![]() |
Yalnızlığıma (Yalnızlık) Yalnızlığın hangi tarafındayım bilinmez... En çok da yabancıyım kendime.Saklandıkça yaşadığım yalanlardan... Gözümü her açtığımda hissettiğim korku; avuçlarıma damlayan bir hayal kırıklığı, bir acı oldu... Nasıl yürüdüm, ne zaman geldim ben bu yalnızlığa?... Daha kapıyı bile çalmamıştım, ne çabuk açtın... Müsadenle yüreğimi aramaya geldim, kendi kimliğimde yitirdiğim yalnızlığımda... Doğuştan mı yalnızım, yoksa yalnızlığım da mı doğdum? Ne zaman geldim unuttuğum bu zaman kavramından, bu bomboş kalabalıklardan sıyrılıp... Beni buraya getiren hayallerim, umutlarım, göz yaşlarım, hayal kırıklıklarım ve yıkımlarım....biliyorsun... Eğer gelmeseydim kalacaktım enkazın altında. Kusura bakma rahatsız ettim seni yalnızlığım. Eğer yalnız değilsen ben gideyim...Ama ben ne zaman gelsem sen yalnızsın...Yok hayır biliyorum, uzun zamandır buradayım. Her gitmek istediğimde senden, aslında hiç gidemediğimi anladım sana dönüşlerimde... Sanki bir kördüğüm oldun boğazıma düğümlenen... Madem geldim anlatayım izninle... Bir hayal kapısında doğdum.Yalan insanların adına sevgi dedikleri ve iki dudak arasında tükettikleri yaşamda buldum kendimi... Neye uğradığımı anlamamıştım daha. Taptım, inandım, güvendim sadece iki dudak arasında dökülen cümlelere, harcanan yüreğimin eridiğini göre göre. Göz göre göre... Aslında gözüm kör olmuştu, kulağım duyardı sadece. Bense yüreğimde yanan ateşin kor olmasını seyrettim ve kendi küllerimden yeniden doğmaya çalıştıkça, bir tokat daha yedim yalan hayattan. Öleceğimi bile bile, göre göre, göz göre göre, kör olduğumu bile bile... Şimdi anlıyorum, çok iyi anlıyorum, ama neye yarar; kör olmuş gözlerim, yüreğimi arar olmuşum yalnızlığımda... Ve yine ve şimdi yüreğimde yanan ateşin adına hayal koydum. Çünkü sevgi sadece dudaklardaki cümlelerde yaşanan yalan olmuş... Ne umut, ne sevgi cümlelerde anlam bulamazdı yüreğimdeki kadar... Ama su gibi akan zaman, bir nehir oldu şimdi gözlerimde, gittikçe uçuruma akan. Her geçen gün yaşadığım yaşanmamışlıkları, yalanları tokat gibi vursan da yinede yanındayım yalnızlığım, Yüreğimdeki Mavi için... Umutlarımı aramaya geldim, hayallerimi, yüreğimi aramaya geldim... Nasıl yürüdüm ne zaman geldim ben bu yalnızlığa...? |
Ne zaman yüreğimden silinmeye başlansa adın, sözlerinle kanatarak yeniden yazılıyor yüreğim boyunca... Sonra yeniden çiziliyor kalbime yüzün, ellerin... Yeniden başlıyorum seni sevmeye kaldığım yerden. Hemde hiç akıllanmadan ve tekrar aynı yanlışlarımla. Beni üzeceğini bile bile, yüreğimi zırhından kurtarıp düşüyorum peşine yeniden... Sensizlik canımı öyle yakmış ki hasretinden daha büyük bir acı göremiyorum. Bu yüzden göze alıyorum tüm zorlukları... Sensiz mutlu olmaktansa seninle mutsuz olmak daha acısız geliyor kalbime. Ve işte yeniden başlıyorum seni sevmeye tükendiğim yerden. Ne kadar yaralansamda senin tarafından yeniden sunuyorum yüreğimi tüm çıplaklığıyla... Yeniden kanat istersen açık yaralarımı, yeniden savur sevdamı yangınlara... Korkusuzluğu sensiz kaldığım gecelerde öğrendim ben. Seni özlediğim anlarda tanıdım sabretmeyi... Sonunda yeniden düşeceksem yangınların koynuna, razıyım inanki ben. Bilsenki seninle her yer cennetin yolu, sensiz dünya benim olsa yine YALNIZIM.. |
Sana hapsoluşumun yüzüncü yılındayım sen hala bir çocuk olduğumu düşünüp, ninniler fısıldıyorsun yüreğime rüyalarımda... uykulu bedenim küs sana! güneşin doğmayacağını bile bile uyuttun beni avuçlarında. damla damla aşk yetmedi doyurmaya aç ruhumu. kırgın dünyam, uzak sana!,_nefes kadar yakınken_ aldattım seni! evet aldattım! yüzsüzüm ve dürüstüm aldatıldığını yüreğine haykıracak kadar hem de... oysa sen yanı başındayken bile, gelmemi beklerdin. özleyerek, kaybederek, aşık gibi severdin... bense; aldattım seni! evet aldattım! bir gece vakti, uyandım rüyalarımdan. hayır hayır ben rüyaya hasretm! _kavustu onlar_ uymadığını farkettim tutsaklığının serseri benliğime az serseri, az şımarık, az çocuk... aldattım seni, evet anlatım... işine gelmedi diye buruşturup yakma satırları, anla artık aramızda koca bir yalnızlık var! yalnızlığımla başbaşa, senden ırak _nefes kadar yakınken sana_ yarınlarıma sakladığım bir ayrılık var, bir aldatış, bir yalnızlık var. _yalnızlığım_ |
SESSİZ TİYATRO en sessiz rolüme büründüm yine dün gece kalem konuştu kağıtlar dinledi ben tek kişilik oyunumun oyuncusu sense bir izleyiciydin sadece... |
"Aciklikla kapalilik arasindaki farki gözlerimiz tayin edemiyor kuytu zamanlarda... Kuytu zamanlarda girdigimiz kuytular hep daha karanlik, hep daha aydinlik! Dibine uzandigim umudun gölgesi, Yarini aydin tutmaktan aciz aklimi tüm ciplakligiyla gölgeliyor, Olsun! Ben yine de gölgesinde umudun, Yarinlara aynalik yapan yapraklari görüyorum. Bir parcanin bir bütünü gibi salmisim kendimi Bütünde bir parca olmak istemiyorum Tipki zamanda “an” olmak istemedigim gibi Sök bütün baglayici vidalarimi ey yalnizligim! Vakit ne erken ne de gec Düstügüm cukur ne dipsiz ne ne dipli Yorgunum hepsi bu! -Yorgunum cünkü yorgunlugumun yasamak gibi bir anlami var" G |
Yalnızım Aşkıyla Aşklandım Yalnızım Aşkıyla aşklandım Gözlerimden güneşler sökün edecek Bir dünya istiyorum Başımı döndürecek.. Göğsümün içinde Volkan yürek Kim yaşayabilir ki böyle suskun Sustukça haykırarak.. Okyanuslar istiyorum Taş devrini gömecek Yüzyıllar istiyorum Aşk, hükmünü sürecek.. Bir yürek daha istiyorum Dahalarca aşkımlı Aşkımı döndürecek.. |
"Ve perdemin de son nefes hissettiğini anlayıp aralamak isteği doğduğunu düşündüğüm andı Adı ikili yalnızlık olan hayatımın. Bu akşam o kadar da karanlık değil ve korkmuyorum hatta korkutmuyor bu yalnızlık ben hiç yalnız kalmamışım oysa hiç sevgim tükenmemiş içimde oysa hep bir alev gibi yüreğimde taşımışım, o alev bu gece aydınlığım oluyor dışarıya ışık saçan sevginle dolu büyük bir ışık var. Tıpkı, bir alev topu gibi bir ışıktı. Son demimdeki hayatımın ve perdenin son deminin olduğunu anlamaksızın kavuştuğum heyecanın yerli, yerinde olacağının farkına varamadığım andı Adı ikili yalnızlık olan hayatımın. Fark edemiyordum perdenin aralanışını sevginin ışığı hiç yerinde durmuyordu hep elini uzatır beni uykumdan bölmeye çalışan tek varlıksız varlıktı. Görünmüyordu, tutulmuyordu. Hissediliyordu fakat hissediyordum, yüreğimde taşıdığım sevgini. Ama ne başkasına anlatacak kadar basit bir şey di ne de anlatılacak kadar kolay bir şey çok zor seni anlatmak sadece geceleri aklıma geliyorsun gündüzleri hep içimdesin, karanlıkta içimde kaybolma korkusu sarıyor beni ama o zamanda benliğin aklımdan çıkmıyor. Bir tebessümü vardı sanki dışarıdaki hayatın içeriye katan ışığında. Bir korku, bir tehlike ve bir yanlışlık seziyordum kendimden başkasının da ne kadar önemli olduğunu biliyorum. O tehlikenin için de ben o korkuda senin olmadığını düşünmem sevgime bir kat daha ışık katıyordu. Ve o an yine vazgeçemiyordum Adı ikili yalnızlık olan serüvenimden. Kayıp giden yıldızı görmek istemiyordum bu akşam ve korktuğum karanlıktan vazgeçip de az da olsa katamıyorum ruhumun karanlığına ışığı senden başkasını kabullenemiyorum içime. Korkumu yendiğimi düşünüp ve hala içimde bulunan karanlıktan Adı ikili yalnızlık olan hislerimden kabullenilmiş olan duygularımdan vazgeçirmek isteğini anlamak için yıldızların ve senle olan hayatının içine atılmayı kurtuluşluğun ve büyük bir mutluluğun temeli olarak görüyorum… Sonunda sensiz bir gecenin kıymeti anlaşıldı Adı ikili yalnızlıktı bu gecem ama sensiz seni nasıl yaşadığımı merak ediyorsan bugün perde ve pencere açık uyuya cam. Kapatıyorum bazen pencereyi ışığın eksik olmuyor benden. kokunu hissetmek istiyorum bir dal rüzgâr vuruyor içime bir rahat nefes alıyorum mutlu oluyorum sonra sensiz olamayacağımı anlıyorum ve sonra uyuduğumu zannediyorum aslında uyuyamıyorum sonra seninle birlikte başka bir dünya ya gidiyorum. Geziyoruz, eğleniyoruz, koşuyoruz adeta birlikte çok yoruluyoruz. Sonra düşüyoruz kırlarda ve sabah başka bir dünyada uyanıyorum seninle yine koşuyoruz eğleniyoruz. Resmini değiştiremediğim tek imgemsin şiirde tek imgem. Sanırım seni çok seviyorum bir kır çiçeği kadar güzel olmanın değeri nedir. Hangi insan hem bir anda rüyalara girer hem birini başka dünyaya götürür hem sabah başka bir dünyada uyandırır hem sonra canlı bir kır çiçeği hangi insan olabilir işte bu yüzden seni çok seviyorum… |
Yalnızlığım Yalnızlığım Kalp yarası yalnızlığım Taşı bile yosun sarar Seni kimle paylaşayım... |
YALNIZ' IN DURUMLARI Sen herşeyi süpürebilirsin; sonbaharı süpüremezsin, Yalnızsa, sürekli bir sonbaharı süpürür hep.. Düşünemezsin. Yanar sobasında yalnız'ın üşüyen bakışları. Lambasında karınlığa dönük bir ışık titrer sönük-sönük. Penceresi dışına kapanmıştır, kapısı içine örtük. Yalnız, bin yıl yaşar kendini bir an'da. Yalnız'ın nesi var, nesi yoksa tümü birdenbire'dir. Yalnız, bir ordudur kendi çölünde.. Sonsuz savaşlarında hep yener, kendi ordusunu. Yalnız'ın sakladığı bir şey vardır; Boyuna yerini değiştirir, boyuna onu arar... Biri bulsa diye. Yalnız, hem bilgesi, hem delisidir kendi dünyasının. Ayrıca; hem efendisi, hem kölesidir kendisinin. Tadını çıkaramaz görece'siz dünyasında hiçbirisinin. Yalnız, sürekli dinleyendir söylenmemiş bir sözü. Sözünde durması yalnız'ın yalancılığıdır kendisine.. Hep yüzüne vurur utancı. O yüzden gözlerini kaçırır gözlerinden. Yalnız'ın odasında ikinci bir yalnızlıktır ayna. Yalnız, hep uyanır ikinci uykusuna. Yalnız, kendi ben'inin sen'idir. Bir sözde saklanmış bir yalanı, bir gözde okuduğundan bakmaz kendi gözlerine bile. Her susadığında o, kendi çölündedir. Kendi öyküsünü ne anlatabilen, ne de dinleyebilen. Kendi türküsünü ne yazabilen, ne söyleyebilen. Bir zamanlar güldüğünü anımsar da... Yoğurur hüzün'ün çamurunu avuçlarında. Yalnız, aranan tek görgü tanığıdır yargılanmasında kendi davasının.. Her duruşması ertelenir kavgasının. Yalnız, hem kaptanı, hem de tek yolcusudur bakmakta olan gemisinin.. Onun için ne sonuncu ayrılabilir gemisinden, ne de ilkin. Yalnız'ın adı okunduğunda okulda ya da yaşamda.. Kimse, "burda" deyemez.. Ama yok da.. Uykunun duvarında başladı.. Önceleri bir toz gölgesi sanki; sonra bir yumak yün gibi. Ama şimdi iyice görüyor örümceğin ağını gün gibi. Yalnız, duymuş olduğunun sağırı, görmüş olduğunun körüdür.. Ölür, ölür öldürür.. Öldürür, öldürür ölür. Duyduklarını unutur, duyacaklarını düşünür. Yalnız'ın adına hiç kimse konuşamaz.. O, kendi kendisinin sanığıdır. Yalnız, önceden sezer sonra olacakları.. Paylaşacak biri vardır; anlatır, anlatır ona olanları, olmayacakları. Her leke kendisiyle çıkar. YALNIZLIK PAYLAŞILMAZ. PAYLAŞILSA YALNIZLIK OLMAZ. |
Yalnızlığımla,bu benim ilk gecem Dışardaki yağmuru duyuyorum. Pencereden görüyorum, çırpınan ağaçların gölgesini. Soğuk iliklerime kadar işliyor, üşüyorum,donuyorum, konuşamıyorum. Beynimdeki düşünceler,çelişiyor. İçimdeki çoçuk, bana nasıl da sımsıkı sarılmış bir bilsen!! Ne kadar da ürkekmiş meğer o çoçuk... Sessiz sessiz beni dinliyor, ben de onu. Odada kimseler yok, Sadece ben ve içimdeki çoçuk, Bir de derin bir sessizlik. Gecenin içinde ona bir şeyler söylemek istiyorum,ama olmuyor yapamıyorum. Kelimeler,boğazıma düğümleniyor bir türlü çözülmüyor,işte!! Ona söyleyemiyorum!!!! |
bir kabus gibi çöküyor üstüme gece olunca, sensizlik yüreğimi sıkıştırır nefessiz kalır ciğerim, bir de senin hasretin var katlanılması güç olan, yine de yaşıyorum; ne yaşadığımı bilmeden. evet sensizlik çekilmiyor ne sigaram beni avutur, ne de elimde kalan resmin beni teselli eder. işte sensizliği böyle yaşıyorum sevginden vazgeçmeden kahrını çekiyorum... *alıntı |
Hasret Geceleri hasret geceleri gömülmüş karanlığa yıldızlara dargın yorganına sarılır ay yine öyle eski haliyle dudakları kırmızı dökülür nameler buğday başaklarından balıklar mendil tutar göz yaşlarına ağaçlar boy verir meyve verir inada bir de hasret türkülerini çalar radyolar penceremi özler bekler sarı güller yollar düz yollar kıvrımlı gündüz çiğnendiğinin yorgunluğunu atar uzanır alabildiğince hasret geceleri hasret geceleri sessiz kimsesiz yorgun yürekleri çekingen duymaz ıssız yatağında uzanan ırmağın sakinliğini gözler kapalı gök kapalı yer siyah karanlık serin hasret geceleri |
SEN ÜZÜLME Sen üzülme bana sevgilim, idare ediyorum işte İttire ittire götürüyorum hayatı bilinmezliği ile... Sen üzülme suskunum diye. Söküklerini dikiyorum gecenin. Ay ile yıldızları birleştiriyorum, Gök ile güneşi, martılar ile denizi, güzel ile çirkini... Yaşam ile ölüm arasındaki bu maratonun Son finalini koşuyorum nefes nefese. Sen üzülme ara sıra ağlıyorum diye Adına yazdığım tüm şiirleri fırlatıp attım da denize O canımı yaktı biraz.... Yoksa iyiyim ben. Kızma bana gecenin karanlığına takılıp kaldım diye Merak etme; güneş bana da doğacak Beni de yakacak, içimi yeniden ısıtacak Denizin tuzu tenimi ısıracak Huzur; giyilmemiş bir elbise gibi Ruhumu sımsıkı saracak. Gelmek istersen yeniden bana Kapım açık tüm sevdalara Geleceğin zaman haber ver Ya da dokun yüreğime Gün ışığı aydınlığında |
yüreğimin duvarları arasında kefenledim düşlerimi. artık paylaşacak birşey kalmadığını bilmek o kadar acıttı ki beni. belki de bu yüzden keyifsiz kelimelerim. belki de bu yüzden ilk defa mektup yazıyorum. sahiplen... beni anlamak zordu, çözemedim kendimi. çözsem, sana kalmayacaktı anlamsızlıklar. beklediğim ne idi? bu bile yanıtsız bir soruydu sanırım... hicran düşüyor geceye denizin karasından. denize en çok ben kara kattım. sense kül... neyse, karıştırmayalım karayı külü... kalmıyor birşey arkamda ben giderken. senden aldıklarım olsaydı da onları bıraksaydım sana. kurumuş papatyalardan, kokusu hala saklı bir taç yapsaydın da bana, zarfın içine onu da koysaydım. ama yok, yok işte... sakladım seni içimde. senden izin almadım ama aldım seni ve gidiyorum. bir de gölgeler geliyor peşim sıra. hangisi aslım o da yanıtsız... ben, ben galiba dayanamıyorum artık... yok, bu öyle her zamankinden değil. keyifsiz bir gecede, söyleneekleri söylemeleri beceremeyip, ardımdan dualar okunarak gidiyorum... gel de toprak at üzerime... yorgunsan ve kolun ağrıyorsa eğer, bana yaşamak için bir neden söyle.. ben giderken çaresiz, hasret olmasın yüreğine... |
en değerli varlığımdın ama beni sırtımdan hançerlemeden önce şimdi nesin biliyormusun benim için içimde ilk nefret duygusunu uyandıran bir varlıksın sana teşekkür ederim bana o pis yüzünü gösterdiğin için ben dünyada ki en güzel varlık olduğunu düşünürdüm ama ne zavallıymışım ki senin o pis yüzünü görmediğim için madalyonun iki yüzü vardır sen artık benim için madalyonun araka kısmısın çünkü madalyonun arka kısmı kullanılmaz unutmadan sevineceğin bir haber sana olan nefretimi içime gömdüm... |
|
Acı Günlerim Acı günlerim Şamatacı günlerim Güneş yüzü görmedi vay Hacı bacı günlerim Değirmenin çarkı yok Bu bahçenin parkı yok Ali gider Veli gelir külhana vay Bir birinden farkı yok Acı acı günlerim Göz boyacı günlerim Ahı vahınan geçti gitti Hacı bacı günlerim Bir ipte iki cambaz Zor olur oynayamaz Dili tatlı içi zehir güzelim vay Böyle kazan kaynamaz Acı acı günlerim Şamatacı günlerim Ahı vahınan geçti gitti Hacı bacı günlerim Mahzuni deli gönlüm Yine yollara düştü Hacı vurdu bacı durdu Kaygı kullara düştü Acı acı günlerim Şamatacı günlerim Ahı vahınan geçti gitti Hacı bacı günlerim |
Ne şiirlerim oldu... Ne duygular aktı satırlara... Hep sen dolu, çoğunlukla sana sevdalar biriktiren Bazen de hüzün dolu,karamsarlıklara teslim olmuş Ne şiirlerim oldu... Hepsine güzellik kattın Güzelliğini anlatmamda kelimeler yetersiz kalmıştı her zaman Gülüşünü,masum yüzünü,sevimliliğini nasıl anlatabilirim ki zaten Bu belki de hayranlıktı... Bir de keşke tanıyabilsem seni Güzel,masum yüreğini anlatabilsem şiirlerimde.. Bilmiyorum, okuyor musun şiirlerimi? Okuduğuna dair umudum var Belki ben uyduruyorum; Belki de okumanı istediğimden bu umudum. Ne hüzünlü gecelerim oldu ama hepsi senle doluydu Bilmem senin de aklına geldiğim oldu mu? Bir şeyi bilmemek ne kadar kötü Aslında bilmemekten daha zor olan öğrenememek. Ama unutma ki; Sen duymuyorsun diye sesim yok olmaz Sen görmüyorsun diye gözlerim rengini yitirmez Sen bilmiyorsun diye duygularım kaybolmaz Ama hoşlanmıyorsan hiçbir şey yapılamaz Çünkü göz,burun,yüz,tip değişmez Zevkler de herkes özgürdür, zorlanamaz. Ve inanmıyorsan sevgime de ve bana da, hiçbir şey yapılamaz En çok acı çektiren bu olur bana, Ne sevmemen, ne hoşlanmaman bu kadar acıtmaz yüreğimi! Sessizliğimin son sesiydi bu İkinci bir emre kadar sessizliğim susmuştur Ama bu susuş sana hayran bir susuştur Bir gün, gözlerim gözlerindeyken gerçekleri öğreneceğiz ikimiz de. İnanıyorum,istiyorum,umuyorum,hayal ediyorum... Bu hayalle yaşayacağım belki karanlıkta,belki hüzünlü ama olabildiğine sevdalı... |
Bir Özlem Şarkısı Ne çok özledim seni bilsen ne çok arıyorum seni solgun palmiyelerin gölgelerinde ne çok arıyorum seni ifade yoksunu lal sokaklarından sağır sultanlardan acıya hüküm giymiş sevdaların ayak izlerinden kaldırım taşlarına sinen dolunay sessizliğinden çiçeklerden her tüyünde alacalı umutlar şavkıyan kuşlardan ne çok özledim seni bilsen gecenin titrek kanatlarında hüzne çalarken denizin mavisi yıkıp yalnızlığın acımasız duvarlarını tutup sana gelmek isterdim. henüz uyku sersemiyken yıldızlar doğmamış başakları okşarken bir rüzgar ak bir güvercin kanadına salıp yüreğimi nisan yağmuru gibi yağmak isterdim teninin karanfile çalan kokusuna ve bir hançer gibi ansızın girip düşlerine sesinin aksi sedası olmak isterdim bir meltem esişinde ne çok özledim seni bilsen bir görebilsem yüzünü beklenmedik bir şehirde ne yaprak düşer sonbaharda inan ne yağmur ne acı kalır yürekte ne gözyaşı bir değse gözlerin gözlerime ne hüzün kalır gecemde ne matem ne asiliği kalır denizin ne hırçınlığı ne çok özledim seni bilsen yitirilmiş sevdaların harman alevi düşlerinde pusudayım kulağım kirişte ellerim tetikte gözlerim ufukta dalgalanacak o kızıl saçlarında |
Sabır Gözler güneşin battığı yerde Dudaklar sevdalı şarkılar söyler. Her gurubun batışında Kalpler çarpar, ümit seherde Seveni anar mı sevgililer? Ey ümitlerim dilediğinizce kaçın Benim şu zamana borcum mu var? Yetişemezsem de koşun, arayı açın Madem ki insanım, beklerim Aşılmadık burcum mu var? |
Sensizlik ölüm kadar Yalızlık çokzor gülüm Elime birdiken batarsa ağlamam Çünkü sensin gülüm Hepseni sevdim Bir seni sevdim gülüm Hadi gel gülüm Gülümgerdön Gitme Gider sen eğer ölürüm sensizlik bana ölüm GÜLÜM GERİDÖN |
Bir çoban olaydım, Dağda kaval çalaydım, Bir balık olaydım, Derin bir ummanda kaybolaydım, Keşke şu divane gönlümü, Zincirlere vuraydım, Yıllar geçti aradan, Niçin geriye döndün, Senin haberin yok mu? Benim için sen, Gittiğin gün öldün. Artık o tatlı gülüşünle, Beni asla kandıramazsın, Çıra değil artık gönlüm, Eskisi gibi yandıramazsın, Son umudumu, Giderken sen götürmüştün, Artık umutlarımı solduramazsın, Bir zamanlar bir alevdin gönlümde, Artık küllendin söndün, Benim için sen, Gittiğin gün öldün. Giderken ardına bakıp, Bir ELVEDA demedin, Ayaz kesen buz gibi, Gecelere bıraktın beni, Bekledim geceler içinde gelmedin, Yıllarca bir haber bekledim, Onu bile vermedin, Elveda demeyen dudaklar, Merhaba der mi hiç, Nazarımda bir ölüsün, Ölüler geri döner mi hiç... |
Seni sevip hissetmem için seni sahiplenmem gerekmiyor artık. Yanımda olmasan da seni hissediyorum, seni hissettiğim kadar seninle oluyorum; baştan başa sen oluyorum.. İlk kez acı çekmeden özlüyorum seni… Sen benim değilmişsin, bunu en çok yalnızlığımda anlıyorum… Sen, seni üzen duyguları, kendi karanlığını seviyorsun.. Sen, seni sevenleri sevemiyorsun.. Sen imkansızlığı seviyorsun, ve imkansızlığın sana çektirdiği acıları.. Oysa hayat bu değil.. Sevmek bu değil.. Sen asla birinin sahipleneceği olamazsın, izin vermezsin.. Ve asla sahiplenemezsin birini.. Senin sahiplendiğin yalnızca kendi korkuların, büyüttüğün yalnızlığın.. O derin kimsesizliğin... Bana bulaştırdığın kimsesizliğin.. Sevgi nasıl bulaşıcı ise hüzün ve nefrette öyle bulaşıcı.. Şimdi kendimde senin izlerini taşıdığımı görüyorum. Senin karanlıklarında yüzüyorum. Ne kadar kendime kaçsam o kadar seni buluyorum... Ve her seferinde senin boşluğundan çaresiz kendime, kendi çaresizliklerime dönüyorum.. Sen beni unutmak için savruldukça, bende seni unutmak için kendi acılarıma alışmaya çalışıyorum... Sen şimdi o sahte öykülerinde ara yalnızlığını.. Ancak hayat sahte öykülerde değil, yüzleşmekten kaçtığın gerçeklerde.. Senin gerçeklerin kaçtığın yaşamında; güçsüz yanlarında, öfkende, sevinçlerinde, geçmişinde, baştan başa kendinde.. Korktuğun yaşama dokunuşlarında, duygularında... Bir kez olsun gir kendi gerçeklerinin ve yenilgilerinin arasına.. Ve gör kendini yüreğinin aynasında... Seni sensiz sevmeye öyle alıştım ki.. Artık sensizliği sana tercih eder oldu kalbim.. Yarattığım masalımsı kahramanımın yerine kimseyi koyamaz oldu kalbim.. Ne zaman biri bana açsa yüreğini, o derin yaralarım açılıyor önüme.. Beni bırakıp gittiğinde oluşan yaralar hala kanıyor. |
Hangi sevgili var ki, senin kadar duyarsız ve kalpsiz? Ve hangi sevgili var ki, benim kadar çaresiz? Hangi ayrılık var ki, böyle kanasın ve böyle acısın? Ve hangi taş yürek var ki, benim kadar ağlasın? Hangi gün karar verdin, küt diye çekip gitmeye? Hangi lafım dokundu sana, böyle inceden inceye? Hangi otobüs söyle, hangi uçak, hangi tren? Seni benden götüren, beni bir kuş gibi öttüren. Hangi kırılası eller dolanır, kırılası beline? Hangi rüzgar şarkı söyler, o ay tanrıçası teninde? Hangi çirkin gerçek uğruna, tükettin güzel ütopyamızı? Hangi boşboğazlara deşifre ettin, en mahrem sırlarımızı? Hangi cama kafa atsam? Hangi kapıyı omuzlayıp kırsam? Hangi meyhanede dellenip, hangi masaları dağıtsam? Bende bu sersem başımı, karakolun duvarına vursam. Kendimi caddeye atıp, arabaların altına savursam. Hangi tercih beni en hızlı şekilde öldürür? Hangi şekil öldürmez de, ömür boyu süründürür? Kayıp ilanı mı versem, şehir şehir dolanmak yerine? Ödül mü koysam, ölü veya diri seni bulup getirene? Hangi ayrılık var ki, böyle diş ağrısı gibi durmadan zonklasın? Hangi cam kesiği var ki, böyle musluk gibi içime damlasın? Hiç sanmam! ... Hasta kalbim bunu bir süre daha kaldıramaz! . Feriştah olsa, böyle eli kolu bağlı bekleyip duramaz. Hangi mübarek dua, Hangi evliya tesir eder, seni döndürmeye? Hangi aptal mazeret ikna eder, ateşimi söndürmeye? Olur mu be! . olur mu? Bu da benim gibi adama yapılır mı? Aşk dediğin mendil mi? Buruşturup bir kenara atılır mı? VEFA bu kadar basit mi? Alınır mı? Satılır mı? Hangi hırsız çaldı, seni yırtık cebimden? Hangi pense kopardı bizi birbirimizden? Hangi uğursuz hamal taşıdı valizini? Hangi çöpçü süpürdü yerden bütün izini? Hangi yaldızlı otel çarşaf serip barındırdı? Hangi süslü manzara seni kolayca kandırdı? Hangi şarlatan imaj böyle çabuk ilgini çekti? Hangi pembe vaadler o saf kalbini cezbetti? Dağ gibi adamı eze eze! ..... Hangi anası tipli parlak çömeze, Hangi alemlerde kahkahanı ettin meze? Hangi yamyamlara yedirdin o masum rüyamızı? Hangi mahluklar çiğnedi el değmemiş sevdamızı? Hangi bıçak keser şimdi benim biriken hıncımı? Hangi mermi dağıtır insanlara olan inancımı? Hangi bekçi, hangi polis artık zapteder beni? Ve! .. Hangi su bağışlatır? Hangi musalla temizler seni? |
|
Ya Benimsin Ya BenimGezdirme peşinden nafile beni Yaktırma yıktırma bana alemi Benim kadar kimse sevemez seni Ya benimsin,ya benimsin,ya benim Eyvallahım olmaz bir başkasına İstersen gel dene istersen sına Sokmam hiç kimseyi yar dünyasına Ya benimsin,ya benimsin,ya benim Ne gül istiyorum ne bağ ne bahçe Ne saray ne koltuk ne il ne ilçe Bu sevda uğrunda ömrümde geçse Ya benimsin,ya benimsin,ya benim Yayılsa dünyaya kol kol tellallar Kulaktan kulağa geçse fermanlar Elimden alamaz gelse krallar Ya benimsin,ya benimsin,ya benim Bu dünya bir yana sen bir yanasın Seninle yaşarım içimde cansın Sen bana,bu dünya ellere kalsın Ya benimsin,ya benimsin,ya benim |
İçim Acıyor Terhis ediyorum senin hayatından Çıkıyorum bir daha gelmemek üzere Yollara yazılar yazıyor, ağlıyorum usulca Sayıyorum günleri hiç bitmeyecek olsa da Seviyorum bebeğim hiç sevmiyecek olsan da Kağıttan uçak yapıyorum sana gönderiyorum Mendilleri birleştirip kandiller kuruyorum Gemilere ses verip seni her yerde aratıyorum Ama bir şeyi yapamıyorum, bir kendim sana gelemiyorum Ben senin gözünde ne zaman bir aşık Ben senin gözünde ne zaman bir yar oldum ki Ey kalbimin prensesi, Ey ulu dağların erişelemeyen noktası Ey canımın canı, kalbimin yarısı sevgilim... |
Yalnızlık! Yaramsın! Çıkamadığım duvarlarına kanımı akıttığımsın.. Ciğerime ölümümü üfleyen sigaramsın.. Uyanamadığım kabusum.. Alnımdaki iki çizgi.. Gözümde gittikce siyahlaşan bakış.. Islak avuçlarımda titreyen BUGÜNÜMSÜN! Yalnızlık! Yaramsın! Yaramı kanatansın!.... ... Yalnızlık.. Bir yandan tercihim.. Öbür yandan ahımsın.. İnsanlığımı zorlayan.. Nefretimi telkin eden akranımsın.. İnceden inceye bir öLüş var,yazLıktan gebe kaLan... Yaramı dürtüp dürtüp kanatanımsın.. ... Yaz karanlığım.. Yaz yaramın kanıyla,yaz yaralandığıma... Yaz yalnızlığımı... Devir sırtıma bir kış gecesini.. Yağdır ellerindeki nasırları rüyalarıma.. Yaz karanlığım..! Yaz acımadan.. Lanet oku tükürükler saçarak.. Akıt bir damla kanımı topraga.. Yaz karanlığım.. Yaz.. Boş durmasın sol elin.. Yarama tuz bas... ... Bir haykırıştır yalnızlıgım,hepinizmi sağırsınız..? Haykırmak istiyorum dagların zirvesinde.. Haykırmak istiyorum bos kumsallarda.. Haykırmak istiyorum tek kalabildigim her yerde.. Yasamak istiyorum oralarda huzur içinde.. Son nefesimi verene dek.. Benden baska kimse olmadıgı için yalnız kaldıgımı bilerek... Yalnız ve kimsesiz...! |
Yalnız Yanlızlık paylaşılmaz Paylaşılırsa yanlızlık olmaz Yanar sobasında Yalnız'ın üşüyen bakışları Lambasında karanlığa dönük Bir ışık titrek sönük sönük Penceresi dışına kapanmıştır Kapısı içine örtük Bir sözde saklanmış bir yalanı Bir gözde okuduğundan Bakmaz kendi gözlerine bile |
Yalnızlık Aşkı Bırakıp gitti hepsi… Hepsi bırakıp gittiler! Hepimiz tek başınayız artık! Bir film seyreder gibi sessiz… Hepimiz, tek başınayız artık! Bütün gürültüleri kendimiz çıkarmak zorundayız… Hışırtılar, kendi ellerimizdekilerin sesleri. Biz gürültü yapıp, sadece biz dinliyoruz! Ne bu kalabalık diye, sadece kendimizle dalga geçiyoruz. Ortada ne kalabalık… Ne gürültü… Ne de başkaları var. Biz, bırakıp gidenlerin ardından, derin bir yas tutuyoruz. İçimizi yaran bir yas içindeyiz! Ne için olduğunu… Bu acının neye yaradığını… Bilmemenin acısı yasımızı bastırıyor. Kendimize, yalnızlığımızı itiraf edemiyoruz. Gözümüz hep kapıda… Telefonda… Cama değecek taşta… Aklımız televizyondaki aşk dizisinde… Oradaki adamda terk edilmiş! İçimiz rahatlıyor… Yalnızlığımızı paylaşıyoruz. Oysa şair, “Yalnızlık paylaşılmaz… Paylaşılsa yalnızlık olmaz” diyor. Boş laf… Bal gibi paylaşıyoruz. Televizyondaki adamın haline bakıp… Derin bir, Ohhh! çekiyoruz. Onun hali bizden kötü… O, daha yalnız… Daha beter terkedilmiş! Nasıl oluyorsa işte, televizyondan merhem yapıp, kalbimize sürüyoruz. İyi geliyor vallah. İyileştiğimizi sanıyoruz. Gideni aramak yok… Özür dilemek, eski zaman işi… Ancak “ben” affederim sanıyoruz… Öyle cahil bir gurura kapılmışız ki… Anlayana aşk olsun. Biz bile anlamıyoruz. Aklımız… nefsimiz… hırsımız… Kavgaya tutuşmuşlar. Kim kazanacak bilemem ama… Aşkın kaybettiği kesin… *** Hepimiz tek başınayız artık! Bir film seyreder gibi sessiz… |
|
GECE Yakamozlar, Tüterken Denizin mavisinden, Gökyüzüne; Yıldız yağmurlarında Sırılsıklam yüreğim. Bir yanda özlemlerim, Bir yanda, O koyu mavilere Batan gece. Dayanamadım yine, Bu gece, Kendimden firardayım... |
http://img151.imageshack.us/img151/5033/anjoeamaotx4tt2.gif Yalnızlığım Duygular bir isyandır. Kimi zaman çığlık, kimi zaman gözyaşı... Düğüm düğüm bir şeyler sıralanır boğazına. Ağlarsın ağlayamazsın. Sevgidir, acıdır, umuda duyulan umutsuzluktur. Bütün dünya sığmıştır gözüne. Alabildiğine uçsuz bucaksız hissedişler içinde, zamansızlıklar içinde zamana çağrıdır içindeki. İstersin ama. zordur silip atmak her şeyi. Her şey yalnızlığındır, yalnızlık her şeyindir. Hiçbir şeyin kalmadığı zaman umudundur yalnızlık... Yalnızlık iki haliyle vardır yaşamımızda. Kimseli ve kimsesiz oluşuyla... İnsansızdık, yaban ve de garip... Bir sonbahar yaprağının yalnızlığını yaşardık. Bilirim herkesler yalnız bırakır ama sen bırakmazsın... Oysa şu an öyle yalnızım ki ne bir insan ne bir canlı hayatımda kimseyi istemiyorum bu yalnızlığımda bile... Oysa sana öyle açım ki ne bir sevgi ne de bir ilgi istemiyorum... Bir tek sen, bir tek senin sevgin, bir senin ilgin benim yalnızlığımı yok edebilir... Ve bana bugün, bu saatte, bu anda sana böylesine açken gel,gel! Sağır, kör, karanlıklar içinde bir başkasıyla değil, yalnızlığımla, kimsesizliğimle, sensizliğimle bekliyorum seni. |
Yalnızlık..! Bilir misiniz yalnızlık nasıl acı verir insana? Soğuk bir oda da tek başına uyumak nasıl acıtır yüreğinizi… Yalnızlık çoğuna göre basit bir kelimeden ibarettir. Ama hiç düşündünüz mü sadece istediğinizde değil her zaman yalnız olsaydınız;yaşyasakn nasıl olacağını. Yalnızlık bir annenin karanlık geceler de okuyan çocuğunu düşünerek sabahlamasıdır. Yalnızlık bir askeri bekleyen genç kızın uyumadan önceki duasıdır. Yalnızlık dertlerini boş duvarlara anlattığında onların sana cevap vermesini istercesine boş boş duvarlara bakmandır. Yalnızlık eve döndüğünde sevdiğin kişinin cansız bedeniyle karşılaşmandır. Ölümdür yalnızlık;soğuktur... Ateş gibi yanan kalbinle sevdiğinin sana gelmesini beklemektir yalnızlık. Üşümektir onsuz boş yatakta,ağlamaktır. Özlemektir yalnızlık; hasretle beklemek. ‘Yalnızlık’ sadece bir kelime değil;bir yaşamdır. Umutla beklemek, gözyaşlarını tutmaktır… |
Özledim de söylemedim ... Bugün seni çok ama çok özledim de söylemek istemedim. Niye öyle burnumun sızladığını, içimin burulduğunu, gözlerimin çaktırmadan ıslandığını anladım da ondan seni özlediğimi söylemedim. Bu güzel eylül gününde Boğaz'ı seninle seyretmek isterdim, sigaramın yarı dumanını rüzgarla paylaşmaya hazır, bedenim göğsüne yaslanmış öylece bakardım görüntüye. Bakarken güzel şeyler düşünürdüm! Sabah rastgele müzik dinlerken kimin söylediğini bilmediğim bir şarkının sözü çok hoşuma gitti. Kıymetimi bilmen için illa gitmem mi lazım, sevdiğini duymak için illa ölmem mi lazım diye soruyordu. Ya da benim bu şarkıdan çıkardığım sonuç bu emin değilim. İnsan hem sevdiğini söyleyip de hem neden sevdiğinin yanına gelmez. |
|
|
Adımlar bir adım attığım yerde ne vardı ki gitmemle kayboldu her adımımda sonsuz ben'leri koyuyorum boşluğa ve yine ben dolmuyorum geçip gittiğim yerlerden iç içe öne ve arkaya bakan bir sürü ben ler koymuşumdur eskileri çocuk şimdikiler ihtiyar |
GÜZ YORUMCUSU Eylül işte değiştirerek geliyor Eziyor hırpalıyor sonra da coşturuyor beni Yeni bir haz olarak hayatın sonbaharında gizli Sarışınlık kokuyordu diyerek Daha iri bir nokta koymadan cümlenin sonuna Nureddin Durman Neden susayım usta, kırmızı bir gök yağıyor üstüme Dörtnala içiyorum rüzgârın soğumuş yapraklarını Göğsümdeki âteş düşüyor soyunmuş dudaklarıma Savurup atıyorum taflan yemiş çocukları, alnımdan Yürü yürü çoğalıyor eylül denen yol, Geçiyor eşiklerden yağmur kokulu iki sevgili Birdenbire uçuruma düşüyor simyası yalnızlığın… Islak çöl ıslıkları yapışıyor moraran parmaklarıma Eylül denen ölüm çiçeğine asılı son nefesim, usta Kurşun yemiş düşlerden tanıyorum hayalifener çocukları Sesime katık yaptığım hüznünden, içime batan aşk teknesinin Çıkarıp atıyorum zehirli çığlıklarını coğrafyamın Bir sonbahar aynasında unutuyorum yoksulluğumu Alışıyorum toprağa bulanmış karanlıklara, serin sokaklara… Hüzün akşamlarında dökülüyor bütün sırlarım usta Kalbe yıldırım süren hemzemin geçitlerde Ve ışıktan sesleriyle ölüyor bahçedeki çiçekler Küskün bir zambak sığınıyor üşüyen dar kapılara Kapanmış pazarların titreyen meydanlarında yani Uğultulu bir ihtilal sabahında düşüyorum sayımdan İçimde kuşların sessizliği, bahçeye koşan korku….. Ben ölürsem, kim taşıyacak onca gök gürültüsünü Kim toplayacak uçarı şimşekleri çocukların kalbinden Kıyılarına vura vura kim yürüyecek lodoslu dalgaların Devrik sokakların, boynu bükük balkonların ve ağaçların Lezzetli güz sofraları çekildi kursağımdan usta Yarıda bırakılmış sevincim yokluk mülkünün yoldaşı Ateşler içinde yanan güller ve hüzün soluyan kuşlar… Ölüp ölüp dirildim, yağmurla yıkadılar cesedimi Sağnak yemiş caddelerde kayboldum, güngörmüş kentlerde Unuttum gazel bakışını poyraz toplayan sevgilinin Gözlerinin limanına demirledim intihar yüklü bulutları Ellerimle topladım dengini yazıklı şarkıların, usta Ağlayan duvarlara bırakırken muammalı notaları Küçüldü gözlerim, bildim eylülün sarışın mahzunluğunu Bir hüzzam şarkı gibi çekildim bütün surlardan Yarı uçuk çarşılarda dağıldı camdan şarkılarım Eylülün sırrında kaldı bakışı şefkatin, merhametin Yokluğu kemiren çocuğun destan okuyan gözleri bir de Çamur içmiş adımlarım kaçıyor paletlerin ağından Şimdi sana usta, bu hüzzam şarkıyı bırakıyorum Hüzün mü? Hâlâ mümkün! Ben çekip gidiyorum… |
YALNIZ GECELERIM sensiz gecelerimde yine oturmuşum yalnız başima dalmışım derin düşüncelerime inmişim derinliğine yüreğimin gözlerim dalgın beynim yorgun yüreğim kırgın yüzüm solgun haykırıyorum yine gecelerimde sevdalı yüreğim coşar sigaramın dumanı tüter alevlenir yine ateşi sessiz gecelerimde yalnızlığımda.. sanki ıssız ve karanlık bir boşluktayım nice yıldızlar döner kuşlar öter bulutlar dolaşır üzerimde şimşekler çakar yıldırımlar düşer ve beyaz kar taneleri üşür ellerim titrer canım buz gibi olur parmaklarım şarıl şarıl yağmur damlaları sel olur akar sessiz gecelerimde yalnızlığımda.. türküler söylenir ağıtlar yakılır gözyaşları dökülür halaylar çekilir kahkahalar atılır ve bir hawar sesi gelir kulağıma çığlık atarcasına hüzünlenir, kederlenir ve sevdalanırım yüreğim sızlar yine sessiz gecelerimde yalnızlığımda.. sussuzum, su olmak isterim kurumuş dudaklara açım, ekmek olmak isterim acıkmış midelere yoksulum, yetimim toklar ne anlar halimden üşüyorum, sıcak bira ateş olmak isterim üşüyen canlara ışık olmak isterim kör karanlığa sessiz gecelerimde yalnızlığımda.. benim sevdalı yüreğim fışkıran bir pınar gibidir coşarım taşarım sınır nedir bilmem nice engelleri aşarım türkülerim şiirlerim uyanırlar sessiz gecelerimde yalnızlığımda bir sevda türküsü başlar yüreğimde dağlarımın tutkusudur ülkemin özlemidir kürt dilimin hasretidir Kürdistan tarihimin gerçeğidir başlayan yine hüzünlenir, kederlenir ve coşarım sessiz gecelerimde yalnızlığımda hey Ay! hey yıldızlar! aydınlatmak isterim karanlık sayfaları coşkuyla yanan ışığınızın altında ve mum ışığim yanar, ışıldar sessiz gecelerimde yalnızlığımda sanki hep yoksulluğumdur acılarımdır hep beni bekleyen bu benim yazgım mıdır? ben mutluluk nedir bilmem nedir yaşamın anlamı sence? yaşam kendisi bilmiyor ki! hayatın tadını çıkarmadan göçup giderim ben ruhumda bir sıkıntı var yüreğimi dağlar gözlerim dolar ağlayamıyorum bir türlü gözyaşlarım nereye gitti? bazen rakımı yudumlarım kırmızı gülümü koklarım konuşurum fısıldaşırım kendi yüreğimle sessiz gecelerimde yalnızlığımda.. bazen bir öfkeyle nefret duygusuyla bazen coşku ve umutla bazen acı ve kederle yaşarım ben gecelerimde.. ah ah.. değil gündüzlerimi bari gecelerimi bağışlayın bana rahat bırakın beni hey kötüler kötülüğünüzün içinde kıvranırım boğulurum sessiz gecelerimde yalnızlığımda bazen kuşlar ve dağlar gibi özgur kayalar gibi güçlü deniz dalgaları gibi coşkulu çiçekler gibi kokulu melekler gibi temiz ruhlu olmak isterim ben sessiz gecelerimde yalnızlığımda bazen mutlu ve umutlu bazen mutsuz ve umutsuz bir beklenti içinde olurum ben gecelerimde bazen kendi derinliklerime inip yolculuk yapmak istiyorum yalnız başıma derinliklerimde gizli olan erdemi bulup çıkarmak istiyorum evet, erdemli olmak.. karanlık yolları, engelleri aşıp, yırtıp aydınlığa umuda, sevgiye, barişa doğru koşmak istiyorum çırpınan yüreğimin özgür sevdasını ve o derin mutluluğu solumak istiyorum ben ıssız ve sessiz gecelerimde yalnızlığımda.. ve yine yalnız olmak istiyorum yorgun ve dargın yüreğimle küskün türkülerimle yitik sevdamla karışık duyrularımla ve küçük dünyamla başbaşa… |
|
Ağlarken kimse görmedi beni Ağlarken kimseler görmedi beni Kimselerde göremezdi Çok ağladığım geceler olmuştu oysa Hıçkıra hıçkıra yanlız başıma O terkedilişlerin ardından Dimdik duruşlarım Gidenlerin gözlerine şahin bakışlarım İçimden geçirdiğim yıkılmadım ayaktayım tavırlarım Her nekadar ciddi duruşlarımda olsa Ben yanlız kaldığımda çok ağladım Ben yarsiz ben sevdasız ben aşksız Ben yanlızda çok kaldım Asaletli Ağır yürüdüğüme aldanma Ben gizli gizli çok ağladım Hep terk edilmişliğin Hem sevdalıdan hem dosttan çok çekmişliğim Hepsinin birikmişliğindendir Böyle tek kalmayı seçişim Bu yüzdendir insanlardan kaçışım Bu yüzdendir aklımı kaçırışım Sırlarımızı söyledik dostlarımıza Dostlarımız anlattı dostlarına Aşklarımızı soktuk ortamlarımıza Ortamdan geri gelmediler tarafımıza Ben dostlara, ben sevdalara Ben arkadaşlarıma kızdım Ben karanlık gecelerde Gizli gizli gerçekten çok ağladım Ağladım ağladım Hep kaderime yandım Ben sabahlara kadar içip Bir park köşesinde çok sızdım Ben bülbül iken yüz vermeyen güle Ben gül iken sırt çeviren bülbüle Ben verilmiş ama tutulmamış her söze Kendimi kahredip çok ağladım |
KORKUYORUM Korkuyorum, seni kaybetmekten, senden haber alamamaktan, Korkuyorum, sanki birşey olacak diye diken üstünde oturmaktan, Korkuyorum, senin o duru güzelliğini, bir gün görememekten, Korkuyorum, benim yerime bir başkasına yarim demenden, Korkuyorum, bir sefer olsun, bende seni seviyorum demiyeceğinden, Korkuyorum, bilmeden seni kırmaktan, sana küskünüm diyeceğinden, Korkuyorum, cankuşum, ölümü senden daha çok seveceğimden. |
Buruk Bir Yalnızlık Şiiri Gideceksin değil mi? Beni bu hallerde bırakarak Bir kuş gibi avuçlarımın arasından uçacaksın Bilmelisin ki, Bırakırsan bir ben kalırım gecenin koynunda Uyumasını bilmeyen bir ben. Bırakacaksan, ki bırakacaksın Yüreğimdeki fırtınalarla Gözyaşımdan oluşan sellerde bu tertemiz Fakat tek taraflı aşkı alabora etmemek için Yine de deliler gibi çabalayacağım bilesin Şimdi çekinmeden söyle yeni bir sevgili bulduğunu Onu benden daha çok sevdiğini Bana beslediğin sevgiyi çocukça bellediğini Tam da bu gün söylemek istediğini Yani sevgililer gününde beni ellerinle Yabana atmak istemeni çekinmeden söyle . Artık dönmeni beklemek Ölümü beklemekten daha beter Bir yemin ettim tertemiz aşkıma Seviyorum dedim. Ölene dek seveceğim Eğer etmeseydim bu yemini Ölümü beklemek daha beter olacaktı belki. Bilesin ki her şarkıda sen varsın. Notaları deşifre etmeye çalışırken, Ayrılığın kelepçesi aşkımı nasıl da sıkar? Sıkar da aşkımı da bedenimi de karabasanlara sunar Mahkumum yalnız kuytularda Uzun zaman hasret kalmanın düşünceleri Her gece çocuklar gibi ağlatır beni Ben çok mutsuz çok umutsuzum bugünlerde, bilesin. Hiç değilse bir haber sal da mutlu olduğuna dair Bu küçük sevinç müsvettenle Bir nebze olsun ben de mutluluğu deneyim. Olmayacak duaya ben de amin diyeyim |
Kara Sevda ...ve nihayet gelip çattı Bir dilimi zehir zıkkım Bir dilimi candan tatlı. Masallarla indi yere Sebil oldu cümle hikayelere kara kara kazanlarda kaynadı Diyar diyar al kanlara boyandı Türkülerde ateş alev yandı tutuştu Gördes kiliminde nakış Minyatür bahçelerinde suret kesildi. Ve nihayet gelip çattı Elveda belirsiz bedava sevince Uçan kuşa eşe dosta elveda Bütün haşmetiyle gelip çattı Bir dilimi zehir zıkkım Bir dilimi candan tatlı. |
Hani Kurşun Sıksan Geçmez Geceden Yiğit harmanları, yığınaklar, Kurulmuş çetin dağlarında vatanların. Dize getirilmiş haydutlar, Hayınlar, amana gelmiş, Yetim hakkı sorulmuş, Hesap görülmüş. Demdir bu... Demdir, Derya dibinde yangınlar, Kan kesmiş ovalar üstünde Mayıs... Uçmuş, bir kuştüyü hafifliğinde, Çelik kadavrası korugan'ların. Ölünmüş, canım,ölünmüş Murad alınmış... Gelgelelim, Beter, bize kısmetmiş. Ölüm, böyle altı okka koymaz adama, Susmak ve beklemek, müthiş Genciz, namlu gibi, Ve çatal yürek, Barışa, bayrama hasret Uykulara, derin, kaygısız, rahat, Otuziki dişimizle gülmeğe, Doyasıya sevişmeğe,yemeğe... Kaç yol, ağlamaklı olmuşum geceleri, Asıl, bizim aramızda güzeldir hasret Ve asıl biz biliriz kederi. İçim, bir suskunsa tekin mi ola? O Malta bıçağı,kınsız,uyanık, Ve genç bir mısradır Filinta endam... Neden, neden alnındaki yıkkınlık, Bakışlarındaki öldüren buğu? Kaç yol ağlamaklı oluyorum geceleri... Nasıl da almış aklımı, Sürmüş, filiz vermiş içimde sevdan, Dost, düşman söz eder kendi kavlince, Kınanmak, yiğit başına. Bu, ne ayıp, ne de yasak, Öylece bir gerçek, kendi halinde, Belki, yaşamama sebep... Evet, ağlamaklı oluyorum, demdir bu. Hani, kurşun sıksan geçmez geceden, Anlatamam, nasıl ıssız, nasıl karanlık... Ve zehir - zıkkım cıgaram. Gene bir cehennem var yastığımda, Gel artık.. |
Ertelemeyelim mutluluğumuzu.. mutluluğun içimde binlerce yıldız, ayrılığın beni bırakmayan en kötü hırsız, Yokluğun içimde yaramaz bir kız, en büyük günaha mecbur etti beni! Rüyalarımda bile avutmuyor,sensiz yaşadığım bu hatıralar, canım sevgini istiyor, Ayrılığın her anında.. ertelemeyelim mutluluğumuzu gel yalancı baharlara, Ne cenneti görüyor gözüm senden uzakta,cehennem bile mutluluktur senin yanında.. |
Sadece bunu söyleyip susmak isterdim.. Ebediyen susmak.. Çünkü canım acıyor.. Konuştukça, özledikçe, en kötüsü yaşadıkça canım acıyor.. İyiliklerim bile güçsüzlüğümden.. Güçsüzlüğümdendi, beni daha çok kırmasınlar diye kendimi adamalarım olmadık insanlara!.. Evet yalnızım... Çünkü ne zaman aşkla büyülensem, o çok eski korkum bana yaralı kendimi hatırlattı.. Ne zaman aşkla büyülensem, aynı anda ayrılığın o korkunç hüznü kalbimi yaraladı. Suç senin değil, özlemek değil, en büyük acı, bu giderek büyüyen boşlukmuş.. En büyük dert KİMİ ÖZLEDİĞİNİ, KİMİ SEVDİĞİNİ BİLEMEMEKMİŞ. Sevgili, öyle yanlış bir yerdi ki bu dünya, ben seni en çok karanlıkta kaldığım zamanlarda özlüyordum. |
|
Seni Andım Daha dün neşeli şarkılarla, Seni andım günboyu. Şiirler yazdım, Sevgi sözcüğü dolu Her şarkıda seni buldum, Sana aşık oldum. Dudaklarımda fısıltı, Gözlerimde ışıltısın. Yüreğimden sevdanı silsem, Ruhum seninle dolu. Engelleri yıksanda, Bana koşsan ne olur? Dudaklarımdan öpüşün, Sence nasıl unutulur? |
| Saat: 23:36 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık