![]() |
Senİ Yanima Alamam herkesin çakal kesildiği aşkların geçici sevgilerin çıkarlı olduğu insanların iki yüzlü olduğu sevgiden yoksun ruhsuz dünyaya bıraktım seni nasıl bir hataydı bu düşününce çok büyük bir vebal oysa düşünmüştüm ki mutlu olursun belkide isteğin sürüsüne bereket yalanlar egoyu besleyen ama ruha hitap etmeyen basma kalıp sözcükler istediğin buydu benim ise sana karşı dürüst oluşum gerçekleri söylemem zor geldi galiba sende o ruhsuz dünya için bir piyon olarak doğdun hepsi bu oysa gözlerinde bir ışık,hafif bir buğu vardı galiba gelip geçici imiş meğer istediğini alacaksın ama söylenen yalanlar kanına girecek onları gerçek sanacaksın aldanacaksın ama geç olacak çökeceksin gözlerinin kalmış son parıltısıda sönecek ve artık sadece tv izleyen bi moron olacaksın ne diyebilir ki istediğin bu idi senin ama yinede yalanlar içinde doğruyu bulupta mutlu olabilme ihtimalin varsa o ihtimal hep seni bulsun diyorum çünkü sen her zaman kalbimde uzaklardan bakan o güzel ışıl ışıl gözlerinle bir melek olarak kalacaksın ve ömrün yettiğince hatıranla yanacağım galiba |
Seni görüyorum düşlerimde Yanımdasın; Ellerini tutuyorum sımsıkı Gözlerine bakıyorum sıcacık İçim ısınıyor senin yanında Sanki kuşlar bizim için şarkı söylüyor Dansediyorlar etrafımızda Başımı omuzuna dayıyorum; Sarhoş olmuş gibiyim Başım dönüyor Bulutların üzerinden izliyorum dünyayı Seninle dünya o kadar güzel görünüyor ki gözüme İnanamıyorum... Hiç uyanmak istemiyorum Bu büyünün bozulmasından korkuyorum belki Masmavi bir deniz uzanıyor önümüzde Yanımda sen varsın düşlerimde Soğuk, boş ve karanlık bir odada uyanıyorum sonra Bakıyorum ama yoksun Kalbim kanıyor Canım çok yanıyor Hasretin altın saplı hançer olmuş Saplanmış yüreğime ölüyorum.... Başım dönüyor aşkım Gözlerim kararıyor Zaten sensiz karanlık değil miydi? Nefes alamıyorum aşkım Sensiz hiç nefes almadım ki Hasretin öldürüyor beni Çok canım yanıyor bir tanem Kalbimi söküp atmak istiyorum Bu acı dinsin diye Onda da sen varsın yapamıyorum Ruhumda, bedenimde,yürüdüğüm yolda, Gördüğüm her şeyde Duyduğum her sözde sen varsın Düşüyorum birtanem Artık sensizliğe dayanamıyorum Avutmuyor hayalin Sıcaklığın olmayınca Üşüyorum,ölüyorum...özlüyorum seni DEMET GÖRKEM |
kaybolacak hüznüm bir gün bu dağlarda sözüm şu ki arkamdan ağıt yakacak kadınlara ben neden cenge tutuşmuştum çürümüş zamanla öğretin kuşlara aşk derdiyle avunanlara söylediğim antika türküleri saydıkca, sayıları tükettim tükenmedim rüzgar törpüledikce taze ümitlerimi şiirim dedim can versin ağıtlarınıza. Şen kızlardan dinlediğim truvaya aşık adamın köhne hikayesine şimdi de dağlarda sadalarca rastlamak ne kötü bakışlarıyla türküleri altın yaldızlı yapan adamın sömürüşü yamalı urbalı sevgilileri ne kötü yavrusunu yüreğine saran ananın yanında kutsanmış ezgilere feda edilen anaları görmek ölüm gecesinde mutluydu dedem, ölüpte gidince yaş bilmeyen gözlerim sel oldu dedi ninem uysal kasırgalara yaktığım türkülerden beni azad edin kapanmış yaraları depreştirmemi hoş görün tabiblerin yaşamaz dediklerini kara bulutlarda saklayışımı da şanlı suları zafer fermanlarını yakışımıda olacaksa af'sız kalacak tek şeyim bir gün bu dağlarda kaybolacak hüznüm. Adem Özbay |
Alnımın yazısı sensiz kalmakmış bir ömür... Ararken bekleyip, beklerken arayıp da buldum seni. Herbir günü bir asrı bulan bekleyişlere karıştım yine, yine üşengeç zaman dilimlerine misafir oldum ve hep bir yerde son bulan sabır tükenmek bilmedi bu kez, karşı koyuşuyla umudumun. İnanmadım sevdamı ödünç verdiğimi sana. Çok uzaklardan kulağıma gelen sesin güç verdi, eşlik ettim türküne. Güç kattı ay yüzüne konan zeytin gözlerin gönlüme. Üşümez oldum ve geceleri ürkütmedi karanlık. Gülen gündüzleri kovaladı sayende huzurla uyuduğum geceler. Alnımın yazısı sensiz kalmakmış bir ömür... Zaman zaman ellerime anlattığım bir gerçekti yokluğun. Kaçarak bu gerçeği hatırlamayı hep ertelerken ben, alnımın yazısıymış diye geçiverirdi içimden. İyimser olmazdım daha fazla yazık ki ve bir damla kanım daha akardı acıtarak değdiği yerleri ve şafak rengine bürünürdü ortalık, kan kara bir şafak. Alnımın yazısı sensiz kalmakmış bir ömür... Sabahları çağırdığım o insafsız gecelerde odamın şampanya rengi duvarlarına çizdiğim resimlerini görsen sen, son verirdin bu zulme. Geri al bu uykusuz geceleri gözlerimden. Kırsam da kalemi bir çırpıda, korkma, gözbebeklerimde taşırım seni ben. Ellerime oturtup hiç yummam avuçlarımı, üzülme sen. Alnımın yazısı sensiz kalmakmış bir ömür... Muhtemel bir yalnızlıktı bu içine düştüğüm. Uzan da çek kurtar beni n'olur. NUR TOPÇU |
Yakılacak Mektup...! Sana bu mektubu uzaklardan yazıyorum.. Adresini çoktan unuttum.. Bir şiirin şişesine kalbimi koyup sulara bırakıyorum.. Ah benim eski türküm.. Ah benim hazin öyküm.. Yanlışım.. Yanılışım.. Ne yaptıysam seni mutlu edemedim. Oysa bir kemanım vardı. Birde sen.. Acımadın ezdin beni, üzdün.. Hiç anlamadın!! Yavrusuna yanan bir anne gibi içime gömdüm depremlerimi Ceketimi alıp gittim Derin derin iç çekişim bu yüzden İnadına suskundum oysa.. İnadına vurgun.. Geç uslandım.. Sen göremedin ama.. Altı mosmor gözlerimle ıslandım.. En çok istavriti severdin Sıkıp limonu maydanoza Şaraba vururdun hani Eski bir kasette bizim şarkımız alıp götürürdü seni Salaş meyhanelerde ve kumsallardaki ayak izlerinde Kırılan hayallerim, Ümitlerim Ve seni bekleyişlerim her yağmur akşamında.. Daha bir mutluyduk o günler.. Herşeye rağmen özgürdük.. Kitap alacak paramız olmasada Ucuz tütün içsekte Pahalıydı düşlerimiz.. Ne kadar çok isterdim şimdi bu şarkımı duymanı Kanayan bir gül misali Saçlarına taktığım Suskun çığlıklarıyla inleyen şu kemani Ki her notası hayatla yüzleşmenin ve ödeşmenin katranı Hatırlarmısın parasız kalmıştık da bir gün Kardeşinin kumbarasını boşaltıp konsere gitmiştik.. İmzasını almıştık sevdiğimiz sanatçının Birlikte fotoğraf çektirmiştik Bir şişe gazozu Ve bir kaşarlı tostu bölüşmüştük Hey gidi günler hey.. Az mı şiir yazdık ders kitaplarına Otobüse biletsiz mi binmedik Komayamı girmedik her beşiktaş maçında Şimdi hastahane akşamının yorgun penceresin de Maziye dalıp dalıp gitmelerimsin artık Ne kemanım var yanımda Ne de sen varsın.. Mevsimlerden hüzün Aylardan pişmanlık ve karanlık.. Sen ki bu mektubu saklayacaksın.. Öpüp öpüp koklayacaksın belki.. Ve artık gelmeyeceğimi bile bile bekleyeceksin.. Ah benim eski türküm.. Ah benim hazin öyküm.. Yanlışım.. Yanılışım.. Seni hiç üzer miyim.. Ben bu mektubu defalarca yazmış, Defalarca yakmışım..! ..::Alıntıdır::.. |
Yine ben geldim yalnızlığım selam olsun... Bana bir kadeh yalnızlık sun Öyle bir yalnızlık ki İçinde herkes olsun Dağ başındaki çobandan En kalabalıktaki yalnıza kadar Ben de kadehe biraz hüzün katar İçerim doyasıya sabaha kadar. Sen de seyredersin beni aynalardan. Seni unutacak olursam zaman zaman Solmuş resimlerle gelen hatıralardan, Unutulmuş mısralardan, Ya da hüzünlü şarkılardan Birden çıkarsın karşıma ...her zamanki gibi. Yalnızlığım ; Sen de olmasan kiminle bakarım Sessizce kayan bir yıldıza, Kiminle gülerim şakalarıma, Kiminle ağlarım...yalnızlığıma. BURAK TÜMER |
Acıya Alışılmaz Hangi çığlık bir çığ gibi yarıyorsa gecenin gerilmiş karnını bu saatte acı tükenip bitmiştir orada artık çırılçıplaktır tarihin bu sayfası Fiziğin armağan ettiği bu teller keçeleştirirken cinsel organımı haykırıyorum insan olduğumu ve çatlatıyor alnımın en gergin teli Ahmet Telli |
Sen Gittiğinden Beri... Sen gittiğinden beri, kör, sağır ve dilsiz, Sensiz sokaklarda yürüyorum, sessiz sessiz. Yüreğimde bir acı; kimseden habersiz, Gözlerim yalnız sen;soluyorum nefessiz Aşk mahkumu olmuşum, yüreğime müptela, Gözlerimde isyan var, ruhuma da istila. Kanım akmaz oldu, damarlarımda sıla, Aklıma bir kıvılcım yakan her fasıla. Yıllardır bulanık sulardı, yudumladım. Hıçkırıklarla, gözyaşımı suladım. Bu sevdayı gönlüme, sardım da sardım, Yüreğimi yaktım ama yine de anlatamadım. Sen gittiğinden beri, çöllerimde yağmur var. Gündüzümde zemheri, geceme kar yağar. Güneşime perdeler, çekili sıradağlar, Benim sevgili yarim; kabir, başımda ağlar. Hasretine mor menekşeler kuruttum! Geçen yıllardı, solumadan unuttum, Sensizliğin ilacı, bensizlikmiş; yuttum, Ab-ı hayat denilen, bir hayata umuttum. Kalbimde acılar, ardına saklı sancılar; Sancının sardığı ölümü, ölmeden yabancılar; Ölmeden ölmek, sensizliğin adını yazdılar Uçurtmamdan semaya, ben diye bıraktılar. Sen gittiğinden beri, titrek bir üşüme ellerimde Düşen bir yaprak, her gece sessizliğinde. senim olmak istedi, sararmadan benliğimde, Gülüm olsaydın, ne vardı dikenliğimde! Bir mutluluk istedim, her nefesinde saklı. Sadece bir gülüş, yüreğinden kopmaklı. Gözlerinden bir umut, cennetime ırak mı? Bu fakirin gönlünde, aşkın hep tutsaklı.. Sözlerime bal kattın, gözlerinden akan, Hayatıma gökkuşağı boyalı sevdan, Rüzgarından ruhuma bir meltemdi, yazan; Seni sevmek, hayatımda hiç durmadan.. Abdulkadir Uyar |
Biliyorum, simdi uzaklardasin. Sesimi duyamaz, elimi tutamazsin, halimi soramaz, gözyasimi anlamazsin. Son bakisin benim zindanim oldu. Gitmiyor, gitmiyor, aklimdan çikmiyor. Affetmez bakislarin, yüregim sizliyor. Ask hatasi çok zor oluyormus, Anladim, ask zindani ne yapiyormus. Bagislarmisin yansam yaninda. Bir ömür boyu dursam basinda. Bak güller soldu, askim hüsran oldu. Son bakisin benim zindanim oldu. Ahmet Arslan |
sana elvada Işık sun bana arayan benim Peşinde koşan,ağlayan belki Acıyı yaşayan,tadan O sonsuzlukta koşan ben Bulunmaz olan sen Sonsuzlukta bana bakan Sonsuz olan sen Sevgide şaşkın dersin bana Göz yaşlarım sende kalsın Sana elvada BY SEMPATİK_25 |
| Saat: 11:14 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık