![]() |
Kal Benimle Canım Gizemin soğutur yalnızlığımı Sobamda yanan kömürün Ürkek ateşi gibi Vurursun bedenime. Bir kelebeğin Kanat çırpışına benzer yüreğim Atar hafif hafif derinlere. Dolgun bir ses tonuyla İsmini çağırır tüm varlığım Ve bir kum tanesi oluveririm Saklanırım Ruhuna. Uyandırırsan Sabahım olursun Çeker alırsın Benliğimi benden Dokunursan ellerime Akar giderim denizlerime Ve bir bahçe kurar Büyütürüm sevgini her yer de. Gidisinde yolların olurum Gelişinde yağmurlarınım Yeter ki olduğun gibi Kal benimle canım. Murat Saydam |
gitmek kolay olan elbette, ama aşk zoru sever! daha dogrusu zoru başarabilmektir aslolan... kalmak gerekir en kötü sevdanın, en kötü anında bile!!! sevmek sevilmek cabuk bulunabilen kolay bişey deildir... GİDEN GİTMİŞTİR!!! KALAN SAVAŞMIŞ OLUR... ARDINDA BIRAKTIGI ENKAZI BİLMESEDE GİDEN GİTMİŞTİR GERİSİ BOŞ İŞTE... |
Kaybetmelerin savaşları bitmeli,kazanmanın savaşları başlamalı. çelişkisiz bakmalı dünyaya..alıp gitmeli ruhunu çıkarıp bedeninden sarılmalı yastığına sımsıkı sarılırcasına,kapatmalı tüm yaralarını sabah kahvesi gibi alışmalı sıcaklığına öksürükleri pahasına ıslanmalı yollarında mırıldandığında duymalı,kalabalıkta seçebilmeli nerde olduğunu. elilerininin birinden vazgeçebilmeli teslim edebilmeli gözlerini hayatıma bir 'barış' girmeli Kaybeden savaşlarımı bitirmeli. sough bir kız çocuğu sarılmalı ona sorgusuzca... |
Biliyorum gölgede senin uyudugunu Bir deniz mağarası kadar kuytu ve serin Hazların aleminde yumulmus kirpiklerin Yüzünde bir tebessüm bu ağır ögle sonu. Belki rüyalarındır bu taze açmıs güller, Bu yumuşak aydınlık dalların tepesinde, Bitmeyen aşk türküsü kumruların sesinde, Rüyası ömrümüzün çünkü eşyaya siner. Her şey yerli yerinde; bir dolap uzaklarda Azapta bir ruh gibi gıcırdıyor durmadan, Bir şeyler hatırlıyor belki maceramızdan Kuru güz yaprakları ucusuyor rüzgarda. Ahmet Hamdi Tanpınar |
Dökülemeyen bir damla yaşmış gözlerinden, Uzun gecelerin son demlerinde Yalnızlığın ve kararsızlığın karanlığında, Gelgitlerindeyken sevdanın en arsızında Uslanmayan kalbini al ve gel artık... Dünü bir yana, yarını bir yana Ulaşamadığın hayallerinin korkutuculuğunu Yalnız kalan ruhunun çığlıklarını Gurunun getirtmediği yolları Unut ve gel artık... |
Çocukların düşlerinde bir Markut bir kurbağa zıplıyor yaşamamızdan hergün zıplıyor, hergün eksiliyor, hergün Markuuuut Torbanı sarkıt. Her doğal güzelliğin bir ucunda aptallık öbür ucunda o kambersiz geçen düğün. Kadın. Kadını bir dilime katık ettiler Markuuuu! Torbanı sarkıt. Siz büyüyün kan kuşları siz büyüyün güzün gelişi bir öğürtüdür korkmayın korkmayın ölüm bir başka ağzıdır yarasaların. Aşınmış eşikler, aşınmış yaygaralar aslan gibi bir kocası var mıydı bu kadının? Gömleğimi zorlayan kuş sesleri İsmet Özel |
Son cevabı veriyorum sıkı durun gitmek kolayyyyyyyyyyyy:D |
Düşkünlüğümü yağmala! İçimdeki terkedilmiş Filistinli çocuğu vur! Gözlerimdeki inancını al! Ellerimi de bırak! Öyle git… Etten ve kemikten bir heykel de senin armağanın olsun aşkın sanat tarihine. Git! Bir destan da ben eklerim elbet sevda sayfalarına. Zor değildir kaybedecek hiçbir şeyi olmayan için korkularını aydınlık renklere boyamak! Senden önce de siyahtı düşlerim. Senden önce de düştüm ve kanadı gecelerim. :S Yalnızlığın anadiliyim ben! Sensizliğin lugatı yok! Sensizliğin seni yok! Sensizliğin sesi yok! Yine de ben, bensizliğine yanıyorum. Kusursuz bir ordunun donanımlı bir askeri gibi değil, kaybede kaybede körleşmiş kılıcından başka hiçbir silahı olmayan yetim bir savaşçı misali yeniliyorum sana. Sonra sana, sonra yine sana! Bir gün, iki gün, beş gün değil, her gün… Sen savaş sonrası ganimetlerini toplarken, ben; yastığımdaki çukura esir veriyorum gözbebeğimdeki tebessüm güllerimi. Yaşam alanı daralıyor umutlarımın. Yasına açan çiçekler oksijenimi soluyor. Yaşanmış acıların üstünden geçiyorum, kim bilir kaçıncı kez. Kara kalem bir hayata doğmuştum. Gözlerim gözlerini göremiyorsa bundan! Gidişinle hiçbir ilgisi yok! İnan! Sen başlatmıştın ve gitmek ( ! ) en çokta sana yakışırdı zaten. Meğer ben denize düşüp sana sarılmışım! Sonra da… sonramız yok işte. Göçmen kuşların ihanetiyle sürmelediğin gözlerinle gezdiğin bütün kentlerde, bulduğun ilk mavide, belki de her mavide pusuya yatacaksın bilirim. Bense; borsası tabana vurmuş bir ülkenin yalnızlık resimleri olup, gecenin en yarısında gizli gizli kentlerin duvarlarına asılacağım. Balçıkla sıvamaya çalıştığın, beceremeyince de giderek yok olacağına inandığın sevdamla, lokma lokma hüznümü doyuracağım. Kazanmanın tadını bilmeyenler en güçlü yenilgilerle çıkarırlar hayatın tadını. Çünkü onlar; kalınca da yeniktir, giderse de! Severken de yeniktir, sevilirken de! Öyleyse şimdi ben kalıyorum, sen gidiyorsun ya hangimiz yenik, hangimiz galibiz bu hayatta?!!! Zılgıtı çalınmış türküler besliyorum tarihi kederlerimin zirvesinde. “bedenine büyük gelen hüzün urbalarından arın” diyorsun giderken, bir de gözlerinden başla beni unutmaya! |
sevdam öldü artık, Dün gece seninle sevişirken Hayallerim ise boğuldu acılı düşlerimde.. Tövbe ettim adına, Aşkıma, sana sevgime, Dün gece annemin üzerine. Umutlarım yok oldu artık seninle beraber Dün gece bütün aktığın damarlarımıda kestim. Gözlerim her gece doluyordu hayalinle Bu gece görkemli bir törenle körlüğü seçtim.. Zeynep Orcanel |
mutluluğun içimde binlerce yıldız, ayrılığın beni bırakmayan en kötü hırsız, Yokluğun içimde yaramaz bir kız, en büyük günaha mecbur etti beni! Rüyalarımda bile avutmuyor,sensiz yaşadığım bu hatıralar, canım sevgini istiyor, Ayrılığın her anında.. ertelemeyelim mutluluğumuzu gel yalancı baharlara, Ne cenneti görüyor gözüm senden uzakta,cehennem bile mutluluktur senin yanında.. Zeynep Orcanel |
en kolayı şıpsevdi olmak aslında aşık olmak gitmek yada kalmak offf ikiside zor aslında |
Gidiyorum ceketimi attım sırtıma gidiyorum dostlar buralardan dönüp te bakmadan ardıma gidiyorum dostlar buralardan her yanımda ezilmişlik ufkuma doğru yürüyorum beni kahreden yıkılmışlık onuda yanımda götürüyorum biçare, mahzun yüreğimi hazin duygularım dişlerken temiz zamana kaçıyorum geçitleri,ayaklarım işlerken yokuşlara bir bir çıkarken akan sulara bent oluyorum habire bana doğru akarken kendimi akıntıda buluyorum mazime güle güle deyip gurup vakti uğurlamak istiyorum sabır taşını bağrıma basıp artık kendimi ağırlamak istiyorum Engin Namlı |
Gitmek mi Kolay..? Yoksa Kalmak mı..? Bavulları hep toplu durmalı insanın... Bir gün telefonların hiç çalmayabileceği hesaplanmalı... Tül perde arkasından misafir yolu gözlemekten vazgeçmeli... İhanetlere, terkedilmelere, bir başına bırakılmalara hazırıklı olmalı... Yalnızlığa alışmalı... Çünkü omuz omuza günlerin vakti geçti. Dayanışma, günümüzün borsasinin değer kaybeden hisse senetlerinden biri artık... Bireyin keşif çağı, geride kırık dökük yalnızlılklar bıraktı. Terörün bile bireyselleştiği çağdayız. Zaman, birlikten kuvvet doğurma zamanı değil; Zaman, tek basina dimdik ayakta kalabilmeyi becerme zamanıdır... İşte o yüzden alışmalı yalnızlığa... Sokaklar dolusu ıssızlıkla başbaşa yaşamayı göze almalı insan... Güvendiği dağlardaki karlara bakıp ders çıkarmalı... Hüzünlü bir şarkıyla paylaşılan gecelerde başını dayayacak bir omuz arama huylarından vazgeçmeli... Sofrada tek tabağa, tabakta az yemeğe alışmalı... Romanlardan, yalnızlığa yücelten paragraflar aşmalı evin en görünür duvarlarına... Yalnızlık paylaşılmaz,paylaşılsa yalnızlık olmaz Dizeleriyle başlamalı güne... Telesekretere şu anda size cevap verebilecek kimse yok! denmeli, Belkide hiç olmayacak...cevapsızlığa, sessizliğe ısınmalı... Oysa sessizlik haksızlığa alkıştır. Haklılığın onuru yaşatır insanı... Susmanın utancı öldürür... O yüzden en sessiz gecelerde Doğruydu, yaptım la teselli bulmalı insan. Feryada komşuların yetişmemesine, Soğuk duvar diplerinde sessizce ağlaşmaya alışmalı... Kendiyle hesaplaşmaya çalışmalı... Gece yastıkla ağlaşmaya, sabah aynayla gülüşmeye, Kendiyle hüzünlenip, kendiyle keyiflenmeye hazır olmalı... Hep başını alıp gidebilecek kadar cesur, Ama hep kalıp savaşacak kadar gözüpek olabilmeli... Sessizliği, sese dönüştürebilmeli... Ve sırt çantasını her daim hazır tutmalı insan... Yollarla barışmalı... Yalnızlığa alışmalı... |
BİZDEKİ ACIYI ÇEKMEYEN BİLMEZ, ELİMİZDE KADEH BİRGÜN EKSİLMEZ BİZ SEVERİZ BİZİ KİMSELER SEVMEZ ADIMIZ SERSERİ KALBİMİZ DEĞİL DERTLİDİR ŞARKILAR DİLİMİZDEKİ BİR ÖMÜR ÇİZGİSİ YÜZÜMÜZDEKİ YAĞMUR DEĞİL YAŞTIR GÖZÜMÜZDEKİ ADIMIZ SERSERİ KALBİMİZ DEĞİL. Hakkı Yalçın |
Bu gece son, biraz sonra Bu kapıdan son kez çıkıp yine kendimi Vuracağım, yollara Kim bilir kaç kere ıslanacak yüzüm Elimi tut, düşman olma Ne olur parça parça olmasın içimiz... Gitmelerin eşiğindeki bir gecedeyim yine. Susmalara öyle alışmışki yürek son iki kelimeye bile yer bırakmıyor hüzünler... Bu sefer son... Dönüşü olmayan bir gidiş bu. Birazdan bu kapıdan çıkıp gideceğim. Adım gece olacak, sense ardımdan yere dökülen kalp kırıklarını toplayacaksın. Kim bilir belki de iki damla ile kutsayarak. İkimizde biliyoruz hiçbir parça diğeriyle denk gelmeyecek arada boşluklar olacak, iliklerimize kadar üşüten soğukları misafir eden boşluklar.. Boşver, varsın olsun sen beni tanıdığın gün öğrendin zaten yaralarını sarmayı. Sana getirdiğim her acıya mutlulukmuş gibi sarıldın. Oysaki ben hiç fark etmedim seni kanattığımı ... Bu sefer son artık seni acıtmayacağıma söz verdim kendime... Kim bilir kaç kez uykulardan uyanacağım hıçkırıklarla, artık olmadığını bile bile seni arayacak gözlerim eve her gelişimde, belki de sohbetlerin olmayınca eksik kalacak çayımın lezzeti, yemeğimin tadı tuzu ve kahvaltılarımın keyfi ... Üzgünüm ama artık gitmeliyim.. Ne olur anla beni! Eğer şimdi gitmezsem daha fazla kan kaybını taşıyamayacak bu sevgi.. Her şeyi anlatabilirim de yüreğime ışıldayan gözlerinin düşman olması yok eder beni bir tek onu anlayamaz işte.. Ne kadar zor olsa da bu ilk değil ki kaç kez kan kaybından kaybettim ben ümitlerimi. Varsın bunu da kaybedeyim. Eğer gitmezsem sevdiceğim daha bir acıtır olacak bu yara ikimizi.. Bir eksik bir fazla fark etmeyecek kadar anlamsızlaştı hayatım bir anda. Birkaç cümlenin, bir dağı nasıl yıkabileceğini gözlerimle görmesem anlamazdım. Ama artık seni hayallerime ortak edemem. Bu geceden sonra kanattığım yaraları yok sayamam. Kızgınlığını ve kırgınlığını omuzlarımda taşıyamam.. Üzgünüm sen nefretini savurdukça duvarlara ben öylece kaldım hayatın tam ortasında. Issızlaştı bir anda, sıcacık sandığım yuva. Sen ne halin varsa gör dedin. Ve ben bittim, hayat bitti... Mutlu ol iyi bak kendine Ne olur gözüm arkada kalmasın Uzun uzun seneler var önünde Gün gelir sevgilim acıya alışırsın Alışırsın .bu gece son... |
Sen Git, Bırak Aşk Bana Kalsın her Gidişine Ayri Bir Anlam Yüklüyorum, Yapma Tanri Aşkina! Ya Hep Kal Benimle Söz Etme Gidişlerden Ya Da Silinsin Isminde Cisminde... Oynama Benimle, Dengemi Bozuyorsun. Aşki Yaşayacak Yürek Birakmiyorsun Insanda, Böyle Değildin Sen... Bittiyse Heyecanin Bileyim Ben De... "seni Seviyorum" Diye Başlayan Ve "ama..." Ile Devam Eden Cümleleri Duymaktan Biktim. Seviyorsan Seviyorsundur, Amasi Olmaz Bu Işin. üstelik Bir Cümlede "ama" Varsa Bir önceki Yarginin Hiç Bir Hükmü Yoktur Artik. "seni Seviyorum, Ama Birlikte Olmamiz Imkansiz..." Imkansiz Diye Biliyorsan Eğer Sevmiyorsun Demektir. Bahanelerin Arkasina Siğinma! Insanlarin Hayatina Sorgusuz Sualsiz Girip, Darmadağan Eden, Sonra Da Hiçbirşey Söylemeden Gitmeye çalişanlardan Nefret Ediyorum.. Böyle Misin Sende? Gerçekten Gitmek Mi Istiyorsun? Yürekli Ol Biraz, Haydi Konuş Söylemek Istediğini... Iki çift Söz: Haketmedi Mi Bu Aşk? Yaşanilan Bunca şeye Hiç Mi Saygin Yok?? Ah Ben Niye Yaniliyorum Hep? Niye "işte Bu" Dediklerim Sömürüyor Aşkimi? Biraz Daha Mi Kati Olmaliyim? Biraz Daha Mi Kapali Tutmaliyim Kapilarimi? Bazen Bu Dünyadan Olmadiğimi Düşünüyorum... Bu Devrin Adami Değilim!... Oyun çeviremiyorum, Hesap Yapamiyorum! Bana Ait Olmayan Kişiliklere Bürünüp Bir Plan Dahilinde Hareket Edemiyorum! Insaniz Biliyorum. Hepimizin Zaaflari Var. Hepimiz Egolarimiza Boyun Eğebiliyoruz... Iyi De Hep Beni Mi Bulacak Bunlar? Hiç Bir Kaygiya Yer Vermeden, Hiçbir Hesabi Düşünmeden Açsaydi Bana Yüreğini Işte O Zaman Görürdün Bir Aşkin Nasil Efsaneye Dönüşebileceğini... Sen Gözlerini Kapiyorsun Bir Sen Varsin! Başka Hiç Kimseye Bakmiyorsun! Herşey Senin çevrende şekillenmeli, Herşey Sana Göre Düzenlenmeli... Beceremiyorum Kusura Bakma!!!... Aşk, Tam Teslimiyet Ister... Kendini Aşkin Kollarina Ya Birakirsin Ya Da Birakmazsin. "bir Yarim Dişarda Kalsin" Dediğin Noktada Aşki Boğarsin! Yok Edersin O Güzelim Duyguyu... Bu Yüzden Hep Cesurlarin Işidir Aşk!! Kaçişlari, Yalanlari, Aptalca Oyunlari Kabul Etmez... Aşk Saf, Duru Insanlari Sever. Kafasinda Binbir Tilki Dönenler Aşki Yaşayamazlar! Arinmalisin!! En Saf, En Duru Haline Dönmelisin Ki Yaşayabilesin Aşki!... Kisacasi Sevgilim, Sana Göre Değil Bu Iş... Senin Yolun Açik Olsun... Sen Git, Birak Aşk Bana Kalsin!!!... |
“Sen benimsin” demeseydin de “Ben sana aidim” deseydin.. Başka ellerde olsan da varlığını hissedebilirdim belki…Söylemedin ki… “Senin için her zorlukla savaşırım” değil de; “Senden gelen hiçbir şey zorluk değil” deseydin; inanırdım yüreğinin sadece bana ait olduğuna… Söylemedin ki… “Sen olmadan yaşayamam” değil de, “Sensizlik diye bir şey yok; sen var olmasan da benimlesin” deseydin; inanırdım sevginin sonsuzluğuna…Söylemedin ki… “Sen benim rüyamsın” değil de “Gerçekleşen rüyamsın” deseydin; uzağında da olsam yaşatırdım bu gerçeği sende…Söylemedin ki… “Sen benim eş ruhumsun” değil de ; “Sen aslında Bensin” deseydin;yokluğunda da devam ettirirdim sen olmayı…Söylemedin ki… “Seni Seviyorum” değil de “Seni hep seveceğim” deseydin, yalan da olsa sevgin inanırdım bana bir gün döneceğine… Söylemedin ki… “Seni çok özlüyorum” değil de “Seni özlemek bile güzel” deseydin; ayrı da olsak inanırdım beni her dem yüreğinde yaşattığına…Söylemedin ki… “Sen benim için çok özelsin” demeseydin de; “Özel olan her şey sende saklı” deseydin; kendimi şimdi böyle basit hissetmezdim…Söylemedin ki… “Bir gün bitecek” demeseydin de “Aslında seni hiç sevmemişim.” deseydin ; en azından delikanlı biri yaşatırdın yüreğimde… Ama yapamadın ki… Vedalaşabilecek kadar yürekli olsaydın , aklıma geldikçe gülümseyebileceğim hoş bir anı, güzel bir tat olarak kalırdın bende… Yapamadın ki…… HARUN MERT |
GİTMEK Mİ ZOR? YOKSA KALMAK MI? GÜLE GÜLE DİYEBİLMEK Mİ? YOKSA HOŞÇAKAL DİYEBİLMEK Mİ? SEN GİTTİN YA;YARIM KALDIM( adım)… SÖZLERİM YARIM,OKUDUKLARIM YARIM,GÖRDÜKLERİM,BAKIŞLARIMIZIN YARISI… YÜREĞİMİN ATIŞI YARIM,CÜMLELERİMİN “ÖZNE”Sİ YOK;YARIM…. ORTADAN İKİYE BÖLÜNMÜŞ SEVGİ SÖZCÜKLERİ GİBİ,SULARIN KESİK AKMASI GİBİ,YARIM GİBİ YARIM… SÖYLEYEBİLDİKLERİMİN,YAZABİLDİKLERİMİN YARISI OLDUĞU GİBİ… SEN GİTTİN YA;YAŞADIKLARIMIN YARISINI DA GÖTÜRDÜN… MERHABA DİYEBİLMEK Mİ ZOR? HADİ EYVALLAH DİYEBİLMEK Mİ YOKSA? KOLAY OLAN… EKSİK DEĞİL Mİ BİR YANIMIZ?.. ARKANA DÖNÜP EL SALLAYABİLMEK Mİ? YOKSA,YÜREĞİMİN YARISINI GÖTÜRDÜĞÜNÜ BİLDİĞİN HALDE,ZORAKİ GÜLÜMSEYEBİLMEK Mİ? SEN GİTTİN YA;YARIM KALDIM( adım) … GİTMEK Mİ HÜZÜNLÜ? YOKSA KALMAK MI BURUK? İÇİMDE DÖRT NALA KOŞAN AYRILIK,SENDE KALAN PARÇAMI MI ARIYOR? DAHA NE ARIYOR Kİ BAHANE, YARIM SENDE,YARIN BENDE KALMIŞKEN? ...ARDINDAN EL SALLAYABİLMEK Mİ KOLAY?.. YÜREĞİMİ GÖTÜRDÜĞÜNÜ BİLDİĞİN HALDE GİDEBİLMEK Mİ...? |
Ben Seni Sevdim Mi? Ben seni sevdim mi? Sevdim, kime ne Tuttum, ta içime oturttum seni Aldım, okşadım saçlarını, öptüm Içtim yudum yudum güzelliğini Ben seni sevdim mi? Sevdim elbette Bendeydi özlemlerin en korkuncu Çıldırırdım sen ne kadar uzaksan, Aşk değil, hiç doymayan bir şeydi bu Ben seni sevdim mi? Sevdim doğrusu Sevdikçe tamamlandım, bütünlendim Biri vardı ağlayan gecelerce Biri vardı sana tutkun; o bendim Ben seni sevdim mi? Sevdim en büyük En solmayan güller açtı içimde Omrumu değerli kılan bir şeydin Sen benim bozbulanık gençliğimde Ben seni sevdim mi? Sevdim, öyle ya Bir çizgiye vardım seninle beraber Ve bir gün orada yitirdim seni Ben seni sevdim mi? Sevdim, Ya sen beni? Ümit Yaşar Oğuzcan |
|
Belli Belirsiz Gidişler Sonbaharda dolunaylarla belli belirsiz gidişler. Derin uzaklarında ayın krater gözleri görülür. Her yolcu belli belirsiz gider, bakışlara gider. Gözler gözlere gider yolculara yoldaş gözler. Tenler tenlere uzanırken yolcular ellerle gider. Omuzlara özlem konar, ağırlaşır, biner de biner. Ağır trenler gibi yaşlar raylarında akar dudaklara. Belli belirsiz gözlerin peronlarında yollar başlar. . Her yolcusu yolunda gibi belli belirsiz yolların. Belli belirsiz sevdalara gider yürekleri yolcuların. Ömer Serdar |
Kal Desem de Gideceksin Uzun bir ayrılık zamanı geldi Sen kafana koymşsun, gideceksin Sızlayan kalbim şimdiden delirdi Faydası yok, kal desem de gideceksin Bu ayrılık bize acı verecek Biz ağlarken kötü yüzler gülecek Hasret ateşini hissedeceksin Faydası yok, kal desem de gideceksin Belki beni benden daha çok sevdin Benden uzakta fark edeceksin Ayrılık çok zormuş göreceksin Faydası yok, kal desem de gideceksin Hüseyin Gümüş |
ben seni sevdiğim zaman yağmur yağıyordu alanlara sokaklar ağlıyordu kar yağıyor şimdi dağlara gitme kal yağmur aşkına kal gidersen gecenin siyahı çöker yüreğime göç eder kelebekleri ömrümün boynunu büker gelincikler dağlar ceylansız nehirler türküsüz kalır Gidersen tarlalar susuz çocuklar uykusuz kalır kömür gözlüm senin yürekten gülüşünü umutsuzluğu umuda sürüşünü acılara sevda yazışını sevdim kendinle barışını seni seviyorum deyişini tüm sevgiler sürgünken yaşamak bir türkü seninle yediveren tomurcuk gidersen boynu bükük kalır bu şehir ölür kahrından bu içli şair yokluğuna nasıl alışırım dudağın dudağıma mühürken seni seviyorum deyişini sevdim ekmeğini bölüşünü bir düşkünle kar gülüşünü öksüzleri sevişini sevdim ve yüzündeki hüznü gözüm bakınca insan gibi bakışını ağlayınca çağlayanlar gibi akışını insanları sevişini sevdim omuzuna dayanmayı efkarlıyken affedişini bir düşküne el uzatışını sevdim temiz kalışını sevdim en çok bu hayatın kirlenmiş sahnesinde bir umut gibi, bir türkü gibi, bir şiir gibi duruşunu bin bahar tazeliğinde saçlarına günün vuruşunu sevdim ben senin bir gülü koparmasınlar diye günlerce gül düşmanlarına isyanını bir annenin acısına ağlayışını ben senin tüm kavramları ve kuralları çiğneyişini sevdim küflenmiş törelere ve haksızlıklara karşı çıkışını kar beyazı beyazını mavi mavi, yeşil yeşil, al al seninle sokaklar dolusu çığlık acılar dolusu yalnızlık çiçekler dolusu sevgi ektik dağların doruklarına maviler boyunca beyaz güvercinler uçurduk meydanlara gitme kal gidersen mutluluğumdan sızılar kalır yüreğimde yarım elvedalar kalır, soğuk odalar, karanlık geceler sensiz koma yüreğimi yağmur aşkına seninle başlayan hikayem seninle son bulsun sonsuzluklarda |
Yağmurdan, güneşten, poyrazdan, uzun yollardan Biz şimdi gurbetimize çıkıyoruz, vakit tamam Çanlarla, türkülerle, davullarla ayrılmak uzak bize Yüzüme vuran sıcaklığınla çocuk dudaklarınla Sen giderken, ellerimde ellerinden ayrılmanın öfkesi Varlığında yeniden kurulur eksiksiz bir sıla Seni her düşünmemde benzersiz bir yurt özlemi Bana düşen, gelişini aralıksız beklemek Beklerken bakışında eriyip gitmek yavaşça Beklerken sonsuz bir ormanı yürümek saçlarında Benim tutkum, ölümüm, serüvenim bu işte Afşar Timuçin |
Çıkarıyorum seni kelimelerimden, yazılarımdan, hayatımdan… Kolay olmayacak biliyorum. Ama kolay olan ne vardı ki bizim ilişkimizde. Hep kapalı kapıları zorladık seninle… Aşılamayacak engellerin üzerinden gelmeye çalıştık. Hep karanlıkta, hep koskocaman bir boşlukta koşup durduk. Birbirimizi bulmaya, birbirimizin olmaya çalıştıkça daha da uzaklaştık, daha da koptuk birbirimizden. Ben sana gelmeye çalıştıkça, elimi uzattıkça sen hep bir adım geri kaçtın. Mücadele eden ben; kaçan, korkan hep sen oldun! Sen bana arkanı döndükçe ben hep arkandan seslenen, gitme diye yalvaran oldum… Yanımda kalman için önüne duvarlar ören, engeller koyan ben şimdi anlıyorum ki yanımda olan sadece bedeninmiş, yüreğin değil! Dedim ya kolay değildi yaşadığımız şeyler; benim sana “seni seviyorum” dediğimde senin susman, konuşmaman; ben sana geldikçe senin kaçman ve benim sürekli her yerde seni aramam kolay değildi… Her insan hak ettiğini yaşarmış ya sevdiğim! Sen hak etmediğini, beni, benim aşkımı yaşadın. Verdiğim sevgi, hissettiğim aşk senin hak ettiğinden çok çok fazlaymış meğer. Kim bilir belki de bu yüzden böyle oldu. Benim aşkımmış sana asıl ağır gelen… Bu yüzden hep kaçmayı, kolayı seçtin. Karşılaştığın ilk engelde arkanı dönüp gitmeye kalktın. Bir kere de üstesinden gelebilirim bunun demedin, diyemedin. Benim payıma düştü hep engeller, karanlıklar, zorluklar… Şimdi o zorluklara bir yenisini daha ekliyorum ve bu sefer benim için hiçte kolay olmayan bir şey yapıyorum: seni hayatımdan sonsuza kadar çıkarıyorum. Çünkü anladım ki sen yüreğime ışık tutan, bana yol gösteren sandığım o büyük aşk değil, yolumu gidilmez yapan, kapkaranlık bir boşluksun. Bu yüzden vazgeçiyorum senden, aşkımdan, sevgimden belki de en önemlisi kendimden… Korkuyorum anlıyor musun? O boşlukta yapayalnız kalıp, yönümü hiç bulamamaktan korkuyorum. Günün birinde beni bırakabileceğin, gidebileceğin, sevgimin biteceği korkusu, yerini; yolumu bulamama, kendimi o boşlukta kaybetme korkusuna bıraktı. O yüzden; GİT ŞİMDİ… Yanına sevgimden kalan sevgi parçalarını da al ve git. Çık hikâyelerimden, yazılarımdan, hayatımdan |
İsimsiz Şiir Üstüme lapa lapa kar yağıyordu yeniden Yeniden yüreğim beyaz bir lale Berrak sular, ışıklar, çiçekler, renkler Yeniden karşımda birer şelale Artık benim için ne ekmek, ne su Sağımda, solumda vehim ordusu. Ve hep onu, bulamamak korkusu Soyundum yeniden büyük melale. Bana alev gibi bir şeyler yazdı Sanki baştan başa şiirdi, nazdı... Kırk yıl bile düşünsem olmazdı Gelmezdi bu sevda akla, hayale. Bitmiş tükenmiştim, efkarım çoktu Salkım söğütlerden bir farkım yoktu Yar beni yeni bir yarışa soktu Şu halime bir bakın: deli-divane! Gönlüm nakış nakış renkli bir kilim Bir kınalı-güzel türküdür dilim Yeminle anlatsam kim inanır kim İçine düştüğüm bu çılgın hale. Karışıp gitsem mi ebabillere Adını versem mi karanfillere Seslenip dursam mı sahillere lale! lale! lale! Yavuz Bülent Bakiler |
Ben giderken ardımdan baktın öylece. Oturduğun koltuğa gömülmüştün sanki. Sanki ölmüştün. Başın ellerinin arasında, görmek istemeden ama bu gerçeğe katlanarak duruyordun öylece. Gidiyordum Dur demiyordun. Durmuyordum. Seni bekliyordum. Ölmeyi dilediğim nadir anlardandı… Kızgınlığını, dargınlığını hatta belki nefretini alıp sırtıma, öylece kaldım hayatın tam ortasında. Issızlaştı bir anda, kapının arkasındaki dünyada hayat bitti. Burada kal, yaşam burada demedin. Dışarı çıktığın an nefes alamazsın demedin. Ölürsün demedin. Öldüm… Her hareketimde yalvardım sana. Sen sessizce sigaranı yakarken, elimden geldiğince yavaş gidiyordum. Dur demek için zaman yaratıyordum sana. Yarattığım zamanları sessizlikle harcıyordun. Gidiyordum. Dur demiyordun. Hoşça Kal dedim son gücümle. İstiyordum ki, seninle kalmak istiyorum de. Ancak o zaman hoş olur kalmam de. “ Ne halin varsa gör” dedin sinirle kalkarken, kapıyı çarparak çıktığın oda daraldı. Birden bire karardı dünya. Birden bire öldüm. Kapıdan çıktığımda dünya değişmişti sanki. Bildiğim yaşam değildi gördüğüm. Islak sokaklara, soğuk havaya ve devam eden yaşama katıldım ben de. Ağladım var gücümle. Oturduğum kaldırımda, baş başa kaldığım yalnızlığımla ağladım. Ağlamak hayatı kolaylaştırıyordu. Yada gerçeğe inanmamı. Sonra yürüdüm. Yürüdüm. Yürüdüm. Ne halin varsa gör dedin. Ne halim varsa gördüm. NERMİN SABAH |
Gidecek misin? Korkuyorum seni benden alacaklar Böyle Boynu bükük koyacaklar Genç yaşta ihtiyar oldun diyecekler Gitme desem yine gidecek misin? Mutluluk huzur seninde hakkın Bu yalan dünyada hiç gülmedi yüzün. Kötülük yapacaklar budur korkum, Gitme desem yine gidecek misin? Yine seni kırıp üzecekler Dünyanı zindan edecekler, Herkes seni bana soracaklar Gitme desem yine gidecek misin? Sen gidince sanki ne olacak Başın göklerimi değecek Şu garip kartal seni ömür boyu sevecek Gitme desem yine gidecek misin? Ramazan Kartal |
SEVEREK AYRILDIN MI HİÇ? YAŞADIN MI SEVEREK AYRILMAYI? ANLADIN MI AŞK ACISI ÇEKTİĞİNİ? ÖĞRENDİN Mİ SEVDİĞİNİ UNUTMAYACAĞINI? GÖRDÜN MÜ HAYATIN ACIMASIZ YÖNÜNÜ? HİSSETTİN Mİ AŞKIN ACI ÇEKTİRDİĞİNİ? DÜŞÜNDÜN MÜ ONSUZ NE YAPACAĞINI? ÖZLEDİN Mİ O ESKİ GÜNLERİ? PİŞMAN MI OLDUN AYRILDIĞINA? FEDAKARLIK MI YAPTIN AŞKINDA? DOĞRU MU BU YAPTIĞIN? CEVABINI VER ARTIK BANA... |
Beni bu sevdanın ortasında, deli yağmurların altında bir başıma bırakıp gittiğin zamanlar seni hiç durdurmadım... Yoluna çıkıp hiç, gitme, demedim sana... Beni bırakma, diye yalvarmadım... Her gidişinin ardından sessizliğe gömülüp, seni sonsuza kadar kaybettiğimi düşündüm hep... Bir gün geri gelebileceğine hiç inanmadım...Bu yüzden mucizeydi her dönüşün ve bu yüzden her defasında sana daha sıkı sarıldım... Yıllar geçti aramızdan... Ayrılıklarla sırılsıklam, kavuşmalarla yıldızlı...Şimdi yanımdasın... Ama biliyorum, gideceksin yine... Rüzgar adını çağırıyor... Bu şehrin üzerini yine kara bulutlar sarıyor... Biliyorum, yine deli yağmurlar yağacak üzerime... Yine gizlenecek martılar saçakların altına... Yıldızlar kaybolacak... Biliyorum gideceksin ve ben yine kaybedeceğim yolumu... Biliyorum, deniz kenarında martıların peşinde koşan çoçukluğumu düştüğü yerden kimse kaldırmayacak... Gözyaşlarımı silmeyecek o sevgi dolu, kutsal yüreğin... Biliyorum, gölgen bir İstanbul sokağının arnavut kaldırımıüzerinde ansızın gölgemi okşamayacak... Biliyorum, gideceksin... Ama bu kez sana sevdalı güvercinin yaralı yüreği bu gidişi kaldıramayacak... Belki de bu yüzden hiç yapmadığım bir şeyi yapıyor ve soluk soluğa geçen o yıllar boyunca hiç fark etmediğin bir sırrı ilk kez yüreğine fısıldıyorum: Ben sana çocukluğumdan vurgunum... Artık gitme sevgilim... Cezmi ERSÖZ |
gitmek daha zor yasayan ii bilir bunu bnde yasadım severken gitmek zorunda kalmak cok zor:broken:unutmadım unutamamda.... |
Kala Kala Sen, Darbelerin şeklini Bozduğu,şekillendirdiği; Acıların,dağarcığına Kilit vurduğu,vurdurduğu; Dış dünyaya kapalı, İç dünyasında; Fırtınalar estirdiği; Çığlık çığlık konuşan; Dev sorunlarla boğuşan, Sen, Karamsar olma! Kendine gel ve silkin!.. Şöyle sakinleş ilkin; Sorunu,olguyu anla; Çözüm yollarını sırala... Uygununu bul,al. Gerisini sal,salla... Cesur ol; Kaybedecek neyin var; Can bir kemik bir deri, Geride kalan; Kala kala!.. M.Nazım Güler |
GİTTİN BEN SADECE BAKTIM SEN HAZIRDIN BUNA TEK KELIME ETMEDIM SEN BENIM HEP HOYRAT YANIMA DENK GELDIN YA DA SEN VURDUN SENI VE SENDEN KALAN HERSEYI ISTE O AN SILDIM. GITTIN GITTTIGIN GUN YUREGIMDE BITTIN ŞİMDİ YUREGIMDE KULLERINLE YASIYORUM SENDEN TEK ISTEDIGIM ''HOSÇAKAL'' BULUT ÖZTÜRK |
Gitmek ile kalmak arasında ki fark giden gider, cezayı kalan çeker, böle akıp gider işte anlamsız kelimeler, farkında bile olmadan sızar aralardan... En kötüsü arkana bakmamaktır, bir daha onu görememek umudu ile, en acısı ise sevilmedigini anlamaktır, küçük oyunlar oynamasaydık dediğin keşkeler... Anlamsız ve saf kelimelerimle sana yazmaya çalışıyorum, ve ben herzaman ki gibi malesef gene başaramıyorum, yokluğunda içime döktüğüm yaşlar, sel olur gözlerimden akarlar, arkasına bile bakmadan haykırışlarla oradan kaçarlar, geridi bırakılan sevdalar kimin umrunda... Bu kavgada ayrılan ben olam, her ne kadar bunu sen yapsan da, bu kavgada suçlu ben olam, her ne kadar kalbimi söken sen olsan da, şimdi mola, beş dakika karşılıksız sevgi için, on dakika yokluğunda ki dökülen gözyaşlarımı ,toparlamam için... Sana yazılan şiirlerim bir dağa benzer, kimsesiz ve sessizdirler... |
Gunes acti, uzun surmedi gozle gorulmuyor Cocuk okula basladi, uzun surmedi bir yerde calisiyor Ruzgar esti, uzun surmedi yaprak kimildamiyor Delikanli oldu ev gecindiriyor Kar basladi, uzun surmedi sular akiyor Karisi iyilesti, uzun surmedi timarhanede yatiyor Agac buyudu, uzun surmedi sobalarda yaniyor Emekli oldu, uzun surmedi kadavrada bekliyor Süreyya Berfe |
Gözlerimde yaşlar kurudu akmaz, Alemim karardı, güneşim doğmaz, Gece çökse bile, yıldızım çıkmaz, Sen yoksun ya, artık sabahım olmaz. Canım gittiğin gün dünyam karardı, Gözlerim kapandı, saçım ağardı, Dizlerim kitlendi, gönlüm kapandı, Yüreğim sadece sana bağlandı. Yaşamak seninle güzelleşir di, Umuda seninle gitmek sevinç ti, Birlikte yaşamak ömre bedeldi, Yoksun işte hayat kabire girdi. Sabahım akşamım sen bir tanemsin, Gecemde gündüzüm, can güneşimsin, İçimde kaynayan lav ateşimsin, Dön de gel papatyam, incen sevinsin. Ümit Yaşar Oğuzcan |
Gideceksin Gözlerimde bulutlar nemlenecek, Aklım yüreğime seni gömecek, Yanağımdan göz yaşım dökülecek, Pişmanlığımda senle gidecek. Dağlar bile ağlayacak ardından, Tek umut kalmayacak bana yarından, Sanki kanım çekilecek damarlarımdan, Tamamen yok olacak gözümde zaman. Seni arayacağım yollarda her gün, Ağır ağır yaklaşacak gönlüme ölüm, Kalbimde yeşermeyecek başka bir sürgün, Seninle gelecek peşinden zulmüm. Bulutlar ağlayacak ardından yine, Yalnızlık çökecek birden sevgine, Karanlıklar dökülecek ak yüreğine, Seninle gidecek bu dünya bile. Aykut Yakup |
Aslında şimdi , Kaçmalı buralardan, kaçmalı Sonsuz özgürlüklere; dağlara çıkmalı. Deli gönlü kırlara sermeli. Lale , gül ve nergis dermeli. Çam ormanlarından geçmeli, Yürümeli, yürümeli, yürümeli... Ve sonra yorulup bir yol kenarında Mola vermeli; ayran tasş yanında Irgat yemeği götüren köylüler Yemekler vermeli... Sonra soluklanıp kalkmalı insan Her zamanki gibi dönecek devran Devrana yetişmeli.. Devrana yetişmeli... Mehmet Kızılkaya |
Senin Olmadığın Yerde Adına aşk koyduğun o büyük boşluğa ben koca bir hayat sığdırdım... Beni sevmemene isyan edip kaçmak, sende aradıklarımı hayatla doldurmaya çalışmak, ruhumun en büyük yanılgısıydı... Hayat bana en acımasız yüzünü sevgini inkar ettiğim zamanlarda gösterdi... Ve şimdi asıl olmam gereken yerde, hayata başladığım yerde, kalbindeyim... Vazgeçilmez oluşunun sırrı bu işte: Senin olmadığın yerde ne olduğunu biliyorum...NAZLI ÖZPETEK |
Alıp başını gittin hüzün veren hazan yellerince bir hasret ateşi düştü ki yüreğime külden ateş, ateşten alev, alevden kor oldu tutuştu yandı gönül ağacım yaprağıma acılar üşüştü kırıldı dudağımdaki mor nenekşe ardından kuşları ürkütülmüş bir dal gibi kaldım http://img105.imageshack.us/img105/6595/7119gtbp2lw0.gif acılarıma tipi, saçlarıma kar düştü yüreğime efkar, feryadıma zar düştü yapraklarıma sarı sonbahar düştü http://img105.imageshack.us/img105/6595/7119gtbp2lw0.gif ırmak olup çağladım rüzgar olup estim çığlık çığlığa duydu herkes feryadımı bir sen duymadın bir sen duymadın duymadin http://img105.imageshack.us/img105/6595/7119gtbp2lw0.gif gidişin kalbime düşmüş güz yaprağıydı gidişin kar üstünde bir damla gözyaşı gidişin tuz bastırılmış ayrılık acısı gidişin dinmeyen gönül iniltisi gidişin gönül sokaklarında hüzün sisi http://img105.imageshack.us/img105/6595/7119gtbp2lw0.gif gittin, ardından suların sesi, rüzgarın nefesi baharın neşesi, yaşama hevesi de gitti kimselere anlatamadım içimdeki uçurumu kimseler dinlemedi beni, kimse anlamadı http://img105.imageshack.us/img105/6595/7119gtbp2lw0.gif gittin, baharı, yazı, kışı unuttum yaşamayı unuttum bir sen kaldın unutmadığım bir sarı sabır bir de kanayan, kapanmayan bu yara yüreğimde http://img105.imageshack.us/img105/6595/7119gtbp2lw0.gif yoksun işte; kahretsin ellerin yok, gözlerin yok, gülüşün yok, üşüyorum. .. http://img105.imageshack.us/img105/6595/7119gtbp2lw0.gif Bil ki, aşkını dağlayıp yüreğime kazımışım adını aldığım nefesime yazmışım Ve şimdi ben baharımda karakışta kalmışım http://img105.imageshack.us/img105/6595/7119gtbp2lw0.gif son çaremdir diye sığınıp anılara avunsamda; dinmiyor bu gönül iniltisi..... DiNMiYoR !!!.... |
Ağıtı yaralı kuşlar konar alnıma Tanrının üvey çocuğu mudur onlar Bu yüzden mi şairlere dokunurlar Bu yüzden mi bu şiirde okunurlar Göğün yorgun yüzünde düşsüz uyurlar Ağıtı yaralı kuşlar konar alnıma Hüznüme usul usul yağar kar... Şubat 2001, Enfield Island Village, Londra Bülent Özcan |
Gitmektesin Yar! Gitmektesin yar... Adımlarını yüreğime basa basa, Bir elinde şiirlerim, Ötekinde sevdan, Usul usul gitmektesin, Belli etmek istemezmişçesine, Pılını pırtını toplayıp, Fotoğrafıma son kez bakıp, Beni hayallerle bırakıp, Umutlarımı da alıp gitmektesin yar.... Gitmektesin yar... Hani geldiğin gibi, pek utangaç bakışların, Üstelik gitmekten öte, kaçar gibisin.. Beni bendeki deliye emanet edip, Bu aşk-ı memnuyu bitirmek ister gibi, Yüreğimden gizlice gitmektesin, Döneceğine söz vermeden, Yanığımı her geceki gibi öpmeden, Ardına bile dönmeden, Çaldığın yalnızlığımı geri verip, gitmektesin yar... Gitmektesin yar... Dur diye yalvaramadan, Ayaklarına kapanamadan, Başımı sinene yaslayıp bir kez daha ağlayamadan, Seni sevdiğimi bir kez olsun haykıramadan, Sevdasızlık sandığın sevdamı anlayamadan, Bedenin ileri, gönlün geri geri gitmektesin... Suskunluğumu bıkkınlık sanarak, Yüreğimde yaktığın ateşi söndürüp, Parmakların parmaklarıma hasret, gitmektesin yar... Gitmektesin yar... Gittiğini kendin bile anlayamadan.... Yeminlere aldırmadan... Aşkına bir zerre toz kondurmadan, Gönlünün sevdasına, beynin utanarak gitmektesin... Duygu - akıl çelişkisini çözemeden, Henüz on sekizinde, bir fırtınayı dindirip, Kendi yüreğini kor ateşlerle yakıp, Dünyada henüz tazeyken sana gec kalmıs bir canın, Cananı olamadan, olduğunu anlayamadan gitmektesin yar... Gtimektesin yar... Uğruma harcadığın onca şeyin lafını bile etmeden... Ben senin olduğumu yeni öğrenmişken, Yüreğinde bir kez olsun sevildiğini hissetmeden... Artık birşey gelmez sanıp elinden, Beni yaşatayım derken, sen ölmektesin yar... Ben seni seveyim isterken, Sen benden geçmektesin yar... Ben sana yeni gelmişken, Sen gitmektesin yar... Selim Seven |
Ayrılık gibi dik başın Gitmek yakışmıyor sana Gözlerin hala seviyor Kelimelerin oyuncağı olmuş Gururum... Aşkta asi bir yüz çizgisi Ruhum... Sen,artık yokluğum... Sanki binlerce yıldır Yanlış istasyonlarda dolaşmışım Meğer Sevmek beklemekmiş... Yüzümü bile Kirli aynalarda hapsetmişim Yorulmuşum... Sen, En içten hoşçakallar kadar buruk Ve artık benim olmayarak Gidiyorsun... Oysa Gitmek yakışmıyor sana... BAŞAK BOZKURT |
Bedenimi çevreleyen kuşatmalar İnlerken geceleri, yorulmalıydı Sevdanın dehlizlerinden geçerken Ki muammalı kahramanlıklardı Yalnızlığa adını veren Beyaz bayrakları çiğneyerek Yapay umutlarımızı getirdik çiçek bahçelerine Ancak Ceplerimizde aşkları da barındırarak Ey yoldaş, Merhabanı esirgeme her sabah baktığın aynaya Acıtarak geldik doludizgin yaralarımızı Ölmeden olmaz kendini anlamak. Jale Bektaş |
Gitmek Zamanı... ben yüreğimi kaybettim karanlıkta değildi hani ay ışığı vardı deniz vardı yakamoz vardı... sordum, kim aldı diye söylemediler bende gittim yüreksiz gittim… arkadaşlarım yüreksiz dedi bana ama bilselerdi oysa bilselerdi her gün seyrettikleri yakamozun, yüreğim olduğunu ve her gece yakamozda yandığımı ve düştüğümü bilselerdi, bu şehre usulca, düşerlerdi sevdiklerinin omzuna…. artık bu şehre dönmek gerekliydi yüreksiz dönmek gerekliydi çünkü yakamoz çalmıştı yüreğimi şimdi ışıl ışıl yanmaktaydı bu diyarı-şehre dövmekteydi şehrin bütün sahillerini…. şimdi ne dersin bu ateş böceği mevsiminde yüreğimle dövülürken bu şehir ayakların götürür mü senin buralardan küser misin bu şehre… hayır demeni istiyorum ay ışığında, çırılçıplak yanmanı istiyorum... ateşböceğinde yanarken yüreğim. Bahtiyar Arslan |
Gitmek mi Kolay..? Yoksa Kalmak mı..? Bavulları hep toplu durmalı insanın... Bir gün telefonların hiç çalmayabileceği hesaplanmalı... Tül perde arkasından misafir yolu gözlemekten vazgeçmeli... İhanetlere, terkedilmelere, bir başına bırakılmalara hazırıklı olmalı... Yalnızlığa alışmalı... Çünkü omuz omuza günlerin vakti geçti. Dayanışma, günümüzün borsasinin değer kaybeden hisse senetlerinden biri artık... Bireyin keşif çağı, geride kırık dökük yalnızlılklar bıraktı. Terörün bile bireyselleştiği çağdayız. Zaman, birlikten kuvvet doğurma zamanı değil; Zaman, tek basina dimdik ayakta kalabilmeyi becerme zamanıdır... İşte o yüzden alışmalı yalnızlığa... Sokaklar dolusu ıssızlıkla başbaşa yaşamayı göze almalı insan... Güvendiği dağlardaki karlara bakıp ders çıkarmalı... Hüzünlü bir şarkıyla paylaşılan gecelerde başını dayayacak bir omuz arama huylarından vazgeçmeli... Sofrada tek tabağa, tabakta az yemeğe alışmalı... Romanlardan, yalnızlığa yücelten paragraflar aşmalı evin en görünür duvarlarına... Yalnızlık paylaşılmaz,paylaşılsa yalnızlık olmaz Dizeleriyle başlamalı güne... Telesekretere şu anda size cevap verebilecek kimse yok! denmeli, Belkide hiç olmayacak...cevapsızlığa, sessizliğe ısınmalı... Oysa sessizlik haksızlığa alkıştır. Haklılığın onuru yaşatır insanı... Susmanın utancı öldürür... O yüzden en sessiz gecelerde Doğruydu, yaptım la teselli bulmalı insan. Feryada komşuların yetişmemesine, Soğuk duvar diplerinde sessizce ağlaşmaya alışmalı... Kendiyle hesaplaşmaya çalışmalı... Gece yastıkla ağlaşmaya, sabah aynayla gülüşmeye, Kendiyle hüzünlenip, kendiyle keyiflenmeye hazır olmalı... Hep başını alıp gidebilecek kadar cesur, Ama hep kalıp savaşacak kadar gözüpek olabilmeli... Sessizliği, sese dönüştürebilmeli... Ve sırt çantasını her daim hazır tutmalı insan... Yollarla barışmalı... Yalnızlığa alışmalı... |
bir çığlığım kaldı benden tarihin vicdanında yankılanacak gayri gözyaşlarını biriktirsin dünyanın dört yanında yalnızca ağlayanlar sonra da oturup içsin senin yazdığın yaldızlı dizeler öfkeye-kınamaya-yasa dair artık durdurmaya yetmez bitmiş bir soykırımı ey şair isyana kesmedikçe kederin kalemin yüreğine saplanıp ateşle yazılmadıkça dizelerin daha çok vampirler sokaklarda uluyacak başka Bosnalar kanayacak insanlık zulüm soluyacak çocuklar soracak ey insanlık çocuklar sizden soracak sevinçler ne kadar az azrail ne kadar çok artık ellerimi tutamazsın anne ellerim yok !.. l995- Balçova Adnan Durmaz |
Seninle yeniden başladım hayatıma, tüm defterlerimi kapadım, sana açtım sonra sayfalarımı teker teker... sakınalım sevdamızı, duyurmayalım kimselere, bilmesinler bu dolu aşkı, nazarlar değmesin yüreğimize. şarkılar söyleyelim seninle, şiirler yazalım her mısrasında isimlerimizin anıldığı, dilimizden düşürmeyelim "seni seviyorum"ları. daima sevelim birbirimizi, özleyelim, bitmesine izin vermeyelim bu aşkın, gün geçtikçe artsın bizde kalanlar. bitti isyanlar sevgilim, bu mutluluğumun şarkısı. SEREN GÜLEŞÇE |
Giden Kalanlar'a Arkadaşımdı,dostumdu Ben belkide ilk defa Güney'e bu kadar yakın Bu kadar sıcaktım, Mersin'liydi. O gün; Sarı çizgili gömleğim vardı Üzerinde, Babam amerikan pazarı'ndan Almıştı. Başkaları gitmiş olur Gidince, Birtek sen yakınsın Uzakta kalınca Diyerek; Çanakkale'li esmer kıza Tutulmuştu. Sevdimi acaba Bilmiyorum? Tanıştılar, Garipsedi uzun süre Sonrası Yüreğinde çatalkara Bir acı. Esmer kız; farkedildiğini Farkettirmeden, Mahcup bir edayla yitip gitti Ve Yeşil kentin mevsimsiz bir gününde; Ben gömleğimi lekesiz Anası; ciğerimi nefessiz aldı Güney kokuyordu. Dağ gibiydi, Devrilmez Sanırdım Devrildi Üstüme. Gel zaman Gitme zaman, Yarısı güney'de olan Mudanya yolunda bıraktığım Yüreğim; Tanışmadı, Garipsemedi. Saati belli belirsiz Bir zamanda, Farkedilmeden Koşuyolu'ndan inip Salacak'ta çay içiyor, Yakın olan Uzaktakilerle. Cemal Mıhçı |
Yokluğuna dayanabileceğimi bilsem Çoktan gitmeni isteyeceğim. Katlanmak zorda olsa Üzüntülere rağmen seninleyim. Sahilin sensiz tadımı kalır Kaldıramaz deniz yalnızlığımı Boğulurum denizde sensiz Hem bedenim hem ruhum mahvolur sessiz Romantizmi unutur kalbim Ay, aydınlatmaz yüreğimin derinliklerini O zaman anlarım seninin değerini Anlarım ki, aydınlatan senmişsin yüreğimi. Omuzlarımda sensizliğin yükünü taşıyabilsem Çoktan gitmeni isteyeceğim Sensizliğin ağırlığında ezileceğimden Hiçbir zaman “git” diyemeyeceğim. Git Sevgilim... NİLÜFER GİRGİN |
| Saat: 05:14 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık