MsXLabs

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Genel Mesajlar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/)
-   -   Gitmek mi Kolay? Yoksa Kalmak mı? (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/3960-gitmek-mi-kolay-yoksa-kalmak-mi.html)

Mystic@L 8 Mayıs 2007 00:14

Kar basladi, uzun surmedi
sular akiyor

Karisi iyilesti, uzun surmedi
timarhanede yatiyor

Agac buyudu, uzun surmedi
sobalarda yaniyor

Emekli oldu, uzun surmedi
kadavrada bekliyor

Süreyya Berfe


nünü 8 Mayıs 2007 14:38

Kimdi kalan, kimdi giden...
Giden mi sucludur herzaman!...
Ne zaman baslar ayriliklar...
Dostluklar biter ne zaman...
Her gecen gun bir parca daha
Aldi goturdu bizden...
Ayni kalmiyordu hicbir sey...
Degisiyordu hersey kendiliginden...
Artik cozulmustu ellerimiz...
Artik bolunmustu yuregimiz...
Birimiz soylemeliydi bunu...
Otekini incitmeden...
Kimdi giden, kimdi kalan...
Aslinda giden degil...
Kalandir terkeden...
Giden de bu yuzden gitmistir zaten !!!


Mystic@L 8 Mayıs 2007 23:32

Gelıyorum


Görmeden, doğduğum gecenin seherini
Ellerim değmeden anama,
Ve günah izi yokken dudaklarımda,
Bebeklere has bir dille ağlayarak,
SANA geliyorum SANA
Çırıl- çıplak

Köklerim siğmadı zamana;
Silktim ham meyvelerimi utandım da,
Bir garip ağaç oldum aşk uükesinde,
Kutsal duygularınla donandım yaprak yaprak
SANA geliyorum SANA
Dal- budak

Ne bir dürüm ekmek var heybemde
Ne içecek suyum kana kana...
Bir tutam umutla düştüm yollara,
Bazan yürüyerek, bazan koşarak
SANA geliyorum SANA
Yalınayak

Yollar uzadıkça yük ağırlaştı,
Ateş düştü gönlümdeki harmana
Bıraktım ağrıyı, sızıyı bir yana;
Hasretinden ipil ipil yanarak,
SANA geliyorum SANA
Bir avuç toprak

Seyrettim uzaktan benliğimi ki,
Et, kemik, kan değilmiş mana
Habibin hakkına, İsmin hakkına
Af dilemek icin ağlayarak,
SANA geliyorun SANA
Ya HAKK...

Abdurrahim Karakoç


Sedef 21 9 Mayıs 2007 00:43

Gelirsin Diye



Seni bekliyormuşum,
Gelirsin diye,
Yüzümü hiç ekşitmezmişim,
Başkalarından duyarmışım,
Umut edermişim sürekli,
Gülümsermişim.

Şiir gibi değil mi bana dokunuşun?
Her zaman aklıma gelen şu gibi ellerinle,
Sıcak şu gibi ellerinde bir kurşun
Yüreğime girerken
Şiir gibi değil mi yokluğun.

Şiir gibi değil mi?
Beni vuruşun
Beni vurmuşsun
Seni bekliyormuşum
Gülümsermişim.


Kaya Erbek


Pollyanna 9 Mayıs 2007 03:08

Yüzünün akşamında tedirgin
Ruh damıtılmış bu saatte
Damla damla imbikten geçiyor
Akşam işte o bildiğin gibi
Kızıllıktan sonra
Usul usul yaklaşıyor!
Sensizlik ufka düşmüş
Bir çiğ bu vakitte
Biraz mütebbessim, biraz hırçın
Islak ıslak tenime dokunuyor…

Birazdan ayaz çıkacak belli
İçine işliyor adamın daha
Baharın serinliği…
Bir yalnızlık, bir akşam
Gece dediğin bir sessizlik
Bir katran…

Yüzünün akşamında mahzun
Sunmaz ellerin sırrını: dargın!
Şımartılmış yıldızlar dökülür
Bu saate gözlerinden
Zülal gibi dokunur yüreğime
Kimse bilmeden
Ellerin ellerin ve gözlerin
Bu akşam bir başka mahzun
Bir başka tedirgin…

Birazdan gideceksin belli
Bu ayaz gecede
Yüreğime sarılsan,
Fecre kadar yanı başımda kalsan…


MVDRNSLRD 9 Mayıs 2007 03:25

Arkanı dönüp gitmek her zaman kolaydır.Önemli olan kalmak ve savaşıp kazanmaya çalışmaktır bence.
Ama kazanmaya çalışırken değer verdiğin insan senin değerini de bilmiyorsada bırak kendi değeriyle kalsın diyebilirim...


menes 9 Mayıs 2007 18:32

bence de duruma göre değişir, kalmak için bi nedenin yoksa gitmek kolay olsa gerek ...


mefhum 9 Mayıs 2007 19:08

sebep çok önemli tabi ki bazen gitmek kolaydır bazen kalmak ,bazen gitmek zordur bazen kalmak, bazende her ikisi de zor gelir insana işte o zaman ne yapacağını bilemez insan işte asıl mesele burda şu var ki hak ediyorsa kalır savaşırsın haketmiyorsa arkana bile bakmamalısın ...


Mystic@L 10 Mayıs 2007 22:37

Sen de sevmiştin onu Naciye'ydi adı ya,
Düşüverdi gönlüme beni çekti batıya.
O küçücük yuvamız bize saray olmuştu,
On yıllık beraberlik mutlulukla dolmuştu.

İyi bir öğretmendim, mesleğimi severdim,
Ne kötü bir söz söyler, ne de bir kez döverdim.
Allah'ın kullarıyla ne küstüm ne darıldım,
Ömrümce hiç kimseyi kırmadım, hep kırıldım.

Dürüstlük ilkesinin gül yüzüne vuruldum,
Çalıştım çabaladım, ama çabuk yoruldum.
Coşkulu çağlayandım taştan taşa savruldum,
Sonlarında ömrümün bir köz gibi kavruldum.

Boyum uzun, gönlüm bol, saçlarım ak.
Hesaplarım hep düzgün alnım açık yüzüm ak.
Küçükleri hep sever büyükleri sayardım.
Sonbaharın sonunda yaprak gibi sarardım.

Toprak kendine çeker sararan her yaprağı,
Burnumda tütüverdi Trabzon'un toprağı.
Ölüm çok kısa yoldu, koşarak erdim baba,
Köyümü çok özledim, uçarak geldim baba.

20.11.1997

İrfan Ünübol


NiliM 10 Mayıs 2007 22:57

Gitmekmi Zor Kalmakmı?

Yokluğunda odamın fersiz ışığına sığınıyorum
Lambada titreyen alev ürkütüyor beni
Olumsuzluk çıkmazında ellerim duada
Dönmenin imkânsızlığı günahkâr kılıyor beni

Özlem yürekte çığlıklarda, dilime ulaşmakta
Belkiler bedenimde belde belde yayılmakta
Düşüncelerim beni hasta sayıp yatağa bağlıyor
Yaşanmışlığımız, dönmeni imkânsız kılıyor bende

Bir avuç umut yutuyorum gözü kapalı
Kendimden geçiyorum karanlık göz kapaklarımda
Sabahın boz mavisi ayıltıyor beni
Yokluğun umutlarımı yakarcasına mavilerimi kızıl kılıyor

Bir kar tanesi gibi düşüyor kirpiklerime hayalin
Gitmek mi zor kalmak mı der, ağlar gözlerim hayaline
Ölmek mi zor yaşamak mı diyerek hayalini urgan yapıyorum
Hayalinin ömrünü az kılıyor kar tanesi

Hasretin kızgın çöllerindeyim, adımlarım özlemine gömülüyor
Tek bir umudum kaldı elimde, bir yudum suyla arakam
Çatlamış dudaklarıma dayandı bir yumruk canım
Döneceğinin umudu beni yaşar kılıyor

Kızgın çöllere kar yağar mı sevgili?
Belki de ben bu imkânsızlığa duacıyım
Bir kar tanesine razı oluyorum tüm nefesimi adayarak
Bir kar tanesi yeter miydi sevgili, yangınlarıma?
Bendeki sevdan, böyle delicesine beni ihtimali kılıyor


Selma Koç


IaLoneI 10 Mayıs 2007 23:03

Bırakıp giden daiiiMA SUÇLUUDUR !seven insan bırakıp gitmez.sebebi ne olursa olsun kıyamaz dayanamaz onsuzluğa..bence budur ..kalanın da sevgisine göre değişir çok seviyosa ağlamaktan bıkar ancak ama bi an düşününce 'değmez' diyemez..ama sevmiyosa zaten umrunda olmaz o başka bi konu..


Mystic@L 11 Mayıs 2007 02:22

Sen bir rüya geceleyin gündüzün
Sen bir yağmur ince hazin
Sen şarkılarca büyük hüzün
Sen yolunu kaybeden yolcuların üstüne
Bir ömür boyu yağan bir ömür boyu karşın

Sen merhamet sen rüzgar sen tiril tiril kadın
Sen bir mahşer içinde en aziz yalnızlığı yaşadın
Sen başını çeviren cellatbaşının güne
Sen öyle ki sen diye diye seni anlıyamayız
Şehrazat ah Şehrazat Şehrazat
Sen sevgili sen can sen yarsın

Sezai Karakoç


Mystic@L 11 Mayıs 2007 02:51

vahşi, siyah atlardık; yılkıya bırakıldık
içimizden kimse gidemedi Amerika'ya
kendi Amerika'sı da olmadı hiçbirimizin
yağmur aldı
rüzgar aldı
zaman aldı
o vahşi siyah atları
herşey o eski rüya da kaldı

çarpıp geri dönen düşlerimizin üstünde
çürümüş cesetleri yüzüyor şimdi vahşi siyah atların
öldukleri sahilleri kendileri de bilmiyorlar
peki sen anımsıyor musun?

Murathan Mungan


Sedef 21 11 Mayıs 2007 02:57

Gel Artık


Neysen nesin, kimsen kimsin
Gel artık.
Bu yürek daha fazla dayanamayacak seni beklemeye
Gel artık.
Dünyanın bütün renklerini toplayıp
Dizdim önüme
Hiç biri çizemedi seni
Dünyanın bütün kelimeleri
Yazamadı
Gel artık.
Yazdığım tüm şiirler
Sana layık değildi
Sahipsiz mektuplarım
Sana uyarlanmadı
Gel artık
Yaşadığım tüm yıllar
Seninle yaşadıklarımın yanında
Sıfır kaldı.
Bu yürek dayanmıyor artık sensizliğe
Gel artık
Bebeğim
Yürek sızım
Bitanem
Bekletme beni
Gel artık.


Harun Sak


Mystic@L 11 Mayıs 2007 10:29

Gözlerinde bir umut dünyalara
Minicik ellerin büzülmüş kundağında
Büyümek yok
Ya da zor bebeğim
Ağlıyor annen gidenlere
Ninni bekleme,
büyüme bebeğim...
Öldürmesinler seni
üzmesinler bebeğim...
Tebeşir yerine silah tutacak ellerin
Alfabe yok,
savaşmak tek tercihin...
Kundak, kan, kefen giyeceğin
Öldürmesinler seni
üzmesinler bebeğim...
Yıkmasınlar dünyaları,
savaşmasınlar artık...
Yenik düşsün savaşlar
Bebekler ölmesin...
Çocuklar büyüsün,
büyütsün dünyayı

Ölmesin bebekler
Bebekler ölmesin...
Aysema Arslan


NiliM 11 Mayıs 2007 11:05

Gitmek ve Gitmek

gözlerim kan çanağı
ömrüm gitti gidecek
avuçlarımdan
görmeden seni son kez
bırakamam kendimi
kolumu tutan meleklere

gözlerine bakmadan ölmek
onursuzca veda etmek gibi
dünyaya


Yolcu Toprak


Nephthys 11 Mayıs 2007 23:20

Giden Geri Döner Mi?




Belki bu diyardan göçüp giderim
Elimde ne resmin olur ne de cismin
Aklımda ismin kalbimde sevgin
Dar gelir dünya taşınır giderim
Dökme arkamdan gözyaşlarını
Üzülme sakın kara toprak burası
Ölüm bu çabuk unutulur unutursun belki
Anmazsın ağzından düşürmediğin ismimi
Gün gelir her şey yitip gider
Silinir mazide kalır birer birer
Ne sevgim kalır geriye ne hatıralarım
Kurduğumuz hayaller tüm umutlarım
Sen yeni bir hayat kurarsın kendine
Gözlerimden silinmeyen güzelliğinle
O an mutluluklar benden sana
Olamam sevgili bir daha asla yanında
Ruhum bedenime kavuşur dönemem geri
Sevmek nedir derseler sevmiştim seni..


İbrahim Sarıhan


Mystic@L 11 Mayıs 2007 23:33

Aylar Oldu

görmedim seni aylar oldu aslında seni yüreciğimin ta derininde taşımak inan herşeye bedel aylar oldu görmedim seni ve daha aylar var ki göremeyeceğim dert etme sen yine yüreğim seninle görmedim seni aylar oldu sarı yaprakları koca sonbaharın bana seni anlatıyor gözlerimdeki seni yüreğimdeki seni o zaman salıveriyorum güvercin misali denize doğru süzülüyorsun arkanda beni bıraktığını ve el salladığımı ve ağladığımı bile görmeden kaçar gibi.. görmedim seni aylar oldu görmedim, yüreğim soldu görmedim, cesaretim bile kalmadı seni görmeye bir daha.. artık bir yabancı gibisin uzaklardan gelen ve yine uzaklara giden yollara sevdalı... aylar oldu görmedim seni denizler kabarmış gökler umutsuz kuşlar çok uzaklarda, son nefesi gülün kimin umrunda? görmedim seni aylar oldu yüreğim çrpınmada uçtu uçacak sen daha gelmeden daha doğmadan güneş uçtu uçacak yüreciğim görmedim seni aylar oldu üstüme üstüme geldi rüzgar.. aylar oldu görmedim seni seni görmedim dün gibi aklımda oysa sahipsiz ağlamalar, yakınmalar günler geceler sensiz geçen seni beklemeler camlarda umutlar, ışıklar yarınsız öyküler, şiirler yarım kalmış bekleyişler, özleyişler ağlayışlar sana hepsi sana... aylar oldu görmedim seni ama yüreğim hala aynı yangında bunların hepsi yüreğimden sana aylar oldu beni unutma unutma aylar oldu...

Ömer Seydi Ekinci


DrAm3vLH 11 Mayıs 2007 23:47

GİTMEK Mİ ZOR?YOKSA KALMAK MI?GÜLE GÜLE DİYEBİLMEK Mİ?YOKSA HOŞÇAKAL DİYEBİLMEK Mİ?ARDINDA BIRAKTIĞIN SAHİLE,SEN VURACAKSAN BAHARLAR SENİN RENGİNDE ÇİÇEKLER AÇACAKSA,OLMADIĞIN HALDE KUMLARA İLÂN-I AŞK YAZILACAKSA,BIRAKMAK MI KOLAY,BIRAKILMAK MI?
SEN GİTTİN YA;YARIM KALDIM…
SÖZLERİM YARIM,OKUDUKLARIM YARIM,GÖRDÜKLERİM,BAKIŞLARIMIZIN YARISI…
ADIMLARIM YARIM,YÜREĞİMİN ATIŞI YARIM,CÜMLELERİMİN “ÖZNE”Sİ YOK;YARIM….
ORTADAN İKİYE BÖLÜNMÜŞ SEVGİ SÖZCÜKLERİ GİBİ,SULARIN KESİK AKMASI GİBİ,YARIM GİBİ YARIM…
SÖYLEYEBİLDİKLERİMİN,YAZABİLDİKLERİMİN YARISI OLDUĞU GİBİ…
SEN GİTTİN YA;YAŞADIKLARIMIN YARISINI DA GÖTÜRDÜN…MERHABA DİYEBİLMEK Mİ ZOR?HADİ EYVALLAH DİYEBİLMEK Mİ YOKSA?KOLAY OLAN…
BERABERKEN YAPTIKLARIMIZIN,YARISINI YAPABİLİYORSAM VE ŞEKERİN KALMAMIŞSA ŞEKERİ VE TUZUN DA TUZU…HAYAT TADINI BURUKLAŞTIRMIŞSA,HÜZÜNLÜ BAKIYORSA AYDINLIK,GECE GİBİ…EKSİK DEĞİL Mİ BİR YANIMIZ?..
KOLAY OLAN…
ARKANA DÖNÜP EL SALLAYABİLMEK Mİ?YOKSA,YÜREĞİMİN YARISINI GÖTÜRDÜĞÜNÜ BİLDİĞİN HALDE,ZORAKİ GÜLÜMSEYEBİLMEK Mİ?
SEN GİTTİN YA;YARIM KALDIM…
GİTMEK Mİ HÜZÜNLÜ?YOKSA KALMAK MI BURUK?İÇİMDE DÖRT NALA KOŞAN AYRILIK,SENDE KALAN PARÇAMI MI ARIYOR?..ELLERİNİ Mİ?..GÖZLERİNİ Mİ?..HER YERİM SENDE KALDI,HER YERİN BENDE…
DAHA NE ARIYOR Kİ BAHANE,YARIM SENDE,YARIN BENDE KALMIŞKEN?...ARDINDAN EL SALLAYABİLMEK Mİ KOLAY?..
YÜREĞİMİ GÖTÜRDÜĞÜNÜ BİLDİĞİN HALDE GİDEBİLMEK Mİ?

__________________


Mystic@L 12 Mayıs 2007 12:14

Dolasir birbirine yorgun ayaklarim
Ellerimi koyacak bir yer bulamam
Nereye gitsem en koyusu acilarin
Ne yana baksam, cildirtan bir aksam

Istesem ben bu omru, bu talihi istemem
Boyle durup durp senden ayrilmak varsa
Orada bir mezar kazilir benim icin
Ayriligin nerede baslarsa.

Ümit Yaşar Oğuzcan


P.u.S.u 12 Mayıs 2007 20:03

Ağlayacaksın
BİR KÖŞE BAŞINDA RASTLARSAN BANA.
ARDINA DÖNÜP DE SAKIN AGLAMA.
SORARLARSA SANA BU KİMDİR DİYE.
TANIMIYORUM DERKEN AGLAYACAKSIN.

SENİ CANIMDAN ÇOK SEVDİGİM İÇİN.
KİMSEYLE PAYLAŞAMADIGIM İÇİN.
HER ZAMAN AGLATTIGIN İÇİN.
DOSTLAR GÜLERKEN SEN AGLAYACAKSIN.

BİR ANLASAN NE ÇOK SEVDİGİMİ.
BİR BİLSEN NASIL ÖZLEDİGİMİ.
BİR GÖRSEN NE HALE GELDİGİMİ.
GÖREMEZSİN ÇÜNKÜ AGLAYACAKSIN..


Mystic@L 12 Mayıs 2007 21:30

Sen beni asla unutamazsın..

Bilirim geceleri uykun kaçar,
Dayanamazsın ararsın!
Kalbin ağlar ama, sen ağlayamazsın!
Bensizliğe bir türlü alışamazsın!
sen beni asla unutamazsın!

Gururun hayır dese de,
kalbin kan kusar.
Ateşin söndü!desen de,
küllerim bağrını yakar!
Maziye dalıp her gece resmime bakar,
bir türlü ağlayamazsın!
Sen beni asla unutamazsın!

Unutabilsen,gece yarısı telefonlarımı çaldırmazdın!
Unutabilsen,böyle isyankar olmazdın!
Sen beni unuttum desen de unutamazsın!
Kalbini başka gönüllerde asla avutamazsın!.

Zeynep Orcanel


Mystic@L 13 Mayıs 2007 15:29

Hasret değil mi?

Uzaklara dalip giden gözlerin
Umutlari sönen mâsum yüzlerin
Alevlerle kucaklasan közlerin
Anlattigi tek sey hasret degil mi?

Barajlari törpüleyen sellerin
Suya muhtâc, vahâlarin, çöllerin
Savrulup da toz koparan küllerin
Anlattigi tek sey hasret degil mi?

Yalin ayak, nasir taban ko$anin
Bir yâr için, kaf dagini a$anin
Gözü kara, mangal yürek ta$anin
Anlattigi tek sey hasret degil mi?

Aydinliga kucak açan gecenin
Mehtâblari, kendine dost seçenin
Arsinlayip, sahrâlari geçenin
Anlattigi tek sey hasret degil mi?

Aksam günes gurûbunu süzenin
Sâhillerde tek basina gezenin
Urbasinda süslü, ürkek tâzenin
Anlattigi tek sey hasret degil mi?

26.08.2000 Landsberg 01:10

M. Engin Karatay


Mystic@L 13 Mayıs 2007 19:51

ağlıyorsun ya kimi zaman
sessizce
iniyor gözyaşların
kirpiklerinden
usul usul, yavaş yavaş
öyle çok kıskanıyorum ki seni
ağlarken bile
gözyaşlarından
aktıkları için
tatlı yanaklarından

Celal Kabadayı


Mystic@L 14 Mayıs 2007 21:05

Acı Bahar

şurada burada sıkılmış limon kesikleri
paslanmaya bırakılmış demir çubuklar
tertemiz kaynaklara atıksu tarifesi
taze sürgünlerin ince boyunlarında ağır kementler
henüz sıcaklığı soğumamış körpe cesetler

karanlıklar ortasında bir ışık adası gibi
talancıların gözünden nasılsa kaçmış çimenler
birkaç tomurcuk üç-beş yeşil yaprak

ıslak bir kağıt gibi yırtıp atmış
kentin dokusunu acımasız kasırgalar
arıtmıyor sabun çıkartmıyor sular
giysilerden yalnızlığın kokusunu

aşk mevsimi değil miydi bahar
elele tutuşmaktan korkan ürkek ceylanlar
hani nerede eşlerine kur yapan kumrular
kuş cıvıltılarına hasret kulaklar
denizler denli derin içezikliği

geleceksen sekizinci günde gel sevgilim
burada haftanın yedi gününde de
aşka geçit vermiyor yağmurlar

yalnızca bir ad yaraşabilir bu mevsime: “acı bahar”

Mustafa Yıldız


Mystic@L 14 Mayıs 2007 21:25

Karar kıl gönül ikrara,
Murşidler şahı hünkara.
Kamil olup hak yoluna,
Gelen bilsin ahvalimiz..

Arif ile kıl pazarı,
Göresin aşkı nazarı.
Bülbül olup zarı,zarı,
Yanan bilsin ahvalimiz...

Çirkin ile aç arayı,
Melhem ile sar yarayı.
Sıratı geçip sılayı,
Bulan bilsin ahvalimiz..

Dost yolunda olak sefil,
Düşünme hiç boşa gafil.
Çağlarim der söze dahil,
Olan bilsin ahvalimiz.

Aşık Çağları (Muammer Çalar)


Mystic@L 15 Mayıs 2007 12:37

Gökte kanatlar bizimdi...bilmezdik
Bu hafiflik kanat mı yelken mi;
Anlamaz,anlamazdık Allahım
Böyle yekpare can mıyız ten mi?

Söyle:Memnun musun uzaklarda
Yuvan aydın gönülcüğün şen mi?

Bilemem:Gizli gizli'gel'dediğin
Başka bir aşina mıdır,ben mi;
Kadehinden mi sarhoşum hala
Kadahlerinden mi?

Söyle:Memnun musun uzaklarda
Yuvan aydın gönülcüğün şen mi?

Arif Nihat Asya


Mystic@L 15 Mayıs 2007 22:49

Dün gece düşüncelerim yine sen kokuyordu
Beynimin her köşesini esir almıştın
Yine içime girmişti yokluğun
Yine kendi kendimle seni konuşmaya başladım
Biliyor musun, sen gittikten sonra hayat bulanık bir hayal
Ev soğuk, çayın tadı yok
Sen gittikten sonra ne uyku var gözümde
Ne de merakla okuduğum kitabın son yedi sayfası
Sarı bir hüzün şimdi firara meyilli aklımın rakibi
Seni daha da ısıtmak için içimde
Gözlerimi kapatıp yüzüne sürüyorum yüzümü
Sözlerin gözlerimde birkaç damla yaş
Dudağında bakire bir gülümseme
Ve tenime işliyor tenin kokusu
Ellerin ateş topu sen dokundukça ben eriyorum
Gözlerimi açsam gideceksin, biliyorum
Dün gece kafatasım dar geldi beynime
Beynim dar geldi düşüncelerime
Bir infilak arifesi terkettim evimi
Yollara düştüm, şuursuzca değil
Dümeni sana kırdım
Rotam geçici vuslat, yalancı bahar, bir kelebeğin hiç göremiyeceği mevsim
Yağmur başlamadı ben yürürken
Hani filmlerdeki gibi
Kuruydu hava, kuruydu yollar, kuruydu gözlerim
Nasıl bir cesaretti dün geceki bilemezsin
Gel yine bir parçam ol, demeye gelmemiştim
Senden aşka dair hiçbir şey istemiyecektim
Geldim çünkü sen herşeyimi bilenimsin
Sen benim kapısı olmayan, duvarı olmayan
Dört bir yanı açık hanemsin
Dün gece bildik bir yüz görmek istedim
En bildik yüz sendin
Aşka mı esirim sana mı bilemedim
Aşk sende mi anlam buluyor dersin ?

İşte dün gece sana bunları anlatmaya geldim
Defalarca çaldım kapını
Kapı aşındı, elim aşındı, yüreğim aşındı
Dün gece sana geldim, çaldım kapını
Açan olmadı...

Funda Güven


Mystic@L 16 Mayıs 2007 01:34

Gün olur
kar da yağar buralarda
Güneşe de kavuşursun
Ama tanıyamazsın bile
bir acımasız rüzgar savurur
deli dalgalar boğuverir
vicdanını o hep masmavi sandığın
kara sularının içinde
ve hep sarı bildiğin güneş kızıllaşır birden
Ben bunu tanıyorum dersin ateş bu;
Ama nafile hepsi birer azılı düşmanın oluverir
Sonra bir de bakarsın etrafında kimsecikler kalmamış
işte o zaman hatırla beni
yanlız o zaman

Ömer Seydi Ekinci


Misafir 16 Mayıs 2007 01:49

Bir hazan mevsiminde çıktığında karşıma, bilir miydim bu kadar yaralayacağını yüreğimi?
Ah sevgili… Bilir miydim defalarca gidip geri geleceğini ve her gidişinde bir parça daha götüreceğini yüreğimden? Bilir miydim her gidişinde daha büyük olacağını o parçanın söyle? Halbuki sen değil miydin tüm yaşadıklarımı bilen ve sen değil miydin bana zarar gelmesini istemeyen?
İstemezken hiçbir acıyı çekmesini yüreğimin neden yaktın sevgili, neden kışa döndürdün bendeki sevgini?
Çok mu şey istemiştim senden? Neden bu kadar ağır gelmişti herşey ikimize?
Yapmamız gereken tek şey sevmekken birbirimizi, biz, neden sevgi dışında herşeyi dolu dolu yaşadıkta hep erteledik söylenmesi gerekenleri ve neden sakladık sevgimizi?
Bir senin yanında yaşarken saflığı, bir senin yanında güçsüzken ve ilk senin yanında ağlamışken savunmasız; neden hep kelime artlarına sakladık yüreğimizi?

Çok mu şey istemiştim gerçekten hayattan?
Koluna girip yürürken yolda, yüzüme yansıyan tebessüm müydü fazla kaçan mutluluk?
Yoksa uzaktayken , bir çağrının gelmesiyle sana ait olan,; yüreğime düşen heyecan parçası mı ağır gelmişti de, bu hale düşmüştü sevdamız?
Hayat ne istedi bizden, yoksa biz mi hayatı yok ettik erkenden?

Neden birden değişti her şey? Bahar neden kışa dönüştü aniden?
Halbuki sen bilirdin , kıştan ne çok korktuğumu sevgili..Halbuki en çok sen bilirdin, kışları üşüyen ellerimin yüreğimi de vurduğunu ve o yüreğin sadece senin gözlerinde huzur bulduğunu…

Biliyorsun değil mi?
Bunu benden de iyi biliyorsun sevgili…
Bildiğin halde yapıyorsun, inat uğruna yaşatıyorsun tüm acıları bana.. Acı çekmem için gelip gelip gidiyorsun yüreğime… Her gelişinde bir parça mutluluk çalıyorsun ağzıma ve her gidişinde yüreğimden bir parça daha götürüyorsun yanında…
Neden sevgili? Neden yapıyorsun? Nedir istediğin ve benim bir türlü bilemediğim?

Hani bir çocuk vardı yüreğimde; senin gelişinle canlanan ve her gidişinde gözyaşları sel olan yoluna.. O çocuk bile büyüdü bilir misin sevgili..
Büyüdü o çocuk..Büyüdü, çok sevdi, ayrı düştü, mutsuzlaştı… Gitgide yaşlandı…
Halbuki hep çocuk kalması gerekiyordu onun, halbuki savaşabilmesi için hep gülmesi…
O ise hep ağladı sen giderken sevgili, sonunda gücü bitti, tövbe etti..Vazgeçti çocuk olmaktan..büyüdü.. Saçları aklaştı, yüreği katılaştı…
Ne güzeldi sana dair olan hayallerim, ne büyüktü o hayallerin verdiği mutluluk yüreğime…
Halbuki seninle şiir gibi bir hayat yaşayacaktım sevgili.. Sen 29 harftin dilimde, bir anlam katabilmek adına hayatın içine…
Ve sen her gittiğinde bir harf intihar etti kendi zehiriyle…

Neden yar? Ah yar neden? Neden gelip gelip gidersin hala yüreğimden? Neden azad etmezsin ellerindeki yüreğimi yada neden öldürmezsin acımadan insafsızca?
Git sevgili, git… Git artık… Hiç düşünmeden, tüm “sen”i sırtla bendeki ve bakmadan ardına git… Yüreğini yüreğimden al ve git…
Yada gel be sevgili.. Sebep aramadan, sual sormadan gel… Sadece sevmek adına gel..Sadece benim olmak, sadece senin olmak adına gel… Biz olmak adına gel…
Gelebilir misin?
Hayır…
Gelebilir miyim?
Hayır…

Gelme artık yalvarırım yar… Gelme ama gitme de… Dokunma içimdeki “sen”e.. Ben mutluyum böyle.. Bırak içimdeki “sen” kalsın bana sen gitsen de yüreğimden, ben üşüsem de peşinden…
Yada hiçbiri işte….
…………..

Tıkanıyor sonu sen olunca kelimeler..Ardından intihar eden harfler tükeniyor, kağıda değer değmez yok oluyor..
Artık anlatamıyorum hiçbir şeyi eskisi kadar güzel..Artık yüreğim dökülmüyor sayfalara…

Ah yar…
Alışmışken senin kalbimdeki sessiz usul haline, gelip gelip daha ileriye itiyorsun ya hançerini kalbime, sözlerinle bitiriyorsun ya beni.. Diyecek söz bulamıyorum yüreğine..
Susuyorum artık..Susturuluyorum belki de…
Gelme artık yar..Yalvarırım gelme ama gitmede…
Yada boş ver,düşünme..Ve al her şeyi git bırakıp beni…Çık hayatımdan..
GİT……..


Mystic@L 16 Mayıs 2007 20:21

Ne güzel enseyi geçmemesi saçların
Alnımızda bitmesi
Tane tane olması kirpiklerin
Tel tel olması kaşların
Ne güzel insan yüzü
Elmacık kemiği ve on parmak
Ya dünyamız bütün bu mevsimler
Bulutlar telli kavak ve İstanbul

Oktay Rıfat


Mystic@L 17 Mayıs 2007 23:16

En eski yalnızlığımdır aşk benim
Gitgide büyüyen, karanlıklarla
Ne zaman sevdiysem tutuştu tenim
Bir ateşin açtığı yanıklarla

Sabahı olmazdı çok gecelerin
Alır, götürürlerdi beni onlar
Öptüğüm elleriyle, korkunç, derin
Bir uçurumun kenarına kadar

Sonra bırakır giderlerdi, üzgün
Bakardım sessizce arkalarından
Sonra umutsuzluk, gözyaşı ve kan

Bütün umutlarım biterdi bir gün
Bir gecenin ortasında kalırdım
Tek başına ben, ve yalnızlığım

Ümit Yaşar Oğuzcan


Mystic@L 18 Mayıs 2007 10:44

Kederle

Bir candan bin ölüme kederle
Ulaşsın yüreğin rüzgarı
Gün doğsun alev yağsın dağlara
Özlemin tutuklasın zamanı

Gülü solsun cefakar ecelin
Kesilsin şahdamarı mekanın
Bir candan bin ölüme kederle
Eğer kardeşiysen fırtınanın

Tövbesi bozulsun ol esrarın
Ol sevda rahmindeyse bereket
Bir candan bin ölüme kederle
O zaman haram edilsin cennet

Çalsalar da inancı yürekten
İnce uzun beyaz karanlıkta
Bir candan bin ölüme kederle
Yeşersin bedenin yıldızlara

Ayrılık çağıdır artık hazırlan
Bir candan bin ölüme kederle
Kanasın yüzünde ay ışığı
Cesedin şafağı eritse de

Refik Durbaş


The Unique 18 Mayıs 2007 12:22

http://img412.imageshack.us/img412/5481/gitme5jv9sjkn5ah8.jpg
Gidiyorsun karaları bağlayıp
gitmek istiyorsun gonlunce ,heyecanınla
Uzak durmak istiyorsun mavi semaların korerdiği bu şehirden.
Hayalin acı verdiği yangın dolu bu alemden kacıyorsun
Geride bırakmak istemediğin gözyaşlarınıda beraberinde götürüyorsun,
Hadi git!..
Gitmek istiyorsan;
Pişmanlığın fayda etmediği yeni dünyana haydi koş,
Geride bıraktığın yangın dolu dakikaları düşünmeden hadi git,
Bir asırlık çınarın yapraklarını kurutmaya acımadan ,
hadi kıy ozenle buyuttuğum sevgi çiçeklerini, kurutarak git
Git hadi ...
Güneşin acı cektiği kızıl sonsuzlukta gözyaşlarıma şemsiye tutarak git
Dokunma bulutlarıma,
Ellerinle getirdiğin kudretli buzul dağlarınla
soğutmaya calıstığın dunyamdan çek elini.
Durma koş git!..
İnan bana gozlerimden tek damla düşmez...
Hatıralara çizdiğim yeşil tablomdan eser kalmaz
Sana yazdığım şarkıların notalarını ,ne kuşlar okur penceremin kordonundan,
Nede penceremin bugusuna nefesim yazar şiirlerimi.
Git durma git git git
Dur !..
Gitme nolursun..
Güneşe bakışımı beraberinde götürüyorsun
Gitme ,
denizi koklayışım ,yakamozla dans edişim sende kaldı
Dur gitme,
ellerimle yaptığım yıldızlarım senin ufuklarına kaçıyor
gitme seni son öptüğüm yağmurlu geceler yok oluyor dünyamdan
gitme dur !..
Hayal dunyamda araladığım mavi gizem gozlerinde kaldı.
dur !..
Sayfalarımla seviştiğim mürekkebim tukendi , Gitme
Yalvarırım dur,
Son nefesim sende kaldı !..:*(



Mystic@L 18 Mayıs 2007 18:09

Bırak kalsın masada ekmek
testide su
Ayna puslu, pencere camı kirli
Bırak kalsın saçların dağınık,
gözlerin uykulu.
Saksıdaki çiçek susuz, kedi
yalını bekler bir köşede
Bırak kalsın meyve ağaçta,
kırlangıç havada
Dama düşen ince bir yaz yağmuru...
Yoruldun artık, bütün gün
didinip durdun
Toprak bile, gök bile, deniz bile
bir yerde yorulur
Bırak kalsın süpürge duvarda,
sabun kovada
Anne, gel yanıma otur.

Ahmet Erhan


The Unique 18 Mayıs 2007 18:17

Biliyorum
aslında sen hiç bir zaman gelmedin bana.
Duymuyorsun !
Gitme diyorum sana,gitme !
Çığlıklarım boğuluyor gecenin karanlığında.
Gece korkunç, gece sessiz, gece yalnız...
Sesim kısılıyor
Gidişin bitişi olacak yüreğimdeki heyecanın,
Gidişin sönüşü olacak gözlerimdeki ateşin.
Beni,yüreğimdeki sevgiyi,
Gözlerimdeki bitmek bilmeyen umudu unuttun!
Ama ne olur bunu unutma.
Gidişin dinderemez bu fırtınayı.
Bir fırtınanın uğultusuyla sesleniyorum sana;
GITME....


Mystic@L 19 Mayıs 2007 02:30

Yıllar oldu neredesin
Bilmem şimdi kiminlesin
Bilmiyorum ne haldesin
Seni kokluyorum gülüm

İnce közde yanıyorum
Seni benim sanıyorum
Hep kendimi sınıyorum
Seni bekliyorum gülüm
Sabit İnce


NiliM 19 Mayıs 2007 07:47

Kalamam ki Senle

Kalamam ki senle...
Ben bir balığım unuttun mu?
Denizin mavilikleride yasayan,
Ve insanların bütün kötülüklerine ağlayan.

Sana gelişim bir yakamoz gecesiydi
Bütün umutlar yitirilmişti
Beni koruyacağına söz veren kapkara gözlerindi
Ama ben kalamam ki senle...

Zaman doldu herşey unutuldu
Bize biçtiğin zaman bu kadarmıydı
ne yakamoz gecesi kaldı aklında ne de verdiğin söz
Biraz daha içten sevsen beni olmaz mıydı?

Sen mi bana erken gelmistin
Yoksa ben mi sana geç
Önemsiz hepsi bunların şimdi benden vazgeç
Yaralarımı sararım ben merak etme er geç.

BUNDAN SONRA KALAMAM Kİ SENLE.....


Semra Öz


Mystic@L 20 Mayıs 2007 20:02

Ağıtlarımızı perçemlenmiş
dişlerimiz arasına gizledik.

Sarışın bir bedenin
pamuk tenine dokunurken
Ağlamadık, sızlamadık...

Gün olur dedik,
Zemheri ayını bekledik,

Siftah ederken
Ölümün sıcak nefesini ensemizde
Çıkardık
Zulamızdaki kızılcık şerbetini.
Savurduk suratlarına.

Ağıtlarımızı gün batımından
gün doğumuna birer birer söyledik.

Abdülvasi Köse


Mystic@L 21 Mayıs 2007 14:00

yillar var ki serceleri unutmusum
uzerimden gokyuzunu almislar gibi
asfaltlarin karanliginda bogulmusum
ufacik oysa hep boyle ucusurlarmis
karli agaclarin arasinda alfabemdeki
iyimserlikleri bir turlu anlasilmamis

yillar var ki serceleri unutmusum
kurus kurus beni vurmus oldurmusler
bosa cikmis baskaldirmam sarhoslugum
onlarsa benim icin isik biriktirirlermis
safak kapilarinda gulusurlermis
cocuk zenginlikleri hic bitmemis

(Yasak Sevişmek)

Atilla İlhan


Sedef 21 21 Mayıs 2007 16:02

Git



Bana değil
Uzaklara bakıyorsan
Benimle değil
Başkalarıyla paylaşıyorsan
İçimi değil
Dışımı seviyorsan
Birdenbire değil
Yavaş yavaş öldürüyorsan beni
O zaman çek git hayatımdan.


Özlem Uluğ


Mystic@L 21 Mayıs 2007 23:37

Çaresizliğimin çığlığı bu,
Senelerdir içimde kapalı kalan,
O kül rengi sabahlardan...

Bu acıyı taşıyamazsa kalbim
Korkarım...
Gözlerime rezil olurum
Nilüferlerdir böyle bembeyaz,
Gözyaşları içinde sereserpe açan,
Ve ben seni gözyaşlarımda bulurum...
Çarem yok, ağlamaktan başka,
Kalbini açtığın günden beri
Sevgime direnen aşka...

Bir gün göremeyeceksin beni,
Gözbebeğinden süzülen kristal bakışlarda....
Teselli etmeyecek dökülen gözyaşların
Yine burkulacak yüreğin,
Acı bir çığlık kopacak içinden,
Ve aklına gelecek bana yaptığın hataların...
Pembe şafaklar, karanlık gecelerde gizli,
Ayrılmak istiyorsun biliyorum,
Yağmur bulutundan...
Sakın verme kalbini yeni bir aşka,
Ben katlanırım ayrılığa,
Her gün yeniden ölerek,
Ama elimden bir şey gelmez,
İçten içe ağlayarak,
Susmaktan başka.

-Baharlar Sakladım Dudaklarımda isimli kitabından

Ahmet Beltekin


NiliM 22 Mayıs 2007 08:55

Gitmekmi Zor Kalmakmı?

Yokluğunda odamın fersiz ışığına sığınıyorum
Lambada titreyen alev ürkütüyor beni
Olumsuzluk çıkmazında ellerim duada
Dönmenin imkânsızlığı günahkâr kılıyor beni

Özlem yürekte çığlıklarda, dilime ulaşmakta
Belkiler bedenimde belde belde yayılmakta
Düşüncelerim beni hasta sayıp yatağa bağlıyor
Yaşanmışlığımız, dönmeni imkânsız kılıyor bende

Bir avuç umut yutuyorum gözü kapalı
Kendimden geçiyorum karanlık göz kapaklarımda
Sabahın boz mavisi ayıltıyor beni
Yokluğun umutlarımı yakarcasına mavilerimi kızıl kılıyor

Bir kar tanesi gibi düşüyor kirpiklerime hayalin
Gitmek mi zor kalmak mı der, ağlar gözlerim hayaline
Ölmek mi zor yaşamak mı diyerek hayalini urgan yapıyorum
Hayalinin ömrünü az kılıyor kar tanesi

Hasretin kızgın çöllerindeyim, adımlarım özlemine gömülüyor
Tek bir umudum kaldı elimde, bir yudum suyla arakam
Çatlamış dudaklarıma dayandı bir yumruk canım
Döneceğinin umudu beni yaşar kılıyor

Kızgın çöllere kar yağar mı sevgili?
Belki de ben bu imkânsızlığa duacıyım
Bir kar tanesine razı oluyorum tüm nefesimi adayarak
Bir kar tanesi yeter miydi sevgili, yangınlarıma?
Bendeki sevdan, böyle delicesine beni ihtimali kılıyor



Selma Koç


Mystic@L 22 Mayıs 2007 23:31

Ayrılık Sevdaya Dahil

Acilmis sarmasik gulleri kokulariyla baygin
En gorkemli saatinde yildiz alacasinin
Gizli bir yilan gibi yuvarlanmis icimde kader
Uzak bir telefonda aglayan yagmurlu genc kadin
Ruzgar uzak karanliklara surmus yildizlari
Mor kivilcimlar geciyor daginik yalnizligimdan
Onu cok ariyorum onu cok ariyorum
Heryerimde vucudumun agir yanik sizilari
Bir yerlere yildirim dusuyorum
Ayriligimizi hisettigim an demirler eriyor hirsimdan
Ay isigina batmis karabiber agaclari gumus tozu
Gecenin irmaginda yuzuyor zambaklar yaseminler unutulmus
Tedirgin gulumser
Cunku ayrilik da sevdaya dahil cunku ayrilanlar hala sevgili
Hic bir ani tek basina yasayamazlar
Her an otekisiyle birlikte hersey onunla ilgili
Telasli karanlikta yumusak yarasalar
Gittikce genisliyen yakilmis ot kokusu
Yildizlar inanilmiyacak bir irilikte
Yansimalar tutmus butun sahili
Cunku ayrilmanin da vahsi bir tadi var
Oyle vahsi bir tad ki dayanilir gibi degil
Cunku ayriliklar da sevdaya dahil
Cunku ayrilanlar hala sevgili
Yanlizlik hizla alcalan bulutlar karanlik bir agirlik
Hava agir toprak agir yaprak agir
Su tozlari yagiyor ustumuze
Ozgurlugumuz yoksa yalnizligimiz midir
Eflatuna calar puslu lacivert bir sis kusatti ormani
Karanlik coktu denize
Yanlizlik cakmak tasi gibi sert elmas gibi keskin
Ne yanina donsen bir yerin kesilir fena kan kaybedersin
Kapini bir calan olmadi mi hele elini bir tutan
Bilekleri bembeyaz kugu boynu parmaklari uzun ve ince
Simsicak bakislari suc ortagi kacamak gulusleri gizlice
Yalnizlarin en buyuk sorunu tek basina ozgurluk ne ise yarayacak
Bir turlu cozemedikleri bu olu bir gezegenin soguk tenhaligina
Benzemesin diye ozgurluk mutlaka paylasilacak suc ortagi bir sevgiliyle
Sanmistik ki ikimiz yeryuzunde ancak birbirimiz icin variz
Ikimiz sanmistik ki tek kisilik bir yalnizliga bile rahatca sigariz
Hic yanilmamisiz her an dusup dusup kristal bir bardak gibi
Tuz parca kirilsak da hala icimizde o yanardag agzi
Hala kipkizil gulumseyen sanki atesten bir tebessum zehir zemberek ASKIMIZ

Atilla İlhan


Mystic@L 23 Mayıs 2007 09:41

Yalvarış

Ya Rab bu hasrete can dayanmıyor;
Zaman kısa, ben yorgunum, yol uzun.
Her adımda bir engel var, salmıyor,
Zaman kısa, ben yorgunum, yol uzun.

Mümkün mü bu yolda maksuda ermek?
Mümkün mü sılada dost yüzü görmek?
Aşığa ar gelir geriye dönmek;
Zaman kısa, ben yorgunum, yol uzun.

Çekilmez bir şelek vurdun arkama;
Şaşırdım yollarda kaldım, akşama.
Umudum her zaman bakidir amma,
Zaman kısa, ben yorgunum, yol uzun.

Sevip sevilmemek varsa kaderde,
Hangi doktor ilaç verir bu derde?
Hastayım, susuzum gurbet illerde;
Zaman kısa, ben yorgunum, yol uzun.

Ey hanlar hanını halkeden Hancı!
Bir yudum aşkınla doğdu bu sancı.
Ey fakir ekmeği, Mümin inancı!
Zaman kısa, ben yorgunum, yol uzun.

Abdurrahim Karakoç


Mystic@L 24 Mayıs 2007 00:18

Daha Herşey Bitmedi

Pembe bir gurubun letâfeti
Hoş dokunuşlarla sıvazlar önce
Rehâvete sarınır bütün beden
Uzanır dimağın sükûnetle
Haz duyarak gevşer el ve ayaklar
Süzülür gözlerin, meyletmez bakışa
Toplanır günebakanlar, kapanır dışa
Kendiliğinden gelir yasaklar

Daha bu saadet hazmedilmeden
Batmış olur güneş, değişir renkler
Suyu kesilir zevk çeşmesinin
Işıkla beraber yavaş, usulca
Geri çekilir saadet ve haz
Hafifçe sallanırsın biraz
Bronz bir grilik buz keser önünde
Ürperirsin, üşümeye ramak kalır
Gözlerin tutunacak bir yer aramaktadır
Hangisi nedir? Kestiremezsin
Sağa-sola seğirtirsin kısa kısa
Hep tereddüt, hep çekince
Bitiyor dürtüsü aklından geçince
Zınk diye çakılır kalırsın

Birdenbire çöker üstüne gece
İliklerine sokulmaktadır karanlık
Bigâne olmaya kalksan bir anlık
Acı dürter zehir gibi
Bütün bedene yayılır da işkence
Hiç kımıldamadan put gibi durursun
Çaresizlikten kudurursun
Her taraftan siyah yağar, doldurur
Ve her şey bu siyahta kaybolur

Tam bitti artık zamanındayken
Serin bir yel gelip çarpar yüzüne
İncecik bir pırıltı titreşir önce
Yeniden uyanır yüreğin
Ağarma başlar doğudan azar azar
Gayrı ihtiyari de olsa, o yana dönünce
Şafak atar ufukta,
Şafak atar yürekte..
Ve en kılcal damarına kadar
Uzanır hayat yine, yeniden


Güneş serper ışıklarını cömertçe
Alır, dirilirsin
Tad olur, doyum olur, hırs olur
Suyun ışıltısını, kuşun kanat sesini
Tekerin gıcırtısını, menekşenin rengini
Her şeyi, herşeyi kucaklar, gerilirsin
Dinamik bir patlamaya can atarcasına
Azmine biraz da şevk katarcasına
Canlılık büyür alabildiğine
Gerekenlere verilirsin
Ve bilinmez bu ne kadar sürer
Bir de bakarsın uzun uzun olmuş gölgeler
Boşalmış bir çuvalcasına
Yerlere serilirsin..
Daha her şey bitmemiştir halbuki,
Daha her şey bitmedi! ..

Hünkar Dağlı


NiliM 25 Mayıs 2007 08:48

Hangi Ayrılık Kolay

Hangi sevgili var ki, senin kadar duyarsız ve kalpsiz?
Ve hangi sevgili var ki, benim kadar çaresiz?

Hangi ayrılık var ki, böyle kanasın ve böyle acısın?
Ve hangi taş yürek var ki, benim kadar ağlasın?


Hangi gün karar verdin, küt diye çekip gitmeye?
Hangi lafım dokundu sana, böyle inceden inceye?
Hangi otobüs söyle, hangi uçak, hangi tren?
Seni benden götüren, beni bir kuş gibi öttüren.
Hangi kırılası eller dolanır, kırılası beline?
Hangi rüzgar şarkı söyler, o ay tanrıçası teninde?
Hangi çirkin gerçek uğruna, tükettin güzel ütopyamızı?
Hangi boşboğazlara deşifre ettin, en mahrem sırlarımızı?
Hangi cama kafa atsam?
Hangi kapıyı omuzlayıp kırsam?
Hangi meyhanede dellenip, hangi masaları dağıtsam?

Bende bu sersem başımı, karakolun duvarına vursam.
Kendimi caddeye atıp, arabaların altına savursam.
Hangi tercih beni en hızlı şekilde öldürür?
Hangi şekil öldürmez de, ömür boyu süründürür?
Kayıp ilanı mı versem, şehir şehir dolanmak yerine?
Ödül mü koysam, ölü veya diri seni bulup getirene?
Hangi ayrılık var ki, böyle diş ağrısı gibi durmadan zonklasın?
Hangi cam kesiği var ki, böyle musluk gibi içime damlasın?
Hiç sanmam! ...
Hasta kalbim bunu bir süre daha kaldıramaz! .
Feriştah olsa, böyle eli kolu bağlı bekleyip duramaz.
Hangi mübarek dua,
Hangi evliya tesir eder, seni döndürmeye?
Hangi aptal mazeret ikna eder, ateşimi söndürmeye?
Olur mu be! . olur mu?
Bu da benim gibi adama yapılır mı?
Aşk dediğin mendil mi?
Buruşturup bir kenara atılır mı?
VEFA bu kadar basit mi? Alınır mı? Satılır mı?

Hangi hırsız çaldı, seni yırtık cebimden?
Hangi pense kopardı bizi birbirimizden?
Hangi uğursuz hamal taşıdı valizini?
Hangi çöpçü süpürdü yerden bütün izini?
Hangi yaldızlı otel çarşaf serip barındırdı?
Hangi süslü manzara seni kolayca kandırdı?
Hangi şarlatan imaj böyle çabuk ilgini çekti?
Hangi pembe vaadler o saf kalbini cezbetti?

Dağ gibi adamı eze eze! .....
Hangi anası tipli parlak çömeze,
Hangi alemlerde kahkahanı ettin meze?
Hangi yamyamlara yedirdin o masum rüyamızı?
Hangi mahluklar çiğnedi el değmemiş sevdamızı?
Hangi bıçak keser şimdi benim biriken hıncımı?
Hangi mermi dağıtır insanlara olan inancımı?
Hangi bekçi, hangi polis artık zapteder beni?
Ve! .. Hangi su bağışlatır?
Hangi musalla temizler seni?

Bu Nasıl Ayrılık? ...


Yusuf Hayaloğlu


Mystic@L 25 Mayıs 2007 12:43

Aşk çok eski bir şeydir sevgili.
Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer.
Sevdiğimiz insanların çocuklukları da...
Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer.
Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider,
hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...

İnsan bazen nedensiz yere umutsuzluğa kapılır.
Kimselere veremez sevgisini, kimselere kendini anlatamaz, evlere kapanır...
Bazen denizler, kıyılar çeker insanı.
İnsan bu kapılmayı anlayamaz, oysa çok eski bir yerde
yaşanmasından korkulup vazgeçilmez aşkların sızısıdır bu.
Bu sızı, bu yenilgi mevsimlerle yıllarla devredilir başka insanlara...
Bir insanın yaptığı bir hatanın tüm insanlara yayılması gibi...

İşte şimdi biz de sevgili, ya olmadık zamanlarda
umutsuzluğa kapılıp, soluğu evlerde alacağız, ya da denizler,
kıyılar çekecek bizi. Nasıl biz başkalarının
korkaklığını taşıyorsak, başkaları da bizim korkaklığımızı taşıyacak, yenilgimizi, umutsuzluğumuzu...

Birazdan sabah olacak...
Para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, iş,
anneler ve korkular başlayacak...
Bunlar varsa ve bizim için geçerliyse aşk yoktur ve
hiç olmamıştır sevgili. Birbirimizi kandırmayalım...

Hadi güne hazırlan. Yaşadıklarımızı unutmaya çalış.
Aşk bize güvenip verdiği büyüsünü, sırlarını,
cesaretini, bilgeliğini ve o ilkel, o yaban ağrısını geri
alacak. Bunlar olurken içimiz bir an çok üşüyecek, sonra geçecek...

Hadi, oyalanma birazdan yarın olacak...

Aşkta yarın yoktur sevgili...

Cezmi Ersöz


Mystic@L 25 Mayıs 2007 15:50

Zor değil kavuşmak sen de istersen,
Kaptan da ben olurum, tayfa da ben,
Mutluluk yaşanan sahile yelken,
Açalım seninle desem, var mısın ?

Doğmak-ölmek kader, yaşamak sanat,
Söylesene ki me yaramış inat,
Takıp kollarımıza iki kanat,
Uçalım seninle desem, var mısın ?

Kargadan başka kuş konmazmış leşe,
Palamuttan başka ne verir meşe,
Birlikte her yere mutluluk neşe,
Saçalım seninle desem, var mısın ?

Varsın deli divâne desin çoğu,
Dilersen batıya, istersen doğu,
Bırakıp bir kenara varı yoğu,
Kaçalım seninle desem, var mısın ?

Otursak bir yerde şöyle yan yana,
Koyu bir sohbete dalsak can cana,
Doldursa sâkiler biz kana kana,
İçelim seninle desem, var mısın?

Farkına vardın mı? Bu iş uzadı,
Düşünmeden vur bıçağa masadı,
Bizdik sevgi eken, şimdi hasadı,
Biçelim seninle desem, var mısın ?

Dediğin Olsun - Kıvılcım Yayınları 2000

Mümtaz Beğen


Mystic@L 26 Mayıs 2007 01:25

Dün gece düşüncelerim yine sen kokuyordu
Beynimin her köşesini esir almıştın
Yine içime girmişti yokluğun
Yine kendi kendimle seni konuşmaya başladım
Biliyor musun, sen gittikten sonra hayat bulanık bir hayal
Ev soğuk, çayın tadı yok
Sen gittikten sonra ne uyku var gözümde
Ne de merakla okuduğum kitabın son yedi sayfası
Sarı bir hüzün şimdi firara meyilli aklımın rakibi
Seni daha da ısıtmak için içimde
Gözlerimi kapatıp yüzüne sürüyorum yüzümü
Sözlerin gözlerimde birkaç damla yaş
Dudağında bakire bir gülümseme
Ve tenime işliyor tenin kokusu
Ellerin ateş topu sen dokundukça ben eriyorum
Gözlerimi açsam gideceksin, biliyorum
Dün gece kafatasım dar geldi beynime
Beynim dar geldi düşüncelerime
Bir infilak arifesi terkettim evimi
Yollara düştüm, şuursuzca değil
Dümeni sana kırdım
Rotam geçici vuslat, yalancı bahar, bir kelebeğin hiç göremiyeceği mevsim
Yağmur başlamadı ben yürürken
Hani filmlerdeki gibi
Kuruydu hava, kuruydu yollar, kuruydu gözlerim
Nasıl bir cesaretti dün geceki bilemezsin
Gel yine bir parçam ol, demeye gelmemiştim
Senden aşka dair hiçbir şey istemiyecektim
Geldim çünkü sen herşeyimi bilenimsin
Sen benim kapısı olmayan, duvarı olmayan
Dört bir yanı açık hanemsin
Dün gece bildik bir yüz görmek istedim
En bildik yüz sendin
Aşka mı esirim sana mı bilemedim
Aşk sende mi anlam buluyor dersin ?

İşte dün gece sana bunları anlatmaya geldim
Defalarca çaldım kapını
Kapı aşındı, elim aşındı, yüreğim aşındı
Dün gece sana geldim, çaldım kapını
Açan olmadı...

Funda Güven



Saat: 05:14

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık