![]() |
Yalnız Kalırsın Hiç bir güç yalnızlıktan üstte değildir, Bir gün sende yalnız kalırsan, bunu anlarsın... Ne varlıklar, ne güzellikler hep kalıcıdır, Yaşadıkça gün be gün yok olduğunu anlarsın... Düşün var mıydı daha dün, yüzünde şu çizgiler, Peki ya şu beyazlar saçlarına ne zaman düştüler, Bak gözlük te takmışsın, gözlerin mi sana küstüler, Geri dön de bak, geçmişinden özüne ne kaldığını anlarsın... Hani aslan gibi kükrer, kartal gibi de kapardın, Ne zamandı o, sen ki her işin en hasını yapardın, Kalabalıkta bir başına gibisin, neredesin, hani sen vardın, Dememiş miydim sana bir gün yalnızlığını anlarsın... Ne kadardır gittiğin yol, kendi gücünle, dimdik başınla, Ölçüsü ne iyiliğinin-kötülüğünün, yarinle, arkadaşınla, Sevdan, anıların da yalnızlar şimdi, sen gibi, bir başına, Takatsiz bedenine baksan, ruhundaki boşluğu anlarsın... Gördün mü gençlik aşkın da senin gibi, yorgun ve bitkin, Yetti mi ayrılıklara varlığın, aklınla, beyin gücün, Gönlün inzivaya çekilmiş, korkarak, duyuyorsun ölüme kin, Demedim mi yalnızlığın tanrı'ya has ve paylaşılamaz olduğunu anlarsın, En sonunda bir mezar taşında bir tek isim kaldığını anlarsın... 17.01.2006 Taşkışla/Taksim Bayram Tunca |
NEDEN Neden bilmiyorum hiç bilmiyorum Yanlızlığın verdiği acıyı ben çekiyorum Gözlerim yaşlı delice isyan ediyorum Neden ben böyle çile çekiyorum Dünyam şimdi karanlıklar içinde Mutluluk güneş gibi dolmuyor gönlüme Çekmişler bir perde gibi dertleri gözlerime Neden ben mutluluğu yaşamıyorum Suskunum yıllardır hep ben böyle Feryat etsem kim dinler söyle O vefasız söyle şimdi nerede Neden bilmiyorum hep ızdırap çekiyorum Neden hep ben gülmeyip ağlıyorum. |
Ertelemeyelim mutluluğumuzu.. mutluluğun içimde binlerce yıldız, ayrılığın beni bırakmayan en kötü hırsız, Yokluğun içimde yaramaz bir kız, en büyük günaha mecbur etti beni! Rüyalarımda bile avutmuyor,sensiz yaşadığım bu hatıralar, canım sevgini istiyor, Ayrılığın her anında.. ertelemeyelim mutluluğumuzu gel yalancı baharlara, Ne cenneti görüyor gözüm senden uzakta,cehennem bile mutluluktur senin yanında.. Zeynep Orcanel |
Bir Yalnızlıksın Bir yalnızlıksın sen bana Yanımda olsan bile dokunamayacağım Sevsem bile hissedemeyeceğim Bir yalnızlıksın sen bana Ağlasam görmeyecek Seslensem duymayacak Asla ulaşamayacağım Bir yalnızlıksın sen bana Ama ne çare olmadı senden başka Varlığın kadar gerçek olan Yokluğunla benimsin Bedenimde içimdesin Ohhh kıskan sen bile senle Bu kadar başbaşa kalmamışsındır..... Sennur Çetin |
Gidecek başka yerim yok Ama Ait olmadığım yerde kalamam Biliyorum, Kaybolmadım sadece Yanlızım... |
YalnızlıklarYeşertiyorum Gecenin karanlığı tünerken saçlarıma Boyası yitik bir ressamın fırçası gibi Ayaklarım yorgunluğumu çiziyor kaldırımlara. Hıçkırarak bulutlar ağlıyor Islanıyor saçlarımdaki karanlık Sığınıyorum bir durak saçağı dibine Titreyen parmaklarım yüzümde geziniyor Sanki kanunun hüzünlü tellerinde... Küf kokulu gecelere Şiirler yazıyor yüreğim Bir çay tadında hayallerimi içiyorum Koyu karanlıkta damla damla mısralarım düşüyor Gem vuruyorum duygularıma ağlamamak için Sevgimi mumyalayıp gömüyorum El deymemiş yalnızlıklar yeşertiyorum Yüreğimin en saf yerinde... Celal Topo |
Yalnızız en kesif kalabalıkta Ayrı dünyalarda gezer gönlümüz Layık olamadık her ne yapsak ta! Neticede abes, geçen günümüz Isınmaz ellerim kara batırsam Zehir vaktindeyiz burdan çıkınız Ilık gölgelerle gönül eğleriz Zaten beraberken bile yalnızız Hayalet sanırız hakiki ruhu Ard arda dizilir kibir ve gurur Leyla olmaklığın nerede kaldı İçimizde ümid, yaralı durur Münafık hislerle zor mu savaşmak En rahat ne ise, en doğru o mu? Yalnızız.. ve bizde bu bir sevda ki En doğruyu bozar, kırar atomu! . Hünkar Dağlı |
Dayan dayanabilirsen bir bir yitiriyorum sevdiklerimi ellerimden kuşlar gibi uçup uçup kuşlar gibi uzak dağlar ardına çivilenmiş gözlerime kiminin o yalvaran gözleri yakıyor kollarımı kiminin kanı kimi sitem sitem vuruyor beni dövünmek tepinmek neye yarar ki neyi kurtarır ki üzmek şu canı her bahar yenilense de dallarda tomurcuklar o bahar gitti gider kolay değil ozanın ağlamaması gülmesi kolay değil bulutlar her zaman yağmur getirmez şimşek gülmez bulutlardan herzaman bulut var ki yaz yağmuru güzelim geçip gider gül kokulu yel gibi bulut var ki taş başına yoksulun orman söken köy göçüren bir karabasan tam da başlamışken sevmeği öğrenmeğe tam da başlamışken bal doldurmağa özlem denen peteğe bir bir uçup gidiyorlar canlarım gidiyorlar kopar gibi acılı kollarımdan dönülmez karanlığa dövünmek tepinmek neye yarar ki neyi kurtarır ki ölüme sövmek sövmemek ne yazar ki dağbaşında tek ağaç fırtınada bir tekne uçurtması kopup gitmiş bir çocuk bakıyorum yalnızca şaşkın ve umarsız gözlerle arkalarından dayan yavrum dayan hasan hüseyin dayan dayanabilirsen Hasan Hüseyin Korkmazgil |
Yalnızlık Kör kelebekler uçuşur kapımda Kapım açık ey karanlık Virane kuşlar ötüşür damımda Dam tarumar ey yalnızlık Girdi içeri yalnızlık Buyur otur desem Oturulacak yer ölüm döşeği Otursa yalnızlık Terk ederim eşiği Dedim, sana ömrüm bulandı kandır Yel ile gelen can ile canandır Seni arayan ömür taşta hayat bulandır Çatladı sabır taşı ey bahtı karanlık Bırakmıyor dizlerim iki adım öteye Duyan yok sesimi, ey fısıltılar siz nereye? Kaçar oldum kendimden köşe bucak Yakalayabilirsen yakala ey Bal’lı bacak Kamber Bal |
Aşk bu dünyanın ölçüleriyle açıklanamaz sevgili. O ilkel bir acıdır, yaban bir ağrıdır. Gelir ve içimizdeki o çok eski bir şeye dokunur. Sonra bir perde açılır ve yolculuk başlar. Bu yolculukta artık para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, iş, anneler ve korkular yoktur. Aşkın kendi gerçekliği vardır sevgili. İnsan bir başka ışığa teslim olur... Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında. Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de... Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan... Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye... Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya... İnsan bazen nedensiz yere umutsuzluğa kapılır. Kimselere veremez sevgisini, kimselere kendini anlatamaz, evlere kapanır... Bazen denizler, kıyılar çeker insanı. İnsan bu kapılmayı anlayamaz, oysa çok eski bir yerde yaşanmasından korkulup vazgeçilmez aşkların sızısıdır bu. Bu sızı, bu yenilgi mevsimlerle yıllarla devredilir başka insanlara... Bir insanın yaptığı bir hatanın tüm insanlara yayılması gibi... İşte şimdi biz de sevgili, ya olmadık zamanlarda umutsuzluğa kapılıp, soluğu evlerde alacağız, ya da denizler, kıyılar çekecek bizi. Nasıl biz başkalarının korkaklığını taşıyorsak, başkaları da bizim korkaklığımızı taşıyacak, yenilgimizi, umutsuzluğumuzu... Birazdan sabah olacak... Para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, iş, anneler ve korkular başlayacak... Bunlar varsa ve bizim için geçerliyse aşk yoktur ve hiç olmamıştır sevgili. Birbirimizi kandırmayalım... Hadi güne hazırlan. Yaşadıklarımızı unutmaya çalış. Aşk bize güvenip verdiği büyüsünü, sırlarını, cesaretini, bilgeliğini ve o ilkel, o yaban ağrısını geri alacak. Bunlar olurken içimiz bir an çok üşüyecek, sonra geçecek... Hadi, oyalanma birazdan yarın olacak... Aşkta yarın yoktur sevgili... Cezmi Ersöz |
| Saat: 11:14 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık