MsXLabs

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Genel Mesajlar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/)
-   -   Yalnızlığıma (Yalnızlık) (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/8336-yalnizligima-yalnizlik.html)

SwEeT_StYLe 31 Ocak 2007 23:22

Bilmezler yalnız yasamayanlar,
Nasıl korku verir sessizlik insana;
İnsan nasıl konuşur kendisiyle;
Nasıl koşar aynalara,
Bir cana hasret,
Bilmezler.


Mystic@L 31 Ocak 2007 23:45

Hayat Bize Mutlu Olma Şansı Vermedi

Hayat bize mutlu olma şansı
vermedi
Biz kendimizden başka
Herkesin üzüntüsünü
Üzüntümüz,
Acısını acımız yaptık.
Çünkü Dünya'nın öbür ucunda,
Hiç tanımadığımız bir insanın
Gözyaşı bile içimizi parçaladı...
Kedilere ağladık
Kuşların yasını tuttuk.
Yüreğimizin yufkalığı
Kimi zaman hayat karşısında
Bizi zayıf yaptı.
Aslında ne güzel şeydir
İnsanın insana yanması
Sevgili...
Ne güzeldir bilmediğin birinin
derdine üzülmek ve çare aramak.
Ben bütün hayatımda hep
Üzüldüm, hep yandım..
Yaşamak ne güzeldir be sevgili
Sevinerek, severek, sevilerek,
Düşünerek...
ve o vazgeçilmez sancılarını
Duyarak hayatın

Yılmaz Güney


Misafir 1 Şubat 2007 13:53



Mystic@L 2 Şubat 2007 00:21

Lanet Olsun!!

Seni sevdiğim güne lanet olsun
Eğer benimle oynadıysan aşkım sana haram olsun
Sevdim demekten utanmam isterse bütün alem duysun
Eğer duygularımla oynadıysan aşkım sana haram olsun

Berlin/Almanya - 19.06.2005
Yakup Caymaz


Misafir 2 Şubat 2007 00:43

Yalnızım.
Gündüzler, geceler boyu yalnız,
Ne elimden tutan dost, ne yüzüme gülen kız
Dolaşıp durduğum sokaklar ıssız.
Sokaklar unutturmaz yalnızlığımı,
Bekarım.
Beklemez yolumu penceresinde karım.
Ne bir türkü duyarım bekar odamda ince
Ne dağınık eşyama değer kadın eli
Ne olurdu her akşam eve gelince
Masal gözlü bir çocuk 'Baba' desydi.
Rüyalar unutturmaz bekarlığımı
Çirkinim.
Usandım tek başıma türküler çağırmaktan
Biliyorum güzel değil gözlerim, dudaklarım
İçinizden çıkıp gitsem bir gün diyordum
Başladığım bütün türküler yarım
Öyle bakmayın yüzüme kahroluyorum...
Türküler unutturmaz çirkinliğimi...
Üstelik şairim bilemezsiniz
Her akşam rüzgar gibi sokaklara düşürek
Elleri ceplerinde birisi gezer
Bir yürek taşı gögsünde duygulu, ürkek
Ceylan Yüreğine benzer
Mısralar anlatmaz şairliğimi.
http://www.cet.com/%7Enichols/feather.gifYavuz Bülent BAKİLER


Mystic@L 2 Şubat 2007 00:53

Ya Duyarsan?

Haykırmak istiyorum tüm dünyaya seni sevdiğimi
Bilsin istiyorum herkes bu gerçeği
Acılar sona ermese de sevdiğimi, bir kez sevdiğimi
Bilsin istiyorum herkes bu gerçeği
Peki ama Ya Sen Duyarsan...

Şenay Gilor


Mystic@L 2 Şubat 2007 13:22

Hadi...

Yağmur yağsa ıslanır salkım saçak
Ellerinde büyür mahzun çiçekler
Mahzun bir hal alır bakışların
Gözyaşların titrer yanaklarında gezinirken
Elimi uzatırım alayım diye isyanını
Susturursun ellerimi gelmesin diye
Oysa iki yanım masum gökler kadar
Ne yağmur var gözlerimde ağlayan
Ne de sitem var dudağımda kanayan
Anlıyorsun işte durağan bir sevdakeş
Çelimsiz bedenim yüreğine kilitli
Akıl desen bin bir soru içinde cevapsız
Geceler aydınlandı ümitlerimin her biri
Bir girift alacası yalnızlığım
Ve yorgun bir tebessüm her yanım
Kapansa gözlerim hayali vurur sesinin
Ne uyurum ne de ölürüm yok uğruna
Bir sen vardın evvelinde hasretinin
Bir sen varsın damarında sevdanın
Damla damla susuyor bakışlarım
Şimdi gidiyorum yüreğinin mahzenine
Bırak bu kez ben öleyim dudağında
İsmimi alıp göm yasak satırlarına
Bana yol ver gözlerinde öleyim
Bana yol ver ellerinde biteyim...

İstanbul - 05.06.2002
Harun Mutlu


Mystic@L 3 Şubat 2007 01:05

Efkar

Gökten kar değil taş yağsa;
Gözlerim damla damla yaş olsa
Yüreğim hasretinle alev alev yansa
Unutma ki seni hergün seveceğim.

Heryerde adını anıyorum
Seni düşündükçe hep ağlıyorum
Hep seninle olmak istiyorum
ÇÜNKÜ SENİ ÇOK SEVİYORUM

Doğan Yıldırım |


Mystic@L 3 Şubat 2007 18:05

Dağlar Gebedir Yalnızlığıma...

İsyankar bir bakışım artık
Yanan her alev yüreğimde
Duvarlarda kalır yüzüm.
Ağlarken sonsuzluğuna
Uzaklarda çok uzaklarda
Dağlar gebedir yalnızlığıma.
Bir gözyaşı olmak vardı
İsyankar bakışların ardından
bir umut damlası olmak
bir gün unutulmak vardı.
Duvarlarda kaldı gençliğim.
Bu şehrin duvarları dardı.
Çiçekler binlerce mor mor
Bana değil artık yollara sor
Uzaklarda çok uzaklarda
Dağlar gebedir yalnızlığıma.
İlk damlanın verdiği acıyla
Ağladım yüreğimdeki sancıyla
Bir türkü duyar gibiyim.
Bir şair düşmüş yollara
Uzaklarda çok uzaklarda
Dağlar gebedir yalnızlığıma.
Kuşların kanatlarında umut
Kanatlarında bahar kokusu
Ciğerlerimde acı bir bıçak
Bir hançer sırtımın ortasında
Saklanır ilk damlanın arkasına
Uzaklarda çok uzaklarda
Dağlar gebedir yalnızlığıma.
Bulutsuz yağmurların ardından
İklimsiz bir gökkuşağı içimde
Biten her gün azaltıyor gücümü
Batan güneş bir daha doğmuyor
Gökyüzünde kalıyor gözlerim
Bir yıldız kayıyor ardından
Uzaklarda çok uzaklarda
Dağlar gebedir yalnızlığıma.
Artık neye inanır insan bilmem
Nasıl bağlanır hayatın kollarına
Tutuşurken içinde ateşten bir top
Hangi güneş yakar bedenimizi
Düşlerimiz yanar bu saltanatta
Uzaklarda çok uzaklarda
Dağlar gebedir yalnızlığıma.
Bayram neşesinde olmasa da
Arifeden kalma bir şiir gibi
Kırlangıçlar gibi göçebeyim
Bir ceset gibi yapayalnızım
Gözlerim dalıyor giderek
Aralıyor bu temmuz akşamını
Açıyorum kollarımı sonsuzluğuna
Uzaklarda çok uzaklarda...

Gürsel Şahin


BARIŞ 4 Şubat 2007 18:34

İKİ DAMLA YAŞ

Dün gece mutlu bir çifte rasladım.
Tıpkı aynı bize benziyorlarda.
El ele tutuşup karanlıklara.
Tıpkı aynı biz gibi koşuyorlardı.

Ansızın geriye dönüp geldiler.
Oturacak biryerler arıyorlardı.
Seninle ilk tanıştıgımız yeri gösterdim.
Koşar adımlar,la gidiyorlardı.

Yılların izi işte.
Nerde ne zaman,karşına çıkar belli olmaz.
Akacaktı dirensemde o an.
Gözlerimden usul,usul iki damla yaş.
Biri senin için,biri benim için.



Mystic@L 5 Şubat 2007 01:19

Nankör

Hani ''pazara kadar'' değil
''Mezara kadardı'' aşkımız
Gel gör ki
''Pazartesine'' kadar bile sürmedi
Senin gibi nankörden
Başka ne beklenirdi?


BARIŞ 6 Şubat 2007 04:47

::: DOST BİLDİKLERİM :::

Sanırdım gündüzdü onlarla gecem,
İçimde ümitti dost bildiklerim,
Ne zaman yıkılıp yere düştüysem,
Bırakıp da gitti dost bildiklerim.

Hepsi varken baharımda, yazımda,
Kışın bir burukluk kaldı ağzımda,
Seneler senesi oysa gözümde,
Cihana eşitti dost bildiklerim.

Nerde o sözlere kandığım günler,
Her gülen yüzü dost sandığım günler,
Acıdan kahrolup yandığım günler,
Ta canıma yetti dost bildiklerim.

Meydana çıkalı asıl çehreler,
Aydınlanmaz oldu artık geceler,
Yalanlar tükendi, indi maskeler,
Birer birer bitti dost bildiklerim.

Korkar oldum bana dostum diyenden,
Yoksa yok olandan, varsa yiyenden,
Ne onlardan eser kaldı, ne de benden
Beni benden etti, dost bildiklerim.


Ümit Yaşar OĞUZCAN


Misafir 6 Şubat 2007 11:56



Misafir 6 Şubat 2007 12:32

YALNIZLIK ÇEMBERİNDE

Günlerim herzaman ki gibi karanlık yine
acı ile geçiyor saatler özlem ile
ne zaman dalmıyorki gözlerim senli sensizliklere
durmuyor gözyaşlarım yalnızlık çemberinde.

Yorulmuyor hayat dert çile vermeye
şarkılar yoldasım sigaramla birlikte
tükenmek bilmeyen bir boşluğun içinde
savruluyorum rüzgarla birlikte
farkında olmadan yalnızlıık çemberinde.

Nedeni yok belki bu sensizliğin
yada bana verdiğin bu ayrılık yelinin
sana yazdığım ilk şiiri hatırlarmısın
Ayrılıktı adı
ayrılmam dediğin ayrılık
yıkılmıştı o gün dünyam
gözümde yalandı herşey sevda bile
yıkmam demiştin
ama bıraktın beni yalnızlık çemberinde.

Şimdi soruyorum kendime
neden sen, neden sevdim diyorum
oysa ne mutluydum senden önce
aradığım aramasını beklediğim
düşündüğüm kimse yoktu
mutluydum yinede yalnızlık çeberinde.

Şimdi ise perişanım
hasret rüzgarlarını saldın üstüme
çaresizliği tanıttın
derman bulamıyorum şimdi dertlerime
öyle acımasızki şu hayat
gelmiyor ECEL\'im YALNIZLIK ÇEMBERİNDE...

03.11.2003
Kadir BORAN


Misafir 7 Şubat 2007 09:13

Gün...
Sen, sazın
Ben, sözün vurgunu
Aynı türküde geçiyor adımız

Dudaklarımız, sus yorgunu….


Sen, kadere
Ben, kedere bitkin
Ayrı yolu seçiyor ayaklarımız

Parmak uçlarımızda kin…


Sen, yarsız
Ben, arsız bir şehre esir
Ne zaman gözlerine baksam

Nutkum tutulur, soluğum kesilir…


Sen, düşüne
Ben, döşüne ahir
Saçının bir teline dokunsam

Yıkılır, talan olur bu şehir….


Sen, ses
Ben, sus kadar çığlık
Bazen zor geliyor ağlamak

Yağmur kokuyor üstüme sinen yalnızlık…

Sen, uzak
Ben, tuzak vakitlerde sürgün
Ölüm gibi bir şey seni yaşamak

Sensizliğe dokunduğum her gün…



.....


Mystic@L 7 Şubat 2007 11:52

Efsane

Yıldızlar uzaktan bakarlar,
Hayatın akış tarzına,
Güneş ise dinlemekle yetinir,
Yüreklere fısıldanan şarkılara..

Efsanelere inanır mısın bilmem!
İnanmak önemli değil aslında,
Mühim olan efsaneyi yaşamak,
Az da olsa birşeyler yakalamak.

Efsaneye göre,
Yıldızlar sevenleri anlarmış,
Her zaman yanlarındaymış.
Güneş ise sevgilileri yanına alırmış,
Onların arası soğumasın diye..

Peki sen ne dersin?
Güneşin yanına varmaya
Yıldızların yanında olmaya!!

2001
Fuat Polat


BARIŞ 7 Şubat 2007 13:15

Gittin...
Iki askin arasinda saskin, ürkek ve çaresiz bir çocuk gibi savrulan kalbini cebine koyup, baska bir eve gittin uyumaya. Artik senin degildi evin,. "sizin"di. Benim özledigim o eski evin degildi gittigin...
O eski ev... Oturup, zamanin o yagmursuz, o parça parça yüzüne bakarak, günesin bütün gün sadece yalayip geçtigi los pencerelerinde dalginligimizi biriktirdigimiz o ev...
Susardik bazen... Ansizin, hesapsizca, belki de yorgun düserek... Akildisi bir hizla devinen imgelerin ortasinda, bir çig gibi ömrümüze yigilan anilardan birini seçip, dondurarak... Hayat, çok eskilerden gelen sonsuz bir ritüel gibi, bir gelenek gibi tekrar ederdi etrafimizda, umurumuzda olmadan...
Elin çaya uzanirdi...
Tenim dudaklarini özlerdi...
Bir sözüm siirin olurdu... Demlenirdik.
Gömüldükçe düslerin o büyülü uykusuna, askimin kalbimdeki ilahi melodisi çalinirdi kulaklarina birden. Nasil da ürkerdin... Karanliktan korkan bir çocugun teselli isligi gibi bölerdi sesin suskunlugumuzu...
Ruhlarimizin biryerlerde bulustuguna, düslerimizin biryerde kesistigine inanmak istedigim bu hayattan çalinti anlari, beni bunun aksine inandirmaya çalisan bir sesle ve ilk önce hep sen bölerdin.
Iste böyle anlarda yüzü daha da netlesirdi dünyaya gözlerinden bakan o yarali çocuklugunun...
Iste ben en çok seni içimden dogru sevdigim böyle anlari severdim...
Hayatin içinde seni barindirdigi her karesinde uzun uzun soluklar alarak, o günlük, o siradan ayrintilarini alabildigince büyütüp, içinde kaybolarak severdim seni... Odanin içinde, varligina yillardir asina oldugun bir esya gibi sessizce kaybolarak seni izlemek ve basinin üzerinden sonsuzluga akip giden düs bulutlarinda sekillenen her sözü, yüregimde senin için büyüttügüm siire misra yapip eklemekti seni sevmek...
Sevmek hayatina taniklik etmekti benim için...
Sabahlari evden çikmadan önce, uykundaki o en masum halini öpücüklere bogarken "gitme" diye sayiklayan sesine kiyamayip, patrona binbir yalanlar uydurarak * * ise gitmemekti seni sevmek...
Sana kahvalti hazirlamakti. Özenle hazirlidigim sofraya istahla oturup, "Sen var ya, bir meleksin, neden seninle evlenmiyorum ki ben... Senden daha iyisini mi bulacagim" diyen muzip sözlerine sevinmek, belki de çocukça inanmakti... Ince ince kiyilmis, tabaga motif gibi islenerek dizilmis ve hep sevdigin gibi üzerinde zeytinyagi ve limon gezdirilmis domateslere, yaptigim mezelere duydugun minnete sasirmakti...
Hayatina eklemekten çilginca zevk aldigim o sefkatli inceliklere duydugun minnete...
Seni sevmek, bundan yillar önce, seni bir idol gibi içimde büyütüp, hayranligimin yavas yavas aska dönüsünü ürkekçe gizleyerek kaleme aldigim mektuplarima, ayni incelikle, ayni özlemle, ayni hayranlikla verdigin cevaplarina inanmamakti... Tüm israrlarina ragmen, bu essiz büyüyü bozmaktan çekinip, aylarca seni bir kez bile aramamakti. Sonra ansizin yollara düsüp, çocuklugumda kalbimde filizlenen sevdasi senin askinla yeseren bu kentin sokaklarinda izini sürmek, kendi sözlerinle "bu inceligin ve bu derin anlayisin yüzünü", yani o merak ettigin yüzümü, gözlerine tasimakti... Bulustugumuz cafede, aylarin günlerin telasi ve susuzluguyla, anlattigin seylerin hiçbirini algilamadan, sadece hayranlikla seni, o hepimiz gibiligini seyrederken, masanin altindan bir türlü çikartamadigin o telasli, o çocuk ellerinde kendini eleveren heyecanina inanamamakti...
Seni sevmek, o gece raki içtigimiz köhne meyhaneden çikip yürüdügümüz sokaklarda, Nisan ayinda bir mucize gibi gökyüzünde dans eden kar tanelerinin Tanri'nin bu ask için gönderdigi bir isaret olduguna inanmakti...
Seni sevmek kadinligimi, bedenimi ve hazzi ilk defa seninle kesfetmekti. 17 yildir sanki sadece senin için sakladigim bedenimi, en ufak bir tereddüt duymadan ve beklentisiz bir sarhoslukla sana sunmakti... Her dokunusunda kutsal bir ayinin o sicak ve tatli sarabini yudum yudum içer gibi...
Seni sevmek, askin ugruna, ama senden izinsiz, baska bir kentteki hayatimi sifirlayip, yasadigin kente, yasadigin gögün altina, islandigin yagmurlarin altina gelip yerlesmekti. Senden baska, bu koca kentte bir basinalik ve kimsesizlikti seni sevmek... Sokaklarda tek bir tanidik simaya rastlamamaya alismakti güçlükle... Hücrelerimle beraber çogalan askini özgürce ve sinirsizca yasamak için ailemin sefkatli ve anlayisli kollarindan siyrilip kanatlanmak, yillanmis can dostlarin sevgisini çok uzaklarda birakmakti...
Seni sevmek, yalnizligin soguk kollarindan biraz olsun siyrilip, nefes alabilmek için geceleri saatlerce tek basima Beyoglu'nun karanlik sokaklarinda kalabaligin soluguyla isinmaya çalismakti. Hiç tanimadigim insanlarin yüzünde senin yüzünü aramak, onlarin kaybetmis, umutsuz hayatlarinda yarali geçmisinin ve çocuksu düslerinin izlerini sürmekti...
Seni sevmek, bu kentin tozlu, soluk isiklari ruhumu isirirken, ayni gecenin yildizlari altinda seni deliler gibi özlemekti... O geceyi de kollarinda geçirebilmeye seni ikna edebilmek için saatlerce sokaklarda dolasip, barlarda, kahvelerde oturup eve dönüsünü beklemekti... Bazen bu bekleyislerin sonu, yorgun düsmüs bedenimi sürükledigim evimde, o gece bir baska kadinin yaninda uyumana aglamak olurdu sabaha kadar... Ertesi gün bir sizofren gibi, hiçbir sey olmamis gibi tekrar seni sevmeye koyulurdum...sasirirdin.
Çünkü, seni sevmek direnmekti sevgili... Güçsüz olani acimasizca yokeden bu kentin hoyratligina ve senin için artik inanmaktan çoktan vazgeçtigin, yasadigin hayalkirikliklariyla çok uzun zamandir kaybettigin o ask duygusunun gerçekliginin canli ispati olmaya direnmekti... Kalbine inançla ask tohumlari ekmekti seni sevmek... Sevmek o yitirdigin ask sarkisi adina sana umut vermekti...
Seni sevmek, ait oldugun gökyüzünde seni özgür birakmakti... Koparmamakti kanatlarini... Ruhunun ve kaleminin tek besin kaynagindan, baska sevgilerin siirine ekledigi misralardan kiskançlikla seni mahrum etmeye yeltenmemekti...
Sevmek, ruhumun tek sahibi olan seni sahiplenmemeye kanaya kanaya razi olmakti... Çocuksu bir saflikla tek vazgeçemeyeceginin ben olduguma kendimi inandirarak, hayatina boyun egmekti...
Seni sevmek, bir babayi, bir canyoldasini hayatinin sonuna kadar yaninda oldugunu bildigin güvenilir bir dostu, ilgiye ve sefkate doymayan çaresiz bir küçük çocugu, ama en çok da tutkulu, kiskanç ve yüregi sonsuz maviliklere akan bir deli asigi sevmek gibiydi... Birgün ansizin, telefonda duydugun bir sese, ya da yeni tanistigin bir kadina asik oldugunu, sanki tepkimi ölçmek ya da seni nasil kiskandigimi görmek isteyen abartili bir heyecanla söylediginde, telasa kapilmamak, bunun gelip geçici bir duygu olduguna ve asla benden vazgeçemeyecegine inanmakti... Yine de içimdeki o kaçinilmaz endise ister istemez sarardi yüzümü... Sesim solugum kesilirdi birden... Iste, öyle anlarda beni simsiki sarip, tutkulu bir sevismenin ilk öpücüklerini dudagima kondururken, "Sen küçücük bir kizsin, biliyor musun" diyen sefkatli sesini severdim en çok... Ve aslinda ben dahil, hiç kimseye asik olamayacagini düsünür, hüzünlenirdim...
Rüyalarimin gül kokusu...
Sonra birgün aska açildi yüreginin sürgüleri...
Sonra birgün siirlerin baska bir askin kokusuna büründü...
Yikildi tabularin... Kirildi zincirlerin... Uzagima düstün..
Bu defa farkliydi, hissetmistim. Yalniz bedenini degil, ruhunu da paylasmaya baslamistin bir baska kadinla...
Sonra sevmek yavas yavas kayisini izlemek oldu avuçlarimdan... Seni sevmek, sen sabaha karsi uyudugumu sanarak yanimdan kalkip bir baska yürekle telefonda özlem giderirken, içimde kopan firtinalari susturmaya çalismak oldu sessizce...
Habersizce kapini çaldigim o gün, kapinda kalip, içeri girememek oldu...
O güne kadar hiç olmazsa bana karsi dürüst olmanla, yasadiklarini benden gizlememenle, yalan söylememenle avunuyordum... Ama bir baskasini incitmemek, üzmemek için ondan gerçekleri gizledigini, yalanlarla da olsa onu korudugunu farkedince bu avuntu da terketti beni... Yalanlarini bile kiskanir oldum.
Neden dürüst olmak için beni seçmistin sanki... Gerçegin acimasiz zindanlarinda neden beni kilitli birakmistin...
Ne çok düsündüm bu sorularin cevaplarini... Ne çok sorguladim kendimi, nerde hata yaptigimi, neyi eksik biraktigimi...
Kadinca oyunlardan haberim olmadi hiçbir zaman. Seçtigin yasam biçiminden koparmak, seni soluksuz birakmak demekti benim için. Hatam seni bir mülk gibi sahiplenmemek miydi? Acaba istedigin bu muydu? Seni yanlis mi tanimistim?.. Bana hep, ne kadar asil bir yüregim oldugunu söyler dururdun... Isyanim, kalbimin ezilmis parçalarinin üstünü örtüp, sessizce çekip kapini çikmak olurdu en fazla...
Yalniz kalmak istedigini daha sen söylemeden yüzündeki bulutlardan hisseder, çikip giderdim... Özür diler gibi bir sesle, onun gelecegini söylediginde, sessizce çikip giderdim... Karsinda ben otururken, onunla saatlerce telefonda konustugunda çikip giderdim... Hep giderdim...
Bu onurlu tavrimdi belki de ezen yüregini... Vazgeçemedigin tek yanim buydu belki...
Sonra, sevmek yarali kadinligimi baska yüreklerle avutma yanilgisina kapilmak oldu... Buna hakkim oldugunu söyleyip dursan da, biliyorum, aslinda içten içe hiç affetmedin beni... Sen çoktan parçalanmistin zaten... Benim de yüregimi böldügümü düsünmek sana bile agir geldi... Oysa ben, seni degil, kendimi cezalandiriyordum baska bedenlerde... Ruhumu kemiren bu deli aski cezalandiriyordum... Bunu anlamadin mi sevgili?
Sevmek seni degil çocuklugumu, düslerimi, kendimi aldatmak olmustu artik... Bana baglanan masum asklari seninle aldatmak olmustu... Kimseye veremedim yüregimi. Ne zaman baksalar içime, yüregimin kirik aynasinda kendilerinin degil, senin yüzünün aksini gördüler hep. Sessizce çekip gittiler. Farketmedim bile gittiklerini...
Gittin...
Seni sevmek, bensiz akip giden hayatina bir yabanci gibi uzaktan bakmak oldu çoktandir... O çocuk ellerinin, bir baskasinin saçlarinda gezindigini, aniden özlemle sarilip bir baska yüzü öpücüklere bogdugunu, sabahlari uykunda bir baska kadina sarilip bir baska yüzü öpücüklere bogdugunu, sabahlari uykunda bir baska kadina "gitme" diye sayikladigini düsünmek oldu, seni sevmek... Geceleri, kokuna hasret yatagimda ter içinde uyanmak, kendimin bile affedemedigi bir bencillikle, kalbindeki tek askin benimki olmasi için gözyaslari içinde Tanri'ya yalvarmak oldu..
Seni yasak bir ask gibi gözlerden uzakta, rutubetli duvarlar arasinda yasamak oldu, sevmek... Beni hayatindan disladigin için öfke nöbetlerine kapilip, bana bile yabanci gelen, hiç tanimadigim bir sesle sana bagirmak, haykirmak, aglamak, sonra pismanlikla affedip tutkuyla sana tekrar sarilmak oldu...
Yabani bir ot gibi ruhumu sarip sarmalayan öfke ve kiskançlik duygulariyla benligimden uzaklasmayi kendime yakistirmamak, * kaldigim bu karanlik dehlizde, kendi kalbimde, yalnizligimda, sensizligimde, kendi askimla delirmek oldu artik seni sevmek...
Simdi, bu aciya bir son vermesi, kendisini terketmesi, sonsuzluga birakip gitmesi için birbirine yalvaran iki yüregiz artik... "Ayazda Iki Yürek" gibiyiz...
Sen benim sizofren askimsin... Bense senin kanayan vicdaninim...
Affet beni sevgilim... Verdigim sözleri tutamadim...


NOT::Bir abimin sayfasından alıntıdır okuyunca cok etkilendim ve sizlerle paylaşmak istedim [canım abim kusura bakma senden izin alamadım ama abi sende bu kadar güzel yazmasaydın :Pabimin nicki::A ile başlamaktadır]abime cok teşekkürler:smiley32::smiley32::smiley32:


Mystic@L 7 Şubat 2007 21:23

O An Unutulursun

Kalbimin durduğu an,
Kanımın donduğu an,
Ömrüm son bulduğu an,
O an unutulursun.

Kefeni giydiğimde,
Toprağa girdiğimde,
Üstüm örtüldüğünde,
O an unutulursun.

Mahşeri gördüğümde,
Tekrar dirildiğimde,
Sensizken güldüğümde,
O an unutulursun.

Hesabım çok olunca,
Günahım çok olunca,
Yol cehennem olunca,
O an unutulursun.

Sevabım çok olursa,
Yerim cennet olursa,
O an beni bulursun,
Yine benim olursun.

21.07.1997
Tuncer Oral


Misafir 8 Şubat 2007 12:08

Elleri kocaman yağmurlarla
Pencereden güz yerleşiyor gözlerimize
Silkinerek düşünce anılardan
Geride kalan zambaklar hüzünlü
Mor düşlerimizi uyutuyor sessizce...

Hangi sevginin yorgun durağısın
Ki dokunsam avuçlarına
İçime karanfiller dökülür
parmak izlerin kalır gözlerimde
Artık uyumalısın hüzün...

Gece mavi ürpertilerine sokulur
Dipsiz bir göl duruluğuna
Yüzünü düşürür bendeki özlem
Mum alevine saklar kendini
Karanfil kokuları damlar
Kırmızı şiirlerini okurken gece
Artık uyumalısın hüzün...

Ve özleyiş...
Avuçlarımda kalan kızıl bir gülümseme
Gözlerimde ellerinin izi
Ki dokunsam avuçlarına
İçime karanfiller dökülür
Artık uyumalısın hüzün...


Mystic@L 8 Şubat 2007 12:27

Söyle söyleyebilirsen,
Senden akıp gidenleri.
Sanki bir hata yapmışcasına gizlen.
Anlat ama söyleme,
Bırak, gülsünler gizliden.
İşkence çekercesine ağla içinden,
ağla ki uyansın uykusundan yılların acemi gözyaşları.

Gebze - 10.11.2003
Hakan Gelir


Misafir 8 Şubat 2007 12:58

Büyük Yalnızlık
Önce çaresizlik çaldı kapıları
Sonra yoksulluk
Bütün âşina çehreler silindi aynalardan
Bir anda boşaldı dünya
Yapayalnız kaldık

Tez tükendi umut ekmeği
Bitiverdi suların hayali
Çevirdik derin bir karanlığa gözlerimizi
Sen ey büyük yalnızlık
Bir sen terketmedin bizi
Ümit Yaşar Oğuzcan


*TeoDora* 8 Şubat 2007 14:02

gitmek gelir içimden
gitmek uzaklara
çekip alır bir deli rüzgar
tutar kara

kumda kayar ayaklarım
yüreğim soluk soluğa
martılar can atar
ben ekmek atarım onlara

gemiler bensiz gider
hayali uzak limanlar
avucumda tütün sarısı
bir de yaşanmamış zamanlar

http://img224.imageshack.us/img224/8366/331215th5fr3dx2.jpg


Sen miydin o, yalnızlığım mıydı yoksa
Kör karanlıkta açardık paslı gözlerimizi
Dilimizde akşamdan kalma bir küfür
Salonlar piyasalar sanat–sevicileri
Derdim gülüm insan arasına çıkarmaktı seni
Yakanda bir amonyak çiçeği
Yalnızlığım benim sidikli kontesim
Ne kadar rezil olursak o kadar iyi......


Pollyanna 10 Şubat 2007 02:40

Yalnızım Kalabalıklarda Sensiz

yalnızım kalabalıklarda sensiz
sensiz ve çaresiz
uzanıp tutuversen elimi
çaresizliğime çare
sensizliğime sen olsan

yalnızım kalabalıklarda sensiz
sensiz ve kimsesiz
duysan, duyabilsen sesimi
koşup gelsen uzaklardan
kimsesizliğime kimse
sensizliğime sen olsan

yalnızım kalabalıklarda sensiz
sensiz ve ümitsiz
baksan gözlerimin içine aşkla
yeniden hayata bağlasan
ümitsizliğime ümit
sensizliğime sen olsan

yalnızım kalabalıklarda sensiz
sensiz, evet sensiz
seslensen ötelerden
'gel' desen, koşup gelsem sana
ansızın dikilsem karşına
bakışsak saatlerce konuşmadan
sarılsak sımsıkı, kopmamacasına
bedeninde kaybolsam
dokunsan dudaklarıma dudaklarınla
yalnızlığımı unutsam
sensizliğimi unutsam.

Ömer Aslan


Mystic@L 10 Şubat 2007 11:13

İçim İçim

sökercesine tırnakla
birşey yapabilmek
için için düşünüpte
kendin için
içten bir düş kuramadan
hemde
bir şüphe
bir umutsuz ve ümitsiz aşk
düşürüpte içine
solarcasına bir güz akşamı
sökercesine tırnakla
birşey yapabilmek
üşendiğinden değil
olmadığından hiçbirşeyi
titremesi gibi bir çıplak çocuğun
senin kalbinin atmaması için
tüm şüphe ve umutsuzluklardan uzak
sökercesine ve tırnakla
birşey yapabilmek
kendin için

Mayıs 1998
Erol Yılmaz


Misafir 10 Şubat 2007 12:29


Kız kulesi

Önce bulut ve deniz vardı
Uzaklarda…
Bizi anlatan!
Sisleri aralanan
Güneşe eğimli
Kız kulesi yalnızlığının
Öpüşen dalgalarında
Islanan yağmur.
Rıhtımda bekleyen
Güz düşkünü biçare
Elinde gümüş gül
Alnında sahipli sevgiler.
Ve…
Bir gemi geçiyor uzaklardan
Ve yakamoz oluyor gece
Limanına çekilip
Çapası yüreğine takılı
Issız yerlerde özlenen
Elerinde kopuk küskünlükle.
Şimdi dağılan sesler süslüyor,
Yürek de ki taze sızıları
Fideye döndürmeye öykünen
Açmaya yüz tutmuş yaşamla
Elsa’ya mektuplar yazan
Bir erkeğin özlemi kayıyor
Yıldızlardan…
Ne zaman görse kız kulesini
Ayrılığına eş tutan izler taşıyor.


tikkymelike 10 Şubat 2007 17:53

Konuşsam Sessizlik Sussam Ayrılık
Resmin rehindir gurbetimde
Gurbetimde sesleri aşındırmış kimliksiz bir kasabada
Ve senin kederini ıslatan o yağmurlar rehin
Alnı özlemle dağınık bir akşam getirdim sana
Sar,büyüt ellerinle,konuk et sıcaklığına
Konuk et kanatlarına kanatları kanatılmış kuşlar getirdim sana
Ve akşam birkez daha
Saçlarını topla ve dağıt sesini rüzgarlara
Bir of çeksen karşıki dağlar yıkılır?
Çekmiyorsun!
Akarsuları imrendiren yüzün de
Sabahçı kahveler de biliyor
Görüşmeyeli yorgunum
Yıkık kentler kanadı sevinçlerimle
Görüşmeyeli ya sen nasılsın?
Adım,adresim durur mu defterinde?
Şimdi Siirt'te koyun kokulu bir gecedeyim
Beynimde iklimsiz papatyalar
Ve kuşatılmış bir akşam duruyor penceremde
Sokakların gün batınca neden boşaldığını
Ve yüreğimin neden kabardığını bilmiyorum
Konuşsam:sesizlik/gitsem:ayrılık
Sonra kıpırtısız yasladım göğsümü boğulmuş güne
Al bu çağrıları sulara göm,o uzak sulara
Gurbetini rehnetme özlemimde?

Yılmaz Odabaşı


Pollyanna 10 Şubat 2007 18:50

Sen-ben birde yalnızlık


dokundum mısralarıma
yalnızlığımın acısını
bastırırcasına...

her misrada sen-ben
birde yalnızlık
zaten bir senli- benli
sözcükleri
birde yalnızlığı
anlatmayı severdim


bir seni hissediyorum
birde yalnızlığımı
gözyaşlarıyla
silinmiş olanlarda var

acısı yüreğimi inletiyor
sen varken,
seni hissediyorken
gözlerimi açıyorum
kayboluyorsun...
ne acı senli- benli sözcükleri
severken
senin olmayışın ne acı


hayalini kurarak
bağrımı yakarak
yalnızlıkla kalarak
koyu bir sohbetin ortasında
konuşanlara ihanet ederek
ne acı dedim
senli- benli
sözcükleri yazarken
sensiz olmak ne acı...
yalnızlığı sevmek ne acı

senli benli sözcükler
sen ve ben demek
iki yürek,
sevgi,
emek,
sen ve ben
senli benli sözcükler
yalnızlığın olmaması

ama ne acı
ben burda hasrette
sen gurbette
ne acı yalnızlığı yazmak
sen varken her mısrada
sensiz yaşamak ne acı
Turgut Gündoğmuş


kambis 10 Şubat 2007 21:56


SES

bu hiçliği satın almıştım
bir cumartesi sabahı
beni bekleyen sararmış
ince bir kitaptan
içinde senin için sakladığım sözler
ve arasında yazdığım notlarım
şiir üzerine
insan üzerine
yalnızlık üzerine

yalnızlık
o büyük hüzün
boşluğunda gezinirken gözlerim
sarmaşıklar gibi tutunmuş yokluğa

bir alaca karanlık üşür
gözlerimde
bir hayal denizi yanar
sonsuz ölümlerin üzerinden
içimde tanımadığım bir yabancı
geceye ağlar

diye yazmışım küçük bir saman kağıda
bu dizeler de kalmış arasında
yine tarih düşmemişim altına
sevmiyorum altına tarih düşülen şiirleri
inat ediyorum
zamana esir etmemek için duygularımı

bilirim ki duygular
hayaliyle bütünleşir uyanır seslere
çağıranı gelince
kesemez yollarını hiçbir dalga
yazar yazar
seni yazar
kendini yazar
ölümü yazar

ey dost orada mısın
duyuyor musun sesimi
görüyor musun beni

gerçeği bilmemenin derin ıstırabı içinde

ey dost
yosunlarla kaplı kimliklerimiz
bir ateşin başında
suyunu arar

hayat
renkli kağıtlara sarılı yavan bilgiçlik
döner durur
sarmalar

ah ellerimiz ne kadar soğuk
bir çocuğu
gülerken gördükten sonra
dokunmak için

ey dost
varlığımız
her gün yeni baştan oynanan
bir oyunun parçası mı

sönmeyen ateşimizi körüklemek için
hep kendimizi kandırmak için
yol çizilmiş nasıl olsa diyerek

ey dost orada mısın

aşka uzanmış bir elim
bir elim yaşama
bir elim acıya...
...ORESAY...


tikkymelike 10 Şubat 2007 22:49

GELDİĞİMDE

Geldiğimde,
Notun duruyordu masanın üzerinde
Sekizde yatmıştın
Saatime baktım sekizi beş geçiyor
O gün anladım bu ilşkinin yazgısını
Takvim tutmazlığı
Aramızda düşman gibi duran zamanı
O gün anladım
Senin bana erken
Benim sana geç kaldığımı...


Murathan Mungan


Mystic@L 10 Şubat 2007 23:48

Bana birşeyler anlat
Canım çok sıkılıyor
Bana birşeyler anlat
İçim içimden geçiyor
Yanımdasın susuyorsun
Susuyor konuşmuyorsun
Bakıyor görmüyorsun
Dokunsan donacağım
İçimde intihar korkusu var
Bir gülsen ağlayacağım
Bir gülsen kendimi bulacağım
Depremler oluyor beynimde
Dışarda siren sesi var
Her yanımda susmuş insanlar susmuş
İçimde ölen biri var

Hadi birşeyler söyle
Çocuk gözlerim dolsun
İçinden git diyorsun
Duyuyorum gülüm
Gideceğim, son olsun
Yanımdasın susuyorsun
Susuyor konuşmuyorsun
Bakıyor görmüyorsun
Dokunsan donacağım
İçimde intihar korkusu var
Bir gülsen ağlayacağım
Bir gülsen kendimi bulacağım
İçimde soluyorsun
İki can var içimde
Korkular salıyorsun üstüme korkular
Her an başka biçimde

Ahmet Kaya


tikkymelike 11 Şubat 2007 03:10

Yok Gibi Yaşamak
Boğuk bir bakışın oluyor senin
Bir girdap derinliğinde kayboluyor gibiyim
Yok gibi yaşamak bu kalkıp kurtulmak gibi kalabalıktan
Durma bana türkü söyle Anadolu olsun
Susuz dudak gibi çatlak olsun
Karanlık gibi olsun kara çiçek gibi solgun yüzün
Durmadan akıyor kalbim ayaklarına bana karanlık bakma
Ağlıyorum bir karayel saçlarına
Çekme ülkemden nar yangını gözlerini
Beni bu kentten kurtar beni yalnız koy git beni
Arıyorum arıyorum o ilk çağ ırmaklarında sedef ellerini
Sussam seni ürkütmesin içimde çağlar var bilmelisin.
Şu yalnızlık çıkmazında önümde niye sen varsın
Niye her şey bir anda kayıyor sen kayıyorsun
Kalbim niçin bu kadar yabancı sen niye yoksun
Bir sam yüklü geceleri içimden atamıyorum
Niye bunları bir anda unutamıyorum
Hadi tut elimden gök gibi ölü kadar yalnızım.

Erdem Bayazıt


tikkymelike 11 Şubat 2007 04:02

ACI
Yaşamak uğruna
Ölmek bu olsa gerek
Sevmek uğruna
Acı çekmek bu olsa gerek
Hayat uğruna
Savaşmak bu olsa gerek
Peki ya senin uğruna
Üzülmek niye?

Yılmaz Erdoğan


Mystic@L 11 Şubat 2007 11:03

Yedi derde dermandı
Yalın gülüşlerin
Her yönden doğardın
Karanlık içime.
Canlanan bir bahar olurdu
Sonbaharıma gelişlerin.
Başında elvan çiçekleri
Yeni açmış bir hanımeli
Ah elalım ah!..
Koca bir mevsim geçti
Sen gittin gideli.

Karanlık sabahlarımda
Doğan sıcak güneşimdin
Umut umut parlayan.
Kulağıma sevgi fısıldayan
Yıldızımdın karanlık gecemde,
Mavimsi bulutların gelirdi
Yağmuru olurdun
Kuraklık yaşayan düşlerimin.
Her düşen damla
Bana seni hatırlatırdı
Sana gönül verdim vereli.
Ah yaralım ah!..
Bu göz sana ağlar
Sen gittin gideli.

Engin bir Okyanus´tu
Mahsun ela bakışların.
Ufka açılmış teknemin
Rüzgarıydın yelkenlerine dolan
Dalga dalga sürüklerdin ruhumu
Derin sularında korsan.
Büyülü ıssız bir Ada´ydın
Koylarında demirlediğim,
Bulduğum an kaybettiğim
Mavi denizlerin Güzeli
Ah karalım ah!..
Kaç vurgun yedim
Sen gittin gideli.

Türküler seni anlatırdı
Sana söylenirdi yanık beyitler.
Karacaoğlanın sevda hasreti
Veyselin sadık yari,
Gündüzü gecesiydin.
Ruhumun cıvıl cıvıl gülen
Sevda açan bahcesiydin.
Buram buram
Anadolu kokardın ezgilerimde
Sazım seni çalardı
Sana ağlardı her teli
Ah maralım ah!..
Kaç Türkü yaktım
Sen gittin gideli..
01.09.2002© Cahid Aylar



Misafir 11 Şubat 2007 12:39

Sensizlik


Hayalin geçti yüreğimin içinden…
sense her kaçışta bir parçanı bıraktın
yalnızlığa çektiğim dikenli tellere.

Başıboş gecelerin kanamasında
………………kırmızıydı düşlerim

Sensiz uyanışların koynunda
üşüyor artık sol yanım

Terinde denizi yudumlamak
Teninde güneşe dokunmak
ve küçük askerler dizip gökyüzüne
aşkın nöbetini tutmak
prangalara vuruyor sesimi

Susuyorum.

Özlem içinde aynı şehri soluklamak
Cümle arasında kalan
‘Seni Seviyorum’lar yoruyor artık
Git gide dar geliyor caddeler
ve günden güne kalabalığa karışıyor varlığın
‘Sen’ içinde ‘sensizlik’ doluyor gözlerime

Sensiz kavgaların yumruğunda
Ağır geliyor aldığım darbeler
Ellerin diyorum…
Omuzun diyorum…
Nerde?
ve küçük küçük çığlıklar atıyorum
sadece hercai menekşeler duyuyor
-sen- bakışlı
ve bir kardelen gölgesinde
……………………………Ağlıyorum.

Seni yalnızlığımda mı daha çok seviyorum
Seni senle soluklarken mi?

ve biliyorum
Aslında ‘yalnızlıkmış’ tutkularım.



Pollyanna 11 Şubat 2007 12:48

*Yine Yalnızım*

Yine yalnızım işte, yine kendi kendimle,
Kaderimle baş başa yaşıyorum derdimle,
Yine sevgiden uzak, mutluluklar hayalde,
Yıkık dökük bir sefil, yine perişan halde.

Bana düştü hep sevmek, ne zormuş terkedilmek,
Hiç uğruna dert çekmek, işten değil delirmek,
Yalanmış herşey demek boşaymış umut etmek,
Ne zormuş böyle sevmek, kadere boyun eymek.

Biliyorum artık yok, o yok ve olmayacak,
Yüreğimde bir ateş, bir volkan kaynıyacak,
Biliyorum yaşamak onsuz azap olacak,
Ona hasret gözlerim ve onsuz kapanacak.

Sanmam birgün bitecek ona olan özlemim,
Sanmamki aramasın onu seven gözlerim,
Kendi yalnızlığımda hayalini süslerim,
Ben ömrümce bu aşkı yüreğimde gizlerim.


Mehmet Kesici


Misafir 11 Şubat 2007 13:01

Sensizlikte birikenler

Ateşin çıtırtısında dinliyorum
İçli kemana ses veren yağmuru
tütsü kokusunda tılsımını düşünüyorum teninin
tütünle sarıyorum aşkı ay tenine
kafa bulmak için...

yine de ayık yüreğim
ötesinde
isyanda sensiz saniyelere
saatlerse zaten vurdukça vuruyor göğsüme
ve can çekişiyor sen yanım...

ateşin kıvılcımında sıçrıyor anılardan öpüşlerin
kızgınca düşüyor her hücreme
temmuz serili ege'nin tuzu
beyaz beyaz yakıyor canımı
yok olan parmak izlerinde

yine de kurak gözlerim
ötesinde
isyanda sensiz düşlere
uykusuzluk vurdukça vuruyor gözlerime
ve can çekişiyor sen yarım...


Pollyanna 11 Şubat 2007 13:13

Anladım yalnızım

Tek umudum vardı,
Hayattan...
Onlarıda martılara sattım...
Alıp götürün dedim
Satıyorum canımı,
Alan bulursanız
satın...

Her kanat vuruşlarında
bir umut doğuyordu,
bir güneş açıyordu,
penceremin kenarından
martılara bakıyordum
ama gökyüzü kara,
göremiyodum
Bekledim... bekledimm...

Martılardan haber geldi..
Sattık canını,
Kim aldı diye sordum...
yanlızlık dedi...
Anladım ki ben yanlızım...

Mustafa Guven Hayaloğlu


Misafir 11 Şubat 2007 14:50

Yüklenmiş kanadına uzak kırların
ve gecelerin kar ürpertilerini
taşıyıp gelmiş buraya dek
hâlâ uğulduyor ürkek göğsünde
dağ başlarının çelik fırtınaları

Çocuksu bakışlarında yorgunluk değil
bir hasretin direnci var daha çok
ama üşüyor yanlızlıktan.üşüyor
tek düşmüşlüğün acımsı utancından
boynu eğik bekliyor şafağı şimdi

Bir yanlızlık mıdır bunca çoğaltan
acıyı ve biberli yanılgıyı
ve bir yanlızlığı kabullenmek midir
inceden ve usuldan başlatan
yürekte burgaçlanan sancıyı

Sessizce çekilmiş dostların arasından
bir yanlışı sürdürmenin ortasından kendince
Ayrımına bile varılmamış o yangın günlerinde
Ama üşüyor şimdi kar fırtınasına tutulmuş
gibi üşüyor yanlız kuş

Şimdi biliyor artık yalnız kuş
biliyor ki artık gecikmiştir
yolcular varmıştır varacağı yere
Anlıyor ki şimdi yalnız kuş
yalnızlık yanlışlığın ilk adımıdır.
http://www.cet.com/%7Enichols/feather.gifAhmet TELLİ



Pollyanna 11 Şubat 2007 16:16

Yalnızım Artık

Bu gece bütün aynalarını kırdım içimde
Dünyanın bütün aynalarını
Kanatlanıp gök yüzünde turkuaz gözlerine
Ne çok isterdim bakıp bakıp ağlamayı
Yüreğimi alıp ta gidişin dün gibi
Ne çok yanmışım o gün bilemedim
Ah ben deli ah ben artık divaneyim
Unutamadım unutamıyorum seni
Her nefes bir kurşun göğsüme göğsüme
Alıyorum ya sen bana sor
Her yeni gün bir ateş yüreğime
Doğuyor ya güneş işte o an yakıcı bir alev yaşamak kor
Ölümlerden ölüm beğeniyorum da
Olmuyor bir türlü
Ne ***** bir kurşundan payımıza
Ne bir kaza düştü
Dedim ya bir inat uğruna yaşıyoruz işte
Bir şey kalmadı hayatımız da
Sen gideli mevsimler kış yüreğimizde
Kar boran fırtına
Aşk ah aşk ne melanet şeymiş dahası
Bir sokak ******si bile ondan daha onurlu
Gel desen bu gün koşarım sana kahrolası
Yıkamadım bir türlü bu umudu
Yıkamıyorum da
İçimde bütün aynaları kırdım
Kendi yüzüme kendim bakamıyorum da
Artık aşkınla ben yapayalnızım

Yağmur Damlası


M.u.R.a.T 11 Şubat 2007 16:31

http://www.siirkolik.com/images/siir.gif Yalnız Geldim Yine Yalnız Giderim


Gurbetlik dokunur yine bu aksam
Batmakta olan güneşle biterim
Yildizlar cogalirken gökyüzünde
Yakilan mumlar misali eririm

Yazlar kislar gelir gecer üstümden
Bir atesim ne azalir ne sönerim
Rüzgar gelip oksadikca sacimi
Ben oturur dizlerimi döverim

Ana baba gardaş yetti hasretlik
Biri biter biri baslar çekerim
Sarilacak dostumda yok yanimda
Yalniz geldim yine yalniz giderim

Seher yeli dokunmayasin bana
Bir kuru yaprak misali titrerim
Hep sen gelip oksadikça saçimi
Ben oturur dizlerimi döverim.


Pollyanna 11 Şubat 2007 17:00


Ağlamalıyım Yalnızlığıma


Bazen sıkıldığımda,
Alıp başımı gitmek isterim uzaklara.
Kimseler olmamalı orda.
Sadece ben,

Bir de yalnızlığım olmalı.
Yalnızlığım,
Bir de ben olmalıyım.
Ve... Haykırmalıyım,

Bağırmalıyım olağan gücümle!
Haykırmalıyım yalnızlığıma
Ağlamalıyım! ..
Gözümde tek bir damla

Yaş kalmayıncaya kadar ağlamalıyım.
Bütün sinirimi atmalıyım üzerimden.
Sonra seni düşünmeliyiz;
Ben ve yalnızlığım...

Anlatmalıyım yalnızlığıma,
Seni ne kadar SEVDİĞİMİ.
Anlatmalıyım yalnızlığıma,

Seni neden SEVDİĞİMİ.

Anlatmalıyım yalnızlığıma,
Bütün umutlarımın sende olduğunu.
Anlatırken ağlamalıyım yalnızlığıma...

Soner Alıç


tikkymelike 11 Şubat 2007 19:38

TUTSAĞIN OLMASAM

Tutsağın olmasam senin
Bu gece de tüm geceler gibi
Kıyısız okyanuslara düşerim
Dalgasız denizlere.

Tutsağın olmasam senin
Kanayan kanatlarımla
Enlemsiz boylamsız gezerim
Ülkesiz atlaslarda.

Tutsağın olmasam senin
Yaşadığım uçlar arasında
Çılgınlığı ararım
Sığamam küçük kalıplara.

Tutsağın olmasam senin
Çıktığım yazılarda
İsmini ve ismimi kazırım
Duvarlara yanyana.

Tutsağın olmasam senin
Yaşayamam
Tutsak et beni
Yoksa savaşamam.

A.Kadir Bilgin


Misafir 11 Şubat 2007 20:16

Güllerin ağladığı bir saat vardır hani
Büyür o saatte yalnızlığı bahçelerin
Düşer korkusu kalbe yaklaşan gecelerin
Bir dev uzatır gökten o çirkin ellerini
Gullerin ağladığı bir saat vardır hani
Her şey o saatlerde merhametsiz ve soğuk
Gitgide uzaklaşır batan güneşle sesin
Bir bakarım ki benden en uzak çizgidesin
Baslar geceye doğru upuzun bir yolculuk
Her şey o saatlerde merhametsiz ve soğuk
Yüzünü hatırlatır gökyüzünde ne varsa
Gözlerin bu saatte kopkoyu elemlidir
Dudakların kim bilir şimdi nasıl nemlidir
Ellerin öyle yanar ufuk nasıl yanarsa
Yüzünü hatırlatır gökyüzünde ne varsa
Bir çıngırak sesidir uzaklarda kaybolan
Umulmadık bir anda bitiverir şarkılar
Kapanır yüzümüze o mermer kapılar
Özlemler ateş simdi anılar duman duman
Bir çıngırak sesidir uzaklarda kaybolan
Ak köpükler kararır deniz görünmez olur
Çağırır yasamaya bizi tek-tuk ışıklar
Böylece üstümüze çöker de karanlıklar
Camlar, bir kapanır, odalar, evler uyur
Ak köpükler kararır deniz görünmez olur
Gullerin ağladığı bir saat vardır hani
Cıvıl cıvıl bahçelerden el-ayak çekilir
Yapraklar düşünceli, dallar hüzün kesilir
Her aksam uzaklara alır oturur seni
Gullerin ağladığı bir saat vardır hani.
http://www.cet.com/%7Enichols/feather.gifÜmit Yaşar OĞUZCAN


Mystic@L 11 Şubat 2007 20:21

Kurban bu can "Dost" diyen dillerine,
Kurbandır can "Post" olan tenlerine,
Aşksa, ta ciğerden,
Yakınlıksa sarıp sarmalayarak!

Bir kitap gibi okuyarak,
Tüm dudak kıpırtılarını,
Yazarak en usta harflerden,
Anıtsal sözler yaratarak!

Gece yolculukları başlıyor,
En ızdırablı yanları testereye sürtüyor,
Ruhum sen odada yoksun,
Nerede bekleyenin, yok sa
Orada mısın?

Taş yerinde, ruh gönülde,
Seven sevdiği yerde,
Sevdiklerinin yanında,
Ruhum sen bugün burda değilsin!

Bazen böyledir işte!
Kent kalabalığına karışan bir çoban,
Nasıl hasret duyar,
Kuzularının boynunda çan seslerine?

Durur bir bakar çoban!
İnsan kalabalığının ta orta yerinde,
Trafiğin kilitlendiği yerde, yapayalnızdır!
Kayıp bir an, dağlar çok uzakta!

Kurban bu can "Dost" diyen dillerine,
Kurbandır can "Post" olan tenlerine,
Aşksa, ta ciğerden,
Yakınlıksa sarıp sarmalayarak!

Oysa ne yamçısı sırtında sıcacık!
Ne bastığı yerde otlar!
Sevenler, sevilenler ve dehşetli sevişkenler!
Ruhum sen burada yoksun!

Yalınayak sokaklardasın!
Acılı başın, eğelerle öğütülüyor!
Üretmek ne güzel ammaaaa!
Sürekli üretmek ve tüketmek!
Sonunda farkında mısın?
Bunlara programlısın!

Ne kimseyi okuyabiliyorsun burada,
Ne kimse anlayabiliyor, yüreğinin kımıltısını!
Ruhum sen kendini tanırsın!
Sen burayı terkedeli çok oldu!
Cesedini gezdiriyorsun epeydir sokaklarda!

İstanbul - 2005
Semih Seyyid


tikkymelike 11 Şubat 2007 21:47

Hepsi Bu
Değişen ben değilim
Dönüşen savaş
Yaşlanmakla ıslanmak aynı şey:

Bir yağmurun gölgesinde ihtiyarlamak

Şimdi ölüm bile yetmiyor
Acılarımzı tartmaya
Dostlar
Alıngan bir sahili pinekliyorlar
Bir merhaba'yı bıçaklar gibi artık
Selamlaşmalar

Değişen ben değilim
Dönüşen savaş

Artık zaman bile yetmiyor
Yaşadığımızı sanmaya

Yine de ışıklar bu kenti
Güzelmiş gibi gösteriyor
Geceleri

Geceler
Yani
Ahmet Haşim'in kafiyeleri

Seni aklıma düşüren
Yerçekimi değil
Yalancı yıldızlar
Öyle uzaksın ki
Üflesem soğuyacaksın
Sarılsam okyanus

Bir aşka yetecek kadar
Ve anımsatacak kadar
Sebebsiz bir ölümü,
Acılarımız
Ve kafiyelerimiz var

İşte hepsi bu kadar


Yılmaz Erdoğan




Pollyanna 11 Şubat 2007 22:52

Sensizlik ve Yalnızlık

Sensizlik nedir bilirmisin?
Odanda tekbasına otururken
Birden gökyüzünden süzülen
O güzelim kar tanelerini
Yalnız ve sensiz seyretmenin
Ne demek olduğunu bilirmisin?
Sıcacık sobanın önünde oturup
Eriyeceklerini bile bile toprağa düşen
Ve hatta düşmek için yarışan
O saf kar tanelerini
Seninle paylaşamamanın
Ne demek olduğunu bilirmisin?
Birden canın sıkılıp bi sigara yakarsın
Yanına içini ısıtması için bi içki alırsın
Seni çürüteceğini bile bile
Bi nefes çekersin sigaradan
Bi yudumda içkinden alırsın
Yalnızlığın ne demek olduğunu bilirmisin?
Gözün dalar uzaklara
Eski günleri hatırlarsın
Ve sonra
Üzülmeye başlarsın istemeden
Sobanın yanı başındaki kedini alırsın kucağına
Yaşanılanları unutmaya çalışırsın
Bi yudum daha alırsın içkinden
Ve bi nefes daha sigarandan
Senin yalnızlığını paylaşmaya çalışır kedin
Mırıl mırıl şarkılar söyleyerek
Anlamazsın belkide o mırıltıları
Ama hoşuna gider
Bir de bakmışsın ki
Unutuvermişsindir
Sensizliği ve yalnızlığı
Seni unutmanın
Yalnızlığı unutmanın
En güzel anlarıyla yaşanan
Hatıraları unutmanın
Ne demek olduğunu bilirmisin?
Erdoğan Tuğsuz


tikkymelike 12 Şubat 2007 01:23

AYRI AYRI
Kaçamak bakışlarımız dokunurdu birbirine,
Suçlu suçlu yürürdük
Gülmeyi konduramadan dudaklarımıza
Acılarla delik deşik
Bir olgunluk izlerdi gölgelerimizi
Yağmur ıslatırken kaçak evi
Kimsesizliğimiz ayrı ayrıydı

Aslında yakamıza yapışmasaydı aşk
Sahtekarlar cennetinde çakışmasaydı yollarımız
Sen ve ben
Pekala kandırabilirdik kendimizi
Mutluluk oynayarak ayrı ayrı
Yas içimizde uzun yolculuğa çıkmış olurdu
Ve bitmemiş olurdu takas

A.Kadir Bilgin


Misafir 12 Şubat 2007 14:07

Saatler bitmiyor yapayalnızım
Gülmek istiyorum,gülemiyorum
Sensiz olmak mıdır hep alınyazım
Bilmek istiyorum,bilemiyorum.

Esirgedin nazlı,hilal kaşını
Harap ettin çiçek kokan başını
Yüreğime akan gözüm yaşını
Silmek istiyorum,silemiyorum.

Sanki her şey efsaneydi,masaldı
Ayrılık ruhumu elimden aldı
Gözlerim yollara takılıp kaldı
Gelmek istiyorum,gelemiyorum.

Göğüs germek için acılarıma
Titreyişlerime,sancılarıma
Seni bir kez olsun avuçlarıma
Almak istiyorum,alamıyorum.

Saçılan bir köpük olmak dilinde
Boğulmak saçının ince telinde
Sır gibi sonsuza değin kalbinde
Kalmak istiyorum,kalamıyorum.

Unutuyor beni sırlı gözlerin
İçimde bir yara işliyor derin
Kulakların,dudakların,ellerin
Olmak istiyorum,olamıyorum.

Bölerek uykunu rüyalarına
O kucak dolusu hülyalarına
Gece gündüz uçup aynalarına
Konmak istiyorum,konamıyorum.

Deli gibi aşık olsa da güle
Kim acır çöllerde öten bülbüle
Bir gün alev alev yanıp da küle
Dönmek istiyorum,dönemiyorum.

Hıçkıra hıçkıra ağlamaktansa
Başına karalar bağlamaktansa
Bu yüreği her gün dağlamaktansa
Ölmek istiyorum ölemiyorum.
http://www.cet.com/%7Enichols/feather.gifNurullah GENÇ


tikkymelike 13 Şubat 2007 00:56

HALİL CİBRAN'DAN

Yaşam kalbini okuyacak bir şarkıcı bulamazsa,aklını konuşacak bir filozof yaratır.
Zihnimiz bir süngerdir,yüreğimizse bir nehir.
Çoğumuz akmak yerine,sünger gibi emmeyi seçmesi ne garip!
Yürüyenlerle birlikte yürümeyi yeğlerim,durup yürüyenlerin geçişini seyretmeyi değil.
Esin daima şarkı söyler;asla açıklamaya çalışmaz.
Eğer ağzın yemekle doluysa nasıl şarkı söyleyebilirsin?
Ve elin altınla yüklüyse,şükretmek için nasıl kaldırabilirsin?
Güneş'e arkanı dönersen,ancak kendi gölgeni görürsün.
Ben onlara güneş'i gösterim.
Aptallar parmağıma baktılar.
Yüreğin bir volkansa eğer,avuçlarında çiçekler açmasını nasıl umabilirsin?
Bana"seni anlamıyorum"demen,hak etmediğim bir övgü,hak etmediğin bir yergidir.
Yanlışlarımızı doğrularımzdan daha büyük bir coşkuyla savunmamız ne gariptir!
Suskunluğu gevezeden,hoşgörüyü,hoşgörüsüzden ve kibarlığı kaba olandan öğrendim.
Ne garip ki,tüm bu öğretmenlerime karşı oldukça nankörüm.
Her insan iki insandır;biri karanlıkta uyanık,diğeri ise aydınlıkta uykudadır.
Düzenbazlık bazen başarılı olur,ama her zaman kendini öldürür.
Diğer yanımla hiç bir zaman tam bir uyum içinde olamadım.
Görünen o ki maddenin özü aramızda uzanmakta.
Bir gerçek her zaman bilinmek,ama arasıra söylenmek içindir
Eğer sırrını rüzgara açarsan,sırrını ağaçlara söyledi diye rüzgarı suçlayamazsın.
En acınacak kişi,düşlerini altın ve gümüşe dönüştürmüş olandır.
Eğer insanlara boş elimi uzatır ve bir şey alamazsam çok üzücü;ama asıl ümitsiz durum,dolu elimi uzatıp kabul edecek kimseyi bulamamdır.

Halil Cibran


Misafir 13 Şubat 2007 12:23

tekli yalnızlığımı çift kişilik yaşarsın sen
yine kararıyor işte, sanki yüreğim kararıyor..
olmasın gece, gelmesin karanlık,
sabaha uzanan iniltili saatin sesi..
yastığım, yorganım, yatağım yalnız..

onlar bensiz, ben sensiz..
düşüm.. düşünü kurduğum..
nerdesin?

hangi çift kişilik yalnızlıkla avutuyorsun kendini?
kim alıyor seni? kim saklıyor..?
kimin teninde kanıyor ruhun?

bilesin;
ben hiç kanatmadım sensiz yanımı..
sardım sarmaladım sana sakladım yalnızlığımı..

ne yalancı sevdalara takıldı aklım..
hiçbirini yüreğime koy(a)madım..
ben mi yalancıydım?
onlar mı kandı?
bunu da hiç sormadım..
yabancı aşıklara bel bağlamadım..


hayalim..
açık gözlerimin bebeği..
nerdesin ?

hangi trenin rayı ayrı düşürdü seni benden?
ben seni tüm istasyonlarda ararken?
hangi dağın ardındasın?
hangi köy, hangi şehir?

yıldızlara düşmanım senin yüzünden..
çoban yıldınızını ne severim oysa!
onlar mı ayrı koyan seni benden?

yoksa güneş mi?
hep güneş gelince geleceksin sandım bekledim..
ya bana yıldızlar getirecekse seni?

yanlış yerde mi durdum?
zaman mı yanlış?
sen yalnız, ben yalnız..
sen yalancı aşkların bedeninde soğurken,
ben sana yandım yalnız..

küçük kağıtlara notlar yazdım sana dair..
çöp bidonlarında dolaştılar sözlerim..
şişeledim denize saldım,
kuşun kanadına bağladım..
kaderi değişmedi sözlerimin..
ne onlar bulabildi seni,
ne ben aradım..

bir gelseydin.. bir tutsaydın..
bir dokunsaydın.. bir soyunsaydın..
çırılçıplak ruhunu göğsüme bıraksaydın..

bildim.. bildim...

sen hiçbir istasyonda inmedin trenden..
ben de hiç trene binmedim..
ondan bu ayrılık..
tekli yalnızlığımı çift kişilik yaşarsın sen..
beni bulamadın..

hayat kısaldı..
geleceksin...
bildiğimden hiç ağlamadım...!



Saat: 19:06

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık