Cevap Yaz Yazdır
Güncelleme: 25 Nisan 2017  Gösterim: 89.992  Cevap: 3

Şiirde zihniyet nedir?

asdasdsada
18 Nisan 2009 22:07       Mesaj #1
asdasdsada - avatarı
Ziyaretçi
Şiirde zihniyet ne anlama gelir?
Sponsorlu Bağlantılar
Son düzenleyen perlina; 25 Nisan 2017 16:54


18 Nisan 2009 22:21       Mesaj #2
Keten Prenses - avatarı
Üye
Şiir ve Zihniyet


Sponsorlu Bağlantılar
''Zihniyet'' terimi ile bir dönemdeki sosyal, siyasî , idarî, adlî, askerî, dinî güçlerin, sivil toplum örgütlerinin, ticarî hayatın, eğitim etkinliklerinin birlikte oluşlturdukları ortam ve bunların hiçbirine indirgenemeyen duygu, anlayış ve zevk bütünü kastedilmektedir.
Her sanat eseri yazıldığı dönemin izlerini taşır. Sanatçılar da sosyal bir çevre içerisinde yaşarlar ve içinde yaşadıkları sosyal ve kültürel olaylardan etkilenirler. Şiirlerinde içinde yaşadıkları çağın zihniyetini yansıtırlar.
Bir toplumun bireyleri, o toplumun kültürüyle, gelenek ve görenekleriyle, değer yargılarıyla yetişir. Bu yetişme sonucunda da bireyler, ortak bir zihniyete ulaşırlar. Böylece o toplumun bireyleri, olaylar ve durumlar karşısında benzer tepkiler ortaya koyarlar, benzer davranışlar sergilerler. Yazar ve şairlerin edebî metinlerinde, doğal olarak bu zihniyetin yansıması da görülür. Sanatçılar, yaşamdan aldıkları konuları işlerken, toplumu zihniyetiyle birlikte ele alırlar. Bu zihniyet de dönem dönem değişim gösterir.
Türk edebiyatı başlangıçtan bu güne gelinceye dek kültür, sanat, siyasî ve sosyal alanda pek çok aşamalar geçirmiştir. Bunlar arasında en önemlisi İslamiyetin kabulü (1071) ve Batı uygarlığına dönüş (1860) hareketidir. Bu iki olay toplumun yaşamında sosyal, siyasî kültürel ve ekonomik değişikliklere neden olmuştur. Başlangıçtan bu güne dek gelişen Türk edebiyatı şöyle sınıflandırılır:
dj_dilara_eren
13 Aralık 2009 03:11       Mesaj #3
dj_dilara_eren - avatarı
Ziyaretçi
Şiir ve Zihniyet
Her edebî metin sanatkârın dünya görüşünü, her sanatkâr da içinde yaşadığı çevrenin ve dönemin sanat anlayışını, sosyal, siyasî, dinî, ekonomik, askerî ve kültürel hayatının özelliklerini ve etkisi altında kaldığı geleneği yansıtır. İşte, sanatçının eserine yansıttığı, bir dönemdeki dinî, siyasî, sosyal, ekonomik, sivil ve askerî hayatın duygu, anlayış ve zevk bütününe zihniyet denir. Bu bakımdan bir şiir incelenirken sanatçının yetiştiği dönem, o dönemin sosyal, kültürel ve sanatsal özellikleri de göz önünde bulundurulmalıdır.

Meselâ Mehmet Emin Yurdakul şiirlerinde millî duygulara yer vermiştir. Bu duyguları işlemesinde; içinde yaşadığı dönemin şartları, fikirleri ve sanat anlayışı etkili olmuştur.

Yine Ahmet Haşim, bütün şiirlerinde ferdî konuları ve duyguları işlemiş, toplumsal konulara hiç yer vermemiştir. Çünkü Ahmet Haşim'in bağlı olduğu sanat anlayışı bunu gerektirmektedir.

Göçer- konar bir medeniyetin içinde doğup yaşayan Karacaoğlan'ın şiirlerinde çok sık yer değiştirdiği ve memleketinden uzaklara gittiği için ayrılık teması önemli bir yer tutar.

Âşık Veysel, şiirlerini daima dörtlüklerle ve hece vezniyle yazmıştır. Çünkü Âşık Veysel halk şiiri geleneğine bağlı bir sanatçıdır ve geleneği sürdürmektedir.

Yunus Emre, tasavvuf eğitiminin verildiği tekkelerde yetişmiş bir şairdir. Tasavvufa göre dünya bir gurbettir. Can, Mutlak Varlık olan Allah'a dönecektir. Gerçek vatan Allah katı, gerçek sevgili de Allah'tır. Yunus Emre ve daha birçok şair, tasavvuf felsefesinin oluşturduğu zihniyetin etkisiyle şiirler yazmıştır. Dolayısıyla şiirler bu zihniyetin izlerini taşımaktadır.

Buna karşılık Lale Devrinde yaşamış olan ünlü divan şairi Nedim'in şiirlerinde, o dönemin Osmanlı Türkçesiyle Lale döneminin eğlenceye düşkün toplum hayatının izleri görülür.

Orhan Veli Kanık, sanatlı anlatıma karşı çıkan Garip Akımının temsilcisidir. Onun şiirlerinde söz sanatlarının görülmeyişi, yalın ve günlük dili tercih edişi, şekil, kafiye ve vezin kullanmayışı mensup olduğu akımın zihniyetiyle izah edilebilir.

Sanat, insanın zihniyet dünyasının yansımasıdır. Yani sanat, bir zihniyetin bir duygunun, sosyo-kültürel yaşantının çeşitli sembollerle yansıtılmasıdır. Bu nedenle sanat eserleri az veya çok sosyo-kültürel tarihin birer belgesi olarak değerlendirilmelidirler. Bir eser hangi dönemde ortaya konmuşsa, o dönemin izlerini taşır.

Şiirlerin hangi döneme ait olduklarını, dil özelliklerinden, şiirin şekil özelliklerinden, anlatım biçiminden, benzetmelerden, zevk ve sanat anlayışından hareketle tespit edebiliriz.

Şiirimizin beş hececilerinden biri olan Faruk Nafiz Çamlıbel, Millî Edebiyat Akımının etkisiyle millî bir şiir oluşturmak için çalışmıştır. Bunun için de şiirlerinin konularını daha çok Türk hayatından ve özellikle Anadolu'dan almaya gayret etmiştir. Millî bir edebiyatın oluşması için millî dili ve hece veznini ustalıkla kullanarak öncülük yapmıştır.

Şair, "Sanat" adlı şiirde de Batı sanat anlayışıyla yerli ve millî sanat zevkini karşılaştırarak millî sanatın üstünlüğünü vurgulamaktadır. Dolayısıyla bu şiirde memleket edebiyatının ilkelerinin oluşturduğu zihniyetin etkileri görülmektedir.

Özetle, bir şiiri incelerken, şiiri ve şiirin bize iletmek istediği mesajı tam olarak anlayabilmemiz için dönemin zihniyetini iyi bilmemiz gerekir.
21 Ekim 2013 19:01       Mesaj #4
nicely - avatarı
VIP VIP Üye
Zihniyet denildiğinde aklımıza bir dönemin;
sosyal ve siyasi olayları,
kültürü,
sanat zevki,
insanlar arası ilişkileri,
bilimsel ve teknik düzeyi,
eğitim anlayışı,
gelecek kaygısı,
inanç sistemleri gelir.


Şairin şiirini yazdığı dönemde hâkim olan düşünce sistemine zlhniyet denir. Her şair az çok dönemlndeki zihni yapıdan etkilenir ve bunu eserlerine yansıtır. Bu bakımdan şiirin yazıldığı dönemdeki, kültürün, insanlar arasındaki ilişkilerin, sosyal ve siyasal olayların, inanç sisteminin, sürdürülen yaşam blçiminin, dönemin sanat zevkinin, geleneğin vb. şiir üzerinde etkisi vardır. Bu nedenle her dönemin şiiri kendi içinde bir bütünlük gösterir. Çünkü yazılan şiirler döneminde hâkim olan ahlâk ve estetik değerlerle aynı çizgide yazılır, dönemin sanat zevkine hitap eder. Yazılan şiirlerdeki dil ve dil bilgisi kuralları da döneminden izler taşır.
Bütün bu sayılan özellikler de gösteriyor ki: bir şiiri incelerken, şiirin bize iletmek istediği mesajı ve şairini tam olarak anlayabilmek için dönemin zihniyetini iyi bilmeliyiz.

Aşağıda Türk edebiyatının farklı dönemlerinden alınmış şiirlerdeki zihniyetle ilgili unsurları göreceksiniz:
Cânlar cânını buldum
Bu cânum yağma olsun
Assı ziyadan geçdüm
Dükkânum yağma oldun
(Yunus Emre)
(Canlar canını buldum, bu camım yağma olsun. Kârdan ziyandan geçtim, dükkânım yağma olsun.)

Yunus Emre 13. yüzyılda Anadolu'da yaşamış mutasavvıf şairlerimizdendir. Tasavvuf düşüncesine göre asıl varlık Allah'tır. Allah mutlak güzellik sahibidir. İnsanda Allah'ın bir parçasıdır. Tasavvuf anlayışına göre bu dünya geçicidir, fanidir. Insan geçici olanlara meyil etmemelidir. Sonsuz olanı yani Allah'ı arzulamalıdır. Onun için bu dünya sadece ahrete hazırlık yeridir. Bu anlayış tasavvuf düşüncesini esasını oluşturur. Anadolu'da 13. yüzyılda tasavvuf düşüncesi benimsenmişti. Bu düşüncenin şiirlere de yansıdığını görmekteyiz.
Her eser yazıldığı dönemin izlerini taşır. Şairin şiirinde işlediği tema, şiirin ses ve söyleyiş özellikleri ve dili dönemin özellikleriyle iç içedir.

İlahi
Doğru yola gittin ise
Er eteğin tuttun ise
Bir hayır da ettin ise
Birine bindir az değil
(Yunus Emre)

Yunus Emre 13.yy'da Anadolu'da yaşamıştır.
Şiirlerinde Allah aşkını işlemiştir.
Yukarıdaki şiirinde bize o dönemin zihniyetini yansıtan söz ve söz grupları şunlardır:
Doğru yola gitmek (yaşama biçimi, inanç sistemi),
Er eteğin tutmak (ermiş kişiden eğitim almak, eğitim anlayışı),
Hayır etmek (insanlar arası ilişki),
Birine bin (inanç sistemi).

Gazel
Beni candan usandırdı cefâdan yâr usanmaz mı
Felekler yandı âhımdan murâdım şem'i yanmaz mı
Gül-i ruhsarına karşu gözümden kanlı akar su
Habîbim fasl-ı güldür bu akar sular bulunmaz mı
(Fuzuli)

Günümüz Türkçesi
Sevgili beni candan usandırdı, cefa etmekten usanmaz mı?
Ahımdan gökler yandı, dileğim, arzum gerçekleşmez mi?
Gül yanağına karşı gözümden kanlı su akar.
Ey sevgilim bu gül mevsimidir, akar sular bulunmaz mı?
Yukarıdaki gazelde dönemin izlerini taşıyan söz ve söz grupları;
Âh etmek,candan usanmak,cefâ etmek(yaşama biçimi,sevginin çok güçlü olması)
Felekler(dokuz kat gök anlayışı)
Mum yakmak(bilim-teknik seviyesi)
Gül yanak(benzetme-sanat zevki)

Garibim
Ne bir güzel var avutacak gönlümü,
Bu şehirde
Ne de bir tanıdık çehre;
Bir tren sesi duymaya göreyim,
İki gözüm iki çeşme.
(Orhan Veli Kanık)

Yukarıdaki şiirde dönemin zihniyetini yansıtan söz ve söz grupları şöyledir;
Gönlünü avutmak (yaşam biçimi)
Tanıdık çehrenin olmaması (insanlar arası ilişkiler)
Tren sesi (bilim-teknik düzeyi)
İki gözüm iki çeşme (benzetme-sanat zevki)

Dönemlerin sanat anlayışlarının şiirlerdeki izleri:
İlahi:
Dörtlüklerle yazılmıştır.
Düzenli ve kulağa hoş gelen bir söyleyişi vardır.
Tasavvuf konusunu işler.
Dili oldukça sadedir.
Halk söyleyişleri vardır.
Halkı yakından ilgilendiren konular işlenmiştir.
Amaç, halka öğüt vermektir.
Bu şiir; işlediği konu, dili ve yazılış biçimiyle değerlendirildiğinde şiirin tasavvuf geleneğine bağlı olarak yazıldığı görülür.

Gazel
Beyitlerle yazılmıştır,
Mısraları ilahiye göre uzundur,
Biçim ve dil yönüyle ilahiden farklıdır,
Arapça-Farsça sözcük ve tamlamalar yoğunluktadır,
Kişisel duygular işlenmiştir,
Yoğun olarak benzetmelere başvurulmuştur,
Şiir bu özelliğiyle klasik şiir geleneğine bağlı olarak yazılmıştır.

Garibim
Mısra sayısı ve mısraların uzunluğu farklıdır,
Teknoloji şiire girmiştir,
Duygusal bir şiirdir,
Şair kalabalığın içindedir,
Günlük konuşma dili kullanılmıştır,
Bu özelliğiyle serbest nazım geleneğine bağlıdır,
Her üç şiirde de şairler, içinde bulundukları sosyal-kültürel yaşamı yansıtmışlardır.


Daha fazla sonuç:
şiirde zihniyet

Hızlı Cevap
Mesaj:


Kaynak:


Bu sayfalarımıza baktınız mı
paneli aç