![]() |
Temelle dursun bi gün sinamaya giderler filmde bir at yarışı sahnesi vardır ve temel dursuna sorar -İddaya varmisun ben diyrum 1.at kazanur. dursun; -Oldi benda 2. ata oynayrum iddayı temel kazanır ve temel dursunun 5 milyonunu alır. ertesi gün temel dursunu arar -Dünkü film faridiya ben oni bidaa seyretmiştum vicdanum rahat etmedi onun içun aradum. Dursun: -Benda seyrettum. Temel: -O zaman niye 2. ata oynadu? Dursun: -Süpriz oynadum daa |
espiri Dursun bir gün Temele sorar: -Ula temel sen bir öğünde kaç hamsi yeyisun? -elli -peki orucken ne kadar yeyisun? -yüz hayır -oruçken bir tane yediğin zaman orucun bozulur ve diğer doksan dokuz taneyi oruc değilken yersun. Temel bu espiriyi çok sever ve hemen bir arkadaşına söyler. -Ula sen oruçken kaç hamsi yersin yirmi tüh espiriyi kaçırdın yüz deseydin espiri yapacaktım |
Temel ile Dursun iki katlı bina yaparlar. Birinci katı tamamladıktan sonra evleri olmadığı için orada kalmaya karar verirler. Yaz mevsimi olduğundan yattıkları yere sivri sinekler dolar. Bunlar da sineklerin kendilerini sokmaması için yorganı başlarına kapatırlar. Günlerden bir gün yine yatma zamanı gelince odaya ateş böcekleri girer. Bunlar herzamanki gibi başları yorganın içine gömülü şekilde yatarlarken Temel bir ara başını dışarı çıkarıp ateş böceklerini görünce tekrar aceleyle yorganın içine gömülür. Dursun’u dürter ve ona; “Ula, ula Dursun! Sivrisinekler ellerinde fenerle bizi ariler”. |
Üniversite yemekhanesine giren bir öğrenci tüm yerler dolu olduğundan gidip üniversite profesörünün oturduğu masaya oturmuş. Profesör kaşlarını çatarak: ' Öküzler ve kuşlar aynı masada oturamaz ! ' Öğrenci: ' O zaman ben uçtum...' Profesör cevaba cok sinirlenmiş, sınavda öğrenciye takmış ve sınavı başarısız geçmesi için elinden geleni yapmış. Yanlız sınavda öğrenci tüm soruları mükemmel bir şekilde cevaplamış. Profesör öğrenciye: “ Sana son bir soru soracağım “ demiş; “ Yolda yürürken iki çuval bulduğunu hayal et, birinde akıl var, diğerinde ise para var. Hangi çuvalı alırsın? Öğrenci: ' Para olan çuvalı seçerdim...' Profesör: ' Ben akıl olan çuvalı seçerdim...' Öğrenci: ' Normal ! Kimde ne eksikse onu seçer...” Profesör çok sinirlenmiş, öğrencinin sınav kağıdında not yerine ' Öküz ' yazmış. Öğrenci nota bakmadan odadan çıkmış. Bir dakika sonra öğrenci kapıyı aralamış : ' Sayın profesör, imzanızı atmışsınız, fakat notumu yazmayı unutmuşsunuz.' Demiş. |
Bülent Ersoy Birgün Temel ve Dursun kahveye giderler. Kahvede Temel süt icelim der Dursunda kahve icelim der ve tartisirlar. Sonra garson tartismayi böler ve derki eger kapidan önce kadin gecerse süt ama eger erkek gecerse kahve iceceksiniz. Temel ve Dursun anlasirlar. Sonunda sütlükahve icerler. Sizce kapidan kim gecmis olabilir? Bülent Ersoy!!!!!! |
Futbol konuşuruz Einstein ölünce insanlığa hizmetlerinden dolayı onu cennette bir villaya yerleştirmişler. Bir gün kapısı çalmış. Gelen adam benim IQ 200 demiş. einstein ooh demiş gel içeri seninle quantum fiziği konuşuruz. Bir vakit sonra başka biri gelmiş. Adam benim IQ 90 demiş. Einstein gel gel demiş seninle siyaset konuşuruz. Derken üçüncü adam kapıyı çalmış. Benim IQ 5 demiş. einstein biraz düşünmüş ve cevabı vermiş.. Gel içeri seninle de Futbol konuşuruz. |
ANNESİNDEN TEMEL'E MEKTUP "Sevgili oğlum Temel... Senin hızlı okuyamadığını bildiğim için mektubu yavaş yavaş yazıyorum... Artık senin büyük şehre gittiğin sırada yaşadığımız evde yaşamıyoruz. Baban bir gazetede, "İnsanların başına genellikle evlerinin iki kilometre civarındaki bölgelerde kaza geldiğini" okumuş; o yüzden taşındık... Sana yeni adresi veremiyorum, çünkü yeni evimizde bizden önce oturan hemşehrilerimiz, taşınınca adresleri değişmesin diye kapı numarasını söküp götürmüşler... Bu evde garip bir çamaşır makinası var. Geçen gün içine dört gömlek koydum, çalıştırmak için duvardaki zinciri çektiğimden beri bir daha gömlekleri göremedim. Geçen hafta sadece iki kez yağmur yağdı. İlki üç gün, ikincisi ise dört gün sürdü... Benden istediğin yeleği postaya verdim. Ancak, halan 'o koca düğmelerle paket çok ağır olur' deyince düğmeleri kopartıp yeleğin cebine koyduk. Orada bulabilirsin... Not: Sana biraz da para gönderecektim, ama zarfı bir kere yapıştırmış bulundum... Sevgiler... Annen" |
Aylardır iş bulamayan delikanlı artık önüne gelen her yere müracaat etmeye başlamıştı. Hayvanat bahçesinin önünden geçerken durdu ve "neden olmasın" deyip, oraya da müracaat etti. Olacak ya; bahçenin gözdesi goril önceki gece ölmüştü ve bunu müşterilerden bu günlük gizlemeyi başarmışlardı. "Yeni gorilimiz gelene kadar, onun postunu giyip goril taklidi yapabilir misin?" diye sordular. Delikanlı önce şaka herhalde diye düşündü, ama hayır adamlar gerçekten ümitsiz görünüyorlardı. "Parada anlaşırsak yaparım" dedi. Anlaşmaları uzun sürmedi. Ertesi sabah geldi, hazırlanmış postu giydi, gorilin kafesine girdi ve o güne kadar seyrettiği belgesellerden aklında kaldığı kadarıyla goril gibi davranmaya başladı: Ara sıra homurdanıyor, göğsünü yumrukluyor, dört ayak üzerinde yürüyor, bir dala sıçrıyor, sallanıyor, seyircilerin attığı meyveleri yiyordu. Birkaç gün sonra işine öyle adapte olmuştu ki, daha yüksek dallara bile tırmanıyor, daldan dala atlayabiliyordu. Ama son atladığı dalı tutamadı, kafesini yan kafesten ayıran fensin üzerine düştü, yıpranmış fens teli yırtıldı ve kendini yan kafesin içinde buldu. Bu aslanın kafesiydi. Delikanlı yutkundu, kelime-i şahadet getirdi. "İmdat!" diye bağırdı ama kendi sesini kendi bile duymadı. Korkudan sesi kısılmıştı. Tekrar bağırdı. Eh! hiç olmazsa kendi duymuştu. Önce neler olduğunu anlayamayan aslan yavaşça yattığı yerden kalktı, delikanlıya doğru ağır adımlarla yaklaştı. Seyirciler çığlık çığlığa idi. Bir çocuk sanki goril anlayacakmış gibi (!) "tırman, fense tırman" diye bağırdı. Ama korkudan gorilin sadece sesi kısılmamış, eli kolu da felç olmuştu. Aslan affetmedi, geldi, önce pençesini gorilin göğsüne dayadı, sonra başını başına yaklaştırdı ve fısıldadı: "Kapa çeneni aptal! Beni de işimden edeceksin" |
Hande mi yener, Funda mı arar, hayır Seray sever. Bu üçüne önce Nejat işler sonra da Ahmet çakar. Bu geyik Celal'i bayar, bu geyiğe dayanamayan Ferhat göçer. Yıllar sonra bunlar tarih olur, o tarihide Gönül yazar, Mehmet okur. Bu mesajı 10 kişiye gönderirsen dileklerin kabul olur. Buna da anca Kadir inanır.. |
ANANIN YANINA BİZİM TEMEL PARAŞÜTÇÜ OLMUŞ.BİR GÜN TEMEL'E HOCASI TEMEL GİT İKİ GÜN AİLENİ ZİYARET ET DEMİŞ GELİNCE BÜYÜK GÖSTERİ YAPACAĞIZ.TEMEL GİTMİŞ İKİ GÜN ANNESİNİ BABASINI GÖRMÜŞ HASRET GİDERMİŞ.GİDECEĞİ GÜN ANNESİ TEMEL'E OĞLUM ATLAMA SENİN PARAŞÜTÜN AÇILMAYACAK RÜYAMDA GÖRDÜM DEMİŞ.TEMEL HOCASININ YANINA VARINCA HOCASINA OLAN BİTENİ ANLATMIŞ.HOCASI TEMEL'İ İKNA EDEMEMİŞ VE SONUNDA TAMAM SEN BENİMKİNİ AL DEMİŞ.NEYSE UÇAĞA BİNMİŞLER TEMEL HOCASININ PARAŞÜTÜNÜ ALMIŞ VE ATLAMIŞ.BİRAZ GITMİŞ İPİ ÇEKMİŞ AÇILMIŞ DERKEN YANINDAN HIZLA HOCASI GEÇMİŞ.TEMEL HOCASIN ARKASINDAN BAĞIRMIŞ.HOCAM NEREYE GİDİYORSUNUZ?HOCASI TEMEL'E ''ANANIN YANINA |
| Saat: 13:31 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık