![]() |
YALNIZSAN EĞER Hayatın devraldığı sessiz bir özsudur acı birikir yüreğinin kıvrımlarında ve ağar gözlerine ağır ağır Bulutlar yere inmiştir artık ya da gurbettesindir Unutma Bir hayalet gibi kapındadır yalnızlık denilen şey ufkun kararabilir birden için çölleşebilir Kaçışın bile bir adımdır ya da dönüşündür kendine Unutma Her sayfası kederle kararan bir hüzün defterine döner günler ve her sabah ´merhaba hüzün´ "merhaba yalnızlık" diyerek başlarsın hayata Ama hayat bağışlamayacaktır seni Unutma Üstelik günlüğü yoktur hüznün hiçbir zaman da tutulmayacaktır Serüvenlerin yorgun yeniği elleri titreyen yaşlı bir kadındır hüzün ya da hasta bir tanıdıktır ancak hepsi o kadar Unutma Ahmet Telli |
http://www.balcanet.net/resima/jpg/siir10160.jpg http://www.balcanet.net/resima/ivirzivir/siir10160-usol.gifYüreğim ne dediyse onu dinledim ben.http://www.balcanet.net/resima/ivirzivir/siir10160-usag.gif Kimi işaret ettiyse ona yöneldim. Şimdi sen diyor da başka bir şey demiyor. Ansızın bastıran bir yağmura hazırlıksız yakalanır ya insan, işte öyle ıslattı beni aşkın. Seni bekledim ben. Yüreğimdeki heyecanı, gözlerimdeki yeşili, dudaklarımdaki ateşi, ellerimdeki titremeyi, küçük dokunuşları sana sakladım. Ne sen beni bilirdin ne ben seni ama bir yerlerdeydin ve mutlaka gelecektin. Ve bir gün çıktın karşıma. İşte o gün sevdaya dair ne kadar tortu varsa içimde eridi gitti. Çocuk oldum yeniden. Hani bıraksan yemyeşil bir kırda bağıra çağıra şarkı söyleyip koşarım. Seni bulmanın coskusunu hiç bitmeyecek bir enerjiyle yaşarım. Seninle yep yeni bir hayatın başladığını biliyorum. O hayatın içinde vazgeçilmez kıldığım tek şey sensin. Bilirim, bu şarkı korkutur bazen insanı. Neler oluyor diye sormadan bir duygu selinin içinde bulursun kendini. Ama zaten aşk öyle bir şey değil midir? Sorarsan planlarsan onun adına aşk denir mi? Bırak kendini, bırak ki aşkın büyüsü sarsın seni. Kendini o eşsiz duyguların ferahlığına bırak. Tut elimi birlikte çıkalım bu yolculuğa. Yarınsız zamanların iki yolcusu olalım. Kaygısızca yaşayalım aşkı, eriyelim birbirimizde. Yüreklerimiz birbirimiz için atsın, soluklarımız birbirine karışsın Tutkunun alevleri dalga dalga sararken bedenlerimizi. Gidersen... Gözümdeki son parıltıyı da alır götürürsün. Bir zemherenin ortasında titrerken bırakırsın beni. Ama merak etme ayakta kalırım ben. Tıpkı fırtınaların boynunu eğip yıkamadığı kavak ağaçları gibi. Senden bana yadigâr kalan her anıyı bir kez daha bir kez daha yaşarım. Aşkım da benden yadigar kalır sana... http://www.balcanet.net/resima/ivirzivir/siir10160-asol.gif Y.Bhttp://www.balcanet.net/resima/ivirzivir/siir10160-asag.gif |
hepinize teşekkürler...güzel şeyler paylaşıldıkça tat kazanırmış.... |
http://www.balcanet.net/resima/jpg/siir10143.jpg Bir akşamüstü bir rüzgâr yapıştı belime, içtik beraber. Sarhoşluk daha çok acıtır dedi, gözleri yaşararak. Önce inanmadım. Sonra kudurdu, kudurdu. Başım döndü, bağırdım... "Sen, giderken gülüm izlerini silmeyi unuttun. Sen, giderken bitanem, bende bıraktıklarını almayı unuttun. Sen, giderken aşkım, sen hâlâ bendeydin. Çalan bir müzik parçasının sözlerinde unuttun kendini. Bir ağustos akşamında unuttun beni ve seni. Süzülen damlaların sıcaklığında, Sensiz bir gecenin sabahındaki hıçkırıklarda unuttun seni. Terasda içilen bir bardak çayda ya da bir bardak birada unuttun. Bir mangal ateşinin sonrasında, yanmış közlerde unuttun. Beyoğlu'nun o güzel sokaklarında, O ıssız kalabalıkda unuttun kendini. Söylenen yalanlarda, 'iyi ki varsın'larda unuttun seni ve beni. Geceleri baktığımız o yıldızlarda unuttun bizi. Bir daha birlikde çıkamayacağımız Yeniköydeki çay bahcesinde, Papatya'da unuttun bizi. Adını bir türlü koyamadığın gelecekdeki güzel günlerimizde unuttun. Beraber yakılan sigaralarda unuttun bizi. Sen giderken bitanem, SENİ BENDE UNUTTUN !!!." |
Denizin üstünde ala bulut yüzünde gümüş gemi içinde sarı balık dibinde mavi yosun kıyıda bir çıplak adam durmuş düşünür. Bulut mu olsam, gemi mi yoksa? Balık mı olsam, yosun mu yoksa?.. Ne o, ne o, ne o. Deniz olunmalı, oğlum, bulutuyla, gemisiyle, balığıyla, yosunuyla. |
SEN BENiM HiÇBiR SEYiMSiN Sen benim hiçbir seyimsin Yazdiklarimdan çok daha az Hiç kimse misin bilmem ki nesin Lüzumundan fazla beyaz Sen benim hiçbir seyimsin Varligin yoklugun anlasilmaz Galiba eski liman üzerindesin Nasil karanligima bir yildiz olmak Dudaklarinla cama çizdigin En fazla sonbahar otellerinde Üniversiteli bir kiz uykusu bulmak Yalnizligi öldüresiye çirkin Sabaha karsi öldüresiye korkak Kulagi çabucak telefon zillerinde Sen benim hiçbir seyimsin Hiçbir sevismek yasamisligim Henüz bos bir roman sahifesinde Hiç kimse misin bilmem ki nesin Ne çok çigliklarin silemedigi Zaten yok bir tren penceresinde Sen benim hiçbir seyimsin Yabanci bir sarki gibi yarim Yagmurlu bir agaç gibi islak Hiç kimse misin bilmem ki nesin Uykumun arasinda çagirdigim Çocukluk sesinle aglayarak Sen benim hiçbir seyimsin ATILLA ILHAN |
Yalnızlığım Birer birer silinir aklımdan herşey, Sadece kendimle başbaşayım, Ne acıları yaşamak isterim, Ne de sevdaları, Duygusallığım alıp götürür beni, Bir geceyi düşünürüm, Bir de o gecenin matemini, Sessizliğimi de çekerim içime doğru, Düşlerimin aynası olur yalnızlığım, Açmadıkça o güzel çiçekler, Kaybolacak içimden ruhum, Karışacağım kendime, Kalacağım yine yalnızlığa, Yapayanlız. |
http://www.sevdimseni.net/Siir/018_dosyalar/001r.jpg Yoksulluğu paylaşacak günüm güneşim olacak, varlığı aşkta arayıp herşeyi bende bulacak; garip gönlümün dilinden söylemeden anlayacak, yalnızca benim olacak bir sevgili istiyorum, yalnız benim olacak bir sevgili istiyorum. Kaderse cefaya derde benimle karşı koyacak, kötü günde iyi gün bilip yanımdan ayrılmayacak; zavallı şu yüreğimin her gün teselli bulacak, yalnızca benim olacak bir sevgili istiyorum, yalnız benim olacak bir sevgili istiyorum. Mutluluğu beraberce ömür boyu yaşatacak, sıcacık bir yuva kurup hayatı hep paylaşacak; kırılan temiz kalbimi heyecandan durduracak, yalnızca benim olacak bir sevgili istiyorum, yalnız benim olacak bir sevgili istiyorum. Sadece bir tek arzum var hayırlı günler doğacak, hayalse bu yazdıklarım rüyalar gerçek olacak; aşkın tarifi yok başka beni baştan yaratacak, yalnızca benim olacak bir sevgili istiyorum, yalnız benim olacak bir sevgili istiyorum. Ertugrul Ergenay |
Aşka ve Sevgiye Dair Aşk ikidir sevgi bir; Aşk yalan,sevgi gerçektir. Aşk sudur,sevgi susuzluk. Bu yüzden sevgi hasrettir, Özlemektir,beklemektir. Asıl maharet: Susuzken suyu içmek değil Karşısına geçip seyretmektir. Aşk haykırmaktır,sevgi ağlamak; Aşk açmaktır,sevgi katlamak. Sevgi saklamaktır Yüreğini,gözlerini Ve de ellerini saklamak Bahar geldiğinde… Bir çiçeğe,yeşile,çimene Aşık olamazsın ama seversin. Arkadaşına aşık olamazsın Ama seversin. Toprağa fidanı aşkla değil Sevgiyle dikersin. Sevgi için ölünür,aşk öldürür. Aşk kıskançtır,nankördür Sevgiyi öldürür. Aşk Kabil’dir,sevgi Habil. Aşkla sevgi aslında kardeştir Babaları insandır,Adem’dir Aşk için şiirler yazarsın, Şarkılar yaparsın; Sevgiyi anlatamazsın. Çünkü yüreğine sığdıramazsın. Kalbini aşka kapatabilirsin Ama sevgiye kapatamazsın Sevgi gizli,aşk aşikardır. Yüz vermeyince unutursun Sen aşığım diye daha kendini kandır. Dedim ya sevgi gerçek,aşk yalandır. Dahası da var: Aşkın gözü kördür, Fazla naz aşık usandırır; Aşk oyun,aşık oyuncaktır. Sevgi ise yaşamdır,hakikattir. Aşk aceledir, Sevgi usul usul sabırlıdır. Acele işe hem şeytan karışır. Aşk ateşlidir Çünkü hastalıklıdır. Sevgi ılıktır Çünkü sağlıklıdır. Velhasıl bu iki kardeşin hikayesidir Aşka ve sevgiye dair….. |
|
|
Bana Gözlerini Anlat Sana sen var saat. Öldürme zamanı tekmil düşünceleri Bir tik tak sonrasının sonsuzluğunda, Taburcu olmadan umutlar yürekten, Uzan usuldan yanı başıma, Bana gözlerini anlat. Bana gözlerini anlat. Ko, en incesinden intiharlar saklasın derinlerinde Bir yıldız olup kaysın döşümden içeri Ayın geceye küskünlüğünde. O ki, Efkârım tespih sırası. Pusmuşum, Susmuşum, Susamışım, Kesmişim fermanımı kendime Kalemim kırık Darağacım sensizliğin orta yerinde Orada asılacağım Gözlerine bir bakış kala. Bana gözlerini anlat.. Katran karası bir geceden serpiştirilmiş yıldız gibi Gözlerinden bir avuççuk dolduracağım nabzıma Ve gecenin alnına çentikler kazıyacağım Hasret güle tomurcuklandığında Kesip çıkaracağım yokluğunu gelincik kırmızısı düşlerden Kilometreleri budayacağım Anlat sen İster fısıltılı İster susarak Duyacağım Gece Kahırların demlendiği sırı dökülmüş demlik İçinde şiirler katranlaşmada Az kaldı ağıda dönüşecekler. Ben ki, Milyon sene yaşamışım yokluğunda bir günde Anlat sen Bir milyon yıl daha geçiririm Gözlerine sürgünde Gök yüzü özgürlüklerim senin olsun Bütün mavilerimi al istersen Bir masum cinayet işleyip gideceğim. Yok edeceğim kendimi gözlerinde Yeter ki, Anlat sen... Mustafa Şekerci |
Hayatımda belki de ilk defa yakarışlarım kabul olunsun diye yalvarıyorum Tanrı’ma. Dualarımın tek sahibini bana bağışlasın diye nelerimi feda ettiğimi bilseydin anlardın seni ne kadar çok sevdiğimi! Döndüğünde bul diye beni kilitledim yüreğimin kapılarını!sahibim oldun!ve hep öyle kalacaksın!şayet bir gün döndüğünde olamazsan bıraktığın yerde……. Sevginin ateşi ömrüm oldukça sönmeyecek!üşüdüğümde beni ısıtacak olan tek şey yüreğimde bıraktığın ateş olacak!içim seninle dolu!bir başkasına yer açılmayacak asla! ölmezsem eğer , döndüğünde bıraktığın yerde bulacaksın beni!dedim ya ömrüm yettikçe seninim.tek sahibimsin! sensiz dünyayı sevmiyorum!ve sensiz sebepsiz bir hayat istemiyorum! Beni yokluğuna mahkum etmeden dön kuzucum! Beni sensiz , beni sessiz bırakma! SENİ SEVİYORUM!!! |
BU GECE UYUYAMAZSIN SEN Bu gece uyuyamazsın sen! Çetin bir sızı sarar odanı, sen şimdi ağlarsın da... Umutsuzca akıtırsın göz yaşlarını. Radyonu açmış şiirler dinliyorsun, elinde kalem... Kadere sitem ederek yalnızlığına dizeler arıyorsun şarkımızı söyleyerek... Bu gece üşüyeceksin biraz anılar gelip seni vuracak, üzüleceksin. Isınmak için güneşi bekle bazı geceler soğuk eserim ben, bilirsin. Gece sana emanet... Bu şehri bir kez daha terk ediyorum, gelemediğin bir yer vardı hani İşte oraya. Yine gurbete düştü yolum... Ve bu gece seni uyku tutmaz Biliyorum.... Okan Savcı |
Kabullenim Ölümün özümsediği tazeliğin ardından doğan ışıktı Bizi ısıtan Şapkasız geziyorduk, öylece.. Tokluk ertesi mayhoşluğa benzetirdik çünkü Sıcağın üzerimizdeki etkisini.. Bayağılardan uzak yürürdük, mesafeli.. Şemsiyelerine kızardık, inadına açtıkları Oysa ne gerek vardı? Zeka özürü kabulsüzdü, çünkü malûmdu, Yaklaştığımız noktanın gerçeği.. Bilinenleri görmezlikten gelmekti Baştan kaybedişlerin sebebi.. Biz uyarıcıların beklentisi, ışık ertesi Aydınlığa açılan kapıdan geçimdi.. Tatmin olacaktık belki, belki doğru.. Doğru olmasına inandığımız için.. İnançlarımıza bağlılıktı bizi tutan Ayakta, ta yukarda, dorukta... En yaklaşandık biz gerçeğe Sıkı sıkı sarılmış ellerle.. Yakışandı insan zekasına bütünüyle, Kabullenim özeldi zihinlerde... Özge Özen |
|
YALNIZLIKTAN ÜŞÜYOR İÇİMDE KELİMELER Kederden kendime köprüler yapıyorum Kıldan ince kılınçdan keskince köprüler Her köprüden bir şiir okuyup geçiyorum Yalnızlıktan üşüyor içimde kelimeler Yüzünün denizinden atlaslar biçiyorum Kendimden çok uzağa gitsem de çok kereler Şiir ki salt coşkuyla yazılmaz biliyorum Yalnızlıktan üşüyor içimde kelimeler Çok ölmüş bir şaairim yıldızlardan daha çok Dalında uğuldayan şu rüzgardan daha çok Çok ölmüş yoksul ölmüş ama en erken ölmüş Yalnızlıktan üşüyor içimde kelimeler Bülent Özcan |
|
YALNIZ Yalnızlık paylaşılmaz Paylaşılırsa yalnızlık olmaz Yanar sobasında Yalnızın üşüyen bakışları Lambasında karanlığa dönük Bir ışık titrek sönük sönük Penceresi dışına kapanmıştır Kapısı içine örtük Bir sözde saklanmış bir yalanı Bir gözde okuduğundan Bakmaz kendi gözlerine bile Özdemir Asaf |
http://www.balcanet.net/resima/cubuk/siir10107-cbk.gif http://www.balcanet.net/resima/jpg/siir10107.jpg İYİ GECELER GÜLÜM ! Haziran bulutları olsun yatağın, Aşka düşsün yolun düşünde. Bir dere kenarında, söğüt gölgesine sığınsın başın Ayakların suda -Aslında su senin ayaklarında gülüm- Elinde Bursa işi bir çakı sabaha kadar umutlarını yont! Bir de beni düşün düşünde. Yokluğunda nasıl da haziran bulutuyum, Söğüt dalıyım, Akan, akmayan suyum, Ama illâ ki; yonttuğun umudum... İyi geceler gülüm, İyi bir gün olsun yarın... Nevzat TEKİN http://www.balcanet.net/resima/ivirzivir/siir10107-gul.jpg |
YALNIZLIK Yalnızlığımı büyütür kalabalık Gökdelen'in gölgesine siner Karanfil sokak kalınlaşır Yoksul kadın çocuklarıyla Çöplerin üzerine konar Gözleri cam kırıkları Sevgilim gelir yalnızlığım büyür Çocukken gökkuşağına düştüğüm Gökyüzü gelir kirli güvercinleriyle. Kimin öznesiydi mevsimler İşkence öyküleri kimindi Ayrılığın sesi miydi adımlarım Suyu bekleyen uçurum mu Kanatlandım yalnızlığımla son mevsime İçimde bir kedi yavrusu.. A.Kadir |
YALNIZLIK Can sıkıcı yalnızlık Bu nasıl şansızlık Olur mu böyle yalnızlık İlle de diyorsan şansızlık Olur mu böyle kansızlık Yakışır mı çileli boynu bükük Her gün mutsuz kederli Unutturdu gülmeyi Vefasız bu kaderim Hayatım karanlık Aydınlanmıyor kaderim Ne yapsam yalnızlık Şansızlık şansızlık Her gün içiyorum Derdim çok ağlayanım çok Kaderime yanıyorum Ah yalnızlık şu yalnızlık Şair: Bülent Mutlu |
Vuslat Yeminim Yüreği bahar kokan bir yâr, Gözlerinde Cenneti hayal ettiğim Kücücük bir kız cocuğu, Bir nefes yakınında hayallerim... Elele tutuşup Cennete koşuyoruz... Saçlarınızda yıldızlar, Avuçlarınızda baharlar, Şahit oluyor mutluluklarımıza... Güller dokunuyor ilmek ilmek Yüreklerimizin hücrelerine.. Acılara inat, Koşuyoruz mavi okyanuslara.. Kana kana zemzemi iciyoruz, Nazlı ciceklerin kirpiklerinden... Yürüyoruz ağır aksak. Dilimizde şarkılar , Dudaklarımızda dualar, Gülümsüyoruz baharlara.. Uçurumları aşıyoruz. Geçtigimiz yollara, Yüregimizin sevdalarını ekiyoruz.. Susasak bir an, Mutlulukları iciyoruz bulutlardan. Bazen yağmur oluyor bahar, Sağnak halinde cicekler süzülürken, Saçlarımıza doluyor vuslatlar. Bereketler düşüyor avuçlarımıza.. Nisan yağmurları süzülüyor yollarımıza.. Umursamadan karanlığa, Yıldızları soluyoruz her nefes aldığımızda.... Gökkuşakları gülümserken bizlere, Renk renk kelebekler şahit oluyor Vuslat yolculuğumuza... Aşıyoruz karlı dağları... Toprakta yeni filizlenmiş Ebegümeciler, kardelenler Zikrederken Yaradana, Kokluyoruz naif yüreklerini Ve dualarını alıyoruz. Yürürken vuslat denizine, Gözyaşlarımızla siliyoruz Zümrüd- ü Ankanın kanlı gözlerini.. Hüzünleri asıyoruz Azap güllerinin boynuna. Gökkubbeyi dinlerken Yaradan''a zikrinde, Ezanların huzurunda soluklanıyoruz... Güneş doğarken kına ciceklerin üzerine Rüzgarla mutluluklara kanatlanıyoruz. Ay, gülümsediğinde yüzümüze, Karanlıkları elekten geciriyoruz . Yıldızları toka niyetine saçlarınıza takarken, Ben, yetim ceylanların dualarını alıyorum. Ve koşarken vuslatlara, Güller ağlıyor gönül bahçelerinde.. Ateşler küserken denizlere, Sen, ben ve kızımız Gülümsüyoruz Misk-i Anber kokan ciceklere... |
YELKENSİZ GEMİ... "Kal" deseydin, kalırdım. Demedin oysa... Kuru bir "Bitmesin"den başka hiçbir şey demedin. Öyle kuru, öyle soğuk, öyle uzaktı ki, ondaki anlam! Bu kadar kolay mıydı her şey, bu kadar yakın mıydık uçuruma? Savunmayacak mıydın sevgimizi? "Kal" diye haykırmayacak mıydın ardımdan? Düşündüğüm bu değildi... Hayal ettiklerim, beklediklerim başkaydı senden, Mücadele beklemiştim oysa... Yelkensiz olan gemimizi kıyıya ulaştırırız sanmıştım... Kıyıya ulaştırırsın sanmıştım... Oysa, onu denizin ortasında savunmasız bırakmama göz yumdun... Bu kadar yıpratıcı olamazsın... Oysa, bir anlam olmalıydı yaşadıklarımızda! Paylaşılan duyguların bir anlamı olmalıydı. Yüreğimdeki martıların bir anlamı olmalıydı. Beynimizdeki melodilerin, aramızdaki çekimin, Geçen akşamki sohbetin bir anlamı olmalıydı. Duygularımızın bir anlamı olmalıydı. Yüreğimdeki tüm martıları uçurdun şimdi... Hangi yöne gittiler bilmiyorum, Geri dönerler mi bilmiyorum. Dünya boşaldı mı ne! Neden bu kadar sessizleşti birden yaşam, Neden artık parlamıyor yakamozlar gözlerimde? Neden artık rüzgar esmiyor, Her şey seninle mi kaldı yoksa? Mantığım... Mantığımı bana bırak lütfen, ona ihtiyacım var. Bazı şeyleri anlamak için ona ihtiyacım var! Evet! Ben istedim ayrılığı, çıkmaz yollara yönelen bendim, Kucağında bir yığın noktayla karşına çıkan bendim... Kahretsin! Bunu neden yaptığımı bilmiyorum. Ve senin buna nasıl göz yumduğunu... Tıpkı balkondaki akasyaları sularken, Fazla sudan dolayı sararacaklarını bilmediğim gibi... Su, onun için hayat olmalıydı oysa... Ve... Sen de benim tutunacak dalım! Bazı şeyler vardı aramızda biliyorsun, Olmaması gereken ama daima varolan. Farklı uçlardaydık seninle, Farklı mevsimleri seviyorduk, farklı zamanlarda.... Sen büyük fırtınalara vardın, bense lodostan bile ürküyordum.. Oysa başardığımız şeyler vardı her şeye rağmen, Daha doğrusu öyle sanıyordum... Binlerce yıldız arasında, Ayın güzelliğini gösterebilmekti tek amacım... Yıldızları söndürmekti... Sorunları yok etmekti... "Bitti" deyişim öylesine bir şeydi, öylesine, sıradan, şakacıktan... "Hayır" demeliydin! Hatta kıyametler koparmalıydın yüreğimde, Hendekler açmalıydın yoluma gidemeyeyim diye. Sahip çıkmalıydın gözlerimdeki ay'a sevgimiz diye... Beni yolumdan alıkoymalıydın... "kal" demeliydin... Defalarca "kal" demeliydin... Oysa, demedin... Belki de senin çiçeklerin çoktan solmuştu ve ben Akasyaları kışın yaşatmaya çalışmakla hata etmiştim... Belki böylesi daha iyi oldu... "Kal" deseydin kalırdım... Hem de seve seve kalırdım. Martılarla kalırdım. Yakamozlarla kalırdım. Demedin oysa! Bilir misin? Kaç çığlık olup yıkıldı yüreğim giderken... Bilir misin? Nasıl bir cana hasretti yüreğim, yolumdan döndürecek... Bilir misin? Nasıl zor oldu ardıma bakmadan çekip gitmek... 'KAL' desen kalacaktım... DEMEDİN OYSA!!! Fatoş YILDIZ |
Suskun Yüreğim Oysa yalnızlıkmış sevdanın bir adıda Beklenendin, hasrettin, özlemdin Yıllardırca yüreğimde birikendin İlk gözlerine baktığım gündü ilk nefesim Ben yalnızlığı sende sevdim Suskun yüreğim Kasım rüzgarlarıyla üşürken bedenim Sonbahar yağmurlarıyla buz tutmuşken içim Bir masum tebessümdü içimi ısıtan Öncesinde başlayan sonrasında içimi alev alev yakan Ben yalnızlığı sende sevdim suskun Yüreğim Gecelerdi yoldaşım Sigaramdı sırdaşım İçtiğim her kadehte Dinlediğim şarkılardı feryadım İçten bir merhabaydı ilk duyduğum Ve Her şeyi unuttuğum Ben yalnızlığı sende sevdim Suskun yüreğim Yoktu bu beden Yoktu yürek Anlamsızdı nefes almalar Anlamsızdı bakışlar Duyulmazdı hiçbir zaman haykırışlar Sıcacık bir buseydi ilk hissettiğim ve O an ruhumu teslim ettiğim Ben yalnızlığı sende sevdim Suskun yüreğim Donuktu bakışlar soğuktu gözlerden akan yaşlar Ruhsuzdu beden taştı bu yürek Şefkatli bir eldi ilk dokunan Taa yüreğime uzanan ruhumu sızlatan Ben yalnızlığı sende sevdim Suskun yüreğim Şimdi yoksun Gelişin gibiydi gidişin Yalnızlıkmış dokunmak bir yüreğe Yalnızlıkmış ilk bakış ilk tebessüm Yalnızlıkmış ilk merhaba ve o masum büse Oysa yalnızlıkmış sevdanın bir adıda Ben yalnızlığı sende sevdim suskun yüreğim Sebahattin Abi |
Ecelim Olur Musun? Hayret! Nasıl da ışıldıyor yüreğin Sen gerçekten kul musun Sevdanı gördüm gözlerinde Yoksa ulaşamayacağım nur musun? Çırpınır güzelliğinin yakamozunda şiirler Nakarat nakarat yakar bedenimi şarkılar Mısra mısra, mızrak mızrak Saplanır gözlerime güzelliğin. Gülüşün bir çocuğun sevinciyle Bayram öncesi arifeleri hatırlatır Öyle özlem, öyle elbise, öyle pabuç Her açılan kapıda şefkatinle karşılaşmak Öyle şeker, öyle fıstık; öyle lokum Hasretinin hararetiyle buğulanmış bir cama, İsminin baş harfini yazınca büyürüm yeniden Öyle mecnun, öyle Ferhat, öyle kerem Sen yüreğimdeki iklimin baharı Sen lisanı olmayan dillerin alfabesi Sen, yavan bir hasretin sevda katığı Sen bir ilâha niyetlendiğim sahurum. Gitme sakın yüreğimden âşık sana bu şehir Asılmış suratların boynundaki ilmik Çatılmış kaşların şakağındaki kurşun Bükülmüş dudakların isyandaki dilleri Yokluğunla savaşmanın, çırılçıplak kışı Hep mahcubiyet doğurur güneş yerine. Oysa güneşimsin sen Uslanmaz ki sensiz bu beden Bir tebessüm et yeter Bakışındaki nakışa gölge olmam ben. Fesat bir yalnızlık var içimde Yoksun ya yanımda olmasın kimse mutlu Şimdi sensiz açan çiçekler solsun Ağustos ayında, el ele tutuşmuş âşıklar donsun NEYSE! Hepsi bir yana dursun, Sadece sana öleceğim ecelim olur musun? Korkmaz Bıçkın |
Çok yalnızım' 16 yaşımdayım, ama şimdiye kadar kimseyle çıkmadım. Bazen beni seven birilerinin olduğunu hissediyorum, ama bir türlü bana açılmıyorlar. Belki de ben öyle sanıyorum. Çoğu kişi güzel olduğumu söylüyor; ama kimse beni sevmiyor. Anlamıyorum, erkeklere, bilmediğim bir negatif elektrik mi yayıyorum? Herkesin bir sevgilisi var, ama benim yok. Çok yalnızım, yardım edin. Gerçekten anlattığın kadar yalnız mısın? Bahsettiğin bunun paniği mi, yoksa kendini diğer arkadaşlarına göre eksik mi hissediyorsun? Geçenlerde bir kitapta şöyle bir şey okudum: Bazen hedefi ıskalamamıza sebep olan şey, hedefi vurma isteğimizdeki aşırılıktır, diyordu. Sadece böyle bir duruma fokuslanman, seni tam da bu konu hakkında başarısız yapmış olabilir. Üstelik tüm dikkatin burada olduğu için, özel bir arkadaşlık kuramama durumun zaman içinde özgüvenini, özsaygını yani benlik değerlerini olumsuz etkileyecektir. Bu da etrafın seninle ilgilense bile, sen kendini bu duruma layık göremeyeceğinden çevrendeki insanlardan kopma, uzaklaşma gibi bir sonuç ortaya çıkabilir. Bir de dikkate alınması gereken, “iletişim kurma” ve “ilişki yaşama” biçimin gibi konular var. Ancak bunlar için buradan bir tahminde bulunmak ve bir şeyler yazmak doğru değil. Güvendiğin bir büyüğün ya da okulunun danışmanı ile bu konuyu tartışabilirsin. ALINTI |
Yolculuk Nedense isyankar olurum Bir yolculuk başlarsa yağmurlu bir gecede Bir siren acı acı öterse vakitsiz Ve bir kadın görsem saçları dağınık Bir kadın...mahzun, çaresiz, ümitsiz... Nedense kederli olurum Ağlayan bir çift göz bulsam sokaklarda Bir mendil sallayanı olmazsa ardından Ve bir adam..küfür etse kadere Bir adam..elleri yumruk yumruk hırsından. Nedense efkarlı olurum Bir gurbet şarkısı duysam sokaklarda Bir 'ahh' inlese derinden Ve bir çocuk 'baba' derse ansızın Bir çocuk..Görmeden,sevmeden,bilmeden Nedense darmadağın olurum Anılar bir bir dolarken gözlerime Geçmişe bir yolculuk başlarsa sessiz Ve ben yılların yorgun yolcusu Ben ki.. yitik, ben ki yalnız, ben ki onsuz. http://img159.imageshack.us/img159/966/featherrn6.gifAhmet Selçuk İLKAN |
Yoksun Üzerime devirip dağ gibi hüzünleri böyle çekip gitmek var mıydı? var mıydı böyle bitirmek? hani söz vermiştik birbirimize kaç zaman geçti aradan sen yoksun sana sığındığım geceler alevleri gökyüzünde bir kumsal ateşiydi günahları yaktığımız. ve kan rengi şarapla yıkanmış bir hasret şimdi göğsümüze taktığımız. bilirim dönmeyeceksin artık uzun zaman oldu belki çoktan unuttun. adın kaldı soğuk duvarlarında odamın sigara paketlerinde şiirlerin resimlerin bana gülen cüzdanımda saç telin bir veda o geceden aklımda kalan kekremsi bir tat bir med cezir yüreğimde ben vurgun yemiş bir yaralı gemiler bana taşır bütün aşk yorgunlarını sen yoksun.... hayatımın ilkbaharında tanısaydım seni yasak umutlara ve acılara inat buruk bir şarap tadında olsaydı sevdamız yıllandıkça güzelleşen ve sen şiirler okusaydın geceleri saçlarımı okşarken ellerimi tutsaydın ansızın yüreğim eriseydi gözlerinde yansaydım ateşinden sen ağlasaydın mutluluktan ben ölseydim yalnızca beni sevdiğini bilseydim. seviyorum deseydin bir kere söyleseydin yanmazdım yanmazdım böyle çekip gitmeseydin.... bir veda o geceden aklımda kalan bir günah belki yasak yanımda olsan şimdi hiç konuşmasak ağlasak bin kere pişman olsak sonra yine bozsak yeminleri sarılsak sımsıkı öylece kalsak... gittin.. kim bilir kaç deli sevda sığdırdın yüreğine ışığa üşüşen pervaneler gibi sardılar seni körkütük aşkların ortasına düştün yalanların pençesine belki bir gün bir gece dar bir vakitte belki hiç beklemezken seni gelirsin diye ben hala buradayım sen yoksun lanet olsun. (Şebnem Kısaparmak ...) |
Ağıt Gökte yıldız vardı gece Memur dedi bana çiçek ondan kalan tek hatıra İrem ağlar emre ağlar Eş dost ağlar duyan ağlar Serviste bir bayan ağlar Bir şeyler götüremedin Her şey zamanda kaldı Hele bak ne görüyorsun Mavi gök kara toprak Didikliyor yontuyor bil Baş ucunda bir karınca Sen mezarda eller evde Uzanıyor yorganınca Söyle nasıl nerde eskiler Hani amca hani dede Bu böyledir giden gelen Kimi çalar kimi söyler Hadi şimdi söyle bana Kinler haset ve intikam Nerde mal nerde mülk Hani şöhret nerde makam De ne zaman geleceksin Ötelerden haber var mı Kabir azabı zor mu Ne diyor bak yaşlı annen Yaptıkların örtü olsun Yorganını ört te uyu Sevmediğin adamların Sana rahmet okuyor Mezarına gidip her gün Bre şair iyi dedin Sana sağlık diline de |
|
Yalnızlık Şiiri Bilmezler yalnız yasamayanlar, Nasıl korku verir sessizlik insana; İnsan nasıl konuşur kendisiyle; Nasıl koşar aynalara, Bir cana hasret, Bilmezler. Orhan Veli Kanık |
Gafil Durma Şaşkın Bir Gün Ölürsün Gafil durma şaşkın bir gün ölürsün Dünya sana baki değil ne fayda Ettiğin işlere pişman olursun Pişmanlığın ele girmez ne fayda Bir gün seni iletirler evinden Hakk'ın kelamını kesme dilinden Kurtulmazsın Azrailin dilinden Türlü türlü yolun olsa ne fayda Söylersin de sen sözünden şaşmazsın Helalini haramından seçmezsin Kepeğin tükenir su da içmezsin Hep deryalar senin olsa ne fayda Teslim Abdal eder çöksem otursam Cümle varlığımı ele getirsem Şu yalan dünyayı zapta getirsem Hep dünyalar senin olsa ne fayda Teslim Abdal |
Yalnızlık http://www.aruz.com/huya-siir/metin.gif Yalnızlığımı büyütür kalabalık Gökdelen'in gölgesine siner Karanfil Sokak kalınlaşır yoksul kadın çocuklarıyla çöplerin üzerine konar gözleri cam kırıkları sevgilim gelir yalnızlığım büyür çocukken gökkuşağına düştüğüm gökyüzü gelir kirli güvercinleriyle. Kimin öznesiydi mevsimler işkence öyküleri kimindi ayrılığın sesi miydi adımnlarım suyu bekleyen uçurum mu kanatlandım yalnızlığımla son mevsime içimde bir kedi yavrusu. http://www.aruz.com/grafs/resim/kare.gif A. Kadir |
http://www.sevgidenizi.com/sizden_gelenler/images/cicek002.gif YALNIZLIK ÇEMBERİNDE Günlerim herzaman ki gibi karanlık yine acı ile geçiyor saatler özlem ile ne zaman dalmıyorki gözlerim senli sensizliklere durmuyor gözyaşlarım yalnızlık çemberinde. Yorulmuyor hayat dert çile vermeye şarkılar yoldasım sigaramla birlikte tükenmek bilmeyen bir boşluğun içinde savruluyorum rüzgarla birlikte farkında olmadan yalnızlıık çemberinde. Nedeni yok belki bu sensizliğin yada bana verdiğin bu ayrılık yelinin sana yazdığım ilk şiiri hatırlarmısın Ayrılıktı adı ayrılmam dediğin ayrılık yıkılmıştı o gün dünyam gözümde yalandı herşey sevda bile yıkmam demiştin ama bıraktın beni yalnızlık çemberinde. Şimdi soruyorum kendime neden sen, neden sevdim diyorum oysa ne mutluydum senden önce aradığım aramasını beklediğim düşündüğüm kimse yoktu mutluydum yinede yalnızlık çeberinde. Şimdi ise perişanım hasret rüzgarlarını saldın üstüme çaresizliği tanıttın derman bulamıyorum şimdi dertlerime öyle acımasızki şu hayat gelmiyor ECEL\'im YALNIZLIK ÇEMBERİNDE... |
Yoksun İsterdim her saatim. Her dakikam seninle olsun Ama yine saat yanlızlıga dönüyor Vakit yıne aynı ayrılık vaktı Saatlerı durdura bilirmiyim Sevgime dönüştüre bilirmiyim Ama saatler durmuyor Ve..... Saatler gece yarısını vurdugu zaman Yanlızlıgımla basbasa kalıyorum Sigaramın her nefesınde Sankı senı ıcıme cekıyorum Anılarım ıcımı yakıyor O gunleri hatırlamak Ölümden bile acı geliyor Ne varkı sen YOKSUN Gecenın karanlıgında |
Ifadesizligimiz gün eksikligi kendine mesken eylemiş yabancilaşiyor insan olan yanlarimiz duyamadigimiz seslere göremedigimiz yildizlara dokunamadigimiz tenlere adiyoruz düşlerimizi yapraklar dökülüyor gözlerimizden yaşlar gibi ama kuru ve cansiz bir gidişe ait gibiler aldigimiz kararlara kurban gidiyor gidişlerimiz suskunlugumuz ifadesizligimizdendir. Murat Tali | |
NASIL GİTTİYSEN ÖYLE GEL Nasıl gittiysen öyle gel Haydi gel ay gökyüzüne çıkmadan gel Sensiz bir kez daha sabah olmadan gel, Gün karamadan gel... Haydi çık gel...nasıl çekip gittiysen öyle gel Yine bakışlarınla ısıt içimi Yine sımsıkı sarıl yüreğime...yine Her şey ilk günki gibi de Sil gözyaşlarımı ellerinle eskiden olduğu gibi "Kıyamam ağlama bebeğim"de Haydi gel artık sabrın dağı taş oldu Gün geçti ay oldu Sustu gönlüm gülmez oldu Sevmek bu kadar zor muydu Söyle..söyle yar sana ne oldu Bitmez sandığım her şey yoksa bittimi Kalbine yoksa başkaları çoktan girdimi? Sana benim gibi:sevgiyi,saygıyı, Haklıda olsa af dilemeyi,gururunu silmeyi, Yalnız seni sevmeyi... Söyle birtanem oda bunları verdimi? Yalnız ama yalnız seni sevmeyi Benim gibi oda tercih ettimi Hayatını sana feda etti mi? Ayla Yaşar |
|
Hüzün .... Nikotin tadında bir şey bu Ve alışkanlık yapıyor. Hüzne alışık gönüller daha dayanıklı Bunu biliyorum. Hayata hep gözyaşı penceresinden bakmak Acıyı saklamak ve Onu mukaddes bir emanet gibi taşımak asilce “ardımda yangın sonrası bir şehir var... yıkıntıların üstünde hala dumanların tüttüğü... köşe başlarında yaralı ve gönlü yaralı insanların dalıp dalıp gittiği, sokak aralarında şaşkın kedilerin dolaştığı yangın yeri bir şehir... dönüp bakmıyorum sırtımda alevlerin sıcaklığı hala göz yaşı kaynağım kurumuş gözyaşı yollarımda sararmış otlar... gözlerim ufukta... kaçıp giden rüzgarı, yangını büyüten rüzgarı ve geciken yağmuru arıyorum...” hüzün… acının çiçeği... acı ve acılar,onlara esir olmak yerine oynaşmayı tercih edenleri bir heykeltıraş gibi biçimlendiriyor. Acılarla oynaşmak... Hüzün uzakların çağrısıdır... Her gün yüzlerce,binlerce defa Yollara düşerde düşünceleriniz, Bedeniniz hapistir ve kaçıp kurtulamazsınız Hüzün uzakların çağrısıdır.... Gidemezsiniz... Hüzün kaçıp giden son trenin ardından Bakakalmaktır gece yarıları garlarda... Hüzün üşümektir Gecenin bir vakti sizi almak için çırpınan Karanlık dalgalara ve Şehir ışıklarıyla oynaşan Yakamozlara cevapsız kalırken Hüzün ağlayamamaktır... Ağlamak için çırpınırken Ağlayamamaktır... Hüzün aşk satmaktır duvarlara Hüzün aşkta boğulmaktır ve Kimsenin anlamamasıdır feryatlarınızı Hüzün içten içe yanarken Üşümek ve ürpermektir... Hüzün yalnızlıktır Yalnızlıksa soylu bir duygudur Kristal kadehle size sunulmuş Ve alışkanlık yapar... Hüzün uzaklara ait olup Yakınlara hapsolmaktır... Murat BAŞARAN |
Gece Ay bu gece ne büyük, ne büyük anne Deniz gümüş gümüş, ağaçlar sereserpe Uyudum uyandım, sağıma soluma döndüm Bir balık sıçradı sularda, duydum İki uçurum gibi derinleşti gözlerim Ben onları yıldızlarla, yakamozla doldurdum. Ay bu gece ne büyük, ne büyük anne Denizi bir halı gibi işledi yalım yalım Sabaha hepsini sökecek, tezgahı güne Bırakıp gidecek -ay yorgun işçisi doğanın Güneş sürdürecek o yorgunluğu kendince. Ahmet Erhan |
Tam da bu noktada başlıyor yalnızlık… Tek kişilik sabahlara uyandığında, Hele ki günlerden Pazar Geceden de demli isen hüzzama Tam da bu noktada başlıyor yalnızlık… Alabildiğine uzuyor güneş, soğuk mu soğuk. Zaman eylül sarısı da, gün karanlık. Leş kokusunda düşleri deviren şişeler Kimi çarpık, kimi kırık. Tam da bu noktada başlıyor yalnızlık. Şarkılar çekilmiş, şiirler suskun Bir benim sanırdım sevdaya sancılı. Sevda dokuz doğumda, aşk kısır. Alabildiğine kalabalık acılarım, ağır mı ağır Sen yanımda karabasan, ben yanım sana salık Çalıp gitmiş takvimdeki dünler çoktan bizi Kimi yırtık, kimi yanık. Hiçbir şey yetmez insanoğluna Dertlerden başka! Senli ya da sensiz…aşk var da… Bu noktada başlıyor yalnızlık. Tam da düşümde düşmüşken koynuna Şubat on dörtmüş…sevmek günü Ben her gün seni seviyorum Bu nasıl iş! Günlerden Pazar olması bahane Aslında her güne yalnızlığım. İşte saçma bir şiir daha dizdim geceye Gene isyan dilimde katlı kaldı Kadere lanetliği yüklemem… Amma….sen anlarsın beni. Her insan yalnızdır derken Bilmezsin ne kadar KALABALIĞIM olursun bir anda. Arzu Altınçiçek |
KANAYAN ŞİİR Kalemim tutuyor şimdi elimi, Sızlayan parmaklarım mürekkep rengi Ben mi yazıyorum bu şiiri Yoksa şiir mi beni... Kafiyesiz bir yolda yürürken ayaklarım Hecelerim eksik, Tutulmamış söz gibi... Cümleler düşük, kalkmaya dermanı yok... Sanki biraz saf, biraz tutarsız... Alt alta dizlişi, Ve gidişi rotasız... "Çekilen kanımın sahili kuru Tenimde kumların yetim hali var... Bulutlar bi çare, boyunlar eğik, Güneşte sancılı doğum hali var..." Olmadı be şiir, Beni sana böyle mi anlattı bu şehir Allı pullu, ışıklı sokalarda Hiç kirlenmeden akarmı nehir? Kangıren morunda saklanmış Zonklayan bir merak, Cevaplar ırak, Beklentim berrak, Ne olur bırak, Bu gidiş dönüşe imkân vermesin... Bu kadar kolaymıydı? Bu kadar mı betimsiz. Karların altında saklanan Ey kirli şehir, Bak beni yazıyor şiir Kim bilir; Belki dile düşer, dil bilenir, Söz kesilir Kanar şiir Ve, Katil olarak anılır şair... |
KIRIK RAY...! Hangimiz kanattı bu yarayı.. Hangimiz önce ayrıldı tem oto yolundan sesizce.. Kırık raylardan hangimiz önce atladı.. kimin rüyalarıydı bunlar, eflatun renkli kadılarınmıydı yoksa. İkimizde birer sokak serserisiyiz, sen beyoğlunda ben ise kenar mahallelerinde.. Bu gece zıkkımm gibiyim seni yazarken.. Hadi acıt canımı kıvrak bir taygibi,kamçıla yüzümü.. Sahi hangimiz daha önce çekip gitti, bu lağım deliğinden..! |
yine yanlızım Yine yanlızım sensiz geçiyor gÜnlerim senin hayalinle yaşıyorum sensizligi seni bekliyorum her gece. Yine yanlızım o gecelerdir bana haram olan sensizliktir bana haram olan özledim sesini kokunu seni bekliyorum her gece. Yine yanlızım seviyorum seni sesini ne olur gel seni bekliyorum geceleri. Yine yanlızım sensiz geçen gÜnler bana haram oldu artık ölÜyorum ve sensizligini yanımda götÜrÜyorum. |
Ece Denizler ötesinde bir Ece, Sanki küçük bir kraliçe! Annesinin bir tanesi, Babasının prensesi Ece! Güzelliğini annesinden, Çalışkanlığını dedesinden, Şirinliğini meleklerde, Almış gibisin küçük Ece! İzmir - 06.05.2006 Adem Kaptan |
yalnızlık allha mahsusutur benim ne haddime ona gitsem şuna gitsem kim ağlar benim yerime kim,ağlarsa anam ağlar gerisi yalan ağlar |
http://img137.imageshack.us/img137/4113/bailarina02hv1.jpg Yalnızlık Şiiri Bilmezler yalnız yasamayanlar, Nasıl korku verir sessizlik insana; İnsan nasıl konuşur kendisiyle; Nasıl koşar aynalara, Bir cana hasret, Bilmezler. Orhan Veli Kanık |
yalnız kaldım inakı dunyalarım yıkıldı senden hep cok uzaktayım alın bensız ben elın sız ım off offf oofff offf YALNIZLIK TAK ETTI |
AKŞAM OLMADAN GEL Akşam olmadan güneş batmadan gel, gel Beni yalnız bırakma Beni sensiz bırakma Korkuyorum gecelerin karanlığından Korkuyorum sessizliğin çığlıklarından Böyle yaşamaya alışkın değilim Korkuyorum gelecek yarınlarımdan Hasret gelmeden Sabrım bitmeden gel, gel Beni yalvartmadan gel, gel Beni çıldırtmadan gel Sen mi yazdın benim alın yazımı Sen mi çizdin benim yalnızlığımı Söyle bana seni kim değiştirdi Değiştirdin benim tüm yaşantımı |
| Saat: 12:56 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık