![]() |
Maviye Maviye çalar gözlerin, Yangın mavisine Rüzgarda asi, Körsem, Senden gayrısına yoksam Bozuksam, Can benim, düş benim, Ellere nesi? Hadi gel, Ay karanlık... İtten aç, Yılandan çıplak, Vurgun ve bela Gelip durmuşsam kapına Var mı ki doymazlığım? İlle de ille Sevmelerim, Sevmelerim gibisi? Oturmuş yazıcılar Fermanım yazar N'olur gel, Ay karanlık... Dört yanım **** zulası, Dost yüzlü, Dost gülücüklü Cıgaramdan yanar. Alnım öperler, Suskun, hayın, çıyansı. Dört yanım **** zulası, Dönerim dönerim çıkmaz. En leylim gecede ölesim tutmuş Etme gel, Ay karanlık... Ahmed Arif |
Yalnızlığıma varınca Sen bana bakma, bir daha, bir daha dene, bir daha söyle. Sen unutulmadın ki, benim ki naza çekmek öyle. Sev hele, gel hele uzat ellerini, o canım ellerini, güzelim ellerini, yaratan,yaşatan ellerini. Getir güzelliklerini... Güneş izi yok yalnızlığım da, hep gece. Gör gelince, gör sevince, yalnızlığıma varınca, ...........................yaşayınca. Demir Mutlugil |
Mostar Köprüsünün üstünde kaçıncı yakılışıdır Roma’nın Kudüs’ün kaçıncı işgali kaçıncı cehennemdir Srebrenica sen kaçıncı hitlersin Slobodan Miloseviç insan kasabı. *** oğlu ***!.. orada ırzına geçildi gözyaşlarının bile yeniden çarmıhlandı spartaküs Nesimi’nin derisini yüzdüler Bedreddin’im bir ağaca asıldı kaçıncı kez kirlendi barış simsarlarının kof sözleri orada. . . masallardaki iyiler yıldızlı göğün sırları yorulmuş yaşamların çiçeklenen kırları yamaçlarda dinlenen eski zaman yatırları katledildi orada... annelerin parçalanmış memelerinden sütleri toprağa damlıyor öldürülmüş çocukların oyulmuş gözlerinden anneleri kanıyor artık ellerimi tutamazsın anne ellerim yok. bir daha sevinci koşamam sokaklarda bacaklarım kopuk sokaklar yıkık bir sesim vardı gülüşüme şarapneller düştüğü anda bütün çocuk sesleriyle birlikte insanlığın suratına haykırdı misketime benziyordu öldüğüm kurşun yağarken gökyüzünden yanık et-kopuk bacak insanlık kördü anne insanlık sağırdı bir çığlığım kaldı benden tarihin vicdanında yankılanacak gayri gözyaşlarını biriktirsin dünyanın dört yanında yalnızca ağlayanlar sonra da oturup içsin senin yazdığın yaldızlı dizeler öfkeye-kınamaya-yasa dair artık durdurmaya yetmez bitmiş bir soykırımı ey şair isyana kesmedikçe kederin kalemin yüreğine saplanıp ateşle yazılmadıkça dizelerin daha çok vampirler sokaklarda uluyacak başka Bosnalar kanayacak insanlık zulüm soluyacak çocuklar soracak ey insanlık çocuklar sizden soracak sevinçler ne kadar az azrail ne kadar çok artık ellerimi tutamazsın anne ellerim yok !.. l995- Balçova Adnan Durmaz |
Ben sana uzak yanlızlıkta öldüm. Tekrar dirildiğim de seni gördüm. İçimde damla damla biriktirdiğim; Senin sevgindi, Sevgiye hasret gönlüm. Renklerin içinde sevgiyi arayan aciz; Gerçek sevgi içindeyken, daha ne ararsın bir iz ? İlahi aşktır insanı yaşatan. Sevgiye uzak, sevgisizlikle bizi kandıran. Kovulmuş melanettir, gönlü kör olmuş şeytan. Artık sevgiyi hisset, gönlünü dinle, ey insan! ÖMER TORUN |
Yalnız Kadın Gün ışığından güzel kadın renklerin koynunda çiçeklenmiş duruyorsun terasta, kızıl saçlarını sallıyor çapkın bakışların Hırsız gözleri yakalayan karanlık sana sessizce dokunuyor çitle çevirdiğin bahçende, Adonis bu yıllardır beklediğin ışık yitik sandığın ülke ve ezberlediğin koku, aryalarla parlayan ay çıplaklığına vuruyor leke. Bir yudum daha al kadehinden alevlensin kanın papatyalar gibi bir aklaşsın bir sararsın yüzün sar bırak sar bırak avuçların ıslanarak, kasıklarındaki yükü koparıp at gece yorulsun koşturmaktan uyku gözlerinden aksın, Büyük Sahranın kumlarına baksın sevişmelerini saymak isteyen boşalıyor teninden Erosun sunduğu kadınlığın. A. Kadir Bilgin |
Aç kapıyı yalnızlık, ben geldim Hayır, ağlamadım, gözlerim yaşlı değil. Cephedeydim, kurtaramadım yenilmekliği. Gece yarısı, uyumuştur sokaklar çoktan Bir sen varsın işte, bir de benim hayaletim... Bakma öyle, al elimden valizlerimi Bir şey yok içlerinde; balık kokusu sinmiş üç beş kazak, Kırık bir ayna, bir kaç tel siyah saç... Soğuk burası, yağmur kokuyor Geceleri uyku tutmaz insanı burda Bak, yıldızları görmem lazım benim dolunayda; çıldırırım Yıkarım üstüne bu mahzeni, kaçamazsın... Morarmış, çatlamış ellerim soğuktan görmüyor musun? Varsa sıcak bir çorba getir bana, tuzlu Yoksa uğraşma, aç değilim. Saat yok duvarlarda, o kadar yalın yaşamak Günışığı da yok, karanlık ruhun gibi yakın sana... Yalnızlık kapat kapıyı! Şuraya, şu soğuk taşların üzerine bir yatak ser bana. Uyumak istiyorum, Unutmak istiyorum, Unutulmak istiyorum... MEHTAP ANDAÇ |
Yalnızlık Bugün yine dünden dahada efkarlıyım Uzanmışım yatağıma,dikmişim gözümü tavana Elimde ise yalnızlığıma ortak birtek sigara Allah kahretsin...! Tek eksik şey ise bir şişe bira Tarifi imkansız bir boşluktayım Radyoda çalan hasretlik parçaları Alır götürür birtarafa herkesi Kimi karısını,kimi ise düşünür sevgilisini Ben ise neye efkarlandığımı bilmeden Onlardan fazla dalarım düşüncelere Gerçektende zormuş be yalnızlık arkadaş zor...! Derdini paylaşacağın, Efkarlandığında bir telefon açıp konuşacağın, Heyecanla mektubunu bekliyeceğin birinin olmaması Zormuş be arkadaş zor...! Her nekadar zalimde olsa Yinede yalnızlığı,yalnız kalmayı seviyorum İnsan yalnız kaldığında buluyor hataların doğrusunu İnsan yalnız kaldığında görüyor hayatın o gerçek yüzünü Yalnız kaldığında görüyor be arkadaş yalnız kaldığında...! Söndürün ışıkları, Kapatın camları,kapıları. Beni yalnızlığımla başbaşa bırakın, Kimse sormasın beni, Kimse gelmesin kapıma. Çare bulunmaz benim yalnızlığıma. Bak,bak yine sabah oluyor, Güneş o alacakaranlığı yavaş yavaş aytınlatıyor Benim bu karanlık dünyam ise hala bir ışık arıyor...!!! Ümit Tüfekçi |
Sana bir gün bu mektubum ulaşır Açarsın ah eline kan bulaşır Çürür bir yerlerde çırılçıplak cesedim Sedyeyle taşınır kan çiçekleri Adımların, adımların, adımların birbirine dolaşır. Nazlı ırmak boylarından, ılık rüzgarlarla geldim Çiçek istediler verdim, şarkı dediler söyledim Ömrümün yarısı kavgayla geçti Ben böyle, ben böyle, ben böyle yalnızlık görmedim. Beni bir gün bu şarkıyla anarsın İçinden kopar bir tel ağlarsın Gecikmiş bir vefa kalıntısıyla Polis kaydından sildirip adımı Pencerenin, pencerenin, pencerenin buğusuna yazarsın Darmadağın bir evden sabah ezanıyla çıktım Denizler üstüme gelmeyin Kuşlar ne olur didişmeyin Şarkımı esmer bir hasrete sundum Bu yalnızlık, bu yalnızlık, bu yalnızlık benim ilişmeyin. |
İki Köşeli Yalnızlık https://www.msxlabs.org/forum/metin.gif Gökyüzüne asılı kalmış bir yankı Arıyor kendisini bırakan ağzı Yeniden, yeniden sesini bulmak için İki köşeli yalnızlığın bir ucunda sen, bir ucunda ben Birleşip ayrılıyor çizgilerimiz Hangi boyuttan koparılmıştık ki biz Anı bile yok, ses, koku bile Bir elin yazdığını öteki el karalıyor sanki Silgiler hatırlıyor, kalemler unutuyor bizi... |
Yalnızlık... Sen küsüp giderken bir çift sözüme, Sessizce karşıma çıktı yalnızlık... Pişmanlık hissiyle yanan yüzüme, Beter ol der gibi baktı yalnızlık! ... Dilimden düşünce o çirkin hece, Kapımı sen açtın bu zalim güce. Dört yanım karlı dağ oldu her gece Çığ gibi üstüme çöktü yalnızlık! ... Ne kadar hasretsem bir tebessüme, O kadar muhtacım son nefesime. Ruhumda beliren her hevesime, Bir hüsran perdesi çekti yalnızlık... Bu nasıl bir garez, bu nasıl bir kin? Serviler şehrini gösterir her gün? Sevgilim seni de ağlatır bir gün, Gözünü canıma dikti yalnızlık! ... |
| Saat: 12:14 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık