![]() |
şafakta ayrılık, mercanlar yaslı denizde toprak yağmura, ben sana ölesiye hasretim nedendir bilinmez şafak ayrılıklara gebe nedeni yok belki de belki de her aşkın sonu ayrılık; belki de mecburum ben, bu kahrı çekmeye haketmemiş de olsam mecburum belki de... şafakta ayrılık gözlerimde sen varsın ve hep öyle kalacaksın öyle orada sonsuza kadar.. öyle kalacaksın gülüşün var olacak her gözümü açtığımda, ve bileceğim her kapadığımda, açınca yine seni bulacağımı bileceğim.... Ömer Seydi Ekinci |
YAKAMOZ Bir yaz akşamı,içimde hüzün,kalbimde yara. Yine mutsuz yine çaresiz ve yalnızım. Derman yağmur olsa bulutlar düşmez üstüme. Ümitlerim nehir olsa,çağlayanlar önüne bend çeker. Hislerim paramparça,duygularım karmakarışık,şaşkınım. Elimde gitarım,serpilmiş kumsallara kimlere çalarım. Her teline vurduğumda ayrı bi anı ayrı bi hüzün. Yıldızlara bakıyorum iç çekerek,umutlar ordamı gizli. Küskün gibiydiler,bir doğup bi kayboluyor,gizemliydi. Gitarımdan çıkan herses hançer gibi yüreklerindeydi. sislerinden düşen her damla,deryalarla kucaklaşır. Ay tüm kudretiyle bedenini gösterir ,nurunu saçar kalplere. Deniz çarşaf gibi uyuyor mışıl mışıl. Bir çocuk gibi dans ediyor bazen hüzün çöküyor yakamoz. Senmisin yüreklere derman olan kalplere huzur dağıtan yakamoz. Yoksa sendemi hüzünlüsün,senidemi vurdular yakamoz. Ben çok sevdim ,çok ağladım yakamoz. Hiç uzmedim,hiç yıkmadım hep yıkıldım be yakamoz. Bakma ağlamadığıma göz pınarım kurudu yakamoz. Terkedildim,hiç umursanmadım umutsuz çöllere itildim yakamoz. Uyumadım hayal ettim,durmadan dinlenmeden,koştum aradım. Yüreğimi verdim sevgimi verdim,yine boş yakamoz. Bana hiç inanmadı ,alay etti,hiç sızlamadı yüreği yakamoz. Sen neden ağlıyorsun ,sendemi kederlisin,yoksa banamı yanıyosun. Sana ihtiyacım var yakamoz tut ellerimi bırakma. geliyorum doruklarına ,işte yanıdayım artık sen varsın yakamoz. Gün ışığı parlıyor deryalara,kumsallar ışıl ışıl. Gitarımın üstünde kumlar dans ediyor. Anılarım şiirlerim rüzgar son kez karıştırıyor. Martılar şarkılar soyluyor yani umutlara süzülüyor. Balıkçılar bir yaşam mucadelesi kısmet arıyor. Kısmet deilmiş ağlarında sadece , ümitsiz bir aşık. Son isteğim bedenim toprağın,göğsümü yarın kalbim onun. ismail Akman |
Yalnızlık çiçek açtı içimizde Büyüdü korkulu zamanlar. Açılan gül,düşen yıldız büyüdü. Büyüdü toprağın,suyun,böceğin,sükutu. Dalda yaprağın sarısı büyüdü,kökte susuzluk... Büyüdü tohumda sancı,karanlıkta gece. Çocuğun gözlerinde büyüdü uykusuzluk. Büyüdü yolların tenhalığı,yürekte aşk... Ve yalnızlık çiçek açtı içimizde... Nurettin Özdemir |
Gün ışığına söyle Boğamaz içimin karanlığını, Hep yağmurun sesine karışır, Hüzün dolu bir şarkı. Ve hep bir şeyler eksik kalır, Sende ben, Bende sen... Umutsuzca özleriz birbirimizi.... Gün ışığına söyle Gökyüzü çılgın mavileri de bilir. Atamadıkça birbirimizi yüreğimizden Ve vurdukça yüreğimiz birbirimizi Sokakları sarmışken yağmur bulutları O çılgın bir mavi yüreğimizde dururken, Gülüşlerim çok uzaklarda kalır. İçimdeki tamtamlar ayrılık çığlıkları atar, Ama bu hayattan çalınmış zamanlar. Bizi yine ayıramazlar. Gün ışığına söyle Vedalar kavuşmak içindir, Bir yanılgı, Bir saçmalık, Bir pişmanlık değil, Bu bir sevgi, Belki ölümsüz de değil. Her şeyimizi kaybettiğimiz bu hayatta. Hep bir şeyler eksik kalacak bil... Bende sen, Sende ben... Bu yaşadığımız dayanılmaz hasret, Ayrılık değil... -Ayrılık Gözyaşına Sığmaz isimli kitabından Ahmet Beltekin |
Adi Yalnizlik Gölgen gibidir yalnizlik Gecenin issizligi karanligi gibi bos ve soguk Sarilirsin ararsin tutamazsin Yoktur çaresi Adi yalnizlik Yazilmistir bir kere Yigit olsan da büker bilegi Cesur olsan da sizlatir yüregi Içindedir sevgi, insanin tek dilegi Atesten gömlek misali Sevgi Sevgi Sevgi Murat Ince |
Yalın, Yalan, Yalnız Dünü ifade etmek yalın Seni ifade etmek yalan Bugünü anlatmak hüzün ve hıçkırıkla. Hıçkırıkla yarın yalın, yalan ve yalnızlık. Sen sonbaharım, baharımda.. Ben yalan. Yalnızlığım, yalın Sen yalan Kurumuş yaprak oldu hüznüm Rüzgarda ağır ağır yalpalanan. Veda ettiğim sen, baharım yalnız ve yalın.. Arslan Öztürkmen |
Vurun Yalnizliga Yalnizlik öldürdü beni Isigini gözlerimin önce Yüregimin sevincini Yalnizlik askimi hevesimi Gücümü kuvvetimi Gözgöze geldigim Bütün karanlik pencerelerde Yalnizligin gözleri Sokaga çikan Eve dönen Yillardir yalnizlikti benimle Her kis gecesi saat yedide Yalnizlikti esen Konak önünde Yalnizlikti oturmus meyhanede Bekleyen beni Gülmek istemiyorsam Konusmak istemiyorsam Sevismek istemiyorsam Yalnizlik sebebi Kimildasam Degistirsem yerimi Itsem elimin tersiyle Gider gene gelirdi Bir gün girerseniz odama Cansiz uzanmis bulursaniz beni Bakin basucuma Bakin dört duvara Yalnizlik orda Sizinle nefes nefese Sizinle burun buruna Uzanmis yanibasimda yataga Geçmis masama Saymayin güldüklerimi Saymayin sevdiklerimi Bilin doymadim ben Ne aska ne dostluga Vurun yalnizliga Necati Cumalı |
Resmim için Toprakta gezen gölgeme toprak çekilinçe, Günler şu heyulayı da, er geç, silecektir. Rahmetle anılmak,ebediyet budur amma, Sessiz yaşadım,kim beni,nerden bilecektir? Mehmet Akif Ersoy |
Aşkı doğuran şey nedir; O yakınlığı, iki can arasında? Ve kopuş ne zaman baslar? Ne zaman biter bir sevda? Bir kurt gibi içten içe Gelişip büyür çürüme Bir an gelir ki aynı mekandasınızdır Ayrı duygusal zamanlarda Ataol Behramoğlu |
GEL KENDİNİ ÖZLETMEDEN Sabahın ilk ve en güzel saatlerinde uyanmıştı. Yanında yatan ve horlayarak uyuyan adama baktı iğrenerek. Nasıl evlenmişti bu adamla, nasıl düşmüştü bu hataya. Dün gece yine eve sarhoş gelmişti kocası. Leş gibi alkol kokan vücudunu genç kadının yanına uzatıp yatmış ve sızmıştı. Kocası bir psikologdu fakat kendi psikolojisini bir türlü düzeltemiyordu. Hırçın, pervasız, alkol bağımlısı bir adamdı. Genç kadın sessizce yataktan süzülüp banyoya gitti. Aynada gördüğü yüzüne bakınca içi ezildi. Çökmüştü adeta, eski güzelliğinden eser kalmamıştı. Aynadaki yansımasını izlerken dalıp gitti uzaklara. Tüm suç kendisine aitti, bu yolu kendi seçmiş, bu sonu kendi hazırlamıştı. Tıp fakültesinde okuduğu yıllarda bir gençle tanışmıştı. Aynı üniversitenin tiyatro bölümünde okuyan bu genç çevresinde çok seviliyor tüm kız öğrencilerin dikkatini çekiyordu. Yakışıklı, espritüel ve çekici olması kızların rüyalarını süslemesi için geçerli bir sebepti. Ama o genç adam sadece o nu aldı rüyalarına. Bir arkadaş toplantısında tanıştılar ve sevdiler birbirlerini. Flörtleri tutkulu bir aşka dönüştüğünde okulları bitmek üzereydi. Genç kız birkaç ay sonra doktor olacaktı, sevdiği adam ise tiyatro oyuncusu. Aşkları üniversitede bir destan misali anlatılıyor, Leyla ile mecnun sevdaları unutulmuş sadece onların aşkı konuşuluyordu. Çok geçmeden diplomalarını alıp mezun olduklarında ayrılıklarını başlatan olaylar zinciri start vermişti. Genç kızın tayini ülkenin bir ucunda bir sağlık ocağına çıkmış, sevdiği adam ise hayallerini gerçekleştirmek üzere yurt dışına çıkmıştı. Bağlarını hiç kopartmadılar, sevdalarını yollara ezdirmeden devam ettirdiler. Hasretle geçen birkaç yıldan sonra tekrar buluştular başkentte. Genç adam sevdiği kadına her kadına nasip olmayacak şekilde evlenme teklif ettiğinde genç adeta bulutlara uçuyordu. Olaya ailelere intikal ettiğinde ise ayrılık bombasının fitili ateşleniyordu. Genç kızın babası ülkenin önde gelen tıp adamlarından biriydi ve kızının bir tıp adamıyla evlenmesinden yanaydı. Fakat genç kız kararlılığını devam ettiriyor sevdiği adamla evlenme isteğinden vazgeçmiyordu. Ailenin en sevdiği ferdi olan halası bir akşam yemeğe davet etti genç kızı. Yemek sonrası halasıyla yaptığı sohbet yılların birikimi sevdalarını yok etmeye yetmişti. Kariyerini düşünmeliydi, macerayla yaşanacak bir ülkede değillerdi ve hayat zordu. Ve kaçınılmaz son gerçekleşmiş ailesinin çabaları Muaffak olmuştu. Sevdiği adamın evlenme teklifini reddederek yakın aile dostlarından birinin oğlu olan psikolog doktorla evlenmeyi kabul etmişti. Evlendikleri günden bu yana geçen beş yılda her gün pişman oldu verdiği karara. Ama iş işten geçmişti artık. Sevdiği adam yurt dışında önemli bir sanat adamı olmuş, ülkeye her geliş gidişi basında yer bulmuştu. Genç kadın ise kocasının alkol problemleri yüzünden cehennem hayatı yaşamış ve sevdiği adamın hasretiyle yaşamıştı. Aynada yansıyan gözlerine bakarak birkaç kelimelik bir cümle döküldü dudaklarından ‘’ seni bir kez görebilsem; öyle özledim ki seni; gel kendini özletmeden’’ Birden irkilerek saate baktı, hastaneye geç kalmıştı. Bu gece acil serviste nöbeti vardı. Önce vizite yapıp yatan hastalarını kontrol edecek akşam ise acil serviste yorucu bir gece yaşayacaktı. Koşar adımlarla çıktı evden. Hastaneye varana kadar sevdiği adamı düşündü. Özlemişti ve küllenen aşkı evliliği kötü gittikçe alevleniyordu. Keşke şuan yatak odasında yatan kocasının yerinde sevdiği adam olsaydı, hayat bu kadar çekilmez olmazdı belki. Hastaneye varır varmaz işe koyuldu. Akşama kadar yatan hastalarını ziyaret etti, onların sıkıntılarını gidermeye çalıştı. Akşam yemeğinden sonra acil servise indi. İçinden bir ses sakin bir gece olacak diyordu. Düşündüğü gibi oldu. Sabahın üçüne kadar fazla bir yoğunluk olmadı. Bir trafik kazası yaralısı ile iki kalp krizi vakası gelmişti. Diğerleri ise ufak tefek olaylardı. Sakin bir gecede olsa yorulmuştu. Kahve makinesinden aldığı bir bardak kahveyle dinlenme odasına gitti. Uyumak istese de aklındaki düşünceler buna müsaade etmiyordu. Nöbetlerin en sevdiği tarafı kocasından uzak kalıyor olasıydı. Dinlenmeye çekildiğinde pişmanlıklarını özgürce yaşayabiliyor, kendi acısıyla kendi yarasını tedavi ediyordu. Yine öyle oldu; sıcak kahvenin buharını izlerken yine daldı gitti uzaklara. Sevdiği adamı düşündü yeniden,şu an neredeydi acaba, evlenmiş miydi, unutabilmiş miydi sevdalarını. Belli belirsiz hayaller ve düşünceler arasında uyuklamaya başladığı anda dudaklarından belli belirsiz bir cümle döküldü; ‘’ gel kendini özletmeden ‘’ Sıçrayarak uyandığında kapı sertçe vuruluyor herkes ona sesleniyordu. Trafik kazasında yaralanmış birini getirmişlerdi ve durumu ağırdı. Kazanın şiddetinden göğüs kafesi parçalanan hastayı gördüğünde kanının donduğunu hissetti. Kırılan kaburgaların akciğerleri parçaladığı belliydi. Genç kadın yüzü kan içindeki hastanın dudaklarındaki gülümsemeyi gördüğünde belki de hayatının en büyük şokunu yaşıyordu. Sevdiği adam önündeki sedyede kanlar içinde yatıyor ve son nefesini vermek üzereyken bile ona sevgi dolu gözlerle bakıyordu. Günün başladığı andan itibaren hasretinin acısıyla sarsıldığı genç adam şuan önündeki sedyede son nefesini vermeye çalışıyordu. Genç adam son bir hamleyle kanlı ellerini sevdiği kadına uzattı. Genç kadın şok halinde tuttu sevdiği adamın elini. Genç adam kendine doğru çekti genç kadını ve nefes borusundaki son nefesini verirken küçük bir cümleyle veda etti. ‘’ sana geldim sevgilim |
| Saat: 21:57 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık