![]() |
nefes nefeseydim..... öldüm öldüm dirildim sanki. gezmediğim, görmediğim yerlerdeydim, haberin yoktu. bir paris'teydim bir marsilya. bir vagondaydım, bir istasyondaydım. ellerim titrekti,yaşlıydım, gözü yaşlıydım. bir geldim bir gittim, sen görmedin kimseler görmedi. kızdım birine sonra çok sevdim alışıverdim...... pencerelere koştum son bir nefes cığlıklar attım ellerimi sallayarak. telefon ettim karşı binaya, sonra öbürüne sonra diğerine.... herkeslere telefon ettim, yetmedi. gururluydum, sözümden dönmezdim. bir rakı koydum kendime buzsuz... ellerimde küçük resimler vardı, milyonlar yaşındaydım, en genç halimle. korkular duydum hep, sen nerelerdeydin? tren gıcırtıları duydum keskin bir düdük sesi yırttı her yanı. nereye gittiğimi bilmeden gittim, gittim..... şehirler, ülkeler terkettim korkmadan, yolculuk hiç bitmedi... korktum hem de nasıl korktum. bozuk yemekler yedim, midem bozuldu. kaybettiklerime üzüldüm o seslerin içinde, trenden korktum, geceden korktum korkmaktan korktum. gittim de gittim gittim de gittim... bir kitabın sayfalarında kayboldum, gelin kurtarın beni. http://www.cet.com/%7Enichols/feather.gif |
Giden mi kalan mı yalnızdır bilinmez demiştin, gözlerimi gözlerinden ayırmak istemediğim o hüzün dolu ayrılık akşamında... Bu ayrılık diğer ayrılıklara benzemiyordu. Sen bunu benden önce fark ettin. Bense, hissettiğim halde görmezden geldim... Dünyanın neresine, yaşamın hangi ücra köşesine gidersem gideyim, sensizlik bana en dayanılmaz acıları, en çekilmez hüzünleri yaşatacak ve bunları bile bile yaşamak zorunda kaldığım için, senden uzak kalmak uğruna yangına körükle gittiğim için artık alışmıştım bu iç çekişlere, bu sonsuz yalnızlığa, kabus sensizliğe... Gözlerimin içine bakıyordun, yeni başlayan ve sanki hiç bitmeyecek olan bir özlemle... İçimdeki fırtınaları dindirmek istiyorum gözlerinde... diye yazmıştın... O akşam kelimeler, içindekiler, kalbine sığdırmaya uğraştığın onca yoğun duygular, bana söylemek istediğin halde bir türlü söyleyemediğin, gözlerimin içine bakarak o anlamlı bakışlarınla anlatmaya çalıştığın o kaos içinde çırpınan tüm kelimeler artık isyan ediyordu... Senin ruhundan benim kalbime doğru hücum ediyordu hepsi, ve ben, ne yapacağını, ne söyleyeceğini bilmeyen, baskı altında olan insanların yaptığı gibi kıpırdayamıyor, konuşamıyor, ne olacağını düşünemiyordum... Adeta kilitlenmiştik o anda, ve biliyorum, ikimizde aynı şeyi düşünüyor ve aklımıza takılan bu zor soruya cevap bulmaya çalışıyorduk... Giden mi yalnızdır kalan mı? Bu sorunun cevabını her gün, her an düşündüm sevdiğim... Senden uzak kaldığım o işkence dolu günlerde, o uykusuz saatlerde, seni düşündüğüm, yüzünü hayal ettiğim zamanlar hep bu soru hançer gibi saplanıyordu yüreğime... Senden çok uzaktaydım artık, günlerdir konuşmuyorduk... Seni, benliğini o kadar özlemiştim ki, sanki baktığım her tarafta senin o vazgeçilmez yüzünü, o benliğinin açıkça yansıdığı o eşsiz yüz ifadeni görüyordum... Ama içimden gelen alışkın olduğum o his, bana yalnız olduğunu ve bana sorduğun o sorunu cevabını senin çoktan bulduğunu, kalanın yalnız olduğunu kabullendiğini ve bedeli ne olursa olsun senin yanında olmamdan başka bir şey istemediğini söylüyordu... Ama bilirsin, içimden gelen o seslere inanmayı sevmem ben... O hisleri yaşamımda karşılaştığım yapmacık insanlara benzetirim. Ne olduklarını ve neler yapabileceklerini bilirim, ama asla inanmam ve güvenmem onlara...güvenmek istemem... Sanki ben istediğim, ben düşündüğüm için iyi görünürler gözüme, ama gerçekle hiçbir alakaları yoktur... İşte bu yüzden inanmak istemiyordum yalnız kaldığına, acı çektiğine, beni özlediğine ve ne olursa olsun beni bekleyeceğine... Acı çektirmeyi sevmem ben, bilirsin. Acı çekmek, yalnız kalmak ve o sessiz yalnızlıklarda içimden ismini sayıklamak, yanımda olman için umutsuzca yalvarmak bana göre... Beni buna sen alıştırdın, ben yıllardır buna alıştım, acı çekmek artık yandaşım... Ben bunları yaşarken aynılarını senin de yaşamanı kaldıramam. Yalnızlığı ben yaşamalıyım, sensizliğin acılarını, isyanlarını ben çekmeliyim, tek başıma... Sen ne kadar anlamaya çalışsan da, sensizken yaşadıklarımı asla yaşayamazsın, hissedemezsin. Kalan değil, gidendir yalnız kalan sevdiğim... Giden yalnızlık için, acı çekmek için, isyan etmek için bırakır gider, kalan aynılarını yaşamak zorunda kalmasın diye... Yalnızım işte...bunu yaşayacağımı bile bile kalmadım, kalamadım yanında... Yalnız kalmaya, sensiz olmaya, acı çekmeye ve buna ne kadar dayanabileceğimi görmeye ihtiyacım vardı. Sensiz kalmak bana çok şey öğretti... İlk öğrendiğim, son dakikalarımızda bana sorduğun o sorunun cevabı oldu... Gidendir yalnız kalan sevdiğim... Yalnız değilsin, biliyorum. Yalnızım, görüyorsun... İkinci öğrendiğim şey ise ben burada sensizken, mutsuzken, içimde hayata karşı hiçbir istek, hiçbir beklenti ve yaşama hırsı yokken, senin orda yalnız olmadığını ve seni düşündüğüm, seni yaşadığım kadar beni yaşamadığını çok iyi biliyorum... Senden uzaklaşmak, sensiz yapıp yapamayacağımı görebilmek, bu korkunç yalnızlığa ne kadar tahammül edebileceğimi görmek içindi seni orda bir başına bırakıp, bu sürgün yaşamda yalnızlığı, sensizliği seçmem... Bir gün mutlaka döneceğim, biliyorum... Çünkü bu ölümcül yalnızlığa daha fazla dayanamayacağımın farkına vardım. Ben burada yalnız olsam da, senin orda yalnız olmadığının ve sırf tek başına olmamak için en olmadık, sana ve ruhuna en yabancı ve bilinmez insanlarla birlikte olduğunun farkındayım. Bütün bunlarla yüz yüze geleceğini bilerek terk ettim seni ve yola çıktım kendi yalnızlığımla... Yalnızlığımı yaşadıkça, sensiz olduğumu hissettikçe aklıma sorduğun soru geldi, sorunun cevabını bulmaya çalıştıkça aklıma sen geldin, ve sen aklımda oldukça bu yaşadığım hayat, bu hissettiğim yalnızlık, durmadan duymazdan geldiğim o içimdeki sesler ve yalnız olanın ben olduğumu kabullenişim çığrından çıktı içimdeki fırtınalarda... Seni, bile bile en olmadık zamanda, çok bildik bir mekanda ve ruhuna en yabancı olan insancıklarla bir başına bırakıp terk ettim... Döneceğim seni bıraktığım o yerlere, giden ve gittiği gibi geri dönen olacağım, biliyorum... Oysa biliyorum, kalan değil, gidendir yalnız olan... Oysa özlediğim, biliyorsun, giden değil kalandır terk eden... Bir de gör beni, giderken bana yazdığın yazıda, kendi gözünden ve kendi kalbinden: “Karanlığıma gömerken seni sessiz çığlıklarım vardı içimde...korkularım, yine bana kalan yalnızlığım vardı. Zormuş; bu kadar yakın olupta uzak durmak,bu kadar uzak olupta seninle dolmak...yazmanın en iyi şey olduğunu söylerdin hep bana inan ki o bile durduramıyor içimde sana doğru akan seli...iki düşünüp bir yazıyorum her zamanki gibi öyle alışmışım ki kendimi sınırlandırmaya. gidiyorsun artık çok uzaklara,.varlığını ilk defa bu kadar derinlerde hissedip,kendimi sana açmışken gidiyorsun işte... içimdeki yerini zor fark etti benliğim, yokluğunla daha da yorulacak, belki de darmadağın olacak... gözlerimdir konuşan sadece. isyanlarımı, korkularımı, daralan zamanımı, yalnızlığımı anlattı herkese hiç kimsenin onları hiç kimsenin anlayamayacağını bildiği halde, belki de buydu onu rahatlatan... inan ki içimdeki dünyam, içinde bulunduğum dünyadan daha büyük... en büyük farkları; içimdeki... benim dünyamda herkes olması gereken yerde, hakkettiği gibi... Gidişini düşünmek bile korkutuyor beni... Tarifi olmayan duygularımla sana uyanıyorum her sabah, Varlığınla çoğalıp yokluğunla eksiliyorum...” |
@Dur gitme@ Dur gitme! .. Hicran çöker baharlarima Susar tabiyat, Aglar, gözlerim yokluguna Dur gitme! .. Yikilir hayallerim her saniye Yitirir yelkovanini zamanlar, Kapanir, mavilere acilan bütün kapilar Dur gitme! .. Kayar, bütün yildizlar Belki de, gündüz olmaz Sarar bedenimi çaresiz yokluklar Dur gitme! .. Yagmaz, yagmur eskisi gibi bu sehre Mevsim degisir kar yagar yorgun bedenime Unutma,bu yürek sende hüküm sürmekte... Dur gitme yasayan ölü olurum sensizlikle Dur gitme son birkez gül hiç gülmedigin yüzüme.. |
Direnmez, yakar ve yıkarken, Varsın kaybolsun herşey; geçmiş, olsun adın. Silinsin tüm anılar, dostluğumu açmış, sabırla gülümserken. Gitmeyi mi seçtin yine, Git istiyorsan.... Git... Bir daha dönmiyeceğimi bile bile git Herşey için geç olduğunu bile bile git git...! http://www.cet.com/%7Enichols/feather.gif |
Sekizinci tepesinden bakmak İstanbul’a Ya da deliler gibi tutulmak sana Ne fark eder ki? Kayıp düşler şehriyken yüreğim; Ufuksuz hayallere salınmak Yalınayak gezinmek hayatın kuytularında… Gölgeleri bırakıp yol kenarına Günsüz, gecesiz… Bir yanlışa harcayıp tüm doğruları, Senin için üç yanlış olmak mesela Ya da tüm yanlışlara rağmen Tek doğru olarak çarpışmak hayatla Ne fark eder ki? Azme zincirliyken kaderim Hele de böylesine hırçın dalgalarım varken; Kopup bir ucundan sevdanın Pervasızca savrulmak hayatın krallığında Anıları tutuşturup en acıyan yanından İssiz, dumansız… Zamana asi duruşlarla yürümek Saçtaki tek beyaz teli şahit göstermek yalnızlığa… Yok yok! Avuçlarımdaki kan kadar yok isyanım Belki bir parça sitem Aldırma sen bana Gecelere erittiğim mumlar kadar ergin yüreğim Ve kelimelerim kadar özgürüm Yosun kokusu biriktiririm midye kabuklarımda Yıldızlarıma türküler asarım Kızıl yağmurlar yağdırırım beyazlarıma Hani bir de sessizce çıkıp giderim ya; Sen bana aldırma! http://www.cet.com/%7Enichols/feather.gif |
gidişin ölümüydü umutlarımın güllerin yüreğimde can verişiydi ufkumda her akşam hüzünlü ve dalgın seninle batan ömrümün güneşiydi ardında bir istanbul bıraktın öksüz içimde yokluğun ateşini yaktın karanlıklar ortasında güpe gündüz yıkılmış, dağılmış bir adam bıraktın gün gün yaklaşan bir şey var, ölüm mü ne değilse; içimde bu ürperti niye dolaşan kim benimle deli divane güzel olan her şeydi seninle giden şimdi bütün hayallerim yoksul kaldı gittin... bana bu rezil istanbul kaldı. |
Gülümseme el sallarken keder gölgeliyordu günümü ahlarla yüklü bir gemide yol alıyordu fikrim gittiğinde beri dümenini kırıp olur olmaza laf atıyordu satıyordu hatıraları ve titriyordu zamanlar eserken esrik bir vebaldi boynuna dolanan döktüğü terlerde boğulan bir aslandı, yenilip sırtlanlara yem olan uyutmadı ağıtları unutmadı baki boşluklar seyrederken adı söylenemeyen ayrılıklar yaşıyordu dolup taşarken çıkını buruk tatlar kalıyordu uzadıkça kısalan kısaldıkça uzayan günler devriliyordu tövbesiz avuçlarda beyazlar da soluyordu uyanık görülen rüyalara sofralar kuruldu tabirlerle kudurdular siyahlar alevlenince oysa kızılda değimliydi sıra üryan geldim üryan giderim beklesin patiskalar kolu kanadı kırık sevgiler arasında savruldu diyeti pahalı giysiler saramadı yüreğini vefa hiç aramadı ayarı bozuk gönül terazilerinde kefesiz tartıldı şifalar satılmadı hiç derman olacak dertlere dert dolabı dönerken hızla yörüngesinde durun durun zamanı durdurun diyemedi kimse üşüyorum durduğum halde düşüyorum kaymalarda aklım kalmadı gizlim saklım gülleri kuruttum, soldu karanfiller ve ezildi kırlarda ki gelincikler artık altını oyduğu toprağa yüz vermiyor sular seller kıyılardan çekildi med cezirler sahil utanırken kuruluğundan ayaklar kaldı yalın alın kalmasın beklemeleri gözlerden, “giden dönmez ki seferinden.” http://www.cet.com/%7Enichols/feather.gif |
Bir ilişkinin neden ucundan sürükler insan..? Ne zaman aynı arkadaşlarımın aynı eşlerindensevgililerinden bir kez daha ayrılmayı düşündüklerini duysam? Bu soru hep kafamda döner durur. Hastalıklı,kısır döngü ilişki dedikleri buydu galiba. Bu kadar dönmesinin nedeni sorunun tek bir cevabının olmaması. Tıpkı aşk ,sevgi,başarı,güven kavramları gibi.Kişiye göre göreceli, değişiyor hepsi. Hayatına almak istediğin kadarını alırsın.. kendince evirip çevirip uygun bir rafa koyarsın.Onu bildiğin gibi yaşar ve karşı tarafa anladığın şekilde yansıtırsın? Hani sevdiğini gösteremeyen erkekler, yıllarca şairane bir söz bekleyen hanımlar gibi? Evlilik , ilişki, aşk ;öyle bir türü var ki öldürmüyor ama süründürüyor demek pek de yersiz olmaz… Hepimizin hayatında,çıkmaz sokaklar, asla olamaz böyle dediğiniz kişiler, ayrılıp barışmalar, adı bir türlü konamayan ama adsız da yaşayan ilişkiler olmuş ya da hala devam etmektedir.? Öyle değil mi? İlk başlarda ideal çift havasındaki o aynı anda aynı şeyleri düşünmeleri hatırlayın. Uyumun en iyi seviyede gitmesi geleceğe dair umutlandırıverir. Ufak tefek değişik huylara ise şu cevabı veririz içimizden “Ben onu değiştiririm.” “Zamanla azalır” ya da “her şeyi o kadar kusursuz ki başka ne isterim? Varsın o yönü de eksik olsun” İşte bu büyük misyon sevgimizle güçlenir.. Hayatımızda birileri olmasına duyduğumuz içgüdüsel ihtiyacın sesiyle de bırakırız her şeyi zamana… Ah o zaman denen hain.. Yıllar geçtikce yakınlaşacağımız yerde daha da uzaklaşırız sanki. Aramızdaki farklılıklar daha da belirginleşmiş, tablo daha da netleşmiştir görmeye başlayınca.. Önemli olan birlikte aynı yöne ilerlemek iken biz kendi rotamızı bile bulamaz hale gelmişizdir. “Bu kadar değişik beklentileri nasıl olabilir benden? Eskiden böyle miydi de ben mi göremedim? Hala ısrarla aynı şeyi yapıyor? Of bazen nasıl bu kadar sürdürebilmişim şaşıyorum.. İyi ki iş var. Biraz uzaklaşmak iyi geliyor akşama kadar. Yoksa olmayacak bir şeyi mi sürdürüyorum ben? Yani farklıyız biliyorum ama iyi yönleri de var.. hata yaptım demek istemiyorum ama yaptık galiba.. Biraz benim istediğim gibi olsa hiçbir sorun kalmaz” belki arada belki her gün bu tip cümleler geçer kafamızdan.. Hata mı,ayrılmalı mı? Peki beni tutan ne? Değişir mi ? Ben elimden geleni yaptım mı.. Ne kadar zor sorular bunlar düşününce. Bir insana ya da sadece bir ilişkiye karar verilmiyor ki..Kavgalar fırtınalar hızlı ayrılıp barışmalar başlamıştır artık. Gitmek mi zor bu aşkta kalmak mı? |
Giderim Üzülme sevgilim çıkmam karşına, Ayrıldık seninle dönmem yoluna, Başkası girsin şimdi koluna, Öfkemi içime atar giderim. Yazdığım şarkılar hatıra kalsın, Arasıra dinle beni anarsın, Gözlerim yaşarır, belki anlarsın, Hasreti kalbime gömer giderim. Unutmaya çalışır adını anmam, Senden başkasını yerine koymam, Aldiğim nefesi yaşamak saymam, Durmam buralarda çeker giderim. Aslında ayrılmak bana koymadı, Verdiğin çiçekler daha solmadı, Seninle olmanın tadı kalmadı, Bağrıma taşları basar giderim. |
GİDEN GİTMİŞTİR,GİTTİĞİ GÜN BENDE BİTMİŞTİR...... ^o)^o) |
| Saat: 05:14 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık