MsXLabs

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Genel Mesajlar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/)
-   -   Yalnızlığıma (Yalnızlık) (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/8336-yalnizligima-yalnizlik.html)

nünü 17 Eylül 2007 14:20


Öylesine Gecelerden Birindeyim İşte! .....

Öylesine gecelerden………………..

Öylesine gecelerden birindeyim işte! ...Naturel klasik dinleyerek yatağımda,yorganın sarmadığı yalnızlıkla
Kah düşünüp kah söyleştiğim yastığımla baş başa.
Ben’i bana yansıtan aynanın karşısında opium la tütsülenerek…Naturel classic dinliyorum dedim ya..gecenin bu saatinde daha doğrusu yeni bir günün yalnızlıkla döllendiği saatte.

Dışarıda coşkulu bir yağmur…öfkeyle homurdanan gök yüzüne karşın,içerde kuş cıvıltıları ve inleyen flütte “ seni, sesini” arıyorum. Tavandan sarkan ampul gerçeğe kör edercesine kamaştırıyor gözlerimi, güneşim olup. Kamaştırıyor…
Güçlükle seçiyorum aynada Ben’i. Bir yarım bende, bir yarım sende olan Ben’i
Tütsüden yükselen dumanlar dans ederken için için yanıp küllenen başı boynunu büküyor.Daha fazla direnmeden dökülüyor…küllerin boyun eğip dökülüşü aşka getiriyor közünü, yeni küllere gebe bırakıp. Flüt susup, piyano başlıyor.Her tuş tınısında, her kuş cıvıltısında içimin kelebekleri uçuşuyor meydan okurcasına sinsi sinsi gülümseyen yalnızlığa “Hadi..hadi nerdeysen çık! ”dercesine

Hadi nerdeysen çık! ...
Çık dercesine, yakama yapışan yalnızlığa.
Yatağın içinde yorganın sarmadığı yalnızlıkla odamdayım.
Uzak,
İçinde ulu ağaçların boy verdiği bir ormanda. Yapayalnız,...kendimleyim, Ben’leyim.
Yürüyorum… yürüyorum…. sonunda sen olan yolu.Yürüyorum. Yol vermez gibi görünen ağaçların arasında göğe uzanan başlarından sonsuz maviyi arıyor gözlerim. Fısıldaşan yaprakları duymak istercesine, pür dikkat kulaklarım.Duyduğumu sanıyorum, suskunluğunla öfkeni yüzüme nasıl haykırdığını…haykırışların da bile sevginin, aşkının saklanamaz olduğunu

Yoksa…
Yoksa yanılıyor muyum?
Yürüyorum ayrımına gelene dek, mutsuzlukla-mutluluğun
Acıyla-sevincin kesiştiği kavşağa…nedense yollar karışıyor birden
Dallardan kuşlar havalanıyor, ötüşlerinin yerini kanat seslerine bırakarak. Mavi gitgide koyulaşıyor. Özgürlüğe kanat çırpan kuşların gölgeleriyle, koyulaşıyor mavi.
Karanlık kaplıyor her yeri.
Korkuyorum.
Büyüyor adımlarım.

Sana gelmek istiyorum.
Bir umut vardı, her gün sarıldığım sığındığım düşlerimin arasında. Bir umut!
Yüreğimde yüreğini duyumsatan, en giz yerinde yüreğimin. Sevginle günbegün büyüyen, aydınlanan, her gece söyleştiğim yıldızın- yıldızım vardı. Karanlıkta bile gülümseyen…..
Aşk’ın vardı…Tüm kapıları açmıştın bana sevgiden yana.

Oysa,
Oysa… benim kanayan yaralarım vardı, daha henüz kabuk bağlamayan.İçime gömdüğüm acılarım… Bir volkan gibi nasıl, ne zaman patlamaya hazır olduğunu bilmediğim…içimden atamadığım acılarım vardı.

Artık “gel” demeyeceksin.
Küskün yüreğin.
Ellerin tutmak istemeyecek ellerimi.
ya gözlerin? ...yollara bakmayacak uzun uzun.
Konuştuğun duvarlar sağır ve dilsiz olmuşlar.
Odandaki ışık kör…ayna küskün.

Uykuya dalarken sarıldığın yastık neden yerde?
…Ve,neden geceleri adıma verdiğin yıldıza…gündüzleri gülümsememe benzettiğin güneşe kapalı perden.
Neden?
Neden kapalı perden? Neden….neden kapalı perden? Tüm yolları tüm kapıları kapatmışsın. Görünmez duvarlar örmüş, aşılmaz setler çekmişsin aramıza. İstesem de ulaşamıyorum sana. Seninle tamamladığım tümcelerde sözcükler eksik kaldı. Anlamları yok artık.

Şimdi dışarıdaki fırtına yüreğimde kopuyor.Coşkuyla yağan yağmur penceremi dövüyor ısrarlı damlalarıyla. Perdeyi aralıyorum…perdeyi aralıyorsun. Karanlık. Yıldızını arıyorum yıldızsız gecede. Sense başka yıldızlar yerleştirmişsin göğüne.

Başımı cama dayıyorum,başını dayıyorsun cama.Göz gözeyiz ama görmüyorsun.
Oysa sana ne kadar yakınım bir bilsen.
Oysa seni ne kadar seviyorum, ne kadar sen doluyum bir bilsen…
Cama yapışan yağmur damlalarını birlikte sayıyoruz aslında.Buğulanan cama adını yazıyorum. Sonra
Seni seviyorum…
Seni seviyorum…
Seni seviyorum…
Seni seviyorum yazıyorum. Bilmiyorsun.
Başım düşüyor omzuma, ağlıyorum. Başın başka omuzlarda
AĞLIYORSUN….

Leyla Işık


CyniX 18 Eylül 2007 23:06

Ahşap bir yalnızlıktı
Okyanusun kalbine iz düşülen
En unutulmuş su birikintisi bile
Ayna olmuştu özlemine

Yıpranmamış bir ipekle sarılmayı bekleyen
Onca insafsız denizin kulağına
Bekleyişini fısıldamıştın
Kimbilir kaç sahipsiz yürek ağrısını
Kaç imkansız hayatı kattın ona...

Bitmedi der gibiydin,bitmedi
Bu derinliğine sevgili olabilmek için
Kalbine kazıdın onca yitik anı...
Şimdi yalnızlığını üşütüyor,
Beklenmedik sevinçler,serseri tesadüfler.
Okyanusa bir deniz feneri daha katılıyor
Düşlerinden.

Sis kalkarsa bunu herkes anlayacak
Sınırın hep öteki yakasındaydın sen.
Hiç avcı olmadın,hiç elin kana bulanmadı.

Derinliğine kimse sevgili olamadı....


nünü 19 Eylül 2007 09:51

Bekleyen

Hangi yalnızlıktır iten seni bu sığ sulara
Hangi şekilsiz gerçek bağlayan ellerini
Kattığın bir acı gülüştür düştüğün korkulara
Kim baksa gözlerine görür beklediğini

..........
..........

Ümit Yaşar Oğuzcan


Misafir 19 Eylül 2007 13:31

Yalnızlıkyanlızlık;
annesizlik babasızlık gibi.
açlık,parasızlık gibi.
koyar adama bazı bazı.
yarım sevdayla gelir,
ölümle gelir bilemezsin
kalırsın böyle bazı bazı.
ne evin huzur verir,
ne de çevren.
gözler alaycı gelir
yürekler sahte.
çırpındıkça batarsın,
elin göğsünde anlamaz kimse...!
Cihat Aydın


Tiglon 19 Eylül 2007 13:37

Bitmeyen Yalnızlık

yine herzamankinden farksız birgün,Â
dışarıda güneş we hareketÂ
içerde bir genç we yorgunluk bir deÂ
YALNIZLIK.

we televizyonda reklamlarÂ
yukarı katta tıkırtılarÂ
aşağı katta sessizlikÂ

uzaklarda ölüm,yakınlarda yine ölümÂ
bir yerlerde unutulanlar,bir yerlerde ise unutanlarÂ
bilinmeyenlerde bir genç kız we bir genç kız daha...Â

uçurumun kenarında düşmek için hazırlananlarÂ
uçurumun sonunda ölüm çığlığı!Â

arkada sonsuz gözyaşları,
uzun bir sessizlik,
anılarıyla başbaşa bir genç kızÂ
Ve BİTMEYEN YALNIZLIK!!!!!.........


nünü 19 Eylül 2007 14:15

Yalnızlığa Çağrı

Namusum üzerine yemin ederim
Bu şehri bu evleri bu sokakları sevmiyorum
Tiksiniyorum bu iğrenç kalabalıktan
Yalnızlığı özlüyorum

..........
..........

Ümit Yaşar Oğuzcan


Misafir 19 Eylül 2007 14:41

YalnızlıkGece yarısı ayrıldı ellerin ellerimden
Hüzünler aralandı aktı yaşlar gözlerimden
nerde şimdi yaşanan sevgiler
terkedip gittiler bizi birer birer
yok artık eski aşkın heyecanı
şimdi yanımda belirdi yalnızlık ah yalnızlık
Cemil Zateroğlu


nünü 19 Eylül 2007 16:16

Ne Demek

Biz şimdi yok mu olduk ya öyle mi
Bu film bizim için oynamıyor demek
Şarkılar şiirler falan hepsi yalan mi artık
Bu çalgılar bizim için değil öyle mi
Siz simdi yoksunuz ne demek

Olduk mu yani söyleyin açıkçası
Artık hiç sevmeyecek miyiz
Bizi kim koydu aptal yerine
Olduk mu yani söyleyin boğuntuya mi geldik
..........
..........

Ümit Yaşar Oğuzcan


volture 19 Eylül 2007 16:28

Bu gün içim karanlık;yalnızlık var bende...Belki yağmurdan.belki de ramazanın gelmesiyle içimi hüzün sardı.Dört duvar odanın içinde günün yorgunluğunu atmaya çalışırken hadi dedim yaz yalnızlığını paylaş;paylaş ki sıkıntın...Yoksa durduramadığın bir dağdaki volkan olma...

Yalnızlık kimine göre basen iyi,bende sewerim yalnızlığımı...Dedim ya bu gün coştu içimin kuyutlarında sakladığım yalnızlığım...Aslında bazen aynayla konuştuğum our ordaki beni görünce sanki yalnızlık unutulur ve onunla konuşurum ve bazen korkarım bana söyleyeceklerinden kaçarım...


arwen 20 Eylül 2007 01:32

Tam kenarındayım hayatın...
Bir adım sonrası sonsuzluk...
Nerede başlar nerede biter bu yalnızlık bilemiyorum
İşte geldik gidiyoruz derler de
Ne bıraktık kendimizden geriye?
Az sonra bir kondüktör
Nerede duracağımızı söyleyecek sanki
Hangi vagonun kompartımanında
Kaçıncı sınıf bir yolcu biletine sahibiz?

İşte bu geceki düşüncelerimden klavyenin tuşlarına düşenler bunlar Yosun Gözlüm.

Ölüm ve yaşam arası bir yerlerde dur durak bilmeden geziniyorum.
Hani derler ya Kırılma Noktası diye...
O noktayı çoktan geçtim ben ve şimdi bilmem kaç devir çalışan
eski bir motor gibiyim. Hani o ha dağıldı ha dağılacak dediğimiz cinsten.
Tüm civataların eskidiği, bir türlü düzen tutturulamayan...

Gecenin geç, sabahın erken saatlerinde yine sabahın karşıladığı değil de sabahı karşılayan olmanın sıkıntısı içinde
ışıkları söndürülmüş odamın yavaş yavaş aydınlanmasını izledim.

Üşüyordum...
Dibi görünmeyen kör bir kuyuya düşer gibi tutunacak bir şeyler ararken,
senden kalan tek şeye sarıldım sımsıkı.

Kokun hala üzerinde duruyordu.
Hani giderken bana bırakmıştın ya kokunu, sıcaklığını.
Bakıştık önce kilitlenmişcesine ve sarılıp birbirimize hıçkırdık.
O, vakitsiz inen yağmurlarla şaşkın, ıslandı...
Sonra sen gibi sarılıp, ciğerlerim patlayacakmış gibi koklayıp öptüm.

Sahi seni ben gibi koklayarak öpen oldu mu hiç...
Ya bakışları alaz alaz, uzansan yüreğini avuçlarına alacağını hissettiğin, aşkımmm diyen bir yâr?
Olmaz canımmm... olamaz... Çünkü, çünkü, çünkü...
Ben senden yansıyandım! ! !





Eylül GÖKDEMİR...



Saat: 06:14

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık