![]() |
GERÇEK NewYork'ta bir yayınevinde redaktor olarak çalışan 51 yasındaki > George Turklebaum, geçirdiği kalp krizi sonucu hayatini kaybetmiş... > *Peki bu olayın diğer milyonlarca kalp kriziyle ölümden farkı nedir > derseniz: > *23 kişiyle bir arada çalıştığı açık ofiste, adamın kalp krizinden > gittiği > tam 5 gün sonra birisinin yanına gidip 'iyi misin?' diye sormasıyla fark edilmiş.. Patronu, şirkette 30 yıldır çalışan George'un sabah ofise en erken >gelip aksam en geç çıkan eleman olduğunu, etrafındakilerle >konuşmadan > bütün gün sadece işiyle ilgilendiğini söylemiş.. > *Bu nedenle de, her zamanki gibi masasında bir yazı okuduğu sırada > kalbi durarak öldüğünde kimsenin dikkatini çekmemiş.. > > > *Bu olaydan çıkarmamız gereken ders: > > *Kendinizi paralarcasına çalışmayın.. kimse farketmiyor :) |
İSRAFÇI ADAMA DERS Diyojen, israfçı tutumuyla bilinen bir adamla karşı lamıştı. Ondan bir lira istedi. İsrafçı adam: — Niçin başkasından 10 kuruş istiyorsun da, benden bir lira, diye sordu. Diyojen şu uyarıcı cevabı verdi müsrif adama: — Çünkü, başkalarından yine istesem, bana verirler. Ama, bu israfın yüzünden, senin bir daha verebileceğin den şüpheliyim. |
Başçavuş Albayı tutuklayacakmış http://www.fikralar.com/images/t_sagkose.gif http://www.fikralar.com/images/bir_piksel.gif Albay, binbaşıya: -Yarın güneş tutulacak. Bu her zaman görülen bir şey değildir. Erleri talim elbiseleri ile talim meydanına getirin de olayı görsünler. Ben de orada bulunup kendilerine gerekli bilgiyi vereceğim. Şayet yağmur yağarsa, tabii bir şey göremeyiz. O zaman erleri, üstü kapalı talimgaha götürürsün. Binbaşı, yüzbaşıya: -Albayın emri ile yarın sabah saat dokuzda güneş tutulacak. Bu her zaman görülen bir olay değildir. Şayet hava kapalı olursa bir şey görülemeyecektir. Bu durumda tutulma, kapalı talimgahta gerekli talim elbisesiyle yapılacaktır. Yüzbaşı, teğmene: -Albayın emri ile yarın sabah dokuzda talim elbisesi ile güneş tutulmasının açılış merasimi yapılacaktır. Şayet yağmur yağarsa ki bu durum pek görülen bir olay değildir, Albay kapalı talimgahta gerekli bilgiyi verecektir. Teğmen, başçavuşa: -Yarın sabah dokuzda hava güzel olursa, talim kıyafeti ile albay tutulacak. Kapalı talimgahta yağmur yağarsa, alayın meydanında manevra yapılacak. Çünkü bu her zaman görülen bir olay değildir. Basçavuş, askere: -Yarın sabah saat dokuzda kapalı talimgahta Albayı tutacağız. Sabah hepiniz talim teçhizat ile hazır olun. Askerler kendi aralarında: -Yarın sabah bizim başçavus Albayı tutuklayacakmış. http://img128.imageshack.us/img128/8515/bebek015oi.jpg DELİ Bir gün doktorlar, tımarhanede yaptıkları araştırmada en akıllı deliyi seçeceklermiş. Bir gün delilerden biri bahçede bulunan havuza düşmüş ve boğulmak üzereymiş. Delilerden biri havuza düşen arkadaşını kurtarmaya çalışmış. Bunu gören doktorlar arkadaşını kurtaran deliyi yanlarına çağırmışlar ve "seni en akıllı seçiyoruz" demişler. Doktorlardan biri: "Peki kurtardığın arkadaşını çağır da sana teşekkür etsin" demiş. Deli: "Gelemez ki!" Doktor: "Neden gelemezmiş?" Deli: "Çünkü kuruması için onu astım!" |
DOĞRU SÖYLEDİĞİN İÇİN Bektaşinin biri, boynunu bükerek bir zenginin yanına yaklaşır. Sadaka ister. Zengin adam: — Utanmıyor musun dilenmeğe ya hu... Baksana güçlü - kuvvetli bir adamsın. * Sormayın... bir derdim var ki çalışmama mani oluyor. * Neymiş o dert? * Ne olacak tembellik! Bu cevap zenginin hoşuna gider ve cebinin köşesindeki kuruşu Bektaşi'ye uzatır: — Al şu kuruşu bakalım... der. Bu parayı sana acıdı ğımdan değil, doğru söylediğin için veriyorum. |
Kadınlar ve üniversite sınavları hakkındaki acı gerçekler Benzerlikleri : - İkisinde de tercih sayısı çok görünür. - İkisi de ancak bitince rahatlarsınız. - İkisinde de tercihlerde çevre faktörü sinir bozucu ama önemlidir. - İkisine de girmeden önce şekerli birşeyler yemek iyi gelir. - İkiside esnasında terletir. - İkisini de kazanırsanız kaşındınız, kaybederseniz üzüldünüz demektir. - İkisinin de sonucu güzelleştikçe harçları yükselir. - İkisinden de erken çıkmak hoş karşılanmaz. - İkisinde de tercihler yıllara mal olabilir. - İkisinde de tercih sizin gibi görünür. - İkisinde de soruları kimse size önceden söylemez, ama üç aşağı beş yukarı aynı sorular çıkar. - İkisinde de çıkınca sigara iyi gelir. - İkisinde de yuvarlağın dışına taşırmamak gerekir. Farkları : - Birinde kalemin ucu kırılırsa fena olur. - Birinde yanlış kararlar silgiyle düzeltilebilir. - Birinin gözetmenine röntgenci adı verilir ve ayıplanır. - Birinde kurallar baştan belirlenmiştir. - Birinde açık öğretim mümkündür. - Biri bittikten sonra kahvaltı hazırlamanız gerekmez. - Birinde kapıda veli beklemez. En azından beklemese iyi olur. - Birinde yardımcı cihazlar arasında müsvette kağıt bulundurmak tuhaf karşılanmaz. - Birinde acele etmek tuhaf karşılanır. - Birinde cevaplar duruma göre değişir. - Birinde bilgisayarlar değerlendirir. - Birinde yumuşak kalem makbul değildir. - Birinde tercih sayısı duruma göre değişir. |
EVLİLİĞİN BÖYLESİ Nasrettin Hoca evlen meye niyetlenir. Eş- dost bir hatuncağızı öve öve göklere çıka rırlar.
Evlenirler. Zifaf gecesi yüz görümlüğünü veren Ho ca, gelinin duvağını kaldırır. Aman Allah'ım! Çirkin bir gelin. Gelin hanım, kocasına sadakatini göstermek için: — Hoca efendi, akrabalarından kime görüneyim, ki me görünmeyeyim? diye sorar. Hoca şaşkın: — Aman hatun, bana görünme de kime görünürsen görün... der. |
nane şekeri :) >>Baskinda yakalanan fahiseler o kadar çokmus ki karakola >>sigmamislar. >>Disarida sira olmuslar. Tek tek ifadeleri aliniyormus. >>Yoldan geçen yasli bir nine uzun kuyrugu gorunce merak etmis ve >>ordaki >>fahiselerden birine sormus: >>"Bu ne kuyrugu evladim!" >>Kizlardan biri dalga geçerek: >>"Nane sekeri kuyrugu nine" demis. >>Nine mutlu olmus. >>"Iyi çok severim, ben de alayim..." >>Bu da girmis kuyruga. >>Polis herkesin ifadesini aliyor ya, sira buna da gelmis tabiii. >>Polis memuru karsisinda yasli basli kadini gorünce sasirmis. >>"Nine sende mi yedin bu naneyi " diye çikisinca, yasli kadin hemen >>cevap >>vermis: >>"Ah!! Bende nerde o dis evladim. Ben sadece emiyom!! :P |
ENFLASYON Clinton, Yeltsin, Ciller seytanin huzuruna cikarlar.Hepsi seytana dileklerini soyleyeceklerdir oda onlara dileklerinin ne zaman gerceklesecegini soyleyecektir. İlk once Clinton sorar."Amerika ne zaman her yonden tam olarak Dunya`nin hakimi olac ak" der.Seytanda " 50 yil sonra "der.Clinton baslar aglamaya "Ben goremicem , Ben goremicem" . Sira Yeltsin`e gelmistir.O` da sorar "Rusya ne zaman eski gucune kavusacak". Seytan cevap verir "100 yil sonra". Yeltsin aglamaya baslar, "Ben goremicem , ben goremicem" . Sira Ciller`e gelmistir.O` da sorusunu sorar "Ne zaman Turkiye`deki enflasyon dusecek " .Bu sefer seytan aglamaya baslar "Ben goremicem,ben goremicem " |
BİR GÖZÜN KÖRMÜŞ Adamın biri evlenmiş. Her akşam, eli kolu dolu olarak evine gidermiş. Bir gün, her nasılsa, eli boş gitmiş. O güne ka- *- dar, hep kocasının eline bakan karısı, elini boş görünce, yüzüne bakmış ve bir çığlık atmış: — Aaa! Senin bir gözün körmüş. |
3 fıkra ve hayata dair ders! > Ders 1: > Adamın biri tam duşa girmek üzeredir ve karısı da > duşunu almış olarak > kabinden çıkmaktadır ki, kapının zili çalar. Kapıya > kimin bakacağı > konusunda ufak bir tartışma sonrasında kadın pes > eder. Üzerine bir havlu > alarak merdivenleri aşağı iner ve kapıyı açar. Gelen > eşinin arkadaşı > x'tir. Kadın daha selam veremeden x "havlunuzu > üzerinizden yere > düşürürseniz size anında 300 Euro veririm" der. > Kadın bir müddet tereddüt > eder, ancak havlunun düğümünü açarak havlunun > düşmesini sağlar. X ona > bakar ve 300 Euro verir ve söze devam eder: "Antrede > doğabilecek ufak bir > tensel yakınlık için size 500 Euro daha verebilirim, > hem de derhal" der. > Önce şaşkın, fakat daha sonra adrenalinin verdiği > heyecan ve alacağı para > ile yapabileceklerinin anlık hayaliyle kısa bir > duraksamadan sonra kabul > eder. Yaşamış olduğu olayın ve kısacık bir süre > içerisinde edinmiş olduğu > ufak servetin heyecanıyla merdivenleri yukarı > çıkarak banyoya geri döner. > Hala duşta olan eşi ona kimin geldiğini sorar. > "Arkadaşın x" diye cevap > verir kadın. "Çok iyi, ona borç verdiğim 800 Euro'yu > getireceğini > söylemişti, onu getirdi o zaman." > 1. hikayeden çıkartılacak > ders : Eğer bir ekipte çalışıyorsanız bilgiyi > saklamayın, > paylaşın. Karar mekanızmasında belirleyici olabilir. > Böylece yanlış > anlaşılmaların ve dışarıya karşı kötü duruma > düşmenin önüne > geçebilirsiniz. > > Ders > 2 : Aracının direksiyonuna geçip kiliseye gitmek > üzere > yola koyulan rahip yolda yürümekte olan bir rahibeye > rastlar. Aracını > durdurur ve kiliseye kadar onunla gelmek isteyip > istemediğini sorar. Kadın > arabaya biner ve bacak bacak üstüne attığında > bacaklarının güzelliği > ortaya çıkar. Rahibin gözü kayar ve bakayım derken > kısa bir süre için > aracın kontrolünü kaybeder. Aracı tekrar kontrol > altına aldıktan sonra sağ > elini rahibenin bacağı üstüne koyar. Rahibe ona > bakar ve şöyle der : > "Rahip, 129. ayeti hatırlıyor musunuz ?" Utançtan > kıpkırmızı olan rahip > derhal elini çekerek rahibeye özürlerini sıralar. > Bir müddet sonra aklı > tekrar karışır ve rahibenin bacağına tekrar dokunur > vites değiştirme > bahanesiyle ve rahibe aynı soru ile karşılık verir : > "Rahip 129. ayeti > hatırlıyor musunuz ?" Utancından yine kızaran rahip > elini çeker ve > "afedersin kardeşim, insanoğlu zayıf düşebiliyor" > der. Kiliseye > vardıklarında rahibe arabadan iner ve tek kelime > söylemeksizin, ancak çok > manalı bir bakış fırlatarak kaybolur. Rahip aceleyle > içeriye koşturur ve > bir İncil alarak 129. ayeti açar okumak için 129. > ayet şöyle demektedir : > İleriye gidiniz, daha yukarlarda arayınız. Orada > güzellikler > bulacaksınız. >2. > hikayeden çıkartılacak ders : Görev alanınızla > ilgili her zaman > bilgili olun, aksi taktirde fırsatları > kaçırabilirsiniz. > > Ders > 3. Pazarlamacı, şef sekreter ve personel müdürü bir > öğlen > paydosunda lokantaya doğru yürümektedirler. Parktaki > banklardan birinin > üzerinde sihirli bir lamba bulurlar. Lambayı ovarlar > ve gerçekten de > lambadan cin çıkar. "Aslında kişiye 3 dilek hakkı > veriyorum ama sizler üç > kişi olduğunuz için hepinizin birer dileğini gerçek > yapacağım" der cin. > Şef sekreter arsızca atılarak "önce ben" diyerek > sıranın önüne yerleşir. > "Bahamalarda, muhteşem bir sahilde tatil yapmak > istiyorum. Tatilim hiç > bitmesin ve hiçbir dert hayatıma girmesin" diye > dileğini ifade eder. Ve > hoop, ortadan kaybolur. Şimdi de pazarlamacı atılır > ve "şimdi sıra bende" > der. "Hayallerimdeki kadınla Tahiti sahillerinde > Pina Colada içmek > istiyorum" der ve hoop, o da ortadan kaybolur. > "Şimdi sıra sende" der cin > Personel Müdürüne. "İkisini de öğleden sonra > işlerinin başında görmek > istiyorum" der personel müdürü. > 3. hikayeden çıkartılacak > ders : Üstünüz olan birinin her zaman için önce > konuşmasına > izin verin. |
Kim Daha Akıllı Bir kadınla bir adam ayrı ayrı arabalarında giderlerken Çarpışırlar.ikisinin de arabası mahvolur ama şans eseri ikisi de hiç yara almadan kurtulur. Arabalarından sürünerek çıkarlar ve kadın adama bakıp: Çok ilginç! Sen erkeksin ben de kadın.Arabalarımız mahvoldu ama ikimizde hiçbir şey olmadı.Bu belki de tanışıp, dost olup, hayatimizin sonuna kadar huzur içinde birlikte yaşamamız için bir işarettir" der. Müthiş heyecanlanan adam: "Evet, galiba haklisin" diye cevap verir. KADIN şaşkınlıkla :"Bak, arabam hurdaya döndü ama bir sise sarap sapasağlam. Bu kesin bir işaret. Bu şarabi içip şansımızı kutlamalıyız" derken, şarap şişesini adama uzatır. Adam şişeyi alır, açar ve yarısını içip kadına Verir. Kadın hemen şişenin mantarını kapatıp adama geri uzatır. Bunun üstüne adam sorar: "Sen içmeyecek misin ?" Kadın cevap verir: "Hayır, ben polisi bekleyeceğim!" |
Kadının biri, 46 yaşındayken kalp krizi geçiriyor ve hastaneye kaldırılıyor. Ameliyat masasındayken,ölüme yakın, birden bir Hayal görüyor. Azraili görüyor ve soruyor: "Benim saatim geldimi?" Azrail cevap veriyor: Hayır, senin daha 43 sene, 2 ay vede 8 günün var". Narkozdan uyandığında, estetik yaptırmaya karar veriyor. Yüzünü gerdirttiriyor,dudaklarını doldurtturuyor vede Göğüslerini düzelttiriyor. Kısacası: "Yeniden doğmuş gibi" Daha uzun bir süre yaşıyacağını bildiği için şimdi, o kadar ameliyatın değdiğini düşünüyor. Son ameliyattan sonra, hastaneden tamamen yeni bir insan gibi çıkıyor. Tam karşıdan karşıya geçiyor ki, ambülans çarpıyor. Ölüyor. Cenette Azrail'e soruyor: "40 seneden daha fazla yaşıyacağımı sanıyordum! Neden o zaman bana o ambülansın çarpmasını sağlayıp, Beni öldürttün?" Azrail cevap veriyor: Kız, ben seni tanıyamadım....................... |
NİYE KOŞAYLAR? Cemâl gazetesinden ba şını kaldırıp sorar: — Haa bu uşaklar ne ko- şaylar böyle? Temel cevap verir: * Ula bunlar koşicudur, başbakanlık kupası için ko- şaylar. * Ha kupayı çime vereceklerdur? * Birinciye. * Öbürkilere bir şey yok midur? * Yoktur. * Öyleyse onlar niye koşaylar? |
TANRI Zengin bir is adaminin kizi, kendisiyle evlenmek isteyen erkek arkadasini anne ve babasiyla tanistirmak icin evlerine yemege cagirdi. Yemekten sonra zengin is adami damat adayiyla basbasa konusmak istedi ve onu calisma odasina goturdu. Senle söyle erkek erkege konusalim yavrum, dedi. - Evlendikten sonra aileni gecindirmek icin ne is yapmayi düsünüyorsun? Damat adayi duraksamadan yanit verdi: - Aslinda benim elimden her is gelir efendim, evlendikten sonra bir yerde kesinlikle bir is bulurum. Sonra da nasil olsa, Tanri yardim eder. Damat adayinin bu yanitini kuskuyla karsilayan is adami, bu kez daha somut bir soru sordu: - Peki icinde kizimi oturtabilecegin bir eve nasil sahip olmayi düsünüyorsun? Damat adayi yine duraksamadan cevap verdi: - Ben aslinda cok caliskan bir insanimdir, dedi. Gece gündüz demez calisir, para biriktiririm. Sonra da nasil olsa Tanri yardim eder, bizde bir ev sahibi oluruz. Kız babasinin nesesi iyice kacti. Bu kez sesini yükselterek sordu: - Peki oglum ilerde cocuklariniz olunca onlara nasil bakacaksiniz? Damat adayi o soruyu da yanitladi: - Biraz önce söyledim ya, gece gündüz calisir kazandigim tüm parayi biriktiririm. Sonrada nasil olsa Tanri'nin yardimiyla cocuklarimizi büyütürüz. Damat gittikten sonra kizi kosarak babasinin yanina geldi: - Damadini begendigini gözlerinden anliyorum babacigim, lütfen söylermisin onun en cok neyini begendin? Babasi kizinin yüzüne dik dik bakti: - Onun en cok hosuma giden yani benim hakkimdaki görüsü, dedi ve ekledi: - Beni Tanri saniyor! |
SON ÜMİT Nasreddin Hoca nın çok sevdiği eşeği bir gün kaybolmuş. Hoca, eşeği aramak için, kırlara doğru açılmış. Bir taraftan da bir türkü söyleme ğe başlamış. Böylece dolaşıp dururken bir tanıdığına rastlar. Tanıdığı: — Hoca, böyle türkü çağıra çağıra nereye gidiyor sun? diye sorar. Hoca merhum da eşeğini kaybettiğini, onu aramakta olduğunu söyler. Ahbabı: — Bu ne iştir Hoca efendi? Benim bildiğim, insan eşeğini kaybetti mi, feryat eder, ağlar, dövünür. Sen ise türkü söylüyorsun! Hoca, ona önündeki tepeyi gösterir. — Bir ümidim şu dağın ardında kaldı. Eşeğimi ora da da bulamazsam, o zaman siz dinleyin bendeki ferya dı! |
ARILAR VE KUŞLAR Kadın kocasına: - Bizim oğlan büyüdü artık. Ona bazı şeyleri anlatmalısın. Bu senin görevin. - Yahu, ben nasıl anlatayım, utanırım. - Kolayı var, bu işin arılar ve kuşlarda da aynı olduğunu söylersin. Adam, oğlunu yanına çağırır ve anlatmaya başlar: - Bak oğlum, geçenlerde annenle kavga etmiştim ya. Annen eşyalarını toplayıp annesine gitmişti. - Evet baba, hatırladım. Baba devam eder: - O gün bu olayı kutlamak için seninle birlikte gece klubüne gittik. İçerken iki bayanla tanıştık. İşi ilerlettik. - Evet baba, hatırladım. - Sonra bayanları klüpten çıkartıp bir otele götürdük. Sen seninkini, ben benimkini alıp odalarımıza çekildik. - Evet baba, hatırladım. - Hah, işte bu iş arılarda ve kuşlarda da böyledir. |
Tanrı demiş ki: "Bill senin durumun hakikaten karmaşık. Seni cennete mi cehenneme mi yollamalı bilemiyorum. Her eve bilgisayar girmesine yardımcı olarak insanığa katkıda bulundun ama bir yandan da Windows gibi bir rezaleti de yarattın. Ben de senin özel durumuna göre bir şey yapacağım, cenneti de cehennemi de ziyaret et, hangisine gideceğine karar ver." "Tamam" demiş Bill Gates,"Önce cehenneme bir bakayım." ve inmiş cehenneme. Bir de bakmış berrak sulu bir kumsalda bir sürü güzel kız top oynuyor eğleniyor, güneş parlıyor hava süper. "Allaah" demiş Bill Gates, "Cehennem böyleyse Cenneti hakkaten görmek isterim." Ve cennete çıkmış. Bir bakmış, bulutların üzerinde bir yer, etrafta melekler uçuşuyor, insanlar lir çalıyor, güzelce bir yer ama Cehennem kadar değil. "Tamam" demiş tanrıya Bill Gates, "Ben cehenneme gitmeye karar verdim." İki hafta sonra tanrı cehennemi ziyaret edip Bill Gatesin nasıl olduğuna bakmaya karar vermiş. Gitmiş Bill'in yanına, Bill bir duvara zincirlenmiş, alevler içinde karanlık bir mağarada ve zebaniler işkence ediyor. - Nasılsın Bill? - Korkunç! Burası iki hafta önce geldiğim cehennem değil! Kızların oynaştığı o güneşli kumsala ne oldu? Tanrı cevap vermiş: - O ekran koruyucusuydu... |
YALANCI Asker, komutanın karşısına çıktı, izin istedi. Komutan se bep sordu: * Efendim, karım çocuğu muzun çok hasta olduğunu yazmış da... * Yalan söylüyorsun. Çün kü karından gelen mektubu ben de okudum, hiç öyle bir şeyden bahsetmiyordu. Asker selâm verdi, tam kapıdan çıkarken, döndü ve samimiyetle: — Komutanım, dedi. İkimiz de yalancıyız anlaşılan, çünkü ben evli değilim. |
Sarhoş ve öpücük - Bu sabah sokakta bir kadını zorla öpmekten yargılandım. - Ne oldu sonuç? - Hiç sorma! Yargıç öptüğüm kadını görünce ayrıca aşırı sarhoşluktan da ceza verdi bana |
ZEKA Temel ve Dursun trenle yolculuk yaparken,bir sığır çiftliğinin önünden hızla geçiyormuş.Temel tahmin etmiş -Dursun burada tam 397 sığır var.. -Ula Temel,nasıl saydın?Vızz diye geçtuk daa.. -Kolaydur..Ayaklarını sayıp dörde bölüyorum. |
Lazın Eczanesi Lazın eczanesine eli silahlı, yüzü kadın çoraplı iki soyguncu girmiş ve ellerindeki silahi Laza doğrultup: - Çabuk kasadaki herşeyi ver ! - Özür dilerim, reçetesiz hiçbirşey vermiyoruz. Ana Sütü Saglik dersinde ögretmen bir ögrenciye sordu : - Söyle bakalim, bebeklerde anne sütü neden inek sütünden daha faydalidir? Ögrenci kendinden emin bir sekilde cevap verdi : - Daha lezzetlidir, eksimez, pasta yapiminda ve baska amaçlarla kullanilamaz, bebege özeldir, ambalaji nefistir. Abdurrezzak Ögretmen iki ögrencisine kizar ve elliser kez adlarini yazmalarini söyler. Ögrencilerden biri bu karara itiraz eder, -Ögretmenim, bu çok büyük bir haksizlik degil mi? -Neden haksizlik olsun ki? -Onun adi Ali, benim ki ise Abdurrezzak... Helikopter İlk defa helikopter gören Temel, Dursun`a sormuş:Dursun bu ne dur da? Dursun,gayet sakin cevap vermiş:Haçan,bu olsa olsa bin yaşın da bir sinekdur. |
Mehmet Bey köpeğinin tasmasından tutmuş yolda giderken, hoşlanmadığı bir komşusuyla karşılaştı. Komşu sordu: - Bu eşekle nereye gidiyorsun? - Yahu bu köpek be, diye tersledi Mehmet Bey. Köpekle eşeği birbirinden ayıramıyor musun? Komşu aldırışsız: - Ben köpekle konuşuyorum. Sen ne diye söze karışıyorsun? |
EMZİK Adam arkadaşının latex-kauçuk ürünler yapan fabrikasını geziyordu... Bir ara bir otomatik makinanın başına geldi ve makinadan şu seslerin geldiğini duydu ; - Pissst ....PAT !.....pissst ..PAT !.....pissst....PAT !.......... Merak edip sordu bu makinanin ne yaptığını ve neden bu seslerin geldiğini... Arkadaşı cevapladı : - Bu makina biberon emziği yapıyor... Pisst sesi kalıba gelen latexin şişirilip emzik formu aldığını, pat seside ucuna açılan deliğin sesini belirtir... Geziye devam edip baska bir makinanin başına geldiler. Bu makinadan da benzeri sesler geliyordu ama sıralamalari farklıydı ; - Pisssst...Pisssst...Pissssst....Pisssst ...PAT !..... Adam yine meraklanıp sordu ; - Peki bu ne makinası? - Bu bir prez*****tif makinasıdır... - Ama neden 4 Pisst'tan sonra 1 PAT sesi geliyor... Arkadaşı yanıtladı ; - Her 4 preservatiften sonra 1 tanesinin ucunu deliyoruz da ondan... Adam şaşkınlıkla ve biraz da kızarak sordu... - Ama neden..? Bu yaptığınız hiç hoş değil... Arkadaşı cevap verdi : - Öyle ama... O zaman da emzik işi fazla para getirmiyor... |
- Komiser bey, beni tutuklayın. Karıma beş el ateş ettim. - Öldü mü? - Hayır, hiçbiri isabet etmedi. - Öyleyse neden tutuklanmayı istiyorsun? - Karım beni arıyor da... Koca, doktora telefon etti: - Doktor bey, karıma plaj tavsiye etmiştiniz. "Hem sağlığı açısından yararlı, hem çocuğu olması için..." demiştiniz. Bütün bir yazı plajda geçirip döndük. İkimiz de bir yararını görmedik. Doktor: - Görmezsiniz elbet. Ben plaja birlikte gidin demedim ki, karınızın plaja yalnız gitmesini tavsiye ettim |
Hayatımızdaki gibiler - Otobüs yolculuğu operaya gitmek gibidir. Yerinden kalkmaz ve gurultu etmezsen, horlamadığın surece uyumana kimse bir şey demez. Hatta tuvalete gitmen için ara bile verilir. - Burnunu karıştırmak, sevişmek gibidir. Yaparken izlemekten çok utanırsın, gözlerden uzak yerlerde kimseye görünmeden yapmaya çalışırsın. Ama bir yandan da onu yapmaktan çok zevk alırsın. - Gazeteciler, futbolcular gibidir. En çok parayı verene anında giderler. Her gittikleri yerde de renk aşkından ve paranın ne kadar önemsiz olduğundan bahsedip dururlar. - Aşk sekerli sakız gibidir. Önceleri çok tatlıdır. Sonra tadı gider, yavanlaşır ve yormaya baslar. En sonunda bir kenara atılır. Bu sefer de insanin cani yeni bir tane ister. Bulamayınca kenarda sertleşen eskisine bile razı olunur. - Nazizim Elvis Presley'in donu gibidir. Kullanıldığı zamanlarda bile sahibinden başka kimsenin isine yaramazken yıllar sonra hala peşinden koşan insanlar bulunur. -Kiralık katillik yapmak, karpuz satmak gibidir. İkisinde de kan çıkmazsa para alamazsınız. -Evlilik decoder gibidir. Evlenip de ona sahip olmak başlangıçta harika gibi gözükse de bir sure sonra o kadar masrafa değmediği düşünülmeye baslar. - Demokrasi Van canavarı gibidir. Aslında yoktur, ama var olduğunu söyleyen bir suru insan çıkar. O kadar ki, olmadığından emin olanlar bile bazen şüpheye düşerler. |
AMERIKA'DA ÖLEN BIR KADIN IÇIN KILISEDE CENAZE TÖRENI DÜZENLENMISTI.TÖREN SONUNDA CENAZE GÖREVLILERI TABUTU TASIRKEN,TABUTUN ÖN BÖLÜMÜNÜ YANLISLIKLA KILISEDEKI SÜTUNLARDAN BIRINE ÇARPTILAR. BU OLAYDAN SONRA TABUTTAN BIR INILTI SESI DUYULDU. TABUT AÇILDI VE ÖLDÜGÜ SANILAN KADININ YASADIGI ANLASILDI. BIR SÜRE HASTANEDE TEDAVI EDILEN KADIN IYILESTI VE 10 YIL DAHA YASADI. 10 YIL SONRA OLDÜGÜNDE ISE CENAZE TÖRENI YINE AYNI KILISEDE YAPILIYORDU. TÖREN SIRASINDA GÖREVLILER TABUTU TASIRKEN KILISEDEKI AYNI SÜTUNUN ÖNÜNE GELDIKLERINDE, ÖLEN KADININ KOCASI BAgIRDI "AMAN ÇARPMASIN, SÜTUNLARA DIKKAT EDELIM!" |
İLK ATIŞTA VURMAK Temel ile Dursun evlerinin bahçelerinde otururken bir tane, bir tane daha derken 21 pare top atılır. Temel merak eder: Nedir bu ses- ler? — Bugün komşu devlet başkam geldi. Onun için top atılıyor, der Dursun. Temel sinirli sinirli başını sallar: — Şu işe bak! Bizim zamanımızda tek atışta vurur lardı... |
MUTLU ETMEK Uzun süredir ailelerinden habersiz beraber olmaktadırlar. Artık hayatlarını birleştirmeye ve bunu ailelerine açmaya karar verirler. Kızının çok genç ve mahcup olduğunu söyleyen kızın babası sorar: - Peki, oğlum kızımı mutlu edebileceğinden emin misin? Genç adam: - Aman efendim, daha dün gece kızınızın odamda ne kadar mutlu olup, haykırdığını duymanızı isterdim. |
DÜNYADA HERŞEY GEÇER Baba erenler bir gün sokakta gezinirken dehşetli bir yağmura tu tulmuş. Bir ağacın altına sığınarak boş bir arabanın geçmesini beklemiş. Bir saatten fazla beklediği halde oradan hiç bir araba geçmeyince kendi kendine mırıldanmış: — Bir de şu fani dünyada her şey geçer derler. Şura da bir saattir bekliyorum, daha bir araba bile geçmedi. |
YILIN TELESEKRETER MESAJI Konumuz California'daki Pacific Palisades adlı okul.. Burada okuyan çocukların velileri, bütün okulu ve öğretmenleri dava ediyor, çünkü bütün dönem boyunca 15 ile 30 gün arasında devamsızlık yaptıkları halde çocuklarının derslerden kalmalarını kabul etmiyorlar.. Velilerin neredeyse tehdide varan itirazlarıyla baş edemeyen okul yönetimi, en sonunda telesekreter mesajını aşağıdaki şekilde değiştiriyor, ve "YILIN TELESEKRETER MESAJI" ödülünü kazanıyor. "Merhaba! Pacific Palisades'e hoşgeldiniz. Bu bir otomatik mesajdır. Lütfen seçenekleri tek tek dinleyerek istediğiniz departmanla ilgili tuşa basınız. Çocuğunuzun neden devamsızlık yaptığı konusunda yalan söylemek için 1'e Çocuğunuzun neden ödevlerini yapmadığı konusunda yalan söylemek için 2'ye Bizim hangi konularda işe yaramadığımızı belirtmek için 3'e Evinize gönderilen ve alıcı imzanız üzerinde olduğu halde almadığınızı iddia ettiğiniz uyarı mektupları için 4'e Müdür ve diğer yetkililere küfür etmek için 5'e Çocuğunuzu her sabah en az 10 dakika bekleyen okul otobüsü hakkındaki şikayetleriniz için 6'ya Süper kabiliyetli mükemmel çocuğunuzun beceriksiz öğretmeninden yakınmak için 7'ye Bıraksanız bütün okulu yiyecek çocuğunuzun yetersiz bulduğu okul menüsünden şikayet etmek için 8'e basınız Çocuğunuzun gerçek bir dünyada yasadığının farkındaysanız ve sorumluluk almayı öğrenmesini istiyorsanız, bunun için de ona verilen ödevleri zamanında ve tam olarak yapmasının çok önemli olduğuna inanıyorsanız, ayrıca eğitimin ilk önce ailede başladığının bilincindeyseniz, artık telefonu kapatabilirsiniz.. iyi günler dileğiyle |
..:: İSTİHBARAT YARIŞMASI ::.. Bir gün, CIA, KGB ve MİT teşkilatlarından hangisinin daha başarılı olduğunu tespit etmek için bir "istihbarat yarışması" düzenlenmiş. Bu yarışma uyarınca, her üç teşkilatın en iyi adamlarından oluşan onar kişilik ekipleri Kongo'nun balta girmemiş ormanlarına göndermişler. Ormanın girişinde görevlerini açıklanmış: - "Ormana girip, en kısa sürede bir zürafa bulup getiren kazanır..." Önce KGB liler gitmiş. 15 dakika sonra bir zürafa ile çıkagelmişler. Sonra CIA gitmiş. 10 dakika sonra zürafa ile gelmişler. En sonunda bizim MİT gitmiş, 7 dakika sonra bir fille dönmüşler. Yarışmayı düzenleyenler "Bu da nedir?.." diye sorunca fil atlamış: "Abi valla ben zürafayım..." ..:: TELEFON ::.. Temel bilim adamı iken bir arkeoloji araştırmaları konferansına davet edilir. Amerikalılar anlatmaya başlar; -Biz ülkemizde yaptığımız kazılarda 25 metre aşağı indik ve telefon kabloları bulduk. Öyleyse bizim atalarımız asırlar önce telefon kullanmışlardır. Sıra Türkiye`ye gelir ve Temel başlar anlatmaya: -Biz ülkemizde yaptığımız kazılarda 50 metre aşağıya indik ama hiç birşey bulamadık. Öyleyse bizim atalarımız telsiz telefon kullanmışlardır. ..:: KAZI ::.. Hoca yer altına ahır yapmaya karar vermiş. Toprağı kaza kaza komşunun ahırına girmiş. Bir sürü öküz görünce koşa koşa karısına gitmiş:- Hanım, hanım! diye bağırmış. Müjdemi isterim. Eski zamanlardan kalma bir ahır dolusu öküz buldum.. |
Bir adamla karisi kapali carsida geziyorlarmis. >>>>Terlik satilan bir dukkanin onunden gecerlerken satici >>>>icerden seslenmis, buyur etmis, girmisler. >>>>Satici: "Cok ozel sihirli terliklerim var beyefendi, cinsel >>>>hayatta sizi cok vahsi ve kuvvetli yapacak terlikler..." >>>>Adam erkeklige leke surdurmemek icin tabii ki pek onemsememis, >>>>ama eski gunleri ozleyen karisinin israrlarina dayanamayip >>>>terlikleri >>>>denemeye karar vermis. Adam terlikleri giyer giymez gozleri >>>>parlamis, kalbi >>>>hizli hizli atmis, fiziksel degisimler baslamis, nefes alisi >>>>hizlanmis, >>>>gozleri buyumus ve etrafina seri bir sekilde bakinmaya baslamis. >>>>Karisi bir adim gerileyip: "Aman Allahim, dur dur..." >>>>derken adam kosmus, saticiyi yakaladigi gibi tezgaha yatirmis, >>>>pantolonunu parcalayarak cikarmaya baslamis. >>>>Satici bir yandan kurtulmaya calisirken bir yandan da >>>>bagiriyormus: >>>>"Terlikleri ters giydin laaaan!..." |
ALIŞMAK LAZIM Gazeteci Halil Lütfi ile Peyami Safa, Bebek'e gidi yorlardı. Tranvay gelince, Peyami Safa öndeki birinci mevki kompartımanına doğru yürürken Halil Lütfi, Peyami Safa'yı arkadaki 2. mevkie doğru çekti. Buraya binece ğiz, dedi. Peyami Safa: * Senin gazeteci kartın yok mu? diye sordu. * Var, dedi Halil Lütfi. * Peki, neden birinci mevkie binmiyelim öyleyse? * Alışmak için. Bakalım her zaman kartımız olacak mı? |
İSTİKBAL MARŞI Bakma, dönmez şafak vakti yurttan kaçan o alçak Dönmeyip Amerika'da, arlanmaksızın yaşayacak. O benim milletimin hırsızıdır, yurdu soyacak, Hortumladıkları benimdir, milletimindir ancak. Çalma kurban olayım hepsini, ey hırslı çakal Gariban halkımada bir pul, bırakacak kadar al Olmaz sana götürdüğün paralar sonra helal Hakkını vermezsen burdaki ortaklarının behemal Ben ezelden beri aç yaşadım, aç yaşarım Hangi hükümet beni kurtaracakmış? Şaşarım Kurumuş musluk gibiyim, ne akar ne taşarım Yırtsam da bir tarafımı, hiç görülmez başarım. Mali Krizler, yoluna örmüşse çelikten duvar, Benim cağız, ceğiz diyen bir hükümetim var Bağırsın korkma, nasıl işimize burnunu sokar Avrupa Birliği denen tek dişi kalmış canavar. Arkadaş, Meclise namusuyla çalışanları uğratma sakın İşe aldıracakların, olsun hep sana yakın Gelecektir, cezanı vereceği günler Hakkın Kim bilir belki yarın, belki yarından da yakın. Yaktığın yerleri orman diyerek geçme, tanı Çalışanı işten at, doldur kadroya yatanı Gözleri açık yatır seni kurtaran atanı Satılmadik o kaldı, durma satıver vatanı. Sermaye mutlu olsun, olsa da çevre feda Uydurma kanunlarla Meclisten getirin seda Onbin Yıllık tarihe, yurdum ederken veda. Cümlenizin bu yurdu yok etmek mi emeli? Yediginiz herzelere başka ne demeli? Oyuverin altını, iyice sallansın temeli Yurdumun ki, sonunda vatandaş kükremeli.... O zaman durur belki gözümden akan yaşım O zaman doğrulur belim, yukarı kalkar başım O zaman boşa gitmez yıllar süren uğraşım HESABINI VERİP TE GİTTİĞİNİZ GÜN KARDAŞIM... Dalgalanın sizde dolar gibi şimdi ey suçlular Olsun artık soyguncuya vurulacak bir yular Ebediyen, öyle yok hesapsız bir iktidar Hakkıdır Garip yasamış vatandaşın da gülmek Hakkıdır ezilmiş milletimin aydınlık bir İstikbal hayaT böyLe oLsa Sabah jimnastiğimizi yapmak için "Çalıştır"' komutuna tıklamak yeterli olsa.. İşten güçten bunaldığımızda ESC'e basarak herşeyden bir süre kaçabilsek, biraz rahatladıktan sonra "Herhangi bir tuşa basarak" geri dönebilsek... (EKLE/KALDIR) menüsüne girerek görmek istediğimiz herkesi hayatımıza dahil etsek, sevmediğimiz insanları sonsuza kadar hayatımızdan çıkarabilsek... Kafamızın içinde binbir gürültü uğultu bizi allak bullak ettiğinde hoparlörlerimizi kapatabilsek... Görünüşümüzde değişiklik yapmak istediğimiz zaman, "Görünüm Ayarları”ndan istediğimiz renkleri, inceliği, büyüklüğü, uzunluğu seçebilsek... Eşyalarımızı kaybettiğimizde "BUL" komutuna tıklayarak evin her tarafını bi çırpıda arayıversek.. Ev işleri için de bir tıklamayla "YARDIM"a ulaşabilsek... Sigorta yaptırmaya ihtiyacımız olmasa, kendi kendimizin Backup'ını alabilsek ve yaralandığımızda hasar gören yerlerimizi yenileyebilsek... Ve hayatımız altüst olduğunda, "Ctrl - Alt - Delete" yaparak "YENİDEN BAŞLAT"mak mümkün olsa ... |
Alamanya. Bir gün Temel ve Dursun bakmışlar Türkiye'de iş yok Almanya'ya gitmeye karar vermişler ama ceplerinde para yok... O zamanlarda Almanya'ya hayvanlar bedava gidiyolarmış, bunlarda neleri varsa satıyolar ve bir inek kostümü alıyorlar. Temel öne Dursun'da arkaya geçiyor ve gümrüğe gidiyolar gümrükteki memur bunlari bir test edeyim diyor ve ineğin önüne bi tomar saman getiriyor "sen gerçek ineksen bu samanları yersin" diyor. Temel mecburen yiyor ondan sonra memur bir kova su getiriyor "eğer sen gerçek ineksen bunu içersin diyor" ve Temel içiyor.. Memur bu sefer bi tomar taze ot getiriyor ve ineğin önüne koyuyor Temel mecburen yiyor... Artık Temel şişiyor ve bir lokma bir sey yiyemez hale geliyor. Ama bu sırada Temel başlıyor gülmeye. Dursun merak ediyor. Soruyor "ula Temel neden gülirsen?" Temel de cevap verir "memur bizim gerçek inek olup olmadığımızı anlamak için bir tane öküz getiriyor" |
FARZ EDELİM Kİ... Temel'in küçük takası, on kişilik tayfasıyla Karadeniz'in engin sularında yol almaktadır. Temel tayfa larını yanına çağırır. On lara şöyle der: — Uyy uşaklar, ha purada pi teneke altinumuz olsa idu ne ederduk? Uşaklar: — Uyyy paylaşirduk onlari... Temel öneriyi kabul eder ve altınları paylaştırmaya başlar: — Uyy... on peş altin bağa, pi altin süze, on peş altın bağa, pi altin süze... Tayfalar buna itiraz ederler ve aralarında müthiş bir kavga başlar. Kıyasıya dövüşürler. Neden sonra Rize'ye geldiklerinde durumu mahkemeye intikal ettirirler. Mahkemede yargıç olayı anlattırır. Hem Temel, hem de tayfaları olduğu gibi olayı anlatırlar. Bunun üzerine yar- * Peki getirin altınları, dediğinde, hepsi bir ağızdan: * Uyy hacim pey, pizum altinumuz falan yok, ola- cağinu farz edeyduk. |
Polis Kayıtlarına Geçmiş Gerçek Bir Hırsızlık Hikayesi... Hırsızın biri, bir evin çatısına çıkmış ve anten kablosunu kesmiş. Evin reisi tam TV'ye dalmışken yayın birdenbire kesilince televizyonunu bir süre kurcalamış, "Bozuldu herhalde" diyerek yatmış. Ertesi gün adam işe gittikten sonra hırsız kapıyı çalıp adamın karısına, ''Yenge, beni abi gönderdi, televizyon bozuk, alın da bir bakın dedi" demiş. Saf kadıncağız da televizyonu vermiş. Akşam adam eve geldiğinde televizyonu görememiş ve karısından olayı öğrenince dumura uğramış tabii. O hafta sonu balkonda keyif yaparlarken bizim hırsız aşağıdan ıslık çala çala onlara bakarak sokaktan geçmiş. Kadın hırsızı tanımış ve "Bak bey! Televizyonu çalan adam işte buydu!!" demiş. Adam bunu duyunca pijamalarla adamı kovalamaya başlamış. 5 dakika sonra adamın evine birisi gelip, karısına "Yenge, ben polisim, abi hırsızı yakaladı. Şimdi karakoldalar. Pantolonuyla, cüzdanını istiyor." demiş ve kadın da vermiş tabii ki(?) normal olarak. Bizim yengenin kocası olan adam hırsızı uzun bir süre kovaladıktan sonra yakalayamayınca kan ter içinde eve dönmüş.. Ve yine dumur! Artık adam karısını ne yapmış bilemiyecem... ( Yengeyi eğer halen yaşıyorsa tebrik etmek isterdim... ) |
Fıkralar/Komik Olaylar... TÜRKLERİN MESLEK YORUMLARI - Yahu sen inşaat mühendisiydin di mi? - Evet?? - Baksana bu bina yıkılır mı? - Ne bileyim ben, bisürü testi var bu işin öyle karpuza vurur gibi anlaşılmaz bu işler! - Ne biçim mühendissin lan sen? -....... - Bölüm ne? - Makine mühendisliği - Kaç tane kız var lan sizde ?? -........ - Ne çıkacan mezun olunca? - Gemi inşaat muhendisi. - Ha, kaptan felan yani. - Yok ebe olacaz. - Mesleğin ne evladım? - Kimya muhendisiyim amca. - Sabun, şampuan felan... - Yok amca öyle değil; daha bi zor. Arkeoloji bölümünde okuyan bir kişi tarafından, bilgisayar mühendisliğinde okuyan bir kişiye yöneltilmiş soru: - Abi sen bilgisayar mühendisliğinde okuyordun dimi? - Evet. - Size hacker lik yapmayı öğretiyorlar mı, böyle bir ders var mı? - Lan, siz de tarihi eser kaçakçılığı diye bir ders var mı? -?! - Ne mühendisisin? - Bilgisayar - Bu bilgisayarlar nasıl çalışıyorlar kuzum? - İçlerinde elektronik devreler var, ikili mantığa göre... - ??! - Boşver, sen tak fişi çalışır onlar.. - Ne mühendisisin? - Bilgisayar - Yav bizim oglana şöyle iyi bişey, oyunlu falan, toplasak kaça çıkar? - Emre aslanım sen makine mühendisiydin de mi? - Evet mahmut amca. - Vallahi tebrik ederim seni.. ya bu arada bizim şofben bozuldu, müsait olduun bi zaman diyodum - Senin okuduğun bölüm ne yienim? - Genetik mühendislii diyorlar teyzecim. - Vah vah tıp fakültesi tutturamadın mı yavrum, böyle genetik mühendisi olucan.? - Kandan cerahatten pek hoşlanmam. - Hmm yazılım mühendisliği nasıl oluyor o? - Bilgisayar yazılımı üzerine. - Yazı mı yazyorsun yani bilgisayarda? - Evet yazı yazıyorum bilgisayarda. (la havle) - Sen şimdi ne okuyodun? - Bilgisayar mühendisliği - Evladım boşuna okuyosunuz siz, şimdiki çocukların hepsi bilgisayar kurdu, bizim oğlan bütün gün internet cafede. - Tabii amca, anlıyorum.. - Ne okuyorsun sen? - Peyzaj mimarlığı - Ne yapar o? - Doğal çevreyi bozmadan insan gereksinimlerini karşılamak için incelemeler ve planlar yapar. Kentlerdeki parkların, bahçelerin, tarım alanlarının ve yolların.... - Ha yani bahçıvan olucan! - !!!!!!!!!!! |
> >>>> >>>> >>> >>> >>>Bir sarisin, bir kizil ve bir esmer kiz yanmakta olan >>>>bir >>>> >>> >>>binanin >>>> >>> >>> >>>çatisinda >>>> >>> >>> >>>mahsur kalmislar. itfaiye hemen olay mahalline >>>>gelmis, >>>> >>> >>>gerekli >>>> >>> >>> >>>cihazlari >>>> >>> >>> >>>cikarmislar.Catidan atlayanlari tutmak icin >>>>yanlarinda >>>> >>> >>> >>>getirdikleri carsafi >>>> >>> >>> >>>> >>> >>>tuttuktan sonra, çatiya dogru seslenmisler; "Atla. Bu >>>>tek >>>> >>> >>> >>>sansimiz". Esmer >>>> >>> >>> >>>olan kiz çatinin kenarina kadar gelmis ve kendisini >>>> >>>> >>>asagiya >>>> >>> >>> >>>birakmis. Tam >>>> >>> >>> >>>çarsafa gelirken, itfaiyeciler birden çarsafi kenara >>>> >>> >>>çekmisler. >>>> >>> >>> >>>Esmer kiz >>>> >>> >>> >>>domates salçasi gibi yere yapismis. Itfaiyeciler >>>>tekrar >>>> >>> >>>catiya >>>> >>> >>> >>>seslenmisler; >>>> >>> >>> >>>"Hadi atla. Yoksa kurtulamayacaksin." Kizil saçli >>>>asagiya >>>> >>> >>> >>>> >>> >>> >>>bagirmis; >>>> >>> >>> >>>"Atlamam. Biraz once yaptiginiz gibi çarsafi >>>>çekersiniz >>>> >>> >>>siz". >>>> >>> >>> >>>> >>> >>>> >>>Itfaiyeciler; >>>> >>> >>> >>>"Hayir, çekmeyiz. Biz sadece esmerler icin bunu >>>> >>> >>>yapariz". Boyle >>>> >>> >>> >>>söylenince, >>>> >>> >>> >>>kizil saçli da kendisini çatidan asagiya >>>> >>> >>>birakmis. Itfaiyeciler >>>> >>> >>> >>>esmer kizda >>>> >>> >>> >>>oldugu gibi yine aniden çarsafi kenara çekince, kizil >>>> >>>sacli da >>>> >>> >>> >>>elmali kek >>>> >>> >>> >>>gibi yere serilmis. Çatida sadece sarisin >>>> >>> >>>kalmis. itfaiyeciler >>>> >>> >>> >>>daha once de >>>> >>> >>> >>>yaptiklari gibi; "Atla, atla. Yoksa >>>>yanarak >>>> >>> >>>oleceksin". Sarisin; >>>> >>> >>> >>>"Kesinlikle >>>> >>> >>> >>>atlamam. Iki arkadasim atladiginda >>>> >>>çarsafi çektiniz. Ben >>>> >>> >>> >>>atlarken >>>> >>> >>>de >>>> >>> >>> >>>çekersiniz". itfaiyeciler; "Kesinlikle >>>>cekmeyecegiz. Söz >>>> >>> >>> >>>veriyoruz". >>>> >>> >>> >>>Sarisin >>>> >>> >>> >>>kiz; "Bakin, sizin çarsafi çekmeyeceginize >>>> >>> >>>güvenemiyorum. simdi >>>> >>> >>> >>>çarsafi >>>> >>> >>> >>>yere >>>> >>> >>> >>>birakin ve etrafindan >>>>çekilin... >>>> >>> :P |
Basari Cepheden yeni dönen ressam, sergi açmisti. Elestirmen sergiyi gezerken resimlerden birini göstererek sordu : - Bunun adi ne? Ressam hemen açiklama yapmaya basladi : - Bu benim en önemli tablolarimdan biridir. Bu tabloda savasin bütün dehsetini gösterdim... Elestirmen : - Basarilisiniz, dedi. Hayatimda bu kadar korkuç resim görmemistim!.. |
Türkler Cehenneme Giderse??? -yere tükürme alışkanlıkları sayesinde cehennemin ateşini söndürebilirler... - zebanilere rüşvet verip cennete girmeye çalışabilirler... - arazi mafyası bir türk mevta, bütün cehennemi gasp edip 'burayı boşaltın' diye ahaliye zulüm edebilir. olmadı zor koşup her tarafı ateşe verebilir. - abi burası çok fena sıcak oldu, bi vantilatör alalım diyebilirler. - cehenneme gitmekten memnun kalmayan türkler ben bi arkadaşa bakıp çıkacam deyip zebanileri kandırmaya çalışabilirler. - cehennemin tam göbeğinde, karşıdan ağzında sigara gelmekte olan bir türk, abi ateşini bi verebilir misin diyebilir. - cehennemde türkler itfaiyeyi arayıp burda yangın çıktı diyebilirler. dahası türk itfaiyesi bütün cehennem ateşi yanıp bittikten sonra gelebilir. - abi şu ateşi bulmuşken iki kilo kanat alalım da mangal yapalım diyen türkler çıkabilir. - girişimci bir türk aygazın cehennem bayiliğini alıp 'aygaaaaaz' diye bağırtabilir. çünkü yemek için ateşe ihtiyaç vardır. - cehennem sıcağından bunalan bazı taşralı türkler havlu ıslatıp enselerine koyabilirler. - aşrı sıcaktan bunalan bazı güneyli cehennemliklerimiz "hanım Hazırlanalım, yayla mevsimi çoktaaan geldi" diyebilir - cehennemin daha az sıcak yerlerine tüymek isteyen bazı uyanıklar, politikacı cehennemlikleri araya koyabilirler ve dahi hamili kart yakinimdir çıkartıp zebanileri uyutmaya çalışabilirler. - bazı ders almaz, uslanmaz edepsizler "bu ne oğlum ortalık gavur ..ı gibi yanıyo" diyebilirler. - türk meteorolojisi cehennemde sıcaklıkların mevsim normallerinin üzerinde seyrettiğini hafta sonu yağış beklendiğini, söyleyebilir. sıcak havanın da sahra çölünden geldiğini söyleyip günahı araplara atabilirler. |
MAYMUN Din dersi öğretmeni öğrencile re bütün insanların Adem ve Havva'dan geldiğini söyledi. Bir öğ renci söz aldı: * Bu doğru değil. * Nasıl yani? dedi öğretmen. — Babam bize maymundan geldiğimizi söyledi. — Sevgili çocuğum, dedi öğretmen, sizin özel aile tarihiniz bizi hiç ilgilendirmiyor |
AKILLI KÖPEK Büyükçe bir köpek ağzında bir torbayla kasap dükkanına girer. Ağzındaki torbayı yere bırakır, kasabın karşısına oturup bekler. -"Bu da nesi" der kasap diğer müşterilerine bakarak. -"Herhalde et alacak" der birisi. Köpek de tasdik eder : -"Hav" -"Nasıl et istiyorsun bakalım, kıyma, kuşbaşı, biftek?" -"Hav" diye keser köpek kasabın sözünü. -"Peki ne kadar?, bir kilo, iki kilo?" Tekrar -"Hav" sesi duyulur. şaşıran kasap siparişi sarar ve torbaya yerleştirirken, etin parasının da torbada olduğunu görür. Köpek dükkanı terk ederken kasap meraktan çatlayacağına köpeği takibe karar verir, dükkanı da yardımcısına emanet eder.Köpek bir kaç sokak ötede bir apartmana girer, üçüncü kata çıkar ve bir kapının önünde durarak pençesiyle kapıya vurmaya başlar. Kapıyı kızgın bir adam açar ve başlar köpeğe bağırmaya. ızlemede olan kasap ortaya çıkar ve adama ; -"Dur bir dakika " der "Ne yapıyorsun? Gördüğüm en akıllı köpek, ona niye bağırıyorsun ?" Adam ; -"Akıllı mı ?" der," bu hafta üç oldu, anahtarını yanına almayı unutuyor." ÖDÜL Komando birliği ağustos sıcağında tam üç hafta dağlarda dolaşmış; kurtla böcekle beslenip her şeye göğüs germişler. Sonunda kumandandan birliğin çavuşu Temel'e telefon gelmiş: "Aferim çavuş birlik iyi iş çıkardı bugün biraz dinlenip iç çamaşırlarınızı değiştirebilirsiniz. Temel "Emredersiniz komutanım!" deyip emri uygulamaya koyulmuş: "Beyler çamaşırlarınızı değiştirebilirsiniz; Hasan sen Ahmet'le Cemil sen Osman'la...." DENİZCİ TEMEL Temel Deniz Harp Okuluna başvurur. Mülaakatta sorarlar: -Yüzme biliyor musun? -Neden, gemi yok mu? KARTACA SAVAŞI tarih öğretmeni arka sırada dalga geçen çoçuğu derse kaldırmış -söyle bakalım kartaca savaşını kim yaptı? çoçuk süklüm püklüm boynunu bükmüş -valla,billa ben yapmadım hocam öğretmen kızıp,bağırıp,çağırmış zil çalmış. sınıftan çıkmış koridorda matematik öğretmenine rastlamış -kardeşim bu çoçuklar beni çıldırtacaklar. kartaca savaşını kim yaptı diyorum valla billa ben yapmadım diyorlar matematikçi teselli etmeye çalışmış -aldırma canım kızma!bu keratalar böyledir,hem yaparlar hem yapmadım derler tarihçi saçını başını yolarak müdürün odasına koşmuş -müdür bey müdür bey bu ne biçim okul! öğrencisine kartaca savaşını kim yaptı diyorum ben yapmadım diyor, öğretmenine olayı anlatıyorum sinirlenme bu çoçuklar böyledir hem yaparlar hem yapmadım derler diyor. çıldıracağım! müdür,tarihçiyi yatıştırmaya çalışmış -canım kızma,bakanlığa yazı yazar sorarız! -neyi? -kartaca savaşını kimin yaptığını.. http://www.ercutombalak.com/images/smiley/grin.gif tarihçi yığılıp kalmış fenalık geçirmiş rapor alıp evine gitmiş bir hafta sonra bakanlıktan zarf gelmiş açmış okumuş -bu yıl ödenek kalmadığı için kartaca savaşı yapılmayacaktır.bilginize!...))) |
ŞİŞEYİ EVDE BIRAKMIŞ Doktor muayenede hastasına sordu: * Sigara içiyor musunuz? Hasta: * Elbette, dedi. Ve cebinden sigara paketini çıkararak ikram etti. Doktor reddetmedi. İkisi de sigaralarını yaktı. Dok tor muayeneye devam etti: * İçki içiyor musunuz? * Aahh be doktorcuğum! İçerim, ama ne yazık ki şi şeyi evde bıraktım. |
Temel, idris ve Kezban fizik dersindeler.Hoca sözlü yapmak için Kezban'i kaldirmiş:"Kalk bakalim Kezban, sicak bir günde arabanla gidiyorsun,sicak artti ne yaparsin?" demiş.Kezban'da "Cami açarim hocam," der demez hoca atlamiş:"Hah işte o camdan giren rüzgârin ivmesi nedir?"Kezban duvar tabi...Almiş sifirini oturmuş.Hoca bu sefer: "Kalk bakalim idris," deyince siraninYaklaştiğini anlayan Temel iyice korkar."Söyle bakalim idris sicak bir gün ve arabanla gidiyorsun.Sicak artti ne yaparsin?""Ceketimi çikaririm hocam.""Daha sicak?""Cami açarim.""Hah camdan giren rüzgarin ivmesi ne?" Yanit yok tabi.Ve sira Temel'de:"Temel kalk bakalim sicak bir gün ve arabanlagidiyorsun.Sicak artti neyaparsin?""Ceketimi çikartirim.""Daha sicak oldu?""Gömleğimi çikartirim.""Daha sicak?""Pantolonumu çikaririm.""Daha sicak?""Atletimi.""Daha sicak?""Donumu.""Çok sicak?""Hocam beni s..seler o cami açmam..":P |
Vali http://www.herseynet.com/fikralar/resim/erzurum.gifBir Mülkiye müfettişi doğuya teftişe giderken ihtiyar bir Erzurum'lu köylüye misafir olmuştu. Sohbet sırasında sordu: - Baba, memlekette kaç vali gördün? - On, onbeş vali hetirimdedir... - Peki bunlardan kaçı hizmet etti, kaçından memnunsunuz? - Allah geni geni rehmet etsin, Mustafa Paşa'dan çoh memnunduh! - Bu Mustafa Paşa ne hizmetler etti ki onbeş valinin içinde ona rahmet okudun? - Beg, o vali Erzürüm'e varmadan yoldayken vefat etmişdi. Gerisini sen anna |
AdMiN OlMaK... ***ADMİN OLMAK ZOR İŞ*** User018: Merhaba sitenin sahibi sen misin? Admin: Hayır efenim adminiyim ben sahibi başka birisi. User018: adminiyim ben ne demek Admin: Yani yöneticisiyim efenim sorun nedir? User018: Bak sen yöneticiymiş hahahah hiç gülcem yoktu Admin: Yöneticiyim tabi, beğenemedin mi? User018: 3-5 kişiyi toplamış etrafına bi de yöneticiyim diyor. Admin: Efenim soruna gelsek User018: Artislik yapma, yöneticiymiş de sorunumu çözcekmişte hahaha Admin: Bi kere ben mühendisim tamam mı? Yönetici olarak bile çalışabilirim büyük şirketlerde User018: Sus lan sus tamam koptum, belli oluyo 14 saat forumdasın takip ediyorum. Kaldırım mühendisi yıkıl... Admin:... User112: Selam ben bişey danışcam Admin: buyrun danışın User112: avatar yüklüyorum ben ama göremiyorum Admin: çerezleri silin efendim User112: ne çerezi fındık fıstık mı var burda Admin: hayır efendim çerez, yani internette aldığınız bazı bilgileri bilgisayarınıza alan bir dosya grubu User112: bişey anlamadım dediğinden Admin: anlamanıza gerek yok efendim siz forum ana sayfasının altındaki çerezleri sil e tıklayınız yeterli User112: tıkladım bu seferde attı beni forumdan Admin: atar normaldir kullanıcı adınızla giriş yapınız User112: şifremi bilmiyorum ki Admin: nasıl bilmiyorsunuz, kullanıcı adınız nedir halledeyim. User112: kullanıcı adım xxxx Admin: tamam şifreniz "o****uc***u" imiş efendim. User112: teşekkür ederim Admin: görevimiz efendim user068: Admin? Admin: Evet bildiniz user068: forumuna yeni üye oldum Admin: ne güzel user068: çıtır bolmu bu forumda Admin: nasıl çıtır? user068: karı kız yani? Admin: Bilmem vardır tabi user068: ayarlasana bana bi tane Admin: siz beni karıştırıyosunuz ben adminim çöpçatan değil user068: ya şimdi bi dolu mesaj at ortanlara gir zor iş şöuyle hızlısından halletsek, para veririm bak. Admin: üye adınızı alayım... user068: xxxx saol Admin: banladım seni s**tir git user068: ******** hekliycem oğlum bu forumu Admin: beklerim bye bye user059:lan g**oş Admin: neaaaaaa user059: benim resmimi forumun her yerine koy Admin: başka? user059: başka, hmm bi de hakkımda yorum yap, iyi çocuktur, yakışıklıdır falan de. Admin: Başka? user059: gerisini ben yaparım kankam saol Admin: Olm kop git başımdan manyaq user059: lan kaç yıllık kankayız ayıp be bi foruma satıyon bizi Admin: Abi işim gücüm var rahat bırak beni. user059: hahah işi gücü varmış 3 yıldır işsizsin baba parası yiyosun yaşın 26 biraz adam ol. Admin: sanane kardeşim ne yersem yerim belamısın user059: senden kanka manka olmaz anlamalıydım. Admin: Olmaz abicim olmaz şimdi meşgulüm uza lütfen user059: Allah belanı versin Admin: Amin |
AKŞAM SERİNLİĞİ Bir grup turist, kendi aralarında konuşuyorlardı. İngiliz hidrojeni patlatacaklarını, Rusla Amerikalı Ay ve Merih'i fethedeceklerini söylüyorlardı. Sıra bizim Temel'e gelince: — Şu yakında, ha biz da cüneşe ci- deceğuz, dedi. Böyle bir tasarıdan hiç birisinin haberi yoktu. Hayretle sordular: * Nasıl olur, henüz yıldızların keşfedilmediği bir evrende, güneşe gidebilmek, olacak şey değil! * Peki o kadar sıcağa nasıl karşı koyabileceksiniz? * Hesabı sıkı yapılmıştır. Akşam serunluğunda ci- deceğuz da... der bizim Karadenizli. |
TESADÜF BU YA! Kopenhag'da bir genç doğum kliniğine girip danışmaya başvurdu: — 48 numaralı odada yatan genç kızla görüşmek istiyorum. Nöbetçi hemşire sordu:
— Öyle mi? Çok memnun oldum tanıştığımıza. Ben de annesiyim... |
Gazete satıcısı, tuttuğu köşesinde bağırıyordu: - ikinci baskııı... 100 bin lira... ikinci baskııı... 100 bin lira... Birisi parayı ödedi, gazeteyi aldı gitti. biraz sonra geri dönüp, söylenmeye başladı: - niye yalan söylüyorsun? 100 bin liraya sattığın gazetenin üzerinde "fiyatı 50 bin liradır" yazıyor. Gazete satıcısı, pişkin: - aman amca! sen gazetenin her yazdığına inanacak kadar saf mısın? _________________________________________________________ Adam eczaneye gelmiş : -Sizde asetilsalisilik asit var mı? Eczacı adama dönmüş : -Yani aspirin istiyorsunuz değil mi ? -Evet evet, şu meredin adını bir türlü ezberliyemedim de _________________________________________________________ Tatil köyünde bir amerikalı ile tanışan türk işadamı adamı sohbet ediyorlar. bizimki anlatıyor: - böyle bir tatil aklımdan bile geçmezdi. bir yangın fabrikamı kül etti. sigorta paramı ödeyince, "oğlum dedim, bunca yıl eşek gibi çalıştın da ne oldu? şimdi tatil zamanı", dedim ve bu tatile çıktım. - tesadüfe bak, demiş amerikalı... benim de çok iyi iş yapan bir restoranım vardı. bir kasırga taş üstünde taş bırakmadı. sigorta paramı ödeyince ben de bu tatile karar verdim. Epey bir zaman geçtikten sonra, sessizliği bizim iş adamı bozmuş: - yahu anlatsana, sen kasırgayı nasıl başlattın? ________________________________________________________ Adamın biri kendisinden para isteyen dilenciye: "Ben sokakta dilenen kimseye para vermem." diyenice dilenci; "Ne yani, sizden üç kuruş para koparabilmek için büro mu açacaktım..." _________________________________________________________ Hakim suçluya sorar: - Bu adamı niçin dövdün? - Bana su aygırı dedi efendim. - Ne zaman? - Tam bir yıl önce. - Ama sen onu yeni dövmüşsün! - Ben hiç su aygırı görmemiştim, geçen gün gördüm de... ______________________________________________________ Adam kendisinden bahsediyordu. - Ben akardionu çalmaya başlayınca herkesi ayağa kaldırırım. - Demek o kadar ustasınız. - Yok canım ben sadece milli marşı çalmasını biliyorum. |
| Saat: 13:15 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık