MsXLabs

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Genel Mesajlar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/)
-   -   Yalnızlığıma (Yalnızlık) (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/8336-yalnizligima-yalnizlik.html)

tikkymelike 13 Şubat 2007 14:24

ANLATAMADIM

Bu gün yüreğim yine taş kesildi,
Kırdım galiba ben de kırılarak birilerini

Anlatmak zor oldu
Yapılan iyiliğe karşılık duyulan minneti
Önemsindiğimi hissettim
Değer verildiğini bildim ama
Teşekkürüm havada kaldı
İsyan ettim zannedildi
Oysa kalbim nasılda hüzünlendi
Göz yaşlarım içime aktı
Sevincim,mutluluğum
Üzüntüye kilitlendi,
Keşke anlasaydı beni

Keşke anlatabilseydim kendimi

Kimbilir!

Belki de güzdür
Bu günkü hüznümün

Anlaşılmazlığımın nedeni

Olsun,sevgim yine içimde
Hayallerim saklı içimde
Bekliyorum...

Bir gün anlayacaktır beni
Zaman akıp gitsede

İnanan gözler bana dönecek,
Hüznümü sevince bırakacaktır

Yine hüzünlü bir güz günü.

Kırgınlığın ardında ki o büyük sevgi
Kırgınlığı yendiğinde,

El olmadan ellerimiz,el ele olacak biliyorum
Kaybetmedim henüz ümidimi...

DARUMA



Misafir 14 Şubat 2007 00:05

sen yoksun
deniz yok
yıldızlar arkadaşım
ya bu gece harikalı bir şeyler olsun
yahut bir bomba gibi
infilak edecek başım

ağzımda eski mısralar uzanıp kalmışım
istanbul minareler odamda gibi
gökyüzü temiz ve parlak
işte kol kola girmiş en mesut günlerimiz
muhalif bir rüzgar karşı sahilden
fosforlu ışıklarıyla gökyüzü bir deniz
havada kanat sesleri
ve çılgın kokular

deniz yok
yıldızlar uzaklaşıyor
ben yine yalnız kalıyorum
istanbul minareler kaybolmuş
sen yoksun
http://img159.imageshack.us/img159/966/featherrn6.gifAttila İLHAN


Mystic@L 15 Şubat 2007 00:54

Umar Mıydık Hiç

Umar mıydık hiç
Hazan rüzgarı bizi de vursun,
ayrılık uğrasın iklimimize,
yaprak dökümü olsun
Umar mıydık hiç,
sevgi için akan gözyaşları,
sel olsun
Bakışlar çatılsın masumca bakan,
sevgiyle çarpan yürekler dursun.
Dokununca titreyen dudaklar,
yasak olsun umar mıydık hiç,
Umar mıydık,
sevişmelerimiz bitsin
kapılsın fırtınalara ve gitsin
bakışmalar
Umar mıydık hiç,
unutulsun meltemli akşamlarda
sarfedilememiş seni seviyorumlar.
Unutulsun ayrılık acılarında,
dökülen yaşlar.
Umar mıydık hiç,
umar mıydık hiç bu kadar kolay bitsin
geçmişi hatırlamayalım
ve tarihin lekeliymiş sayfalarında
kalalım, umar mıydık hiç.

Arda Yılmaz


Misafir 16 Şubat 2007 01:00

Ay Sevdalıları



Dağların ardına
çekildiğin de
güneşin ışıkları

Ay yerini alır gökte
çağırır
sevdalılarını

yüreğimizi
kaplayan
kasvetle dalar
şehir uykusuna

zakkum
ağaçlarından
olmuş
meyve tadında
düşen

yalnızlıklarımızı
dişleriz

hep olmaz sevdaları
düşleriz




BARIŞ 16 Şubat 2007 04:20

YALNIZLIK..

Ben ne zaman yalnız kaldım, bilmiyorum
Ne tuhaf, vaktim olmazdı
yalnızlığı bunca bilirken
kendimi hiç yalnız sanmazdım
çevremde hep birileri vardı,
ben hep birilerinin yanındaydım
günler belirsiz bir gelecek için neredeyse kendiliğinden hazırlanırdı
aramızda habersiz gidip gelen gündelik armağanlarla
kendi kendini taşıyan bir ırmağın akıntısında hayat
bizi kendi sahillerimize ulaştırırdı
bazı evlerden taşınırdık, bazı insanlar girip çıkardı hayatımıza
bazı mektuplar alırdık, bazı sözler, çiçek selamları
sonraları bazı tanıdıklarımızın ölümleriyle de karşılaştık
elde olmayan nedenle
sudaki halkalar gibi genişleyen
küçük alınganlıklardan büyük dargınlıklara
vazgeçişler, unutuşlar, kayıplar
birbirimizi çok sevdik hep
yıllarla azala azala

şimdi ne zaman yalnız kaldığımı düşünsem,
yalnız olmadığımı kanıtlamak istiyorum kendime
eskiden iki albüme sığdırdığım hayatım,
şimdi sığmıyor eskilenlerle çoğalmış fotograflara
telefonun başına geçiyorum
alt alta dizilmiş onca ad arasında seken ömür parçası
gün ölüyor meşgul numaralarla
şimdi ne zaman yalnız olduğumu düşünsem,
şimdi ne kadar yalnız...
yalnız olduğumu anlamam için beni hiç yalnız bırakmadınız.

Ben ne zaman yalnız kaldım, bilmiyorum
her zaman yalnızdım, bunu biliyorum
büyücü ellerimin kara sanatı yazı
en çok ben onardım dostlukları, en çok benim elim dikiş tuttu
bağışlamasız sanarken kendimi
en çok ben unuttum kalbimin benden sakladıklarını
tığla içeri çektim takılmış kazakların ipini
denenmemiş başlangıçları göze aldım,
hafifletilmiş hasarları, görmezden gelinen enkazı
mutfağı beklemek hep bana kaldı
bir şiirden bir romandan bir filmden çıkıp
her seferinde aydınlık bir inat gibi yeniden karıştım hayata
hiç el değmemiş gibi yeniden konuk geldim
odalarınıza, ruhlarınıza
buraya

eski aşklarım neredesiniz? Hepinizi çok özledim.
Şimdi birdenbire bir köşeden çıkıp bana,
yalnızca, Merhaba, deseniz,
o zamanlar hiç mutlu etmediğiniz kadar mutlu edersiniz,
bir zamanlar bütün ağladıklarımı geri verebilirim size
sağ olun demenk isterim, sağ olun, sağ olun
sanki beni yeniden sevdiniz
ama biliyorum, pis bir yağmur başlıyor, şemsiyem yok yanımda,
yağmurda yürümekten nefret ederken, yürümekte ısrarlıyım gene de
isterseniz, kederdeki bütünlük, diyelim buna
ne kadar ıslansam, o kadar çıkacağım sanki
bir zamanlar çok daha bütün olduğumu sandığım
o yıkanmış zamanlara...

yeni değil keşfine gençlik verilmiş gerçekler
her zaman yalnızdım
kitaplar kadar yalnız
yalnızca yalnızlığımdan gürültücü bir kalabalık yaptım
herkes için farklı aldanışlar kurtarılmış hayatlar yok pahasına

her zaman yalnızdım
yanardağlar kadar yalnız
ey kafiye sevenler,
şimdi beni gökyüzünde bir yıldız sananlar, yanıldınız!

nankörlük etmeyeyim gene de,
yalnızlığımı daha az hissettiğim anlarım oldu yalnız

evimde hep aynı anda çalar telefonla kapı
gene öyle oluyor; hiç yalnız bırakmazlar beni
yalnızlık bilgisiyle çatılmış arkadaşlıkların korunaklı gölgesinde
yalnızlık için çalar telefonlar kapılar
İstersen bana uğra, ya da, Akşama buluşalım, ölmeden yapacak çok
iş var

murathan mungan


Mystic@L 16 Şubat 2007 16:06

ya kendını bırak bana yada benı bana bırakta yaşayayım..bu nsl ayrılık bırdaha gelme gelme de alısayım..ben senn yalnız kalışlarında tek adresının olamam..ya bnm ol herseynle yada unut herseyımle..yıllardır denedık olmadık..suc bırz sende bıraz bende..ama uzatmayım artık sakın bırdaha gelme..
Sönmuyor Atesımız..Ama Alev Alevde Yanmıyor..Ayrılık Zor Ama..Beraberkende Olmuyor..Yazılmıssaa Bırkez..İnanki Kalemle Kaderımız.. Hiçbir Kalem Kaderi Sılıp Baştan Yazmıyor..



Misafir 16 Şubat 2007 18:59

sen unutulmuş bir adamsın
şu yarım milyonluk şehirde
gençligini bir deli rüzgar götürmüş
umutların kim bilir nerede
hangi sevgilinin kollarında kalmış

sen çok gezmiş çok görmüş
şimdi alabildiğine yanlız adam
hatıralar eski bir şarkıdır dudaklarında
söylemek istersin söyleyemezsin
kahreder kahreder seni zaman
bu şehrin aşina sokaklarında

ölesiye ağlamak istiyordun
bilmedigin bir şey değildi ağlamak
kaderinin agırlıgınca sarhoştun
hayalerinin genişligince
dünyadan uzak

seni tozlu aynalarda tanıdım
sacların anlına dökülmüştü tel tel
gözlerin göz olduklarından uzak
kederliydin sonbahar akşamları gibi
ve sonbahar akşamları kadar güzel

yorgun ellerin ceplerindeydi
varlıgından utuanırcasına saklı
ellerin ki bir keman kadar hassas
bir şarkı gibi dokunaklı

sen unutulmuş bir adamsın
anlaşılmamış şiirlerim gibi
bütün güzelligiyle unutulmuş
şiirlerim ki yanlızlıga benzer
öylesine mahsun öylesine kahrolmuş
http://img159.imageshack.us/img159/966/featherrn6.gifÜmit Yaşar OĞUZCAN


Mystic@L 17 Şubat 2007 01:01

G i d e r e k

O pırıl pırıl, sedef kakmalı
Kanatlarını, koparıp attığında,
Nasıl bir tırtıl’a
Dönerse kelebek...

Ve tırtıl o muhteşem
İpekli bomboşluğun
İçerisinde nasıl erirse
Usul usul intihar ederek...

İşte öyle, anlaşılmaz
Ve öyle bir döngüde
Toparlanıp gitmedeyiz
Herşeyimizi terk ederek!.

Hüseyin Gündüz Öklem |


Misafir 17 Şubat 2007 02:04

...

Tek başıma içtiğim votka limonum ve tek başıma yattığım bir yatağım,
Tek başıma yaptığım yollar ve tek başıma söylediğim şarkılarım var.
Tek kişilik aşklarım ve
Adını bile bilmediğim bir sevgilim var.

Tek başıma sardığım bir sigaram ve yalnızlıktan zehirlenmiş bir beynim,
Tek kişilik hayallerim ve acıdan uyuşmuş duygularıma düşman,
Tek kişilik bir hayatım var.
Tek başıma ağladığım gözyaşlarım ve
Dibinde ancak beş altı fırtı kalmış acı bir sigaram var.
Gözlerimin önünde akan ve ancak bir kısa filmin jeneriği kadar uzun hayatım,
Ve acıdan uyuşmuş kollarımda bir ceset var.

Buz gibi bedeninde taşıdığı acıları ve
Özgür bırakamadığı acılar içindeki ruhunun çırpınışlarıyla titreyen kolları var.
Beyaz teninde yüzünün, görünmeyen pençe izleri var acının.
Ölü gözlerinde acı, yıkıntı ve çığlık,
Tek başına yatacağı bir mezarı var;

Benimse elimde tuttuğum bir aynam…


Mystic@L 17 Şubat 2007 03:06

Daha kaç geceler böyle sessiz, böyle sensiz yaşayacağım? Bilmiyor musun ki ey yar, beni ne çok mahvediyor uzaklığın, ne çok bölüyor kalbimi kalbin...

Bir gece daha başlıyor... Önümde upuzun yaşayacağım bir gecem, bir karanlığım daha var. Saatlere, saniyelere gireceğin; damarımdaki kanıma kadar işleyeceğin bir gecem daha başlıyor... Bir gecem, bir sevdam daha başlıyor ama yazık ki gözyaşları ma giren olmayacaksın yinede.

Beni artık acılarımla baş başa bıraktı ağlamalarım. Gözyaşlarım bile beni terketti.Sen geldiğinden, sen olduğundan beri tüm herşey beni terketti. Ben de tükettim onları zaten. Evet artık geceleri uyuyamıyorum. Karanlıklar başlar başlamaz başlıyor kalbimin aglamaları.Önceleri onları dinlemeye, onlara ses vermeye çalışıyordum. Farketmiyormuşum gibi davranıyordum. Sırf o
karanlık geceyle yüz yüze gelmemek için.


tikkymelike 17 Şubat 2007 03:11

Yalnızlık,yaşamda bir an,
Hep yeniden başlayan...
Dışından anlaşılmaz.

Ya da kocaman bir yalan,
Kovdukça kovalayan...
Paylaşılmaz.

Bir düşün'de beni sana ayıran
Yalnızlık
Paylaşılsa yalnızlık olmaz...

Özdemir Asaf


Misafir 18 Şubat 2007 01:12

Elveda..

Elveda düşlerim
Senli gülüşlerim
Esip sarmışken ruhumu hasretin
Benden sana sımsıcak bir elveda
Hiç olmazsa yanımdasın
Gözlerimde
Gönlümde
Vedamın yanlızlıklarında
Hiç bozulmamış ağlamalarımda
Aklımdasın
Buruk bir sevinçlede olsa
Hatıralarımdasın
Elveda sevdiceğim
Ağlamıyorum inan
Dudaklarımı ısırdım
Buğulansada gözlerim
Ağlamıyorum inan
Haydi git
Derdim büyüksede
Katlanırım ben
Haydi uğurlar ola
Sana bu son mektubumla
Sımsıcak bir elveda...

MercanDede


Misafir 18 Şubat 2007 12:39

An, Öfke, Şehir...
Suskun bir öfke yağmurunda
Kurşuna dizdiğim harflere toplu mezarlar kazdım
Islaktım
Sırılsıklam korkmuştum üstelik

Yoktun
Çokluğuna şiir yazdım…


Acemi ****** pazarlığında
Şehir ucuza satarken namusunu
Yeni yetme utangaç dokunuşlar
Tenimi yakıyordu…

Bacakları yalnızlığıma dolanıyordu
Şehvetle sarıyordu irkilen bedenimi
Gözlerinden ayıramadım gözlerimi
Vakitsiz arsızdı gece
Penceremin altında taze bir gül kanıyordu…

Sabaha kadar dinledim…

Adam kadının saçlarına dokundu
Ezan okundu canım yandı
İnledim…

Seni seviyordum
Özlemek sabrıma işlediğim nakıştı
Belki bir yakarıştı sessiz dualarımda
Devrik duyguların söz düşümü
Satır başlarında ettiğim küfür
İnce saz nağmesinde hüzün
Ah o öpülesi dudakların
Ah o sevdalı yüzün…

Bu şehir bana düşman
Yol kenarında isimsiz mezar taşıyım
Kimliksiz bir eşkıya hükmündeyim ey güzel!

Siren seslerinde kaybolur çığlığım
Müebbet mahkumların yanık sesiyim
Bir memleket türküsüyüm bazen
Ter içinde kalmış demirci ustasının
Örse çekiç sallayan nefesiyim…

Yani hiç kimsesiyim bir sokak çocuğunun
Saçlarımda kir ellerimde tiner kokusu
Düşlerimde o hep aynı telaş
Büyümek korkusu…

……

Suskun bir öfke yağmurunda
Neydim, niyeydim, neredeydim bilmiyorum…

Demli bir çay kıvamında
Tek şekerli hüzündü yalnızlık dediğin
Usulca içtim…

Sonra gözlerin geldi aklıma
Yastığıma sinen kokun
Bana her dokunduğun
An’la seviştim…


...........


Misafir 18 Şubat 2007 12:59

http://img.blogcu.com/uploads/mesale_ab52fa5e71e48922a99a937b667de495.jpg


Yalnızlık, varolan hayatın ve geçip giden zamanın içinde kaybolmak değil de tek kalmaktır. Hayat mücadelelerine ve ortaya çıkan engellere karşın tek başına mücadele etmektir.

Arkasını dayanabileceği, şartsız güvenebileceği, düştüğünde kaldıracak, ağladığında teselli edecek veya birlikte ağlayacak, kötü günde de iyi günde de yanında olacak vb. gibi cana can katacak birisini ister yalnızlığa mahkûm olan. Böyle birisini bulamayınca da karmaşıklaşan hayatın, anlamını yitirmiş bir bireyi olmaktan da öteye gidemez. Bırakır kendini umutsuzluk deryasına. Yok olmak ister belki de bu anlamsız hayattan. Çünkü onu hayata bağlayan ve yalnızlığını gidererek tutunacağı bir dal olan kişi yoktur ya da hiç olmamıştır.

Yalnızlık, etrafında hiç kimsenin olmaması değildir. Kimi zaman olur ki, kişinin etrafı insandan geçilmez ve hayretler bırakır onu gören gözlerde. Ne çok seveni var deriz kendimizce ve belki de o kişiye imreniriz. Amma velâkin, gören göz her zaman da gerçeği göremez. Görünenin bir de görülmeyen yüzü vardır. Etrafı sarmaşık misali insanlarla sarılı olan bu kişi, belki de yalnızlığın temsilcisi olabilir. Ne kendini anlatabilir onlara ne de onlar kendisini anlayabilir. Anlamını yitirmiş kuru laflar, havada buz kesilirler ve yalnızlıktan kurtulmaya niyetlenen cana, merhem olamazlar. Söylenen sözler ve kurulan ilişkiler, kalıplaşmış ve sıradanlaşmış formatından öteye gidemez.

Her geçen gün daha da umutsuzluğa sürüklenen kişi, küçük de olsa bir umut ışığı gördüğünde, canı pahasına o ışığı söndürmemek ister. Kimi zaman içindeki sestir o ışık, kimi zaman da gözlerindeki parıltı… Kimi zaman çocuğun tatlı gülümsemesi dir o ışık, kimi zaman da tanımadığımız insanın, karşılıksız nezaketi… Kimi zaman bir sözdür bizi umutlandıran, kimi zaman da hayat içindeki ince ayrıntılar…

Sözün özü: Yalnızlığı benimsemiş ya da benimsemek zorunda kalan kişiler, içinde bulundukları şartların da tesiriyle hemen umutsuzluk deryasına kapılmasınlar. Hayat, her ne kadar anlamsız gelse de göreceklerdir ki, bekledikleri gerçek dost ve yalnızlık yaralarının merhemi, yakında gelecektir. O kişinin veya kişilerin ne zaman, nerede ve ne şekilde karşımıza çıkacağını ise bilemeyiz. O kişiyle karşılaşmanın yolu, hayata umutla ve gören gözle bakmaktan geçer.


NiliM 18 Şubat 2007 14:03

http://img58.imageshack.us/img58/2329/seninogzlerinvaryrd1vm6re6.jpg


Misafir 18 Şubat 2007 16:26

Sana gitme demeyeceğim, biliyorum şimdi olmasa bile yarın gideceksin. Sana yüreğimi al demeyeceğim, biliyorum ki gidenler sadece kendilerini götürürler. Geldiklerinde kendilerini getirdikleri gibi... Sana gitme demeyeceğim...


Mystic@L 18 Şubat 2007 17:15

O kadar yabancı ki kulağıma sesin
Bir o kadar da yabancıyım bakışlarına
Ne gülüşünü görmüşlüğüm var önceden
Ne de iç kavuran sıcaklığını

O kadar yabancı ki tenime tenin
Bir o kadar da yabancıyım varlığına
Ne dokunuşunu bilmişliğim var önceden
Ne de özleminin sancısını

O kadar yabancı ki gözyaşlarına gözüm
Bir o kadar da yabancıyım şimdi anılarıma
Ne aşkını bilmişliğim var önceden
Ne de sevginin şiddetini

Artık öyle yabancıyım ki kendime
Daha önce adı koyulmamış duygularla dolu yüreğim
Ne yaşamışlığım var bunun gibisini
Ne de düşünmüşlüğüm olacakları...


Mystic@L 18 Şubat 2007 23:47

Yalnızlık..!


Bilir misiniz yalnızlık nasıl acı verir insana? Soğuk bir oda da tek başına uyumak nasıl acıtır yüreğinizi…


Yalnızlık çoğuna göre basit bir kelimeden ibarettir. Ama hiç düşündünüz mü sadece istediğinizde değil her zaman yalnız olsaydınız;yaşyasakn nasıl olacağını. Yalnızlık bir annenin karanlık geceler de okuyan çocuğunu düşünerek sabahlamasıdır. Yalnızlık bir askeri bekleyen genç kızın uyumadan önceki duasıdır. Yalnızlık dertlerini boş duvarlara anlattığında onların sana cevap vermesini istercesine boş boş duvarlara bakmandır. Yalnızlık eve döndüğünde sevdiğin kişinin cansız bedeniyle karşılaşmandır. Ölümdür yalnızlık;soğuktur... Ateş gibi yanan kalbinle sevdiğinin sana gelmesini beklemektir yalnızlık. Üşümektir onsuz boş yatakta,ağlamaktır. Özlemektir yalnızlık; hasretle beklemek.


‘Yalnızlık’ sadece bir kelime değil;bir yaşamdır. Umutla beklemek, gözyaşlarını tutmaktır…


tikkymelike 19 Şubat 2007 02:44

Yalnızsan eğer

Hayatın devraldığı
Sessiz bir özsudur acı
Birikir yüreğinin kıvrımlarında
Ve ağar gözlerine ağır ağır
Bulutlar yere inmiştir artık
Ya da gurbettesindir
Unutma

Bir hayalet gibi kapındadır
Yalnızlık denen şey
Ufkun kararabilir birden
İçin çölleşebilir
Kaçışın bile bir adımdır
Ya da dönüşündür kendine
Unutma

Her sayfası kederle kararan
Bir hüzün defterine döner günler
Ve her sabah"merhaba hüzün"
"Merhaba yalnızlık"
Diyerek başlarsın hayata
Ama hayat bağışlamayacaktır seni
Unutma

Üstelik günlüğü yoktur hüznün
Hiç bir zaman da tutulmayacaktır
Serüvenlerin yorgun yeniği
Elleri titreyen yaşlı bir kadındır hüzün
Ya da hasta bir tanıktır ancak
Hepsi o kadar
Unutma..

Ahmet Telli



tikkymelike 19 Şubat 2007 09:12

BEYHUDE

Yalnızlık bir uçurumsa eğer beni en dipte bulabilirsin.
Gelmek istersen eğer çekinme sende gelebilirsin.
Nasıl olsa
Bu uçsuz bucaksız gönül tarlalarının sonunda
Hayata küsmüşlerin yeşerttiği
Suya kavuşmuş toprak gibi canlı
Sevgi çiçekleri açan bahçelerden çok var.

Çekinme gel
Burada her yalnıza yer var.

Yalnız,
Sakın buradaki yalnızlara imrenme
Bütün bu güzelliklerin içinde yaşayan
Yaşıyormuş gibi görünen biz yalnızların ulaşamadığı
Güzellikler çok daha fazla acı veriyor bana
Bakıp da görememek nedir bilir misin?
İsteyip de alamamak,sevip de okşayamamak.

Bu yüzden ne olur
Sen yukarıda kal.Fırsat bulursam
Ben sana gelirim

Ahmet Altan




Mystic@L 19 Şubat 2007 14:59

Kabusumsun

biliyorum
gerçek değilsin, olamazsın asla
koyu karanlığın derinliğinde
içimi ürperten korkuyla
kötü bir kabussun yalnızca.

biliyorum
birazdan terden sırılsıklam olmuş bedenim
sıçrayacak aniden
açacağım gözlerimi
biliyorum olmayacaksın yanımda
olmamalısın asla.

derin bir nefes alacağım
rahatlayacağım sonsuzca
kıvrılıp sıcacık yatağımın içinde
huzuru hissedeceğim sensizlikte
ve tekrar derin bir uykunun kollarına atacağım
korkudan arınan bedenimi.

Ankara - 13.01.2002
Hülya Tümer


Misafir 20 Şubat 2007 10:33

Yalnız Bir Operaydı Son Yazdığın

Yalnız bir operaydı son yazdığın
Beraber oynamak isterdim hayatımızın müzikalini
Sanırım iyi bir rol arkadaşı olurdun bu perdenin
Zira prova gerektirmez bu oyunda
Yeter sana bir önceki çektiklerin
Yorgun bir yolcu gibisin hayat yolunda
Son perdeyi oynamaktan çekinen ve ürken
İstediğin gücü al benden bu son tango için
Son tango, son mektup, yaşanan son şeyler
Kalın bir iz bırakır unutulmaz sayfalarda
Çığlıkları ulaşır kutup yıldızlarına
Ama güneşte kaybolur en parlak yıldızlar
Güneşin olmak isterim geceni aydınlatan
Taze bir nefes olayım ciğerlerine bayram ettiren
Yeni bir dimağın olayım unutulmazları unutturan
Baharın olayım kışta geçirdiğin soğuk ve fırtınalı
Karanlık günlerini sana unutturan
Yeni bir hayat vereyim sana geçmişi ağırlıklarından
Kurtulup bir tüy gibi hafif bahar esintisiyle
Rüzgarda dans eden yeşil gözlü meleğim ol
Güzel sözlü meleğim ol muhabbetine aşık olayım
Yeşil gözlerinden akan muhabbeti ruhuma sarayım
Sen benim ol ben senin tüm dertlerine ortak olayım



tikkymelike 20 Şubat 2007 13:19

SUSTUM
sustum!
Ne kadar susulacaksa o kadar sustum..
Kendime konuşuyorum şimdi yalnız..
Yalnız yüreğime dokunuyorum sesime
Kimse duymuyor...
Sustum!
Sustu dudağımdaki şarkı,gözlerimdeki şiir,
Saraları yalayan şiir
Sokaklarında kahroldum şehir
Gözlerim konuşuyor yalnız!
Sustum!
Bin ah sürüp dudaklarıma...
Ne kadar susulacaksa o kadar sustum
Sustu benimle deniz,
Sustu deli dalgalar,sustu martılar...
Umutlarımı sarıp rüzgarlara
Uzaklara savuruyorum her gece
Yıldız yayıp serpiyorum gökyüzüne!
Kimse görmüyor...

ERDEM-BENNER




Misafir 20 Şubat 2007 17:18

Parçaların Bütünü Yalnızlık...


Gönlümden gül çalarken, aç olduğun için bunu yaptığını bilseydim... Bir gülden elde ettiğinle bir ömür doyacağını düşünebilseydim... Kan ter içinde kalana kadar koşmazdım peşinden yalnızlık...

Özlem de verirdim yanında... Ziyaret için geldiğini sandığım o mezar taşının başında... Fesleğenlerden neden almadın yalnızlık...

Bir kişilik yemek yapmak çok zordur bilirim... Misafir olurdum sana... Çocuk seslerinden katık yapardım ben de yalnızlık...

Günler ölmeden, yıllar doğmadan geçmez yalnızlık... Zaman sağır ve dilsiz... Umut sevap gibi kapkara gözlerimde yalnızlık...

Dertler deniz gibi, yüklenmişim omuzlarıma... Sana da can veririm gir içime yalnızlık...

Güneş göz yaşı dökerken yıldızlar telaşlanır... Karanlığın ardındaki ışık yalnızlık...

Çekip gitsem bu bedenden ait olduğum yere...
Parçaların bütünü yalnızlık...


Misafir 21 Şubat 2007 11:56

Doğum ve ölüm tarihleri arasında var olan bir hayatın yorgunlarıyız. Yaşadığımız, bir garip yalnızlık hikâyesi. Etrafımızdaki yüzlerce insana rağmen yine kendimizi yalnız, çaresiz, kifayetsiz hissediyoruz. Bunca sınırlı arasında Sınırsız Olan’ı özledikçe büyüyor yalnızlığımız. Ruhumuzun vadilerinde gezinen yüzlerce insan dahi unutturmuyor, ‘hesabı yalnız verilen imtihanımızı.’ Aksine; her hikâye altını çiziyor yarımlığımızın.
Yalnızlık, yarım oluşumuzdur. Yalnızlık, ‘yalnızlığın mahsus olduğu varlığa’ duyulan özlemdir. Mecburiyettir. Alnımızda insan olmanın imzasıdır. Yalnızlık, şaire ‘Ne yanar kimse bana ateş-i dilden özge. / Ne açar kimse kapım bâd-ı sabâdan gayrı.’ satırlarını yazdıran o müstearsız histir. O his ki; kalabalıklarda yaşanan bir tenhalıktır. Tenhalığımız, bize güç verebilir, gücümüzü de alabilir. Melankolik hisler içinde arabesk bir yalnızlığı tercih edersek, ruhumuz günden güne zayıflayacaktır. Ama mezarların neden tek kişilik kazıldığını düşünüp ‘yegâne’ olana inancımız artarsa yalnızlığımız bizi güçlü kılacaktır.
Sevdiklerimiz oldu, sevenlerimiz de oldu. Gidenler, dönenler oldu; gidip de dönmeyenler de. Doğanlar, ölenler oldu. Güneş bir görünüp bir kayboldu. Kayan yıldızlar dileklerimize umut oldu. En büyük hatamız, geçici olana ‘her şeyim’ demek oldu. Bir insan, bir eşya, bir mekâna ‘her şeyim’ dediğimizde, onu yitirmekle elimizde ‘hiçbir şey’ kalmamış oldu. Yürek coğrafyamızda yaşanmış onca devasa sevgi dahi hissettirmedi mi bize yalnızlığı? ‘Bitimsiz bir tat aramadık mı savruluşlarda? ‘ Kalbimizde dost yoğunluğunu en çok hissettiğimiz anda bile o anın geçici olduğunu bir an olsun çıkardık mı aklımızdan? Güzel anlar hiç bitmesin diye fotoğraf karelerine sığınmadık mı? Günde beş kez yalnızlığımızı itiraf etmedik mi? Avcumuzu açıp Tek Olan’a dua ederken, küçüklüğümüzden büyüklüğüne köprüler kurmadık mı?
Düştüğünde ‘acımadı ki’ diyen çocuklar gibi gizlemek istiyoruz acılarımızı. Düşlerimiz ipinden kopmuş balonlar gibi kaybolduğunda, bir kez daha anlıyoruz yalnızlık imtihanımızı. Kalbimizin özgül ağırlığını bir başka kalb taşıyamazken ve ancak gölgemiz kadar var olabilirken, bir başka kalbte nasıl beka bulabiliriz? Ve nasıl anlatabiliriz kendimizi, kendini dahi anlamamışlara? Bizi anlamayan insanlar arasında bir hayatın ardına düşerken, onlara kızmak, sınırlı oluşlarını yüzlerine vurmakta değil hüner. Asıl hüner, çaresizliğimizle onların çaresizliklerini birleştirip bir ‘çare’ bulabilmekte. Hiçbirimizin ‘yağmur’u sözcük biçiminde uymuyorken birbirine, hepimizinkinin uyduğu bir üçüncü yağmuru bulmalı. Etrafımızdaki insan yoğunluğuna rağmen, ruhumuzun pergelini ‘tek’ olanda sabit tutup, insanlar arasında bir ’sınırlı’ gibi yaşamalı.
İnsanların bizi anlamadığı anlar olur. Hattâ bizi tamamen yanlış anladıkları zamanlar da olur. En çok emeğimizin geçtiği, fedakârlık kapılarını sonuna kadar araladığımız insanlar, küçük bir noktaya takılıp bizi unutabilir. En çok ihtiyacımız olduğu anlarda en sevdiklerimizi bile yanımızda bulamayabiliriz. Ya da en güvendiklerimiz bizi şaşırtıp, kalbimizde çizikler olmasına sebep olabilir. Her kim, ’sürekli değişen’ anlamına gelen ‘kalb’e sahipse, sürekli değişecek ve hiçbir zaman tamamıyla ‘güvenli’ olmayacaktır. Hasılı bu dünyada insana dair ne varsa, hep bir yanı yarım ve bir yanı eksik kalacaktır. İnsan insana yetemez, ancak hayatına anlam katabilir, muhtaçlığını azaltabilir. Hayatın bütün karmaşası ve kalabalığı arasında hepimiz şahsî menkıbemizi yaşarız. Küçük hayatlarımız ve yalnızlıklarımız birbirine eklendiğinde kanaviçe misali, hal diliyle ‘herkesin her şeyi’ olan varlığı ifade ederiz.
‘Sıcaktan kaçan ve bir ağaç gölgesine sığınan adam, ne gariptir ki, ağaçtan hoşlanmaz da gölgeyi sever.’ Öyle ki, soru sorup cevap verme yeri olan aklımıza ve hissedip duyma yeri olan kalbimize ‘yegane’ olanı işaret ediyor. ‘Alâka-i kalbe lâyık olmayanlara’ haddinden fazla bağlanırken, yenilgi üstüne yenilgi yaşadığımızı anlatıyor. Ne nefis sadık bir yâr, ne de dünya kalıcı bir diyarken, tutundukça kavileşen bir bağa dikkat çekiyor. Şu mısralar da bu bağı ne güzel özetliyor: ‘Kimsesiz hiç kimse yok, herkesin var kimsesi. / Kimsesiz kaldım medet, ey kimsesizler kimsesi.’
Bu yaşadığımız bir yalnızlık hikâyesi. Elif gibi dik, elif kadar anlam dolu. Yanına gelen her harfe hayat katmasından ziyade, kendi sırlarıyla iç içe… Hüzün dolu ama mağrur bir başı var elifin. Bir başına ama sırtını dayadığı güçten dolayı çok kudretli. Kendi yalnızlığının farkındalığıyla birlikte ‘Tek ve Bir’ Olan Varlık’a ışık tutuyor. Hz. Muhammed (sas) ‘in Hira’daki, Gandhi’nin Hindistan’daki ve Bediüzzaman’ın Barla’daki yalnızlığı gibi… İnsana düşen; kendi ruh rıhtımına çekilip, dışarıdaki seslerden uzaklaşarak ‘yalnız’lığın şuuruna varmak ve içindeki sesleri çoğaltmak. Issız yerlerde kendi için bir evren olabilmek…Ve bütün sözlerin üstündeki o büyük sözü bulabilmek…


Misafir 21 Şubat 2007 11:56

Yalnız Ben

Kavala Parkındayım,
Ben yalnız, dalgalar yalnız,
kayalar yalnız
Ufka bakıyorum, derin sessizlik
Yukarıda birkaç aile var,
He! bir de resim çektirenler...
Sakin bir müzik paylaşıyor yalnızlığımı
Ağlayan Kayalarda dalgaların sesi,
Rüzgârda otların hışırtısı,
Elimde kitap, aklımda düşünceler
Kendimi ilerideki bir kayaya benzetiyorum,
Tek başınayım, kalabalıkların arasında yalnız, sessiz...



Misafir 21 Şubat 2007 12:13

Ada Yalnızlığı

keşfedilmeyi bekleyen
bir ada yalnızlığı yaşıyorum
varsın kimseler sormasın
ben sensizliği su diye içiyorum
kimseler bilmesin, varsın
sensizliği, onlardan bile sakınıyorum

bir ada yalnızlığı yaşıyorum
ormanlarım yeşil yeşil
mavilerim tertemiz,
çiçek çiçek baharlarım
kirlenmedi hiç bir yıldızım...
hiç bir ağacım...
ve de ateş kırmızısı giyen ayım...
varsın kimseler kirletmesin
su diye içiyorum ben sensizliği
kimseler el sürmesin

bir ada yalnızlığı yaşıyorum
varsın, kimseler keşfetmesin
ben sensizliği su diye,
kana kana avuçlarından içiyorum


Mystic@L 21 Şubat 2007 15:42

Kaç Yaprakla Geçilir Zaman

Süleyman Üstün Hocama

görmeden kim anlatabilir
kar toplamış saçların güzelliğini
kim biriktirebilir saydamlığıyla acıtan
camkırığı gözlerin bereketini

kaç yaprakla geçilir zaman
fırtına kaç adımda ulaşır hoşgörüye
insan kolay çınar olmuyor
ömrünüz yaşamı borçlu kılıyor

yüreğimin kapıkomşusu sevgili hocam
sizinle düştü umudumun son rengi
bilmez miyiz direnç yola çıktı mı
dünya daraltıverir kendini

değirmendereli çınarlardan duydum geçende
kıskanıyorlarmış sizi...

Memnune Tunç


HayLaZ61 21 Şubat 2007 16:19

İstanbula kar yağıyordu,sabah olduğunda beyazlar giymişti sanki istanbul.
Prenses gibi soğuktu kimse yoktu sokaklarda sende kalbimde yoktun.
Üşüyordum ama üşüyen vücudum değil kalbimdi çünkü sensizdi.
Karanlık basınca daha bir üşüyordum ,yine söylüyorum kalbim sensizdi...
İşte istanbul yorgun şehir, nefes alınmayan belde.
İçim ürpertilerle dolu amansız korkularla.
Tane tana yıldız gibi yağan kar eritiyordu içimdeki ateşi ister istemez.
gecenin 3`dü ağlıyordum yanlızlığıma,benianlamayan insanlara.
Mutluluğu yakalayabilecekmiydim acaba
Unutma saati yaklaşıyor,her kederin tesellisi bulunur üzülmüyorum.
İnsan ne kadar sevse unutabilir.
Mevsimler,gelir geçer,yıllar geçer.
Hiç yaşanmamışcasına,hiç sevmemişcesine...
Unuturuz o günlerimizi
Herşeyi evet herşeyi unutabiliriz .
Bu sahte gözyaşları,yeminler.
Hani demiştinya söz verdim sana canım bekleyeceğim.
Boş bir tesellidir inandığımız.
Perde kapanıyor film bitiyor işte o hiç bitmeyecek sandığımız.
Benim kaybettiklerim sadece güvendiklerimdi
Ve şimdi yanlızlığımla başbaşayım.


tikkymelike 21 Şubat 2007 17:31

ELİMDE KALDI UMUTLARIM
Her sabah hüzünle karışık bir umut var içimde
Sensizliğin hüznü yeni bir günün seni getireceği
Umuduyla bastırıyorum her doğan güneş yeni bir
Umut yeni bir arayış benim için belki sana kavuşacağım
Zamana bir gün daha yaklaşıyorum bugün değilse
Yarın kimbilir belki de yalnızca kendimi avutuyorum
Gittiğin günden beri hep yalnızlık şiirlerine takılıyor gözüm
Bir başıma değilim sensizlikten yalnızım
Terkedilip gitmek en çok nasıl koyar insana bir ben bilirim
Gitmelerin gidenlerin arkalarında bıraktığı
Çaresizliklerin koyu özlemleri,senin gidişin ateş gibi
Çöktü yüreğime hiçbir yağmur yetmedi içimdeki
Hasret ateşini küllendirmeye hiçbir sevgi yetmedi
Senin özlemini gidermeye ben her sabah beni sana
Götürecek yollarda yürüdüm senin duyacağın
Şarkıları söyledim yalnızca!Ve gelmeyişinin
Her akşamında aslında doğduğunu hiç anlamadığım
Güneşle beraber bende battım bir kez daha
Geceleri hep uyudum uyudum gün boyu çektiğim
Hasretini rüyalarımda biraz olsun giderebilmek
İçin herşeye iyi gelen yaraları iyileştiren zaman
Hiç bu kadar acıtmamıştı yüreğimi binbir umutla sarıldığım
Sabahlar artık hiç doğmaz oldu benim günümde
Gecemde karanlık şimdi,ne ay uğruyor gecelerime
Ne de sana benzettiğim yıldızlar parlıyor!ellerimde kaldı
Umutlarım sensizlik öyle kötü bir yara olduki içimde
Öyle büyük bir boşluk açtınki bir gün geri dönersen
Kendi yaptığın boşluğa sen bile yetmeyeceksin orası
Hep bomboş paramparça kalacak büsbütün cam kırıklarıyla
Kaplı kalbim ne zaman seni hatırlatacak en ufak bir şey
Görsem o kırıklarla dolu yeri batmaya başlıyor yüreğime
Sabahları yalnızca hüzünle uyanıyorum hiç bir şey
Beklemiyorum günden seni bile...varlığında sensizliği
Yaşamaktansa içimdeki boşluklarla boş umutlarımla
Sensizlikten alışırım alışmaya çalışırım yokluğuna...

Hakan Güney


HayLaZ61 21 Şubat 2007 18:23

Bilmiyorum.

Bilmiyorum
Sebebi nedendir,
Nedendir bu kadar ayrı ve hüzünlü,
Bu kadar yalnız ve de yorgun,
Dağlara sığmaz gençliğim
Bilmiyorum.

Düşündükçe yanlızlaşıyor bu acizane ruhum,
Ve yaşadıkça artıyor çevremdekiler,
Ama bilmiyorum neden,
Dağdaki bir kardelen,
Bir eşkiya gibi
Bu kadar yanlız ve yorgun,

Yanlızlığım çevremden olsaydı
Dağlara yükleyecektim suçu.
Dağlar derdim; sizsiniz benim yanlızlığıma sebep
Çünkü beraber doğmuşuz ve var olmuşuz
Beraber yazılmış kaderimiz,
Olsa olsa sizsiniz.
Hayır hayır olamaz,
Masum ve ana kucağı gibi
Özgürlük ve yaşama hissini veren
Koştıkça koşanılası gelen,
Bağırdıkça bağırası ve sevdikçe sevesi gelen,
Dağlar..
Siz değilsiniz yanlığıma sebep.

Kar yağıyor diyarbekir'e,
Diyarbakır tekrar diyarbekir oluyor
'dışarda kar yağıyor benim içime yağmur..'
Düşünüyorum da acaba suçlu omu diye
Hayır hayır olamaz,
Hatta yanlız olmadığım hissini veren,
Dağlardan uzaklaştıkça
Bir tek diyarbekir değilmidir.
Sevinç, mutluluk, ve herşeye rağmen
O yaşanılası yegane şehir,

Daha başka suçlu aramak yersiz,
Bunu bende biliyorum ve hatta,
Sanık olan diyarbekir ve dağlar,
Onlarda biliyor.
Sesimi haykırdığım o uçsuz bucaksız dağlar,
Sevgimi fısıldadığım o daracık diyarbekir sokakları,
Diyarbekir'i diyarbekir yapan o surlar,
O dert ortağımız, dert babamız; surlar.

Artık bana söylüyorlar sebebin ne olduğunu
O dert dinlemekten kararmış surlar
Bu yanlızlığımın neden,
Ma****aki o yüreği ve bedeni yanlız,
Dert ortaklarımınkinden farklı olduğunu,
Onlar surlara, diyarbekir'lere ve Dağlara hasret,
Ben ise yanlız ve yanlız sana hasretimişim.

Ve artık biliyorum ki ne dağlardır sebep
Nede başka birşey bu kahrolası yanlızlığıma,
Bir tek sebep var görüyorum,
Yanlız ve yanlız sensin,
Biliyorum.

Emrah Gün


nisan_yagmuru 21 Şubat 2007 18:40

YALNIZLIK


Care bulunmaz
onulmaz bir hastalik
benim yalnizligim.
Dört yanimdan sarmis,
beni canevimden
vurmus birkere.
Care yok diyorum,
Kendimi kurtaracak
yine benim,
Biliyorum,
Yapamiyorum...

nisan_yagmuru


C.A.N.D.Y 21 Şubat 2007 19:19

GİTTİN KALDIM
İlk baktığında
gelincikler açtı yanağımda
Farketmedin

Ellerin,
Ellerin sıcaktı
Sesin gibi

Sesinde ‘merhaba’
Sesimde dikenler

Bedenim sönmüş volkan
Nasıl da tutuştu
Küllenen arzuları
Farketmedin

Tenin,
Tenin sıcaktı
Tenim gibi

Teninde yangın
Tenimde Nisandın

Şarkılar dilsiz
Şiirler intiharın eşiğinde
Bilmedin

Benliğim
Nefesinde
Rüzgardı
-ben gidemedim-
................Sen gittin
______________KALAKALDIM....
arzu altınçiçek


Misafir 21 Şubat 2007 21:54

* Keske Yanlizligim Kadar Yanimda Olsaydin Keske Onunla Paylastiklarimi Seninle Paylassaydim Keske Senin Adin Yanliz Olsaydi Ve Ben Hep Yanliz Kalsaydim...

* Simdi Baskasinin Olsanda,boynu Bukuk Yalniz Kalsamda,elimi Tutup Sacimi Oksamasanda Biliyorum Yinede Benimsin...

* Yine Gunesin Batma Saati ,kiminin Umutlari , Kiminin Sevdalariyla Beraber. Yine Yalnizliga Selam Saati,kaybolmus Sevgiler Caresiz Huzunlerle Beraber...

* Sensiz Gecelerde Yildizlar Dost Yalnizligima,aldatiyorlar Beni Ilk Gun Isiginda...

* Yine Kumsal Sakin Yine Deniz Durgun Yine Gunes Batiyor Ve Ben Yine Yalnizim...!

* Seni Aradim, Tum Bir Hayat. Simdi Bulmusken, Gitme Ne Olur. Terk Etme Beni, Birakma Beni Yalnizligimla. Sen De Kal Bizimle...

* Bir Marangoz Ustasiyim Adeta,bir Ayagi Mutlaka Kisa Masa Yapan.bir Elimde Cekic Bir Elimde Civi,kendimi Bir Resim Gibi Cakacagim Insani Ariyorum Yillardir...

* Nekadar Guzeldi Senle Beraber Olmak Simdi Yanlizim Ellerim Basimin Arasinda Seni Dusunuyorum...

* Dudaklarimdan Dusurmedigim Bir Sigara Gibisin.ustelik,oyle Bir Illetsin Ki Bir Sara Gibi Her Daim Uykularimda Beni Nobet Nobet Yoklarsin...oyle Uslanmaz Oyle Utanmaz Nobetlerine Alisamadim.her Aciyi Tasidim Da Yuregimde Bir Sensizligi Tasiyamadim...

* Sen Hic Geceleri Sabahlara Kadar Agladinmi Yanlizlik Nedir Bilirmisin Sorarim Sana....

* Suru Kalabaligindan, Bir Kartalin Yalnizligidir Benimkisi.yagmur Sonrasi Gozyasi Gibi Cig Tanesinin Yalnizligidir , Ask Icin Solan Yalnizligidir.

* Birgun Hayatin Butun Guzelliklerinden Vazgecip,olume Sessiz Sedasiz Gitmek Istersen,yanima Gelki Sana Sensiz Yasamanin,sensiz Olmanin Olum Oldugunu Gostereyim...


C.A.N.D.Y 21 Şubat 2007 21:58


http://sevdiginizsiirler.sitemynet.com/003r.jpg
uzaksın


ne yelkenlerimde rüzgarsın bugün
ne gözümde yeşil
ne bedenimde can

uzaksın
uzağın kırbacı elinde

dizlerimde titreme
nöbetler ötesi yürek
yoksun bugün dizelerde

uzaksın
uzağın atlıları şahlanmış bedeninde

ve perde iner
oyun biter
su üzerinde altın yağ tanecikleri yaşamımız

uzaksın
uzağın maviliklerinde hoşsun......hoşkal

Dolunay Enver




Misafir 22 Şubat 2007 11:14

Hiç sevmedin mi beni?
Sevmedin…
Sevsen bırakıp gidermiydin…?
Diyelim ki gittin…
Bir kez olsun aramazmıydın..?özlemezmiydin..?sesimi duymak istemezmiydin..?
Sevseydin isterdin ama sen sevmedin ki..!

''yürek dayanmıyor bu gidişe sonsuz bir ucurumdayım sanki..ama dön desen de dönemem artık..''

Gidişinin yeri var yüreğimde ama dönüşünün olmayacak bilesin.
Sen gittin,ve gittiğin gün bittin…
Sen o gün beni de bitirdin…

''derin bir mavi var orada içinde kaybolmak gerek boğulmak gerek yüreğine akmak gerek ''

Engin bir okyanusu aşardım hep o gözlerde..çoğu zaman kaybolur hatta boğulurdum….
sonra…
bir baktım dipteyim…ne o güzellik var etrafımda ne de kurtulabılecegım bır fırsat…

''allahım tutsun ellerimden bırakmasın beni deniz gözlüm ağlatmasın gözlerimi ''

Ardından gittiğin geldi aklıma…

Gittin ve bittin…

Kurtulsam bile faydasız artık…

Bundan sonrasında her yaşanmışlığın ardında kalan korkulardan biri olacak o gözler…

Yüreğimi acıtcak…

Anılarımı hatırlatcak….

…..

Derin gözlerin artık çok derin gelmekte ve bana korku vermekte bilesin…

Ne bir daha dalarım,nede bir daha korkumu yenmeye çalışırım…..

Ben hala yeni umut bekliyorum sevgili…

Seni değil…

Artık gitmişsin dönmüşsün kimin umrunda…?

Benim olmadığı kesin…


HayLaZ61 22 Şubat 2007 15:49

YALNIZLIK ÇEMBERİNDE

Günlerim herzaman ki gibi karanlık yine
acı ile geçiyor saatler özlem ile
ne zaman dalmıyorki gözlerim senli sensizliklere
durmuyor gözyaşlarım yalnızlık çemberinde.

Yorulmuyor hayat dert çile vermeye
şarkılar yoldasım sigaramla birlikte
tükenmek bilmeyen bir boşluğun içinde
savruluyorum rüzgarla birlikte
farkında olmadan yalnızlıık çemberinde.

Nedeni yok belki bu sensizliğin
yada bana verdiğin bu ayrılık yelinin
sana yazdığım ilk şiiri hatırlarmısın
Ayrılıktı adı
ayrılmam dediğin ayrılık
yıkılmıştı o gün dünyam
gözümde yalandı herşey sevda bile
yıkmam demiştin
ama bıraktın beni yalnızlık çemberinde.

Şimdi soruyorum kendime
neden sen, neden sevdim diyorum
oysa ne mutluydum senden önce
aradığım aramasını beklediğim
düşündüğüm kimse yoktu
mutluydum yinede yalnızlık çeberinde.

Şimdi ise perişanım
hasret rüzgarlarını saldın üstüme
çaresizliği tanıttın
derman bulamıyorum şimdi dertlerime
öyle acımasızki şu hayat
gelmiyor ECEL\'im YALNIZLIK ÇEMBERİNDE...



Misafir 22 Şubat 2007 16:24


YALNIZLIĞIM
Bugün hergünkünden ayrı,
Defolu yalnızlığımı
Hassaten seviyorum
Seviyorum bu halimi
Şu anda bir Hitit arabasıyım,
Ama ziyanı yok ben seviyorum
Otoban yollardan dışlanışımı...

Hem kimse yakamdan tutup atmadı beni
Kendim talip oldum bu yalnızlığa,
Bugün beni çocuk,deli,ne sayarsanız sayın
Lütfen rahat bırakın,dört yanımda durmayın!
Bırakın sıkılmayayım,dünya dolusu güleyim
Dağıtacağım sesimi gene kendim duyayım...

Bugün herzamandan farklı,
Defolu yalnızlığımı
Hakkaten seviyorum...
Bir mumyalı ceset bile
Görmek istemiyorum
Bugün beni cahil,çılgın,ne sayarsanız sayın
Yeter ki kameralara,manşetlere almayın
Bırakın utanmayayım uçurtma uçurayım,
Kaybedeyim,ağlayayım gene kendim bulayım
Bırakın da dilediğim gibi özgür olayım...


HayLaZ61 22 Şubat 2007 16:45

sen benim 11 yaşımdaki yanlızlığımsın
sekerat anında uzatırken ellerini ellerime
ellerimi tut diyişin hala yüreğimde
ellerimle tutarken ellerini
sanki buz gibi ölümün elini tutmuştum
sen benim ilk ölümü anlayışım
ve sen benim ilk ölümümdün
ufacık ellerimi açrken semaya
RABBİME en samimi duamdın sen
şafak vaktinde gözlerimi dağa dikerek
ilk bestelediğim türküydün sen
sen benim 11 imin sitem dolu bir namesiydin
resmini çizmek istemiştim dünyaya
sığdıramadım seni arş-ı azama
silemedim
kurutamadım
mendil yetiştiremedim hiçbir zaman gözyaşlarına
sen dolunayın bir parçasıydın ama
güneş doğunca kaybolmazdın
seninle parlardı güneş
gökyüzü seninle aydınlanırdı
çünkü sen bir şu´lefeşandın
kara bulutlar sarsada dünyayı
sen karanlığı delmiş bir süreyya gibi çıkardın karşımıza
tebessüm ederdin tüm insanlığa
zaman seninle gark oluyordu zamana
seninle aks ediyordu hayata
hayat ise seninle hayata dönüyordu
değ ne olur gözlerime
okşa başımı yine
hayal olsa
rüya olsa
bu işkenceyi çekmektense
razıyım yine
daim bu özlem ateşiyle yanmaktansa
firak zehriyle aşılanmaktansa
razıyım ey yar
bana maveradan göndereceğin bir katre tebessüme
sen benim 11 yaşımdaki yalnızlığımsın
uzaksın ama her daim yalnızlık olarak yanımdasın....


Mystic@L 22 Şubat 2007 22:44

Can Olur musun

Sen göz bebegimde parlayan bir ışık
Dudaklarımdan dökülen bir name
Rüyalarımda dolaşan bir melek
Her an gönlümde açan renkli bir çiçek olur musun

Anılarımdan silinmeyen bir hatıra
Benliğimden kopmayan bir parça
Damarlarımda dolaşan bir kan
Bana hayat veren canımın içinde can olur musun

Tarık Fikirli


HayLaZ61 23 Şubat 2007 00:18

gözyaşlarım benim tanrıya yakarışım
hislerim duygularım yaptıklarım ve yapacaklarım
adeta birşeyi haber vermek istiyorlar gibi
ama bu ne bilemiyorum...
tek bildiğim bir şey var o da yalnızlığım

gözyaşlarım sel olup gittiğinde ve benim artık ÜzÜlmekten sesimin çıkmadığı anda yine dÜşÜnÜyorum
ve yakarıyorum tanrıya
neden hep böyle ne zaman bitecek bu acılar diye
ama bir cevap gelecekmi bilmiyorum
tek bildiğim bir şey var o da yalnızlığım

ancak bir gÜn birşey oluyor herşey bitti çözÜldÜ diyorum
ancak o zamanda yine bilmediğim birşey oluyor
tam herşey çözÜldÜ derken başka bir problemle karşılaşıyor yÜreğim
hala yanızım evet hala yalnızım
tek bildiğim bir şey var o da yalnızlığım


NiliM 23 Şubat 2007 01:05

http://img80.imageshack.us/img80/2489/duygularim10116iz6.jpg


Misafir 23 Şubat 2007 13:44

Nasıl bir sevdaysa
 
Ay çok mu gecikti neredeyse çıkar
sen yanlızlığıma varır varmaz
az sonra yağmuru durduracaklar
rüzgarı değiştirdim
ustura ağzı poyraz

yok canım yıldızları unutmadık
mutlaka yerlerinde bulunacaklar
kenarı yaldızlı mavi bir karanlık
sütlü çıplaklığını örtecek kadar

senin için olduğu asla bilinmeyecek
yapraklarını birden dökecek dutlar
şafak sökerken sekiz on kadar şimşek
balkonda işlemeli müstesna bulutlar

ayak bastığın an şehir de değişebilir
yoksa Moskova mı
belki berlin belki dakar
belki 30'lardan mehtap yorgunu izmir
körfez'de şerefine donatılmış vapurlar

nerede ne zaman kaç kere yasadık
nasıl bir sevdaysa eskitememiş yıllar
bitirdiğimiz herşeye yeniden başladık
dudaklarımızda birbirimizden mısralar
http://img159.imageshack.us/img159/966/featherrn6.gifAttila İLHAN


Pollyanna 23 Şubat 2007 22:34



Nephthys 23 Şubat 2007 23:55

Yalnızlığıma Sevda Sızdı

Yalnızdım, yani sessiz ve huzur dolu
O köpek yalnızlığımın huzursuz huzuru dolu
Koparamadılar dalımdan beni almak isterken
Yaralarım var dalda kalan diğer bir yarım var
Yalnız mıyım? Yaralı mı?
Sende yoksan eğer
Fark eden ne ki?
Yalnızlığıma sevda sızdırdın
Ve gittin apansız
Sevda bu mu?


Mesut Dal

---------------------------------------------------


C.A.N.D.Y 24 Şubat 2007 00:05

Bu sabah mutluluğa aç pencereni
Bir güzel arın dünkü kederinden
Bahar geldi bahar geldi güneşin doğduğu yerden
Çocuğum uzat ellerini

Şu güzelim bulut gözlü buzağıyı
Duy böyle koşturan sevinci
Dinle nasıl telaş telaş çarpıyor
Toprak ananın kalbi

Şöyle yanıbaşıma çimenlere uzan
Kulak ver gümbürtüsüne dünyanın
Baharın gençliğin ve aşkın
Türküsünü söyliyelim bir ağızdan








Mystic@L 24 Şubat 2007 00:13

G i d e r e k

O pırıl pırıl, sedef kakmalı
Kanatlarını, koparıp attığında,
Nasıl bir tırtıl’a
Dönerse kelebek...

Ve tırtıl o muhteşem
İpekli bomboşluğun
İçerisinde nasıl erirse
Usul usul intihar ederek...

İşte öyle, anlaşılmaz
Ve öyle bir döngüde
Toparlanıp gitmedeyiz
Herşeyimizi terk ederek!.

Hüseyin Gündüz Öklem


C.A.N.D.Y 24 Şubat 2007 00:27

*****
Gözlerin bir kilit vurdu gönlüme
Senden başkasını hiç sevemedim
Ne engeller koydu kader önüme
Yine de ben senden vazgeçemedim

Aşkın ateş oldu kahrolmam için
Hasret kurşun oldu vurulmam için
Günler asır oldu yıkılmam için
Yine de ben senden vazgeçemedim

Ne büyük bir aşktın anlatamadım
Kimler gelip geçti unutamadım
Uğrunda mevsimler yıllar harcadım
Yine de ben senden vazgeçemedim...
http://www.altinkalpler.com/siir16sair.jpg
*****


Mystic@L 24 Şubat 2007 11:54

Zalim Yoksulluk (?)

bir gün otururken kendi halime
ansızın kapıyı çaldı zalim yoksulluk
açtım kapıyı yavaşca süzülüp içeri daldı yoksulluk

bende misafir sandım hoşgeldin sultanım
merhaba dedim rahat otursun diye
bir altına minder verdim
evin bir köşesine mekan kurdu zalim yoksulluk
o gece gitmedi beraber yattık
altımıza hasır üstümüze çul örttük gelmişten gitmişten
biraz muhabbet ettik yedi sülalemi sordu
zalim yoksulluk.

Özlem Akyol


C.A.N.D.Y 24 Şubat 2007 15:39


http://www.balcanet.net/resima/jpg/siir10183.jpg



Yıllardır sönmeyen alevim, korum.
Gel benim ömrümün hikayesi gel.
Şiirim, sonsuzum, gerçeğim, zorum
Gökle yerin birleştiği kavşakta
Seni bulup bulup kaybediyorum.
http://www.balcanet.net/resima/ivirzivir/siir10183-isik.jpg
İlkin rüzgâr değil sanki nefesti,
Bir kez başlayınca estikçe esti...
Sonra bir upuzun karanlık bastı.
Sürdü hep aynı düş, hep aynı yorum
Şimdi duraklarda her akşam üstü
Seni bulup bulup kaybediyorum.

http://www.balcanet.net/resima/ivirzivir/siir10183-isik.jpg

Yitiksin baharlar, güzeller içinde
Resimler, baharlar, sözler içinde.
Bazen bir iz görüp izler içinde
Cevap umuduyla titriyor sorum.
Sonra en tanıdık yüzler içinde
Seni bulup bulup kaybediyorum...



http://www.balcanet.net/resima/ivirzivir/siir10183-altsol.jpg Bekir Sıtkı Erdoğan http://www.balcanet.net/resima/ivirzivir/siir10183-altsag.jpg









Saat: 08:15

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık