![]() |
Bitmeyen Yalnızlık yine herzamankinden farksız birgün, dışarıda güneş we hareket içerde bir genç we yorgunluk bir de YALNIZLIK. we televizyonda reklamlar yukarı katta tıkırtılar aşağı katta sessizlik uzaklarda ölüm,yakınlarda yine ölüm bir yerlerde unutulanlar,bir yerlerde ise unutanlar bilinmeyenlerde bir genç kız we bir genç kız daha... uçurumun kenarında düşmek için hazırlananlar uçurumun sonunda ölüm çığlığı! arkada sonsuz gözyaşları, uzun bir sessizlik, anılarıyla başbaşa bir genç kız Ve BİTMEYEN YALNIZLIK!!!!!......... |
Yalnızca Sevmiştim Güneşin doğmasına hayli zaman var.Bütün kuşlar derin uykuda. Herkes evinde barkında,sıcacık yatağında. Sahilde yürüyorum.``küçük bir tekne ve meyhanevi bir müzik,içeridekiler belliki kurmuşlar çilingir sofrasını,şarkıyada eşlik ediyorlar.`` Yanlız,yanlız gözüme uzakta,kayalıkların hemen dibinde ağlayan bir adam çarpıyor... Yaklaşıyorum farkımda değil.. -Kirli sakal,kızarmış gözleriyle,bir elinde birası,ağzında sigarası ve durmadan oynayıp durduğu cep telefonu... Telefonun öbür ucundaki belliki sevgilisi. -Yapma diyor,etme diyor,ben ettim sen etme diyor. Ya karşıdaki çok inatçı,ya da adam çok büyük bir suç işlemiş. Olumlu bir yanıt alamadığı kesin çünkü. -Bak,diyor,``Ben sana şu önümdeki denizin kendi içinde barındırdığı kumlara muhtaçlığı kadar hasretim.Farzet ki ben denizim sende benim içimdeki sevdamsın.Yani benim bir parçamsın....`` -Şu kayalıklar gibi taş kesileyim ki,onlara yoldaş olayım ki., Ben seni ay ışığı gibi saf ve yalansız sevdim.. diyor. Ama adam belkide ömründe ilk defa böyle ağlıyor.Çünkü., kolay kolay yıkılacak birine benzemiyor. Biraz suskun kaldıktan sonra telefonu bütün öfkesiyle denize fırlatıyor.. Sonra cebinden kağıt kalem çıkartıyor.Uzun uzun birşeyler yazıyor. Sonra kalkıyor. Derin ve ıslak bakışları kararlı bir şekilde karşıya bakıyor... Şimdi anlıyorum adamın telefonda denizden,kayalıklardan bahsederek neyi anlatmaya çalıştığını.... Adam intihar etmeye niyetli... Koşup yetişiyorum,zar zor da olsa indiriyorum yere. Altımda kıvranıyor,bırak beni diyor.Bense teselli etmeye çalışıyorum.Değmez diyorum. Sonra bir çırpıda beni itip,kalkıp kaçıyor,karanlıklara karışıyor.. Tam o sırada yazdığı notu düşürüyordu cebinden.. Açıp okudum.O kağıtta neler yazdığını çok merak etmiştim çünkü.. Kağıtta hiç ama hiç ummadığım şu iki küçük cümle yazıyordu., ``YANLIZCA SEVMİŞTİM......YANLIZCA SEVMİŞTİM.......`` |
O YALNIZ O kadar ki, o yalnız Ona ilk rastladığım bir şeydir aklım Bir el sürer mavisini uzağa Uzaktan daha uzağa. Ardından Yetişir sayısızlığım. Kuzeyde, ince bir kar dağıtımında Çocukların oyun oynamadığı yerlerde Bulunmaya hazır ve Eski çağlara ait bir parayım. Aksam, soyulmuş gün ışıkları Bölüşülmüş insan yüzü gar Sayısız beni toplar bakışlarım Dört güneşten biri o. Kendimi tarif edemem Güneşler ıslak, soluğum kalın. Edip Cansever |
YalnızlıklıkBugünlerde telefonum çalmıyor hiç Ne arayan var ne de soran Bir gün telefonum çaldı Açtım Yalnızlıktı arayan. Aynalara küsmüşüm Korkuyorum kendimi görmekten Bir gün aynaya baktım Gördüm Yalnızlıktı görünen Kimse çalmıyor kapımı Hırsızlar bile uğramıyor Bir gün kapım çalındı Baktım Yalnızlık çalıyor Kimseleri ziyaret etmiyorum Tek dostum yalnızlık artık Bir gün ziyaretine gittim Öldüm Azrail'le kalıyor yalnızlık İnanmadım hiç Tanrıya O da bana inanmadı Bir gün çıktım huzuruna Anladım Tanrı yalnızlıktı.... Deniz Feneri |
SEVMEK DE YORULUR Bir adam bir kadın var içimde iyice anladım Bana bunu sessizce anlatıyorlardı Bir yerde onların yönlerinden alımlı bir zarf katlanmıştı uzaktaki bulvarların geceye vurdukları çağırmasız kır günlerini zararsız akrepleri uzunlamasına yaşayıp yatay bir çocukla kalkan bir sürü alışkanlıklar taşıyan insanlığımızı gülüşü yalnızlar çarşısında çağrılmış gümüş seslerini aynadaki yüzlerin başkası sevsin diye en seçkin yerine bir şal gezdirirdi İnsanlığımıza bir şey getirirdi yalnızlarla Bir sen varsın hep saçların ağzın Bir merdiven hücresinde uzak çağrışımlarla koşardın ya bensem seni sonsuz gelişinle saçından tanıyor gülüşünden kaçıyor eğilip başını içlerimden geçtiğin zaman uzağa bir yolcuya karşı çıkar gibi Artık gecikmiş alışıldığım gidişinle davranılmaz üstünde durulmaz hiçbir tüfeğe gelmez bir kekliksem Yüzün soygundan geçmiş öyle bir yerde durmuş ki bakışın boynun bozgun üstünden bir nehir geçer gibi ya gecedir ondan ya bulanık sudan bir hasta gibi ağrımaktasın Gelişini aldım onu nasıl harcadım Denizden bunalıp okyanusa Selâm çakan vapurun Sevindik adımına birden parka çekildik Ve birden nasıl bayram bıyıklı Bir yaylım herkesin yaydığı bir merhabayla Eğip başını içlerimden gittiğin zaman Uzağa bir yolcuya çıkar gibi Selini üstüme çektin önce camdan bir mektup dolabının üstüste sayısız koridorunu yüzüme yakın başını duvara değdirmiş bir benzetişle josef ka benzeri bir bakışındı ya da konuşmayı kesip aman sen öyle bir gittin ki benimle Piknik beni sana verdi önce Gelişen güneş yalnızlıktan bir göze Eski ellerin Ve çağlarınla bir şeye uzanmış etin Ve hançerinle zamana saf durmuş Son gidişindir bu Bunların hepsi beni çağırıyorlar sevinçlerimden Biri denizdir uzun boylu gürültüsüyle zaten hangisi kavak zürafası değil biri bütün yan odaları bekler kuşkulu geçer camlardan ve bırakır yerini bir koridor bekçisine Haydi sen bütün onlara git benimle Son sigaramdın Gidişin antinikotin Birden bir şey mutlu eşit piyano çalıyor Elleri iki çeşit durgun Gerçi çıkmıyor gelenlerin karanlığa duranların Suya inen sesleri Tam şimdi denizinle bir çakıl taşına yaklaşıyor kuma çok yakın bütün kesitlerinle bakıyor ve bunalıyorsun Tam şimdi ipe koşan beni elleriyle alkışlayan ağrıyan bir gün geliyor C.Z. |
bir sevgi istiyorum Tek bir ışık arıyorum tek bir ses. Ve bir umut:şu karanlık dünyama. Sevginin ve mutluluğun kaybolduğu. Yalnızlık ve sonsuzluğa bakan pencereden. Ilık bir rüzgar gibi Savrulan yaprak şu dünyada Sevginin parmaklarıyla sımsıkı sarılmak. Ve perçinleşmek Sonsuzluğu elde edebilmek. Çok zor yalnızlık ve karanlık. Ürpertici ve sessiz Olsa bir umut sadece bir umut Sonsuzluğa gelen bir kuş misali. Gelsen bana sen ve o sıcaklığın Hissetsek derinden ve içten ŞU YALANCI DÜNYADA:( |
Sensizlik İçinde Dağlar dayanamaz çocukluğuma Erguvanlar seslenir içimden Nasıl anlatsam kendimi size... İnce bir çizgiyim kendi içimde Zayıf ama onurluyum kalbimde. Yakamoza otursaydım bir an Ağlasaydım güzelliğinden masumluğuna Hayır demeseydin bana sevdiğim İnansaydım, güvenseydim sana Nerdesin sevdiğim... Yalnızım, hem de çok mutsuzum. isimsiz kral |
saf tutuyoruz hayatın arkasından ömrümü kuyruğa soktum komşuda pişer bize de düşerlere kanıp burnumun direğini kıran aşktan nasiplenmek için tabağım tertemiz kürkçü dükkanlarına geri dönüp yine sana el açıyorum..... Benden adam olmaz çekip gitmelerin tam zamanıdır ama ben yalnızlığın emir kuluyum bu yüzden bomboş geri dönüyorum bu şarkıdan... sokak lambaları karanlığıma düşer mi ki bu kalabalık duraklarda bir tek benim seni bekleyen hiçliğimi sürsem dokunduğun yerlere kanatsam acımı gelmeyişlerinle bir patikadan düşmüşüm kayıbım büyük ey hayat dur iki dakka nefes alarım sonra getirirsin onun hayalini gözümün önüne.. böyle olmuyor kirpiklerimden düşüp düşüp parçalanıyorsun ama hiç tükenmiyorsun kuyumu kazmaya zahmet etme ey yar beni yusufla aynı karanliğa atıver bir yerlerden güneş doğar elbet .... sen git bu gökkuşağını da yanına almayı unutma zaten bir tek senin saçlarına yakışıyordu.. alışırım her şeye olmayışını saklarım içimde alışırım bir kapatırım iki kapatırım gelmeyişine umutlarımı. sonra bu oyundan mızıkçı bir çocuk gibi vazgeçip oturur tekrar seni severim.... keşkelerim bardağı çoktan taşırdı solmuş bir çiçek gibi yüzüm umudumu hör görmüşsün bir duvar dibinde ölümü arayım imlam zayıftı benim bu yüzden anlatamadım sana bende nasıl varolduğunu... Ey yar... bu kalabalık duraklarda bir tek ben idim seni bekleyen hiçliğimi sürsem dokunduğun yerlere kanatsam acımı gelmeyişlerinle ... Hüseyin Avni ÇAKMAK |
Yağmur Yağınca Şu an dışarda yağmur yağıyor, Bestelerini oluşturmaya çalıştığım kağıt, Üstüne damlalar geldikçe ürperiyor. Ve bu dizeler... Rüzgar estikçe bir yaprak misali, Sözlerim dalından ayrılıyor. Nereye düşeceğini tahmin bile edemeden; Oradan oraya savruluyor... Düştüğü an tozlara bürünen, Bir yaprak oldum sadece... İnsanların üzerime basıp ilerlediği, Bir yaprak kaldım sadece... isimsiz kral |
AYRILIK SEVDAYA DAHIL Acilmis sarmasik gulleri kokulariyla baygin En gorkemli saatinde yildiz alacasinin Gizli bir yilan gibi yuvarlanmis icimde kader Uzak bir telefonda aglayan yagmurlu genc kadin Ruzgar uzak karanliklara surmus yildizlari Mor kivilcimlar geciyor daginik yalnizligimdan Onu cok ariyorum onu cok ariyorum Heryerimde vucudumun agir yanik sizilari Bir yerlere yildirim dusuyorum Ayriligimizi hisettigim an demirler eriyor hirsimdan Ay isigina batmis karabiber agaclari gumus tozu Gecenin irmaginda yuzuyor zambaklar yaseminler unutulmus Tedirgin gulumser Cunku ayrilik da sevdaya dahil cunku ayrilanlar hala sevgili Hic bir ani tek basina yasayamazlar Her an otekisiyle birlikte hersey onunla ilgili Telasli karanlikta yumusak yarasalar Gittikce genisliyen yakilmis ot kokusu Yildizlar inanilmiyacak bir irilikte Yansimalar tutmus butun sahili Cunku ayrilmanin da vahsi bir tadi var Oyle vahsi bir tad ki dayanilir gibi degil Cunku ayriliklar da sevdaya dahil Cunku ayrilanlar hala sevgili Yanlizlik hizla alcalan bulutlar karanlik bir agirlik Hava agir toprak agir yaprak agir Su tozlari yagiyor ustumuze Ozgurlugumuz yoksa yalnizligimiz midir Eflatuna calar puslu lacivert bir sis kusatti ormani Karanlik coktu denize Yanlizlik cakmak tasi gibi sert elmas gibi keskin Ne yanina donsen bir yerin kesilir fena kan kaybedersin Kapini bir calan olmadi mi hele elini bir tutan Bilekleri bembeyaz kugu boynu parmaklari uzun ve ince Simsicak bakislari suc ortagi kacamak gulusleri gizlice Yalnizlarin en buyuk sorunu tek basina ozgurluk ne ise yarayacak Bir turlu cozemedikleri bu olu bir gezegenin soguk tenhaligina Benzemesin diye ozgurluk mutlaka paylasilacak suc ortagi bir sevgiliyle Sanmistik ki ikimiz yeryuzunde ancak birbirimiz icin variz Ikimiz sanmistik ki tek kisilik bir yalnizliga bile rahatca sigariz Hic yanilmamisiz her an dusup dusup kristal bir bardak gibi Tuz parca kirilsak da hala icimizde o yanardag agzi Hala kipkizil gulumseyen sanki atesten bir tebessum zehir zemberek Attila İlhan |
| Saat: 10:24 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık