![]() |
Yalnızlığıma vurgundur yüreğim.... Yalnızlığıma vurgundur yüreğim... Rakı masalarında mezeler gibi soğuğumdur, Yazılıp atılan metuplar gibi buruşmuş Yalnızlığıma vurgundur yüreğim... Yolları titreyen bastonum gibi sever ellerim Ağlayan kumrulardan farksızdır kaderim. Yalnızlığıma vurgundur yüreğim... Kangurunun kesesi ayaklarım Eritilmiş buz kalıbı gözlerim Yalnızlığıma vurgundur yüreğim... Yalnızlığıma yığılmış yüreğim Yalnızlık sensizliğim, .... Yalnızım.... .... Yüreğim... .... Yüreğim yalnızlığıma, Yalnızlığım yıldızlara, Yıldızlar sensizliğe vurgun.... Barış Ardahan |
Yorgun bir rüzgar gibi ne bir toz kaldırıyorum Ne bir yaprak düşüyorum Budanacak dallarım ağırlaştıkça ağırlaşıyorum Tutanacak dallarım çürümüşler Bir damla yağmura muhtacım Sımsıkı sarıyor benliğimi geçmiş Kurtulmak istiyorum Rüyalar bırakmıyor her gece her gece Medet umuyorum her gülen yüzden Her güleni dost zannediyorum Ben değil miydim hep yalnız olan Yalnızlık neden şimdi bir çığ gibi büyüyor gözümde Ve sancısı yüreğime vuruyor ruhumun zergül torun |
Bir rüzgâr esse ellerin fesleğen kokuyor Kırlangıçlar konuyor alnına akşamüstleri Bu yüzden bir kanat sesiyim yamaçlarda Üzgün bir erguvan ağacıyla konuşuyorum Ayrılığın zorlaştığı yerdeyim ve dalgınlığım Bir mülteci hüznüne dönüyor artık bu kentte Çocuksun sen alnına kırlangıçlar konan Bir bulutun peşine takılıp gittiğimiz yer Okyanus diyelim istersen ya da sen söyle Batık bir gemiyim orda, seni bekliyorum Upuzun bir sessizliğim fırtınalar patlarken Gövdem köle tacirlerinin barut yanıkları içinde Ve gittikçe acıtıyor yaralarımı tuzlu su Çocuksun sen, büyümek yakışmazdı hiç Gülüşünün kokusuyla yeşerdi bu elma ağacı (Soluğunun elma kokması bundandı belki) Bir elma kokusuna tutundum düşerken Sallanıp durmaktayım bir saatin sarkacı Nasıl gidip geliyor gidip geliyorsa öyle Çocuksun sen, çocuğumsun Ahmet Telli |
Adam koydum masaya dokuzu Pencere yanındaydı gökyüzü yanında Uzandı masaya sonsuzu koydu Bir bira içmek istiyordu kaç gündür Masaya biranın dökülüşünü koydu Uykusunu koydu uyanıklığını koydu Tokluğunu açlığını koydu. Masa da masaymış ha Bana mısın demedi bu kadar yüke Bir iki sallandı durdu Adam ha babam koyuyordu. Edip Cansever |
YANLIZLANMA SENFONİSİ Karanlıkları aydınlatmanın bedeli ağır Bir yerde ışık varsa Görünmeyen bir yerde tükenen birşey vardır. Her aydınlatan eksilir kendinden Güneş de yıldızlar da, çıra da mum da Tüketerek kendisini karanlığı aydınlatır. Yatak odamdaki saat durmadan Şarkısını söylüyor zamanın Öleceksin tükeneceksin Öleceksin öleceksin Bağırma öyle bağırma Yanlızlığını uyandıracaksın Bütün ağırlığını bırakıp geride Yerde koyduğum kendimden Tütüyorum göklere Bir ben gökyüzünde Seyrediyorum kendimi kuşbakışı Küçük küçük yiterken yerdeki ağırlığım. Yayılıp gökyüzüne büyümekte yanlızlığım. Yalınayak çırılçıplak Yağmurların da üstünde gökyüzündeyim Hiç kimse yanlızlığıma dokunamıyacak Ayaklarıma yıldızlar batıyor Yaralarımı bulutlara sarıyorum. Zaman yuvarlanan bir kaya Gittikce daha ivecen Düşecek hiçliğin sonsuzluğuna Tutup kendimi kurtaramıyorum düşmekten Senden başka kimim var. Otur yokluğumun başucuna Ağla yanlızlığım, ağla yanlızlığım... Sen benim silahım gücüm Sevdiğim sevdiceğim Herşeyim sensin yanlızlığım Öldürülmüş zamanlarımın katili kiö. Ellarim kendi kanıma bulanmış Ya; öldürülmüş aşklarımın katili kim... Neden dudaklarım kan içinde Ben bütün dünyayım Bütün dünyada ben Seviyorum her güzellikte yanlızlığımı Sevdiğimi gizliyerek Kimdimden ve kendisinden Hiçbir sevgilimi sevmedim daha çok Yanlızlığı sevdiğimden Herkes de soruyor mu kendisine Sezmeden, ayrımsamadan bilmeden Nasıl bu denli yaklaştım ölüme Öyle uzağındayım ki şimdi kendimin Ne sesimi işitebiliyorum Ne görüyorum artık yerdeki kendimi Karanlıkları aydınlatmanın bedelini ağır Ödüyorsun ay tükenerek Güneş hem yanıyor hem sönüyor Ben de hem seviyorum hem ölüyorum Aşkla ölüm iç içe sarmal Yanarken sönmekte güneş Severken ölmekteyim ben Boşuna bağırma kimseler kurtaramaz İşte yanlızlığın bir de sen varsın Son gününde İnsan doğumundan daha yanlız ölümünde... |
Her bakışında bir kuş konar o dilsiz çig damlasına ve sarhoş bir duman huruç eder güneşten sana hüzün buluttan iner ve yığılır hayal libaslı akşamlara ki akşam bir yansımadır müphem sularda ve akşam güllerden ateş yakan sağır bir uyku olup bana sırnaşır işte o zaman ben çıkarım aşkın burçlarına bir ok çekip kıskançlık sadağımdan kahkahayla fırlatırım sana ve tutunarak öfkenin eteğine çıktım sanırım gizemli patikaya ne zaman ki kristal bir vazonun kırılışı gibi kaybolunca sarhoşluğun ayak izleri ve zaman süt verince ak kanatlarıyla emekleyen bebeğe ağlamak denilen bir orduyla çarpıştım. Adem Özbay |
Yalnızlık http://www.aruz.com/huya-siir/metin.gif Yalnızlığımı büyütür kalabalık Gökdelen'in gölgesine siner Karanfil Sokak kalınlaşır yoksul kadın çocuklarıyla çöplerin üzerine konar gözleri cam kırıkları sevgilim gelir yalnızlığım büyür çocukken gökkuşağına düştüğüm gökyüzü gelir kirli güvercinleriyle. Kimin öznesiydi mevsimler işkence öyküleri kimindi ayrılığın sesi miydi adımnlarım suyu bekleyen uçurum mu kanatlandım yalnızlığımla son mevsime içimde bir kedi yavrusu. A. Kadir |
Ayrılık Değil Gün ışığına söyle Boğamaz içimin karanlığını, Hep yağmurun sesine karışır, Hüzün dolu bir şarkı. Ve hep bir şeyler eksik kalır, Sende ben, Bende sen... Umutsuzca özleriz birbirimizi.... Gün ışığına söyle Gökyüzü çılgın mavileri de bilir. Atamadıkça birbirimizi yüreğimizden Ve vurdukça yüreğimiz birbirimizi Sokakları sarmışken yağmur bulutları O çılgın bir mavi yüreğimizde dururken, Gülüşlerim çok uzaklarda kalır. İçimdeki tamtamlar ayrılık çığlıkları atar, Ama bu hayattan çalınmış zamanlar. Bizi yine ayıramazlar. Gün ışığına söyle Vedalar kavuşmak içindir, Bir yanılgı, Bir saçmalık, Bir pişmanlık değil, Bu bir sevgi, Belki ölümsüz de değil. Her şeyimizi kaybettiğimiz bu hayatta. Hep bir şeyler eksik kalacak bil... Bende sen, Sende ben... Bu yaşadığımız dayanılmaz hasret, Ayrılık değil... -Ayrılık Gözyaşına Sığmaz isimli kitabından Ahmet Beltekin |
SAKLANBAÇ Aşkı arıyorum... O hep saklanan Bense hep ebe... Aşkı arıyorum Şarkılarda... Türkülerde... Araya araya bulduğum Kendisi değil Saklandığı yerler: Beyinler...gönüller... Yerini buldum ya Şimdilik bu da yeter... Pusudayım... Aşkı arıyorum Ayak seslerini duyuyorum Umutlanıyorum... Mutlaka bir gün O da elime geçer diyorum... Alper Kürük |
Yalnızlık Bütün bir haziran evin önünde Akasyanın dallarını eğerken rüzgar İpeğe kırmızı bir gül işlerdi Kulağı ıssız ve tozlu yollarda Yoksulluğun kedileri kapıyı Bir yaz boyu her gece tırmaladı Sırtının teline mavi bir horoz düşü Dokunmadan uykuya varamazdı Uzak denizlerden atlar geçerdi Bulutlar güze yakın gözlerinden Bekledi ölümün beyaz elinde Solgun bir gül oluncaya kadar Onat Kutlar |
| Saat: 16:27 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık