![]() |
GÜL ( YİNE HÜZÜN) bitir bu işkenceyi sende artık bana gül dokundurma elini pıhtılaşan kana gül bahçe boş ;çeşme kuru ; nerde bostancıbaşı gelde feryâd ü figân etme bu hüsrâna gül yıllarca yatağında uyudum semenderin çakallar yuvalandı bizim olan hana gül unuttum gökkuşağı altındaki resmini nice bühtan ettiler eski bir sultana gül kâinat oluk oluk boşalırken içimden yağmur damlası bile olamadım sana gül uzandığım her hayal tutuşturdu ömrümü her yangınla yeni bir yangın düştü cana gül ya öldür yarasalar okşasın cesedimi ya da terkedip gitme beni bu isyâna gül dinle ki en ölümcül şarkımı söylüyorum darağacı kurdular döndüğüm her yana gül nasıl sevişiyorsun kırkayakla çıyanla hani boyun bükmüştün ebedî fermana gül meğer bir yanılgının zinciriymiş umudum güvenimi yitirdim şimdi her Dermana gül ... |
Içimde Bir Yerlerde Ve şimdi Kelimeler Kadar Yalnizim Bir Odam Bir Ben Hayata Kapanmişim Başlamak ,istiyorum Ya Tekrardan Ya Da çekip Gitmek Varmak Istiyorum Hayallere… Aldiğim Nefes Kadar üşüyorum Verdiğim Soluk Kadar Aciyor Bedenim şimdi Yalnizim Bir Odam Bir Ben Ve Içimdeki Acemi şaiirin Buruşuk Kağitlarda Gizli Sakli şiirleri Karanliğin Buz Gibi Gecelerinde Rüzgarin Sesini Dinliyorum Penceremde Sessizlik çiğ Gibi üzerimde Biliyorum çikmaz Olan Sonu Olmaya N Bir Yere Variyorum Gidiyorum Bir Hayallerim Bir Kağidim Ve Bir Ben Bir Hayat Işte Onuda Götürüyorum Sonsuz Kere Ve Sonsuz Kere Anliyorum Ben Yaşamiyorum Aslinda ölüm Ardimda Sessiz Adimlarda Belki Hissettiğim Duygularimda Ya Ona Gidiyorum Ya Da çözemediğim Varamadiğim Yollara….. __________________ |
Alışkanlıklar Üzerine İnsan hayatı rutinlerle çevrelenmiş ablukalarla dolu…Doğası gereği her şeye alışmak zorunda Ölüme, yaşamaya, katlanmaya, sevmeye… Günlük hayat alışkanlıklardan ibaret Her gün aynı saatte kalkmak, her gün aynı otobüslere, vapurlara binmek, her gün aynı yollardan aynı işleri yapmak…Bu bir mahpusluk durumudur Alışkanlıklar, özgürlüğümüze getirilmiş en doğal sınırlamalardır Her gün aynı sözleri aynı biçimde söylemek ölümdür biraz Canlılığımızın daha özgür ifade biçimleri olmalı Her gün ölmekte olan bir insan canlılığını alışkanlıklar, rutinler vesilesiyle duyumsayamıyor Oysa duyumsamak sınırların arkasında nelerin olduğuna dair en iyi fikri verir Kur’an’da zamana yemin ediyor Yüce Yaratıcı Zaman, ölümle uyanacağımız bir rüyanın varlığını anlatmaya çalışıyor yüzlerimizdeki çizgilere Alışkanlıklar, hayatı en ince yerlerinden kuşatmış ve bize bir çeşit mahpusluk durumu kurmuşlardır Hüznün ve acıların da alışkanlıklar sınıfına girdiğini vurgulamamız gerekir Neye ve kime olduğunu bilmediğimiz bir hüznün, eşya ve hadiselere karşı aynı tavrı almamıza neden olması oldukça düşündürücü… İnsan olmak, nedensellik ilişkisi içinde olmayan pek çok şeyi olağan kabul etmemizi zorunlu kılıyor Çünkü, anlaşılmazlıklarla çevreli hayat Alışkanlıklar da bir anlamda anlaşılmazdır Her gün aynı insanlara aynı cevapları vermenin bazen bir açıklamasını bulamayız Bunun ne kadar anlamsız olduğunu içimizden seslendirir, yine de yapmaya devam ederiz… Kişioğlu kişisel menkıbesini yaşamak için kendi zihnine ve kalbine yerleşmiş, küçük sınırların esaretini aşabilmeli Devamlı surette yapıp ettiklerimiz bize korunaklı bir alan oluşturduğundan, sınırların arkasında ne olduğu hakkında bir fikrimiz olmuyor Bu alışkanlıklar meselesi, düşünce dünyamızda da aynı etkileri göstermekte İki yüz yıldır batılılaşma sendromunun oluşturduğu kompleksler neredeyse rutin bir mesele olmuştur Özgüvenin kaybıyla küçük kaygıların ve çırpınışların rahat kucağında koca bir millet çok zaman kaybetti İrtica trajikomik bir rutin teamül değil de nedir? Kendini tekrar eden bir durum gün geliyor bir karikatür oluyor Pazar günlerinin dayanılmaz sıradanlığı rutinleşen hayatı daha çarpıcı bir şekilde vurguluyor Tembellik etmek, gazeteleri şöyle bir incelemek, çoluk çocukla pikniklere çıkmak, sağa sola gitmek vs Bir gerilim filminde olduğu hissini verir yaşamdan artık tat almamak duygusu Her gün akşam facia, ölüm haberleri izlemek ölümdür biraz Gittikçe duyarsızlığa neden olan rutinler, fark etme eşiğimizi aşağılara çekiyor Aynı şeylerden zevk alan, aynı kederleri yaşayan, aynı konulara aynı şekilde hayıflanan kitleler haline geliyoruz Canlı olmak; her gün yeniden yaratılan evreni keşfetmekle ilgili bir şey olmalı Her gün aynı sorulara zihnimizde aynı biçimde cevap aramak ölümdür biraz… Kavrayışın önünde bir engeldir alışkanlıklar Problemleri anlayamaz ve meseleleri anlamlandıramaz bir hale gelir insan Bu durum tabii ki önyargıları da kapsayan kompleks bir yapı haline gelmektedir Bu yapıyı çözebilmek için varoluşumuzun anlamına ilişkin bir arayış şart olsa gerek İslam mutasavvıflarının sürekli aramaktan kastettiği şey, “bilincin sınırlarla hapsolmaması için canlılığı duyumsayarak, devingen ve hareket halinde olması gerektiği” olsa gerek Kısa bir hayatı kendi ellerimizle iyice kısaltıyoruz Belki dışarıda kar ve tipi var Fakat her gün aynı uykuya dalmak ölümdür biraz… |
En güzel alışkanlığımsın güneş; nasıl doğuyursa karanlığın ardından, tüm parlaklığıyla işte öyle doğdun karanlıklar berisindeki dünyama mor tepeler kızıl kızıl yok olurken ben varolmaya başladım mavi mavi ne, sabah içtiğim sıcak bir çay ne, gün boyu bitirdiğim üç paket sıgara ne, karşı binadaki yaşlı teyzeye dediğim günlük günaydın ne, sokak başında kızdırdığım bakkal emmi ne, kahvede takıldığım tavlayı koltuğuna verdiğim erdal ne de, sıcak bir çayda bulduğum huzur değil bu alışkanlığım ne, söylediğim marşlarda ne, dinlediğim türkülerde ne, yazdığım ne, okuduğum şiirlerde ne, ağır romanlarda ne de henüz yazılmamış bestelerde bulamadığım güzel bir alışkanlıksın evet sen; evet evet sen sen benim en güzel alışkanlığımsın sen benim, başımın belasısın hemde püskküllü belasısın ama; güzel belasın bee! ... belaların en güzeli.... Celil Taş |
|
http://i5.tinypic.com/8axn4oz.png Yağmurun birgün dinmeyeceğinden, hiç bitmez görünen hayat ırmağının birgün kurumayacağından, sizi alıp diyardan diyara gezdiren rüzgârın duruvermeyeceğinden. Emin misin ? Hep atan yüreğinin duruvermeyeceğinden, gören gözünün hep göreceğinden, duyan kulağının hep duyacağından. Emin misin ? "Ben olmazsam olmaz" dediğiniz işlerin asla sensiz yapılamayacağından, sen olmazsan dünyanın duruvereceğinden, seslendiğinde titrettiğini sandığın şu dağların hep emrinde olacağından. Emin misin ? Sana uzanan ellerin hep yanında olacağından, yüreğini verdiklerinin birgün sırtlarını dönüp gitmeyeceğinden. Emin misin ? Boynuzsuz koyunun, boynuzlu koyundan hakkını alacağı günde; balıklardan kuşlara, ağaçlardan güneşe, üzerindeki mesajları okuyup anlamadığın yaratılmışların senden şikâyetçi olmayacağından. Emin misin ? Sana hep açık duran ilahî kapıların birgün kapanmayacağından ve şaşırıp kalmayacağından. Emin misin ? Karanlığın içinde kaybolup giden çığlıkları duyabildiğinden, yüreğindeki ışıktan başkalarına da verebildiginden. Emin misin ? Güzel bir hayat yaşadığından, yapabileceğin herşeyi yaptığından. Emin misin? Bütün bunlar için bir kere daha fırsatın olacağından. Sahiden Emin misin ? |
Öznesiz cümleler kurmaya alışmıştım ben oysa... Yalnızlığıma, ıssızlığıma sahip çıkmıştım onca kalabalığın arasında.. Korkularımdan korkmamayı öğreniyordum yavaş yavaş. Hayallere düşlere sığınıp onlarla avunuyor, küçücük mutluluklara, hayata dair geçici heveslere sarılıp gülümseyebiliyordum. Geride bırakmıştım bütün hüzünleri, ertelenmişleri, yaşanmışları, yarım kalmışları.. Yürüyordum ardıma bakmadan kendi yolumda. Geçmişin izleri bazen takılıyordu ayaklarıma bir yerlerde, ama ben aldırmadan yürüyordum işte.. Sevdaya dair hikayelerin noktasını koymuştu hayat yıllar öncesinde. Ben de çaresizce boyun eğmiştim ona. Bence mutluydum ben kendi kendimle.. Hiç beklemediğim bir zamanda, ansızın çıktın yollarıma. Yalan mıydın sen? Yalan.. Bunca ısıtabilir miydi ruhumu? Bunca işler miydi sevdanı yüreğime? Geçmişin izlerini silip, doldurabilir miydi yüreğimi böylesine? Bilseydim dinler miydim seni? Geçmişimden koparıp, beni alıp gitmene, İzin verir miydim? Görseydim, eğer sonunu görseydim, Başlamadan daha, orada dur derdim... Bilseydim, eğer sonunu bilseydim, "Sevme bırak" derdim, "Sevme, uzak dur..." Geldiğin gibi de gittin ansızın bir gün.. Sensizliğe alışmak daha zordu yalnızlığa alışmaktan. Şimdi öznesi sensin cümlelerimin, yüklemleri yok... Sensiz günüm zordu zaten, Bir de sen geldin üstüne.. Yokluklarım yetmezmiş gibi, Sen de eklendin üstüne... Ben zaten bunları sen olmadan da yaşardım. Ne gerek vardı sana, sensiz de yalnız kalırdım. Ben zaten sen olmadan da ağlardım isteseydim eğer, Ne gerek vardı sana, ne gerek vardı yokluğuna.. Sensiz olamıyorum artık ANLASANA!!!!! |
http://byfiles.storage.live.com/y1pOXXWwwNFn111pO9O_CYEJMenlqD3rXjHOvKi2S66A_n7VG9XggJeCl9kcofi5BKlf9r41380I04 Rüzgara karşı alıp yelkenleri, açılma vaktin gelmiştir denize. Bilirsin ki ne fırtınalar, ne deli dalgalar beklemektedir seni. Korkarsın, terk edemezsin limanı, bir köşesine sığınırsın. Kabullenmesen de artık aşk bitmiştir, İşte son budur... İçin hep hüzün doludur, bir türlü kabullenemezsin bittiğini. Gözlerinin içine bakıp seni seviyorum demesini beklersin. O sözler hiç çıkmayacak o dudaklardan bilirsin. Yinede umudun yeşildir, İşte hayal budur... Gururlusundur, istenmediğin yerde durmazsın. An olur ki ne olur bitmesin dersin. Bu sözlerin dudaklarından nasıl çıktığına kendin bile inanamazsın. Oysa o yüzüne bakıp sadece gülümser, İşte acı budur... Ondaki sıcaklığı kimsede bulamayacağını düşünürsün. Kimse onun gibi gülemez, onun gibi konuşamaz dersin. Ve kimseyi onun kadar sevemeyeceğini bilirsin. Kahredip başını eğersin önüne. İşte hüzün budur... Nefes alamaz hale gelirsin, daralır için. Bir kaç saatlik derin bir uykuya hasretsindir. Bilirsin ki gözlerini kapasan da terk etmeyecektir hayali. Atarsın gecenin kollarına kendini, İşte huzur budur... Ondan gelecek tek bir haberi umutsuzca beklersin Bir de beklemek ölüm gibi gelir insana böyle zamanlarda. Aslında ölüm fikride garip değildir artık sana. Geri dönerse diye ölemezsin bile, İşte sabır budur... Hayat devam ediyordur ama her şey yarımdır, hep bir yanın eksik. Yüreğin eskisi gibi atmayacaktır, başka aşklarsa seni kandırmayacaktır. O başkalarıyla, mutlu bir hayatı yaşıyor olsa da, yine de sevginden vazgeçemezsin. |
http://img516.imageshack.us/img516/8417/gittin012xf3.jpg Sonunda sende gidiyosun iste. Herkes gibi sende terkediyosun beni. Benim daha onca hayallerim varken, ardina bile bakmadan beni koyup gidiyosun. Her hayalimi, bir Cicek gibi, teker teker özenle ekmisdim yüregime. Bu koskoca Ayrilik Rüzgari öyle siddetliki, umutlarla ektigim ciceklerimi söküp ucurdu. Hayallerimide alip gidiyosun. Bari onlari biraksaydin benimle. Hani verdigin sözler? Giderken onlarida götüryosun beraberinde... Ayni sözleri, yeni asklarina vermek icin, onlarida götürüyosun... Bu issiz gecede beni yapayalniz birakip gidiyosun... Bukadarmiydi senin o kocaman sevgin? Hala inanamiyorum gittigine. Okadar alismisken sana. Varligina okadar alismisken… Nasil birakip gidiyosun beni, nasil? Anliyamiyorummm… Bunu bana nasil yapiyosun? Hani hic kiyamazdin gözyaslarima? Simdi senin icin agliyorum… Dayanamiyorum… Ne yaptimki ben? Seni sevmekden baska ne yaptimki? Hadi söyle, Ne yaptim? Hani önümüzde koskocaman bir ömür vardi, beraber yapacagimiz daha cok sey vardi hani ? Unuttunmu ? Onlara neoldu ? Beni hic sevmedin dimi ? Yalandi her sözün, sevginde yalandi! Iste sonunda sende gidiyosun, bana hic biseyimi birakmadan, herseyimi alip gidiyosun… Birtek Yalnizligimi birakiyosun. Geldigin gibi, gidiyosun yani. Beni nasil bulduysan, yine öyle birakip gidiyosun. Oysa bilmiyosunki, seninle kendime yeni bir Hayat kurmusdum ben. Herseye yeniden baslamisdim. Mutluydum oysa… Ama, simdi yine yalnizim iste… Zaten bitek buna üzülüyorum, senin cekip gitmene degil. Cünkü, biliyomusun BEN SENI DEGIL, SEN BENI KAYBETTIN……… |
Şimdi SEN Uykuların kaçar geceleri, bir türlü sabah olmayı bilmez. Dikilir gözlerin tavanda bir noktaya, Deli eden bir uğultudur başlar kulaklarında Ne çarşaf halden anlar ne yastık. Girmez pencerelerden beklediğin o aydınlık. Onun unutamadığın hayali, Sigaradan derin bir nefes çekmişçesine dolar içine. Kapanır yatağına çaresizliğine ağlarsın. Sevmek ne imiş bir gün anlarsın. Bir gün anlarsın aslında her şeyin boş olduğunu. Şerefin, faziletin, iyiliğin, güzelliğin. Gün gelir de sesini bir kerecik duyabilmek için, Vurursun başını soğuk taş duvarlara. Büyür gitgide incinmişliğin kırılmışlığın. Duyarsın, Ta derinden acısını, çaresiz kalmışlığın. Sevmek ne imiş bir gün anlarsın. Bir gün anlarsın ne işe yaradığını ellerinin. Niçin yaratıldığını. Bu iğrenç dünyaya neden geldiğini. Uzun uzun seyredersin aynalarda güzelliğini. Boşuna geçip giden günlerine yanarsın. Dolar gözlerin, için burkulur. Sevmek ne imiş bir gün anlarsın. Bir gün anlarsın tadını sevilen dudakların. Sevilen gözlerin erişilmezliğini. O hiç beklenmeyen saat geldi mi? Düşer saçların önüne, ama bembeyaz. Uzanır, gökyüzüne ellerin. Ama çaresiz, Ama yorgun, Ama bitkin. Bir zaman geçmiş günlerin hayaline dalarsın. Sonra dizilir birbiri ardına gerçekler, acı. Sevmek ne imiş bir gün anlarsın. Bir gün anlarsın hayal kurmayı; Beklemeyi, ümit etmeyi. Bir kirli gömlek gibi çıkarıp atasın gelir Bütün vücudunu saran o korkunç geceyi. Lanet edersin yaşadığına... Maziden ne kalmışsa yırtar atarsın. O zaman bir çiçek büyür kabrimde, kendiliğinden. Seni sevdiğimi işte o gün anlarsın. |
| Saat: 04:57 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık