MsXLabs

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Genel Mesajlar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/)
-   -   Gitmek mi Kolay? Yoksa Kalmak mı? (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/3960-gitmek-mi-kolay-yoksa-kalmak-mi.html)

Mystic@L 29 Haziran 2007 12:02

Ayrılık günü

Ben nice ayriliklar gordum omrumce
Kuslar gordum; kirilmis kolu, kanadi
Ayri dusmus sevdiginden kuslar gordum
Hic bir ayrilik bana bu kadar komadi

Ayriligin bir agridir vurur sakalarimda
Ve buyur gozlerimde bir okyanus kadar
Derinden ses verir icimde bir tel
Sonra, birdenbire kirilir, kopar

Yeryuzu cekilir altindan ayaklarimin
Gecer basima coken bir tavan gibi gokyuzu
Durmadan calinir kulaklarimda
Sarkilarin en huzunlusu

Seni alip uzaklara giden otobus
Benim uzerimden gecer hisimla
Devrilir, bakakalirim ardindan
Bir sel gibi akan gozyasimda...

Artik ne yapsam bos, teselliler faydasiz
Karanlik gitgide en derinlere ceker beni
Caresiz butun sokaklarinda bu sehrin
Boyle perisan beklerim donmeni

Dolasir birbirine yorgun ayaklarim
Ellerimi koyacak bir yer bulamam
Nereye gitsem en koyusu acilarin
Ne yana baksam, cildirtan bir aksam

Istesem ben bu omru, bu talihi istemem
Boyle durup durp senden ayrilmak varsa
Orada bir mezar kazilir benim icin
Ayriligin nerede baslarsa.

Ümit Yaşar Oğuzcan


RuYa 29 Haziran 2007 15:20

Terk edilmiş bir sokaktayım..
Bütün duvarlar bana dargın..
Dargın bana bütün yollar,Seni sevdiğim için..
Ardından ağladığım için...

Oysa..
Yıldızlı gecelerde gözlerini gölgeleyen bendim..
Şafağın ışıklarını birer birer ben söndürdüm..
Bulutları ben iteledim dağ başlarına..
Sevdalılarını sığ denizlerde boğan bendim...
Nehirleri ben kuruttum..
Ve Ask'ı ben yaktım..Sen gitmeyesin diye!...


yorumlarınıız bekliyorum
.
...

Bir labirentin sonundayım şimdi..
Ya yasayacam ya da öleceğim..
İkiside benim elimde..
Bütün sokaklar dilsiz,bütün sokaklar sağır..
Teker teker geçtim karanlık odalardan..
Yüreğim paramparça aştım engelleri..
Takıldım,düştüm,çok beter hırpalandım..
Ama inan bana Ay Parçam..
Sevdandan bir nefes,Tek bir nefes olsun usanmadım...

Bütün sokakların gözü benim üzerimdeydi..
Aklımda sen varsın diye..
Beni en zayıf yerimden vurdular “......”
Çok uzaklardaydın, nasıl bilecektin..

Geceydi...
Karanlıktı...
Sarhoştum...
Beterdim...

Neye yarardı ki sensiz Ask?
Bir kez daha gitmeyesin diye..Ask'ı ben yaktım!...
.
.

İnce yağmurlu bir gecede,Kör bir bıçak gibi saplandın yüreğime..
Kan çıkmadı mı sanıyorsun gözlerimden..
Bir sırrımı daha öğrendi gökyüzü..
Ne ay anladı, ne güneş ıslak yüreğimi..
Kara dumanlar yolladım sana,Sarsın diye vefasız bedenini..
Soğuktu,karanlıktı, çiseliyordu..
Isıtmak için sensiz bedenimi..Ask'ı ben yaktım!
.
.

Sevapsız bir günahkarım şimdi..
İşte çırılçıplak karşındayım..
Dalgaları elinden alınmış bir gemi..
Yıldızları çalınmış bir gökyüzü..
Buzulları erimiş ılık bir kutup..
Ve karanlıkta çalınan bir ıslık gibiyim..

En mahrem sırrımı doluyorum boynuna..
Masum çocukların uçurtmalarını ben parçaladım..
Oyuncaklarını kıran bendim bebeklerin..
İçimdeki yangınlara sığdırıyorum Göz yaşlarımı..
Bir kıvılcım oldu ismin dudağımda..

Geceydi...
Karanlıktı...
Sarhoştum...
Beterdim...

Deli gibi yollara düştüm,Belki ölürüm diye...
Olmayınca..!!! Ask'ı yaktım...
.
.

Bir baksana şu halime, ellerim kan ter içinde..
Bir diken yüzünden bütün gülleri birer birer ateşlere attım..
Gitti dediler senin için, Bilmiyordum...
Ne senle oluyor, ne de sensiz..
Yokluğun cehennemin diğer adıymış..
Ben deli, ben divane,Nerden bilecektim?..
Ey ayın en güzel hali olan parçam..
Ben Aşk'ı Sen Gittin Diye Yaktım....!!! SALİH DİREK


ALMYNA 29 Haziran 2007 19:00

GİTMEK GİT DERSE ZOR AMA EN ZORU GİT DEİKTEN SONRA KAL DİYE BAĞIRMASI İŞTE ASIL O ZAMAN GİTMEK BİR ŞEY DEĞİL ASIL KALMAK ZOR OLUR


RuYa 29 Haziran 2007 19:50



Şimdi gidiyorsun!...
Git!
Oysa senden tek bir damla istemiştim
Sana kocaman bir deniz sunmak için...
Şimdi gidiyorsun!...
Git!

Ne zaman başladı bu hikaye
Anımsamak zor...
Gençtim
Hazırda fırtınalarım vardı dört nala sevdalarım...
Komazdı öyle üç-beş nöbetleri...
Geceler içimi acıtmazdı böyle...

Bir insan bu kadar eksilebilir mi!
Hatırlarsan sesine uyku kaçmış bir adam vardı
Bu şehrin biryerlerinde...
Düşler ormanının gece bekçisi derdin sen ona...
Gözlerinde gizledi o seni sen bilmedin!...
O adam bendim unuttun mu!
Bak sevdiğin adam gülmeyi bile unuttu!
Seni unutamadı!
İşin kolayına kaçmadım...
Uğruna ölmedim yani
Uğruna ölünecek sandığım biri için yaşadım hep!
Sen bunu da bilmedin!...
Ben bir bakışına bin anlam yükledim!...
Sen aşka kestirmeden gittin!...
Bir hayatın özetini bırakıp avuçlarıma
Şimdi gidiyorsun!...
Git! KAHRAMAN TAZEOĞLU


Mystic@L 30 Haziran 2007 13:09

Ezberlenecek hiçbir şey yok bu dünyada
Kirletilmemiş bir bulut bile yok artık
Böyle diyorsun her yolculuğa çıkışımda
Yaşadığın kent de sana benziyor gitgide
Ne zaman dönmeyi düşünsem yangın çıkıyor
Ya da erteletiyorum biletimi son anda

Uzun bir sessizlik oluyorsun dağlara baksam
Karşılıksız mektuplar kadar burkuluyor kalbin
Yazdığım şiirler de canımı sıkıyor artık
Fotoğraflarımı yırtıp atıyorum tek tek
Ve ben bütün yapraklarımı döküyorken şimdi
Eylül diyorsun, tam da orda başlıyor ayrılık

Üşüyünce ağlıyorsun yalnızım dememek için
Uçaklar gemiler trenler çiziyorsun duvarlara
Kendine bir deniz bul artık bir de rüzgâr
Parçalanacağın bir uçurum bul bu dünyada
Tek tutkun o kenti bırakıp gelmek olmalı
Ve gelirken havaya uçurmak bindiğin otobüsü

Birden ayrımsadık ki ayrılık orda başlıyor
Tam da çiçeklerin sulanmadığı yerde
Konuşacak bir şeyler bulamıyorsak günboyu
Derim ki ayrılık gündemdedir ne yapılsa
Ve sen bütün ayraçları kaldırdığını sanmıştın
Ama unutmuşsun yine de ayrılık ayracını

Ahmet Telli


RuYa 30 Haziran 2007 15:33

Sende mi gitmelisin...
Seni sevdiğimi söyleyemedim hiçbir zaman
İzin veremezdim sözlerin bizi kirletmesine,
Ama bakışlar yetmiyor muydu?
Kalbim her durduğunda,
Nefesim her kesildiğinde,
Anlamıyor muydun hissettiklerimi?
Masum dokunuşlardan irkildiğimde,
Yanaklarım kırmızı gezdiğimde,
Belli olmuyor muydu aşkım?
Ama seni sevdiğimi söyleyemedim...
Biz yasağız, sevgimse kaçak.
Aramıza girenler, ayırmaya çalışanlarda
Önemli değil benim için.
Kaybedeceklerim zaten benim olmamış hiç.
Ama sen...
Ya seni kaybetseydim,
Ya o sözler kırsaydı bizi bağlayan zincirleri...
Seni sevdiğimi söyleyemedim,
Ve sen gidiyorsun şimdi.

Seni sevmeye mahkûmum zaten.
Her akşam gözlerimden de taşsa sevgim,

Geçen her gün biraz daha götürse de benden,
Umudumu da çalsa,
Seni sevmeliyim.
Ve bir gün gelecek unutacaksın adımı.
İşte o yüzden,
Hoşça kal.. SABRİ GÜNEŞ


Sedef 21 1 Temmuz 2007 19:15

Kal Biraz Daha

Bu veda faslından belki cayarsın
Gözümün içine dal biraz daha
Yüreğim derin ağı duyarsın
Aşktan nasibini al biraz daha...

Gitme, gitme, kal biraz daha
Gitme, gitme imanın varsa Allah'a

Kurtuluş yok, aşkım alın yazındır.
Ne söylersen söyle merhem nazırdır.
Emrine amade gönlüm sazındır
Mızrabın olayım çal biraz daha

Gitme, gitme, kal biraz daha
Gitme, gitme imanın varsa Allah'a

Uğur Işılak


RuYa 1 Temmuz 2007 20:24

AŞK

Şimdi sen kalkıp gidiyorsun. Git.
Gözlerin durur mu onlar da gidiyorlar. Gitsinler
Oysa ben senin gözlerinsiz edemem bilirsin
Oysa Allah bilir bugün iyi uyanmıştık
Sevgiyeydi ilk açılışı gözlerimizin sırf onaydı,
Bir kuş konmuş parmaklarıma uzun uzun oturmuştu
Bir sevişmek gelmiş bir daha gitmemişti
Yoktu dünlerde evvelsi günlerdeki yoksulluğumuz
Sanki hiç olmamıştı
Oysa kalbim işte şuracıkta çarpıyordu

Şurda senin gözlerindeki bakımsız mavi, güzel laflı İstanbullular
Şurda da etin çoğalıyordu dokundukça lafların dünyaların
Öyle düzeltici öyle yerine getiriciydiki sevmek
Ki karaköy köprüsüne yağmur yağarken
Bırakasalar gökyüzü kendini ikiye bölecekti
Çünkü iki kişiydik

Oysa bir bardak su yetiyordu saçlarını ıslatmaya
Bir dilim ekmeğin bir iki zeytinin başınaydı doymamız
Seni bir kere öpsem ikinin hatrı kalıyordu
İki kere öpeyim desem üçün boynu bükük
Yüzünün bitip vücudunun başladığı yerde
Memelerin vardı memelerin kahramandı sonra
Sonrası iyilik güzellik.


Cemal Süreya


Mystic@L 5 Temmuz 2007 12:04

karanlık bir nehir akar gider kederli
kulaklarımda yetim çakal sesleri kalır
yıldızlar bile iğreti yökyüzünde
tenimde eriyip dökülen ayın izleri kalır

bir düşü örseler gibi uyanıyorum
seni buluyorum çöllerin ceylan kızı
bütün kollarımla kucaklasam diyorum.. .
Öyle kanıyorum ki kasığımdan
fırat hiç kalır
akıttığım kana acımıyorum asla
ama sen sürmelenip gidiyorsun ya
bende kara ayıp, bende ağır utanç
bende suç kalır

yanıtı kekeme bir sorudur gözlerin
kesik bir başı okşar gibi bakar gözlerin
gözlerin bir çift turna gölden su içer
iki bahar gider seninle, kerbela kalır

(Saçlarını Sancıma Sür)

Hamdi Özyurt


RuYa 5 Temmuz 2007 15:30



Ben içimdeki çocuğu kirpiklerinin arasındaki dünyada keşfettim.
şimdi kapatma gözlerini gölge düşmesin içimdeki çocuğa

sus,,oyundaki tek arkadaşım:
kimseye söyleme kaçıp kaçıp geldiğimi sana

ay ışığına duyulan özlem gibi kısa olsun gitmelerin
seni özlemekten bıkmaz bu yüreğim
ama içimdeki çocuk düşe kalka büyürken,
geçmiş oyunlarını silip atarsa düşlerinden,
tanıyamassa seni gözlerinden
suçlu arama sevgili,
gitmeni ben istemedimkii,,,
yüreğim istemesemde kızgın bana şimdilerde
benim olmayan seni çok sevdi diye.
sensizliğimle şu başım dertte,
gitmelerin yordu beni ve içimdeki çocuğu
herşeyden belki geçerim ama içimdeki çocuk yoruldu artık yoruldu sevgili... FUNDA YİĞİT


The Unique 5 Temmuz 2007 16:42

Gitmeliyim
gitmeliyim diyorum sana; arkama bakmamalıyım;
seni geride sessiz sessiz aglarken görmemeliyim.
gözlerinle veda et bana, hiçbirşey söyleme;
gitmeliyim diyorum sana, gitmeliyim anla...

gitmeliyim diyorum sana, gitmeliyim
içimdeki seni öldüremesemde
batsada yüreğime o ok gibi kirpiklerin
yitirsemde seninle beraber kendimi
gitmeliyim diyorum sana, gitmeliyim anla...

gitmeliyim diyorum sana; gitmeliyim;
ama bilki yalnız gitmiyorum.
artık bende bir sen varsın onu da götürüyorum yanımda.
giderken sana da birşey bırakıyorum beni hatırlaman için;
zavallı, aciz ve hasta birşeyi;
yüreğimi sana bırakıyorum;
gitmeliyim diyorum sana; gitmeliyim
sevdiğini söyle bana söyleki kalayım...
Gönül Yiğit


RuYa 5 Temmuz 2007 17:25

Amansız bir deprem kopar
Yıkılır kalırsın bir dağ olsan da
Hele bir sevdiğin terketsin de gör
Bu koca dünyayı yakasın gelir
Eski resimleri yırtasın gelir
Bütün aynaları kırasın gelir
Sırtına bir hançer vurulsun da gör... MEHMET ÖZDENİZ


Mystic@L 6 Temmuz 2007 00:55

1. Bir sadrazam ölmüş; faytonu yokuş aşağı Sirkeci'ye
götürülüyor eller üzerinde. Kara bir gemiyle Eyüp Sultan'a
gömülecektir.

2. Yerine atanan bir istimbot da rıhtıma yanaşmış sarı şeritli ak.
Yukarı hükümete iktidara çıkıyor.

3. İki alay karşılarış yolun ortasında. Bir gelgit. Ağır ve sert
bakarlar birbirlerine durmak eylemi.

(Çok Eski Adıyladır)

Ece Ayhan


Sedef 21 6 Temmuz 2007 00:56

Gidelim

Sen nazlı cananım, ben senin delin
Tut elimden, sevgiliye gidelim
Kırılmış kanadım, tutmuyor elim
Tut elimden, sevgiliye gidelim

Bu dünya sevgiyi yaşamak için
Sevmek sevilmek var, yalnızlık niçin
Güzellik, çirkinlik insanlar için
Tut elimden, sevgiliye gidelim

Gel nazlı çiçeğim, dinle deliyi
Boşver, bırak yağsın yağmur doluyu
Elinden içerim, sen ver ağuyu
Tut elimden, sevgiliye gidelim.

Engin Tunca


Mystic@L 6 Temmuz 2007 03:36

Ne esnaf ne tüccar ne efendi
Senin kadar değil düşünceli
Senin kadar yorgun değil kardaş!
Sen ki kış ve yaz düşünceli
Sen ki kış ve yaz yalınayak!

Sevmesi sana mahsustur
Yüreğin hükmedince,
Boynun damarları kabararak
Türkü söylersin söyleyince,
En iyi sen gülersin,
Ölürsün öl deyince,
Sana mahsus çalışmak.
Sen ki kış ve yaz düşünceli
Sen ki kış ve yaz yalınayak!

Cahit Külebi


Mystic@L 6 Temmuz 2007 11:48

Ağla Diyorsun Bana

ey yürekli değişen kesinlik
bencil bir kinin erdeminde
boğulan karınca
-ağla diyorsun bana
senin ülkende gözlerim kaldı
inatla suladım yüreğimi
sıradan bekleyişler
ve kederli hıçkırıklar yarattım
sana körpe sevinçler veren
ıslak ve karanlık sokaklardan

-ağla diyorsun bana
gözyaşları aşkın kanıtı mı?

Metin Güven


RuYa 6 Temmuz 2007 15:35

Beklemenin hain sırıtmasından sıkılıp,
Derdimi anlatmaya kız kulesine oturmaya gittim.
Her zamanki misafirperverliği yerinde;
Bir çay, bir sigara…
Ardından rüzgar geldi..
O da dertli;
Nefesi boşa harcanan aşkların
Anlamlı sözlerini almış getirmiş..
Sağ olsun eli hiç boş gelmez.
Denizin bir iki köpüğüyle
Sohbetimiz tam bir efsane…

Müsadenizle dedim,
Yalnızlığımın karnı acıktı,
Gitmeliyim eve…
En kalabalıklarda yalnız olmak
Sıkar canını…

Şarkılarda tutuklu kaldım ardından.
Sol anahtarımın bir yedeğini bıraktığım
Tüm aşklarımın kapısını çaldım.
Hiç biri açmadı..
Evlerinden;
Çaresizliğime atılan kahkahalar geldi,
Terslemedim,
güldüm geçtim.
Yanağıma atılan her tokatta
öbür yanağımı gösteremek
Maalesef adetim…!

Bir tutamlık nefesimle,
Sitemim yarım kalırdı
Bari bırakında
Bende bir o kalsın dedim…! ZİYA ERBAŞ


The Unique 6 Temmuz 2007 15:46

sana kal demeyeceğim
kalbim kan ağlasa da
sana yinede kal demeyeceğim
sen bir göçmen kuşu gibi
zamani geldi gitmem lazım diyorsun
bir yerde uzun süre kalamam
nefes almak için özgür olmam lazım
kendi ayaklarımın üzerinde durup
bastığım toprağı hissetmem lazım diyorsun ya

sana kal demeyeceğim
kalbim cam kırıklarıyla dolu
ama yinede sana kal demeyeceğim
gitmeyi isteyen sensin
üstelik arkana bile bakmadan
gecenin karanlığında
sessizce giden,sensin
belki birgün yeniden dönersin
kimbilir
belki birgün....

dön bir arkana bak
kalbim kan ağlıyor
dön bir arkana bak
kalbim gitme kal diyor
sessizliğim bir çığlık gibi yeri göğü inletiyor
duymuyor musun
duymuyor mu kalbin
tüm hücrelerim kal diye haykırıyor
dön bir arkana bak

ama yinede sana gitme kal demeyeciğim
seni yolundan döndürmeyeceğim
gitmeyi sen istedin
sensizlik içimi yaksa da
sana gitme,kal demeyeceğim

ister inat de,ister gurur
ama yinede sana........

gitme
işiğimi söndürme
gitme
sensizlik yanlızlıktan bile kötü
gitme
kal.......


RuYa 6 Temmuz 2007 15:55

Tek bir söz bile söyleyemedim, ağzımı açtım ama sesim çıkmadı... çıkamadı belki de... belleğimi zorladım –gitme-den başka bir kelime gelmedi aklıma... niye diye sorsa verecek cevabım yoktu... alıştım sana bile diyemezdim ki daha alışmamıştım bile kendime... kendi yaşadıklarıma duygularıma yaptıklarıma bile her saniye şaşıran ben bir başkasına alıştım sana diyemezdim... demedim de... gitti...
baktım arkasından... uzun uzun... hiç birşey hissetmediğimi anladığım an hüzünlendim... kızdım kendime... her zaman söyleyecek çok şey bulan ben tek kelime bulamıyordum... avuttum mu kendimi böylesi daha iyi diye gerçekten de böylesi daha mı iyiydi bilmiyorum... sanırım bilemeyeceğimde... insan yalnız ve kendine dönük bir hayvan mıydı gerçekten... kaybettiklerinde birlikteliğine mi yoksa kendine mi üzülüyordu... daha fazla birlikte paylaşım yaşayamadığı için mi yoksa bir süre yalnız kalacağı için mi panik yaşıyordu... kalınca bir başına aklına güzel anıların gelmesi ve eğer yalnızlık uzun sürerse kötü günlerin azalıp geçmişin sanki bir peri masalına dönüşü bir aldanma mıydı?
asla olmayacağını bile bile özlemek eskiyi, güzel bir filmmiş gibi bahsetmek yenisini bulamamanın bir sonucu mudur yoksa o kadar değerlimiydi yaşananlar gerçekten... bunu bir gerçek varsaydığım da artıyor zaman zaman o gün tek kelime bile söyleyememenin verdiği tuhaf sızı... şimdi düşündüğümde söyleyecek çok şeyim var...
...gitme...
...çünkü...
...seni seviyorum...
...belki kendime alışamadım ama sana alıştım...
...gitme...
...ve beni mahrum bırakma gülüşünden...
...gitme...
...kendinden röfleli saçlarından...
...güzel ellerinden ve onları şekillendirme biçiminden...
...gitme...
...kulaklarım sesini özlemesin...
...gözlerim aramasın her yerde siluetini...
...gitme...
...benzer birini gördüğümde titremesin dizlerim durduk yerde...
...gitme...
...aşktandır hırçınlığım...
...gitme...
...tenim tenini özlemesin...
...gitme...
...yarım kalır her şey inan bana...
...konuşacak, yapacak çok şeyimiz sevişecek çok zamanımız var daha...
...gitme...
...ne olur...
...gitme...
...beni sensiz bırakma...
...diyemedim...
...gitti... NECİP FAZIL


Pollyanna 7 Temmuz 2007 00:11

Sorsam Anlatirmisin?

Mutluluk nedir diye sorsam, bana anlatir misin?
Ben sensiz hic mutlu olmadim, o duyguyu hic tatmadim
Sen, bensiz mutlu olursun sanmistin
Simdi soruyorum sana, mutlu musun?

Sevilmek nesil birsey, diye sorsam, tarif eder misin?
Benim sevgim az gelmisti sana
Seni cok seven birini bulmustun zamaninda
Simdi soruyorum sana, seviliyor musun?

Güzel olmanin anlamini anlatir misin bana?
Beni begenmeyip, bakmistin bir baskasina
Önemli olan ic güzelligi, bunu ögretmediler mi sana?
Güzel dedigin o insan anliyor mu seni, soruyorum sana?

Terkedilmek nedir, bunu anlatiyim mi sana,
Bilmem ki, simdi sana nasil soyyleyeyim bunu?
Icindeki tüm temiz duygularin öldügü an
Bir eski mendil gibi atildigin zaman
Arkasina dönüp, gözyaslarina bakmayan
Birini seversen, anlarsin terkedilmenin ne oldugunu...


Mystic@L 7 Temmuz 2007 12:24

Sevgi Öldü

Sevgi öldü duydunuz mu
Sevgi öldü insanla sevişirken
En önemlisiydi aykırı düşlerden
Tozlarını silkeliyordu güneş
Her kayan şiirin ardından
Çocukların kışkırttığı sendikalı işçi arılar
Çiçekleri solluyordu tutsak günde
Gömleğinden pul pul türküler dökülen
Bir çocuk koşturdu haberi
Kaldırıp taa uzaklara hatta sonsuza
İnsansız=düşmansız yerlere attı ismini
Çınladı derin uçurumlar dağlar
Sevgi öldü, öldü sevgi.
A.Kadir Bilgin


RuYa 7 Temmuz 2007 13:37

Bir deniz kıyısındaküçük bir kumsaldım...
Dalgalar okşardı kumlarımı bir anne çocuğun saçlarını okşar gibi...

Her dalga gelişinde bu sefer gitmeyecek sanırdım ama hiçbir dalga kalmazdı
kumlarımın üzerinde*bir nefesten daha uzun süre...

Kimi dalgalar bana deniz kabukları getirirdi kimileri küçük küçücük ama
çok güzel taslar...Hatta deniz yıldızları bile getirenler olurdu ama
hepsi buu...
Hiçbiri kalmazdı bir nefesten daha uzun bi süre...

Kumdan kalelerim olurdu bazen...Altın sarisi kumlardan kendi canımdan yapılmış
kollarımı açmış beklerken görkemli dalgaları gelir Umarsızca yıkıp giderlerdi kalelerimi
arkalarına bile bakmadan...

Kimi büyük bi gürültüyle gelirdi köpüklerini saçarak etrafa büyük bi haşmetle;
kimiyse sessiz ve sakin karanlıkta bir fısıltı gibi...

Ben hep en gürültülüsünü en köpüklüsünü beklerken anladım ki benden ençok şeyi onlar alıp
götürüyordu...Sessiz sakin gelenlerse sanki bana dokunmaya kıyamıyorlar geldikleri gibi dönüyorlardı
masmavi evlerine...

Bazen biri gitmeden bir diğeri çıkıp geliveriyordu.iste o zaman bilemiyordum ne yapacağımı...
Birini kucaklamak isterken diğeri kayıp gidiveriyordu avuçlarımdan

Gel-gitler oluyordu bazen...Kıyılarımdan giden dalgalar dönmüyorlardı geri...Ve ben yalnız kalıyordum
uzuunn bir zaman...Ve ilk dalga vurduğunda sahile yeniden büyük bir gürültüyle içimden bir çocuğun
mutluluğu büyüyordu...

Haydi güzel dalgam*ne olur gel artik
İster fırtınalarla gel ister meltemlerle..ama ne olur gel..
Sahilde bıraktığın köpük köpük gözyaşları yetmedimi?
Bak görmüyor musun?Açtım sana kollarımı.Gel söndür yanan kumlarımı içimdeki ateşi...
Yoruldum seni beklemekden Yoruldum gel-gitlerden...

GEL-GİTME ARTIK! NAZLI TAŞDERE


EyLüL 3Mr3 7 Temmuz 2007 13:56

Gİtmek Mİ Zor?yoksa Kalmak Mi?gÜle GÜle Dİyebİlmek Mİ?yoksa HoŞÇakal Dİyebİlmek Mİ?ardinda BiraktiĞin Sahİle,sen Vuracaksan Baharlar Senİn Rengİnde ÇİÇekler AÇacaksa,olmadiĞin Halde Kumlara İlÂn-i AŞk Yazilacaksa,birakmak Mi Kolay,birakilmak Mi?
Sen Gİttİn Ya;yarim Kaldim…
SÖzlerİm Yarim,okuduklarim Yarim,gÖrdÜklerİm,bakiŞlarimizin Yarisi…
Adimlarim Yarim,yÜreĞİmİn AtiŞi Yarim,cÜmlelerİmİn “Özne”sİ Yok;yarim….
Ortadan İkİye BÖlÜnmÜŞ Sevgİ SÖzcÜklerİ Gİbİ,sularin Kesİk Akmasi Gİbİ,yarim Gİbİ Yarim…
SÖyleyebİldİklerİmİn,yazabİldİklerİmİn Yarisi OlduĞu Gİbİ…
Sen Gİttİn Ya;yaŞadiklarimin Yarisini Da GÖtÜrdÜn…merhaba Dİyebİlmek Mİ Zor?hadİ Eyvallah Dİyebİlmek Mİ Yoksa?kolay Olan…
Beraberken Yaptiklarimizin,yarisini Yapabİlİyorsam Ve Şekerİn KalmamiŞsa Şekerİ Ve Tuzun Da Tuzu…hayat Tadini BuruklaŞtirmiŞsa,hÜzÜnlÜ Bakiyorsa Aydinlik,gece Gİbİ…eksİk DeĞİl Mİ Bİr Yanimiz?..
Kolay Olan…
Arkana DÖnÜp El Sallayabİlmek Mİ?yoksa,yÜreĞİmİn Yarisini GÖtÜrdÜĞÜnÜ BİldİĞİn Halde,zorakİ GÜlÜmseyebİlmek Mİ?
Sen Gİttİn Ya;yarim Kaldim…
Gİtmek Mİ HÜzÜnlÜ?yoksa Kalmak Mi Buruk?İÇİmde DÖrt Nala KoŞan Ayrilik,sende Kalan ParÇami Mi Ariyor?..ellerİnİ Mİ?..gÖzlerİnİ Mİ?..her Yerİm Sende Kaldi,her Yerİn Bende…
Daha Ne Ariyor Kİ Bahane,yarim Sende,yarin Bende KalmiŞken?...ardindan El Sallayabİlmek Mİ Kolay?..

YÜreĞİmİ GÖtÜrdÜĞÜnÜ BİldİĞİn Halde Gİdebİlmek Mİ?


RuYa 7 Temmuz 2007 14:04

Bitti!
Bitmeliydi belki..
Parçalanmış hayatlarımız bütün kalmış bir hayali kabullenemezdi. Mutluluğa kurulabilecek ütopyalar için ruhumuzda beslediğimiz tebessümler, ölüm tehlikesi olan tellerde asılı kalmıştı. Bir hayat izdüşümünde son viyadükte kaybetmiştik birbirimizi. Şimdi bulan yok bizi!

Birbirimize kayıp olmak hayatta var olma oyunumuzdu demek ki. Sen gitmeliydin. Bense; gitme demekten öteye gitmemeliydim. Öyle ya gitsem de dinlemezdin.

Kullanılmamış tüm gülücüklerini bana bağışlıyor şimdi dünya. Sense; ömründeki tüm gitmeler için "elveda"lar topluyorsun azığına. Gitme diyenleri dinlememek içinse çığlıklar yerleştiriyorsun kulaklarına. Oysa ben; azığında duran "elveda"lardan bihaber düşeyazmıştım tek heceye. Sonra düş'e yazmıştım her yolun sonunda sana düşüşlerimi. Hüzne çalan bir sonbahar vaktinde eski kitapların arasında biriktirdiğim bir yığın küflenmiş yalnızlığımla yineliyorum seni. Sonra; içimin deruni çöl gecesinden sesleniyorum sana: 'bana susacak kadar ben, konuşacak kadar sen lazım' diyorum.
Sen olmuyorsun ben "sus" kalıyorum'

Suskunluğum tahrip olup harflere dönüşüyor. Ve ben sana dair kurduğum tüm cümleleri mahya yapıp yüreğime asıyorum. İçimdeki özneliğin devam ediyor. Hayatımda bu kadar önemliyken önemsiz bir edat'a dönüşmenden korkuyorum. Bu yürek mizanseni bir monologdan oluşuyor; diyaloğu hiç olmayacak biliyorum. Ve sen sandığım tüm hayallerini içimin hayat akordu bozulmamış yanlarına saklıyorum.

Sonra gitarımın tellerine satıyorum acılarımı. Acıya bulanan tellerime vurdukça parçalıyorum parmaklarımı.

Geceler titrek elerime bulaşıyor her sabah. Giden "ay"a satır uçlarında kalmış, bir satırdan diğerine düşememiş hasretlerimi teslim ediyorum. Gelen "güneş"e yüzü hüzne bakan şarkılar besteliyorum. Bir çığlıktan uyanıp diğer bir çığlığa gözlerimi yumuyorum. Ve sen sandığım bütün hayallerini içimin hayat akordu bozulmamış yanlarımda saklıyorum.

Doğru yolundan şaşıyorum nefes almanın. Bir yerde veresiye olmayan ölümler çıkıyor karşıma, bir hüznümle bir damla gözyaşıma alıyorum hepsini. Birini ölüyorum. Sonra bir nefes daha alıyorum can sıkıcı bir senfoni tadında. Sonra ikinciyi ölüyorum. Ölmeyi bile beceremiyorum.

Ruhumun dallarında yedi veren acıyla günler eskitiyorum. Dünlerime tuz basıyorum yanına yarınları hapsederek. Ne seni bulabiliyorum bu zifiri karanlıkta ne de kendimi. Tüm sevgim kulağına fısıldanmış bir masaldı belki. İçimde kapan kıyamete, ensemde vurulan düşmana ve avuçlarımda biriken nefretime inat yudumlamalıydım hislerimi. Sana adanmış; ama benden ötesi olmamış fırtınalı bir yolculuktu bu. Haniydi mutlu olamama değecek yâr?

Yokluğuna var olmayı denedim durdum. "ünlem" dedin korktum, "virgül" dedin konuştum, "nokta" dedin sustum, "ayraç" dedin ve kayboldun. İsmimi isminden ayıran işareti sen buldun. Bense; yine yokluğunda var olmayı denedim durum. Kırılmak üzere olan bir kalemle, kızıldan siyaha çalan bir günde sana şiirler kurdum. Bir hayat izdüşümünde, son viyadükte birbirimizi kaybetmişliğimizi, bulunmazlığımızı hayat denilen iki çığlık arası bir nefesten ibaret olan oyunun acı sahnesi saydım. İçimi bu denli yakmaya sen yanlarımdan başladım!

Şimdi hangi rakamı versem sonucu sen çıkar? Hangi seni versem sonunda mutluluk yüzüme bakar? Yok, bu işlem ancak eşitsizliğe yol açar.

İsmin baştan sona ağlamaklı bir ömre bedel!Kayıpsın bana, benli her şeye, belki de en başta kendine! Kayıbız birbirimize. İçimin derinlerinden; koca okyanusları aşıp gelmiş, tüm harfleri hayata devirip kalbime ansızın düşüvermiş bir "mim" oldun. Öyle bir "mim" ki; "elif" i silmiş, "be" yi yutmuş, "te" yi unutmuş, "se" yi uyutmuş! Kendini bir tek "mim" de bulmuş. Şimdi yüreğimdeki "mim" in göz kapaklarıma düşüyor. İntiharına ramak kalan tümceler yakıyor beni. Ben ki kaç nefesimi asmıştım idam sehpasında. Son dileği hep sendi nefeslerimin. Ve ben, son dileği gerçekleşmemiş hayata prangalı bir mahkûm.

Gökten yıldızlar yağıyor üstüme. Birini tutsam diğeri kaçıyor. Payımıza düşenlerden payıma düşenleri alıyorum.

Yoksun ! Yok oluyorum!

Yalnızlığımı demliyorum sensizlikte. Sesimin yamaçlarına ağıtlar yaslanıyor. Yoksun desem de hep varsın bende. Kalemden ve kelamdan çıkan sözler sana. Yeteri kadar yaktın bendeki 'od'u. Hadi git harf harf tümcemden, kalma satırlarımda. Kayıplığımız tüm cümlelerimi süpürüp gitsin. Bende 'ben'den başka 'sen' olmasın. 'Lâl'liği armağan edeyim kalemime. Hadi git harf harf... Kalma bende!

Sen de böyle cayardın demek ki çıktığın yoldan. Oysa aynı giyotin altında, aynı ritimde soluklayacaktık ölümü. Aynı başlangıca uyanıp aynı sona göz yumacaktık. Şimdi ise;

Yok(oluyor)sun! Yok(oluyor)um! Yok(oluyor)uz!

Tüm notaları yarım bıraktık kulaklarımızda. Yarım sözler, yarım şarkılar, yarım şiirler. Başlığı sana teslim edilmiş olan bir yazı bendeki, sonunu ayrılığın imzaladığı. Şimdi hangi yaşam içine sığdırabilir ki beni, sensiz? Sensiz askıda kalmaz mı soluklar?

Kara kalemimden damlayan kara, senmişsin meğer. Ben hep seni çizmek için uğraşmışım yıllarca ve o çizemediğim hem de silmeye kıyamadığım eksik yüz seninkiymiş. Ben senle sevdim aslında beyazıma sadece siyahı çizmeyi. Tüm renklerimi kayıplığımızda demli bir çay gibi yuttum.

Yüzümde git gide derinleşen hüzün çizgileriyleydi kavgam. Her savaşta yenik düşmüşlüğüm onlaraydı. Tüm gülücüklerim sende asılı kaldı. Ceplerime doldurduğum hasretle yürüyorum şimdi yolları. Ayağım iflah olmaz yalnızlıklara takılıyor. Bizi bulmak adına kendimden vazgeçtim sanırken, dönüp baktığımda ardımda kalan ben değil hayat oluyor. Acı mayasıyla yoğrulmuş dünler, çalıntı yarınlar ve tam yüreğinden kurşunlanan bir ömrün portresi kara kalem satırlar..

Günün gecesine çeyrek var. Kalemiminse; günaydınlığına "bir" var. Tüm satırlarım hala uyanmamışken, hadi git harf harf tümcemden.

Pimi çekilmiş bir başkaldırıda yıkıldı umuttan yaptığım kaleler. Ateşten bir gömlek giydim; yıldızlar yağdı üstüme. Duvarıma astığım saniyeler düşüyor ellerime. Özgürlük beyaz güvercinlerin bile payına düşmüyor şimdilerde. Yazıyorum. Her mısra bir ölüme teslim bundan böyle..Az gittim, uz gittim.. masallarına kanmayacak kadar yürüdüm hayat yolunda. Harabe kentleri buldu hep duraklarım. Darağacına astım feryatlarımı. Neye hüküm giymişse zaman, geçit vermiyor anılara. Kurduğum tüm teselli cümlelerini gözyaşlarıma sunuyorum. Düşlerim çınlıyor. Söylesene bana sevmek hangi düşten artakalan bir ıstırap? Bir çift ağıtla gidebilir miyim yarınlara? Adım adım içine yürümeye çalıştığım sevda neden açmadı ki mührünü bana?



Şimdi gün için gece, kalem için sabah. Hala gerçeğimde yok; ama satırlarımda gizli ismin. Sana yol almaktan yorulmuş son nidamı savuruyorum göğsüme... TÜRKAN DEMİR


Mystic@L 8 Temmuz 2007 13:24

uysal kasırgalara yaktığım
türkülerden beni azad edin
kapanmış yaraları depreştirmemi hoş görün
tabiblerin yaşamaz dediklerini
kara bulutlarda saklayışımı da
şanlı suları zafer fermanlarını yakışımıda

olacaksa af'sız kalacak tek şeyim
bir gün bu dağlarda kaybolacak hüznüm.

Adem Özbay


ExaLaNS 8 Temmuz 2007 13:28

bence bizi biz yapan seçimlerimizdir önümüze 2 seçenek koyulmuşsa bunun dışına çıkabilmeli insan farklı olmak amacıyla değil kendini elindeki şartlara bağlı hissetmemek için ne gitmeli nede kalmalı gitse bile yanında olduğunu hissetirmeli gibi bişey :D


RuYa 8 Temmuz 2007 20:37

Karanlıkla süzülüyor içime yıkım ,
Dur! diyorum yıkılıyorum.
Uçurumları başucuma koyuyorum sonra ,
okşuyorum saçlarını rüzgarda
sıcak, ılık bir koku siniyor yüreğime .
Gitme !diyorum, gitme düşüyorum
Sonra beni soruyorlar bana.
Tanımıyorum diyorum, daha hiç karşılaşmadık
Aynı çizgide bilge susu mu dinliyorlar ben sustukça.
Yazık bir çığlığın doğuşu gibi ölüyorlar
önce bir bir sonra hepsi.
Sonra , bir uçurumlar kalıyor bir de yıkımlar.
Verilen her şey boşmuş gibi alınıyor,
Önce bir bir sonra hepsi.
Sonra mı?
Bir ben kalıyorum bir de yalnızlık.
Uçurumlar , yıkımlar , ben ve yalnızlık...


Zorlu bir savaşın unutulmuş cesetleri gibi yatıyoruz yanyana ...
Öpüşüyoruz sevişiyoruz da hatta,
Herşey oyunun yasaklarına uygun bir günah oluyor sonra,
Tek umudumuzu göğe gelin ediyoruz telli kanlı düğün işte…….

Üşüyor saçlar biliyorum dargın mısın ?
Bu baharda mayısa bıraktığım gibi misin hala.
Vurulmuş çocuk gibi büyümemiş yüreğinde hüzün
hala kaçıyor musun zamansız gözlerini bırakarak birilerinde,
hala ellerinden tutup sevgileri dipsiz kuyuya salıyor musun ,ağlayarak….
Küçücük bir dokunuşla son sevilen olabiliyor musun?
Kendin kadar aklımdasın !
Hala öyle savruk bir gök ,
hala öyle yurdunu yatağını bulamamış bir mavi
ve aşkını şaşırmış bir tanrı...
çoğalan sızısıyla mutlu bir yara….

öyle misin mavi gözlü sarı saçlı yoldaşım
öyle bıraktığım gibi misin?
Gerçeği yakmada hala usta mısın ,
yoksa çırak mı yanarken yalanda.
Saçlarıma dolanan aydınlığımsın ,
somutlaştıramadığım tek imgemsin şiirde .
Anlattıkça eksilen tek anlam .
Anlattıkça eksilen tek anlam ….
Hala bıraktığım gibi misin ?
yoksa beni bıraktığın gibi mi...
Kaç mevsimsiz kar düştü toprağıma
Kaç mevsimsiz kar düştü benim toprağıma…

Hala bıraktığım gibi misin?..... SALİH KIRTOPRAK



NAIAS 8 Temmuz 2007 20:41

senin için hangisi faydalıysa o canım ya
gerek yok duyguya o zaman
karasızda kalmazsın

ne yani karışık içim die bunalcammı war sa karar oda duyguyu iteleyerek bulunur


RuYa 8 Temmuz 2007 22:52

Gitmemeliydin
Yüzüm dayalı kalmamalıydı pencerede
Yokluğun bir başka yağmur
yağdırmamalıydı yanaklarıma
Kırık bir cam parçasıyken bedenim
Birakıp gitmemeliydin yabancı ummanlara
Direnirken gözlerim gözlerinde
Yanmamalıydı sol yanımda duran deniz
Ayrılık dememeliydim adına
Senden baskaşı yokken
gözlerimin aynasında
Bükülürken gövdem sevdana
üşümemeliydim
bir türkünün yakarışlarında
Gitmemeliydin hüküm
giydirip suskunluklara NEDİM GÖL


Mystic@L 9 Temmuz 2007 00:47

Ağzımın tadı yoksa, hasta gibiysem,
Boğazımda düğümleniyorsa lokma,
Buluttan nem kapıyorsam, vara yoğa
Alınıyorsam, geçimsiz ve işkilli,
Yüzüm öfkeden karaya çalıyorsa,
Denize bile iştahsız bakıyorsam,
Hep bu boyu devrilesi bozuk düzen,
Bu darağacı suratlı toplum.

Oktay Rıfat


NiliM 9 Temmuz 2007 08:51

Gitmek VeYa Gitmek


Bazen de bilmek lazım
Gitmeği
Veya kalmayı…
İstenmiyorsan gideceksin
Bir daha görünmemek üzere…
İstendiğini bildiğinde ise kalacaksın,
Ucunda ölümün olduğunu bile bile
Ben hep ölümüm pahasına
İstenmeği isterdim…
Ama olmuyormuş benim istemimle
Asıl istek karşıdan gelmeli
Gelmiyorsa karşıdan istek,
Fazla da yormamak gerek kendini
--ve karşıyı
Bana eyvallah karşıdaki sevgili
Seni sana emanet ederek,
Seni sana bırakarak,
Gözüm sende kalarak gidiyorum…
Unutma ki senden alacağım var.
Sendeki alacağım sadece
Yüreğimin kira bedelidir.
Sendeki alacağım
Sevgimin ödenemez ücretidir
Hoşçakal…
Hoşçakal ve kendine çok ama çok iyi bak…
Unutulmayacak sevgili…

Orhan Çapan


RuYa 9 Temmuz 2007 18:51

BİR GİDİŞİN ÖYKÜSÜ
Git.yüzüme öyle bakma git.Hiç durma,bir gidenin bir daha giremeyeceği kapı orada,git. Hiçbir şey açıklamak zorunda değilsin.
Giderken söyleyecek bir şey bulamaz insanlar.Sen bahanelerin arkasına sığınanlardan olma,git.

( Oysa daha doyamadım sana…Kokunu yeterince çekemedim içime…Yapacağımız ne çok şey vardı…Neler planlamıştık… Şimdi ne yapacağım ben?Nasıl duracağım ayakta? ‘’ Kal ‘’ dersem kalır mısın yar?Nasıl istiyorum yalan bile bu gidiş sadece zorunluluktan,bekle beni döneceğim’’demeni…)

Her aşk biter sen de git.Hem zaten biteceği daha baştan belli bir aşktı bizimkisi.Sen gitmesen belli ki bir gün ben gidecektim.Herkes kendi tercihini yaşar ve sen tercihini yaptın.Rahat ol,git.Aklın kalmasın burada.Dramatik olayların kahramanı olmayalım,git.

(Benim aklım sende kalacak.Sadece aklım değil yüreğimde…Bitmezdi bizim aşkımız…Asla terk etmezdim seni.Benliğimi,varlığımı,hayatımı adamıştım ben bu aşka.Beni tercih etmeni isterdim,benimle yaşamanı isterdim.Şimdi kimi yada neyi şetçiğinin ne önemi var artık?Ağlayacağım ardından,kahretsin ağlayacağım.)

İstersen dost olabiliriz,haberleşiriz birbirimizle.Sen mutluluğu hak eden bir insansın.Elbette ben de mutlu olacağım merak etme,git.Hayatımıza başkaları girecek ve biz belki de birlikte yaşadıklarımızı bir süre sonra hatırlamayacağız bile,git.Hangi yara kabuk bağlamamış ki bugüne kadar?Hangi ateş sönmemiş ki?Yapman gerekeni yap,git.

( Sensiz mutlu olabilir miyim ben yar?Unutabilir miyim bu kadar kolay?Yaşadığımız onca şeyi silebilir miyim.Mümkün değil,seni içimden çıkarıp atmam mümkün değil.Biliyorum,hiçbir ilaç iyileştirmeyecek senin açtığın yarayı.Senin yaktığın sevda ateşi hiçbir zaman sönmeyecek.Senin mutlu olmanı istediğimde yalan.Mutlu olma yar,benim gibi sene mutlu olma.Belki o zaman, yeniden dönersin bana…)

Haydi zaman geçiyor artık,git.Aslında sana teşekkür etmeliyim.Beni bu aşkın yükünü taşımaktan kurtardığın için.Rahatladım biliyor musun?)

( Gitme benim güzel sevdalım,gitme.Beni bu dünyada bir başıma bırakıp gitme.Gidip de yüreğimi öldürme.İçim acıyor,kalbim sıkışıyor.Ben asıl sensizliğin yükünü taşıyamam gitme. Ne olur,gitme…) SERKAN UMUTOĞLU


CyniX 9 Temmuz 2007 19:53

Ayrılık
Vedalar zordur
Ayrılıklar içinden söküp atar bir şeyleri,
Adını koyamadığın acılar yükler omzuna…
Giden için mi zor?
Kalan için mi?
Cevapsız bir sorudur asırlardır
Biz insanoğlu
Çareyi buluyoruz da her şeye
Kalbimizin derinlerine dokunamıyoruz bir
Ayrılık acısının en yoğun olduğu yere
Bilen varsa söylesin
Çare varsa göstersin
Giden için mi zor?
Kalan için mi?


RuYa 9 Temmuz 2007 22:30

Eğer gitmeden önce dinleseydin beni
Söyleyecek çok şeyim vardı sana
Gitmeden önce süzseydin gözlerimi
Beki o zaman duyardın içimdeki sesi

Ne bileyim, seni seviyorum derdim
Gitme, kal bu gece
Atma beni sensizliğe
Gönlümden geçen her şeyi, ama her şeyi söylerdim

Yazıp da veremediğim mektupları tutuştururdum ellerine
Ve verip de okumadığın şiirlerimi
Kalman için lâfa tutardım seni
Salakça da olsa bir şeyler söylemeliydim
Ve sen bu şekilde gitmemeliydin

Bu gidişin geri dönüşü var mı bilmiyorum
Giderken senin adınla başlayan plak çalıyordu
Sen arkana bile bakmadan gittiğinde
Plaktaki şarkıcı senin adını son kez söylüyordu

Pili bitmiş bir saat gibiyim
Ne kollarım çalışıyor
Ne de bedenim
Söyle, ben sensiz neyleyim

Elimi sıkıp hoşça kal demeliydin
Terk etmenin de bir şerefi olmalıydı
Ufacık da olsa bir kelime söylemeliydin
Ama sen bir elveda bile demedin

Gözlerine son kez baktığımda
Süzülen yaşları gördüm yanağından
Ama sen görmedin gözlerimdeki seni
Ve duymadın içimdeki sesi

Kalan kalır, istemeyen gider
Zorla güzellik olmaz gülüm
Sevmek gibi, ayrılık da kader
Bilmem ki sensiz günler nasıl geçer




Elimde tutuyorum fotoğrafını
Ve son kez dinliyorum senin adınla başlayan plağı
Haykırıyorum dağlara taşlara
Her kez duymasına duyarda
Bilmem ki sen duyar mısın feryadımı
CAN ŞENER


Mystic@L 10 Temmuz 2007 00:48

Bir an önce ikna et o karanfili
O şiirden çıkıp gelsin
Ve eleştirmenlere söyle
Edip Cansever türü bir incelik gösterip
İncitmesinler ölen şairlerin şiirlerini
Saygıdandır
Biraz bekle hele bir ustalar uyusun
Yoksa gelmem sana

Sıkıyönetimlerde yalnız başına dolaşan
Mahkemelerde tanıklığı kabul edilmeyen
Ve bir kibrit alevinde
İnce bir fikir gibi parlayan
Her şairi barındıracak bir şiirin içine girip de
Kapısını penceresini aralamadan
Gelmem sana

Şiir ve sen
Öylesine nazlı ve duyarlısınız ki
Sol yanımda tarafsız bir orman
Sağ yanımda taraflı bir ağaç
Çağır beni
Derelerin denizleri görme düşü gibi
Al beni
Dışarısı yağmur
İçimde bir yaprak büyür gibi
Yasin Erol


RuYa 10 Temmuz 2007 14:08

İşte Gidiyorum,
Bir şey demeden, arkamı Dönmeden,
Şikayet etmeden, hiçbir şey almadan,
Bir şey vermeden,
Yol ayrılmış görmeden,
Gidiyorum…

Hayat mutsuzlukla harcanacak kadar uzun değil sevgilim. Dışarıda bir yaşam var,
heyecanlarıyla, mutluluklarıyla, cıvıl cıvıl akan bir yaşam. Biz burada “biz”
olabilmenin kavgasını verirken, ve tüm mutsuzluğumuza rağmen bunu başaramazken,
dışarıda bir yaşam geçiyor. Doğan her güneş için ömürden gidiyor derler.
Ömrümüzden gidiyor sevgilim. Hayat ellerimizden akıp gidiyor…

Madem ki istiyorsun öyleyse durma git
Beni düşünme rahat ol yalnız kalabilirim
Sende bilirsin hiç bir acı sonsuza dek sürmez
Hatta her an yeniden sevebilirim

Mutlu olmak istedim ben sadece. Seninle ve mutlu olmak istedim. Sensiz mutlu
olmamın imkanı yoktu sanki. Öyle çok sevdim ki seni, sen olmazsan gülemem, sen
olmazsan yaşamayı sevemem gibi gelmişti. Oysa çok sevmek yetmiyormuş mutlu olmak
için. Tek istediğim mutlu olmaktı. Seninle mutsuz olmaktansa, sensiz mutsuz
olmayı kabulleniyorum şimdi. Belki sadece birimiz mutlu olabiliriz böylece…

Senin mutluluğun benim sevincimdir sevgilim…
Ne küslük var ne pişmanlık var kalbimde
Yürüyorum sanki senin yanında
Sesin uzaklaşır her bir adımda
Ayak izim kalmadan Gidiyorum…

Seninle olmak her şeye değer demek isterdim sana. Seninle olmak için mutsuzluğu
göze alabilirim demek isterdim. Ama olmadı. “biz” olmayı başarabilseydik,
sınırsız, çıkarsız sevebilseydik, belki. Sana karşı hiçbir kızgınlık yok içimde.
Sen her zaman seveceğim ama mutsuzluk içinde anımsadığım hoş bir anı olacaksın.

İkimiz içinde doğru olan böylesi git
İnan bana sandığın kadar üzgün değilim
İçimde yepyeni bir hayata başlamanın
Sevinci ve heyecanı var artık git…

Belki böylesi doğruydu. Hiç doğru insan olamadık birbirimiz için. Doğru yaşam
değildi. Doğru zaman değildi. Oysa çok sevdim seni. Sen her zaman çok sevdiğim
ve asla unutmak istemeyeceğim acı bir anı olarak kalacaksın sevgilim.

Git…
Git…me dur ne olursun
Gitme kal yalan söyledim
Doğru değil ayrılığa daha hiç hazır değilim
Aramızda yaşanacak yarım kalan bir şeyler var
Gitme dur daha şimdiden deliler gibi özledim... NEDİM BOZKURT


Mystic@L 10 Temmuz 2007 19:45

Habersiz bir yağmur gibi
Her gün yağıyorsun içime
Sevinçlerinde ucu ucuna yaşayan bir aydınlık
Bana çocukların sevdiği bir denizi
Önceliği uçurtmalara tanıyan gökyüzünü
Yön arayıcılarının kullanmadığı geceyi
Ve sadece yüzünden sevilen bir şehri getir
Yoksa gelmem sana
Ben aşkta önümü görmek isterim.

Bir an önce ikna et o karanfili
O şiirden çıkıp gelsin
Ve eleştirmenlere söyle
Edip Cansever türü bir incelik gösterip
İncitmesinler ölen şairlerin şiirlerini
Saygıdandır
Biraz bekle hele bir ustalar uyusun
Yoksa gelmem sana

Sıkıyönetimlerde yalnız başına dolaşan
Mahkemelerde tanıklığı kabul edilmeyen
Ve bir kibrit alevinde
İnce bir fikir gibi parlayan
Her şairi barındıracak bir şiirin içine girip de
Kapısını penceresini aralamadan
Gelmem sana

Şiir ve sen
Öylesine nazlı ve duyarlısınız ki
Sol yanımda tarafsız bir orman
Sağ yanımda taraflı bir ağaç
Çağır beni
Derelerin denizleri görme düşü gibi
Al beni
Dışarısı yağmur
İçimde bir yaprak büyür gibi
Yasin Erol


RuYa 10 Temmuz 2007 20:04

Gecelerin ötesinden sesleniyorum
Duyuyormusun?
Eminim duyuyorsun,
Gülümser mi yoksa
Gözbebeklerime asıp gittiğin
İçime içime doğru bakan gözlerin.
Sevdana yaktığım her ağıt
Çığlık çığlığa ulaşmalı sana
Ayaklarım uğrayamıyorsa
Yaşadığın mekan'a
Dinle ve ağla ağıtlarıma.
Reddin aşılmaz setler çekmesin
Sen benim tam canevimdesin
Yüreğin yorulup tıkandıysa sevgiden
Bırak engelleme beni
Sevgim ve şevkatimle doldururum yeniden.
Ah benim gül yüzlüm
Ah benim iki gözüm
Başka ne yapabilirim.
Anıları yanıltma çaban boşuna
Yorma kendini, bırak uğraşma
Kirlenmemiş seven soluğun içimde
Her aldığım soluk yeniden yeniden
Taşıyor seni bütün hücrelerime.
Gecelerin ötesinden sesleniyorum
Duyuyormusun?
Vapur düdüklerine seslenişimi
Martı gözlerine bakışlarımı
Avuçlarına terimi bırakmıştım
Kızamam sana imkansızım, kızamam
Vapurları yak, batır yok et
Martıların gözlerini oy çıkar
Avuçlarından terimi kazı istersen
Sür çıkar şehrinden adımı
Ben zaten vaz geçmişim kendimden
Ama gül yüzlüm
Bilmelisin
Senden asla vaz geçmem, geçemem.



Esel Arslan


Mystic@L 10 Temmuz 2007 22:01

Yollar uzadıkça yük ağırlaştı,
Ateş düştü gönlümdeki harmana
Bıraktım ağrıyı, sızıyı bir yana;
Hasretinden ipil ipil yanarak,
SANA geliyorum SANA
Bir avuç toprak

Seyrettim uzaktan benliğimi ki,
Et, kemik, kan değilmiş mana
Habibin hakkına, İsmin hakkına
Af dilemek icin ağlayarak,
SANA geliyorun SANA
Ya HAKK...

Abdurrahim Karakoç


NAIAS 10 Temmuz 2007 22:51

GİTMENİN KOLAY OLDUĞUNU KİM DÜŞÜNÜR
KALMANIN ZOR OLDUĞUNU KİM İDDA EDEBİLİRKİ
HER SEWDA AYNIMI?HER KALP BİRMİ?BENZERMİ BENİM KİNE?


DEĞİL Kİ AYNI



SEWDİĞİM İNSANSA UZAKTA OLSA ÇOK UZAKLARADA DA OLSA O BENİM YANIM DA ZOR OLSADA İŞTE O BENİMLE ONU SEWDİĞİM İÇİN KALBİMDE


SEWMEDİM İNSANSA UZAKTA OLSA HADİ YAKINIM DADA DA O SEWMİYORUM Kİ NE FARKEDER BURNUMUN UCUNDADA OLSA KALMAKTA ZOR DEĞİL

ZOR OLMAK TA GÜZEL ACI DA GÜZEL SEWDİĞİN SENİ SEWİYOSA NE ÇIKAR YOLLAR ENGEL DAĞLAR BARİYEL OLSA ÖNÜNE AŞARNINIZ GÖLLERİ DENİZLERİ SEWGİNİZLE

:) zeynep


RuYa 10 Temmuz 2007 23:11

Gitmek istiyorsan gidebilirsin..zorla kal desem ki ne farkeder? seni mecbur edemem ki beni sev diye...seçim senin yollar senin gidebilirsin.Ama ne olur kalbini götürme seni unutmamı isteme benden!!!.Ben mecburum sana toprağın suya,kuşun uçmak için kanatlarına,günün aydınlanmak için güneşe muhtac olduğu gibi ben de muhtacım sana...Hiç dönmeyeceğini bile bile beklemeliyim..Sen gittikten sonra ayakta durabilmek Yaşama devam etmek için mecburum..yanımda canımda kanımda,işte tam buram da sol yanımda olmalısın.Hep yaşatmalıyım seni hep yaşamalısın bende...
Gönderiyorum seni gözyaşlarımı içime akıtarak.Ağlıyor kalbim ama sesini senden saklıyarak..dudaklarından ayrılık kelimesi çıktığı o anda,işte dedim belliydi bu aşkın sonu taa başından...
Git sevgili git mutluluğu aşkı bende bulamadıysan..bunca sevgime rağmen bende kalamayacaksan..git sevgili git başka bir gönülde mutluluğu aşkı bulacaksan...ama ne olur kendin git kalbini bırak bende kalsın..ne olur sevgili ne olur seni unutmamı isteme benden...
Bir kere seni yar bellemişim ben..aşkın o kadar büyük ki yüreğimde.Sen varsın küçücük dünyamda,sana o küçücük dünyamda koskoca bir saray kurdum ben..eşiği sevgi çatısı aşk..altından değil süslemeleri,duvarlarında adın var yazılı santim santim,milim milim kazılı.Ben bu sarayın harcını aşkımla kardım.Ruhumla süsledim nakış nakış bezedim..senin için öyle bir taht kurdum ki içinde..Oysa sen gidiyorsun git sevgili!!!.Ben bu sarayın ebedi bekçisi olacağım,geri dönme ihtimalinle yaşayacağım..Ama sana söz sevgili söz.Tahtına kimseyi çıkartmayacağımmm.... CEREN NURYÜZ


CyniX 15 Temmuz 2007 19:18

Ben Artık Gidiyorum

Sana sımsıkı sarılmak istiyordum... Ah bir görsem, bitirsem içimdeki özlemini bu kadar zor gelmeyecekti senden, sevginden vazgeçmek... Nasıl olsa alışkınım ya seni görmemeye, galiba böyle de başarabilirim...

Neler yazmak istiyorum sana bir bilsen, tek yapabildigim yazmak oldugundan yine yazıyorum işte! Seni daha önce de yazmıştım ama bu kez bir daha yazmamak üzere, seni beynimde, içimde bitirerek yaziyorum, yada bitirmek isteyerek... Ne kadar sürer bilmiyorum ama ben senden, sevginden vazgeçmek istiyorum.

Dünyaları etrafında döndürmek isteyen bir kalbi bilerek isteyemezdim. Kendimden ve senden habersiz "bir tanemmm" olmuştun sen... Öyle ya; Sen bir taneydin; Eşin benzerin yoktu yeryüzünde, Yoktu Sen Kadar Güzel Güleni!

Ne kadar gerçeksen o kadar yalandın... Ve ben her seferinde en baştan başladım... Yeniden bir sondayım ama bu kez yeniden başlayacak gücüm yok... Ben senden vazgeçmek istiyorum!

Herkes gibi biri olmanı yada hiç kimse olmanı istiyorum... Sesini duymak için telefonlara sarılmaktan vazgeçmek, ismini duydugumda içimin titreyip,gözlerimin dolmasından kurtulmak istiyorum... Senin benim için herhangi biri olman ne kadar zor bir bilsen... Zaten kolay olan ne vardı ki benim için; Sanki seni öldürmemle sevmem arasında hiçbir fark yoktu.... Ve ben hep sevgim yüzünden cezalıydım...Hiç sonu olmayan bir yolda seninle yürümek,yeni çıkan filmleri birlikte izlemek, saatlerce sana sarılı kalmak,sadece ama sadece bir kez olsun sana sarılıp uyumak, bir sabah gözlerimi açtıgımda yanımda seni bulmak isterken, sen sevgimle utanmamı sagladıgın için galiba gerçekten "bir taneydin"!

Işte bu yüzden imkansızlıgına hep inandım!
Ben yalnız kalıp seni düşünmeyi deli gibi sever oldugumda, sen benim her şeyim oldugunda ben senin için hiç yoktum... Bu yüzden yalnızlıklarım, aglamalarım, özlemlerim canını hiç acıtmadı.Benim tarafımdan sevilmek belki de hayatında önemseyecegin en son şeydi...

Keşke kendi dünyamda bir zamanlar seni sevdigimden hiç bahsetmeseydim
Sen beni hiç sevmedin!
Ben Seni Seviyorum dedigimde Seni Seviyordum!
Ben Seni Özlüyorum dedigimde Seni Özlüyordum.
Ben Senin Için Ölürüm Dedigimde ben senin özleminden zaten ölüyordum...

Ve Ben Simdi Senin Hayatından Gidiyorum!

Ben Kaybettim...
Sen Kazandın!
Artık sesimi duymayacaksın...

Sana sımsıkı sarılmak istiyordum, kokunu içime yıllarca bana yetecek kadar çekerek, sana sımsıkı sarılmak istiyordum.... Gelmedin!

Gelsen yapabilir miydim bilmiyorum...Ben artık gidiyorum..


Mystic@L 16 Temmuz 2007 01:34

Ankara’ya yine karanlık çöküyor
Günler esmer,esmer esiyor
Yüreğim ay çekirdeği yaprağında kaldı
Uzanıp yapraklarını okşamak istiyorum

.....Boşluğa az kaldı,nefesim tükeniyor,
Bu gece şafak nasıl sökecek bilmiyorum
Ankara’nın karanlığını sıyırıp güneşi görecekmiyim...
Yapraklar dokundurmuyor yürek eğmiyorlar…

Murat İnce


avadar 16 Temmuz 2007 01:38

VALLA seni bilmem ama ben yatmaya gidiyorum kendine ii bak


RuYa 16 Temmuz 2007 16:02

Sabah ayazı dokunur
Gül yanağına
Bu ayrılıkta bana dokunur gitme
Baykuşları tünetme
Sevgi bağına
Allah’ını seversen gitme
En büyük aşk imkansız olanmış
En büyük aşk yalanmış
Derim gidersen….gitme
Sabah ayazı dokunur gül yaprağına
Bu yüzden dağları sis kaplar
Ve bu yüzden çiçekler büyümez
Açmaz tomurcuklar
Bak yalvarıyorum gitme
Allah’ını sever sen gitme
Beni buralarda perişan etme
Beklemek ölümden ötedir
Bilmezsin sen gitme
Yüreğim ökseye tutulmuş
Çırpınan yaralı bir kuş
Ben saksıda kuruyan çiçek
Gidersen bu can ölecek gitme
Allah’ını seversen gitme .. Vedat Özer


Mystic@L 16 Temmuz 2007 21:18

Alır seni korum damla damla
suyuma, ekmeğime, aşıma,
kaygıma, sevincime, acıma,
umuduma, sabrıma, gücüme

Alır seni bölerim parça parça,
dağıtırım topraklara, denizlere, geceye,
Açılır her sabah kapılar gözlerinde,
girerim ışıltılı, yemyeşil bir bahçeye

A.Kadir


RuYa 18 Temmuz 2007 15:19

Dengeleme
paltomun bir cebine ölümü, bir cebine hayatı koydum
bir cebine sevinci, bir cebine acıyı
bana gelişini senin, sonra benden kaçışını
paltomun bir cebine kahramanlığı, bir cebine korkaklığı koydum.
Bir yanına dostlarımı, bir yanına düşmanlarımı...
Ne kadar çok şey var bu dünyada
nefret edilecek ve sevilecek olan
paltomun bir cebine aklımı, bir cebine yüreğimi koydum
ancak böyle yürüyebildim.

Ahmet Erhan


Mystic@L 18 Temmuz 2007 23:27

Ayrılık şiiri

Her satırı
mendireğe dizili karabatağa benzeyen
bir mektup bırakarak
balıkçı koyundan
sisler içinde uzaklaşan kayık gibi
bir sabah usulca ayrıldın
koynumdan

Bütün yolcularını
boğaz köprüsünün çaldığı
araba vapurunun
boş seferleri
gibi yalnızca rüzgar
gezinir sensiz
yüreğimde

Durgun bir sudur aslında deniz
ki çocukların
acemi oltalarını denedikleri
kuytu bir iskelenin
tahtaları altına yazdığım
ayrılık şiirini okudukça
dalgalanır

Sunay Akın


Mystic@L 19 Temmuz 2007 13:15

Sınırsız sevdim gökyüzünü
sevemedim tutsaklığı bi-türlü

güvercinleri
mavi
göklerde
sevdim
beyaz beyaz uçarken


çiçekleri
yeşil
dallarda
derdim
nazlı nazlı açarken


oldum olası
ne bir saksım olsun istedim
ne bir kafesim
isterdimki,
sevdalı bir rüzgar olsun
yaprakları okşasın sesim

isterdimki,
yeryüzü çiçeklerin
gökyüzü güvercinlerin olsun
güneşin okşadığı her yer
özgürlük koksun

ve şiirler
en güzel sevgilim olsun

Nuri Can


RuYa 19 Temmuz 2007 13:50

  1. Sığ zihniyetimle karalanmış bir sürü zırva
    Şahidim sadece kalemim ve siz
    İçimdeki volkanı yitirdim
    Ne kadar olsa da sözlerim saçma, kelimelerim kifayetsiz
    Bedelsiz tahammülünüzden istifade ettim

    Çapraz ateşlerin arasından endişeli sıyrıldım
    Namert sevdaların ipini çektim bu idam tezgâhında
    Yaptıklarımın bazılarından pişmanlıkla
    Bazılarından alnımın akıyla çıktım

    Sevdim yazmayı, beyaza kara izler bıraktım belki
    Klorlu çeşme suları içip sarhoş oldum
    Döktüm en mahrem sırlarımı ortaya

    Karşı çıkıp küfredenler oldu başarısız başarlarıma
    Allah a havale ettim her bir tedirginliği

    Şimdi elveda çanlarının çaldığı bir hüzün havası
    Körpe hislerimle gidiyorum gözlerden uzağa
    Aynaların sırrı gibi izleyeceğim arkadan sizi
    Elveda...

    SEDA KARAKOÇ..



Saat: 05:14

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık