![]() |
Yasli cift yataklarina girmisler, koca uykuya gecmek uzere... Ama hanimi aniden bastiran bir romantik dalganin tesirinde... Kocasiyla sohbet etmek istiyor... Dudaklarinda hulyali bir gulumseme, gozleri uzaklardaki zamanlarda: - Bana kur yapacaginda elimi tutardin... Koca, gozleri hâlâ uykuda, elini uzatir, elini haniminin elinin uzerine koyar. Birkac dakika gecer. - Sonra beni operdin... Koca uykusu ile hanimi arasinda bocalar, uykusunu kacirmaktan imtina ederek uzanir ve yanagina bir opucuk kondurur, ayni agir cekimle basini yastigina tekrar yerlestirir. Artik huzurlu bir uykuya gecmeye tamamen hazir... - Sonra boynumdan hafifce isirirdin... - ? Koca oyuncagi elinden alinmis cocuk huzursuzluguyla yorgani kaldirir,yataktan kalkar. Hanimi sorar: - Nereye gidiyorsun? - Dislerimi takmaya. |
Şapka satarak geçinen bir adamın yolu bir gün bir ormana >düşmüş. Adam biraz > >> >yürüdükten sonra sıcaktan ve yorgunluktan bunalmış, bir ağacın altına >oturmuş. Şapkalarla dolu sepetini de yere koymuş ve uykuya dalmış. > > >> >Birkaç saat sonra adam tuhaf sesler duyarak uyanmış. Bir de bakmış ki yanındaki sepet bomboş. Şapkalar gitmiş. Kafasını kaldırıp ağaca >bakmış ki,ağacın dallarında bir sürü maymun, her birinin kafasında adamın şapkaları... > > >> >Adam düşünmeğe başlamış : > >> >"Ben şimdi ne yapıcam, şapkaları bu maymunlardan nasıl geri alacam ?" Düşünceli bir şekilde kafasını kaşırken bakmış ki, maymunlar da adamın taklidini yapıyorlar, kafalarını kaşıyorlar. Adam ellilerini havaya >kaldırmış, maymunlarda... > >> >derken adam ne yapacağını bulmuş, kendi kafasındaki şapkayı çıkarıp >yere atmış,maymunlar da... > >> >Adam böylece bütün şapkaları geri almış, sepetine koyup yoluna devam >etmiş. > >> >Aradan 50 yıl geçmiş... > >> >Artık adamın bir torunu varmış, o da dedesi gibi şapka satıcısı olmuş. Günlerden bir gün onun da yolu aynı ormana düşmüş. Hava yine çok >sıcakmış ve genç adam bir ağacın altına oturmuş, şapkalarla dolu sepetini yanına > > >> >koymuş ve uykuya dalmış... > >> >Bir saat sonra uyanmış, bir de bakmış ki sepetin içinde şapkalar >yok... Derken tuhaf sesler duymuş,bir de kafasını kaldırmış ki ağacın üstünde bir > > >> >sürü maymun, hepsinin kafasında birer şapka. > >> >Düşünmüş... > >> >" Dedem yıllar once bana bir hikaye anlatmıştı...ne yapacağımı çok iyi >biliyorum..." > >> >Adam kafasını kaşımaya başlamış, maymunlar da aynısını >yapmışlar...adam ellerini havaya kaldırmış, maymunlar da.. > >> >ve adam gülümseyerek kendi başındaki şapkayı çıkarmış yere atmış... o anda ağaçtaki maymunlardan biri yere inmiş, adamın yere attığı >şapkayı kapmış, adama da bir tokat atmış ve şöyle demiş: > > >> >"Sadece senin mi deden var zisfereş !!!" |
Lastik Don Psikiyatristin ofisinde Temel sormuş; "Bana yardım eder misiniz, doktor? 38 yaşındayum ve hala yatağumi ıslatiyorum!" "Sıkılmayın!" demiş doktor. "Gelişmemiş benlik isyanı. Sorumlulukları kabullenememe durumundan kaynaklanıyor. Yatağınızı ıslatmanızı iki yolla önleyebiliriz. Birinci yol psikanaliz. Haftada beş terapi, saati 50 Dolar!" "Peki ikinci yol?" "Lastik don! Çifti iki dolar!" |
Yakalandığı soğuk algınlığı nedeni ile işine bir hafta gelemeyen Jim'in odasına "geçmiş olsun" ziyaretine gittim, beni karşılayıp " Daha iyiyim, teşekkürler.." dedi. "Ama evde yattığım süre içinde beni çok mutlu eden bir gözlemim oldu.." "Yaa.. Neydi?.." "Karım.. Karımın beni gerçekten sevdiğini anladım... Ben evdeyim diye o kadar mutluydu ki.. İnanır mısın, ne zaman postacı, sütçü, tesisatcı kapıyı çalsa, koşarak kapıyı aralayıp heyecanla "Kocam evde.. Kocam evde.." deyişini bir duysaydın.:D:D |
Temel İngiltere'de oteldeymiş. Oda servisini açıp: "TU Tİ TU TU TU TU." demiş. Oteldeki telaşa kapılmış bu mesajı çözmek için. Oraya buraya haber salmışlar... Sonunda konsolosluktan bir çevirmen bulmuşlar ve Temel'in ne dediği anlaşılmış: "2 çay, 222'ye " |
Delilik ve Salaklik Arabanın lastiği tam tımarhanenin önünde patlar. Adam arabayı kenara zor yanaştırır. Sonraki işlem malum... Kriko, stepne, bijon anahtarı ve tekeri söker. Ama söktüğü 4 adet bijon, yuvarlanıp yağmur mazgalına düşer. Mazgal açılır gibi değil, Bijonlar görünmüyor bile. Adam bir sağına bakar, bir soluna bakar, çaresiz kaldırıma çöker. Olayı en başından beri tımarhanenin demir parmaklıklı penceresinden izleyen bir deli, seslenir; - Ula salaaak! Sen ne yapıyorsun orda öyle? - Sorma birader,lastik patladı ve değiştirirken bijonları mazgala düşürdüm. - Düşündüğün şeye bak! Diğer lastiklerden birer tane bijon çıkar. Hepsi 3 bijonlu olsun. Seni, lastikçiye kadar idare eder. Adam hemern denileni yapar. Ve akıl hastanesindeki deliye seslenir: - Senin ne işin var tımarhanede? Cevap müthiştir.... - Biz burada delilik'ten yatıyoruz kardeşim, salaklık'tan değil...! hakketten komik bi durum |
Filozof Temel Karadenizli Temel ile Birol birlikte tatile çıkarlar. Fethiye'de, Kelebekler Vadisi'nde kamp kurarlar. Aksam güzel bir yemek yiyip sonra uykuya dalarlar. Bir kaç saat sonra Birol uyanır ve Temel'i de dürtükleyip uyandırır. Temel uyku sersemidir: -"Ne oldu? Ne istisun?" -"Temelciğim. Yukarıya bak ve bana ne gördüğünü söyle." Temel gökyüzüne bakar ve cevap verir: -"Ha punun içun mu uyandirdun benu?. Paktum işte. Milyonlarca yilduz cörirum...İşıl işıl parliyan milyonlarca yilduz... " Birol tekrar sorar: -"Peki, bu sana neyi gösteriyor?" Artık iyice uykusu kaçan Temel biraz düşünür ve filozofça cevap verir: -"Teolojik olarak Allah'ın kudretinu ve kendu acizliğimuzu cörirum. Felsefi olarak, evrenun sonsuzluğunu ve onun karşisındaki önemsizliğimuzu cörirum. Astironomik olarak galaksilerun, yıldızlarun, gezegenlerun varliğini corirum. Meteorolojik olarak pucün havanun çok cüzel olacağinu cörirum. Yilduzlarun konumuna bakarak da gecenun körü ve saatin 3 olduğunu, penu luzumsuz yere uyandirduğunu cörüyrum... niye sordun punu paa? Ha sana neyi costerur?", Birol cevaplar: -"Ulan hıyar, çadırımızı çalmışlar |
Fizikçi, matematikçi, kimyacı, jeolog ve antropologdan oluşan bir heyet bir araştırma için arazide bulunmaktadır. Birden yağmur bastırır. Hemen yakındaki bir arazi evine sığınırlar. Ev sahibi bunlara bir şeyler ikram etmek için biraz ayrılır. Hepsinin dikkati soba üzerinde toplanır. Soba yerden 1 m. kadar yukarda, altındaki dizili taşların üzerindedir. Sobanın niçin böyle kurulmuş olabileceğine dair bir tartışma başlar. Kimyacı, "adam sobayı yükselterek aktivasyon enerjisini düşürmüş, böylece daha kolay yakmayı amaçlamış"; fizikçi, "adam sobayı yükselterek konveksiyon yoluyla odanın daha kısa sürede ısınmasını sağlamak istemiş"; jeolog, "burası tektonik hareketlilik bölgesi olduğundan herhangi bir deprem anında sobanin taşların üzerine yıkılmasını sağlayarak yangin olasılığını azaltmayı amaçlamış"; matematikçi, "sobayı odanın geometrik merkezine kurmuş, böylece de odanın düzgün bir şekilde ısınmasını sağlamış"; antropolog, "adam ilkel topluluklarda görülen ateşe tapmanın daha hafif biçimi olan ateşe saygı nedeniyle sobayı yukarıya kurmuş". Bu sırada ev sahibi içeri girer ve ona sobanın yukarda olmasının nedenini sorarlar., Adam cevap verir: - "Boru yetmedi." :O:-# |
Uzun cabalar sonucunda Fransız vatandasligina kabul edilen genc, babasina surpriz yapmak icin sevinc icinde eve kosmus: - "Babaaa, bak Fransız vatandasiyim artik..." Birinci kusak milliyetcilerden olan baba cok sinirlenir: - "Ulan soysuz, hangi yuzle gider de Fransız vatandasi olursun", diye gurlerken oglunun suratina bir de Osmanli tokadi atar... Kosa kosa geri donen oglan bir yandan da soyle soylenir: - "Su hale bak yaa, fransız vatandasi olali bir saat gecmedi Turklerle basim belaya girdi .." |
Temel Cemal'e sormuş, Temel: "Tezek netur?" Cemal: "Kurutulmuş poktur" Temel: "Gübre netur?" Cemal: "O ta işlenmiş poktur" Temel: "Sende her poku pileysun |
| Saat: 08:46 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık