MsXLabs

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Kahve Molası (https://www.msxlabs.org/forum/kahve-molasi/)
-   -   Romantik Olmak (https://www.msxlabs.org/forum/kahve-molasi/7195-romantik-olmak.html)

Misafir 17 Temmuz 2006 00:26

Romantik Olmak Neleri Sağlar ?

Kadınların çoğu yaşadıkları erkeklerin hayattan nasıl zevk aldığını anlamakta zorluk çeker. Daha fazla duyguya ihtiyaçları yok mudur? Hayatlarında seks dışında eğlenceye arzu duymazlar mı? Aileleriyle, arkadaşlarıyla daha yakın ilşkilerde olmak istemezler mi? Bu tarz sorular kadınların zaman zaman erkekler konusunda merak ettikleri hususlardır. Esasında erkekleri "duygusal deve" olarak düşünmemiz, merak ettiğimiz bu konulara cevap bulmamıza yardımcı olacaktır. Neden "duygusal deve?" Develer nasıl suya uzun zaman ihtiyaç duymazlarsa, erkekler de duygusallığa ve yakınlığa o derece ihtiyaç duymazlar.

Erkeklerin çoğunun arzu ettiği yaşam tarzı esasında duygusallığın dengede olmasıdır. Bunu demekle birlikle erkeklerin duygulardan nefret ettiğini söylemiyoruz. Çoğu erkek deprezyondan, mutsuzluktan ve sinirli olmaktan hoşlanmaz. Bu tarz duyguların bir an önce bitip, o duygu dengesi düzeyde yaşamayı devam ettirmesini bekler. Olumsuz duygularda olduğu gibi olumlu duygularda da bu böyledir.

Bu bahsettiğimiz husus bazı kadınlar için de geçerlidir ama genelde kadınlar çeşitli duyguları yaşamayı severler ve bu duyguları da uzun süre üzerlerinden atamazlar. Bu durumda erkekleri çileden çıkarır, özellikle kadının duyguları olumsuz dugulardan bir tanesi ise. Kadının bu durunda olması erkeğin duygu dengesinde yaşaması tehdit ettiği için problem ortaya çıkabilir.

Erkeklerin çoğu romantik davranışlardan pek fazla etkilenmezler. Onlar için bunlar ne heyecan verir ne de önemlidirler. Bu konulara eğilim göstermelerinin tek sebebi kadınların bunlardan hoşlandıklarını bilmeleridir. Bu tarz davranışları da tabiki bu yüzden ilişkinin en başlarında gösterirler. Bu dönemden sonra en çabuk unuttukları davranıştır.

Bütün bunların sonucunda erkeklerin duysallıktan yoksun olduğu mu çıkıyor? Hayır, sadece erkeklerin duygusallıklarını farklı yaşadıkları. Erkeklerin duygu alanlarının kadınkilerden daha farklı olduğunu, örneğin spor ve araba kullanmak gibi.

Bunları bilmek kadınlara nasıl yardımcı olabilir? İlk etapta, kadının istediği ve önem verdiği şeylere (romantik olmak, duygusal seks yaşantısı gibi) erkeklerin heyecanla yaklaşmamasının farklı bir sebebi olduğunu ortaya çıkartması. Erkeklerin kendisinden sıkılmadığı sadece ve sadece kendilerinin bu durumlarda sıkıldığını bilmek önemlidir. Kadının vermesi gereken en önemli karar (verebilirse) erkekten onun istediği gibi duygu duymasını ve davranmasını beklememektir.

Bunu istemek kolay ama yapmak o kadar da kolay değil. Eğer bir kadın bunu başarabilirse o zaman o da bu ilişki içerisinde "erkekleşmiş" olmayacak mıdır? O mutsuz olmayacak mıdır? Her şeyde olduğu gibi bu konuda da mı kadın değişirse ilişkide mutlu olma olasılığı artacaktır (erkek için tabii ki)?" Bunu yapabilirse partnerinin ilk düşündüğü şey ne olacaktır; "Acaba başka biri mi var?"


Karar sizlerin.


*TeoDora* 21 Temmuz 2006 14:27

Alıntı:

Noranynn adlı kullanıcıdan alıntı (Mesaj 159135)
Bunları bilmek kadınlara nasıl yardımcı olabilir? İlk etapta, kadının istediği ve önem verdiği şeylere (romantik olmak, duygusal seks yaşantısı gibi) erkeklerin heyecanla yaklaşmamasının farklı bir sebebi olduğunu ortaya çıkartması. Erkeklerin kendisinden sıkılmadığı sadece ve sadece kendilerinin bu durumlarda sıkıldığını bilmek önemlidir. Kadının vermesi gereken en önemli karar (verebilirse) erkekten onun istediği gibi duygu duymasını ve davranmasını beklememektir.

Bunu istemek kolay ama yapmak o kadar da kolay değil. Eğer bir kadın bunu başarabilirse o zaman o da bu ilişki içerisinde "erkekleşmiş" olmayacak mıdır? O mutsuz olmayacak mıdır? Her şeyde olduğu gibi bu konuda da mı kadın değişirse ilişkide mutlu olma olasılığı artacaktır (erkek için tabii ki)?" Bunu yapabilirse partnerinin ilk düşündüğü şey ne olacaktır; "Acaba başka biri mi var?" Karar sizlerin.


Ben bir kadın olarak pek romantizmden hoşlanmam,bence gerçekçilikten uzak bişey bu..Bir erkeğin gözünden bakarak kadınların olayları değerlendirmesi.Maalesefki dediğin gibi zor.Ancak ortak yanları varsa oto,spor..vs... çiftler iyi anlaşıyolar.Romantizm denilen şey ilişkinin başlarında olan bişey sana katılıyorum.Çoğu erkeğin başvurduğu bir yöntem.

Bu zamana kadar romantizm duygusuyla yaklaşan bir erkeğe hiçbir zaman olumlu bakmamaşımdır.Çünkü bana olan duyguları tam olarak bu değil.Böyle bir yaklaşım aşktan ziyade, sizden hoşlandıklarını gösterir.İsterse destanlar yazılsın bana göre romantizm saçma.duygusallık,şefkat gibi duygular sevgiyi besler..Bana çok rahatlıkla nutuk atan başkasınada atar.Bu artık o kişilerin yaşam tarzı olmuştur.

Belki siz romantizmden hoşlanıyo olabilirsiniz ama bana kesinlikle ters bişey.Romantik olmanın bi artısı yok.Nezih mekanlara gidersiniz gözgöze vakit geçirirsiniz,dans edersinz,gece yakamozunda size şiirler söylenir,falan filan...evet ahenkli ama ya sonrası...Ele geçirildikten sonra devamı gelmiyo.Sana hak veriyorum Narquelion, kadınların çoğu bu duygudanm hoşlandıkları için erkekler böyle davranyolar.Demek istediğim ya sonrası ??İlk başlardaki o rüya gibi anlar sonra neden fısss oluverir?? Çünkü yapmacık,gerçeklikten uzak bişey olduğu için...Dudaklarına yapışmak için yapılan bir oyun gibi..Bilmem belkide çok azı gerçekten romantk,ama nereye kadar romantiksiniz??????:D


Misafir 21 Temmuz 2006 15:05

Romantizm Nedir?

Klasik edebiyat akımına tepki olarak 18. yüzyılın sonlarında doğan ve Victor Hugo'yla birlikte büyük ün kazanan Romantizm, insanın yaratma özgürlüğü önündeki her şeye karşı durur. "En iyi kural, kuralsızlıktır" diyen romantikler, insanın duygularını, düş gücünü hayata geçimesini ve insanı düzeltmenin toplumu düzeltmekle olabileceğini savunurlar.

Romantizm akımı değişik ülkelerde değişik biçimlerde ortaya çıkmıştır. Alman edebiyatında 18. yüzyılın ikinci yarısında "coşkuculuk" hareketiyle birlikte gelişir. Bu hareketin öncüleri Klopstock ve Herder Romantizm'in müjdesini verir. Ancak Romantizm'e giden kapıyı dünya edebiyatının en büyük isimlerinden biri olan Johann Wofgang Goethe açmıştır.


"Genç Werther'in Acıları" romanında Goethe döneminin acılarını duygusal bir dille anlatmıştır. "Wilhelm Miester" ve "Wilhelm Miester'in Seyahat Yılları" adlı eserlerinde toplumun yeniden düzenlenmesi sorununa dokunur. Ama onun en büyük eseri "Faust"tur.

Goethe'nin açtığı yoldan ilerleyen Friedrich von Schiller ise yapıtlarında özgürlük, isyan, doğa, ihtilal gibi Romantikler'in yaslandığı temel kavramları yadsımadan tarih olgusunu zenginleştirmiştir. "Haydutlar", "Hile ve Sevgi", "Mary Stuart", "Wilhelm Tell" gibi yapıtlarında despot yönetime başkaldırma temalarını işleyen Schiller'in tarihe açılma yönelimi daha sonraki Alman romantiklerini geliştirmiştir.

Romantizmin Alman edebiyatında şiirdeki öncüsü Heinrich Heine'dir. İngiliz edebiyatında ise Romantizm kalın birer çizgi halinde kendini gösterir. Bu çizgide yer alan ilk isim tabiata karşı kutsal saygı düşüncesini benimseyen; şiirlerinde doğayı yapmacıksız bir dille anlatan William Wordsworth'tur. Onun dışında Samuel Taylor Coleridge, Percy Bysshe Shelley ve John Keats bu çizgide yer alır. Çizginin en kalın yerinde ise Lord Byron bulunur.

İngiliz edebiyatında daha çok şiirde kendini gösteren Romantizm, Fransız edebiyatında daha yaygın bir özellik gösterir. François Rene de Chateaubrian, Romantizm'in müjdecisi olan roman, deneme ve gezi yazıları türünden eserler vermiştir. Fransızların dünya edebiyatına kazandırdığı ve bu akımın en önemli yazarları arasında bulunan Victor Hugo dışında Benjamin Constant, Alphonse de Lamartine, Alfred de Vigny, Alfred de Musset ve Theophile Gautier sayılabilir.

Akımın öncüleri arasında bulunan Byron ve Schiller'den etkilenen Aleksandr Puşkin, Rus toplumunun renkliliğinden de yararlanarak bu akımı zengileştirmiştir. Yapıtlarında kullandığı yerel temalar nedeniyle kimi eleştirmenlerce Puşkin, Rus edebiyatında gerçekçiliğe giden yolun açıcısı olarak da değerlendirilir. İtalyan edebiyatında Romantizm akımı içinde anılması gereken iki isim vardır; Alessandro Manzonil ve Giacomo Leopardi.

Romantizm, Türk edebiyatı üzerinde de etkili olmuş, özellikle Tanzimat dönemini yazarları bu akımı çağrıştıran eserler vermiştir. Namık Kemal ve arkadaşlarının Victor Hugo'dan etkilendiği bilinmektedir.



BuckLes 22 Ağustos 2006 22:00

ÇOK ÖZEL BİR EVLENME TEKLİFİ


Günlerce, gecelerce hep onu düşünmüştüm.O ise beni sadece bir iş
arkadaşı olarak görüyordu.Hatta bir seferinde,kız arkadaşıyla kavga etmiş
ve bana cep telefonunu uzatarak, onu aramamı ve ikna etmemi Rica etti. Göz
yaşlarımı içime akıtarak, kıza telefon açıp barışması için ikna etmeye
çalıştım. Sanki tanrı dualarımı duymuştu. Kız hiçbir şekilde barışmaya
yanaşmıyordu.Ben üstüme düşeni fazlasıyla yapmıştım.Aradan birkaç hafta
geçmişti.Haldun olanları unutup, eski neşesine kavuşmuştu. Bir akşam saat
22:00 sularında cep telefonuma bir mesaj geldi. Mesajın sahibi Haldun'du.
Mesaj şöyleydi; "Yarın bana son kez yardım etmeni istiyorum. Hayatımın
aşkını buldum. Ne olur benimle evlenmesi için onu ikna et." Bu mesaj beni
beynimden vurmuştu.Gün ışıyana kadar yanağımdan süzülen yaşlar, yastığımda
acı ve unutulması mümkün olmayan bir iz bırakmıştı. İşe giderken ayaklarım
beni geri geri götürüyor, yol bitmesin diye sürekli dua ediyordum.
Hayatımda
ilk ve son kez aşık olmuştum ve bu aşkı ben kendi ellerimle yok edecektim.
Mesaime yarım saat geç gittim. İçeri girer girmez Haldun, bu günün
hayatındaki en mutlu gün olduğunu ispatlar gibi neşeli ve bir çocuk gibi
heyecanlı yanıma geldi. Ben ise yenilgiyi çoktan kabullenmiştim. Ama
sevdiğimin mutluluğu beni teselli ediyordu. Haldun, "iyi günler" dedikten
sonra hemen konuya girdi; "Yeşim, senin hakkını nasıl ödeyeceğim
bilmiyorum.
Ama inan çok yüce bir olaya vesile oluyorsun." Elindeki telefon numarasını
bana uzattı. Bu numarayı arayıp, karşı tarafa; "Haldun seni hayatını
paylaşacak kadar çok seviyor. Lütfen onu kırma ve evlilik teklifini Kabul
et İnan seni şimdiye kadar kimseyi sevmediği kadar çok seviyor" dememi
istedi.
Sonra DA masama; "Bu emeğinin karşılığı değil AMA" diyerek küçük bir
hediye
paketi bıraktı. Masamdaki iş telefonunu alıp elimdeki telefon numarasını
çevirmeye başladığımda, Haldun parmaklarımdaki titremeyi görecek diye çok
endişelendim. Telefon çalmaya başlamıştı. Birden masamdaki kutudan love
story müziğini duydum. Telefon halen kulağımdaydı. Bir yandan DA kutuyu
açmaya çalışıyordum. Kutuyu açtığımda bir cep telefonu gördüm. Telefonu
aldım ve açtım. Haldun bir hamle ile masamdaki iş telefonunu kulağımdan
aldı
Ben ise gayri ihtiyari cep telefonunu kulağıma götürmüştüm. Haldun,
şimdiye kadar duymayı her şeyden çok istediğim, bir kerecik duyduğumda ölmeyi bile
Kabul edeceğim o cümleleri söylemeye başladı. Ben ise göz yaşlarımı
tutamadım ve boynuna sarıldım.
VAR MI BÖYLESİ ???


*TeoDora* 24 Ağustos 2006 15:22

Alıntı:

BuckLes adlı kullanıcıdan alıntı (Mesaj 188140)
ÇOK ÖZEL BİR EVLENME TEKLİFİ


Günlerce, gecelerce hep onu düşünmüştüm.O ise beni sadece bir iş
arkadaşı olarak görüyordu.Hatta bir seferinde,kız arkadaşıyla kavga etmiş
ve bana cep telefonunu uzatarak, onu aramamı ve ikna etmemi Rica etti. Göz
yaşlarımı içime akıtarak, kıza telefon açıp barışması için ikna etmeye
çalıştım. Sanki tanrı dualarımı duymuştu. Kız hiçbir şekilde barışmaya
yanaşmıyordu.Ben üstüme düşeni fazlasıyla yapmıştım.Aradan birkaç hafta
geçmişti.Haldun olanları unutup, eski neşesine kavuşmuştu. Bir akşam saat
22:00 sularında cep telefonuma bir mesaj geldi. Mesajın sahibi Haldun'du.
Mesaj şöyleydi; "Yarın bana son kez yardım etmeni istiyorum. Hayatımın
aşkını buldum. Ne olur benimle evlenmesi için onu ikna et." Bu mesaj beni
beynimden vurmuştu.Gün ışıyana kadar yanağımdan süzülen yaşlar, yastığımda
acı ve unutulması mümkün olmayan bir iz bırakmıştı. İşe giderken ayaklarım
beni geri geri götürüyor, yol bitmesin diye sürekli dua ediyordum.
Hayatımda
ilk ve son kez aşık olmuştum ve bu aşkı ben kendi ellerimle yok edecektim.
Mesaime yarım saat geç gittim. İçeri girer girmez Haldun, bu günün
hayatındaki en mutlu gün olduğunu ispatlar gibi neşeli ve bir çocuk gibi
heyecanlı yanıma geldi. Ben ise yenilgiyi çoktan kabullenmiştim. Ama
sevdiğimin mutluluğu beni teselli ediyordu. Haldun, "iyi günler" dedikten
sonra hemen konuya girdi; "Yeşim, senin hakkını nasıl ödeyeceğim
bilmiyorum.
Ama inan çok yüce bir olaya vesile oluyorsun." Elindeki telefon numarasını
bana uzattı. Bu numarayı arayıp, karşı tarafa; "Haldun seni hayatını
paylaşacak kadar çok seviyor. Lütfen onu kırma ve evlilik teklifini Kabul
et İnan seni şimdiye kadar kimseyi sevmediği kadar çok seviyor" dememi
istedi.
Sonra DA masama; "Bu emeğinin karşılığı değil AMA" diyerek küçük bir
hediye
paketi bıraktı. Masamdaki iş telefonunu alıp elimdeki telefon numarasını
çevirmeye başladığımda, Haldun parmaklarımdaki titremeyi görecek diye çok
endişelendim. Telefon çalmaya başlamıştı. Birden masamdaki kutudan love
story müziğini duydum. Telefon halen kulağımdaydı. Bir yandan DA kutuyu
açmaya çalışıyordum. Kutuyu açtığımda bir cep telefonu gördüm. Telefonu
aldım ve açtım. Haldun bir hamle ile masamdaki iş telefonunu kulağımdan
aldı
Ben ise gayri ihtiyari cep telefonunu kulağıma götürmüştüm. Haldun,
şimdiye kadar duymayı her şeyden çok istediğim, bir kerecik duyduğumda ölmeyi bile
Kabul edeceğim o cümleleri söylemeye başladı. Ben ise göz yaşlarımı
tutamadım ve boynuna sarıldım.
VAR MI BÖYLESİ ???


Eeee böyle romantizme can kurban..çok hoş tabiii..Bu büyük bir jest;)


BuckLes 30 Ağustos 2006 00:45

ölmeyen sevgi

Genç adam elinde bir buket çiçek, sahile koşarak geldi...
Gözleri şöyle bir sahilde gezindi, aradığını göremeyince
ilk gördüğü banka oturup sevdiğini beklemeye başladı. Ellerinde
her zamanki çiçeklerden vardı. Sevgilisinin en sevdiği çiçekler bunlardı.
Kırmızı, kıpkırmızı, kan kırmızısı güller... Sanki dalından yeni koparılmış
gibi tazeydiler, buram buram kokuyorlardı, sevgi kokuyor,
aşk kokuyor en önemlisi de özlem ve hasret kokuyordu güller...
Hepsinin üzerinde damlalar vardı. Sanki ağlıyor gibiydiler.
Genç adam güllere baktı, sanki onlarla konuşuyormuş gibi,
"Neden ağlıyorsunuz, bakın ben ne kadar mutluyum" dedi.

Az sonra sevdiğini göreceği için kalbi deli gibi atmaya başlamıştı.
Ne zaman onu düşünse, onunla buluşacağını hayal etse
kalbi aynı böyle yerinden çıkacakmış gibi oluyordu.
Senelerdir birbirlerini sevmelerine rağmen ikiside sevgisinden
hiç bir şey kaybetmemişti.. Onları hiç bir şey ayıramazdı...
Ne hasret, ne ayrılık, ne de ölüm...

Genç adam telaşla saatine baktı. Sevdiği yine geç kalmıştı,
1 dakika geç kalmıştı. Üstelik o, sevdiğini bekletmemek için dakikalarca
önce koşarak geliyor, onu beklemeyi bile seviyordu.
Ama sevdiği her zaman bunu yapıyordu. Devamlı kendisini bekletiyordu.
Herkesin bir kusuru olurmuş diye düşündü...

Gözlerini önündeki uçsuz bucaksız denizlere dikti. Denizin sonu
yok gibiydi, tıpkı sevdiği kıza karşı olan aşkı gibi denizinde sonu yoktu.
Sonsuzluğa uzanıyordu. Aslında bugün onlar için çok özel bir gündü.
Kendi aralarında söyleneceklerdi. Delikanlı önce bunu sevdiğine açmış,
sonrada gidip iki yüzük almıştı. Bu kadar önemli bir günde bari
onu bekletmemeliydi.. Ama alışmıştı artık beklemeye, zararı yok
biraz daha beklerim diye düşündü. Güllerin yaprakları
nedense hala yaşlı idi. Bir türlü anlamıyordu onları.
Her şey bu kadar güzelken neden ağlıyorlardı ki?

İşte az sonra sevdiği gelecek, ona sarılacak, kucaklaşacaklardı...
Sonra söz yüzüklerini takıp, evliliğe ilk adımlarını atacaklardı.
Genç adam öyle heyecanlıydı ki sevdiğine kavuşmak için can atıyordu...
Martılara baktı, birbirleriyle oynaşıp, uçuşan martılara... Ne kadar güzel
dansediyorlardı havada. Tekrar saatine baktı genç adam.
Endişelenmeye başlamıştı. Sevgilisi yine geç kalmıştı, hem de çok...
Bu kadar geç kalmaması gerekiyordu. İşte her gün burada buluşmak
için sözleşmiyorlar mıydı? Her gün sahilde, martılara bakarak,
denizin onlara anlattığı masalları dinleyerek birbirlerine sarılıp
hasret gidereceklerine söz vermiyorlar mıydı?
O zaman neden gelmemişti yine??...

Aklına kötü düşünceler gelmeye başladı. Hayır.. hayır.. olamazdı.
Sevdiğine bir şey olamazdı. Onsuz hayat yaşanmazdı ki...
O ölse bile devamlı benimle yaşar diye düşündü genç adam.
Bunun düşüncesi bile hoş değildi. Gözlerini yere indirdi. Gözyaşlarını
kimsenin görmesini istemiyordu. Zaten nedense etrafındaki insanlar
ona sanki kaçık gibi bakıyorlardı. Rahatsız olmaya başladı bakışlardan.
Artık bıkmıştı... Yine sevgilisi geldi aklına.. Neden gelmedi acaba
diye düşünmeye başladı. Gözlerini kapattı. 7 sene oldu dedi.
7 senedir her gün bu sahildeydi, sevdiğini bekliyordu.
Daha fazla dayanamadı. Kalbi parçalanacak gibi oluyordu.
Gözlerinden bir damla daha yaş güllerin üzerine damladı...

Yine gelmeyecek galiba, en iyisi ben onun evine gideyim diye mırıldandı...
Hiç olmazsa gülleri her zamanki gibi yanına koyar, ona vermiş olurdu...
Genç adam ayağa kalktı. Sevdiğiyle buluşmak üzere, yeşil tepenin
ardındaki kabristana doğru yürümeye başladı...


ELeCtRiC 31 Ağustos 2006 10:42

Romantizm şu "zm" yazısı bana hiç yabancı gelmiyor doğrusu. Bazı yerlerde görmüş gibiyim yada duymuş... Düşündüğüme göre de insanlar için gerçek olandan uzak duran bir şey bu sanırım. Ben hep içimden geldiğince davranırım. Bu tür şeyler bana gelmiyor. Çok zorlanıyorum zaten bu durumlarda. Gereksiz bence stres yapabilir, sinirleri gerebilir, düşündürebilir, vs. vs. O kadar çok şey var ki aklımda yani ona dair. Romantizm gitsin de "zm"ler ne anlama geliyor. Ben bunu bilmiyorum... (Saçmalıyorum)


_Merve_ 8 Eylül 2006 01:10

Romantiklik çok sıkıyo beni benimle böyle özlü sözler kitabı gibi konuşan erkeklerden nefret ediorum çok yapmacık geliyolar zaten...
En iyisi kendini rahat bırakmak romantizm varsa zaten o arada ortaya çıkar bizim özellikle yapmamız gerekmez bence...
Mesela gidip güneşin batışını izleyelim demek yerine aa bak güneş batıyo şansımıza demek daha güzel..


Misafir 24 Kasım 2006 02:16

Alıntı:

_Merve_ adlı kullanıcıdan alıntı (Mesaj 205761)
Mesela gidip güneşin batışını izleyelim demek yerine aa bak güneş batıyo şansımıza demek daha güzel..

Romantizmin süslü laflar ederek yapılmasına karşıyım tabiki çok yapmacık oluyor...

Ayrıca Şu güneş meselesine gelince; "Gidip güneşin batımını izleyelim" demek, Aaaa((( bak güneş batıyor demekten kat kat daha iyi. Aaaa bak güneş batıyor demek-, sanki gün batımı, Doğa üstüymüş gibi algılanıyor...

Saçmalaktansa Süslü Romantizmi tercih ederim:D :D


AgirAbi_03 4 Aralık 2006 06:09

AGIR İNSANLAR ROMANTİK OLAMAZLAR OLSALARDA BELLİ EDEMEZLER ÇÜNKÜ KARİZMAMIZ HERŞEYDEN ÖENMLİDİR. VE VATANIMIZ.


MYDMR 25 Aralık 2007 20:43

Alıntı:

BuckLes adlı kullanıcıdan alıntı (Mesaj 196541)
ölmeyen sevgi

Genç adam elinde bir buket çiçek, sahile koşarak geldi...
Gözleri şöyle bir sahilde gezindi, aradığını göremeyince
ilk gördüğü banka oturup sevdiğini beklemeye başladı. Ellerinde
her zamanki çiçeklerden vardı. Sevgilisinin en sevdiği çiçekler bunlardı.
Kırmızı, kıpkırmızı, kan kırmızısı güller... Sanki dalından yeni koparılmış
gibi tazeydiler, buram buram kokuyorlardı, sevgi kokuyor,
aşk kokuyor en önemlisi de özlem ve hasret kokuyordu güller...
Hepsinin üzerinde damlalar vardı. Sanki ağlıyor gibiydiler.
Genç adam güllere baktı, sanki onlarla konuşuyormuş gibi,
"Neden ağlıyorsunuz, bakın ben ne kadar mutluyum" dedi.

Az sonra sevdiğini göreceği için kalbi deli gibi atmaya başlamıştı.
Ne zaman onu düşünse, onunla buluşacağını hayal etse
kalbi aynı böyle yerinden çıkacakmış gibi oluyordu.
Senelerdir birbirlerini sevmelerine rağmen ikiside sevgisinden
hiç bir şey kaybetmemişti.. Onları hiç bir şey ayıramazdı...
Ne hasret, ne ayrılık, ne de ölüm...

Genç adam telaşla saatine baktı. Sevdiği yine geç kalmıştı,
1 dakika geç kalmıştı. Üstelik o, sevdiğini bekletmemek için dakikalarca
önce koşarak geliyor, onu beklemeyi bile seviyordu.
Ama sevdiği her zaman bunu yapıyordu. Devamlı kendisini bekletiyordu.
Herkesin bir kusuru olurmuş diye düşündü...

Gözlerini önündeki uçsuz bucaksız denizlere dikti. Denizin sonu
yok gibiydi, tıpkı sevdiği kıza karşı olan aşkı gibi denizinde sonu yoktu.
Sonsuzluğa uzanıyordu. Aslında bugün onlar için çok özel bir gündü.
Kendi aralarında söyleneceklerdi. Delikanlı önce bunu sevdiğine açmış,
sonrada gidip iki yüzük almıştı. Bu kadar önemli bir günde bari
onu bekletmemeliydi.. Ama alışmıştı artık beklemeye, zararı yok
biraz daha beklerim diye düşündü. Güllerin yaprakları
nedense hala yaşlı idi. Bir türlü anlamıyordu onları.
Her şey bu kadar güzelken neden ağlıyorlardı ki?

İşte az sonra sevdiği gelecek, ona sarılacak, kucaklaşacaklardı...
Sonra söz yüzüklerini takıp, evliliğe ilk adımlarını atacaklardı.
Genç adam öyle heyecanlıydı ki sevdiğine kavuşmak için can atıyordu...
Martılara baktı, birbirleriyle oynaşıp, uçuşan martılara... Ne kadar güzel
dansediyorlardı havada. Tekrar saatine baktı genç adam.
Endişelenmeye başlamıştı. Sevgilisi yine geç kalmıştı, hem de çok...
Bu kadar geç kalmaması gerekiyordu. İşte her gün burada buluşmak
için sözleşmiyorlar mıydı? Her gün sahilde, martılara bakarak,
denizin onlara anlattığı masalları dinleyerek birbirlerine sarılıp
hasret gidereceklerine söz vermiyorlar mıydı?
O zaman neden gelmemişti yine??...

Aklına kötü düşünceler gelmeye başladı. Hayır.. hayır.. olamazdı.
Sevdiğine bir şey olamazdı. Onsuz hayat yaşanmazdı ki...
O ölse bile devamlı benimle yaşar diye düşündü genç adam.
Bunun düşüncesi bile hoş değildi. Gözlerini yere indirdi. Gözyaşlarını
kimsenin görmesini istemiyordu. Zaten nedense etrafındaki insanlar
ona sanki kaçık gibi bakıyorlardı. Rahatsız olmaya başladı bakışlardan.
Artık bıkmıştı... Yine sevgilisi geldi aklına.. Neden gelmedi acaba
diye düşünmeye başladı. Gözlerini kapattı. 7 sene oldu dedi.
7 senedir her gün bu sahildeydi, sevdiğini bekliyordu.
Daha fazla dayanamadı. Kalbi parçalanacak gibi oluyordu.
Gözlerinden bir damla daha yaş güllerin üzerine damladı...

Yine gelmeyecek galiba, en iyisi ben onun evine gideyim diye mırıldandı...
Hiç olmazsa gülleri her zamanki gibi yanına koyar, ona vermiş olurdu...
Genç adam ayağa kalktı. Sevdiğiyle buluşmak üzere, yeşil tepenin
ardındaki kabristana doğru yürümeye başladı...

bu hikayeyi daha önce de duymustum gercekten harika ötesi bir yazı.söyleyeck söz bulamıyorum:cry:


eLmA_$eKeR! 2 Eylül 2008 14:52

"ben kız arkadaşımı el üstünde tutarım,yağmurda yürümeye bayılırım,mum ışığında yemek yemek en sevdiğim şey,şiir yazarım,shekespeare okurum,dram ve aşk fimleri izlerim" diyen erkeğe ağzı açık bakan kızın diyebiliceği tek sözdür.

"ayyy ne romantik"


:D


DERF_YORK 13 Aralık 2008 21:19

Kabayım, görgüsüzüm, ne konuştuğunu bilmeyen biriyimm..
Romantik nedirr onu bile bilmem, bilenlere sorun !!


Daisy-BT 25 Aralık 2008 01:30

Romantizm deyince aklıma sadece sevgililer gelmiyor..
Bazan tek başına bile bir deniz kenarında güneşin doğuşunu ya da batışını izlemek,
Şarkılar söyleyerek kırlarda dolaşmak,
Sevdiğin, değer verdiğin bir kişi için, sevgili olmasa bile yazı yazmak,resim yapmak,
Bunların hepsini yaparım ve Romantizmi bulurum yaptıklarımda..

Tabi ki sevgiliyle olan kısmı harika olmalı..
Bilmiyorum..


anzu 9 Şubat 2009 18:03

Lilith Efsanesi





Bilinmeyen tarihin ilk feminist cini
İlk kadın Havva değildi
Lilith ilk erkeği kovan ilk kadındı..

Bilinen en eski Lilith efsanesi Ben Sira Alfabesi denen yazı türüyle yazılmıştır ve biz burada Adem´in ilk eşinin yani ilk kadın olan Lilith´in öyküsünü buluruz. Evet, yanlış duymadınız, Adem´in ilk eşi ve ilk kadın dedik yani Havva´dan önce bir kadın daha vardı; Lilith kimdi? Aşağıda bu inanılmaz öyküyü okuyacaksınız...

Norman Bronznick, David Stern, Mark Jay Mirsky

Uzmanlar ilk Lilith kaynaklarının 8. ve 10. Yüzyıllar arasından kaldığını belirtiyorlar ama bunlar yazılı kaynaklar, asıl öykünün ya da daha uygunu efsanenin ne zamandan geldiğini anlamak veya öğrenmek mümkün değil. Antik Çağ´dan kalma bazı muskalarda ancak öykünün ilk paragrafına raslanıyor ama hepsi bu. Zohar yani Musevi Kabbalası´nın yorumlarında ve Gershom Scholem´in (Major Trends in Jewish Mysticism, sayfa 174) adlı kitabında Lilith ile ilgili muhtemelen daha eskilere yönelik göndermeler vardır. Buna karşın yeterince araştırmanın yapıldığı da söylenemez hatta kasden yapılmadığı söylenebilir. Peki neden? Bunun cevabını efsanenin bildiğimiz kadarını okuduktan sonra arayacağız. Şimdi bir diğer kaynağa yönelelim; Kralın küçük oğlu hastadır; Kral Nebuchadnezzar; büyücü Ben Sira´ya "Oğlum iyileşsin, eğer bunu yapmazsan seni öldüreceğim." der. Ben Sira oturur ve üzerinde kutsal isimlerin yazılı olduğu bir tılsım yani bir madalyon hazırlar. Tılsımda, şifa verici meleklerin isimleri, şekilleri, kanatları, elleri ve ayakları görünerek çizilmiştir. Nebuchadnezzar tılsıma bakar; "Bu kim?" der ve Ben Sari anlatır;

Havva ortada yokken Lilith vardı ama Lilith bir feministti

"Bunlar tıp melekleri Snvi, Snsvi ve Smnglof. Tanrı Adem´i yarattıktan sonra onun yalnız olduğunu gördü ve adamın yalnız olmasının iyi olmadığına karar verdi (Tevrat/Genesis 2:18). Tanrı Adem için topraktan bir kadın yarattı ve ona Lilith adını verdi ama Adem ve Lilith kavga etmeye başladılar. Lilith Adem´le yatmak istemiyor, birleştiklerinde hep üstüne çıkmasına karşı çıkıyor ve kendisinin de Adem gibi topraktan yaratıldığını yani eşit olduklarını söylüyordu. Anlaşmazlık sürdü, gitti ta ki Lilith Tanrı´nın kutsal isimlerinden birisini kullanıp, göğe uçuncaya kadar. Adem Tanrı´ya dua etti ve kadının kendisini terk ettiğini söyledi. Bunun üzerine Tanrı üç meleğini, Lilith´i geri getirmeleri için görevlendirdi ve eğer Lilith Adem´e geri dönmeyi kabul etmezse, her gün yüz çocuğunun öleceğini söylemelerini emretti. Melekler Tanrı´nın yanından ayrılarak Lilith´i izlediler ve onu Mısırlılar´ın intihar etmek için kullandıkları suyun ortasındaki adacıkta bulup, Tanrı´nın sözlerini tekrarladılar ama Lilith geri dönmek istemedi, bu kez melekler onu suya batırıp, boğacaklarını söylediler. Lilith cevap verdi; "Beni rahat bırakın, sadece hastalıklı bebekler doğuruyorum; eğer erkek bir bebek olursa doğumdan sonra 8 gün, kız bebek olursa 20 gün onun kölesi olacağım." dedi. Melekler ısrar etmeye devam ettiler ama Lilith Tanrı´nın adına yemin ederek meleklere; "Ne zaman isimlerinizi veya şekillerinizi bir muskanın üzerinde görürsem, onu takan bebeğe yaşam vermeyeceğim." dedi ve her gün yüz çocuğunun ölmesini kabul etti. Anlatılana göre her gün yüz şeytan aynı nedenden öldü ve bizler o günden bu yana, o meleklerin isimlerini küçük çocukların boyunlarına asılı muskalara yazdık. Lilith meleklerin isimlerini her gördüğünde yeminini hatırlar ve çocukları korur." Ben Sira´nın Kral´a anlattıkları bu kadar ama efsanenin bir diğer versiyonu daha var; Batılı bir çok insan için Tanrı insanı ve kadını kendi suretinde Yaradılış´ın Altıncı Günü´nde yaratmış. sonra ona dünyayı vermiştir ama o anda aslında Havva henüz yoktur. Tanrı, Adem adını verdiği ilk insana yaşayan her canlının adını öğretir ve dişi, erkek olarak iki ayrı cins olduklarını gösterir. Adem´in o sıralarda 20 yaşlarında olduğuna inanılır ve Adem sonunda hepsi birer çift olan canlıların birbirlerine duydukları aşkı kıskanmaya başladı. Her dişi canlı ile beraber olmaya çalıştı ama tatmin olmayınca haykırdı; "Hepsi canlı ama ben uygun eş değilim." ve Tanrı´ya bu haksızlığı gidermesi için dua etti.

Öteki anlatı ve Lilith´in laneti

iVe Tanrı ilk kadını Lilith´i yaptı, onu da Adem gibi oluşturdu ama bu kez saf toprak yerine Adem´den kalan tortuları kullanmıştı. Adem´in artıklarından Naamah ve Asmodeus başta olmak üzere sayısız cin türemişti ve bunlar insanlığın başına nesiller boyu dert olacaklardı. Hatta bin yıllar sonra Lilith ve Naamah, cinlere hükmeden Peygamber Kral Süleyman´ın Kudüs´de fahişeleri yargılamasına çağrıldılar. [Kaynak 2] Adem ve Lilith asla barış içinde olmadılar, Adem ne zaman Lilith´le yatmak istediyse reddedildi; Lilith yere uzunmak istemiyor ve; "Niçin seninle yatmalıyım?" diyor ve soruyordu; "Ben de topraktan yapıldım ve seninle eşitim." Adem onu zorladı ve güç kullandı ama Lilith öfkeyle karşı koyarak, Tanrı´nın sihirli adını kullanarak göğe yükseldi ve onu terk etti. Adem Tanrı´ya şikayet etti; Tanrı ilk olarak meleklerinden Senoy, Sansenoy ve Semangelof´u yollayarak, Lilith´i geri getirmelerini emretti. Melekler Lilith´i, Kızıl Deniz yakınında buldular; orası şehvet şeytanlarının yeriydi. Melekler Lilith´e gecikmeden Adem´e geri dönmesini aksi halde onu boğacaklarını söylediler. Lilith cevap verdi; "Burada kaldıktan sonra Adem´e namuslu bir ev kadanı olarak nasıl geri dönebilirim?" Melekler ısrar edince Lilith cevap verdi; "Tanrı beni yeni doğmuş çocuklara yaşam vermekle görevlendirdi. Erkek çocuklar yaşamın sekizinci gününde sünnet olduklarında, kızlar ise yirminci günde ölecekler. eğer ben sizin isimlerinizi veya görüntülerinizi yeni doğmuş bir bebeğe takılı bir madalyonun üstünde görürsem, yemin ederim onları esirgeyeceğim." Lilith´in sözü kabul edildi ama Tanrı onu cezalandırdı ve her gün onun cin bebeklerinden yüz tanesi öldü [Kaynak 3]. Lililth insan bebekleri öldüremedi çünkü hepsinde melek muskaları takılıydı ve kendi sözüne karşı gelemedi

Bazı kaynaklara göre Lilith, Saba Melikesi´ne karşı Zmargad´ın kraliçesi oldu ve cinlerine Job´un oğullarını öldürttü [Kaynak 5]. Ama Adem´in laneti sürüyordu, Adem Cennet´den düşüşe kadar Lilith´e lanet etmeyi sürdürdü. Lilith ve melek Naamah intikam olarak insan bebekleri boğup öldüremediler ama erkeklerin rüyalarına ayartıcı olarak girdiler ve yanlız uyuyanların bazıları onların kurbanı oldular



Kaynaklar:

[1] Yaradılış mitleri arasında yani Genesis I ve II´de ayrılıklar vardır. Birisinde Lilith´in Adem´in ilk eşi olduğu tahminidir ama çok eski bir Judea dokumasında ve ağızdan gelen kutsal söylencelerde Lilith´in adı geçer. İkincisi daha eski olan malum kaburga kemiği yaklaşımıdır. Lilith antik Canaan yazıtlarında bir Anaath kadını olarak geçer ve nikahsız, çok kişiyle cinsel ilişkiye girmiş biri olarak tanımlanır. Zaman içersinde peygamberler İsraille kadınları irşad ederken, Lilith öyküsünü kullandılar ama öykünün bu arada değişime uğradığı da düşünüldü. Antik yazmalarda Lilith´in su cinleri tarafından kaçırılarak işkence gördüğü ve küçük Nil adasına sığındığı şeklinde farklı bir diğer öyküye daha raslanır. Adem´in artıklarından doğan cin Asmodeus, Tevrat´da Sarah´ın altı kocasını boğan ve Tobias´ın kalbini yakıp, karaciğerini evlilik gününde balıklara yediren kötü cin olarak geçer.

[2] Lilith´in meleklerle anlaşması bin yıllar öncesinden beri çeşitli Musevi komünlerinde bir törenle canlardırılmıştır. Yeni doğan özellikle erkek çocukların Lilith´e karşı korunmaları sünnetle simgelenir, sodyum karbonat veya kömürle doğum odalarının duvarlarına bir daire çizilir ve duvara "Adem ve Havva; Lilith dışarı" yazılırdı. Ayrıca kapıya üç meleğin Senoy, Sansenoy ve Semangelof (Anlamı doğal olmayandır) adları da yazılırdı. Eğer Lilith başarısız olursa, bebek uykusunda gülümser, tehlike varsa bir bilge kişi bebeğin dudaklarına bir parmağıyla hafifçe vurarak, Lilith´in dışarı kaçmasını sağlardı.

[3] Lilith sözcüğü Babil-Asurca "Lilitu"dan gelir. Anlamı dişi cin veya rüzgar ruhudur. Babil büyülerinde sık raslanan bir isimdir. En eski kaynak MÖ 2000´den kalan ve Ur kentinde bulunan bir Sümer tabletidir. Burada isim "Lillake"dir ve Gılgamış´ın Söğüt Ağacı öyküsünde geçer. Lillake bir dişi cindir, bir söğüt ağacının gövdesinde yaşar, Tanrıça Inanna´ya (Anath) bağlıdır ve Fırat kıyılarında bulunur. Popüler İbrani etimolojisinde Lilith sözcüğünün kökeni, "layil," yani "Gece"den gelir ve uzun saçlı bir gece canavarı olarak tasvir edilir. Aynı tanım, Arap folklöründe de vardır. Kral Süleyman, Saba Melikesi´nin Lilith olduğundan kuşkulanır çünkü Melike´nin bacakları kıllıdır.

[4] Lilith´in çocuklarına "Lilim" denir. Tevrat´ta tanrı tüm yaradılmışların Lilim´den korunması için Tanrı´ya dua edilir "Sayılar VI:26" 4. Yüzyıl yorumcularından Hieronymous Lilith´i Baştanrı Zeus tarafından terk edilen Libya kraliçesi Lamia ile özdeşleştirir. Zeus´un karısı Hera, Lamia´nın çocuklarının çaldığı için, o da başkalarının çocuklarını çalar.

[5] Lamia uyuyan erkekleri ayartır, kanlarını yalar, etlerini yer. Lilith ve yanındaki cinler "Empusae", "Korkutan Kurtlar" veya "Hekate´nin Çocukları" olarak Grek mitolojisinde yer alırlar. Bir Hellen rölyefinde çıplak Lamia´nın uyuyan bir gezginin sırtında oturduğu görülür. Temelde kadının erkeğin tahakkümüne direnmesi vardır; kadının bir mal olarak görülmesine ve daima yatarak erkeğin üzerine yatmasına karşı çıkması yönünden Lilith bir simge ve belki de ilk feminist düşüncedir. Eski Grek Witch yani Cadıcılık törenlerinde Hekate´ye tapılırken kadının seks sırasında üstte olma pozisyonuna önem verilirdi, erken Sümer resimlerinde de, Hititler kadar olmasa da bu olaya önem verilir. Malinowski, Malezyalı kızların seks sırasında sırtüstü yatmayı saçma bulduklarını, bu durumda pasif kalarak hareket edemediklerini söylediklerini yazar. Bunu onlara öğreten misyonerlerin yüzünden, bu tür seks yapmak literatürde "Misyoner Pozisyonu" adıyla yer alır.

[6] Naamah, hoş, latif demektir ve cinlerin tapınırken söyledikleri hoş şarkılar anlamına da gelir. Lilith´in kraliçe olduğuna inanılan Zmargad veya Smaragdos kenti yarı akuamarin taşından yapılmıştır ve su altındadır. İsmini Homeros´un epigramlarına göre Smaragos adlı bir cinden alır.




Tevrat/Isaiah-İşaya 34:14

"Vahşi kediler orada çakallar ile buluşacak, keçi-şeytanlar orada birbirlerini çağıracak; Lilith orada rahat edecek ve dinleneceği yeri bulacak. Orada baykuş yuva yapacak ve yumurtalarından kendi gölgesinde yavrular çıkacak. Ve kiteler eşleriyle orada toplanacaklar."

Not: Baykuş Lilith efsanesinde kutsaldır, bir rölyefte Lilith yanında baykuşlar, arkasında ise çöl aslanlarıyla görülür, iki elinde ise Mısır´ın ölümsüzlük simgesi olan Ankh´ın Sümer versiyonlarını tutmaktadır. Kite leş yiyici kuş anlamındadır, akbaba olabilir.

Lilith ve Ölü Deniz Yazmaları

Aslında İşaya Ayeti temel olarak yeterlidir ama iki ilginç yön var; Görülür ki, İşaya 34/14´de çöl hayvanları şeytansı varlıklar olarak tanımlanırlar. ikincisi Garcia Martinez´in Ölü Deniz Yazmaları Tefsiri´ne göre Lilith çoğul bir sözcüktür. Yani Yazmalar´da Lilith çoğul anlamdadır, bir değil, birkaç demonik varlığı simgeleyerek, Tevrat´ı destekler. Tefsir şöyledir; "En büyüğün parlaklığını, ihtişamını ilan ederim; onun emriyle korkunç ve kötü tüm ruhlar, yok edici melekler, yurtsuz ruhlar, cinler, Lilith´ler, baykuşlar ve çakallar bilginin ruhunun bir vuruşuyla küle dönüşsünler..."

Aleister Crowley´in "De Arte Magica"sından (Bölüm XIII)

"İbraniler arasında Kabbala kökenli öğretilerde Zraa veya Semen´in yaratıcı gücünün doğal olarak gelişemeyeceği belirtilir. Anlatılara göre, Havva yaratılmadan önce Adem´in rüyaları Lilith´i yaratmıştır; Lilith dişi bir cindir ve kötü ırklarla mensuptur. Aslında Lilith dinsel dogmaları simgeler. Burada anlatılmak istenen evlilikle ilgili sınırlamalardır. Kutsal bir akit istenir ama törende önce yıkanılacak ve dua edilecektir. Tüm şehvani düşünceler zapt edilmelidir. Amaç sadece ve saf olarak yeni bir canlıyı yaratmak yani döllenmek için olmaladır. Tanrı´nın kutsaması cidden estinmeli ve çocuk onun korumasına verilmelidir. Öte yandan bu kurama göre Aşk Anlaşması´nın nedeni Eter veya Akaşa´da yani ruhsal plandaki majikal bir karışıklığın sonucudur ve böyle bir doğal çekim ölü insan ruhları yaratır. Bütün seksüel anlaşmalar Semen´in yayılmasından, gelişmesinden ve öteki ruhları çekmesidir ve burada kötülük vardır. Geceye ait kirlenmeler yani orgazmik boşalmalar kötü varlıkların işidir ve özünde vampirize etkiler vardır. Fakat istemli steril anlaşmalar da cinleri yaratır veya majikal çalışmalar ve konsantrasyonlarla cinlerin amaca uygun kullanılmaları mümkündür, bu bir aşıdır ve aşının tutması için bir kadının bir erkekle çiftleşirken yaydığı enerji gereklidir. Bizler şimdilerde bu metodları adapte ettik, ruhsal ekstaziyi seksüel anlamda elde ediyor ve Erotocomatose Lucidity adını veriyoruz. Lilith bunun simgesi ve yolu olan enerji yolu veya astral kanaldır...



mns_ff 14 Temmuz 2009 00:21

Alıntı:

Daisy-BT adlı kullanıcıdan alıntı (Mesaj 1267693)
Romantizm deyince aklıma sadece sevgililer gelmiyor..
Bazan tek başına bile bir deniz kenarında güneşin doğuşunu ya da batışını izlemek,
Şarkılar söyleyerek kırlarda dolaşmak,
Sevdiğin, değer verdiğin bir kişi için, sevgili olmasa bile yazı yazmak,resim yapmak,
Bunların hepsini yaparım ve Romantizmi bulurum yaptıklarımda..

Tabi ki sevgiliyle olan kısmı harika olmalı..
Bilmiyorum..

" Daisy-BT " arKadaşıma katıLıyorum. Ben de romanTiğim... RomanTizm demeK saDece sevgiLiLer deMek değiLdir... İnSan Tek baŞınayken biLe romanTik oLabiLir... Ya da romanTizmi yakaLayabiLir... (H)
ŞarkıLarda, deniZde, parkLarda, yoLda, baZen de uÇutmaLarda... :$
RomanTik oLmak güzeLdir... :$
Ama herŞeyin fazLası zarar... ;)


king nothing 2 Ağustos 2009 04:27

Bu romanları bu hıkayelerı artık bırakın be dostlar romantık olmak oo eskıden kalmıs sayfaların yırtılmıs halı gıbıdır..Sen romantık olmak ıcın ne kadar yol alsanda bır bakmıssın bır yerde bır catlak olusmus ve senın kurdugun butun yollara bır veba gıbı bulasmıs ve anı bır yıkım yasatmıs olur yada romantık olur gercekten hıc bır ınsanı dusunmedıgın gıbı sevdıgın ınsanı dusunur yerı gelır sıır yazar yerı gelır elınde bır demet cıcekle gururunu oksarsın ama buda fayda etmez cunku dunya oyle bır hal almıskı gunumuzde sımdı deger verdıgın her sey cebındekı para kadar degerlı oluyorlar..hayat bır menfaat romantıklık bır aptallık ınsanlar umursamaz ve bencıl oldukca bır de tabuları eklersek ask eskı bır yalan olur sarkıların ıcınde...


nicely 18 Ekim 2013 18:50


Nasıl romantik olunur , romantik olmak (yada olamamak) tüm erkeklerin ortak sorunudur. Genelde sevgililer gününde yada yıldönümlerinde aklımıza gelir. Ama romantik olmak sadece sevgililer gününe özel bir durum değildir , sevgiliniz yada eşiniz yılın diğer tüm günlerinde de özel davranışlar ve hareketler isteyebilir bunlar ilişkinize renk katacaktır. Ufak ve kolay yöntemlerle sihirli anlar yaşamanızı sağlayacak 50 yöntemi açıklıyoruz. Eğer aranızda ufak problemler varsa bu listedekiler aranızdaki buzların erimesini hızlandıracaktır. Eğer aranız zaten çok iyiyse bunlar ilişkinizi daha da sağlamlaştıracaktır. Bu listede pahalı hiçbirşey yok o yüzden yapmamanızın hiçbir mazereti yok.
1. Duştan sonra buharla kaplanmış banyo aynasına “Seni Seviyorum” yazın.
2. Güzel kokan bir losyon ile sırt masajı yapın.
3. Şiir yazın. Fakat bunu el yazınızla yapın ve ona o şekilde verin.
4. Arkadaş ortamlarına, sohbetlerde ve kalabalık yerlerde “Seni Seviyorum Arzu” deyin. Tabi Arzu demeyin onun ismini söyleyin : )
5. Sevdiği şarkılardan oluşan romantik bir karışık cd hazırlayın.
6. Şampanya, mumlar, köpükler ve müzik ile birlikte banyo yapın.
7. Öğle arasında sürpriz yaparak onu yemeğe çıkarın.
8. Yastığına minik hediyeler bırakın, çukolata ve bir not “Sevgin çukolataya benziyor tatlı ve lezzetli” bırakın.
9. İşyeri dışında başka bir yerde sunumu varsa oraya çiçek ve destekleyici bir not gönderin.
10. Radyoda ona bir şarkı gönderin ve dinlemesi gereken zamanı emaille bildirin.
11. Sevdiği yemeği yapın ve mum ışığında romantik bir akşam yemeği organize edin.
12. Yorucu bir günden sonra ona ayak masajı yapabilirsiniz.
13. Ona seni seviyorum yazarak sms ile veya e-posta ile gönderin.
14. Onun hakkında sevdiğiniz 10 şeyi yazarak bir posta kartıyla gönderin.
15. Cüzdanında taşıması için üzerinde seni seviyorum yazan bir fotoğrafınızı verin.
16. Arabasına güzel bir gün geçirmesini dileyen not bırakın.
17. Adının baş harflerini bir ağaca kazıyın.
18. Eğer beklediğini düşünüyorsanız ona büyük bir öpücük verin , nerde olursa olsun.
19. Romantik bir film seyretmeye sinemaya gidin, el ele tutuşun ve sarılın.
20. Ona bir gün adayın. kralın veya kraliçenin günü diyebilirsiniz. O gün tüm isteklerini gerçekleştirin. Bir kahvaltıyla başlayabilirsiniz.
21. Bir ağaç fidesi alın ve aşkınızı temsil ettiğini söyleyerek onu beraber yetiştirin.
22. Eskimoda bir aşk mektubu yazın ve ona gönderin.
23. Günlerin nasıl gelip geçtiğinin konuşulduğu bir ortamda sözünü keserek önemli birşey söyleyeceğinizi belirterek onun hakkında çok sevdiğiniz 5 özelliğini sayın. Konuşma su ısıtıcısına ihtiyacımız vardı diyerek devam eder : )
24. Bir partiye yada grupça bir etkinliğe giderken sadece sizin bildiğiniz anlamlara gelen gizli kodlar oluşturun. Böylece herkesin içinde ona gece seninle yalnız kalmayı bekliyorum diyebilirsiniz.
25. Jakuzisi olan bir otelde bir gece rezervasyon yaptırın ve orda kalın.
26. Gazeteye veya bir internet sitesine onu sevdiğinizi söyleyen reklam verin.
27. Gözlerini bağlayarak sürpriz yapın. Gözlerini bağlayıp onu ilk öpüştüğünüz yere götürebilirsiniz.
28. Ona bir aşk şiiri yazın ve başka bir dile çevirerek verin.
29. Kalp şeklinde bir kağıt kesin ve not yazarak çantasına koyun.
30. Eğer bir iş gezisine çıkıyorsa bavuluna gizlice onu ne kadar özleyeceğinizi yazan bir aşk mektubu koyabilirsiniz.
31. Sevmediği bir işi yaparken ona yardımcı olun ve bir müzik açarak mesela işi eğlenceli hale getirin.
32. Spontane birşeyler yapın yolda yürürken görüğünüz çiçekciden bir çiçek alabilirsiniz.
33. Bir yemek icat edin ve onun adını verin.
34. Vücut boyası ile adını herhangi bir yerinize yazın. (Size kalmış : ) )
35. Bir aşk şiiri okuyarak cd ye kaydedin ve arabasının cd çalarına yerleştirin.
36. Minik mesajlar yazarak çekmecelere koyabilirsiniz.
37. Birlikte geçirdiğiniz zamanlardan kalan hatıraları saklayın (Sinema bileti, ilk kahvaltınızdan yumurta kabuğu vb) ve bir süre sonra bir kutu içerisinde ona gösterin.
38. özel mesajlar yazılı iç çamaşırları giyin.
39. Onun adına yardım kuruluşlarına bağış yapın.
40. Ondan gelen mektupları, kartları ve fotoğrafları saklayın. Sevgililer gününde herbirini anlatarak ona verin.
41. Onun hakkında sevdiğiniz şeylerden bir zihin haritası oluşturun ve bir karta çizerek ona verin.
42. Birlikte plajda yürüyşe çıkın ve kumsala onu sevdiğinizi yazın.
43. Sık sık kısık sesle ve hissederek onu sevdiğinizi söyleyin.
44. Tüm günü birlikte geçireceğiniz günler planlayın. O güne seni seviyorum günü diyebilirsiniz.
45. İnternetten romantik e-kartlar gönderin.
46. Küçük seni seviyorum psoterleri yapın ve banyo, araba gibi gittiği yerlere asın.
47. Ona ithafen küçük bir web sitesi veya blog yapın , kısa sevgi mesajları yazın.
48. Uzun bir süreden beri yapmak istediği ama yapamadığı bir işi tamamlayın.
49. Tüm gün çok nazik davranın ve sanki yeni bir ilişki gibi heyecanlı hissetmesini sağlayın.
50. Onun sevdiği bir aktiviteyi yapmayı önerin. Mesela kadınlar futbol seyretmeyi erkeklerde alışverişe gitmeyi önerebilir.

Evet şimdi bu listenin bir çıktısını alın ve hergün bir tanesini uygulayın. Ona bunu söylemeyin , sadece yapın. Kimbilir belki bunlar alışkanlık yapar ve sürekli bir rüya aşk içerisinde olursunuz.:D


ugurcicek 19 Ekim 2013 01:21

Hiç öyle bazıları gibi Google amcaya sormaya gerek yok.
Romantik olmak herkese göre değişir.
Örneğin bana göre sadece gözlerine bakıp onu sevdiğini bir kez daha görmek...
Kimisine göre pahalı yüzükler, gümüşler , altınlar vs. vs.
Bir büyüğüm söylemişti : "Para güzellik varlıklar...Bunların hepsi gider, geriye sevdiğin kişiler kalır..."
Bu yüzden kısaca romantik olmak ne yolla olursa olsun sevdiğini belirtmektir...


nicely 20 Aralık 2013 02:00

bir kağıda sevgisini belli eden not yazmak


Martinaa 30 Temmuz 2015 15:48

Bence romantizm önce arkadaşlık sonra dostluk ve daha sonra ise aşktır. Romantizm önce yanlızlıkla olur. Sonra yanına gelecek bir eş ister ama bu eş nadir bulunur... :)



Saat: 11:05

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık