![]() |
Seni kaybetmekten korktuğum kadar kimseyi kaybetmekten korkmadım ben!!! Bana neler oluyor bilmiyorum neden bu kadar sendeyim?Neden sen yokken bile hep seninle berabermişim gibi?Aklım,kalbim sürekli sende sanki seninle 'Merhaba!'dedim hayata..Sanki bundan öncede sen hep benimleydin.Kalbimin bir köşesinde saklanıyodun!Çıkmaz sokaklara girişimi izledin,ben ağlarken bir köşede bana bakıyodun 'Mutlu olacağın günler gelecek'diyodun bana..Bekledin karanlığa gidişimi;yere düşüşlerimde hep arkamdaydın! Belki de hep aslında içimde olduğun için şimdi bu kadar iyi anlıyosun beni Bu kadar sevdiriyosun kendini.. Ama diyorum ya seni kaybetmekten çok korkuyorum sonunda sadece acı,keder,üzüntü ve gözyaşı olan bir şeyin altına imzamızı attık.En başından biliyodum sonunun ne olacağını..Kör bir kuyu içine atılıp oradan bir daha asla çıkamayacağımı biliyodum bilerek sevdim herşeyi göze alarak!Bir çok korkuyu silip attım benliğimden,hep senden güç aldım.Şimdi içimde ki aşkın o kadar büyüdü ki;tek korktuğum şey seni kaybetmek.. Aklıma geldiğin zaman gülmek geliyor içimden çok mutlu ediyosun beni.Bütün güzel olan şeyleri seninle yaşamak,seninle paylaşmak istiyorum ve bütün güzel aşk sözcüklerini senin kulağna fısıldamak! İşte bu yüzden SENİ KAYBEKTEN KORKUĞUM KADAR KİMSEYİ KAYBETMEKTEN KORKMADIM BEN!! |
Masa üstü hikayeleri gibiydin bazen. Bir fincan kahve, bos bir vazo veya titrek ellerime sıkıstırdığım bir sigaraydın belki de. Adını koyamadığım bir hayattın, ne siyah ne de beyaz! Her anımda seni istedim yinede, attığım her adımın sana uzanacagını düsündüm, her kelimenin sonunda ismini de söyleyecegimi sandım ve ben bunları yasarken seni sevgini hayal edip durdum! Karmasa içine düsmüs insanlıgımı kurtarmak için çabaladım durdum. Ne seni istedim ne de sensizligi. Bir haykırıstın içimde saklanan bazen de yaramaz bir çocuk. Bir anım bir digerine uymadı hiç bir an. Ne zaman seni istesem bir çıglık kopardı hep içimden. Beni seven herkes kosarcasına uzaklasıp kaçardı benden. Sensizligin gürültüsü yankılanırdı kimsesiz sokaklarda. Seni yazmak istedim her defasında. Ne aklım seni anlatacak bir kelime buldu ne de kalemim seni yazacak rengi. Bir düs oldugunu düsündüm sonrasında. Güzelliklerle dolu bir hayatın anlamıydın çogu zaman. Sensizligi bile içinde yine sen olduğun için sevdim. Bilmiyorum hayat nedir sevgiler asklar ölümler gerçek midir? Sensizliğin yükünü papatyalara yüklemeye cesaret edemedim. Sormadım o bir kaç yapraga sevip sevmediğini. Senden habersiz seninle yasadım askımı. Bazen kızdım sana yakın görmediğim anlarda. Bazen de delicesine sevdim yüzüne bakmaya korkarak. Çok saftım çok temizdi sevgim. Sana bakamayacak kadar ürkekti. Delicesine asıktı dudaklarım seninle konuşmayı unutacak kadar! Yeni dogmus bir bebege hayatı anlatmak kadar zordu seni anlatmak. Kelimeler dügüm dügüm saklandı hep damarlarımda. Birini çıkarabilsem çorap sökügü gibi hepsi art arda dökülecekti ellerine. Ben ne o kelimeyi ne de onu kullanabilecek dogru zamanı bulamadım! Yeni koparılmıs bir gül gibi masumdu sevgim. Ruhumu yesertip o güle bir kaç yaprak yaptım ve sonrasında ufak bir dal! Hayatımdaki bütün renkleri bir bir sürdüm yapraklarına yalnız siyahla beyazı ayırdım kendime. Kırmızıyı da kendi kanımdan çaldım ve öylece bir hayatı o gülle birlikte ellerine sundum. Yine de umursamadın! Ve ben kaybettim. Ne acıları düsünür oldum ne de dipsiz uçurumlara yuvarlanan hayatımı. Ömrümde bir kez olsun anlam kazanmıştı oysa hayatım. İlk kez sevmistim kusları agaçları denizleri. Yaşamın kıyısından izlerdim hep hayatı ve insanları. Hiç tatmamıştım kalabalığın arasındaki deniz kokusunu ve böylesine kalabalık bir askı! Her kelimemde bir küfür her hareketimde bir isyan olacak belki hayat.. Belki de karanlıga saklanmıs bir tek aydınlık... Belki açık belki kapalı... Belki siyah Belki beyaz..Ve belki... Her sey olacak iyi, kötü, güzel veya çirkin ama öncesinde hep belki olacak... Her ne olursa olsun, yerin dibinde ya da gökyüzünde ben yine sensiz, yine sahipsizim...!!! |
AYRILIK… YALNIZLIK bir kırbaç sesi bekleyen kapı önünde eyerlenmiş atlar gibidir aramızda ayrılık o kadar hazır o kadar bilinen ve o kadar beklenen atlar geçer bozkırlardan atlar göçer atlar uzak iklimlere ruhumu taşır uçuruma benzer boşluğa nal sesleri yayılırken gözlerimde ihanetin çiçekleri tomurcuklanır kanatlarında sevda masalı ağızlarında umudun türküsü ile turnaların bitmeyen yolculuğuna benzer yalnızlık turnalar geçer bulutlardan turnalar göçer turnalar bilinmeze ruhumu taşır tanyeri ağardığında pencereleri kapalı kapıları mühürlü odama bir ışık gibi süzülmeni beklerken sisler aralanır yüreğimde bölüşemediğimiz sevdanın külleri canımı yakar |
Gece bana yansıtır hayalini, hayalin bende gece gibi. Yine gece yansır bana, yine gecenin içinden ışık kırıntıları eşliğinde hayalin gelir çok uzaklardan. Ben seni çok özlemiştim zaten. Hep çerçeve içinde saklıydı yüzün hayalimde. Her yaprağını sakladım dökülen güllerin. Dökülen "sen" olma diye gönlümden.Vücudum sıtmaya tutulmuş gibi titrer, dudaklarımda suyun gideremeyeceği bir kuruluk. Gece bana yansıtır senin hayalini, ben geceye aşık. Geçen gün yine aynı sokaktan geçtim. Saat akşam saati, vakit akşam ve yer aynı yerdi. Yine köşe ve kaldırım... Derin derin seni teneffüs ettim kaldırım kenarında. Denize yansıyan gece, bulutlardan kaçan Ay, gözlerimi ıslatan yaşlar eşliğinde. Bana bakıp durdu insanlar. Bana gülüp durdular. Gece bana yansıtır hayalini, hayalin bende gece gibi. Bilmekteyim bu satırların çare olamayacağını derdime. Bilmekteyim ahde vefanın geçerli bir alışkanlık olmadığını. Bilmekteyim benim evimdir gece. Bilmekteyim yansımaktasın çok uzaklardan bana yine bu gece. Ve gece bana yansıtır hayalini, bense geceye aşık SEN niyetine. |
Gün olur gelirsin, maziye yenik gönlünü dokunulmamış sevdamla avutmak için...Ben ben olmam o vakit... Gittin... Gecelerce uykusuz kaldım gözlerine... Adından gayrısını haram belleyip bekledim. Avuç açıp yaradana takatsiz kalana dek diledim seni. Nefesim nefesine aç saatlerce düşündüm ettiğimiz yeminleri. Gök yarıldı, şimşekler çaktı üstüme. Nefessiz, ışıksız kaldım yokluğunda. İçimde yorgun bir kırlangıç çırpınıyor. Kanadı kırık, ağlıyor sevdamıza. Ağaçlar çiçeğe durdu bende mevsim hala güz. Yalnızlığımın tiz bağırtısı aramızdaki uçurumu hatırlatıyor her dakika. Kimsenin bilmediği, gayri meskun yerlerde kalbimi hüzüne sattım. Gittin... Duvarlar sarsıldı derinden, yer yerinden oynadı. Efkarımı taşımaz bedenim. Kovalıyorum geceyi güne yetişmiyor bir türlü. Mutluluk ıskaladı geçti yine beni. Senin ömrümdeki rolün sona erdi. Gittin... Yitmedin, bitmedi sevdam. Zamanla boğuşuyor günlerim. Ahlarım bırakmaz yakanı, bu dünya sana kalmaz. Sensizliğin keskin tadı damağımda. Bembeyaz bir kuğu gibi yeni gelin edasıyla süzülüyor içimde yalnızlığım. Ömrümün savaşını veriyorum kendime karşı. Gittin... Dinmedi gözyaşım. Sen yoksan gökyüzü yok. Ekmeğin tadı yavan sensiz. İstemem doğmasın güneş. Toprağın suya muhtaçlığı misali muhtacım ellerine. Aşkça ötüyor içimdeki kırlangıç; dön diyor geç olmadan. Zakkumlar sırt çevirmiş dağlara, başaklar hasata küs. Sensiz dönmüyor çark. Beynim gönlümün kölesi. Yarınım belirsiz. Hayallerim olasılıklarla ölçülü. Keder yağıyor saçlarıma gözlerimin altında matem çizgileri. Terk edeni bekliyor yalnızlığım... |
Yalnızlık, yalnızlık Bari sen elimden tut Geceyarısı aynalarda Suçlu ve ezik Gözlerim kan çanağı Cinnete dönüşen bir dinginlik Duruyorum karşında Şarap taşlaşıyor Midemde ve beynimde Mavi mavi tüten sigara Giderek mora çalıyor Yalnızlık, yalnızlık Bari sen elimden tut Suflör kullanma Dost seslerini dudağınla ısıtıp Gece hep aynı gece Karbon kağıdıyla çoğaltılmış Gibi kara ve soğuk Ellerim beynime alkol serpiyor boyuna Niye böyle, neden Sormuyorum artık Yalnızlık, yalnızlık Bir kez olsun kuğuların türküsünü Tersinden söyleyeyim Ölümse ölüm Yaşamsa yaşam Ayna hep ayna ayna... |
SENİ İÇİMDEN TERK EDİYORUM Binmediğim hiç bir otobüs Beklemediğim hiç bir durak kalmadı bu şehirde Gittikçe azalıyor hayat Neyi erken yaşadıysam Hep ona geç kalıyorum Sana göçüyorum her sonbahar Yolların çıkmıyor aşkıma Unuttuğun yağmurların adı saklımda Seni içimden terk ediyorum Susmaktan yoruldum Kuşlar ve şarkılar, bu şehri terk edeli Efkar demliyorum gözlerimde yaşlarımı, yanağıma varmadan öldürüyorum Tam sancağımdan yaralıyorum kendimi Alnını yüreğime dayadığın güne bakıp SENİ İÇİMDEN TERK EDİYORUM Ne unutacak kadar nefret ettin Ne hatırlayacak kadar sevdin Yıkık bir duvar kadar bile Pişman değilsin biliyorum Beni hep bulmamak için aradın Yanıldığımdın Yangınımdın Yangındın Sensizliğe yenilmek Sana yenilmekten zor olsada Ardımda bir sürü "belki"ler bırakarak Seni içimden terk ediyorum Şimdi İçimde öldürecek bir anı bile bulamayan İki yarım kaldık Tamamlayamadık bizi Elinden tutamadık yanlızlığımın Saçlarımıda uzaklarına gömdün İçimin mavisi senin okyanusundandı Al! geri veriyorum. Kilitleri hep yanlış kapılara vurdun Devrilmiş vagonlara dönerken gözlerim Sana bensizliği terkediyorum "Yarime uzanmayan bütün dallar kırık" demiştin Aşk içinde doğmuşsa nereye kaçabilirdi? Ne tuaf değil mi? İçimi acıtanda sendin Acımı dindirecek olanda. "Ya öldür beni"dedim Ya da ğit benden. İçi bulanık bir sevdanın ucunda Seni kaybettim. Aldırmadın aldırmalarıma Bir gecede yakıp yarini Şafaklara sattın ihanetini Küllerime basanlar bile utandı yaptığından İşte soluk bir ömrün son nefesi Benden İçimden Terkediyorum. |
GRİ KENTTE KARANLIK YALNIZLIĞIM bulutları ağaçları ve denizi karanlık bu gri kentte kararmış yalnızlığı yaşıyorum yüreğimde doğup da gözlerimden süzülen yağmur başlar mevsimsiz martı çığlıklarıyla beraber balıkçılar denizin şarkısını söylerken durduk yerde yüreğimde yalnızlığının tırnak izleri kanar sensizliğin ayazında üşürken bedenim cesur ve deli bir rüzgardan kaçan bulutlar geçer martıların içinden sevdanı inci gibi büyütürken içimde bir rüzgar eser bir dal kopar beni yutmaya çalışan karanlıkta yalnızlığımın içinden bana bakar gözlerin çiy düşer sabahıma |
Valiziniz toparlanmış eşyalarınız öylece bir köşede mahzun bir şekilde size bakmaktadır. Şöyle etrafa son bir kez bakıp içinize derin bir nefes çekersiniz. Kapıdan çıkardığınız son eşyadan sonra kapıyı kendi ellerinizle yüzünüze kapatırsınız. Arkaya dönüp bakmamak için kendinizi sıkarsınız. Terminale yaklaştıkça içinizde yalancı bir kuvvet doğar size güç verir. Sanki her şeyi başaracak gibi hissedersiniz. Geride bıraktığınız şehrin sınır tabelasını gördüğünüzde içinizde bir burukluk başlar. Yanınızdaki koltuğa bakarsınız. Daha evvel onunla yaptığınız yolculuklar gelir aklınıza. Ve ilk darbe burada başlar yüreğinizde ince bir sızı duyarsınız. Saatler geçer ve yolculuğuz sona erer ve o yalancı cesaret bir kez daha içinizi sarar. Her şeye yeniden başlayacağınızı söylersiniz. İlk gece gözler uykusuz bir noktada elinizde sigaranız ağlarsınız. Sessizce içten içe ağlarsınız. Gözyaşlarınızı silmek istemezsiniz yanaklarınızdan süzülen her damla yaşta lanetler düşer dilinizden, kalbinizin en derin yerinden. Belki de daha önce Allah ‘a hiç bu kadar içten yakarmamışsınızdır. İçinize bakmak istemezsiniz oysaki sadece aşk acısıdır bu. Neden bu kadar canım acıyor dersiniz. Telefonun başında beklemeleriniz. Ondan bir haber beklersiniz gel demesini istersiniz. İnanmak istemezsiniz aşkın sizi terk ettiğini oysa her şey bitmiştir. O yüreğindeki aşk sandalının yelkenlerini bir başka yüreğe açmıştır. Haberlerini alırsınız güldüğünü eğlendiğini duyarsınız. Yıllarca onun gülmesi için uğraşlarınızı unutur neden bu kadar keyifli diye kızarsınız ona. İçinizde bir öfke belirir aynaya koşup kendinize bakarsınız yüzünüzdeki acı bir kilometre öteden okunurken o gülüyordur. Size ihanet ettiğini düşünürsünüz siz bu haldeyken o nasıl gülebilirdi. Öfkeniz büyür, göğsünüzde öyle bir acı belirir ki, evladı bir pusuda şehit düşmüş bir annenin katiline bakışları ve öfkesini taşırsınız yüreğinizde gözlerinizde ve işte o sonu hazırlarsınız. Elinize telefonu alır ve tüm öfkenizi, verdiklerinizi suratına kusarsınız. Rahatlamışsınızdır içinizdeki öfke ve acınız azalmaya başlar. Telefonu kaparsınız işte o anda bir boşluk alır içinizi ne yaptım ben dersiniz. Her zaman gülmesini istediğiniz hayali kanatlarınızı üstüne örttüğünüz o insanı kırmışsınızdır. Özür dilemek için tekrardan telefona sarılırsınız. Kısa süren bir sessizliğin ardından - Aradığınız kişiye şu anda ulaşılamıyor lütfen daha sonra tekrar deneyin. Eee ne olacak şimdi son kırıntıları da yok mu ettik. Dizlerinizin bağı çözülür dudağınızda bir kuruluk avuçlarınızın içi terler. En yakın yere kendinizi bırakırsınız. Bitmiştir alışmaya başlamalısınız artık. Elinizde ne kaldı bilmem ama onu da harcamamak için çabalamalısınız artık. Yüreğinizde ki acı mirastır size, gerisi zaman denen hem şifa hem de zehir olan o kahramanın elindedir. |
Her kelimem yalnızlığa tutsak. Her gülüşüm sana uzak. Yüreğimle yüreğine dokunsam, Gülüşün düşer haramın avuçlarına. Gözyaşlarımı yüzüne bıraksam, İmkânsızlık düşer hasret paydalarımıza. Güneşler kurutmaz ıslak kirpiklerimizi. Şarkılar avutmaz ikimizi de. Gün gelir, Gözlerimizden akan Yaş olur ayrılığımız. Gün gelir, Yüreğimizi yakan Yangın olur yalnızlığımız. Gün gelir, Yoklukta yüreğimizi dayandığımız sırt, Uçurumlarda tutunduğumuz bir dal olur İmkânsızlığımız. Ve bir gün Cennetin köşelerinde Sarıldığımız gül kokulu bir sevda olur Islak gözyaşlarımız….. |
| Saat: 03:41 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık