![]() |
Rus Askeri Çeçenistan'da savaşan bir rus Rusya'ya geri döndüğünde bir berbere gider. Berber ona nerede askerlik yaptığını sorar ve oda çeçenistan'da der. Berber tıraşa devam ederken 5 dk. kadar sonra yine nerede askerlik yapmıştınız diye sorar. Asker berber herhalde unutkan biri diye yine çeçenistan'da diye cevap verir. 5 dk. kadar sonra berber yine ya siz askerliği nerede yapmıştınız diye sorunca rus asker kızar ve sana 3. Kez çeçenistan'da diyorum ya diye kızarak cevap verir ve niçin ikide bir bunu kendisine sorduğunu sorar. Berber bunun üzerine şu cevabi verir: Ben ne zaman bu soruyu sorsam ve sende ne zaman çeçenistan diye cevap versen saçların diken gibi oluyor ve kesmesi daha rahat oluyor. |
insanca bakmak... )))) Vietnam'da "Zayiat" vermek istemeyen bir Amerikan generali "temizlik" harekâtında alması gereken bir köyü taş taş üstünde kalmayana kadar bombalatır. Özel birlikler köyü sarar ve tek tek evleri arayıp "temiz" raporunu verip, "alındı" listesine bir yenisini ekleyip tam köyden ayrılırken, arkalarından tek bir el ateş edilir. Yine inanılmaz bir bombardıman başlar. Mantar gibi yükselen alev topları, makinelilerin sinir bozucu sesi ve arkasından korkunç bir ölüm sessizliği. Yine özel timler her bir deliği ararlar ve döküntülerin arasında bir deri bir kemik Vietnamlı bir çocuğu elinde bir tüfekle bulurlar. Çocuğu doğrudan generalin önüne getirirler. General çocuğu görünce çok etkilenir. Kimseleri görmeden bombalar yağdırmaya benzemez karşılıklı ilişki. Generalin sağ gözü takmadır. Üstelik de hayli belirgin bir protez. Çocuğa dönüp: - Bak sana bir şans vereceğim. Hangi gözümün gerçek olduğunu bil, seni kurşuna dizilmekten kurtarayım. Çocuk bir an generalin yüzüne bakar ve; - Sağ gözün gerçek! General şaşırır; - Nasıl olur, sağ gözüm takma, niye böyle dedin ki? Çocuk; - O daha insanca bakıyordu... |
ABD'de fikir ozgurlugu George Bush bir ilkokula ziyarete gider. Sinifin birinde yaptigi konusmadan sonra cocuklara soru sorabilmeleri icin imkan tanir. Parmak kaldiran Bob der ki "Sayin baskan 3 sorum var " 1 Nicin Amerika BM'nin onayi olmadan Irak'a girdi? 2 Siz rakibiniz Kerry'den daha az oy aldiginiz halde nasil oldu da baskan secildiniz? 3 Afganistan'a asker gonderdiniz Usame bin Ladin'e ne oldu? Kucuk Bob'un sordugu sorular biter bitmez teneffus zili calar, Bush "teneffusten sonra devam ederiz" der hep birlikte teneffuse cikilir. Sinifa geri donuldukten sonra Bush "Nerde kalmistik? Evet..sorular kisminda kalmistik.. devam edelim" der. Siniftaki baska bir ogrenci parmak kaldirir. Bush sorar: "Adin ne bakalim ufaklik?" "Steve" "Senin sorun ne bakalim Steve?" "Benim 5 sorum var sayin baskan: 1 Nicin Amerika, BM'nin onayi olmadan Irak'a girdi? 2 Siz rakibiniz Kerry'den daha az oy aldiginiz halde nasil oldu da baskan secildiniz? 3 Afganistan'a asker gonderdiniz Usame bin Ladin'e ne oldu? 4 Teneffus zili nicin 20 dakika erken caldi? 5 Bob nereye kayboldu?" |
LİSTE Adamın birini kuduz kö pek ısırmış. Ama adam çok vurdumduymaz olduğu için, bugün iğne olurum, yarın iğ ne olurum derken iş işten geçmiş. Doktora başvurup da kuduz olduğu gerçeğini anlayınca hemen bir kağıt kalem isteyip uzun uzun bir şeyler karalamaya başlamış. Doktor uzun süre beklemiş, bir ara dayanamayıp hayretle sormuş." * Vasiyetnameniz bu kadar uzun mu? * Vasiyetname hazırladığımı söyleyen kim doktor? Ben ısıracağım siyasilerin listesini yapıyorum! demiş. |
LAZIN BEBEĞİ Lazın teki Ankara'da bir barda içerken cep telefonu çaldı,telefonunu açtı,bir o kulağına bir bu kulağına götürürken sevinçle bardaki herkese içki ısmarladı. Sonra da çevresindekilere karısının 15 kg lık tipik bir laz bebeği doğurduğunu söyledi. Bardaki hiç kimse bir bebeğin 15 kg. gelebileceğine inanmadı Fakat laz inat etti. - Dediğim gibi,bizim oralarda ortalama bebek kilosu budur,benimki de tipik bir laz bebeği! Dört bir yandan tebrikler yağdı; bardaki herkes lazı kutladı.. İki hafta sonra laz tekrar bara uğradı. Barmen adamı tanıdı ve sordu - sen şu 15 kg doğan bebeğin babası değil misin? Herkes bebeğin iki haftada kaç kilo olduğunu merak ediyor. Söyle bize, bebek kaç kilo? Baba gururla yanıtladı, - 10 kg. Barmen şaşırmış ve meraklanmıştı - Ne oldu? Doğduğu gün zaten 15 kg.dı. Laz baba içkisini başına dikti, ıslak dudaklarını koluna sildi ve barmene doğru eğildi, gururla yanıtladı....... - Sünnet ettirdim. |
İPE UN SERMEK Nasreddin Hoca, münasebetsiz kom şusunun hemen her gün olur olmaz şeyler istemesinden bıkmış. Komşu bir gün çamaşır ipi isteyince: * Veremem, demiş. İpe un serdim. * Aman Hoca, ipe un serilir mi? * Adamın vermeye niyeti olmazsa ipe un serer... |
Turkiye'de Internet Servis elemanlarinin musteriler ile yaptigi > konusmalardan alintilar: > > 1. - Siyah ekran cikti efendim... > - Yazin kullanici adinizi. > - Yazdim. > - Parolanizi da girin. > - Tamam. > - Garip karakterler akmaya basladiginda klavyeden F7e basin. > - Elimle mi? > - Eee, siz bilirsiniz. > > 2. - Ben bir imac kullanicisiyim. > - Buyrun hanfendi, sorun neydi? > - Benim CD surucumden iceri sinek girdi. > - Anlayamadim efendim. > - imacime sinek kacti. > - Peki ben telefondan ne yapabilirim sizce? > - Ama goruyorum, yuruyo icerde. > - Bocek ilaci falan sikin > isterseniz... > - Bi sey olmaz mi? > - Bilmem, aslinda biz imace destek vermiyoruz pek, PC olsaydi > yardimci olabilirdim. > > 3.Benim buyuk bir sorunum var, siz acaba eve hizmet > veriyormusunuz? > - Eeoo, hayir? Burdan yardimci olmaya calisayim... > - Ben Internete girmeye calisinca bilgisayardan acayip sesler > geliyor. > - Ne yaptiginizda geliyor o sesler? > - Baglan diyorum, telefon sesi geliyor, sonrada ciyakliyor. > - O modem sesidir efendim, o ses sizin modeminiz ve Turk.net > modemi > arasinda bir baglanti kuruldugu... (Sozumu keser) > - Yok yok, bozuk bu, siz iptal etmiim diye oyle diyosunuz...Benim > hesabimi siler misiniz? > - Fakat bu > bir sorun degildir, buherkesin bilgis... (Yine sozumu keser) > - Ne yani, herkesin bilgisayari gazi olan bebe gibi viyakliyor > mu, > kimi kandiriyorsunuz Allahaskina... Dolandiricilar... > > 4. Efendim sizin modemler bana kufrediyo. > - Anlayamadim efendim. > - Bunda anlayamayacak ne var, resmen kufrediyolar iste. > - Emin misiniz? > - Buyrun dinleyin (telefonu cevirme sesi, calan telefon sesi, > pesinden > ana avrat > kufur). > - Ee siz hangi numarayi aramistiniz bi kontrol edelim. > - 344 26 16. > - Bu sizin numaraniz mi? > - Hayir, aradigim numara. > - Beyefendi, o bizim numaramiz degil bir ev numarasi. > - Ben 10 gundur bu numaradan baglanmaya calisiyorum ama... > - O zaman dogaldir kufretmesi. > > 5.- Benim sayfalarim gelmiyo. > - su an yurtdisi cikisimizi saglayan uydudan kaynaklanan bir > sorun var > efendim. > - Bi ilgileniverseydiniz siz. > - Sey, uydu uzayda efendim. > - Haa tamam o zaman. > > 6. - Benim kredi kartimdan para cekilmis. > - Aylik hesap miydi? > - Evet. > - O zaman her ay basinda para cekilir efendim. > - Hani sinirsizdi lan bu... > > 7. > - Iyi aksamlar, bilmem ne net. > - Iyi aksamlar birader, ben tam olarak 26 dakika 36 saniyedir > Internete > bagliyim ve haalaaaa hi*bir sey gelmiyor, daha ne kadar beklemem > lazim acaba? > (sinirli bir ton) > - Gelmiyor derken sayfalar mi acilmiyor beyfendi? > - Hayir kardesim, hicbir sey olmuyor. Iste bak 27 dakka 53 saniye > oldu, hala yok. > - Internet exploreri actiniz mi > beyfendi? > - Nasil yani? > - Himm beyfendi, Internete girdikten sonra Internet explorer yada > Netscape programini calistirarak web sayfalarini gezmeye > baslamaniz lazim. > - Alala, Internete girince kendi baglamiyo yani. > > 8. - Sanirim makinam kilitlendi. > - Simdi soyle yapalim, ctrl-alt-delete. > - Hepsine ayni anda mi? > - Evet. > - Ama parmaklarim yetmiyo? > - Bakin once ctrlye sol elinizinbasparmagiyla, sonra sag elinizin > basparmagiyla alt-grye, sonra da sag elin isaret parmagiyla > delete tusuna basiyorsunuz. > - ctrlye bastim, alt tusuna da simdi. > - Deletee basicaksiniz. > - ctrlden elimi cekeyim mi? > - Hayir efendim. > - Peki alt-grden? > - Hayir efendim dedim ya, hepsine ayni anda basiyo olmaniz > gerekiyo. > - Daha kolay bir yolu yok > mu? > - Var efendim, makinada reset yazan yere basin. > - Nerede o? > - Isterseniz ctrl alt delete'I deneyelim,basmaniz gerek, sadece > bir tus kaldi. > - Tamam fisini cektim. > - Peki... > > 9. - Iyi aksamlar. > - Iyisi falan kalmadi beyfendi! Sinirden kopuruyorum, derhal > iptal edin hesabimi! > - Buyrun, problem nedir hanimefendi? > - Bakin, birkac gundur sizden aldigim paketle Internete > giriyorum, > bu arada arkadaslarim surekli telefonumun mesgul oldugundan > sikayet > ediyolar onceleri anlayamadim, sonra saatlere bakinca, ne > zamansizin > hesabinizi kullansam telefonumun mesgul oldugunu anladim!!! > - Bu cok dogal > hanimefendi, cunku modeminiz telefonunuzu kullaniyor > baglantiyi saglayabilmek icin, bizimle bir ilgisi yok bunun, butun > baglantilarda ayni sey olur, hatta olmasi gereken de budur. > - Yok kardesim yok, siz benim Internette > olmamdan faydalanip > telefon hattimi kullaniyosunuz. > - Oyle bi sey teknik olarak mumkun diil zaten hanimefendi, > lutf... > - Iptal edin dedim, sorun cikarmadan iptal edin, ben de bu isi > buyutmeden kapatiyim, yoksa kotu olacak sizin icin. > - Hanimefendi siz bilirsiniz, fakat... |
Parasitçü Temel Temel Nato da havaci olarak askerligini yapiyormus. Komutan askerlere parasütle nasil atlanacagini ögretmis. - "Uçaktan atlayinca birinci ipi çekeceksiniz. Parasüt açilmaz ise ikinci ipi çekeceksiniz. Yine açilmadi, o zaman Meryem Ana ya dua edeceksiniz." Temel uçaktan atlar. Birinci ipi çeker parasüt açilmaz, ikinci ipi çeker yine açilmaz. O sırada yere yavas yavas süzülen komutaninin yanindan geçerken sorar: - "Komutanim, komutanim.. O karinin adi neydi ?" 4 - Banka Soygunu Temel ile Dursun Amerika da yasarlarken paralari bitmis ve bir banka soymayi kafalarina koymuslar. Gece yarisi olmus, Dursun ve Temel kapilari açip içeride kasalari aramaya koyulmuslar. Temel bir kasa görmüş, açmislar ve içinden bir kase muhallebi çikmis. E bu kadar ugrastik bosa gitmesin demisler ve bunu Temel afiyetle yemis. Daha sonra bir kasa daha görmüsler ve onu da açmislar bir kase muhallebi daha. Bunu da Dursun yemis. Tabii ikisi de sasirmis koca bankada nasil para olmaz diye ve orayi terk etmisler. Ertesi gün gazetelerde manset : "Dünyanin en büyük Sperm Bankasi soyuldu!.. |
Mafya Babasi ve Adamlari Bir mafya babasinin evli bir kadinla iliskisi varmis. Kadinin evine giderken adamlarina demis ki : - Ben içeriye girdikten sonra hemen büyük bir bez ayarlayin ve pencerenin altinda açin... Kadinin kocasi gelirse pencereden atlayacagim... Adamlari patronlarini bu istegini hemen yerine getireceklerini söylemisler. Mafya babasi kadinin evine girmis, tam soyunmusken kapi çalmis ve bizimki kendini camdan atmis. Kadin gidip kapiyi acmis, karsisinda patronun adamlarindan biri... Adam patronunun dedigini yapamamanin verdigi utançla söyle diyor : -Patrona soylermisiniz hala bez bulamadik... Acaip Bir Durum Adam arkadaslarina heyecanli heyecanli birseyler anlatmaktadir, - Çok acayip bir sey oldu arkadaslar, dün gece kapiyi çaldim, karanlikta açani hizmetçi kiz zannedip öptüm. Meger karim degil miymis? - Eee, ne olmus yani? -Daha ne olsunyahu? Karimi öperken karim; "Dikkat et sevgilim, kocam her an gelebilir, diye fisildadi... Hata Edersin Delikanli kompartimanda karsisinda oturan genç ve güzel kadindan gözlerini bir türlü ayiramiyordu. Kadinin kucaginda güzel bir köpek vardi. Delikanli bir ara : - Ah, kucaginizdaki köpegin yerinde olmayi ne kadar isterdim, kimbilir ne kadar mutlu olurdum... der. Kadin delikanliya alayli bir sekilde bakip cevaplar : - Hata edersiniz. Çünkü köpegimi hadim ettirmek üzere baytara götürüyorum!.. Rontgen Mütehassisi Kadin gögsünden rahatsizmis ve bir röntgen mütehassisina gitmis. Doktor :******N lütfen... Kadin : Beyefendi ben utanirim isiklari kapatabilir misiniz acaba? Doktor isiklari kapatmis, Kadin : Doktor bey elbiselerimi nereye koyabilirim?.. Doktor : Benimkilerin üzerine... Teselli Sosyetede son derece çapkin olarak taninmisti. Birgün yine çapkinlik yaptigi sirada ölüverdi. Bütün tanidiklari karisini teselliye geldiler. Içlerinden biri; - Üzüntünün derecesini anliyorum. Ama senin için iyi bir teselli tarafi var. En azindan geceyi nerede geçirdigini biliyorsun artik... Yaris Ati Kocasinin ceplerini karistirirken bir kagit parçasi buldu. Üzerinde Leyla yaziyordu, bir de telefon numarasi vardi. Aksam, kagidi göstererek sordu : - Bu kimin numarasi? - Aa, bilmiyor musun, ünlü yaris ati bu. Bu hafta ona oynadim. Ongün sonra koca eve dönünce, karisi : - O ünlü yaris ati Leyla var ya dedi. Iste o aradi seni... Melekler Uçar mi? Anne kiz konusmaktadir. Küçük kiz annesine sorar : - Anne melekler uçar mi? - Uçar. - Bütün melekler mi? - Evet. - Peki bizim hizmetçi kiz neden uçmuyor? Annesi sasirir : - Hizmetçi neden uçacakmis kizim? - Babam konusurken ona hep "Melegim!" diyor da. Anne öfkeyle firlar : - Ya öyle mi, o halde az sonra hemen uçar... Manikürcü Adam, lüks erkek kuaföründe oturmuş bir yandan sakal traşı yapılırken bir yandan da elleri manikürlenmektedir. Manikürü yapan sarışın fıstık adamın ilgisini çekmekte gecikmez - Güzelim,bu gece benimle çıkmaya ne dersin? Kız gülümser: - Özür dilerim ama ben evliyim. - Boşversene, seninkine telefon et bu gece işin çıktığını, eve gelemeyeceğini söyle!.. Kız cevabı yapıştırır: - İstersen sen söyle, şu anda seni traş ediyor... |
Valla Kesecamm Köyün delisi minarenin tepesine çıkmış. Tüm millet bir araya gelsede bunu aşağı indirememişler. -Lo, sana iyi bir yemek yaparız... -I-ıh, diye baş sallamış deli. -Seni gezmeye götürürüz. Hadi in aşağı! -I-ıh... -Sana tatlılar yaparız! -I-ıh... Bakmışlar olacak gibi değil, içlerinden biri: -Delinin halinden deli ve dilinden de o anlar, demiş. Şu yan köyün de bir delisi var. Gidip hele onu getirelim. Dedikleri gibi olmuş. Varıp diğer köyün delisini getirmişler ve minaredekini göstermişler. Ne yap et, onu aşağı indir demişler. Komşu deli şöyle bir yukarı bakmış ve: -ÖMER, diye bağırmış. Tepede ki kendine bakınca, ULA TANIDIN MI BENİ? diye sormuş. Onun hı-hı dediğini duyunca cebinden ufak bir çakı çıkarıp bunu ona göstermiş. ULA GÖRİMİSEN BUNU? -Hı-hı... -NEDİR LEN BU ELİMDE Kİ? -Bıçak. -ULA İNECEKHSAN İN AŞAĞI, YOKSA VALLA MİNAREYİ KESECAAAM -Tamam, tamam. Kesme sakın... hemen iniyom. |
KOMİK FIKRALAR TEMEL VE MAYMUN Nasa uzay üssünde yeni bir deneme yapılıyormuş. Gönüllü başvuranlar arasından Temel, astronot adayı olarak seçilmiş. Ön elemede oldukça sıkı testleri geçen Temel; 3 aylik ikinci bir eğitim ile iyi bir astronot olabilmiş. Beklenen an gelmiş ve Temel bir maymunla birlikte uzay mekiğine binerek havalanmış. Atmosfer aşıldıktan sonra Temel'in ilk işi; kendisine sıkı sıkıya söylenildiği gibi zarfları açıp maymunun ve kendisinin görev kartlarını okumak olmuş. Maymunun görevleri: "Yerküre ile bağlantıyı sürekli kontrol altında tutmak; her 2 saatte bir yörüngedeki sapmaları ayarlamak; füze içindeki hava basıncı, ısı, iletkenlik değerlerini aşağıya bildirmek; yakıt harcamasını ve motorların sırasını belirlemek..." diye devam ederken; okumaktan sıkılan Temel, kendi görev kartını açmış : "Maymunu iyi besle!" --------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- ETMEZSEN ETME Adamın biri, bir gün ağacın altında namaz kılıyormuş. Ağaçta bulunan başka biri de onu izliyormuş. Namazını bitiren adam daha sonra namazının kabul olması için Allah'a dua etmeye başlamış. - "Allahım sen namazımı kabul et." Ağaçtaki adam: - "Etmem", diye cevap vermiş. Adam şaşırmış. Tekrarlamış: - "Allahım sen kıldığım namazı kabul et." - "Etmem." Adamın şaşkınlığı iyice artmış. Yine: - "Allahım sen namazımı kabul et", demiş. Ağaçtaki adam tekrar: - "Etmem", deyince adam sinirlenmiş. - "Etmezsen etme. Zaten abdestsiz kılmıştım." --------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- KARNE Baba, ortaokul üçüncü sınıfa giden oğlunun elinde karneyle salona girdiğini görür. "Allah allah, dönem ne çabuk bitmiş..." diye düşünür ve oğluna seslenir: -"Getir bakayım şu karneyi!" -"Al baba..." Adam karneye bir bakar ki, beden eğitimi ve resim dışındaki tüm dersler zayıf. -"Bir dediğini iki etmiyoruz, bilgisayar dedin, bilgisayar aldık, ingilizce kursu dedin ingilizce kursuna gönderdik, gitar kursu, müzik aletleri, ne istersen yapıyoruz. Kız arkadaş uğruna harcadığın çiçek parasının haddi hesabı yok. Ne bu notların hali, rezil şey!" -"Baba... O benim karnem değil ki, senin kitaplarını karıştırıyordum, birinin arasında karnelerinden birini bulmuştum..." --------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- Dile benden ne dilersen Temel, Dursun'a arabasının öyküsünü anlatıyordu : -"Bir gün otostop yapıyordum ki önümde, bu arabayla, mini etekli güzel bir bayan durdu ve beni arabasına aldı. Bir süre gittikten sonra kadın arabayı kuytu bir köşeye çekti. Mini eteğini iyice yukarı çekip, dudaklarını ıslattı ve "Benden ne istersen alabilirsin" dedi, ben de arabasını aldım." Dursun : -"iyi etmişsin Temel, zaten mini etek sana hiç yakışmazdı!." --------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- |
BİTMEMİŞ SENFONİ Bu da bir bakıs açısı tabii....? BITMEYEN SENFONİ * Bir kültür vakfinca kurulan senfoni orkestrasının da yönetim kurulu başkani olan bir sanayi kurulşunun genel müdürü o ayin konseri Schubert'in "Bitmemis Senfonisi"ne gidememesi üzerine konser davetiyesini şirketin verimlilik uzmanina verir ve ondan kendi yerine gitmesini ister. Ertesi hafta, verimlilik uzmanından teşekkür yerine bir "değerlendirme raporu" alır. Rapor şöyledir : Sayın Genel Müdürüm, isteginiz üzere konsere gitmiş ve aşağıdaki hususlari tespit etmiş bulunuyorum. Bilgilerinize sunulur : 1 - Dört obuacı konserin önemli bir süresinde boş oturmuşlardir. Bunların sayısının azaltılmasi ve diğerlerinin konsere daha çok katkısının sağlanması yerinde olur. 2 - 0niki viyolinci ayni zamanda ayni hareketleri yapmakta ve ayni notalari seslendirmektedirler. Burada da personel tasarrufunun sağlanmasi gerekmektedir. 3 - Özellikle, onaltılık notalarin çalınması büyük ziyandir. Çünkü izleyiciler, sekizlik notalarla onaltılıklar arasindaki farkı anlar görünmemektedirler. Dolayisiyla sekizlik notalarla eser icra edilerek yüksek ücretli viyolin ustaları yerine stajyerlerin kullanilması sağlanabilir. Böylece maliyetler önemli ölçüde aşaği çekilebilir. 4- Yaylı sazlarla işlenen pasajların, nefeslı sazlarla aynen tekrarının yol açtıgı gereksiz duplikasyonlar önlenebilir; buradan hareketle iki saatlik konserin 20 dakikaya indirilmesi mümkün olabilir . Son söz ; eger Schubert bütün bunlari dikkate almış olsaydı, senfoniyi bitirebilir ve senfoninin adı da bitmemiş değil, "Bitmiş Senfoni" olurdu. KARDEŞ Uzun yıllar Rusların egemenliği altında yaşayan ve sonunda bağımsız Polonya'nın ilk Cumhurbaşkanı olan ünlü piyanist Paderewski'ye sormuşlar: - Ruslara dost mu, yoksa kardeş gözüyle mi bakıyorsunuz? - Kardeş gözüyle tabii! İnsan dostlarını kendi seçer! |
https://www.msxlabs.org/forum/customprofilepics/profilepic150557_4.gif Karne http://www.fikralar.com/images/t_sagkose.gif http://www.fikralar.com/images/bir_piksel.gif Baba, ortaokul üçüncü sınıfa giden oğlunun elinde karneyle salona girdiğini görür. "Allah allah, dönem ne çabuk bitmiş..." diye düşünür ve oğluna seslenir: -"Getir bakayım şu karneyi!" -"Al baba..." Adam karneye bir bakar ki, beden eğitimi ve resim dışındaki tüm dersler zayıf. -"Bir dediğini iki etmiyoruz, bilgisayar dedin, bilgisayar aldık, ingilizce kursu dedin ingilizce kursuna gönderdik, gitar kursu, müzik aletleri, ne istersen yapıyoruz. Kız arkadaş uğruna harcadığın çiçek parasının haddi hesabı yok. Ne bu notların hali, rezil şey!" -"Baba... O benim karnem değil ki, senin kitaplarını karıştırıyordum, birinin arasında karnelerinden birini bulmuştum..." |
Bush'a Yardım Washington'un en kalabalık sokağında polis trafikte seyreden araçları tek tek durdurmaktadır , sıra bay john'a gelir polis memuru kafasını uzatır içeri ve bay john sorar; Ne oldu memur bey neden durdurdunuz. Polis;Usame bin Ladin başkan Bush'u kaçırdı eğer 1 saat içinde 100 milyar dolar vermezsek başkan Bush'u benzin döküp yakacaklarmış. Bizde araç sahiplerinden yardım topluyoruz. der. Bay John;Araç sahipleri ortalama ne kadar veriyor, der. Polis; Ortalama 4-5 litre... :)) |
AYNI YERDE Temel uzun zamandır gör mediği arkadaşı Cemal'le İstanbul'da karşılaşır: * Uşak nasilsun pakayum? * İyiyum... * Çocuklarun nasuldur? * Onlar da çok iyidur... — Ha karin nasuldur? Temel böyle sorunca Cemal'in birden yüzü deği şir... Temel arkadaşının karısının geçen yıl öldüğünü ha tırlayıp hemen şöyle der: — Yani aynı mezarda mi yatayii? |
Karın mı Devletin mi? Birgün bir amerikalı milletvekilini bir odaya almışlar ve sormuşlar: '-karınmı yoksa devletinmi.' amerikalı düşünmeden cevaplamış: '-devletim.' ordakiler: '-o zaman al şu tabancayı git yan odadaki karını vur.' adam sıkılmış terlemiş ve sonunda dayanamıyarak: '-yapamayacağım.' demiş. daha sonra bir türk milletvekilini aynı odaya almışlar.aynı soruyu sormuşlar: '-karınmı yoksa milletinmi?'. millet vekili hiç düşünmeden: '-devletim' demiş '-o zaman al şu tabancayı git yan odadaki karını vur.' odadan önce bir silah sesi sonra bir cam sesi gelmiş.çıkınca sormuşlar: '-ne oldu.' '-sizin verdiğiniz silah kurusıkı çıktı bende karıyı camdan aşağı attım. Temel birgün meyhanede dertli dertli içiyormus. Onu gören Dursun : - Ne bu hal, demis. Temel : - Bosver, demis. Dursun israr etmis, Temel dayanamamis ve baslamis anlatmaya: - Hani ben bir zaman Afrikaya gitmistim ayi avlamaya. Hatirladinmi? Bayagi da uzun kalmistim hatirlarsan... Avlanmak için günlerce gezindim ve sonunda buldum avlayacak bi ayi ama tam ates edecekken tüfek bozuldu. Ben de kaçarken uçurumdan asagi düstüm... - Eeeee, demis Dursun, Sonra... - Hertarafim kan revan içinde komaya girmisim. Sonra ayi beni yuvasina götürdü. Yaralarimi yaladi, balla, sütle besledi beni, iyilestikten sonra da bana tecavuz etti aylarca... - Buna mi üzülüyorsun, takma kafani ya bak bu kadar zaman gecti. Çoluk çocuga karistin, mutlu bir hayatin var, demis Durmus. Temel : - Bu da hayat mi be birader... O Afrikada ben burda ooof offf... ---------------------------------------------------------------------- TEMEL BIR YARISMAYA KATILIP KAZANIR, VE KENDISINE BIR KITAP HEDIYE EDILIR.KITABIN ADI DA DUZ MANTIK TIR. TEMEL HEDIYEYI ALIRKEN SORAR; -bu kitapta ne yaziyo? -okuyunca ogrenirsin... -ben onunla ugrasamam anlat bakiim sen bana? -ok bak simdi;senin evinde akvaryum var mi mesela_ -evet var... -o zaman icinde su da vardir? -evet var... -içinde su varsa balik da vardir... -evet var... -balik varsa hayvanlari da seviyosundur sen? -evet.... -hayvanlari seviyosan insanlari da seversin heralde? -evet -o zaman senin sevgilin de vardir? -evet var -yaşli gorunuyon o zaman senin karin vardir? -evet var.. -e karin olduguna gore de homoseksuel diilsindir? -evet... -bak gordun mu?... temel cok etkilenir! kitabi alir koltugunun altina eve dogru giderken dursun u gorur... dursun sorar; -temel o ne? -duz mantik kitabi! -nasi bisiy bu anlat bakiim... -bak simdi; -sizin evde akvaryum var mi? -yook! -o zaman sen i..nesin!! :] --------------------------------------------------------------- Temel ve iki mahkum daha , cezaevi yolundadir. Herbirine, hapiste gecirecekleri gunler icin bir esya getirilmesine izin verilmistir. Otobuste, biri digerine doner ve sorar: * Eeee sen ne getirdin ? Diger mahkum bir boya kutusu cikarir ve bununla her seyi boyayabilecegini soyler. Ikinci mahkum bir deste iskambil kagidi cikarir * Bunlarla poker oynayabilir, fal bakabilir veya herhangi bir kagit oyunu oynayabilirim. Temel'e merakla sorarlar: * Sen ne getirdin ? Temel bir kutu cikarir ve gulerek : * Bu *****leri getirdim. der. Diger iki mahkumun kafasi karismistir. Merakla sorarlar : * Bunlarla ne yapabilirsin ki ? Temel siritir ve elindeki kutuyu gostererek, * Kutuda yazdigina gore, bunlarla Ata binebilir, Yuzmeye gidebilir, hatta paten kayabilirmisim.. Medeniyet Gümrük kapısından bir İngiliz, bir Fransız, bir Türk geçmek için bekliyorlarmış. Gümrük görevlileri valizlerini kontrol etmeye başlamış. Önce İngiliz'in valizine bakmışlar. İçinden 7 adet don çıkmış. "Niye 7 tane?" diye İngiliz'e sormuşlar. O da "Haftanın yedi gün var. Hepsi için bir tane. Pazartesi, Salı, Çarşamba..." demiş. "Vay be! Helal olsun medeniyete, temizliğe bak adamlardaki." Sıra Fransız'ın valizine gelmiş. açmışlar bakmışlar 8 tane don. "7'yi anladık da niye 8?" diye sormuşlar. Fransız "Pazartesi, Salı, Çarşamba... Hergün için bir tane, bir tane de ne olur ne olmaz diye yedek aldım" demiş. "Vay be! Adamlardaki temizliğe medeniyete bak!" demiş görevliler. Sıra Temel'e gelince açmışlar bakmışlar tam 12 adet don. "Vay be! Ne varsa bizim insanımızda var. Şu medeniyete, şu temizliğe bak!" Sormuşlar "Neden 12 adet?" Bizimki cevap vermiş "Ocak, Şubat, Mart,......" Karadenizli Temel ile Adanalı Birol birlikte tatile çikarlar.Fethiye'de, Kelebekler Vadisi'nde kamp kurarlar. Geçen yıl kavga ettikleri hippiler de orada olduklari için biraz keyifleri kaçar ama pek umursamazlar. Tatillerinin ikinci gününün akşamı güzel bir yemek yiyip bir şişe de şarabı devirdikten sonra uykuya dalarlar. Birkaç saat sonra Birol uyanır ve Temel'i de dürtükleyip uyandırır. Temel uyku sersemidir; -"Ne oldu? Ne istisun?" -"Temelcigim. Yukarıya bak ve bana ne gördügünü söyle." Temel gökyüzüne bakar ve cevap verir: -"Ha punun içun mu uyandırdun benu?. Paktum işte. Milyonlarca yilduz görirum...Işil işil parliyan milyonlarca yilduz..." Birol tekrar sorar: -"Peki, bu sana neyi gösteriyor?" Artik iyice uykusu kacan Temel biraz düşünür ve feylezofca cevap verir: -"Teolojik olarak Allahun kudretinu ve kendu acizligimuzu corirum. Felsefi olarak, evrenun sonsuzlugunu ve onun karşisindaki onemsizliğimuzu corirum. Astironomik olarak galaksilerun, yilduzlarun, gezegenlerun varligini corirum. Meteorolojik olarak pucün havanun cok guzel olacaginu corirum. Yilduzlarun konumuna bakarak da gecenun köru ve saatin 3 oldugunu, penu lüzumsuz yere uyandirduğunu coruyorum...niye sordun punu pana? Ha sana neyi costerur?" Birol cevaplar: -"Ulan hıyar, çadırımızı çalmışlar..." YILIN FIKRASI... YILIIN FIKRASI Bir Amerikali, bir Ingiliz ve bir Irakli kahvede oturmus cay iciyorlar. Amerikali cayini bitirince bardagi havaya firlatmis, silahini çıkarıp bardaga ates edip parcalamis: "Bizde bardaklar o kadar ucuzdur ki biz Amerika'da ayni bardakla iki kere cay icmeyiz" Ingiliz de bunun uzerine cayini bitirip bardagi havaya firlatmis ve ates ederek bardagi parcalamis: "Bizim Ingiliz kumsallarinda bardak yapacak cam icin o kadar cok kumsal vardir ki, ayni bardakla iki kere cay içmeyiz" Bunun uzerine Irakli da cayini bitirmis, bardagi havaya firlatmis,silahini cekip Amerikali ve Ingilizi vurup oldurmus "Bagdat'ta bu Ingiliz ve Amerikalilardan o kadar cok var ki, biz ayni adamlarla oturup iki kere cay icmeyiz..." |
ARHAVİLİ Gün: 12 Ekim 1492... Kristof Kolomb, batı yönüne giderek Hindistan'ı bulacağına inanıyor ya! Gitmiş, git miş... Amerika sahillerine yanaşmış... Sabah hava yeni aydınlanıyor. Kolomb, "Santa Maria" gemisinde büyük üniformasını giymiş. Zabitler ve tayfalar güverteye sıra lanmış... Kıyıda da Kızılderililer sıralanmış. Başlarında Koca Reis var. Gemi yaklaşmış, yaklaşmış... Ses mesafesine girmiş... Bu sırada gemidekilerden biri iki elini ağzına yanaş- tırıp bağırıyor: "Ha orada bir Rize'li var midur?" Kızılderili saflarından da birisi bağırmış: "Ha Rize'li yoktur, ama Arhavi'li vardır daa..." |
BABAM Telefon çaldı.Okul müdürü açtı.İncecik bir çocuk sesi: -Müdür bey,bizim oğlan bugün okula gelmeyecek.Biraz hastalandı da... -Peki,siz kimsiniz? -Ben mi..Babam.. |
DİREĞİN SONU Deliler, akıl hastanesinin yük sek bayrak direğine, birer birer tırmanıyorlar. Her çıkan deli, te pedeki bir noktaya bakıp kahka halarla gülüyor ve aşağı iniyor. Asistan doktor da sonunda merak etmiş, tırmanmış ve dire ğin tepesine yapıştırılmış bir kâ ğıt üzerine yazılı şu 2 kelimeyi okumuş: — Direğin sonu. |
Postacılar Nasrettin Hoca`nın bir gün paraya çok ihtiyacı olmuş ve Allah`a mektup yazmış. Mektupta; "Allahım bana yüz altın gönderir misin?" yazıyormuş. Gitmiş mektubunu postahaneye vermiş. Postacılar bakmışlar ki mektup Allah`a gidecek, merak edip mektubu okumuşlar ve kendi aralarında altın toplamışlar fakat 99 tane çıkmış. Bir zarfın içine koyup, Nasrettin Hoca`nın evine bırakmışlar ve kapının arkasından dinliyorlarmış. Nasrettin Hoca mektubu açıp altınları saymış ve Allah`a dua edip; "Allahım bi daha şu postacılarla gönderme, hiç güven olmuyor." demiş... Yüzme Olayı Hocanin iki karisi varmış. Bir gün; "En çok hangimizi seviyorsun?" diye sormuşlar. Hoca söylemek istememiş. Yeni karısı: - İkimizde göle düşsek, önce hangimizi kurtarırdın? demiş. Hocaeski eşine : - Sen biraz yüzme biliyordun degil mi? Görürsem Söylerim Bir arkadasi Nasreddin Hoca ya gelmis. - Bana bak Hoca, kulagini bükmesi benden... Su karina bir sey söyle, sabahtan aksama kadar ev ev dolasiyor, konu komsu birakmiyor... Söyle de azicik evinde otursun. - Peki, demis Hoca, görürsem söylerim... Görenler Ne Sanir? Halktan bir grup toplanmis, merak ettikleri bir soruyu Nasreddin Hoca ya sormuslar : - Hocam, helada sakiz çignemek haram midir? Hoca, biraz düsündükten sonra : - Kara kapli, bu konuda bir sey demez. Ama çignememek iyidir. - Neden? - E, agizda sakizla heladan çiktigini görenler b.k yedigini sanabilirler... |
ÇENESİ DÜŞÜK Fikret ilk karnesini almıştı. Notları çok iyiydi, fakat bir not düşülmüştü: — Çok konuşuyor. Babası karneyi imzaladı ve ekledi: — Siz bir de annesini görseniz. Aynı Karadenizli birkaç gün sonra bir bakkala gitti. "Bana bir mim verin..." dedi. Bakkal anlayamadı, birkaç kez tekrar ettirdi, sonra eliyle göstermesini istedi. Karadenizlinin işaretine ba kınca: * Yooo, o mim değil mumdur, dedi. * Olsun, mim demek, dayak yemekten iyidir, dedi Karadenizli. |
Toplu sözleşme pazarlığından yeni çıkmış sendika başkanı, salonda toplanmış¸ işçilere ateşli bir söylev çekmektedir: "Yoldaşlar! Yönetimle yeni bir sözleşme yaptık...Bundan böyle haftanın dört günü daha çalısmayacağız!" Kalabalık ," Yaşasııınnnn!" diye bağırır. "Çalışma saatimiz beşte değil dörtte bitecektiiir!"... "Yaaşşaaaaaaaa!"........ "Çalısmaya dokuzda değil onbirde başlıyacaaağııızzzz!".. "Helaaaalllll!"...... "Maaşlarımız %150 artacaaaktıııırrr !"..... "Waaaaaoooaaaaaaaaawwwww !"....... "Yalnızca çarşambaları çalışacağğıızzzz !" Bu sözün ardından derin bir sessizlik olur.... Derken arkalardan bir ses duyulur..... " Her çarşamba mı? " |
MİLLİ TAKIM... Fatih Terim: Hakan sen topları Necatiye indireceksin Hakan Şükür: Tamam abi Fatih Terim: Abi değil hoca diyeceksin Hakan Şükür: Kime Necatiye mi hoca diyecem? Fatih Terim: Hayır aptal herif bana Hakan Şükür: iyi de sen oynamıyon ki , topları sana indirsem taç olur Fatih Terim: Fatih soyun hakanın yerine oynuyorsun Fatih Terim: Arkadaşlar saha kenarından o kadar taktik veriyorum anlamıyorsunuz. Beni anlayabilmeniz için size e-mail mi göndermem gerekiyor !? Tuncay Şanlı: İyi de hocam , hakem benim kolyeyi bile çıkarttırdı , leptopa ne der bilemicem Fatih Terim: Tuncay olm sana özel masa bilgisayarı kurdurdum yedek kulübesinde Gökdeniz Karadeniz: Len Tuncay zaten ben de cezalıyım , beraber counter oynarız Fatih Terim: Arkadaşlar bütün toplar Emrede buluşuyor Emre: Hocam ayıp oluyor ama , her duyduğuna inanacaksan işimiz var senle! Fatih Terim: Hakan soyun oyuna girecen Oğuz Hoca: Hakan yok hocam Fatih Terim: Nasıl yok !? Oğuz Hoca: Teravihe gitmiş , Ramazan ya o bakımdan Fatih Terim: hönk ! Fatih Terim: Yıldıray ısın Yıldıray: 50 saattir ısınıyom , buharlaşacam ***** Fatih Terim: Oğuz soyun oyuna girecen Oğuz Hoca: Hönk! Hocam ben futbolu bırakalı 8 sene oldu , antrenörüm ben Fatih Terim: Valla mı len! Oğuz Hoca: ****** tam bunadı bu Fatih Terim: O boynundaki ne evladım ? Hakan Şükür: At nalı hocam , uğur getirsin diye taktım Fatih Terim: Ayağına tak sen onu ayağına |
DAYAK YEMEKTEN IYI Karadenizli vapur acentasına gitti: — Biz vapuru kaçirduk, başka vapur bulur misunuz?, dedi. * Kaç kişisiniz? * Yediyuz. * Acenta yetkilisi bu kadar müş teriyi kaçırmamak için hemen yeni bir vapur istedi. Vapur geldiğinde Karadenizli ve arkadaşları rıhtımda toplanmışlardı. Ama nedense fazla kalabalık değillerdi. Görevli sordu: * Hani yedi yüz kişiydiniz? * Doğridur, işte pir, içi, üç, dört, beş, altı, yedu. Toplam yediyuz da..., dedi Karadenizli. Kafası attı acenta yetkilisinin. Karadenizliyi bir gü zel dövdü ve: — Eğer, bir daha (i) yerine (u) dersen; canına oku rum... dedi. |
ÖZÜR Sarhoşun biri yolda giderken bir şişe tepmiş içinden bir cin çıkmış "dile benden ne dilersen" demiş. sarhoş: özür dilerim demiş |
Ha gayret… Maho ağa, bir gün dağ bayır gezerken bastığı yere dikkat etmez ve bir uçurumdan yuvarlanmaya başlar. Tamda çizgi filmlerdeki gibi, uçurumun yarında bir ağaç parçasına zor tutunur. Kendine biraz gelince var gücü ile seslenir; - Ula yoharida kimse yoh miiiii?? Sesi yankılanır ama çevreden hiç cevap gelmez. Aradan biraz daha zaman geçer. Bir gayretle tekrar seslenir; - Ula yoharida kimse yoh miiiii?? Yine ses veren olmaz. Epey zaman geçer. Kolunda da artık mecal kalmamaktadır. Hava kararmaya, tutunduğu dal çatırdamaya başlar. Son bir gayretle bir daha bağırmaya başlar; - Ula, ula yoharida kimse yoh miiii?? Derken, nereden geldiği belli olmayan, bir ses duyar; - Ben varım!...? Maho ağanın gözleri parlar, kollarına yeniden can gelir.. Tutunduğu dala daha sıkı sarılır... Yukarıya doğru bakar kimseyi göremez.. Sağına soluna bakar kimseyi göremez.. Tekrar yukarıya doğru bağırır; - Ula nerdesin ve kimsin?? Nerden geldiği belli olmayan ses cevap verir; - Ben seni yaratan Allah'ım.? Maho ağa başlar yalvarmaya; - Bana bir çare Allah?ım ne olur. Uçurumdan düşmek üzereyim...? Allah'tan gelen sesi bir daha duyar Maho ağa. - Saatlerdir orada sabırla ve isyan etmeden bekledin ey kulum. Bu sabrın mükafatı olarak senin bütün günahlarını affettim. Artık bırak elini ve gel cennetime!" Maho ağa biraz daha dayanır ve var gücüyle yukarıya bir daha bağırır; - Ula başka kimse yohmiiiiiii?...? |
ZAMANE Yaşlı dede torunu nu çocuk parkına götürürken, önlerinden çok güzel bir araba geçti. Dede: — Bak düt düt ge çiyor, diye çocuğa ara-. bayı gösterdi. Çocuk: — Dede, dedi, o senin düt düt dediğin sekiz silin dirli, otomatik vitesli seksen model bir Mercedestir. |
BİR ACAYİP CAM BU TELEVİZYON, ÇOK DA KOMİK AYNI ZAMANDA Kahramanımız 'Seda SAYAN' yine bi sabah elleri belinde, programınısunuyor. O sırada bi canlı bağlantı olur ve... Seda SAYAN: AAloooğğğ kiminle görüşüyoruz ? - Ben Mustafa - Naber lan Mustafa ? - Nerden arıyosun bizi Mustafa ? - Şişli'den. - Ne iş yapıyon lan Mustafa? - Belediye başkanıyım... (Mustafa SARIGÜL) ---------------------------- İsmet Badem bir basketbol maçında seyircilerin arasına çıkar ve bir kızla röportaja başlar. Badem: sizin gibi güzel bayanları salonlarda görmekten çok mutlu oluyorum. Basketbola bu ilgi nereden? Kız: ben Efes kızlarından biriyim zaten. Badem: Aaa öyle mi çıplak değilsin ya tanıyamadım. Bu diyalogdan sonra anlatım masasında olan Murat Murathanoğlu kopmuştur ve ekranları başında izleyen milyonların söylemek istediklerine tercüman olmuştur. Murathanoğlu: Ya İsmet bi de sana bu iş için para veriyorlar değil mi? ------------------- Esra Ceyhan'ın programında da böyle anlardan çok yaşanmıştır şöyle ki, Yeni piyasaya çıkmış birini konuk etmiştir Esra hanım,sohbet ederler, Esra hanım her zamanki gibi başlar yalakalıklarına, kasetiniz çok güzel olmuş geçen hafta aldım evde arabada her yerde dinliyorum demesi üzerine yeni yetmenin kasetim daha çıkmadı haftaya çıkacak demesi. -------------------- Müslüm Gürses filminden bir sahne; Müslüm Gürses kadını kollarından tutmuş sarsa sarsa sormaktadır; Müslüm: Seviyor musun? Kadın: Hayır!! Müslüm: Seviyor musun?!!!! Kadın: Hayırrr!!!!!! Müslüm: Seviyor muusuunnnnn!!!!!!!! Kadın: Eveett!! Müslüm:Yalannnnn!!! (deyip kadına bir tokat atmıştır) -------------------------- Sokakta kurban kesen insanlarla röportaj yapan NTV muhabirinin bir vatandaşımızla yaşadığı diyalog: -Burada sağlık açısından elverişsiz koşullarda beklettiğiniz bu etleri yemeyi düşünüyor musunuz? -Yok, bacım, eşe dosta dağıtacağız. ---------------------- Reha Muhtar'ın tavanda yürüyen sirk cambazı ile konuşurken ekranda kendi görüntüsünü ters çevirtmesi ve röportajı 2-3 dakika boyunca baş aşağı yapması ---------------------- Mustafa Denizli'nin ATV de bizim stadyumu sunduğu dönemdeki hakemliği yeni bırakan Erman Toroğlu'nu anons ederken "tartışmasız Türkiye'nin en büyük düdüğü" demesi Erman Toroğlu'nun afallaması. ---------------------- Bir Cevizkabuğu programı, konuk Zekeriya Beyaz ZB: Şimdi, sayın cevizkabuğu... HC: Cevizoğlu efendim. ------------------------------- Reha muhtar telefondaki adama fırça atıyor. -Bütün bunları nasıl yaptın ha? cevap ver?? -Bakın efendim şöyle izah edeyim... -Sus konuşma,hala utanmadan izah ediyorsun.. cevap versene??! -......?? --------------------------------- Arena'da Uğur Dündar'ın fırın sahibine "bakın beyefendi tavanı yok buranın, pislik götürüyor burayı, bu böcekler nereden geliyor peki temizse?" diye sorduğunda "Bu böcek nerden geliyor biliyor musunuz ? Uğur Bey siz eğitimli insanlarsınız bu böcek ülkemize ilk kez Afrika'dan muzun içinde geldi" diye cevap verdiği an. ---------------------------- Reha Muhtar: kaza nasıl oldu anlatır mısınız? Mağdur (kaza sonrası yatakta yatmaktadır ) : kamyon karşı yoldan bizim taraf geçti ve kafadan çarptı. RM: Peki osırada ne düşündünüz? Mağdur: Valla pek bir şey düşünemedik Reha Bey. RM: Anlıyorum ama o sırada düşündüğünüz ilk şey neydi? Mağdur:Bir şey düşünemedik, zaten çok kısa sürede oldu. RM: yani efendim, o orta şeridi aşıp üstünüze gelirken, aklınıza ne geldi? Mağdur: Hatırlamıyorum. RM: Peki efendim. ------------------------------------ Acun firarda programında, Acun'un yurtdışında bir barda önüne gelen kıza sarkıntılık yapıp yılışan bir tipi gösterip, "Görüyorsunuz sayın seyirciler magandalık sadece Türklere özgü değil, Avrupa'da da magandalar var" demesi, ardından o kişinin gelip, "Abi nasılsın? Ben de türküm" demesi. ------------------------ Cnn Türk'te Çiğdem ANAT'ın "Ajans 13.00"te yayına girdiklerini fark etmeyerek, yönetmenin "Sen mi gircen yoksa Ankara mı? " demesine ANAT'ın "S...t et Ankara'yı şimdi" demesi ve bunun yayın anının ilk girişinde ekranda çınlaması |
KUŞ SANMIŞ! Saf köylü, şehre iş için gel miş. Bir evin penceresinde gördüğü papağanın renk renk tüylerine hayran oluyor. — Allattım... Ne güzel ya ratıkların var... diyor. Tam o sırada papağan konuşmaya başlıyor: — Ne bakıyorsun? Köylü, neye uğradığını şaşırıyor: — Kusura bakma hemşerim. Seni kuş sandım da... |
> >xxTemelin ilk gecesi xx > > > >Temel tam bir ana kuzusudur.. ve hikaye bu ya evlenir..anne oğlunun > >ilk gecesi icin çok endişelidir; dayanamaz ve oğlunun evini arar. >Telefona > >Temel çıkar. Anne sorar: > >"Napıyorsunuz oğlum?" > >Temel; > >"Hiiiiiiiiç TV seyrediyoruz" der. > > ilğinç bir vurgu ile; > >"Yatak odasına geçsenize oğlum" der. > >Temel peki der ve telefonu kapar. Anne çok pimpirikli olduğundan >dayanamaz > >ve biraz sonra > >tekrar arar... > >"Temel napıyorsunuz?" > >Temel de yatak odasında tv seyrettiklerini söyler. > >Anne bunun uzerine kızar.. der ki; > >"Temel üstünüzdekileri çıkarsanıza..!!". > >Temel peki der ve telefonu kapar. Aradan 5 dk geçmeden anne gene arar. > >"Temel napıyorsunuz?" > >"Hiiiiç!, yatak odasında, çıplak olarak tv seyrediyoruz.." der.. > >Annenin kafasının tası > >atmıştır.. > >"TEMEL HERSEYİ BEN Mİ SANA SÖYLEYECEĞİM! SENİN EN KILLI >YERİNİ, KARININ > >ÇİŞİNİ YAPTIĞI YERE SOK!!!" der. > >Neyse anne verdiği talimatın rahatlığı ile 15 dk oturur, ardından oğlu > >Temel i > >arar.. fakat bu sefer telefona gelini Fadime çıkar.. anne sorar; > >"Naaaapıyorsunuz?!" > >Fadime cevap verir : > >"Ben çıplak olarak tv seyrediyorum ama vallaha Temelin ne yaptığını > >anlayabilmiş değilim; Kafasını Klozete sokup sokup çıkarıyor " :P > > > |
Kahverengi Osmanli döneminde Osmanli ve Bizanslilar savas yaparlar. Bizans donanmasinin komutani Aptülkadir. Osmanli donanmasinda Osman Pasa vardir. Bizans savasa 10 gemiyle katilir. Aptülkadir'in yaveri Ziyakadir bagirir: -Pasam, pasam, Osmanli donanmasi 3 gemiyle geliyor. Aptulkadir: -Yaver, kirmizi gömlegi at asagiya. Yaralandigim zaman askerlerimin morali bozulmasin. Gömlegi giyer ve yaver bagirir: -Pasam, pasam, Osmanli donanmasinin 3 geisinin yaninda 30 gemisi daha geliyor. -Yaver, kahverengi pantalonumu getirin... Aslan Adamimiz issiz gücsüz garibandir. Günlerden bir gün sehre sirk geliyor,bizimki is bulurum umdu ile damliyo sirke.Diyorlar ki -"Isciye ihtiyacimiz yok ama, bir kac maymunumuz yolda öldü eksigimiz var,su maymun postlarindan birisini giyip,maymun rolü oynarsan calisirsin burada." Eleman kabul ediyor isi ve göreve basliyor, gösteri sirasinda ordan oraya, ipten ipe ziplayip maymunluk yapiyo. Derken eli kayip dogru asagida aslan kafesine düsmezmi. Kral aslan homurdanarak üstüne geliyo.Bizimki maymunlugu unutup basliyor bagirmaya. -"Imdaaaaaat, ben maymun falan degilim, kurtarin beniiiii." Aslan heybetle yaklasiyo adamimiza.Bizimki korkudan geberecek neredeyse. Aslan: -"Kes lan bagirmayi, Biz de aslaniz sanki." Kola Makinesi Boşanma davasında kadın, hakime talebini gerekçesi ile açıklamış: - "Sayın hakim, çocuğun bende kalmasını istiyorum. Onu dokuz ay karnımda taşıdım." Hakim kocaya sormuş: - "Karınızı duydunuz. Bir diyeceğiniz var mı?" Adam "Var tabii" demiş ve anlatmış: - "Sayın hakim. Farzedelim ki canınız bir kutu soğuk kola istedi. Makineye parayı attınız ve kola geldi. Şimdi bu kola makinenin midir, yoksa parayı deliğe atanın mı?" Hakim sekreterine dönmüş: - "Yaz kızım. Çocuk babada kalacaktır..." |
cooperfield Kız hayatında ilk defa bir partiye gidecekmiş,annesi o aksam kızına öğüt veriyormuş. -Kızım bak sen bu partileri bilmezsin burada çapkın erkekler olur seninle yatmak için her şeyi yaparlar eğer böyle bir şey olursa ona çocuğumuzun adı ne olsun diye sor hemen telaşlanır ve senden uzaklaşır. Neyse kız partiye gitmiş biraz sonra bir genç kızı dansa kaldırmış, dans ederlerken genç kızı okşamaya sarkıntılık yapmaya başlamış. Kız hemen "çocuğumuzun adı ne olsun" demiş, genç tırsmış ve gitmiş. Bir sure sonra başka bir genç gelmiş yine aynı sarkıntılıklar başlamış kız yine "Çocuğumuzun adı ne olsun" demiş ve genç yine panik bir şekilde kaçmış, biraz sonra bir genç daha gelmiş, dansetmeler falan derken yine aynı sarkıntılıklar başlamış, kız yine "çocuğumuzun adı ne olsun demiş ama değişen bir şey yok daha sonra dışarı çıkıp ıssız bir yer bulmuşlar kız yine "Çocuğumuzun adı ne olsun" demiş gençte yine bir şey yok biraz sonra genç kızın elbiselerini çıkarmış kız yine "Çocuğumuzun adı ne olsun" gençte yine bir şey yok genç kızla sevişmeye başlamış kız "Çocuğumuzun adı ne olsun" demiş genç yine sessiz bir süre sonra genç işini bitirmiş kız yine "Çocuğumuzun adı ne olsun" demiş. Genç kalkmış ***********i çıkarıp bir düğüm atmış "Buradan çıkabilirse David Cooperfield olsuntF(); |
Ödeme Garantisi Temel, hiç bir şart koşmadan kredi veren yeni banka adi duymuş ve hemen bankaya gitmiş. Banka müdürüne "ben kredi almak istiyorum demiş". Banka müdürü de "hay hay efendim ne kadar istiyorsunuz?" diye sormuş. Uyanık temel de hazır beleş parayı bulmuş,- _"500 milyar yeter" demiş. Banka müdürü de kasadan parayı çıkarıp torbaya koymuş. Temel tam torbayı alırken banka müdürü _"Fakat "diye seslenmiş" bu parayı alabilmeniz için bir tek şartımız var" demiş- Temel -Hani hiç birey istemiyordunuz?" demiş Bankacı -"Evet kefil,senet,ipotek, vs bunları istemiyoruz. Sadece banka prensibimiz gereğince sizden 2 adet yakin çekim göz resmi, 2 adet de yakin çıplak g.t resmi istiyoruz"demis Uyanık temel sasırmış biç ise ama para bu ya hemen gitmiş resimleri çektirmiş, banka müdürüne vermiş. Müdür resimleri alipbaktiktan sonra uyanığa dönerek _Kusura bakmayın beyefendi size kredi veremeyiz" demiş. Temel sasırmış. _"neden?"demiş. Banka müdürü, _"Efendim demiş, resimlerde gözüküyor ki sizde bu parayı alacak göz var ama ödeyecek g.t yok ....! Güneş Bir gün bir İngiliz ve bir Fransız, Dursun ile karşılaşmış. İngiliz hemen söze dalmış ve demiş ki: -Biz yakında Ay'a gideceğiz, ya siz? Fransız, söze atlayarak: -Bizde Mars'a gideceğiz, demiş. Bizim Durgun’da: -Bizde Güneş'e gideceğiz daa, demiş. İngiliz, kaşlarını çatarak: -Nasıl güneşe gidersiniz? Oraya giderseniz yanarsınız, demiş. Dursun: -O kadar enayi miyiz, akşamleyin gideceğiz daa, demiş. Güneş Bir gün bir İngiliz ve bir Fransız, Dursun ile karşılaşmış. İngiliz hemen söze dalmış ve demiş ki: -Biz yakında Ay'a gideceğiz, ya siz? Fransız, söze atlayarak: -Bizde Mars'a gideceğiz, demiş. Bizim Durgun’da: -Bizde Güneş'e gideceğiz daa, demiş. İngiliz, kaşlarını çatarak: -Nasıl güneşe gidersiniz? Oraya giderseniz yanarsınız, demiş. Dursun: -O kadar enayi miyiz, akşamleyin gideceğiz daa, demiş. |
Biyik Karadeniz de gezerken Rize ye ugrayan bir turist : - Allah Allah, burada herkesin biyigi var, demis. Temel, burnuna dikkat çekerek : - Piz önemli ve degerli seylerin altini çizeruz... |
Cesaret Neye Denir Öğretmen öğrencilere soru: |
Temel ve Kraliçe Elizabeth Temel Istanbul a gelmis, yürüyormus.Bu arada 5 dakikada bir top atislari duyul- maktaymis. Merak edip sormus. "Hemserim bu top atislari neyin nesi?" diye. Kraliçe Elizabeth in gelmesi sebebiyle top atisi yapildigi anlatilmis. Aradan yarim saatgeçmis ve top atislari halen sürmekteymis. Temel yine sormus bir baskasina "Bu top atislari neden?" diye. Ayni cevabi alinca söylenmis: "Ulan, yarim saattir bir kariyi vuramadilar, be!" |
kadinin biri pahali halilar satan bi dükkana girer.. ve ilk bakista çok begendigi bir iran halisina dogru yönelir. haliya daha yakindan bakmak üzere yere dogru egildiginde istemeyek sesli bir sekilde gaz kaçirinca çok utanir ve hemen kimse duydumu diye etrafina bakinir.. ve arkasinda duran saticiyi görünce konuyu unutturmak için aceleyle adama -bu iran halisi kaç para ? diye sorar satici gayet piskin söyle söyler.. - valla abla, haliya sadece bakmakla osurduguna göre, fiyatini duysan siçarsin..... ______________________________________________________________ olay izmirde bir belediye otobusunde gelisiyor... yasli bir amca elinde bastonuyla kalabalik bir otobuse biniyor, oturacak yer yok..bastonunu yere vura vura orta siralara dogru ilerliyor, taa arkaya kadar gidiyor ama kimsede tin yok..baston tiklamasndan rahatsiz olan gencin biri yksek sesle bagiriyor amcaya "dede,su bastonunun altina keske lastik takaydin bu kadar ses cikarmaz, biz de rahat ederdik"...butun gozler gence dikilirken yasli adam istifini bozmadan otobus kahkahaya bogacak bomba cumleyi patlatiyor: "17-18 sene evvel de senin baban o > > > lastigi taksaydi simdi biz rahat ederdik!" _________________________________________________________________ Bir Kırşehirli, kahveci arkadaşının dükkanının önünden geçreken her sabah "Soğuk çay var mı" diye sorar. Arkadaşı da "Yok" der. Bu soru ve cevap hergün devam edince kahveci birgün sabah çayı soğutur ve arkadaşını bekler. Her zamanki gibi Kırşehirli gelip "Soğuk çay var mı" diye sorar. Arkadaşı "var" der. Kırşehirli gayet sakin "Isıt da içelim ozaman" der. _________________________________________________________________ Bir gün yolda elma ile elma şekeri karşılaşmışlar.Birbirlerine hal hatır sorduktan sonra;Elma, elma şekerine Elbisen ne kadar güzelmiş şekerim.Kıpkırmızı,pırıl pırıl.Nerden aldın demiş. Elma şekeri:Vakkodan hayatım diye cevaplamış. Elma:hıh demiş.zaten vakkodan giyindiğini kıçındaki kazıktan anlamam gerekirdi demiş. ________________________________________________________________ doğulu vatandaş trende yolculuk yapıyormuş.kompartmana da istanbullu beyefendi kıyafetli biri girmiş oturmuş.yolculuk esnasında doğulu adam çıkarmış heybesinden acılı lahmacunu yemeğe başlamış.bu arada beyefendinin baktığını görünce canı çekmiştir diye teklif etmiş... ----buyur ağam sen de ye demiş. adam da ----sağol demiş benim hemoroidim var demiş. doğulu vatandaş : --- tamam demiş olsun daha sonra da senin hemoroidini yeriz ________________________________________________________________ diyarbakırli birisi kamyonuyla adanada gidiyormuş.radyodan bir anons duyulmuş;adanada seyreden yolcularımız,şehrimizi kısa bacaklı,uzun kollu,kırmizi suratlıve cüce olan uzaylılar basmıştır ama onlardan korkmayınız ve dost olmaya çalışınız.adam yoluna devam etmiş ve bir iki saat sonra tuvaleti gelmiş.bir çalı kenarına inmiş.tam işini yapacakken çalı sallanmış.bizim şöför önce ürkmüş ama radyo anonsunu hatırlamış vee:diyarbakırliyem,kamyon şoförüyem,sizinle tanışmak istiyem.ses gelmemiş.adam tekrar diyarbakırlıyem,kamyon şoföriyem,sizinle tanışmak istiyem.yine ses gelmeyince adam bağırarak ;diyarbakırliyem,kamyon şoförüyem,sizinle tanışmak istiyem.çalının arkasından ürkek bir ses;urfaliyem,tır şoföriyem,sıçiyem. _________________________________________________________________ Adamın biri, bir akşam patronuyla yemeğe çıkacakmış. Adam patronuna mahçup olmamak ve yemekte takabilmek için, takım elbisesine çok güzel ve görkemli bir kravat almak istiyormuş. Bir mağazaya gitmiş.Yanına tezgahtar olduğu giyiminden ve konuşmasından belli bir kadın yaklaşmış ve sormuş: -Ne arzu etmiştiniz efendim? -Bir kravat alacaktım. Kadın: -Bizde müşteri memnuniyeti esastır kravatlarimiz 2. kattadır. Adam 2. kata çıkmış ve 2. kattaki kadına bir kravat istiyorum demiş ve kadın sormus: -Kravatınız renkli mi olsun yoksa siyah beyaz mı? Adam: -Renkli olsun, demiş. kadın: -Bizde müşteri memnuniyeti esastır, lütfen bir kat yukarı çıkın, demiş. Adam çıkmış. 3. kattaki kadına ben renkli bir kravat istiyorum demiş. Kadın: -Kravatınız renkli ve renk üstünde çizgiler mi olsun yoksa renkli ve renk üstünde çiçekler mi demiş? Adam : -Çiçekler olsun,demiş. Kadın: -Bizde müşteri memnuniyeti esastır, lütfen bir kat yukarı çıkın,demiş. Adam bi kat daha yukarı çıkmış. Kadına: -Renkli ve desenleri çiçekli olan bir kravat istiyorum,demiş. Kadın: -Kravatınızdaki çiçeklerin fonu koyu renk mi? yoksa açık mı olsun ,demiş. Adam: -Açık renk olsun,demiş. Kadın: -Bizde müşteri memnuniyeti esastır, lütfen bi kat yukarı çıkın,demiş. Adam renkliydi, açıkdı,koyuydu, çizgiliydi, fonu açıktı, maviydi, sarıydı derken 36. kata ulaşmış ve sinirli bir halde istediği kravatın özelliklerini nefes almadan saymış. Kadın: (Gayet sakin bir şekişlde)-Alacağınız kravatı bu giysinizin üstünde mi kullanacaksınız yoksa başka bir giysinizin üstünde mi, diye sormuş. Adam: -Evdeki bir takımım var onun üzerinde kullanacaktım demiş. Kadın: -Bizde müşteri memnuniyeti esastır,eğer vereceğimiz kravat takımınızın üstüne uymazsa bu bizim Firma anlayışımıza ve disiplin kurallarımıza uymaz lütfen evdeki giysilerinizi getirin, demiş. Adam sinirli bir halde asansöre doğru yürümüş ve hızla katta bekleyen asansörün kapısını açmış bir de ne görsün, o anda asansörün içinden yarı çıplak bir adam hızla çıkmakta, bir yandan da bağırmakta: -Bu popom, işte buda bu da klozet kapağım, yalvarıyorum lütfen verin artık şu tuvalet kağıdını! _________________________________________________________________ Bir imam, bir haham ve bir papaz ormanda geliyorlarmis. Bir golun kenarina gelmisler. Hava sicak mi sicak. Bakmislar cevrede de kimse yok, ******p gole girmisler. Ciktiklarinda bir bakmislar ki kiyafetleri ortada yok. Aramislar taramislar ama bir turlu bulamamislar. Sonunda haham "Benim evim ormanin icinde, biraz ileride. Benim eve gidelim, ben size giyecek bir seyler veririm" deyince beraber ormanin icinde anadan uryan hahamin evine yurumeye baslamislar. Tam eve yaklastiklari sirada bir grup kadin belirmis. Kacacak biryerde yok. Papaz hemen seyini kapatmis. Haham da hemen seyini kapatmis iki eli ile. Imam ise yuzunu kapatmis. Kadinlar gectikten sonra hahamla papaz imama neden seyini kapamadigini sormuslar. Imam "Sizi bilmem ama benim cemaatte beni yuzumden tanirlar, demis." ________________________________________________________________ Dört arkadas barda muhabbete dalmistir. Içlerinden biri tuvalete gider. Üç arkadas sohbetlerine devam ederler. Birinci adam oglundan söz eder, "Benim oglan araba yikamakla ise basladi. Bir baltaya sap olamayacagindan korkuyordum ama bir gün arabasini yikadigi adamlardan biri ona is teklif etmis. Sonra iyi bir araba saticisi oldu. Hatta o kadar iyi para kazandi ki geçenlerde bir arkadasinin dogum gününde ona Mercedes aldi !" Ikinci adam da mevzuya girer, "Benim oglum da biraz problemliydi. Büyük bir emlak sirketinde çalisirken inanilmaz bir is kapti ve ondan sonra ilerledi acayip zengin oldu. Çalistigi sirketi de satin aldi. Bir arkadasinin dogum gününde ona bir ev bile hediye etti." Digerlerini dinleyen üçüncü adam da heyecanla söz alir, "Aynen benimki de öyle. İse bir borsa sirketinde temizlik elemani olarak basladi. Bir gün kendi kendine hesaplar yaparken patron tarafindan fark edilince broker oldu ve büyük basarilarla inanilmaz bir servete sahip oldu. Üstelik de en iyi arkadasina bir milyon dolarlik hisse senedi armagan etti !" Bu sirada dördüncü adam tuvaletten çikmis ve sohbete katilmistir. Digerleri ona çocuklarindan bahsettiklerini söyleyince adam içini çekerek konusmaya baslar, "Ehh...benim oglumun bir hayal kirikligi oldugunu itiraf etmeliyim. Dogru düzgün bir iste dikis tutturamadi, berber çirakligi falan yapti, eroine bulasti. Derken onun yoldan çikmis oldugunu fark ettim, maalesef homoseksüelmis ! Çok çok üzüldüm. Bir sürü erkekle birlikte oldugunu duydum." Adam, gülümsemeye çalisarak konusmasina devam eder, "Ama ise iyi tarafindan bakmaya çalisiyorum. Geçen dogum gününde bu homoseksüel arkadaslari ona bir Mercedes, bir ev ve bir milyon dolarlik hisse senedi hediye etmisler !" |
Trafik Polisi : Adamın birini gece vakti çevirir trafik polisi ceza yazacak ya sorar ; - Beyefendi ruhsat lütfen ! - Buyrun Memur Bey . - Alkol ?! - Yok Memur Bey . - Kemer takılımıydı ?! - Evet Memur Bey . - İlk yardım çantanız ?! - Tastamam yerinde Memur Bey . Bakmış olacağı yok memur ; - Mezdeke kasetin varmı ?! - Var Memur Bey . - Koy kaseti ! - Tamam Memur Bey . - 3. Parçayı çal !! - Tamamdır memur bey ??... - Şimdi ben oynuyorum sen Para Yapıştırıyorsun !!! Güle Güle ANNE!... : Süper markette alışveriş yapmakta olan genç adam,kendisini takip etmekte olan bir hanımı farkeder.Kadını görmezlikten gelsede,kadın dik dik bakmaya devam eder. Nihayet kasa önünde kuyruğa gelirler.Kadın adamın birkaç sıra önüne düşmüştür.Kadın derki:''Özür dilerim.Böyle dikkatli bakmam sizi rahatsız etmiş olmalı. Üzgünüm ama geçenlerde ölen oğluma o kadar benziyorsunuz ki adam şöyle cevap verir bunu duyduğuma çok üzüldüm.Sizin için yapa bileceğim birşey varmı?Evet yavrum az sonra eşyalarımı alıp çıkarken ne olur bana güle güle anne diye seslene bilirmisin?tabiki der genç adam.Yaşlı kadın çıkarken genç adam ona elsallar ve güle güle anne diye seslenir.adam birisini mutlu etmenin mutluluğu içinde gülümser ve ödeme sırası kendine gelince kasanîn 150 dolar yazdığını görür kasiyere sorar bu nasıl olur alt tarafı üç parça eşya aldım der.Kasiyer gayet sakin cevap verir "anneniz hesabını sizin ödeğeceğinizi söyledi" Hocanın Aklı : Dört universite ogrencisi sabahleyin uyanamayarak matematik finalini kacirirlar, sinav ertesinde hocalarini yakalayip, zarzor bindikleri arabanin lastigi patladigi icin sinavi kacirdiklarina ikna ederler. Kadın, yalvarmalarina dayanamayarak, bu dört arkadasa sinavi 3 gun sonra yapacagini soyler. Sinav gunu geldiginde, matematik hocasi bizim dortluyu sinifin dört kosesine oturtur. Finali gecmek icin de en az 50 almak lazimdir, sinavda da 5 soru vardir. Sayfanin onundeki 4 matematik sorusu basit sorulardir ve her biri 10 puanliktir. Kagidin arkasindaki soru ise 60 puanliktir ve de soru aynen şoyledir Hangi lastik patladi ?? |
HEPSİ BİRDEN Bektaşi'nin biri cömertli ği ile meşhur bir zengin ile tanıştı, ahbap oldu. Bektaşinin fakirliğini öğrenen zengin: — Sana para mı vere yim, bir at mı hediye edeyim, bir tarla mı ba ğışlayayım, beğen be ğendiğini... diye sordu. Bektaşi: — Parayı cebime yerleştirir, atıma biner, tarlama gi derim, dedi. |
DESENE OCAĞIM SÖNDÜ Gurbette çalışan iki Karade nizliden biri izinden dönmüş, hemşerisine memleketten haber ler veriyordu: — Memlekette kar yağdı, kurtlar çakallar köye kadar indi, dedi. Bunun üzerine arkadaşı: * Bir zarar verdiler mi? * Sizin çilli horozu çakal kaptı. * Peçi Karabaş nerede imuş? * Eşek Karabaşa tekme atarak öldirmuş. * Eşek değirmenda değul miydu? * Değirmenden babanın tabutunu cetirmişdu. * Uy, babam öldi mu? * Öldü ya. *****n ölümüne dayanamadu da.. * Ah anam ah! O da mu öldi? * Eviniz yanarken kurtaramaduk. * -Uyy desene ocağum söndü... |
TAHLİL Temel hastaneye gitmektedir. Girişte birinin ağladığını görür.Yaklaşır ve sorar: - Hayrola hemşerim! Neden ağlıyorsun? Adam: - Kan tahlili yaptırmaya geldim. Parmağımı kestiler, der. Temel daha şiddetli bir şekilde ağlamaya başlar. Bu sefer susan adam Temel'e sorar: - Hayırdır hemşerim. Sen niye ağlamaya başladın? Temel: - Ben... der, İdrar tahlili yaptırmaya geldim.. BALE Temel ilk kez baleye gitmiş. Parmaklarının ucunda dans eden kızları görmüş. Kızlara bakmış bakmış ve, - Taha uzun poylu kızlaru seçselerdu ya, demiş. KAHVALTI Küçük Temel annesine sorar, - Anne, hepimiz laz mıyuz? - Evet. - Dedem de laz muydu? - Lazıdı. - Onun babası? - Hepisi lazıdı. - Öyle te olsa artık sabah kahvaltılarında hamsi yemek istemeyrum. TAZMİNAT Temel'e araba çarpar ,bacağı kırılır. Kazayı yapan şoför para vererek sulh olmak ister. Temel ıstediği fiyatı söyler: - Yirmi milyar verirsen vazgeçerum davadan. Adam şaşırır, - Beni milyarder mi sandın, der. - Haçan sen milyarder teğılsun da pen kırkayak mıyum? TEMEL ATMA TÖRENİ Adamin biri bir gün Karadeniz Bölgesi'nde gezmeye gider.Arabasiyla ilerlerken bakar bir uçurumun kenarinda muhtesem bir manzara ve de bir grup yöreli davul zurna kemençe horon tepiyorlar. Çeker arabasini ve baslar seyretmeye,ama o da ne... Adamlar bir tur atip geliyorlar uçurumun basina ve halayin basindakini atiyorlar asagiya... Sonra bi tur daha ve yine bi adam asagiya... Turist dayanamaz yaklasir yanlarina ve sorar: - Kardesim ne diye atiyosunuz adamlari asagiya? Içlerinden biri cevap verir: -Haçan biz burada Temel atma töreni yapayruk...... BENİ BEKLE Anne ve babası ile uzun bir tartışmadan sonra bıyıkları yeni terleyen delikanlı, bavulunu toplamış.. "Sakın beni durdurmaya kalkmayın.. Ben heyecan istiyorum, Aşk istiyorum.. Coşku istiyorum.. Bol para, güzel kızlar istiyorum.. Bu evde bunların hiçbiri mümkün değil.." Sonra kapıya doğru yürümüş.. "Dur" diye bağırmış, babası arkasından.. "Size söylemiştim, beni durdurmaya teşebbüs etmeyin diye geriye bağırmış delikanlı.." "Dur" diye yeniden bağırmış babası, oğlu bahçe kapısından çıkarken.. "Dur... Beni bekle.." KAÇ KERE Kadın adama; - Siz üçüncü kocama ne kadar benziyorsunuz. Adam; - Yaa! Kac kez evlendiniz? Kadın; - İki |
KISA DONEM Temel askerlik görevini denizaltında yapıyordu. Fakat kısa bir süre sonra köyüne döndü. Yakınları Temel'e böyle erken dönmesinin sebebini sordular. Temel şöyle cevap verdi. — Beni daha fazla alıkoymak istemediler. Çünkü geceleri yatarken pencereleri ardına kadar açıyordum. |
Küçük bir çocuk, hamile bir kadının karnına dokunarak: - Ne var sizin karnınızda teyze, Kadın: - Çocuğum var evladım, diye cevap verir. - Sizin çocuğunuz mu? - Evet - Onu seviyor musunuz? - Evet - Çok mu seviyorsunuz? - Evet evladım. - Öyleyse neden yediniz? |
BÜYÜKANNE Kendisini çok genç zanneden, zannettiğinden daha genç görünmeğe çalışan bir kadının oğlu, anasından gizli evlenir. Bir kaç sene sonra karısı vefat eder. İki ço cuğu geride kalır. Adam çocuklarını alıp anasına getirir ve elini öperek: * Anneciğim! Nasılsa cahilliğime uyup bir halttır ettim. Rica ederim, bu çocukların hatırı için kabahatimi affet! diye yalvardığı sırada, çocuklar da: * Büyükanne! diyerek kadının boynuna sarılırlar. Kadın, oğluna der ki: * Haydi senin kabahatini affedeyim, lakin çocukla rın bana "büyükanne" demelerini affedemem! |
Iyi Arastirdin mi? Temel evlenecegini açiklamis. Arkadaslari sormus : - Kiminle? - Fadime diye biriyle. - Iyi arastirdin mi, sorusturdun mu, evlilik ciddi istir. - Valla, mahallesindeki bütün delikanlilara sordum, tas gibi kizdir, muameleside çok iyidir, dediler... |
50 Dolar Vietnam savasının en kritik günleriydi. Genç Amerikalı asker memleketteki eşine mektup yazarken itirafta bulunacağı tuttu: - “ sevgilim, buradaki kadınlar yalnız para için yatıyorlar. Böylesine para canlısı insanlara daha önce hiç rastlamadım.” Kısa süre sonra eşinden söyle bir cevap geldi: - “ sevgilim,sakın onlara 50 dolardan fazla para verme,ben burada ancak o kadar alabiliyorum.” UCUZ ELBİSE Temel lüks bir mağazaya girmişti. Tezgâhtar kıza, — Bana bu dükkândaki en ucuz el biseyi gösterin lütfen! dedi. Cevap şöyleydi: — Üzerinizdeki efendim! |
Temel ve Sevgilileri Temel in 3 tane sevgilisi vardir.Biri ögretmen, biri doktor, biri de santralcidir. Fakat ögretmenle evlenmeye karar verir. Bunu bilen arkadasi sorar "Niye ögretmen de digerleri degil?" diye. Temel de ona döner: -Ula der, bilmez misin doktorlar "bugün git yarin gel" der, santralci de "su an mesgul daha sonra tekrar deneyin" der. Ama ögretmen ne der? Hadi bir daha tekrarliyalim... |
Sınavlarda sorulan sorulardan 100 almış cevaplar Çılgın felsefe hocası 100 puanlık tek soruyu yanındaki sandalyeyi göstererek sorar: "Bana bu sandalyenin varolmadığını kanıtlayın !" 100 puan alan tek kişinin cevabi ise sadece şudur: " Hangi sandalye " ****************** ilkokul 3. sınıf..soru: ormanların faydalarını sayınız. cevap: ormanların faydaları saymakla bitmez. sonuç: tam not ****************** Din hocası Hz. Muhammed ile Hz. Ali arasındaki bir diyalogu yazın demiş. hani kitapta geçen özlü sözler tarzında, yanıtlardan biri şöyleymiş Hz. Muhammed: günaydın Ali Hz. Ali : sana da günaydın Muhammed nasılsın ? ******************* seviye: üniversite ders: eğitim felsefesi sınav: bütünleme sınav şu sorudan ibarettir: ''Bildiğiniz iki soruyu yazıp cevaplayınız.'' yalnız bir sorun vardır derse hiç devam etmemiş öğrenci dersin içeriğini hiç bilmemektedir. dolayısıyla kendine sorabileceği iki adet soru da bulamamaktadır. beyninin derinliklerinden,dönemin ilk dersine girdiğini hatırlar.bu derste duyduğu cümleden de yeterli doneyi almış. soru 1:ilk milli eğitim bakanımız kimdir cevap: Hasan Ali Yücel soru 2:Hasan Ali Yücel kimdir cevap: ilk milli eğitim bakanımızdır. işlem tamamlanmıştır... sınav sonucu:100 (yaşanmıştır...) ********************* soru; Ahmet Haşim' in en unlu eserlerinin toplandığı eserin adi nedir ? cevap; best of Ahmet Haşim ************ deprem sırasında ortaya çıkan enerjiye ______ ______ denir." doğru cevap “depremin magnitüdü” dür, fakat zeki bir arkadaşımız: "helal olsun" yanıtıyla okulda efsane olmayı başarmıştır. ****************** Aşağıdaki konulara kısa ve etkili bir de değinen bir yazı yazın. 1. din 2. cinsellik 3. gizem cevap: allahım! hamileyim. acaba kimden " |
TESADÜF BU YA! Kopenhag'da bir genç doğum kliniğine girip danışmaya başvurdu: — 48 numaralı odada yatan genç kızla görüşmek istiyorum. Nöbetçi hemşire sordu:
— Öyle mi? Çok memnun oldum tanıştığımıza. Ben de annesiyim... EVLİLİĞİN BÖYLESİ Nasrettin Hoca evlen meye niyetlenir. Eş- dost bir hatuncağızı öve öve göklere çıka rırlar.
Gelin hanım, kocasına sadakatini göstermek için: — Hoca efendi, akrabalarından kime görüneyim, ki me görünmeyeyim? diye sorar. Hoca şaşkın: — Aman hatun, bana görünme de kime görünürsen görün... der. |
Küçük kız, fen bilgisi dersinde heyecanla parmak kaldırdı: -Öğretmenim ben bir şey sormak istiyorum! -Evet seni dinliyoruz? -Benim anneannemin bebeği olur mu? Öğretmen şaşırarak: -Anneanneler bebek yapmak için yaşlıdırlar. Küçük kız yine atılmış: -Peki annemin bebeği olur mu? -Annelerin bebeği olur ama, yaşları ilerledikçe bu ihtimal azalır. Küçük kız daha da heyecanlanarak: -Peki benim bebeğim olur mu? -Kızım, senin yaşın daha küçük, olur mu öyle şey! Bunun üzerine arka sıradaki, erkek çocuk bağırarak: -Bak!!! Ben sana demiştim bir şey olmaz diye!!!... ________________________________________________________________ Temel üniversite sınavına girmiş. Her soruda yazı-tura atarak cevapları vermiş. İki saat sonra öğrencilerin çoğu sınav kağıdını verip salonu terk etmiş. Temel ise hala yazı-tura atıyormuş. Sınav danışmanı, ne yaptığını anlamak için Temel’ in yanına gelmiş: -Bütün sorular için yazı-tura atıyorsun, hala bitiremedin mi? -Hocam, 1 saat önce bitirdim. Şimdi cevaplarımı kontrol ederim!... _________________________________________________________________ Dilbilgisi dersinde Karadenizli öğretmen,Erzurumlu öğrencisini sözlüye kaldırıp sormuş : - "Pakmak fiilinin çekiminu yap pakalum..." Erzurumlu öğrenci hemen atılır : - "Bakirem,bakirsem,bakir..." Öğretmen öğrencisinin bu cevabı karşısında : - "Uy diluni eşşekarisu soksun..Öyle mi denur daa? Onun aslu pöyledur : Pakayrum,pakaysun,pakayı..." ________________________________________________________________ Amerikada bir ilkokulda ögretmen çocuklara evde ders alınabilecek bir hikaye yaratmalarini, ertesi gün sinifta okuyacaklarini söylemis. Ertesi gün çocuklar hikayelerini anlatmaya baslamis. ilk sirada küçük Suzi varmis. Baslamis anlatmaya: - Bizim çiftligimiz var. Bir gün babamla yumurtalari topladik, bir sepete koyduk. Arabayla giderken bir tümsekten geçtik, sepet devrildi ve yumurtalarin hepsi kirildi. - Güzeel. Peki bu hikayeden alinacak ders nedir? - Bütün yumurtalari ayni sepete koyma. - Aferim çok güzel. Lily sira sende. Küçük Lily tahtaya kalkmis ve anlatmaya baslamis: - Bizim de bir çiftligimiz var. Babam yumurtalardan civciv çikmasi için onlari kuluçka makinesine koyar geçen hafta 12 yumurta koydu. 12 civcivi olacagini saniyordu, ama sadece 8inden civciv çikti. - Eveeet. Peki burdan alinacak ders nedir? - Yumurtadan çikmamis tavuklari sayma - Aferim bu da çok güzel. Billy, sira sende Küçük Billy tahtaya kalkmis ve anlatmaya baslamis: - Amcam Ted Vietnam Savasina katilmisti. Bir gün helikopterle bir göreve giderken helikopter vurulmus. Ted Amcam helikopter düsmeden elinde bir makinali tüfek, bir kasatura ve bir sise bira ile atlamayi basarmis. Parasütüyle yere inerken yolda birayi içip bitirmis. Inince mermisi bitene kadar makinali tüfegiyle 70 kisiyi haklamis. Sonra kasatura kirilana dek onunla 20 kisiyi halletmis. Sonra da son 10 kisiyi de silahsiz bitirmis. - Böyle korkunç bir hikayeden alinacak ne ders olabilir? - Içerken Ted Amcama bulasmayin... ________________________________________________________________ Öğretmeni izci Temelcike sormuş, -Hergün iyilik yapıp birini sevindiriyor musun? -Tün teyzeme cittum, çok memnun oldi, pu cün ceri celdim taha çok memnun oldi.. ________________________________________________________________ Temelcike öğretmeni sormuş, -Kompozisyonun iyi ama Cemalinkiyle kelimesi kelimesine aynı,ne dersin bu işe? -Cemalin çide iyi derum.. |
| Saat: 13:14 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık