MsXLabs
Sayfa 1 / 38

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Genel Mesajlar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/)
-   -   Yalnızlığıma (Yalnızlık) (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/8336-yalnizligima-yalnizlik.html)

Misafir 24 Ağustos 2006 14:57

Yalnızlığıma (Yalnızlık)
 
Yalnızlığın hangi tarafındayım bilinmez...
En çok da yabancıyım kendime.Saklandıkça yaşadığım yalanlardan...
Gözümü her açtığımda hissettiğim korku; avuçlarıma damlayan bir
hayal kırıklığı, bir acı oldu...

Nasıl yürüdüm, ne zaman geldim ben bu yalnızlığa?...
Daha kapıyı bile çalmamıştım, ne çabuk açtın... Müsadenle yüreğimi aramaya geldim, kendi kimliğimde yitirdiğim yalnızlığımda...
Doğuştan mı yalnızım, yoksa yalnızlığım da mı doğdum? Ne zaman geldim unuttuğum bu zaman kavramından, bu bomboş kalabalıklardan sıyrılıp... Beni buraya getiren hayallerim, umutlarım, göz yaşlarım, hayal kırıklıklarım ve yıkımlarım....biliyorsun...
Eğer gelmeseydim kalacaktım enkazın altında. Kusura bakma rahatsız ettim seni yalnızlığım. Eğer yalnız değilsen ben gideyim...Ama ben ne zaman gelsem sen yalnızsın...Yok hayır biliyorum, uzun zamandır buradayım. Her gitmek istediğimde senden, aslında hiç gidemediğimi anladım sana dönüşlerimde... Sanki bir kördüğüm oldun boğazıma düğümlenen...
Madem geldim anlatayım izninle...
Bir hayal kapısında doğdum.Yalan insanların adına sevgi dedikleri ve iki dudak arasında tükettikleri yaşamda buldum kendimi...
Neye uğradığımı anlamamıştım daha. Taptım, inandım, güvendim sadece iki dudak arasında dökülen cümlelere, harcanan yüreğimin eridiğini göre göre. Göz göre göre... Aslında gözüm kör olmuştu, kulağım duyardı sadece.
Bense yüreğimde yanan ateşin kor olmasını seyrettim ve kendi küllerimden yeniden doğmaya çalıştıkça, bir tokat daha yedim yalan hayattan. Öleceğimi bile bile, göre göre, göz göre göre, kör olduğumu bile bile...
Şimdi anlıyorum, çok iyi anlıyorum, ama neye yarar; kör olmuş gözlerim, yüreğimi arar olmuşum yalnızlığımda...
Ve yine ve şimdi yüreğimde yanan ateşin adına hayal koydum.
Çünkü sevgi sadece dudaklardaki cümlelerde yaşanan yalan olmuş...
Ne umut, ne sevgi cümlelerde anlam bulamazdı yüreğimdeki kadar...
Ama su gibi akan zaman, bir nehir oldu şimdi gözlerimde, gittikçe
uçuruma akan. Her geçen gün yaşadığım yaşanmamışlıkları, yalanları
tokat gibi vursan da yinede yanındayım yalnızlığım,

Yüreğimdeki Mavi için...

Umutlarımı aramaya geldim, hayallerimi, yüreğimi aramaya geldim...
Nasıl yürüdüm ne zaman geldim ben bu yalnızlığa...?


Misafir 24 Ağustos 2006 15:41

Ne zaman yüreğimden silinmeye başlansa adın, sözlerinle kanatarak yeniden yazılıyor yüreğim boyunca... Sonra yeniden çiziliyor kalbime yüzün, ellerin... Yeniden başlıyorum seni sevmeye kaldığım yerden. Hemde hiç akıllanmadan ve tekrar aynı yanlışlarımla. Beni üzeceğini bile bile, yüreğimi zırhından kurtarıp düşüyorum peşine yeniden... Sensizlik canımı öyle yakmış ki hasretinden daha büyük bir acı göremiyorum. Bu yüzden göze alıyorum tüm zorlukları... Sensiz mutlu olmaktansa seninle mutsuz olmak daha acısız geliyor kalbime. Ve işte yeniden başlıyorum seni sevmeye tükendiğim yerden. Ne kadar yaralansamda senin tarafından yeniden sunuyorum yüreğimi tüm çıplaklığıyla... Yeniden kanat istersen açık yaralarımı, yeniden savur sevdamı yangınlara... Korkusuzluğu sensiz kaldığım gecelerde öğrendim ben. Seni özlediğim anlarda tanıdım sabretmeyi... Sonunda yeniden düşeceksem yangınların koynuna, razıyım inanki ben. Bilsenki seninle her yer cennetin yolu, sensiz dünya benim olsa yine YALNIZIM..


Misafir 25 Ağustos 2006 11:43

Sana hapsoluşumun yüzüncü yılındayım
sen hala bir çocuk olduğumu düşünüp,
ninniler fısıldıyorsun yüreğime rüyalarımda...

uykulu bedenim
küs sana!

güneşin doğmayacağını bile bile uyuttun beni avuçlarında.
damla damla aşk yetmedi doyurmaya aç ruhumu.

kırgın dünyam,
uzak sana!,_nefes kadar yakınken_

aldattım seni!
evet aldattım!
yüzsüzüm ve dürüstüm
aldatıldığını yüreğine haykıracak kadar hem de...
oysa sen yanı başındayken bile,
gelmemi beklerdin.

özleyerek,
kaybederek,
aşık gibi severdin...

bense;
aldattım seni!
evet aldattım!
bir gece vakti, uyandım rüyalarımdan. hayır hayır
ben rüyaya hasretm! _kavustu onlar_
uymadığını farkettim tutsaklığının serseri benliğime

az serseri,
az şımarık,
az çocuk...

aldattım seni,
evet anlatım...
işine gelmedi diye buruşturup yakma satırları,
anla artık aramızda koca bir yalnızlık var!

yalnızlığımla başbaşa,
senden ırak _nefes kadar yakınken sana_
yarınlarıma sakladığım bir ayrılık var,
bir aldatış,

bir yalnızlık var.

_yalnızlığım_


Misafir 28 Ağustos 2006 16:29

SESSİZ TİYATRO

en sessiz rolüme büründüm
yine dün gece
kalem konuştu
kağıtlar dinledi
ben tek kişilik oyunumun oyuncusu
sense bir izleyiciydin sadece...


Misafir 29 Ağustos 2006 14:29

"Aciklikla kapalilik arasindaki farki gözlerimiz tayin edemiyor kuytu zamanlarda...
Kuytu zamanlarda girdigimiz kuytular hep daha karanlik, hep daha aydinlik!
Dibine uzandigim umudun gölgesi,
Yarini aydin tutmaktan aciz aklimi tüm ciplakligiyla gölgeliyor,
Olsun! Ben yine de gölgesinde umudun,
Yarinlara aynalik yapan yapraklari görüyorum.

Bir parcanin bir bütünü gibi salmisim kendimi
Bütünde bir parca olmak istemiyorum
Tipki zamanda “an” olmak istemedigim gibi
Sök bütün baglayici vidalarimi ey yalnizligim!
Vakit ne erken ne de gec
Düstügüm cukur ne dipsiz ne ne dipli
Yorgunum hepsi bu!

-Yorgunum cünkü yorgunlugumun yasamak gibi bir anlami var"

G


Mystic@L 29 Ağustos 2006 17:45

Yalnızım Aşkıyla Aşklandım

Yalnızım
Aşkıyla aşklandım
Gözlerimden güneşler sökün edecek
Bir dünya istiyorum
Başımı döndürecek..

Göğsümün içinde
Volkan yürek
Kim yaşayabilir ki böyle suskun
Sustukça haykırarak..

Okyanuslar istiyorum
Taş devrini gömecek
Yüzyıllar istiyorum
Aşk, hükmünü sürecek..
Bir yürek daha istiyorum
Dahalarca aşkımlı
Aşkımı döndürecek..


Misafir 30 Ağustos 2006 18:30

"Ve perdemin de son nefes hissettiğini anlayıp aralamak isteği doğduğunu düşündüğüm andı Adı ikili yalnızlık olan hayatımın. Bu akşam o kadar da karanlık değil ve korkmuyorum hatta korkutmuyor bu yalnızlık ben hiç yalnız kalmamışım oysa hiç sevgim tükenmemiş içimde oysa hep bir alev gibi yüreğimde taşımışım,

o alev bu gece aydınlığım oluyor dışarıya ışık saçan sevginle dolu büyük bir ışık var. Tıpkı, bir alev topu gibi bir ışıktı.
Son demimdeki hayatımın ve perdenin son deminin olduğunu anlamaksızın kavuştuğum heyecanın yerli, yerinde olacağının farkına varamadığım andı Adı ikili yalnızlık olan hayatımın. Fark edemiyordum perdenin aralanışını sevginin ışığı hiç yerinde durmuyordu hep elini uzatır beni uykumdan bölmeye çalışan tek varlıksız varlıktı. Görünmüyordu, tutulmuyordu. Hissediliyordu fakat hissediyordum, yüreğimde taşıdığım sevgini. Ama ne başkasına anlatacak kadar basit bir şey di ne de anlatılacak kadar kolay bir şey çok zor seni anlatmak sadece geceleri aklıma geliyorsun gündüzleri hep içimdesin, karanlıkta içimde kaybolma korkusu sarıyor beni ama o zamanda benliğin aklımdan çıkmıyor.
Bir tebessümü vardı sanki dışarıdaki hayatın içeriye katan ışığında. Bir korku, bir tehlike ve bir yanlışlık seziyordum kendimden başkasının da ne kadar önemli olduğunu biliyorum. O tehlikenin için de ben o korkuda senin olmadığını düşünmem sevgime bir kat daha ışık katıyordu. Ve o an yine vazgeçemiyordum Adı ikili yalnızlık olan serüvenimden. Kayıp giden yıldızı görmek istemiyordum bu akşam ve korktuğum karanlıktan vazgeçip de az da olsa katamıyorum ruhumun karanlığına ışığı senden başkasını kabullenemiyorum içime.
Korkumu yendiğimi düşünüp ve hala içimde bulunan karanlıktan Adı ikili yalnızlık olan hislerimden kabullenilmiş olan duygularımdan vazgeçirmek isteğini anlamak için yıldızların ve senle olan hayatının içine atılmayı kurtuluşluğun ve büyük bir mutluluğun temeli olarak görüyorum…
Sonunda sensiz bir gecenin kıymeti anlaşıldı Adı ikili yalnızlıktı bu gecem ama sensiz seni nasıl yaşadığımı merak ediyorsan bugün perde ve pencere açık uyuya cam. Kapatıyorum bazen pencereyi ışığın eksik olmuyor benden. kokunu hissetmek istiyorum bir dal rüzgâr vuruyor içime bir rahat nefes alıyorum mutlu oluyorum sonra sensiz olamayacağımı anlıyorum ve sonra uyuduğumu zannediyorum aslında uyuyamıyorum sonra seninle birlikte başka bir dünya ya gidiyorum. Geziyoruz, eğleniyoruz, koşuyoruz adeta birlikte çok yoruluyoruz. Sonra düşüyoruz kırlarda ve sabah başka bir dünyada uyanıyorum seninle yine koşuyoruz eğleniyoruz. Resmini değiştiremediğim tek imgemsin şiirde tek imgem. Sanırım seni çok seviyorum bir kır çiçeği kadar güzel olmanın değeri nedir. Hangi insan hem bir anda rüyalara girer hem birini başka dünyaya götürür hem sabah başka bir dünyada uyandırır hem sonra canlı bir kır çiçeği hangi insan olabilir işte bu yüzden seni çok seviyorum…


nünü 30 Ağustos 2006 18:47

Yalnızlığım
Yalnızlığım
Kalp yarası yalnızlığım
Taşı bile yosun sarar
Seni kimle paylaşayım...


Misafir 30 Ağustos 2006 19:28

YALNIZ' IN DURUMLARI

Sen herşeyi süpürebilirsin; sonbaharı süpüremezsin,
Yalnızsa, sürekli bir sonbaharı süpürür hep.. Düşünemezsin.

Yanar sobasında yalnız'ın üşüyen bakışları.
Lambasında karınlığa dönük bir ışık titrer sönük-sönük.
Penceresi dışına kapanmıştır, kapısı içine örtük.

Yalnız, bin yıl yaşar kendini bir an'da.

Yalnız'ın nesi var, nesi yoksa tümü birdenbire'dir.

Yalnız, bir ordudur kendi çölünde..
Sonsuz savaşlarında hep yener, kendi ordusunu.

Yalnız'ın sakladığı bir şey vardır;
Boyuna yerini değiştirir, boyuna onu arar... Biri bulsa diye.

Yalnız, hem bilgesi, hem delisidir kendi dünyasının.
Ayrıca; hem efendisi, hem kölesidir kendisinin.
Tadını çıkaramaz görece'siz dünyasında hiçbirisinin.

Yalnız, sürekli dinleyendir söylenmemiş bir sözü.

Sözünde durması yalnız'ın yalancılığıdır kendisine..
Hep yüzüne vurur utancı. O yüzden gözlerini kaçırır gözlerinden.

Yalnız'ın odasında ikinci bir yalnızlıktır ayna.

Yalnız, hep uyanır ikinci uykusuna.

Yalnız, kendi ben'inin sen'idir.

Bir sözde saklanmış bir yalanı, bir gözde okuduğundan
bakmaz kendi gözlerine bile.

Her susadığında o, kendi çölündedir.

Kendi öyküsünü ne anlatabilen, ne de dinleyebilen.
Kendi türküsünü ne yazabilen, ne söyleyebilen.

Bir zamanlar güldüğünü anımsar da...
Yoğurur hüzün'ün çamurunu avuçlarında.

Yalnız, aranan tek görgü tanığıdır
yargılanmasında kendi davasının..
Her duruşması ertelenir kavgasının.

Yalnız, hem kaptanı, hem de tek
yolcusudur bakmakta olan gemisinin..
Onun için ne sonuncu ayrılabilir gemisinden, ne de ilkin.

Yalnız'ın adı okunduğunda okulda ya da yaşamda..
Kimse, "burda" deyemez.. Ama yok da..

Uykunun duvarında başladı..
Önceleri bir toz gölgesi sanki; sonra bir yumak yün gibi.
Ama şimdi iyice görüyor örümceğin ağını gün gibi.

Yalnız, duymuş olduğunun sağırı, görmüş olduğunun körüdür..
Ölür, ölür öldürür.. Öldürür, öldürür ölür.
Duyduklarını unutur, duyacaklarını düşünür.

Yalnız'ın adına hiç kimse konuşamaz..
O, kendi kendisinin sanığıdır.

Yalnız, önceden sezer sonra olacakları..
Paylaşacak biri vardır; anlatır, anlatır ona olanları, olmayacakları.

Her leke kendisiyle çıkar.

YALNIZLIK PAYLAŞILMAZ.
PAYLAŞILSA YALNIZLIK OLMAZ.


ahmetseydi 30 Ağustos 2006 21:00

Yalnızlığımla,bu benim ilk gecem
Dışardaki yağmuru duyuyorum.
Pencereden görüyorum,
çırpınan ağaçların gölgesini.
Soğuk iliklerime kadar işliyor,
üşüyorum,donuyorum,
konuşamıyorum.


Beynimdeki düşünceler,çelişiyor.
İçimdeki çoçuk,
bana nasıl da sımsıkı sarılmış
bir bilsen!!


Ne kadar da ürkekmiş meğer o çoçuk...
Sessiz sessiz beni dinliyor,
ben de onu.


Odada kimseler yok,
Sadece ben ve içimdeki çoçuk,
Bir de derin bir sessizlik.


Gecenin içinde ona bir şeyler
söylemek istiyorum,ama
olmuyor yapamıyorum.


Kelimeler,boğazıma düğümleniyor
bir türlü çözülmüyor,işte!!
Ona söyleyemiyorum!!!!


Misafir 30 Ağustos 2006 21:04

bir kabus gibi çöküyor üstüme
gece olunca, sensizlik
yüreğimi sıkıştırır
nefessiz kalır ciğerim,
bir de senin hasretin var
katlanılması güç olan,
yine de yaşıyorum;
ne yaşadığımı bilmeden.
evet sensizlik çekilmiyor
ne sigaram beni avutur,
ne de elimde kalan resmin
beni teselli eder.
işte sensizliği böyle yaşıyorum
sevginden vazgeçmeden
kahrını çekiyorum...




*alıntı


Mystic@L 30 Ağustos 2006 23:24

Hasret Geceleri

hasret geceleri gömülmüş karanlığa
yıldızlara dargın yorganına sarılır
ay
yine öyle eski haliyle
dudakları kırmızı
dökülür nameler buğday başaklarından
balıklar mendil tutar göz yaşlarına
ağaçlar boy verir meyve verir inada
bir de hasret türkülerini çalar radyolar
penceremi özler
bekler sarı güller
yollar düz yollar kıvrımlı
gündüz çiğnendiğinin yorgunluğunu atar
uzanır alabildiğince
hasret geceleri
hasret geceleri
sessiz kimsesiz yorgun
yürekleri çekingen
duymaz ıssız yatağında uzanan
ırmağın sakinliğini
gözler kapalı gök kapalı
yer siyah
karanlık serin
hasret geceleri


Misafir 1 Eylül 2006 14:21

SEN ÜZÜLME

Sen üzülme bana sevgilim,

idare ediyorum işte

İttire ittire götürüyorum hayatı

bilinmezliği ile...


Sen üzülme suskunum diye.

Söküklerini dikiyorum gecenin.
Ay ile yıldızları birleştiriyorum,
Gök ile güneşi,

martılar ile denizi, güzel ile çirkini...

Yaşam ile ölüm arasındaki bu maratonun
Son finalini koşuyorum nefes nefese.

Sen üzülme ara sıra ağlıyorum diye
Adına yazdığım tüm şiirleri fırlatıp attım da denize
O canımı yaktı biraz.... Yoksa iyiyim ben.

Kızma bana gecenin karanlığına takılıp kaldım diye
Merak etme; güneş bana da doğacak
Beni de yakacak, içimi yeniden ısıtacak
Denizin tuzu tenimi ısıracak
Huzur; giyilmemiş bir elbise gibi
Ruhumu sımsıkı saracak.

Gelmek istersen yeniden bana
Kapım açık tüm sevdalara
Geleceğin zaman haber ver
Ya da dokun yüreğime
Gün ışığı aydınlığında


Misafir 2 Eylül 2006 16:50

yüreğimin duvarları arasında kefenledim düşlerimi.

artık paylaşacak birşey kalmadığını bilmek o kadar acıttı ki beni. belki de bu yüzden keyifsiz kelimelerim.

belki de bu yüzden ilk defa mektup yazıyorum.
sahiplen...

beni anlamak zordu, çözemedim kendimi.
çözsem, sana kalmayacaktı anlamsızlıklar. beklediğim ne idi? bu bile yanıtsız bir soruydu sanırım...

hicran düşüyor geceye denizin karasından.
denize en çok ben kara kattım.
sense kül...
neyse, karıştırmayalım karayı külü...

kalmıyor birşey arkamda ben giderken. senden aldıklarım olsaydı da onları bıraksaydım sana. kurumuş papatyalardan, kokusu hala saklı bir taç yapsaydın da bana, zarfın içine onu da koysaydım. ama yok, yok işte...

sakladım seni içimde.

senden izin almadım ama aldım seni ve gidiyorum.

bir de gölgeler geliyor peşim sıra. hangisi aslım o da yanıtsız... ben, ben galiba dayanamıyorum artık... yok, bu öyle her zamankinden değil.

keyifsiz bir gecede, söyleneekleri söylemeleri beceremeyip, ardımdan dualar okunarak gidiyorum...

gel de toprak at üzerime...

yorgunsan ve kolun ağrıyorsa eğer, bana yaşamak için bir neden söyle..

ben giderken çaresiz, hasret olmasın yüreğine...


Mystic@L 2 Eylül 2006 22:27

en değerli varlığımdın
ama beni sırtımdan
hançerlemeden önce
şimdi nesin
biliyormusun
benim için içimde ilk
nefret duygusunu uyandıran
bir varlıksın
sana teşekkür ederim bana
o pis yüzünü gösterdiğin için
ben dünyada ki en güzel varlık olduğunu düşünürdüm
ama ne zavallıymışım ki senin o pis yüzünü görmediğim için
madalyonun iki yüzü vardır
sen artık benim için
madalyonun araka kısmısın
çünkü madalyonun arka kısmı kullanılmaz
unutmadan sevineceğin bir haber
sana olan nefretimi içime gömdüm...


Misafir 3 Eylül 2006 04:22



Mystic@L 3 Eylül 2006 11:35

Acı Günlerim

Acı günlerim
Şamatacı günlerim
Güneş yüzü görmedi vay
Hacı bacı günlerim

Değirmenin çarkı yok
Bu bahçenin parkı yok
Ali gider Veli gelir külhana vay
Bir birinden farkı yok

Acı acı günlerim
Göz boyacı günlerim
Ahı vahınan geçti gitti
Hacı bacı günlerim

Bir ipte iki cambaz
Zor olur oynayamaz
Dili tatlı içi zehir güzelim vay
Böyle kazan kaynamaz

Acı acı günlerim
Şamatacı günlerim
Ahı vahınan geçti gitti
Hacı bacı günlerim

Mahzuni deli gönlüm
Yine yollara düştü
Hacı vurdu bacı durdu
Kaygı kullara düştü

Acı acı günlerim
Şamatacı günlerim
Ahı vahınan geçti gitti
Hacı bacı günlerim


Misafir 3 Eylül 2006 14:14

Ne şiirlerim oldu...
Ne duygular aktı satırlara...
Hep sen dolu, çoğunlukla sana sevdalar biriktiren
Bazen de hüzün dolu,karamsarlıklara teslim olmuş
Ne şiirlerim oldu...
Hepsine güzellik kattın
Güzelliğini anlatmamda kelimeler yetersiz kalmıştı her zaman
Gülüşünü,masum yüzünü,sevimliliğini nasıl anlatabilirim ki zaten
Bu belki de hayranlıktı...
Bir de keşke tanıyabilsem seni
Güzel,masum yüreğini anlatabilsem şiirlerimde..

Bilmiyorum, okuyor musun şiirlerimi?
Okuduğuna dair umudum var
Belki ben uyduruyorum;
Belki de okumanı istediğimden bu umudum.

Ne hüzünlü gecelerim oldu ama hepsi senle doluydu
Bilmem senin de aklına geldiğim oldu mu?
Bir şeyi bilmemek ne kadar kötü
Aslında bilmemekten daha zor olan öğrenememek.

Ama unutma ki;
Sen duymuyorsun diye sesim yok olmaz
Sen görmüyorsun diye gözlerim rengini yitirmez
Sen bilmiyorsun diye duygularım kaybolmaz
Ama hoşlanmıyorsan hiçbir şey yapılamaz
Çünkü göz,burun,yüz,tip değişmez
Zevkler de herkes özgürdür, zorlanamaz.
Ve inanmıyorsan sevgime de ve bana da, hiçbir şey yapılamaz
En çok acı çektiren bu olur bana,
Ne sevmemen, ne hoşlanmaman bu kadar acıtmaz yüreğimi!

Sessizliğimin son sesiydi bu
İkinci bir emre kadar sessizliğim susmuştur
Ama bu susuş sana hayran bir susuştur

Bir gün, gözlerim gözlerindeyken gerçekleri öğreneceğiz ikimiz de.
İnanıyorum,istiyorum,umuyorum,hayal ediyorum...
Bu hayalle yaşayacağım belki karanlıkta,belki hüzünlü ama olabildiğine sevdalı...


mydarling24 3 Eylül 2006 14:20

Bir Özlem Şarkısı

Ne çok özledim seni bilsen
ne çok arıyorum seni solgun palmiyelerin gölgelerinde
ne çok arıyorum seni ifade yoksunu lal sokaklarından
sağır sultanlardan
acıya hüküm giymiş sevdaların ayak izlerinden
kaldırım taşlarına sinen dolunay sessizliğinden çiçeklerden
her tüyünde alacalı umutlar şavkıyan kuşlardan

ne çok özledim seni bilsen
gecenin titrek kanatlarında hüzne çalarken denizin mavisi
yıkıp yalnızlığın acımasız duvarlarını
tutup sana gelmek isterdim.
henüz uyku sersemiyken yıldızlar
doğmamış başakları okşarken bir rüzgar
ak bir güvercin kanadına salıp yüreğimi
nisan yağmuru gibi yağmak isterdim
teninin karanfile çalan kokusuna
ve bir hançer gibi ansızın girip düşlerine
sesinin aksi sedası olmak isterdim
bir meltem esişinde

ne çok özledim seni bilsen

bir görebilsem yüzünü beklenmedik bir şehirde
ne yaprak düşer sonbaharda inan ne yağmur
ne acı kalır yürekte ne gözyaşı
bir değse gözlerin gözlerime
ne hüzün kalır gecemde ne matem
ne asiliği kalır denizin ne hırçınlığı

ne çok özledim seni bilsen
yitirilmiş sevdaların harman alevi
düşlerinde pusudayım
kulağım kirişte ellerim tetikte
gözlerim ufukta dalgalanacak
o kızıl saçlarında


Mystic@L 3 Eylül 2006 14:42

Sabır

Gözler güneşin battığı yerde
Dudaklar sevdalı şarkılar söyler.
Her gurubun batışında
Kalpler çarpar, ümit seherde
Seveni anar mı sevgililer?

Ey ümitlerim dilediğinizce kaçın
Benim şu zamana borcum mu var?
Yetişemezsem de koşun, arayı açın
Madem ki insanım, beklerim
Aşılmadık burcum mu var?


mydarling24 3 Eylül 2006 14:45

Sensizlik ölüm kadar
Yalızlık çokzor gülüm
Elime birdiken batarsa ağlamam
Çünkü sensin gülüm
Hepseni sevdim
Bir seni sevdim gülüm
Hadi gel gülüm
Gülümgerdön
Gitme
Gider sen eğer ölürüm
sensizlik bana ölüm
GÜLÜM GERİDÖN


Mystic@L 3 Eylül 2006 20:41

Bir çoban olaydım,
Dağda kaval çalaydım,
Bir balık olaydım,
Derin bir ummanda kaybolaydım,
Keşke şu divane gönlümü,
Zincirlere vuraydım,
Yıllar geçti aradan,
Niçin geriye döndün,
Senin haberin yok mu?
Benim için sen,
Gittiğin gün öldün.

Artık o tatlı gülüşünle,
Beni asla kandıramazsın,
Çıra değil artık gönlüm,
Eskisi gibi yandıramazsın,
Son umudumu,
Giderken sen götürmüştün,
Artık umutlarımı solduramazsın,
Bir zamanlar bir alevdin gönlümde,
Artık küllendin söndün,
Benim için sen,
Gittiğin gün öldün.

Giderken ardına bakıp,
Bir ELVEDA demedin,
Ayaz kesen buz gibi,
Gecelere bıraktın beni,
Bekledim geceler içinde gelmedin,
Yıllarca bir haber bekledim,
Onu bile vermedin,
Elveda demeyen dudaklar,
Merhaba der mi hiç,
Nazarımda bir ölüsün,
Ölüler geri döner mi hiç...


Misafir 5 Eylül 2006 19:00

Seni sevip hissetmem için seni sahiplenmem gerekmiyor artık. Yanımda olmasan da seni hissediyorum, seni hissettiğim kadar seninle oluyorum; baştan başa sen oluyorum..

İlk kez acı çekmeden özlüyorum seni… Sen benim değilmişsin, bunu en çok yalnızlığımda anlıyorum… Sen, seni üzen duyguları, kendi karanlığını seviyorsun.. Sen, seni sevenleri sevemiyorsun.. Sen imkansızlığı seviyorsun, ve imkansızlığın sana çektirdiği acıları.. Oysa hayat bu değil.. Sevmek bu değil..

Sen asla birinin sahipleneceği olamazsın, izin vermezsin.. Ve asla sahiplenemezsin birini.. Senin sahiplendiğin yalnızca kendi korkuların, büyüttüğün yalnızlığın.. O derin kimsesizliğin... Bana bulaştırdığın kimsesizliğin.. Sevgi nasıl bulaşıcı ise hüzün ve nefrette öyle bulaşıcı.. Şimdi kendimde senin izlerini taşıdığımı görüyorum. Senin karanlıklarında yüzüyorum. Ne kadar kendime kaçsam o kadar seni buluyorum... Ve her seferinde senin boşluğundan çaresiz kendime, kendi çaresizliklerime dönüyorum..

Sen beni unutmak için savruldukça, bende seni unutmak için kendi acılarıma alışmaya çalışıyorum...

Sen şimdi o sahte öykülerinde ara yalnızlığını.. Ancak hayat sahte öykülerde değil, yüzleşmekten kaçtığın gerçeklerde.. Senin gerçeklerin kaçtığın yaşamında; güçsüz yanlarında, öfkende, sevinçlerinde, geçmişinde, baştan başa kendinde.. Korktuğun yaşama dokunuşlarında, duygularında... Bir kez olsun gir kendi gerçeklerinin ve yenilgilerinin arasına.. Ve gör kendini yüreğinin aynasında...

Seni sensiz sevmeye öyle alıştım ki.. Artık sensizliği sana tercih eder oldu kalbim.. Yarattığım masalımsı kahramanımın yerine kimseyi koyamaz oldu kalbim.. Ne zaman biri bana açsa yüreğini, o derin yaralarım açılıyor önüme.. Beni bırakıp gittiğinde oluşan yaralar hala kanıyor.


Mystic@L 5 Eylül 2006 20:57

Hangi sevgili var ki, senin kadar duyarsız ve kalpsiz?
Ve hangi sevgili var ki, benim kadar çaresiz?

Hangi ayrılık var ki, böyle kanasın ve böyle acısın?
Ve hangi taş yürek var ki, benim kadar ağlasın?


Hangi gün karar verdin, küt diye çekip gitmeye?
Hangi lafım dokundu sana, böyle inceden inceye?
Hangi otobüs söyle, hangi uçak, hangi tren?
Seni benden götüren, beni bir kuş gibi öttüren.
Hangi kırılası eller dolanır, kırılası beline?
Hangi rüzgar şarkı söyler, o ay tanrıçası teninde?
Hangi çirkin gerçek uğruna, tükettin güzel ütopyamızı?
Hangi boşboğazlara deşifre ettin, en mahrem sırlarımızı?
Hangi cama kafa atsam?
Hangi kapıyı omuzlayıp kırsam?
Hangi meyhanede dellenip, hangi masaları dağıtsam?

Bende bu sersem başımı, karakolun duvarına vursam.
Kendimi caddeye atıp, arabaların altına savursam.
Hangi tercih beni en hızlı şekilde öldürür?
Hangi şekil öldürmez de, ömür boyu süründürür?
Kayıp ilanı mı versem, şehir şehir dolanmak yerine?
Ödül mü koysam, ölü veya diri seni bulup getirene?
Hangi ayrılık var ki, böyle diş ağrısı gibi durmadan zonklasın?
Hangi cam kesiği var ki, böyle musluk gibi içime damlasın?
Hiç sanmam! ...
Hasta kalbim bunu bir süre daha kaldıramaz! .
Feriştah olsa, böyle eli kolu bağlı bekleyip duramaz.
Hangi mübarek dua,
Hangi evliya tesir eder, seni döndürmeye?
Hangi aptal mazeret ikna eder, ateşimi söndürmeye?
Olur mu be! . olur mu?
Bu da benim gibi adama yapılır mı?
Aşk dediğin mendil mi?
Buruşturup bir kenara atılır mı?
VEFA bu kadar basit mi? Alınır mı? Satılır mı?

Hangi hırsız çaldı, seni yırtık cebimden?
Hangi pense kopardı bizi birbirimizden?
Hangi uğursuz hamal taşıdı valizini?
Hangi çöpçü süpürdü yerden bütün izini?
Hangi yaldızlı otel çarşaf serip barındırdı?
Hangi süslü manzara seni kolayca kandırdı?
Hangi şarlatan imaj böyle çabuk ilgini çekti?
Hangi pembe vaadler o saf kalbini cezbetti?

Dağ gibi adamı eze eze! .....
Hangi anası tipli parlak çömeze,
Hangi alemlerde kahkahanı ettin meze?
Hangi yamyamlara yedirdin o masum rüyamızı?
Hangi mahluklar çiğnedi el değmemiş sevdamızı?
Hangi bıçak keser şimdi benim biriken hıncımı?
Hangi mermi dağıtır insanlara olan inancımı?
Hangi bekçi, hangi polis artık zapteder beni?
Ve! .. Hangi su bağışlatır?
Hangi musalla temizler seni?


Misafir 6 Eylül 2006 05:59



mydarling24 6 Eylül 2006 08:00

Ya Benimsin Ya BenimGezdirme peşinden nafile beni
Yaktırma yıktırma bana alemi
Benim kadar kimse sevemez seni
Ya benimsin,ya benimsin,ya benim

Eyvallahım olmaz bir başkasına
İstersen gel dene istersen sına
Sokmam hiç kimseyi yar dünyasına
Ya benimsin,ya benimsin,ya benim

Ne gül istiyorum ne bağ ne bahçe
Ne saray ne koltuk ne il ne ilçe
Bu sevda uğrunda ömrümde geçse
Ya benimsin,ya benimsin,ya benim

Yayılsa dünyaya kol kol tellallar
Kulaktan kulağa geçse fermanlar
Elimden alamaz gelse krallar
Ya benimsin,ya benimsin,ya benim

Bu dünya bir yana sen bir yanasın
Seninle yaşarım içimde cansın
Sen bana,bu dünya ellere kalsın
Ya benimsin,ya benimsin,ya benim


Mystic@L 6 Eylül 2006 11:46

İçim Acıyor

Terhis ediyorum senin hayatından
Çıkıyorum bir daha gelmemek üzere
Yollara yazılar yazıyor, ağlıyorum usulca
Sayıyorum günleri hiç bitmeyecek olsa da
Seviyorum bebeğim hiç sevmiyecek olsan da

Kağıttan uçak yapıyorum sana gönderiyorum
Mendilleri birleştirip kandiller kuruyorum
Gemilere ses verip seni her yerde aratıyorum
Ama bir şeyi yapamıyorum, bir kendim sana gelemiyorum

Ben senin gözünde ne zaman bir aşık
Ben senin gözünde ne zaman bir yar oldum ki
Ey kalbimin prensesi, Ey ulu dağların erişelemeyen noktası
Ey canımın canı, kalbimin yarısı sevgilim...


Misafir 6 Eylül 2006 14:45

Yalnızlık!
Yaramsın!
Çıkamadığım duvarlarına kanımı akıttığımsın..
Ciğerime ölümümü üfleyen sigaramsın..
Uyanamadığım kabusum..
Alnımdaki iki çizgi..
Gözümde gittikce siyahlaşan bakış..
Islak avuçlarımda titreyen BUGÜNÜMSÜN!
Yalnızlık!
Yaramsın!
Yaramı kanatansın!....

...
Yalnızlık..
Bir yandan tercihim..
Öbür yandan ahımsın..
İnsanlığımı zorlayan..
Nefretimi telkin eden akranımsın..
İnceden inceye bir öLüş var,yazLıktan gebe kaLan...
Yaramı dürtüp dürtüp kanatanımsın..

...
Yaz karanlığım..
Yaz yaramın kanıyla,yaz yaralandığıma...
Yaz yalnızlığımı...
Devir sırtıma bir kış gecesini..
Yağdır ellerindeki nasırları rüyalarıma..
Yaz karanlığım..!
Yaz acımadan..
Lanet oku tükürükler saçarak..
Akıt bir damla kanımı topraga..
Yaz karanlığım..
Yaz..
Boş durmasın sol elin..
Yarama tuz bas...

...
Bir haykırıştır yalnızlıgım,hepinizmi sağırsınız..?
Haykırmak istiyorum dagların zirvesinde..
Haykırmak istiyorum bos kumsallarda..
Haykırmak istiyorum tek kalabildigim her yerde..
Yasamak istiyorum oralarda huzur içinde..
Son nefesimi verene dek..
Benden baska kimse olmadıgı için yalnız kaldıgımı bilerek...
Yalnız ve kimsesiz...!


Mystic@L 6 Eylül 2006 19:07

Yalnız

Yanlızlık paylaşılmaz
Paylaşılırsa yanlızlık olmaz
Yanar sobasında
Yalnız'ın üşüyen bakışları
Lambasında karanlığa dönük
Bir ışık titrek sönük sönük
Penceresi dışına kapanmıştır
Kapısı içine örtük
Bir sözde saklanmış bir yalanı
Bir gözde okuduğundan
Bakmaz kendi gözlerine bile


TheGrudge 9 Eylül 2006 04:06

Yalnızlık Aşkı

Bırakıp gitti hepsi…
Hepsi bırakıp gittiler!
Hepimiz tek başınayız artık!
Bir film seyreder gibi sessiz…
Hepimiz, tek başınayız artık!
Bütün gürültüleri kendimiz çıkarmak zorundayız…
Hışırtılar, kendi ellerimizdekilerin sesleri.
Biz gürültü yapıp, sadece biz dinliyoruz!
Ne bu kalabalık diye, sadece kendimizle dalga geçiyoruz.
Ortada ne kalabalık…
Ne gürültü…
Ne de başkaları var.
Biz, bırakıp gidenlerin ardından, derin bir yas tutuyoruz.
İçimizi yaran bir yas içindeyiz!
Ne için olduğunu…
Bu acının neye yaradığını…
Bilmemenin acısı yasımızı bastırıyor.
Kendimize, yalnızlığımızı itiraf edemiyoruz.
Gözümüz hep kapıda…
Telefonda…
Cama değecek taşta…
Aklımız televizyondaki aşk dizisinde…
Oradaki adamda terk edilmiş!
İçimiz rahatlıyor…
Yalnızlığımızı paylaşıyoruz.
Oysa şair, “Yalnızlık paylaşılmaz… Paylaşılsa yalnızlık olmaz” diyor.
Boş laf…
Bal gibi paylaşıyoruz.
Televizyondaki adamın haline bakıp…
Derin bir, Ohhh! çekiyoruz.
Onun hali bizden kötü…
O, daha yalnız…
Daha beter terkedilmiş!
Nasıl oluyorsa işte, televizyondan merhem yapıp, kalbimize sürüyoruz.
İyi geliyor vallah.
İyileştiğimizi sanıyoruz.
Gideni aramak yok…
Özür dilemek, eski zaman işi…
Ancak “ben” affederim sanıyoruz…
Öyle cahil bir gurura kapılmışız ki…
Anlayana aşk olsun.
Biz bile anlamıyoruz.
Aklımız… nefsimiz… hırsımız…
Kavgaya tutuşmuşlar.
Kim kazanacak bilemem ama…
Aşkın kaybettiği kesin…
***
Hepimiz tek başınayız artık!
Bir film seyreder gibi sessiz…


TheGrudge 10 Eylül 2006 13:55

http://www.antoloji.com/siir/media/81/www_antoloji_com_68281_863.JPG


Misafir 11 Eylül 2006 03:46

GECE

Yakamozlar,
Tüterken
Denizin mavisinden,
Gökyüzüne;
Yıldız yağmurlarında
Sırılsıklam yüreğim.
Bir yanda özlemlerim,
Bir yanda,
O koyu mavilere
Batan gece.
Dayanamadım yine,
Bu gece,
Kendimden firardayım...


Misafir 11 Eylül 2006 06:59

http://img151.imageshack.us/img151/5033/anjoeamaotx4tt2.gif

Yalnızlığım

Duygular bir isyandır.
Kimi zaman çığlık, kimi zaman gözyaşı...
Düğüm düğüm bir şeyler sıralanır boğazına.
Ağlarsın ağlayamazsın.
Sevgidir, acıdır, umuda duyulan umutsuzluktur.
Bütün dünya sığmıştır gözüne.
Alabildiğine uçsuz bucaksız hissedişler içinde,
zamansızlıklar içinde zamana çağrıdır içindeki.
İstersin ama. zordur silip atmak her şeyi.
Her şey yalnızlığındır, yalnızlık her şeyindir.
Hiçbir şeyin kalmadığı zaman umudundur yalnızlık...
Yalnızlık iki haliyle vardır yaşamımızda.
Kimseli ve kimsesiz oluşuyla...
İnsansızdık, yaban ve de garip...
Bir sonbahar yaprağının yalnızlığını yaşardık.
Bilirim herkesler yalnız bırakır ama sen bırakmazsın...
Oysa şu an öyle yalnızım ki ne bir insan ne bir canlı hayatımda
kimseyi istemiyorum bu yalnızlığımda bile...
Oysa sana öyle açım ki ne bir sevgi ne de bir ilgi istemiyorum...
Bir tek sen, bir tek senin sevgin,
bir senin ilgin benim yalnızlığımı yok edebilir...
Ve bana bugün, bu saatte, bu anda sana böylesine açken gel,gel!
Sağır, kör, karanlıklar içinde bir başkasıyla değil,
yalnızlığımla, kimsesizliğimle, sensizliğimle bekliyorum seni.


HÜLIA 11 Eylül 2006 12:28

Yalnızlık..!


Bilir misiniz yalnızlık nasıl acı verir insana? Soğuk bir oda da tek başına uyumak nasıl acıtır yüreğinizi…


Yalnızlık çoğuna göre basit bir kelimeden ibarettir. Ama hiç düşündünüz mü sadece istediğinizde değil her zaman yalnız olsaydınız;yaşyasakn nasıl olacağını. Yalnızlık bir annenin karanlık geceler de okuyan çocuğunu düşünerek sabahlamasıdır. Yalnızlık bir askeri bekleyen genç kızın uyumadan önceki duasıdır. Yalnızlık dertlerini boş duvarlara anlattığında onların sana cevap vermesini istercesine boş boş duvarlara bakmandır. Yalnızlık eve döndüğünde sevdiğin kişinin cansız bedeniyle karşılaşmandır. Ölümdür yalnızlık;soğuktur... Ateş gibi yanan kalbinle sevdiğinin sana gelmesini beklemektir yalnızlık. Üşümektir onsuz boş yatakta,ağlamaktır. Özlemektir yalnızlık; hasretle beklemek.


‘Yalnızlık’ sadece bir kelime değil;bir yaşamdır. Umutla beklemek, gözyaşlarını tutmaktır…


mydarling24 11 Eylül 2006 12:42

Özledim de söylemedim ...
Bugün seni çok ama çok özledim de söylemek istemedim.

Niye öyle burnumun sızladığını, içimin burulduğunu, gözlerimin çaktırmadan ıslandığını anladım da ondan seni özlediğimi söylemedim. Bu güzel eylül gününde Boğaz'ı seninle seyretmek isterdim, sigaramın yarı dumanını rüzgarla paylaşmaya hazır, bedenim göğsüne yaslanmış öylece bakardım görüntüye. Bakarken güzel şeyler düşünürdüm!

Sabah rastgele müzik dinlerken kimin söylediğini bilmediğim bir şarkının sözü çok hoşuma gitti. Kıymetimi bilmen için illa gitmem mi lazım, sevdiğini duymak için illa ölmem mi lazım diye soruyordu. Ya da benim bu şarkıdan çıkardığım sonuç bu emin değilim. İnsan hem sevdiğini söyleyip de hem neden sevdiğinin yanına gelmez.



TheGrudge 12 Eylül 2006 00:20

http://www.antoloji.com/siir/media/42/www_antoloji_com_537242_480.JPG


TheGrudge 12 Eylül 2006 02:41

http://www.antoloji.com/siir/media/32/www_antoloji_com_134532_146.JPG


Mystic@L 12 Eylül 2006 23:58

Adımlar

bir adım attığım yerde
ne vardı ki
gitmemle kayboldu

her adımımda
sonsuz ben'leri koyuyorum
boşluğa
ve yine ben dolmuyorum

geçip gittiğim yerlerden
iç içe
öne
ve arkaya bakan
bir sürü
ben
ler
koymuşumdur
eskileri çocuk
şimdikiler ihtiyar


Misafir 13 Eylül 2006 11:09

GÜZ YORUMCUSU

Eylül işte değiştirerek geliyor
Eziyor hırpalıyor sonra da coşturuyor beni
Yeni bir haz olarak hayatın sonbaharında gizli
Sarışınlık kokuyordu diyerek
Daha iri bir nokta koymadan cümlenin sonuna
Nureddin Durman
Neden susayım usta, kırmızı bir gök yağıyor üstüme
Dörtnala içiyorum rüzgârın soğumuş yapraklarını
Göğsümdeki âteş düşüyor soyunmuş dudaklarıma
Savurup atıyorum taflan yemiş çocukları, alnımdan

Yürü yürü çoğalıyor eylül denen yol,
Geçiyor eşiklerden yağmur kokulu iki sevgili
Birdenbire uçuruma düşüyor simyası yalnızlığın…
Islak çöl ıslıkları yapışıyor moraran parmaklarıma
Eylül denen ölüm çiçeğine asılı son nefesim, usta
Kurşun yemiş düşlerden tanıyorum hayalifener çocukları
Sesime katık yaptığım hüznünden, içime batan aşk teknesinin

Çıkarıp atıyorum zehirli çığlıklarını coğrafyamın
Bir sonbahar aynasında unutuyorum yoksulluğumu
Alışıyorum toprağa bulanmış karanlıklara, serin sokaklara…
Hüzün akşamlarında dökülüyor bütün sırlarım usta
Kalbe yıldırım süren hemzemin geçitlerde
Ve ışıktan sesleriyle ölüyor bahçedeki çiçekler
Küskün bir zambak sığınıyor üşüyen dar kapılara
Kapanmış pazarların titreyen meydanlarında yani
Uğultulu bir ihtilal sabahında düşüyorum sayımdan
İçimde kuşların sessizliği, bahçeye koşan korku…..
Ben ölürsem, kim taşıyacak onca gök gürültüsünü
Kim toplayacak uçarı şimşekleri çocukların kalbinden
Kıyılarına vura vura kim yürüyecek lodoslu dalgaların
Devrik sokakların, boynu bükük balkonların ve ağaçların
Lezzetli güz sofraları çekildi kursağımdan usta
Yarıda bırakılmış sevincim yokluk mülkünün yoldaşı
Ateşler içinde yanan güller ve hüzün soluyan kuşlar…
Ölüp ölüp dirildim, yağmurla yıkadılar cesedimi
Sağnak yemiş caddelerde kayboldum, güngörmüş kentlerde
Unuttum gazel bakışını poyraz toplayan sevgilinin
Gözlerinin limanına demirledim intihar yüklü bulutları
Ellerimle topladım dengini yazıklı şarkıların, usta
Ağlayan duvarlara bırakırken muammalı notaları
Küçüldü gözlerim, bildim eylülün sarışın mahzunluğunu
Bir hüzzam şarkı gibi çekildim bütün surlardan
Yarı uçuk çarşılarda dağıldı camdan şarkılarım
Eylülün sırrında kaldı bakışı şefkatin, merhametin
Yokluğu kemiren çocuğun destan okuyan gözleri bir de
Çamur içmiş adımlarım kaçıyor paletlerin ağından
Şimdi sana usta, bu hüzzam şarkıyı bırakıyorum
Hüzün mü? Hâlâ mümkün! Ben çekip gidiyorum…


TheGrudge 13 Eylül 2006 11:42



YALNIZ GECELERIM

sensiz gecelerimde
yine oturmuşum
yalnız başima
dalmışım
derin düşüncelerime
inmişim
derinliğine yüreğimin
gözlerim dalgın
beynim yorgun
yüreğim kırgın
yüzüm solgun
haykırıyorum yine
gecelerimde
sevdalı yüreğim coşar
sigaramın dumanı tüter
alevlenir yine ateşi
sessiz gecelerimde
yalnızlığımda..

sanki ıssız ve karanlık
bir boşluktayım
nice yıldızlar döner
kuşlar öter
bulutlar dolaşır üzerimde
şimşekler çakar
yıldırımlar düşer
ve beyaz kar taneleri
üşür ellerim
titrer canım
buz gibi olur parmaklarım
şarıl şarıl yağmur damlaları
sel olur akar
sessiz gecelerimde
yalnızlığımda..
türküler söylenir
ağıtlar yakılır
gözyaşları dökülür
halaylar çekilir
kahkahalar atılır
ve bir hawar sesi
gelir kulağıma
çığlık atarcasına
hüzünlenir, kederlenir
ve sevdalanırım
yüreğim sızlar yine
sessiz gecelerimde
yalnızlığımda..

sussuzum,
su olmak isterim
kurumuş dudaklara
açım,
ekmek olmak isterim
acıkmış midelere
yoksulum, yetimim
toklar ne anlar halimden
üşüyorum,
sıcak bira ateş olmak isterim
üşüyen canlara
ışık olmak isterim
kör karanlığa
sessiz gecelerimde
yalnızlığımda..
benim sevdalı yüreğim
fışkıran bir pınar gibidir
coşarım
taşarım
sınır nedir bilmem
nice engelleri aşarım
türkülerim
şiirlerim uyanırlar
sessiz gecelerimde
yalnızlığımda
bir sevda türküsü başlar
yüreğimde
dağlarımın tutkusudur
ülkemin özlemidir
kürt dilimin hasretidir
Kürdistan tarihimin gerçeğidir
başlayan
yine hüzünlenir, kederlenir
ve coşarım
sessiz gecelerimde
yalnızlığımda
hey Ay!
hey yıldızlar!
aydınlatmak isterim
karanlık sayfaları
coşkuyla yanan ışığınızın altında
ve mum ışığim yanar, ışıldar
sessiz gecelerimde
yalnızlığımda
sanki hep yoksulluğumdur
acılarımdır
hep beni bekleyen
bu benim yazgım mıdır?
ben mutluluk nedir bilmem
nedir yaşamın anlamı sence?
yaşam kendisi bilmiyor ki!
hayatın tadını çıkarmadan
göçup giderim ben
ruhumda bir sıkıntı var
yüreğimi dağlar
gözlerim dolar
ağlayamıyorum bir türlü
gözyaşlarım nereye gitti?
bazen rakımı yudumlarım
kırmızı gülümü koklarım
konuşurum
fısıldaşırım kendi yüreğimle
sessiz gecelerimde
yalnızlığımda..
bazen bir öfkeyle
nefret duygusuyla
bazen coşku ve umutla
bazen acı ve kederle yaşarım ben
gecelerimde..

ah ah.. değil gündüzlerimi
bari gecelerimi bağışlayın bana
rahat bırakın beni hey kötüler
kötülüğünüzün içinde
kıvranırım
boğulurum
sessiz gecelerimde
yalnızlığımda
bazen kuşlar ve dağlar gibi özgur
kayalar gibi güçlü
deniz dalgaları gibi coşkulu
çiçekler gibi kokulu
melekler gibi temiz ruhlu
olmak isterim ben
sessiz gecelerimde
yalnızlığımda
bazen mutlu ve umutlu
bazen mutsuz ve umutsuz
bir beklenti içinde olurum ben
gecelerimde
bazen kendi derinliklerime inip
yolculuk yapmak istiyorum
yalnız başıma
derinliklerimde gizli olan erdemi
bulup çıkarmak istiyorum
evet, erdemli olmak..
karanlık yolları, engelleri
aşıp, yırtıp aydınlığa
umuda, sevgiye, barişa
doğru koşmak istiyorum
çırpınan yüreğimin özgür sevdasını
ve o derin mutluluğu
solumak istiyorum ben
ıssız ve sessiz gecelerimde
yalnızlığımda..
ve yine yalnız olmak istiyorum
yorgun ve dargın yüreğimle
küskün türkülerimle
yitik sevdamla
karışık duyrularımla
ve küçük dünyamla başbaşa…


Misafir 13 Eylül 2006 23:38



TheGrudge 14 Eylül 2006 02:40

Ağlarken kimse görmedi beni

Ağlarken kimseler görmedi beni
Kimselerde göremezdi
Çok ağladığım geceler olmuştu oysa
Hıçkıra hıçkıra yanlız başıma
O terkedilişlerin ardından
Dimdik duruşlarım
Gidenlerin gözlerine şahin bakışlarım
İçimden geçirdiğim yıkılmadım ayaktayım tavırlarım
Her nekadar ciddi duruşlarımda olsa
Ben yanlız kaldığımda çok ağladım
Ben yarsiz ben sevdasız ben aşksız
Ben yanlızda çok kaldım
Asaletli Ağır yürüdüğüme aldanma
Ben gizli gizli çok ağladım
Hep terk edilmişliğin
Hem sevdalıdan hem dosttan çok çekmişliğim
Hepsinin birikmişliğindendir
Böyle tek kalmayı seçişim
Bu yüzdendir insanlardan kaçışım
Bu yüzdendir aklımı kaçırışım
Sırlarımızı söyledik dostlarımıza
Dostlarımız anlattı dostlarına
Aşklarımızı soktuk ortamlarımıza
Ortamdan geri gelmediler tarafımıza
Ben dostlara, ben sevdalara
Ben arkadaşlarıma kızdım
Ben karanlık gecelerde
Gizli gizli gerçekten çok ağladım
Ağladım ağladım
Hep kaderime yandım
Ben sabahlara kadar içip
Bir park köşesinde çok sızdım
Ben bülbül iken yüz vermeyen güle
Ben gül iken sırt çeviren bülbüle
Ben verilmiş ama tutulmamış her söze
Kendimi kahredip çok ağladım


Mystic@L 14 Eylül 2006 02:45

KORKUYORUM
Korkuyorum, seni kaybetmekten, senden haber alamamaktan,
Korkuyorum, sanki birşey olacak diye diken üstünde oturmaktan,
Korkuyorum, senin o duru güzelliğini, bir gün görememekten,
Korkuyorum, benim yerime bir başkasına yarim demenden,
Korkuyorum, bir sefer olsun, bende seni seviyorum demiyeceğinden,
Korkuyorum, bilmeden seni kırmaktan, sana küskünüm diyeceğinden,
Korkuyorum, cankuşum, ölümü senden daha çok seveceğimden.


TheGrudge 14 Eylül 2006 02:51

Buruk Bir Yalnızlık Şiiri

Gideceksin değil mi?
Beni bu hallerde bırakarak
Bir kuş gibi avuçlarımın arasından uçacaksın
Bilmelisin ki,
Bırakırsan bir ben kalırım gecenin koynunda
Uyumasını bilmeyen bir ben.

Bırakacaksan, ki bırakacaksın
Yüreğimdeki fırtınalarla
Gözyaşımdan oluşan sellerde bu tertemiz
Fakat tek taraflı aşkı alabora etmemek için
Yine de deliler gibi çabalayacağım bilesin
Şimdi çekinmeden söyle yeni bir sevgili bulduğunu
Onu benden daha çok sevdiğini
Bana beslediğin sevgiyi çocukça bellediğini
Tam da bu gün söylemek istediğini
Yani sevgililer gününde beni ellerinle
Yabana atmak istemeni çekinmeden söyle .
Artık dönmeni beklemek
Ölümü beklemekten daha beter
Bir yemin ettim tertemiz aşkıma
Seviyorum dedim. Ölene dek seveceğim
Eğer etmeseydim bu yemini
Ölümü beklemek daha beter olacaktı belki.
Bilesin ki her şarkıda sen varsın.
Notaları deşifre etmeye çalışırken,
Ayrılığın kelepçesi aşkımı nasıl da sıkar?
Sıkar da aşkımı da bedenimi de karabasanlara sunar
Mahkumum yalnız kuytularda
Uzun zaman hasret kalmanın düşünceleri
Her gece çocuklar gibi ağlatır beni
Ben çok mutsuz çok umutsuzum bugünlerde, bilesin.
Hiç değilse bir haber sal da mutlu olduğuna dair
Bu küçük sevinç müsvettenle
Bir nebze olsun ben de mutluluğu deneyim.
Olmayacak duaya ben de amin diyeyim


Mystic@L 14 Eylül 2006 12:36

Kara Sevda

...ve nihayet gelip çattı
Bir dilimi zehir zıkkım
Bir dilimi candan tatlı.
Masallarla indi yere
Sebil oldu cümle hikayelere
kara kara kazanlarda kaynadı
Diyar diyar al kanlara boyandı
Türkülerde ateş alev yandı tutuştu
Gördes kiliminde nakış
Minyatür bahçelerinde suret kesildi.
Ve nihayet gelip çattı
Elveda belirsiz bedava sevince
Uçan kuşa eşe dosta elveda
Bütün haşmetiyle gelip çattı
Bir dilimi zehir zıkkım
Bir dilimi candan tatlı.


Misafir 14 Eylül 2006 20:04

Hani Kurşun Sıksan Geçmez Geceden
Yiğit harmanları, yığınaklar,
Kurulmuş çetin dağlarında vatanların.
Dize getirilmiş haydutlar,
Hayınlar, amana gelmiş,
Yetim hakkı sorulmuş,
Hesap görülmüş.
Demdir bu...

Demdir,
Derya dibinde yangınlar,
Kan kesmiş ovalar üstünde Mayıs...
Uçmuş, bir kuştüyü hafifliğinde,
Çelik kadavrası korugan'ların.
Ölünmüş, canım,ölünmüş
Murad alınmış...

Gelgelelim,
Beter, bize kısmetmiş.
Ölüm, böyle altı okka koymaz adama,
Susmak ve beklemek, müthiş
Genciz, namlu gibi,
Ve çatal yürek,
Barışa, bayrama hasret
Uykulara, derin, kaygısız, rahat,
Otuziki dişimizle gülmeğe,
Doyasıya sevişmeğe,yemeğe...
Kaç yol, ağlamaklı olmuşum geceleri,
Asıl, bizim aramızda güzeldir hasret
Ve asıl biz biliriz kederi.

İçim, bir suskunsa tekin mi ola?
O Malta bıçağı,kınsız,uyanık,
Ve genç bir mısradır
Filinta endam...
Neden, neden alnındaki yıkkınlık,
Bakışlarındaki öldüren buğu?
Kaç yol ağlamaklı oluyorum geceleri...
Nasıl da almış aklımı,
Sürmüş, filiz vermiş içimde sevdan,
Dost, düşman söz eder kendi kavlince,
Kınanmak, yiğit başına.
Bu, ne ayıp, ne de yasak,
Öylece bir gerçek, kendi halinde,
Belki, yaşamama sebep...

Evet, ağlamaklı oluyorum, demdir bu.
Hani, kurşun sıksan geçmez geceden,
Anlatamam, nasıl ıssız, nasıl karanlık...
Ve zehir - zıkkım cıgaram.
Gene bir cehennem var yastığımda,
Gel artık..


Mystic@L 14 Eylül 2006 20:06

Ertelemeyelim mutluluğumuzu..

mutluluğun içimde binlerce yıldız,
ayrılığın beni bırakmayan en kötü hırsız,
Yokluğun içimde yaramaz bir kız,
en büyük günaha mecbur etti beni!
Rüyalarımda bile avutmuyor,sensiz yaşadığım bu hatıralar,
canım sevgini istiyor,
Ayrılığın her anında..
ertelemeyelim mutluluğumuzu gel yalancı baharlara,
Ne cenneti görüyor gözüm senden uzakta,cehennem bile
mutluluktur senin yanında..


Misafir 16 Eylül 2006 21:30

Sadece bunu söyleyip susmak isterdim.. Ebediyen susmak.. Çünkü canım acıyor.. Konuştukça, özledikçe, en kötüsü yaşadıkça canım acıyor..


İyiliklerim bile güçsüzlüğümden.. Güçsüzlüğümdendi, beni daha çok kırmasınlar diye kendimi adamalarım olmadık insanlara!..

Evet yalnızım...

Çünkü ne zaman aşkla büyülensem, o çok eski korkum bana yaralı kendimi hatırlattı.. Ne zaman aşkla büyülensem, aynı anda ayrılığın o korkunç hüznü kalbimi yaraladı.

Suç senin değil, özlemek değil, en büyük acı, bu giderek büyüyen boşlukmuş..

En büyük dert
KİMİ ÖZLEDİĞİNİ, KİMİ SEVDİĞİNİ BİLEMEMEKMİŞ.

Sevgili, öyle yanlış bir yerdi ki bu dünya, ben seni en çok karanlıkta kaldığım zamanlarda özlüyordum.


Misafir 16 Eylül 2006 21:41



TheGrudge 17 Eylül 2006 08:28

Seni Andım

Daha dün neşeli şarkılarla,
Seni andım günboyu.
Şiirler yazdım,
Sevgi sözcüğü dolu
Her şarkıda seni buldum,
Sana aşık oldum.
Dudaklarımda fısıltı,
Gözlerimde ışıltısın.
Yüreğimden sevdanı silsem,
Ruhum seninle dolu.
Engelleri yıksanda,
Bana koşsan ne olur?
Dudaklarımdan öpüşün,
Sence nasıl unutulur?



Saat: 23:36
Sayfa 1 / 38

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık