![]() |
Anla Artık Gözlerimi odakladım gök yüzünün sonsuz maviliğine Yıllardır hep sen girdin,yalnız hayallerime Her şeyden çok sevdim seni Havadan,sudan,hayattan bile Senden başka bir düşüm olmadı Canlandıramazdım gözümde seni, O kadar güzeldin ki seni hayal bile edemezdim çoğu zaman. Yıllar var ki ben sana aşığım, Gecelere sor,yıldızlara sor, Seni nasıl sevdiğimi .. i.k </B> |
~Beklemek mi gitmek mi oldu adın, hiç bilmedim~ Beklemek mi gitmek mi oldu adın, hiç bilmedim. Gittiğim zamanların bekleyeniydi yerin, Geldiğim zamanların gideni. Kocaman uğultuların gözü yaşlı sessizliğiydi sende durmak, sana bakmak ve belki her gelişte senden gitmek. Bir valiz dolusu kimsesizliği sırtlanmaktı sana gelmek; kente bırakılan yalnızlıkları umuruna bile almadan… Yalnızlık basamak olurdu kimsesizliğime ve sen kimsesizliğim olurdun. Gelmek alacanın beyaza döndüğü bir gülümseyiş, gitmek akşam kızıllığı kaplı bir ağlamaktı senin yüzünde ve sana her bakışta basamak basamak tırmanırdı gözyaşlarım yerçekimine inat gözlerimden gözlerine. Sesine de sessizliğine de yoldaş ederdin kıyına gelmiş çığlıkları. İnleyen her vapur düdüğü, yalnızlığına tecavüzdü. Sen kalabalıklaşır, ben yalnızlaşırdım... Bazen bir kaçıştın sen. İçinin duvarlarına suçumu haykırdığım. Kaçandım.. Tanıktın... İs rengi sesin ihbar ederdi beni, kimseler duymazdı… Ve ne zaman sana baksam gözlerimden avuçlarıma kusuyorum geçmiş diye içime kilitlediklerimi. Siyah beyaz hayaletler dans ediyor hayat ayamda. Müzik kırgın, gitar ağlamaklı… Bir şarkının dizelerinden asıyorum kendimi boşluğa. Ellerin yok. Sesin gömülmüş içine. Bağır şimdi. Bağır çağır… Sustur çığlıklarımı sana... Yan, yak. Bırakma öyle; öleyim gitmelerin ertesinde. Bil sözlerin düştüğünden beri içime, an’ ın gerçekliğinde Hak’ tı her şey. Kelimelere asılı heceler tersine döndü, gizlendi isimler. Yüreğimin kalemiyle yazıyorum; gözlerin kapalı oku sevdiğim... |
Yalnızlıklar İçinde İşte gemiler gidiyor, Bırakıp beni kumsalda. Kırık gönlüm ; Koskoca bir ıssız ada Her yanda yalnızlık Her yanda hüzün var. Ne sevenim Ne gülenim yüzüme Yalnızım,yalnızlıklar içinde i.k |
Sahildeki İzler... Kalbimin kumsalındaki ayak izleri Son dalgada biri hariç, hepsi silindi Olma, yüreğim diğerlerinin esiri Sahile vuran ne varsa senin yelindi... Boynu bükük yaralı sensiz yüreğimi Saldım yıllarca dipsiz kuru umutlara Bir türlü anlatamadım ah...hislerimi Haklıydın, ben de çekemem artık kendimi... Çok istedim, alamadı kimse yerini Öğrendim sensizlikle gerçekten sevmeyi Bıraktım aşk salımı engin denizlere Kim bilir bir sahilde rastlar sana diye... İbrahim Ethem Bingül |
Yalnızın Durumları-IIYanar Sobasında Yalnız'ın Üşüyen Bakışları. Lambasında Karanlığa dönük Bir ışık Titrer Sönük-sönük. Penceresi Dışına kapanmıştır, Kapısı İçine örtük. Özdemir Asaf |
Sensiz Olmuyor Olmuyor birtanem, boşver olmuyor, Boşver demeyle acılar son bulmuyor, Boşa koyuyorsun dolmuyor, dolu zaten almıyor, Ne olursa olsun senin yerin dolmuyor. Kaldırımlar bomboş, tabelalarda sanki ismin yazıyor, İnsanlar acı acı yüzüme bakıyor, Kafamdaki hayalin bana kızıyor, Ve yine gün bitiyor, sensiz olmuyor. Sana gelen yollar, yine yerinde duruyor, Yine çocuklar ellerinde mendil satıyor, Çukurlara giriyorum artık kimse kızmıyor, Ve yine gün bitiyor, sensiz olmuyor. |
trende biletsiz sevdalar vardı vagonlar kaçaklara göz yumarlardı aksada yüreklere kar pınarları sevdanın arkası var ardı bahardı istanbul ağlıyor sen ağlıyorsun hadi git git artık (sevdiğin bekliyor) ne duruyorsun yolcular hep kaçak bizse tutuklu gözler ağlıyor tutkulu çocuksu yıldız avlarım göğün mavisinde her dem bakışlarını gözlerinin deryasında pusu duran ellerimi sana tuzaklarım her tetik düşürdüğünde gözlerin ölüme az kalır yanlız gördüya gelir bende kalır yanlızlık uzar geceler istanbul'a yağmur yağar karla karışık karı ayıklar yağmur kokularını alırım koynuma ot koyarım göz ucuma anlarım yine yangın yine hasret yıkanan istanbul'dan düşen payıma bide yüzünün giderken ki ıslaklığı gül damlası düşmüş ateş yurduydu dağlara dil uzatan narlı kuyuydu yağsada gönüllere gam geceleri ceren yarasında aşk(dert)büyütürdü istanbul ağlıyor ben ağlıyorum hadi kalk gel artık dayanamayıyorum yolcular geldiler sen yoksun içinde yüreğim can veriyor acılar içinde |
Küçük bir sandalın hikayesi yalnızlığım. Dev gemilere inat okyanuslara açılan. Kaybeden kendini ufuklarda,yön bile bulamayan. Büyük denizlerin dalgalarında yitirilen sevgilere, Neler adamıştı deniz kızları bir gizemin peşinde..... Kırılgan yakamozdan düşleriyle umarsız Nelerden kopmuştu yürek,soğuk sularda... Susuyor şimdi deniz, martılar ve gök yüzü, Yalan ruzgarlarında... Deniz kızlarının yansıyan ışıklardan, gülüşleri donuyor Suya hasret, sudaki ellerim bir sıcak dokunuş gibi. Geri versinler artık korsanlar çalınan hikayelerimizi Balıkçılara kaptırdık, Dipteki hazinelerimizi... Yalnız kaldım karışmadım yalancı okyanuslarınıza! Peşinde değilim incilerin çok pahalı da olsa! . Bir olmanın bedelini arıyorum mavilerde... Dalgalarda yalpalanan, çırpınan bedenimle.... |
GARİPÇİK Bahçemde Yusufçuk adlı kuş Öter hep; Necipçik, Necipçik! Bir iğne, kalbime sokulmuş, Başımda küt diye bir dipçik. Tabiat, gurbetten bir pusu; Çırpınır, denizi arar su. Haykırır, baykuşu, kumrusu: Var yürü, garipcik, garipcik... N.F.KISAKÜREK |
yalnız `Karıcığım çayı koydun mu?` dedi, Kalktı çayı koydu. `Karıcığım sofrayı hazırladın mı?`dedi, Gidip sofrayı hazırladı. Sofraya iki bardak koydu, Biri boş kaldı. Ahmet Ünal Çam |
| Saat: 03:28 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık