![]() |
Zenciler Beyazlaştırılır http://www.fikralar.com/images/bir_piksel.gif Bir gün Smith ve John adında iki zenci New York sokaklarında dolaşırken bir tabela görürler: "Zenciler beyazlaştırılır. Fiyat 100 dolar." Smith'in 101 doları, John'un ise 99 doları vardır. John, Smith'e: "Sende fazla olan 1 doları bana ver birlikte girelim" der. Smith'se: "Önce ben gireyim. Eğer beyazlaşırsam sen de girersin" der ve içeri girer. Az sonra içerden beyaz bir şekilde çıkar Smith. John: "Smith ne kadar beyazlaşmışsın. Şu 1 doları ver de ben de girip beyazlaşayım." Smith cevap verir: "Defol burdan pis zenci!" |
Bir ingiliz bir Çinli bayan ile evlenir ve Londra'ya yerlesir. Çinli kadin ingilizce konusunda oldukça zayiftir. Tarzanca da olsa esi ile anlasabilmektedir. Sorun kadin alisverise yalniz çiktiginda ayyuka çikmaktadir. Yine bir gün bayan kasaba domuz butu almaya gider. Ama bir türlü derdini anlatamaz en sonunda etegini siyirarak kendi bacağını gösterir ve kasap bayanin ne anlatmak istedigini kavrayarak bayana istedigini verir. Ertesi gün bu kez kasaba tavuk gögsü almaya gider ve bu kez de gömleginin dügmelerini açarak gögüslerini gösterir ve istedigini alir. Üçüncü gün bu Çin li bayan sosis almak ister ve yanina kocasini alarak kasaba gider... Ne mi olur ?... Unuttunuz galiba Çinli olan bayanın, kocasi ingilizce konusabiliyordu.:D |
Yatsı Tavuk Trabzonda köyün birinden bir taksi şöförü geçerken tavuğun birini ezmiştir. Dürüst adammış vesselam... Hemen arabasını çeker kenara, köye doğru yürürken bir köylüye rastlar ve olayı anlatır. Tavuğun sahibine parasını ödemek istediğini söyler. Şöyle bir bakar köylü: - Ha bunu pilse pilse bizum köyin muhtari Temel pilur. Adam muhtarlığın yolunu tutar. Temel'e tavuğu gösterir: - Bunun sahibi kimse parasını ödeyeceğim, tanıyor musunuz? Temel şöyle bir bakar ve cevabı verir: - Ha pu pizum köyin değuldur, pizum köyde yassi tavuk yoktir |
Dilsiz tetikçi; Mafya babasi korumaya aldigi müesseselerden haraçlari toplamak için yeni bir tetikçi buldu. Seçtigi adam sagir ve dilsizdi. Baba, yeni tetikçinin polisin eline geçerse, fazla bir sey anlatmasinin mümkün olamayacagini düsünüyordu böylece.. Baba, bir gün ödemelerin geciktigini fark etti ve tetikçiye adamlarini gönderdi. Adamlarin sagir dilsizle anlasmalari mümkün olmadi tabii. Bunun üzerine "Baba" sagir dilsizi odasina aldirtti. Bir de isaret alfabesi bilen tercüman buldular. Tercüman isaretle sordu: "Para nerde?.." Sagir dilsiz isaretle yanit verdi: "Ne parasi.. Benim paradan haberim yok.. Neden bahsettiginizi anlamiyorum." Tercüman tercüme etti. "Neden bahsettiginizi anlamiyormus.." Baba 38'ligini koltuk altindan çekip sagir dilsizin beynine dayadi.. "Simdi sor bakalim, para nerde?.." Tercüman isaretle sordu: "Para nerde?." Sagir dilsiz isaretle yanit verdi: "Central Park'ta, Bati 78'inci Caddeye açilan kapidan girince soldan üçüncü agacin kovugunda 100 bin dolar var." Baba öfkeyle gürledi: "Ne dedi?.." Tercüman yanitladi: "Dediki hala neden bahsettiginizi anlamiyormus. Ayrica diyor ki, o tetigi çekmeyi de kiçiniz yemezmis!.." |
Bir grup İngiliz, Amerikan ve Türk gemiyle yolculuk ediyorlarmış. Birden şiddetli bir fırtına kopmuş. Geminin batacağını anlayan kaptan hemen yolculara koşup gemiyi boşaltmalarını istemiş. Fakat kimse buna inanmayarak kendini denize atmayı kabul etmemiş. Bir süre sonra bütün yolcuların ölüm tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu gören kaptan hemen bir tayfasını çağırmış. "Git bir de sen dene onları gemiden atlamaya ikna etmeyi" demiş. Tayfa gitmiş ve kısa bir süre sonra geri dönmüş. Kaptan merakla sormuş: -Eee, noldu? -Hepsi atladılar efendim. Kaptan çok şaşırmış: -Nasıl olur, daha demin kıllarını bile kıpırdatmamışlardı. Ne dedin onlara? -Çok kolay. İngilizlere "Sizin gibi soylu insanlar batmak üzere olan bir gemide olmamalılar" dedim. Amerikalılara deniz suyunun insan vücudu için çok faydalı olduğunu söyledim. -Peki ya Türklere ne dedin? -Onlara da "Denize girmek yasak! " dedim. |
Temel yemek odasının üzerindeki çatının aktığını fark edince hemen bir çatı ustası çağırmış.. Usta gelip şöyle bir bakmış, "Çatınızın aktığını ne zaman fark ettiniz?.." diye sormuş.. "Dün gece.." demiş Temel, "Çorbamı içmem iki saat sürünce şüphelendim!.." |
Şaka daa Bir gün Temel balığa çıkar. İyi bir avdan sonra bir tekne balık tutar. Birden hava patlar ve çok büyük bir fırtına çıkar. Temel dua etmeye başlar.Tanrım beni bu fırtınadan kurtarırsan bütün bu balıkları fakirlere dağıtacağım der içinden. Hava bir zaman sonra düzelir.Temel evine dönmeye başlar.Bir tarafdanda balıklara bakar ve içinden bu balıklar fazla yarısını dağıtsam olur der. Biraz daha sonra balıklara tekrar bakar ve bu balıkların yarısıda çok fazla, ben bunların çeyreğini dağıtsam olur der. Biraz daha zaman geçer Temel tekrar balıklara bakar.Tam o sırada hava tekrar bozulur.Temel kafasını gökyüzüne diker ve şöyle der: -Haçen sende şakadan heç anlamiyesun... |
Cep telefonlarının yeni çıktığı zamanlar,iki eleman cuma namazında birisi telefonunu o gün almış,namazın ortasında acemi abinin telefonu başlıyor zirtdirii zirtdirii. abinin çabalarını gören arkadaşı aynen şunları söylüyor.... "Kul euzu birabbin nas-yes e bas-melikin nas-yes e bas-ilahin nas-yesee bassss.!! |
Öğretmen çocukların"mucize" kelimesini bulmalarını istiyormuş.Öğretmen sorar:İkinci kattan düşüp ölmezsen buna ne denir?Tesadüf, demiş öğrenci temel.Öğretmen soruyu yinelemiş:-Peki insan yirminci kattan düşer yine ölmezse ne denir?:-Şans-Peki üçüncü kez olsa?ALIŞKANLIK hocam..... |
Amerika’da 22 no’lu karayolunda, devriye görevi yapan bir otoyol polisi arabasından yolu takip ederken, bir araba görmüş. Minimum 50 km. ile gidilmesi gereken yolda bu aracın tam 22 km./saatte gittiğini fark etmiş. Araba yolu tıkıyormuş. Ve aracı durdurup sürücüyü uyarmaya karar vermiş. Aracı çok yaşlı bir teyze kullanıyormuş. Aracın arkasındaki koltuklarda çok korkmuş 3 tane yaşlı teyze varmış. Polisi görünce yaşlı sürücü: “Polis bey, çok mu hızlı gidiyorum?” diye endişe ile sormuş. Polis demiş ki: “Hanımefendi, hızlı değil, aksine çok yavaş gidiyorsunuz. Ve bu durum bütün otoyol trafiğini etkiliyor. Radardan gördüğüm kadarıyla 22 km. hızla gidiyordunuz.” Yaşlı teyze: “Ama otoyolun girişinde 22 yazıyordu ve ben de bu hıza uymak istedim.” Polis: “Teyzeciğim; 22, otoyolun numarası. Bu yolda minimum 50 km hızla gitmelisiniz.” Kadın: “Tamam, bundan sonra hızlanacağım.” demiş. Polis tam kendi arabasına giderken, gözü yine arkada oturan, hiç konuşmayan ve çok korkmuş 3 yaşlı teyzeye kaymış. Ve sormaya karar vermiş sürücüye. “Teyzeciğim bir şey sorabilir miyim? Bu arkada oturan kişilerin nesi var? Çok korkmuş görünüyorlar!” Kadın şöyle cevap vermiş: “Valla ben de anlamadım, 250 no’lu karayolundan çıktığımdan beri böyleler!” |
| Saat: 22:05 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık