![]() |
ANLATAMADIM Bu gün yüreğim yine taş kesildi, Kırdım galiba ben de kırılarak birilerini Anlatmak zor oldu Yapılan iyiliğe karşılık duyulan minneti Önemsindiğimi hissettim Değer verildiğini bildim ama Teşekkürüm havada kaldı İsyan ettim zannedildi Oysa kalbim nasılda hüzünlendi Göz yaşlarım içime aktı Sevincim,mutluluğum Üzüntüye kilitlendi, Keşke anlasaydı beni Keşke anlatabilseydim kendimi Kimbilir! Belki de güzdür Bu günkü hüznümün Anlaşılmazlığımın nedeni Olsun,sevgim yine içimde Hayallerim saklı içimde Bekliyorum... Bir gün anlayacaktır beni Zaman akıp gitsede İnanan gözler bana dönecek, Hüznümü sevince bırakacaktır Yine hüzünlü bir güz günü. Kırgınlığın ardında ki o büyük sevgi Kırgınlığı yendiğinde, El olmadan ellerimiz,el ele olacak biliyorum Kaybetmedim henüz ümidimi... DARUMA |
sen yoksun deniz yok yıldızlar arkadaşım ya bu gece harikalı bir şeyler olsun yahut bir bomba gibi infilak edecek başım ağzımda eski mısralar uzanıp kalmışım istanbul minareler odamda gibi gökyüzü temiz ve parlak işte kol kola girmiş en mesut günlerimiz muhalif bir rüzgar karşı sahilden fosforlu ışıklarıyla gökyüzü bir deniz havada kanat sesleri ve çılgın kokular deniz yok yıldızlar uzaklaşıyor ben yine yalnız kalıyorum istanbul minareler kaybolmuş sen yoksun http://img159.imageshack.us/img159/966/featherrn6.gifAttila İLHAN |
Umar Mıydık Hiç Umar mıydık hiç Hazan rüzgarı bizi de vursun, ayrılık uğrasın iklimimize, yaprak dökümü olsun Umar mıydık hiç, sevgi için akan gözyaşları, sel olsun Bakışlar çatılsın masumca bakan, sevgiyle çarpan yürekler dursun. Dokununca titreyen dudaklar, yasak olsun umar mıydık hiç, Umar mıydık, sevişmelerimiz bitsin kapılsın fırtınalara ve gitsin bakışmalar Umar mıydık hiç, unutulsun meltemli akşamlarda sarfedilememiş seni seviyorumlar. Unutulsun ayrılık acılarında, dökülen yaşlar. Umar mıydık hiç, umar mıydık hiç bu kadar kolay bitsin geçmişi hatırlamayalım ve tarihin lekeliymiş sayfalarında kalalım, umar mıydık hiç. Arda Yılmaz |
Ay Sevdalıları Dağların ardına çekildiğin de güneşin ışıkları Ay yerini alır gökte çağırır sevdalılarını yüreğimizi kaplayan kasvetle dalar şehir uykusuna zakkum ağaçlarından olmuş meyve tadında düşen yalnızlıklarımızı dişleriz hep olmaz sevdaları düşleriz |
YALNIZLIK.. Ben ne zaman yalnız kaldım, bilmiyorum Ne tuhaf, vaktim olmazdı yalnızlığı bunca bilirken kendimi hiç yalnız sanmazdım çevremde hep birileri vardı, ben hep birilerinin yanındaydım günler belirsiz bir gelecek için neredeyse kendiliğinden hazırlanırdı aramızda habersiz gidip gelen gündelik armağanlarla kendi kendini taşıyan bir ırmağın akıntısında hayat bizi kendi sahillerimize ulaştırırdı bazı evlerden taşınırdık, bazı insanlar girip çıkardı hayatımıza bazı mektuplar alırdık, bazı sözler, çiçek selamları sonraları bazı tanıdıklarımızın ölümleriyle de karşılaştık elde olmayan nedenle sudaki halkalar gibi genişleyen küçük alınganlıklardan büyük dargınlıklara vazgeçişler, unutuşlar, kayıplar birbirimizi çok sevdik hep yıllarla azala azala şimdi ne zaman yalnız kaldığımı düşünsem, yalnız olmadığımı kanıtlamak istiyorum kendime eskiden iki albüme sığdırdığım hayatım, şimdi sığmıyor eskilenlerle çoğalmış fotograflara telefonun başına geçiyorum alt alta dizilmiş onca ad arasında seken ömür parçası gün ölüyor meşgul numaralarla şimdi ne zaman yalnız olduğumu düşünsem, şimdi ne kadar yalnız... yalnız olduğumu anlamam için beni hiç yalnız bırakmadınız. Ben ne zaman yalnız kaldım, bilmiyorum her zaman yalnızdım, bunu biliyorum büyücü ellerimin kara sanatı yazı en çok ben onardım dostlukları, en çok benim elim dikiş tuttu bağışlamasız sanarken kendimi en çok ben unuttum kalbimin benden sakladıklarını tığla içeri çektim takılmış kazakların ipini denenmemiş başlangıçları göze aldım, hafifletilmiş hasarları, görmezden gelinen enkazı mutfağı beklemek hep bana kaldı bir şiirden bir romandan bir filmden çıkıp her seferinde aydınlık bir inat gibi yeniden karıştım hayata hiç el değmemiş gibi yeniden konuk geldim odalarınıza, ruhlarınıza buraya eski aşklarım neredesiniz? Hepinizi çok özledim. Şimdi birdenbire bir köşeden çıkıp bana, yalnızca, Merhaba, deseniz, o zamanlar hiç mutlu etmediğiniz kadar mutlu edersiniz, bir zamanlar bütün ağladıklarımı geri verebilirim size sağ olun demenk isterim, sağ olun, sağ olun sanki beni yeniden sevdiniz ama biliyorum, pis bir yağmur başlıyor, şemsiyem yok yanımda, yağmurda yürümekten nefret ederken, yürümekte ısrarlıyım gene de isterseniz, kederdeki bütünlük, diyelim buna ne kadar ıslansam, o kadar çıkacağım sanki bir zamanlar çok daha bütün olduğumu sandığım o yıkanmış zamanlara... yeni değil keşfine gençlik verilmiş gerçekler her zaman yalnızdım kitaplar kadar yalnız yalnızca yalnızlığımdan gürültücü bir kalabalık yaptım herkes için farklı aldanışlar kurtarılmış hayatlar yok pahasına her zaman yalnızdım yanardağlar kadar yalnız ey kafiye sevenler, şimdi beni gökyüzünde bir yıldız sananlar, yanıldınız! nankörlük etmeyeyim gene de, yalnızlığımı daha az hissettiğim anlarım oldu yalnız evimde hep aynı anda çalar telefonla kapı gene öyle oluyor; hiç yalnız bırakmazlar beni yalnızlık bilgisiyle çatılmış arkadaşlıkların korunaklı gölgesinde yalnızlık için çalar telefonlar kapılar İstersen bana uğra, ya da, Akşama buluşalım, ölmeden yapacak çok iş var murathan mungan |
ya kendını bırak bana yada benı bana bırakta yaşayayım..bu nsl ayrılık bırdaha gelme gelme de alısayım..ben senn yalnız kalışlarında tek adresının olamam..ya bnm ol herseynle yada unut herseyımle..yıllardır denedık olmadık..suc bırz sende bıraz bende..ama uzatmayım artık sakın bırdaha gelme.. Sönmuyor Atesımız..Ama Alev Alevde Yanmıyor..Ayrılık Zor Ama..Beraberkende Olmuyor..Yazılmıssaa Bırkez..İnanki Kalemle Kaderımız.. Hiçbir Kalem Kaderi Sılıp Baştan Yazmıyor.. |
sen unutulmuş bir adamsın şu yarım milyonluk şehirde gençligini bir deli rüzgar götürmüş umutların kim bilir nerede hangi sevgilinin kollarında kalmış sen çok gezmiş çok görmüş şimdi alabildiğine yanlız adam hatıralar eski bir şarkıdır dudaklarında söylemek istersin söyleyemezsin kahreder kahreder seni zaman bu şehrin aşina sokaklarında ölesiye ağlamak istiyordun bilmedigin bir şey değildi ağlamak kaderinin agırlıgınca sarhoştun hayalerinin genişligince dünyadan uzak seni tozlu aynalarda tanıdım sacların anlına dökülmüştü tel tel gözlerin göz olduklarından uzak kederliydin sonbahar akşamları gibi ve sonbahar akşamları kadar güzel yorgun ellerin ceplerindeydi varlıgından utuanırcasına saklı ellerin ki bir keman kadar hassas bir şarkı gibi dokunaklı sen unutulmuş bir adamsın anlaşılmamış şiirlerim gibi bütün güzelligiyle unutulmuş şiirlerim ki yanlızlıga benzer öylesine mahsun öylesine kahrolmuş http://img159.imageshack.us/img159/966/featherrn6.gifÜmit Yaşar OĞUZCAN |
G i d e r e k O pırıl pırıl, sedef kakmalı Kanatlarını, koparıp attığında, Nasıl bir tırtıl’a Dönerse kelebek... Ve tırtıl o muhteşem İpekli bomboşluğun İçerisinde nasıl erirse Usul usul intihar ederek... İşte öyle, anlaşılmaz Ve öyle bir döngüde Toparlanıp gitmedeyiz Herşeyimizi terk ederek!. Hüseyin Gündüz Öklem | |
... Tek başıma içtiğim votka limonum ve tek başıma yattığım bir yatağım, Tek başıma yaptığım yollar ve tek başıma söylediğim şarkılarım var. Tek kişilik aşklarım ve Adını bile bilmediğim bir sevgilim var. Tek başıma sardığım bir sigaram ve yalnızlıktan zehirlenmiş bir beynim, Tek kişilik hayallerim ve acıdan uyuşmuş duygularıma düşman, Tek kişilik bir hayatım var. Tek başıma ağladığım gözyaşlarım ve Dibinde ancak beş altı fırtı kalmış acı bir sigaram var. Gözlerimin önünde akan ve ancak bir kısa filmin jeneriği kadar uzun hayatım, Ve acıdan uyuşmuş kollarımda bir ceset var. Buz gibi bedeninde taşıdığı acıları ve Özgür bırakamadığı acılar içindeki ruhunun çırpınışlarıyla titreyen kolları var. Beyaz teninde yüzünün, görünmeyen pençe izleri var acının. Ölü gözlerinde acı, yıkıntı ve çığlık, Tek başına yatacağı bir mezarı var; Benimse elimde tuttuğum bir aynam… |
Daha kaç geceler böyle sessiz, böyle sensiz yaşayacağım? Bilmiyor musun ki ey yar, beni ne çok mahvediyor uzaklığın, ne çok bölüyor kalbimi kalbin... Bir gece daha başlıyor... Önümde upuzun yaşayacağım bir gecem, bir karanlığım daha var. Saatlere, saniyelere gireceğin; damarımdaki kanıma kadar işleyeceğin bir gecem daha başlıyor... Bir gecem, bir sevdam daha başlıyor ama yazık ki gözyaşları ma giren olmayacaksın yinede. Beni artık acılarımla baş başa bıraktı ağlamalarım. Gözyaşlarım bile beni terketti.Sen geldiğinden, sen olduğundan beri tüm herşey beni terketti. Ben de tükettim onları zaten. Evet artık geceleri uyuyamıyorum. Karanlıklar başlar başlamaz başlıyor kalbimin aglamaları.Önceleri onları dinlemeye, onlara ses vermeye çalışıyordum. Farketmiyormuşum gibi davranıyordum. Sırf o karanlık geceyle yüz yüze gelmemek için. |
Yalnızlık,yaşamda bir an, Hep yeniden başlayan... Dışından anlaşılmaz. Ya da kocaman bir yalan, Kovdukça kovalayan... Paylaşılmaz. Bir düşün'de beni sana ayıran Yalnızlık Paylaşılsa yalnızlık olmaz... Özdemir Asaf |
Elveda.. Elveda düşlerim Senli gülüşlerim Esip sarmışken ruhumu hasretin Benden sana sımsıcak bir elveda Hiç olmazsa yanımdasın Gözlerimde Gönlümde Vedamın yanlızlıklarında Hiç bozulmamış ağlamalarımda Aklımdasın Buruk bir sevinçlede olsa Hatıralarımdasın Elveda sevdiceğim Ağlamıyorum inan Dudaklarımı ısırdım Buğulansada gözlerim Ağlamıyorum inan Haydi git Derdim büyüksede Katlanırım ben Haydi uğurlar ola Sana bu son mektubumla Sımsıcak bir elveda... MercanDede |
An, Öfke, Şehir... Suskun bir öfke yağmurunda Kurşuna dizdiğim harflere toplu mezarlar kazdım Islaktım Sırılsıklam korkmuştum üstelik Yoktun Çokluğuna şiir yazdım… Acemi ****** pazarlığında Şehir ucuza satarken namusunu Yeni yetme utangaç dokunuşlar Tenimi yakıyordu… Bacakları yalnızlığıma dolanıyordu Şehvetle sarıyordu irkilen bedenimi Gözlerinden ayıramadım gözlerimi Vakitsiz arsızdı gece Penceremin altında taze bir gül kanıyordu… Sabaha kadar dinledim… Adam kadının saçlarına dokundu Ezan okundu canım yandı İnledim… Seni seviyordum Özlemek sabrıma işlediğim nakıştı Belki bir yakarıştı sessiz dualarımda Devrik duyguların söz düşümü Satır başlarında ettiğim küfür İnce saz nağmesinde hüzün Ah o öpülesi dudakların Ah o sevdalı yüzün… Bu şehir bana düşman Yol kenarında isimsiz mezar taşıyım Kimliksiz bir eşkıya hükmündeyim ey güzel! Siren seslerinde kaybolur çığlığım Müebbet mahkumların yanık sesiyim Bir memleket türküsüyüm bazen Ter içinde kalmış demirci ustasının Örse çekiç sallayan nefesiyim… Yani hiç kimsesiyim bir sokak çocuğunun Saçlarımda kir ellerimde tiner kokusu Düşlerimde o hep aynı telaş Büyümek korkusu… …… Suskun bir öfke yağmurunda Neydim, niyeydim, neredeydim bilmiyorum… Demli bir çay kıvamında Tek şekerli hüzündü yalnızlık dediğin Usulca içtim… Sonra gözlerin geldi aklıma Yastığıma sinen kokun Bana her dokunduğun An’la seviştim… ........... |
http://img.blogcu.com/uploads/mesale_ab52fa5e71e48922a99a937b667de495.jpg Yalnızlık, varolan hayatın ve geçip giden zamanın içinde kaybolmak değil de tek kalmaktır. Hayat mücadelelerine ve ortaya çıkan engellere karşın tek başına mücadele etmektir. Arkasını dayanabileceği, şartsız güvenebileceği, düştüğünde kaldıracak, ağladığında teselli edecek veya birlikte ağlayacak, kötü günde de iyi günde de yanında olacak vb. gibi cana can katacak birisini ister yalnızlığa mahkûm olan. Böyle birisini bulamayınca da karmaşıklaşan hayatın, anlamını yitirmiş bir bireyi olmaktan da öteye gidemez. Bırakır kendini umutsuzluk deryasına. Yok olmak ister belki de bu anlamsız hayattan. Çünkü onu hayata bağlayan ve yalnızlığını gidererek tutunacağı bir dal olan kişi yoktur ya da hiç olmamıştır. Yalnızlık, etrafında hiç kimsenin olmaması değildir. Kimi zaman olur ki, kişinin etrafı insandan geçilmez ve hayretler bırakır onu gören gözlerde. Ne çok seveni var deriz kendimizce ve belki de o kişiye imreniriz. Amma velâkin, gören göz her zaman da gerçeği göremez. Görünenin bir de görülmeyen yüzü vardır. Etrafı sarmaşık misali insanlarla sarılı olan bu kişi, belki de yalnızlığın temsilcisi olabilir. Ne kendini anlatabilir onlara ne de onlar kendisini anlayabilir. Anlamını yitirmiş kuru laflar, havada buz kesilirler ve yalnızlıktan kurtulmaya niyetlenen cana, merhem olamazlar. Söylenen sözler ve kurulan ilişkiler, kalıplaşmış ve sıradanlaşmış formatından öteye gidemez. Her geçen gün daha da umutsuzluğa sürüklenen kişi, küçük de olsa bir umut ışığı gördüğünde, canı pahasına o ışığı söndürmemek ister. Kimi zaman içindeki sestir o ışık, kimi zaman da gözlerindeki parıltı… Kimi zaman çocuğun tatlı gülümsemesi dir o ışık, kimi zaman da tanımadığımız insanın, karşılıksız nezaketi… Kimi zaman bir sözdür bizi umutlandıran, kimi zaman da hayat içindeki ince ayrıntılar… Sözün özü: Yalnızlığı benimsemiş ya da benimsemek zorunda kalan kişiler, içinde bulundukları şartların da tesiriyle hemen umutsuzluk deryasına kapılmasınlar. Hayat, her ne kadar anlamsız gelse de göreceklerdir ki, bekledikleri gerçek dost ve yalnızlık yaralarının merhemi, yakında gelecektir. O kişinin veya kişilerin ne zaman, nerede ve ne şekilde karşımıza çıkacağını ise bilemeyiz. O kişiyle karşılaşmanın yolu, hayata umutla ve gören gözle bakmaktan geçer. |
|
Sana gitme demeyeceğim, biliyorum şimdi olmasa bile yarın gideceksin. Sana yüreğimi al demeyeceğim, biliyorum ki gidenler sadece kendilerini götürürler. Geldiklerinde kendilerini getirdikleri gibi... Sana gitme demeyeceğim... |
O kadar yabancı ki kulağıma sesin Bir o kadar da yabancıyım bakışlarına Ne gülüşünü görmüşlüğüm var önceden Ne de iç kavuran sıcaklığını O kadar yabancı ki tenime tenin Bir o kadar da yabancıyım varlığına Ne dokunuşunu bilmişliğim var önceden Ne de özleminin sancısını O kadar yabancı ki gözyaşlarına gözüm Bir o kadar da yabancıyım şimdi anılarıma Ne aşkını bilmişliğim var önceden Ne de sevginin şiddetini Artık öyle yabancıyım ki kendime Daha önce adı koyulmamış duygularla dolu yüreğim Ne yaşamışlığım var bunun gibisini Ne de düşünmüşlüğüm olacakları... |
Yalnızlık..! Bilir misiniz yalnızlık nasıl acı verir insana? Soğuk bir oda da tek başına uyumak nasıl acıtır yüreğinizi… Yalnızlık çoğuna göre basit bir kelimeden ibarettir. Ama hiç düşündünüz mü sadece istediğinizde değil her zaman yalnız olsaydınız;yaşyasakn nasıl olacağını. Yalnızlık bir annenin karanlık geceler de okuyan çocuğunu düşünerek sabahlamasıdır. Yalnızlık bir askeri bekleyen genç kızın uyumadan önceki duasıdır. Yalnızlık dertlerini boş duvarlara anlattığında onların sana cevap vermesini istercesine boş boş duvarlara bakmandır. Yalnızlık eve döndüğünde sevdiğin kişinin cansız bedeniyle karşılaşmandır. Ölümdür yalnızlık;soğuktur... Ateş gibi yanan kalbinle sevdiğinin sana gelmesini beklemektir yalnızlık. Üşümektir onsuz boş yatakta,ağlamaktır. Özlemektir yalnızlık; hasretle beklemek. ‘Yalnızlık’ sadece bir kelime değil;bir yaşamdır. Umutla beklemek, gözyaşlarını tutmaktır… |
Yalnızsan eğer Hayatın devraldığı Sessiz bir özsudur acı Birikir yüreğinin kıvrımlarında Ve ağar gözlerine ağır ağır Bulutlar yere inmiştir artık Ya da gurbettesindir Unutma Bir hayalet gibi kapındadır Yalnızlık denen şey Ufkun kararabilir birden İçin çölleşebilir Kaçışın bile bir adımdır Ya da dönüşündür kendine Unutma Her sayfası kederle kararan Bir hüzün defterine döner günler Ve her sabah"merhaba hüzün" "Merhaba yalnızlık" Diyerek başlarsın hayata Ama hayat bağışlamayacaktır seni Unutma Üstelik günlüğü yoktur hüznün Hiç bir zaman da tutulmayacaktır Serüvenlerin yorgun yeniği Elleri titreyen yaşlı bir kadındır hüzün Ya da hasta bir tanıktır ancak Hepsi o kadar Unutma.. Ahmet Telli |
BEYHUDE Yalnızlık bir uçurumsa eğer beni en dipte bulabilirsin. Gelmek istersen eğer çekinme sende gelebilirsin. Nasıl olsa Bu uçsuz bucaksız gönül tarlalarının sonunda Hayata küsmüşlerin yeşerttiği Suya kavuşmuş toprak gibi canlı Sevgi çiçekleri açan bahçelerden çok var. Çekinme gel Burada her yalnıza yer var. Yalnız, Sakın buradaki yalnızlara imrenme Bütün bu güzelliklerin içinde yaşayan Yaşıyormuş gibi görünen biz yalnızların ulaşamadığı Güzellikler çok daha fazla acı veriyor bana Bakıp da görememek nedir bilir misin? İsteyip de alamamak,sevip de okşayamamak. Bu yüzden ne olur Sen yukarıda kal.Fırsat bulursam Ben sana gelirim Ahmet Altan |
Kabusumsun biliyorum gerçek değilsin, olamazsın asla koyu karanlığın derinliğinde içimi ürperten korkuyla kötü bir kabussun yalnızca. biliyorum birazdan terden sırılsıklam olmuş bedenim sıçrayacak aniden açacağım gözlerimi biliyorum olmayacaksın yanımda olmamalısın asla. derin bir nefes alacağım rahatlayacağım sonsuzca kıvrılıp sıcacık yatağımın içinde huzuru hissedeceğim sensizlikte ve tekrar derin bir uykunun kollarına atacağım korkudan arınan bedenimi. Ankara - 13.01.2002 Hülya Tümer |
Yalnız Bir Operaydı Son Yazdığın Yalnız bir operaydı son yazdığın Beraber oynamak isterdim hayatımızın müzikalini Sanırım iyi bir rol arkadaşı olurdun bu perdenin Zira prova gerektirmez bu oyunda Yeter sana bir önceki çektiklerin Yorgun bir yolcu gibisin hayat yolunda Son perdeyi oynamaktan çekinen ve ürken İstediğin gücü al benden bu son tango için Son tango, son mektup, yaşanan son şeyler Kalın bir iz bırakır unutulmaz sayfalarda Çığlıkları ulaşır kutup yıldızlarına Ama güneşte kaybolur en parlak yıldızlar Güneşin olmak isterim geceni aydınlatan Taze bir nefes olayım ciğerlerine bayram ettiren Yeni bir dimağın olayım unutulmazları unutturan Baharın olayım kışta geçirdiğin soğuk ve fırtınalı Karanlık günlerini sana unutturan Yeni bir hayat vereyim sana geçmişi ağırlıklarından Kurtulup bir tüy gibi hafif bahar esintisiyle Rüzgarda dans eden yeşil gözlü meleğim ol Güzel sözlü meleğim ol muhabbetine aşık olayım Yeşil gözlerinden akan muhabbeti ruhuma sarayım Sen benim ol ben senin tüm dertlerine ortak olayım |
SUSTUM sustum! Ne kadar susulacaksa o kadar sustum.. Kendime konuşuyorum şimdi yalnız.. Yalnız yüreğime dokunuyorum sesime Kimse duymuyor... Sustum! Sustu dudağımdaki şarkı,gözlerimdeki şiir, Saraları yalayan şiir Sokaklarında kahroldum şehir Gözlerim konuşuyor yalnız! Sustum! Bin ah sürüp dudaklarıma... Ne kadar susulacaksa o kadar sustum Sustu benimle deniz, Sustu deli dalgalar,sustu martılar... Umutlarımı sarıp rüzgarlara Uzaklara savuruyorum her gece Yıldız yayıp serpiyorum gökyüzüne! Kimse görmüyor... ERDEM-BENNER |
Parçaların Bütünü Yalnızlık... Gönlümden gül çalarken, aç olduğun için bunu yaptığını bilseydim... Bir gülden elde ettiğinle bir ömür doyacağını düşünebilseydim... Kan ter içinde kalana kadar koşmazdım peşinden yalnızlık... Özlem de verirdim yanında... Ziyaret için geldiğini sandığım o mezar taşının başında... Fesleğenlerden neden almadın yalnızlık... Bir kişilik yemek yapmak çok zordur bilirim... Misafir olurdum sana... Çocuk seslerinden katık yapardım ben de yalnızlık... Günler ölmeden, yıllar doğmadan geçmez yalnızlık... Zaman sağır ve dilsiz... Umut sevap gibi kapkara gözlerimde yalnızlık... Dertler deniz gibi, yüklenmişim omuzlarıma... Sana da can veririm gir içime yalnızlık... Güneş göz yaşı dökerken yıldızlar telaşlanır... Karanlığın ardındaki ışık yalnızlık... Çekip gitsem bu bedenden ait olduğum yere... Parçaların bütünü yalnızlık... |
Doğum ve ölüm tarihleri arasında var olan bir hayatın yorgunlarıyız. Yaşadığımız, bir garip yalnızlık hikâyesi. Etrafımızdaki yüzlerce insana rağmen yine kendimizi yalnız, çaresiz, kifayetsiz hissediyoruz. Bunca sınırlı arasında Sınırsız Olan’ı özledikçe büyüyor yalnızlığımız. Ruhumuzun vadilerinde gezinen yüzlerce insan dahi unutturmuyor, ‘hesabı yalnız verilen imtihanımızı.’ Aksine; her hikâye altını çiziyor yarımlığımızın. Yalnızlık, yarım oluşumuzdur. Yalnızlık, ‘yalnızlığın mahsus olduğu varlığa’ duyulan özlemdir. Mecburiyettir. Alnımızda insan olmanın imzasıdır. Yalnızlık, şaire ‘Ne yanar kimse bana ateş-i dilden özge. / Ne açar kimse kapım bâd-ı sabâdan gayrı.’ satırlarını yazdıran o müstearsız histir. O his ki; kalabalıklarda yaşanan bir tenhalıktır. Tenhalığımız, bize güç verebilir, gücümüzü de alabilir. Melankolik hisler içinde arabesk bir yalnızlığı tercih edersek, ruhumuz günden güne zayıflayacaktır. Ama mezarların neden tek kişilik kazıldığını düşünüp ‘yegâne’ olana inancımız artarsa yalnızlığımız bizi güçlü kılacaktır. Sevdiklerimiz oldu, sevenlerimiz de oldu. Gidenler, dönenler oldu; gidip de dönmeyenler de. Doğanlar, ölenler oldu. Güneş bir görünüp bir kayboldu. Kayan yıldızlar dileklerimize umut oldu. En büyük hatamız, geçici olana ‘her şeyim’ demek oldu. Bir insan, bir eşya, bir mekâna ‘her şeyim’ dediğimizde, onu yitirmekle elimizde ‘hiçbir şey’ kalmamış oldu. Yürek coğrafyamızda yaşanmış onca devasa sevgi dahi hissettirmedi mi bize yalnızlığı? ‘Bitimsiz bir tat aramadık mı savruluşlarda? ‘ Kalbimizde dost yoğunluğunu en çok hissettiğimiz anda bile o anın geçici olduğunu bir an olsun çıkardık mı aklımızdan? Güzel anlar hiç bitmesin diye fotoğraf karelerine sığınmadık mı? Günde beş kez yalnızlığımızı itiraf etmedik mi? Avcumuzu açıp Tek Olan’a dua ederken, küçüklüğümüzden büyüklüğüne köprüler kurmadık mı? Düştüğünde ‘acımadı ki’ diyen çocuklar gibi gizlemek istiyoruz acılarımızı. Düşlerimiz ipinden kopmuş balonlar gibi kaybolduğunda, bir kez daha anlıyoruz yalnızlık imtihanımızı. Kalbimizin özgül ağırlığını bir başka kalb taşıyamazken ve ancak gölgemiz kadar var olabilirken, bir başka kalbte nasıl beka bulabiliriz? Ve nasıl anlatabiliriz kendimizi, kendini dahi anlamamışlara? Bizi anlamayan insanlar arasında bir hayatın ardına düşerken, onlara kızmak, sınırlı oluşlarını yüzlerine vurmakta değil hüner. Asıl hüner, çaresizliğimizle onların çaresizliklerini birleştirip bir ‘çare’ bulabilmekte. Hiçbirimizin ‘yağmur’u sözcük biçiminde uymuyorken birbirine, hepimizinkinin uyduğu bir üçüncü yağmuru bulmalı. Etrafımızdaki insan yoğunluğuna rağmen, ruhumuzun pergelini ‘tek’ olanda sabit tutup, insanlar arasında bir ’sınırlı’ gibi yaşamalı. İnsanların bizi anlamadığı anlar olur. Hattâ bizi tamamen yanlış anladıkları zamanlar da olur. En çok emeğimizin geçtiği, fedakârlık kapılarını sonuna kadar araladığımız insanlar, küçük bir noktaya takılıp bizi unutabilir. En çok ihtiyacımız olduğu anlarda en sevdiklerimizi bile yanımızda bulamayabiliriz. Ya da en güvendiklerimiz bizi şaşırtıp, kalbimizde çizikler olmasına sebep olabilir. Her kim, ’sürekli değişen’ anlamına gelen ‘kalb’e sahipse, sürekli değişecek ve hiçbir zaman tamamıyla ‘güvenli’ olmayacaktır. Hasılı bu dünyada insana dair ne varsa, hep bir yanı yarım ve bir yanı eksik kalacaktır. İnsan insana yetemez, ancak hayatına anlam katabilir, muhtaçlığını azaltabilir. Hayatın bütün karmaşası ve kalabalığı arasında hepimiz şahsî menkıbemizi yaşarız. Küçük hayatlarımız ve yalnızlıklarımız birbirine eklendiğinde kanaviçe misali, hal diliyle ‘herkesin her şeyi’ olan varlığı ifade ederiz. ‘Sıcaktan kaçan ve bir ağaç gölgesine sığınan adam, ne gariptir ki, ağaçtan hoşlanmaz da gölgeyi sever.’ Öyle ki, soru sorup cevap verme yeri olan aklımıza ve hissedip duyma yeri olan kalbimize ‘yegane’ olanı işaret ediyor. ‘Alâka-i kalbe lâyık olmayanlara’ haddinden fazla bağlanırken, yenilgi üstüne yenilgi yaşadığımızı anlatıyor. Ne nefis sadık bir yâr, ne de dünya kalıcı bir diyarken, tutundukça kavileşen bir bağa dikkat çekiyor. Şu mısralar da bu bağı ne güzel özetliyor: ‘Kimsesiz hiç kimse yok, herkesin var kimsesi. / Kimsesiz kaldım medet, ey kimsesizler kimsesi.’ Bu yaşadığımız bir yalnızlık hikâyesi. Elif gibi dik, elif kadar anlam dolu. Yanına gelen her harfe hayat katmasından ziyade, kendi sırlarıyla iç içe… Hüzün dolu ama mağrur bir başı var elifin. Bir başına ama sırtını dayadığı güçten dolayı çok kudretli. Kendi yalnızlığının farkındalığıyla birlikte ‘Tek ve Bir’ Olan Varlık’a ışık tutuyor. Hz. Muhammed (sas) ‘in Hira’daki, Gandhi’nin Hindistan’daki ve Bediüzzaman’ın Barla’daki yalnızlığı gibi… İnsana düşen; kendi ruh rıhtımına çekilip, dışarıdaki seslerden uzaklaşarak ‘yalnız’lığın şuuruna varmak ve içindeki sesleri çoğaltmak. Issız yerlerde kendi için bir evren olabilmek…Ve bütün sözlerin üstündeki o büyük sözü bulabilmek… |
Yalnız Ben Kavala Parkındayım, Ben yalnız, dalgalar yalnız, kayalar yalnız Ufka bakıyorum, derin sessizlik Yukarıda birkaç aile var, He! bir de resim çektirenler... Sakin bir müzik paylaşıyor yalnızlığımı Ağlayan Kayalarda dalgaların sesi, Rüzgârda otların hışırtısı, Elimde kitap, aklımda düşünceler Kendimi ilerideki bir kayaya benzetiyorum, Tek başınayım, kalabalıkların arasında yalnız, sessiz... |
Ada Yalnızlığı keşfedilmeyi bekleyen bir ada yalnızlığı yaşıyorum varsın kimseler sormasın ben sensizliği su diye içiyorum kimseler bilmesin, varsın sensizliği, onlardan bile sakınıyorum bir ada yalnızlığı yaşıyorum ormanlarım yeşil yeşil mavilerim tertemiz, çiçek çiçek baharlarım kirlenmedi hiç bir yıldızım... hiç bir ağacım... ve de ateş kırmızısı giyen ayım... varsın kimseler kirletmesin su diye içiyorum ben sensizliği kimseler el sürmesin bir ada yalnızlığı yaşıyorum varsın, kimseler keşfetmesin ben sensizliği su diye, kana kana avuçlarından içiyorum |
Kaç Yaprakla Geçilir Zaman Süleyman Üstün Hocama görmeden kim anlatabilir kar toplamış saçların güzelliğini kim biriktirebilir saydamlığıyla acıtan camkırığı gözlerin bereketini kaç yaprakla geçilir zaman fırtına kaç adımda ulaşır hoşgörüye insan kolay çınar olmuyor ömrünüz yaşamı borçlu kılıyor yüreğimin kapıkomşusu sevgili hocam sizinle düştü umudumun son rengi bilmez miyiz direnç yola çıktı mı dünya daraltıverir kendini değirmendereli çınarlardan duydum geçende kıskanıyorlarmış sizi... Memnune Tunç |
İstanbula kar yağıyordu,sabah olduğunda beyazlar giymişti sanki istanbul. Prenses gibi soğuktu kimse yoktu sokaklarda sende kalbimde yoktun. Üşüyordum ama üşüyen vücudum değil kalbimdi çünkü sensizdi. Karanlık basınca daha bir üşüyordum ,yine söylüyorum kalbim sensizdi... İşte istanbul yorgun şehir, nefes alınmayan belde. İçim ürpertilerle dolu amansız korkularla. Tane tana yıldız gibi yağan kar eritiyordu içimdeki ateşi ister istemez. gecenin 3`dü ağlıyordum yanlızlığıma,benianlamayan insanlara. Mutluluğu yakalayabilecekmiydim acaba Unutma saati yaklaşıyor,her kederin tesellisi bulunur üzülmüyorum. İnsan ne kadar sevse unutabilir. Mevsimler,gelir geçer,yıllar geçer. Hiç yaşanmamışcasına,hiç sevmemişcesine... Unuturuz o günlerimizi Herşeyi evet herşeyi unutabiliriz . Bu sahte gözyaşları,yeminler. Hani demiştinya söz verdim sana canım bekleyeceğim. Boş bir tesellidir inandığımız. Perde kapanıyor film bitiyor işte o hiç bitmeyecek sandığımız. Benim kaybettiklerim sadece güvendiklerimdi Ve şimdi yanlızlığımla başbaşayım. |
ELİMDE KALDI UMUTLARIM Her sabah hüzünle karışık bir umut var içimde Sensizliğin hüznü yeni bir günün seni getireceği Umuduyla bastırıyorum her doğan güneş yeni bir Umut yeni bir arayış benim için belki sana kavuşacağım Zamana bir gün daha yaklaşıyorum bugün değilse Yarın kimbilir belki de yalnızca kendimi avutuyorum Gittiğin günden beri hep yalnızlık şiirlerine takılıyor gözüm Bir başıma değilim sensizlikten yalnızım Terkedilip gitmek en çok nasıl koyar insana bir ben bilirim Gitmelerin gidenlerin arkalarında bıraktığı Çaresizliklerin koyu özlemleri,senin gidişin ateş gibi Çöktü yüreğime hiçbir yağmur yetmedi içimdeki Hasret ateşini küllendirmeye hiçbir sevgi yetmedi Senin özlemini gidermeye ben her sabah beni sana Götürecek yollarda yürüdüm senin duyacağın Şarkıları söyledim yalnızca!Ve gelmeyişinin Her akşamında aslında doğduğunu hiç anlamadığım Güneşle beraber bende battım bir kez daha Geceleri hep uyudum uyudum gün boyu çektiğim Hasretini rüyalarımda biraz olsun giderebilmek İçin herşeye iyi gelen yaraları iyileştiren zaman Hiç bu kadar acıtmamıştı yüreğimi binbir umutla sarıldığım Sabahlar artık hiç doğmaz oldu benim günümde Gecemde karanlık şimdi,ne ay uğruyor gecelerime Ne de sana benzettiğim yıldızlar parlıyor!ellerimde kaldı Umutlarım sensizlik öyle kötü bir yara olduki içimde Öyle büyük bir boşluk açtınki bir gün geri dönersen Kendi yaptığın boşluğa sen bile yetmeyeceksin orası Hep bomboş paramparça kalacak büsbütün cam kırıklarıyla Kaplı kalbim ne zaman seni hatırlatacak en ufak bir şey Görsem o kırıklarla dolu yeri batmaya başlıyor yüreğime Sabahları yalnızca hüzünle uyanıyorum hiç bir şey Beklemiyorum günden seni bile...varlığında sensizliği Yaşamaktansa içimdeki boşluklarla boş umutlarımla Sensizlikten alışırım alışmaya çalışırım yokluğuna... Hakan Güney |
Bilmiyorum. Bilmiyorum Sebebi nedendir, Nedendir bu kadar ayrı ve hüzünlü, Bu kadar yalnız ve de yorgun, Dağlara sığmaz gençliğim Bilmiyorum. Düşündükçe yanlızlaşıyor bu acizane ruhum, Ve yaşadıkça artıyor çevremdekiler, Ama bilmiyorum neden, Dağdaki bir kardelen, Bir eşkiya gibi Bu kadar yanlız ve yorgun, Yanlızlığım çevremden olsaydı Dağlara yükleyecektim suçu. Dağlar derdim; sizsiniz benim yanlızlığıma sebep Çünkü beraber doğmuşuz ve var olmuşuz Beraber yazılmış kaderimiz, Olsa olsa sizsiniz. Hayır hayır olamaz, Masum ve ana kucağı gibi Özgürlük ve yaşama hissini veren Koştıkça koşanılası gelen, Bağırdıkça bağırası ve sevdikçe sevesi gelen, Dağlar.. Siz değilsiniz yanlığıma sebep. Kar yağıyor diyarbekir'e, Diyarbakır tekrar diyarbekir oluyor 'dışarda kar yağıyor benim içime yağmur..' Düşünüyorum da acaba suçlu omu diye Hayır hayır olamaz, Hatta yanlız olmadığım hissini veren, Dağlardan uzaklaştıkça Bir tek diyarbekir değilmidir. Sevinç, mutluluk, ve herşeye rağmen O yaşanılası yegane şehir, Daha başka suçlu aramak yersiz, Bunu bende biliyorum ve hatta, Sanık olan diyarbekir ve dağlar, Onlarda biliyor. Sesimi haykırdığım o uçsuz bucaksız dağlar, Sevgimi fısıldadığım o daracık diyarbekir sokakları, Diyarbekir'i diyarbekir yapan o surlar, O dert ortağımız, dert babamız; surlar. Artık bana söylüyorlar sebebin ne olduğunu O dert dinlemekten kararmış surlar Bu yanlızlığımın neden, Ma****aki o yüreği ve bedeni yanlız, Dert ortaklarımınkinden farklı olduğunu, Onlar surlara, diyarbekir'lere ve Dağlara hasret, Ben ise yanlız ve yanlız sana hasretimişim. Ve artık biliyorum ki ne dağlardır sebep Nede başka birşey bu kahrolası yanlızlığıma, Bir tek sebep var görüyorum, Yanlız ve yanlız sensin, Biliyorum. Emrah Gün |
YALNIZLIK Care bulunmaz onulmaz bir hastalik benim yalnizligim. Dört yanimdan sarmis, beni canevimden vurmus birkere. Care yok diyorum, Kendimi kurtaracak yine benim, Biliyorum, Yapamiyorum... nisan_yagmuru |
GİTTİN KALDIM İlk baktığında gelincikler açtı yanağımda Farketmedin Ellerin, Ellerin sıcaktı Sesin gibi Sesinde ‘merhaba’ Sesimde dikenler Bedenim sönmüş volkan Nasıl da tutuştu Küllenen arzuları Farketmedin Tenin, Tenin sıcaktı Tenim gibi Teninde yangın Tenimde Nisandın Şarkılar dilsiz Şiirler intiharın eşiğinde Bilmedin Benliğim Nefesinde Rüzgardı -ben gidemedim- ................Sen gittin ______________KALAKALDIM.... arzu altınçiçek |
* Keske Yanlizligim Kadar Yanimda Olsaydin Keske Onunla Paylastiklarimi Seninle Paylassaydim Keske Senin Adin Yanliz Olsaydi Ve Ben Hep Yanliz Kalsaydim... * Simdi Baskasinin Olsanda,boynu Bukuk Yalniz Kalsamda,elimi Tutup Sacimi Oksamasanda Biliyorum Yinede Benimsin... * Yine Gunesin Batma Saati ,kiminin Umutlari , Kiminin Sevdalariyla Beraber. Yine Yalnizliga Selam Saati,kaybolmus Sevgiler Caresiz Huzunlerle Beraber... * Sensiz Gecelerde Yildizlar Dost Yalnizligima,aldatiyorlar Beni Ilk Gun Isiginda... * Yine Kumsal Sakin Yine Deniz Durgun Yine Gunes Batiyor Ve Ben Yine Yalnizim...! * Seni Aradim, Tum Bir Hayat. Simdi Bulmusken, Gitme Ne Olur. Terk Etme Beni, Birakma Beni Yalnizligimla. Sen De Kal Bizimle... * Bir Marangoz Ustasiyim Adeta,bir Ayagi Mutlaka Kisa Masa Yapan.bir Elimde Cekic Bir Elimde Civi,kendimi Bir Resim Gibi Cakacagim Insani Ariyorum Yillardir... * Nekadar Guzeldi Senle Beraber Olmak Simdi Yanlizim Ellerim Basimin Arasinda Seni Dusunuyorum... * Dudaklarimdan Dusurmedigim Bir Sigara Gibisin.ustelik,oyle Bir Illetsin Ki Bir Sara Gibi Her Daim Uykularimda Beni Nobet Nobet Yoklarsin...oyle Uslanmaz Oyle Utanmaz Nobetlerine Alisamadim.her Aciyi Tasidim Da Yuregimde Bir Sensizligi Tasiyamadim... * Sen Hic Geceleri Sabahlara Kadar Agladinmi Yanlizlik Nedir Bilirmisin Sorarim Sana.... * Suru Kalabaligindan, Bir Kartalin Yalnizligidir Benimkisi.yagmur Sonrasi Gozyasi Gibi Cig Tanesinin Yalnizligidir , Ask Icin Solan Yalnizligidir. * Birgun Hayatin Butun Guzelliklerinden Vazgecip,olume Sessiz Sedasiz Gitmek Istersen,yanima Gelki Sana Sensiz Yasamanin,sensiz Olmanin Olum Oldugunu Gostereyim... |
http://sevdiginizsiirler.sitemynet.com/003r.jpg uzaksın ne yelkenlerimde rüzgarsın bugün ne gözümde yeşil ne bedenimde can uzaksın uzağın kırbacı elinde dizlerimde titreme nöbetler ötesi yürek yoksun bugün dizelerde uzaksın uzağın atlıları şahlanmış bedeninde ve perde iner oyun biter su üzerinde altın yağ tanecikleri yaşamımız uzaksın uzağın maviliklerinde hoşsun......hoşkal Dolunay Enver |
Hiç sevmedin mi beni? Sevmedin… Sevsen bırakıp gidermiydin…? Diyelim ki gittin… Bir kez olsun aramazmıydın..?özlemezmiydin..?sesimi duymak istemezmiydin..? Sevseydin isterdin ama sen sevmedin ki..! ''yürek dayanmıyor bu gidişe sonsuz bir ucurumdayım sanki..ama dön desen de dönemem artık..'' Gidişinin yeri var yüreğimde ama dönüşünün olmayacak bilesin. Sen gittin,ve gittiğin gün bittin… Sen o gün beni de bitirdin… ''derin bir mavi var orada içinde kaybolmak gerek boğulmak gerek yüreğine akmak gerek '' Engin bir okyanusu aşardım hep o gözlerde..çoğu zaman kaybolur hatta boğulurdum…. sonra… bir baktım dipteyim…ne o güzellik var etrafımda ne de kurtulabılecegım bır fırsat… ''allahım tutsun ellerimden bırakmasın beni deniz gözlüm ağlatmasın gözlerimi '' Ardından gittiğin geldi aklıma… Gittin ve bittin… Kurtulsam bile faydasız artık… Bundan sonrasında her yaşanmışlığın ardında kalan korkulardan biri olacak o gözler… Yüreğimi acıtcak… Anılarımı hatırlatcak…. ….. Derin gözlerin artık çok derin gelmekte ve bana korku vermekte bilesin… Ne bir daha dalarım,nede bir daha korkumu yenmeye çalışırım….. Ben hala yeni umut bekliyorum sevgili… Seni değil… Artık gitmişsin dönmüşsün kimin umrunda…? Benim olmadığı kesin… |
YALNIZLIK ÇEMBERİNDE Günlerim herzaman ki gibi karanlık yine acı ile geçiyor saatler özlem ile ne zaman dalmıyorki gözlerim senli sensizliklere durmuyor gözyaşlarım yalnızlık çemberinde. Yorulmuyor hayat dert çile vermeye şarkılar yoldasım sigaramla birlikte tükenmek bilmeyen bir boşluğun içinde savruluyorum rüzgarla birlikte farkında olmadan yalnızlıık çemberinde. Nedeni yok belki bu sensizliğin yada bana verdiğin bu ayrılık yelinin sana yazdığım ilk şiiri hatırlarmısın Ayrılıktı adı ayrılmam dediğin ayrılık yıkılmıştı o gün dünyam gözümde yalandı herşey sevda bile yıkmam demiştin ama bıraktın beni yalnızlık çemberinde. Şimdi soruyorum kendime neden sen, neden sevdim diyorum oysa ne mutluydum senden önce aradığım aramasını beklediğim düşündüğüm kimse yoktu mutluydum yinede yalnızlık çeberinde. Şimdi ise perişanım hasret rüzgarlarını saldın üstüme çaresizliği tanıttın derman bulamıyorum şimdi dertlerime öyle acımasızki şu hayat gelmiyor ECEL\'im YALNIZLIK ÇEMBERİNDE... |
YALNIZLIĞIM Bugün hergünkünden ayrı, Defolu yalnızlığımı Hassaten seviyorum Seviyorum bu halimi Şu anda bir Hitit arabasıyım, Ama ziyanı yok ben seviyorum Otoban yollardan dışlanışımı... Hem kimse yakamdan tutup atmadı beni Kendim talip oldum bu yalnızlığa, Bugün beni çocuk,deli,ne sayarsanız sayın Lütfen rahat bırakın,dört yanımda durmayın! Bırakın sıkılmayayım,dünya dolusu güleyim Dağıtacağım sesimi gene kendim duyayım... Bugün herzamandan farklı, Defolu yalnızlığımı Hakkaten seviyorum... Bir mumyalı ceset bile Görmek istemiyorum Bugün beni cahil,çılgın,ne sayarsanız sayın Yeter ki kameralara,manşetlere almayın Bırakın utanmayayım uçurtma uçurayım, Kaybedeyim,ağlayayım gene kendim bulayım Bırakın da dilediğim gibi özgür olayım... |
sen benim 11 yaşımdaki yanlızlığımsın sekerat anında uzatırken ellerini ellerime ellerimi tut diyişin hala yüreğimde ellerimle tutarken ellerini sanki buz gibi ölümün elini tutmuştum sen benim ilk ölümü anlayışım ve sen benim ilk ölümümdün ufacık ellerimi açrken semaya RABBİME en samimi duamdın sen şafak vaktinde gözlerimi dağa dikerek ilk bestelediğim türküydün sen sen benim 11 imin sitem dolu bir namesiydin resmini çizmek istemiştim dünyaya sığdıramadım seni arş-ı azama silemedim kurutamadım mendil yetiştiremedim hiçbir zaman gözyaşlarına sen dolunayın bir parçasıydın ama güneş doğunca kaybolmazdın seninle parlardı güneş gökyüzü seninle aydınlanırdı çünkü sen bir şu´lefeşandın kara bulutlar sarsada dünyayı sen karanlığı delmiş bir süreyya gibi çıkardın karşımıza tebessüm ederdin tüm insanlığa zaman seninle gark oluyordu zamana seninle aks ediyordu hayata hayat ise seninle hayata dönüyordu değ ne olur gözlerime okşa başımı yine hayal olsa rüya olsa bu işkenceyi çekmektense razıyım yine daim bu özlem ateşiyle yanmaktansa firak zehriyle aşılanmaktansa razıyım ey yar bana maveradan göndereceğin bir katre tebessüme sen benim 11 yaşımdaki yalnızlığımsın uzaksın ama her daim yalnızlık olarak yanımdasın.... |
Can Olur musun Sen göz bebegimde parlayan bir ışık Dudaklarımdan dökülen bir name Rüyalarımda dolaşan bir melek Her an gönlümde açan renkli bir çiçek olur musun Anılarımdan silinmeyen bir hatıra Benliğimden kopmayan bir parça Damarlarımda dolaşan bir kan Bana hayat veren canımın içinde can olur musun Tarık Fikirli |
gözyaşlarım benim tanrıya yakarışım hislerim duygularım yaptıklarım ve yapacaklarım adeta birşeyi haber vermek istiyorlar gibi ama bu ne bilemiyorum... tek bildiğim bir şey var o da yalnızlığım gözyaşlarım sel olup gittiğinde ve benim artık ÜzÜlmekten sesimin çıkmadığı anda yine dÜşÜnÜyorum ve yakarıyorum tanrıya neden hep böyle ne zaman bitecek bu acılar diye ama bir cevap gelecekmi bilmiyorum tek bildiğim bir şey var o da yalnızlığım ancak bir gÜn birşey oluyor herşey bitti çözÜldÜ diyorum ancak o zamanda yine bilmediğim birşey oluyor tam herşey çözÜldÜ derken başka bir problemle karşılaşıyor yÜreğim hala yanızım evet hala yalnızım tek bildiğim bir şey var o da yalnızlığım |
|
Nasıl bir sevdaysa Ay çok mu gecikti neredeyse çıkar sen yanlızlığıma varır varmaz az sonra yağmuru durduracaklar rüzgarı değiştirdim ustura ağzı poyraz yok canım yıldızları unutmadık mutlaka yerlerinde bulunacaklar kenarı yaldızlı mavi bir karanlık sütlü çıplaklığını örtecek kadar senin için olduğu asla bilinmeyecek yapraklarını birden dökecek dutlar şafak sökerken sekiz on kadar şimşek balkonda işlemeli müstesna bulutlar ayak bastığın an şehir de değişebilir yoksa Moskova mı belki berlin belki dakar belki 30'lardan mehtap yorgunu izmir körfez'de şerefine donatılmış vapurlar nerede ne zaman kaç kere yasadık nasıl bir sevdaysa eskitememiş yıllar bitirdiğimiz herşeye yeniden başladık dudaklarımızda birbirimizden mısralar http://img159.imageshack.us/img159/966/featherrn6.gifAttila İLHAN |
|
Yalnızlığıma Sevda Sızdı Yalnızdım, yani sessiz ve huzur dolu O köpek yalnızlığımın huzursuz huzuru dolu Koparamadılar dalımdan beni almak isterken Yaralarım var dalda kalan diğer bir yarım var Yalnız mıyım? Yaralı mı? Sende yoksan eğer Fark eden ne ki? Yalnızlığıma sevda sızdırdın Ve gittin apansız Sevda bu mu? Mesut Dal --------------------------------------------------- |
Bu sabah mutluluğa aç pencereni Bir güzel arın dünkü kederinden Bahar geldi bahar geldi güneşin doğduğu yerden Çocuğum uzat ellerini Şu güzelim bulut gözlü buzağıyı Duy böyle koşturan sevinci Dinle nasıl telaş telaş çarpıyor Toprak ananın kalbi Şöyle yanıbaşıma çimenlere uzan Kulak ver gümbürtüsüne dünyanın Baharın gençliğin ve aşkın Türküsünü söyliyelim bir ağızdan |
G i d e r e k O pırıl pırıl, sedef kakmalı Kanatlarını, koparıp attığında, Nasıl bir tırtıl’a Dönerse kelebek... Ve tırtıl o muhteşem İpekli bomboşluğun İçerisinde nasıl erirse Usul usul intihar ederek... İşte öyle, anlaşılmaz Ve öyle bir döngüde Toparlanıp gitmedeyiz Herşeyimizi terk ederek!. Hüseyin Gündüz Öklem |
***** Gözlerin bir kilit vurdu gönlüme Senden başkasını hiç sevemedim Ne engeller koydu kader önüme Yine de ben senden vazgeçemedim Aşkın ateş oldu kahrolmam için Hasret kurşun oldu vurulmam için Günler asır oldu yıkılmam için Yine de ben senden vazgeçemedim Ne büyük bir aşktın anlatamadım Kimler gelip geçti unutamadım Uğrunda mevsimler yıllar harcadım Yine de ben senden vazgeçemedim... http://www.altinkalpler.com/siir16sair.jpg ***** |
Zalim Yoksulluk (?) bir gün otururken kendi halime ansızın kapıyı çaldı zalim yoksulluk açtım kapıyı yavaşca süzülüp içeri daldı yoksulluk bende misafir sandım hoşgeldin sultanım merhaba dedim rahat otursun diye bir altına minder verdim evin bir köşesine mekan kurdu zalim yoksulluk o gece gitmedi beraber yattık altımıza hasır üstümüze çul örttük gelmişten gitmişten biraz muhabbet ettik yedi sülalemi sordu zalim yoksulluk. Özlem Akyol |
http://www.balcanet.net/resima/jpg/siir10183.jpg http://www.balcanet.net/resima/ivirzivir/siir10183-ustsol.jpg Gel benim ruhumun gerçek sesi gel!http://www.balcanet.net/resima/ivirzivir/siir10183-ustsag.jpg Yıllardır sönmeyen alevim, korum. Gel benim ömrümün hikayesi gel. Şiirim, sonsuzum, gerçeğim, zorumGökle yerin birleştiği kavşakta Seni bulup bulup kaybediyorum. http://www.balcanet.net/resima/ivirzivir/siir10183-isik.jpg İlkin rüzgâr değil sanki nefesti, Bir kez başlayınca estikçe esti... Sonra bir upuzun karanlık bastı. Sürdü hep aynı düş, hep aynı yorum Şimdi duraklarda her akşam üstü Seni bulup bulup kaybediyorum. http://www.balcanet.net/resima/ivirzivir/siir10183-isik.jpg Yitiksin baharlar, güzeller içinde Resimler, baharlar, sözler içinde. Bazen bir iz görüp izler içinde Cevap umuduyla titriyor sorum. Sonra en tanıdık yüzler içinde Seni bulup bulup kaybediyorum... http://www.balcanet.net/resima/ivirzivir/siir10183-altsol.jpg Bekir Sıtkı Erdoğan http://www.balcanet.net/resima/ivirzivir/siir10183-altsag.jpg |
| Saat: 08:15 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık