![]() |
BABA MESLEĞİ İngiliz yazarlarından Bernard Shaw, bir akşam, İn giltere kraliçesinin bir ziyafetinde bulunuyordu. Bir aralık kendini beğenmiş genç bir Lord, ona: — Babanız küçük bir terzi idi, değil mi? diye küçüm ser bir tavırla sordu. Shaw: * Evet, diye cevap verdi. Lord: * O halde siz de ne diye terzi olmadınız? diye soru sunu yeniledi. ' Shaw gülümseyerek Lord'a: * Babanız herhalde centilmen bir adamdı, değil mi? dedi. * Ona ne şüphe, cevabını alınca sözlerine şöyle de vam etti: * O halde, siz de neden centilmen bir adam olma dınız? |
EVLİLİĞİN BÖYLESİ Nasrettin Hoca evlen meye niyetlenir. Eş- dost bir hatuncağızı öve öve göklere çıka rırlar.
Evlenirler. Zifaf gecesi yüz görümlüğünü veren Ho ca, gelinin duvağını kaldırır. Aman Allah'ım! Çirkin bir gelin. Gelin hanım, kocasına sadakatini göstermek için: — Hoca efendi, akrabalarından kime görüneyim, ki me görünmeyeyim? diye sorar. Hoca şaşkın: — Aman hatun, bana görünme de kime görünürsen görün... der. |
Güçlü Ol !!! > >Bir adam 15 yıldır tutuklu bulunduğu >>>hapishaneden >>>>>>>>kaçar. >Para ve Silah bulmak için bir eve >>>girer. >İçerde geniş bir >>>>>>>>yatakta bir çifti yakalar. >Adama >>>yataktan kalkmasını emreder ve onu >>>>>>>>bir sandalyeye >>> >bağlar.Adamın karısını yatağa bağlarken üstüne >>>>>>>>çıkar, >>> >boynunu öper, sonra kalkar ve banyoya gider. >O ordayken >>> >>>>>>>>adam karısına şöyle fısıldar; > >''Dinle, bu adam bir >>>kaçak. >Şu >>>>>>>>kıyafetlerebaksana.>>>>>>>> >Büyük ihtimalle >>>hapishanede çok fazla zaman geçirdi >ve yıllardır >>>>>>>>hiçbir >>>kadın görmedi. >Boynunu nasıl öptüğünü gördüm. eğer seninle >>> >>>>>>>>seks yapmak >isterse sakın karşı koyma yada şikayet >>>etme... >sana ne >>>>>>>>derse onu yap. >O sana ne yaparsa yapsın >>>onu mutlu et çünkü bu >adam >>>>>>>>kesinlikle çok tehlikeli. >>> >Eğer kızarsa ikimizi de öldürür. >Güçlü >>>>>>>>ol,tatlım >Seni >>>seviyorum.''. > >Karısı cevap verir: '' O benim >>> >>>>>>>>boynumuöpmüyordu,>>>>>>>> >kulağıma fısıldıyordu. >Bana >>>gay olduğunu, seni çok tatlı >>>>>>>>bulduğunu ve >hiç vazelin >>>olup olmadığını sordu. >Ben de banyoda >>>>>>>>olduğunu söyledim. >>> >Güçlü ol tatlım. >Ben de seni seviyorum. ''>>>>>>>> |
Soguk var midir ? sonu doğru olmasada temel olarak güzel bir yanıt Bir üniversite profesörü öğrencilerine şu soruyu sorar; - Var olan her şeyi Tanrı mı yarattı? Cesur bir öğrenci ayağa kalkar ve yanıtlar. - Evet her şeyi Tanrı yarattı! Profesör sorusunu yineler ve öğrenci yine "evet efendim" diye yanıtlar. Profesör devam eder; - Eğer her şeyi yaratan Tanrı ise ve şeytan varolduğuna göre şeytanı da Tanrı yaratmış olur ve çalışmalarımızda uyguladığımız "Kesinleştirme" prensibine göre de Tanrı şeytandır. Öğrenci böyle bir önerme karşısında şaşırır ve yerine oturur. Profesör ise öğrencilerine bir kez daha Tanrı'nın içindeki kaderin bir efsane olduğunu kanıtlamaktan ötürü oldukça mutludur. Bu arada bir öğrenci ayağa kalkar ve - Bir soru sorabilir miyim profesör? der. Profesör de sorabileceğini söyler. Öğrenci ayağa kalkar ve "Soğuk var mıdır"? diye sorar. Profesör; - Nasıl bir soru bu böyle, tabi ki vardır, diye yanıtlar. "Sen hiç soğuktan üşümedin mi? Öğrenci; - Aslında, fizik yasalarına göre soğuk yoktur. Yaşamda / realitede biz soğuğu sıcaklığın yokluğu olarak düşünürüz. Herkes veya nesneler o enerji oradaysa veya bir şekilde enerji iletiyorsa onu deneyimler. Örneğin, Absolute 0 (-460 derece F) sıcaklığın kesin yokluğudur (hiç olmadığı seviyedir). Tüm maddelerin bu seviyede reaksiyon verme özellikleri bozulur ve değişir. Soğuk yoktur, o yalnızca sıcaklığın yokluğunda duyumsadıklarımızı tarif etmek için yarattığımız bir kelimedir, der ve devam eder, - Profesör, karanlık var mıdır? Profesör ; - Tabi ki vardır. Öğrenci yanıtlar, - Korkarım gene yanılıyorsunuz efendim. Çünkü, karanlık da yoktur.Yaşamda / realitede karanlık ışığın yokluğudur. Biz ışık üzerinde çalışabiliriz ama karanlığı çalışamayız. Gerçekte, biz Newton'un prizmasını kullanarak beyaz ışığı kırar ve renklerin çeşitli dalga uzunlukları üzerinde çalışabiliriz. Ama karanlığı ölçemeyiz. Bir basit ışık ışını karanlık bir mekanı aydınlatarak karanlığı kırmış olur yani karanlığı geçersiz kılar. Siz belli bir mekanın / uzayın ne kadar karanlık olduğundan nasıl emin olursunuz? Işığın miktarını ölçersiniz! Bu doğrudur değil mi? Karanlık insanlık tarafından, ışığın olmadığı yer/mekan için kullanılan bir kelimedir. Son olarak öğrenci profesöre gene sorar; - Efendim şeytan var mıdır? Bu kez profesör pek emin olamamakla birlikte yanıtlar; - Tabi ki, açıkladığım gibi, biz onu her gün, her yerde onu görürüz. Şeytan / kötülük bir kişinin başka bir kişiye her gün sergilediği insaniyetsizliğinin bir örneğidir. O, dünyadaki işlenmiş tüm suçlarda, şiddette yer alır. Bunların tümü şeytanın kendisinden başka bir şey de değildir, der. Öğrenci devam eder; - Şeytan yoktur efendim.Yani o kendi başına yoktur. Şeytan basit olarak tanrının yokluğudur. O aynen karanlık ve soğukta olduğu gibi insanın tanrının yokluğunu tarif etmek üzere yarattığı bir kelimeden ibarettir. Tanrı şeytanı yaratmadı. Şeytan / kötülük insanın tanrısal sevgiyi yüreğinde duyumsamadığı zaman deneyimlediklerinin bir sonucudur. O aynen sıcaklığın olmadığı yere gelen soğuk ya da ışığın olmadığı yere gelen karanlık gibidir. Profesör yerine oturur. Genç öğrencinin adı ALBERT EINSTEIN'dır |
Bıll Gates Tanrı demiş ki: "Bill, senin durumun hakikaten karmaşık. Seni cennete mi cehenneme mi yollamalı bilemiyorum. Her eve bilgisayar girmesine yardımcı olarak insanlığa katkıda bulundun ama bir yandan da Windows gibi bir rezaleti de yarattın.Ben de senin özel durumuna göre bir şey yapacağım, cenneti de cehennemi de ziyaret et,hangisine gideceğine karar ver." "Tamam " demiş Bill Gates,"Önce cehenneme bir bakayım" ve inmiş cehenneme. Bir de bakmış berrak sulu bir kumsalda bir sürü güzel kız top oynuyor eğleniyor, güneş parlıyor hava süper. "Allah" demiş Bill Gates, "Cehennem böyleyse Cenneti hakikaten görmek isterim." Ve cennete çıkmış. Bir bakmış, bulutların üzerinde bir yer, etrafta melekler uçuşuyor, insanlar lir çalıyor, güzelce bir yer ama Cehennem kadar değil. "Tamam" demiş tanrıya Bill Gates, "Ben cehenneme gitmeye karar verdim." İki hafta sonra tanrı cehennemi ziyaret edip Bill Gatesçin nasıl olduğuna bakmaya karar vermiş. Gitmiş Bill'in yanına, Bill bir duvara zincirlenmiş, alevler içinde karanlık bir mağarada ve zebaniler işkence ediyor. - Nasılsın Bill? - Korkunç!!!! Burası iki hafta önce geldiğim cehennem değil ! Kızların oynaştığı o güneşli kumsala ne oldu? - Tanrı cevap vermiş: - O ekran koruyucusuydu... |
KIRKAYAK Lüks bir Mersedes Temel'e çarpar. Temel'in bacağı kırılır. Hastanede mersedesin sahibi hem özür diler hem de uzlaşma önerir. Temel: — Olur efendu, der. Bağa bir beşyüzmilyon pango- not verursen vazgeçerum davadan. * Yahu ne yapıyorsun ben milyarder miyim? * Ha sen milyarder değilsun da ben kırkayak mi- yum? |
Titanik Temel ve Cemal buzdaginin üstünde mahsur kalmislar. Zatüre, Grip... Birden bir gürültü duyulmus. Temel : - Kurtulduk Cemal, Titanik adinda bir gemi celiy... |
ZEKA Cemal İstanbul'a yeni gelmiştir. Şe hirde bir kilisenin çanını vakitli vakit siz çalarken görür. Temel'i bulur ve sorar: — Ulaa Temel, ha pu kilisenin çanu niye çalayuuu... Temel düşünür ve: — Görmeyi misun Çemaal, birisu ip unu çekeyu da ondan çalayuuu... der. |
Cemalle Temel bir gün yolda yürürken Temel'in kafasına kuş pislemiş.Temel: -Ula Cemal cit tuvalet kağıdı cetir,demiş.Cemal de: -Ula Temel kuş çoktan uçti citti,demiş . |
ZENCİ Pazarlı, köye gi derken yolda bir zenci ye rastlar ve sorar: — Hemşerum, Pazarli misin? * Yok, * Hemşinli? * Yok.. * Rizeli? * Yok.. * Anladum onun için boylesun... |
Temel ve arkadaşları dama çıkarlar ve birer birer aşağı atlarlar.Biri sağ kolunu açıp atlar,biri iki kolunu açıp atlar ,biri yatay atlar ve böyle böyle gider.Biraz sonra olaya müdahale için ekipler gelir ve sorarlar: -Ne yapıyorsunuz orada? Temel cevap verir: -Ha uşağum tetris oynayrus. |
ÇOK YAŞA Diktatörün biri, nutuk vermek üzere halkı kentin stadyumu na çağırmıştı. Tam mikrofon başına gelmişti ki, ön sıralar dan birindeki dinleyici aksırdı. — Kim hap sırdı? diye sordu. Cevap alamayınca, muhafız kıtasına emir verdi: — Ön sıra! İlk sıradakiler yaylım ateşine tutuldular. Diktatör yine sordu: — Kim hapşırdı? Yine cevap yok. Yine yaylım ateş... İlk on beş sıradakilerin hepsi öldü. Aynı soruyu on altıncı sıradakilere sorunca, çelimsiz bir adam yerinden kalkıp korka çekine: — Ben hapşırdım Sayın Başkanım, dedi. Diktatör, aradığını bulmanın rahatlığı içinde: — Çok yaşa! dedi. Ben de "çok yaşa" demek için sormuştum zaten. |
Kavga Çeşitleri ÇEVRECİ KURULUŞLARA ÜYE İKİ SEVGİLİNİN KAVGASI - Yaaa Buket nedir bu rezillik ya. Biz ddoğallıktan bahsediyoruz. Sen makyaj yapıyorsun? - Aman Murat o kadarda değil artık bırakk biraz güzel gözükelim. - Güzellik mi? sen buna güzellikmi diyorrsun ya. Ben seni çevreyi temiz tutalım eyleminde çöp tenekesi kılığına girdiğin şeklinle sevdim kızım! - Ay iyide ömrümün sonuna kadar çöp teneekesi olarak dolaşacak değilim ya Murat. - Hem ona bakarsan sende hakiki deri ayaakkabı giyoyorsun. Kim bilir hangi hayvanı öldürüp derisinden ayakkabi yaptılar. Ben hiç olmazsa bez ayakkabı giyiyorum. - Yaaa kızım bana anlatma tamammı. Daha dün inci kolye takıyodun. incilerin nereden çıktığını anlatmama gerek yok heralde. - CimBom maçında yaktığın sis bombasınınn çevreye verdiği zararı, havaya verdiği kirliliği görmemezlikten gelmiştim ama doğrusu şimdi söylemeden edemiycem. - Hahhh şuna bak. Yolda yürürken yerdekii izmariti farketmeden geçtiğin günü hatırlıyorsun değilmi. Onu geri dönüp ben almıştım yerden Buket ! - Şuna bak patlak eksozla param yok diyee 1 ay trafikte dolaşıp çevreyi kirleten bendim sanki! - Et-Mangal ziyafetine gidende sendin Buuket hanım! - Yokk canım. Boğazdan petrol geçirilmessini engellemek için boğaza eyleme gittiğimde ben hastayım diye evde kalanda sendin ona bakarsan... ENTELLEKTÜEL ÇOCUĞUN SEVGİLİSİ İLE KAVGASI Erkek kıza telefon açar... - Buket merhaba hayatım. Nasılsın? - iyiyim sağol canım sen nasılsın? - iyiyim sağol. Akşam buluşuyoruz değilmmi ? - evet Murat buluşacaz ama lütfen bu seffer farklı bir yere gidelim. - Tabiki hayatım sen nasıl istersen. gellip seni alıyorum. Çocuk gider, kızı evinden alır ve arabaya binip ilerlemeye başlarlar... - Murat bu komiser şekispir filmine gideelim mi bugün hayatım. - Offf Buket! o film bana çok banal gelddi. böyle iğrenç bir filmi nasıl seyretmek istersin ki? - Seyretmeden iğrenç olduğunu nasıl bileebilirim Murat! hem sen nereden biliyorsun o filmin iğrenç olduğunu. Sakın bana izlediğini söyleme. - Evet izledim. - Ayyy Murat inanmıyorum. Bir Sosyal Faaaliyette bulunuyorsun ve bensiz. Bunu bana nasıl yaparsın? - Yaaa Buket saçmalıyorsun geçen gece arrkadaşlarla gittik. - Aşkolsun sana Murat hani birbirimizdenn habersiz hiç birşey yapmayacaktık. Hani beni çok seviyordun. - Buket uzatmıyalım sevgilim. lütfen. - Ayy ne demek uzatmayalım Murat. Daha ddün bir tiyatroya ücretsiz bilet buldum fakat yalnızca bir tane olduğu için kabul etmedim. Ben bunları düşünürken senin bu yaptyğına inanmıyorum. - Haklısın hayatım özür dilerim. - Ayrılsak iyi olacak diye düşünüyorum MMurat. Bugün sinemaya giden yarın tiyatroya gider. Beni aldatmana katlanamam. - Anlıyorum Buket nasıl istersen. Ama lüütfen dost kalalım. Bütünüyle senden kopmamı bekleme. Ayrıca geçen gece gittiğimiz barda o çocuğa nasıl baktığını farketmiştim söyliyeyimde. - Offff ben ona bakmadım Murat ! - Hesap vermek zorunda değilsin hayatım biz artık ayrıldık... MAÇO ERKEĞİN SEVGİLİSİ İLE KAVGASI - Aloooooooooooooo. nerdesin ne bu bi saattir telefonun meşgul. - Annem aradı Murat kızma yaaa.. - Başlatma şimdi anandan . Senni almaya geliyorum hazır ol. Buluşurlar... - Nasılsın sevgilim? - - Bozuk biraz. Boşver... Ne bu eteğiin boyu? biraz daha kısa giyseydinde diz kapakların gözükseydi. - Offf Murat yaa lütfen yine başlama. - Sanamı sorcam beee Benim manitam böyle giyinip azına burnuna marshall boya süremez döverim allama. - Buket dogru düzgün yürü adamı hasta etme - Peki Murat sen nasıl istersen. - Ayyyy Murat şu elbiseye bak ne güzel.< - Ne bu. Bunun kumaşı nerde. Bi küçücük kumaştan elbise yapmışlar Sen de böyle elbiselere bakıpta ay ne güzel deme. - Peki sevgilim. - Bak halen sevgilim diyo.sokak ortasında madara ederim seni doooru konuş. - Tamam Murat. - Eeee söyle bakalım nereye gitmek istiyyosun seni nereye götüreyim. - Sahilde yeni bir bar açılmış Murat oraaya gidelimmi. - Yok boşver şu çay bahçesi iyi şurda otturalım. - Peki Murat (( - Surat yapma bak Buket! BBiz delikanlı adamız bar ayakları bize gelmez... Buda böyleeee sürer gider... UYUMLU İKİ SEVGİLİNİN KAVGASI Yokk canım o kadarda değil. Hiç uyumlu iki sevgili kavga edermi. Yaşasın uyumlu sevgililer. Ne mutlu herşeyin bir şekilde ortasını bulabilenlere.. |
TAM İSABET! İçtihad dergisini yayımlayan Abdullah Cevdet'in bir şiirindeki: * Ben bu vatanın öksüzüyüm dizesi, dizgi yanlışı sonucu: * Ben bu vatanın öküzüyüm biçiminde çıktı. Abdullah Cevdet buna pek öfkelenmişti. Önüne ge lene dert yanıyordu. Babıâli yokuşundan inerken Süley- man Nazif e rastladı. Uzun uzun yakındıktan sonra sor du: * Ne dersin bu işe? Süleyman Nazif cevabı yapıştırdı: * Tam isabet, tam isabet!.. |
NEYİ GÖRMEMİŞ Şoför kullandığı taksiyle "Sağa dönülmez işaretine rağmen sağa saptığı sırada trafik polisinin keskin keskin çalan düdük sesiyle birden yavaşladı, sonra yolun kenarına çekilerek durdu. Trafik polisi, sağ elinde zin- cirden tuttuğu düdüğü sallaya sallaya yürüyerek taksininin yanına geldi, sert bir sesle sordu: — Levhayı görmedin mi? Şoför, kabahatli olduğunu kabul etmenin rahatlığı içinde itirafta bulundu: — Görmesine gördüm de sizi görmedim... |
ÇENESİ DÜŞÜK Fikret ilk karnesini almıştı. Notları çok iyiydi, fakat bir not düşülmüştü: — Çok konuşuyor. Babası karneyi imzaladı ve ekledi: — Siz bir de annesini görseniz. Aynı Karadenizli birkaç gün sonra bir bakkala gitti. "Bana bir mim verin..." dedi. Bakkal anlayamadı, birkaç kez tekrar ettirdi, sonra eliyle göstermesini istedi. Karadenizlinin işaretine ba kınca: * Yooo, o mim değil mumdur, dedi. * Olsun, mim demek, dayak yemekten iyidir, dedi Karadenizli. |
TABU kelime: doymak - abi biz demin naptik? - yemek yedik... - hah, yemek yeyince nasil olursun? - tok? - evet, onu mastar yap simdi... - tokmak!!! kelime : eczane -hafiz simdi vermidon ne -agri kesici -ya tamam da yani prozac, diazem felan ne bunlar (boyle ilaclar secersem...) -ha, hap lan eheh. kafa mi ne, duman, esrar, ... -yok be hafiz iste hap. nerden aliriz biz hapi? -buldum lan torbacı kelime: timsah - abi boöle hani kertenkele nedir -hayvan -ne cins hayvani surungen -ok abi bu kertenkelenin birkac beden buyugu - ejderha -?!???!! kelime : mustehcen erkek: hani ben sen le evde yalnız başımızayken sen benim izlememe kiziyosun ya?! kiz : o? kizlar :ohaa! erkek:hee, onun genel adi? kiz :sanat? kelime : susi -hani olum varya ya gozleri cekik kim onlar - caponn ! -hah !. ne yer bunlar abi - iiiih, neydi la... tsunami.. kelime: van gogh -abi bu kisi bir organini kesen bir sanatcı (kulak tabu kelimedir) -bülent ersoy!!! kelime:kramp anlatan: hani futbolculara girer dinleyen: krampon gülme sesleri kesildiginde sure coktan bitmistir kelime : tren (anlatma konusunda kendini asmis bir arkadasin agzindan) -abi simdi bu bir cesit geyik. -ren -heh, tut onu aklinda, hani teknik cizim dersinde bi cetvel kullanilir,nedir? -t cetveli, -ulan aslansiniz, birlesitirin simdi ikisini! -toren, taren, teren... -allah cezanizi vermesin, ulan sirkeciden ne kalkar? -vapur! -allahim oldur beni! -treeeeeeeeeeeeeeeen, tren tabi ya, olley! kelime: misir kiz:keops nerde?? cocuk:etiler!! kiz:allah cezani versin... Kelime: demeç - ben şimdi masada oturdum veriyorum - nası yaaa ?? - ya işte masada oturdum fotoğraf çekip yazı yazan tiplere veriyorum. - neee??? - ya alla alla masada oturdum böyle herkese veriyorum! - pas be pas! of.. -demeçti... Kelime: baraj - Hani futbolcular kalenin önüne kurar maçta.. - Pusu... - Yuh! Kelime: helikopter - Savaşta yaralıları kurtarır! - Doktor! - Değil... - Sıhhiye! - Değil, yukardan gelen bir şey... - Ee... Allah? Kelime: dergah - Hani böyle insanlar ulvi bir amaç için bir araya gelir aynı mekanda - Grup seks! - Çarpılırsın valla! -Ha... Tamam trafo! Kelime: kadınbudu - Olm sen nesin? - Erkek! - Tersi? - Kadın! - Onun yeneni? - Çıtır Kelime: repertuar Anlatan, şarkı söylemeye meraklı bir hatundur ve kelimeyi görür görmez bu özelliğini iyi bilen hatun arkadaşına dönüp sorar: - Benim neyim geniş? - Kalçan! Kelime: diz - pantolonu nereye giyeriz? - bacağa? - hah. bacaklarımızın ortasında ne vardır? - oha! Kelime:duvak - kadinla erkek birlesmeden önce, erkegin kaldirdigi sey - oha! kelime: telepati -hani ben sana bir seyi anlatmaya çalisiyorum ama sozle degil beyin dalgalariyla falan... -ihihih neydiiii.. teletabi..! -tamam tele'si kalsin -kedilerin eline ne denir? -buldum telepence -offf beee bi kere de bil kelime: miras - simdi diyelim misir'da deden var, bu artik yasamiyor, sana ne birakir? - piramit.(dedesi tutankamon ya!) kelime: cumhuriyet -ataturk ne kurdu? -kitap kurdu kelime: seruven : abi macellan nasi biriydi? : ne biliyim iyi biriydi heralde (birinci kopus, ama duur) : abi onu demiyorum neye düskündü? : kariya kiza bi de ickiye olabilir (pes) kelime: okul -biz nereye gideriz hergun -bara... diskoya... sinemaya..cafeye...bowlinge..alisverise...gezmeye. . ay olmuyo boole baska sekilde anlat -ailemiz bizi nereye gidiyo biliyor -haaa okulaaa kelime : anneler gunu -cennet kimin ayaklari altinda ? -anne -tamam , hani onlarin ozel bi zamanlari var , ne o? - adet.. |
DAYAK YEMEKTEN IYI Karadenizli vapur acentasına gitti: — Biz vapuru kaçirduk, başka vapur bulur misunuz?, dedi. * Kaç kişisiniz? * Yediyuz. * Acenta yetkilisi bu kadar müş teriyi kaçırmamak için hemen yeni bir vapur istedi. Vapur geldiğinde Karadenizli ve arkadaşları rıhtımda toplanmışlardı. Ama nedense fazla kalabalık değillerdi. Görevli sordu: * Hani yedi yüz kişiydiniz? * Doğridur, işte pir, içi, üç, dört, beş, altı, yedu. Toplam yediyuz da..., dedi Karadenizli. Kafası attı acenta yetkilisinin. Karadenizliyi bir gü zel dövdü ve: — Eğer, bir daha (i) yerine (u) dersen; canına oku rum... dedi. |
Kravat Iki seyyah çölde seyahat yaparken sulari tükenmis. Kavurucu sicagin altinda ilerlemeye çalisirken bir kervana rastlamislar. Kervandakilerin de hiç suyu yokmus ama develerinde yüklü olan kravatlardan hediye etmek istemisler. Bizimkiler almamis, harap ve bitap bir halde yollarina devam etmeye çalisirlarken bir vahaya gelmisler. Vahada bir kösk görmüsler. Sakir sakir sulari akan çesmeleri varmis, kapida ise kocaman bir yazi "Kravati Omayan Giremez". Sosis Fabrikasi Babasi çocuguna güzel bir is kurmak için paçalari sivamis. Ancak çocuk salak salak oldugu için hiçbir isi beceremiyormus. Babasi ona ne is bulduysa hepsini elini yüzüne bulastirmis berbat etmis. En sonunda babasi bir sosis fabrikasi kurmus.Çocugunu hemen fabrikadaki bir sosis makinasinin basina götürmüs. "Bak oglum" demis. "Burdan böyle öküzü yolluyosun, diger taraftan sosis olarak çikiyor anladin mi?". Çocuk babasinin yüzüne salak salak bakmis ve "Eheheue peki buba burdan sosisi koysak öküz olarak çikar mi hehehe?" demis. Babasi; "Maalesef o teknoloji bir tek ananda var evladim..." Sirk Çocuk : Baba, beni bugün sirke götürsene! Baba :Olmaz! Vaktim yok! Çocuk : Ama sirkte çirilçiplak bir kadin bir aslanin üstüne biniyormus. Baba : Peki öyleyse, ögleden sonra gidelim. Uzun zamandir aslan görmemistim! Papaz ve Zangoç Papaz iki metre ilerisinde duran zangoça sormus : - Gizli gizli sen mi içiyorsun kutsal sarabi?.. Zangoç ta derin sessizlik... Iyice köpürmüs Papaz : - Sana soruyorum be adam! Duymuyor musun?.. - Hayir, buradan hiçbirsey duyulmuyor efendim... - Olacak sey mi! Iki adim öteden beni duymuyorsun... Zangoc biyik altindan gülmüs; - Isterseniz yer degistirelim, anlarsiniz... Yer degistirmisler. Bu defa Zangoç seslenmis : - Kilise için toplanan yardimlari kim iç ediyor?.. Papaz kendi kendine söylenmis : - Hakikaten yahu! Buradan hiçbirsey duyulmuyor... Dogum Günü Çiçekçiye giren adamin kolunda siyriklar, sol gözünde büyük bir morluk vardi. - Bir düzine kirmizi gül istiyorum, dedi ve hemen ekledi : Karimin dogum günü için... Tazesinden rica ediyorum. Çiçekçi : - Basüstüne, dedi. Hangi gün için? Adam koluyla gözünü isaret etti : - Dündü... Tabela Bir sirketin patronu, çalisanlarinin onu ciddiye almamasindan ve saygi göstermeden her zaman kafalarina göre çalismalarindan yakiniyormus. Bir gün sirketten içeri elinde koca bir tabelayla girmis. Tabelanin üzerinde "Burda Patron Benim" yaziyormus. Onu kapisinin üzerine asmis ve disari toplantiya gitmis. Döndügünde tabelanin üzerinde söyle bir not varmis : - Kariniz aradi, tabelasini geri istiyormus... Açmasak da Olur Kirsehirli iki arkadas askere gitmisler ikisi de parasütçü olmus. Belli bir egitim gördükten sonra parasütle deneme yapiyorlarmis. Ikisi de uçaktan atlamislar. Ellerinde yüksekligi gösteren bir alet varmis. Arkadaslardan birisi alete bakarak sayiyormus : - 250, 200, 150, 100, 90, 80, 70, 60, 50, 40, 30, 20 açmasak da olur. geldik... Enayiler Listesi Adamin biri enayilerin listesini yaparmis en büyük enayiyi liste basina ondan sonrakileri de alt alta siralarmis. Günün birinde Padisahi enayiler listesinin basinda göstermis. Padisah haberci göndermis adami çagirtmis. Padisah : - Bire zindik sen beni enayiler listesinin basinda göstermissin!.. - Evet sultanim... - Neden yaptin bunu? - Siz falanca kisiyi çagirdiniz ona yüz bin altin verdiniz ve on tane Arap ati getir dediniz... - Ne var bunda? - O kisi gelmez sultanim... - Ya gelirse... - O zaman sizi siler onu listenin basina yazarim sultanim... |
HADDİNİ BİLMEK Genç bir Amerikalı kız, Beethoven'in yaşadığı evi zi yaret etmiş, bu büyük sanatkârın piyanosu başına geçe rek onun "mehtap Sonatı"m gururla çalmaya başlamış tı. Bitirdikten sonra, kendisine sert gözlerle bakan bek çiye: * Tahmin ederim, çok sayıda büyük insan burayı ziyaret etmiştir, dedi. * Evet, dedi bekçi. Ünlü müzisyen Pederewski, ge çen hafta burada idi. Kız sordu: * Ve Beethoven'in piyanosunda çaldı değil mi? * Hayır çalmadı, cevabını verdi yaşlı bekçi ve söz lerine şu cümleyi ekledi: * Çünkü kendisini Beethoven'in piyanosunda çal maya lâyık görmedi. |
Hoca'nın Evliliği Nasrettin Hoca evlenmeye niyetlenir. Eş- dost bir hatuncağızı öve öve göklere çıka rırlar.
Evlenirler. Zifaf gecesi yüz görümlüğünü veren Hoca, gelinin duvağını kaldırır. Aman Allah'ım! Çirkin bir gelin. Gelin hanım, kocasına sadakatini göstermek için: — Hoca efendi, akrabalarından kime görüneyim, ki me görünmeyeyim? diye sorar. Hoca şaşkın: — Aman hatun, bana görünme de kime görünürsen görün... der. |
YEMEKTEN SONRA MI? Doktor hastasını muayene ettik ten sonra saptadığı perhiz programı nı yazıyormuş: — Sabahları bir dilim ekmekle yüz gram beyaz peynir. Öğleyin bi raz salata ve haşlama et. Akşamları bir dilim ekmek, yağsız süt ve bol meyve yiyeceksiniz... Hasta: — Peki doktor bey, bu yazdırdıklarınızı yemekten sonra mı yiyeceğim yoksa yemekten önce mi? |
Temel in 3 tane sevgilisi vardir.Biri ögretmen, biri doktor, biri de santralcidir. Fakat ögretmenle evlenmeye karar verir. Bunu bilen arkadasi sorar "Niye ögretmen de digerleri degil?" diye. Temel de ona döner: -Ula der, bilmez misin doktorlar "bugün git yarin gel" der, santralci de "su an mesgul daha sonra tekrar deneyin" der. Ama ögretmen ne der? Hadi bir daha tekrarliyalim.. |
NİÇİN HAPSEDİLMİŞLER? Bir komünist Sovyet cezaevinde, 3 mahkûm arala rında konuşuyorlardı: Birinci mahkûm üzüntülü bir ses le: — Ben işime geç geldiğim için hapsedildim, dedi. İkinci mahkûm hapis gerekçesine şöyle açıkladı: — Ben ise, işime erken geldiğim için hapsedildim. Bir kapitalist casusu ancak işine erken gelir, dediler. Üçüncü mahkum da şöyle konuştu. — Ben de işime tam vaktinde geldiğim için hapse dildim. Beni de, bir kapitalist saati taşımakla suçladılar. |
>-----Tanrı demiş ki: "Bill >>>> > >>>> > >>>> > >>>> >senin durumun hakikaten >>>> > >>>> >karmaşık. Seni >>>> > >>>> >cennete mi cehenneme mi >>>> > >>>> >yollamalı bilemiyorum. >>>> > >>>> >Her eve bilgisayar >>>> > >>>> >girmesine yardımcı olarak >>>> > >>>> >insanlığa katkıda >>>> > >>>> >bulundun ama bir yandan >>>> > >>>> >da Windows gibi bir rezaleti de >>>> > >>>> >yarattın. >>>> > >>>> >Ben de senin özel durumuna göre >>>> > >>>> >bir şey >>>> > >>>> >yapacağım, cenneti de >>>> > >>>> >cehennemi de ziyaret et, >>>> > >>>> >hangisine gideceğine karar >>>> > >>>> >ver." "Tamam" demiş >>>> > >>>> >Bill Gates,"Önce >>>> > >>>> >cehenneme bir bakayım." >>>> > >>>> >ve inmiş cehenneme. Bir de >>>> > >>>> >bakmış berrak sulu >>>> > >>>> >bir kumsalda bir sürü >>>> > >>>> >güzel kız top oynuyor >>>> > >>>> >eğleniyor, güneş parlıyor >>>> > >>>> >hava süper. >>>> > >>>> >"Allaah" demiş Bill Gates, >>>> > >>>> >"Cehennem böyleyse >>>> > >>>> >Cenneti hakkaten >>>> > >>>> >görmek isterim." Ve cennete >>>> > >>>> >çıkmış. Bir >>>> > >>>> >bakmış, >>>> > >>>> >bulutların üzerinde >>>> > >>>> >bir yer, etrafta melekler >>>> > >>>> >uçuşuyor, insanlar lir >>>> > >>>> >çalıyor, güzelce >>>> > >>>> >bir yer ama Cehennem kadar değil. >>>> > >>>> >"Tamam" demiş tanrıya Bill >>>> > >>>> >Gates, "Ben cehenneme >>>> > >>>> >gitmeye karar >>>> > >>>> >verdim." >>>> > >>>> >İki hafta sonra tanrı cehennemi >>>> > >>>> >ziyaret edip >>>> > >>>> >Bill Gatesin nasıl >>>> > >>>> >olduğuna bakmaya karar vermiş. >>>> > >>>> >Gitmiş >>>> > >>>> >Bill'in yanına, Bill bir duvara >>>> > >>>> >zincirlenmiş, alevler >>>> > >>>> >içinde karanlık bir mağarada >>>> > >>>> >ve zebaniler işkence ediyor. - >>>> > >>>> >Nasılsın Bill? >>>> > >>>> >- Korkunç! Burası >>>> > >>>> >iki >>>> > >>>> >hafta önce geldiğim cehennem değil! Kızların >>>> > >>>> >oynaştığı o güneşli kumsala ne >>>> > >>>> >oldu? >>>> > >>>> >- Tanrı cevap vermiş: >>>> > >>>> >O ekran koruyucusuydu... .................................... Kör Pilotlar Yolcular, uçağın yanında otobüsten inmişler.. bavulları uçağa yükleniyormuş. Uçak şirketinin minibüsü yanlarında durmuş. İçinden kaptan pilotla, yardımcı pilot inmişler... Yolcular fena halde şaşırmışlar.. Kaptan pilotun elinde bir beyaz baston. Kolunda üç noktalı bant.. Yardımcı pilotun elinde bir köpek tasması.. Tasmanın ucunda bir köpek.. Sağa sola çarparak öylece ilerliyorlar uçağa.. Günlerden 1 Nisan değil ama, "Şaka herhalde" demiş yolcular, doluşmuşlar uçağa.. Uçak pistte hızla ilerlemeye başlamış. Yolcuların gözleri camda. Uçak hızlanmış.. Yolcular endişelenmeye başlamışlar.. Ucak daha hızlanmış. Pistin sonu hızla yaklaşmaya başlamış..Uçak iyice hızlanmış.. Bazı yolcular paniklemiş, dua etmeye başlamışlar. Uçak son hıza ulaşmış. Bu arada pistin sonuna da ulaşılmış. 100 metre sonra betonun bitip çimlerin başladığını gören yolcular dehşet içinde çığlığı basmışlar.. Tam o anda da kaptan pilot levyeyi sonuna kadar geri çekmiş... Uçak tam pist biterken tekerleklerini yerden kesmiş,havalanmış. Kaptan pilot arkasına yaslanmış derin bir nefes almış ve yardımcı pilota dönmüş: -Biliyor musun? Bir gün çığlık atmakta gecikecekler ve hep birlikte geberip gideceğiz!..." >> > http://endless.forumup.org/images/smiles/icon_biggrin.gif http://endless.forumup.org/images/smiles/icon_biggrin.gif http://endless.forumup.org/images/smiles/icon_biggrin.gif http://endless.forumup.org/images/smiles/icon_biggrin.gif http://endless.forumup.org/images/smiles/icon_biggrin.gif ............................ >>>>> 85 yasindan da bir adam dogumhanenin kapisinda beklemektedir.. >>>>>> Dogumhaneden çikan doktor söyle bir bakindiktan sonra yasli adama sorar: >>>>>D- "içerde dogum yapan bayan yakininiz mi?" >>>>>A- "Evet, esim." >>>>>D- "Ama bayan 25 yaslarinda..." >>>>>A- "Tamam iste, esim o. Niye sasirdiniz, <<<<< baba olamaz miyim yani?" >>>>>D- "Yoo, aklima benim dedem geldi de." >>>>>A- "Nesi varmis dedenizin?" >>>>>D- "Kendisi av meraklisi idi. sürekli ava çikardi. Ancak yaslaninca zorlanmaya basladi. Bir gün ava çikacakken kendisini uyardik, aman yapma dedecim, sen yaslandin, ava gidemezsin diye. Kendisi Israr etti ve hazirlandi. E, tabi yaslilik, çikarken tüfek yerine baston aldi eline.Ben de kendisiyle gittim. Ormanda bayagi yol yürüdükten sonra bir geyik gördük. Dedim ya, dedem yasli. Bastonu omzuna koydu, dogrulttu ve geyige bastonla ates etti. Geyik o anda vurulup yere düstü... " >>>A- "Olur mu, baskasi vurmustur onu." >>> D- "Ben de onu demeye çalisiyorum iste.!!!!!" .............................................. Üç isletmeci ve üç mühendis is icabi trenle bir seyahate çikacaklardir. Tren garinda üç isletmeci üç bilet aldigi halde, mühendisler yalnizca bir tane alirlar. Isletmeciler bunun sebebini sorduklarindaysa, "bekleyin ve görün" derler. Trene binerler, bir süre sonra üç mühendis kalkip beraberce tuvalete gider.Kondüktör gelir, üç isletmeciden üç bileti aldiktan sonra tuvaletin kapisini çalar,"biletiniz lütfen" der. Mühendislerden biri eliyle bileti disari uzatir.Isletmeciler de bunu görürler. Artik taktigi kapmislardir. Dönüs zamani gelmistir, yine gar dalardir. Isletmeciler gidip bir bilet alirlar. Bakarlar mühendisler bu sefer hiç bilet almiyor, saskinlikla yine sebebini sorarlar, "bekleyin ve görün" der yine mühendisler. Yolculuk baslar. Isletmeciler beraberce kalkip tuvalete giderler, ardindan da mühendisler de karsisindaki tuvalete. Kondüktörün gelmesine yakin, mühendislerden biri disari çikar, karsidaki tuvaletin kapisini tiklatip "biletiniz lütfen" der. Açilan kapidan bir el bileti uzatir.Bileti alan mühendis diger tuvalete geri girer. |
HERİFİN ADI Hitler Almanya'da Başbakan olduğun da, yıl 1933'ü gösteriyordu. Kısa bir sü re sonra, öyle "iyi günler" falan gibi se lamları kaldırıp, Alman selamı işte bu dur deyip, "Heil Hitler (yaşasın Hitler)" diye bağırtmaya başladılar Almanları. Metazori. Başka selamlar vatan hainliği sayıldı. Ünlü komedyen Karl Valentin akşam vakti her zaman uğradığı meyhanesinde yedi—içti.. Borcunu ödedi. Kalktı, gidecek. Herkes me rak içindeydi, nasıl veda edecek diye. Valentin kapıya yaklaşıp herkese doğru dönerek elini kaldırdı ve bağır dı: "Heil..." Sonrası yok. Herkes bakıyor ve düşünüyor. Bir daha bağırdı: "Heil..." yine o kadar.. Düşünüyor. So nunda dayanamadı ve dedi ki: — Yahu, herifin ismini unuttum! |
Toprak Numunesi Temel çok karli bir is olarak düsündügü için tavukçuluk yapmaya karar vermisti. Ilk olarak elli tane civciv alip ayaklarindan topraga gömdü. Güzelce gübreleyip suladi fakat iki gün sonra civcivlerin hepsinin öldügünü gördü. Yaptigi yanlisin farkina varan Temel elli civciv daha alip bu seferde kuyruklarindan topraga gömdü. Ayni sekilde gübreledi, suladi fakat nafile bu civcivlerde öldü. Ne yapacagini sasiran Temel, Ankara da tavukçuluk egitimi gören, amcaoglu Idris e durumu yazip yardim istedi. Birkaç gün sonra Idris in cevabi geldi : - Sevgili amcaoglum Temel, yazdiklarini okuyup, anladim. Fakat dogru bir teshis koyabilmem için bana bir miktar toprak numunesi gönderirsen sevinirim... |
İçinde sadece kadınların kaldığı bir kiliseye bir bahçıvan alınacakmış. Rahibelerine güvenemeyen başrahibe epey yaşlı birini alır ve böylece onların günah işlemelerini engellediğini düşünür. Ama bir hafta sonra rahibelerin çok mutlu olduğunu ve o gelince konuşmalarını kestiklerini fark eder. Hepsini odasına çağırıp ne günah işledilerse söylemeleri için sıkıştırır. Epey ısrardan sonra ilk rahibe konuşur: -Odasına girdim. -ee? -Uyuyordu. -eee? -Fermuarını açıp çıktım. -Hangi elinle yaptıysan çabuk o elini günah çıkarma suyunda yıka. İkinci rahibe konuşur. -Odasına girdim uyuyordu dışarı sarkmıştı şeyi içine sokup fermuarını kapattım. -Her iki elinide çabuk şu kutsal suda yıka. Tam üçüncü rahibe günahını söylemekteyken içeri apar topar dördüncü rahibe gelir. -Hiç kimse bu kadının kıçını yıkadığı suyla ağzımı çalkalamamı isteyemez. |
CİNSİNE GÖRE Belediye otobüslerinin ne kadar kalabalık olduğu malûm. İşte böy le bir otobüste yolculuk eden Temel'in aya ğına iri yarı bir adam basar... Nasırı acıyan Temel, adamın yanına yaklaşır ve sorar: — Ula uşak, sen nerelisun? Adam, Temel'e bakar, nereli olduğunu söyler ve ar dından sorar: * Niye sordun? * Hiç, bu cins ayular hangi memlekette yetişur diye merak ettum daa... der Temel. |
Seni Seviyorum dendiğinde söylenen en aptalca sözler "Seni Seviyorum" : Teoride mi? Pratikte mi? "Seni Seviyorum" : Havalardandır, Banada Oluyor Bazen. "Seni Seviyorum" : Neden? Bende Benim Bilmediğim Birşeyler mi Gördün? "Seni Seviyorum" : Çok Hoş... Peki Başka Ne Gibi Hünerlerin Var? "Seni Seviyorum" : Üzülme, Zamanla Geçer. "Seni Seviyorum" : Hadi ya Çok ilginç. ee Sonra... "Seni Seviyorum" : Yeni Parola Bu mu, Ben Ne Diycem Peki? "Seni Seviyorum" : Güzel... Peki Başka Çeşidin Veya Şuben Var mı? "Seni Seviyorum" : Allah Razı Olsun. "Seni Seviyorum" : Olur, Sarayım mı Burda mı Seveceksin? "Seni Seviyorum" : iyide Bunun Sosyal Güvencesi, Sigortası Falan Var mı? "Seni Seviyorum" : Net mi? Brüt mü? "Seni Seviyorum" : Ömrünü, Enerjini Daha Faydalı işler için Harcasana Canım. "Seni Seviyorum" : Elinden Başka Bir Halt Gelmez ki Zaten Eski sevgilinin SMS mesajlarına alternatif cevaplar! - gerçekten unuttun mu? - sen de kimsin? - seni hala seviyorum! - performansına her zaman saygı duymuşumdur zaten - seni hala özlüyorum... - tütün bas geçer - nasıl gidiyor hayat? - senden sonra bayağı bi güzelleşti, sağol - "mesaj attığınız kişinin ilgi alanı dışındasınız, lütfen daha sonra tekrar denemeyiniz... naş naşınız..." - birbirimizin kalbini kırdık, yeniden bir araya gelip o kırık kalpleri onaralım! - benimkinin kaskosu vardı - biliyorum hala sevip arzuluyorsun beni, sadece farkında değilsin. Ya da farkında olmak istemiyorsun. - allah belanı versin - seni unutamadım! - sevgilinden ayrıldın da mesaj atacak birini mi arıyorsun? - salaksın sen! - evet, o cevabı yazdığım için salağım, bırak bir cevap yazmayı, okumadan silmem gerekirdi... - bu akşam bana gelsene, yemek yaparım, sonra birşeyler içeriz... - yok. Porno izleyeceğim - sen varsın ve hep olacaksın! - yazık, bir malsın ve hep öyle kalacaksın... - dün gece rüyamda seni gördüm... erol bize ne oldu böyle? - bir dahakine iyi örtün de uyu... - gece rüyamda gördüm seni, çok korktum, başına bir şey gelmedi di'mi? - başıma gelen en kötü şey sendin! - dün seni rüyamda gördüm, bir mesaj atayım dedim... - ancak rüyanda görürsün zaten, öptüm! - dün gece seni rüyamda gördüm... - görebileceğin tek yerde görmüşşün zaten - barutcan dön artık, tükendim tükendim tükenmeleri oynuyorum. Bittim. - sayın abonemiz kafasını ......iniz kullanıcı son 7 aydır kapsama alanınız dışında bulunmaktadır. Hırtcell olarak şu üç günlük dünyada, daha nice potansiyel eski sevgililer olduğunu hatırlatır, en yakın zamanda engin denizlere açılmanızı temenni ederiz. Hayırlı günlaaaaarrr - hayatım, pişmanım, geri dönmek istiyorum! - tek yön güzelim burası hadi naş naş!... - senin gibisini bir daha bulamadım - bunun beni ilgilendiren kısmı nedir? - bu akşam işin var mı? - mesaj attığınız kişiye şu an ulaşılamıyor. lütfen daha sonra tekrar denemeyiniz! - buldun mu bari bir kazma? - senden daha kazmasını bulamadım kusura bakma... TEMEL'DEN ESİNTİLER!!! Temel yere bir daire çizip bu dairenin içinde horon tepmeye başlamış. Niçin? Kendi çapında eğlenmek için. _____ Temel sigarasını bir metre uzunluğundaki ağızlığa takıp içiyormuş. Niçin? Doktoru sigaradan uzak durmasını söylediği için. _____ Temel her gece yatmadan önce ayaklarına böcek ilacı sıkıyormuş. Niçin? Ayaklarında karıncalanma olduğu için. _____ Temel hamile karısının çok su içmesine izin vermiyormuş. Niçin? Bebek yüzme bilmiyordur diye... _____ Temel, her yemekten sonra cebine bir kaşık koyuyormuş. Niçin? Doktoru yemeklerden sonra bir kaşık almasını söylediği için...... ____ _ Temel hasmına tehtid mektupları yazarken eldiven giymiş. Neden? El yazısı tanınmasın diye. _____ Temel, Dolmakalemiyle mektup yazarken birden çok hızlı yazmaya başlamış Neden? Dolma kalemin mürekkebi bitmek üzereymiş.)))))) _____ Temel doktorunun muayenehanesine kocaman bir fıçı ile gitmiş. Niçin? Doktoru altı ay sonra idrarınla birlikte gel demiş... _____ Temel, saçını ıslatmadan şampuanlıyormuş. Niçin? Şampuanın etiketinde "kuru saçlar içindir" diye yazdığı için. _____ Temel,yeni aldığı ayakkabısını bir hafta giymemiş Neden? Satıcı bir hafta kadar ayağınızı sıkabilir dediği için. |
ATINI ALSIN Temel komşusunun atını almış, uzak bir Karadeniz köyüne gitmiş. Atı uygun bir yere bağlayarak düğün evine çıkmış. Kendisi gibi uzaktan gelen diğer davetli ler de atlarım Temel'in atının yanına bağlamışlar. Ak şam üzeri düğün dağıldığında, Temel atım alıp geri dö necek amma acaba hangi at kendisinin, bir türlü karar verememektedir. Bu arada diğer atların sahipleri de orda toplanıp dönüş hazırlıkları içindedirler. Temel'in işi acele olduğu için bir an evvel gidecek, fakat atını ta- nıyamıyor. Bir an düşünür ve tabancasını çeker: — Uyy uşaklar ha puriye pakın, herkes atinu alsun, pen penum atimu vuracağum daa... Bunun üzerine oradakiler hemen atlarına binerek uzaklaşırlar. Temel'e de kendi atı kalır ve bir yanlışlık yapmaktan kurtarır kendini. |
Firariler Kore de Türk Tugayindan iki Anadolu lu asker biraz gezmek için firar ederler. Sehirde bir asagi bir yukari dolasirken, inzibat subayi bunlari yakalar ve sorar : - Hani sizin izin kagitlariniz? Erler subayi atlatiriz umuduyla : - Biz Amerikaliyiz, diye cevap verirler. Subay durumu anlar, ama hiç bozuntuya vermez : - Amerikanin neresindensiniz? diye sorunca : - Içindenik kumandanim!...diye yanit verirler... Içki Öldürür Albay askerlerin içki içmelerine engel olmak için kantinin duvarina bir yazi asar. Yazida : - Içki öldürür, yazmaktadir... Ertesi gün oradan geçen albay ne görsün? Biri yazinin altina sunlari ilave etmemis mi : - Askerler ölmez!.. Tokat Bir albay, bir er, bir yasli kadin ve bir de genc kiz trende ayni kompartmanda yolculuk etmektedir. Tren bir tunele girip kompartman karardigi zaman, MUCCK bir öpücük sesi ve ardindan SIIRRRRAAAK ! diye bir tokat sesi duyulur. Tünelden ciktiktan sonra yasli kadin : - Aferin genc kiza, nasil yapistirdi tokadi, diye düsünmekte ve kafasini sallamaktadir.Genc kiz da : - Zevksiz herif bu morukta ne buldu ki , bi de öpmeye kalkti ama kadin da iyi yapistirdi, diye dusunmektedir. - Albay ise : - Ulan bizim esoglusu er, kizi öptü. Tokadi biz yedik, diye yanarken er de icinden söyle düsünmektedir : - Hehe. Aferin lan bana. Elimi öpüp nasil yapistirdim tokadi albaya... General Motors Iki erden birisi, geçen kamyona selam durunca öbürü sordu : - Neden selem verdin? -Görmedin mi? Kamyonun üzerinde General Motors yaziyordu... |
Hoca aksamleyin eve dogru yururken, baklava seven bir koyluyle karsilasir. -Hoca, kisa bir sure once bir adam buyuk bir tepsi baklava goturuyordu... -Beni ilgilendirmez! -Fakat adam tepsiyi sizin eve goturuyordu. -O zaman seni ilgilendirmez! |
YARIŞ ATI Kocasının ceplerini karış tırırken bir kağıt parçası buldu kadın. Üzerinde "Leyla" yazıyordu, bir de telefon numarası vardı. Akşam, kağıdı göstererek sordu Kadın kocasına: — Bu kimin numarası? — Aaa, bilmiyor musun, ünlü yarış atı bu. Bu hafta ona oynadım. On gün sonra koca işten eve dönünce, karısı: — O ünlü yarış atı Leyla var ya, dedi. İşte o aradı se ni bugün. |
DOKTOR İTİRAFLARI kralsalih; Cinsiyet: Erkek; Yaş: 31; Ülke: Almanya Askerdeyken sağlık kontrolünden geçirilmiştik. İdrar tahlili için hepimize plastik bardaklar verilmişti. Erlerden biri bunun üzerine doktora: "Bunları neresine kadar dolduralım?" diye sormuştu. Doktorun cevabını aynen yazıyorum: "Bize biraz dudak payı bırak da içerken üstümüze dökülmesin." polatefeali; Cinsiyet: Erkek; Yaş: 46; İl: Adana Bir arkadaşımın doktor babası anlatmıştı. Bir klinikte çalışıyormuş ve hiç abartısız her gün yaşlı bir çift muayene olmak için geliyormuş. Tabi kovmak olmaz, her gün muayene ediyor, ilaçları bittikçe yeni reçeteler yazıyorlarmış. Bir gün yaşlı teyze yalnız gelimiş. Klinikteki herkes şaşırmış. Merakla sormuşlar. Teyzenin cevabı: "Amcanız bugün biraz hasta, o yüzden gelemedi ayıklapirincintaşını; Cinsiyet: Erkek; Yaş: 32; İl: Ankara Muayeneye gelen hastalar beni potansiyel damat olarak mı görürler bilinmez ancak kontrole daima süslenmiş, püslenmiş, bayram çocuğu kılıklı bir hanımla gelirler. Önceki gün yaşlı bir teyze kontrole torunuyla birlikte geldi. Torun yeni gelin gibi göz süzdü, bilindik tavırlar... Bu durumu diğerlerinden ayırıp beni dumur eden kısım şöyle gelişti: Torun masadan bir kağıt aldı, üzerine adını ve telefonunu yazıp bana uzattı, "Acil bir şey olursa ararsınız" dedi! Nasıl yani? Acil bir şey olursa siz beni arayacaksınız! Benim sizi aramam için nasıl bir aciliyet olabilir? Doktor bir arkadaşım anlatmıştı;Bir adam on yaşlarındaki çocuğunu nefes darlığı çektiği için muayeneye getirmiş. Tetkiklerden sonra nefes borusuna baskı yapan bir tümör tespit edilmiş. Heyet halinde çocuğun babasına durumu anlatmışlar. Adam sonuna kadar sakin sakin dinlemiş. Bizimkiler de meseleyi anlatabildikleri için sevinmişler. Adam birden, "Yani şimdi pekmezi kaynatıp içirsek açılmaz mı?" diye sormuş parisşiirgibi; Cinsiyet: Erkek; Yaş: 29; İl:Ankara 01.05.2006 O doktor gömleğiyle kendime güvenim o kadar artıyor ki, herkes bana bakıyor sanıyorum. Çıkardığım anda omzum düşüyor, güvenli bakışlarım sönüyor. Bir yasa çıksa da her yerde gömlekle gezsem. naproksen sodyum; Cinsiyet: Kadın; Yaş: 24; İl:Antalya 25.03.2006 Tıp öğrencisiyim. Doktor olmak istemiyordum. Kıytırık bir bölüm seçip yata geze okumak istiyordum. İşin kötü tarafı, artık hastalara bakıyorum. Bugün üroloji bölümündeydim. Adamın tekinin yumurtalıklarını incelemem gerekiyordu. Adamın soyunmasıyla tuvalete gitmem bir oldu. O neydi öyle ya! İğrenç! Haliyle hocam beni eve gönderdi. Sanırım ben bu işi yapamayacağım. drklm; Cinsiyet: Erkek; Yaş: 23; İl:İstanbul 14.03.2006 Tıp fakültesinde öğrenciyim. Tıp öğrencileri olarak hastalara uygulanan tıbbi prosedürleri izliyoruz. Özellikle hastaya acı veren işlemlerde birçok arkadaşım hastanın çok acı çektiğini düşünüp kendilerini kötü hissederken ben sadece yapılan işleme odaklanıyor ve hastalar için zerre kadar üzüntü hissetmiyorum. Galiba berbat bir doktor olacağım. papadoc; Cinsiyet: Erkek; Yaş: 40; İl:İstanbul 21.01.2006 Özel bir hastanede uzman doktor olarak çalışıyorum. Muhasebe elemanları beni cimri ve küçük hesaplar peşinde koşan biri olarak görmesinler diye küçük tutarlı vergi iade fişlerini yazmadım. İtibar önemli. Aslında her fişi yazmak isterdim. Boşa gittiler diye üzülüyorum. diagonalpas; Cinsiyet: Erkek; Yaş: 34; İl:İstanbul 14.01.2006 Yoğun bir muayene gününde hastanın biri, "Doktor bey sanırım kuş gribi oldum" dedi. "Yanlış yere gelmişsiniz, dahiliyeye gidin lütfen" dediğimde, "Yok yok doktor bey, ben doğru geldim, kuş gribi derken şey işte, benim kuş, minik kuş yani, şey, artık yapamıyorum da..." gibi şeyler söyledi. Pes yani! gsimera; Cinsiyet: Kadın; Yaş: 34; İl:İstanbul 26.10.2005 Dört yıl SSK doktorluğunda duyduklarınızı başka hiçbir yerde duyamazsınız. "Ne yedi?" sorusunun cevabı, "Her zamankinden"dir. "İlaçlar bitti mi?" dediğinizde, "Ağır gelir diye kestik" derler. Her gün "Allah belanızı versin" diye dua ederler. "Paranızı biz veriyoruz" diye küfür ederler. Kimse bilmez ki gecede 450 hasta bakılır. Yirmi dört saat hiç uyumaz o doktor. çingene75; Cinsiyet: Kadın; Yaş: 30; İl:Samsun 11.10.2005 Bir doktor gözüyle yurdumdan insan manzaraları. Tüm hastalar acildir, üç yıldır dizi ağrıyanlar dahil! Acil olmayanların mutlaka yetişmeleri gereken otobüs, evde kalmış bebek gibi mazeretleri vardır. Hemen hemen tümünün ayaktan girip kafadan çıkan, tıp fakültesinde bize anlatılmamış tarzda ağrıları vardır. Çoğu, "Bak beni eyi muyane et ha!" der. Genellikle siz reçeteyi kapatınca birden asıl rahatsızlıklarını hatırlarlar. cimridoktor; Cinsiyet: Erkek; Yaş: 40; İl:Ankara 26.09.2005 Bir doktor olarak en çok zoruma giden şey başka bir doktora vizite ücreti ödemektir. En çok hoşuma giden şey başka bir doktorun bana vizite ücreti ödemesidir. En çok sinirlendiğim şey ise hastaların bir kez vizite ücreti ödedikten sonra onlarca kez ücretsiz kontrol muayenesi istemesidir. daima_sadık; Cinsiyet: Erkek; Yaş: 28; İl:İzmir 25.08.2005 Doktorum. Tüm gün çalıştıktan sonra eve geldiğimde iki veya üç hasta komşu ile karşılaşıyorum. Genelde bu durumu sakin karşılayıp yadırgamıyorum. Çünkü bizde "Bedava mezar bulsa yatar" psikolojisi var. Ortamda bi doktor varken mutlaka bi hastalık bulunur, bulunmasa da uydurulur ve check up'tan geçilir. Ama geçen gün gelen komşumuzun, karın ağrısını araştırmak üzere gaita (kaka) analizi yaptırması gerektiğini söylediğimde, "Ben senin tuvaletine yapayım, sen ordan alıp hastanede tahlil yaptırırsın" demesi üzerine artık sakin karşılamamam gerektiğini anladım. Ama bu kadar da olmaz ki! evrimleşendoktor; Cinsiyet: Kadın; Yaş: 28; İl:İstanbul 07.07.2005 Uzman doktor olduktan sonra iki ay kadar işsiz kaldım. Evde oturup birkaç özel işimi halledeyim derken başıma neler geldi biliyor musunuz? Kocamın beni aldattığını, babamın annemden başka 4 kadınla beraber olduğunu, kız kardeşimin bakire olmadığını, kocamın sigara içtiğini, arabamı gece çizenin kocamın kız kardeşi olduğunu öğrendim! Ev hanımı olunca gözlerim açıldı yani! |
süper fıkralar :) teşekkürler |
Türk ile Amerikalının repliklerindeki farklar amerikan: hey dostum burda bir problem mi var ? Türk: noluyo lan burda ? amerikan: nasil gidiyor mike Türk: napiyon lan osman amerikan: korkarım seni öldüreceğim Türk: salavat getir lan amerikan: oov dostum hic cool olmamissin Türk: bu ne lan gö…üme benzemişsin amerikan: hey steve , neden kendine bir icki koymuyosun Türk: la suleyman , kap iki bira gel bakim hemen a…koyim amerikan: lanet olsun sana christine Türk: Allah belanı versin nurcan amerikan: tanrı aşkına brad kes sesini artik. Türk: Allahım sabır ver, sus lan yeter amerikan: aman tanrım simdi napicaz Türk: ha *****r sı…tık amerikan: bir saniye bakar mısınız. Türk: baksana lan godoş!! amerikan: ne derler bilirsin jack ,hayat beklenmedik sürprizlerle doludur Türk: valla oğlum bi söz var hani , kaderde varsa düzül..ek neye yarar üzülmek amerikan 1 : dante nin bu kitabini okudun mu micheal amerikan 2 : aaa evet , gercekten edebi degeri olan bir calisma Türk 1 : abi da vinci sifresini okudum super Türk 2 :lan birak a… koyim! iyice entel dantel oldun başımıza ib..e amerikan: hey jery gel pizza ye dostum. Türk: cezmi olum gel lan buraya mis gibi menemen yaptik amerikan: FBI.. bir kaç soru sorabilirmiyim Türk: polisim ben nerdeydin lan dun eşoleşşek amerikan: (ses cikarmadan el i$aretiyle) sen oraya sen buraya sessiz olun Türk: dalıyoruz layn biiiirrrrrrrrr ikiiiiiiiiiiiii üçççççççççççç haydaaaaaaaaa !!! |
Hastane :)) Yaslica, ancak kadinlarin yaslanabilecegi kadar yasli bir hanima bir türlü teshis konulamiyor.Kadincagiz yirmi sekiz gündür hastahanede yatmakta ve hiç bir sonuç yok. Belki dikkatinizi çekmistir, üniversite hastahanelerinde garip bir hiyerarsi vardir. Ord. Prof. basta, arkasinda Doç'lar, sonrasinda basasistanlar ve bir iki parlak ögrenci üçgen düzende "Vizitlere" uçarak giderler. Yine böyle bir gün ve tüm kadro hastanin basinda. Ord. Prof sorar: - Radyolojik tetkikler ? Hemen filmler isikli panoya yerlestirilir. Sert ve kararli bir ses: - EKG ? Derhal "Trase" hocanin önüne serilir, - Eforlusu ? O da hemen açilir hocanin önüne. - Laboratuvar tetkikleri? Her sey önceden hazirlanmistir. - Elektroansefalografi ? - Buyrun hocam. - Emar ? Disarida çektirilmis(!) emar da konulur büyük patronun önüne. - Sintigrafi? Anjiyo?... derken büyük sef sorar : - Scan oldu mu ? Kadindan gelen ciliz bir ses : - Bi onu yapmadilar ! |
AKIL Temel birgün Dursun'a balık kılçığı yemenin insanın kafasını çalıştırdığını söylemiş. Bu habere sevinen Dursun yanına Temel'i de alarak hemen bir balık lokantasına gitmiş. Az sonra gelen balıkların etini Te mel, kılçıklarını Dursun yemiş. BöylecĞ üç porsiyon balık tü ketildikten sonra Dursun hesa bı ödemiş ve dışarıya çıkmışlar. Yolda bir ara Dursun: * Baa bak Temel. Sen galiba kazuklayisen beni..? Temel gülerek cevap vermiş. * Bak, gördün mü? Kafan çalışmaya başladı bi- le..? |
Hayat Hikayedir Şevket bey, 50 yaşlarında emekli bir kalp cerrahıydı.Aslında emekli olacak kadar yaşlı değildi ama malülen emekli olmuştu. İşinin stresi nedeniyle çok yemek yiyordu ve bir süre sonra mesleğini icra edemeyecek kadar şişmanlamıştı... Parmakları o kadar şişmanlamıştı ki değil amaliyat yapmak burnunu bile karıştıramıyordu. Meslek hayatı boyunca bir çok başarılı kalp ameliyatı yapmıştı. Bugüne kadar 28 açık , 19 kapalı, 22 yarı açık yarı kapalı, 35 E tipi kalp ameliyatına girmişti.Doktor olmuştu , ama mutlu olamamıştı. Mutsuzdu.Çünkü tıbbiyedeyken tanıştığı bir hemşireye aşık olmuştu ve evlenip çoluk çocuğa karışmayı düşünüyorlardı. Fakat kahrolası bir kan davası idealist iki gencin hayatını karartmıştı. Ah gözü kör olsundu kan davasının. Bir gün hemşire Ayşe kanamalı bir hasta için çok zor bulunan bir şişe kanı hastaya götürürken kan şişesi yere düşmüş ve şişe şangırt diye kırılmıştı. Şevket bey de kanı yere düşüren hemşiye Ayşe’ye oracıkta amele sümüğü gibi bir tokat çakmıştı. Hemşire Ayşe , ağlamıştı, kırılmıştı, yıkılmıştı. Aralarına giren bu kan davasından sonra hiç görüşmediler doktor Şevket ve Ayşe. Aradan yıllar geçmişti. Şevket bey yukarıda saydığımız nedenlerden dolayı mesleğini icra edemez olmuştu, ardından da icracılar evini icra eder olmuştu. Parasızlık adeta belini bükmüştü. Baba yadigarı evinden ayrılıp kiralık bir ev buldu. Ev bodrum katındaydı ve eve güneş girmiyordu. Koskoca doktor artık güneş girmeyen bir bodrum katındaydı. Evet “güneş girmeyen eve doktor girer” sözü ne kadar da doğruydu.... Yaşlı adam yine sabahın erken bir saatinde, çalar saatin sessizliği yırtan sesi ile uyanmıştı.Yarı uyanık yarı uyanmayık bir vaziyette çalan saati susturmak için elini saate uzattı. Ancak saatler dün akşamdan itibaren ileri alındığı için saat her zamanki yerinde değil biraz daha ilerdeydi. Susturamadı saati. Sinirlendi ve eline geçirdiği bir terliği saate geçirdi. Artık saati sonsuza kadar susturmuştu... İşte bu ahval ve şerait içinde o sabah güneşin ilk ışıkları kuzey yarımküre ile olan randevusuna tam vaktinde gelmişti.Yeni bir günde yine bir güneş doğuyordu. “Ulan her gün güneş doğuyor. Bu kadar güneş nereye gidiyor, ne oluyor bu güneşlere?” diye düşündü. Oysa kutuplarda nüfus planlaması nedeniyle güneş altı ayda bir doğuyordu... Karmakarışık duygular içinde yatağından kalkıp sabah sporuna başladı. Bütün zorluklara rağmen sabah sporunu ihmal etmiyordu.Sabahları spor olarak özellikle , eskrim, bedbulton, traking (!) ve jokking (!) sporunu tercih ediyordu... Sabah sporundan kahvaltısını yapmadan kendini varoşların puslu sokaklarına attı.. Amaçsızca yürürken her Allah’ın günü baktığı sokak lambalarına bir kez daha baktı ve “ kötü yola düşen kadınlara sokak kadını diyorlar tamam da lambaların ne günahı vardı onlara neden sokak lambası diyorlar “ diye düşündü kendi kendine... Kendine göre haksızda sayılmazdı. “Keşke, keşke çocuk olsaydım” diye derin bir iç çekti... Çocukluğu çok zor geçmişti. Babası, annesi ayrıydı; zaten aynı olması imkansızdı.Çünkü bir insanın hem baba hem de anne olması için babanne olması gerekiyordu... Birden aklına erkek kardeşi geldi.Adı Selim’di. Selim kendi halinde halim selim biriydi. İki kardeş talihsizlik konusunda adeta yarışır gibiydi... İçlerinde en talihsiz olanı Selim’di. Çünkü Selim tam üç yaşında doğmuştu. O yıllarda başörtülüleri hastaneye almadıkları için annesi onu üç yıl karnında taşımıştı.Haliyle bu durum annesinin içine oturmuştu... Talihsiz Selim’in şansızlığı bununla da kalmamıştı. Miladi beş yaşındayken SSk hastanesinde doktor hatası yüzünden çiçek aşısı yerine erik aşılamışlardı Selim’e. Hem de can eriği aşılamışlardı.Şevket bey önceleri bunun sorun olacağını düşünmüyordu.Ancak Selim on yaşına gelip erik vermeye başlayınca işler değişmişti. Selim’in bakımı iyi yapılır gübresi de verilirse ürün rekoltesi yılda 15 ila 20 tona kadar çıkabiliyordu. Ama parasızlık yüzünde gübre alamadıkları için erikten de olmuşlardı... Kardeşinin düştüğü duruma çok üzülen Şevket Bey işte o günden sonra doktor olamaya karar vermişti. ODTÜ Üniversitesinin Fizik Mühendisliği bölümünü bitirdiği halde eğitim sisteminin kurbanı olan ve yıllarca işsiz güçsüz gezen Selim sonunda iş güç sahibi olmuştu ancak işini güç bulmuştu... Bütün iş igücü eğik düzlemdeki makaraların sürtünmeye karşı yaptığı işin gücünü belirlemekti... Evet garip bir işti... Şevket Bey ile kardeşi Selim görüşmeyeli yıllar olmuştu ve kardeşini merak ediyordu... Kimbilir şimdi kiminle, nerede, ne yapıyordu, haftanın şık ve rüküşleri kimlerdi? Abi yüreği işte; kardeşi Selim büyümüş, aklı selim olmuştu ama yine de aklı Selim’de kalmıştı. Geçmişe yaptığı kısa yolculuk onu nostaljinin foseptik anaforlarında derin bir fenomene sokmuştu... Hava soğuktu ve yağmur çiseliyordu... Çok düşünceliydi düşüncelerine gem vuramıyordu... Dalgın dalgın yürürken bir ara kafasını kaldırdı... Kafasını kaldırdığı an gördüğü şey karşısında gözlerine inanamadı. “hayır olamaz, Serap görüyorum herhalde “ dedi. Ama hayır gördüğü Serap değil, Ayşe idi. Tıbbiyedeyken kan davası yüzünden tokatladığı hemşire Ayşe... Aradan yıllar geçmiş olsa da onu tanımakta zorlanmadı. Donup kalan Şevket Bey hemşire Ayşe’ye yaşlı gözlerle baktı. Evet Şevket Bey’in gözleri yaşlıydı. 50 yaşındaki Şevket Bey’in gözleri tam 105 yaşındaydı. 20 yaşındayken gözlerin kaybetmiş ve 85 yaşında olan annesinin gözlerini göz nakliyle kendisine nakletmişlerdi.Artık annesini gözüyle bakıyordu hayata ve kelimenin tam anlamıyla anasının gözü olmuştu artık. Hiç ummadıkları bir anda, yüz yüze gelen iki eski dost , kısa bir süre özlemle bakıştıktan sonra hemşire, Ayşe gözden kaybodu. Şevket Bey hızla uzaklaşıp giden Ayşe’nin arkasından uzun uzun baktı. Baktı, baktı, baktı... Baktı olacak gibi değil bakmayı bıraktı.Ve bakmadı, bakmadı, bakmadı... Yıllar önce kaybettiği hemşire Ayşe’sini bulduğu anda kaybeden Şevket Bey şaşkındı.”Yoksa gördüğüm rüyamıydı” diye düşünceler içinde şuursuzca yürümeye başladı. O , bunları düşünürken bir kaç blok ötede freni patlayan bir kamyon büyük bir gürültüyle otobüs durağında bekleyen vatandaşların içine daldı. Az sonra içlerinde bir kadın acılar içinde kıvranmaya başladı. Allah’dan kamyon tek bir kişiye çarpmıştı. Herkes panik içindeydi. Kadınların ciyak ciyak ciyaklamaları ortalığı inletiyordu. Ambulans geç gelir ve kadın ölür diye ambulansa haber verilmemişti. Çünkü bu ülkede ambulansa haber verilince yaralılar kesin ölüyordu... Ve n’olur n’olmaz diye ambulansa haber verilmemişti. Ortalık ana baba gününe dönmüştü.Orta yaşlı bir kadın “yarasına yoğurt sürün, yoğurt iyi gelir “ dedi. Bir başkasıysa “manyak mısınız, yoğurt olmaz sarımsaklı yoğurt sürün “diye karşı çıktı. Her kafadan bir ses çıkıyordu. “Ulan koyun gibi ne bakıyorsunuz. Kadın iç kanama geçiriyor “ diye bağırdı kalabalıktan bir ses. Evet zavallı kadı belli ki iç kanama geçiriyordu.Çok geçmeden olay mahalline gelen Şevket Bey, her zaman yanında taşıdığı sargı bezini çıkardı ve iç kanamayı durdursun diye kadının boğazından aşağıya ittti. Fakat bez kadının boğazına takılmıştı. “Aman Allah’ım ben ne yaptım “diye haykırdı.”Koşun koşun kadın boğuluyor , can simidi getirin “diye feryat etti. Evet kafayı yemişti Şevket Bey. Kadın denizde değil, boğazındaki sargı bezinden dolayı boğuluyordu, can simidi ne işe yarayacaktı ki? Saçmalıyordu... Kadının yüzü tanınmayacak şekilde yara bere içindeydi. Daha sonra toparlanıp yerde yatan kadını çevirip sırt üstü yatırdı. İşte o anda hiç beklenmedik bir şey oldu ... “Aman Allah’ım” diye feryadı bastı yerde kanlar içinde yatan hemşire Ayşe’ den başkası değildi. Hemen kadının nabzını tuttu. Nabzı atıyordu. “Ameliyat lazım “ dedi.” Hem de açık kalp ameliyatı”. Hava açıktı ve açık kalp ameliyatı için hava da zemin de müsaitti. Ama yıllardır ameliyat yapmıyordu... Kanlar içinde hemşire Ayşe şaşkın bakışlar arasında gözlerini açıp kısık, titrek ve acıklı bir sesle “Şevket, Şevket “ dedi ve ekledi “Şurdaki kameraya el salla çünkü bu bir kamera şakası” dedi... Evet hemşire Ayşe, hemşireliği bırakıp kamera şakacısı olmuştu... Sakın kamera şakalarına şakalanmayın çünkü insan hayatı şakaya gelmez... not:çalıntıdır |
DOĞRU SÖZE NE DENİR? Hastayı ameliyathaneye götürüyorlarmış. Sedyenin başucunda yürümekte olan operatör bir ara hastanın ku lağına eğilmiş: — Bakın beyfendi, size yalan söyleyecek değilim. Si ze yapacağım bu ameliyatın başarı şansı yok denecek kadar az. Ne olur ne olmaz, size şimdiden soruyorum, son olarak size bir yardımım dokunabilirse, çekinmeden söyleyebilirsiniz, demiş. |
Yanlış Numara :) - aloo - ayşe evde mi? - yok tatlım, daha yağlı bir müşteri geldi ona verdik bugün. başka zaman insallah. - hayati abi yetiş.. kardeşin ..........pu olmuş - aloo - fatmayla görüşecektim - yok güzelim. dunyayı kurtarmaya gitti. son aldigi is supermeni asmis da. - .................... - aloo - kemal evde mi? - yok canim evde. bu ülkede hayat yok dedi, basti uzaya gitti. - .................... - aloo - sermin sen misin? - bilmem ki. bi dakka bekleyin aynaya bakıp geliyim. - hönk... - aloo - suat nerede? - valla en son başbakanla görüşmeye gidiyorum dedi. bi tımarhaneye bak istersen - aloo - sedat yok mu? - sabah bi sarışınla otele girerken görülmüş. daha çıkmamışlar. - ühüüüü. nalçaaaakkk. - aloo - kadir evde mi? - yok kardeş. son gördüğümde dua ediyodu, bir baktık uçmuş. - yaaaaaaaaaaa. |
HESAP İki sarhoş kıyasıya kavga etmiş, birbirlerinin kafasını gözünü yarmışlardı. Polis kavgacı sar hoşları hastahaneye getirdi. Doktor, yaralarını pansuman yapmak için hemşireye seslendi: — Hemşire hanım, alkol getirin çabuk!.. Sarhoş: — Alkol istemem artık... Hesap getirin!., diye bağırdı. Hastanın gözleri faltaşı gibi açılmış: — Evet doktor bey. Lütfen buradan kalkmama ve gi yinmeme yardım eder misiniz? |
> Kadının biri, 46 yaşındayken kalp krizi geçiriyor ve hastaneye > kaldırılıyor. > > > Ameliyat masasındayken,ölüme yakın, birden bir Hayal görüyor. > Azraili görüyor ve soruyor: > > "Benim saatim geldimi?" Azrail cevap veriyor: Hayır, senin daha 43 > sene, 2 > ay vede 8 günün var". > > Narkozdan uyandığında, estetik yaptırmaya karar veriyor. > > Yüzünü gerdirttiriyor,dudaklarını doldurtturuyor vede Göğüslerini > düzelttiriyor. > > Kısacası: "Yeniden doğmuş gibi" Daha uzun bir süre yaşıyacağını bildiği > için > şimdi, o kadar ameliyatın değdiğini düşünüyor. > > Son ameliyattan sonra, hastaneden tamamen yeni bir insan gibi çıkıyor. > Tam karşıdan karşıya geçiyor ki, ambülans çarpıyor. Ölüyor. > > Cenette Azrail'e soruyor: "40 seneden daha fazla yaşıyacağımı > sanıyordum! > > Neden o zaman bana o ambülansın çarpmasını sağlayıp, Beni öldürttün?" > > Azrail cevap veriyor: > Kız, ben seni tanıyamadım.......................:P |
TEŞEKKÜR Adam, hızlı hızlı merdivenleri tırmanıp doktorun yanma geldi. — Teşekkür ederim doktor bey, tedavinizden çok memnun kaldım, dedi. — Ama siz benim hastam de ğilsiniz ki. Adam güldü: — Haklısınız doktor bey. Amcam sizin hastanızdı. Ve şimdi tüm serveti bana kaldı... |
SANAL KADIN ÇAPKININ BELLİ BAŞLI HUSUSİYETLERİ 1- Sanal Kadın Çapkın, aynı anda 150 kişiyle chat yapabilir. 2- Sanal Kadın Çapkın, gerçek dünyadaki Cosmo Kadınının sanal dünyadaki yansımasıdır. Yer yer Duygu Asenasal özellikler arzeder. 3- Sanal Kadın Çapkın, 333 değişik rumuzla ve 333 değişik tiple sanal dünyada antreman yapar. 4- Sanal Kadın Çapkın, bütün rumuzlarında 90-60-90 ölçülerinde ve çok şuhtur. 5- Sanal Kadın Çapkın, chat odasına partnerlerini 50şer 50şer alır ve o geceki sayı 1000e tamamlandığında doyar ve uyumaya odasına gider. O mışıl mışıl uyurken chat yaptığı sanal erkek çapkınlar hala bilgisayarlarının başında, kedinin ciğer beklediği gibi beklemektedirler. 6- Sanal Kadın Çapkın, Pamela Anderson, Ebru Şallı, Demet Şener karışımı muhteşem bir yaratıktır(en azından erkekler onu öyle sanmaktadır). 7- Sanal Kadın Çapkın, yılda 365 kere evlenir 365 kere boşanır. Geçimini nafakalardan sağlar. 8- Sanal Kadın Çapkın, evlenmeye ikna ettiği erkeğe, hiç farkında değilmiş gibi, mail adresini, ev-iş ve cep telefonlarının numaralarını, oturduğu ilin mahalle-cadde ve sokak ismini ve son olarak da daire numarasını verir. 9- Sanal Kadın Çapkının chat yaptığı gecelerde ülke genelinde, salya üretiminde belirgin bir artış olur. 10- Sanal Kadın Çapkın, chat esnasında, kış ortasında bile olsun soyunuktur(en azından erkekler onu öyle sanmaktadır) 11- Sanal Kadın Çapkın, chat esnasında tatlı tatlı ensesini kaşısa bile, ekrandaki partnerini, o anda orgazm olduğuna rahatlıkla ikna eder. Erkek mutlu olur. 12- Sanal Kadın Çapkın 150 saat chat bile yapsa kullandığı kelimeler üçü geçmez: Slm- ooohhh- bye! Aynı süre içinde partneri, bir romana yetecek cümleler sarfetmiştir. 13- Sanal Kadın Çapkının telefon defteri arşivi, yaklaşık olarak Beyazıt Devlet Kütüphanesi hacmindedir. 14- Sanal Kadın Çapkın, gerçek hayatta görücü usulüyle evlenir! |
Evli bir erkegin duası Allahim... karimi her türlü tehlikeden koru gerekirse ben tehlikeye atilayim onu hiç yorma gerekirse ben yorulayim o çalismasin ben çalisayim o hasta olmasin ben olayim Allahim o aldatmasin ben aldatayim benim güzel karim dul kalmasin ben kalayim AMIN... :banana::banana: |
ADALETLİ PAYLAŞIM Güngörmüş, yaşlı ve tecrübeli bir adamdan, iki kar deş arasında, babalarından kalan malı âdilâne şekilde paylaştırmasını istemişlerdi. Yaşlı adam şu formülü tavsiye etti: — Kardeşlerden biri malı mülkü ikiye ayırsın. Öteki kardeşe de seçme hakkı verilsin. Gerçekten de akıllıca bir öneri değil mi? |
20 DAKİKA SONRA Karanlik ve issiz parkta devriye gezen polis memuru bir agacin altinda park etmis olan arabayi görür ve sessizce yaklasir. Ancak bu kez alismis oldugu manzara ile karsilasmaz. Gerçi, çogu zaman oldugu gibi, arabada genç bir kiz ve oglan vardir; ancak polisin düsündügü seyi yapmamaktadirlar. Oglan ayisiginda gazete okumaya çalismakta; kiz ise örgü örmektedir. Düsündüklerinden dolayi utanan polis memuru, muhabbet olsun diye cama vurur ve arabaya girip konusmaya baslar: - "Gençler, ne güzel bir gece, degil mi?. Siz de ne güzel, iki kardes oturuyorsunuz..." - "Evet polis bey...Gerçekten güzel bi gece...Ama biz kardes degiliz ki..." Polis killanir... -"Kardes degil misiniz... Sonra oglana sorar: - "Sen kaç yasindasin bakiyim?..." Oglan cevaplar: - "19..." Polis bu kez kizi isaret eder ve sorar: - "Pekiii.... O kaç yasinda?..." Oglan, sinsice siritarak cevap verir: - "20 dakka sonra 18 yasinda olacak....":D |
Kadının Günlüğü Bugün üç yıl bitti. Onun karşısına gelinlikle çıktığım günkü kadar mutluyum. Tanrım, onu ne kadar seviyorum. Mükemmel bir erkek,cazibeli, yakışıklı, anlayışlı,sevecen, her şey var. Bugün Cumartesi,bıraktım arkadaşlarıyla eğlensin. En sevdiği yemek olan pastırmalı Kurufasulye ile pilav yapıyorum. Pişti, demleniyor.Banyo yaptım, en sevdiği kıyafeti giydim. Yemekten sonra, şöminenin karşısına bir şişe kırmızı şarapla uzanacağız.. Eve geldi sonunda. Beni öpüşü biraz soğuktu, aklı başka yerde sanki. Aman Tanrım, yoksa? Tüm cilvelerime rağmen, bana yanaşmadı. Arkadaşlarıyla ne yaptığını sordum, ağzında birşeyler Geveledi. Yemekte biraz keyfi yerine gelir gibi oldu, ama hala dalgın,hala uzak,hala kabuğuna çekilmiş. Herhalde ÖTEKİNİ düşünüyor.Benden genç mi acaba? İşyerindeki sarışın pazarlama temsilcisi olmasın? Şöminenin karşısında şarabımızı yudumlarken, artık dayanamadım "neyin var?" diye sordum. Gülümsedi, zoraki bir gülümseme, acı dolu, uzaklık dolu.. "Yok birşeyim" diye geçiştirdi. O gürül gürül yanan aşkın bu kadar çabuk biteceğine inanamıyorum, daha dün bana ebediyete kadar benimle olmak istediğini söylüyordu. Bugün aramızda iletişim kopukluğu başladı bile.Belki de kilo alıyorum. Çok mu vır vır yapıyorum? Elini tuttum. Elimi okşadı,ama eller hissiz, parmak uçları soğuk... Stepe başlasam? Çocuk istesem? Yalan, yalan, yalan. Kendimi kandırmaktan başka bir şey değil bunlar. Bitti...Bittti...Bitti. Tanrım, ölmek istiyorum. Kendimi son kez onun kollarına attım. Ağlaya ağlaya uykuya dalmışım. Erkeğin Günlüğü : Öff be, FENERBAHÇE YİNE yenildi,,.ama kurufasulye güzeldi..... |
| Saat: 06:39 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık