanlar Hobbit’in beynin alet yapacak yetenekte olmadığını öne sürmüştü.


GusinapsE 25 Haziran 2006 19:31

En Büyük Kromozomun Şifresi Çözüldü Biliyor musunuz??
 
En Büyük Kromozomun Şifresi Çözüldü

http://www.istanbulfm.com.tr/img/image_data/teknoloji/genel/1148496653234.jpgBilim adamları, insandaki en büyük kromozom olan ve hayatın kitabı olarak adlandırılan kromozom-1'in şifresini çözdü.

1990'lardan beri yürütülen projenin başkanı Dr. Simon Gregory, 3 bin 141 genin bulunduğu kromozom-1'in kanser, Alzheimer ve Parkinson gibi 350 hastalıkla bağlantılı olduğunu söyledi.

Gregory, insan genlerini ve DNA zincirini belirlemeyi amaçlayan proje için, "bu başarıyla İnsan Genleri Projesi'nde bir cilt tam anlamıyla bitirilmiş oluyor" dedi.

İnsan Genomu

Kromozom-1'in genetik şifresinin çözülmesiyle elde edilen bilgiler, kanser, otizm, zihinsel ve diğer hastalıkların teşhis ve tedavisinde kullanılabilecek.

İnsan genomunda yaklaşık olarak 20-25 bin arasında genin bulunduğu tahmin ediliyor. Kromozom-1'in şifresinin çözülmesiyle de binden fazla yeni gen tespit edildi.

Sırada Yeni Aşama Var

Dr. Gregory, bundan sonra yeni aşamaya geçerek, genlerin yaptıklarını ve birbirlerini nasıl etkilediklerini bulmaya çalışacaklarını belirtti.

Kromozom-1'in genetik haritasının şu anda yarık damak ve dudak geninin bulunmasında kullanıldığını belirten Gregory, bunun yanında insanların genetik değişimine neyin neden olduğunu anlamakta da kullanılacağını ifade etti.

Kromozom

Her canlı gibi insan da, her türlü yaşam biçiminin en küçük birimi olan hücrelerden meydana gelir. Her hücre bir sitoplazma ve çekirdekten meydana gelir. Çekirdeğin içinde ise kromozom adı verilen ipliksi parçalar bulunur.

Kromozomlar, elektron mikroskobunda I, V, J harfleri gibi biçimlerde görünür. Kromozomların sayısı canlı türlerinde değişiklik gösterir. Örneğin sirke sineğinde sekiz, kurbağada 26, farede 42, köpekte 78 kromozom vardır.

İnsanın kromozom sayısı ise 46'dır. 22'si çift otozom kromozomdur. İnsan hücresinde bir çift de eşey kromozomu bulunur ve toplam sayı 46 eder.

Kromozomlar, molekül yapıları çok iyi bilinen DNA (deoksiribonükleik asit) zinciriyle histon denilen protein zincirinden oluşur. DNA zincirleri de özgül proteinleri sentezlemekle görevli gen adı verilen birimlerden oluşur.

İnsanın genetik şifresinde yüzde 8'lik bir kısmı oluşturan kromozom-1, diğer kromozomların yaklaşık iki katı gen içeriyor.





virtuecat 25 Haziran 2006 21:45

- İstanbulun nüfusu 131 ülkenin nüfusundan daha fazla.
- Türkiyede Mehmet adındaki insan sayısı 1 milyon 229 bin.
- Peruda bir tek bile umumi tuvalet bulunmuyor.
- Çinde İngilizce konuşan insan sayısı ABDdekinden fazla.
- İsviçre denize kıyısı olmadığı halde, dünyada deniz ticaret filosu olan tek ülke.
- Monaco Prensliği in ulusal orkestrası, ordusundan daha geniş bir kadroya sahip.
- Panamada güzel olanlara yüzde 20 oranında indirim yapılır.
- Herkes ABDliler gibi yaşasaydı, tüketim düzeyini sürdürebilmek için 4 dünyaya ihtiyaç duyulurdu.
- Bir yılan üç gün uyuyabilir.
- Dünyada her yıl ortama olarak 2 milyon kadın sünnet ediliyor.
- Köpekbalıkları hasta olmaz.
- İngiliz süpermarketleri, müşterileri hakkında İngiliz Hükümeti den daha fazla bilgiye sahip.
- Hindistanda 44 milyon çocuk işçi bulunuyor.
- Kenyada bir ailenin gelirinin üçte biri rüşvete gider.
- Dünyadaki uyuşturucu pazarı 400 milyar dolar (576 milyar YTL) civarında


GusinapsE 27 Haziran 2006 18:33

Avrupa'nın İlk Pramidini Biliyor musunuz?
 
Avrupa’nın İlk Piramidi Tepenin Altında

http://www.istanbulfm.com.tr/img/image_data/teknoloji/genel/1148211318785.jpg

Bosna Hersek’te bir tepede süren kazı çalışmalarına katılan Mısırlı uzmanlar, toprağın altındaki piramidin Mısır’daki Gize piramitlerine benzediğini açıkladı.

Bosna Hersek’in başkenti Saraybosna yakınlarında, altında Avrupa’nın ilk piramidinin yattığı düşünülen dağın kazılmasına devam ediliyor. Kazı çalışmalarına katılan Mısırlı jeoloji ekibi, dağın gerçekten de bir piramit barındırdığını düşünüyor. Mısırlı uzman Dr. Ali Abdi Alla Barakata, piramidin Mısır’dakilerden farklı daha arkaik bir formu olabileceğini ifade etti.

Mısırlı jeolog Dr. Barakata, piramitler ülkesi Mısır’dan Bosna’daki kazı çalışmalarını inceleyen ilk uzman. Barakata, toprağın altından çıkan taşların yapısının antik piramitleri andırdığını vurguladı.

http://www.istanbulfm.com.tr/img/image_data/teknoloji/genel/1148211318476.jpgKazı çalışmalarına başkanlık eden Samir Osmanagiç, başkent Saraybosna’nın 40 km dışındaki Visoçika tepesinin altında Avrupa’nın ilk piramidinin olduğunu savunuyor. 650 metre yüksekliğindeki tepenin prizmayı andıran yapısı ve kazılan bölümlerde gizli tünellerin bulunması, Avrupa’nın ilk piramidi olduğu kanısı güçlendirmişti. Osmanagiç’in ekibi genellikle amatör ve gönüllülerden oluşuyor.

PİRAMİT DEĞİL İDDİASI
Kimi uzmanlar, dağın altında bir piramit olmadığını, kazı çalışmalarının hüsranla sonuçlanacağı iddiasını dile getirmişti. Bu görüşteki uzmanlar, böyle bir piramidi inşa edecek herhangi antik bir uyguarlığın Bosna Hersek topraklarında yaşamamış olduğuna dikkat çekmiş, tepenin olağandışı bir şekil olduğunu savunmuştu.


Misafir 28 Haziran 2006 07:30

1. Suudi Arabistan'da bir kadın kocasına kahve yapmazsa bu boşanma nedenidir.

2. Bir köpekbalığı 100 milyon damla deniz suyu içindeki bir damla kanı hissedebilir.


3. Bır fare bir deveye oranla daha uzun süre susuzluğa dayanabilir.


4. insan midesi 2 haftada bir iç zarını yenilemek zorundadır aksi halde kendi kendini sindirir.


5. i harfinin üzerindeki noktaya ingilizler "Dedikodu" derler.


6. Bir bardak taze şampanyanın içine bir kuru üzüm atarsanız üzüm asansör gibi bardağın altından üstüne üstünden altına sürekli dolaşır.


7. Eğer ağzımıza attığımız bir şeye tükürüğümüz değmese onun tadını anlayamayız.


8. Erkek Peygamber Devesi dişinin kokusunu 7 mil öteden duyabilir.


9. George Washington evinin bahçesinde marijuana yetiştirirdi.


10. Zürafa kulağını 53 santim uzunluğundaki dili ile temizler.


11. Lübnan'da dişi bir hayvanla cinsel ilişkiye girmek serbesttir ama erkek hayvanla yasaktır.


12. Mc Donalds'ın karının % 40'ı çocuk menüsü satışından gelir.


13. Her insanın dilinin izi de parmak izi gibi farklıdır.


14. Tarihi fılm Ben Hur'da çekim ekibinin farketmediği kırmızı bir otomobil görünür.


15. Einstein 9 yaşına kadar düzgün konuşamamıştır. Ailesı onun özürlü olduğunu düşünmüştür.


16. Hergün doğan çocukların ortalama 12'si yanlış anne babaya verilmektedir.


17. Kağıt para sanıldığı gibi kağıttan değil pamuktan yapılır.1950'den önce kenevir, ağaç kabuğu ve marijuana yaprağı kullanılarak yapılırdı.


18. Çikolatanın köpekleri öldürdüğü doğrudur. Onların kalbine ve sinir sistemine zarar verir. Yarım kilo kadar çıkolata küçük bir köpeği öldürebilir.


19. Birçok ruj çeşidi balık pulu içerir.


20. Katil balinalar köpek balıklarının midesine alttan torpil gibi vurarak onları öldürür.


21. Donald Duck çizgi fılmleri Finlandiya'da yasaklanmıştır. Nedeni kahramanların don giymemesidir.


22. Ketçap 1830'lu yıllarda ilaç olarak satılırdı.



Aşağıdaki olayların hepsi gerçek. Kesinlikle düş ürünü değil. Her gün yerkürede o kadar enteresan olaylar oluyor ki... İşte bunlardan sadece bir kısmı...

-Tazmanya'da kadın ölen kocasının cinsel organını boynuna asmak zorunda

-Guam'da bakirelerin evlenmesi yasak. Bunun için kızlar bekaretlerini para karşılığı bu işi yapan kişilere bozduruyor.


-Arizona'da patlak lastikli otomobil içinde sevişmek yasak. Kurala uymayan ön koltukta sevişen 25, arka koltukta sevişen 50 $ ödüyor.


-Gine'de evli kadını baştan çıkaran adamın el ve ayak parmaklarından biri kesiliyor. Kesilen parça ilişkiye giren kadına yediriliyor.


-Guyana'da banyoda sex yaparken yakalanan çiftler önce boyanıyor, sonrada bir eşşeğin arkasına bağlanarak şehirde gezdiriliyor.


-Colombia'da gelinin annesi gerdeğe giren çiftin yatağının kenarına oturarak ilk ilişkiye şahitlik ediyor.


-Hindistan'da evlere gündeliğe gelen kadınlar evdeki bekar gencin seksüel ihtiyacını karşılamak zorunda.


-Laos'da kadınların ayakları en erotik bölge kabul ediliyor. Bu nedenle kadınların ayaklarını göstermeleri yasak.


-Tayvan'da damadın akraba ya da arkadaşı gelinin bekaretini alıyor. Gerekçesi; "Damat böyle sıkıcı bir işle zaman kaybetmesin!!!"


-Liverpoll'daki dükkanlar çocuklar vitrini seyrederken kadın vitrin mankenini soyamaz ya da giydiremez.


-Amboyna adasında ürünün az olacağı belirlenirse, erkeklerin güneş batımında çıplak olarak tarlaya gidip ekinlerin arasında masturbasyon yapmaları gerekiyor


virtuecat 1 Temmuz 2006 19:39

Bir ignliiz üvnsertsinede ypalın arşaıtramya gröe kleimleirn hnagi srıdaa yzaldkılraı ömneli dğeliimş öenlmi oaln brincii ve snonucnu hrfain yrenide omlsaımyş. ardakai hfraliren srısaı krıaşık oslada ouknyuorumş çnükü kleimleri hraf hraf dğeil bri btüün oalark oykuorumuşz. BAKIN NASIL DA DÜZGÜN OKUDUNUZ, İLGİNÇ DEĞİL Mİ?:=)


GusinapsE 3 Temmuz 2006 02:21

Monaliza Hakkında Bİlmediklerimiz
 
Mona Lisa Konuşuyor

http://www.istanbulfm.com.tr/img/image_data/teknoloji/genel/1148211502209.jpgJapon araştırmacılar, Leonardo da Vinci’nin ünlü resmi Mona Lisa’nın gerçek sesini bilgisayar simülasyonuyla yeniden yapılandırdı.

Kriminal soruşturmalarda yararlanılan bir yöntem kullanan Japon akustik uzmanları, tablodaki Mona Lisa’nın kemik yapısını temel alarak vücudundan çıkabilecek ses tiplerini bilgisayarda yarattı. Genizden konuşan Mona Lisa yumuşak bir ses tonu var.

Araştırmayı yürüten Matsumi Suzuki, yaratılan sesin gerçeğine son derece yakın olduğunu öne sürüyor. Emekli bir kriminoloji mühendisi olan Suzuki, Da Vinci’nin resmettiği Mona Lisa’nın 1.68 metre boyunda ve oldukça yumuşak bir sesi olduğunu ifade etti.

MONA LİSA GENİZDEN KONUŞUYOR VE SESİ YUMUŞAK
Mona Lisa’nın sağ orta parmağını inceleyen uzmanlar, tablonun yapıldığı çağdaki İtalyan kadınlarının boy ortalamasını da hesaba kattı. Mona Lisa’nın burnunun biraz büyük olduğu, bu nedenle de sesinin genizden boğuk gelebileceği tahmin ediliyor.

DA VİNCİ’NİN SESİ BAS TONLU
Leonardo da Vinci’nin sesi ise ünlü sanatçının 60’lı yaşlarında vücut yapısı temel alınarak yaratıldı. Suzuki, sanatçının o yaşlarda yaptığı bir özportrede sakallı olması nedeniyle çene yapısını tahlil edemediklerini, ancak güçlü bir çene yapısına has güçlü ve bas bir ses tonu olduğunu tahmin ediyor.

Suzuki, daha önce de fundamentalist El Kaide terör örgütünün lideri Usame bin Ladin’in de ses analizlerini yapmıştı.


GusinapsE 12 Temmuz 2006 23:11

Türkiyede İnternet'te En Çok Yapılan 10 Dolandırıcılık
 
Türkiyede İnternet'te En Çok Yapılan 10 Dolandırıcılık

Lütfen biraz daha dikkat...


• Eşyaların asla olmadığı ve satın alana gönderilmediği sahte online müzayedeler.

• İnternet ten alınan genel amaçlı malların kasıtlı olarak yanlış tanıtılması ya da satın alana gönderilmemesi.

• Parayı katlamayı vaadeden Nijerya mesajı

• İnternet ten alınan bilgisayar donanım-yazılımının kasıtlı olarak yanlış tanıtımı ya da dağıtımının yapılmaması.

• İnternet servis sağlayıcıların talep edilmeyen ya da kullanılmayan servisler için para istemesi.

• Kullanılmayan ya da yanlış tanıtımı yapılan bilgi/adult servisleri için kredi kartından para çekilmesi.

• Yüksek kar ve maaş vaad eden 'evde çalışın' projeleri.

• Tüketicilerden belirli bir miktarda para talep edilen, ön ödemeli 'cazip' kredi teklifleri.

• Düşük faiz oranlı sahte kredi kartı teklifleri.

• Aşırı derecede abartılı kar vaadeden iş fırsatları ve franchise olanakları.



GusinapsE 12 Temmuz 2006 23:22

Duygusal Zekâ Hakkında Bİlmediklerimiz
 
Duygusal Zekâ

İş hayatında başarılı olmak için neye ihtiyaç vardır?
Yazının ilerleyen bölümlerinde bu konuyu aydınlatmak için duygusal zekâ konusunda dünya çapında yaygın olarak kullanılan bir ölçek ile hazırlanmış bir araştırmanın kısa özeti bulunmaktadır. Söz konusu ölçek İsrailli Psikolog Dr. Reuven Bar-On tarafından geliştirilmiştir. Bar-On, Duygusal Zekâ (EQ) terimini ilk kez 1985'de kullanmıştır. Sosyal ve duygusal zekâyı homojenleştirerek 133 sorudan oluşan "EQ-i (Emotional Quotient Inventory)" ölçeğini hazırlamıştır. Bar-On’a göre Duygusal Zekâ "Bir kişinin çevresel baskılar ve isteklerle başarılı bir şekilde mücadele edebilme kapasitesine etki eden duygusal, kişisel ve sosyal nitelikteki bilgi ve yetenekler topluluğudur."
Bar-On'un duygusal ve sosyal zekâ modeli aşağıdaki beş ana bölümde 15 bileşene bölünerek verilmiştir. (Stein, Book, 2000)

1. Kişinin iç kapasitesi: Bu kapasite iç irademizi tanımlar. Kendimizi nasıl iyi tanıdığımızı, kendimizi nasıl iyi hissettiğimizi, duygularımızla aramızın nasıl olduğunu tanımlar, hayatta yaptıklarımızdan hangilerinin bize kendimizi iyi hissettirdiğini anlamamıza da yardımcı olur.
• Farkındalık: Kişinin kendinin farkında olması, kendini anlaması, kabul etmesi ve kendine saygı duyması.
• Duygusal Bilinç: İnsanın kendi duygularını bilmesi, tanıması ve birbirinden ayırt edebilme yeteneği.
• Dışavurum: Duyguları, düşünceleri ve inançları kırıcı olmayan bir yolla ifade edebilmek.
• Bağımsızlık: Düşüncede ve eylemde kişinin kendini yönetme ve kontrol etme yeteneği ve duygusal bağımsızlıktan uzak kalmak.
• Kendini gerçekleştirme: Birinin potansiyel yeteneklerini gerçekleştirebilmesi.

2. Kişiler arası yetiler: Bu yeti, başkalarını nasıl anladığımızı, onlarla nasıl ilişkide bulunduğumuzu tanımlıyor.
• Empati: Başkalarının duygularının farkında olmak, anlamak ve takdir etmek yetisi… İnsanların neyi neden yaptığına hassas olmak…
• Sosyal sorumluluk: Sosyal olarak sorumlulukla davranmak ve sosyal grup içinde yapıcı ve işbirlikçi olmak…
• Kişiler arası ilişkiler: Duygusal yakınlık, samimiyet ve etkilenme ile karakterize olan karşılıklı tatminkâr ilişkileri kurma ve devam ettirme yetisi…

3. Uyum Sağlama: Bu kapasite sorunsal durumlarla ilişkide esnek olmayı, çevresel isteklerle ve başarıyla baş edebilmeyi tanımlar.
• Gerçeklik testi: Duygusal olarak yaşanmış olanla, sübjektif olarak var olan arasındaki farkı anlama yetisi.
• Esneklik: Birinin duygularını düşüncelerini ve inançlarını değişen durumlara ve şartlara göre ayarlayabilme yetisi.
• Problem çözme: Sorunları belirleme, tanıma-tanımlama ve etkili çözümler bulma yetisi.

4. Stres Yönetimi:
• Strese Dayanıklılık: Stresle aktif ve pozitif olarak baş edebilme...
• Tepkilerini Kontrol: Birinin duygularını düzenleme yetisi ve bir baskıya karşı koyabilme ve/veya erteleyebilme yetisi.

5. Genel Ruh durumu: Bu bölge, kişinin hayattan zevk alabilmesini tanımlar ve hayattan memnun olma ile alakalıdır.
• İyimserlik: Hayata parlak tarafından bakabilme ve zor durumlarda bile pozitif tavrı koyabilme yetisi.
• Mutluluk: Kendi ile ve başkalarıyla mutlu olabilmek, hayattan tat ve zevk almak ve eğlenmek.

Bu kısa açıklamadan sonra dönelim başlangıçtaki soruya. Yukarıdaki soruyu kolaylıkla cevaplayabilmenin mümkün olmadığı açıkça ortadadır. İş performansını ölçmek amacıyla duygusal zeka (EQ) ile zihinsel zekayı (IQ) karşılaştıran ilk çalışma büyük bir Asya bankasında yapıldı. Bu çalışmanın sonuçları, işyerindeki başarıyı tahmin etmede EQ’nun, IQ’dan daha önemli olduğunu bilimsel olarak göstermiştir. Araştırmayı yapan Multı-Health Systems Inc. (MHS)’den Dr. Steven Stein, şöyle belirtmektedir:
”Deneyimimizden ortaya çıkan somut delil göstermiştir ki: Duygusal zekâ iş performansıyla önemli ölçüde ve yüksek düzeyde ilişkilidir; ancak zihinsel zekâ, işyerindeki performans ile önemsiz ve çok düşük düzeyde bir ilişki göstermektedir.”

Konuyla ilgili Filipinler’deki Manila Üniversitesi’nden Joseph Hee-Woo Jae’nin çalışması 100 tane üniversite mezunu banka çalışanını kapsamıştır (%56 kadın, %44 erkek). Hepsi dünyanın ilk bilimsel duygusal zeka çalışması olan BarOn EQ-I uygulamasına kayıt olmuşlardır. Her bir çalışan ayrıca gözetim yapan görevli ile birlikte bağımsız performans incelemesine girmişlerdir. Çalışma sonucunda gerçek iş performansının EQ değerlendirmesi ile IQ değerlendirmesine göre daha sıkı ilişki içinde bulunduğunu ortaya çıkarmıştır. Aslında IQ değerlendirmesi, iş gelişimi ölçümünde %1’den az hesaplanarak, ölçümle ilgisiz çıkmıştır. Önceki tahminler iş başarısında IQ’yu %20’ye dek ilintili hesaplarken, çoğu araştırma bulguları %6’ya yakın bulmuştur. Ancak EQ sonuçlarının iş performansında etkileyici bir oranda, %27 oranında ilintili olduğunu ortaya çıkarmıştır. Dr. Stein, ‘‘Bu önemli bulgu pek çok insanların uzun yıllardır farkında olduğu, ancak bilimsel delillerle desteklenemeyen bir gerçeği ortaya çıkarmıştır.’’ dedi.

Dr. Reuven Bar-On bu sonucu şöyle karşılamıştır: ‘‘Bu, duygusal zekânın önemli olduğunu bilimsel olarak göstermiştir. Önemli olmasa bile, en azından işyerindeki başarının tahmin edilmesinde zihinsel zekâdan daha önemlidir. Bu, gerçek zeki insanın yalnızca zihinsel olarak zeki değil; aynı zamanda duygusal olarak da zeki olduğu anlamına gelmektedir.’’
Klinik Psikolog Steven J.Stein ve Psikiyatrist Howard E. Book tarafından yapılan geniş kapsamlı bir çalışma gösterdi ki; Duygusal Zekâ, iş başarısının %15 ile %45’ini açıklayabilmektedir. Bu çalışma esnasında, çeşitli işlerde çalışan 4888 kişi teste tabi tutuldu. Çalışmaya katılanlardan, işlerinde ne kadar başarılı olduklarını kendilerinin belirtmeleri istendi.
Bu bilgilerin tamamı Multi-Health System Inc. (MHS) tarafından Kuzey Amerika’daki insanlardan toplandı. Hepsinden EQ-i testini tamamlamaları ve işlerinde ne kadar başarılı olduklarını hissettiklerini değerlendirmeleri istendi. Bazı gruplar diğerlerinden daha küçüktü. Sadece istatistiksel önemi bulunmuş bilgiler kaydedildi. Her bir iş grubunda, yüksek performans gösterenler ile düşük performans gösterenleri ayırt edebilmek için, önem sırasına göre ilk beş faktör dikkate alındı.

Bazı gruplar ilk başta bir anlam ifade etmeyebilir. Örneğin, mühendislerden "gerçeklik testi" bileşeninden daha yüksek performans bekleyebilirsiniz. Bununla birlikte, sonunda tüm mühendisler "gerçeklik testi"nde nispeten yüksek puan aldılar ki bu da onların performanslarını birilerinkinden farklı kılmıyor. Bilakis yüksek performansı düşükten ayıran, aşağıda görüldüğü gibi diğer vasıflardır.

Stein ve Book bunları bir kek için tarifler olarak düşünülebileceğini söyleyerek, şöyle devam ediyorlar: "Biz en lezzetli kek için tarifler üretmeye çalışıyoruz. Yetkinlik analizimizde, bakılması gereken her bir faktörün ölçüsünü gösteren bir formül yarattık. Lojistik gerileme adlı süreci kullanarak pek çok iş grubu için EQ (duygusal zekâ) faktörlerinin ideal bileşimini tanımladık. Bunlar, çalışanlar, insanlar ve işleri arasında en tatmin edici uyumu bulmayı isteyen işverenler için büyük kârlar sağladı. İşlerinde tatmin olan kişilerin, duygusal yetileri o iş için formüle uyan kişiler olma eğilimi gösterdikleri ortaya çıkmıştır."

Bu ölçek 30 ayrı iş alanında çalışan toplam 4888 kişiye uygulanmıştır. Aşağıda araştırmaya katılan bütün kişilerin ve 3 iş alanına ait sonuçlar yer almaktadır. Burada her bir meslek için en önemli 5 faktör listelenmiştir. Parantez içindeki sayılar her bir grup için örneklem sayısını göstermektedir.

Genel İş Başarısı:
1- Kendini gerçekleştirme
2- Mutluluk
3- İyimserlik
4- Kendine saygı(öz saygı)
5- Kendine güven

Muhasebeciler:
1- Problem çözme
2- Sosyal ilişkiler
3- Mutluluk
4- Kendine saygı(öz saygı)
5- Duygusal farkındalık

Genel Satış Elemanları:
1- Kendini gerçekleştirme
2- Dışavurum
3- Mutluluk
4- İyimserlik
5- Kendine saygı(öz saygı)

İK Yöneticileri:
1- Mutluluk
2- Kendini gerçekleştirme
3- İyimserlik
4- Dışavurum
5- Stresle başa çıkma

Duygusal Zekâ ile ilgili çalışmalar, ülkemizde çok azdır. Konuyla ilgili Türkçe bir web sayfasına Duygusal Zeka adresinden ulaşılabilir

KAYNAKLAR:

1. Heart Work, Claus Møller, Time Manager International A/S, Hillerød, 1999
2. The EQ Edge- Emotional Intelligence and your success, Steven J.Stein, Ph. D., Howard E. Book, M.D., Stoddart Publishing Co. Ltd., New York. 2000.


GusinapsE 14 Temmuz 2006 21:02

Einstein Hakkında Bİlmediklerimiz
 
Einstein'in yasak aşkları


http://www.istanbulfm.com.tr/img/image_data/teknoloji/genel/1152863715719.jpgİzafiyet Teorisi'nin fikir babası Albert Einstein'ın kişisel mektupları, 'dahi'nin birçok kadınla evlilik dışı aşk yaşadığını ortaya koyuyor.

Kudüs’teki İbrani Üniversitesi’nde tutulan Einstein’ın kişisel mektupları üvey kızı Margot Einstein’ın vaziyeti üzerine kamuya açıldı. İbrani Üniversitesi Albert Einstein Arşivi, 20’inci yüzyılın en büyük bilim insanının aşk ve özel hayatıyla birçok bilgi içeren, 1912-1955 yılları arasında yazılmış, 3.500 sayfayı aşan yüzlerce mektuba evsahipliği yapıyor. Mektuplarda Einstein iyi bir aşık, sevecen bir baba ve kötü bir yatırımcı olarak ortaya çıkıyor.

Einstein’ın mektuplarıyla ilgili araştırmayı yürüten İbrani Üniversitesi uzmanı Barbara Wolff, Albert ile Ethel arasındaki ilişkiyi ‘bir gönül ilişkisi’ olarak tanımlıyor. Wolff’a göre, Albert’ten 15 yaş küçük olan Ethel ‘sevecen, cana yakın ve Einstein’ın kızına karşı oldukça samimi’ bir insandı. Wolff, Einstein 10’dan fazla sevgilisi olduğunu ve bunların sadece ikisiyle evlenebildiğini belirtiyor.

Örneğin, Ethel Michanowski de bu ilişkilerden biri. Ethel Michanowski, Einstein ile 1920’lerin sonları ve 30’ların başlarında bir gönül ilişkisi yaşamış, hatta onu zorunlu göç ettiği İngiltere’ye kadar takip etmişti. Einstein’ın ikinci karısı Elsa ve kızı Margot ile evlilik dışı ilişkilerini “Kadınların benimle bu kadar ilgilenmesini, beğenmelerini anlamıyorum” sözleriyle paylaşmıştı.

http://www.istanbulfm.com.tr/img/image_data/teknoloji/genel/1152863715913.jpgEinstein ikinci karısı Elsa ve üvey kızı Margot’ya birkaç günde bir mektup yazıyordu.

NOBEL PARASI BORSADA BATTI

Mektupların açıklığa kavuşturduğu bir diğer gerçek de, Einstein’ın Nobel Ödülü’nen gelen parayı 1929 Büyük Buhran’ında borsada kaybetmesine çok üzüldüğü. Uzmanlar Einstein’ın 1921 Nobel Ödülü’nden gelen parayı eski karısı Mileva’ya tazminat olarak ödenmesi için bir İsviçre bankasına ayırdığını ortaya çıkardı. Bu paradan oğulları Hans Albert ve Eduard’ın eğitimleri karşılanmıştı. Einstein, Nobel parasını ABD’de çeşitli finansal araçları yatırmış, ancak daha sonra 1929 Buhranı’nda bu birikimlerini yitirmişti. Einstein’ın 1921 yılında Nobel’den 28 bin dolar almıştı, bu miktar bugünkü rakamlarla 300 bin dolara yaklaşıyor.

Albert Einstein’ın mektuplarda oldukça duygulu ve özenli bir baba olduğu anlaşılıyor. Mektuplarda oğulları babaları için olumlu sözler kullanıyor ve sevgilerini ifade ediyor. Bir mektubunda Einstein, http://www.istanbulfm.com.tr/img/image_data/teknoloji/genel/1152863650110.jpgoğlu Eduard’ın şizofreni hastalığından duyduğu üzüntüyü “Keşke hiç doğmasaydı” şeklinde tarif ediyor.

MEKTUPLARINI KENDİ BAĞIŞLAMIŞTI

Dünyanın en önemli araştırma kurumlarında İbrani Üniversitesi’nin kurucusu olan Einstein, kişisel el yazmalarını bu okula bağışlamıştı. Karısı ve çocuklarıyla yazışmalarını içeren mektuplar yıllardır üniversitenin arşivinde duruyordu. Ancak üvey kızı Margot Einstein’ın şahsi izni ile arşiv açılmış ve Einstein’ın mektupları uzmanlar tarafından incelemeye açılmıştı. Margot Einstein, mektupların kendisinin ölümünden ancak 20 yıl sonra kamuya açılmasını vasiyet etmişti.

http://www.istanbulfm.com.tr/img/image_data/teknoloji/genel/1152863716199.jpgİbrani Üniversitesi’nin eski rektörü Hanoch Gutfreund, mektup arşivinin Einstein’ın kamuya açılacak son önemli kişisel eşyası olacağını ifade etti. Gutfreund, mektupların Einstein’ın özel yaşamı kadar bilimsel buluşlarından önceki derin ruh hali ve buluşları nasıl yaptığıyla ilgili önemli ipuçları gösterdiğini söyledi. Gutfreund, mektuplar için; “Şimdi karşımızda daha aydınlık, daha renkli bir Einstein resmi var, çağdaş bir tabirle Albert’in yüksek çözünürlüklü resmi” betimlemesini yaptı.

İZAFİYET ÜZERİNE ÇALIŞMAKTAN YORULMUŞTU

Einstein’ın 1921 tarihli bir mektubunda İzafiyet Teorisi ile ilgili şu not, kuram üzerinde çalıştığı günlerdeki ruh halini aydınlatıyor; “Bu izafiyetin içine o kadar girdim ki, neredeyse sonsuza dek izafiyet yapacakmışım gibi. Yakında bana sıkıntı gelecek. İnsanın uğraştığı izafiyet bile olsa bir sonra da o bile ortadan kayboluyor”.


GusinapsE 16 Temmuz 2006 04:29

Guinness rekorlar kitabında bulunan türk rekorları:
 
Guinness rekorlar kitabında bulunan türk rekorlarını Bİliyormusunz??


Kişi başına ekmek tüketiminde dünya birinciliği (Kişi başına 199.6 kilogram)

* Hakan Şükür'ün,t Dünya Kupası'nda 11'nci saniyede attığı en hızlı gol (29 Haziran 2002)

* 81 sessiz harften oluşan bir Kafkas dilini dünyada tek konuşan kişi, Tevfik Esenç (1992 yılında öldü.)

* Selçuk- Efes'te 20 bin kişinin deve güreşi izlemesi.

* 150 mm boyutunda dünyanın en büyük mikrop fosilinin (foraminiferida) yaşlı bir kayada Türkiye'de bulunması.

* En değersiz paranın Türk Lirası olması (Şubat 2003, 1 USD = 1.672.449 TL)

* 8.8 cm ile Artvin'li Mehmet Özyürek'in en uzun burun rekoru.

* Naim Süleymanoğlu ve Halil Mutlu'nun halterde kırdığı 2'şer rekor.

* Bilkent Üniversitesi'nce dünyanın en küçük mikrofonunun yapılması (Ortalama saç kalınlığı 50 mikron iken bu mikrofunun çapı 40 mikron idi.)

* Adana Rotary Kulübü'ne ait en uzun çamaşır ipi (33081 metre) ve üzerine asılı 42.300 parça çamaşır

* Kırkpınar Güreşleri, 1460'dan beri aralıksız devam eden en eski güreş organizasyonu.

* Hakan Zengin, 433 metrekarelik dünyanın en büyük bayrağı ile paraşütle Eskişehir'de atladı. (17 Haziran 2004)

* İlker Yılmaz, burnundan aldığı sütü 2 metre 795 mm ileriye gözünden fışkırtması. (1 Eylül 2004)

* Akdeniz Üniversitesi'nde 1983 öğrenci aynı anda balon patlatarak rekor kırdı. (12 Mayıs 2004).


GusinapsE 16 Temmuz 2006 04:35

Einstein in açıklaması epey ilginçmiş :):
 
üniversite profesörü öğrencilerine
>su soruyu sorar;
>- 'Var olan her şeyi Tanrımı yarattı?'
>>Cesur bir öğrenci ayağa kalkar ve yanıtlar. - 'Evet her şeyi Tanrı
>>yarattı!'
>>
>>Profesör sorusunu yineler ve öğrenci yine 'evet efendim' diye
>>yanıtlar.
>>
>>Profesör devam eder; -'Eğer her şeyi yaratan Tanrı ise ve şeytan
>>var olduğuna göre şeytanı da Tanrı yaratmış olur ve
>>çalışmalarımızda uyguladığımız 'Kesinleştirme' prensibine göre de
>>Tanrı şeytandır.
>>
>>Öğrenci böyle bir önerme karşısında şaşırır ve yerine oturur.
>>Profesör ise öğrencilerine bir kez daha Tanrı'nın içindeki kaderin
>>bir efsane olduğunu kanıtlamaktan ötürü oldukça mutludur.
>>
>>Bu arada bir öğrenci ayağa kalkar ve; -Bir soru sorabilir miyim
>>profesör? der. Profesörde sorabileceğini söyler.
>>
>>Öğrenci ayağa kalkar ve 'Soğuk var mıdır? diye sorar.
>>
>>Profesör; Nasıl bir soru bu böyle, tabi ki vardır ' diye yanıtlar.
>>'Sen hiç soğuktan üşümedin mi?'
>>
>>Öğrenci ; -'Aslında, fizik yasalarına göre soğuk yoktur.
>>Yaşamda/realitede biz soğuğu sıcaklığın yokluğu olarak düşünürüz.
>>Herkes veya nesneler o enerji oradaysa veya bir şekilde enerji
>>iletiyorsa onu deneyimler. Örneğin, Absolute 0 (-460 derece F)
>>sıcaklığın kesin yokluğudur (hiç olmadığı seviyedir). Tüm
>>maddelerin bu seviyede reaksiyon verme özellikleri bozulur ve
>>değişir. Soğuk yoktur, o yalnızca sıcaklığın yokluğunda
>>duyumsadıklarımızı tarif etmek için yarattığımız bir kelimedir' der
>>ve devam eder,
>>
>>- Profesör, karanlık var mıdır?
>>
>>Profesör ; - 'Tabi ki vardır'.
>>
>>Öğrenci yanıtlar, - 'Korkarım gene yanılıyorsunuz efendim. Çünkü,
>>Karanlıkta yoktur. Yaşamda/realitede karanlık ışığın yokluğudur.
>>Biz ışık üzerinde çalışabiliriz ama karanlığı çalışamayız.
>>Gerçekte, biz Newton'un prizmasını kullanarak beyaz şığı kırar ve
>>renklerin çeşitli dalga uzunlukları üzerinde çalışabiliriz. Ama
>>karanlığı ölçemeyiz. Bir basit ışık işini karanlık bir mekanı
>>aydınlatarak karanlığı kırmış olur yani karanlığı geçersiz kılar.
>>Siz belli bir mekanın/uzayın ne kadar karanlık olduğundan nasıl
>>emin olursunuz? Işığın miktarını ölçersiniz! Bu doğrudur değil mi?
>>Karanlık insanlık tarafından, ışığın olmadığı yer/mekan için
>>kullanılan bir kelimedir.
>>
>>Son olarak öğrenci profesöre gene sorar; - 'Efendim şeytan var
>>mıdır?
>>
>>Bu kez profesör pek emin olamamakla birlikte yanıtlar; -'Tabi ki,
>>açıkladığım gibi, biz onu her gün ,her yerde onu görürüz.
>>Şeytan/kötülük bir kişinin başka bir kişiye her gün sergilediği
>>insaniyetsizliğinin bir örneğidir.O, dünyadaki işlenmiş tüm
>>suçlarda, şiddette yer alır. Bunların tümü şeytanın kendisinden
>>başka bir şey de değildir.' der.
>>
>>Öğrenci devam eder; - 'Şeytan yoktur efendim. Yani o kendi başına
>>yoktur. Şeytan basit olarak Tanrının yokluğudur.O aynen karanlık ve
>>soğuk ta olduğu gibi insanın tanrının yokluğunu tarif etmek üzere
>>yarattığı bir kelimeden ibarettir.Tanrı şeytanı yaratmadı.
>>Şeytan/kötülük insanın tanrısal sevgiyi yüreğinde duyumsamadığı
>>zaman deneyimlediklerinin bir sonucudur. O aynen sıcaklığın
>>olmadığı yere gelen soğuk ya da ışığın olmadığı yere gelen karanlık
>>gibidir.
>>
>>Profesör yerine oturur. Genç öğrencinin adı Albert eınsteın dır.
>


virtuecat 4 Ağustos 2006 17:51

Bana kan grubunu soyle sana kim oldugunu soyleyeyim

Tek damlası bile değerli olan, damarlarımızda taşıdığımız kan hakkında neleri biliyoruz, ya bilmediklerimiz.... Vücut ağırlığının % 7- 8´ini kan oluşturuyor. Tek bir damlası bile birçok konuda etken.

Çeşitleri karakterimizi belirliyor, özelliklerinin değişmesi hastalıklara yol açıyor. Dikkat kan aranıyor! Radyolardan sık sık duyduğumuz bir anons bu. Belki, o anda bunun önemini düşünmeyiz ama, en basitinden bir yerimiz kanadığında damlayan kanın ne derece değerli olduğunu anlarız. Hepimizin de bildiği gibi, kan vücudumuzdaki en önemli yapı taşlarından biri...

Damarlarımızda dolaşan ve birçok hayati fonksiyonu bulunan bu kırmızı renkli sıvının en önemli görevi hücrelere oksijen taşıması...Ayrıca hayati önemi olan maddeleri hücrelere taşıyor ve zararlı olan metabolizma artıklarının dışarı atılmasını sağlıyor. Kan bedenimize canlılık vermek için yaratılmış bir yaşam sıvısıdır. Bedenimizde dolaştığı sürece onu ısıtır, soğutur, besler, korur, ona enerji verir ve içindeki zehirli maddelerin atılmasını sağlar. Bedenimizdeki haberleşmenin neredeyse tamamını üstlenir. Ayrıca damarlarda oluşan her yırtığı anında kapatır. Sistem böylelikle kendini sürekli olarak yeniler.

Dünyada kan gruplarının dağılımı :

0 RH pozitif
Her 100 kişiden 40´ı
0 RH Negatif
Her 100 kişiden 7´si
A RH pozitif
Her 100 kişiden 34´ü
A RH Negatif
Her 100 kişiden 6´sı
B RH Pozitif
Her 100 kişiden 8´i
B RH Negatif
Her 100 kişiden 1´i
AB RH Pozitif
Her 100 kişiden 3´ü
AB RH Negatif
Her 200 kişiden 1´i


En eski kan grubunun "0" grubu olduğunu belirtiliyor. "Herkes 0 grubuyken insanlar çok küçük bir alanda yaşıyorlardı, aynı yemeği yiyor, aynı organizmaları soluyorlardı ve bu yüzden değişim gereksizdi. Ancak nüfus arttığında ve göçler hızlandığında değişimler ivme kazandı. Sonrasında gelişen A ve B gruplarının geçmişi ancak 15 bin - 25 bin yıl öncesine uzanıyor. AB grubu ise çok yenidir."
0 grubu "avcı", A grubu "çiftçi", B grubu "göçebe" ve AB grubu "modern" olarak değerlendiriliyor
Kan gruplarına göre kişilik tahlili
0 grubu: Kendine güven, cesaret.
A grubu: Sinirli ve hassas.
B grubu: Uyumlu ve yaratıcı.
AB grubu: En çekici ve ilginç...

En cesur ve güçlü " 0" grubu
Bu kan grubu taşıyan herkes gücü, dayanıklığı, kendine güveni, cesareti, sezgiyi ve tanrı vergisi bir iyimserliği genetik hafızalarında taşırlar.Melodik mizaç özelliğine sahiptirler. Bunlar yaşamın tadını en iyi çıkaran, dünya nimetlerinden en geniş biçimde yararlanan kişilerdir. Hayati bir melodi gibi yaşar ve kavrarlar.

İçinde bulundukları ortama çok iyi uyum gösterirler. Tüm insanlarla ve bütün varlıklarla anlaşırlar. Onlara ters düşmeden, olumlu ilişkiler kurmayı başararak yaşarlar. Bu engin uyum düzeni içinde, önlerine sunulan olanaklardan rahatlıkla yararlanırlar.

Amaçladıkları sonuca, büyük uğraşlara kalkışmadan, kolayca ulaşırlar. Onların bu başarılarındaki en büyük etken, dış dünyayla, sudaki hidrojenle oksijen gibi uyumlu olmalarıdır.

Modaya, havaya, zamana hemen uyuverirler. Herhangi birine çok değişik ve ters gelebilecek bir ortam düşünelim. Onlar bu ortam içinde dağılıp şaşırmaz, ürküp sinmez, bir köşeye çekilip donup kalmazlar. Hemen uyum gösterirler. Sivri ve uç düşünceleri, aykırı fikir ve eğilimleri yoktur.

Sağlıklı bir bünye ve iyimserlikle desteklenmiş liderlik özellikleri (güç, etki, güvenirlik) ve başarı için gerekli güdüler size kalan 0 grubu mirasıdır.

En paylaşımcı "A" grubu


Kalabalık insan toplulukları ve yerleşik ama daha kırsal yaşam gerilimleri baş edebilmek üzere ortaya çıkmıştır. Psikolojik özelliklerinin bazıları, kalabalık çevresel kitlelerin ihtiyaçlarına katlanabilmekle gelişir. Uyumlu mizaç özelliğine sahiptirler. Bu grup içinde yer alanlar, duyan, hisseden, sürekli olarak araştıran, çevrelerindeki kişiler ile bağlantı ve uyum sağlamaya çalışan kişilerdir. Dış dünyadaki tüm değişikliklere karşı duyarlıdırlar. Ancak aşırı duyarlılıkları, çevrelerinde büyük uyum güçlüğüne düştüklerinde onların geriye doğru kaçmalarına ve içlerine kapanmalarına neden olur.

Uyumlular, içinde bulundukları toplumun en ilgi çekici ve en renkli varlıklarıdır. Ancak dayanma ve uyum sağlama yeteneklerinin yetersiz kaldığı ortam ve koşullarda çözülürler. Acınacak, zavallı insanlar olurlar.

Büyük bir olasılıkla, bu oluşumun içindeki bireyde olması gereken en önemli özellik, paylaşımcı yapıdır. İlk A´lar, karmaşık bir hayatın meydan okumalarına karşı duyarlı, kurnaz, istekli ve akıllı olmak zorundaydılar.

Ancak bütün bu niteliklerin tek bir yapıda toplanması gerekiyordu. Belki de bu bugün bile A´ların daha gerilimli bir yapıya sahip olmalarının bir nedenidir. Sıkıntılarını içlerine atarlar.

Fakat patladıklarında da dikkatli olmalısınız. O gruplarının çok başarılı olduğu gerilimli ve sıkışık liderlik pozisyonlarına A´lar pek uygun değildir. Bu onların lider olamayacakları anlamına gelmiyor. Ama içgüdüsel olarak, çıkar gözeten liderliği istemezler.

A kan grubunda diğer gruplardan daha az grip görüldüğü bilinmektedir. Ayrıca virüslerin etkisi, AB grubunda da diğer gruplara göre daha azdır.


En uyumlu "B "grubu

Irkların karışması, yeni topraklar ve yabancı iklimlerle karşı karşıya kalan ilk B gruplarının yaşamlarını sürdürebilmek için uyumlu ve yaratıcı olmaları gerekiyordu.

B grupları yerleşik A grupları kadar düzenli ve uyumlu bir konfora gereksinim duymazken O grularından da daha az kararlılık sahibidirler. Bu özellikler B gruplarının her hücresinde mevcuttur. Biyolojik olarak B gruplar diğer gruplardan daha uyumludur. Ritimli mizaç özelliğine sahiptir. Davranışlarında akılcı, sistemli, düzenli ve iradelidir. Başkalarının tepki ve eğilimlerini dikkate almaksızın, kendi düşünce ve kararları doğrultusunda ilerler. Onu bir demiryolu üzerinde giden, önüne çıkan engelleri ezen veya birlikte sürükleyen bir lokamotife benzetebiliriz.

Çevrelerine egemen olmak ve yönetmek isterler. Gözüpek, inatçı, otoriter ve serttirler. Mantık ve irade, onlarda daima duygulardan daha önce gelir. Bu mizaca sahip bulunanların tipi, asker, uzman ve danışmandır.

Bir çok yönüyle B grupları bütün olası seçeneklerin en iyisine sahiptirler. A gruplarının zihinsel ve duygusal olarak uyarılmış edimlerinin yanı sıra O gruplarının saldırgan ve keskin fiziksel tepkilerine ait öğeleri de içlerinde barındırırlar.

B gruplarının farklı kişiliklerle daha kolay ilişkiye girebilmelerinin nedeni, genetik doğaları gereği daha uyumlu olmalarındandır. Çünkü kendilerini rekabet ve savaşlara karşı daha az eğilimli hissederler. Onlar diğerlerinin bakış açısından da bakabilirler. Empati yetenekleri vardır.

En çekicisi "AB" grubu
Bu grup sinirli ve hassas A´larla dengeli B´lerin birleşmesiyle oluşmuştur. Sonuç ise tinsel, yaşamın özellikle sonuçlarının pek farkında olmadıkları bir takım etkenlerini kucaklayan, biraz parça parça bir karakterdir. Kompleks mizaç özelliği gösterirler. diğer üç mizacın tüm özelliklerini, karmaşık ve karışık bir biçimde bu kümede yer alan kişilerde görülür. Bu üç özellik, farklı yoğunluklarla bir arada bulununca, kişi birbiriyle uyuşmaz eğilimlerin elinde adeta oyuncak olur.

Böyleleri, dengeleri için gerekli olan dinamik bir düzenleme, güçlü bir irade ve iyi bir disiplinle karşılaşana değin, çelişen, karmaşık duygu, düşünce ve eğilimlerin elinde bocalayan, kaprisli, kararsız ve tutarsız bir kişi olur çıkarlar. Bununla birlikte çevrelerine önem vermeleri, sosyal tutum ve yargıları önemsemeleri, mantıklı düşünme yetisine sahip olmaları gibi olumlu yönleri onları başarıya ulaştırabilir."

Çoğu kez onlar detaylarla uğraşıp kendilerini yormazlar. AB grubu, kan grupları arasında en çekici ve en ilginç olanıdır. Ama onların doğal karizması ardında hep kırık kalpler bırakır.

Kan grupları arasında AB çok ender görülür.A grubuyla B grubunun karışmasından meydana gelen bu kan grubuna dünya nüfusunun ancak %5 ´i dahildir.Ve de bu grup,kan gruplarının en yenisidir.Bundan 10-12 yüzyıl öncesine kadar böyle bir kan grubu yoktu.Doğudaki istilacı güçlerin batıdaki ülkeleri ele geçirmeleri üzerine farklı uluslar birbirlerine karıştılar. Doğuyla batı uygarlığının karışması sonucunda AB kan grubu ortaya çıktı. M.S. 900 yıllarından itibaren AB kan grubu oluştu. A ve B gruplarındaki Avrupalılar´ın evlilik yoluyla bir araya gelmedikleri kesindi. Ancak doğudan batıya akın başladıktan sonra farklı kan grupları birleşebildi.

Kan grubu-Kişilik ilişkisi

Kan gruplarının insan kişiliği ile yakından ilgisi olduğu anlaşıldı. Japon uzmanlar farklı kan gruplarının erkekler ve kadınlar üzerindeki etkilerini konu alan bi araştırmasının sonuçlarını açıklarken, "İnsan vücudunun kimyası ile kişilik arasında önemli bağlar var. Kan grupları bunlardan biri." dedi

A Grubu Kadını

Para harcamasını çok sever. Seksi iç çamaşırlarına düşkündür. Çocukları çok sever ve çocuk sahibi olduktan sonra eşini ihmal eder. Değişikliği seven biridir.

A Grubu Erkeği
Düzenli yaşamayı sever. İyi bir dost ve konuşmacıdır. Birlikte olacağı kadını seçerken çok titiz davranır.

B Grubu Kadını
İstek doludur. Sekse hiç hayır demez. Para konusunda eli ya çok açıktır ya da cimridir

B Grubu Erkeği
Özgürlüğünün sınırlanmasından nefret eder. Kadınlara saygısı sonsuzdur. Hep neşe dolu bir aileye sahip olmak ister. Yemek konusunda son derece titizdir.

AB Grubu Kadını
Erkeklerin yüreğini hoplatan elbiseler giymeye bayılır. Para konusunda tutumludur. Yemek pişirmekte, mükellef bir sofra hazırlamakta üzerine yoktur.

AB Grubu Erkeği
Aile içinde mutlaka sözünün dinlenmesini, isteklerinin yapılmasını ister. Hoşgörülü ve kararlıdır. En iyi aşıklar bu gruptan çıkar. Eşine ev işlerinde yardım etmekten çekinmez.

0 Grubu Kadını
Mutfak masraflarından kısarak kendine hoş elbiseler alır. Çocukları biraz ele avuca geldiğinde hemen çalışma hayatına dönmek, toplumdaki yerini almak ister. Yemek yapmakla fazla uğraşmak istemez. Pratik yemekleri tercih eder.

0 Grubu Erkeği
Aşık olduğu zaman birlikte olduğu kadını çok kıskanır. Kalabalığı sevmez. Son derece hareketli, çalışkan ve hırslıdır. Sevgilisine veya eşine sık sık hediye almayı sever


virtuecat 4 Ağustos 2006 18:22

ZEKA
 
İnsan gelişiminin en temel öğlerinden biridir. Çok değişik tanımları olmasına karşın, bireyin doğuştan sahip olduğu, gelişmeye açık zihinsel bir işlev olduğu konusunda psikologlar görüş işbirliği içindedir. Zekanın katılımyla kuşaktan kuşağa geçtiği; deneyim, öğrenme çevre etkisiyle biçimlendiği ve geliştiği de kabul edilmektedir. Zeka nesenler arasındaki ilişkiyi kavrama, yeni durumlara uyabilme; soyut düşünebilme, sorunlara çözüm bulma yeteneği olarak da tanımlanır. Hiç eğitim görmemiş bir insan da zeki olabilir; zeka birbirinden değişik insanlarda farklı biçimlerde kendini gösterir.

20. yüzyılın başlarında psikologlar kuşaktan kuşağa üstün zekalı bireylerin yetiştiği aileleri incelediler, öğrencilerin derslerindeki başarısının ya da başarısızlığın nedenlerini araştırdılar. Fransız psikolog Alfred Binet 1905-11 arasında, Theodore Simon ile birlikte, değişik yaşlardaki çocukların zekasını ölçmek için testler geliştirdi. Binet belirli bir yaş gurubundaki çocukların becerilerini ve zihinsel yeteneklerini saplayarak zeka yaşı kavramını ortaya attı. Buna göre, örneğin takvim yaşı (kronolojik yaş) 10 olan bir çocuk test sonucu 11 yaşındaki bir çocuğun başarısını göstermişse, zeka yaşı 11 olarak değerlendiriliyordu. Bunun tersi ise, takvim yaşı 10 olan bir çocuğun ancak 7-8 yaşındaki bir çocuğun başarısını göstermesiydi.

Zeka yaşı, farklı takvim yılındaki çocukların zekalarını ve yeteneklerini karşılaştırmada sağlıklı bir ölçüt olmadığında daha sonra zeka yaşını takvim yaşına bölerek 100 ile çarpılmasından elde edilen zeka katsayısı (IQ) kullanılmaya başladı. IQ, ingilizce intelligence (zeka) ve guotient (bölüm) sözcüklerinin başharflerinden oluşur. Ortalama zekalı bir çocuğun IQsu 100 olarak kabul edilmiştir. 130un üstünde puan alanlar üstün zekalı 70 in altında puan alanlar geri zekalı olarak nitelendirilir.


virtuecat 5 Ağustos 2006 20:34

Bebekler doğmadan önce esner

Dev kara kaplumbağaları yaşamları boyunca büyümeye devam eder

Ketçap önceleri ilaç olarak satılıyordu

İnsan kulağı eski balıkların solungaçlarından evrimleşti

Kalbinin büyüklüğü yumruğunun büyüklüğüne neredeyse eşittir

Dünyada bugüne kadar 480 milyondan fazla insan monopol oynadı

Afrikadan havalanan toz ABDye kadar ulaşabilir

Bir tavuğa ait en uzun uçma rekoru 13 saniyedir

Bir insan günde ortalama 20.000 kez göz kırpar

Kurbağalar sıvıları derileri yoluyla çeker

Bazı solucanların boyu 30 metreyi bulabilir

Pek çok kalamarın 3 kalbi vardır

Jüpiter, Güneş sistemindeki bütün diğer gezegenlerin toplamının 2 katı ağırlığındadır

Bir yarasa bir gecede 3.000 böcek yiyebilir

Orangutanlar uyumak için her akşam ağaçların üzerine kendilerine yeni bir yatak hazırlarlar

Bundan 18.000 yıl önce ABDnin dörtte biri buzla kaplıydı

Bazı kurbağalar zorlu kış aylarında neredeyse kaskatı donarak hayatta kalırlar

Teksastakibir ampul tam 96 yıldır sürekli olarak yanıyor

Astronotların boyları uzayda 7,5 cm. kadar uzayabilir

Bütün yanardağların yaklaşık %75i suyun altındadır

Cırcırböcekleri sesi dizleriyle hisseder


GusinapsE 8 Ağustos 2006 01:38

Herkes sekiz zekâ ile doğar
 
Herkes sekiz zekâ ile doğar

Kişilerin, yaşadığı ortama göre bazı zekâ alanlarının zamanla köreldiğini biliyor musunuz? Peki, "herkes sekiz zekâ ile doğar" desek ne düşünürsünüz? Hangi zekâ türü daha önemli? Yaşanılan ortamlar zekâları nasıl etkiliyor? Hangi zekâyı etkin kullanıyorsunuz? İşte çarpıcı yanıtlar:

Hacettepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Özcan Demirel, çoklu zekâ kuramının amacının, eğitimde bireylerin neler yapabildiğinden çok neler yapabileceğinin düşünülmesi olduğunu belirtiyor.

Herkesin sekiz zekâ ile doğduğuna dikkat çeken Demirel, bu konudaki soruları şöyle yanıtladı:

Bu yönteme göre ders tasarımı nasıl yapılıyor?

— Öğretmen, örneğin cebir ve geometriyi bedensel zekâyı kullanarak öğretiyor. Böylece kalem - kâğıtla öğrenemeyen öğrenciler, model kurarak ve formülleri rol yapma ile göstererek daha kolay öğreniyorlar.

Yöntemi öğretmen belirler

Tüm zekâ türleri kullanılarak ders yapılabilir mi?

— Evet. Bazı öğretmenler derslerinde tüm türleri bütünleştirerek öğretimi daha uygun hale getiriyorlar. Bazıları ise öğrencilerine o konuyu nasıl öğrenmek istediklerini sorarak, alanını kendilerinin seçmesini istiyor.

Hangi zekâ türü daha önemli?

— Hepsine eşit derecede önem verilmeli. Geleneksel sistemde dil ve matematik zekâsı üzerinde yoğunlaşılıyor. Yeni kuramda ise öğrencilerde bulunan tüm güç ve becerilerin tanınması ve öğretilmesi görüşü temel alınıyor.

Herkes 8 zekâ alanına sahip midir?

— Evet, tüm insanlar hepsine birden sahip olarak doğar. Ancak öğrenciler sınıfa farklı zekâ alanları gelişmiş halde gelir. Çünkü çevreler farklıdır. Başka bir deyişle, her çocuk kendi zihinsel güç ve zayıflıklarıyla öğrenme ortamına katılır.

Zamanla değişiklik olur mu?

— İnsanların sahip oldukları tüm zekâlar yaşam boyu gelişim halindedir. Önemli olan çocuğun güçlü ve zayıf olduğu alanlarını görüp bunları geliştirecek uygulamalar yapılmasıdır. Yapılacak en büyük yanlış, bir insanın özellikle bir çocuğun tek tür ile etiketlenmesidir.

Yaşanılan ortamlar zekâları nasıl etkiliyor?

— Bu kuramın temelinde biyolojik ve kültürel boyutlar var. Kültürler, farklı zekâ türlerine verdikleri değerle zekâ gelişiminde önemli rol oynuyor.

Zekâları birlikte kullanmalı

Çevremizde hangi zekâ türüne daha fazla önem veriliyorsa o mu gelişiyor?

— Fazla değer verilen tür, diğerlerinden daha çok ve hızlı gelişiyor. Çünkü kabul gören ve değer verilen davranışlar motivasyonu (isteklendirme) arttırıyor ve bireyi bu davranışları zenginleştirmeye yöneltiyor.

Tüm türler birlikte kullanılamaz mı?

— Zekâlar her zaman birlikte çalışırlar ancak bu çok karmaşık yollarla gerçekleşir. Örneğin bir futbol oyuncusu koşarken, yakalarken ve vururken bedensel zekâyı; sahayı ve görevini tanırken mekânsal zekâyı; oyunun kurallarını öğrenirken dil ve sosyal zekâyı; kendini değerlendirirken de içsel zekâyı kullanır.

Hangi zekâyı etkin kullanıyorsunuz?

Aşağıdaki maddeleri dikkatle okuyarak, sizin ve çocuğunuz için en uygun olan cümleleri işaretleyin. Çalışmanın sonunda her bir bölümde verdiğiniz yanıtları gözden geçirin. Hangi bölüme verdiğiniz yanıt sayısı yüksek ise baskın olarak kullandığınız zekânız o olabilir. Böylece geliştirmeniz gereken zekâ bölümlerini de fark edebilirsiniz.

Sözsel - Dilsel

• Kitaplarım benim için çok önemli.
• Konuşmadan, yazmadan veya söylemeden önce kelimeleri kafamda duyabilirim.
• Televizyon veya filmi seyretmektense, radyo dinlemekten zevk alırım.
• Scrabble gibi kelime türetme oyunlarını severim.
• Tekerleme gibi dil oyunlarıyla kendimi ve başkalarını eğlendirmeyi severim.
• Bazen diğer insanlar yazı veya konuşma dilimde kullandığım kelimelerin anlamlarını sorma ihtiyacını duyarlar.
• Türkçe, edebiyat, İngilizce, sosyal bilgiler ve tarih derslerinden, matematik ve fen derslerine göre daha çok zevk alırım (alırdım.)
• Bir yolda giderken manzaradan çok ilan tahtalarındaki kelimeler dikkatimi çeker.
• Konuşmalarımda okuduğum veya duyduğum olaylara değinirim.
• Yazmaktan çok hoşlanıyorum.
• Zaman zaman amatörce ya da profesyonelce şiir veya yazılar yazarım.

Mantıksal - Matematiksel

Kolaylıkla aklımdan işlemler yapabilirim.
• Öğrenciyken matematik veya fen en sevdiğim derslerdi.
• Mantıksal düşünme gerektiren oyunlar oynamayı ve problemler çözmeyi severim.
• Eğer ile başlayan deneyler yaparım.
• Aklım olaylarda bir mantık sırası, belli bir düzen arar.
• Bilimdeki yeni gelişmelerle ilgilenirim.
• Hemen her şeyin mantıksal bir açıklaması olduğuna inanırım.
• Bazen net, soyut, kelimesiz ve imajsız olarak düşünürüm.
• Diğer insanların yaptıkları ve söylediklerinde mantık yolu bulmayı severim.
• Her şey ölçülüp, kategorize edilip, analiz edildiğinde daha rahat ederim.
• Zekâ oyunlarından zevk alırım.

Görsel - Mekânsal

• Gözlerimi kapattığımda genellikle net resimler görürüm.
• Renklere karşı duyarlıyım.
• Etrafımda gördüklerimi kaydetmek için sık sık fotoğraf makinesi veya kamera kullanırım.
• Puzzle ve bulmaca gibi görsel oyunları severim.
• Canlı ve parlak rüyalar görürüm.
• Tanımadığım bir yerde dolaşırken kolaylıkla yolumu bulurum.
• Çizmeyi ve karalamayı severim
• Bana göre geometri cebirden daha kolaydı.
• Yukarıdan kuşbaşı baktığımda bir şeyin nasıl görüneceğini kolaylıkla hayal ederim.
• Resimleri çok olan yazılara bakmayı tercih ederim.

Bedensel - Kinestetik

• Düzenli olarak bir spor dalıyla uğraşırım.
• Uzun zaman hareketsiz oturmak çok zor gelir.
• Dikiş dikme, dokuma, oyma, model yapma gibi ellerimi aktif olarak kullanabileceğim çalışmaları severim.
• Güzel fikirlerim genellikle yürürken, koşarken veya başka bir fiziksel aktivite yaparken ortaya çıkar.
• Boş vakitlerimi dışarıda geçirmeyi severim.
• Birisiyle konuşurken genellikle ellerimi veya başka şekillerde beden dilimi kullanırım.
• Bir şeyleri daha iyi öğrenmem için onlara dokunma ihtiyacı duyarım.
• Deli gibi koşmayı veya benzeri çılgın hareketleri severim.
• Kendimi, koordinasyonu çok iyi olarak tanımlıyorum.
• Yeni bir beceri geliştirebilmem için okumak veya seyretmektense uygulamam gerekir.
• Jest ve mimiklerimi, beden dilimi etkin olarak kullanırım.

Müziksel - Ritmik

• Sesimin müziğe yatkın olduğunu düşünüyorum.
• Bir notanın yanlış olduğunu hemen anlarım.
• Sık sık radyodan, kasetten, diskten müzik dinlerim.
• Bir müzik aleti çalarım.
• Müzik olmasaydı hayatım pek bir şeye benzemezdi.
• Yürürken aklımda genellikle bir müzik sesi olur.
• Basit bir vurma aleti ile bile müziğe eşlik edebilirim.
• Birçok şarkının veya müzikalin bestesini yapabilirim.
• Bir parçayı bir iki kere dinledikten sonra iyi bir şekilde söyleyebilirim.
• Çalışırken veya yeni bir şey öğrenirken genellikle mırıldanırım.

Kişiler arası - Sosyal

• Çevremdeki insanlar fikir danışmak için bana gelir.
• Voleybol, basketbol gibi grup oyunlarını yüzme ve koşma gibi bireysel olanlara tercih ederim.
• Bir sorunum olduğunda kendi başıma çözmek yerine, birinin yardımına ihtiyaç duyarım.
• En az üç tane yakın arkadaşım vardır.
• Sosyal olabileceğim oyunları tercih ederim.
• Bildiğim şeyleri başkalarına da öğretmeyi severim.
• Kendimi lider olarak görüyorum.
• Kalabalığın ortasında kendimi rahat hissederim.
• İşimle veya topluluğumla ilgili sosyal olaylara katılmayı severim.
• Evde yalnız kalmaktansa bir arkadaş toplantısına gitmeyi tercih ederim.

Kişisel - İçsel

• Düzenli olarak derin düşünme (meditasyon), değerlendirme veya hayatla ilgili önemli soruları düşünerek vakit geçiririm.
• Kendim hakkında daha fazla bilgi edinmek için kişisel gelişim seminerlerine ve rehberlik toplantılarına katılırım.
• Aksiliklere esneklikle yaklaşırım.
• Yalnızca benim bildiğim bir hobim vardır.
• Hayatımla ilgili düzenli olarak düşündüğüm önemli amaçlarım vardır.
• Güçlü ve zayıf olduğum yönlerime mantıklı bir bakış açım vardır.
• Etrafımda birçok insanın olduğu kalabalık bir yerde olmak yerine, tek başıma bir odada hafta sonu geçirmeyi tercih ederim.
• Kendimi, istekleri güçlü ve bağımsız hissederim.
• Kendi işimi kendim yaratırım ve hatta kendi işimin sahibi olmayı da düşünmüşümdür.


GusinapsE 8 Ağustos 2006 01:39

Dev teleskop 'dünya dışı yaşam' arayacak
 
Dev teleskop 'dünya dışı yaşam' arayacak

Guardian - LONDRA - Evren hakkında merak edilenler 11 Avrupa devletinin finanse ettiği Avrupa Güney Rasathanesi'nin (ESO) üzerinde çalıştığı 'Extremely Large Telescope' (ELT) sayesinde ortaya çıkacak. Şili'deki Atacama Çölü'nde bulunan Cerro Paranal Rasathanesi'nde çalışan bilim insanlarının geliştireceği dev teleskopla evrendeki ilk maddeler, çeşitleri, galakside dünya benzeri başka gezegenler olup olmadığı gibi evrenin bilinmeyenleri incelenecek.
'Evren nasıl oluştu, yaşam nasıl başladı?' şeklindeki iki temel soruya yanıt bulmak için daha büyük teleskoplara ihtiyaç duyduklarını açıklayan ESO Direktörü Andreas Kaufer, dev teleskobun tasarı-mının sene sonuna kadar tamamlanacağını söyledi. 42 metre çapında-ki dev teleskop bir milyar avroya mal olacak ve 10 yıl içinde kullanılmaya başlanacak.

Galaksilerin sırrı çözülecek

Şu anda astronomlara evreni incelemek için en keskin görüş açısını, Cerro Paranal'da 2 bin 500 metre yükseklikte duran sekiz metre çapındaki 'Very Large Telescope' (VLT) veriyor. Ancak daha küçük gökcisimlerini gözlemlemek için daha büyük teleskoplara ihtiyaç duyuluyor.
Dr. Kaufer, ELT'le galaksilerin kimyasal içeriğini görmeye başlayabileceklerini ve bu şekilde ilk kuşak yıldızların nasıl oluştuğunu anlayabileceklerini açıkladı. ELT, ayrıca çok uzakta bulunan galaksilerdeki yıldızların da ilk defa resminin çekilmesini sağlayacak. Galaksileri oluşturan yıldızları incelemek, galaksilerin sırrının çözülmesine yardımcı olacak.
Avrupa Güney Rasathanesi ekibi dünyanın her yerinden astronomlarla fikir alışverişi yaparak dev teleskobun yerleştirileceği alanı belirlemeye çalışıyor. ELT'in tasarımı tamamlanmadan önce yerleştirileceği alan seçilecek


virtuecat 8 Ağustos 2006 20:46

- Televizyonda "prime time"da gösterilen ilk çift, Fred ve Wilma
Çakmaktaş.

- Coca Cola ilk çıktığında yeşil renkliydi.

- Ünlü aile oyunu "Borsa" için, Amerikan Merkez Bankasından daha çok
para basılıyor.

- Erkekler, daha küçük yazılmış yazıları kadınlardan daha iyi okur,
kadınlar da erkeklerden daha iyi duyar.

- Afrikanın el değmemiş alanı yüzde 28, Kuzey Amerikanın ise yüzde
38.

- ABDde saatte ortalama 61 bin kişi uçakla yolculuk ediyor.

- Zeki insanların saçlarında daha fazla çinko ve bakır bulunuyor.

- 8 ve 9 yaşlarındaki dünyanın en genç ailesi, Çinde kuruldu.
- En genç Papa 11 yaşındaydı.
- Daktilo ile yazılan ilk roman Tom Sawyerdı.
- İskambil kartlarındaki her "Rua" tarihteki bir kralı temsil ediyor :

Maça: Kral David
Kupa: Şarlman
Sinek: Büyük İskender
Karo: Julius Sezar

- 111,111,111 x 111,111,111 = 12,345,678,987,654,321

- Eğer ünlü bir kişinin heykelinde, şahsın üzerinde bulunduğu atın 2
ayağı da havadaysa, bu kişi savaşta, eğer atın sol bacağı havadaysa,
bu ünlü kişi savaş sırasında aldığı yaralardan ötürü, eğer atın 4
bacağı da yerdeyse, bu kişi doğal nedenlerden ötürü ölmüş anlamına
gelmektedir.

- ABDde bir yıl içinde sadece 2 gün profesyonel spor karşılaşması
yapılmıyor.

- Aralık ayında diğer aylardan daha çok gebe kalınır.
- Amerikalıların yarısı doğum yerlerine en fazla 50 mil uzaklıkta
yaşarlar.

- Çoğu tekne sahipleri, teknelerine kendi isimlerini verirler.
Dünyada en çok verilen tekne ismi de "Obsession" dur.

- Kurşun geçirmez yelek, yangın çıkışı, cam sileceği ve lazer
yazıcının ortak yanı, kadınlarca icat edilmesidir.

- Bozulmayan tek gıda maddesi baldır.

- Yılın en çok telefon görüşmesinin yapıldığı gün Babalar Günüdür.

- Ünlü çizgi film kahramanı sevimli tavşan Bugs Bunnyyi seslendiren
Mel Blancin, aslında havuç allerjisi vardı.

- Bir toplantıda insanların yüzde 40ının yaptığı iş, karşısındakine
doktorluk taslamaktır.


virtuecat 11 Ağustos 2006 03:44

SU

Yeryüzünde en bol bulunan maddelerden biridir ve yaşamın temelidir. Eğer su olmasaydı yaşam da olmazdı. Denizler ve okyanuslar yeryüzünün yaklaşık onda yedisini kapla; toprakta, atmosferde ve bütün canlı varlıklarda su vardır. İnsan vücudunun yaklaşık üçte ikisi Sudan Oluşu; ayrıca yiyeceklerin, özelliklede sebze ve meyvelerin büyük bir bölümü de sudur.

Güneşinısısı deniz suyunun yüzeyinde buharlaşmaya neden olur ve su buharlaşıp öbür mineraller kalır ve bu mineraller altaki suya karışır. Denizlerin buralara dökülen ırmaklardan çok daha tuzlu olmasının sebebi budur.

içme sularının kolayca içilebilmesi için de suyun belirli ölçülerde çözünmüş gaz ve mineralleri içeriyor olması gerekir.

Dünyadaki yaşamın varlığı suya bağlıdır. Güneş ısısı suyu buharlaştırır; buharlaşan su, damlacıklardan oluşan bulutlar halinde atmosferde kümelenir. Bu kütleler yeterli bir büyüklüğe ulaşınca yağmur, dolu ya da kar halinde yeryüzüne iner ve yaşamın sürmesini sağlar. Buna yağış denir; suyun toprağa işlemesi de bu süreçte olur. Bitkiler suyu topraktan soğurur ve bunun belirli bir bölümünü terleme denen bir süreç sonucunda tekrar atmosferde bırakır. Buharlaşma, yağış ve terleme su çevrimini oluşturur.

Yağan yağmur ve akan sular yeryüzünü zaman içinde değişikliğe uğratır. Dev barajların yardımıyla suyun bir bölümü denize dökülmeden önce tutulabilir. Bu yapay depolarda toplanan sudan yararlanılarak elektrik üretimi için kullanılan su Türibinleri Çalıştırılabilir, kasaba ve kentlerin su gereksinimi karşılanabilir.


virtuecat 11 Ağustos 2006 18:48

İnsanlar neden horlar?


Ağzımızın arka kısmında sarkık duran yumuxşak bir et parçası vardir. Kişisırtüstü ve ağzı açık bir biçimde uyuyorsa, derin nefes aldığında bu etparçası öne arkaya doğru hareket eder.Horultunun nedeni budur. Horlamagenellikle horlayan kişinin ağzının kapatılmasıyla ve yan dönmesininsağlanmasıyla engellenebilir.






Bir kağıt parçasını yırttığınızda çok aşina olduğunuz bir sesduyarsınız. Kağıdı ne kadar hızlı yırtarsanız çıkan ses de okadar yüksek olur. Neden?


Kağıt selüloz liflerinden oluşur. Bir kağıt parçasını yırttığınızda, bulifler birbiri ardına koparlar ve yarattıkları titreşim etraflarındakihavada ses dalgalarının oluşmasına neden olur. Kağıdı hızlı yırttığınızda,belirli bir zaman içinde daha çok lif kopartmış olursunuz. Bu datitreşimlerin frekansının ve ve dolayısıyla sesin perdesinin yükselmesisonucunu getirir.







Karatahtaya yazı yazarken tebeşiri doğru açıda tutmadığımızda niçin sinir bozucu bir ses çıkar?


Tahtaya tebeşirle yazı yazarken tebeşiri tahtaya doğru bastırır vehareket ettiririz.Tebeşir ile tahta arasindaki sürtünme, tebeşirdenparçacıklar kopmasına neden olur. Kopan bu parçacıklar tahtayayapışırlar.Sürtünme gerekli olandan az ise tebeşir kayar ve tahtaya art ardabirçok kez değer. O gıcırtı sesinin ortaya çıkmasının nedeni de budur. Tebeşirile tahta arasındaki sürtünme kuvveti, tahta ile tebeşir arasındaki açıylave iki nesnenin değme alanlarının büyüklüğü ile bağlantılıdır. Sinir bozucuses ile sürtünme az olduğunda karşılaşırız.








İçi sıcak su ile dolu bir şişe nasıl olur da kaslarınızdaki ağrıyı azaltır?



Sıcak su dolu şişenin ısısı derideki bazı lifleri (ağrısinirlerini) uyarır. Bu uyarım omurilik boyunca geçerek ağrıyan kasa veçevresindeki damarlara ulayır. Damarlar genişler ve bu da kas dokusundaki"ağrı faktörü"nün azalmasına yardımcı olur. "Ağrı faktörü" zehirli asitlerüreterek ve kasların kasılmasına ve kramplara yol açarak ağrı yaratır."Ağrıfaktörü"nün şiddetinin azaltılması ağrıyı hafifletir. Bu tür bir hafiflemeyumuşak bir masaj ile de sağlanabilir



virtuecat 15 Ağustos 2006 01:34

Aya ayak basan 2nci insan
 
Aya ayak basan ikinci insan Edwin "Buzz" Aldrin. Apollo 11 uzay aracı ile 20 Temmuz 1969 tarihinde Aya ayak basan ilk insan ise Neil Armstrongdur. Neil Armstrongun Aya ayak basmak ile ilgili olarak söylediği "Benim için ufak bir adım, fakat insanlık için büyük bir" sözü, 20. yüzyılın en önemli sözleri arasındadır


virtuecat 15 Ağustos 2006 23:08

DEPREM NEDİR ?
 
DEPREM NEDİR ?
Yerkabuğu içindeki kırılmalar nedeniyle ani olarak ortaya çıkan titreşimlerin dalgalar halinde yayılarak geçtikleri ortamları ve yeryüzeyini sarsma olayına "DEPREM" denir.
Deprem, insanın hareketsiz kabul ettiği ve güvenle ayağını bastığı toprağın da oynayacağını ve üzerinde bulunan tüm yapılarında hasar görüp, can kaybına uğrayacak şekilde yıkılabileceklerini gösteren bir doğa olayıdır.
Depremin nasıl oluştuğunu, deprem dalgalarının yeryuvarı içinde ne şekilde yayıldıklarını, ölçü aletleri ve yöntemlerini, kayıtların değerlendirilmesini ve deprem ile ilgili diğer konuları inceleyen bilim dalına "SİSMOLOJİ" denir.


virtuecat 16 Ağustos 2006 01:56

Güneş Sıcaklığı
 
Güneş Sıcaklığı : Güneş_in Sıcaklığı Derece olarak 6000 dış yüzeyinde, içindeki sıcaklık ise onikimilyon derecedir. GÜNEŞ Dünyaya en yakın yıldızdır ve 8 ışık dakikası (149.6 milyon km) uzaklıktadır. Bu aynı zamanda güneşe baktığımızda onun 8 dakika önceki halini görüyoruz demektir.700.000 km yarıçapı ve 15 milyon K çekirdek sıcaklığı göz önüne alındığında H-R diyagramına göre G2 türünden cüce yıldızlar sınıfına girer. Güneş sisteminin Samanyolu?nda Oort Bulutu?ndan oluştuğu sanılmaktadır. ( C ile K dönüşümü +/- 273 ile yapılır)


virtuecat 18 Ağustos 2006 02:09

MSN in tarihçesi
 
MSN in tarihçesi

MSN Messenger 1:
1999 yılında ilk ürün piayasaya sunuldu.AOL'ün kendi anında mesajlaşma yazılımı olan AIM ağı ile uyumluluk vaat ediordu.basit metinsel mesajlaşma ve adres defteri barındırıordu....

MSN messenger 2
:
1999 un sonlarına doru duyurulan MSN Messenger 2 minik görsel deişiklikler içeriordu.bunnar arasında reklamlar için banner alanı ve chat penceresinin özelleştirilmesiydi....

MSN messenger 3
:
2000 yılının mayıs ayında sunulan bu üçüncü sürüm artık dosya transferi yapabilmenize izin veriordu.dahası pc nizde bulunan Net2Phone ile PCden PCye ses aktarımı da yapabiliordu ki bu ilk VoIP uygulamalarından biridir.

MSN Messenger 4.6
:
Arabirim deişiklikleri,adres defterindeki kişileri gruplama ve sesli görüşme gibi ynilikler getiren messenger 4.6,2201 yılının ekim ayında sunuldu.bu sürüm yannızca win 9x,ME,NT ve 2000 üzerinde çalışıordu ve win XP kullanıcıları win messenger kullanmak zorundaydı.

MSN Messenger 5
:
2002 yılında sürülen bu sürüm ile Win XP kullanıcıları artık win messenger beraberinde MSN messengerı da kullanabilir hale geldiler.bu sürüm içerisinde UPnP tabanlı dosya transfer protokolü ve minik arabirim deişiklikleri bulunuordu.

MSN messenger 6:
temmuz 2003 tarihinde duyurulan msn messenger 6 birçok deişiklikler içerisinde barındıran ve messenger programını basit bir chat aracındsan ziyade komple bir haberleştirme aracına kavuşturan sürüm oldu.bu sürüm sayesinde programın arabirimi tamamen deiştirilebi,lir hale geldi.ilk defa emoticons,kişi resimleri v şuanki sürümde gördüğümüz biçok yenilik bu version ile gelmiş oldu.bu version içerisinde gerek güvenlik gerekse arabirimi deiştiren biçok alt güncelleme sunuldu...

MSN messenger 6.1:
Aralık 2003 tarihinde gelen bu sürüm daha çok mesajlaşma penceresinde deişiklikler içeriordu.artık pencerenin renk temasını deiştirebilior ve menü alanını gizleyebiliordunuz.aynı zamanda programın protokolü MSNP olarak deiştirilmiş oldu.

MSN Messenger 6.2:
2004 yılının nisan ayında piyasaya sürülen MSN messenger 6.2,altı numaralı msn serisinin son versionuydu.bu versionda mobil kullanıcıların ikonları daha belirgin olarak deiştirildi.ayrıca bağlantı sorunlarını çözmek için bir yardım arabirimi eklendi.LAUNCH Site isimli bölüm ise FUN GAMES olarak deiştirildi..

MSN Messenger 7.0
Nisan 2005 tarihinde gelen bu sürüm ile artık winks getirilmiş oldu.aynı zamanda kendi resminizi animasyomlu resim ile deiştirebiliordunuz.kişi listenizdeki isimlerin stilleri ise bir anında mesajlaşma yazılımına daha yakışır şekilde dizayn edildi.bu sürüm NT tabanlı olmayan Windowslarda da çalışabilen son sürümdü..

MSN Messenger 7.5
23 Ağustos 2205 tarihinde sunuldu.bu sürüm özellikle güvenlik konusunda yenilikler barındırıordu.görsel annamdaki yeni özellikler ise dinamik arka zeminleri,ses klipleri gönderebilmesi,daha fazla göz kırpma ve ifadelerden oluşuordu.ancak bu sürüm artık yannızca Win XP tabanı altında çalışabiliordu


virtuecat 18 Ağustos 2006 19:34

Ve İşte " EN " ler
En zengin modacı:


Dünya üzerindeki en zengin modacı toplam 3 milyon dolar servetiyle Ralph Lauren'dir. onun modadaki imparatorluğu 1960larda küçük bi kravat mağazayla başlamış. New yorklu olan modacı bundan önce ise sadece bi tezgahtarmış!!!


En pahalı ayakkabılar:


Manolo blahnik adında bir modacı 1999 yılında düzenlenmiş bi defile için herbiri 18 ayar altından yapılmış 6 çift ayakkabı hazırlamış ve bu ayakkabılar şov sırasında bodyguardlar tarafından korunmuş çünkü her bir çiftin fiyatı tam 10.000 dolarmış!!!!


En çok kazanan manken
:


Artık defilelere çıkmamasına rağmen dünyanın en zengin mankeninin bayan vücut olarak anılan Elle Macpherson olduğu biliniyor.Ellenin toplam 39 milyon dolarlık bir serveti var ! avustralyalı olan ve 1980 yılında keşfedilen 36 yaşındaki güzel manken artık hollywood yapımı filmlerde oynuyor.


En yaşlı kuş:


En son 1996 yılında görülen ve hala yaşayıp yaşamadığı bilinmeyen 45 yaşındaki kuş kendi türünün en yaşlısı olma rekorunu elinde bulunduruyor.


En hızlı kara kuşu:


En hızlı kara kuşunun-yani devekuşunun- saatte tam 75 km hız yapabildiğini biliyomuydunuz?devekuşları sadece afrika ve orta asyada yaşıyor. Bu kuşun yumurtasının da kendi çapında bir rekoru var diyebiliriz açıkçası! çünkü bir yumurtasının boyu tam 40 tane normal yumurta boyutunua eşit!!!!


En kötü trafik kazası:


1982 yılında afganistanda meydana gelen trafik kazası hala dünyadaki en kötü kaza olarak sayılıyor bunun nedenide bu kazada tam 1000 kişinin ölmüş olması.

Afganistanın 1km uzunluğundaki Salang tünelinde asker taşıyan kamyonlarla çarpışan ve patlayan bir gaz tankeri yüzlerce asker ve sivilin ölmesine neden olmuş


En küçük şarap şişesi:


Dünyanın en küçük şarap şişesi sadece 3cm boyunda ve 0.75ml şarap bulunduruyor. Bu şişenin dizaynı Steve Klein adında kaliforniyalı bi dizaynere ait


Bir dizide en uzun süre rol alan adam:


William roache adında bi oyuncu 1960 yılından beri hiç ara vermeden Coronation Street adlı bir ingiliz pembe dizisinde oynuyor ve bu alandaki rekoru elinde bulunduryor çünkü ondan daha uzun süre bir dizide kesintisiz bu kadar uzun süre oynayan oyuncu yok!dizide oynadığı 40 yıl boyunca rol icabı 3 kez evlenen,23 tane kızarkadaşı olan ve bir kez intihara teşebbüs eden oyuncu halinden çok memnun olduğunu,tanrı izin veirirse bir 40 yıl daha bu dizide oynayabiliceğini söylüyormuş!!!!


En uzun talk şov:


Almanyanın sat1 kanalında gerçekleşen bi talk şov tam 24 saat sürdü ve bu süre içinde sunucu tam 450 değişik insanla sohbet etti. Bu süre boyunca ünlülerle ve hatta kendi ailesinin üyeleriyle de sohbet eden sunucu Peter yapımcılar isterlerse yine yaparım demiş.bu talk şov radyoda da canlı olarak yayınlanmış.


En fazla seyirci:


Şimdiye kadar en fazla seyircinin izlediği amerikan futbolu maçı 1996 yılında amerikada bir 'SUPER BOWL'maçıdır.Bu maçı tam 139 milyon amerikalı izlemiş ve doğal olarak bu maçı veren NBC kanalı zengin olmuş!!!


GusinapsE 18 Ağustos 2006 22:47

Kürek çererek Atlas Okyanusu'nu geçti:

Dünyanın etrafını kas gücüyle dolaşmak iddiasıyla projelerini hayata geçiren Türk gezgin Erden Eruç, 7,9 metrelik tekneyle sadece kürek çekerek Atlas Okyanusu'nu geçmeyi başardı. Portekiz'in Lizbon kentinden 19 Ekim 2005'te yola çıkan Eruç, 30 Nisan'da Karayip adası Barbados'u geçerek teknik olarak Atlas Okyanusu'nu geçti. Teknedeki uydu telsizi aracılığıyla A.A muhabirine elektronik posta göndererek haberi veren Eruç, Atlas Okyanusu'nu sadece kas gücüyle geçen ilk Türk oldu. Halen Atlas Okyanusu'nda kürek çeken Eruç, her şey yolunda giderse 5-10 Haziran günleri arasında Kosta Rika'nin Limon şehrine ulaşmayı hedefliyor. Atlas Okyanusu'nu 4 ayda geçmeyi planlayan Eruç, ters esen rüzgarlar ve akıntılar yüzünden şimdiden 2 ay rötarlı olarak yoluna devam ediyor. Dünyanın etrafını sadece kas gücüyle dolaşma hayalini 1997 yılından bu yana kuran Erden Eruç, bu iddiasını 2003 yılında Kuzey Amerika'da Alaska'ya giderek başlatmıştı. Projesine güney kutbu hariç 6 ayrı kıtadaki en yüksek zirvelere tırmanma planını da ekleyen 45 yaşındaki Türk gezgini, her şey yolunda giderse 2011 yılının sonunda hayalini gerçekleştirmiş olmayı planlıyor.


GusinapsE 18 Ağustos 2006 23:27

Bazı Ünlülerin Ölümü Nasıl oldu Biliyor musunuz?
 
MİCHAELFİNDLAY(Korku filmi yönetmeni)1977
Tatile çıkarken başını helikopterin pervanesine kaptırdı.

LES HARVEY Müzisyen 1972
İngiltere'de vereceği konser öncesi hazırlık yapıyordu.Sahnedeki elektrik kaçağı sonucumikrofonu eline alır almaz çarpıldı.

SİGMUND FREUD 1939
Psikanalizin babası Freud çenesinde oluşan kanserin dil ve boğazına yayılması sonucunda öldü.

FRANK HAYES (JOKEY) 1923
Katıldığı at yarışı sırasında kalp krizi geçirdi. "Tatlı Öpücük" adlı atı birinci geldiği sırada çoktan ölmüştü.Tabi ismi de tarihe "Birinci olan ilk ölü jokey" olarak geçti




GusinapsE 18 Ağustos 2006 23:50

Windows xp nin ne anlama geldiğini biliyor musunuz?:
 
Sürekli Elimizin Altında Olan, Her Alanda Kullandığımız "Windows XP"nin Ne Anlama Geldiğini Biliyor Musunuz?

Mesih'in 2000'li yıllarda geri dönmesini bekleyen yalnızca Vatikan değilmiş. Microsoft da, kendi çapında bir "Mesih operasyonu" yürütmüş.

Microsoft'un 2001 yılında piyasaya sürdüğü ve hâlen en yaygın kullanılan işletim sistemi Windows XP'deki "xp" Eski Yunanca'da "Mesih" anlamına geliyor.

KURTARICI WİNDOWS!

Microsoft, 2001 yılında piyasaya çıkardığı işletim sistemine İngilizce'de "deneyim" anlamına gelen "experience"ın kısaltması olarak lanse ettiği "XP" adını verdi. Windows XP'deki "xp" aslında İncillerin de kaleme alındığı dil olan Eski Yunanca da Christ'ın, yani Mesih'in kısaltması.

"Windows xp" kullanıcıları olarak hepimiz, adında Mesih olan bir işletim sistemindeyiz yani.

HIRİSTİYANLIĞIN SEMBOLLERİNDEN

Eski Yunanca'da "x" harfi "khi", "ro" olarak okuna "p" harfi ise "re" sesine tekabül eder. "XP" böylece, Yunanca'da "khristos" şeklinde yazılan Mesih'in kısaltması, giderek de sembolü olarak kullanılmıştır. Doğu Roma bu kısaltmayı, Hıristiyanlığı benimsemesiyle birlikte sembol olarak kullanmaya başlamış bundan bir haç modeli olan "khi ro haçı"nı çıkartmıştır.

MİCROSOFT DA BİGANE KALMAMIŞ!

Öyle anlaşılıyor ki Microsoft 2000'li yılların Hıristiyan alemi üzerinde oluşturduğu etkinin dışında kalmamış, son işletim sistemi modeline Hazreti İsa'yı kasteden "Mesih" adını takmış. Microsoft'un bu tutumu, Hollywood'da esen rüzgarla da paralel, çünkü Hollywood da 2000'li yıllara birer Mesih hikayesi olan Matrix, Yeşil Yol ve birer Kıyamet senaryosu niteliğindeki Armagedon, Yarından Sonra, Derin Darbe gibi filmler yaptı.

"HAÇLI SEFERİ"NE WİNDOWS DA KATILDI

Aslında, 2000'li yıllar Batı'da Hıristiyanlığın etkin konumunu başka vesilelerle de gösterdi. 11 Eylül 2001'deki saldırıların ardından ABD başkanı Bush bir Haçlı Seferine çıkmaktan söz etti ve peşinden Afganistan ile Irak'ın işgali geldi. O zaman dehşetle fark ettik ki "haçlı seferi" düşüncesi Batı'da canlılığını zaten hiç kaybetmemiş: futbol takımlarından lokantalara, otellerden marketlere pek çok kurumun adındaki "crusade" ("haçlı seferi") ibaresinde yaşamakta. Öyle ki, ABD'de siyaseti belirleyecek bir konumu ele geçirecek güce erişmiş.
Microsoft gibi, Amerikan ve dünya ekonomisinin bir devinin de bu "haçlı ruhunun" kıyısında kalmayacağını, onu sahipleneceğini düşünmek akla aykırı değil.


virtuecat 21 Ağustos 2006 01:36

Yemek Yeme Adabı
 
Yiyecek ve içeceklerin helal olması lazımdır.
Yemekten önce ve sonra eller yıkanmalıdır.
Yemeğe besmele ile başlanmalı ve yemeği bitirince de elhamdülillah denmelidir.
Yemek kendi önünde ve sağ elle yenmelidir.
Lokma küçük alınmalı ve iyice çiğnenmelidir.
Lokma ağızda iken konuşulmamalıdır.
Bir lokma yutulmadıkça diğeri alınmamalıdır.
Yemeği soğutmak için yemeğin içine üflenmemelidir.
Su içerken, bardağın içine nefes verilmemelidir.
Başkalarını tiksindirecek söz ve davranışlardan kaçınmalıdır.
Yemek israfı edilmemeli, yenilebilecek kadar yemeği tabağa koymalı ve onu bitirmelidir.
Toplu yemek yenirken, herkes yemeği bitirmeden sofradan kalkılmamalıdır.
Yemeğe önce büyükler başlamalıdır.
Sokaklarda yemek yenmemelidir.

Yemek yeme eylemi, insanların en önemli gereksinmelerinden olup beslenme ve hayatın devamı amacıyla gerçekleştirilmesi zorunlu bir eylemdir.

İlk çağlarda insanların çiğ yiyeceklerle beslendikleri zamanlarda yemek yeme eylemi çoğu zaman yardımcı araç ? gereç ve mekanlar gerektirmeden gerçekleşmekteydi. Daha sonraları aile yaşantısının gelişmesi yönünde aile bağlarının ortaya çıkması nedeniyle belirli bir gelişim göstermiş ve ateşin de bulunmasıyla pişirerek yeme alışkanlığı toplu halde yemek yeme eylemini ortaya çıkarmıştır. Bu sosyal gelişim sonucunda, insanların doğal gereksinmeleri yanında çalışma saatlerine de bağlı olarak belirli sürelerde giderilmeye başlanmıştır. Bu gelişme yemek yeme eylemini toplu bir eylem haline getirmiş ve aile bireyleri bu etkinliği belirli saatlerde toplu halde gerçekleştirme alışkanlığını elde etmişlerdir. Genellikle bu eylem bir günde sabah, öğle ve akşam olmak üzere 3 kez gerçekleştirilmektedir.

Kontta yemek yeme eylemi için yemek hazırlama alanını genişletme ve aynı zamanda ev işlerini kolaylaştırma işlemi, konut içinde aynı bir yemek yeme alanı düzenlenmesini gerektirmiştir. Bu gereksinimin eşlerin her ikisinin de çalışması nedeniyle daha da önem kazanarak günümüzde de biçimlenerek gelişimini sürdürmektedir. Ailenin bir araya geldiği aynı zamanda sosyal ilişkilerin gerçekleştirildiği mekan ve alanların biri de konutun yemek yeme alanıdır. Bu bölüm yemek yeme eylemlerinin yanı sıra bireylerin çeşitli iş, günlük konuşma, ilgi alanlarına göre boş vakitlerini değerlendirme uğraşları için kullandıkları bir yerdir. Ayrı bir çocuk odası olmadığı zamanlarda büyüklüğüne bağlı olarak oyun alanı olarak da kullanılabilir.

Tek aile evlerinden genellikle geniş alanların varlığı aile bireylerinin bireysel uğraşlarını da gerçekleştirmesine olanak vermektedir. Ancak çok katı sosyal konutlarda alan darlığı yüzünden yemek yeme alanı yemek yeme dışında diğer gereksinmelerinin de karşılandığı bir yerdir. Bu amaçla kullanılması özellikle yaşama mekanlarından kopmamasına sağladığı için genellikle yaşama mekanı içinde olması istenmektedir


GusinapsE 22 Ağustos 2006 22:10

Marlboro firması 'nın Gerçeklerini biliyor musunuz?
 
Marlboro firması ilk kurulduğunda işleri çok kötüye gidiyormuş. Şirket iflâsın eşiğindeyken bir adam gelmiş, "Satışları bir ayda 3 katına çıkarırım ama bunun karşılığında da şirketin yarısına ortak olurum. Yok, çıkaramazsam ömrümün sonuna kadar fabrikada bedava tütün sararım!" demiş.
Malboro'nun sahipleri zaten çıkmaz sokaktaymış, "Bir haftaya kalmaz batacağız, kaybedecek neyimiz var ki?" diyerek kabul etmişler teklifi. Adamın tek isteği binlerce boş Malboro kutusuymuş. Zaten depoda milyonlarcası varmış, talebini karşılamışlar hemen. Sonra bizimki bütün, paketleri tek tek ezmiş ayağıyla, gece 12'den sonra da hepsini uçaktan bütün Amerika'nın üstüne atmış. Sabah millet uyanınca bir bakmış ki, her tarafta boş Marlboro kutuları... "Yahu, bu sigara bu kadar çok içildiğine göre vardır bir hikmeti!" diyerek sigara bayilerine akın etmişler. Şirket bir ayda 3 değil, 5 katı satış yapmış. Tabiî bizim adam da şirketin yansına ortak olmuş. O Philip Morris'in kendisiymiş.


virtuecat 26 Ağustos 2006 23:18

Ruya nedir
 
RÜYA NEDİR?
Hayatımızın yaklaşık üçte_ birini uykuda geçirmekteyiz. Bu da 60 senelik bir ömrün 20 senesi demektir. Uyku, günlük çalışmalardan yorgun düşen insan bedeninin ve sinirlerinin dinlenme zamanıdır. Ünlü ruhbilimci Sigmund Freudun da araştırmalarının büyük bölümünü oluşturan uyku sırasında, kişinin bilinç altında düşüncelerinin, özlemlerinin ya da isteklerinin bir film şeridi gibi göz önünden geçtigi varsayılır. İşte bizler bu olguya Rüya adını veriyoruz


virtuecat 29 Ağustos 2006 02:41

1. Insan kalbi, kani pompaladiginda yarattigi basinc ile kani 10 metre uzaga firlatabilir. (Tanrim!)

2. Bir domuzun orgazmi 30 dakika surer.(Bir dahaki yasaminda domuz olmak isteyen çok olabilir !!!!)

3. Basinizi surekli olarak bir duvara vurarak saatte 150 kalori harciyabilirsiniz. (Halen domuzun yaptigi ise inanamiyorum!!!)

4. Bir karinca agirliginin 50 kati agirligi kaldirabilir, 30 kati agirligi cekebilir ve zehirlendiginde her zaman sag tarafina dogru duser. (nasil tespit etmisler inanin cok merak ediyorum)

5. Bir hamambocegi 9 gun basi koparilmis olarak, acliktan olene kadar, yasayabilir (Yorum yapmayacam, igrenc cünkü.)

6. Bazi arslanlar gunde 50 defa ciftlesebilirler. (Domuzun durumu daha iyi sanki !!)

7. Sicrayamayan (ziplayamayan) tek hayvan fildir. (Bu, iyi bir haber!)

8. Devekusunun gozu beyninden daha buyuktur. (Boyle insanlar taniyorum!)

9. Deniz yildizinin beyni yoktur. (Boyle olan insanlar da taniyorum!)

10. Kutup ayilari solaktir. (Kim bilebilirdi? Acaba nasil buldular, ellerine kalem mi verdiler?)

11. Zevk icin sevisen yaratiklar sadece insanlar ve yunuslardir (E peki domuz,o ne oluyor?)


virtuecat 2 Eylül 2006 01:45

· Sivrisinek kovucu spreyler sinekleri kovmuyor. Sizi gizliyor.
Sivrisineğin alıcılarını bloke ederek sizin orada olduğunuzu anlamamalarını
sağlıyor.
· Taze kakao içinde bulunan sıvı kan plazması yerine kullanılabiliyor.
· Hiçbir kağıt parçası 7 defadan fazla ikiye katlanamaz.


Kupa papazı bıyıksız olan tek papazdır.
· Boeing 747nin kanatları uçakla uçmayı ilk başaran Wright Kardeşlerin
uçtuğu mesafeden daha uzundur.
· Amerikan Havayolları, 1987 yılında first-class da sunulan salatalardan bir adet zeytin eksiltmek suretiyle 40.000 USD kar etmiştir.
· Venüs saat yönünde dönen tek gezegendir.
· Sabahları elma kahveden daha fazla uykunuzu açar.
· Evinizdeki toz parçacıklarının büyük çoğunluğu ölmüş deri dokusudur.
· Marlboro şirketinin ilk sahibi akciğer kanserinden öldü.
· Barbienin tam adı Barbara Millicent Robertsdir.

· Michael Jordan, bir yılda Malezyadaki Nike fabrikasında çalışan tüm
isçilerin toplam gelirinden daha fazla gelir kazanmaktadır.


Misafir 12 Eylül 2006 04:15

DOMUZ ETİNİN ZARARLARI"
(Dinimizin yasakladığı husulardan birisİ de domuz etidir.Bu yasaklamanın pek çok hikmeti vardır.Biz burada sadece bir kaçına işaret edeceğiz.)
" YILDA 3 BİN TON DOMUZ YAĞININ KULLANILDIĞI ÜLKEMİZİN, TEMİZ İNSANLARININ DİKKATİNE"
1)ZEHİRLİ MADDELER:
Domuz eti çok yağlıdır.Yenildiği takdirde bu yağ kana geçer.Kandaki fazla miktarda yağ atardamarların sertleşmesine,tansiyon yükselmesine ve kalp enfatüsüne sebep olur.Ayrıca domuz yağı içerisinde "sutoksin"denilen zehirli maddeler mevcuttur.Vücuda giren bu maddelerin dışarı atılması için lenf bezlerinin çok çalışması gerekir.burum lenf düğümlerinin(nbademcik gibi)iltihaplanması ve şişmesine neden olur.Bu duruma DOMUZ HASTALIĞI da denilen "skrofuloz a neden olur.
2)FAZLA MİKTARDA KÜKÜRT
Domuz etinde bulunan anormal miktarda kükürt kıkırdak kas ve sinirlere oturarak eklemlerde iltihaplanmalara yol açar.Kireçlenme ve bel fıtığına yol açar.
3)AŞIRI BÜYÜME
Domuzda büyüme hormonu çok fazladır.Domuz etiyle alınan bu anormal miktarda ki büyüme hormonu vücüdun düzensiz büyümesine neden olur.Ellerin ayakların yada kafanın anormal şekilde büyümesine yol açar.
4)DERİ HASTALIĞI
Domuz eti ve yağı kullanan kişinin derisinde "imidazol" denilen maddeler kaşıntıya yol açar.Egzama dermati, nörodermatit gibi iltihabi deri hastalıklarına zemin hazırlar.
5)TRİNŞİN
Domuz etiyle insanlara geçen bu hastalık domuzlarda ağır bir hastaık yapmamasına rağmen insanlarda öldürücüdür.Bu hastalıkğın tek kaynağı domuzlardır.
6) SİROZ
Ottowa Üniversitesi araştırmacıları domuz eti tüketimi ile karaciğer iltihaplanması olan siroz arasında orantılı bir artış tespit ettiler.Araştırmayı yapan Dr. Amin Nanji ve Dr.Samuel French domuz eti ile alkol tüketildiği zaman riskin dahada arttığını belirtiyor.İsviçre, Norveç ve Finlandiya gibi ülkelerde kişi başı kişi başı ortalama domuz eti tüketimi ile sirozdan ölenlerin oranları doğru orantılıdır.
7) KANSER
Domuz eti ve yağı, cilt kanseri, mide kanseri, bağırsak kanseri, lenf kanseri gibi kanser çeşitlerine yakalanma riskini arttırmaktadır.Ayrıca taşıdığı aşırı büyüme hormonu nedeniyle kanserin gelişmesine zemin hazırlamaktadır.
8) OBEZİTE
Yapılan araştırmalarda vücudun metabolizmasının dengesizliği ile oluşan bir tür hastalık olan obeziteye yakalanma riskinin domuz eti kullanımı ile doğru orantılı olduğu belirtilmekte.İşte bu nedenle özellikle hristiyan ülkelerde obezite çok yaygındır.
9)HAYA DUYGUSUNU AZALTMASI
Yapılan araştırmalardadomuz etinin barındırdığı bir tür maddenin insanlardaki kıskanma ve haya duygusunu azalttığı kanıtlanmıştır.Bu durum toplum içinde fuhuşun ve ahlaksızlığın artmasına cinsel sapkınlıkların ortaya çıkmasına neden olmaktadır.Özellikle ülkemiz için önemli olan Türk aile yapısı bu nedenle bir tehdit altındadır.Çünkü eşini kıskanmayan tek varlık domuzdur.Yani bir domuz aynı zamanlarda birçok domuzla birliklte olur.
İŞTE DİNİMİZİN KESİN BİR DİLLE YASAKLADIĞI DOMUZ ETİNİN ZARALARINDAN BAZILARI BUNLARDIR.ALLAH BİR ŞEYE HARAM DİYORSA MUHAKKAK Kİ O İNSANLAR İÇİN AÇIK BİRER TEHLİKEDİR.ŞÜPHESİZ Kİ EN İYİ BİLEN ALLAH(C.C.) DIR.



Saat: 23:36
Sayfa 1 / 4

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık