MsXLabs

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Genel Mesajlar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/)
-   -   Fıkralar/Komik Olaylar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/6307-fikralar-komik-olaylar.html)

venüsün_kızı 4 Haziran 2006 12:02

GERÇEK

NewYork'ta bir yayınevinde redaktor olarak çalışan 51
yasındaki
> George Turklebaum, geçirdiği kalp krizi sonucu hayatini
kaybetmiş...
> *Peki bu olayın diğer milyonlarca kalp kriziyle ölümden farkı
nedir
> derseniz:
> *23 kişiyle bir arada çalıştığı açık ofiste, adamın kalp
krizinden
> gittiği

> tam 5 gün sonra birisinin
yanına gidip 'iyi misin?' diye
sormasıyla fark edilmiş..
Patronu, şirkette 30 yıldır çalışan George'un sabah ofise en erken
>gelip aksam en geç çıkan eleman olduğunu, etrafındakilerle
>konuşmadan
> bütün gün sadece işiyle ilgilendiğini söylemiş..
> *Bu nedenle de, her zamanki gibi masasında bir yazı okuduğu
sırada
> kalbi durarak öldüğünde kimsenin dikkatini çekmemiş..
>
> > *Bu
olaydan çıkarmamız gereken ders:
> > *Kendinizi paralarcasına çalışmayın.. kimse farketmiyor :)


Mystic@L 4 Haziran 2006 12:25

İSRAFÇI ADAMA DERS

Diyojen, israfçı tutumuyla bilinen bir adamla karşı­ lamıştı. Ondan bir lira istedi. İsrafçı adam:

— Niçin başkasından 10 kuruş istiyorsun da, benden bir lira, diye sordu.

Diyojen şu uyarıcı cevabı verdi müsrif adama:

— Çünkü, başkalarından yine istesem, bana verirler. Ama, bu israfın yüzünden, senin bir daha verebileceğin­ den şüpheliyim.



JENNIS 4 Haziran 2006 14:14

Başçavuş Albayı tutuklayacakmış
http://www.fikralar.com/images/t_sagkose.gif
http://www.fikralar.com/images/bir_piksel.gif
Albay, binbaşıya: -Yarın güneş tutulacak. Bu her zaman görülen bir şey değildir. Erleri talim elbiseleri ile talim meydanına getirin de olayı görsünler. Ben de orada bulunup kendilerine gerekli bilgiyi vereceğim. Şayet yağmur yağarsa, tabii bir şey göremeyiz. O zaman erleri, üstü kapalı talimgaha götürürsün. Binbaşı, yüzbaşıya: -Albayın emri ile yarın sabah saat dokuzda güneş tutulacak. Bu her zaman görülen bir olay değildir. Şayet hava kapalı olursa bir şey görülemeyecektir. Bu durumda tutulma, kapalı talimgahta gerekli talim elbisesiyle yapılacaktır. Yüzbaşı, teğmene: -Albayın emri ile yarın sabah dokuzda talim elbisesi ile güneş tutulmasının açılış merasimi yapılacaktır. Şayet yağmur yağarsa ki bu durum pek görülen bir olay değildir, Albay kapalı talimgahta gerekli bilgiyi verecektir. Teğmen, başçavuşa: -Yarın sabah dokuzda hava güzel olursa, talim kıyafeti ile albay tutulacak. Kapalı talimgahta yağmur yağarsa, alayın meydanında manevra yapılacak. Çünkü bu her zaman görülen bir olay değildir. Basçavuş, askere: -Yarın sabah saat dokuzda kapalı talimgahta Albayı tutacağız. Sabah hepiniz talim teçhizat ile hazır olun. Askerler kendi aralarında: -Yarın sabah bizim başçavus Albayı tutuklayacakmış.
http://img128.imageshack.us/img128/8515/bebek015oi.jpg

DELİ


Bir gün doktorlar, tımarhanede yaptıkları araştırmada en akıllı deliyi seçeceklermiş. Bir gün delilerden biri bahçede bulunan havuza düşmüş ve boğulmak üzereymiş. Delilerden biri havuza düşen arkadaşını kurtarmaya çalışmış. Bunu gören doktorlar arkadaşını kurtaran deliyi yanlarına çağırmışlar ve "seni en akıllı seçiyoruz" demişler. Doktorlardan biri: "Peki kurtardığın arkadaşını çağır da sana teşekkür etsin" demiş. Deli: "Gelemez ki!" Doktor: "Neden gelemezmiş?" Deli: "Çünkü kuruması için onu astım!"


Mystic@L 4 Haziran 2006 18:39

DOĞRU SÖYLEDİĞİN İÇİN

Bektaşinin biri, boynunu bükerek bir zenginin yanına yak­laşır. Sadaka ister.

Zengin adam:

— Utanmıyor
musun dilenmeğe ya­
hu... Baksana güçlü -
kuvvetli bir adamsın.

* Sormayın... bir derdim var ki çalışmama mani
oluyor.
* Neymiş o dert?
* Ne olacak tembellik!

Bu cevap zenginin hoşuna gider ve cebinin köşesin­deki kuruşu Bektaşi'ye uzatır:

— Al şu kuruşu bakalım... der. Bu parayı sana acıdı­
ğımdan değil, doğru söylediğin için veriyorum.





asla_asla_deme 4 Haziran 2006 23:49

Kadınlar ve üniversite sınavları hakkındaki acı gerçekler
 
Benzerlikleri :

- İkisinde de tercih sayısı çok görünür.
- İkisi de ancak bitince rahatlarsınız.
- İkisinde de tercihlerde çevre faktörü sinir bozucu ama önemlidir.
- İkisine de girmeden önce şekerli birşeyler yemek iyi gelir.
- İkiside esnasında terletir.
- İkisini de kazanırsanız kaşındınız, kaybederseniz üzüldünüz demektir.
- İkisinin de sonucu güzelleştikçe harçları yükselir.
- İkisinden de erken çıkmak hoş karşılanmaz.
- İkisinde de tercihler yıllara mal olabilir.
- İkisinde de tercih sizin gibi görünür.
- İkisinde de soruları kimse size önceden söylemez, ama üç aşağı beş yukarı aynı sorular çıkar.
- İkisinde de çıkınca sigara iyi gelir.
- İkisinde de yuvarlağın dışına taşırmamak gerekir.

Farkları :

- Birinde kalemin ucu kırılırsa fena olur.
- Birinde yanlış kararlar silgiyle düzeltilebilir.
- Birinin gözetmenine röntgenci adı verilir ve ayıplanır.
- Birinde kurallar baştan belirlenmiştir.
- Birinde açık öğretim mümkündür.
- Biri bittikten sonra kahvaltı hazırlamanız gerekmez.
- Birinde kapıda veli beklemez. En azından beklemese iyi olur.
- Birinde yardımcı cihazlar arasında müsvette kağıt bulundurmak tuhaf karşılanmaz.
- Birinde acele etmek tuhaf karşılanır.
- Birinde cevaplar duruma göre değişir.
- Birinde bilgisayarlar değerlendirir.
- Birinde yumuşak kalem makbul değildir.
- Birinde tercih sayısı duruma göre değişir.


KafKasKarTaLi 4 Haziran 2006 23:54

EVLİLİĞİN BÖYLESİ

Nasrettin Hoca evlen­ meye niyetlenir. Eş- dost bir hatuncağızı öve öve göklere çıka­ rırlar.
  • Şöyle huylu!
  • Böyle soylu!
— Dünyalar güzeli... Hoca'nın gönlünü çelerler.


Evlenirler. Zifaf gecesi yüz görümlüğünü veren Ho­ ca, gelinin duvağını kaldırır. Aman Allah'ım! Çirkin bir gelin.
Gelin hanım, kocasına sadakatini göstermek için:
— Hoca efendi, akrabalarından kime görüneyim, ki­
me görünmeyeyim? diye sorar.
Hoca şaşkın:
— Aman hatun, bana görünme de kime görünürsen
görün... der.


asla_asla_deme 5 Haziran 2006 00:29

nane şekeri :)
 
>>Baskinda yakalanan fahiseler o
kadar çokmus ki karakola

>>sigmamislar.

>>Disarida sira olmuslar. Tek tek ifadeleri aliniyormus.

>>Yoldan geçen yasli bir nine uzun kuyrugu gorunce merak etmis ve

>>ordaki

>>fahiselerden birine sormus:

>>"Bu ne kuyrugu evladim!"

>>Kizlardan biri dalga geçerek:

>>"Nane sekeri kuyrugu nine" demis.

>>Nine mutlu olmus.

>>"Iyi çok severim, ben de alayim..."

>>Bu da girmis kuyruga.

>>Polis herkesin ifadesini aliyor ya, sira buna da gelmis tabiii.

>>Polis memuru karsisinda yasli basli kadini gorünce sasirmis.

>>"Nine sende mi yedin bu naneyi " diye çikisinca, yasli kadin
hemen

>>cevap

>>vermis:

>>"Ah!! Bende nerde o dis evladim. Ben sadece emiyom!! :P


F.E.A.R 5 Haziran 2006 00:39

ENFLASYON

Clinton, Yeltsin, Ciller seytanin huzuruna cikarlar.Hepsi seytana dileklerini soyleyeceklerdir oda onlara dileklerinin ne zaman gerceklesecegini soyleyecektir.
İlk once Clinton sorar."Amerika ne zaman her yonden tam olarak Dunya`nin hakimi olac ak" der.Seytanda " 50 yil sonra "der.Clinton baslar aglamaya "Ben goremicem , Ben goremicem" .
Sira Yeltsin`e gelmistir.O` da sorar "Rusya ne zaman eski gucune kavusacak". Seytan cevap verir "100 yil sonra". Yeltsin aglamaya baslar, "Ben goremicem , ben goremicem" .
Sira Ciller`e gelmistir.O` da sorusunu sorar "Ne zaman Turkiye`deki enflasyon dusecek " .Bu sefer seytan aglamaya baslar
"Ben goremicem,ben goremicem "


Mystic@L 5 Haziran 2006 16:08

BİR GÖZÜN KÖRMÜŞ



Adamın biri evlenmiş. Her akşam, eli kolu dolu olarak evine gidermiş. Bir gün, her nasılsa, eli boş gitmiş. O güne ka- *- dar, hep kocasının eline bakan karısı, elini boş görünce, yüzüne bakmış ve bir çığlık atmış:

— Aaa! Senin bir gözün körmüş.



asla_asla_deme 5 Haziran 2006 23:57

3 fıkra ve hayata dair ders!
 
> Ders 1:
> Adamın biri tam duşa girmek üzeredir ve karısı da
> duşunu almış olarak
> kabinden çıkmaktadır ki, kapının zili çalar. Kapıya
> kimin bakacağı
> konusunda ufak bir tartışma sonrasında kadın pes
> eder. Üzerine bir havlu
> alarak merdivenleri aşağı iner ve kapıyı açar. Gelen
> eşinin arkadaşı
> x'tir. Kadın daha selam veremeden x "havlunuzu
> üzerinizden yere
> düşürürseniz size anında 300 Euro veririm" der.
> Kadın bir müddet tereddüt
> eder, ancak havlunun düğümünü açarak havlunun
> düşmesini sağlar. X ona
> bakar ve 300 Euro verir ve söze devam eder: "Antrede
> doğabilecek ufak bir
> tensel yakınlık için size 500 Euro daha verebilirim,
> hem de derhal" der.
> Önce şaşkın, fakat daha sonra adrenalinin verdiği
> heyecan ve alacağı para
> ile yapabileceklerinin anlık hayaliyle kısa bir
> duraksamadan sonra kabul
> eder. Yaşamış olduğu olayın ve kısacık bir süre
> içerisinde edinmiş olduğu
> ufak servetin heyecanıyla merdivenleri yukarı
> çıkarak banyoya geri döner.
> Hala duşta olan eşi ona kimin geldiğini sorar.
> "Arkadaşın x" diye cevap
> verir kadın. "Çok iyi, ona borç verdiğim 800 Euro'yu
> getireceğini
> söylemişti, onu getirdi o zaman."
> 1. hikayeden çıkartılacak
> ders : Eğer bir ekipte çalışıyorsanız bilgiyi
> saklamayın,
> paylaşın. Karar mekanızmasında belirleyici olabilir.
> Böylece yanlış
> anlaşılmaların ve dışarıya karşı kötü duruma
> düşmenin önüne
> geçebilirsiniz.
>
> Ders
> 2 : Aracının direksiyonuna geçip kiliseye gitmek
> üzere
> yola koyulan rahip yolda yürümekte olan bir rahibeye
> rastlar. Aracını
> durdurur ve kiliseye kadar onunla gelmek isteyip
> istemediğini sorar. Kadın
> arabaya biner ve bacak bacak üstüne attığında
> bacaklarının güzelliği
> ortaya çıkar. Rahibin gözü kayar ve bakayım derken
> kısa bir süre için
> aracın kontrolünü kaybeder. Aracı tekrar kontrol
> altına aldıktan sonra sağ
> elini rahibenin bacağı üstüne koyar. Rahibe ona
> bakar ve şöyle der :
> "Rahip, 129. ayeti hatırlıyor musunuz ?" Utançtan
> kıpkırmızı olan rahip
> derhal elini çekerek rahibeye özürlerini sıralar.
> Bir müddet sonra aklı
> tekrar karışır ve rahibenin bacağına tekrar dokunur
> vites değiştirme
> bahanesiyle ve rahibe aynı soru ile karşılık verir :
> "Rahip 129. ayeti
> hatırlıyor musunuz ?" Utancından yine kızaran rahip
> elini çeker ve
> "afedersin kardeşim, insanoğlu zayıf düşebiliyor"
> der. Kiliseye
> vardıklarında rahibe arabadan iner ve tek kelime
> söylemeksizin, ancak çok
> manalı bir bakış fırlatarak kaybolur. Rahip aceleyle
> içeriye koşturur ve
> bir İncil alarak 129. ayeti açar okumak için 129.
> ayet şöyle demektedir :
> İleriye gidiniz, daha yukarlarda arayınız. Orada
> güzellikler
> bulacaksınız.
>2.
> hikayeden çıkartılacak ders : Görev alanınızla
> ilgili her zaman
> bilgili olun, aksi taktirde fırsatları
> kaçırabilirsiniz.
>  
> Ders
> 3. Pazarlamacı, şef sekreter ve personel müdürü bir
> öğlen
> paydosunda lokantaya doğru yürümektedirler. Parktaki
> banklardan birinin
> üzerinde sihirli bir lamba bulurlar. Lambayı ovarlar
> ve gerçekten de
> lambadan cin çıkar. "Aslında kişiye 3 dilek hakkı
> veriyorum ama sizler üç
> kişi olduğunuz için hepinizin birer dileğini gerçek
> yapacağım" der cin.
> Şef sekreter arsızca atılarak "önce ben" diyerek
> sıranın önüne yerleşir.
> "Bahamalarda, muhteşem bir sahilde tatil yapmak
> istiyorum. Tatilim hiç
> bitmesin ve hiçbir dert hayatıma girmesin" diye
> dileğini ifade eder. Ve
> hoop, ortadan kaybolur. Şimdi de pazarlamacı atılır
> ve "şimdi sıra bende"
> der. "Hayallerimdeki kadınla Tahiti sahillerinde
> Pina Colada içmek
> istiyorum" der ve hoop, o da ortadan kaybolur.
> "Şimdi sıra sende" der cin
> Personel Müdürüne. "İkisini de öğleden sonra
> işlerinin başında görmek
> istiyorum" der personel müdürü.
> 3. hikayeden çıkartılacak
> ders : Üstünüz olan birinin her zaman için önce
> konuşmasına
> izin verin.



KafKasKarTaLi 6 Haziran 2006 01:19

Kim Daha Akıllı

Bir kadınla bir adam ayrı ayrı arabalarında giderlerken Çarpışırlar.ikisinin de arabası mahvolur ama şans eseri ikisi de hiç yara almadan kurtulur.
Arabalarından sürünerek çıkarlar ve kadın adama bakıp: Çok ilginç! Sen erkeksin ben de kadın.Arabalarımız mahvoldu ama ikimizde hiçbir şey olmadı.Bu belki de tanışıp, dost olup, hayatimizin sonuna kadar huzur içinde birlikte yaşamamız için bir işarettir" der.
Müthiş heyecanlanan adam: "Evet, galiba haklisin" diye cevap verir.
KADIN şaşkınlıkla :"Bak, arabam hurdaya döndü ama bir sise sarap sapasağlam. Bu kesin bir işaret. Bu şarabi içip şansımızı kutlamalıyız" derken, şarap şişesini adama uzatır. Adam şişeyi alır, açar ve yarısını içip kadına Verir. Kadın hemen şişenin mantarını kapatıp adama geri uzatır.
Bunun üstüne adam sorar: "Sen içmeyecek misin ?"
Kadın cevap verir: "Hayır, ben polisi bekleyeceğim!"


asla_asla_deme 6 Haziran 2006 02:16

Kadının biri, 46 yaşındayken kalp krizi geçiriyor ve hastaneye
kaldırılıyor.


Ameliyat masasındayken,ölüme yakın, birden bir Hayal görüyor.
Azraili görüyor ve soruyor:

"Benim saatim geldimi?" Azrail cevap veriyor: Hayır, senin daha 43
sene, 2
ay vede 8 günün var".

Narkozdan uyandığında, estetik yaptırmaya karar veriyor.

Yüzünü gerdirttiriyor,dudaklarını doldurtturuyor vede Göğüslerini
düzelttiriyor.

Kısacası: "Yeniden doğmuş gibi" Daha uzun bir süre yaşıyacağını bildiği
için
şimdi, o kadar ameliyatın değdiğini düşünüyor.

Son ameliyattan sonra, hastaneden tamamen yeni bir insan gibi çıkıyor.
Tam karşıdan karşıya geçiyor ki, ambülans çarpıyor. Ölüyor.

Cenette Azrail'e soruyor: "40 seneden daha fazla yaşıyacağımı
sanıyordum!

Neden o zaman bana o ambülansın çarpmasını sağlayıp, Beni öldürttün?"

Azrail cevap veriyor:
Kız, ben seni tanıyamadım.......................


Mystic@L 6 Haziran 2006 02:25

NİYE KOŞAYLAR?

Cemâl gazetesinden ba­ şını kaldırıp sorar:

— Haa bu uşaklar ne ko-
şaylar böyle?

Temel cevap verir:

* Ula bunlar koşicudur,
başbakanlık kupası için ko-
şaylar.
* Ha kupayı çime vereceklerdur?
* Birinciye.
* Öbürkilere bir şey yok midur?
* Yoktur.
* Öyleyse onlar niye koşaylar?



asla_asla_deme 6 Haziran 2006 20:56

TANRI
Zengin bir is adaminin kizi, kendisiyle evlenmek isteyen erkek
arkadasini anne ve babasiyla tanistirmak icin evlerine yemege cagirdi.
Yemekten sonra zengin is adami damat adayiyla basbasa konusmak istedi
ve onu calisma odasina goturdu.
Senle söyle erkek erkege konusalim yavrum, dedi.
- Evlendikten sonra aileni gecindirmek icin ne is yapmayi
düsünüyorsun?
Damat adayi duraksamadan yanit verdi:
- Aslinda benim elimden her is gelir efendim, evlendikten sonra
bir yerde kesinlikle bir is bulurum. Sonra da nasil olsa, Tanri yardim
eder.
Damat adayinin bu yanitini kuskuyla karsilayan is adami, bu kez
daha somut bir soru sordu:
- Peki icinde kizimi oturtabilecegin bir eve nasil sahip olmayi
düsünüyorsun?
Damat adayi yine duraksamadan cevap verdi:
- Ben aslinda cok caliskan bir insanimdir, dedi. Gece gündüz
demez calisir, para biriktiririm. Sonra da nasil olsa Tanri yardim
eder, bizde bir ev sahibi oluruz.
Kız babasinin nesesi iyice kacti. Bu kez sesini yükselterek
sordu:
- Peki oglum ilerde cocuklariniz olunca onlara nasil bakacaksiniz?
Damat adayi o soruyu da yanitladi:
- Biraz önce söyledim ya, gece gündüz calisir kazandigim tüm
parayi biriktiririm. Sonrada nasil olsa Tanri'nin yardimiyla
cocuklarimizi büyütürüz.
Damat gittikten sonra kizi kosarak babasinin yanina geldi:
- Damadini begendigini gözlerinden anliyorum babacigim, lütfen
söylermisin onun en cok neyini begendin?
Babasi kizinin yüzüne dik dik bakti:
- Onun en cok hosuma giden yani benim hakkimdaki görüsü, dedi
ve ekledi:
- Beni Tanri saniyor!


Mystic@L 6 Haziran 2006 21:41

SON ÜMİT

Nasreddin Hoca­ nın çok sevdiği eşeği bir gün kaybolmuş. Hoca, eşeği aramak için, kırlara doğru açılmış. Bir taraftan da bir türkü söyleme­ ğe başlamış.

Böylece dolaşıp dururken bir tanıdığına rastlar.

Tanıdığı:

— Hoca, böyle türkü çağıra çağıra nereye gidiyor­
sun? diye sorar.

Hoca merhum da eşeğini kaybettiğini, onu aramakta olduğunu söyler.

Ahbabı:

— Bu ne iştir Hoca efendi? Benim bildiğim, insan
eşeğini kaybetti mi, feryat eder, ağlar, dövünür. Sen ise
türkü söylüyorsun!

Hoca, ona önündeki tepeyi gösterir.

— Bir ümidim şu dağın ardında kaldı. Eşeğimi ora­
da da bulamazsam, o zaman siz dinleyin bendeki ferya­
dı!




F.E.A.R 7 Haziran 2006 18:36

ARILAR VE KUŞLAR

Kadın kocasına:
- Bizim oğlan büyüdü artık. Ona bazı şeyleri anlatmalısın. Bu senin görevin.
- Yahu, ben nasıl anlatayım, utanırım.
- Kolayı var, bu işin arılar ve kuşlarda da aynı olduğunu söylersin.
Adam, oğlunu yanına çağırır ve anlatmaya başlar:
- Bak oğlum, geçenlerde annenle kavga etmiştim ya. Annen eşyalarını toplayıp annesine gitmişti.
- Evet baba, hatırladım.
Baba devam eder:
- O gün bu olayı kutlamak için seninle birlikte gece klubüne gittik. İçerken iki bayanla tanıştık. İşi ilerlettik.
- Evet baba, hatırladım.
- Sonra bayanları klüpten çıkartıp bir otele götürdük. Sen seninkini, ben benimkini alıp odalarımıza çekildik.
- Evet baba, hatırladım.
- Hah, işte bu iş arılarda ve kuşlarda da böyledir.


Angelic_Girl 7 Haziran 2006 18:58

Tanrı demiş ki: "Bill senin durumun hakikaten karmaşık. Seni cennete mi
cehenneme mi yollamalı bilemiyorum. Her eve bilgisayar girmesine yardımcı
olarak insanığa katkıda bulundun ama bir yandan da Windows gibi bir rezaleti
de yarattın. Ben de senin özel durumuna göre bir şey yapacağım, cenneti de
cehennemi de ziyaret et, hangisine gideceğine karar ver."

"Tamam" demiş Bill Gates,"Önce cehenneme bir bakayım." ve inmiş cehenneme.
Bir de bakmış berrak sulu bir kumsalda bir sürü güzel kız top oynuyor
eğleniyor, güneş parlıyor hava süper.

"Allaah" demiş Bill Gates, "Cehennem böyleyse Cenneti hakkaten görmek
isterim." Ve cennete çıkmış. Bir bakmış, bulutların üzerinde bir yer,
etrafta melekler uçuşuyor, insanlar lir çalıyor, güzelce bir yer ama
Cehennem kadar değil.

"Tamam" demiş tanrıya Bill Gates, "Ben cehenneme gitmeye karar verdim."

İki hafta sonra tanrı cehennemi ziyaret edip Bill Gatesin nasıl olduğuna
bakmaya karar vermiş. Gitmiş Bill'in yanına, Bill bir duvara zincirlenmiş,
alevler içinde karanlık bir mağarada ve zebaniler işkence ediyor.

- Nasılsın Bill?

- Korkunç! Burası iki hafta önce geldiğim cehennem değil! Kızların oynaştığı
o güneşli kumsala ne oldu?

Tanrı cevap vermiş:

- O ekran koruyucusuydu...


Mystic@L 7 Haziran 2006 20:41

YALANCI

Asker, komutanın karşısına çıktı, izin istedi. Komutan se­ bep sordu:

* Efendim, karım çocuğu­
muzun çok hasta olduğunu
yazmış da...
* Yalan söylüyorsun. Çün­
kü karından gelen mektubu
ben de okudum, hiç öyle bir

şeyden bahsetmiyordu.

Asker selâm verdi, tam kapıdan çıkarken, döndü ve samimiyetle:

— Komutanım, dedi. İkimiz de yalancıyız anlaşılan, çünkü ben evli değilim.




arwen 7 Haziran 2006 22:53

Sarhoş ve öpücük - Bu sabah sokakta bir kadını zorla öpmekten yargılandım.
- Ne oldu sonuç?
- Hiç sorma! Yargıç öptüğüm kadını görünce ayrıca aşırı sarhoşluktan da ceza verdi bana


KafKasKarTaLi 8 Haziran 2006 00:43

ZEKA
Temel ve Dursun trenle yolculuk yaparken,bir sığır çiftliğinin önünden hızla geçiyormuş.Temel tahmin etmiş
-Dursun burada tam 397 sığır var..
-Ula Temel,nasıl saydın?Vızz diye geçtuk daa..
-Kolaydur..Ayaklarını sayıp dörde bölüyorum.


ChinaDoll 8 Haziran 2006 01:13

Lazın Eczanesi

Lazın eczanesine eli silahlı, yüzü kadın çoraplı iki soyguncu girmiş ve ellerindeki silahi Laza doğrultup:

- Çabuk kasadaki herşeyi ver !

- Özür dilerim, reçetesiz hiçbirşey vermiyoruz.


Ana Sütü

Saglik dersinde ögretmen bir ögrenciye sordu :
- Söyle bakalim, bebeklerde anne sütü neden inek sütünden daha faydalidir?
Ögrenci kendinden emin bir sekilde cevap verdi :
- Daha lezzetlidir, eksimez, pasta yapiminda ve baska amaçlarla kullanilamaz,
bebege özeldir, ambalaji nefistir.


Abdurrezzak

Ögretmen iki ögrencisine kizar ve elliser kez adlarini yazmalarini söyler.
Ögrencilerden biri bu karara itiraz eder,
-Ögretmenim, bu çok büyük bir haksizlik degil mi?
-Neden haksizlik olsun ki?
-Onun adi Ali, benim ki ise Abdurrezzak...

Helikopter

İlk defa helikopter gören Temel, Dursun`a sormuş:Dursun bu ne dur da? Dursun,gayet sakin cevap vermiş:Haçan,bu olsa olsa bin yaşın da bir sinekdur.









F.E.A.R 8 Haziran 2006 01:20

Mehmet Bey köpeğinin tasmasından tutmuş yolda giderken, hoşlanmadığı bir komşusuyla karşılaştı. Komşu sordu:
- Bu eşekle nereye gidiyorsun?
- Yahu bu köpek be, diye tersledi Mehmet Bey. Köpekle eşeği birbirinden ayıramıyor musun?
Komşu aldırışsız:
- Ben köpekle konuşuyorum. Sen ne diye söze karışıyorsun?


kambis 8 Haziran 2006 01:21

EMZİK

Adam arkadaşının latex-kauçuk ürünler yapan fabrikasını geziyordu... Bir ara bir otomatik makinanın başına geldi ve makinadan şu seslerin geldiğini duydu ;
- Pissst ....PAT !.....pissst ..PAT !.....pissst....PAT !..........
Merak edip sordu bu makinanin ne yaptığını ve neden bu seslerin geldiğini... Arkadaşı cevapladı :
- Bu makina biberon emziği yapıyor... Pisst sesi kalıba gelen latexin şişirilip emzik formu aldığını, pat seside ucuna açılan deliğin sesini belirtir...
Geziye devam edip baska bir makinanin başına geldiler. Bu makinadan da benzeri sesler geliyordu ama sıralamalari farklıydı ;
- Pisssst...Pisssst...Pissssst....Pisssst ...PAT !.....
Adam yine meraklanıp sordu ;
- Peki bu ne makinası?
- Bu bir prez*****tif makinasıdır...
- Ama neden 4 Pisst'tan sonra 1 PAT sesi geliyor...
Arkadaşı yanıtladı ;
- Her 4 preservatiften sonra 1 tanesinin ucunu deliyoruz da ondan... Adam şaşkınlıkla ve biraz da kızarak sordu...
- Ama neden..? Bu yaptığınız hiç hoş değil...
Arkadaşı cevap verdi :
- Öyle ama... O zaman da emzik işi fazla para getirmiyor...


F.E.A.R 8 Haziran 2006 01:23

- Komiser bey, beni tutuklayın. Karıma beş el ateş ettim.
- Öldü mü?
- Hayır, hiçbiri isabet etmedi.
- Öyleyse neden tutuklanmayı istiyorsun?
- Karım beni arıyor da...


Koca, doktora telefon etti:
- Doktor bey, karıma plaj tavsiye etmiştiniz. "Hem sağlığı açısından yararlı, hem çocuğu olması için..." demiştiniz. Bütün bir yazı plajda geçirip döndük. İkimiz de bir yararını görmedik.
Doktor:
- Görmezsiniz elbet. Ben plaja birlikte gidin demedim ki, karınızın plaja yalnız gitmesini tavsiye ettim


kambis 8 Haziran 2006 01:35

Hayatımızdaki gibiler - Otobüs yolculuğu operaya gitmek gibidir. Yerinden kalkmaz ve gurultu etmezsen, horlamadığın surece uyumana kimse bir şey demez. Hatta tuvalete gitmen için ara bile verilir.

- Burnunu karıştırmak, sevişmek gibidir. Yaparken izlemekten çok utanırsın, gözlerden uzak yerlerde kimseye görünmeden yapmaya çalışırsın.

Ama bir yandan da onu yapmaktan çok zevk alırsın.

- Gazeteciler, futbolcular gibidir. En çok parayı verene anında giderler. Her gittikleri yerde de renk aşkından ve paranın ne kadar önemsiz olduğundan bahsedip dururlar.

- Aşk sekerli sakız gibidir. Önceleri çok tatlıdır. Sonra tadı gider, yavanlaşır ve yormaya baslar. En sonunda bir kenara atılır. Bu sefer de insanin cani
yeni bir tane ister. Bulamayınca kenarda sertleşen eskisine bile razı olunur.

- Nazizim Elvis Presley'in donu gibidir. Kullanıldığı zamanlarda bile sahibinden başka kimsenin isine yaramazken yıllar sonra hala peşinden koşan insanlar bulunur.

-Kiralık katillik yapmak, karpuz satmak gibidir. İkisinde de kan çıkmazsa para alamazsınız.

-Evlilik decoder gibidir. Evlenip de ona sahip olmak başlangıçta harika gibi gözükse de bir sure sonra o kadar masrafa değmediği düşünülmeye baslar.

- Demokrasi Van canavarı gibidir. Aslında yoktur, ama var olduğunu söyleyen bir suru insan çıkar. O kadar ki, olmadığından emin olanlar bile bazen şüpheye düşerler.


F.E.A.R 8 Haziran 2006 01:38

AMERIKA'DA ÖLEN BIR KADIN IÇIN KILISEDE CENAZE TÖRENI
DÜZENLENMISTI.TÖREN SONUNDA CENAZE GÖREVLILERI
TABUTU TASIRKEN,TABUTUN ÖN BÖLÜMÜNÜ YANLISLIKLA
KILISEDEKI SÜTUNLARDAN BIRINE ÇARPTILAR. BU OLAYDAN SONRA TABUTTAN
BIR INILTI SESI DUYULDU. TABUT AÇILDI VE ÖLDÜGÜ SANILAN KADININ YASADIGI
ANLASILDI.
BIR SÜRE HASTANEDE TEDAVI EDILEN KADIN IYILESTI VE 10 YIL DAHA YASADI.
10 YIL SONRA OLDÜGÜNDE ISE CENAZE TÖRENI YINE AYNI KILISEDE YAPILIYORDU.
TÖREN SIRASINDA GÖREVLILER TABUTU TASIRKEN KILISEDEKI AYNI SÜTUNUN
ÖNÜNE GELDIKLERINDE, ÖLEN KADININ KOCASI BAgIRDI
"AMAN ÇARPMASIN, SÜTUNLARA DIKKAT EDELIM!"


Mystic@L 8 Haziran 2006 01:42

İLK ATIŞTA VURMAK

Temel ile Dursun evlerinin bahçelerin­de otururken bir tane, bir tane daha derken 21 pare top atılır.

Temel merak eder:

Nedir bu ses-

ler?

— Bugün komşu devlet başkam geldi. Onun için top
atılıyor, der Dursun.

Temel sinirli sinirli başını sallar:

— Şu işe bak! Bizim zamanımızda tek atışta vurur­
lardı...



F.E.A.R 8 Haziran 2006 01:45

MUTLU ETMEK

Uzun süredir ailelerinden habersiz beraber olmaktadırlar. Artık hayatlarını birleştirmeye ve bunu ailelerine açmaya karar verirler.
Kızının çok genç ve mahcup olduğunu söyleyen kızın babası sorar:
- Peki, oğlum kızımı mutlu edebileceğinden emin misin?
Genç adam:
- Aman efendim, daha dün gece kızınızın odamda ne kadar mutlu olup, haykırdığını duymanızı isterdim.


Mystic@L 8 Haziran 2006 01:56

DÜNYADA HERŞEY GEÇER

Baba erenler bir gün sokakta gezinirken dehşetli bir yağmura tu­ tulmuş.

Bir ağacın altına sığınarak boş bir arabanın geçmesini beklemiş. Bir saatten fazla beklediği halde oradan hiç bir araba geçmeyince kendi kendine mırıldanmış:

— Bir de şu fani dünyada her şey geçer derler. Şura­ da bir saattir bekliyorum, daha bir araba bile geçmedi.



YaKaMoZcuk 8 Haziran 2006 20:05

YILIN TELESEKRETER MESAJI
 
Konumuz California'daki Pacific Palisades adlı okul.. Burada okuyan çocukların velileri, bütün okulu ve öğretmenleri dava ediyor, çünkü bütün dönem boyunca 15 ile 30 gün arasında devamsızlık yaptıkları halde çocuklarının derslerden kalmalarını kabul etmiyorlar.. Velilerin neredeyse tehdide varan itirazlarıyla baş edemeyen okul yönetimi, en sonunda telesekreter mesajını aşağıdaki şekilde değiştiriyor, ve "YILIN TELESEKRETER MESAJI" ödülünü kazanıyor.




"Merhaba! Pacific Palisades'e hoşgeldiniz. Bu bir otomatik

mesajdır. Lütfen seçenekleri tek tek dinleyerek istediğiniz

departmanla ilgili tuşa basınız.




Çocuğunuzun neden devamsızlık yaptığı konusunda yalan söylemek

için 1'e

Çocuğunuzun neden ödevlerini yapmadığı konusunda yalan

söylemek için 2'ye

Bizim hangi konularda işe yaramadığımızı belirtmek için 3'e

Evinize gönderilen ve alıcı imzanız üzerinde olduğu halde

almadığınızı iddia ettiğiniz uyarı mektupları için 4'e

Müdür ve diğer yetkililere küfür etmek için 5'e

Çocuğunuzu her sabah en az 10 dakika bekleyen okul otobüsü

hakkındaki şikayetleriniz için 6'ya

Süper kabiliyetli mükemmel çocuğunuzun beceriksiz

öğretmeninden yakınmak için 7'ye

Bıraksanız bütün okulu yiyecek çocuğunuzun yetersiz bulduğu

okul menüsünden şikayet etmek için 8'e basınız

Çocuğunuzun gerçek bir dünyada yasadığının farkındaysanız ve

sorumluluk almayı öğrenmesini istiyorsanız, bunun için de ona

verilen ödevleri zamanında ve tam olarak yapmasının çok önemli

olduğuna inanıyorsanız, ayrıca eğitimin ilk önce ailede

başladığının bilincindeyseniz, artık telefonu

kapatabilirsiniz.. iyi günler dileğiyle


MaTTo 8 Haziran 2006 20:13

..:: İSTİHBARAT YARIŞMASI ::..
Bir gün, CIA, KGB ve MİT teşkilatlarından hangisinin daha başarılı olduğunu tespit etmek için bir "istihbarat yarışması" düzenlenmiş. Bu yarışma uyarınca, her üç teşkilatın en iyi adamlarından oluşan onar kişilik ekipleri Kongo'nun balta girmemiş ormanlarına göndermişler.
Ormanın girişinde görevlerini açıklanmış:
- "Ormana girip, en kısa sürede bir zürafa bulup getiren kazanır..."
Önce KGB liler gitmiş. 15 dakika sonra bir zürafa ile çıkagelmişler.
Sonra CIA gitmiş. 10 dakika sonra zürafa ile gelmişler.
En sonunda bizim MİT gitmiş, 7 dakika sonra bir fille dönmüşler.
Yarışmayı düzenleyenler "Bu da nedir?.." diye sorunca fil atlamış:
"Abi valla ben zürafayım..."
..:: TELEFON ::..
Temel bilim adamı iken bir arkeoloji araştırmaları konferansına davet edilir. Amerikalılar anlatmaya başlar;
-Biz ülkemizde yaptığımız kazılarda 25 metre aşağı indik ve telefon kabloları bulduk. Öyleyse bizim atalarımız asırlar önce telefon kullanmışlardır.
Sıra Türkiye`ye gelir ve Temel başlar anlatmaya:
-Biz ülkemizde yaptığımız kazılarda 50 metre aşağıya indik ama hiç birşey bulamadık. Öyleyse bizim atalarımız telsiz telefon kullanmışlardır.
..:: KAZI ::..
Hoca yer altına ahır yapmaya karar vermiş. Toprağı kaza kaza komşunun ahırına girmiş. Bir sürü öküz görünce koşa koşa karısına gitmiş:
- Hanım, hanım! diye bağırmış.
Müjdemi isterim. Eski zamanlardan kalma bir ahır dolusu öküz buldum..



asla_asla_deme 8 Haziran 2006 23:24






Bir adamla karisi kapali carsida geziyorlarmis.
>>>>Terlik satilan bir dukkanin onunden gecerlerken satici
>>>>icerden seslenmis, buyur etmis, girmisler.
>>>>Satici: "Cok ozel sihirli terliklerim var beyefendi, cinsel
>>>>hayatta sizi cok vahsi ve kuvvetli yapacak terlikler..."
>>>>Adam erkeklige leke surdurmemek icin tabii ki pek onemsememis,
>>>>ama eski gunleri ozleyen karisinin israrlarina dayanamayip
>>>>terlikleri
>>>>denemeye karar vermis. Adam terlikleri giyer giymez gozleri
>>>>parlamis, kalbi
>>>>hizli hizli atmis, fiziksel degisimler baslamis, nefes alisi
>>>>hizlanmis,
>>>>gozleri buyumus ve etrafina seri bir sekilde bakinmaya baslamis.
>>>>Karisi bir adim gerileyip: "Aman Allahim, dur dur..."
>>>>derken adam kosmus, saticiyi yakaladigi gibi tezgaha yatirmis,
>>>>pantolonunu parcalayarak cikarmaya baslamis.
>>>>Satici bir yandan kurtulmaya calisirken bir yandan da
>>>>bagiriyormus:
>>>>"Terlikleri ters giydin laaaan!..."


Mystic@L 8 Haziran 2006 23:56

ALIŞMAK LAZIM

Gazeteci Halil Lütfi ile Peyami Safa, Bebek'e gidi­ yorlardı.

Tranvay gelince, Peyami Safa öndeki birinci mevki kompartımanına doğru yürürken Halil Lütfi, Peyami Safa'yı arkadaki 2. mevkie doğru çekti. Buraya binece­ ğiz, dedi.

Peyami Safa:

* Senin gazeteci kartın yok mu? diye sordu.
* Var, dedi Halil Lütfi.
* Peki, neden birinci mevkie binmiyelim öyleyse?
* Alışmak için.

Bakalım her zaman kartımız olacak mı?



ramsstein 9 Haziran 2006 00:55

İSTİKBAL MARŞI

Bakma, dönmez şafak vakti yurttan kaçan o alçak
Dönmeyip Amerika'da, arlanmaksızın yaşayacak.
O benim milletimin hırsızıdır, yurdu soyacak,
Hortumladıkları benimdir, milletimindir ancak.
Çalma kurban olayım hepsini, ey hırslı çakal
Gariban halkımada bir pul, bırakacak kadar al
Olmaz sana götürdüğün paralar sonra helal
Hakkını vermezsen burdaki ortaklarının behemal
Ben ezelden beri aç yaşadım, aç yaşarım
Hangi hükümet beni kurtaracakmış? Şaşarım
Kurumuş musluk gibiyim, ne akar ne taşarım
Yırtsam da bir tarafımı, hiç görülmez başarım.
Mali Krizler, yoluna örmüşse çelikten duvar,
Benim cağız, ceğiz diyen bir hükümetim var
Bağırsın korkma, nasıl işimize burnunu sokar
Avrupa Birliği denen tek dişi kalmış canavar.
Arkadaş, Meclise namusuyla çalışanları uğratma sakın
İşe aldıracakların, olsun hep sana yakın
Gelecektir, cezanı vereceği günler Hakkın
Kim bilir belki yarın, belki yarından da yakın.
Yaktığın yerleri orman diyerek geçme, tanı
Çalışanı işten at, doldur kadroya yatanı
Gözleri açık yatır seni kurtaran atanı
Satılmadik o kaldı, durma satıver vatanı.
Sermaye mutlu olsun, olsa da çevre feda
Uydurma kanunlarla Meclisten getirin seda
Onbin Yıllık tarihe, yurdum ederken veda.
Cümlenizin bu yurdu yok etmek mi emeli?
Yediginiz herzelere başka ne demeli?
Oyuverin altını, iyice sallansın temeli
Yurdumun ki, sonunda vatandaş kükremeli....
O zaman durur belki gözümden akan yaşım
O zaman doğrulur belim, yukarı kalkar başım
O zaman boşa gitmez yıllar süren uğraşım
HESABINI VERİP TE GİTTİĞİNİZ GÜN KARDAŞIM...
Dalgalanın sizde dolar gibi şimdi ey suçlular
Olsun artık soyguncuya vurulacak bir yular
Ebediyen, öyle yok hesapsız bir iktidar
Hakkıdır Garip yasamış vatandaşın da gülmek
Hakkıdır ezilmiş milletimin aydınlık bir İstikbal




hayaT böyLe oLsa

Sabah jimnastiğimizi yapmak için "Çalıştır"' komutuna tıklamak
yeterli olsa..

İşten güçten bunaldığımızda ESC'e basarak herşeyden bir süre
kaçabilsek, biraz rahatladıktan sonra "Herhangi bir tuşa basarak"
geri dönebilsek...

(EKLE/KALDIR) menüsüne girerek görmek istediğimiz herkesi hayatımıza
dahil etsek, sevmediğimiz insanları sonsuza kadar hayatımızdan
çıkarabilsek... Kafamızın içinde binbir gürültü uğultu bizi allak
bullak ettiğinde hoparlörlerimizi kapatabilsek...

Görünüşümüzde değişiklik yapmak istediğimiz zaman, "Görünüm
Ayarları”ndan istediğimiz renkleri, inceliği, büyüklüğü, uzunluğu
seçebilsek...

Eşyalarımızı kaybettiğimizde "BUL" komutuna tıklayarak evin her
tarafını bi çırpıda arayıversek..

Ev işleri için de bir tıklamayla "YARDIM"a ulaşabilsek...

Sigorta yaptırmaya ihtiyacımız olmasa, kendi kendimizin Backup'ını
alabilsek ve yaralandığımızda hasar gören yerlerimizi
yenileyebilsek...

Ve hayatımız altüst olduğunda, "Ctrl - Alt - Delete" yaparak "YENİDEN
BAŞLAT"mak mümkün olsa ...


KafKasKarTaLi 9 Haziran 2006 00:56

Alamanya.
Bir gün Temel ve Dursun bakmışlar Türkiye'de
iş yok Almanya'ya gitmeye karar vermişler
ama ceplerinde para yok... O zamanlarda Almanya'ya
hayvanlar bedava gidiyolarmış, bunlarda neleri
varsa satıyolar ve bir inek kostümü alıyorlar.
Temel öne Dursun'da arkaya geçiyor ve gümrüğe
gidiyolar gümrükteki memur bunlari bir test edeyim
diyor ve ineğin önüne bi tomar saman getiriyor "sen
gerçek ineksen bu samanları yersin" diyor. Temel
mecburen yiyor ondan sonra memur bir kova su
getiriyor "eğer sen gerçek ineksen bunu içersin
diyor" ve Temel içiyor.. Memur bu sefer bi tomar
taze ot getiriyor ve ineğin önüne koyuyor Temel
mecburen yiyor... Artık Temel şişiyor ve bir
lokma bir sey yiyemez hale geliyor. Ama bu sırada
Temel başlıyor gülmeye. Dursun merak ediyor.
Soruyor "ula Temel neden gülirsen?" Temel de cevap
verir "memur bizim gerçek inek olup olmadığımızı
anlamak için bir tane öküz getiriyor"


Mystic@L 9 Haziran 2006 01:00

FARZ EDELİM Kİ...

Temel'in küçük takası, on kişilik tayfasıyla Karade­niz'in engin sularında yol almaktadır. Temel tayfa­ larını yanına çağırır. On­ lara şöyle der:

— Uyy uşaklar, ha purada pi teneke altinumuz olsa idu ne ederduk?

Uşaklar:

— Uyyy paylaşirduk onlari...

Temel öneriyi kabul eder ve altınları paylaştırmaya başlar:

— Uyy... on peş altin bağa, pi altin süze, on peş altın
bağa, pi altin süze...

Tayfalar buna itiraz ederler ve aralarında müthiş bir kavga başlar. Kıyasıya dövüşürler. Neden sonra Rize'ye geldiklerinde durumu mahkemeye intikal ettirirler. Mahkemede yargıç olayı anlattırır. Hem Temel, hem de

tayfaları olduğu gibi olayı anlatırlar. Bunun üzerine yar-

* Peki getirin altınları, dediğinde, hepsi bir ağızdan:
* Uyy hacim pey, pizum altinumuz falan yok, ola-
cağinu farz edeyduk.



Pollyanna 9 Haziran 2006 03:15

Polis Kayıtlarına Geçmiş Gerçek Bir Hırsızlık Hikayesi...



Hırsızın biri, bir evin çatısına çıkmış ve anten kablosunu kesmiş.

Evin reisi tam TV'ye dalmışken yayın birdenbire kesilince televizyonunu bir süre kurcalamış, "Bozuldu herhalde" diyerek yatmış.

Ertesi gün adam işe gittikten sonra hırsız kapıyı çalıp adamın karısına, ''Yenge, beni abi gönderdi, televizyon bozuk, alın da bir bakın dedi" demiş. Saf kadıncağız da televizyonu vermiş. Akşam adam eve geldiğinde televizyonu görememiş ve karısından olayı öğrenince dumura uğramış tabii.

O hafta sonu balkonda keyif yaparlarken bizim hırsız aşağıdan ıslık çala çala onlara bakarak sokaktan geçmiş. Kadın hırsızı tanımış ve "Bak bey! Televizyonu çalan adam işte buydu!!" demiş.

Adam bunu duyunca pijamalarla adamı kovalamaya başlamış. 5 dakika sonra adamın evine birisi gelip, karısına "Yenge, ben polisim, abi hırsızı yakaladı. Şimdi karakoldalar. Pantolonuyla, cüzdanını istiyor." demiş ve kadın da vermiş tabii ki(?) normal olarak.

Bizim yengenin kocası olan adam hırsızı uzun bir süre kovaladıktan sonra yakalayamayınca kan ter içinde eve dönmüş.. Ve yine dumur! Artık adam karısını ne yapmış bilemiyecem... ( Yengeyi eğer halen yaşıyorsa tebrik etmek isterdim... )


YaKaMoZcuk 9 Haziran 2006 14:01

Fıkralar/Komik Olaylar...
 
TÜRKLERİN MESLEK YORUMLARI
- Yahu sen inşaat mühendisiydin di mi?
- Evet??
- Baksana bu bina yıkılır mı?
- Ne bileyim ben, bisürü testi var bu işin öyle
karpuza vurur
gibi anlaşılmaz bu işler!
- Ne biçim mühendissin lan sen?
-.......


- Bölüm ne?
- Makine mühendisliği
- Kaç tane kız var lan sizde ??
-........


- Ne çıkacan mezun olunca?
- Gemi inşaat muhendisi.
- Ha, kaptan felan yani.
- Yok ebe olacaz.

- Mesleğin ne evladım?
- Kimya muhendisiyim amca.
- Sabun, şampuan felan...
- Yok amca öyle değil; daha bi zor.



Arkeoloji bölümünde okuyan bir kişi tarafından,
bilgisayar mühendisliğinde okuyan bir kişiye
yöneltilmiş soru:
- Abi sen bilgisayar mühendisliğinde okuyordun dimi?
- Evet.
- Size hacker lik yapmayı öğretiyorlar mı, böyle bir
ders var mı?
- Lan, siz de tarihi eser kaçakçılığı diye bir ders
var mı?
-?!


- Ne mühendisisin?
- Bilgisayar
- Bu bilgisayarlar nasıl çalışıyorlar kuzum?
- İçlerinde elektronik devreler var, ikili mantığa
göre...
- ??!
- Boşver, sen tak fişi çalışır onlar..


- Ne mühendisisin?
- Bilgisayar
- Yav bizim oglana şöyle iyi bişey, oyunlu falan,
toplasak kaça çıkar?


- Emre aslanım sen makine mühendisiydin de mi?
- Evet mahmut amca.
- Vallahi tebrik ederim seni.. ya bu arada bizim
şofben
bozuldu, müsait olduun bi zaman diyodum

- Senin okuduğun bölüm ne yienim?
- Genetik mühendislii diyorlar teyzecim.
- Vah vah tıp fakültesi tutturamadın mı yavrum, böyle
genetik mühendisi olucan.?
- Kandan cerahatten pek hoşlanmam.


- Hmm yazılım mühendisliği nasıl oluyor o?
- Bilgisayar yazılımı üzerine.
- Yazı mı yazyorsun yani bilgisayarda?
- Evet yazı yazıyorum bilgisayarda. (la havle)


- Sen şimdi ne okuyodun?
- Bilgisayar mühendisliği
- Evladım boşuna okuyosunuz siz, şimdiki çocukların
hepsi bilgisayar kurdu, bizim oğlan bütün gün internet
cafede.
- Tabii amca, anlıyorum..

- Ne okuyorsun sen?
- Peyzaj mimarlığı
- Ne yapar o?
- Doğal çevreyi bozmadan insan gereksinimlerini
karşılamak için incelemeler ve planlar yapar.
Kentlerdeki parkların, bahçelerin, tarım alanlarının
ve yolların....
- Ha yani bahçıvan olucan!
- !!!!!!!!!!!


asla_asla_deme 9 Haziran 2006 14:09

>
>>>>
>>>> >>> >>> >>>Bir sarisin, bir kizil ve bir esmer kiz yanmakta olan
>>>>bir
>>>> >>> >>>binanin
>>>> >>> >>> >>>çatisinda
>>>> >>> >>> >>>mahsur kalmislar. itfaiye hemen olay mahalline
>>>>gelmis,
>>>> >>> >>>gerekli
>>>> >>> >>> >>>cihazlari
>>>> >>> >>> >>>cikarmislar.Catidan atlayanlari tutmak icin
>>>>yanlarinda
>>>> >>> >>> >>>getirdikleri carsafi
>>>> >>> >>>
>>>> >>> >>>tuttuktan sonra, çatiya dogru seslenmisler; "Atla. Bu
>>>>tek
>>>> >>> >>> >>>sansimiz". Esmer
>>>> >>> >>> >>>olan kiz çatinin kenarina kadar gelmis ve kendisini
>>>>
>>>> >>>asagiya
>>>> >>> >>> >>>birakmis. Tam
>>>> >>> >>> >>>çarsafa gelirken, itfaiyeciler birden çarsafi kenara
>>>> >>> >>>çekmisler.
>>>> >>> >>> >>>Esmer kiz
>>>> >>> >>> >>>domates salçasi gibi yere yapismis. Itfaiyeciler
>>>>tekrar
>>>> >>> >>>catiya
>>>> >>> >>> >>>seslenmisler;
>>>> >>> >>> >>>"Hadi atla. Yoksa kurtulamayacaksin." Kizil saçli
>>>>asagiya
>>>> >>> >>>
>>>> >>> >>> >>>bagirmis;
>>>> >>> >>> >>>"Atlamam. Biraz once yaptiginiz gibi çarsafi
>>>>çekersiniz
>>>> >>> >>>siz".
>>>> >>> >>>
>>>> >>>
>>>> >>>Itfaiyeciler;
>>>> >>> >>> >>>"Hayir, çekmeyiz. Biz sadece esmerler icin bunu
>>>> >>> >>>yapariz". Boyle
>>>> >>> >>> >>>söylenince,
>>>> >>> >>> >>>kizil saçli da kendisini çatidan asagiya
>>>> >>> >>>birakmis. Itfaiyeciler
>>>> >>> >>> >>>esmer kizda
>>>> >>> >>> >>>oldugu gibi yine aniden çarsafi kenara çekince, kizil
>>>> >>>sacli da
>>>> >>> >>> >>>elmali kek
>>>> >>> >>> >>>gibi yere serilmis. Çatida sadece sarisin
>>>> >>> >>>kalmis. itfaiyeciler
>>>> >>> >>> >>>daha once de
>>>> >>> >>> >>>yaptiklari gibi; "Atla, atla. Yoksa
>>>>yanarak
>>>> >>> >>>oleceksin". Sarisin;
>>>> >>> >>> >>>"Kesinlikle
>>>> >>> >>> >>>atlamam. Iki arkadasim atladiginda
>>>> >>>çarsafi çektiniz. Ben
>>>> >>> >>> >>>atlarken
>>>> >>> >>>de
>>>> >>> >>> >>>çekersiniz". itfaiyeciler; "Kesinlikle
>>>>cekmeyecegiz. Söz
>>>> >>> >>> >>>veriyoruz".
>>>> >>> >>> >>>Sarisin
>>>> >>> >>> >>>kiz; "Bakin, sizin çarsafi çekmeyeceginize
>>>> >>> >>>güvenemiyorum. simdi
>>>> >>> >>> >>>çarsafi
>>>> >>> >>> >>>yere
>>>> >>> >>> >>>birakin ve etrafindan
>>>>çekilin...
>>>> >>> :P


venüsün_kızı 9 Haziran 2006 16:15

Basari

Cepheden yeni dönen ressam, sergi açmisti. Elestirmen sergiyi gezerken
resimlerden birini göstererek sordu :
- Bunun adi ne?
Ressam hemen açiklama yapmaya basladi :
- Bu benim en önemli tablolarimdan biridir. Bu tabloda savasin bütün
dehsetini gösterdim...
Elestirmen :
- Basarilisiniz, dedi. Hayatimda bu kadar korkuç resim görmemistim!..



YaKaMoZcuk 9 Haziran 2006 21:59

Türkler Cehenneme Giderse???


-yere tükürme alışkanlıkları sayesinde cehennemin ateşini söndürebilirler...



- zebanilere rüşvet verip cennete girmeye çalışabilirler...

- arazi mafyası bir türk mevta, bütün cehennemi gasp edip 'burayı boşaltın' diye ahaliye zulüm edebilir. olmadı zor koşup her tarafı ateşe verebilir.

- abi burası çok fena sıcak oldu, bi vantilatör alalım diyebilirler.

- cehenneme gitmekten memnun kalmayan türkler ben bi arkadaşa bakıp çıkacam deyip zebanileri kandırmaya çalışabilirler.

- cehennemin tam göbeğinde, karşıdan ağzında sigara gelmekte olan bir türk, abi ateşini bi verebilir misin diyebilir.

- cehennemde türkler itfaiyeyi arayıp burda yangın çıktı diyebilirler. dahası türk itfaiyesi bütün cehennem ateşi yanıp bittikten sonra gelebilir.

- abi şu ateşi bulmuşken iki kilo kanat alalım da mangal yapalım diyen türkler çıkabilir.

- girişimci bir türk aygazın cehennem bayiliğini alıp 'aygaaaaaz' diye bağırtabilir. çünkü yemek için ateşe ihtiyaç vardır.

- cehennem sıcağından bunalan bazı taşralı türkler havlu ıslatıp enselerine koyabilirler.

- aşrı sıcaktan bunalan bazı güneyli cehennemliklerimiz "hanım Hazırlanalım, yayla mevsimi çoktaaan geldi" diyebilir

- cehennemin daha az sıcak yerlerine tüymek isteyen bazı uyanıklar, politikacı cehennemlikleri araya koyabilirler ve dahi hamili kart yakinimdir çıkartıp zebanileri uyutmaya çalışabilirler.

- bazı ders almaz, uslanmaz edepsizler "bu ne oğlum ortalık gavur ..ı gibi yanıyo" diyebilirler.


- türk meteorolojisi cehennemde sıcaklıkların mevsim normallerinin üzerinde seyrettiğini hafta sonu yağış beklendiğini, söyleyebilir. sıcak havanın da sahra çölünden geldiğini söyleyip günahı araplara atabilirler.



Mystic@L 9 Haziran 2006 22:13

MAYMUN

Din dersi öğretmeni öğrencile­ re bütün insanların Adem ve Hav­va'dan geldiğini söyledi. Bir öğ­ renci söz aldı:

* Bu doğru değil.
* Nasıl yani? dedi öğretmen.

— Babam bize maymundan
geldiğimizi söyledi.

— Sevgili çocuğum, dedi öğretmen, sizin özel aile
tarihiniz bizi hiç ilgilendirmiyor



Pollyanna 9 Haziran 2006 23:19

AKILLI KÖPEK

Büyükçe bir köpek ağzında bir torbayla
kasap dükkanına girer. Ağzındaki torbayı
yere bırakır, kasabın karşısına oturup
bekler.

-"Bu da nesi" der kasap diğer müşterilerine
bakarak.

-"Herhalde et alacak" der birisi.
Köpek de tasdik eder :

-"Hav"
-"Nasıl et istiyorsun bakalım, kıyma, kuşbaşı,
biftek?"

-"Hav" diye keser köpek kasabın sözünü.
-"Peki ne
kadar?,
bir kilo, iki kilo?"
Tekrar
-"Hav" sesi
duyulur.
şaşıran kasap
siparişi sarar ve torbaya
yerleştirirken, etin parasının da torbada
olduğunu görür. Köpek dükkanı terk ederken kasap meraktan
çatlayacağına
köpeği takibe karar verir, dükkanı da
yardımcısına emanet eder.Köpek bir kaç
sokak ötede bir apartmana girer, üçüncü kata çıkar ve bir kapının
önünde durarak
pençesiyle kapıya vurmaya başlar. Kapıyı kızgın bir adam açar ve başlar köpeğe
bağırmaya. ızlemede olan kasap ortaya çıkar ve adama
;

-"Dur bir dakika " der "Ne yapıyorsun? Gördüğüm en akıllı köpek,
ona niye
bağırıyorsun ?"
Adam ;

-"Akıllı mı ?" der," bu hafta üç oldu, anahtarını yanına almayı
unutuyor."





ÖDÜL

Komando birliği ağustos sıcağında tam üç hafta dağlarda dolaşmış; kurtla böcekle beslenip her şeye göğüs germişler. Sonunda kumandandan birliğin çavuşu Temel'e telefon gelmiş:
"Aferim çavuş birlik iyi iş çıkardı bugün biraz dinlenip iç çamaşırlarınızı değiştirebilirsiniz.
Temel "Emredersiniz komutanım!" deyip emri uygulamaya koyulmuş:
"Beyler çamaşırlarınızı değiştirebilirsiniz; Hasan sen Ahmet'le Cemil sen Osman'la...."





DENİZCİ TEMEL

Temel Deniz Harp Okuluna başvurur. Mülaakatta sorarlar:
-Yüzme biliyor musun?
-Neden, gemi yok mu?






KARTACA SAVAŞI

tarih öğretmeni arka sırada dalga geçen çoçuğu derse kaldırmış
-söyle bakalım kartaca savaşını kim yaptı?
çoçuk süklüm püklüm boynunu bükmüş
-valla,billa ben yapmadım hocam
öğretmen kızıp,bağırıp,çağırmış zil çalmış.
sınıftan çıkmış koridorda matematik öğretmenine rastlamış
-kardeşim bu çoçuklar beni çıldırtacaklar.
kartaca savaşını kim yaptı diyorum valla billa ben yapmadım diyorlar
matematikçi teselli etmeye çalışmış
-aldırma canım kızma!bu keratalar böyledir,hem yaparlar hem yapmadım derler
tarihçi saçını başını yolarak müdürün odasına koşmuş
-müdür bey müdür bey bu ne biçim okul!
öğrencisine kartaca savaşını kim yaptı diyorum ben yapmadım diyor,
öğretmenine olayı anlatıyorum
sinirlenme bu çoçuklar böyledir hem yaparlar hem yapmadım derler diyor.
çıldıracağım!
müdür,tarihçiyi yatıştırmaya çalışmış
-canım kızma,bakanlığa yazı yazar sorarız!
-neyi?
-kartaca savaşını kimin yaptığını.. http://www.ercutombalak.com/images/smiley/grin.gif
tarihçi yığılıp kalmış fenalık geçirmiş
rapor alıp evine gitmiş bir hafta sonra bakanlıktan zarf gelmiş açmış okumuş

-bu yıl ödenek kalmadığı için kartaca savaşı yapılmayacaktır.bilginize!...)))


Mystic@L 10 Haziran 2006 00:55

ŞİŞEYİ EVDE BIRAKMIŞ

Doktor muayenede hastasına sordu:

* Sigara içiyor musunuz?
Hasta:
* Elbette, dedi. Ve cebinden
sigara paketini çıkararak ikram


etti. Doktor reddetmedi. İkisi de sigaralarını yaktı. Dok­ tor muayeneye devam etti:

* İçki içiyor musunuz?
* Aahh be doktorcuğum! İçerim, ama ne yazık ki şi­
şeyi evde bıraktım.




asla_asla_deme 10 Haziran 2006 01:07

Temel, idris ve Kezban fizik dersindeler.Hoca sözlü yapmak için Kezban'i kaldirmiş:"Kalk bakalim Kezban, sicak bir günde arabanla gidiyorsun,sicak artti ne yaparsin?" demiş.Kezban'da "Cami açarim hocam," der demez hoca atlamiş:"Hah işte o camdan giren rüzgârin ivmesi nedir?"Kezban duvar tabi...Almiş sifirini oturmuş.Hoca bu sefer: "Kalk bakalim idris," deyince siraninYaklaştiğini anlayan Temel iyice korkar."Söyle bakalim idris sicak bir gün ve arabanla gidiyorsun.Sicak artti ne yaparsin?""Ceketimi çikaririm hocam.""Daha sicak?""Cami açarim.""Hah camdan giren rüzgarin ivmesi ne?" Yanit yok tabi.Ve sira Temel'de:"Temel kalk bakalim sicak bir gün ve arabanlagidiyorsun.Sicak artti neyaparsin?""Ceketimi çikartirim.""Daha sicak oldu?""Gömleğimi çikartirim.""Daha sicak?""Pantolonumu çikaririm.""Daha sicak?""Atletimi.""Daha sicak?""Donumu.""Çok sicak?""Hocam beni s..seler o cami açmam..":P


KafKasKarTaLi 10 Haziran 2006 01:37

Vali

http://www.herseynet.com/fikralar/resim/erzurum.gifBir Mülkiye müfettişi doğuya teftişe giderken ihtiyar bir Erzurum'lu köylüye misafir olmuştu. Sohbet sırasında sordu:
- Baba, memlekette kaç vali gördün?
- On, onbeş vali hetirimdedir...
- Peki bunlardan kaçı hizmet etti, kaçından memnunsunuz?
- Allah geni geni rehmet etsin, Mustafa Paşa'dan çoh memnunduh!
- Bu Mustafa Paşa ne hizmetler etti ki onbeş valinin içinde ona rahmet okudun?
- Beg, o vali Erzürüm'e varmadan yoldayken vefat etmişdi. Gerisini sen anna


YaKaMoZcuk 10 Haziran 2006 12:04

AdMiN OlMaK...
 

***ADMİN OLMAK ZOR İŞ***

User018: Merhaba sitenin sahibi sen misin?
Admin: Hayır efenim adminiyim ben sahibi başka birisi.
User018: adminiyim ben ne demek
Admin: Yani yöneticisiyim efenim sorun nedir?
User018: Bak sen yöneticiymiş hahahah hiç gülcem yoktu
Admin: Yöneticiyim tabi, beğenemedin mi?
User018: 3-5 kişiyi toplamış etrafına bi de yöneticiyim diyor.
Admin: Efenim soruna gelsek
User018: Artislik yapma, yöneticiymiş de sorunumu çözcekmişte hahaha
Admin: Bi kere ben mühendisim tamam mı? Yönetici olarak bile çalışabilirim büyük şirketlerde
User018: Sus lan sus tamam koptum, belli oluyo 14 saat forumdasın takip ediyorum. Kaldırım mühendisi yıkıl...
Admin:...


User112: Selam ben bişey danışcam
Admin: buyrun danışın
User112: avatar yüklüyorum ben ama göremiyorum
Admin: çerezleri silin efendim
User112: ne çerezi fındık fıstık mı var burda
Admin: hayır efendim çerez, yani internette aldığınız bazı bilgileri bilgisayarınıza alan bir dosya grubu
User112: bişey anlamadım dediğinden
Admin: anlamanıza gerek yok efendim siz forum ana sayfasının altındaki çerezleri sil e tıklayınız yeterli
User112: tıkladım bu seferde attı beni forumdan
Admin: atar normaldir kullanıcı adınızla giriş yapınız
User112: şifremi bilmiyorum ki
Admin: nasıl bilmiyorsunuz, kullanıcı adınız nedir halledeyim.
User112: kullanıcı adım xxxx
Admin: tamam şifreniz "o****uc***u" imiş efendim.
User112: teşekkür ederim
Admin: görevimiz efendim


user068: Admin?
Admin: Evet bildiniz
user068: forumuna yeni üye oldum
Admin: ne güzel
user068: çıtır bolmu bu forumda
Admin: nasıl çıtır?
user068: karı kız yani?
Admin: Bilmem vardır tabi
user068: ayarlasana bana bi tane
Admin: siz beni karıştırıyosunuz ben adminim çöpçatan değil
user068: ya şimdi bi dolu mesaj at ortanlara gir zor iş şöuyle hızlısından halletsek, para veririm bak.
Admin: üye adınızı alayım...
user068: xxxx saol
Admin: banladım seni s**tir git
user068: ******** hekliycem oğlum bu forumu
Admin: beklerim bye bye


user059:lan g**oş
Admin: neaaaaaa
user059: benim resmimi forumun her yerine koy
Admin: başka?
user059: başka, hmm bi de hakkımda yorum yap, iyi çocuktur, yakışıklıdır falan de.
Admin: Başka?
user059: gerisini ben yaparım kankam saol
Admin: Olm kop git başımdan manyaq
user059: lan kaç yıllık kankayız ayıp be bi foruma satıyon bizi
Admin: Abi işim gücüm var rahat bırak beni.
user059: hahah işi gücü varmış 3 yıldır işsizsin baba parası yiyosun yaşın 26 biraz adam ol.
Admin: sanane kardeşim ne yersem yerim belamısın
user059: senden kanka manka olmaz anlamalıydım.
Admin: Olmaz abicim olmaz şimdi meşgulüm uza lütfen
user059: Allah belanı versin
Admin: Amin


Mystic@L 10 Haziran 2006 12:15

AKŞAM SERİNLİĞİ

Bir grup turist, kendi aralarında konuşuyorlardı. İngiliz hidrojeni patlatacaklarını, Rusla Amerikalı Ay ve Merih'i fethedeceklerini söylüyorlardı. Sıra bizim Temel'e gelince:

— Şu yakında, ha biz da cüneşe ci- deceğuz, dedi.

Böyle bir tasarıdan hiç birisinin haberi yoktu. Hayretle sordular:

* Nasıl olur, henüz yıldızların keşfedilmediği bir
evrende, güneşe gidebilmek, olacak şey değil!
* Peki o kadar sıcağa nasıl karşı koyabileceksiniz?
* Hesabı sıkı yapılmıştır. Akşam serunluğunda ci-
deceğuz da... der bizim Karadenizli.



KafKasKarTaLi 12 Haziran 2006 02:12

TESADÜF BU YA!

Kopenhag'da bir genç doğum kliniğine girip da­nışmaya başvurdu:
— 48 numaralı odada
yatan genç kızla görüşmek
istiyorum.
Nöbetçi hemşire sordu:
  • Hay hay! Siz nesi oluyorsunuz hastanın?
  • Ben mi? Erkek kardeşi?
Bu sırada hemşirenin yanında duran hanım hemen atıldı:

— Öyle mi? Çok memnun oldum tanıştığımıza. Ben
de annesiyim...


virtuecat 12 Haziran 2006 03:42

Gazete satıcısı, tuttuğu köşesinde bağırıyordu:
- ikinci baskııı... 100 bin lira... ikinci baskııı... 100 bin lira...
Birisi parayı ödedi, gazeteyi aldı gitti. biraz sonra geri dönüp, söylenmeye başladı:
- niye yalan söylüyorsun? 100 bin liraya sattığın gazetenin üzerinde "fiyatı 50 bin liradır" yazıyor.
Gazete satıcısı, pişkin:
- aman amca! sen gazetenin her yazdığına inanacak kadar saf mısın?


_________________________________________________________

Adam eczaneye gelmiş :
-Sizde asetilsalisilik asit var mı? Eczacı adama dönmüş :
-Yani aspirin istiyorsunuz değil mi ?
-Evet evet, şu meredin adını bir türlü ezberliyemedim de


_________________________________________________________


Tatil köyünde bir amerikalı ile tanışan türk işadamı adamı sohbet ediyorlar. bizimki anlatıyor:
- böyle bir tatil aklımdan bile geçmezdi. bir yangın fabrikamı kül etti. sigorta paramı ödeyince, "oğlum dedim, bunca yıl eşek gibi çalıştın da ne oldu? şimdi tatil zamanı", dedim ve bu tatile çıktım.
- tesadüfe bak, demiş amerikalı... benim de çok iyi iş yapan bir restoranım vardı. bir kasırga taş üstünde taş bırakmadı. sigorta paramı ödeyince ben de bu tatile karar verdim.
Epey bir zaman geçtikten sonra, sessizliği bizim iş adamı bozmuş:
- yahu anlatsana, sen kasırgayı nasıl başlattın?


________________________________________________________

Adamın biri kendisinden para isteyen dilenciye:
"Ben sokakta dilenen kimseye para vermem." diyenice dilenci;
"Ne yani, sizden üç kuruş para koparabilmek için büro mu açacaktım..."


_________________________________________________________


Hakim suçluya sorar:
- Bu adamı niçin dövdün?
- Bana su aygırı dedi efendim.
- Ne zaman?
- Tam bir yıl önce.
- Ama sen onu yeni dövmüşsün!
- Ben hiç su aygırı görmemiştim, geçen gün gördüm de...


______________________________________________________

Adam kendisinden bahsediyordu.
- Ben akardionu çalmaya başlayınca herkesi ayağa kaldırırım.
- Demek o kadar ustasınız.
- Yok canım ben sadece milli marşı çalmasını biliyorum.



Saat: 13:15

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık