MsXLabs
Sayfa 1 / 4

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Genel Galeri (https://www.msxlabs.org/forum/genel-galeri/)
-   -   Yılan Resimleri (https://www.msxlabs.org/forum/genel-galeri/9371-yilan-resimleri.html)

Misafir 19 Temmuz 2006 22:13

Yılan Resimleri
 
Sürüngenler - Yılanlar (Squamata)



Vücutlarını örten boynuzsu tabakanın kalınlaşmasından pulları meydana gelmiştir. Bu sayede vücuttaki suyun buharlaşma ile kaybı önlenmiş olur. Vücutlarını örten pulların şekli ve rengi sınıflandırmada önemli rol oynar. Salgı bezleri olmadığından derileri daima kurudur. Büyümeye mani olduğu için zaman zaman deri değiştirirler.
Dişler besini tutmaya yarar ve geriye doğru yatıkçadır. Zehirli yılanlarda ön çenede uzun oluklu zehir dişleri de vardır. Bunlarda tükrük bezleri, zehir bezine dönüşmüştür. Yürekleri üç gözlüdür. Yarım bir zar ile kısmen ayrılmış olan karıncıkta karışık kan bulunur. Vücutlarında da karışık kan dolaşır. Güneşin altında yatarak vücutlarını sıcak kayalara temas ettirerek, vücut ısılarını yükseltirler. Sonbaharda, kuytu yerlere çekilerek kışı hareketsiz ve uyuşuk olarak geçirirler. İlkbaharda, kış uykusundan uyanınca tekrar ortalıkta görünmeye başlarlar.
Canlı hayvan avlayarak beslenirler. Böcek, karınca yiyenleri olmakla beraber, fare gibi kemirgenlerin baş düşmanıdırlar. Boa ve piton gibi büyükleri avlarını sıkarak öldürdükten sonra yutarlar. Bütün yılanlar avlarını parçalamadan bütün olarak yutarlar. Çeneleri 180° ye kadar açıldığından iri avlarını yutmakta zorluk çekmezler. Küçük bir bahçe yılanı, iri bir kurbağayı rahatça yutabilir. Ziraat için zararlı, fare, tavşan gibi kemirgenleri yiyerek yok ettiklerinden bir bakıma faydalı da sayılırlar, kuş ve kertenkele de yerler. Zehirlerinden de panzehir yapılarak faydalanılmaktadır.
Yılanlar, genellikle üç metre öteyi göremezler. Koku almada burun deliklerini değil dillerini kullanırlar. Uzun ve çatallı dillerinin her iki ucu havadan ve yerden gelen kimyâsal kokuları alır. İçeri çekildiğinde dil ucundaki kokular damaktaki jakobson organında duyu hâline dönüştürülür. Engerek yılanları zehirledikleri avının izini dilleriyle tâkip ederler ve ölüsünü bularak yutarlar. Yılanların burun delikleri, ağız kapalıyken alt çenedeki hava borusunun üzerine geldiğinden ağızlarını açmadan solunum yaparlar. Avlarını yutarken ağız açık olduğundan burun deliklerinin hava borusuyla ilgisi kesilir. Böyle zamanlarda, vücutlarında bulunan hava torbalarındaki yedek havadan faydalanırlar. Çoğu yılanların sâdece sağ akciğerleri gelişmiştir. Diğeri âdetâ kaybolmuştur. Boa ve piton yılanlarında sol akciğerler küçüktür. İri avların yutulması uzun sürdüğü zaman ağız tabanında bulunan soluk borusunun girişi ağızdan dışarı çıkarılabilir. Bu özellik büyük hayvanları yemek için bir adaptasyondur, yılana ağız dolu olduğunda dahi nefes alma imkânı sağlamaktadır.
Dış kulakları olmadığından, uzun zaman yılanlar sağır zannedildi. Çeneleriyle kulakları arasında kemik bağlantıları olduğundan, üzerinde bulunduğu toprağın yansıttığı sarsıntıları kolayca işitirler. Çenesini yere koyan çıngıraklı bir yılan çok uzaktan gelen bir atın ayak seslerini kolayca duyabilir. Yılanların bulunabildiği arâzilerden geçen bir insan, gürültülü ayak darbeleriyle yürüdüğünde hiçbir yılana rastlamaz. Bâzı yılanların göz ve burunları arasında ince zarlı iki çukur bulunur. Bunlar, sıcak kanlı hayvanların vücutlarından yayılan ısı dalgalarını (infrared) tespit ederler. Bunların sâyesinde avlarını karanlıkta bile bularak tâkip ederler. Yılan zehiri av etini eritmeye yarayan kuvvetli bir sindirim sıvısıdır. Zehirsiz yılanlarda bile zehirli olan kuvvetli bir sindirim sıvısı vardır. Ağızlarına parmak sokulduğunda veya dişlendiğinde tükürüklerinden dolayı yanma ve şişme yapar. Dişleri sökülen zehirli yılanlarda dişler tekrar sürer. Yılanların renkleri ve boyları çeşitlidir. Zehirli yılanların başları üçgen ve kuyrukları küt olduğu söylenirse de bunlar kesin belirtiler olamaz. Her yılan zehirli kabul edilerek sakınmak gerekir.
Yılanlar yumurtlayarak ürerler. Yumurtalardan ergine benzer yavrular çıkar. Bunlar hemen başlarının çevresine bakarlar. Boa, anakonda ve engereklerin çoğu yavrularını doğurur. Bunlar gerçek doğum değildir. Yumurtalar ana karnında gelişip açıldığından doğum gibi görülür. Buna “‘ovoviviparite” denir.

Resim ve fotoğraf konularında uygulanan kurallar şöyledir:
  • +18 içerikte resim ve fotoğraf eklenmemelidir.
  • Daviantart.com sitesinden alınan her resim ve fotoğraf için kaynak bilgisi verilmesi zorunludur.
  • Bir mesajda en fazla 3 adet resim/fotoğraf olmalıdır.
  • Eklenecek olan her resim/fotoğraf mesajına konu başlığı girilmelidir.
  • Yukarıda belirtilen kurallara uygunluk göstermeyen bütün resim/fotoğraf ekleri silinecektir.


Misafir 20 Temmuz 2006 10:28



Misafir 21 Temmuz 2006 20:28



Misafir 27 Temmuz 2006 21:31



Misafir 28 Temmuz 2006 21:55



Misafir 3 Ağustos 2006 16:42



Misafir 8 Ağustos 2006 18:28



Misafir 26 Ağustos 2006 15:56



Misafir 29 Ağustos 2006 14:36



Misafir 31 Ağustos 2006 16:25



Misafir 1 Eylül 2006 14:18



Misafir 5 Ekim 2006 18:03



BARIŞ 6 Ekim 2006 12:34



BARIŞ 10 Ekim 2006 18:16



celo 12 Ekim 2006 11:23

YILANLARDAKİ ISI ALGILAYICI SİSTEM

http://www.populerbilgi.com/hayvanlar/yilan/yilan2.jpg

Çıngıraklı yılanın başının ön kısmındaki yüz çukurlarında bulunan ısı algılayıcılar, çevresindeki avın vücut sıcaklığının neden olduğu infrared ışınını saptar. Bu saptama, ortam sıcaklığındaki 1/300'lük bir derece artışını saniyenin binde 35'i kadar kısa bir sürede tespit edebilecek kadar hassastır.1 Bu hassasiyet o kadar fazladır ki, yılan kendisinden uzaklaşmış olan avının ayak izlerinden yayılan ısıyı tespit ederek onu takip edebilir.

http://www.populerbilgi.com/hayvanlar/yilan/yilan4.jpg

Yılanın bu hassas ısı algılama duyusu sadece av bulmaya yaramaz. Yılan soğuk kanlı bir hayvandır. Yaşadığı ortam 30 derecenin üzerinde olduğunda normal yaşamsal etkinliklerde bulunabilir. Isı algılayıcılar, kışları geçirecekleri sıcak bir mağara veya ağaç kovuğu bulmalarındaki en büyük yardımcılarıdır.


14 yılan familyasının sadece ikisinde ısı algılayıcılar vardır. İki familyanın sahip olduğu algılayıcılar arasında yapısal olarak farklılıklar vardır.
Engerek yılanlarındaki algılayıcılar bir çukurun içinde yer alırlar. Bu çukur Hayvanın başının ön tarafında, gözlerin aşağısında açıklıkları ileri doğru bakacak şekilde konumlanmışlardır. Bu sayede hayvan en büyük silahı olan zehirli dişleri ile gece görüş sistemini beraber yöneltebilir.

http://www.populerbilgi.com/hayvanlar/yilan/yilan1.jpg

Çukurlar birkaç milimetre çapında ve 5mm. Kadar derinliktedir. Deliğin içi bir zar aracılığı ile ikiye ayrılır. Böylece oluşan iki hacim iç ve dış odacık diye adlandırılır. Yılanın kafasında, zarın içine sonlanan ve trigeminal olarak adlandırılan iki sinir kolu vardır. Hayvanın avından kaynaklanan ısı elektrik sinyallerine çevrilir. Trigeminal sinirin görevi bu sinyalleri beyine göndermektir. Beyinin ısı sinyallerini algılayan kısmı "terminus"tur. Sinir kolu terminusa yaklaştıkça üzerindeki özel kaplama malzemelerini kaybetmeye başlar. En sonunda geniş ve yayvan bir yapı halini alır. Bu yapının uçlarında mitekondri denen küçük hücresel yapılar mevcuttur. Isı uyarısı bunlara uğradıklarında yapısal olarak değişime uğrarlar. İşte avın algılanmasında bu değişim sayesinde gerçekleşmektedir. Bugün algılama sisteminin tam olarak nasıl çalıştığı bilinmiyor. Ancak bilim adamlarının bildiği bir şey var ki, algılamanın tamamen özel bir yapı da gerçekleşen karmaşık bir süreç sonunda gerçekleştiği.


Yılanın ısı algılayıcı sistemi kendi vücut ısısından bağımsız olarak çalışmaktadır. Sistem uyarı başlar başlamaz çalışmakta sonra tepki vermemektedir. 2 Sırf bu bile hayvanın sisteminin, tesadüflerden uzak inceden inceye yapılmış bir planlamanın ürünü olduğunu göstermektedir. Eğer ısı algılayıcıları, hayvanın kendi vücudundan yayılan ısıyı da dikkate alsaydı sistem sürekli olarak sinyal verecekti. Bu sinyaller yılanın çevredeki ısı kaynaklarından aldığı sinyalleri perdeleyecek ve sistemi felç edecekti.


Yılan, koku alma organı olan çatal dilinin yardımıyla, koyu karanlıkta yarım metre ilerisinde yere çömelmiş hareketsiz bir farenin durduğunu anlayabilir. Ortama gece karanlığı olmasına karşın, ısı algılayıcı sistem sayesinde avının yerini hatasız tespit eder. Yılan önce ona sessizce sokulur, saldırı mesafesine girer, ardından boynunu yay gibi gerer ve avının üzerine büyük bir hızla atılır . Bu sırada 180 derece açılabilen güçlü çenesindeki dişlerini avına geçirmiştir bile. Tüm bunlar, bir otomobilin yarım saniye içinde sıfırdan 90 km/saat hıza erişmesi ile eşdeğer bir süratte olup biter. Yılanın, avını etkisiz hale getirmek için kullandığı en büyük silahı olan 'zehir dişleri'nin uzunluğu 4 cm kadardır. Bu dişlerin içi oyuktur ve zehir bezlerine bağlıdır. Bez kasları, yılan ısırdığı anda büzülür ve zehri önce diş kanalına, oradan da avın cilt altına basınçla püskürtürler. Yılan
zehri, ya avın, merkezi sinir sistemini felce uğratır ya da kanını pıhtılaştırarak ölümüne neden olur. Bazı yılanların 0,028 gramlık zehri, 125.000 fareyi öldürecek kadar güçlüdür. Zehir, avın yılana bir zarar vermesini engelleyecek kadar çabuk etki eder. Artık yılanın yapacağı iş, felce uğramış avını son derece esnek olan ağzıyla yutmaktır.


Yapılan bir deneyde yılanın, ısı algılayıcısı ve dilinin ortak çalışması sayesinde ısı kaynağının bir av olup olmadığını tespit edebildiği anlaşılmıştır. Karanlık ortamda hayvanın önüne bir sıcak kum torbası ile cesedi soğumuş bir fare bırakılmıştır. Yılan ilk başta torbaya hemen hamle etmekte ancak yemeye çalışmamaktadır. Fareden bir ısı yayılmamasına karşın ona rastlayınca diliyle yoklamakta ardından da yemeye başlamaktadır. Eğer böyle olmasaydı hayvan her ısı kaynağına saldıracak belki de sokarak boş yere uğraşmış olacaktı. Ancak iki duyu sisteminin birbirini destekleyecek şekilde yaratılması sayesinde böyle bir durum ortadan kaldırılmış olmaktadır.
Yılanın zehirli oluşu herkesçe bilinen bir konu olduğundan, hemen hiç kimse bunun nasıl olabildiği üzerinde düşünmez. Oysa, bir hayvanın gece görüş sistemi ve başka bir hayvanı zehirleyerek öldürme gibi bir "teknoloji"ye sahip olması, gerçekten de şaşırtıcı ve olağanüstüdür.


Ortada alışılmışın dışında ve ancak "mucize" terimiyle ifade edilebilecek olağanüstü bir olay vardır. Doğanın ise, "doğaüstü" olan mucizeyi yaratması gibi bir durum söz konusu olamaz. Doğa, çevremizde gördüğümüz düzenin tümüne konulmuş bir isimdir. Bu düzeni kuran da elbette bu düzenin kendisi değildir. Doğa kanunları Allah'ın koyduğu ve yarattıkları arasındaki ilişkileri düzenleyen kanunlardır. Kavramları doğru tanımlamak gerçekleri ortaya çıkarır. Kavramları karıştırmak ise inkar edenlerin bir özelliğidir. Bunu da gerçekleri örtbas etmek, değiştirmek amacıyla yaparlar.
Allah'ın varlığından şüpheye düşenler, yılanın nasıl böylesine olağandışı bir yeteneğe sahip olduğunu açıklayamazlar elbette. Çünkü yılanın ağzında yer alan zehir sistemi, son derece karmaşık ve hesaplı bir sistemdir. Bu sistemin işlemesi için hayvanın içleri oyuk özel "zehir dişleri" olması, bu dişlere bağlı zehir bezleri olması, bu bezlerin içinde düşmanlarını anında felç edecek kadar güçlü bir zehrin oluşması ve hayvan avını soktuğu anda bu sistemi çalıştıracak bir refleksin ortaya çıkması gerekir. Bu çok parçalı sistemin tek bir parçası dahi olmasa, sistem çalışmaz. Bu da yılanın avlamak için seçtiği hayvanlara yem olmasıyla sonuçlanacaktır. Hayvanın ısı değişikliklerini ve kokuları algılamadaki olağanüstü yetenekleri de karşı karşıya olduğumuz dizaynın ne denli detaylı olduğunu gösterirler.


BARIŞ 12 Ekim 2006 17:37



BARIŞ 12 Ekim 2006 20:14



BARIŞ 16 Ekim 2006 11:16



BARIŞ 17 Ekim 2006 10:09

http://reptile.fisek.com.tr/snake_line_e0.gif
    • Türkiye'de 43 yılan türü yaşamaktadır. Bunlar:
      Boidae:
      Eryx jaculus(Mahmuzlu Yılan) Max Boyu: 70 cm

      Colubridae:
      Coluber caspius(Hazer Yılanı) Max Boyu: 180cm
      Coluber jugularis(Kara Yılan) Max Boyu: 2 Metre
      Coluber najadum(İnce Yılan) Max Boyu: 140cm
      Coluber nummifer(Sikkeli Yılan) Max Boyu: 150cm
      Coluber ravergieri(Kocabaş Yılan) Max Boyu: 130-140cm
      Coluber rubriceps(Toros Yılanı) Max Boyu: 100-110cm
      Coluber schmidti(Kırmızı Yılan) Max Boyu: 160cm
      Coluber ventromaculatus(Benekli Yılan) Max Boyu: 1 Metre
      Coronella austrica(Avusturya Yılanı) Max Boyu: 75cm
      Eirenis colaris(Yakalı Yılan) Max Boyu: 40cm
      Eirenis coronella(Halkalı Yılan) Max Boyu: 30cm
      Eirenis decemlineatus(Çizgili Yılan) Max Boyu: 95cm
      Eirenis lineomaculatus(Bodur Yılan) Max Boyu: 35cm
      Eirenis modestus(Uysal Yılan) Max Boyu: 70cm
      Eirenis punctatolineatus(Van Yılanı) Max Boyu: 50cm
      Eirenis rothi(Kudüs Yılanı) Max Boyu: 35cm
      Elaphe dione(Step Yılanı) Max Boyu: 100cm
      Elaphe hohenackeri(Kafkas Yılanı) Max Boyu: 75cm
      Elaphe longissima(Eskülap Yılanı) Max Boyu: 150cm
      Elaphe quatuorlineata(Sarı Yılan) Max Boyu: 230 cm
      Elaphe situla(Ev Yılanı) Max Boyu: 90cm
      Natrix natrix(Yarı Sucul Yılan) Max Boyu: 150cm
      Natrix tessellata(Su Yılanı) Max Boyu: 120cm
      Naxrix megalocephala(Hemşin Yılanı) Max Boyu: 120cm
      Pseudocalamus persicus (İran Yılanı) Max Boyu: 40cm
      Rhynchocalamus melanocephalus (Toprak Yılanı) Max Boyu: 40cm
      Spalerosophis diadema (Urfa Yılanı) Max Boyu: 180cm
      Malpolon monspessulanus(Çukurbaşlı Yılan) Max Boyu: 2 Metre (Yarı Zehirli)
      Telescopus fallax(Kedi Gözlü Yılan) Max Boyu: 80cm (Yarı Zehirli)

      Leptotyphlopidae:
      Leptotyphlops macrorhynchus (İpliksi Yılan) Max Boyu: 25cm

      Typhlopidae:
      Typhlops vermicularis (Kör Yılan) Max Boyu: 35cm
      Rhinotyphlops episcopus(Sivriburun Yılan) Max Boyu 35cm
      Viperidae: (Hepsi Zehirli)
      Vipera ammodytes(Boynuzlu Engerek) Maksimum boyu 1 Metre (Zehirli)
      Vipera barani(Baran Engereği) Max Boyu: 55cm (Zehirli)
      Vipera kaznakovi(Kafkas Engereği) Max Boyu: 60 -70cm (Zehirli)
      Macrovipera lebetina(Koca Engerek) Max Boyu: 180cm (Zehirli)
      Vipera pontica(Çoruh Engereği) Max Buyu: 50cm (Zehirli)
      Vipera raddei(Ağrı Engereği) Max Boyu: 1m (Zehirli)
      Vipera eriwanensis(Küçük Engerek) Max Boyu: 50-60cm (Zehirli)
      Vipera ursinii anatolica(Anadolu Küçük Engereği) Max Boyu: 50-60cm (Zehirli)
      Vipera wagneri(Vagner Engereği) Max Boyu 50-90cm (Zehirli)
      Vipera xanthina (Şeritli Engerek) Max Boyu: 80cm, nadiren 1m (Zehirli)

      Elapidae: (Hepsi Zehirli) Walterinnesia aegyptia(Çöl Kobrası) Max Boyu 120cm(Zehirli)


BARIŞ 19 Ekim 2006 12:02

Typhlopidae: (Zehirsiz)
Bu familyadan Türkiye’de sadece bir tür bulunur bu da Typhlops vermicularis dir. Bu türü diğer familyalaradan ayıran özellik hem karın hem de sırtının yalnız pullarla örtülü olmasıdır, gözler iğne başı kadar küçük olup, baş plaklarının altında bulunur, ağız da alt tarafta geride ve at nalı biçimindedir, canlı hayvanın rengi ve görünüşü solucan şeklindedir. Bu özelliklere sahip bir türde Leptotyphlopidae familyasına ait Leptotyphlops macrorhynchus da görülür. (Bu iki familyayı ayırma yönteminden ileride bahsedilecektir.) Hayvanın total uzunluğu 25-35cm kadardır, çapı 1 cm yi geçmez. Kuyruğun ucunda küçük bir diken vardır. Türkiye’nin her yerinde taşlar altında sıkça görülür. Anüs yarığından itibaren kuyruk uzunluğu vücut çapına eşittir. Ocular plak ağız kenarına kadar uzanmaz.


celo 3 Kasım 2006 15:06



BARIŞ 4 Kasım 2006 15:29

http://reptile.fisek.com.tr/anguis_fragilis.jpghttp://reptile.fisek.com.tr/ophisaurusapodus.jpg


BARIŞ 9 Kasım 2006 11:34



MARLON 11 Kasım 2006 10:14



BARIŞ 20 Kasım 2006 12:45



BARIŞ 20 Kasım 2006 14:17



BARIŞ 16 Aralık 2006 04:21



BARIŞ 25 Aralık 2006 22:18



BARIŞ 26 Aralık 2006 03:59



BARIŞ 28 Aralık 2006 10:44



Misafir 6 Ocak 2007 16:18



DEsssT16 21 Ocak 2007 02:10



BARIŞ 8 Şubat 2007 08:52



iblis1907 9 Şubat 2007 12:36



Misafir 10 Şubat 2007 16:18



Misafir 21 Şubat 2007 18:14



arwen 24 Şubat 2007 01:54



Misafir 1 Mart 2007 20:44



Misafir 1 Mart 2007 21:14



Pollyanna 1 Mart 2007 23:09



Misafir 2 Mart 2007 18:23



Misafir 2 Mart 2007 21:14



careless_WhispeR 2 Mart 2007 21:19



Misafir 7 Mart 2007 07:59



Misafir 9 Mart 2007 22:37



HayLaZ61 13 Mart 2007 02:07



Pollyanna 14 Mart 2007 16:02



HayLaZ61 15 Mart 2007 02:09



arwen 20 Mart 2007 04:35



HayLaZ61 23 Mart 2007 03:21




Saat: 11:05
Sayfa 1 / 4

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık