![]() |
Bugün sensiz, sensizliğe uyandım.. Kayalara çarpan dalgalar misali.. İçimde fırtınalar koptu. Sensizliği hak etmemiştim! Ne nefes almayı, ne de yaşamayı.. Sensiz sensizliği yaşarken, içimde hep SEN vardın! Bu nasıl sensizlik?! Şimdi sensiz "sensizliğimi" noktalıyorum... Gidiyorum.... Zor olsada başarmak için uğraşıyorum.. Kendimde büyük azim görüyorum. Bundan olsa gerek.. Kendime güvenmesem, bırakamazdım seni, oysaki.. Ama artık çok geç.. Sensizliğe her sabah uyanışımda, sanki sensizliğin rüyasında.. Her sabah uyandığında, ayrı bir rüyada... Biliyorum.. İmkansızdın sen! Anlamalıymışım önceden.. Yanılmışım bakışlara, oysaki.... Bitti işte bir gün daha.. Ayrılık vakti geldi çattı. Gidiyorum işte, yokluğuna.. Elveda.... Zordur elvedalar.. Basit gibi görünen, zor bir denklem.. Çözülmesi zor bir soru.. Çözmeye çalışan iki şahıs.. Ve yine sonuç vermeyen formüller... Sırf bunlardan usandığım için gidiyorum(!) Belki başka bir yerde, başka bir zamanla ve başka bir kişiyle çözmek umuduyla gidiyorum.. Sana yakışan vedalar bırakıp gidiyorum.. Sonu geldi yine işte.. Sen zaten bilmesen de.. Çölümdeki suyum da kurudu. Bana artık "elveda"lar yakışır oldu... Bazen kolay gibi göründüm ben sana.. Aslında öyleydim.. Herşeye, herkese hayır diyebilirdim ama bir sana lafımı geçiremezdim. Acizliğimden! Yoksulluğumdan! Kimsesizliğimden! Ama artık herşeyin farkındayım.. Bilerek, isteyerek kalbini gömüyorum.. Yaşamda ve ölümde, hastalıkta ve sağlıkta, herşeyi bilerek ; Gidiyorum.... Gözünaydın... Artık YOK'um.. __________________ |
İlişme Yalnızlığıma Diyorsun ki; İçimde sana dair henüz oluşmaya başlayan bir kıpırtı var. Diyorsun ki; Seni hayatıma katmak istiyorum. Diyorsun ki; Mutluluk varılacak yer değil yürünen yolsa gel beraber yürüyelim. Kulağa çok hoş geliyor söylediklerin biliyor musun? Bilinmeze açılan yolun karşı konulmaz çekiciliği, sınırsızca paylaşabilmek, bu yolculuğun daha bir çok yolculuğu beraberinde vaat ettiği masmavi bir ufuk düşlemek. En çok da özlemlerimin ve tüm yaşamak istediklerimin gerçekleşme olasılığı sımsıcak bir düş gibi tepemde dolanıyor. Boğazda bir vapur düşlüyorum sonra. Vapurda omzumun yanıbaşında başka bir omuz. Yanımda durmasından sevinç duyduğum. Yüzümü okşayan rüzgar. Sevebileceğim başka bir yüzle paylaşmaktan gocunmadığım. Bedenimde dolanıp dizlerimin bağını çözdüren tatlı bir telaş düşlüyorum. Güzellikler kuşanıyorum sözcüklerinden. Dünyayı kurtaracak güzellikler hem de. Diyorum ki; Yalnızlığımdan hoşnutum ben. Diyorum ki; Kendini ve o kıpırtını alıp gidebildiğince uzağa git benden. Yalnızlığıma ilişme.. Alıntı |
Geceyi dinliyorum, kapkara bir eşarp gecenin renginde Ankara' ya söyleniyorum. Islak ayaklarda eskimiş ayakkabılar sıcağı zor seçer oldu. Kaldırımlara kızıyorum suyu tutmaktan cok üzerime korku öfkesini sıçratan. Kadere alınıyorum, alınganlığım sonradan. Yarım esen rüzgarın Ayazina aldanıyorum. kimin körkütük açlık sarhoşu oldugu tartışılmaz, herkesin ben dediğini duyuyorum. Fakirliğin bereketine inat, Bir parça ekmek icin midemi arıyorum sevgi sofrasında. O kadar olağan aksiliklere kezat, kör ateşlerde yanan güneşe özeniyorum kapıdan baktıran mart'ın yaptığı gerçekten zor zanaat. Acıların düşük yaptıgı belirsiz hazan şarkıların teline takılıyorum. Güfteler kararsız söz birliği ediyor bestelerde. Ben yine geceyi dinliyorum, yağmurla kaplı gönül denginde. Ne feryat , Ne figan bu yazıya engel çeketim olsa razı bu beden çeker gider, Gece beni dinliyor, sesizlik geceyi. icimdeki ben yalnız simdi, geceyi yalnız geçiriyor. SEYFİ KAYA |
Yalnızım Uzatsam ellerimi tutarmısın Avuçlarında. Dinleyebilirmisin gecenin bir vaktinde Hiç bıkmadan. Ortak olabilirmisin acılarıma, Ağlarmısın benim gibi çoğu zaman. Gözlerin dalarmı çok uzaklara Bir bekleyenin varmış gibi Özgürlüğün kapısını açarmasın benim için Avuçlarında getirebilirmisin Mutluluğu bana. Susma Nolur söyle artık... Ortak olabilirmisin Yalnızlığıma?.. |
http://img405.imageshack.us/img405/6647/sendensa1.gif Hayatın eksi sonsuzunda Artı sonsuzluktasın sen benim için... Geç kalmış hiçbir şey yok Ama her şey için çok erken... Gecikmiş olmayı bile istersin Eğer sürekli erkensen Bir kez olsun gelmeyeceksen... Söz yetersizken, Gözler de yetersizse, O zaman önümden geçip gidersen, Yanındaki hiçbir şeyinse bile , Benim her şeye her şeyimle gözlerimi kapamaya yeter ... Binlerce benle bir tane sen yazsam da Yazılar okunaklı gelmezse sana O zaman; Hayatın senin Benim payıma düşen hayatım da senin Geride kalmayanlar, Yaşanmayalar, Hepsi birden benim Sonsuz tane ben bile sen edemeyeceğim için... Sen olduğum ilk gün,son olmana itirazım olmadığıdır Son olamazsan eğer,her sonum da sen olacaksındır Aramızda koskoca bir sessizlik var Senden tarafta bir sen varsın Benden tarafta sen her şeyden fazlasın... (Alıntı) |
YALNIZLIKLARDAYIM Yalnızım, yalnızlıklardayım. Gene senden uzaktayım. Nasıl ihtiyacım var içimi dökmeye, dertlerimi anlatmaya bir bilsen. İstiyorum ki seni düşünürken, rüzgar esmesin hoyratça içimde. Toz duman içersinde kalmasın hiçbir yer. Yaslanmışım bir ağaca, dalmış gözlerine,gözlerim. Uzakta bir boşluğa asılı kalmış. Şimdi en güzel gördüğüm düşsün. Bir ressamın tuvalinde resmin, arkanda dağlar. Bir perde gibi inmiş gökyüzünden bulutlar. Bir gök kuşağı sanki başındaki taç. Sislerle boğulmuş güneş, senin aydınlığına muhtaç. Yine bir gün ansızın yüreğine baskın yaptım geceden. Esir alınmış soluklarında yaşadım ilk heyecanı. İlk kez, mecalsiz kaldı sevgimin hücreleri. İlk kez sana teslim oldu yüreğim. Yaşamın en zor yanı, seni düşünmekmiş bilemedim. Yaşamın en güzel yanı, seni düşünürken ölüşün ve tekrar dirilişin özlediğimde yarınıma. Ne güzel bir başka renkten sevmek seni, bir başka mekanda düşünmek. Bir başka gözle görüp, sevmenin gür soluklarında hissetmek nefesini. Ve sonra inmek derinliklerine aşkın. Tekrar tekrar hissetmek, keskin ve yakıcı tadını öpüşün. Ahhhh! Güzelim, bir tanem. Ne olur, güzelliklerinde gizlensin çirkinliklerin. Bak şimdi, Yalnızlığın uç verdiği yeni filizlerde büyüyorsun. Oysa sen, yorgun dalgaların kıyılarındaki izlerde olmalısın. Kum tanecikleri gibi yıkanmalısın tuzlu suda. Ve ben sana, yalnızlıklarımı yazmalıyım, yalnızlıklarımda bu satırlarımı kuma. İçimde hep sensizliğin korkusunu taşıyorum. Anlaşılan, ben hep senin yalnızlığını yaşıyorum. Senin hıçkırığında, göz seyri mendeyim beni andığında geçen. Açlığımda mis gibi ekmek kokumsun dumanı üstünde yalnızlığımın. Yağmurda toprak kokumsun, baharda çiçek. Yalnızlığımın sarhoşuyum her gece içtiğim yalnızlığımın. Yüzüme baktığında okuyacaksın yalnızlığımı. Yalvarışlarımı hissedeceksin, benim hissetmediğim. Duruşumun sana nasılsın der gibi olduğunu. İyiyim diyeceksin sadece gülerek. Belki de sarılmanı bekleyeceğim,kendimi zor tutup. Sen hissetmesen de, bir çocuğu okşar gibi okşamanı kim bilir. Senin o gizemli dünyanda benim yalnızlığım olacak senin düşündüğün. Senin hissettiğine benim gülmem olacak. Güldüğümü hissedip, sende güleceksin. Sana değecek sözlerimin her kelimesi. Şarkılarım olacak dudaklarında söylediğin. Beni hatırlayabildiğin yalnızlığında, için sıkılacak, yüreğin daralacak dokunmak, sevmek gibi, tatminlerin en güzelinden uzakta, sen ve ben, bir araya gelemediğimiz iki ayrı kutupta, iki ayrı yalnızlığı yaşayacağız. Yalnızlıklarda, yalnız. Şair-Ahmet Canbaba |
Yıkılmış ve geç kalınmış viraneleriz. Şimdi ne senin gözlerinde haranın suya hasret yangınları var Ne de benim gözlerimde şiir… Yaz dedin, oysa kışlar yaşıyorum her mevsim Açmak üzereyken papatyalar yeni karlar yağıyor üzerine Üşüyorum… Evet hala üşüyor ellerim.. Hüzün kapımızı çalalı beri bin günü aştı Bin ömür, bin soluk, bin yıkılış yaşadım Ömrünün arka sayfalarında altı çizilmiş satırlarımı okumaya başladım Sığınışlarını, susuşlarını ve haykırışlarını işittim maviadadan Korunaklı bir liman olamadım sana Ve arkama bakmadan giderken Haykırışlarını duymamak için kapattım yüreğimin kulaklarını Şimdi, bin ömür geçmiş ömrümden Ben bir rüyadan uyanmak istercesine çırpınıyorum Hani zaman ilacı olurdu her şeyin? Hani zamana bırakmalıydık? Atalar yine yanıldı… Bir günün sonunda binlerce tükenişle ölürken ben Zaman zehrini içerken yudum yudum Artık bitsin istiyorum ataların ilaç dedikleri yoksuzluğun.. Bitsin… Bitmezlerin bilincinde diyorum diye Yıkılmış ve geç kalınmış viraneleriz. Şimdi ne senin gözlerinde haranın suya hasret yangınları var Ne de benim gözlerimde şiir… Ş imdi kendini yok edişlerini dinliyorum Susuyorum… Susuşlarımın öznesi sen oluyorsun hep Şehrine gidiyorum… Yokluğun açıyor kapıları Yıkılan şehirlerarası bir otobüs terminalinde ayak izlerimiz duruyor Hala haklısın Kokun sinmiş soğuk duvarlarına şehrin Herkesin gözünde seni arıyorum Yoksun… Yokluğunu salıp gitmişsin Gidişle bırakıldığın bu kentte… Susuşlarına bile yandığım soğuk dağlarımın eşkıyası Bağışlama dilemiyorum, gel demiyorum, sev demiyorum Haykırışların yankılanıp boşlukta kaybolmadı bilesin Sığındığın maviadada yaktığın ateşi görüp Yanaştırabilirsem gemilerimi Tutacağım ellerinden… Şimdi yanıyorum, kanıyorum Ve yıkılışların altında tekrar eziliyor bedenim Geç kalınmış bir soluk mu bir günün sonunda Yoksa çaresizliklerimin son çırpınışları mı bilmiyorum Kayıp adresten yazıyorum son kez Sussam yalnızlık, konuşsam ayrılık dönsem yıkılış, Dönmesem yokoluş... şimdi ben susuyorum, Yalnızlığa talip... Sende sus bana sus ki, bir daha ölmeyeyim… KAHRAMAN TAZEOĞLU |
SEN YOKTUN SABAH UYANDIM GUNES YENI ACILMIS GOZLERIME DOKUNDU KAMASMIS GOZLERIMLE SENI ARADIM AMA SEN YOKTUN... OGLE OLDU PENCEREYE DIKILDIM SENI ARIYORDU GOZLERIM BAKTIM...BAKTIM...BAKTIM AMA SEN YOKTUN... GECE OLDU TUM UMITLER TUKENDI HALA SENI ARIYORDU GOZLERIM YARINA CEYREK VARDI AMA SEN YOKTUN... |
Ben... İşte ben!.. Daha ne oLsun... NasıL diyeyim sana? NasıL anLatayım kendimi?.. PasakLıyım meseLa... Dağınık... Hep dağınık... Beni dağıtacak sevdaLarı koLay buLmam bundan beLki... Aşık oLdu mu, en çok kendisinin aşık oLduğunu düşünecek kadar çocuksu aptaLLıktayım... Dağınık... Ruhu... Beyni... Mekanı... Her yeri dağınık... ÖyLe biriyim... YaLancıyım... Kendimi kandırıcak kadar yaLancı... Hiç bir hayaLim yok... OLmadı... OLmayacak da... Asabiyim... Sabırsızım... Ama en çok da dağınığım ben... Ruhu... Beyni... Mekanı... Her yeri dağınık... ÖyLe biriyim... ÖyLesine yaşıyorum... ÖyLesine... ÖyLe.. -------------------- |
Suskun bir kentin yağmuru gözleyen gecelerinde büyüttüm düşlerimi. Acıya yarenlik edecekti yüreğim.Bu yol boyu, ardınca hüzün bırakıp, bir bir çoğalttım yalnızlığımı.Yürüdüm.Adımlar büyüdükçe şehirler de büyüdü.Bir çöl akşamının dili tutulmuş soğuğuna düştüm. Her şey üşüdü içimde, ne hayata değdi ellerim,ne de ölümün gizlerine...Bir çıkmaz sokağa vurdu adımlarım.Duvarlar söktü bağrındaki en mahrem sırları.Yüzüme vurdu gece üşüdüm. Bir kenarda bir avuç düşle gözleri bağlı çocukluğum neye gizlenirdi? Sır tutmaz dertlerim vardı sırtımda, alnımda yaşıma ters orantı bir kavga…Sonra yağmurlar indi bu şehre,sessizce..Ve ben adına defalarca çizgi çekilmiş bir fail oldum. Sel vurdu ömrüme, şehrime.Her şey kapılıp gitti ardından. Islak saçlarımla, ıslak ellerimle geldim düş sancım; inan bu şehri ben ağlatmadım. Yokluğunun emareleri çöktü omuzlarıma,yine vakit hüzne dalma vaktidir.Sakinleşmemiş yaralarımdan çaldığım kanlarla geldim sana. Ömrüme sızan bu sancılarla nasıl dönerim geri. Ardına bir avuç kül vaat eden bir ömre sığar mı bunca yalnızlık? Şimdi bir kabus olur düşlerim,ve düşer bir bit gecenin kara yazılarına. Ne zaman susacak bu kelimeler, içimdeki bu çığlık ne zaman kesilecek? Mahur gözlerine mi vurdu hazan; ne olur bir şey de. Kabulümdür senden gelen… Ritmi bozuk gönlüme bir merhem sür; düş sancım! Avare yürüyüşlerime yol ol, iz ol. kimliğimden hatırıma düşen ismim ol.. Şimdi delilik, susma vaktidir. Gök kuşağında düşleri uçurma vaktidir.bir yamaca tutunmuş ellerimde parmak parmak ölmektir. Gidişindir adına yeminler ettiğim. Bitişimdir içimdeki suskunu terk edişim. Düş sancım ;yaralarımın adıdır adın. İçimdeki çocuğu hep aldatışım. Sensiz düşlere kanmayışım.Korkuma bürünene asi yalnızlığım. Ben hala unuttuğun duraktayım… |
| Saat: 14:19 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık