MsXLabs

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Genel Mesajlar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/)
-   -   Yalnızlığıma (Yalnızlık) (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/8336-yalnizligima-yalnizlik.html)

Mystic@L 18 Mart 2007 21:23

Haydi Başla!

Sen orada, bir yerlerde
Bana yakın, bana uzak
Yaşıyorsun hayatını
Adım adım, kucak kucak

Aklımın düz durmadığı
Gönlün boyun burmadığı
Ayağımın varmadığı
Duygularım salkım saçak

Bilinmezin berisinde
Ne gördün ki gerisinde
Şehrin batı yarısında
Yağmur yağar, mevsim kurak

Ay doğduğu gecelerde
Şiirlerde hecelerde
Bilinmeyen nicelerde
Kuruyorsun bana tuzak

Hala anlamadın beni
Ne eskiyim, ne de yeni
Görmesek de biz dikeni
Gülleri koparmak yasak

Azar azar versen bile
Sana rahmet, bana çile
Ne oyun var, ne de hile
Herşey açık, hepsi berrak

Tamam artık bu son fasıl
Nasıl istiyorsun, nasıl
Madem sizde böyle usul
Hadi başla, buyur ortak!

Hünkar Dağlı


Mystic@L 18 Mart 2007 22:05

Neredesin?

Burkulur yüreğim, gözlerim muhtaç
Nerdesin sevgili, hani nerdesin?
Ellerim yumrukta, ihtirasım aç
Nerdesin sevgili, hani nerdesin?

Yokluğun ufkumda satır be satır
Yürür, etrafımı zulmet kapatır
Yüzünden yayılan nur aydınlatır
Nerdesin sevgili, hani nerdesin?

Isınmaz ortalık etraf hala kar
Düşer vücut ısım, yüreğim donar
Biraz ateş getir, az ısıt ne var!
Nerdesin sevgili, hani nerdesin?

Bozuldu, kalmadı ağzımın tadı
Uçmaz gönül kuşum, kırık kanadı
Bütün bedenimin ortak feryadı
Nerdesin sevgili, hani nerdesin?

Muhtacım sesine ve sohbetine
Gül yüzünde açan gül demetine
Çöllerde Mecnunun su niyetine
Nerdesin sevgili, hani nerdesin?

Saçımda gezmiyor sihirli elin
Kollarımdan çokca uzakta belin
Nedir meşakkatin, nedir engelin
Nerdesin sevgili, hani nerdesin?

Ne tatlı buse var, ne hırslı öpme
Kendini saklama, hainlik etme
Benden tarafa gel, uzağa gitme
Nerdesin sevgili, hani nerdesin?

Bir keyiftesin sen, bir kederdesin
Tarif olunmayan bir eserdesin
Herhalde dönülmez bir seferdesin
Nerdesin sevgili, hani nerdesin?

Hünkar Dağlı


Misafir 19 Mart 2007 13:25

Evet yalnızım...
Sadece bunu söyleyip susmak isterdim.. Ebediyen susmak.. Çünkü canım acıyor.. Konuştukça, arzuladıkça, özledikçe, en kötüsü yaşadıkça canım acıyor..

İyiliklerim bile güçsüzlüğümden.. Güçsüzlüğümdendi, beni daha çok kırmasınlar diye kendimi adamalarım olmadık insanlara!..

Evet yalnızım...

Çünkü ne zaman aşkla büyülensem, o çok eski korkum bana yaralı kendimi hatırlattı.. Ne zaman aşkla büyülensem, aynı anda ayrılığın o korkunç hüznü kalbimi yaraladı.

Suç senin değil, özlemek değil, en büyük acı, bu giderek büyüyen boşlukmuş..

En büyük dert
KİMİ ÖZLEDİĞİNİ, KİMİ SEVDİĞİNİ BİLEMEMEKMİŞ.

Sevgili, öyle yanlış bir yerdi ki bu dünya, ben seni en çok karanlıkta kaldığım zamanlarda özlüyordum.

Geceleri, kokuna hasret yatağımda ter içinde uyanmak, kendimin bile affetmediği bir bencillikle,

KALBİNDEKİ TEK AŞKIN BENİM Kİ OLMASI İÇİN GÖZ YAŞLARI İÇİNDE ALLAH'A YALVARMAK OLDU...


Misafir 19 Mart 2007 13:30

http://www.balcanet.net/resima/jpg/dagarcik10117.jpg
Çiçekler, meyveler gibi...
Yaz, sonbahar ya da kış.
Nedense duygu rüzgârları hep ilkbahara yakıştırılır.
Coşkular, tutkular hep baharı simgeler.
Gürül gürül akan sel sularına pek yaraşsa da
bir mevsimle sınırlandırılamaz duygular.

Ne zamanı ne de yeri vardır sevginin. Ne de kuralı...
Ilık bir rüzgârda olabilir, savurup götüren bir fırtına da.
Buz gibi yalnızlıkları da yaşatır, sıcacık özlemleri de...
Gün ışığı olur, süzülür yüreğinize, ısıtır kavurur belki de yakar.
Yine de onu arar, ona koşar insanoğlu.
Yakınsa da bıkmaz.
Ya yüreğinde saklar sımsıkı
ya da kaçırır parmaklarının arasından...

Çünkü özgürdür sevgi.
Tutsak edilmeyi sevmez.
Neden ille de ilkbahar rüzgârları?...
Oysa hemen ardından yaz gelir.
Ve gerçek sevgi yaza daha yakındır.
Yakan, kavuran yine de iyi ki var denilen sevgi...
Buğday güneşsiz olgunlaşamaz.
Ve sevgi, ekmek gibi,
su gibi gerçeğidir insanın...

Acı da çektirse, ısıtır, yüceltir, olgunlaştırır sizi.
Anılarınızda neler var?
Neler kaldı kocaman yazdan?
Yüreğinizde sakladığınız yıldızlar mı?
Yoksa bir mevsimlik Yaz duygusu mu?
Hani yaz yağmurları gibi geçiveren...
Olsun...
Yaşanılan her güzelliğe saygı göstermek gerek.
Yaşamının baharında olan da,
Sonbahara doğru yol alan da ıslanabilir bu yağmurlardan.

Olsun varsın.
Sevgi yağmur gibi yağacaksa ve sırılsıklam ıslatacaksa sizi,
bırakın yağsın gönlünce...

Sevebilen bir yüreğiniz varsa,
sevgiye saygınız da varsa eğer,
dört mevsim bahar ve yazdır sizin için.
Kışlardan korkmanıza hiç gerek yok!

Sevgi kaynağınız ısıtır sizi...


Suna TANALTAY


Mystic@L 19 Mart 2007 14:35

Ayrı Ayrı

Kaçamak bakışlarımız dokunurdu birbirine
suçlu suçlu yürürdük
gülmeyi konduramadan dudaklarımıza
acılarla delik deşik
bir olgunluk izlerdi gölgelerimizi
yağmur ıslatırken kaçak evi
kimsesizliğimiz ayrı ayrıydı.

Aslında yakamıza yapışmasaydı aşk
sahtekarlar cennetinde çakışmasaydı yollarımız
sen ve ben
pekala kandırabilirdik kendimizi
mutluluk oynayarak ayrı ayrı
yas
içimizde uzun yolculuğa çıkmış olurdu
ve bitmemiş olurdu takas.

A.Kadir Bilgin


Misafir 19 Mart 2007 14:40

Yalnızlık Şiiri
Bilmezler yalnız yasamayanlar,
Nasıl korku verir sessizlik insana;
..........
..........

Orhan Veli Kanık


HayLaZ61 20 Mart 2007 17:50

Yağıyor bu Şehire!.. Ve Sen Yoksun

Senden ayrılalı kaç yıl oldu, kaç asır geçti, kaç yaz, kaç kış, kaç gün, kaç ay..? Saymadım.. Sen giderken ardında bir dağbaşı yalnızlığı bıraktın bana. Bir çöl ıssızlığı, yokluğun kimsesizliğim oldu, yokluğun kederim, söyle şimdi ben nereye giderim… Yağmurlar bu şehre kızgın artık, yağmıyor sokaklara… Şimdi kar içinde bedenim, buza döndü dünya...

Sen gittin kar yağıyor bu kente! Gökyüzü yere dökülüyor sanki, bembeyaz bir gülücükle, nazla... Bir eski hikaye geziniyor sokakları gözlerimin içinde... İnsanlar farkında değil, bilmiyorlar bu hikâyeyi…

Hani hayallerimiz vardı geleceğe dair, mutluluk dolu. Rüzgarlar savurdu, ulaşamayacağımız yüksek dağlara yağdı.
Öylede olsa hala koynumda mavi mavi hayaller taşıyorum sana dair... Sen gideli yüreğim yangın, gözlerim buğuludur benim...
Kar yağıyor bu şehire, üşüyorum!.. Ve sen yoksun! .. Kar yağıyor!..

Giderken ardından son bir çığlığımı ekleyebilmiştim sadece... Giderken "beni de al" diye bağırabilmiştim sadece... Ama nafile duymamıştın...

Yıllarca hayalinle yaşadım bu kahrolası yerde, hayalinle avundum senden uzaklarda, bir tatlı sözüne, bir tebessümüne hasret kaldım…. Sen bir serap gibi yıllardır içimin çöllerinde; yaklaştıkça uzaklaştın, uzaklaştıkça yaklaştın... Bilki hayalin bile serinliktir kavrulan ruhuma, üşüyen yüreğime sıcaklıktır…

Gel ey sevgi meleğim, cangülüm, bir bahar sabahı toprağıma can olmak için gel!.. Damarlarıma kan olmak için gel!.. Hasretlik boyu uzayan raylarda gönlünün sıcaklığına muhtacım.

Bilki, kaynağı sendedir mutluluğumun, çaresi sendedir yüreğimin. Uzaklığın çekilmiyor, uzaklığın işkence… Ne zaman seni düşünsem şiirler dökülüyor kar gibi kaldırımlara, şarkılar ağlıyor yokluğuna..

Uzak dağbaşlarının serin seherlerinde gökyüzünü süsleyen gözlerini aradım kaç kez. Seni ararken ırmaklara döktüm derdimi, rüzgârlara döktüm. Bin 'âh'la iniledi dağlar, bin 'âh'la aktı pınarlar, 'âh'ımdan kan damladı gül yapraklarından, yaralı bülbüller figan etti…

Özlemin bir bulut gibi sardı beni, bir yağmur gibi üstüme yağdı her gece. Damlalar yüreğime vurdukça, seni sevmek her gün biraz daha büyüdü içimde.

Gel ey gül-i rana; gel ey cangülüm, ayakların kanasa da dikenlerden, binbir pusu kurulsada yollara, prangalar vurulsada ayaklarına, kırıp zincirleri gel… Gelmezsen yok olurum, tükenirim. Gelmezsen bil ki, ölüme savurur beni hayat…

Geceler boyu hayalinin peşinden koşarken şaşırdım yolumu... Bir uçuruma düştüm, canım yandı, kanadı her yerim...

Gel ki, uzak dağyollarında küçük bir su olup, sevda pınarı gönlüne akayım… Ürkek ceylanlar gibi sokulayım yanına. Gel koru beni zamanın zulmünden, merhametinin gölgesine al… Kucakla beni şefkatinle, yüreğime bıraktığın o kutsal ışık için, aşk için kucakla…

Her gece ismini anarım gecenin en ıssız saatlerinde. Korkuyorum senden uzaklarda sensiz, yüreğim sensiz dağbaşı ıssızlığı, yüreğim sensiz en karanlık gece... Sana doğru kayıyor gönlümün bütün yıldızları, sana doğru akıyor gönlümün ırmakları…

Uykusuzum her gece böyle, yorgunum sensiz.
Hani diyorum bir gece hasretini yüklenerek çıkıp gelsen, ısınsa üşüyen duygularım. Sonra başımı koysam dizlerine kapansa kirpiklerim; bird aha hiç uyanmasam…

Ey öksüzlere yüreğinden merhamet pınarları akıtan sevgili! Gel tut ellerimi, beni sensiz bırakma.
Rüzgarlara yükledim özlemimi her gece sevgimi yolladım sana.
Yalnızlığımda nice dilek ipleri bağladım ulu ağaçlara, ikimiz için. Belki dönersin ve yeşerir tüm hayallerimiz yeniden, diye...
Gel, adını ‘’Can Gülü’’ koyduğum can’ımın gülü... Gel, zamansız da olsa, kimseciklere görünmeden, bir gölge gibi, sır gibi, rüya gibi, rüzgar gibi, meltem gibi... Gel...
Gitme bir daha…


Mystic@L 20 Mart 2007 18:46

El Gibisin

İçimde sızlayan yarama diken,
Olarak peş peşe batmış gibisin.
Gözlerim gözüne bakıyor iken,
Kalbinden çıkarıp, atmış gibisin.

Ne yeminler ettin, ne sözler verdin.
Hani ya, ben seni unutmam derdin?
Sevda çarşısına tezgahı kurdun,
Beni ilk gelene satmış gibisin.

Sevgim yüce ama kaderim rezil,
Beni kölelikten etmedin azil,
Sanki sana ait, gönlümde değil,
Bir başka yatakta yatmış gibisin.

Hüzün kılıçları durmadı kında,
Biçmeye başladı, ayrıldığında.
Bende başlattığın sönmez yangında,
Beyaz duman olmuş, tütmüş gibisin.

Ruhum serseridir, gönlüm budala,
Sevgi bilginiyim, bahtım ukala,
Bıraktığın yerde, beklerim halâ,
Dönmemeye yemin, etmiş gibisin.

Gaziantep
Mehmet Nacar


NiliM 20 Mart 2007 18:54

Yalnızlık

Başka özün, başka sözün,
Çok farklı şeylerde gözün,
Görmedim maskeli yüzün,
Sen bir yaren olamazsın....

Ağzından çıkar hep yalan,
zehirlisin aynen yılan,
Nedir ki elinde kalan,
Sen bir yaren olamazsın...

Kimi aşktan, kimi dertten,
Tattığın her haram etten,
Şairlik hanki niyetten,
Sen bir yaren olamazsın...

Bırak yazmayı çizmeyi,
Masum kulları ezmeyi,
Dağda, ormanda gezmeyi,
Sen bir yaren olamazsın...

Herkes gülerken haline,
Biraz sahip ol beline,
Kırmamak için diline,
Sen bir yaren olamazsın...

Gözün hep metaryellerde,
Hiç olmadı helallerde,
Varacağın baki yerde,
Sen bir yaren olamazsın...

Amacın hep para ve pul,
Herkese ediyorsun zul,
Yazık; olmuşsun kula, kul,
Sen bir yaren olamazsın...



Yazarı bilinmiyor


Mystic@L 20 Mart 2007 20:36

Neyleyim baharı

Sensiz baharın ne tadı var
Gönlümde yazı yaşamayınca
Güzel güzel olmuş neyleyeyim
Sarı saçlarını sevip okşamayınca

Bahçen cennet bahçesi olmuş neyleyeyim
İçinde huriler gülüp oynamayınca
Terli turnam havalanmiş sazlı göle
Neyleyeyim gelip bizim elde ötmeyince

Yeşil yayla benim olsa neyleyeyim
İçinde mor koyunlar olmayınca
Beylerbeyi ben olsam neyleyeyim
İçinde çifte benlim olmayınca

Ellerin gülü açmış neyleyeyim
Benim gülüm açmadıktan sonra
Ak gerdanda benler sıra olmuş neyime
Çifte benli benim olmadıktan sonra

Yunus Aslan


Mystic@L 20 Mart 2007 22:14

o sozler ki acidir
mapusane avlularinda
demirli kirbaclar gibi saklar
o sozler ki sirasinda
cicek acmis bir nar agacidir
dag ufkuna vuran deniz aydinligi
sirasinda gizemli bicaklar

o sozler ki
imgelem sonsuzlugunun
atesten guludurler
kelebek carpintilariyla dogarlar olurler
o sozler ki kalbimizin ustunde
dolu bir tabanca gibi
olup olesiye tasiriz
o sozler ki bir kere cikmistir agzimizdan
ugrunda asiliriz

Atilla İlhan


Mystic@L 21 Mart 2007 19:09

Orada duran

Dün gece gördüm seni
Ay doğarken oradaydın
Bir içim suydu çocukluğun
Keşke o gün içseydim seni

Dün gece ay doğarken
Ormanda ışıkla oynaşan
Bir mor menekşeydi çocukluğun
Keşke o gün koklasaydım seni

Ay ışığı saçılırken geceye
Oradaydın saçların omuzlarında
Fırınlanmış bir meşe tahtasında
Yıkasalardı seni yeşerirdi

Keşke o gün öpseydim seni

Vecihi Timuroğlu


Mystic@L 21 Mart 2007 19:59

"Yeni aşk kelimeleri, yeni öğrenilen
incelikler öbür sevgiliye saklanıyor."
F.Scott Fitzgerald

Her sevda başlangıçtır bir yenisine
Öteki başkaldırır daha bitmeden biri
Biz isteyelim istemeyelim sürüp gider böylece.

Baksak ki unutmuşuz günün birinde her şeyi
Ne o sevdalar, ne ölümsüz sözler kalmış
Toplasak toplasak hepsini işte
Onca sevda bir sevdayı yaratmış
Döner durur başımızın üstünde
Gözlerden ağızlardan saçlardan
Ellerden omuzlardan yapılmış bir hâle.

Ve çınlar herbiri bir silahın yankısı gibi
Bir yaşam boyu biz tetiği çektikçe.

Edip Cansever


Misafir 21 Mart 2007 20:22

Yalnızlık http://www.aruz.com/huya-siir/metin.gif
Dışımda yağmur yağıyor, sessiz
İçimde yalnızlık öyle yorgun
Gökyüzü genişler birazdan, yağmur diner
Mindere uzanır misafir güneş

Camlarda ışıldayan altın aydınlık
Masadaki sürahiye yansır
Bütün tazeliğiyle yeniden
Cömert bir gün doğar şehrin üstüne.

Güzeldir bu tabiat güzelliğine
Oysa insanları da sevmek isterdim
Böyle uzak oldukça kendimden bile
Tad alamıyorum canım dünyadan.
http://www.aruz.com/grafs/resim/kare.gif

Mustafa Şerif Onaran


kambis 21 Mart 2007 21:20

HOŞÇAKAL

Özlemek seni....

Tüm hücrelerimde Seni özlemek

Her şeye rağmen üstelik....









Yıkılmaz duvarlar ördüren,

Sendin bende.

Dokunurken korkar,

Bakarken kaçar olmamın sebebi sendin.


Anlatamadım beni sana.

Coşkun çağlayanlar gibi,

Kavuşmak için sana,

Çok çaba sarf ettim..

Ama nafileydi verdiğim savaş,

Ve

Artık senden vazgeçtim.......


Senin sandığım kişiliğin başkaymış meğer,

Bir dekor seçmişsin yüzüne,

Onunla dolaşıyormuşsun meğer....


Çok şey istemedim senden;

Sadece içten bir gülüş, birazcık sevgi...

Kalbi olmayandan sevgi,

Dekorla gezen birinden içten gülüş beklemek....

Saçmaymış anladım...



Diğer kalbimi buldum sanmıştım.

Yanılmışım.....Yanılmışım....



Bu yaşta artık sözlerin ikna etmiyor,

Ağlamakta zoruma gidiyor..

Aptal yerine konulmuşluğun resmi boşlukta çizili,

Aldandığımı anladığım günden sonra sana son yazı, son acı....



Kimseyi yolundan döndürecek gücüm kalmadı artık...

Yoruldum.....

Kurduğum bütün kumdan kaleler

Bir dalgayla yıkılıyor....

Gittiğin yerde kal!!

Hoşçakal....

Mehtap ÖĞÜÇOĞLU

21.03.2007


Mystic@L 21 Mart 2007 23:26

Yalnız

Yalniz günlerim, yalniz herseyim.
Yalniz yasanmaz diyorsun bana.
Cansiz bedenim, ölmüs düslerim,
dertli olunmaz, diyorsun bana.

Aglarsa anam aglar,
gerisi yalan aglar,
bitmez iftiralar,
yüregim sizlar.

Akar gözyasim, damla damla.
Erkekler aglamaz, diyorsun bana.
Yanmis yüregim, sevda baharinda,
beni baglamaz, diyorsun bana.

Ahmet Arslan


HayLaZ61 21 Mart 2007 23:47

Sevdiğimiz eşyayı, dostları yada sevgiliyi.
Sonunda yürekte kalan hep ayni duygu, hüzün...
Çünkü yitirilene alışmışızdır, sevmişizdir, bizimle olan beraberliği keyiflendirmiştir. Çünkü o beraberliğe değer vermişizdir.

Ya o güzelliği yasarken; paylaşımı, keyfi, sevmeyi ve sevilmeyi birlikte hissederken...

Hep korkmaz miyiz? İçimizi en güzel anlarda bile hep sarmaz mı?
Ya biterse? Ya yok olursa bu güzellik?; endişesi..

Tabii ki bitecek. Yaşadığımız mutluluklar, hüzünler hep bitmedi mi?
Hep yerine başka başka hüzünlere, mutluluklara bırakmadı mi?

Gene ayni korkular, ayni endişeler...

Peki sahip olduğumuz güzellik için yitirme korkusuyla ağlamak niye? Kime? Ne için ? Biliyor musunuz?

Dökülen göz yaşları sadece kendimiz için..
O değere sahipken de, yitirdiğimizde de..
Çünkü bizi asil korkutan YALNIZLIK..

İçimizde hissettiğimiz o güzel duyguları uzunca bir süre tekrar yaşayamamak..

Özlemek, özlenmek, sevmek, sevilmek, sım-sıkıca sarılmak,
o bedenin canini, kanını hissetmek, sevişmek.. Hangisi kolay vazgeçilir hazlar ki?

Biten aşklarda da, biten ömürde de yanaklarımıza dökülen gözyaşları hep kendimiz için.

Çünkü merkez hep biziz, doymak bilmeyen egomuz..
Ve o egoyu doyurabilmek, hoşnut kılabilmek için ne kadar çok çırpınır dururuz.

Bizim sevdiklerimiz bizi muhakkak sevmeli, özlediklerimiz özlemeli,
doğrularımız her zaman tek doğrudur.

Ya yanımızda ki insan ? Onun egosu ? Arzuları, özlemleri veya usandıkları...

Ne kadar o sevdiğimiz insana karşı fedakarız?
Vermeden neyi ne kadar alabiliriz ki?

Bizler; hep ilişkilerimizde hesap kitap içinde değil miyiz ?
Her zaman denge.. Verdiğimiz kadar alalım, aldığımız kadar verelim hesapları yapar dururuz.

Sonuç YALNIZLIK .

Peki bu kadar yalnızlıktan korkuyor, yaşanılan güzellikleri,
paylaşımı bir daha yasayamamak endişesiyle kaybedeceğimiz
değere ağlıyorsak niye bu kadar ince hesaplar.

O değer bize mutluluk yerine hüzün, kargaşa yaşatıyorsa zaten vazgeçmeliyiz.

Yok eğer yaşamın sıkıntılarından biraz da olsa bizi alıp mutluluk veriyorsa o zaman gözyaşı yerine biraz daha akilci olmak daha doğru değil mi?
Sıkıca, hiç bitmeyecekmiş gibi o güzelliği, huzuru sonuna kadar yasamak varken neden korku??

Bilirsiniz.. Anılarımızda öylesine anlamlı, mutlu anlar vardır ki, kimi zaman onca geçen yıllara değerdir. Tabii ki bu değerler karşılık bulduğunda daha da değer kazanacaktır.

Eh iste o zaman bize biraz daha is düşüyor demektir. Daha çok özen...
Çünkü yasam içinde, ayni frekansı yakalamak o kadar zor ki...

Sevgiyi, özlemi birlikte yasamak doyumsuz bir hazdır.
Artık o sevdiğin insan kendin olmuşsundur.
Korursun, tıpkı kendini koruduğun gibi. Üzmekten, incitmekten korkarsın.
Artık hesap, kitap yapılamaz. ; Daha çok vermek vermek istersin.
Çünkü ego vererek de doyumu öğrenmiştir. Çünkü gönlünü ayna tutmuşsundur o sevgiliye. Çünkü yitirme korkusu askı ölümsüz kılar.

Çünkü ayrılmanın da bir vahşi tadı var
Öyle vahşi bir tat ki dayanılır gibi değil
Çünkü ayrılık da sevdaya dahil Çünkü

AYRILANLAR HALA SEVGILI..


Mystic@L 21 Mart 2007 23:51

Yalnızlığa Çağrı

Namusum üzerine yemin ederim
Bu şehri bu evleri bu sokakları sevmiyorum
Tiksiniyorum bu iğrenç kalabalıktan
Yalnızlığı özlüyorum

Yalnızlıkta sen varsın
Dilediğim gibi düşünebiliyorum seni
Bir ayna karşısında soyunuyorsun çırılçıplak
Dudaklarından öpüyorum

Kapatıyorum gözlerimi yağmur yağıyor
Bir bulut görüyorum sana benzeyen
Sevinçten ürperiyorum

Yalnızlıktan bütün teselliler yalnızlıkta
Hoşça kalın sokaklar, caddeler, insanlar
İşte başımı aldım gidiyorum.


HayLaZ61 22 Mart 2007 00:06

UNUTULMAZIM
Yıllar yılı acı çekmiştin, istemediğin bir ortamdaydın ve sana ters düştüğü halde yanlış şeyler yapmıştın. Acına, yaşam mücadelene ortak olup, yüreğimi yüreğine, ömrümü ömrüne katıp seni mutlu edecektim. Ben senden sadece sana verdiğim sevgiyi kabullenip, bu sevgiyi yaşamanı istemiştim. Yalnız seni istiyordum… Ama o kadar ters davranıyordun ki bana… Çok sevilmek bu kadar kötü müydü? Gerçekten böylesine ağır mıydı ki?

Sevgiye hasretim dediğini düşünüyorum da... Hayatıma bilmediğim anlamlar getirmiştin. Gözüm kapalı hayatımı ortaya koyduğum bir kumar oynamıştım. Ya seni kazanacaktım, ya da kendimden VAZGEÇECEKTİM. Hem seni kaybettim, hem de kendimden VAZGEÇTİM.

Var mıydı böyle kimsesiz darmadağın olmak, biçare kalmak, var mıydı? Keşke beni böyle ödüllendireceğine, hiç ödül vermeseydin. Onca yüreği senin yüreğine feda ettiğim halde, yüreğin kocaman sevdamı alabilecek kadar büyümedi…

Ben de sana büyük bir sevgiyi vermekte diretiyordum. Bu kadar direttiğim için beni bağışla…

Beni kırgınlıklarla, çelişkilerle, cevabı sende olan bir sürü soruyla ve bitmek tükenmek bilmeyen 'keşke'lerle bıraktın, bana onca acı verdin ama yüreğim düşmanın olamıyor. Her gün alabildiğine yanıyor, istesem de istemesem de seni özlüyor, seni istiyor.

Yüreğimi koparıp atmak mümkün olsaydı hiç düşünmeden koparıp atardım. Ama artık kendime sözüm geçmiyor.

Başımı ellerimin arasına ne ilk ne de son alışım. İlk acım değil ama en büyükacımsın.

Bir limandayım ve senin bindiğin gemi çoktan uzaklaşıp gitti. Bunu kabullenemiyorum, zoruma gidiyor, canımı acıtıyor.

Sen yüreğimdeki hasret! Yarım kalmışlığım, unutulmazımsın…



NiliM 22 Mart 2007 00:54

YÜREK SARSINTISI

yüreğimden bir şey koptu
hissettim

gözlerim
beni ele verir diye
ağlayamadım
tüm ağlamaklarımın üstüne
gülücükler monte ettim

yüreğim
orta yerinden yırtıldı
bilemezsiniz

ruhumun mafsalları
günde bin kez sallanır
-biliyor musunuz?-
beni incittiniz

ben savunmasız
bir kır çiçeğiyim
örselediniz

gökten inmiş
bakir bir ayetim ben
tahrif ettiniz

alın beni
satın beni
atın beni
artık işinize yararım
tepe tepe kullanın

bir şey koptu yüreğimden
onu yerinden oynatamamıştı
yedi düvel
onu yerinde tutmak için
tetiğe asılmıştı dedem
dağa çıkmıştı
onu siz kopardınız hoyrat ellerinizle
beri örselediniz

bana darılmış
bana kırılmış olmalı
dedem
kalkamadı mezarından



Mystic@L 22 Mart 2007 13:44

Ne Böyle Sevdalar Gördüm, Ne Böyle Ayrılıklar

Ne zaman seni düşünsem
Bir ceylan su içmeye iner
Çayırları büyürken görürüm

Her akşam seninle
Yeşil bir zeytin tanesi
Bir parça mavi deniz
Alır beni

Seni düşündükçe
Gül dikiyorum ellerimin değdiği yere
Atlara su veriyorum
Daha bir seviyorum dağları.

İlhan Berk


Mystic@L 22 Mart 2007 15:05

Nasıl

ben nasıl yalnızca seni düşünürüm
yalnız başına sen değilmisin benim aşkım
korumasız insanlar ölürken ülkemde
gitgide büyürken açlık sefillik
onurunu bile yitirirken güzelim emekçi
üç beş kişiye satılmışken halkımın ekmeği
bir işkenceyse yaşamak yurdumun tüpraklarında
susturulmuş, ürkütülmüşse, işçiler, köylüler
askeri, polisi salınmışsa yurtseverlerin üstüne
ben nasıl yalnızca seni düşünürüm
nasıl dokunurum sana yanmadan içim

Celal Kabadayı


tikkymelike 22 Mart 2007 16:13

ELLERİMDE SENİN GİDİŞİN
İşte yalnız bir akşam üstü,
Balıkçılar ağlarını toplamakta,
Şafağa hazırlanıyor güneş,
Umarsız dünlerden yarına gebe...
Gelip geçer çocuk sesleri yanıbaşımdan,
Ellerinde anne şefkati..
Yüreğim çırpınır uzaklara sevdalı..
Kıvranır durur tenim avuçlarımda,
Eziyet gibi iç çekişmelerimdeki çığlığım,
Bir karabasan olur denizin mavisi,
Binbir cefadır artık seni düşünmek...
Ellerimde senin gidişin...
Akşamcıların gülüşlerindeki yalnızlık gibidir artık,
O tenhalarda beklediğim gelişin...
.......................................
Yeşim Aktaş


Mystic@L 22 Mart 2007 21:22

İmkansızlığım

Serpildiği zaman gül ağacına goncalar
Seni el değmemiş çocuk yüreğiyle severim
Hayatımın felsefesi,
Uykularımın gülücükleri,
Sevgilim
Anladığın zaman yüreğimdeki sevda kuşlarını
Sana daha bir bağlıyım
İmkansızım,
İmkansızlığım,
Sevincim
Güzelliklerin çoğalan yanıyla severim seni.

Jale Bektaş


NiliM 22 Mart 2007 22:54

ELLERİMDE BİR GÖZTAŞI

Ellerimde bir göztaşı, gözlerim boş gidiyordum
Ne bileyim, bir damlanın böyle deniz olduğunu
Şaştım, mavi bir fal gibi açılınca önümde
Giritli bir ölümüm varmış, bir balıkçı fitil gibi
Patlayacakmış avucunda otuz çubuklu gençliğim
Üç günde mi desem, üç gökte, üç kulaçta mi
Ben ki, o camgöbeği çiçekler açan ağaç
Kırılmaz bardaklar gibi tuzla buz olacakmış
Ne zaman boğulsam böyle yosun kokuyordu ışık
Sabahçı kahvelerde bir çiroz ötüyordu
Ve dalgalarımı geçen o deniz şoförleri
Böyle uyur düşlere bindirmiş gemiler
Uyuklar gibi üstünde mermer masaların
Bir tahta parçasıydım, osmanlı bir kazadan kalmış
Yüzüyordum, islam kaptanın ahşap ayağında
Öbür tahtalara öbür insanlara doğru
Cumhurdu mürekkep balığı, simsiyah yüzüyordum
Ne bileyim, bir korkunun böyle destan olduğunu
Ağardım, nişanlayınca gece ve yavrulayan yalnızlık
Ya da ilk insanın doğdugu, öldüğü dağdi Moby Dick
Nefes aldıkça filbahriler köpürüyordu sulardan
çanlar çalıyor kulaklarımda, yunuslar yarışıyordu
Alyuvarlar, dolkuşları ve rüzgar midyeleri
Dedim, dünya gibi bulut yok dünya üstünde
Ellerimde bir göztaşı, gözlerim boş gidiyordum
Ne bileyim, bir türkünün böyle Veysel olduğunu
Açıldım, çıkmaz bir sokak gibi, kapanınca denizde.

CAN YÜCEL


Mystic@L 22 Mart 2007 23:32

Özlem

Sesimi biriktirmiyorum artık ağlama
ne kadar gelişmiş olsa da acı üretimi
yüzbinlerce kuş uçurdum hüzünden arınmış
sen ki zehirlerini soydun sevdanın ve zamanın
sesimi biriktirmiyorum artık ağlama
kalbimde özlemi yok imkansız baharların

Refik Durbaş


Misafir 23 Mart 2007 00:32

Yalnızsın sevgilim



Ne zaman kapısı çalınsa
bahçesinde tutsak begonyalar
prangalarına sarılırken inatla
hürriyet korkusundan ağlar
sen ise açmazsın

yüreğine oturup yarım kalan
mezar kazıcısı suratlı sevincinin
uykusuz kalktığı yatak odalarından
kırılarak kalkan direncin
yüreğine batar da aldırmazsın

daha yüzünü yıkamadan hayatla
savaşmak zorunda kalan
yel değirmenlerinden tek farkın
onlar kadar olmayan yalnızlığının
ardına dönüp de bakmazsın

asmalı kapıya doğru uzanan
o yol bir türlü bitmek bilmez
biliyorsun çocukken kırdığın
erik ağaçlarının ahını almışsın
dilinde dua tutmaz

yalnızsın sevgilim yalnızlığın adı aşk olsa
yine de gelip seni bulmaz ben gibi bahtsızsın


sessiz_gecem_05 23 Mart 2007 00:44

haydi gel yoksa kaybolacagım karanlıkta belki sisli bir kış gecesi belki hüzünlü bir sonbahar aksamı cesedimi bulacaklar camurlar arasında gelip sana haber verecekler şaşıracaksın bir elinde resmin bir elinde silah vardı diyecekler inanmayacaksın kalkıp geleceksin cesedimi görünce taş kesileceksin senin için neler cektigimi birbir anlayacaksın tutup elimden AFFET diyeceksin seni coktan affettigimi bılmeyeceksın egilim sarılacaksın soguk vucuduma bir fısıldı duyacaksın dudaklarımdan ELVEDA........


Mystic@L 23 Mart 2007 13:17

Olsun ya şu kısa arkadaşlığımız helal,
Belki üzüleceksin ama hepsi hayal.
Hiç istemezdim böyle bitsin bu iş,
Fakat ne yapalım bu gidiş kötü gidiş.
Belkisi fazla arkadaşım üzüleceğim elbet,
İlk mi yapışacak yüreğime köz gibi gurbet.
Kötüyümdür belki de bu yolda herkesten ben,
Ama sen ne diyeceksin bu işe söyle sen!
Sen put olsan karşında ben de putperest,
Yine diyeceksin o zaman bu adam hayalperest.
Aslında hayaller hepsinden de temizse,
Günler boyu sürecek umut yüklü gerçeğin,
Aşk uğruna verilen güzel sözler tavizse,
Ne önemi kalır sanki aranılan gerçeğin.
Yine de kabulümdür benim olsan hayaller,
Sende istersen hep katı gerçekle yaşa.
Zamanla tükenirse başımdaki o yeller,
Vurur musun başını sertçe gerçek bir taşa?
Diyeceğim buraya başlangıcın sonudur,
Sevgi vaadederek kurulacak her hayal.
Sorayım son kez sana vaad ettiğin bu mudur?
HAYAL, HAYAL ve hep HAYAL!!!

İrfan Ünübol


Misafir 23 Mart 2007 15:14

YALNIZIN DÜNYASINDAN

Yine ben geldim yalnızlığım
selam olsun...
Bana bir kadeh yalnızlık sun
Öyle bir yalnızlık ki
İçinde herkes olsun
Dağ başındaki çobandan
En kalabalıktaki yalnıza kadar
Ben de kadehe biraz hüzün katar
İçerim doyasıya sabaha kadar.

Sen de seyredersin beni aynalardan.
Seni unutacak olursam zaman zaman
Solmuş resimlerle gelen hatıralardan,
Unutulmuş mısralardan,
Ya da hüzünlü şarkılardan
Birden çıkarsın karşıma
...her zamanki gibi.

Yalnızlığım ;
Sen de olmasan kiminle bakarım
Sessizce kayan bir yıldıza,
Kiminle gülerim şakalarıma,
Kiminle ağlarım...yalnızlığıma.






Ahmet Ünal ÇAM


NiliM 23 Mart 2007 15:46

SENSİZLİK

Sensizlik acı veriyor bana birtanem,
Sensiz yaşayamıyorum,
çünkü uzaklardasın ve gelmeyeceksin
Seni bekleyeceğim ve özleyeceğim.

sensizlik eritiyor beni
kahrediyor kalbimi,
Ne olur dön
kalbime geri dön.

Dünyada seni on kişi seviyorsa
Onlardan biri benim.
seni beş kişi seviyorsa
Onlardan biride benim
seni tek kişi seviyorsa oda benim
Bilki kimse sevmiyorsa
BİLKİ BEN ÖLMÜŞÜM ÇÜNKÜ SENSİZİM

Ümit Yaşar Oğuzcan


Misafir 23 Mart 2007 15:58



Her gelen bir renk aldı götürdü benden,
Geriye sadece siyahlar ve beyazlar kaldı.
Şimdi kimse talip olmuyor onlara

Değiştiğimi zannetme değişmedim.
Ben; hala senin gittiğin o saatte, o gündeyim değişmedim....
Değişmedim, değişen sadece senin takvimindi.
Ben; hala senin bıraktığın yerde senleyim...

Eylülden beri sana giden yollardayım.
Ne seni bulabildim,
Nede umutlarım tükendi.
Umudum tükenseydi,
Sana giden yollarda tükenirdi...

Aşırı hızdan cezaları
Hep sana gelirken yazdılar.
Dönüşün yavaşlığına kimse fit olmadı.

Sen varken şiirlerimi hep kağıda yazardım şimdi.
Senin bıraktığın duvarların boşluğuna yazıyorum.
40 cilt oldu yazdıklarım, ne yazcaklarım bitti ne duvarlar.

Bir umutlarımın birde senin peşinden koşmaktan yorulmadım...!
Keşke ikiside aynı yönde olsaydı...
Sana geldiğimde umutlarımı, umutlarıma gittiğimde seni bensiz bıraktım...

Yolcu olabilmek için yolda olmak lazım derler,
pekiiii yoldan çıkanlar hala yolcu sayılır mı?

Zor olan; senin gidişini görmek,
Ona alışmak değildi...
Bıraktığın boşlukların çığlıklarını duymak,
Onalara karışmaktı.

Resimler canlıdır, konuşurlar
Onları saklarlar seninle,
Her an yanında olmasalar da
Seninle birlikte yaşarlar,
Sensiz yaşlanırlar.

Bir; kalabalığa karışmayı
birde; kalabalığın bana karışmasını sevmedim sevemedim...

Saçlarımı taramak için aynaya baktığımda aynada sen vardın.
Senin saçlarını taradım ben yerine.
Buluta koymuştum seni tane tane yağmur yağmur sen yağdın
Çiçeklere verdiğim sularda sen vardındallarında, yapraklarında,
Mavisinde, sarısında sen açtın...

Denizlere baktığımda milyarlarca su damlası,
ırmaklara baktığımda milyonlarca su damlasının özel kavuşma inancını
Görüyorum ve ben keşke diyorum, keşke
Irmaklarla büyük mutluluğa giden
Denizlerle büyük mutluluğu bulanlardan birisi olsam,
Olabilsem diyorum...

Şiiri yazan: ***_CaDı_*** Fatoş (yani ben) çalışmayı yapan : VUR@L


Mystic@L 23 Mart 2007 19:56

Adı Yalnızlık

Gölgen gibidir yalnızlık
Gecenin ıssızlığı, karanlığı gibi boş ve soğuk.
Sarılırsın ararsın tutamazsın
yoktur çaresi.
Adı Yalnızlık
Yazılmıştır birkere
Yiğit olsan da büker bileği,
Cesur olsan da sızlatır yüreği.
İçindedir sevgi, insanın tek dileği
Ateşten gömlek misali
SEVGİ... SEVGİ... SEVGİ…

Murat İnce


kambis 23 Mart 2007 22:21



yalnızlık


Bakarken uzaklara

Bir dön ardına

Kimbilir…..

Kimin ufkundasın

Attığın adımlar kısalır,
Düşünceler kısırlaşır,
Hayaller ufalıp,
Zaman darlaşır,
Uykuların bölünür bir çığlıkla,
Dayanmak zor olur başkalarına,
Sadece o vardır,
Yalnızlığında.


içimdeki kara yel savurdu beni,
yalnızlığın kol gezdiği sisli limanlara
savruldum ve her seferinde ağladım
yalnızlığımla başbaşa


pusulasını yitirmiş yüreğimi
kime açayım
yelkenleri kırık ruhumu
kiminle onarayım
kara yel vardı hep, içimde bir yerlerde
savrulmaktı, "yaşamak" dediğim...
yalnızlığın kol gezdiği sisli limanlara
savruldum ve ağladım
yalnızlığımla başbaşa


biliyordum,
sen ulaşılmaz bir uzaklıktaydın;
bense, çok uzak bir yalnızlıkta


Gün olur kar da yağar buralarda Güneşe de kavuşursun Ama tanıyamazsın bile bir acımasız rüzgar savurur deli dalgalar boğuverir vicdanını o hep masmavi sandığın kara sularının içinde ve hep sarı bildiğin güneş kızıllaşır birden Ben bunu tanıyorum dersin ateş bu; Ama nafile hepsi birer azılı düşmanın oluverir Sonra bir de bakarsın etrafında kimsecikler kalmamış işte o zaman hatırla beni yanlız o zaman

Melih YURDAGÜL


Mystic@L 23 Mart 2007 22:43

Ve acının yazılmayan tarihi

3- Gidip Geri Dönmeyenler
Bu deli yollara oğul verdin
Gidip geri dönmediler
Kaç kolun koptu Yemen
Kaç yürek yaran Çanakkale
Ocakların kör kaldı
Kaçıncı söndü umudun
Gidip geri dönmediler
Güldün mü
Kıvılcımlar saçılır geceye
Bakışın ilk insandan bu yana
Bütün bakışların bahçesi
Ayakların Hitit' ten beri
Böyle sıkı basar toprağa
Geride hep yoksulluğu koydular
Kıran düştü- kıtlık düştü payına
Gidip geri dönmediler.

5- Yediveren

Direnci zemheriden karılmış-ölüm kapı komşusu
Sabrı dağlarla bir- cehennemden sökün etmiş ağustosu
Zulümlerle dövülmüş yüreği yoksulluğun örsünde
Gene de yangınlar içinde yediveren güldür sevdası
Yıkılası kara dağlar boyun büküp yol verir
Değilse kıyametler doğurur coşkusu
Lâkin körolası yollar uzanmış yatar toz kül içinde
Kör bir engerek gibi azrail hovardası
Bir yol gülüşlere karışmış
Bakışlara tünemiş-sözcüklere bulaşmış
Ezeli bir acının doğurduğu nefret aşılmaz
Yıkılmaz muhanetin karlı dağları çevresi dolaşılmaz
Ruhları yağmalanmış babadan oğula devrolan lanet
Çifte su verilmiş yüreği kâr etmez hasretine
Koparır elini kolunu gurbet
Gene de yediveren güldür sevdası
Bilmezler
Yaşamak derler adına
Dağların ötesinde bin yıldır paylarına düşen esaret
Günah-vebal-yemin-gammazlık -yalan- kin
Uğur-nazar-büyü-yılan-çiyan-cin
Ekmek atlı insan yaya-can ter içinde
Korkuyla nefretle silahlandırmış ruhlarını cehalet
Bilmezler
Özgürlük derler adına
Dağlarda yapayalnız ağlayabilmenin
Ölmenin doktorsuz ilaçsız
Bazan çocuk üstüne bazan yılan sokması
Sanırsın ki unutturmuş sevmeyi
Gülüşlere afat olmuş nuhnebiden kalma cinnet
Gene de yediveren güldür sevdası

(Yarın Yeniden/Gerçek Sanat)

Adnan Durmaz


Mystic@L 23 Mart 2007 23:35

Alaca Karanlık

Dayan bakalım,
Dağları delen Ferhat!
Dizboyu çamurdasın.
Bütün gün parkta uyuyan insanların,
Resmini çizen Ömer,
Aslan Ömer!
Haklısın...

Yaprağın yeşili,
Vay anam vay!
İçimi dağlar göğün mavisi.
Dayan bakalım,
Dağları delen Ferhat!
Vakit alacakaranlıktır şimdi.

Fethi Giray


Mystic@L 24 Mart 2007 00:10

Ansızın

Ben sensiz olanlara seni aratıyorum,
Ben sensiz kalanlara seni yaratıyorum,
Seni saklayacağım, seni yazıp-andıkça
Kendimi çoğaltıyor, seni kuşatıyorum.

Unutturmayacağım, seni yaşatacağım,
Kendimi çoğalttıkça seni kuşatacağım,
Her zamanda, her yerde sen bende yaşadıkça
Sen evreninde sana seni aratacağım.

Özdemir Asaf


NiliM 24 Mart 2007 00:54

BEN BİR EYLÜL SEN HAZİRAN

Bir eylüldü başlayan içimde
Ağaçlar dökmüştü yapraklarını
Çimenler sararmıştı
Rengi solmuştu tüm çiçeklerin
Gökyüzünü kara bulutlar sarmıştı
Katar katar gidiyordu kuşlar uzaklara
Deli deli esiyordu rüzgar
Dağılmıştı yazdan kalan ne varsa
Yaşanmamış bir mevsim gibiydi bahar
Neydi o bir zamanlar
Sevmişliğim, sevilmişliğim
O heyheyler, o delişmenlikler neydi
Ne bu kadere boyun eğmişliğim
Ne bu acıdan korlaşan yürek
Ne bu kurumuş nehir; gözyaşım
Önümdeki dizboyu karanlıklar da ne
Ne bu ardımdaki kül yığını; elli yaşım
Beni kötü yakaladın haziran
Gamlı, yıkık eylül sonuma
Bir ilkyaz tazeliği getirdin
Masmavi göğünle
Cana can katan güneşinle
Pırıl pırıl engin denizinle girdin içime
Çiçekler açtı dokunduğun
Çimler büyüdü yürüdüğün
Ve güller katmer katmer oldu güldüğün yerde
Başımda senin kuşların kanat çırpıyor şimdi
Oldurduğun yemişlerin ağırlığından
Dallarım yere değiyor
Güneşi batmadan saçlarının
Bir dolunay doğuyor bakışlarından
Gün boyu senden bir meltem esiyor yanan alnıma
Uykusuz gecelerim seninle apaydınlık
Başım dönüyor, off başım dönüyor yaşamaktan
Ölebilirim artık
Ölme diyorsan; gitme kal öyleyse
Sarıl sımsıkı, tenim ol, beni bırakma
Baksana; parmak uçlarım ateş
Lavlar fışkırıyor gözbebeklerimden
Hadi gel, tut ellerimi, benimle yan
Benimle meydan oku her çaresizliğe
Benimle uyu, benimle uyan
Birlikte varalım onüçüncü aylara
Ben bir eylül, sen haziran

Ümit Yaşar Oğuzcan


Mystic@L 24 Mart 2007 01:07

Gittin İçimde Kaldı Ayrılık

Gittin
Ayrılırken buz tutmuş bıyıktı gözlerin
Kaçamak ellerimiz komutsuz sallandı
Dudaklarımızda sıradan sözcükler
Vedalaşmayı bile beceremedik
Son bir bakış kaldı arkanda
Kalabalığa karışan
Her şey düzmece bir dinginliğe gömüldü
Gittin.

İçimde
Yığınlarca kitap kaldı uçuşan
Sözcükler beynimin köşelerinden
Çıkıp korkuttular gecelerimi
Peşimden geldi gölgeler
Aynalara bakamaz oldum
Hiçbir oyun avutmadı beni
Yaşamıma sığmayan bir şey kaldı
İçimde.

Kaldı
Yeni bir kent işkenceye hazır
Ödeşemedim gittiğin mevsimlerle
Belleğimi silkeleyip anılardan
Tik tak çaldın uzun zaman
Alışamadım yarımlığa
Düşlerimde intihar tutkuları
Sırtımda hançerinin oyduğu boşluk
Kaldı.

Ayrılık
Çoğalarak giriyor günlerime
Senden başka kim bilebilir
Geçmişin dökümünü yaptığımı
Ağır ağır pulsara dönüşürken güneşler
Sonbahar hüznüne benziyor pencerede
Artık konuk beklemeyen gözlerim
Sayfalar da bitti ışık da her yanı kapladı
Ayrılık.

A.Kadir Bilgin


Mystic@L 24 Mart 2007 10:33

I. - saymaca -

bu kaçıncı
yıldızsız bir gökyüzünü seyreder gibi
gidişine yakıp
bitiremediğim şiir?

sıvazlıyor bilincimin eli öksüz sırtımı
sokak ortasında pejmürde bir kedi ağlıyor
aylardan fena halde eylül sanki
ağzımın kıyısındaki gülücükle dürtüyor içimdeki bahar
yekin bir daha sarı buğdaylar gibi
rüzgârsız havalarda bile yekin

II. - zaman :
kaçıncı boyutu insanın? -

zamana
inat
bir
konukluk
bu
yaşam
bir
armağan

III. - kavuşmak olsun gidişin -

kuzguni akşamlara kurban veriyorum zamanı
susuzluğunu bilen yorgun bir sakayım Kızılcık...
kayıp ettim,
son gençliğimde bulduğum
günbatımı yüreğini,
hasretlerine değince gözlerim
içimdeki nehir daha hızlı akardı,
önemliydi denize ulaşmak
çok önemliydi...
sığınmak için rüzgârlı günlerde
göğüs kafesimde
gülüşünü saklardım...
Bir kadının dokunuşlarına,
ruhumu eline alıp okşayışlarına,
gözlerinin ta içine bakıp
gurbete çıkar gibi
sonu gelmez
yolculuklara
çıkışıma
inanıyordum...
üzerimizde iğreti durmayan sevdamızın
alnı ak gururu ile yürüyorduk
hayatın çevresi çiçeklerle bezeli yolunda...
tamamladığın cümleydim,
bitiremediğin türkü,
okuyamadığın kitap
ve ah!
gidemediğimiz deniz,
yüksünmeden
çağlıyor şimdi...

sendeki beni,
bendeki seni
ve
Zeynep'in annesini
bir de
elinin yakışını
çok özledim!
sığmazdı gökyüzüne
sana yüklediğim anlam,
karabulutlarla bile arkadaştım,
yağmurlara sinirlenmez,
güneşe öykünmezdim...
içinin okul bahçesi cıvıltısıyla
seni bulduğumda
kasımın yirmidördüydü...
üç yıl sonra
ağustosun ondördünde
saat 03:17 de
kaybettim!..
gidişine
ve
kalmayışıma
inandım!..
tren garı pusu
kapladı geceyi...
güle güle Kızılcık...
yalnızlığımın arkasına saklanıyorum
ve
yalnızlığın gölgesinde tünüyor
iğreti,
masalsı coşkular...
ellerim korsan umutlara gebe...
ilkyazdan beri alıştığım gece baskınları
yerini
akşamüstü şaşkınlıklarına
bırakıyor artık...

sessizliğe kurdum saati
bozmamak için büyüyü
o bile çalmıyor...
kavuşmak olsun gidişin...
güle güle Kızılcık...
- bitti... -

Nevzat Tekin


Mystic@L 24 Mart 2007 11:33

Gidiyoruz, tozlanmış, onca yitirişten
nicedir katılaşmış yüreklerimizle.
Yalnız bizi dinlememeleri değil mesele,
sağırlaşmışlar da üstelik, tozlanmış
inlemeleri duyup yakınamayacak kadar.

Şarkı söylüyoruz, ezgi yüreğimizde.
Oradan çıkabildiği hiç duyulmamış.
Yalnız arada bilenlere rastlanırmış:
Tutan olmamıştı bizi, kalalım diye.

Duyuyoruz. Paydos artık ağırdan yürümeye.
İşin sonu da kalmayacak yoksa.
Ve çeviriyoruz gözlerimizi Tanrıya:
Alın terimizin karşılığıdır ayrılık!

(Çeviren: Ahmet Cemal)

Ingeborg Bachmann


Mystic@L 24 Mart 2007 12:39

her şey güneşi seviyor
hattâ denizler bile
denizlerde nefes alan sen bile
ve biz
güneşi değil ışığını seven insanlarız

güneş içime vuruyor

güneşin ışığı var
güneş yok
güneşin ışığını kim anlatabilecek

pazar pazar gezmek
dağ dağ dolaşmak
ve ormanlarda kalmak

güneşin ışığını anlatabilecek olanı arıyorum

güneş içime vuruyor

Asaf Halet Çelebi


NiliM 24 Mart 2007 13:03

Çok yalnızım


Hayatta bu ilk aşkım kaderle ilk oyunum
Kırılmış bir dal gibi büküldü kaldı boynum
Çok yalnızım ama çok nasıl şey anlayamam
Öldünmü hiç soran yok ben böyle yaşayamam

Dünyada sanki bir ben birde bitmeyen çilem
Gözyaşı seli basmış hala dolmuyor neden
Çok yalnızım ama çok nasıl şey anlayamam
Öldünmü hiç soran yok ben böyle yaşayamam

Bu perişan halimden yalnız bulutlar anlar
Bulutlar yapayalnız gökte gezerken ağlar
Çok yalnızım ama çok nasıl şey anlayamam
Öldünmü hiç soran yok ben böyle yaşayamam


H. Münir Ebcioğlu


Mystic@L 24 Mart 2007 20:32

Bilmiyorum ayrilik hangimizin gözünü açti.
Yalniz kalmaktan hangimiz kârli çikti.
Ben gözyaslarimi gizlemeye çalisirken.
Senin sevinç çigliklarin bendimi asti.

Gördümya senin benlik anlayisini.
Umursamaz oldum senden kalan matemimi.
Sevmisde olsam bir zamanki halini.
Inan dinlemeyecegim gelecek olan feryadini.

Ahmet Arslan


Mystic@L 24 Mart 2007 22:06

Kimisi koca çığlık belki de bir fısıltı,
Kimisi bir arayış kimi sonsuz parıltı.

Zamansız ve mekansız,belki yalan dürtüsü,
Kimi zaman güzellik;çirkinliğin örtüsü.

Doğru,yanlış ve gerçek;geleceğin hayali,
Uykulara boğulmuş görüntüler sahili.

(2001)

Celalettin Koz


Mystic@L 25 Mart 2007 07:58

Yokluğunun Uykusuzluğundayım

Seni ne kadar sevsem,
O kadar pişman olacaksın,
Acı çekmeni istemem;
Ama gözyaşlarım yerde mi kalsın?
Sen şimdi dönüşü olmayan bir zamansın,
Seni bana unutturacak herşey,sensizliğinden utansın.

Seni yazarken ağladığımı gizle,
Kimse bilmesin.
Damlalarca boğulmadan belki,belki birgün...
Yok,hayır dönemezsin.
Bir korku taşır gözlerin,
Şimdi yükün benden ağır bilmezsin.
Dudağında vakitsiz bir ayrılık türküsü kalırım belki,
Belki yarım kalır herşey yine,
Üşütür yabancı gözler seni,ellerin hiç ısınmaz.
O zaman söylersin.

Şimdi rüyalarının görülmemiş,en güzel yerindeyim;
Geçtiğimiz yolların anısında,
Söylenmemiş şarkıların tınısında.
Sızısındayım yaramın
Yokluğunun uykusuzluğundayım,
Gözlerinin yasında...

Seni,baktığım heryere çiziyorum
Bana senden kalanlardan,
Seni alıyorum,sonunda sensizlik.
Sana bensiz olanlardan,
Seni soruyorum,başında sonsuzluk kalıyorum.
Bir soru arıyorum,bütün cevaplara.
Seni gömmeye yer kalmadı yüreğimde,senden başka.
Artık mezar aramıyorum.

Akort İlker


NiliM 25 Mart 2007 09:26

Odalarda Işıksızım

Odalarda ışıksızım katıksızım
Viraneyim
Seni sensiz duvarlara yazan benim
Divaneyim
Kanım aksın ki
Terketmem seni
Peşindeyim yar
Ellerimsin gözlerimsin
İnanmazsın yar
Ben perişan
Günlerim dar
Anlamazsın yar
Bir ömür bu zindanlarda
Ellerimsin gözlerimsin
Mahkumum sana
Davalı ben davacı ben
yorgunum bu celselerden
Dargınım sana
Posta posta hatıralar
Voltalarda yar
Ben perişan günlerim dar
Anlamazsın yar


Kayahan Acar


Mystic@L 25 Mart 2007 18:23

Efkarlanırım

Mektup alir, efkarlanirim;
Raki icer, efkarlanirim;
Yola cikar, efkarlanirim.
Ne olacak bunun sonu, bilmem.
"Kazim'in" turkusunu soylerler,
Uskudar'da;
Efkarlanirim.

Orhan Veli


electra_mai 26 Mart 2007 03:46

http://img260.imageshack.us/img260/3221/0000fs0vi7.jpg
Ana dili yorgun yüreğim olan duyguların esiriyim yine bu gece.
Zaman denen hızlı anların düşüncelerim de öpmediği yerleri arıyorum ilerlemiş saatlerde.
Zaman unutturacakken geçmiş zamanların verdiği sıkıntıları...


Nerede unutmak istediğim duygular. Hiç birinin yok olmasını isteyen kim? Hepsi gerçek hepsi yaşanmışlıklarım. Yaşadığım her anda ben varım...
Yalnızlığın ortasında yokluğumla hissettiğim duygular ile konuşuyorum sessiz cümlelerle.
Hayaller dinlenen şarkıların ortasında umutsuzluk tadında bir yorgunluk sadece.
Bir yanda umudum bir yanda karanlık. Bir bütünün parçalara ayrılmış iki parçası sanki...
Birinin yanında yer almak isterken ikisinin arasında kalıyorum
birinden uzaklaşsam birindeyse tamamen kayboluyorum...

Yüreğinde yaşattığın sevgilerin aynı göğün altında aynı yağmurlarla yıkanıp aynı bulutların altında yaşadığı gibi.
Eğer olsaydı ağır bir beste gibi ana dili yorgunluk olan duyguların esiri ömür boyu sürmezmiydi masum bir öpücüğün etkisi?
Sürmedi süremedi...


Kapılarımı kapatıyorum perdelerimi çekiyorum usul usul. Pencereleri açıyorum asık bir suratla gökyüzüme. Kendimi çağırıyorum ama kayboluyorum.
Ben yaşadığım her güne senin için parmak izi bırakıyorum. Bu sevda kendi çıplaklığından yorgunluğumu alıyor yalnızlığımın.
Uzatıyorum ellerimi.
Sen tuttuğun anda ben yalnızlığımda kayboluyorum.


Fırtınalara alışan bir yüreği topluyorum sokaklardan şimdi.
Liğme liğme edilmiş birçok duygu var beynimde.


Gel desem biliyorum, hemen geleceksin hemen gecelerime. Ama istemiyorum isteyemiyorum..
Yalnızlığa alışır elbet bedenim...
Ne kadar özlediğimi bilemeyeceksin seni dağınık gecelerimde...



Mystic@L 26 Mart 2007 14:29

Adak yaptığım hüznüm

kaybolacak hüznüm bir gün bu dağlarda
sözüm şu ki arkamdan ağıt yakacak kadınlara
ben neden cenge tutuşmuştum
çürümüş zamanla
öğretin kuşlara aşk derdiyle avunanlara

söylediğim antika türküleri saydıkca,
sayıları tükettim
tükenmedim rüzgar törpüledikce
taze ümitlerimi
şiirim dedim can versin ağıtlarınıza.

Şen kızlardan dinlediğim
truvaya aşık adamın köhne hikayesine
şimdi de dağlarda sadalarca rastlamak ne kötü
bakışlarıyla türküleri altın yaldızlı yapan adamın
sömürüşü yamalı urbalı sevgilileri
ne kötü
yavrusunu yüreğine saran ananın yanında
kutsanmış ezgilere feda edilen anaları görmek

ölüm gecesinde mutluydu dedem,
ölüpte gidince
yaş bilmeyen gözlerim sel oldu dedi ninem

uysal kasırgalara yaktığım
türkülerden beni azad edin
kapanmış yaraları depreştirmemi hoş görün
tabiblerin yaşamaz dediklerini
kara bulutlarda saklayışımı da
şanlı suları zafer fermanlarını yakışımıda

olacaksa af'sız kalacak tek şeyim
bir gün bu dağlarda kaybolacak hüznüm.

Adem Özbay



Saat: 19:06

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık