![]() |
Kopkoyu bir yalnızlık demledim kendime. Yanında ne kızarmış ekmek kokusu, ne de annemin yağlı, reçelli ekmekleri... Kopkoyu, bir yalnızlık demledim kendime... Önce bir eşik yaptım, en soğuk mermerden. Yetmedi... Ardından bir sıra duvar ördüm, en kalın taş bloğu ile, sadece bir sıra... Yine yetmedi... Ardından bir sıra, bir sıra daha. Ben bir koydukça, beş koydu yaşam. Örüldükçe örüldü, yükseldikçe yükseldi... Duvarlarından ışık sızmıyor surlarımın. Kopkoyu bir karanlık ördüm kendime... Şimdi güneşin ne doğuşu, ne batışı görünür oldu buralardan. Grubun turuncu, sarı rengi yok artık. Yok artık mavinin yeşile çalan tonları. Yok artık pembe, beyaz pastel bir bahar... Çok zamandır kumdan kale yapıp, bir dalganın alıp, götürüşünü beklemedim. Çıplak ayakla kumsalda koşmadım. Deniz kabuğu toplamadım. Çok zaman oldu, nilüferlerin yaprağından, tırtılın umuduna kanat açmayalı... Çok zamandır yağmura yakalanmadım. Saçlarımdan süzülmedi damlalar. Çok zaman oldu, gökkuşağı görüp, çığlık atmayalı. Çok, çok zaman oldu pencerenin buğusunda bir resmin kayboluşunu beklemeyeli... Çok zaman oldu fotoğraf makinemle yaşamın bir karesini dondurmayalı... Bir bahar dalından düşen çiğ damlasını yakalamayalı. Bir şelalenin sesini resmetmeyeli. Çok zaman oldu tüm çocukları toplayıp, yaz okulu açmayalı... Akşam iş dönüşü onlara şeker almayalı. Bahçede saatlerce zıplamayalı. Yaz bitiminde onlara sözde karnelerini dağıtmayalı. Çok, çok zaman oldu... Çok zaman oldu, minik ellerle beraber dev bir kardan adam yapmayalı. Kar topundan kaçmayalı. Kara yatıp, iz çıkarmayalı... Çok, çok zaman oldu... Çok zaman oldu bir şarkı tutmayalı, yüksek sesle bir şarkıya eşlik etmeyeli. Kahkahaların sığmadığı bir odada bulunmayalı, sessiz film oynamayalı... Çok, çok zaman oldu şen şakrak bir şarkının notalarına tutunup dans etmeyeli... Yüreğim bir serçenin kanadı üzerinde atmıyor uzun zamandır... Kopkoyu bir yalnızlık demledim kendime. Yanında mı? Sadece kalemim ve göz yaşlarımla ıslanmış satırlarım... ALINTI |
Gel Beriye Şanın Artsın Bahçelere düşen gazel Körpe değilsin sen kartsın Uzak uzak duran güzel Gel beriye şanın artsın Sitemli sitemli bakma Beni yadellere atma Gözüm kör oldu ağlatma Gel beriye şanın artsın Et kemiğin götürseler Parça parça pişirseler Yer altına düşürseler Gel beriye şanın artsın Mecnun isem sen Leylasın Bırak Salimi ağlasın Kan böğrüne taş bağlasın Gel beriye şanın Artsın Salim Yılmaz |
YALNIZLIĞIM Sen gideli çok oldu, Bir sevdam kaldı bende geriye. Sakın verme sendeki sahte aşkı ellere sevda diye. Her şeyin bende sevdiğim sen nerdesin Aldanışlarım,alışkanlıklarım bir de yalanların kaldı sende,sakla Yakışır sana Elvadasız gitmen acıttı canımı varlığında,çektiğim acıdan daha çok. Çok değilmiş varlığın Oysa o boşluğu dolduran benim tek dostum yalnızlığım. Ebru Kaya |
Yalnızlık çöktü içime. Dışarıda yağmur var, evimde soğuk. Dışarıda hayat, evimde ölüm. Dışarıda kalabalık, evimde kimsesizlik. Bir hasret koktu burnuma. Hüzün kaldı, üzen kaldı albümünde. Rengi geçmiş bir fotoğrafta, çay içtiği son bardakta izi kaldı. İzi kaldı aynamda, koltuğumda, televizyon kumandasında, kitapta. Evimde izi,bende kendisi kaldı. Canına gül diktim, gül açtı... |
Mahşeri Aşmak Cebine bir kuruş fazla Atan, size haber olsun. Yalanına başka yalan Katan, size haber olsun. Sabah akşam içip-yiyip Hergün başka pabuç giyip Türklük, İslam nedir deyip Çatan, size haber olsun. İyi-güzel kamusunu, Terkeyleyip namusunu, Ekber Allah yapısını Satan, size haber olsun. Ramazanda denizine... Aldanıp da semizine, İçki kaçıp genizine Batan, size haber olsun. NE SİZE KALIR BU ALEMLER NE SONSUZADIR SALTANATINIZ, ÜÇ-BEŞ ADIMLIK BİR ZAMAN DURAĞI MAHŞERİ AŞMAK?.. ÇEKMEZ KANATINIZ!.. Enver Çetin |
http://www.balcanet.net/resima/cubuk/siir10090-cbk.jpg http://www.balcanet.net/resima/jpg/siir10090.jpg CADDELERDE RÜZGÂR, AKLIMDA AŞK... Caddelerde sisli, puslu bir kış ikindisi. Ağaçlarda salkım salkım eski zamanlardan kalma anılar... Yapraklarda yere düşmeye hazırlanan yağmur damlaları... Bir yaprak kıpırdıyor işte, gümüşi bir damla usulca yere düşüyor. Sen sanki, yaprakların arasından bana müzipçe gülüyorsun. Beni her zaman şaşırtırsın zaten. Beni her zaman güldürmeyi bilirsin. Farkına bile varmadan bir şarkı dökülüyor dudaklarımdan "Caddelerde rüzgâr, aklımda aşk var." Rüzgâr keskin ıslığı ile şarkıma eşlik ediyor. İstasyon Caddesi'nin tenhalığı nedense ilk defa içime dokunuyor. Arabaya binsem ve birlikte gezdiğimiz yerlere gitsem, evimde şiirler okuyarak telefonunu beklesem, telefonunun gelmediği zaman seni başka yerlerde arasam. Sonra sen gelsen yanıma, yine "seviyorum" desen, ben yine senin gözlerinde sorsuzluğa mahkum edilen aşkımı görsem. Ayrıca şarkılar gerçek oldu bu kez. Caddelerde rüzgâr, aklımda aşk var. Yalnızım, üşüyorum, özlediğimse çok uzaklarda. Bahçeme melekler yağıyor, hepsi de tanıdık. Senden doğan, gözlerinde hayat bulan, bizi koruyan, kollayan ve en önemlisi ikimizi bir araya getiren melekler... Son kez yine seninle gezmiştik oraları. Sen kimbilir belki de, uzak bir kıtanın, uzak bir şehrindesin şimdi. Benimse herşeyim aynı. Geceleri bodrum katlarına yağmur daha çok yağıyormuş, bugünlerde bir tek bunu ögrendim. Bir de geceleri daha uzun sanki, bitmek bilmiyor. Bana anlatmak için neler biriktirdin içinde? Benim sana anlatacağım yeni birşeyler yok. Dedim ya, her şey aynı. Ama sanki biraz mahsunluk çöktü üzerime, bir de gülüşlerim sanki biraz azaldı. Sen olsaydın hemen anlardın. Sen benim herşeyimdin. Arkadaşım, dostum, öğretmenim, talebem, sevdiğim. Koşulsuz bir sevgiyle sevdim seni, bağlandım. Sen kimbilir belki de, uzak bir kıtanın, Uzak bir şehrindesin şimdi. Benimse içimde kocaman bir boşluk var. Hayır, Üzülmüyorum, içimdeki boşlukta birtek özlemin yankılanıyor. Hayır, sana anlatmak için yeni şeyler biriktirmiyorum içimde, çok istesen hikayeler uydururum. Ama hikayelerimden önce itiraflarım olacak. Kendimden bile gizlediğim duygularımın itirafları. Sana aşık olmaktan delice korktuğumu, sana bakarken içimin titrediğini. Daha pek çok, sırrımı anlatacağım sana. Gerçi anlatmama gerek yok, sen zaten hepsinin çoktan farkındasın... Sen kimbilir, belki de uzak bir kıtanın, uzak bir şehrindesin şimdi. Bense odamda senden uzak. Hayır beni merak etme, üzülmüyorum. Biliyorum, ikimizde yoktuk bu aşk başladığında ve çok iyi biliyorum, sonsuzluğa mahkum edildi bizim aşkımız. Dedim ya, beni merak etme. Üzülmüyorum. Yalnızca biraz, biraz üşüyorum... Y. Bilinmiyor |
Yıldızlar uzaktan bakarlar, Hayatın akış tarzına, Güneş ise dinlemekle yetinir, Yüreklere fısıldanan şarkılara.. Efsanelere inanır mısın bilmem! İnanmak önemli değil aslında, Mühim olan efsaneyi yaşamak, Az da olsa birşeyler yakalamak. Efsaneye göre, Yıldızlar sevenleri anlarmış, Her zaman yanlarındaymış. Güneş ise sevgilileri yanına alırmış, Onların arası soğumasın diye.. Peki sen ne dersin? Güneşin yanına varmaya Yıldızların yanında olmaya!! 2001 Fuat Polat |
http://img223.imageshack.us/img223/3016/83230713wv4.jpg hey yağmurcu! bak yine ben geldim bu ıssız sokağına... kaç mevsim geçmiş üzerimizden, hangi yağmurlar düşmüş gözlerimize, kim bilir? bunca sebepsiz ayrılık günlerinde ... çok kentler gezdim senden sonra.. saklandığım hanında , yitirdiğim aklımı bulmuştum ya sonunda, akıllı başımı alıp gitmiştim ya sokağından! o gün bugündür kayıp ruhum, sokağında unuttuğum sevdamla... il il ,sokak sokak dolaştım, kaç yabancı göze sevdayı sordum, kaç yabancı elde sevdayı boğdum sayamıyorum bile... aradığım giz sadece sendeydi bilirim, yüzüm yoktu kentine dönmeye... yağmurcunun sokağına sığınmış , bir güz damlası olduğumu hatırlatan bugüne... yüzüm yoktu sokağından geçmeye... hanında tek bir gece geçirmeye... ama çaresizlik, ama umutsuzluk, ama yorgunluk... hepsi yolumu kesti sokağına dönen son virajda sana gelmek için atılmış , milyon adımımda, bir sevda için düşmüşüm yollara... bir senin için ,avuç açmışım yağmurlara... dilendim... yok-sun-luğunda çok dilendim. utanırım anlatamam sana avuç açtım merhametsiz bakışlara, düşlerimi sattım,***** dudaklara... ve yüreğimi açtım... yoldan geçen her bahara... oysa güz´dü tek durağım... yağmurdu tek sırdaşım.. sokağındı ebedi ikametgahım... ve hanındı canımı yatıracağım tek yatağım... bildim yağmurcu! sonunda bildim içime bıraktığın gizi... çözdüm sevdanın boşalan düğümünü... ve geldim kapına , bu güz günü... yorgunum...armaklı an´larımdan, bitkinim boşa atılmış adımlardan... üzgünüm heba olmuş yıllarımdan... üşüyorum... üstelikte açım baksana bana her yanım hüzün... aç kapını yağmurcu, bırakma beni sokak kapında... ardımda koşuşturan ne çok hüzün var bilsen, bir sana sığındım , bir sana sakla-n-dım yine , en el değmemiş yaramı... sende unuttuğum sevdanın boş kalan yeridir en göz değmemiş yaram... ki ;yerini bir sen bilirdin.... haydi aç kapını... dokun yarama... Alıntıdır |
Yalnızlık http://www.aruz.com/huya-siir/metin.gif Yalnızlığımı büyütür kalabalık Gökdelen'in gölgesine siner Karanfil Sokak kalınlaşır yoksul kadın çocuklarıyla çöplerin üzerine konar gözleri cam kırıkları sevgilim gelir yalnızlığım büyür çocukken gökkuşağına düştüğüm gökyüzü gelir kirli güvercinleriyle. Kimin öznesiydi mevsimler işkence öyküleri kimindi ayrılığın sesi miydi adımnlarım suyu bekleyen uçurum mu kanatlandım yalnızlığımla son mevsime içimde bir kedi yavrusu. http://www.aruz.com/grafs/resim/kare.gif A. Kadir |
http://www.balcanet.net/resima/ivirzivir/siir10026-bordur.gifhttp://www.balcanet.net/resima/ivirzivir/siir10026-bordur.gifhttp://www.balcanet.net/resima/ivirzivir/siir10026-bordur.gifhttp://www.balcanet.net/resima/ivirzivir/siir10026-bordur.gif http://www.balcanet.net/resima/jpg/siir10026.jpg Kararır gökyüzü ansızın, Çarpar bulutlar kahrederek, Ve bir ateş yanar... Bulutlar yanar, Yürek yanar. Sonra tek tek düşer damlalar, Toprak kokar, Yağmur kokar. Bir ateş yanar rüzgârında, Bin ateş söner. Ben yağmurum gününe ve gecene yağan. Kararırsa bulutların ansızın, Ve şimşekler çakarsa özünde, Bak gözündeyim. http://www.balcanet.net/resima/ivirzivir/siir10026-isik.gif Önce tek tek, Sonra sel olurum göğsüne... Aydınlanırsa yüreğin, Güneşler açarsa yüzünde, Neşeyim şimdi özünde. Yürürken bahtının yollarında Yalnız ve dalgın, Ve görürsen açmış Bir dal çiğdem Üzerinde çiğ damlası. O, benim. http://www.balcanet.net/resima/ivirzivir/siir10026-isik.gif Sabahları dağılırken bulutlar Yürüyorsan sokaklarda Düşünüyorsan nisan yağmurlarını Havayı kokla O, benim. http://www.balcanet.net/resima/ivirzivir/siir10026-isik.gif Ararsa ellerin ellerimi gözlerinde yağmurlar, Üzülme. Yum gözlerini usuldan. Bak yüreğindeyim. http://www.balcanet.net/resima/ivirzivir/siir10026-isik.gif Estirme hüzün rüzgârlarını Kov sahilinden deli dalgaları Sakin serin pınarlarda çağlar damlalarım. Dağlardan esen meltemlerde, Akan çeşmende benim. Yıka yüreğini temiz sularımda, Gönlünde melankoli kalmasın Şifalıdır damlalarım, Ben yağmurum, Yağmur; Benim... Çiğdem Altınöz http://www.balcanet.net/resima/ivirzivir/siir10026-isik.gif |
Günün birinde Bu devran hep böyle sürüp gitmez ki Sen de solacaksın günün birinde Aklına gelecek ayrılığımız Pişman olacaksın günün birinde Senin de saçına karlar yağacak Senin de gözüne yaşlar dolacak Elbette kalbini biri yakacak Beni anacaksın günün birinde Ne geri dönecek yolun olacak Ne de tutunacak dalın kalacak Korkarım pişmanlık sonun olacak Yalnız kalacaksın günün birinde http://img159.imageshack.us/img159/966/featherrn6.gifAhmet Selçuk İLKAN |
|
Acele Eden Ecele Gider Gunes acti, uzun surmedi gozle gorulmuyor Cocuk okula basladi, uzun surmedi bir yerde calisiyor Ruzgar esti, uzun surmedi yaprak kimildamiyor Delikanli oldu ev gecindiriyor Kar basladi, uzun surmedi sular akiyor Karisi iyilesti, uzun surmedi timarhanede yatiyor Agac buyudu, uzun surmedi sobalarda yaniyor Emekli oldu, uzun surmedi kadavrada bekliyor Süreyya Berfe |
"Aşık Veysel gitti... Halk şiirimiz yetim kaldı. Yerini doldurmak zor" Çağ çağ oldu yüzyıllara yaslandı Dillerinde türkülerim süslendi Binlerce yıl ötelere seslendi Bilesiniz Veysel size ne dedi Mutlu idi ördeğinden kazından Mutlu gitti baharından yazından Benliğini konuşturan sazından Bilesiniz Veysel size ne dedi Hem âşıktı, hem Veysel’di, Şatirdi Tüm duyguydu, felsefeydi, hatirdi Milyonlari bir gönülde yatirdi Bilesiniz Veysel size ne dedi Akar sular gürül gürül gürüler Bozkirlarda bölük bölük sürüler Giden dostlar yaşayanlar diriler Bilesiniz Veysel size ne dedi Bildircinlar üveyikler geyikler Boz tepeler yalçin daglar hüyükler Dogmamişlar dogacaklar büyükler Bilesiniz Veysel size ne dedi Çigdem nevruz yavşan kokan çayirlar Sürmeli kuzular yeşil bayirlar Dua dilek temenniler hayirlar Bilesiniz Veysel size ne dedi Duygulari deyişleri ak akti Ufkumuzda piril piril şafakti Sezgilerde nice gerçek birakti Bilesiniz Veysel size ne dedi Erişemem yücelerden yücesin Anlatamam nasil nesin nicesin Sen gökkubbe ayyildizli gecesin Bilesiniz Veysel size ne dedi Ak bulutlar gezegenler gezenler Edebiyat deyip tarih yazanlar Benim gibi gözü yaşli ozanlar Bilesiniz Veysel size ne dedi Uzun ince gündüz gece yollar ah Sadik yarla kucaklaşan kollar ah Veysel diyen milyonlarca kullar ah Bilesiniz Veysel size ne dedi Dostluk sevgi aşk güzellik neler var Çayir çimen çiçek agaç yapraklar Sadik yar dedigi kara topraklar Bilesiniz Veysel size ne dedi Gönlümdeki bayrak indi yariya Petek hani bal yapacak ariya Sivralan'da anacigim Kari'ya Bilesiniz Veysel size ne dedi Şarkişla’nın Sivralan'ın kışları Ne güzeldi duyguları düşleri Sivas illerinin yetim kuşlan Bilesiniz Veysel size ne dedi Hasan Turan dertlerine dert ekler Gitti Veysel gayri kimden ne bekler Beşikteki boncuk gözlü bebekler Bilesiniz Veysel size ne dedi. Kaynak: Nem Alacak Felek BenimHasan Turan |
Her iyilige layik biri sanirdim seni Yanilmişim meger böyle bilirdim önceleri Hakkinda hissettigim duygu ve düşünceleri Anladim ki artik görmüyorsun sevgilim Altin kalbin vardi sanki düne kadar Sana bakiş açim bu, senden degil bunlar Madalyonun öbür yüzü daha çok can yakar Bana bakan yüzünü artik çözdüm sevgilim Güzellik geçicidir derler sen de inan buna Gözlerindeki işiltiyi kaptirma günahlarina Pişman olursun elbet gün gelir yaptiklarina O gün ben yaninda olmayacagim sevgilim Şahin Aksu |
ARDINDAN Dağları yıkacak gücüm vardı ....elim kolum kalkmıyor. Haykırınca titretecek sesim vardı ....sesimi kulaklarım duymuyor. Kahkahamdan durulmazdı ...gözyaşlarım durmuyor. Yıktı beni hasretin ...bil ben de öldüm. Kapanırken gözlerin. "Aşk"derdine düştüm,beteri varmış Seni sevmekten beteri,sensiz kalmakmış Ahmet Ünal Çam |
Kim bilir kaç güneş doğacak Bu hasretin üstüne Ne kadar sürer bu ayrılık böyle Seni de sarar mı yalnızlık Aklında mı ayrılık Razıyım herşeye severim sessizce Razıyım her şeye severim sessizce Güneş kadar sıcak Yıldızlar kadar uzak Bedenim sana tutsak Gözlerim tenine hasret İtirazım var yalnızlık hakkım değil Bu ayrılık benim suçum değil |
Şimdi burda değilsin.... ama beni duyuyorsunn...biliyorum... kapat gözlerini benim için ve dinle n'olur... bak yoksun... bunun anlamını biliyormusunn.... yokluğun yüreğimdeki bu yıldızsız, bu dipsiz, karanlık gece... yokluğun, odamın duvarlarına astığım suretlerine bakarken, unuttuğum dalgın gözlerim.... yokluğun yastığımda bıraktığın bu kimsesiz saç telleri... sırf kalemini değdirdiğin için atmaya kıyamadığım bu kağıtlar... her an gözümün önünde sakladığım mektupların, peçetelere yazdığın şiirlerin, hediyelerini sardığın paket kağıtların... sen gidince, hala sen kokuyordur, diye üzerime giydiğim ve derinn derinn soluduğumm giysilerin.... bu yarı deli... bu hayattan kopuk ruhum... kapat gözlerini ve bana baak.... ben ne diye varsa gördüğün, işte o senin yokluğun.... söyle.! sana neyi anlatayımm... sabaha karşı çalan telefonumun ucunda, n'luuur bana hayattan kötü davranma diyen...sayıklayan.. o kırgın, o kendine çarpan sesini mi..! |
http://img180.imageshack.us/img180/7264/dobra20005yalnizzdi4.jpg YALNIZLARI YAŞAMAK Milyonlarca insan içinde yalnız ben koca bir soy sop içinde yalnız ben koskoca site içinde yalnız ben birsürü sevgi içinde yalnız ben birsürü beni seven birsürü aşık gene yalnız,gene yalnız ben.. Nevin Kalafatoğlu |
NE SEN SEV Sen şiir ol ben şair Sen sevgi ol ben sevdalı Sen derman ol ben dert Ne sen sev ne ben ağlayayım İçimde alevlenen aşkım Volkan oldu patlayacak Çile oldu kaldı Ne sen sev ne ben ağlayayım. LOKMAN ORAK |
Sen yoksun sen yoksun deniz yok yıldızlar arkadaşım ya bu gece harikalı bir şeyler olsun yahut bir bomba gibi infilak edecek başım ağzımda eski mısralar uzanıp kalmışım istanbul minareler odamda gibi gökyüzü temiz ve parlak işte kol kola girmiş en mesut günlerimiz muhalif bir rüzgar karşı sahilden fosforlu ışıklarıyla gökyüzü bir deniz havada kanat sesleri ve çılgın kokular deniz yok yıldızlar uzaklaşıyor ben yine yalnız kalıyorum istanbul minareler kaybolmuş sen yoksun http://img159.imageshack.us/img159/966/featherrn6.gifAttila İLHAN |
|
Karanlıklar üstüne Artık hiç sabah olmayacak yavrum Çok uzun sürecek bu siyah gece Ta zaman durunca, ömür bitince Alış karanlığa, gözlerini yum Artık hiç sabah olmayacak yavrum Bilirim, bu mor sükutu bilirim Beyaz olmalı geceler, bembeyaz Karanlıklar üstünedir şiirim Bilirim, bu mor sükutu bilirim Dağlar gibi deryalar gibi sonsuz Karanlık, karanlık ölümden beter Bir yol ki hayatla beraber biter Taştan bir sükut ki hissiz ve ruhsuz Dağlar gibi, deryalar gibi sonsuz Artık hiç sabah olmayacak yavrum Bitkin gözlerime son bir defa bak Bir daha o yerden gün doğmayacak Bu mor gecelerde kayboldu ruhum Artık hiç sabah olmayacak yavrum. http://img159.imageshack.us/img159/966/featherrn6.gifÜ.Y.O |
Hadi Git Hadi Git.. Bavulun kapının önünde Vefasızlıkların Zalimden sonra gelen adın Yok ettiğin umutlarım Akıttığın gözyaşlarım Ve yüreğimin yanıkları var içinde Hadi git., Hadi git Batık bankalar gibi Haraç mezat sat beni Ve kundaklanan bir evde Yanan çocuğun ki gibi Uzaktan duy, Feryad eden sesimi. Git hadi. Hadi git. Topladım valizini İçine doldurdum mazimizi O ecel gözlerini O sinsi gülüşünü Kanımı kaynatan öpüşünü Git hadi, giitt. Hadi git Umutlarımı siyaha boyadığın gibi. Kadehindeki kanımı iç Aç bir yarasa gibi. Hadi git Sevmediğin sanatçının Posterini ezer gibi. Hadi git Gözyaşlarım kurumadan Yüreğimin közü soğumadan git. Hadi git Bavulunu koydum kapıya Taksi de bekliyor dışarıda Biletin hazır otogarda. Git hadi git Ardına bakmadan Son kez el sallamadan Kokunu bırakmadan git. Hastane kapısındaki Cansız bir beden gibi Otel odasındaki bir ****** gibi Sahipsiz bırak beni. Hadi giit. Sonsuza kadar git, Balayınız da benden Sonsuza kadar git Güle güle git. "Tonmaister kardeşim Nevzatın gözlerinden dökülen yaşlarla, Vefasız Barmen kıza yazıldı". 20.03.2004 -- 22:35 <a href="http://kazancortakligi.hemalhemsat.com" target="_blank">Kazanç Ortaklığı</a> Gökhan Karaduman |
Yalnızlığıma Armağan Hayatıma girmeden önce Ben vardım Hayatıma girdiğinde Birbirinden farklı iki ruh İki bedendim Yokluğunda geceler boyu Radyodan istek dinlemek Hoşuma giderdi Sevgilinin sevgiliye armağanı Sen yoktun ben de yalnızlığıma Armağan ederdim. Yaşamak mı daha acı Yoksa ölmek mi bilemezdim Acımasız sorular sorardım Kendi kendime Sen varken her şey başkaydı Güneş seninle doğardı Geceler seninle uyurdu Günün ilk ışıklarını Seninle tutardım Ve anlamlı gelirdi her şey bana Sende var olmayı Seninle birlikte yaşlanmayı Ve her şeyi Seninle paylaşmayı isterdim Seni her gün daha çok severdim Nereden bilebilirdim ki Habersiz çekip gideceğini Dün vardın bugün yoksun Bense hep oldum hep olacağım Yokluğun içimde bir boşluk Hadi doldurma bitsin Alıştım Zalım yalnızlığa ayrılıklara Bırak artık böyle sürüp gitsin! Salim Erben |
Yanlızlığa Kaç Yalnızlığına kaç dostum… Seni büyük adamların gürültüsünden sersemlemiş, küçüklerin iğneleriyle delik deşik olmuş görüyorum… Seninle nasıl susulacağını pek iyi bilir orman ve kaya… O sevdiğin ağaca benze yine sen… O geniş dallıya… … Sessiz ve dinlercesine sarkar o deniz üstüne… Yalnızlığın bittiği yerde, pazar yeri başlar… Pazar yerinin başladığı yerdeyse, büyük oyuncuların gürültüsü ve ağılı sineklerin vızıltısı başlar… Nietzche |
Gittin İçimde Kaldı Ayrılık Gittin Ayrılırken buz tutmuş bıyıktı gözlerin Kaçamak ellerimiz komutsuz sallandı Dudaklarımızda sıradan sözcükler Vedalaşmayı bile beceremedik Son bir bakış kaldı arkanda Kalabalığa karışan Her şey düzmece bir dinginliğe gömüldü Gittin. İçimde Yığınlarca kitap kaldı uçuşan Sözcükler beynimin köşelerinden Çıkıp korkuttular gecelerimi Peşimden geldi gölgeler Aynalara bakamaz oldum Hiçbir oyun avutmadı beni Yaşamıma sığmayan bir şey kaldı İçimde. Kaldı Yeni bir kent işkenceye hazır Ödeşemedim gittiğin mevsimlerle Belleğimi silkeleyip anılardan Tik tak çaldın uzun zaman Alışamadım yarımlığa Düşlerimde intihar tutkuları Sırtımda hançerinin oyduğu boşluk Kaldı. Ayrılık Çoğalarak giriyor günlerime Senden başka kim bilebilir Geçmişin dökümünü yaptığımı Ağır ağır pulsara dönüşürken güneşler Sonbahar hüznüne benziyor pencerede Artık konuk beklemeyen gözlerim Sayfalar da bitti ışık da her yanı kapladı Ayrılık. Gittin İçimde Kaldı Ayrılık Gittin Ayrılırken buz tutmuş bıyıktı gözlerin Kaçamak ellerimiz komutsuz sallandı Dudaklarımızda sıradan sözcükler Vedalaşmayı bile beceremedik Son bir bakış kaldı arkanda Kalabalığa karışan Her şey düzmece bir dinginliğe gömüldü Gittin. İçimde Yığınlarca kitap kaldı uçuşan Sözcükler beynimin köşelerinden Çıkıp korkuttular gecelerimi Peşimden geldi gölgeler Aynalara bakamaz oldum Hiçbir oyun avutmadı beni Yaşamıma sığmayan bir şey kaldı İçimde. Kaldı Yeni bir kent işkenceye hazır Ödeşemedim gittiğin mevsimlerle Belleğimi silkeleyip anılardan Tik tak çaldın uzun zaman Alışamadım yarımlığa Düşlerimde intihar tutkuları Sırtımda hançerinin oyduğu boşluk Kaldı. Ayrılık Çoğalarak giriyor günlerime Senden başka kim bilebilir Geçmişin dökümünü yaptığımı Ağır ağır pulsara dönüşürken güneşler Sonbahar hüznüne benziyor pencerede Artık konuk beklemeyen gözlerim Sayfalar da bitti ışık da her yanı kapladı Ayrılık. |
Anlayamazsın Göğüslediğim iplerde sen varsın Tutamam bu şehri avuçlarımda Ellerim dünden sancılı ellerim Dokunma ellerime yanarsın Ateşten sırılsıklam saçlarım Yüreğim mayınların kucağı Sevme beni sevmelere tutsağım Beni her gece iplere asarsın Bu benim son ölümüm olacak Tepeden tırnağa zor bir yasağım Bu benim son ölümüm diyorum Sen bu sevdayı anlayamazsın Eylül 1992, Gaziantep Bülent Özcan |
Akarsuya Bırakılan Mektup - incecikti gül dalıydı dokunsam kırılacaktı dokunmadım kurudu- gitme, sonbahar oluyorum, sonrası hiç ağaçlar bükmesinler n’olursun boyunlarını neden akşam oluyorum tren kalkınca kırlangıçlar birdenbire çekip gidince mendiller sallanınca neden tıkanıyorum öyle çok acımasız ki öyle birdenbire ki az önceki çiçekler nasıl da diken diken gitme, sonbahar oluyorum, sonrası hiç o sularda çimdik, bitti; köprüleri geçtik, bitti o elmanın tadı orda, o kuş çoktan öttü, bitti artık çocuk değiliz, susarak da bir şeyler diyebiliriz günler devlet alacağı, yıllar bir kadehcik buzlu rakı oyunlar oyuncaksı, oyuncaklar eski şarkı kavaklara oklu yürek çizip duran o çakı nerde şimdi nerde şimdi, nerde o kan sarhoşluğu gitme, sonbahar oluyorum, sonrası hiç Hasan Hüseyin Korkmazgil |
http://img109.imageshack.us/img109/6780/forumonlinepk7.jpg Yeter Dertler Bu Kadar Gözlerim Seni Arar.. Sensiz Bu Can Yaşamışsa Kime Neye Yarar..!! Yine Hüzünlendim Yine Aklıma Geldin Kahretsin Söz Vermiştim Unutmak Hayal Gibi Ömrümün En Güzel Yılları Seninle Geçti En Kötü Günleri Dün Bugun Ve Şimdi Ayrılığı Ve Sevgiyi Sende Öğrenmiştim Adına Bir Degil Yüzlerce Şarkı Seçtim Her Gece Bir Düşünce Her Gece Bir Stres Aklımdasın Yanımdasın Soluduğum Her Nefes Ellere Karıştın Yüreğim Yanıyor Bu Yaşlı Gözler Sadece Sana Ağlıyor Kaybetmiştim Seni Soğuk Bir Kış Gecesi Çok Kışlar Geçti Ama Dönmedin Geri Sevda Dedikleri Bu Olsa Gerek Suçum Neydi Hatam Neydi Küçüktük Belki Çocukluk Aşkı Değil Benimki Gerçek Sevgi Hayallerim Bitmesin Dön Artık Geri Ah Be Kader Yüzüme Hiç Gülmedin Sevdim Sevilmedim Sevenide Sevemedim Zalim Bu Hayatta Sevgilerde Eksiktim Kalbimdesin Sevdiğim İlelebet Seveceğim Unutmadım,Suçsa Suçluyum Öl De Öleyim Seviyorum Biriciğim Bir Gün Benim Olsan Bin Yıl Gibi Gelir Yeniden Beni Sev Küçük Kalbim Erir.. |
YALNIZLIK Karanlığın insanı delişrten bir ihtişamı vardır Yıldızlar aydınlık fikirler gibi havada salkım salkım Bu gece dağ başları kadar yalnızım Çiçekler damlıyor gecenin parmaklarından Dudaklarımda eski bir mektep türküsü Karanlıkta sana doğru uzanmış ellerim Gözlerim gözlerini arıyor durmadan Nerdesin? ATTİLA İLHAN |
Bir Yalnızlık Şiiri Bir başıma,benim kalmam imkansız Çekip gitti dostlar,beni zamansız Geçmiyor bir günüm şimdi sancısız Kulağım kapıda,gözlerim yolda Bekledim belkide kapım çalınır Gelipte halim,ahvalim sorulur Bir kaç tane lafın beli kırılır Kulağım kapıda,gözlerim yolda İçimdedir yalnızlık sızıntısı Bir köşede kelebek vızıltısı Sanki yalnızlığımın uzantısı Kulağım kapıda,gözlerim yolda Gittiler artık sormaz oldular Adımı şimdi anmaz oldular Şöylece bir bakmaz oldular Kulağım kapıda,gözlerim yolda Bayram gelir hep sevinçle beklerim Yoruldular yola bakan gözlerim Çekemez oldular yaşlı dizlerim Kulağım kapıda,gözlerim yolda Yalnızın kendimle konuşur oldum Hamam böcekleri ile dost oldum İki tane de kedicik dost buldum Kulağım kapıda,gözlerim yolda Kaybolmuşuz sanki çocuk misali Alnımızdaki ter boncuk misali Kalmışız ölüme buçuk misali Kulağım kapıda,gözlerim yolda Öyleki artık ağlamaz olmuşuz Bir gün değil,hergün yas tutmuşuz Yaramaz diye ıskarta olmuşuz Kulağım kapıda,gözlerim yolda Ecel gelseydi bu canı alsaydı Biri gelip yalnızlığım saysaydı Hayrına biri mezarım kazsaydı Kulağım kapıda,gözlerim yolda Mehmet Sait Akkuş |
Aşkın Temizliği yüzün halisina dökülen zeytinyagi askin dikis izleri ya tamamiyle degistirmek lazim deriyi ya da temizlemeye calismak, çullardan çaputlarla gün gün biraz allik biraz agri biraz suyla bilerek gitmeyecegini ve daha beter kusacagini aslinda uzak bir 'sonra'da Ilgım Veryeri |
Yalnızlık Dışımda yağmur yağıyor, sessiz İçimde yalnızlık öyle yorgun Gökyüzü genişler birazdan, yağmur diner Mindere uzanır misafir güneş Camlarda ışıldayan altın aydınlık Masadaki sürahiye yansır Bütün tazeliğiyle yeniden Cömert bir gün doğar şehrin üstüne. Güzeldir bu tabiat güzelliğine Oysa insanları da sevmek isterdim Böyle uzak oldukça kendimden bile Tad alamıyorum canım dünyadan. Mustafa Şerif Onaran |
http://www.hikayeler.net/hikayeresim/siir12025.jpg Yalnızlık Melodisi Seni okuyorum sessiz akşamlarımda Sensizlik karıncalanırken damarlarımda Bir tutku bir bağımlılıkmışsın anladım Seni aradım her akşam esen rüzgarda Bazen bir yağmur damlasındaydın Sensin diye sırılsıklam ıslandım Üşümedim ama biliyor musun Çünkü senin hatıran yanıyordu B/akma öyle içli içli şehla gözlüm Bulutlar hüznüne sözlenmiş gibi Öylesine duygu yüklü duruyor ki Gelmezsen ben ağlayacağım şehla gözlüm Seni okuyorum sensiz akşamlarımda Resmin hatıran oldu hüzünlü dudaklarımda Sessizliğin şiirimin şah damarında Firakın yaktı melodin dudaklarımda Gülümseyen yüzün doğsa rüyalarıma Ellerimi tuttuğunda ellerin bir avuç ateş olsa Sensizliğin aysberglerini eriterek gözlerimde Bir pınar gibi ç/ağlasan yüreğimde. |
Kapat perdeleri ! Kapat ki, yalnızlığın başlasın... Ürkme ! İyidir insanın kendi kendine kalması. Alışmalısın... Mevsime pek gitmiyor Şimdi o şarkıyı sustur ! Dinleme artık. Sanma ki aylardan ağustostur... Duvarlarına yüzümün gölgesi düşerse, Şaşırma ! Bazı geceler ruhum, göç edecektir evine. Bu akşam tek kişilik yap kahveyi. Masaya bir tabak eksik koy... Şimdi rahatça seyret istediğin filmi... Vaktinde yatıp, Vaktinde günaydın diyeceksin. Kurtuldun dırdırımdan. Bundan sonra akşamları tek başına içeceksin... Kitaplarım sana emanet, Canın sıkıldığında okursun. Baktın ki işe yaramıyor, Sen de yırtıp atarsın. Unutuyordum az daha... Silme camdan o dörtlüğü, olur mu? Nasıl olsa kaybolur kendiliğinden... Bırak, ne olacak? Hüznüm bir süre asılı kalsın. Sen şimdi kapat perdeleri ! Kapat ki, yalnızlığın başlasın... |
İstenmeyen Hedefimi belirleyip hayata atıldığımda. Seni buldum karşımda, yaşadığım her mekanda. Hangi işe el atsam, tembelliği asmaya çalışsam. Kulağimda çınlar senin fisiltin ruuhumla kaynaşıp. Ne yöne baksam, Yaradanı ansam, gafleti aralasam. Sokuluyorsun yanıma zehrinle, dost gibi yanaşıp. Ahmet Arslan |
Yalnızlığımız Bitpazarlarına düşmüş kitaplara benziyor yalnızlığımız kimselerin açıp okumadığı. bu çizgiler alnımızda uzanan bir gün bitimidir belki belki bir gecenin yarısıdır yastıklarda yırtılmış uykusuz rüzgarın dallara hicran dokuduğu kapıların kapalı tutulduğu bir ‘neozoik’te göğümüzü mavi ışıklarla doldurmalıyız kurtulmak için beynimizi kuşatan prangalardan ve yeniden öğrenmeliyiz, sevgilere sığınmayı yüreğimizle ısınmayı yeniden kar demeden kış demeden… ‘’Neozoik’’ yeryuvarlağının üçüncü zamanı Nuri Can |
yanlızlık beni içine hapsetmiş istesemde çıkış yok........ kayboldum bu dünyada nedensiz yanlızlıkkkkkkkkkk |
o sabah mı çıkmıştın bir gün önce mi bir bıçağın ağzında yürür gibiydin demirlerin soğukluğu soluk dudaklarında gözlerinde karanlığı dar hücrelerin seni görür görmez özgürlüğümden utandım söyle ne içersin çay mı kahve mi çok değişmişsin birden tanıyamadım saçların uzundu omuzlarına akardı gönlümüz şenlenirdi sarışınlığından onlar mı kestiler sen mi kısalttın gülerdin içimize aylar doğardı görünmez dağların arkasından eski gülümsemeni beyhude aradım o sabah mı çıkmıştın bir gün önce mi çok değimisin birden tanıyamadım bir çay içer misin yoksa kahve mi kibritim yok demek cıgaraya başladın ellerin de titriyor bir şeyin mi var böyle bir kız değildin sen eskiden sana ne yaptılar sana ne yaptılar kirpiklerin ıslanıyor durup dururken o sabah mı çıkmıştın bir gün önce mi çok değimisin birden tanıyamadım Atilla İlhan |
Öldürmeyeceksin "Asla öldürmeyeceksin" Tevrat, Göç 20 "Senden önce inenlere, sana inen kitaba da inanırlar... Onlar Tanrının gösterdiği yoldadır, onlar kurtulurlar..." Kur’an, Bakara suresi Dinlerin buyruğuydu Öldürmeyeceksin Tapınaklarda çaktılar çarmıhları Elleri kanlı camilerden çıktılar kalem kırdılar yargı yerlerinde Peygamberlerini dinlemediler kudurgan dalgalar Tekneleri yutar denizlerde Çöllerden esen yeller Ekinleri kurutur Bil ki umut yeşildedir Yenilmeyen yeşilde Benim küçük serçem kanaryam bülbülüm Kuru dal çalı diken Konmuş ötersin Öt sen, öt, kardeş sesin Sulara rüzgarlara karışsın Zalim ürksün sağır işitsin Öldürmeyeceksin! Necati Cumalı |
http://img403.imageshack.us/img403/9767/resimfc5.jpg Yanlızım.. Ay kadar, Güneş kadar, Bağrımda dost sızıları, hesapsız, suskun. Ve ben, yalan gülüşlerin son durağında, öylesine yanlızım ölesiye yanlız. Ramazan Kankılıç |
Yalnızlık bir tarihtir ikimiz Dururuz odalarda bir giysi gibi En kalın soluklarla çekiyor ipi Kimbilir kimlere kalmışlığımız Yalnızlık bir tarihtir sen misin Bir geçmişi sürüp giden ak turna? Ya benden önceydi ya da çok sonra Bir halk türküsüne gül olan sesin Yalnızlık bir tarihtir onlarda Gök dediğin iki kuşun arası Ey ilkyazlı gülüşlerin sonrası Ansızın donuyor gül, bakışlarda HİLMİ YAVUZ |
Yalnızız Yalnızız en kesif kalabalıkta Ayrı dünyalarda gezer gönlümüz Layık olamadık her ne yapsak ta! Neticede abes, geçen günümüz Isınmaz ellerim kara batırsam Zehir vaktindeyiz burdan çıkınız Ilık gölgelerle gönül eğleriz Zaten beraberken bile yalnızız Hayalet sanırız hakiki ruhu Ard arda dizilir kibir ve gurur Leyla olmaklığın nerede kaldı İçimizde ümid, yaralı durur Münafık hislerle zor mu savaşmak En rahat ne ise, en doğru o mu? Yalnızız.. ve bizde bu bir sevda ki En doğruyu bozar, kırar atomu! . Hünkar Dağlı |
Seni düşündüm Bu gün seni düsünüp, daldim yine derine Hüzün tahtini kurdu, mutlulugun yerine Yillar geçti pespese, senden hâlâ haber yok Beyhûde, rastlanmiyor, nedense benzerine... Unutmak kolay olsa, bunu her kes yapardi Avunmak çâre ise, gönül bir pay kapardi Silinmez izler mevcûd, yüregime naksolmus Öyle olmamis olsa, belki çoktan kopardi... Raftan aldim usulca, albümü karistirdim Hayâlinin ardindan, düsümü yaristirdim Çatmissin kaslarini, içli, küskün bakislar Yine senden habersiz, kalpleri baristirdim... Mor menekse elinde, ilk sayfada ki resmin Onun hemen üstünde, yaldizli yazan ismin Hâtirâlar vuruyor, çekemiyorum artik Kim bilir nerelerde, özlettirdigin cismin?.. Son yazdigin mektubu, tuttum, aldim elime Okumayi istedim, ondan bir kaç kelime Olmadi, yapamadim, yutkundum da yutkundum Prangalar vuruldu, sanki bir an dilime... Orta sayfada bir gül, kurumus yillar önce Dayanamiyor artik, sizlatan bu dirence Hâlinden memnûn degil, mahzûn, boynu da bükük Besbelli ki aciyor, bana, benden çok bence... Ellerimin içine, koydum söyle basimi Tutamadim, koyverdim, gözlerimden yasimi Daha ne kadar sürer, yoklugunla dostlugum? Kendimi unutturdun, adim sabir tasi mi? Veremedigim yüksük, son sayfada duruyor Sanki o da kederli, sâhibini soruyor Hiçkiriklarim artip, yigiliyorum yere Tasan gözpinarlarim, zannetme ki kuruyor!.. Kanepeye yaslanip, hüngür-hüngür agladim Erkekler aglamazmis, seller gibi çagladim Verem olurcasina, cigerimi dagladim Yoklugunda varligin, zâten tek avundugum Bir gün dönersin diye, yine ümid bagladim... 02.10.2000 Landsberg 03:50 M. Engin Karatay |
Sessiz Kaldı Kül Rengi Sabahlar ayın karanlık yüzünde bulacaktı kaybolan değerlerini sevginin geceyi benimsedi gönlüne eş yaprağı ısındı toprağı ısındı ağustos kurusu alev aldı dalları yanarken anladı ne geceler onun ne de umutlu göz yaşları coşkunun bedeni koca çelik yüreği kurşun geçirmez ama sevdası ıssızlığında sessiz kaldı karanlığı sonsuzluğun yaprağı ısındı toprağı ısındı yandı bozkırında çiçekleri umudun biraz pınarsı akışkan tazeliği gözlerinin biraz da kahvemsi duman tütsü dalgalı yeşile teğet geçti kervanı imkansızlığın biraz bulaştı elbet ellerine kan lekesi biraz da ateşledi cigarayla fünye kaytanı ölüme teğet geçti bacaklar mayınlardan biraz aptal adamdı bön yeşili gözlerinde biraz da serüven yürekliydi derin kalbinde çok sevdalı adamdı duman tüten yüreğinde kül rengi sabahlar açıyor saflığa zirvelerinde yalnız geçen orman ateşinin kara yüreğinde Ömer Serdar |
Yalnız Gün olur kar da yağar buralarda Güneşe de kavuşursun Ama tanıyamazsın bile bir acımasız rüzgar savurur deli dalgalar boğuverir vicdanını o hep masmavi sandığın kara sularının içinde ve hep sarı bildiğin güneş kızıllaşır birden Ben bunu tanıyorum dersin ateş bu; Ama nafile hepsi birer azılı düşmanın oluverir Sonra bir de bakarsın etrafında kimsecikler kalmamış işte o zaman hatırla beni yanlız o zaman Ömer Seydi Ekinci |
Sana seslenmek için Gece sesizce başlıyor ve ırmağın- Öte yakasına geçiyor atlılar. Bir papatyanın acısını dinliyorum. Gökyüzü gitgide genişliyor. Islak yaprakların derin yeşilliği Islak dağların uyandırdığı keder. Kendime bir demet çicek topluyorum Öğretmenimin iliklediği göğsüm Ne kadar genç Ağzımda taptaze bir tütün kokusu Ve taze ceviz kabuklarının kararttığı parmaklarımda Bir ağız mızıkası. Öğrendiğim ilk şarkılar Yollar yollar yollar boyunca Söylediğim ilk şarkılar Sevgilim olan bütün kızlar Siyah önlükleri ve Kaçamak bakışlarıyla geçip gittiler İlk fotoğraflarımdaki yakışıklı saçım... Ey akşam, ey bir aşkın Başlaması ve bitmesi Ey turuncu akşam, bütün akşamların akşamı Ey mor akşam, dudaklarım gibi moraran. Gece evleri sardığında Ve bahçeleri Işıklar içinde kaçıp giden Bir tavşan gibi yalnızım. Yolun iki yanında kalan Karanlık dağların ötesinde Neler olup biter Ve girdiğimiz uykulu kasabada Lokantadaki uykulu çocuk Olgun ışıklı lokantada Olgun patatesler. Bir adamın Doğmasi ve ölmesi Ve bazı işlemeler yapması hayatında Bazı bağlardan Üzüm toplaması Bazı sinamalara gitmesi Bazı kızları sevmesi Ve ölesiye yalnızlık çekmesi Bazı şehirlerde. Ey akşam, turuncu ve mor akşam Ey gökyüzü, ey benim Gittikçe esmerleşen kalbim. Şimdi beyaz bir kızın Yanında olabilmek için Bazı çılgınlıklar yapabilirim Onu boynundan öpsem ve onunla Dünyada olup bitenleri konuşsak İngiliz birahanelerinde Damalı kasketleri Ve şaşılacak kadar yorgun yüzleriyle Ve bütün emekçiler gibi Çocuksu gözleri Partal elleriyle oturan İşçilerden konuşsak Zencilerden konuşsak sonra Gülünce bütün yüzleriyle gülen Yakışıklı ve hazin Zencilerden. Gece dünyanın her yerinde Geliyor ve her yerde Aynı duygu uyanıyor kalbimizde. Sen şimdi Duvarına bir şiirimi asmışsındır Uyuyorsundur Belki düşünüyorsundur Sonuncu kattaki odandan Yıldızlara bakarak. Ve yıldızlar her zaman Eski ve tanıdıktır. Özellikle bir tren penceresinden bakıldığında. İçimiz nedensiz bir hüzünle dolduğunda Sırt üstü uzanıp toprağa Baktığımız yıldızlar. Bir harman yerinde ya da. Düz bir damda. Uzaktan Bütün kürtçe türküler gibi Yanık bir türkü gelirken Sıcaktan bunalırken Evler ve yollar; Ve yaşlı kadınlar Uyuklar gibi büzülüp minderlerine Düşünürlerken eskisini Olağanüstü günlerini Gece sesizce başlıyor ve ırmağın Öte yakasına geçiyor atlılar Çalıların hışırtısını dinliyorum. Sana seslenmek için Yeni şiirler tasarlıyorum.. Ataol Behramoğlu |
|
HAKSIZ YALNIZIM Yine kapandım dört duvar arasına ağlamak da teseeli olmuyor artık çaresizliğime acınır oldum, kapatıyorum perdelerimi sokaklara sürgüsünü çekiyorum demir kapının ....yalnızım.... Bir fırsatı olsaydı bu şehirden ayrılmanın, bu diyarlardan bir göçüp gidebilseydim sildim hatıra defterimden namımı ağladım; vurdum candan solan canımı. Hüsrana büründü yüreğim ben bu yürekle haksızım ...yalnızım... Aldatmacasına aldırmadan hayatın ve aldırmadan feleğin sillesine işte öylesine yalnızım bu şehirde öylesine Kar bembeyza örtmüş sokakları, ve sokaklarda bayram çocukları prangasını çözdüm karanlıkların ...yalnızım... ........................ Mustafa Çelebi Çetinkaya |
| Saat: 13:14 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık