Cevap Yaz Yazdır
Gösterim: 354.106|Cevap: 295|Güncelleme: 6 Mart 2016

Uzay Gemisi Resimleri

25 Haziran 2007 19:22   |   Mesaj #11   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
raumschiff2

Sponsorlu Bağlantılar
Dangerousspy
26 Haziran 2007 12:27   |   Mesaj #12   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi

spaceship

Son düzenleyen _VICTORY_; 10 Nisan 2013 12:36 Sebep: Kırık link silindi
Dangerousspy
26 Haziran 2007 15:08   |   Mesaj #13   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
ZAMAN'IN GİZEMLİ YAPISI :Zaman , iki hareket arasındaki süredir. Hareket ve maddenin nesnel hali zamanla belirir. Zamanın olmadığı yerde , nesnellikte yoktur! Bu nedenle zaman cismin kesinlikle belirleyici faktörüdür. Hareketin hızı zamanın da hızıdır. Görelilik ve kuantum varsayımlarına göre zaman ile uzay birbirleriyle doğrudan ilişkili ve bağlantılıdır. Zaten zaman ile uzay birlikte anlamlıdır. Biri olmadan diğerinin olması mümkün değildir. Bunu şöyle özetleyelim : elektrik yükünün çevresindeki elektrik alanı , o elektrik yükünün bir bağlantısıdır. Tıpkı bunun gibi geometri ile kinamatik 'den oluşan eğri yada düz uzay-zaman metrik alanı da özdeğin (maddenin) bir bağlantısıdır. Elektrik yükü olmadıkca, elektrik alanı nasıl olmaz ise ; maddesiz bir '' metrik alan'', eş anlamıyla '' uzay-zaman '' da varolamaz. uzayla zaman, düşünsel tasarımlar değil , maddesel nesnenin içinde bulunan nesnel zaman-uzay madde somutluğundan oluşmuş bir bütündür. Böylece uzayın boyutları kadar zaman boyutunun kendiside uzay boyutlarının bir devamı niteliğinde bir nesnel uzam boyutu olarak varolmaktadır. Madde özünde ışıma kuatlarından oluşma bir yapıdır. Bu ışıma kuantları kendilerini özde zamansal bir varoluş olarak ,bir frekans olarak bir zaman yapısı olarak ortaya koyarlar. Zaten Birleşik Alanlar Teoreminin özündeki ana fikir 'de ışık kuantları düzeyinde elektrik alanı - manyetik alanı ve gravitasyon alanlarını tek bir alan yapısı altında formüllemekten başka bir şey değildir. Bu ise elektro-gravitasyon alanı denebilecek yeni bir alan anlayışını öngörecektir. Eğer elektrik- manyetik ve gravitik alanlar içerisinden zaman kayması -boyut değişimi hadiselerini açıklayabilirsek bir Birleşik Alan Kuramı anlayışına sahibiz demektir.

wormholsZaten kendi evrenimizin boyutları içerisinde zaman fenomeninide içerisine alacak bir Birleşik Alan Kuramı sonucunda üst boyutlara geçebilmek ve başka zaman yada uzay noktalarına geçit verebilecek fizik dinamiklerindede değişmeler yaratabilecek bilgiye sahip olmuş oluruz.Zaman yolculuğunun mümkün olması için klasik anlamda lineer olarak düşündüğümüz sürekli /kesintisiz bir zaman çizğisi anlayışı yerine, zaman çizğisini oluşturan her bir noktasal AN ' ın birbiri ardına sıralanmasından oluşmuş kesikli bir zaman çizğisi anlayışını kabül etmeliyiz. Yani zaman akışı sürekli bir akış değil kesikli /titreşimli bir akıştır. Her bir AN bir dalga vuruşunu ifade eder. Aslında zaman ' ın fizik yapısıyla ışık enerjisinin fizik yapısı arasında doğrudan benzer bir ilişki vardır. Bu gibi zaman akımının kendiside hem dört boyutlu bir bakış açısında kendi içinde kesiksiz bir bütünlüktür. Hemde üçboyutlu bir bakış açısı içerisinde parçacıklı / kesikli bir akıştır. Bu durum ışıgın bir parçacık akımımı yoksa sürekli bir dalga akımımı olduğu sorusuyla benzer bir tartışma sorusudur. Hatta aynı meselenin bir diğer şeklidir desekte yanlış olmaz. çünkü zaman akımı ışık enerjisiyle fiziksel ve matematiksel bir bağa sahiptir. Hareket, zaman ve mekan içinde tanımlanır. Zaman ise mekanı (uzayda bir noktayı) temsil eden enerji dalgasının dördüncü boyut çizğisi boyunca yer alan önceki ve sonraki salınım değerlerinin bir toplamıdır.Geçmiş - gelecek ve şimdi olmak üzere üç zaman dalgası vardır.Bu üç zaman dalgası bir dördüncü boyut uzayında yanyana gelirler. Üç boyutlu uzayda ise farklı zaman boyutları iç-içe geçmiş yada üs-üste binmiş frekanslar manzumesi olarak algılanır. Zamanın bir çok tanımı vardır. Peki ZAMAN 'ın bir alt sınırı, yani elemanter bir zaman varmı dır? Enerjiyi kuantlaştırabildiğimize göre evrendeki sinyallerin maksimum bir hızı olduğuna göre bu gayet mantıklı bir sorudur. En kısa zaman var mıdır? sorusu, sinyallerin yayılma hızının sınırlı oluşu yüzünden, en kısa mesafenin var olup olmadığı sorusuyla aynı şeydir. En kısa zamana en yüksek frekans tekabül ettiğinden, en kısa zaman sorusu, aynı zamanda enerji kuantumu için bir tavan değeri olası gerekir. Ve bu en yüksek frekans değeri ışık hızında titreşen bir foton noktasını temsil eder.Ve foton lineer hız olarak(ışık hızı) zamanın akış hızıyla eşdeş bir hıza sahiptir eğer bir foton hız frekansı olarak yaklaşık 12,3 x 10 * üzeri 22 Hz / sn 'lik bir titreşim hızına erişir ve bu frekansın ötesine geçerse bizim boyutumuzu terk eder. Yani bir üst boyuta bir üst hız frekansı denen başka bir zaman akış hızı içerisine girer. Işığa ait dalga boyunun kısalmasıyla ışığın frekansıyla doğru orantılı olan enerji değeri de büyür.

Kısaca dalga uzunluğunun giderek kısalması ile enerji değeride giderek yükselir. Ve ışığın en yüksek titreşim hızı olan ışık hızına karşılık gelen yüksek frekans düzeyinde ışık vibrasyonları en yüksek hızda titreşirler ve en yüksek enerji değerine ulaşırlar. Ve bu enerji düzeyi bizim boyutumuzun kuantum enerji düzeyini simgeler. Bu enerji duvarının bir frekans sıçraması ile aşılması ile bir başka kuantum enerji düzeyini ifade eden bir üst boyutun kuantum enerji havuzuna yani üst evrene geçmiş oluruz. Nasıl 'ki enerjinin kendi içerisinde frekanslar şeklinde kuantum enerji fazları şeklinde geçişler varsa boyutsal düzlemler arasında da enerji yasalarına dayalı bir geçişten bahsedebiliriz. Ve bu yeni boyutta en kısa zamanın genişliği bizim boyutumuzun iki katıdır.Bir foton yada ışık dalgası ışığın hız duvarını üç boyutlu uzayda lineer bir yayılma hızıyla geçemez. Ama bir dördüncü boyut doğrultusunda açılım gösteren ışığın iç titreşim hızı sayesinde yerinde titreşimler şeklinde bir hızlanmayla ışık titreşimleri kendi yayılma hızını(ışık hızını) aşarak bir üst uzaya sıçrayabilir.Böylece üçboyutlu küresel bir enerji havuzu oluştururcasına yayılan ışık dalgası bir dördüncü boyuta doğru saparak ortadan kaybolur. Ve bir foton bu hızı aşarsa kendini geçmiş ve geleceğe doğru yayarak zamanda sıçramalar yapar.

wormholettEinstein 'ın fotoelektrik kuramıyla ışığın dalga ve parçacık ikilemi planck' ın frekans ( f ) kavramıyla birleştirilmiştir.Maxwel 'in ışığın dalga kuramıyla Planck'ın ışığın parçacık anlayışı birleşerek ortaya tek bir ışık anlayışı çıkmıştır. Işık sonuçta kesikli bir ''parçacık'' akıntısı değil yine ona yakın bir tanımla kesikli bir ''dalga paketleri'' demetinden oluşan bir enerji akımıdır. Bilim adamları bu anlayışta parçacık ve dalga tanımlarını birleştirmişlerdir.Bu anlamda uzay alanı bir kesikli bir kuantum enerji vakumu yada köpüğü olarak ele alınmıştır. Peki ama uzaya bağlı zaman matriksini nasıl kuantumlayabiliriz? Bunun anahtarı ışığa atfedilen benzer bir tanımla verilebilir. Zaten bu anlamda yerçekimsel uzay-zaman eğriliğinide kuantumlanmış uzay alanı eğriliği cinsinden ifade edebilirsek zaman yolculuğuna ait tam bilgi elde edebiliriz.Aslında zaman yolcululuğunun tam bir anlayışı ''Alan-parçacık-yerçekimi kuantum vakumu- sıfır nokta enerjisi-elektrik ve manyetik alanların dalga yapısı ve uzay-zamanın eğriliği anlayışlarının tek bir alansal matriks altında toplanıp anlaşılmasıyla '' net bir görüntüye kavuşacaktır.Buna evrenin ''Birleşik Alan Teorisi'' de denebilir.Eğer ileride farklı boyutlar ve parapsikolojik fenomenlerde bu kuram dahiline alınırsa insanın evrene bakış açısı dahil yaşam biçimi, kültürü, sosyal örgütlenmesi sosyal kurum ve kuruluşlarında da bir değişim ve yeni bir dünya düzenin ortaya çıkması kaçınılmazdır.Eğer atomik yapıya daha da derinlemesine girecek olursak fizikçilerin kuantum alanı dedikleri noktaya ulaşırız. Eğer bu kuantum alanının dahada derinlerine inersek köpüksü uzay-zaman çizğilerine ve onun daha da altında bir düzeye inersek insandaki bilincin daha farklı bir düzeyi olan evrensel bilinç dokusuna ulaşırız.Kuantum alanının gerçek realitesi salt bilinçtir. Ve tüm fiziksel olgular bu en derin düzeydeki salt bilincin(kozmik bilincin) parçacıklar, atomlar ve moleküller şeklinde beliren yansıyan aynı şeyin çeşitli görüntülerinden başka bir şey değildir.Eğer insan beyninin ve zihninin uzay-zamanın sonsuz boyutlarıyla olan karmaşık bağlantısı keşfedilebilirse insan metafizik bir varlık olarak evrendeki yerini olabilecek en derin düzeyde sorgulayacaktır.Böylelikle insan sadece sınırlı bir fizik ve psikolojiden ibaret bir varlık olarak değil metafiziksel ve parapsişik bir varlık olarak kendini algılayacaktır. Bu dinsel bir önermeden çok insanın en derin felsefi bir boyutta kendini anlaması hadisesidir.
Dangerousspy
26 Haziran 2007 17:01   |   Mesaj #14   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
Uzay Gemisi Resimleri frame280
Son düzenleyen Celsus; 19 Ekim 2007 02:01
Dangerousspy
26 Haziran 2007 17:44   |   Mesaj #15   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
Konuyu fazlaca dağıtmadan zaman yolculuğunun bilimsel anlatımına devam edelim.
Newton' un yerçekimi kanunu uzun yıllar boyunca insanların aklını karıştırmış, bir cismin uzaklardaki başka bir cisme kuvvet uygulayabilmesi bir çok kişiye anlaşılması zor bir olay olarak görülmüştü. Problemi Albert Einstein genel görecelik kuramıyla çözdü ve bu kuvvete yerel bir açıklama getirdi. Herhangi bir kütle, içinde bulunduğu uzayın eğrilmesine neden olur, vebu eğrilme de zamanla kütlenin çevresine yayılır. Uzaydaki bu eğrilmeyi hisseden diğer cisimler de sanki kendilerine bir kuvvet uygulanmış gibi hareket ederler.
kuantumkuantum
Sponsorlu Bağlantılar
Dangerousspy
26 Haziran 2007 23:47   |   Mesaj #16   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi

spaceship
Son düzenleyen _VICTORY_; 10 Nisan 2013 12:37 Sebep: Kırık link silindi
NiliM
27 Haziran 2007 08:23   |   Mesaj #17   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
Uzay Gemileri

xxxxxxxxxxdx6
Dangerousspy
28 Haziran 2007 13:11   |   Mesaj #18   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
spaceship
Son düzenleyen sudeniz; 15 Ağustos 2007 10:43
NiliM
28 Haziran 2007 19:35   |   Mesaj #19   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
Uzay Gemileri

xxxxxxxxxxrw3
NiliM
2 Temmuz 2007 20:59   |   Mesaj #20   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
Uzay Gemileri

xxxxxxxxcy5

Sponsorlu Bağlantılar
Cevap Yaz
acebook yorumları
paneli aç