MsXLabs

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Genel Mesajlar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/)
-   -   Fıkralar/Komik Olaylar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/6307-fikralar-komik-olaylar.html)

Pollyanna 29 Ağustos 2006 01:41

Anaokulunun son günü küçük öğrenciler
öğretmenlerine hediye verdikleri bir
parti düzenler. Çiçekcinin oğlu öğretmene
bir hediye paketi uzatır. Ögretmen paketi
yavaşça sallar eliyle tartar ve

-"Sanırım bu bir buket çiçek.."

-"Dogru.. Nerden bildiniz öğretmenim?"

-"Şey, tahmin ettim.. "

Sıradaki öğrenci şekercinin kızıdır. O da
öğretmene bir hediye verir. Öğretmen
gülümseyerek paketi alır, eliyle tartar
ve hafifçe sallar:

"Sanırım bu bir kutu çikolata.."

"Aaa, nerden bildiniz öğretmenim?"

"Şey, bir tahmin ettim. Tuttu işte..."

Bir sonraki hediye TEKEL bayisinin oğlundan
gelir. Öğretmen paketi alır ama alttan küçük
bir sızıntı vardır. Paketi tutarken parmağı
ıslanan öğretmen yavaşça parmağını diline sürer:

"-Bu şarap olabilir mi?"

"-Hayır öğretmenim!!" diye bağırır çocuk heyecanla
ögretmen tekrar sızan yerden bir damlayı
parmağıyla alıp tadına bakar:

"-Şampanya öyleyse..."

Daha da heyecanlanan çocuk "HAYIR Öğretmenim!!"

Ögretmen sızıntının bir daha tadına bakar:

"-Tamam.. Pes ediyorum, bilemeyeceğim. Nedir bu?"

Çocuk neşeyle haykırır:

-"Bir köpek yavrusu!.."


Mystic@L 29 Ağustos 2006 01:43

HEY GİDİ GENÇLİK HEY

Hoca bir gün ata binmek ister, bir türlü binemez.

* Hey gidi genç­
lik hey, diye ah çeker.
Sonra etrafına bakı-
mp kimse olmadığını
görünce de;
* Hadi hadi... ben senin gençliğini de bilirim, der.


ZEKA

Cemal İstanbul'a yeni gelmiştir. Şe­ hirde bir kilisenin çanını vakitli vakit­ siz çalarken görür. Temel'i bulur ve sorar:

— Ulaa Temel, ha pu kilisenin çanu niye çalayuuu...

Temel düşünür ve:

— Görmeyi misun Çemaal, birisu ip unu çekeyu da
ondan çalayuuu... der.




Pollyanna 29 Ağustos 2006 01:53

BUZDOLABINA BAKSAYDIN !
Temel bir gün kahvede otururken arkadaşlarından biri ona:
- "Ula temel senin hanım seni aldatıyo" demiş.
Bunu duyan temel hemen eve koşmuş, evi aramış taramış fakat kimseyi bulamayınca sevincinden oracıkta ölmüş. Öbür alemde dolaşırken bir anda arkadaşı Dursun'u karşısında görmüş ve şaşkınlıkla:
- Ula dursun ben seni daha dün gördüydüm nasıl olduda ölüp buraya geldin.
- Valla temel hiç sorma donarak öldüm, peki sen nası öldünde buraya geldin.
- Dün kahvedeydim biri geldi bana senin hanım seni aldatıyo dedi bende hemen eve gittim aradım taradım ama kimseyi bulamayınca orada yığıldım kaldım.
- Ula buzdolabına baksaydın ikimizde şimdi sağ olacaktık.


virtuecat 29 Ağustos 2006 02:18

- Alıntı -
Geçen gün bir Fransız müşterimle sözde "Ermeni Soykırımı" yasası ile ilgili konuşurken ona şunu söyledim, "Anlamadiğim bir şey var, biz kimsenin işine karışmazken özellike Avrupa ülkelerinde Turkiye hakkında kendi kendilerine kararlar almak gibi bir aliskanlik var. Üstelik siz
Fransızlar Cezayirde yaşadıklarınızı unutuyorsunuz, nasıl olup da bir numaralı
demokrasi savunucusu olduğunuzu iddia ediyorsunuz anlamıyorum"
Bunun üzerine müşterim sordu,
"Fransanın sembolü neden horozdur biliyor musun?"
"Neden?" dedim.
Cevabı aynen şöyleydi
-hiçbir kelimeyi değiştirmiyorum-,
"Kendi ayakları b*kun içindeyken şarkı söyleyen tek hayvan
horozdur da ondan.”
Sanırım durumu hiçbir cümle daha iyi özetleyemezdi...


virtuecat 30 Ağustos 2006 01:39

Temel, Pariste bir dükkâna girmiş. Bakmış, dükkânın bir köşesinde harika bir papağan... Hayran hayran seyrederken, dükkân sahibi yanına gelip, "Bu harika bir kuştur, karşısına geçene bakar ve ona nasıl birisi olduğunu söyler" demiş. Temel, papağanın karşısına geçer geçmez, kuş "Sen aptalsın" demiş. Temel, papağanı satın almak istemiş, ancak adam satılık olmadığını söylemiş. Bunun üzerine Temel, papağanın yumurtalarından rica etmiş. Adam, "yarın gelin verelim" demiş. Ertesi gün gittiğinde Temele üç tane yumurta vermiş. Temel derhal Trabzona dönmüş, eş-dost, akraba, komşu kim varsa toplamış ve papağanın özelliklerini anlattıktan sonra, gururla yumurtaları göstermiş ve hep birlikte yumurtaları kuluçkaya yatırmışlar. Bir süre sonra, yumurtalardan birisi çatlamış ve içinden normal bir tavuk civcivi çıkmış. Bir anlam verememişler. Fakat, ikincisinden bir bıldırcın, üçüncüden de keklik çıkınca, Temelin tepesi atmış. Uçağa atladığı gibi varmış Parise, dükkânı bulmuş, dalmış içeriye... Papağan, Temeli görür görmez, "Sen salaksın" demiş. Temel daha da kızmış ve "Ula baa bak" demiş, "benum salak olduğumi burda bi sen bileyisun, ama senun orosbi olduğuni Tirabizonda cümle âlem bilıyi".

________________________________________________________________


Moşe ile David, alı al moru mor hahamın odasına dalmışlar.

Daha merhaba bile demeden konuya girmiş Moşe:

- Haham Efendi, siyah, bir renk midir, değil midir?

Haham biraz düşünmüş, karar verememiş. “Gelin benimle” demiş, yandaki odaya geçmişler. Haham iki meslektaşını daha çağırmış, oturup uzun uzun Tevrat’ı incelemişler, sonunda kararlarını tebliğ etmişler :

- Evet, siyaha bir renktir diyebiliriz, çünkü siyah diğer renkleri içermeyen bir renktir.

- Teşekkür ederim Haham Efendi, demiş Moşe, ama bitmedi, peki beyaz bir renk midir?

Haydiii!

Bu sefer şehrin ileri gelen hahamlarını da çağırmışlar, bir odaya kapanmışlar, saatlerce Tevrat’ı inceleyip tartıştıktan sonra, kararlarını açıklamışlar:

- Evet, beyaz da bir renktir, ana renklerin birleşmesinden oluşan bir renktir!

David’e dönmüş Moşe heyecanla:

- Yaaa, gördün müüü! Sana sattığım o televizyon bal gibi de renkli!


________________________________________________________________


Genc cocuk son model Porschesi ile yolda ilerlerken kirmizi isikta durur. Tam o sirada arkadan gelen bir kamyon buyuk gurultu ile

arabaya carpar. Ikisi de inerler bakarlar ki arabanin arkasi hasat. Kamyonun soforu gencin ayaklarina kapanir: "Abicim sen beni affet.

Ben 30 yil calissam bunu odeyemem. Sen su kardesini affet" der.

Cocuk bakar ki adamin hakkaten hali vakti pek yerinde degil. Adami affeder ve arabasina binip yoluna devam eder. Cocuk iki, uc isik

sonra tekrar durur. Derken yine buyuk bir gurultuyle

arabasina arkadan carparlar. Cocuk arabadan iner bir de bakar ki yine ayni kamyon soforu arabasina vurmustur. Ancak bu sefer

sofor kamyondan disari cikmadan sadece kafasini pencereden uzatir ve:

"Abi benim ben. Devam et!"


________________________________________________________________


Noel, Postanede çalisan memurlar yilbasi günü Noel Babaya yazilmis bir mektuba rastlarlar. Tabii Noel Baba diye birisi olmadigi için mektubu kendileri açip okurlar. Mektupta söyle yaziyordur. "Sevgili Noel Baba. Ben 10 yasinda bir çocugum. Hiç kimsem yok. Yetimhanede kaliyorum. Diger arkadaslarima birçok hediye geldi ama bana hiç hediye getiren olmadi. Senden üç sey istiyorum. Bana bir kalem, bir kalemkutusu, bir de ayakkabi gönderirsen çok sevinirim" Memurlar mektubu okuyunca çocuga çok acirlar. Kimsesiz çocugu mutlu etmek ve noel babaya olan inancini sarsmamak için kendi aralarinda para toplayip hediyeleri kendileri almaya karar verirler. Kalem ve ayakkabiyi alirlar, para yetmedigi için kalemkutusunu alamazlar. Aldiklari hediyeleri gönderdikten günler sonra çocuktan tesekkür mektubu gelir. Mektup söyledir: "Sevgili Noel Baba, gönderdigin hediyeleri aldim. Beni çok memnun ettin.Gönderdigin hediyelerden birisi gelmemis. Onu da herhalde postanedeki serefsizler almistir."


Mystic@L 30 Ağustos 2006 11:08

DÜNYAYA GELMEK

Çocuklar aralarında bebekle­ rin nasıl dünyaya geldiğini ko­ nuşuyorlarmış.

* Biri; "Bizim ailede çocukları leylekler getirir," demiş.

Diğeri, "Bizde lahana tarlasında bulurlar. Onur, mahzun mahzun konuşmuş;

— Bizim maddi durumumuz iyi değil, o yüzden be­ bekleri annem kendisi yapıyor


lionhead 30 Ağustos 2006 18:14

Tur otobüsü şöförünün omzuna dokunulunca adam hafifçe başını
çevirmiş,
bir bakmış ki elinde bir avuç badem, yaşlı bir kadın durmakta..
Teşekkür ederek almış bademleri ve yemiş..
15 dakika sonra yaşlı kadın tekrar şöförün omuzuna dokunup
bir avuç daha badem vermiş ve bu ikramı 5 kere daha yapınca
"Zahmet ediyorsunuz efendim.." demiş saygılı şöför,
" Hep bana yedirdiniz.. Biraz da kendiniz yesenize.."
"Çiğniyemiyorum evladım.." demiş yaşlı kadın, dişlerim yok.."
"Niye satın alıyorsunuz o zaman?.."
"Evladım ben sadece üzerindeki çikolata kaplamasını emmesini
seviyorum!.."


Mystic@L 30 Ağustos 2006 18:17

BOŞUNA MI?

Temel ölüm döşeğindedir. Karısı Fadime'yi yanına çağırır:

* Fadime, hizmetçi kızla aldatiyordum seni, beni
affet. Hakkım helal et.
* Bileyirum, boşina mi zehirledum seni sanaysun?





virtuecat 31 Ağustos 2006 03:05

Öğretmen telefonda:
- Demek Temel hasta, okula gelmeyecek, peki ben şimdi kiminle konuşuyorum?
- Papamla

__________________________________________________________________


Temelin inegi hastalanmis. Komsusu Cemale gitmis.
- Ula inegun hastalandugunda ne vermistun?
- Tuz ruhi...
- Eyi......
Temel ertesi gun kosa kosa geri donmus...
- Ula inegum oldi...
- O zaman benimci de olmisti...


________________________________________________________________


Bir Fransiz,bir Ingiliz ve bir de Temel bir gemiye kacak olarak binmisler ve ambarda saklaniyorlarmis...

Ambar memuruda kacak yolcu varmi diye ambari kontrole gelmis.
Bizimkiler de hemen gordukleri uc cuvala saklanmislar...

Ambar memuru gezerken birden uc cuval dikkatini cekmis ve birinci cuvala bir tekme atmis cuvaldan miyav miyav diye sesler gelmis.
Ambar memuru herhalde kedidir demis ve ikinci cuvala bir tekme atmis cuvaldan havhav diye ses ler gelmis. Herhalde bu da kopektir diye dusunmus.

Sonra ucuncu cuvala bir tekme atmis ordanda patates patates diye sesler gelmis ambar memuruda herhalde bu da temeldir demis ve gecmis gitmis...


________________________________________________________________



Temel ve köpeği karabaş trene binerler.Aynı kompartımandaki birisi Temele:
-Köpeğinize dikkat edin lütfen,şu anda koca bir pirenin vücudumda dolaştığını hissediyorum der.Temel gayet sakin:
-Karabaşum,bu adama yaklaşma,piresu varmuş sana ta geçebilir



Mystic@L 31 Ağustos 2006 03:08

SİZDEN AVANAK KİMSE YOK

Napolyon Bonapart, ki Avusturya İmparatorunun damadı idi, bir gün o taraftan fena bir haber alır. Kayın­ pederine öfkesinden hanımı Maria'ya:

— Baban çok avanaktır, der. İmparatoriçe, fransız-

çayı iyi bilmediğinden, "avanak" manasına olan fransız- ca kelimeyi anlayamaz, hazır bulunan başbakandan bu kelimenin manasını sorar. O, iki tarafı da gücendirme­ mek için:

— Dirayetli demektir, der.

Bir kaç gün sonra, imparatoriçenin başkanlığı altın­da hususi bir meclis kurulur. Mühim bir madde müza­ kere olunduğu sırada kraliçe başbakana:

— Bu işin düzeltilmesi himmetinize bağlıdır, çünkü
içimizde sizden avanak kimse yoktur! der.



virtuecat 31 Ağustos 2006 19:22

Bir tavsan ormanda kosarken , esrar saran bir zürafa görür. Ona :

- Dostum Zürafa , içme bunu, sagligina zararli, kosalim form tutalim
der ve baslar bunlar kosmaya.

Biraz sonra kokain çekmeye hazirlanan bir fil görürler ve

- Fil arkadasim , kokaini birak , gel bizimle kos beraber form tutalim,
diyerek ikna eder.
Biraz kostuktan sonra kendine eroin enjekte etmeye hazirlanan aslani görürler.

- Sevgili aslan kardes , batirma kendine bunu , gel bizimle kos sana da iyi gelir, der ve aslan yaklasir tavsana ve yumrugunu indirir tavsanin suratina.

Digerleri saskin

- Niye yaptin bunu , iyiligimizi istiyordu.
- Bu salak her extacy aldiginda ormanda deli gibi kosturuyor bizi....


Mystic@L 31 Ağustos 2006 22:37

AMORTİ

Karadeniz ilkokullarından birinde tarih dersi yapılı­ yordu. Öğretmen dersi anlattıktan sonra öğrencileri te­ ker teker sözlüye kaldırmaya başladı. Sıra Temel'e gel­diğinde sordu:

* Bil bakalım. İstanbul'un fethi hangi tarihte oldu?
* 1553...

Öğretmen büyük kızgınlık içinde bağırır.

— Bilemedin, 1453. Otur...

Temel bu cevap üzerine öğretmenin gözünün içine baka baka büyük bir hayret ifadesiyle şöyle der:

— Olir mi öğretmenum. Son içi rakamu pildum.
Amorti yok midur?..



lionhead 5 Eylül 2006 09:46

4 tane üniversite öğrencisi, uyanamadıkları için matematik
finaline geç kalırlar ve okula gidince hocaya arabalarının lastiğinin
patladığını söylerler... Hoca ilk basta inanmaz ama öğrencilerinin
yalvarmalarına dayanamayarak, onları 3 gün sonra sınav yapacağını söyler.
Sınav günü gelince hoca, 4 öğrencinin hepsini bos bir salonun ayrı ayrı
köşelerine oturtur.
Sınav geçme sistemi şöyledir: 100 üzerinden 50 puan alan herkes
sınavı geçebilir... Hocanın hazırladığı sınavda ise ön sayfada 10'ar
puanlık 4 tane basit matematik sorusu vardır... Bunları kolayca çözerler.
Arka sayfada ise 60 puanlık 1 soru vardır: "Hangi lastik
patladı?"




mydarling24 5 Eylül 2006 09:50

Bir gün kahvenin birinde Mustafa Abi diye dayı bir adam varmış.Kahvede televizyon seyrederlerken televizyonda Ecevit çıkınca Mustafa Abi başlamış: -"Ben bu Ecevit'in küçüklüğünü bilirim, kerata çok yaramazdı.."falan diye söylenmiş.Herkes kıkırdıyo tabi.Mustafa Abi bakmış herkes gülüyor hadi gidelim TBMM ye demiş ve gitmişler. Ecevit TBMM den çıkınca Mustafa Abi'yi görmüş ve hemen sarılmış: -"Oooo Mustafa Abi'cim nasılsın Başbakanlık çok zor iş seni görmeye gelemiyorum, kem ,küm..." Herkes şaşkın kahveye dönmüşler.Aradan belli bir süre geçtikten sonra televizyona Demirel çıkmış ve Mustafa Abi gene başlamış: -"Ben bu Demirel'i küçüklüğünden tanırım beni çok sever sayar.."diye söyleniyormuş.Herkes demiş Ecevit'i belki tanır ama nerden tanıycak koskoca cumhurbaşkanını?Mustafa Abi demiş hadi o zaman Çankaya'ya gidiyoruz.Gitmişler.Demirel evinden çıkınca Mustafa Abi'yi görmüş.Hemen ellerine sarılmış öpmek için: -"Tam da seni görmek için geliyordum canım abim.." falan demiş.Herkes daha da şaşırmış.Kahveye geri dönmüşler.Aynı olaylar ve en sonunda TV de Bill Clinton! Mustafa Abi başlamış: -"Ben bu Bill i küçüklüğünden tanırım paçalı donlarla gezerdi.."demiş.Bu sefer ordakiler kocaman bi "OHA!" demişler ve Mustafa Abi bunları Beyaz Saray'a götürmüş.Güvenlik görevlisi sadece bir kişi girebilir demiş ve Mustafa Abi'yi içeri sokmuşler. Ama Mustafa Abi 5-6 saat çıkmamış.Tam o sırada Beyaz Saray'ın önünden Michael Jordan geçmekteymiş ve onu çağırıp demişler ki: -"Ya Maykıl Abi senin boyun uzun şu pencereden bir bak içerde kaç kişi var,kimler var bir say...." demişler ve Michael Jordan pencereden bakıp söylemiş: -"İçeride 6 kişi var, biri Mustafa Abi,diğerlerini tanımıyorum..."


Misafir 5 Eylül 2006 09:52

Temel Uçakta

Temel Londra'ya uçakla seyahat ediyormuş. Uçakta her şey normal iken birden pilotun sesi duyulmuş:
- "Sayın yolcular, uçağımızdaki 4 motordan bir tanesi bozuldu, ama biz 3 motorla rahat iniş yapabiliriz" Neyse rahatlar herkes. 15 dakika sonra bir anons daha:
- "Sayın yolcular maalesef 1 motorumuz daha bozuldu ama biz 2 motorla inişi yapacağız" Herkes rahat ama bir anons daha gelmesinden korkmaktadır. 20 dakika sonra bir anons daha gelir:
-"Sayın yolcularımız 2 motordan biri daha bozuldu ama biz en iyisiyiz ve 1 motorla inişi size garanti ediyoruz" Herkes ohh çeker rahatlar. Temel ise panik içinde:
- "Uyy bu motorda bozulursa havada kalacağuz"


Mystic@L 5 Eylül 2006 12:08

NEREDEN KARDE Şİ OLUYORMU Ş ?

Adamın biri Hükümdarın kapıcısına gelir ve ona:

— Anne-baba bir kardeşin geldi, demesini söyler.

Hükümdar, içeri girmesine izin verir. Aralarında şu konuşma geçer:

* Nereden kardeşim oluyorsun sen?
* Adem ile Havva'dan.
* Ona bir dirhem verin.


* Anne-baba bir kardeşine bir tek dirhem mi veri­
yorsun?
* Adem ile Havva'dan olan her kardeşime bir dir­
hem verecek olsaydım, sana bu kadarı bile düşmezdi...


Pollyanna 5 Eylül 2006 12:24

Balık Avi
Temel Kuzey Kutbuna gider. Buzda balik avlamak çok popüler oldugunu duyar, hemen kendine bir olta alir ve buldugu ilk genis buzlu alanda ise girisir.
Tam buzu kirmaya çalisirken gümbür gümbür bir ses duyar:
"Orada balik bulamazsin!".
Ne oldugunu anlamayarak etrafina bakınır ama sesin nereden geldiğini çözemez. Biraz ileriye gidip tekrar buzu kırmaya çalışırken aynı ses yine duyulur:
"Sana söyledim geri zekali, orada balık bulamazsın!!".
Temel korku içinde başını yukarı kaldırır ve dehşet içinde sorar:
"Tanrım? Sen misin?".
Aynı ses cevap verir:
"Hayir, ben buz hokey sahasının bekçisiyim"


Mystic@L 5 Eylül 2006 20:59

MISIR UNU

Temel reis, deniz kazasından sonra tek başına, terk edilmiş bir adaya düşer.

Aradan yıllar geçer ve yine kaza sonucu genç ve güzel bir kız yüzerek adaya çıkar. Genç kız, kendisini karşıla­ yan Temel reise anlamlı an­ lamlı güler;

* Herhalde yıllardır hasretini çektiğin şeye kavuşa­
caksın şimdi.
* Uyy, yoksa mısır un imi ceturdun yanında?



Harabe-Gönlüm 6 Eylül 2006 16:53

jinekolog))

Artik mesleginden sIkIlmaya baslayan jinekolog doktor,
is degistirmeye karar verir ve oto tamirciliginde karar kilar.
Bu konuda hizmet veren bir kursa yazilir egitime baslar. Kurs
bittiginde lisansini alabilmesi icin bir sinavdan basarili olmasi
gerekmektedir. Sinava girer, ertesi gun sinav sonuclari aciklanir..
Ama bizim doktor, 100'luk sinavdan 150 almistir.
Sinav komisyonu hemen sinavi yapan hocayi cagirir
ve neden 150 verildigini sorar, hoca aciklamaya baslar :
-Once motoru indirdi, bujileri temizledi,
piston ve avans ayarlarini yapti,
karburatoru dagitti onun da bakimini yapti
ve yerine takti, ardindan sanzimana girdi,
onun da yaglamasini ve tum bakimlarini en iyi sekilde yapti, hava ve
yag filtrelerini degistirdi, sonra hepsini topladi ve motoru yerine
takti..
Sinav komisyonu bunlari dinledikten sonra
-E peki hoca madem herseyi en layikiyla yapti neden o zaman 100
vermedin de 150 verdin ?
-Ama dediklerimin hepsini egzosdan yapti!

Yasli kadin doktora gider.
"Doktor gazim var benim ama beni cidden rahatsiz etmiyor. Çünkü her zaman
sessiz ve kokusuz gaz çikariyorum. Aslinda ofisinize geldigimden beri
yaklasik 20 defa gaz çikard&im siz bile farketmediniz." der.
Doktor bir hap yazar ve 1 hafta sonra tekrar gelin der.
Kadin 1 hafta sonra geldiginde telaslidir.
Doktor bana ne verdiniz böyle osuruklarim aniden kokmaya basladi
Doktor da "güzel" der. Tikanan sinüslerinizi actigimiza göre simdi kulaklardaki probleme bakabiliriz......


KaRaYeL61 6 Eylül 2006 16:55

http://www.fikralar.com/images/t_solkose.gif
Karne
http://www.fikralar.com/images/t_sagkose.gif
http://www.fikralar.com/images/bir_piksel.gif
Baba, ortaokul üçüncü sınıfa giden oğlunun elinde karneyle salona girdiğini görür. "Allah allah, dönem ne çabuk bitmiş..." diye düşünür ve oğluna seslenir:
-"Getir bakayım şu karneyi!"
-"Al baba..."
Adam karneye bir bakar ki, beden eğitimi ve resim dışındaki tüm dersler zayıf.
-"Bir dediğini iki etmiyoruz, bilgisayar dedin, bilgisayar aldık, ingilizce kursu dedin ingilizce kursuna gönderdik, gitar kursu, müzik aletleri, ne istersen yapıyoruz. Kız arkadaş uğruna harcadığın çiçek parasının haddi hesabı yok. Ne bu notların hali, rezil şey!"
-"Baba... O benim karnem değil ki, senin kitaplarını karıştırıyordum, birinin arasında karnelerinden birini bulmuştum..."


Mystic@L 6 Eylül 2006 18:51

YANIYOR

Temel, pencereden kom­ şusu Cemal'e seslenir:

— Ula uşak, ineklerunun
arasunda pipo, nargile içeni
var midur?

* Ula öyle şey olur mi?
* Öyleysa ahirun yanayi!


Misafir 7 Eylül 2006 21:37

Çorumlu

Çorumlunun biri ailecek Ankara ya taşınmaya karar vermiş. Ankaraya gelmiş işe girmiş, gel zaman git zaman aradan birazcık zaman geçtikten sonra hanımı demiş;
- herif beni biraz gezdir .
Ankara da meşhur gençlik parkına götürmüş. Lunaparkta gezerken döner zincirli salıncagı görünce;
- herif beni şuna bindir demiş.
Adam;
- get kız donunu görürler diyerek kızmış.
Neyse Lunaparktan çıkarak bir çaybahçesine oturarak çay içmeye başlamışlar. Kadın bir ara kaybolmuş, neyse birazdan gelmiş. - Nerdeydin deyince herif..
- ben ona bindim demiş.
Adam kızarak;
- kız ben sana donunu görürler demedimmi diyerek kızmış.
Tabiki kadın rahat bir şekilde;
- yok herif donumu çıkartmıştım demiş.


Yarpak, torpak, körpi

İki kafadar Bayburt’lu İstanbul’da iş aramaktadırlar. Birileri onlara "şu adamda bol iş var ama Bayburt’lulara kesinlikle iş vermez" der. Kafadarlar adam sende, adam bizim Bayburt’lu olduğumuzu nerden anlayabilir ki, biz bi görüşmeye gidek derler. Mülakat safhasına gelmiştirler. İşveren onlara yaprak diyin der. Bunlar Yarpak derler. Toprak diyin der, torpak derler. Köprü diyin der, körpi derler. Velhasıl adam anlamıştır bizim kafadarların Bayburt’lu olduklarını. Sizi işe almıyorum der. Kafadarlar işe alınmamanın hayal kırıklığı içerisinde birbirleri ile olayın yorumunu yaparlar. Kafadar 1: "ola gardaş, ne oldi da bu bizi işe almadi. nasi oldi da anladi Bayburt’li olduğumuzi? der. Kafadar 2: "valla gardaş, yarpah dedi dedük, torpah dedi dedük, zannımca o körpide pohi yedük" der.


Turist

Erzurumlunun biri birgin arabasıyla istanbula gelmiş.istanbul trafiğinde dur kalk yapa yapa arabanın bi tanesine vurmuş.adam arabadan aşşağı inmiş başlamış bağırmaya. erzurumlu korkusundan hiç birşey yapmıyo.en sonunda dayanamıyor iniyo aşşağa ne fenikirsen ne fenikirsen(niye bağırıyorsun) demiş.adam tüh be sabah sabah turiste rasladık deyip gitmiş.



Mystic@L 7 Eylül 2006 21:47

ZOR GÖREV

Bütün parasını ortaya süren adam, pokerde kaybetti. Kaybedince kalp krizi geçirip oluverdi. Masadakiler, haberi ölenin karısına kimin vereceğini tartıştılar. Gö­rev, içlerinden birinin üzerine kaldı.

O da ölenin karısını buldu, anlatmaya başladı:

* Kocanız pokerde...
Kadın atıldı:
* Bütün parasını ortaya koydu, değil mi?
* Koydu ve...
* Hepsini de kaybetti, öyle mi?
* Kaybetti, hanımefendi.
* Allah canını alsın o herifin!
* Aldı, hanımefendi.





Misafir 7 Eylül 2006 21:50

Bilmece

Kayserili, trende yolculuk etmekte... Karşısında oturan zatla tanışır. Dereden tepeden konuşurlarken: - Gel seninle birbirimize bilmece soralım der. Önce ben sorayım; bilirsen ben sana bin lira veririm. Bilemezsen 10 bin liranı alırım. Sonra sen bana sorarsın; bilirsem 10 bin liranı alırım, bilemezsem bin lira veririm. - Tamam der adam; sor bakalım - Söyle öyleyse: Üç ayaklı hayvan nerde yaşar? Öteki yolcu düşünür, bilemez: - Al 10 bin lirayı. Şimdi ben de sana aynı soruyu soruyorum: Üç ayaklı hayvan nerde yaşar? Kayserili, hiç düşünmeden, aldığı 10 bin liranın bin lirasını geri verir: - Al şu bin lirayı. Ben de bilmiyorum


Misafir 7 Eylül 2006 22:16

YERıNDE BEN OLACAKTIM ( Elazığ )

Adamın biri karısını başkasıyla yakaladığı için hem karısını hem de adamı öldürdükten sonra kendiside intihar eder. Derken cenaze kaldırılır ve taziyeler alınmaya başlar.


Taziye evinde herkes üzgündür. Hiç kimsenin ağzını bıçak açmamaktadır. Ama nedense adamın biri her yarım saatte bir densizlik edip:


“Allah daha beterinden sahlasın" demektedir.


Bu tavır milletin zoruna gider. Sonunda adamın yanındakilerden biri dayanamayıp kızar:


“Yav kardeşim, sen manyak mısın? ikide bir Allah beterinden sahlıya deyisin. Ülen bundan daha kötüsü olur mu?” diye çıkışınca


Bizim münasebetsiz:


“Yav baba niye ele deyisin, kocası yarım saat önce gelsedi, ölen adamın yerinde ben olacahdım” der.


Mystic@L 7 Eylül 2006 22:20

KAYSERİLİ

Okuma-yazma bilmediğini önce­ den söyleyenlerden birinin, bilenler tarafına geçtiğini gören kumandan bağırır:

— Sen neden o tarafa geçiyorsun
oğlum?

Acemi er gayet ciddi bir ağızla:

— Kumandanım, der. Okumam
yazmam yok ama Kayseriliyim!...



Misafir 7 Eylül 2006 22:34

ANNEM NıYE AYAKTA? ( Elazığ )

Baba oğluna nasihat vermektedir:


“Oğlum arabada yaşlı birini ya da bir bayanı görürsen hemen yer vereceksin”


Çocuk da tam evet diyecekken masanın üzerindeki babası ve annesine ait fotoğrafı görür. Orada babası oturuyor, annesi ise ayaktadır. Çocuk merak edip sorar:


“Baba sen orada niye oturuyorsun? Hem annem niye ayakta?”


Baba lafı düzeltmeye çalışır ama çocuk ısrarla aynı soruyu yinelemektedir. Baba en sonunda dayanamayıp söyler:


“Bak oğlum, o fotoğrafı annenle evlendiğimiz günün ertesi günü çektirmiştik. O gün ne annende oturacak hal, ne de bende ayakta duracak takat vardı” der.




TheGrudge 10 Eylül 2006 19:34

Uğursuz Kadın

http://www.herseynet.com/fikralar/resim/genel.gifCafer komadadır. Yanında ise karısı... Cafer'in gözleri nemli, kısık sesiyle karısına doğru bakar ve konuşmaya başlar:
"İlk işten kovulduğum zaman yanımda idin. İflas ettiğim gün oradaydın. Vurulduğum zaman ilk gözümü açtığımda seni gördüm. Trafik kazası geçirdiğimde hastanede hep başucumdaydın...
Karısı takdir edilmenin mutluluğunda tabi.
"Şimdi komadayım yine başucumdasın. Sonunda anladım ama, çok geç oldu; yahu sen ne uğursuz karısın"


Mystic@L 12 Eylül 2006 23:59

NİÇİN ALKIŞLIYORLAR?

Bir gün Einstein'la, meşhur komedyen Charlie Chaplin otomobille Hollywood'dan geçiyorlardı. Gören herkes onları alkışlıyorlardı.

Charlie, Einstein'a dönerek:

— Bakınız, dedi, ikimizi de alkışlıyorlar.

Sizi anlamadıkları için, beni de anladıkları için alkış­ lıyorlar.




Pollyanna 13 Eylül 2006 00:36

Eşekle Patron Arasında ki Fark

Zengin olan görgüsüz birisi şöforune sorar:Eşekle şöfor arasında ne fark vardır?
Şöfor bir süre düşündükten sonra mahcup bir şekilde:bilemedim patron... deyince, patron cevap olarak : eşeğe çüş diyince, şöfore ise dur diyince durur demiş.
Bunun üzerine şöfor çok sinirlenmiş, ama karşıdaki patron olduğu için bir şey söyleyememiş.
Belli bir süre sonra şöfor patrona:
Bir soru da ben sorabilimiyim patron? demiş.
Patron da sor bakalım deyince şöfor sorar:
Peki patron, eşekle patron arasında ne fark vardır?
Patron bir süre sonra:
Bulamadım şöfor, sen söyle bakalım deyince fırsatı yakalayan şöfor cevabı yapıştırır:
Vallahi patron bende bulamadım...


Mystic@L 13 Eylül 2006 01:37

ZEKA

Cemal İstanbul'a yeni gelmiştir. Şe­ hirde bir kilisenin çanını vakitli vakit­ siz çalarken görür. Temel'i bulur ve sorar:

— Ulaa Temel, ha pu kilisenin çanu niye çalayuuu...

Temel düşünür ve:

— Görmeyi misun Çemaal, birisu ip unu çekeyu da
ondan çalayuuu... der.



kambis 13 Eylül 2006 02:57

HOCA
Nasrettin Hoca bir Cuma günü camide cemaate
namaz kıldırmak üzere ezan okunsun diye bekliyormuş.
Bir adam gelmiş.
"Hocam" demiş! "Eşeğimi yitirdim..." Hoca da adama;
"Şu namazı kıldıralım, senin eşeğin çaresine bakarız" demiş.
Hoca namazı kıldırmış,vaazını vermiş ve cemaate dönmüş:
"İçinizde hiçbir dostuyla bir bardak çay içip saatlerce
konuşmamış, dostuyla sekiz saatlik yürüyüşe çıkıp hiç
konuşmadığı halde sıkılmadan yürüyüşünü tamamlamamış ve
komşunun kızına kem gözle baktı diye dost bildiği
arkadaşını arkadaşlıktan silmiş biri var mı?" diye
sormuş.Arka sıralarda saf tutmus, sümsük tipli biri
parmağını kaldırıp,
"Ben varım Hocam." demiş. Hoca eşeğini yitiren
adama dönmüş,
"Al bu adamı git, bundan büyük eşek olur mu?
Yitirdiğin eşeğin yerine kullanırsın" demiş.
Dostun yoksa... Eşekten farkın ne?


Mystic@L 13 Eylül 2006 10:50

NİÇİN FENER TAŞIYORMUŞ?

Adamın biri, bir gece, elinde fener, omuzunda kova ile bir âmâya rast gelir. Âmâ yakınlardaki bir ırmağa varıp kovayı doldurmuş geri dönmektedir.

Kendisine:

— Sen âmâ (gözleri görmeyen) bir adamsın. Gece ile
gündüz senin için birdir. Niçin fener taşıyorsun?

Âmânın cevabı ibretli olur:

— Ey boş kafalı adam! Feneri senin gibi kalbi âmâ
(kör) olanların karanlıkta bana çarpıp ta su kabımı kır­
mamaları için taşıyorum...



TheGrudge 13 Eylül 2006 21:57

Bush ve Şoförü

http://www.herseynet.com/fikralar/resim/politik.gifGeorge W. Bush şoförüyle bir kır gezisine çıkar. Arabayla giderken bir tavuğu ezerler. Meseleyi tavuğun sahibi olan çiftçiye kim anlatacak diye düşünürken Bush âlicenap bir tavırla şoförüne şöyle der:

"Bana bırak. Ben Dünya'nın en güçlü adamıyım. Çiftçi bana muhakkak anlayış gösterecektir." Bush çiftçinin evine girer ve bir dakika sonra da nefes nefese koşarak geri döner.
Göz morarmış, surat dagılmış haldedir. Şoförüne "Çabuk toz olalım burdan!" der.

Aksilik bu ya, arabayla daha 20 metre gitmeden bu defa da orada gezen bir domuzu ezerler. Bush korkulu gözlerle şoförüne bakar ve "Şimdi adama gidip söyleme sırası sende!" der.

Şoför çiftliğe gider. Bush da arabada bekler. 10 dakika, 20 dakika 30 dakika derken....Şoför bir saat sonra sarkı söyleyerek, gülerek, cepleri para dolu ve kolunda irice bir meyve sepeti ile geri gelir.

Bush şaşkın bir halde sorar: "Çiftçiye ne dedin ki bu kadar ikrama boğdu seni?" "Valla ben de anlamadım" der Şoför. "Ben ona sadece şöyle dedim:
Iyi günler. Ben George Bush'un şoförüyüm. Domuz öldü!


Pollyanna 13 Eylül 2006 22:22


****** Papağan


İş adamı Temel Amerika'ya gider, işlerini bitirdikten sonra alış veriş merkezlerinde dolaşmaya başlar. Pet shoplardan birinde akıllı ve hazır cevap bir papağan görür, papağanla biraz sohbet ettikten sonra yetkiliye gider ve papağanı satın almak istediğini söyler. Satıcı papağanın satılık olmadığını söyler fakat Temel bir türlü vazgeçmez paraysa para illaki bunu bana satacaksınız diye ısrar eder. Satıcı bakmış kurtuluş yok Temel'e, bak bizde papağanın dört tane yumurtası var bu yumurtaları sana verelim hem daha ucuz olur hemde dört tane birden papağanın olur demiş. Temel biraz düşünüp kabul etmiş. Trabzon'a döner dönmez hemen yumurtaları kuluçkaya yatırmış. Bir süre sonra yumurtalar çatlamaya başlamış. Birinciden civciv, ikinciden güvercin, üçüncüden muhabbet kuşu, dördüncüden ise ördek çıkmış. Temel bu işe epey bozulmuş. Bir kaç ay sonra Temel yine Amerika'ya gitmiş, işlerini bitirince doğru papağanın olduğu dükkana gitmiş. Papağan Temeli uzaktan görür görmez başlamış kahkahalar ile gülmeye. Temel ne güleysun ula demiş. Papağan niye gülmeyeyim, New York'da herkes senin enayiliğini konuşuyor deyince Temelde, oda bir şeymi ulan Trabzon'da herkes senin ******liğini konuşuyor demiş.


Mystic@L 13 Eylül 2006 22:51

BANA SOR

Bir adamın gayet huysuz bir hanımı varmış. Kadın bir gün Cenazesini kaldıracakları vakit imam, âdet gereği:

— Ey cemaat! Şu hatunu nasıl bilirsiniz? deyince, adam imama:

Be hocaefendi! Cemaat ne bilsin, onu bana sor!

demiş.



TheGrudge 14 Eylül 2006 03:53

Bush`un Pulu

http://www.herseynet.com/fikralar/resim/politik.gifBaşkan Bush'un yeni talimatı:
- Üzerinde resmim olan pul bastırdım, bundan böyle başkanlığın bütün mektuplarında bu pullar kullanılacak.
Bir süre sonra görülmüş ki pullar zarfa bir türlü yapışmıyor.
Başkan Bush küplere binmiş ve yetkilileri çağırıp sormuş;
- Üstünde resmim olan pullar yapışmıyor, arkalarına zamk sürmediniz mi?
- Sürdük efendim, demiş yetkili ve eklemiş;
- Yapışmamasının nedeni, herkesin pulun arka yüzüne değil de ön yüzüne tükürmesi efendim..."


Mystic@L 14 Eylül 2006 12:37

TİCARETE DÖKMENİN ANLAMI YOK

Köyden şehire göçmüş cahilin biri, camiye pek gitmediği gibi, za­man zaman din adamları aleyhinde de lâflar edermiş. Bir ğün, ondan alacaklı ve bakkal dükkânı sahibi olan hoca bunu sıkıştırmış:

* Ula Memo! Sen müslüman
değil misin?
* Elhamdülillah müslümanım.
* Niye öyleyse, namaz kılmı­
yorsun?
* Kılacağım.
* Oruç?
* Tutacağım.
* Karma iyi davranacak mısın?
* Davranacağım.
* Komşularla da iyi geçinecek misin?
* Geçineceğim.

— Borçlarını da ödeyecek misin?

Sözün buraya gelmesine fena halde sinirlenen Memo:

— Hoca efendi, hoca efendi! demiş. îşi ticarete dök­
menin âlemi yok.



Misafir 21 Eylül 2006 21:22

* 80'li yılların sonların bir Beşiktaş-Boluspor maçı sırasında hakem Beşiktaş'ın net 2 golünü vermez, Boluspora havadan bir penaltı verir. maç çığrından çıkmıştır. Beşiktaşlılar neredeyse sahayı terk etmeyi düşünürler. Boluspor 2. golü de atar.
metin tekin santrayı yapmaz bekler. hakem düdüğü bir daha çalar, ama metin hala topa dokunmaz.
hakem, "metin neden başlamıyosun, bak kart çıkartırım" der.
metin cevap verir: "hocam sahanıza geçin de başlayalım"



* Show TV'deki ateş hattı programında reha muhtar prens Charles'ın Müslüman olduğu yönündeki söylentileri eleştirmektedir. konuyu diyanet işleri başkanıyla tartışmaktadır:
-efenim prens Charles'ın Müslüman olduğunu söylüyorlar. peki ama öyle bir adamdan Müslüman olur mu?
-olur tabi neden olmasın?
-ama efenim nasıl olur?
-reha bey siz Müslüman mısınız?
-tabi Müslümanım efendim.
-siz namaz kılıyor musunuz?
-hayır.
-oruç tutuyor musunuz?
-hayır.
-içki içiyor musunuz?
-evet.
-e sizden nasıl Müslüman oluyorsa, ondan da en az sizin kadar Müslüman olur.



* muhafazakar insanların uğradıkları,tellerle çevrili bir plaja bikini ile girmek isteyen bir bayanı, plajın girişinde bekleyen görevli durdurur ve şöyle der :
bekçi: hanfendi bu plaja 2 parçalı mayo ile girmek yasaktır!!!
kadın: peki o zaman hangisini çıkarayım?
bekçi:........!!!


* hülya avşar: "hiç aynaya baktın mı? sen de popstar hali var mı?"
ajdar: "aynaya değil ama size bakınca kendimi bayağı star gibi hissediyorum"





peacerap 21 Eylül 2006 21:38

bir qün temel hastahaneye qider ... kapıda aglayan bır adam qörür we yanına qider .. usagumm neden aglıyorsun da.. adam bı ara aglamayı kesıp temele cewap werır kan tahlılıne qeldım parmagımı kestıler der ... sonra temel adamın aglayısını bastıracak sekılde aglamaya baslar ... adamda merak eder tabı sen nıe aglarsın der ? temelde cewap werır.. BENDE IDRAR TAHLILI ICIN GELMISTIM : ) : )


recruit87 21 Eylül 2006 22:01

Kız erkek arkadaşını arayıp akşam yemeğe davet etmiş. Hem ailesiyle tanıştıracak, hem de ailesi dışarı çıktıktan sonra erkek arkadaşıyla birlikte olacakmış. Çocuk kız arkadaşının evine gitmeden önce bir eczaneye uğrar. Eczacıya: - "Bana prezervatif verir misiniz?", der; eczacı da ne yapacağını sorar. Çocuk da kız arkadaşının evine gideceğini, kızın ailesi gittikten sonra birlikte olacaklarını söyler. Akşam yemek yemek için masaya otururlar. Yemekten önce dua edilir herkes yemeğe başlar ama çocuk hala dua ediyordur. Kız çocuğa, "ben senin bu kadar dindar olduğunu bilmiyordum", der. Çocuk da kıza: - "Ben de senin babanın eczacı olduğunu bilmiyordum!!!"


kambis 22 Eylül 2006 03:53

Matematik Finali
4 tane üniversite öğrencisi, uyanamadıkları için matematik
finaline geç kalırlar ve okula gidince hocaya arabalarının lastiğinin
patladığını söylerler... Hoca ilk basta inanmaz ama öğrencilerinin
yalvarmalarına dayanamayarak, onları 3 gün sonra sınav yapacağını söyler.
Sınav günü gelince hoca, 4 öğrencinin hepsini bos bir salonun ayrı ayrı
köşelerine oturtur.
Sınav geçme sistemi şöyledir: 100 üzerinden 50 puan alan herkes
sınavı geçebilir... Hocanın hazırladığı sınavda ise ön sayfada 10'ar
puanlık 4 tane basit matematik sorusu vardır... Bunları kolayca çözerler.
Arka sayfada ise 60 puanlık 1 soru vardır: "Hangi lastik
patladı?"





Unutkanlık
Gökdelenin asansörü bozulmuştu.
İki arkadaş yirminci kata kadar
merdivenleri çıkmak zorunda kalınca,
her katta gülünç bir fıkra anlatmaya karar verdiler.
Böylece tam on dokuzuncu kata çıkmışlardı ki, bir tanesi:
- Şimdi, dedi. En şahanesini anlatacağım.
Kapının anahtarı arabada kaldı...


Misafir 22 Eylül 2006 23:03

Fatma Nine'nin Mektubu
Hepinize iyi günne......Nasılsınız, iyi misiniz? Beni soracak olursanız, iç güveyinden iyiceyin işte. Emme(ama) pek tadım yok. Sizin anlayacağınız; yatacak gadar hasda değilim, oturacak gadar iyi değilim.

Bi(r) tasam va. Fatma Ninenizin tasası bite mi !Tasa kuşuyun ben...Çocukla tatile gidiyolla. Ana sen de ge, deyolla. Gelinlere inat osun deye gitsem mi ki deyon. Gitsem bi tüllü(türlü) , gitmesem beş tüllü.

Emme (ama) bıldır (geçen sene) gittim, pek bunaldım tatilde. Neden mi? Dinlerseniz, anladıverin:

Bizim uşakla (çocuklar) tadile gidecekle Marmaris’e. Ne varısa va u Marmaris’de. Her sene uraya giderle. Oğlanla , ana seni de götürem dedile. Emme gelinlerin ağzı diline varıp da, ana siz de gelin demeyolla. Oğlanla derseniz, ölüsü ölmüş gibi yalvarıyolla , ana ille sen de ge, deye....Uşak, etmen eylemen; ne işim va benim ullada deyon. Yok, ille gidem deyo oğlanla. Yetmiş yaşındaki garıya ne yapıverecemiş Marmaris? Ullada ölür galırın, başınıza bela olurun deyon. Allah son suyumu Mudurnu’dan gısmet etsin. İnsanın dirisi zor gelir ulladan, ölüsü nasıl gelir? Öyle del’mi? Oğlanlan hatırını gıramadım. Acık da gelinlere inat osun deye, gidem bakam dedim.

Çıkdık yola. Emme git git bitmeyo. Sankı biz gitdikçe yol uzeyo. Arabada sehetlece(saatlerce) oturmaktan, bem bacakla oldu bi kütük; gafam oldu bi gazan. Ayaklam derseniz döbül döbül şişti, oldu bi fırın küreği. Ayağımı şöne galdırıp da adım atameyon. Hiç canı gamamış, uyuşmuş. Kesivesele gık demecen. Sankı be'm değil, başkasının ayağı. Debildedemeyon (haraket ettiremiyorum) bile.

Neyse, afa-cafa Marmaris’e vardık. Ah yavrum, biz Marmaris’e değil cehenneme gemişiz. Hem de orta göbeğine. Nasıl aramazsın Mudurnu’yu? Pöfür pöfür eser gözünü sevdimin memlekâtı...Bi ıccak (sıcak) bi ıccak, yanıyo ortalık. Cehennem Marmaris' in ya altında, ya üstünde alimallah. İnsanla dersen, anadan üryan sokaklarda. Hepsi yarı cıplak dolaşıyolla. Mahna bulmadım (ayıplamadım) , hiç mahna bulmadım. U ıccakda geyinik durulacak gibi değil. Millet ne yapsın? Iccakdan bunaldıkca soyunmuşla, bunaldıkca soyunmuşla. Bi don bi, aman adını bilemeceyin; mayo mu, dikini mi, öne bi şey. İşde unnan duruyolla ıccakdan.

Ben örtüye büründüm, öyle oturuyon. Çocukla “Ana örtünü çıkar. Iccakdan bunalırsın. İçinde cember va nasıl osa,” deyolla. Emme(ama) laf dinneyen kim! Olmaz! Na mehrem, deyon. Alışmamışın a çocum, nasıl açın başımı? Allah yokarıda, hepsini görüp duru. Yetmiş yaşımdan sonra asortik mi olun? Gıldığım namazla, duttuğum oruçla boşa mı gitsin?

Amanin durdukca telledim, durdukca telledim. Iccakdan beynim bişdi. Çıkardım attım örtüyü. Namehremse na mehrem dedim. U ıccak bana öte dünyayı, beri dünyayı unutdurdu. Günaha girdim çocukların yüzünden.Gıldığım namazla boşa gitmese bayrı (bari) .

Ertesi gün gayığa binem dedile. Olmaz deyon, korkuyon deyon, dinlemeyolla.."Dün ektiğimiz nohutlar, bugün leblebi oldu da, başımızada şakırdeyo," misali.....Sonası, bindik gayığa. Deniz gabardıkça gabardı, gabardıkça gabardı. Amanin ceyrana tutulmuş gibi titrediyo gayığı, salleyo. Deepremden beter. Gorkuyon bi yandan, göynüm bulanıyo bi yandan. He şu başıma gelen(Bak sen başıma gelene.) ! Nerdeyse gasiyan edecen (kusacağım) . Bunnan nasıl gidilir? İnem deyon. Yooo! İlle seni gezdirecez ana deyo oğlanla.

Gelinleri sorasanız , amanin unnada bi surat bi surat, makkeme duvarı gibi. Eşimik (ekşimiş süt) gibi eşiyip durulla. Dakmışla dakışdırmışla altınları, sürmüşle sürüşdürmüşle boyaları. U ıccakda nasıl gasefetleri alıyo, bilmem. Yüzlendeki, gözlendeki boyala akdı ıccakdan. Şebek gibi oldula emme, habalları (haberleri) yok. Çerkez gelini gibi gırıdıyolla. Süslü püslüle ye, beni yanlarına yakışdırameyolla besbelli. Oysa; gözüm kör değil, ağzım eyri değil. Akarım yok, gokarım yok. Beni neye isdemezle, bilmen. Sanki kendileri padişah dölü. Hıhhhh!Anaları turp, bubaları şalgam; bir de beni beğenmeyolla.

Neyse, çoluk çocuk doluşduk kayığa. Bildiğim ne gada duva varısa, hepsini okudum gorkudan. Amanin, şinci batacaz deyon. Ben böne ettikçe, torunna da bana sırıdı sırıdıveriyolla. Hiç gorkmeyolla. Gelinle de gorkup duru da, akılları sıra bana belli etmeyolla, çalım ediyolla. Tekne bi ters - yüz olaydı, çalımı görürlerdi.

Az sonra yalabık (yeni yetme) bi oğlan bindi tekneye.. Ta (daha) sakalları bile çıkmamış. Soyulmuş soğan gibi, tüysüz bi çocuk. Kayığın urasını gurcaleyo, burasını gurceleyo(kucalıyor) . Çocuk oyuncağı mı bu! Bi Allahın gulu da, oğlum elleme demeyo. Zatı (zaten) gorkup durun. En sonunda depem atdı. Elleme lan! Devitdiregosun(devirirsin) . Kaç ordan deye çekişdim (azarladım) . Sırıda sırıda “ Deze(teyze) , sizi ben gezdirecen,” demesin mi? ...İbretalim uçun omaz. Barmak gada çocuğa canımı emanet edemen ben. Enecen de enecen dedim. Narasın (ne gezer) ! Oğlanla “Ana omaz, seni gezdirecez. Seneye ye ölüsün, ya galısın; ölmeden bi de tekneye bin,” deyolla. Sankı pek maddah bi şey gibi.....Nece yavlardıysam da endirmedile beni. Ha şinci batacaz, ha birezden batacaz deye deye toprağa ayak basdık çok şükür.

İşte böyle.....Velhasıl tatilde pek gücüm kuruduğu(bunaldığım) uçun; bu sene tatile gitsem mi, gitmesem mi, bilemeyon. Gidim mi yosa? Ölmeden Marmaris’i bi ta (daha) görsem mi?

Gideceyin ******* satın. Gelinlere inat olsun deye gideceyin...İki tane aslan gibi oğlanı, gelinler için doğurmadım. Gideceyin......Çatlasınla patlasınla kıskançlıktan. Hem belki denize bile girerim, emme(ama) soyunmadan. Amcanız(eşim) kemiklerimi kırar valla. Bu yaşta beni kıskanıyo. Kim ne yapsın benim gibi buruşuk karıyı! Şaşkın herif!

Hadin hoşçakalın. Marmaris'ten sağ salim dönersem, size gene mektup yazarım. Allah'a emanet olun.

Mudurnulu Fatma Nineniz...


recruit87 22 Eylül 2006 23:41

Bir devrin tüm as ve klas futbolcuları cennette buluşmuş. Cennetin baş meleği de futbol meraklısıymış. Şeytanı çağırtmış: -"Cennetle cehennem arasında bir maç düzenleyelim ne dersin?" -"Boşuna oynamayalım, biz kazanırız", demiş şeytan. -"Olur mu en iyi futbolcular bizde, ne kadar da kötü futbolcu varsa sizde..." Şeytan şeytanca gülümsemiş: -"Ama bütün hakemler de bizde..."


ChinaDoll 23 Eylül 2006 00:18

Faşizm

Bir gün Hitler 3 esir yakalamış. Bir hain Alman, bir Fransız ve bir Yahudi. Bunlara "Size birer soru soracağım. Eğer bilirseniz hayatınız bağışlayacağım demiş." Bunlar da "Tamam" demiş. Hitler hain olan Alman'a: "Titanic kaç yılında battı?" demiş. Alman: "1912" Hitler: "Tamam geç..." Hitler Fransıza: "Kaç kişi öldü?" demiş. Fransız 1050 kişi demiş. Hitler: "Tamam geç..." demiş. Hitler Yahudiye şunu demiş: "Say ulan kurtulanların isimlerini..."


Misafir 23 Eylül 2006 10:42

NÖBET
Çavus, acemi erlere nöbet bekleme usulünü ögretiyordu. Yalnız biraz kekemeydi:
-Ka.. ka.. karanlıkta.. bir.. bir.. biri ya..yaklasirsa... "du.. du.. dur... ki.. ki... kim o..." di... diye bağırırsınız... Dur... durmazsa... bir... bir kere da... daha ba.. bağırırsınız... Ge... gene du... durmazsaa... a... ateş e... eder... edersiniz... Ya... yalnız... ço.. ço... çok a... a... acele etmeyin... Be.. belki ge... gelen benim... ...!!

:D :D :D


Misafir 24 Eylül 2006 14:40

ayran içmenin ingilizcesi

--------------------------------------------------------------------------------

>Alttaki metni sesli okuyun
>ve kendi agzinizdan cikani bir dinleyin!
>
>I run each teen me?
>A wet each team.
>I run each make is tea your sun each.
>Higher them in each team.
>Catch bar duck each teen?
>On bar duck each team.
>Why high one why!


Mystic@L 24 Eylül 2006 22:15

BANA SOR

Bir adamın gayet huysuz bir hanımı varmış. Kadın bir gün Cenazesini kaldıracakları vakit imam, âdet gereği:

— Ey cemaat! Şu hatunu nasıl bilirsiniz? deyince, adam imama:

Be hocaefendi! Cemaat ne bilsin, onu bana sor!

demiş.


Misafir 30 Eylül 2006 09:45

Adam elindeki son 500 dolarla kumar oynamaya karar verir ve LasVegas'ın yolunu tutar... Ve inanılmaz bir talih; tam 3 milyon dolar kazanır. Hemen otel yönetiminin kendisine tahsis ettiği kral dairesine çıkar ve karısına telefon eder:
- "Hayatim, evde misin?"
- "Evet kocacığım."
- "İyi. Hemen hazırlan o zaman. Çabuk bavulunu hazırla. Kumarhanede tam 3 milyon dolar kazandım."
- Kadın sevinç dolu bir çığlık atar “Ayyyyyyyyyyy harikasın!! Hemen hazırlanıyorum.. Peki ama nereye?? Paris?; Karayipler?; Acapulco?; Guney Amerika?..."
- Adam cevap verir: “ Umurumda değil. Sadece eve döndüğümde çoktan gitmiş ol.”


mydarling24 30 Eylül 2006 09:57

1 - Temel ve Kraliçe Elizabeth

Temel Istanbul a gelmis, yürüyormus.Bu arada 5 dakikada bir top atislari duyul-
maktaymis. Merak edip sormus. "Hemserim bu top atislari neyin nesi?" diye.
Kraliçe Elizabeth in gelmesi sebebiyle top atisi yapildigi anlatilmis.
Aradan yarim saatgeçmis ve top atislari halen sürmekteymis. Temel yine
sormus bir baskasina "Bu top atislari neden?" diye. Ayni cevabi alinca
söylenmis: "Ulan, yarim saattir bir kariyi vuramadilar, be!"



Saat: 06:39

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık