![]() |
Yalnızlık Karmaşası bana sorma yalnızlığın ne demek olduğunu hiç medet umdunmu kayan yıldızlardan bana sorma uykusuzlugun ne demek olduğunu barışık yaşama dair ne varsa küstünmü sen hiç hayal yüklendinmi ne olacağından ümit fişkırmadan masum gülüşündeki ritimde ağlamak gözyaşi değildir paniklerimizde cansız oyuncağa sarılmak telaşla ağlamak budur ne bağırıp sana küfürün neresinde kalayım senden ne alayım aldıklarımla ne yapayım niçin öleyim hocalar vaazlansın musallada beklemekteyim de nerede bekleme salonu mendille silip aşkını gitmeye hakkın varmı gel bir kere teorisiz firtinasiz maksatsız yosun tutumuş kapımı yavaş aç gıcırdamasın bir sen anlarsın kardan adamı eritmesini i.k </B> |
SEN AKLIMA GELİNCE Çıksam, Çıkıp gitsem uzaklara, Burdan çok uzaklara, Yine yanımdasın ya, burkulur içim.. Hani sen gider gidersin de Evler,köyler durur ya orda, Akşamsa kuşlar göçer, Işıkları yanar evlerin, Bir hüzün çöker ya hani Karanlık iner dağlara.. Buğulanır gözlerim,burkulur içim.. Kaçsam, Kaçıp bağırsam dağlara, Feryadım yine sen olursun ya, Burkulur içim... Hani bağırsan da çıkmaz sesin Uyansam bitse bu karabasan dersin, Bir gülüş, bir dokunuş arar yüreğin.. Uyanır bakarım yoksun, Boğulur sesim... Girsem, Girip yıkansam sulara, Buz gibi denizlerde yanar, Etim cayır cayır seni bağırır ya Burkulur işte o zaman içim... Aksini görüp sularda Sarılır kucaklarım hayalini... Koşsam, Koşup karışsam kalabalığa, Gürültülü, cıvıl cıvıl, Işıl ışıl vitrinler Gidenler gelenler. Telaşlı koşarak yürüsem, Sanki bir yere yetişecekmişim, Aceleymiş işim, Bekleyenim varmış gibi hani... İçim burkulur yine Sen gelirsin aklıma. Ayaklarım ağırlaşır gitmez... Buluşurmuşuz seninle Dediğimiz yer ve saatte. Özlermişiz, Elele yürür gülüşürmüşüz. Çok şeyimiz olurmuş konuşacak, Kimseyi görmezmiş gözlerimiz. Dünya durur, seyreder Yollarımız gül olurmuş ya hani, Dertler tasalar biter, Simit alır yermişiz Dilenciye para verirmişiz hani, İçim burkulur, burkulur içim... Kalksam, Kalkıp sofralar kursam, Mumları yaksam, donatsam, Herkesi çağırıp toplasam Sen gelirsin yine aklıma Burkulur içim... Hani çok açmışız da Güle oynaya iştahla Bağıra çağıra, döke saça yer, '' Bugün neler oldu neler '' diye Hepbir ağızdan konuşurmuşuz ya... Bir sessizlik boynunu büker, Yemekler tatsız tuzsuz olur, Kurur ekmek, lokmalar büyür. Çınlar tabak çatal Sessizlik ölüm olur Dağıtmak için pusu Sözler diken olur, Sofra küser, Gönüller alıngan olur... İçim burkulur burkulur... Düşsem, Düşüp yatsam yataklara, Sen gelirsin yine aklıma... Hani çocukmuşuz, hasta olmuşuz Gözlerimiz baygın, buğulu Yanaklarımız al al, ateşli, Dışarda oyunlar oynanır neşeli Kalkamaz yataktan Kesiliriz ya iştahtan hani... Öyle işte, boynum bükülür Sen gelirsin aklıma öksüz, yalnız Bakarım camdan, yoksun Burkulur içim.... Ölsem, Ölüp gitsem mesela, Nasıl öldüğümü bilmeden, aniden. Sen gelirsin aklıma yine... Hani ölmüşüm de Sevdiklerim, sevmediklerim, Üzgün, ağlamaklı herkes. İyiliğim, güzelliğim, bahtsızlığım, Pişmanlıklar, keşkeler, feryatlar.. Ürpertiler rüzgarla karışık, Sessiz dualarla örtülür ya toprak... İçim burkulur, üzülürüm.. Ölüp gittiğime değil de Seni burda yapayalnız, bensiz Koyup gittiğime yanar, yanar içim... Sen aklıma gelince Sessizce akar süzülür gözyaşım. Sevdiğim, yoldaşım, aşkım... Burkulur yanar içim... Nurdan Ünsal |
Yalnızlık ÜzerineKaranlığın ecel gibi üzerine çöktüğü İstanbul'un İzbe,daracık sokaklarında bir gece yarısı Dudaklarımda hüzün kokan şarkılar fısıldayarak Yürüdüm saatlerce, gölgem yoldaştı yalnızlığıma Nemli parke taşlarını saydım birer,birer Boşa geçen ömrümün boşa geçen günlerini sayarcasına Meyhanelerinde durdum çokça,kapılarından hayal taşan Kimine bakıp geçtim, kimisinde kadehler dolusu içtim Ne dünü,ne bugünü,nede yarını düşünmeden çakırkeyif Hisar üstünde, devrik çam ağaçlarının dibinde oturdum Yarasaların çığlık, çığlığa uçuştuğu o saatlerde Ben yalnız fakat mutlu.. yıldızlara gülümsüyordum. Erkan |
Yalnızlık Çiçekleri Soğuktu tüm sokaklar bulanık gökyüzünün yansıdığı yol bir özlemi hatırlatır bana ışıklar sonüktür ve soğuktur kaldırımlar kucaklamaz beni ne yapsamki hasrete emanet duygular bir kağıt gemi gibidir.. ışık bir huzmede batardı gözlerime ben karanlıkların adamıydım gündüzlerin değil her gece bakardım siyah camlara gözlerim dolardı anlatamazdım çaresizliğimi ağlardım kimsecikler bilmezdi çünkü yalnızdım sen gidince kağıt gemiler çoktan yol almıştı yeni ufuklar onların olmuştu belki götürmüştü melekleri ben ise yalnızdım yüreğime dokunurdu her gece yalnızlık çiçekleri Kadir Duman |
YalnızlığımEzerek çıktın ya iskelemin yüreğinden, ne ben çıkıyorum kıyıya, ne sen dönebiliyorsun yanlızlığımın açıklarına.. İsimsiz Şairler |
...Gittin Ya... Gökyüzünü yine sen ve kardeşlerin kaplamıştınız pırıl pırıl ışıldayarak Bense bir sigaramdan bir senden nefes çekmekle meşgul Sigaramın ateşi gibi sensizliğin yanmışlığıyla kavruluyorum. Kim bilir şimdi nerelerde, kiminle hangi gönüldesin Bu kadar mı acıtacaktı içimi bu ani gidişin Bu kadar mı yakacaktı bu kopuşun Acılar denizine gömdün ayağıma taşlar bağlayarak Ben seni ne çok sevmiştim senin için ömrümü yoluna sermiştim Her gecenin zifiri karanlığını aydınlatan gözlerinde kaybolmaya Güller açtıran gülüşünü mimiklerini izleyip gülmeye, İçli o denli güzel söylediğin 'elbet bir gün buluşacağız' diye başladığın şarkına Öyle alışmıştım öyle benimsemiştim ki hiç bunlardan kopmayacağımı zannetmiştim Aynı acıları farklı yerlerde bize çektiren bu kader değil miydi? Bizi yan yana getiren, Tüm umutların tükendiği, toprağımızın çatlayıp kuruduğu zaman yağan yağmur misali Bizi kavuşturan aynı dere yatağında sürüklenmemize sebep olan. Öyleyse neden bu ani kaçışın, sen bunu yapmazdın be gülüm söyle hadi söyle Söyle ne olur yaratan aşkına söyle neydi seni insafsızca değiştiren. Ben artık bittim, eski günlerime dönmek istemiyorum artık sensiz yaşamak mı asla. Alışamıyorum anla sensizlik inan öyle zor ki tüm dünyayı yükleseler omzuma Ne bu kadar zor gelirdi ne de bu gidiş kadar acı verirdi güçsüz şu vücuda, Hiçbir şeyim düzgün gitmedi ki şu dünya da baksana yaradana ettiğim dualar, Sensiz olacaksam al canımı diye ettiğim feryatlar bile tutmuyor kabul görmüyor Ah canım ama inan bu acı bu yıkılmışlığa rağmen hala bu gözler seni bekliyor. Khan |
Yalnız Gazelyollara gazel diye bir aşk gizledim yalnız her kozada sır gibi seni düşledim yalnız ben senin dağlarında şarkı söylemedim hiç toprağında süründüm, aşkı diledim yalnız göğe bir şey dokundu döndü yağmura yüzüm dokundukça saçıma bir can bekledim yalnız yalnızlık kollarımda büyüyen bir sarmaşık bu şulesiz yangında bir ben özledim yalnız sana ne çok benziyor üşümüş her tomurcuk kapında bir bekleyiş oldum izledim yalnız sağnakta şemsiyesi yoktur hiçbir şairin bir aşığa özendim şiir söyledim yalnız bana bir düğün getir gözyaşlarından başka sevdan ağır suç ise ben aşk istedim yalnız... Mehmet Şamil Baş |
Kovdum Kendimi Yüreğinden Sevdanın denizlerinde rotasız bir gemiydim. Sana yolculuğa çıkmadan önce, Bütün aşklarımı, acılarımı, sevinçlerimi bir kenara koyup, Azıksız birtek yüreğimle baş koymuştum bu yola. Yolum uzundu, karmaşıktı ve tehlikeliydi... Tüm bunları biliyor, bile bile lades dercesine İstiyordum bu sefere çıkmayı... Ancak ben sana ulaşmaya çalıştıkça sen kaçıyordun. Senin yanında olmak, sesini duymak için Sarfettiğim bu çaba öylesine güzeldi ki... Bir gün ışığın göründü uzaktan, işte ordaydın! Arkamda bıraktığım bir nokta olarak kalmış Sen önümde büyüyordun, gülen gözlerinle beni çağırıyordun... Önce ellerini tuttum, sonra gözlerine daldım... Senden aşk dilerken, sen gerçekleri sundun önüme... Sevdalarımı sorguladın, rüyalarımı benden geri aldın. Bu fırtınalı denizlerde sana duyduğum ihtiyaç, Senin yüreğimi tokatlayan sevdan beni isyankar etti... Düşünemiyordum artık, geri dönülmez bir yola girdiğimi biliyor, Ancak bu yolda her pahasına yürümeye karar vermiştim. Kırgınlıklarımızla, hasretimizin koynundaki acıyla, Geceler boyu başbaşa kaldık, sorular sorduk kendimize... Nereden başlarsak orada bitirdik, bir çıkış yolu bulamadık! Ve sonunda bu denizin sonu görünmüştü... Daha karaya ayak basmadan, fırtınalar dalgaları çağırdı kükreyerek... Gücüm kalmamıştı, bilinmez bir yola doğru gittiğimi biliyordum! Çaresiz kollarımla birkez daha sana ulaşmayı denedim. Ancak sen duymuyordun, belki de duymak istemiyordun. Ancak beni görüyordun. Çaresizlik denizlerinde kayboldum sonra. Sana sevgiler getirmiştim oysa. Bu yaşamdan küçücük umutlar derlemiştim yüreğimde... Onları büyütmüş sana armağam edecektim, olmadı işte... Ne kadar istesem de senin o kapalı yüreğine girmeyi beceremedim. Şiirlerim, sevdalarım ve gecelerimle başbaşa kaldım. Bir kez daha yenildim aşka... bir kez daha yenildim çok sevmeye... Şimdilerde gönlümün yelkenlerini toplamaktayım. Tövbeler ettim, bu denizlere bir daha çıkmamaya... Bir daha hiçbir yüreğe girmemeye yeminliyim!!.. Seni kendim kovdum, yüreğinden... Bir daha girmemeye, bir daha sevmemeye söz veriyorum... Seni sevdiğimi, kurda, kuşa söylüyorum; Ama asla Aşk dilemiyorum. MEHMET AY |
Çöl Yalnızlığıİçlenmiş sırlarımla geldim bakisin sabrımdı gül dağına kırağılar düşmüş sevmecilerine daldım seni her görüşümden sonra oturup adam gibi şiirler yazdım gidişinle parelenen yasamım nazarim oldu çöl yalnızlığım durmadan çeken uçurum ve çöl yalnızlıkları,yalnızım cerenim kaldığın yer çöldü varacağın yer yine çöl not;bizim dergi de yayınlanmıştır saygılar Mehmet Söğüt |
AY IŞIĞI Ay ışığı kutsal sevgilim Fısıltıların yumuşak toprakta Ayak izlerime doluyor Sen de terkedip gitme Sularla oynaşmaya Doğur beni ışığınla Lekeli yüzüne Bulaşmış gibi yeni bir iz Şarkımızı çalıyor dağlar Haydi dans edelim özlemle Çakışsın bedenlerimizdeki giz Mırıl mırıl büyüsün başaklar Barış içinde çoğalsın sevgimiz. A.Kadir Bilgin |
| Saat: 10:24 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık