![]() |
ACI HAYKIRIŞ Siz hiç terkedilmenin ne olduğunu bilirmisiniz Hiç gecenin karanlıkları sıkarmı boğazınızı Acı bir sızı kaplar mı yüreğinizi Hiç ağlamak isteyipte ağlayamadığınız Gözyaşlarınızı içinize damla damla akıttığınız olur mu? Hiç yalnızlığın acı burukluğunu hissete bildiniz mi içinizde Söylemek isteyipte söyleyemediğiniz. Sevmek isteyipte sevemediğiniz olurmu Hiç içinizi kaplarmı bir karanlık geçeleri Sabaha kadar düşündüğünüz ama bir sonuca varamadığınız Bir yağmur gibi çöreklenen karamsarlığınızı Atamadığınız olur mu? Bir elinde şarap şişesi, bir elinizde sigara Sabahladığınız olur mu? Herşeyi unutmak için Gecenin karanlıklarından korkmadığınız Sabahlara dek ıslak ve karanlık kaldırımları Çiğnediğiniz olur mu? Tek dileğim olmamasıdır İşte ben hep böyletim... |
Bir cam gibi önünde Yüzümü elinle sil Hohlayarak üstüne Seyret boş bir sokağa Hüzünle yağışını yağmurun. Sonra kaplasın yavaşça Ilık buğusu soluğunun Yüzümü baştanbaşa. Ve bırakıp gittiğinde Bir küçük boşluk kalsın Alnını dayadığın yerde; Bir yalnızlık işareti İşleyen ta içime. |
Harp içinde Babalar evlerine mahçup döndü her akşam Harp içinde. Anaların sütü kesildi, Çocuklar ağladı, Erkekler askere gitti. Kadınlar bir deri bir kemik. Har***inde kızlar sarardı. Savaşanlardansa Ancak bir hatıra kaldı. Cahit Külebi |
YOKSUN SEN Kör karanlık yıllarımda Sensiz geçen her baharda Eksikliğin çöktü yine Hakkım yokmu ağlamaya Yine yoksun sen yanımda sevgilim Yine yoksun sen Hiç sordunmu kilit vururken yollara Hiç sordunmu bana Gölgesinde karanlığın Çaresizliği akşamların Yine sensiz yanlızlığın Bilinmeyen ufkundayım Yine yoksun sen yanımda sevgilim Yine yoksun sen Hakkım yokmu ağlamaya Sonsuzlarda yok olmaya Bekledim hep aşk yolunda Yanlızlığımı sonum sanma Yine yoksun sen yanımda sevgilim Yine yoksun sen Hiç sordun mu kilit vururken yollara... |
Yalnızlık Bir dag golunde zambak olmaktir yalnizlik |
Ezberlenecek hiçbir şey yok bu dünyada Kirletilmemiş bir bulut bile yok artık Böyle diyorsun her yolculuğa çıkışımda Yaşadığın kent de sana benziyor gitgide Ne zaman dönmeyi düşünsem yangın çıkıyor Ya da erteletiyorum biletimi son anda Uzun bir sessizlik oluyorsun dağlara baksam Karşılıksız mektuplar kadar burkuluyor kalbin Yazdığım şiirler de canımı sıkıyor artık Fotoğraflarımı yırtıp atıyorum tek tek Ve ben bütün yapraklarımı döküyorken şimdi Eylül diyorsun, tam da orda başlıyor ayrılık Üşüyünce ağlıyorsun yalnızım dememek için Uçaklar gemiler trenler çiziyorsun duvarlara Kendine bir deniz bul artık bir de rüzgâr Parçalanacağın bir uçurum bul bu dünyada Tek tutkun o kenti bırakıp gelmek olmalı Ve gelirken havaya uçurmak bindiğin otobüsü Birden ayrımsadık ki ayrılık orda başlıyor Tam da çiçeklerin sulanmadığı yerde Konuşacak bir şeyler bulamıyorsak günboyu Derim ki ayrılık gündemdedir ne yapılsa Ve sen bütün ayraçları kaldırdığını sanmıştın Ama unutmuşsun yine de ayrılık ayracını Ahmet Telli |
yalnızlık senfonisi.. Dışarda tipi, içimde poyraz ... sallanır boşlukta sarmaşığı dostların.... yurduyum şimdi en koyu yalnızlıkların.. sararmış kağıtlarda solmuş mısralar ... burkulur yürek; elde mumyalanmış anlar, dilde hüzzam sözler kalır.. başlar yalnızlık senfonisi iki enstrümanlı operamın ... duvar saati: tik! tak! tik! tak! ve poyrazın vokali, uğul uğul uğuldar.. nasıl içli söylenir.. bekarodası şarkısı.. tiktak! ve uğultu.... ırak köyler, inanılmış masallar.... içimin sinematografından beyazkağıda yansılar ıssız bir Gemlik akşamında yalnızlık-lar dalga dalga kıyılarıma vuruyorlar |
Yalnızlık Karmaşası bana sorma yalnızlığın ne demek olduğunu hiç medet umdunmu kayan yıldızlardan bana sorma uykusuzlugun ne demek olduğunu barışık yaşama dair ne varsa küstünmü sen hiç hayal yüklendinmi ne olacağından ümit fişkırmadan masum gülüşündeki ritimde ağlamak gözyaşi değildir paniklerimizde cansız oyuncağa sarılmak telaşla ağlamak budur ne bağırıp sana küfürün neresinde kalayım senden ne alayım aldıklarımla ne yapayım niçin öleyim hocalar vaazlansın musallada beklemekteyim de nerede bekleme salonu mendille silip aşkını gitmeye hakkın varmı gel bir kere teorisiz firtinasiz maksatsız yosun tutumuş kapımı yavaş aç gıcırdamasın bir sen anlarsın kardan adamı eritmesini Serdar San |
...ve nihayet gelip çattı Bir dilimi zehir zıkkım Bir dilimi candan tatlı. Masallarla indi yere Sebil oldu cümle hikayelere kara kara kazanlarda kaynadı Diyar diyar al kanlara boyandı Türkülerde ateş alev yandı tutuştu Gördes kiliminde nakış Minyatür bahçelerinde suret kesildi. Ve nihayet gelip çattı Elveda belirsiz bedava sevince Uçan kuşa eşe dosta elveda Bütün haşmetiyle gelip çattı Bir dilimi zehir zıkkım Bir dilimi candan tatlı. Bedri Rahmi Eyüboğlu |
Besledin, büyüttün, kol-kanat gerdin Ömründen kiymetli, zamanlar verdin Her zaman ben oldum,en büyük derdin Üstümde emegin büyüktür annem... Uykuyu terk ettin, ben uyaninca Basimda bekledin, hastalaninca Göz yasi akittin, canim yaninca Üstümde emegin büyüktür annem... Cennet ayagina, Hakk'tan serilmis Böyle güzel rütbe, sana verilmis Anaya isyânkâr evlad yerilmis Üstümde emegin büyüktür annem... 09.06.2000 Berlin 21:15 M. Engin Karatay |
| Saat: 11:43 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık