![]() |
Bilirim geceleri uykun kaçar, Dayanamazsın ararsın! Kalbin ağlar ama, sen ağlayamazsın! Bensizliğe bir türlü alışamazsın! sen beni asla unutamazsın! Gururun hayır dese de, kalbin kan kusar. Ateşin söndü!desen de, küllerim bağrını yakar! Maziye dalıp her gece resmime bakar, bir türlü ağlayamazsın! Sen beni asla unutamazsın! Unutabilsen,gece yarısı telefonlarımı çaldırmazdın! Unutabilsen,böyle isyankar olmazdın! Sen beni unuttum desen de unutamazsın! Kalbini başka gönüllerde asla avutamazsın!. Zeynep Orcanel |
Gözlerin yağmurlarla dolar, Ellerin cebinde düşersin yollara. Seni uzak gecelerin birinde unutur, Birinde soluk bir resimle hatırlar. Sigara dumanlarında şekillenir kahırla, Çaresizliğine içerlersin. Ağlarsın, ağlarsın... Seni deli sanırlar. Ahmet Beltekin |
Kıvılcım Bana aşkın tarifini sordular Önümde bir kutu başladım okumaya: Emniyet kibriti Çocuklardan uzak tutunuz Çevre dostu Kükürtsüzdür. Fikret Çalışlar |
Unutmaliyim, her ne olursa olsun unutmaliyim seni.. Baska carem yok bunu sende kabul etmelisin Mutsuz oldugumuz o günlerin acisini birbirimizden cikarmaya calisiyoruz Oysa elimize hic birseyin gecmeyecegini ikimizde biliyoruz.. Bizim hedefimiz ne? Imkansizi basarmak mi? Basaramayiz, hersey ortada.. Mutlu olmak icin her yola basvurduk Hep reddedildi istediklerimiz.. Devam etmek neyi degistirecek ki söylermisin bana?? Bizim sonumuz baslamadan belliydi aslinda Oysa biz galip geliriz düsüncesiyle inat ettik söylenenlere Üzünü - Aci - Keder.. Herseyden yüklü miktarda payimizi aldik.. Tüm bunlari tekrar yasamak niyetinde olamayiz ikimizde.. Cünkü bundan hic bir cikarimiz olmayacagini kabul etmeliyiz.. Vazgecmek icin cesaretimiz olmali yüregimizde.. Vazgecmek icin cesaretimiz olmali yüregimizde.. |
Karar kıl gönül ikrara, Murşidler şahı hünkara. Kamil olup hak yoluna, Gelen bilsin ahvalimiz.. Arif ile kıl pazarı, Göresin aşkı nazarı. Bülbül olup zarı,zarı, Yanan bilsin ahvalimiz... Çirkin ile aç arayı, Melhem ile sar yarayı. Sıratı geçip sılayı, Bulan bilsin ahvalimiz.. Dost yolunda olak sefil, Düşünme hiç boşa gafil. Çağlarim der söze dahil, Olan bilsin ahvalimiz. Aşık Çağları (Muammer Çalar) |
Yalnızlık Korkusu Sevdiğimiz eşyayı, dostları yada sevgiliyi. Sonunda yürekte kalan hep ayni duygu, hüzün... Çünkü yitirilene alışmışızdır, sevmişizdir, bizimle olan beraberliği keyiflendirmiştir. Çünkü o beraberliğe değer vermişizdir. Ya o güzelliği yasarken; paylaşımı, keyfi, sevmeyi ve sevilmeyi birlikte hissederken... Hep korkmaz miyiz? İçimizi en güzel anlarda bile hep sarmaz mı? Ya biterse? Ya yok olursa bu güzellik?; endişesi.. Tabii ki bitecek. Yaşadığımız mutluluklar, hüzünler hep bitmedi mi? Hep yerine başka başka hüzünlere, mutluluklara bırakmadı mi? Gene ayni korkular, ayni endişeler... Peki sahip olduğumuz güzellik için yitirme korkusuyla ağlamak niye? Kime? Ne için ? Biliyor musunuz? Dökülen göz yaşları sadece kendimiz için.. O değere sahipken de, yitirdiğimizde de.. Çünkü bizi asil korkutan YALNIZLIK.. İçimizde hissettiğimiz o güzel duyguları uzunca bir süre tekrar yaşayamamak.. Özlemek, özlenmek, sevmek, sevilmek, sım-sıkıca sarılmak, o bedenin canini, kanını hissetmek, sevişmek.. Hangisi kolay vazgeçilir hazlar ki? Biten aşklarda da, biten ömürde de yanaklarımıza dökülen gözyaşları hep kendimiz için. Çünkü merkez hep biziz, doymak bilmeyen egomuz.. Ve o egoyu doyurabilmek, hoşnut kılabilmek için ne kadar çok çırpınır dururuz. Bizim sevdiklerimiz bizi muhakkak sevmeli, özlediklerimiz özlemeli, doğrularımız her zaman tek doğrudur. Ya yanımızda ki insan ? Onun egosu ? Arzuları, özlemleri veya usandıkları... Ne kadar o sevdiğimiz insana karşı fedakarız? Vermeden neyi ne kadar alabiliriz ki? Bizler; hep ilişkilerimizde hesap kitap içinde değil miyiz ? Her zaman denge.. Verdiğimiz kadar alalım, aldığımız kadar verelim hesapları yapar dururuz. Sonuç YALNIZLIK . Peki bu kadar yalnızlıktan korkuyor, yaşanılan güzellikleri, paylaşımı bir daha yasayamamak endişesiyle kaybedeceğimiz değere ağlıyorsak niye bu kadar ince hesaplar. O değer bize mutluluk yerine hüzün, kargaşa yaşatıyorsa zaten vazgeçmeliyiz. Yok eğer yaşamın sıkıntılarından biraz da olsa bizi alıp mutluluk veriyorsa o zaman gözyaşı yerine biraz daha akilci olmak daha doğru değil mi? Sıkıca, hiç bitmeyecekmiş gibi o güzelliği, huzuru sonuna kadar yasamak varken neden korku?? Bilirsiniz.. Anılarımızda öylesine anlamlı, mutlu anlar vardır ki, kimi zaman onca geçen yıllara değerdir. Tabii ki bu değerler karşılık bulduğunda daha da değer kazanacaktır. Eh iste o zaman bize biraz daha is düşüyor demektir. Daha çok özen... Çünkü yasam içinde, ayni frekansı yakalamak o kadar zor ki... Sevgiyi, özlemi birlikte yasamak doyumsuz bir hazdır. Artık o sevdiğin insan kendin olmuşsundur. Korursun, tıpkı kendini koruduğun gibi. Üzmekten, incitmekten korkarsın. Artık hesap, kitap yapılamaz. ; Daha çok vermek vermek istersin. Çünkü ego vererek de doyumu öğrenmiştir. Çünkü gönlünü ayna tutmuşsundur o sevgiliye. Çünkü yitirme korkusu askı ölümsüz kılar. Çünkü ayrılmanın da bir vahşi tadı var Öyle vahşi bir tat ki dayanılır gibi değil Çünkü ayrılık da sevdaya dahil Çünkü AYRILANLAR HALA SEVGILI.. |
İlk yazın ucu göründü Harlayıverdi çiçek çimen Kalktım Akçadoruğa çıktım Bi ova serildi önüme Karşıma bi dağlar dikildi Elim ağzımda baka kaldım Bir yanda dumanlı toprak Bir yanda deniz Eriklerin bademlerin şavkı vurmuş havaya Ortalığı tutmuş zeytin Gözlerim yeşile kesti Hey ne dünyaymış dünyamız Çamların heybetinde sesinde kaynakların Yaşamak uğul uğuldu Kımıldıyordu yamaçlarda tarlalar Tepemde gök Çevrilmiş üstüme sayısız sevdalı göz Güp güp atıyordu yüreğim Kıyısında söğütler göveren Bir nehir yatağına dönmüştü içim Üstüme üstüme geliyordu ıraklar Yankısıyla nice ilk yazların Coşkun sular geçiyordu derinlerimden Yosunlu kayaların dibinde Ordan ordan dürtüyordu tohum tomurcuk Elimi uzatsam özgürlüğe dokunacaktım Yeni düşünceler patlıyordu zihnimde Açtım bağrımı güne güneşe Eh beee Mehmet Başaran |
GELDİM YOKTUN Dün gece düşüncelerim yine sen kokuyordu Beynimin her köşesini esir almıştın Yine içime girmişti yokluğun Yine kendi kendimle seni konuşmaya başladım Biliyor musun, sen gittikten sonra hayat bulanık bir hayal Ev soğuk, çayın tadı yok Sen gittikten sonra ne uyku var gözümde Ne de merakla okuduğum kitabın son yedi sayfası Sarı bir hüzün şimdi firara meyilli aklımın rakibi Seni daha da ısıtmak için içimde Gözlerimi kapatıp yüzüne sürüyorum yüzümü Sözlerin gözlerimde birkaç damla yaş Dudağında bakire bir gülümseme Ve tenime işliyor tenin kokusu Ellerin ateş topu sen dokundukça ben eriyorum Gözlerimi açsam gideceksin, biliyorum Dün gece kafatasım dar geldi beynime Beynim dar geldi düşüncelerime Bir infilak arifesi terkettim evimi Yollara düştüm, şuursuzca değil Dümeni sana kırdım Rotam geçici vuslat, yalancı bahar, bir kelebeğin hiç göremiyeceği mevsim Yağmur başlamadı ben yürürken Hani filmlerdeki gibi Kuruydu hava, kuruydu yollar, kuruydu gözlerim Nasıl bir cesaretti dün geceki bilemezsin Gel yine bir parçam ol, demeye gelmemiştim Senden aşka dair hiçbir şey istemiyecektim Geldim çünkü sen herşeyimi bilenimsin Sen benim kapısı olmayan, duvarı olmayan Dört bir yanı açık hanemsin Dün gece bildik bir yüz görmek istedim En bildik yüz sendin Aşka mı esirim sana mı bilemedim Aşk sende mi anlam buluyor dersin ? İşte dün gece sana bunları anlatmaya geldim Defalarca çaldım kapını Kapı aşındı, elim aşındı, yüreğim aşındı Dün gece sana geldim, çaldım kapını Açan olmadı... Funda Güven |
Yalnız Gün olur kar da yağar buralarda Güneşe de kavuşursun Ama tanıyamazsın bile bir acımasız rüzgar savurur deli dalgalar boğuverir vicdanını o hep masmavi sandığın kara sularının içinde ve hep sarı bildiğin güneş kızıllaşır birden Ben bunu tanıyorum dersin ateş bu; Ama nafile hepsi birer azılı düşmanın oluverir Sonra bir de bakarsın etrafında kimsecikler kalmamış işte o zaman hatırla beni yanlız o zaman Ömer Seydi Ekinci |
YaLNıZLıK Derin bir sessizlik içinde geldi yalnızlık Hüzünlü bir sonbahar gibi geldi Sokuldu gecenin koynuna usulca Sokuldu ve sustu ! Ansızın bastıran bir kış gibi geldi yalnızlık Yorgun ve üşüyen bir kadın gibi geldi Yürüdü ışıksız sokaklarımdan birinde Yürüdü ve yoruldu ! Yaralı bir kuş gibi geldi yalnızlık Pulsuz ve adressiz bir mektup gibi geldi Sırtüstü uzanıp yattı içime / bir gece Yattı ve uyudu ! Ağzı kokan bir adam gibi geldi yalnızlık Bulutunu arayan bir yağmur gibi geldi Kınından çıkartılan bir bıçaktı sanki Düştü ve kayboldu ! |
| Saat: 00:57 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık