![]() |
Kar basladi, uzun surmedi sular akiyor Karisi iyilesti, uzun surmedi timarhanede yatiyor Agac buyudu, uzun surmedi sobalarda yaniyor Emekli oldu, uzun surmedi kadavrada bekliyor Süreyya Berfe |
Kimdi kalan, kimdi giden... Giden mi sucludur herzaman!... Ne zaman baslar ayriliklar... Dostluklar biter ne zaman... Her gecen gun bir parca daha Aldi goturdu bizden... Ayni kalmiyordu hicbir sey... Degisiyordu hersey kendiliginden... Artik cozulmustu ellerimiz... Artik bolunmustu yuregimiz... Birimiz soylemeliydi bunu... Otekini incitmeden... Kimdi giden, kimdi kalan... Aslinda giden degil... Kalandir terkeden... Giden de bu yuzden gitmistir zaten !!! |
Gelıyorum Görmeden, doğduğum gecenin seherini Ellerim değmeden anama, Ve günah izi yokken dudaklarımda, Bebeklere has bir dille ağlayarak, SANA geliyorum SANA Çırıl- çıplak Köklerim siğmadı zamana; Silktim ham meyvelerimi utandım da, Bir garip ağaç oldum aşk uükesinde, Kutsal duygularınla donandım yaprak yaprak SANA geliyorum SANA Dal- budak Ne bir dürüm ekmek var heybemde Ne içecek suyum kana kana... Bir tutam umutla düştüm yollara, Bazan yürüyerek, bazan koşarak SANA geliyorum SANA Yalınayak Yollar uzadıkça yük ağırlaştı, Ateş düştü gönlümdeki harmana Bıraktım ağrıyı, sızıyı bir yana; Hasretinden ipil ipil yanarak, SANA geliyorum SANA Bir avuç toprak Seyrettim uzaktan benliğimi ki, Et, kemik, kan değilmiş mana Habibin hakkına, İsmin hakkına Af dilemek icin ağlayarak, SANA geliyorun SANA Ya HAKK... Abdurrahim Karakoç |
Gelirsin Diye Seni bekliyormuşum, Gelirsin diye, Yüzümü hiç ekşitmezmişim, Başkalarından duyarmışım, Umut edermişim sürekli, Gülümsermişim. Şiir gibi değil mi bana dokunuşun? Her zaman aklıma gelen şu gibi ellerinle, Sıcak şu gibi ellerinde bir kurşun Yüreğime girerken Şiir gibi değil mi yokluğun. Şiir gibi değil mi? Beni vuruşun Beni vurmuşsun Seni bekliyormuşum Gülümsermişim. Kaya Erbek |
Yüzünün akşamında tedirgin Ruh damıtılmış bu saatte Damla damla imbikten geçiyor Akşam işte o bildiğin gibi Kızıllıktan sonra Usul usul yaklaşıyor! Sensizlik ufka düşmüş Bir çiğ bu vakitte Biraz mütebbessim, biraz hırçın Islak ıslak tenime dokunuyor… Birazdan ayaz çıkacak belli İçine işliyor adamın daha Baharın serinliği… Bir yalnızlık, bir akşam Gece dediğin bir sessizlik Bir katran… Yüzünün akşamında mahzun Sunmaz ellerin sırrını: dargın! Şımartılmış yıldızlar dökülür Bu saate gözlerinden Zülal gibi dokunur yüreğime Kimse bilmeden Ellerin ellerin ve gözlerin Bu akşam bir başka mahzun Bir başka tedirgin… Birazdan gideceksin belli Bu ayaz gecede Yüreğime sarılsan, Fecre kadar yanı başımda kalsan… |
Arkanı dönüp gitmek her zaman kolaydır.Önemli olan kalmak ve savaşıp kazanmaya çalışmaktır bence. Ama kazanmaya çalışırken değer verdiğin insan senin değerini de bilmiyorsada bırak kendi değeriyle kalsın diyebilirim... |
bence de duruma göre değişir, kalmak için bi nedenin yoksa gitmek kolay olsa gerek ... |
sebep çok önemli tabi ki bazen gitmek kolaydır bazen kalmak ,bazen gitmek zordur bazen kalmak, bazende her ikisi de zor gelir insana işte o zaman ne yapacağını bilemez insan işte asıl mesele burda şu var ki hak ediyorsa kalır savaşırsın haketmiyorsa arkana bile bakmamalısın ... |
Sen de sevmiştin onu Naciye'ydi adı ya, Düşüverdi gönlüme beni çekti batıya. O küçücük yuvamız bize saray olmuştu, On yıllık beraberlik mutlulukla dolmuştu. İyi bir öğretmendim, mesleğimi severdim, Ne kötü bir söz söyler, ne de bir kez döverdim. Allah'ın kullarıyla ne küstüm ne darıldım, Ömrümce hiç kimseyi kırmadım, hep kırıldım. Dürüstlük ilkesinin gül yüzüne vuruldum, Çalıştım çabaladım, ama çabuk yoruldum. Coşkulu çağlayandım taştan taşa savruldum, Sonlarında ömrümün bir köz gibi kavruldum. Boyum uzun, gönlüm bol, saçlarım ak. Hesaplarım hep düzgün alnım açık yüzüm ak. Küçükleri hep sever büyükleri sayardım. Sonbaharın sonunda yaprak gibi sarardım. Toprak kendine çeker sararan her yaprağı, Burnumda tütüverdi Trabzon'un toprağı. Ölüm çok kısa yoldu, koşarak erdim baba, Köyümü çok özledim, uçarak geldim baba. 20.11.1997 İrfan Ünübol |
Gitmekmi Zor Kalmakmı? Yokluğunda odamın fersiz ışığına sığınıyorum Lambada titreyen alev ürkütüyor beni Olumsuzluk çıkmazında ellerim duada Dönmenin imkânsızlığı günahkâr kılıyor beni Özlem yürekte çığlıklarda, dilime ulaşmakta Belkiler bedenimde belde belde yayılmakta Düşüncelerim beni hasta sayıp yatağa bağlıyor Yaşanmışlığımız, dönmeni imkânsız kılıyor bende Bir avuç umut yutuyorum gözü kapalı Kendimden geçiyorum karanlık göz kapaklarımda Sabahın boz mavisi ayıltıyor beni Yokluğun umutlarımı yakarcasına mavilerimi kızıl kılıyor Bir kar tanesi gibi düşüyor kirpiklerime hayalin Gitmek mi zor kalmak mı der, ağlar gözlerim hayaline Ölmek mi zor yaşamak mı diyerek hayalini urgan yapıyorum Hayalinin ömrünü az kılıyor kar tanesi Hasretin kızgın çöllerindeyim, adımlarım özlemine gömülüyor Tek bir umudum kaldı elimde, bir yudum suyla arakam Çatlamış dudaklarıma dayandı bir yumruk canım Döneceğinin umudu beni yaşar kılıyor Kızgın çöllere kar yağar mı sevgili? Belki de ben bu imkânsızlığa duacıyım Bir kar tanesine razı oluyorum tüm nefesimi adayarak Bir kar tanesi yeter miydi sevgili, yangınlarıma? Bendeki sevdan, böyle delicesine beni ihtimali kılıyor Selma Koç |
Bırakıp giden daiiiMA SUÇLUUDUR !seven insan bırakıp gitmez.sebebi ne olursa olsun kıyamaz dayanamaz onsuzluğa..bence budur ..kalanın da sevgisine göre değişir çok seviyosa ağlamaktan bıkar ancak ama bi an düşününce 'değmez' diyemez..ama sevmiyosa zaten umrunda olmaz o başka bi konu.. |
Sen bir rüya geceleyin gündüzün Sen bir yağmur ince hazin Sen şarkılarca büyük hüzün Sen yolunu kaybeden yolcuların üstüne Bir ömür boyu yağan bir ömür boyu karşın Sen merhamet sen rüzgar sen tiril tiril kadın Sen bir mahşer içinde en aziz yalnızlığı yaşadın Sen başını çeviren cellatbaşının güne Sen öyle ki sen diye diye seni anlıyamayız Şehrazat ah Şehrazat Şehrazat Sen sevgili sen can sen yarsın Sezai Karakoç |
vahşi, siyah atlardık; yılkıya bırakıldık içimizden kimse gidemedi Amerika'ya kendi Amerika'sı da olmadı hiçbirimizin yağmur aldı rüzgar aldı zaman aldı o vahşi siyah atları herşey o eski rüya da kaldı çarpıp geri dönen düşlerimizin üstünde çürümüş cesetleri yüzüyor şimdi vahşi siyah atların öldukleri sahilleri kendileri de bilmiyorlar peki sen anımsıyor musun? Murathan Mungan |
Gel Artık Neysen nesin, kimsen kimsin Gel artık. Bu yürek daha fazla dayanamayacak seni beklemeye Gel artık. Dünyanın bütün renklerini toplayıp Dizdim önüme Hiç biri çizemedi seni Dünyanın bütün kelimeleri Yazamadı Gel artık. Yazdığım tüm şiirler Sana layık değildi Sahipsiz mektuplarım Sana uyarlanmadı Gel artık Yaşadığım tüm yıllar Seninle yaşadıklarımın yanında Sıfır kaldı. Bu yürek dayanmıyor artık sensizliğe Gel artık Bebeğim Yürek sızım Bitanem Bekletme beni Gel artık. Harun Sak |
Gözlerinde bir umut dünyalara Minicik ellerin büzülmüş kundağında Büyümek yok Ya da zor bebeğim Ağlıyor annen gidenlere Ninni bekleme, büyüme bebeğim... Öldürmesinler seni üzmesinler bebeğim... Tebeşir yerine silah tutacak ellerin Alfabe yok, savaşmak tek tercihin... Kundak, kan, kefen giyeceğin Öldürmesinler seni üzmesinler bebeğim... Yıkmasınlar dünyaları, savaşmasınlar artık... Yenik düşsün savaşlar Bebekler ölmesin... Çocuklar büyüsün, büyütsün dünyayı Ölmesin bebekler Bebekler ölmesin... Aysema Arslan |
Gitmek ve Gitmek gözlerim kan çanağı ömrüm gitti gidecek avuçlarımdan görmeden seni son kez bırakamam kendimi kolumu tutan meleklere gözlerine bakmadan ölmek onursuzca veda etmek gibi dünyaya Yolcu Toprak |
Giden Geri Döner Mi? Belki bu diyardan göçüp giderim Elimde ne resmin olur ne de cismin Aklımda ismin kalbimde sevgin Dar gelir dünya taşınır giderim Dökme arkamdan gözyaşlarını Üzülme sakın kara toprak burası Ölüm bu çabuk unutulur unutursun belki Anmazsın ağzından düşürmediğin ismimi Gün gelir her şey yitip gider Silinir mazide kalır birer birer Ne sevgim kalır geriye ne hatıralarım Kurduğumuz hayaller tüm umutlarım Sen yeni bir hayat kurarsın kendine Gözlerimden silinmeyen güzelliğinle O an mutluluklar benden sana Olamam sevgili bir daha asla yanında Ruhum bedenime kavuşur dönemem geri Sevmek nedir derseler sevmiştim seni.. İbrahim Sarıhan |
Aylar Oldu görmedim seni aylar oldu aslında seni yüreciğimin ta derininde taşımak inan herşeye bedel aylar oldu görmedim seni ve daha aylar var ki göremeyeceğim dert etme sen yine yüreğim seninle görmedim seni aylar oldu sarı yaprakları koca sonbaharın bana seni anlatıyor gözlerimdeki seni yüreğimdeki seni o zaman salıveriyorum güvercin misali denize doğru süzülüyorsun arkanda beni bıraktığını ve el salladığımı ve ağladığımı bile görmeden kaçar gibi.. görmedim seni aylar oldu görmedim, yüreğim soldu görmedim, cesaretim bile kalmadı seni görmeye bir daha.. artık bir yabancı gibisin uzaklardan gelen ve yine uzaklara giden yollara sevdalı... aylar oldu görmedim seni denizler kabarmış gökler umutsuz kuşlar çok uzaklarda, son nefesi gülün kimin umrunda? görmedim seni aylar oldu yüreğim çrpınmada uçtu uçacak sen daha gelmeden daha doğmadan güneş uçtu uçacak yüreciğim görmedim seni aylar oldu üstüme üstüme geldi rüzgar.. aylar oldu görmedim seni seni görmedim dün gibi aklımda oysa sahipsiz ağlamalar, yakınmalar günler geceler sensiz geçen seni beklemeler camlarda umutlar, ışıklar yarınsız öyküler, şiirler yarım kalmış bekleyişler, özleyişler ağlayışlar sana hepsi sana... aylar oldu görmedim seni ama yüreğim hala aynı yangında bunların hepsi yüreğimden sana aylar oldu beni unutma unutma aylar oldu... Ömer Seydi Ekinci |
GİTMEK Mİ ZOR?YOKSA KALMAK MI?GÜLE GÜLE DİYEBİLMEK Mİ?YOKSA HOŞÇAKAL DİYEBİLMEK Mİ?ARDINDA BIRAKTIĞIN SAHİLE,SEN VURACAKSAN BAHARLAR SENİN RENGİNDE ÇİÇEKLER AÇACAKSA,OLMADIĞIN HALDE KUMLARA İLÂN-I AŞK YAZILACAKSA,BIRAKMAK MI KOLAY,BIRAKILMAK MI? SEN GİTTİN YA;YARIM KALDIM… SÖZLERİM YARIM,OKUDUKLARIM YARIM,GÖRDÜKLERİM,BAKIŞLARIMIZIN YARISI… ADIMLARIM YARIM,YÜREĞİMİN ATIŞI YARIM,CÜMLELERİMİN “ÖZNE”Sİ YOK;YARIM…. ORTADAN İKİYE BÖLÜNMÜŞ SEVGİ SÖZCÜKLERİ GİBİ,SULARIN KESİK AKMASI GİBİ,YARIM GİBİ YARIM… SÖYLEYEBİLDİKLERİMİN,YAZABİLDİKLERİMİN YARISI OLDUĞU GİBİ… SEN GİTTİN YA;YAŞADIKLARIMIN YARISINI DA GÖTÜRDÜN…MERHABA DİYEBİLMEK Mİ ZOR?HADİ EYVALLAH DİYEBİLMEK Mİ YOKSA?KOLAY OLAN… BERABERKEN YAPTIKLARIMIZIN,YARISINI YAPABİLİYORSAM VE ŞEKERİN KALMAMIŞSA ŞEKERİ VE TUZUN DA TUZU…HAYAT TADINI BURUKLAŞTIRMIŞSA,HÜZÜNLÜ BAKIYORSA AYDINLIK,GECE GİBİ…EKSİK DEĞİL Mİ BİR YANIMIZ?.. KOLAY OLAN… ARKANA DÖNÜP EL SALLAYABİLMEK Mİ?YOKSA,YÜREĞİMİN YARISINI GÖTÜRDÜĞÜNÜ BİLDİĞİN HALDE,ZORAKİ GÜLÜMSEYEBİLMEK Mİ? SEN GİTTİN YA;YARIM KALDIM… GİTMEK Mİ HÜZÜNLÜ?YOKSA KALMAK MI BURUK?İÇİMDE DÖRT NALA KOŞAN AYRILIK,SENDE KALAN PARÇAMI MI ARIYOR?..ELLERİNİ Mİ?..GÖZLERİNİ Mİ?..HER YERİM SENDE KALDI,HER YERİN BENDE… DAHA NE ARIYOR Kİ BAHANE,YARIM SENDE,YARIN BENDE KALMIŞKEN?...ARDINDAN EL SALLAYABİLMEK Mİ KOLAY?.. YÜREĞİMİ GÖTÜRDÜĞÜNÜ BİLDİĞİN HALDE GİDEBİLMEK Mİ? __________________ http://img102.imageshack.us/img102/5992/brksnuw9.gif tous que je sais, ce que je ne sais rien... http://img123.imageshack.us/img123/4276/brksnqc4.gif |
Dolasir birbirine yorgun ayaklarim Ellerimi koyacak bir yer bulamam Nereye gitsem en koyusu acilarin Ne yana baksam, cildirtan bir aksam Istesem ben bu omru, bu talihi istemem Boyle durup durp senden ayrilmak varsa Orada bir mezar kazilir benim icin Ayriligin nerede baslarsa. Ümit Yaşar Oğuzcan |
Ağlayacaksın BİR KÖŞE BAŞINDA RASTLARSAN BANA. ARDINA DÖNÜP DE SAKIN AGLAMA. SORARLARSA SANA BU KİMDİR DİYE. TANIMIYORUM DERKEN AGLAYACAKSIN. SENİ CANIMDAN ÇOK SEVDİGİM İÇİN. KİMSEYLE PAYLAŞAMADIGIM İÇİN. HER ZAMAN AGLATTIGIN İÇİN. DOSTLAR GÜLERKEN SEN AGLAYACAKSIN. BİR ANLASAN NE ÇOK SEVDİGİMİ. BİR BİLSEN NASIL ÖZLEDİGİMİ. BİR GÖRSEN NE HALE GELDİGİMİ. GÖREMEZSİN ÇÜNKÜ AGLAYACAKSIN.. |
Sen beni asla unutamazsın.. Bilirim geceleri uykun kaçar, Dayanamazsın ararsın! Kalbin ağlar ama, sen ağlayamazsın! Bensizliğe bir türlü alışamazsın! sen beni asla unutamazsın! Gururun hayır dese de, kalbin kan kusar. Ateşin söndü!desen de, küllerim bağrını yakar! Maziye dalıp her gece resmime bakar, bir türlü ağlayamazsın! Sen beni asla unutamazsın! Unutabilsen,gece yarısı telefonlarımı çaldırmazdın! Unutabilsen,böyle isyankar olmazdın! Sen beni unuttum desen de unutamazsın! Kalbini başka gönüllerde asla avutamazsın!. Zeynep Orcanel |
Hasret değil mi? Uzaklara dalip giden gözlerin Umutlari sönen mâsum yüzlerin Alevlerle kucaklasan közlerin Anlattigi tek sey hasret degil mi? Barajlari törpüleyen sellerin Suya muhtâc, vahâlarin, çöllerin Savrulup da toz koparan küllerin Anlattigi tek sey hasret degil mi? Yalin ayak, nasir taban ko$anin Bir yâr için, kaf dagini a$anin Gözü kara, mangal yürek ta$anin Anlattigi tek sey hasret degil mi? Aydinliga kucak açan gecenin Mehtâblari, kendine dost seçenin Arsinlayip, sahrâlari geçenin Anlattigi tek sey hasret degil mi? Aksam günes gurûbunu süzenin Sâhillerde tek basina gezenin Urbasinda süslü, ürkek tâzenin Anlattigi tek sey hasret degil mi? 26.08.2000 Landsberg 01:10 M. Engin Karatay |
ağlıyorsun ya kimi zaman sessizce iniyor gözyaşların kirpiklerinden usul usul, yavaş yavaş öyle çok kıskanıyorum ki seni ağlarken bile gözyaşlarından aktıkları için tatlı yanaklarından Celal Kabadayı |
Acı Bahar şurada burada sıkılmış limon kesikleri paslanmaya bırakılmış demir çubuklar tertemiz kaynaklara atıksu tarifesi taze sürgünlerin ince boyunlarında ağır kementler henüz sıcaklığı soğumamış körpe cesetler karanlıklar ortasında bir ışık adası gibi talancıların gözünden nasılsa kaçmış çimenler birkaç tomurcuk üç-beş yeşil yaprak ıslak bir kağıt gibi yırtıp atmış kentin dokusunu acımasız kasırgalar arıtmıyor sabun çıkartmıyor sular giysilerden yalnızlığın kokusunu aşk mevsimi değil miydi bahar elele tutuşmaktan korkan ürkek ceylanlar hani nerede eşlerine kur yapan kumrular kuş cıvıltılarına hasret kulaklar denizler denli derin içezikliği geleceksen sekizinci günde gel sevgilim burada haftanın yedi gününde de aşka geçit vermiyor yağmurlar yalnızca bir ad yaraşabilir bu mevsime: “acı bahar” Mustafa Yıldız |
Karar kıl gönül ikrara, Murşidler şahı hünkara. Kamil olup hak yoluna, Gelen bilsin ahvalimiz.. Arif ile kıl pazarı, Göresin aşkı nazarı. Bülbül olup zarı,zarı, Yanan bilsin ahvalimiz... Çirkin ile aç arayı, Melhem ile sar yarayı. Sıratı geçip sılayı, Bulan bilsin ahvalimiz.. Dost yolunda olak sefil, Düşünme hiç boşa gafil. Çağlarim der söze dahil, Olan bilsin ahvalimiz. Aşık Çağları (Muammer Çalar) |
Gökte kanatlar bizimdi...bilmezdik Bu hafiflik kanat mı yelken mi; Anlamaz,anlamazdık Allahım Böyle yekpare can mıyız ten mi? Söyle:Memnun musun uzaklarda Yuvan aydın gönülcüğün şen mi? Bilemem:Gizli gizli'gel'dediğin Başka bir aşina mıdır,ben mi; Kadehinden mi sarhoşum hala Kadahlerinden mi? Söyle:Memnun musun uzaklarda Yuvan aydın gönülcüğün şen mi? Arif Nihat Asya |
Dün gece düşüncelerim yine sen kokuyordu Beynimin her köşesini esir almıştın Yine içime girmişti yokluğun Yine kendi kendimle seni konuşmaya başladım Biliyor musun, sen gittikten sonra hayat bulanık bir hayal Ev soğuk, çayın tadı yok Sen gittikten sonra ne uyku var gözümde Ne de merakla okuduğum kitabın son yedi sayfası Sarı bir hüzün şimdi firara meyilli aklımın rakibi Seni daha da ısıtmak için içimde Gözlerimi kapatıp yüzüne sürüyorum yüzümü Sözlerin gözlerimde birkaç damla yaş Dudağında bakire bir gülümseme Ve tenime işliyor tenin kokusu Ellerin ateş topu sen dokundukça ben eriyorum Gözlerimi açsam gideceksin, biliyorum Dün gece kafatasım dar geldi beynime Beynim dar geldi düşüncelerime Bir infilak arifesi terkettim evimi Yollara düştüm, şuursuzca değil Dümeni sana kırdım Rotam geçici vuslat, yalancı bahar, bir kelebeğin hiç göremiyeceği mevsim Yağmur başlamadı ben yürürken Hani filmlerdeki gibi Kuruydu hava, kuruydu yollar, kuruydu gözlerim Nasıl bir cesaretti dün geceki bilemezsin Gel yine bir parçam ol, demeye gelmemiştim Senden aşka dair hiçbir şey istemiyecektim Geldim çünkü sen herşeyimi bilenimsin Sen benim kapısı olmayan, duvarı olmayan Dört bir yanı açık hanemsin Dün gece bildik bir yüz görmek istedim En bildik yüz sendin Aşka mı esirim sana mı bilemedim Aşk sende mi anlam buluyor dersin ? İşte dün gece sana bunları anlatmaya geldim Defalarca çaldım kapını Kapı aşındı, elim aşındı, yüreğim aşındı Dün gece sana geldim, çaldım kapını Açan olmadı... Funda Güven |
Gün olur kar da yağar buralarda Güneşe de kavuşursun Ama tanıyamazsın bile bir acımasız rüzgar savurur deli dalgalar boğuverir vicdanını o hep masmavi sandığın kara sularının içinde ve hep sarı bildiğin güneş kızıllaşır birden Ben bunu tanıyorum dersin ateş bu; Ama nafile hepsi birer azılı düşmanın oluverir Sonra bir de bakarsın etrafında kimsecikler kalmamış işte o zaman hatırla beni yanlız o zaman Ömer Seydi Ekinci |
Bir hazan mevsiminde çıktığında karşıma, bilir miydim bu kadar yaralayacağını yüreğimi? Ah sevgili… Bilir miydim defalarca gidip geri geleceğini ve her gidişinde bir parça daha götüreceğini yüreğimden? Bilir miydim her gidişinde daha büyük olacağını o parçanın söyle? Halbuki sen değil miydin tüm yaşadıklarımı bilen ve sen değil miydin bana zarar gelmesini istemeyen? İstemezken hiçbir acıyı çekmesini yüreğimin neden yaktın sevgili, neden kışa döndürdün bendeki sevgini? Çok mu şey istemiştim senden? Neden bu kadar ağır gelmişti herşey ikimize? Yapmamız gereken tek şey sevmekken birbirimizi, biz, neden sevgi dışında herşeyi dolu dolu yaşadıkta hep erteledik söylenmesi gerekenleri ve neden sakladık sevgimizi? Bir senin yanında yaşarken saflığı, bir senin yanında güçsüzken ve ilk senin yanında ağlamışken savunmasız; neden hep kelime artlarına sakladık yüreğimizi? Çok mu şey istemiştim gerçekten hayattan? Koluna girip yürürken yolda, yüzüme yansıyan tebessüm müydü fazla kaçan mutluluk? Yoksa uzaktayken , bir çağrının gelmesiyle sana ait olan,; yüreğime düşen heyecan parçası mı ağır gelmişti de, bu hale düşmüştü sevdamız? Hayat ne istedi bizden, yoksa biz mi hayatı yok ettik erkenden? Neden birden değişti her şey? Bahar neden kışa dönüştü aniden? Halbuki sen bilirdin , kıştan ne çok korktuğumu sevgili..Halbuki en çok sen bilirdin, kışları üşüyen ellerimin yüreğimi de vurduğunu ve o yüreğin sadece senin gözlerinde huzur bulduğunu… Biliyorsun değil mi? Bunu benden de iyi biliyorsun sevgili… Bildiğin halde yapıyorsun, inat uğruna yaşatıyorsun tüm acıları bana.. Acı çekmem için gelip gelip gidiyorsun yüreğime… Her gelişinde bir parça mutluluk çalıyorsun ağzıma ve her gidişinde yüreğimden bir parça daha götürüyorsun yanında… Neden sevgili? Neden yapıyorsun? Nedir istediğin ve benim bir türlü bilemediğim? Hani bir çocuk vardı yüreğimde; senin gelişinle canlanan ve her gidişinde gözyaşları sel olan yoluna.. O çocuk bile büyüdü bilir misin sevgili.. Büyüdü o çocuk..Büyüdü, çok sevdi, ayrı düştü, mutsuzlaştı… Gitgide yaşlandı… Halbuki hep çocuk kalması gerekiyordu onun, halbuki savaşabilmesi için hep gülmesi… O ise hep ağladı sen giderken sevgili, sonunda gücü bitti, tövbe etti..Vazgeçti çocuk olmaktan..büyüdü.. Saçları aklaştı, yüreği katılaştı… Ne güzeldi sana dair olan hayallerim, ne büyüktü o hayallerin verdiği mutluluk yüreğime… Halbuki seninle şiir gibi bir hayat yaşayacaktım sevgili.. Sen 29 harftin dilimde, bir anlam katabilmek adına hayatın içine… Ve sen her gittiğinde bir harf intihar etti kendi zehiriyle… Neden yar? Ah yar neden? Neden gelip gelip gidersin hala yüreğimden? Neden azad etmezsin ellerindeki yüreğimi yada neden öldürmezsin acımadan insafsızca? Git sevgili, git… Git artık… Hiç düşünmeden, tüm “sen”i sırtla bendeki ve bakmadan ardına git… Yüreğini yüreğimden al ve git… Yada gel be sevgili.. Sebep aramadan, sual sormadan gel… Sadece sevmek adına gel..Sadece benim olmak, sadece senin olmak adına gel… Biz olmak adına gel… Gelebilir misin? Hayır… Gelebilir miyim? Hayır… Gelme artık yalvarırım yar… Gelme ama gitme de… Dokunma içimdeki “sen”e.. Ben mutluyum böyle.. Bırak içimdeki “sen” kalsın bana sen gitsen de yüreğimden, ben üşüsem de peşinden… Yada hiçbiri işte…. ………….. Tıkanıyor sonu sen olunca kelimeler..Ardından intihar eden harfler tükeniyor, kağıda değer değmez yok oluyor.. Artık anlatamıyorum hiçbir şeyi eskisi kadar güzel..Artık yüreğim dökülmüyor sayfalara… Ah yar… Alışmışken senin kalbimdeki sessiz usul haline, gelip gelip daha ileriye itiyorsun ya hançerini kalbime, sözlerinle bitiriyorsun ya beni.. Diyecek söz bulamıyorum yüreğine.. Susuyorum artık..Susturuluyorum belki de… Gelme artık yar..Yalvarırım gelme ama gitmede… Yada boş ver,düşünme..Ve al her şeyi git bırakıp beni…Çık hayatımdan.. GİT…….. |
Ne güzel enseyi geçmemesi saçların Alnımızda bitmesi Tane tane olması kirpiklerin Tel tel olması kaşların Ne güzel insan yüzü Elmacık kemiği ve on parmak Ya dünyamız bütün bu mevsimler Bulutlar telli kavak ve İstanbul Oktay Rıfat |
En eski yalnızlığımdır aşk benim Gitgide büyüyen, karanlıklarla Ne zaman sevdiysem tutuştu tenim Bir ateşin açtığı yanıklarla Sabahı olmazdı çok gecelerin Alır, götürürlerdi beni onlar Öptüğüm elleriyle, korkunç, derin Bir uçurumun kenarına kadar Sonra bırakır giderlerdi, üzgün Bakardım sessizce arkalarından Sonra umutsuzluk, gözyaşı ve kan Bütün umutlarım biterdi bir gün Bir gecenin ortasında kalırdım Tek başına ben, ve yalnızlığım Ümit Yaşar Oğuzcan |
Kederle Bir candan bin ölüme kederle Ulaşsın yüreğin rüzgarı Gün doğsun alev yağsın dağlara Özlemin tutuklasın zamanı Gülü solsun cefakar ecelin Kesilsin şahdamarı mekanın Bir candan bin ölüme kederle Eğer kardeşiysen fırtınanın Tövbesi bozulsun ol esrarın Ol sevda rahmindeyse bereket Bir candan bin ölüme kederle O zaman haram edilsin cennet Çalsalar da inancı yürekten İnce uzun beyaz karanlıkta Bir candan bin ölüme kederle Yeşersin bedenin yıldızlara Ayrılık çağıdır artık hazırlan Bir candan bin ölüme kederle Kanasın yüzünde ay ışığı Cesedin şafağı eritse de Refik Durbaş |
http://img412.imageshack.us/img412/5481/gitme5jv9sjkn5ah8.jpg Gidiyorsun karaları bağlayıp gitmek istiyorsun gonlunce ,heyecanınla Uzak durmak istiyorsun mavi semaların korerdiği bu şehirden. Hayalin acı verdiği yangın dolu bu alemden kacıyorsun Geride bırakmak istemediğin gözyaşlarınıda beraberinde götürüyorsun, Hadi git!.. Gitmek istiyorsan; Pişmanlığın fayda etmediği yeni dünyana haydi koş, Geride bıraktığın yangın dolu dakikaları düşünmeden hadi git, Bir asırlık çınarın yapraklarını kurutmaya acımadan , hadi kıy ozenle buyuttuğum sevgi çiçeklerini, kurutarak git Git hadi ... Güneşin acı cektiği kızıl sonsuzlukta gözyaşlarıma şemsiye tutarak git Dokunma bulutlarıma, Ellerinle getirdiğin kudretli buzul dağlarınla soğutmaya calıstığın dunyamdan çek elini. Durma koş git!.. İnan bana gozlerimden tek damla düşmez... Hatıralara çizdiğim yeşil tablomdan eser kalmaz Sana yazdığım şarkıların notalarını ,ne kuşlar okur penceremin kordonundan, Nede penceremin bugusuna nefesim yazar şiirlerimi. Git durma git git git Dur !.. Gitme nolursun.. Güneşe bakışımı beraberinde götürüyorsun Gitme , denizi koklayışım ,yakamozla dans edişim sende kaldı Dur gitme, ellerimle yaptığım yıldızlarım senin ufuklarına kaçıyor gitme seni son öptüğüm yağmurlu geceler yok oluyor dünyamdan gitme dur !.. Hayal dunyamda araladığım mavi gizem gozlerinde kaldı. dur !.. Sayfalarımla seviştiğim mürekkebim tukendi , Gitme Yalvarırım dur, Son nefesim sende kaldı !..:*( |
Bırak kalsın masada ekmek testide su Ayna puslu, pencere camı kirli Bırak kalsın saçların dağınık, gözlerin uykulu. Saksıdaki çiçek susuz, kedi yalını bekler bir köşede Bırak kalsın meyve ağaçta, kırlangıç havada Dama düşen ince bir yaz yağmuru... Yoruldun artık, bütün gün didinip durdun Toprak bile, gök bile, deniz bile bir yerde yorulur Bırak kalsın süpürge duvarda, sabun kovada Anne, gel yanıma otur. Ahmet Erhan |
Biliyorum aslında sen hiç bir zaman gelmedin bana. Duymuyorsun ! Gitme diyorum sana,gitme ! Çığlıklarım boğuluyor gecenin karanlığında. Gece korkunç, gece sessiz, gece yalnız... Sesim kısılıyor Gidişin bitişi olacak yüreğimdeki heyecanın, Gidişin sönüşü olacak gözlerimdeki ateşin. Beni,yüreğimdeki sevgiyi, Gözlerimdeki bitmek bilmeyen umudu unuttun! Ama ne olur bunu unutma. Gidişin dinderemez bu fırtınayı. Bir fırtınanın uğultusuyla sesleniyorum sana; GITME.... |
Yıllar oldu neredesin Bilmem şimdi kiminlesin Bilmiyorum ne haldesin Seni kokluyorum gülüm İnce közde yanıyorum Seni benim sanıyorum Hep kendimi sınıyorum Seni bekliyorum gülüm Sabit İnce |
Kalamam ki Senle Kalamam ki senle... Ben bir balığım unuttun mu? Denizin mavilikleride yasayan, Ve insanların bütün kötülüklerine ağlayan. Sana gelişim bir yakamoz gecesiydi Bütün umutlar yitirilmişti Beni koruyacağına söz veren kapkara gözlerindi Ama ben kalamam ki senle... Zaman doldu herşey unutuldu Bize biçtiğin zaman bu kadarmıydı ne yakamoz gecesi kaldı aklında ne de verdiğin söz Biraz daha içten sevsen beni olmaz mıydı? Sen mi bana erken gelmistin Yoksa ben mi sana geç Önemsiz hepsi bunların şimdi benden vazgeç Yaralarımı sararım ben merak etme er geç. BUNDAN SONRA KALAMAM Kİ SENLE..... Semra Öz |
Ağıtlarımızı perçemlenmiş dişlerimiz arasına gizledik. Sarışın bir bedenin pamuk tenine dokunurken Ağlamadık, sızlamadık... Gün olur dedik, Zemheri ayını bekledik, Siftah ederken Ölümün sıcak nefesini ensemizde Çıkardık Zulamızdaki kızılcık şerbetini. Savurduk suratlarına. Ağıtlarımızı gün batımından gün doğumuna birer birer söyledik. Abdülvasi Köse |
yillar var ki serceleri unutmusum uzerimden gokyuzunu almislar gibi asfaltlarin karanliginda bogulmusum ufacik oysa hep boyle ucusurlarmis karli agaclarin arasinda alfabemdeki iyimserlikleri bir turlu anlasilmamis yillar var ki serceleri unutmusum kurus kurus beni vurmus oldurmusler bosa cikmis baskaldirmam sarhoslugum onlarsa benim icin isik biriktirirlermis safak kapilarinda gulusurlermis cocuk zenginlikleri hic bitmemis (Yasak Sevişmek) Atilla İlhan |
Git Bana değil Uzaklara bakıyorsan Benimle değil Başkalarıyla paylaşıyorsan İçimi değil Dışımı seviyorsan Birdenbire değil Yavaş yavaş öldürüyorsan beni O zaman çek git hayatımdan. Özlem Uluğ |
Çaresizliğimin çığlığı bu, Senelerdir içimde kapalı kalan, O kül rengi sabahlardan... Bu acıyı taşıyamazsa kalbim Korkarım... Gözlerime rezil olurum Nilüferlerdir böyle bembeyaz, Gözyaşları içinde sereserpe açan, Ve ben seni gözyaşlarımda bulurum... Çarem yok, ağlamaktan başka, Kalbini açtığın günden beri Sevgime direnen aşka... Bir gün göremeyeceksin beni, Gözbebeğinden süzülen kristal bakışlarda.... Teselli etmeyecek dökülen gözyaşların Yine burkulacak yüreğin, Acı bir çığlık kopacak içinden, Ve aklına gelecek bana yaptığın hataların... Pembe şafaklar, karanlık gecelerde gizli, Ayrılmak istiyorsun biliyorum, Yağmur bulutundan... Sakın verme kalbini yeni bir aşka, Ben katlanırım ayrılığa, Her gün yeniden ölerek, Ama elimden bir şey gelmez, İçten içe ağlayarak, Susmaktan başka. -Baharlar Sakladım Dudaklarımda isimli kitabından Ahmet Beltekin |
Gitmekmi Zor Kalmakmı? Yokluğunda odamın fersiz ışığına sığınıyorum Lambada titreyen alev ürkütüyor beni Olumsuzluk çıkmazında ellerim duada Dönmenin imkânsızlığı günahkâr kılıyor beni Özlem yürekte çığlıklarda, dilime ulaşmakta Belkiler bedenimde belde belde yayılmakta Düşüncelerim beni hasta sayıp yatağa bağlıyor Yaşanmışlığımız, dönmeni imkânsız kılıyor bende Bir avuç umut yutuyorum gözü kapalı Kendimden geçiyorum karanlık göz kapaklarımda Sabahın boz mavisi ayıltıyor beni Yokluğun umutlarımı yakarcasına mavilerimi kızıl kılıyor Bir kar tanesi gibi düşüyor kirpiklerime hayalin Gitmek mi zor kalmak mı der, ağlar gözlerim hayaline Ölmek mi zor yaşamak mı diyerek hayalini urgan yapıyorum Hayalinin ömrünü az kılıyor kar tanesi Hasretin kızgın çöllerindeyim, adımlarım özlemine gömülüyor Tek bir umudum kaldı elimde, bir yudum suyla arakam Çatlamış dudaklarıma dayandı bir yumruk canım Döneceğinin umudu beni yaşar kılıyor Kızgın çöllere kar yağar mı sevgili? Belki de ben bu imkânsızlığa duacıyım Bir kar tanesine razı oluyorum tüm nefesimi adayarak Bir kar tanesi yeter miydi sevgili, yangınlarıma? Bendeki sevdan, böyle delicesine beni ihtimali kılıyor Selma Koç |
Ayrılık Sevdaya Dahil Acilmis sarmasik gulleri kokulariyla baygin En gorkemli saatinde yildiz alacasinin Gizli bir yilan gibi yuvarlanmis icimde kader Uzak bir telefonda aglayan yagmurlu genc kadin Ruzgar uzak karanliklara surmus yildizlari Mor kivilcimlar geciyor daginik yalnizligimdan Onu cok ariyorum onu cok ariyorum Heryerimde vucudumun agir yanik sizilari Bir yerlere yildirim dusuyorum Ayriligimizi hisettigim an demirler eriyor hirsimdan Ay isigina batmis karabiber agaclari gumus tozu Gecenin irmaginda yuzuyor zambaklar yaseminler unutulmus Tedirgin gulumser Cunku ayrilik da sevdaya dahil cunku ayrilanlar hala sevgili Hic bir ani tek basina yasayamazlar Her an otekisiyle birlikte hersey onunla ilgili Telasli karanlikta yumusak yarasalar Gittikce genisliyen yakilmis ot kokusu Yildizlar inanilmiyacak bir irilikte Yansimalar tutmus butun sahili Cunku ayrilmanin da vahsi bir tadi var Oyle vahsi bir tad ki dayanilir gibi degil Cunku ayriliklar da sevdaya dahil Cunku ayrilanlar hala sevgili Yanlizlik hizla alcalan bulutlar karanlik bir agirlik Hava agir toprak agir yaprak agir Su tozlari yagiyor ustumuze Ozgurlugumuz yoksa yalnizligimiz midir Eflatuna calar puslu lacivert bir sis kusatti ormani Karanlik coktu denize Yanlizlik cakmak tasi gibi sert elmas gibi keskin Ne yanina donsen bir yerin kesilir fena kan kaybedersin Kapini bir calan olmadi mi hele elini bir tutan Bilekleri bembeyaz kugu boynu parmaklari uzun ve ince Simsicak bakislari suc ortagi kacamak gulusleri gizlice Yalnizlarin en buyuk sorunu tek basina ozgurluk ne ise yarayacak Bir turlu cozemedikleri bu olu bir gezegenin soguk tenhaligina Benzemesin diye ozgurluk mutlaka paylasilacak suc ortagi bir sevgiliyle Sanmistik ki ikimiz yeryuzunde ancak birbirimiz icin variz Ikimiz sanmistik ki tek kisilik bir yalnizliga bile rahatca sigariz Hic yanilmamisiz her an dusup dusup kristal bir bardak gibi Tuz parca kirilsak da hala icimizde o yanardag agzi Hala kipkizil gulumseyen sanki atesten bir tebessum zehir zemberek ASKIMIZ Atilla İlhan |
Yalvarış Ya Rab bu hasrete can dayanmıyor; Zaman kısa, ben yorgunum, yol uzun. Her adımda bir engel var, salmıyor, Zaman kısa, ben yorgunum, yol uzun. Mümkün mü bu yolda maksuda ermek? Mümkün mü sılada dost yüzü görmek? Aşığa ar gelir geriye dönmek; Zaman kısa, ben yorgunum, yol uzun. Çekilmez bir şelek vurdun arkama; Şaşırdım yollarda kaldım, akşama. Umudum her zaman bakidir amma, Zaman kısa, ben yorgunum, yol uzun. Sevip sevilmemek varsa kaderde, Hangi doktor ilaç verir bu derde? Hastayım, susuzum gurbet illerde; Zaman kısa, ben yorgunum, yol uzun. Ey hanlar hanını halkeden Hancı! Bir yudum aşkınla doğdu bu sancı. Ey fakir ekmeği, Mümin inancı! Zaman kısa, ben yorgunum, yol uzun. Abdurrahim Karakoç |
Daha Herşey Bitmedi Pembe bir gurubun letâfeti Hoş dokunuşlarla sıvazlar önce Rehâvete sarınır bütün beden Uzanır dimağın sükûnetle Haz duyarak gevşer el ve ayaklar Süzülür gözlerin, meyletmez bakışa Toplanır günebakanlar, kapanır dışa Kendiliğinden gelir yasaklar Daha bu saadet hazmedilmeden Batmış olur güneş, değişir renkler Suyu kesilir zevk çeşmesinin Işıkla beraber yavaş, usulca Geri çekilir saadet ve haz Hafifçe sallanırsın biraz Bronz bir grilik buz keser önünde Ürperirsin, üşümeye ramak kalır Gözlerin tutunacak bir yer aramaktadır Hangisi nedir? Kestiremezsin Sağa-sola seğirtirsin kısa kısa Hep tereddüt, hep çekince Bitiyor dürtüsü aklından geçince Zınk diye çakılır kalırsın Birdenbire çöker üstüne gece İliklerine sokulmaktadır karanlık Bigâne olmaya kalksan bir anlık Acı dürter zehir gibi Bütün bedene yayılır da işkence Hiç kımıldamadan put gibi durursun Çaresizlikten kudurursun Her taraftan siyah yağar, doldurur Ve her şey bu siyahta kaybolur Tam bitti artık zamanındayken Serin bir yel gelip çarpar yüzüne İncecik bir pırıltı titreşir önce Yeniden uyanır yüreğin Ağarma başlar doğudan azar azar Gayrı ihtiyari de olsa, o yana dönünce Şafak atar ufukta, Şafak atar yürekte.. Ve en kılcal damarına kadar Uzanır hayat yine, yeniden Güneş serper ışıklarını cömertçe Alır, dirilirsin Tad olur, doyum olur, hırs olur Suyun ışıltısını, kuşun kanat sesini Tekerin gıcırtısını, menekşenin rengini Her şeyi, herşeyi kucaklar, gerilirsin Dinamik bir patlamaya can atarcasına Azmine biraz da şevk katarcasına Canlılık büyür alabildiğine Gerekenlere verilirsin Ve bilinmez bu ne kadar sürer Bir de bakarsın uzun uzun olmuş gölgeler Boşalmış bir çuvalcasına Yerlere serilirsin.. Daha her şey bitmemiştir halbuki, Daha her şey bitmedi! .. Hünkar Dağlı |
Hangi Ayrılık Kolay Hangi sevgili var ki, senin kadar duyarsız ve kalpsiz? Ve hangi sevgili var ki, benim kadar çaresiz? Hangi ayrılık var ki, böyle kanasın ve böyle acısın? Ve hangi taş yürek var ki, benim kadar ağlasın? Hangi gün karar verdin, küt diye çekip gitmeye? Hangi lafım dokundu sana, böyle inceden inceye? Hangi otobüs söyle, hangi uçak, hangi tren? Seni benden götüren, beni bir kuş gibi öttüren. Hangi kırılası eller dolanır, kırılası beline? Hangi rüzgar şarkı söyler, o ay tanrıçası teninde? Hangi çirkin gerçek uğruna, tükettin güzel ütopyamızı? Hangi boşboğazlara deşifre ettin, en mahrem sırlarımızı? Hangi cama kafa atsam? Hangi kapıyı omuzlayıp kırsam? Hangi meyhanede dellenip, hangi masaları dağıtsam? Bende bu sersem başımı, karakolun duvarına vursam. Kendimi caddeye atıp, arabaların altına savursam. Hangi tercih beni en hızlı şekilde öldürür? Hangi şekil öldürmez de, ömür boyu süründürür? Kayıp ilanı mı versem, şehir şehir dolanmak yerine? Ödül mü koysam, ölü veya diri seni bulup getirene? Hangi ayrılık var ki, böyle diş ağrısı gibi durmadan zonklasın? Hangi cam kesiği var ki, böyle musluk gibi içime damlasın? Hiç sanmam! ... Hasta kalbim bunu bir süre daha kaldıramaz! . Feriştah olsa, böyle eli kolu bağlı bekleyip duramaz. Hangi mübarek dua, Hangi evliya tesir eder, seni döndürmeye? Hangi aptal mazeret ikna eder, ateşimi söndürmeye? Olur mu be! . olur mu? Bu da benim gibi adama yapılır mı? Aşk dediğin mendil mi? Buruşturup bir kenara atılır mı? VEFA bu kadar basit mi? Alınır mı? Satılır mı? Hangi hırsız çaldı, seni yırtık cebimden? Hangi pense kopardı bizi birbirimizden? Hangi uğursuz hamal taşıdı valizini? Hangi çöpçü süpürdü yerden bütün izini? Hangi yaldızlı otel çarşaf serip barındırdı? Hangi süslü manzara seni kolayca kandırdı? Hangi şarlatan imaj böyle çabuk ilgini çekti? Hangi pembe vaadler o saf kalbini cezbetti? Dağ gibi adamı eze eze! ..... Hangi anası tipli parlak çömeze, Hangi alemlerde kahkahanı ettin meze? Hangi yamyamlara yedirdin o masum rüyamızı? Hangi mahluklar çiğnedi el değmemiş sevdamızı? Hangi bıçak keser şimdi benim biriken hıncımı? Hangi mermi dağıtır insanlara olan inancımı? Hangi bekçi, hangi polis artık zapteder beni? Ve! .. Hangi su bağışlatır? Hangi musalla temizler seni? Bu Nasıl Ayrılık? ... Yusuf Hayaloğlu |
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya... İnsan bazen nedensiz yere umutsuzluğa kapılır. Kimselere veremez sevgisini, kimselere kendini anlatamaz, evlere kapanır... Bazen denizler, kıyılar çeker insanı. İnsan bu kapılmayı anlayamaz, oysa çok eski bir yerde yaşanmasından korkulup vazgeçilmez aşkların sızısıdır bu. Bu sızı, bu yenilgi mevsimlerle yıllarla devredilir başka insanlara... Bir insanın yaptığı bir hatanın tüm insanlara yayılması gibi... İşte şimdi biz de sevgili, ya olmadık zamanlarda umutsuzluğa kapılıp, soluğu evlerde alacağız, ya da denizler, kıyılar çekecek bizi. Nasıl biz başkalarının korkaklığını taşıyorsak, başkaları da bizim korkaklığımızı taşıyacak, yenilgimizi, umutsuzluğumuzu... Birazdan sabah olacak... Para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, iş, anneler ve korkular başlayacak... Bunlar varsa ve bizim için geçerliyse aşk yoktur ve hiç olmamıştır sevgili. Birbirimizi kandırmayalım... Hadi güne hazırlan. Yaşadıklarımızı unutmaya çalış. Aşk bize güvenip verdiği büyüsünü, sırlarını, cesaretini, bilgeliğini ve o ilkel, o yaban ağrısını geri alacak. Bunlar olurken içimiz bir an çok üşüyecek, sonra geçecek... Hadi, oyalanma birazdan yarın olacak... Aşkta yarın yoktur sevgili... Cezmi Ersöz |
Zor değil kavuşmak sen de istersen, Kaptan da ben olurum, tayfa da ben, Mutluluk yaşanan sahile yelken, Açalım seninle desem, var mısın ? Doğmak-ölmek kader, yaşamak sanat, Söylesene ki me yaramış inat, Takıp kollarımıza iki kanat, Uçalım seninle desem, var mısın ? Kargadan başka kuş konmazmış leşe, Palamuttan başka ne verir meşe, Birlikte her yere mutluluk neşe, Saçalım seninle desem, var mısın ? Varsın deli divâne desin çoğu, Dilersen batıya, istersen doğu, Bırakıp bir kenara varı yoğu, Kaçalım seninle desem, var mısın ? Otursak bir yerde şöyle yan yana, Koyu bir sohbete dalsak can cana, Doldursa sâkiler biz kana kana, İçelim seninle desem, var mısın? Farkına vardın mı? Bu iş uzadı, Düşünmeden vur bıçağa masadı, Bizdik sevgi eken, şimdi hasadı, Biçelim seninle desem, var mısın ? Dediğin Olsun - Kıvılcım Yayınları 2000 Mümtaz Beğen |
Dün gece düşüncelerim yine sen kokuyordu Beynimin her köşesini esir almıştın Yine içime girmişti yokluğun Yine kendi kendimle seni konuşmaya başladım Biliyor musun, sen gittikten sonra hayat bulanık bir hayal Ev soğuk, çayın tadı yok Sen gittikten sonra ne uyku var gözümde Ne de merakla okuduğum kitabın son yedi sayfası Sarı bir hüzün şimdi firara meyilli aklımın rakibi Seni daha da ısıtmak için içimde Gözlerimi kapatıp yüzüne sürüyorum yüzümü Sözlerin gözlerimde birkaç damla yaş Dudağında bakire bir gülümseme Ve tenime işliyor tenin kokusu Ellerin ateş topu sen dokundukça ben eriyorum Gözlerimi açsam gideceksin, biliyorum Dün gece kafatasım dar geldi beynime Beynim dar geldi düşüncelerime Bir infilak arifesi terkettim evimi Yollara düştüm, şuursuzca değil Dümeni sana kırdım Rotam geçici vuslat, yalancı bahar, bir kelebeğin hiç göremiyeceği mevsim Yağmur başlamadı ben yürürken Hani filmlerdeki gibi Kuruydu hava, kuruydu yollar, kuruydu gözlerim Nasıl bir cesaretti dün geceki bilemezsin Gel yine bir parçam ol, demeye gelmemiştim Senden aşka dair hiçbir şey istemiyecektim Geldim çünkü sen herşeyimi bilenimsin Sen benim kapısı olmayan, duvarı olmayan Dört bir yanı açık hanemsin Dün gece bildik bir yüz görmek istedim En bildik yüz sendin Aşka mı esirim sana mı bilemedim Aşk sende mi anlam buluyor dersin ? İşte dün gece sana bunları anlatmaya geldim Defalarca çaldım kapını Kapı aşındı, elim aşındı, yüreğim aşındı Dün gece sana geldim, çaldım kapını Açan olmadı... Funda Güven |
| Saat: 05:14 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık