![]() |
Yalnızlığımda Alıkondum Duyamıyorum yagmurun sesini Artık eskisi gibi, Kulaklarımda hep bana seslenisin... Sen gittin gideli Aynaya da bakmıyorum! Saclarım dagınık, Yüreğim hep terli. Kendimi yalnızlığımda alıkoydum Ve bin kere pişman oldum. Sen yokken; Tutmadığım için başka elleri... Orhan ELLİSEKİZ |
Yalnızım Yalnızsın Yalnızızhttp://www.aruz.com/huya-siir/metin.gif kimse içimdeki boşluğu görmüyor bir adresi yitirmek neler hissettirir insana kalp atışlarından uzak olmak soluğunda duyamamak mevsimleri, düşünmüyor çok şey bilmenin hoş karşılanmadığı zamanlardayız ciddiye alınmıyor sorularımız gün afrikalı kalmaya kararlı bu dünyadan olmamak da yetmiyor ve siz geliyorsunuz, sarı elbisenizle bir silüet hayatımdaki eksikleri gösteriyorsunuz küçülüp silikleşiyorum, hafifliyor bedenim yalnızlığım dağılıp çoğalıyor sesinizde ben artık sadece kuşların şarkısını dinliyorum |
YALNIZIM Yalnızım....... Bugün telefonum yine çalmadı... Kimse gelmedi kapıma... Yalan yanlış söylediğim bir şarkıydı bana eşlik eden... Bugün yine... Doğacak her güne umutla bakan ben,biraz karamsardım bu sefer.... Haz almadım hiçbir şeyden..... İnanamadım halime... Düşünceler,nehir gibi aktı beynimden... Hızlı ve acımasız... Bütün bebekler gibi masum Ve yalnızdım yine... Eski defterler karıştırılmadan, Yaptığım yalnışlar hatırlanmadan geçemezdi böyle bir gün... Elbette. Geçmiş dostum oldu bazen... Ama çokça sırtımdan vurdu beni... Yine. Söylenen sözler boşa..... Yalnızlık yaşanıyor nasıl olsa... Baştan başa.... Can SÖZER |
Ve işte gidiyorum Nazlıgüneş Yalnız gecelerin uzak sabahlarında Bir düş görürsen şayet beni hatırla Oysa karanlıktı gece Ve Sevgisizdi hayat Yalnızlığıma hediye ettiğim bir damla sevgiyi Ve Bir hayali,gökyüzünü ve geceyi Sana verdim karanlık düşlü sokaklarda Al düşlerimi ve geleceğimi Sadece şunu bil ihanetin adı yoktur sesimde Ve senle beraber var ettiğim o kainatı Düşlerimle bırakıyorum sana İlerde birgün düşlerinde ürperirse hayalim Ve bir damla gözyaşı görürsen Bilki senin içindir Ve İşte gidiyorum Nazlıgüneş Yaratılışım yok olmam gibi Ama ağlamıyorum çünkü biliyorum gerçeği Al düşlerimi al ve git daha ne bekliyorsun İşte gerçek hadi durma git ve yalnız bırak beni Hadi git daha ne duruyorsun ALPER ESKİKILIÇ |
http://img116.imageshack.us/img116/1378/gozuyasli12im.gif YAĞMUR SEVGİLİM Sen yoksun bu gece. Sen yoksun, yağmur var bu gece. Islanmak için sokaklarda yürüdüğümüz yollar bomboş nedense? Bu gece yağmur var. Ayın on dördü gibi cemalin, yağmur ve mektupların var bu gece yanımda. Acaba bir gün, ıslanmamak için koşarken, yolun kıyısındaki taşın oyuğunda ışıldar bir vaziyette, beni görüp avucuna aldığını bir şiirinde yazacak mısın? Acaba birileri, benim yalnızca bir avucu dolduracak kadar saf yağmur suyu, olduğumu bilecekler mi? Giderek avuçlarından, şırıl şırıl akan dere sularına verdiğin bir damla gözyaşı olduğumu bilecekler mi?" Korkarım bilmeyecekler sevgili! Bilemeyecekler? Bu kadar saf ve temiz bir sevdanın, bir yağmur damlasında saklı olduğunu kimse bilmeyecek. Kimse anlamayacak, uzaklığının bu kadar yakın olduğunu. Bir yıldız da buluştuğumuzu, yağmurdan hızlı hızlı kaçan insanlar bilmeyecek. Seni ne çok sevmişim yağmur damlası. Cama vuran her damla minik bir öpücük olsun buradan, ta oralara giden her damla da, benim bir gülücüğümü gör pencerende, her damlanın çıkardığı seste, benim sesimi duyar gibi ol, her damla tertemiz bir nefes olsun, sende aşka giden... Ağlamak kadar gülmekte var yaşamda... Duyguların en yoğun halini, özlemlerin en büyüğünü, sevdanın en zorunu istiyorum belki de, bir sen, bir de yağmur var hayatımda. Yağmur damlaları, saçlarından kayıp, alnından kirpiklerine dökülür, gözlerinden, yüzüne dağılıp yanaklarını okşar, dudaklarına çarpıp, boynundan hızla kayıp ince gömleğine akardı... Avuçlarımı yüzüne değdirir, parmaklarımı dudaklarında gezdirirdim. Utanır gibi olurdun kimi zaman, çekinir, gözlerini, gözlerimden kaçırırdın. Bazen de, utanç halini yağmura dalmış gibi, hiç bir şeye aldırmadan, sımsıkı sarılırdın bana. Islak saçlarını okşar, nemli yüzünü izler, yanaklarından doyasıya öperdim... Bu gece yalnızım... Sen yoksun bu gece... Bu gece yağmur var. Yalnız ağlıyorum ıslak camların önünde, gözyaşım yağmur damlası bu gece. Islanmak istemiyorum, söyle yağmura dinsin, yağmasın bu gece... Gözyaşını bilirim diyenlerin, aslında bilmediklerini anlarsın, bir gün ayrılıklarında hiç ağlamadıklarını görünce. Yeşili severim diyenlerin, sevmediklerini anlarsın, bastıkları zaman bir ot parçası gibi yeşil çimenlere. Güzeli severim diyenlerin de, bir gün yanıldığını anlarsın... Meğerki ben seni ne çok sevmişim yağmur damlası... Seni ne çok sevmişim... Yıllarca senin dilinden konuşmuşum, senin gözlerinle görmüşüm, senin yüreğince sevmişim, düşlerimi seninle büyütmüşüm, yorgun ve sonu gelmeyen özlemlerimi yağmur damlalarında beslemişim... Oysa sen.. Teslim olmuşsun başkalara, yasaklara takılı kalmışsın, yenilmişsin. Yenilgiler intikama dönüşmüş boş yere, gururun yıkılmış, sen yıkılmışsın, her gün biraz daha akışı olmayan nehirlere dönmüşsün... Ben seni ne kadar çok sevmişsem, aramıza hep yağmurlar girmiş. Hep ıslak kalmış, el ele tutuşan ellerimiz, gözlerine hep hüzün yerleşmiş. Seni ne kadar çok öptüysem, o kadar uzaklara düşmüşüm, ayrı gecelerde hep sana ağlamışım, yokluğun büyümüş, yalnız kalmışım. Ben seni ne kadar sevdiysem, incinen çocuk bakışlarında kalmışım, hep koşmuş, yetişememişim yol ayrımlarına. Seni ne kadar çok uğurladıysam, o kadar çok beklemişim dönüşü olmayan yollarda. Sen hep uzaklara gider olmuşsun. Sonbahar ayrılık demek olmuş.. Ben senin, Eylül gecelerinin ay ışığında güzelleşen yüzünün tutkunu olmuşum. Fırtınanın önünde sürüklenip, saçlarına takılıp eriyen bir kar tanesinde yağmur damlası olmuşum... Zordu bir tanem... Hayatın gerçeğini, düşlerinin ıslığıyla bestelenmiş, kanayan bir şarkıya dönüştüren yüreğinin atışlarını dinlemek. O ıslığın seni götürdüğü yere kadar çekip gitmişsin sen. Yankı seslerinde anlamışım seni kaybettiğimi. Bağ bozumu hayallerimde ıslak kalan düşlerim kurumamış ve sen yağmurda yürürken hep susar olmuşsun. El, ele tutan ellerimiz ise hep ıslak kalmış. Dudaklarımızda bir garip yağmur şarkısı... Ben sana tutkun, sen bahar yağmurlarına aşıktın. Buğulu camlara resmini çizer, güneşle birlikte yok olurdun. Bunca güzelliklerin ardından içimizi buz gibi yapan, bizi üzen bir şeyler hep sinsice yaklaşır değil mi? Koşarak gelsen, diyorum yağmurlu bir gecede ve o çocuk bakışların gözlerimde. Ellerin ıslak, gömleğin ıslak, sarılsan boynuma, sımsıkı kucaklasam seni, usulca öpsem yağmurlu yanaklarından, ateşe kesilse birden üşümüş bedenin, ellerin sımsıcak olsa avuçlarımda. Bu aşk hep sıcak kalsa, "boş ver" desen bana, "boş ver, yaşamak işte bu yağmur sevgilim", geri dönüşü olmayan bir yola çıksak birlikte, bir sen, bir ben, bir de yağmurlar olsa. Mutluluk ellerimizde, gönlümüz hoş, içimizde kükreyen sevinç ve iki damla yağmur tanesi, biri sende diğeri de bende. Doyulur mu hiç yaşama? Ama korkuyorum aramıza mevsimlerin girmesinden. Korkuyorum sana geç kalmaktan, kaybetmekten korkuyorum seni. Oysa aşk, her gün büyütmeli kendini ayrılıklarda. Bu gece yağmur var. Islak camların önündeyim. Ya sen? Sen neredesin yağmur damlası? yalnız mısın? Yoksa, bütün kadehlerin sana kalktığı bir masa da baş oyuncu musun bu gece? Ödünç alınmış, yapmacık gülücüklerin karşısında mısın? Sen neredesin yağmur sevgilim? Neredesin?.. Neredesin?.. alıntı |
Gün geceye yüklüyordu yorgunluğunu.. Dudaklarımda bir türkü "ah yalan dünya" Yürek vuruşlarıma yüklenmişti karanlıklar Sen görmüyordun.. Son kez falcılara uzattım avcumu Umutlarım sana giden yollarda bir bir kayboldu.. Üstelik acılara ülserliydim.. Vodkalı gecelere yeşil ışık yakmıştım Postaya verilmemiş şiirlerim vardı Sana yazılmış bilmiyordun.. Anıların kurşuna dizdiği ilk ben değildim Herşeyimi anlatmıştım sana İstasyonda bir tren geceyi ateşe vermişti Bir kadın ağlıyordu; hıçkırıkları sıtmalıydı Ben sana geliyordum şiirlerimle Okumuyordun.. Vefasızlığın böylesi..!! Oysa boşunaydı uğraşım Sen artık uzak diyarlara gidipte Dönemeyişin adı olmuştun.. Sen özgür olduğunu sanıpta Sürgün yaşamamın en büyük tanığısın.. Deli duygularımla seni bekliyorum hala köşebaşlarında Yalnızlığımı bekçi düdükleri paylaşıyor.. Uykusuzmuşum..açmışım..umurumdamı.. Üstelik dudaklarımda birikip kalmış en yoksul çağrılar İçimde bütün umutlar karşıma dizilmiş ardarda Tut ki düşlerimi çalmışlar... Boynu bükük gidiyorum yağmur yağıyor bu şehre yine Yokluğun kanser yarası Seni soruyorum kükürtdioksitli geceye Ellerim ceplerimde seni düşünüyorum Yalandan da yalan gözlerini..**** gülüşünü Yanyana nefes nefese seninleyim.. Sökemiyorum içimden kördüğümsün..canımsın sanki..!! Tül perdelerin gerisinden bakıyorum sokağa Şimdi en uzağındayim en çılgın sevişmelerimizin Bir ben varım kırık sevgiler bulvarında Hiç uyumamış bir ben.. Çaresizliğine gömülü yokluğunu heceleyen.. Elif Eylül AYBAŞOĞLU |
YALNIZLIĞIM Ilık bir su gibidir içimde yalnızlığım, Yalnızlığım, ruhumda uzak bir ses gibidir. Her sabah ufuklardan mavi şarkılar gelir, Ve her sabah ürperir içimde yalnızlığım Güneşim aydan sarı, yarınım dünden zorsa, Sarsın artık ömrümü tunç kandillerin isi Üşüyen ellerimden tutmalıydı birisi, Eğer benim gözlerim onları görmüyorsa. Bir camın arkasında açılıyor güllerim, Havuzum pırıl pırıl... yıkar bakışlarımı. İşler temiz ziyalar suya nakışlarımı; Ruhumun dünyasından eser tahayyüllerim Rüya rüzgarlarında bir yaprak yalnızlığım Düşüncem bir neydir ki ürperir perde perde Belki bu mısralarım esecek gönüllerde Fakat herkese uzak kalacak,yalnızlığım. FAZIL HÜSNÜ DAĞLARCA |
Yalnızım Aşkıyla Aşklandım Yalnızım Aşkıyla aşklandım Gözlerimden güneşler sökün edecek Bir dünya istiyorum Başımı döndürecek.. Göğsümün içinde Volkan yürek Kim yaşayabilir ki böyle suskun Sustukça haykırarak.. Okyanuslar istiyorum Taş devrini gömecek Yüzyıllar istiyorum Aşk, hükmünü sürecek.. Bir yürek daha istiyorum Dahalarca aşkımlı Aşkımı döndürecek.. Faika Sarp |
İçimde bir yerlerde büyüyen, sevdaya dair bütün sözcüklere direniyor, susuyorum.. İnanılmaz ağırlaşıyor gitgide yükleri. Artık kaldıramayacağımı düşündüğüm bir anda, çöküyorum dizlerimin üzerine, ellerim toprağa değiyor. Bir kaç damla gözyaşı süzülüyor gözlerimden, düşüp karışıyor toprağa. Çok güç te olsa kalkıyorum ayağa çöktüğüm yerden kendi kendime. Çünkü hiç bir el uzanmayacak tutunup kalkmam için, biliyorum... Bir garip hüzün çöker insana, El ayak çekilince. Tek başına kalırsın dünyada, Etraf sessizleşince... Karanlık oyun oynar aklıma, Gölgeler dans edince... Esen rüzgarlar yüreğimde, üşütse de. Çöküp üstüme karanlıklara boğsa da beni gece , hiç bir yıldıza tutunamasam ayaklarından bile. Olmasa da sarılacak bir zerre umudum, bir küçük belkim.. Umrumda bile değil yalnızlık... Hayat, tek başımıza başlayıp, tek başımıza sona erdireceğimiz bir hikaye belki de. Gelenler, gidenler, sevenler, terk edenler birer oyuncu sadece. Oynayıp kendilerine düşen rolleri, virgüller, noktalar koyup, kelimeler yazıp, cümleler kuruyorlar bu hikayede. Kimileri siliniyor, kimileri kalıyor öylece oldukları yerde.. İnan bu ev alışamadı, Hiç bir zaman sensizliğe.. Şimdi sensizlik oturuyor, Kalkıp gittiğin yerde... İnan bana alışamadım, Hiç bir zaman sensizliğe.. Şimdi sensizlik dolaşıyor, Çıkıp gittiğin bu evde... Ne yaptım da yoksun bunca zamandır? Herşey o kadar boş, o kadar anlamsız ki.. Belki de haşarı bir çocuk gibi, takılıp gitmişsindir bir bulutun peşine. En büyük korkum da bu.. Sen yokken ya unutursam dünyaya bakmayı? Issızlığıma ağlıyorum, sen yoksun, bende sessiz bir hiçlik. Yalnızlığa elbet alışır bedenim, Yalnızlıkla belki de başa çıkabilirim.. Herşeyi yaşayarak öğrenmedik mi? Sevmeyi, sevilmeyi, terketmeyi, terkedilmeyi. Saplanan acıları yüreğimize, kanatarak bile olsa çıkarmadık mı saplandıkları yerden zamanla? Gitgide daha derinlere işleyen ağır sancılarımızı dindirip, alışmadık mı ince sızılara? Gelişinle her hücremi sarıp, alsan bile aklımı olduğu yerden, atsan bile beni yanmalara, Gidişinle çökse de yokluğun üzerime, ağır, taşınamayacak bir yük misali, gözlerimden yaşlar düşse de ardından, acısa da kanasa da yüreğim. Yananlar dönüşse de küllere, savrulsa da her bir zerresi ayrı bir köşeye, Yine de her kapıyı çaldığında açmadım mı sonuna kadar sana? Hatta bazen kırıp bütün kilitlerini.. Hayat öğretmedi mi korkmamayı korkularımızdan? Kimi zaman çıkmazlara doğru yürüsek te, geriye döndürüp adımlarımızı, başlamadık mı yeniden en baştan? Çok zor gelse bile, yaşar öğrenirim, Sensizlik benim canımı acıtan... Öğrendim yalnızlığı.. Her harfini birer birer benimseyip, sindirdim içime.. Gel gör ki, öğrenemedim sensizliğin baş harfini bile... Aşk.. Acıtsan da beni, kanatsan da, sen hep kalacaksın tek harfi bile silinmeyecek olan kelimelerimin, en baş köşesinde... NEDİM KARAKOÇ |
|
| Saat: 20:38 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık