![]() |
Ayrılık günü Ben nice ayriliklar gordum omrumce Kuslar gordum; kirilmis kolu, kanadi Ayri dusmus sevdiginden kuslar gordum Hic bir ayrilik bana bu kadar komadi Ayriligin bir agridir vurur sakalarimda Ve buyur gozlerimde bir okyanus kadar Derinden ses verir icimde bir tel Sonra, birdenbire kirilir, kopar Yeryuzu cekilir altindan ayaklarimin Gecer basima coken bir tavan gibi gokyuzu Durmadan calinir kulaklarimda Sarkilarin en huzunlusu Seni alip uzaklara giden otobus Benim uzerimden gecer hisimla Devrilir, bakakalirim ardindan Bir sel gibi akan gozyasimda... Artik ne yapsam bos, teselliler faydasiz Karanlik gitgide en derinlere ceker beni Caresiz butun sokaklarinda bu sehrin Boyle perisan beklerim donmeni Dolasir birbirine yorgun ayaklarim Ellerimi koyacak bir yer bulamam Nereye gitsem en koyusu acilarin Ne yana baksam, cildirtan bir aksam Istesem ben bu omru, bu talihi istemem Boyle durup durp senden ayrilmak varsa Orada bir mezar kazilir benim icin Ayriligin nerede baslarsa. Ümit Yaşar Oğuzcan |
Terk edilmiş bir sokaktayım.. Bütün duvarlar bana dargın.. Dargın bana bütün yollar,Seni sevdiğim için.. Ardından ağladığım için... Oysa.. Yıldızlı gecelerde gözlerini gölgeleyen bendim.. Şafağın ışıklarını birer birer ben söndürdüm.. Bulutları ben iteledim dağ başlarına.. Sevdalılarını sığ denizlerde boğan bendim... Nehirleri ben kuruttum.. Ve Ask'ı ben yaktım..Sen gitmeyesin diye!... yorumlarınıız bekliyorum . ... Bir labirentin sonundayım şimdi.. Ya yasayacam ya da öleceğim.. İkiside benim elimde.. Bütün sokaklar dilsiz,bütün sokaklar sağır.. Teker teker geçtim karanlık odalardan.. Yüreğim paramparça aştım engelleri.. Takıldım,düştüm,çok beter hırpalandım.. Ama inan bana Ay Parçam.. Sevdandan bir nefes,Tek bir nefes olsun usanmadım... Bütün sokakların gözü benim üzerimdeydi.. Aklımda sen varsın diye.. Beni en zayıf yerimden vurdular “......” Çok uzaklardaydın, nasıl bilecektin.. Geceydi... Karanlıktı... Sarhoştum... Beterdim... Neye yarardı ki sensiz Ask? Bir kez daha gitmeyesin diye..Ask'ı ben yaktım!... . . İnce yağmurlu bir gecede,Kör bir bıçak gibi saplandın yüreğime.. Kan çıkmadı mı sanıyorsun gözlerimden.. Bir sırrımı daha öğrendi gökyüzü.. Ne ay anladı, ne güneş ıslak yüreğimi.. Kara dumanlar yolladım sana,Sarsın diye vefasız bedenini.. Soğuktu,karanlıktı, çiseliyordu.. Isıtmak için sensiz bedenimi..Ask'ı ben yaktım! . . Sevapsız bir günahkarım şimdi.. İşte çırılçıplak karşındayım.. Dalgaları elinden alınmış bir gemi.. Yıldızları çalınmış bir gökyüzü.. Buzulları erimiş ılık bir kutup.. Ve karanlıkta çalınan bir ıslık gibiyim.. En mahrem sırrımı doluyorum boynuna.. Masum çocukların uçurtmalarını ben parçaladım.. Oyuncaklarını kıran bendim bebeklerin.. İçimdeki yangınlara sığdırıyorum Göz yaşlarımı.. Bir kıvılcım oldu ismin dudağımda.. Geceydi... Karanlıktı... Sarhoştum... Beterdim... Deli gibi yollara düştüm,Belki ölürüm diye... Olmayınca..!!! Ask'ı yaktım... . . Bir baksana şu halime, ellerim kan ter içinde.. Bir diken yüzünden bütün gülleri birer birer ateşlere attım.. Gitti dediler senin için, Bilmiyordum... Ne senle oluyor, ne de sensiz.. Yokluğun cehennemin diğer adıymış.. Ben deli, ben divane,Nerden bilecektim?.. Ey ayın en güzel hali olan parçam.. Ben Aşk'ı Sen Gittin Diye Yaktım....!!! SALİH DİREK |
GİTMEK GİT DERSE ZOR AMA EN ZORU GİT DEİKTEN SONRA KAL DİYE BAĞIRMASI İŞTE ASIL O ZAMAN GİTMEK BİR ŞEY DEĞİL ASIL KALMAK ZOR OLUR |
Şimdi gidiyorsun!... Git! Oysa senden tek bir damla istemiştim Sana kocaman bir deniz sunmak için... Şimdi gidiyorsun!... Git! Ne zaman başladı bu hikaye Anımsamak zor... Gençtim Hazırda fırtınalarım vardı dört nala sevdalarım... Komazdı öyle üç-beş nöbetleri... Geceler içimi acıtmazdı böyle... Bir insan bu kadar eksilebilir mi! Hatırlarsan sesine uyku kaçmış bir adam vardı Bu şehrin biryerlerinde... Düşler ormanının gece bekçisi derdin sen ona... Gözlerinde gizledi o seni sen bilmedin!... O adam bendim unuttun mu! Bak sevdiğin adam gülmeyi bile unuttu! Seni unutamadı! İşin kolayına kaçmadım... Uğruna ölmedim yani Uğruna ölünecek sandığım biri için yaşadım hep! Sen bunu da bilmedin!... Ben bir bakışına bin anlam yükledim!... Sen aşka kestirmeden gittin!... Bir hayatın özetini bırakıp avuçlarıma Şimdi gidiyorsun!... Git! KAHRAMAN TAZEOĞLU |
Ezberlenecek hiçbir şey yok bu dünyada Kirletilmemiş bir bulut bile yok artık Böyle diyorsun her yolculuğa çıkışımda Yaşadığın kent de sana benziyor gitgide Ne zaman dönmeyi düşünsem yangın çıkıyor Ya da erteletiyorum biletimi son anda Uzun bir sessizlik oluyorsun dağlara baksam Karşılıksız mektuplar kadar burkuluyor kalbin Yazdığım şiirler de canımı sıkıyor artık Fotoğraflarımı yırtıp atıyorum tek tek Ve ben bütün yapraklarımı döküyorken şimdi Eylül diyorsun, tam da orda başlıyor ayrılık Üşüyünce ağlıyorsun yalnızım dememek için Uçaklar gemiler trenler çiziyorsun duvarlara Kendine bir deniz bul artık bir de rüzgâr Parçalanacağın bir uçurum bul bu dünyada Tek tutkun o kenti bırakıp gelmek olmalı Ve gelirken havaya uçurmak bindiğin otobüsü Birden ayrımsadık ki ayrılık orda başlıyor Tam da çiçeklerin sulanmadığı yerde Konuşacak bir şeyler bulamıyorsak günboyu Derim ki ayrılık gündemdedir ne yapılsa Ve sen bütün ayraçları kaldırdığını sanmıştın Ama unutmuşsun yine de ayrılık ayracını Ahmet Telli |
Sende mi gitmelisin... Seni sevdiğimi söyleyemedim hiçbir zaman İzin veremezdim sözlerin bizi kirletmesine, Ama bakışlar yetmiyor muydu? Kalbim her durduğunda, Nefesim her kesildiğinde, Anlamıyor muydun hissettiklerimi? Masum dokunuşlardan irkildiğimde, Yanaklarım kırmızı gezdiğimde, Belli olmuyor muydu aşkım? Ama seni sevdiğimi söyleyemedim... Biz yasağız, sevgimse kaçak. Aramıza girenler, ayırmaya çalışanlarda Önemli değil benim için. Kaybedeceklerim zaten benim olmamış hiç. Ama sen... Ya seni kaybetseydim, Ya o sözler kırsaydı bizi bağlayan zincirleri... Seni sevdiğimi söyleyemedim, Ve sen gidiyorsun şimdi. Seni sevmeye mahkûmum zaten. Her akşam gözlerimden de taşsa sevgim, Geçen her gün biraz daha götürse de benden, Umudumu da çalsa, Seni sevmeliyim. Ve bir gün gelecek unutacaksın adımı. İşte o yüzden, Hoşça kal.. SABRİ GÜNEŞ |
Kal Biraz Daha Bu veda faslından belki cayarsın Gözümün içine dal biraz daha Yüreğim derin ağı duyarsın Aşktan nasibini al biraz daha... Gitme, gitme, kal biraz daha Gitme, gitme imanın varsa Allah'a Kurtuluş yok, aşkım alın yazındır. Ne söylersen söyle merhem nazırdır. Emrine amade gönlüm sazındır Mızrabın olayım çal biraz daha Gitme, gitme, kal biraz daha Gitme, gitme imanın varsa Allah'a Uğur Işılak |
AŞK Şimdi sen kalkıp gidiyorsun. Git. Gözlerin durur mu onlar da gidiyorlar. Gitsinler Oysa ben senin gözlerinsiz edemem bilirsin Oysa Allah bilir bugün iyi uyanmıştık Sevgiyeydi ilk açılışı gözlerimizin sırf onaydı, Bir kuş konmuş parmaklarıma uzun uzun oturmuştu Bir sevişmek gelmiş bir daha gitmemişti Yoktu dünlerde evvelsi günlerdeki yoksulluğumuz Sanki hiç olmamıştı Oysa kalbim işte şuracıkta çarpıyordu Şurda senin gözlerindeki bakımsız mavi, güzel laflı İstanbullular Şurda da etin çoğalıyordu dokundukça lafların dünyaların Öyle düzeltici öyle yerine getiriciydiki sevmek Ki karaköy köprüsüne yağmur yağarken Bırakasalar gökyüzü kendini ikiye bölecekti Çünkü iki kişiydik Oysa bir bardak su yetiyordu saçlarını ıslatmaya Bir dilim ekmeğin bir iki zeytinin başınaydı doymamız Seni bir kere öpsem ikinin hatrı kalıyordu İki kere öpeyim desem üçün boynu bükük Yüzünün bitip vücudunun başladığı yerde Memelerin vardı memelerin kahramandı sonra Sonrası iyilik güzellik. Cemal Süreya |
karanlık bir nehir akar gider kederli kulaklarımda yetim çakal sesleri kalır yıldızlar bile iğreti yökyüzünde tenimde eriyip dökülen ayın izleri kalır bir düşü örseler gibi uyanıyorum seni buluyorum çöllerin ceylan kızı bütün kollarımla kucaklasam diyorum.. . Öyle kanıyorum ki kasığımdan fırat hiç kalır akıttığım kana acımıyorum asla ama sen sürmelenip gidiyorsun ya bende kara ayıp, bende ağır utanç bende suç kalır yanıtı kekeme bir sorudur gözlerin kesik bir başı okşar gibi bakar gözlerin gözlerin bir çift turna gölden su içer iki bahar gider seninle, kerbela kalır (Saçlarını Sancıma Sür) Hamdi Özyurt |
Ben içimdeki çocuğu kirpiklerinin arasındaki dünyada keşfettim. şimdi kapatma gözlerini gölge düşmesin içimdeki çocuğa sus,,oyundaki tek arkadaşım: kimseye söyleme kaçıp kaçıp geldiğimi sana ay ışığına duyulan özlem gibi kısa olsun gitmelerin seni özlemekten bıkmaz bu yüreğim ama içimdeki çocuk düşe kalka büyürken, geçmiş oyunlarını silip atarsa düşlerinden, tanıyamassa seni gözlerinden suçlu arama sevgili, gitmeni ben istemedimkii,,, yüreğim istemesemde kızgın bana şimdilerde benim olmayan seni çok sevdi diye. sensizliğimle şu başım dertte, gitmelerin yordu beni ve içimdeki çocuğu herşeyden belki geçerim ama içimdeki çocuk yoruldu artık yoruldu sevgili... FUNDA YİĞİT |
Gitmeliyim gitmeliyim diyorum sana; arkama bakmamalıyım; seni geride sessiz sessiz aglarken görmemeliyim. gözlerinle veda et bana, hiçbirşey söyleme; gitmeliyim diyorum sana, gitmeliyim anla... gitmeliyim diyorum sana, gitmeliyim içimdeki seni öldüremesemde batsada yüreğime o ok gibi kirpiklerin yitirsemde seninle beraber kendimi gitmeliyim diyorum sana, gitmeliyim anla... gitmeliyim diyorum sana; gitmeliyim; ama bilki yalnız gitmiyorum. artık bende bir sen varsın onu da götürüyorum yanımda. giderken sana da birşey bırakıyorum beni hatırlaman için; zavallı, aciz ve hasta birşeyi; yüreğimi sana bırakıyorum; gitmeliyim diyorum sana; gitmeliyim sevdiğini söyle bana söyleki kalayım... Gönül Yiğit |
Amansız bir deprem kopar Yıkılır kalırsın bir dağ olsan da Hele bir sevdiğin terketsin de gör Bu koca dünyayı yakasın gelir Eski resimleri yırtasın gelir Bütün aynaları kırasın gelir Sırtına bir hançer vurulsun da gör... MEHMET ÖZDENİZ |
1. Bir sadrazam ölmüş; faytonu yokuş aşağı Sirkeci'ye götürülüyor eller üzerinde. Kara bir gemiyle Eyüp Sultan'a gömülecektir. 2. Yerine atanan bir istimbot da rıhtıma yanaşmış sarı şeritli ak. Yukarı hükümete iktidara çıkıyor. 3. İki alay karşılarış yolun ortasında. Bir gelgit. Ağır ve sert bakarlar birbirlerine durmak eylemi. (Çok Eski Adıyladır) Ece Ayhan |
Gidelim Sen nazlı cananım, ben senin delin Tut elimden, sevgiliye gidelim Kırılmış kanadım, tutmuyor elim Tut elimden, sevgiliye gidelim Bu dünya sevgiyi yaşamak için Sevmek sevilmek var, yalnızlık niçin Güzellik, çirkinlik insanlar için Tut elimden, sevgiliye gidelim Gel nazlı çiçeğim, dinle deliyi Boşver, bırak yağsın yağmur doluyu Elinden içerim, sen ver ağuyu Tut elimden, sevgiliye gidelim. Engin Tunca |
Ne esnaf ne tüccar ne efendi Senin kadar değil düşünceli Senin kadar yorgun değil kardaş! Sen ki kış ve yaz düşünceli Sen ki kış ve yaz yalınayak! Sevmesi sana mahsustur Yüreğin hükmedince, Boynun damarları kabararak Türkü söylersin söyleyince, En iyi sen gülersin, Ölürsün öl deyince, Sana mahsus çalışmak. Sen ki kış ve yaz düşünceli Sen ki kış ve yaz yalınayak! Cahit Külebi |
Ağla Diyorsun Bana ey yürekli değişen kesinlik bencil bir kinin erdeminde boğulan karınca -ağla diyorsun bana senin ülkende gözlerim kaldı inatla suladım yüreğimi sıradan bekleyişler ve kederli hıçkırıklar yarattım sana körpe sevinçler veren ıslak ve karanlık sokaklardan -ağla diyorsun bana gözyaşları aşkın kanıtı mı? Metin Güven |
Beklemenin hain sırıtmasından sıkılıp, Derdimi anlatmaya kız kulesine oturmaya gittim. Her zamanki misafirperverliği yerinde; Bir çay, bir sigara… Ardından rüzgar geldi.. O da dertli; Nefesi boşa harcanan aşkların Anlamlı sözlerini almış getirmiş.. Sağ olsun eli hiç boş gelmez. Denizin bir iki köpüğüyle Sohbetimiz tam bir efsane… Müsadenizle dedim, Yalnızlığımın karnı acıktı, Gitmeliyim eve… En kalabalıklarda yalnız olmak Sıkar canını… Şarkılarda tutuklu kaldım ardından. Sol anahtarımın bir yedeğini bıraktığım Tüm aşklarımın kapısını çaldım. Hiç biri açmadı.. Evlerinden; Çaresizliğime atılan kahkahalar geldi, Terslemedim, güldüm geçtim. Yanağıma atılan her tokatta öbür yanağımı gösteremek Maalesef adetim…! Bir tutamlık nefesimle, Sitemim yarım kalırdı Bari bırakında Bende bir o kalsın dedim…! ZİYA ERBAŞ |
sana kal demeyeceğim kalbim kan ağlasa da sana yinede kal demeyeceğim sen bir göçmen kuşu gibi zamani geldi gitmem lazım diyorsun bir yerde uzun süre kalamam nefes almak için özgür olmam lazım kendi ayaklarımın üzerinde durup bastığım toprağı hissetmem lazım diyorsun ya sana kal demeyeceğim kalbim cam kırıklarıyla dolu ama yinede sana kal demeyeceğim gitmeyi isteyen sensin üstelik arkana bile bakmadan gecenin karanlığında sessizce giden,sensin belki birgün yeniden dönersin kimbilir belki birgün.... dön bir arkana bak kalbim kan ağlıyor dön bir arkana bak kalbim gitme kal diyor sessizliğim bir çığlık gibi yeri göğü inletiyor duymuyor musun duymuyor mu kalbin tüm hücrelerim kal diye haykırıyor dön bir arkana bak ama yinede sana gitme kal demeyeciğim seni yolundan döndürmeyeceğim gitmeyi sen istedin sensizlik içimi yaksa da sana gitme,kal demeyeceğim ister inat de,ister gurur ama yinede sana........ gitme işiğimi söndürme gitme sensizlik yanlızlıktan bile kötü gitme kal....... |
Tek bir söz bile söyleyemedim, ağzımı açtım ama sesim çıkmadı... çıkamadı belki de... belleğimi zorladım –gitme-den başka bir kelime gelmedi aklıma... niye diye sorsa verecek cevabım yoktu... alıştım sana bile diyemezdim ki daha alışmamıştım bile kendime... kendi yaşadıklarıma duygularıma yaptıklarıma bile her saniye şaşıran ben bir başkasına alıştım sana diyemezdim... demedim de... gitti... baktım arkasından... uzun uzun... hiç birşey hissetmediğimi anladığım an hüzünlendim... kızdım kendime... her zaman söyleyecek çok şey bulan ben tek kelime bulamıyordum... avuttum mu kendimi böylesi daha iyi diye gerçekten de böylesi daha mı iyiydi bilmiyorum... sanırım bilemeyeceğimde... insan yalnız ve kendine dönük bir hayvan mıydı gerçekten... kaybettiklerinde birlikteliğine mi yoksa kendine mi üzülüyordu... daha fazla birlikte paylaşım yaşayamadığı için mi yoksa bir süre yalnız kalacağı için mi panik yaşıyordu... kalınca bir başına aklına güzel anıların gelmesi ve eğer yalnızlık uzun sürerse kötü günlerin azalıp geçmişin sanki bir peri masalına dönüşü bir aldanma mıydı? asla olmayacağını bile bile özlemek eskiyi, güzel bir filmmiş gibi bahsetmek yenisini bulamamanın bir sonucu mudur yoksa o kadar değerlimiydi yaşananlar gerçekten... bunu bir gerçek varsaydığım da artıyor zaman zaman o gün tek kelime bile söyleyememenin verdiği tuhaf sızı... şimdi düşündüğümde söyleyecek çok şeyim var... ...gitme... ...çünkü... ...seni seviyorum... ...belki kendime alışamadım ama sana alıştım... ...gitme... ...ve beni mahrum bırakma gülüşünden... ...gitme... ...kendinden röfleli saçlarından... ...güzel ellerinden ve onları şekillendirme biçiminden... ...gitme... ...kulaklarım sesini özlemesin... ...gözlerim aramasın her yerde siluetini... ...gitme... ...benzer birini gördüğümde titremesin dizlerim durduk yerde... ...gitme... ...aşktandır hırçınlığım... ...gitme... ...tenim tenini özlemesin... ...gitme... ...yarım kalır her şey inan bana... ...konuşacak, yapacak çok şeyimiz sevişecek çok zamanımız var daha... ...gitme... ...ne olur... ...gitme... ...beni sensiz bırakma... ...diyemedim... ...gitti... NECİP FAZIL |
Sorsam Anlatirmisin? Mutluluk nedir diye sorsam, bana anlatir misin? Ben sensiz hic mutlu olmadim, o duyguyu hic tatmadim Sen, bensiz mutlu olursun sanmistin Simdi soruyorum sana, mutlu musun? Sevilmek nesil birsey, diye sorsam, tarif eder misin? Benim sevgim az gelmisti sana Seni cok seven birini bulmustun zamaninda Simdi soruyorum sana, seviliyor musun? Güzel olmanin anlamini anlatir misin bana? Beni begenmeyip, bakmistin bir baskasina Önemli olan ic güzelligi, bunu ögretmediler mi sana? Güzel dedigin o insan anliyor mu seni, soruyorum sana? Terkedilmek nedir, bunu anlatiyim mi sana, Bilmem ki, simdi sana nasil soyyleyeyim bunu? Icindeki tüm temiz duygularin öldügü an Bir eski mendil gibi atildigin zaman Arkasina dönüp, gözyaslarina bakmayan Birini seversen, anlarsin terkedilmenin ne oldugunu... |
Sevgi Öldü Sevgi öldü duydunuz mu Sevgi öldü insanla sevişirken En önemlisiydi aykırı düşlerden Tozlarını silkeliyordu güneş Her kayan şiirin ardından Çocukların kışkırttığı sendikalı işçi arılar Çiçekleri solluyordu tutsak günde Gömleğinden pul pul türküler dökülen Bir çocuk koşturdu haberi Kaldırıp taa uzaklara hatta sonsuza İnsansız=düşmansız yerlere attı ismini Çınladı derin uçurumlar dağlar Sevgi öldü, öldü sevgi. A.Kadir Bilgin |
Bir deniz kıyısındaküçük bir kumsaldım... Dalgalar okşardı kumlarımı bir anne çocuğun saçlarını okşar gibi... Her dalga gelişinde bu sefer gitmeyecek sanırdım ama hiçbir dalga kalmazdı kumlarımın üzerinde*bir nefesten daha uzun süre... Kimi dalgalar bana deniz kabukları getirirdi kimileri küçük küçücük ama çok güzel taslar...Hatta deniz yıldızları bile getirenler olurdu ama hepsi buu... Hiçbiri kalmazdı bir nefesten daha uzun bi süre... Kumdan kalelerim olurdu bazen...Altın sarisi kumlardan kendi canımdan yapılmış kollarımı açmış beklerken görkemli dalgaları gelir Umarsızca yıkıp giderlerdi kalelerimi arkalarına bile bakmadan... Kimi büyük bi gürültüyle gelirdi köpüklerini saçarak etrafa büyük bi haşmetle; kimiyse sessiz ve sakin karanlıkta bir fısıltı gibi... Ben hep en gürültülüsünü en köpüklüsünü beklerken anladım ki benden ençok şeyi onlar alıp götürüyordu...Sessiz sakin gelenlerse sanki bana dokunmaya kıyamıyorlar geldikleri gibi dönüyorlardı masmavi evlerine... Bazen biri gitmeden bir diğeri çıkıp geliveriyordu.iste o zaman bilemiyordum ne yapacağımı... Birini kucaklamak isterken diğeri kayıp gidiveriyordu avuçlarımdan Gel-gitler oluyordu bazen...Kıyılarımdan giden dalgalar dönmüyorlardı geri...Ve ben yalnız kalıyordum uzuunn bir zaman...Ve ilk dalga vurduğunda sahile yeniden büyük bir gürültüyle içimden bir çocuğun mutluluğu büyüyordu... Haydi güzel dalgam*ne olur gel artik İster fırtınalarla gel ister meltemlerle..ama ne olur gel.. Sahilde bıraktığın köpük köpük gözyaşları yetmedimi? Bak görmüyor musun?Açtım sana kollarımı.Gel söndür yanan kumlarımı içimdeki ateşi... Yoruldum seni beklemekden Yoruldum gel-gitlerden... GEL-GİTME ARTIK! NAZLI TAŞDERE |
Gİtmek Mİ Zor?yoksa Kalmak Mi?gÜle GÜle Dİyebİlmek Mİ?yoksa HoŞÇakal Dİyebİlmek Mİ?ardinda BiraktiĞin Sahİle,sen Vuracaksan Baharlar Senİn Rengİnde ÇİÇekler AÇacaksa,olmadiĞin Halde Kumlara İlÂn-i AŞk Yazilacaksa,birakmak Mi Kolay,birakilmak Mi? Sen Gİttİn Ya;yarim Kaldim… SÖzlerİm Yarim,okuduklarim Yarim,gÖrdÜklerİm,bakiŞlarimizin Yarisi… Adimlarim Yarim,yÜreĞİmİn AtiŞi Yarim,cÜmlelerİmİn “Özne”sİ Yok;yarim…. Ortadan İkİye BÖlÜnmÜŞ Sevgİ SÖzcÜklerİ Gİbİ,sularin Kesİk Akmasi Gİbİ,yarim Gİbİ Yarim… SÖyleyebİldİklerİmİn,yazabİldİklerİmİn Yarisi OlduĞu Gİbİ… Sen Gİttİn Ya;yaŞadiklarimin Yarisini Da GÖtÜrdÜn…merhaba Dİyebİlmek Mİ Zor?hadİ Eyvallah Dİyebİlmek Mİ Yoksa?kolay Olan… Beraberken Yaptiklarimizin,yarisini Yapabİlİyorsam Ve Şekerİn KalmamiŞsa Şekerİ Ve Tuzun Da Tuzu…hayat Tadini BuruklaŞtirmiŞsa,hÜzÜnlÜ Bakiyorsa Aydinlik,gece Gİbİ…eksİk DeĞİl Mİ Bİr Yanimiz?.. Kolay Olan… Arkana DÖnÜp El Sallayabİlmek Mİ?yoksa,yÜreĞİmİn Yarisini GÖtÜrdÜĞÜnÜ BİldİĞİn Halde,zorakİ GÜlÜmseyebİlmek Mİ? Sen Gİttİn Ya;yarim Kaldim… Gİtmek Mİ HÜzÜnlÜ?yoksa Kalmak Mi Buruk?İÇİmde DÖrt Nala KoŞan Ayrilik,sende Kalan ParÇami Mi Ariyor?..ellerİnİ Mİ?..gÖzlerİnİ Mİ?..her Yerİm Sende Kaldi,her Yerİn Bende… Daha Ne Ariyor Kİ Bahane,yarim Sende,yarin Bende KalmiŞken?...ardindan El Sallayabİlmek Mİ Kolay?.. YÜreĞİmİ GÖtÜrdÜĞÜnÜ BİldİĞİn Halde Gİdebİlmek Mİ? |
Bitti! Bitmeliydi belki.. Parçalanmış hayatlarımız bütün kalmış bir hayali kabullenemezdi. Mutluluğa kurulabilecek ütopyalar için ruhumuzda beslediğimiz tebessümler, ölüm tehlikesi olan tellerde asılı kalmıştı. Bir hayat izdüşümünde son viyadükte kaybetmiştik birbirimizi. Şimdi bulan yok bizi! Birbirimize kayıp olmak hayatta var olma oyunumuzdu demek ki. Sen gitmeliydin. Bense; gitme demekten öteye gitmemeliydim. Öyle ya gitsem de dinlemezdin. Kullanılmamış tüm gülücüklerini bana bağışlıyor şimdi dünya. Sense; ömründeki tüm gitmeler için "elveda"lar topluyorsun azığına. Gitme diyenleri dinlememek içinse çığlıklar yerleştiriyorsun kulaklarına. Oysa ben; azığında duran "elveda"lardan bihaber düşeyazmıştım tek heceye. Sonra düş'e yazmıştım her yolun sonunda sana düşüşlerimi. Hüzne çalan bir sonbahar vaktinde eski kitapların arasında biriktirdiğim bir yığın küflenmiş yalnızlığımla yineliyorum seni. Sonra; içimin deruni çöl gecesinden sesleniyorum sana: 'bana susacak kadar ben, konuşacak kadar sen lazım' diyorum. Sen olmuyorsun ben "sus" kalıyorum' Suskunluğum tahrip olup harflere dönüşüyor. Ve ben sana dair kurduğum tüm cümleleri mahya yapıp yüreğime asıyorum. İçimdeki özneliğin devam ediyor. Hayatımda bu kadar önemliyken önemsiz bir edat'a dönüşmenden korkuyorum. Bu yürek mizanseni bir monologdan oluşuyor; diyaloğu hiç olmayacak biliyorum. Ve sen sandığım tüm hayallerini içimin hayat akordu bozulmamış yanlarına saklıyorum. Sonra gitarımın tellerine satıyorum acılarımı. Acıya bulanan tellerime vurdukça parçalıyorum parmaklarımı. Geceler titrek elerime bulaşıyor her sabah. Giden "ay"a satır uçlarında kalmış, bir satırdan diğerine düşememiş hasretlerimi teslim ediyorum. Gelen "güneş"e yüzü hüzne bakan şarkılar besteliyorum. Bir çığlıktan uyanıp diğer bir çığlığa gözlerimi yumuyorum. Ve sen sandığım bütün hayallerini içimin hayat akordu bozulmamış yanlarımda saklıyorum. Doğru yolundan şaşıyorum nefes almanın. Bir yerde veresiye olmayan ölümler çıkıyor karşıma, bir hüznümle bir damla gözyaşıma alıyorum hepsini. Birini ölüyorum. Sonra bir nefes daha alıyorum can sıkıcı bir senfoni tadında. Sonra ikinciyi ölüyorum. Ölmeyi bile beceremiyorum. Ruhumun dallarında yedi veren acıyla günler eskitiyorum. Dünlerime tuz basıyorum yanına yarınları hapsederek. Ne seni bulabiliyorum bu zifiri karanlıkta ne de kendimi. Tüm sevgim kulağına fısıldanmış bir masaldı belki. İçimde kapan kıyamete, ensemde vurulan düşmana ve avuçlarımda biriken nefretime inat yudumlamalıydım hislerimi. Sana adanmış; ama benden ötesi olmamış fırtınalı bir yolculuktu bu. Haniydi mutlu olamama değecek yâr? Yokluğuna var olmayı denedim durdum. "ünlem" dedin korktum, "virgül" dedin konuştum, "nokta" dedin sustum, "ayraç" dedin ve kayboldun. İsmimi isminden ayıran işareti sen buldun. Bense; yine yokluğunda var olmayı denedim durum. Kırılmak üzere olan bir kalemle, kızıldan siyaha çalan bir günde sana şiirler kurdum. Bir hayat izdüşümünde, son viyadükte birbirimizi kaybetmişliğimizi, bulunmazlığımızı hayat denilen iki çığlık arası bir nefesten ibaret olan oyunun acı sahnesi saydım. İçimi bu denli yakmaya sen yanlarımdan başladım! Şimdi hangi rakamı versem sonucu sen çıkar? Hangi seni versem sonunda mutluluk yüzüme bakar? Yok, bu işlem ancak eşitsizliğe yol açar. İsmin baştan sona ağlamaklı bir ömre bedel!Kayıpsın bana, benli her şeye, belki de en başta kendine! Kayıbız birbirimize. İçimin derinlerinden; koca okyanusları aşıp gelmiş, tüm harfleri hayata devirip kalbime ansızın düşüvermiş bir "mim" oldun. Öyle bir "mim" ki; "elif" i silmiş, "be" yi yutmuş, "te" yi unutmuş, "se" yi uyutmuş! Kendini bir tek "mim" de bulmuş. Şimdi yüreğimdeki "mim" in göz kapaklarıma düşüyor. İntiharına ramak kalan tümceler yakıyor beni. Ben ki kaç nefesimi asmıştım idam sehpasında. Son dileği hep sendi nefeslerimin. Ve ben, son dileği gerçekleşmemiş hayata prangalı bir mahkûm. Gökten yıldızlar yağıyor üstüme. Birini tutsam diğeri kaçıyor. Payımıza düşenlerden payıma düşenleri alıyorum. Yoksun ! Yok oluyorum! Yalnızlığımı demliyorum sensizlikte. Sesimin yamaçlarına ağıtlar yaslanıyor. Yoksun desem de hep varsın bende. Kalemden ve kelamdan çıkan sözler sana. Yeteri kadar yaktın bendeki 'od'u. Hadi git harf harf tümcemden, kalma satırlarımda. Kayıplığımız tüm cümlelerimi süpürüp gitsin. Bende 'ben'den başka 'sen' olmasın. 'Lâl'liği armağan edeyim kalemime. Hadi git harf harf... Kalma bende! Sen de böyle cayardın demek ki çıktığın yoldan. Oysa aynı giyotin altında, aynı ritimde soluklayacaktık ölümü. Aynı başlangıca uyanıp aynı sona göz yumacaktık. Şimdi ise; Yok(oluyor)sun! Yok(oluyor)um! Yok(oluyor)uz! Tüm notaları yarım bıraktık kulaklarımızda. Yarım sözler, yarım şarkılar, yarım şiirler. Başlığı sana teslim edilmiş olan bir yazı bendeki, sonunu ayrılığın imzaladığı. Şimdi hangi yaşam içine sığdırabilir ki beni, sensiz? Sensiz askıda kalmaz mı soluklar? Kara kalemimden damlayan kara, senmişsin meğer. Ben hep seni çizmek için uğraşmışım yıllarca ve o çizemediğim hem de silmeye kıyamadığım eksik yüz seninkiymiş. Ben senle sevdim aslında beyazıma sadece siyahı çizmeyi. Tüm renklerimi kayıplığımızda demli bir çay gibi yuttum. Yüzümde git gide derinleşen hüzün çizgileriyleydi kavgam. Her savaşta yenik düşmüşlüğüm onlaraydı. Tüm gülücüklerim sende asılı kaldı. Ceplerime doldurduğum hasretle yürüyorum şimdi yolları. Ayağım iflah olmaz yalnızlıklara takılıyor. Bizi bulmak adına kendimden vazgeçtim sanırken, dönüp baktığımda ardımda kalan ben değil hayat oluyor. Acı mayasıyla yoğrulmuş dünler, çalıntı yarınlar ve tam yüreğinden kurşunlanan bir ömrün portresi kara kalem satırlar.. Günün gecesine çeyrek var. Kalemiminse; günaydınlığına "bir" var. Tüm satırlarım hala uyanmamışken, hadi git harf harf tümcemden. Pimi çekilmiş bir başkaldırıda yıkıldı umuttan yaptığım kaleler. Ateşten bir gömlek giydim; yıldızlar yağdı üstüme. Duvarıma astığım saniyeler düşüyor ellerime. Özgürlük beyaz güvercinlerin bile payına düşmüyor şimdilerde. Yazıyorum. Her mısra bir ölüme teslim bundan böyle..Az gittim, uz gittim.. masallarına kanmayacak kadar yürüdüm hayat yolunda. Harabe kentleri buldu hep duraklarım. Darağacına astım feryatlarımı. Neye hüküm giymişse zaman, geçit vermiyor anılara. Kurduğum tüm teselli cümlelerini gözyaşlarıma sunuyorum. Düşlerim çınlıyor. Söylesene bana sevmek hangi düşten artakalan bir ıstırap? Bir çift ağıtla gidebilir miyim yarınlara? Adım adım içine yürümeye çalıştığım sevda neden açmadı ki mührünü bana? Şimdi gün için gece, kalem için sabah. Hala gerçeğimde yok; ama satırlarımda gizli ismin. Sana yol almaktan yorulmuş son nidamı savuruyorum göğsüme... TÜRKAN DEMİR |
uysal kasırgalara yaktığım türkülerden beni azad edin kapanmış yaraları depreştirmemi hoş görün tabiblerin yaşamaz dediklerini kara bulutlarda saklayışımı da şanlı suları zafer fermanlarını yakışımıda olacaksa af'sız kalacak tek şeyim bir gün bu dağlarda kaybolacak hüznüm. Adem Özbay |
bence bizi biz yapan seçimlerimizdir önümüze 2 seçenek koyulmuşsa bunun dışına çıkabilmeli insan farklı olmak amacıyla değil kendini elindeki şartlara bağlı hissetmemek için ne gitmeli nede kalmalı gitse bile yanında olduğunu hissetirmeli gibi bişey :D |
Karanlıkla süzülüyor içime yıkım , Dur! diyorum yıkılıyorum. Uçurumları başucuma koyuyorum sonra , okşuyorum saçlarını rüzgarda sıcak, ılık bir koku siniyor yüreğime . Gitme !diyorum, gitme düşüyorum Sonra beni soruyorlar bana. Tanımıyorum diyorum, daha hiç karşılaşmadık Aynı çizgide bilge susu mu dinliyorlar ben sustukça. Yazık bir çığlığın doğuşu gibi ölüyorlar önce bir bir sonra hepsi. Sonra , bir uçurumlar kalıyor bir de yıkımlar. Verilen her şey boşmuş gibi alınıyor, Önce bir bir sonra hepsi. Sonra mı? Bir ben kalıyorum bir de yalnızlık. Uçurumlar , yıkımlar , ben ve yalnızlık... Zorlu bir savaşın unutulmuş cesetleri gibi yatıyoruz yanyana ... Öpüşüyoruz sevişiyoruz da hatta, Herşey oyunun yasaklarına uygun bir günah oluyor sonra, Tek umudumuzu göğe gelin ediyoruz telli kanlı düğün işte……. Üşüyor saçlar biliyorum dargın mısın ? Bu baharda mayısa bıraktığım gibi misin hala. Vurulmuş çocuk gibi büyümemiş yüreğinde hüzün hala kaçıyor musun zamansız gözlerini bırakarak birilerinde, hala ellerinden tutup sevgileri dipsiz kuyuya salıyor musun ,ağlayarak…. Küçücük bir dokunuşla son sevilen olabiliyor musun? Kendin kadar aklımdasın ! Hala öyle savruk bir gök , hala öyle yurdunu yatağını bulamamış bir mavi ve aşkını şaşırmış bir tanrı... çoğalan sızısıyla mutlu bir yara…. öyle misin mavi gözlü sarı saçlı yoldaşım öyle bıraktığım gibi misin? Gerçeği yakmada hala usta mısın , yoksa çırak mı yanarken yalanda. Saçlarıma dolanan aydınlığımsın , somutlaştıramadığım tek imgemsin şiirde . Anlattıkça eksilen tek anlam . Anlattıkça eksilen tek anlam …. Hala bıraktığım gibi misin ? yoksa beni bıraktığın gibi mi... Kaç mevsimsiz kar düştü toprağıma Kaç mevsimsiz kar düştü benim toprağıma… Hala bıraktığım gibi misin?..... SALİH KIRTOPRAK |
senin için hangisi faydalıysa o canım ya gerek yok duyguya o zaman karasızda kalmazsın ne yani karışık içim die bunalcammı war sa karar oda duyguyu iteleyerek bulunur |
Gitmemeliydin Yüzüm dayalı kalmamalıydı pencerede Yokluğun bir başka yağmur yağdırmamalıydı yanaklarıma Kırık bir cam parçasıyken bedenim Birakıp gitmemeliydin yabancı ummanlara Direnirken gözlerim gözlerinde Yanmamalıydı sol yanımda duran deniz Ayrılık dememeliydim adına Senden baskaşı yokken gözlerimin aynasında Bükülürken gövdem sevdana üşümemeliydim bir türkünün yakarışlarında Gitmemeliydin hüküm giydirip suskunluklara NEDİM GÖL |
Ağzımın tadı yoksa, hasta gibiysem, Boğazımda düğümleniyorsa lokma, Buluttan nem kapıyorsam, vara yoğa Alınıyorsam, geçimsiz ve işkilli, Yüzüm öfkeden karaya çalıyorsa, Denize bile iştahsız bakıyorsam, Hep bu boyu devrilesi bozuk düzen, Bu darağacı suratlı toplum. Oktay Rıfat |
Gitmek VeYa Gitmek Bazen de bilmek lazım Gitmeği Veya kalmayı… İstenmiyorsan gideceksin Bir daha görünmemek üzere… İstendiğini bildiğinde ise kalacaksın, Ucunda ölümün olduğunu bile bile Ben hep ölümüm pahasına İstenmeği isterdim… Ama olmuyormuş benim istemimle Asıl istek karşıdan gelmeli Gelmiyorsa karşıdan istek, Fazla da yormamak gerek kendini --ve karşıyı Bana eyvallah karşıdaki sevgili Seni sana emanet ederek, Seni sana bırakarak, Gözüm sende kalarak gidiyorum… Unutma ki senden alacağım var. Sendeki alacağım sadece Yüreğimin kira bedelidir. Sendeki alacağım Sevgimin ödenemez ücretidir Hoşçakal… Hoşçakal ve kendine çok ama çok iyi bak… Unutulmayacak sevgili… Orhan Çapan |
BİR GİDİŞİN ÖYKÜSÜ Git.yüzüme öyle bakma git.Hiç durma,bir gidenin bir daha giremeyeceği kapı orada,git. Hiçbir şey açıklamak zorunda değilsin. Giderken söyleyecek bir şey bulamaz insanlar.Sen bahanelerin arkasına sığınanlardan olma,git. ( Oysa daha doyamadım sana…Kokunu yeterince çekemedim içime…Yapacağımız ne çok şey vardı…Neler planlamıştık… Şimdi ne yapacağım ben?Nasıl duracağım ayakta? ‘’ Kal ‘’ dersem kalır mısın yar?Nasıl istiyorum yalan bile bu gidiş sadece zorunluluktan,bekle beni döneceğim’’demeni…) Her aşk biter sen de git.Hem zaten biteceği daha baştan belli bir aşktı bizimkisi.Sen gitmesen belli ki bir gün ben gidecektim.Herkes kendi tercihini yaşar ve sen tercihini yaptın.Rahat ol,git.Aklın kalmasın burada.Dramatik olayların kahramanı olmayalım,git. (Benim aklım sende kalacak.Sadece aklım değil yüreğimde…Bitmezdi bizim aşkımız…Asla terk etmezdim seni.Benliğimi,varlığımı,hayatımı adamıştım ben bu aşka.Beni tercih etmeni isterdim,benimle yaşamanı isterdim.Şimdi kimi yada neyi şetçiğinin ne önemi var artık?Ağlayacağım ardından,kahretsin ağlayacağım.) İstersen dost olabiliriz,haberleşiriz birbirimizle.Sen mutluluğu hak eden bir insansın.Elbette ben de mutlu olacağım merak etme,git.Hayatımıza başkaları girecek ve biz belki de birlikte yaşadıklarımızı bir süre sonra hatırlamayacağız bile,git.Hangi yara kabuk bağlamamış ki bugüne kadar?Hangi ateş sönmemiş ki?Yapman gerekeni yap,git. ( Sensiz mutlu olabilir miyim ben yar?Unutabilir miyim bu kadar kolay?Yaşadığımız onca şeyi silebilir miyim.Mümkün değil,seni içimden çıkarıp atmam mümkün değil.Biliyorum,hiçbir ilaç iyileştirmeyecek senin açtığın yarayı.Senin yaktığın sevda ateşi hiçbir zaman sönmeyecek.Senin mutlu olmanı istediğimde yalan.Mutlu olma yar,benim gibi sene mutlu olma.Belki o zaman, yeniden dönersin bana…) Haydi zaman geçiyor artık,git.Aslında sana teşekkür etmeliyim.Beni bu aşkın yükünü taşımaktan kurtardığın için.Rahatladım biliyor musun?) ( Gitme benim güzel sevdalım,gitme.Beni bu dünyada bir başıma bırakıp gitme.Gidip de yüreğimi öldürme.İçim acıyor,kalbim sıkışıyor.Ben asıl sensizliğin yükünü taşıyamam gitme. Ne olur,gitme…) SERKAN UMUTOĞLU |
Ayrılık Vedalar zordur Ayrılıklar içinden söküp atar bir şeyleri, Adını koyamadığın acılar yükler omzuna… Giden için mi zor? Kalan için mi? Cevapsız bir sorudur asırlardır Biz insanoğlu Çareyi buluyoruz da her şeye Kalbimizin derinlerine dokunamıyoruz bir Ayrılık acısının en yoğun olduğu yere Bilen varsa söylesin Çare varsa göstersin Giden için mi zor? Kalan için mi? |
Eğer gitmeden önce dinleseydin beni Söyleyecek çok şeyim vardı sana Gitmeden önce süzseydin gözlerimi Beki o zaman duyardın içimdeki sesi Ne bileyim, seni seviyorum derdim Gitme, kal bu gece Atma beni sensizliğe Gönlümden geçen her şeyi, ama her şeyi söylerdim Yazıp da veremediğim mektupları tutuştururdum ellerine Ve verip de okumadığın şiirlerimi Kalman için lâfa tutardım seni Salakça da olsa bir şeyler söylemeliydim Ve sen bu şekilde gitmemeliydin Bu gidişin geri dönüşü var mı bilmiyorum Giderken senin adınla başlayan plak çalıyordu Sen arkana bile bakmadan gittiğinde Plaktaki şarkıcı senin adını son kez söylüyordu Pili bitmiş bir saat gibiyim Ne kollarım çalışıyor Ne de bedenim Söyle, ben sensiz neyleyim Elimi sıkıp hoşça kal demeliydin Terk etmenin de bir şerefi olmalıydı Ufacık da olsa bir kelime söylemeliydin Ama sen bir elveda bile demedin Gözlerine son kez baktığımda Süzülen yaşları gördüm yanağından Ama sen görmedin gözlerimdeki seni Ve duymadın içimdeki sesi Kalan kalır, istemeyen gider Zorla güzellik olmaz gülüm Sevmek gibi, ayrılık da kader Bilmem ki sensiz günler nasıl geçer Elimde tutuyorum fotoğrafını Ve son kez dinliyorum senin adınla başlayan plağı Haykırıyorum dağlara taşlara Her kez duymasına duyarda Bilmem ki sen duyar mısın feryadımı CAN ŞENER |
Bir an önce ikna et o karanfili O şiirden çıkıp gelsin Ve eleştirmenlere söyle Edip Cansever türü bir incelik gösterip İncitmesinler ölen şairlerin şiirlerini Saygıdandır Biraz bekle hele bir ustalar uyusun Yoksa gelmem sana Sıkıyönetimlerde yalnız başına dolaşan Mahkemelerde tanıklığı kabul edilmeyen Ve bir kibrit alevinde İnce bir fikir gibi parlayan Her şairi barındıracak bir şiirin içine girip de Kapısını penceresini aralamadan Gelmem sana Şiir ve sen Öylesine nazlı ve duyarlısınız ki Sol yanımda tarafsız bir orman Sağ yanımda taraflı bir ağaç Çağır beni Derelerin denizleri görme düşü gibi Al beni Dışarısı yağmur İçimde bir yaprak büyür gibi Yasin Erol |
İşte Gidiyorum, Bir şey demeden, arkamı Dönmeden, Şikayet etmeden, hiçbir şey almadan, Bir şey vermeden, Yol ayrılmış görmeden, Gidiyorum… Hayat mutsuzlukla harcanacak kadar uzun değil sevgilim. Dışarıda bir yaşam var, heyecanlarıyla, mutluluklarıyla, cıvıl cıvıl akan bir yaşam. Biz burada “biz” olabilmenin kavgasını verirken, ve tüm mutsuzluğumuza rağmen bunu başaramazken, dışarıda bir yaşam geçiyor. Doğan her güneş için ömürden gidiyor derler. Ömrümüzden gidiyor sevgilim. Hayat ellerimizden akıp gidiyor… Madem ki istiyorsun öyleyse durma git Beni düşünme rahat ol yalnız kalabilirim Sende bilirsin hiç bir acı sonsuza dek sürmez Hatta her an yeniden sevebilirim Mutlu olmak istedim ben sadece. Seninle ve mutlu olmak istedim. Sensiz mutlu olmamın imkanı yoktu sanki. Öyle çok sevdim ki seni, sen olmazsan gülemem, sen olmazsan yaşamayı sevemem gibi gelmişti. Oysa çok sevmek yetmiyormuş mutlu olmak için. Tek istediğim mutlu olmaktı. Seninle mutsuz olmaktansa, sensiz mutsuz olmayı kabulleniyorum şimdi. Belki sadece birimiz mutlu olabiliriz böylece… Senin mutluluğun benim sevincimdir sevgilim… Ne küslük var ne pişmanlık var kalbimde Yürüyorum sanki senin yanında Sesin uzaklaşır her bir adımda Ayak izim kalmadan Gidiyorum… Seninle olmak her şeye değer demek isterdim sana. Seninle olmak için mutsuzluğu göze alabilirim demek isterdim. Ama olmadı. “biz” olmayı başarabilseydik, sınırsız, çıkarsız sevebilseydik, belki. Sana karşı hiçbir kızgınlık yok içimde. Sen her zaman seveceğim ama mutsuzluk içinde anımsadığım hoş bir anı olacaksın. İkimiz içinde doğru olan böylesi git İnan bana sandığın kadar üzgün değilim İçimde yepyeni bir hayata başlamanın Sevinci ve heyecanı var artık git… Belki böylesi doğruydu. Hiç doğru insan olamadık birbirimiz için. Doğru yaşam değildi. Doğru zaman değildi. Oysa çok sevdim seni. Sen her zaman çok sevdiğim ve asla unutmak istemeyeceğim acı bir anı olarak kalacaksın sevgilim. Git… Git…me dur ne olursun Gitme kal yalan söyledim Doğru değil ayrılığa daha hiç hazır değilim Aramızda yaşanacak yarım kalan bir şeyler var Gitme dur daha şimdiden deliler gibi özledim... NEDİM BOZKURT |
Habersiz bir yağmur gibi Her gün yağıyorsun içime Sevinçlerinde ucu ucuna yaşayan bir aydınlık Bana çocukların sevdiği bir denizi Önceliği uçurtmalara tanıyan gökyüzünü Yön arayıcılarının kullanmadığı geceyi Ve sadece yüzünden sevilen bir şehri getir Yoksa gelmem sana Ben aşkta önümü görmek isterim. Bir an önce ikna et o karanfili O şiirden çıkıp gelsin Ve eleştirmenlere söyle Edip Cansever türü bir incelik gösterip İncitmesinler ölen şairlerin şiirlerini Saygıdandır Biraz bekle hele bir ustalar uyusun Yoksa gelmem sana Sıkıyönetimlerde yalnız başına dolaşan Mahkemelerde tanıklığı kabul edilmeyen Ve bir kibrit alevinde İnce bir fikir gibi parlayan Her şairi barındıracak bir şiirin içine girip de Kapısını penceresini aralamadan Gelmem sana Şiir ve sen Öylesine nazlı ve duyarlısınız ki Sol yanımda tarafsız bir orman Sağ yanımda taraflı bir ağaç Çağır beni Derelerin denizleri görme düşü gibi Al beni Dışarısı yağmur İçimde bir yaprak büyür gibi Yasin Erol |
Gecelerin ötesinden sesleniyorum Duyuyormusun? Eminim duyuyorsun, Gülümser mi yoksa Gözbebeklerime asıp gittiğin İçime içime doğru bakan gözlerin. Sevdana yaktığım her ağıt Çığlık çığlığa ulaşmalı sana Ayaklarım uğrayamıyorsa Yaşadığın mekan'a Dinle ve ağla ağıtlarıma. Reddin aşılmaz setler çekmesin Sen benim tam canevimdesin Yüreğin yorulup tıkandıysa sevgiden Bırak engelleme beni Sevgim ve şevkatimle doldururum yeniden. Ah benim gül yüzlüm Ah benim iki gözüm Başka ne yapabilirim. Anıları yanıltma çaban boşuna Yorma kendini, bırak uğraşma Kirlenmemiş seven soluğun içimde Her aldığım soluk yeniden yeniden Taşıyor seni bütün hücrelerime. Gecelerin ötesinden sesleniyorum Duyuyormusun? Vapur düdüklerine seslenişimi Martı gözlerine bakışlarımı Avuçlarına terimi bırakmıştım Kızamam sana imkansızım, kızamam Vapurları yak, batır yok et Martıların gözlerini oy çıkar Avuçlarından terimi kazı istersen Sür çıkar şehrinden adımı Ben zaten vaz geçmişim kendimden Ama gül yüzlüm Bilmelisin Senden asla vaz geçmem, geçemem. Esel Arslan |
Yollar uzadıkça yük ağırlaştı, Ateş düştü gönlümdeki harmana Bıraktım ağrıyı, sızıyı bir yana; Hasretinden ipil ipil yanarak, SANA geliyorum SANA Bir avuç toprak Seyrettim uzaktan benliğimi ki, Et, kemik, kan değilmiş mana Habibin hakkına, İsmin hakkına Af dilemek icin ağlayarak, SANA geliyorun SANA Ya HAKK... Abdurrahim Karakoç |
GİTMENİN KOLAY OLDUĞUNU KİM DÜŞÜNÜR KALMANIN ZOR OLDUĞUNU KİM İDDA EDEBİLİRKİ HER SEWDA AYNIMI?HER KALP BİRMİ?BENZERMİ BENİM KİNE? DEĞİL Kİ AYNI SEWDİĞİM İNSANSA UZAKTA OLSA ÇOK UZAKLARADA DA OLSA O BENİM YANIM DA ZOR OLSADA İŞTE O BENİMLE ONU SEWDİĞİM İÇİN KALBİMDE SEWMEDİM İNSANSA UZAKTA OLSA HADİ YAKINIM DADA DA O SEWMİYORUM Kİ NE FARKEDER BURNUMUN UCUNDADA OLSA KALMAKTA ZOR DEĞİL ZOR OLMAK TA GÜZEL ACI DA GÜZEL SEWDİĞİN SENİ SEWİYOSA NE ÇIKAR YOLLAR ENGEL DAĞLAR BARİYEL OLSA ÖNÜNE AŞARNINIZ GÖLLERİ DENİZLERİ SEWGİNİZLE :) zeynep |
Gitmek istiyorsan gidebilirsin..zorla kal desem ki ne farkeder? seni mecbur edemem ki beni sev diye...seçim senin yollar senin gidebilirsin.Ama ne olur kalbini götürme seni unutmamı isteme benden!!!.Ben mecburum sana toprağın suya,kuşun uçmak için kanatlarına,günün aydınlanmak için güneşe muhtac olduğu gibi ben de muhtacım sana...Hiç dönmeyeceğini bile bile beklemeliyim..Sen gittikten sonra ayakta durabilmek Yaşama devam etmek için mecburum..yanımda canımda kanımda,işte tam buram da sol yanımda olmalısın.Hep yaşatmalıyım seni hep yaşamalısın bende... Gönderiyorum seni gözyaşlarımı içime akıtarak.Ağlıyor kalbim ama sesini senden saklıyarak..dudaklarından ayrılık kelimesi çıktığı o anda,işte dedim belliydi bu aşkın sonu taa başından... Git sevgili git mutluluğu aşkı bende bulamadıysan..bunca sevgime rağmen bende kalamayacaksan..git sevgili git başka bir gönülde mutluluğu aşkı bulacaksan...ama ne olur kendin git kalbini bırak bende kalsın..ne olur sevgili ne olur seni unutmamı isteme benden... Bir kere seni yar bellemişim ben..aşkın o kadar büyük ki yüreğimde.Sen varsın küçücük dünyamda,sana o küçücük dünyamda koskoca bir saray kurdum ben..eşiği sevgi çatısı aşk..altından değil süslemeleri,duvarlarında adın var yazılı santim santim,milim milim kazılı.Ben bu sarayın harcını aşkımla kardım.Ruhumla süsledim nakış nakış bezedim..senin için öyle bir taht kurdum ki içinde..Oysa sen gidiyorsun git sevgili!!!.Ben bu sarayın ebedi bekçisi olacağım,geri dönme ihtimalinle yaşayacağım..Ama sana söz sevgili söz.Tahtına kimseyi çıkartmayacağımmm.... CEREN NURYÜZ |
Ben Artık Gidiyorum Sana sımsıkı sarılmak istiyordum... Ah bir görsem, bitirsem içimdeki özlemini bu kadar zor gelmeyecekti senden, sevginden vazgeçmek... Nasıl olsa alışkınım ya seni görmemeye, galiba böyle de başarabilirim... Neler yazmak istiyorum sana bir bilsen, tek yapabildigim yazmak oldugundan yine yazıyorum işte! Seni daha önce de yazmıştım ama bu kez bir daha yazmamak üzere, seni beynimde, içimde bitirerek yaziyorum, yada bitirmek isteyerek... Ne kadar sürer bilmiyorum ama ben senden, sevginden vazgeçmek istiyorum. Dünyaları etrafında döndürmek isteyen bir kalbi bilerek isteyemezdim. Kendimden ve senden habersiz "bir tanemmm" olmuştun sen... Öyle ya; Sen bir taneydin; Eşin benzerin yoktu yeryüzünde, Yoktu Sen Kadar Güzel Güleni! Ne kadar gerçeksen o kadar yalandın... Ve ben her seferinde en baştan başladım... Yeniden bir sondayım ama bu kez yeniden başlayacak gücüm yok... Ben senden vazgeçmek istiyorum! Herkes gibi biri olmanı yada hiç kimse olmanı istiyorum... Sesini duymak için telefonlara sarılmaktan vazgeçmek, ismini duydugumda içimin titreyip,gözlerimin dolmasından kurtulmak istiyorum... Senin benim için herhangi biri olman ne kadar zor bir bilsen... Zaten kolay olan ne vardı ki benim için; Sanki seni öldürmemle sevmem arasında hiçbir fark yoktu.... Ve ben hep sevgim yüzünden cezalıydım...Hiç sonu olmayan bir yolda seninle yürümek,yeni çıkan filmleri birlikte izlemek, saatlerce sana sarılı kalmak,sadece ama sadece bir kez olsun sana sarılıp uyumak, bir sabah gözlerimi açtıgımda yanımda seni bulmak isterken, sen sevgimle utanmamı sagladıgın için galiba gerçekten "bir taneydin"! Işte bu yüzden imkansızlıgına hep inandım! Ben yalnız kalıp seni düşünmeyi deli gibi sever oldugumda, sen benim her şeyim oldugunda ben senin için hiç yoktum... Bu yüzden yalnızlıklarım, aglamalarım, özlemlerim canını hiç acıtmadı.Benim tarafımdan sevilmek belki de hayatında önemseyecegin en son şeydi... Keşke kendi dünyamda bir zamanlar seni sevdigimden hiç bahsetmeseydim Sen beni hiç sevmedin! Ben Seni Seviyorum dedigimde Seni Seviyordum! Ben Seni Özlüyorum dedigimde Seni Özlüyordum. Ben Senin Için Ölürüm Dedigimde ben senin özleminden zaten ölüyordum... Ve Ben Simdi Senin Hayatından Gidiyorum! Ben Kaybettim... Sen Kazandın! Artık sesimi duymayacaksın... Sana sımsıkı sarılmak istiyordum, kokunu içime yıllarca bana yetecek kadar çekerek, sana sımsıkı sarılmak istiyordum.... Gelmedin! Gelsen yapabilir miydim bilmiyorum...Ben artık gidiyorum.. |
Ankara’ya yine karanlık çöküyor Günler esmer,esmer esiyor Yüreğim ay çekirdeği yaprağında kaldı Uzanıp yapraklarını okşamak istiyorum .....Boşluğa az kaldı,nefesim tükeniyor, Bu gece şafak nasıl sökecek bilmiyorum Ankara’nın karanlığını sıyırıp güneşi görecekmiyim... Yapraklar dokundurmuyor yürek eğmiyorlar… Murat İnce |
VALLA seni bilmem ama ben yatmaya gidiyorum kendine ii bak |
Sabah ayazı dokunur Gül yanağına Bu ayrılıkta bana dokunur gitme Baykuşları tünetme Sevgi bağına Allah’ını seversen gitme En büyük aşk imkansız olanmış En büyük aşk yalanmış Derim gidersen….gitme Sabah ayazı dokunur gül yaprağına Bu yüzden dağları sis kaplar Ve bu yüzden çiçekler büyümez Açmaz tomurcuklar Bak yalvarıyorum gitme Allah’ını sever sen gitme Beni buralarda perişan etme Beklemek ölümden ötedir Bilmezsin sen gitme Yüreğim ökseye tutulmuş Çırpınan yaralı bir kuş Ben saksıda kuruyan çiçek Gidersen bu can ölecek gitme Allah’ını seversen gitme .. Vedat Özer |
Alır seni korum damla damla suyuma, ekmeğime, aşıma, kaygıma, sevincime, acıma, umuduma, sabrıma, gücüme Alır seni bölerim parça parça, dağıtırım topraklara, denizlere, geceye, Açılır her sabah kapılar gözlerinde, girerim ışıltılı, yemyeşil bir bahçeye A.Kadir |
Dengeleme paltomun bir cebine ölümü, bir cebine hayatı koydum bir cebine sevinci, bir cebine acıyı bana gelişini senin, sonra benden kaçışını paltomun bir cebine kahramanlığı, bir cebine korkaklığı koydum. Bir yanına dostlarımı, bir yanına düşmanlarımı... Ne kadar çok şey var bu dünyada nefret edilecek ve sevilecek olan paltomun bir cebine aklımı, bir cebine yüreğimi koydum ancak böyle yürüyebildim. Ahmet Erhan |
Ayrılık şiiri Her satırı mendireğe dizili karabatağa benzeyen bir mektup bırakarak balıkçı koyundan sisler içinde uzaklaşan kayık gibi bir sabah usulca ayrıldın koynumdan Bütün yolcularını boğaz köprüsünün çaldığı araba vapurunun boş seferleri gibi yalnızca rüzgar gezinir sensiz yüreğimde Durgun bir sudur aslında deniz ki çocukların acemi oltalarını denedikleri kuytu bir iskelenin tahtaları altına yazdığım ayrılık şiirini okudukça dalgalanır Sunay Akın |
Sınırsız sevdim gökyüzünü sevemedim tutsaklığı bi-türlü güvercinleri mavi göklerde sevdim beyaz beyaz uçarken çiçekleri yeşil dallarda derdim nazlı nazlı açarken oldum olası ne bir saksım olsun istedim ne bir kafesim isterdimki, sevdalı bir rüzgar olsun yaprakları okşasın sesim isterdimki, yeryüzü çiçeklerin gökyüzü güvercinlerin olsun güneşin okşadığı her yer özgürlük koksun ve şiirler en güzel sevgilim olsun Nuri Can |
|
| Saat: 05:14 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık