![]() |
Bilekleri bembeyaz kugu boynu parmaklari uzun ve ince Simsicak bakislari suc ortagi kacamak gulusleri gizlice Yalnizlarin en buyuk sorunu tek basina ozgurluk ne ise yarayacak Bir turlu cozemedikleri bu olu bir gezegenin soguk tenhaligina Benzemesin diye ozgurluk mutlaka paylasilacak suc ortagi bir sevgiliyle Sanmistik ki ikimiz yeryuzunde ancak birbirimiz icin variz Ikimiz sanmistik ki tek kisilik bir yalnizliga bile rahatca sigariz Hic yanilmamisiz her an dusup dusup kristal bir bardak gibi Tuz parca kirilsak da hala icimizde o yanardag agzi Hala kipkizil gulumseyen sanki atesten bir tebessum zehir zemberek ASKIMIZ Atilla İlhan |
Gitmek güzeldir. Güzeldir bütün renklerini yeryüzünün, bütün tadlarını, bütün seslerini, bütün iklimlerini, bütün sözlerini, onları bir put belleyenlerin masasına atarak, belirsiz, tarifsiz ve kifayetsiz bir 'gidiş'e gitmek. Bütün bu renkler, bu tadlar, bu sesler, bu iklimler biraraya gelse dolduramaz, giderken kumda bıraktığımız ayak izlerini. Biz ayak izlerinin vatandaşıyız ve aklımızı atıp dünyanın uçlarına ve o akıl duvarlar içinde sekip dururken, bir çift ayak haline geliriz. Biz bir çift ayağız bebeğim ve olmamamız gereken yerde olmayız. Sana hatırlamak düşer artık, yüzüme çok çok ender yayılan o müthiş gülümseyişimi. Sana hatırlamak düşer, birdenbire, ansızın, mesela bir kazağa dokunurken, mesela bir şey yazarken, mesela koltuğun kenarlarıyla oynarken, hatırlamak düşer bana ait bir an'ı. Fakat ben, "bana ait anlar"dan da gitmiş olacağım. Sen "oyalan", dünyanın tadlarıyla, sesleriyle, renkleriyle. Sen başka adamlarda (başka kadınlarda) oyalan. Ve karşına çıkan bütün yolları yürü. Senin yolların gitmek için değil, yürünmek içindir. Biz bir tek, sırtımızı tanıyan yolları biliriz. Gitmek güzeldir. Gitmek güzeldir. Size "hayat" diye sunulan ve sizin "hayat" diye bellediğiniz her şey, ama her şey, bizim zihnimizde yeşerttiğimiz, en pis anlarda bile, kırılmasınlar diye üzerine eğilip bedenimizi siper ettiğimiz "hayallerimiz" yanında bir oyuncak dahi olamazlar. Oyuncaklarınızı seviniz bayan. Oyuncaklarınızla mutlu olunuz. Bu "teneke trampetler" sizin için üretildi ve siz "trampetler"in dünyasında, iki taşın birbirine çarparken çıkarttığı can yakıcı seslere hasret, bir erkeğin (kadının) kalbini çıkartıp göğe doğru atarken attığı naraya yabancı olarak, yaşayınız yaşayabiliyorsanız. Bu boyalı hayatlar, bu kuklalar, bu maskeler bize gelmez. Biz, maskeleri tutup kopartmak ve onların arkasındaki suratları ilan etmekle yükümlüyüz. Biz yükümlüyüz. Biz hükümlüyüz. Ve kesildi hüküm. Kesilen hüküm gitmemizi gerektirir. Ve gitmek güzeldir. Gitmek güzeldir. Kalıp bir sirk maymununa dönüşmektense hayatınızda, kalıp suratımızı boyamaktansa, kalıp "geride kalan her şeye" tahammül etmektense; gidilmelidir. Ayaklarımızdan öğrendik gitmeyi. Sen koşmayı, hoplayıp zıplamayı öğrenirken, biz nesilden nesile, babadan oğula, anadan kıza, sessizce, nefessizce, usul usul öğrendik, "yolları çatallanan bahçe"leri. Ve her daim, bizi bahçenin dışına atan çatalı tercih ettik. Başını, gitmekten korkan bir omza yaslayarak, dolaş mermer fıskiyelerin gölgesinde dolaşabilirsen. Biz büyüttük, korkaklar küçültsün seni. Küçültsün seni taklitlerimiz. Söz bizdedir, sözümüzün altına kopya kağıdı koyanların dünyasında uyu sen. Uyu sen sakin uykularda. Uyu sen masalların peşisıra. Burada kal ve uyu. Biz gidiyoruz. Gitmek güzeldir. Gitmek güzeldir. Ayırdım ipek hışırtılarıyla yolumu. Kuş tüyü yataklar atılmıştır zihnimden. Zihnimizde, binlerce güvercinin uçlarından tutarak havalandırdığı camiler hışırdar bizim. Zihnimizde, bir kan, kan olmanın bütün halleriyle akar. Zihnimiz kurşunların kardeşidir ve ölüm yakışır ölmeyi bilene. Kalp yakışır sevmeyi bilene. Bilmeyen için organlardan bir organdır yürek. Al yüreğini bir korkunun içine ser. Garantili hayat reklamlarında dolaş biraz. Serinle biraz. Biz ateşe gidiyoruz. Biz cehenneme gidiyoruz. Gitmek güzeldir...... SERPİL KARACA... |
günahlarımı duvara asmalıyım zincire vurmalıyım çırpınmalıyım sınırsız sessizliğini duymalıyım giderken arkasından bakakaldığım gençliğimin adına Mustafa Küçüktepe |
hic birsey kolay degil |
Ayrılık da Bitmeli Sevgilim, Sana sevgilim diyorum. Ayrılık da sevdaya dahil Ayrılanlar hala sevgili Dediği gibi İlhan'ın. Sevgilim, sana sevgilim diyorum, bir daha hiç demeyeceğim içindir belki. Ayrılmamız neyi değiştirecek, ayrılık yüreğimden silip atabilir mi seni derdin. Kimbilir.. Bu sana son yazışım. Sözcüklere yüklemeye çalıştığım duygularım, beyaz kağıtların keskin kenarlarıyla nasıl da parçalanıyor böyle. İlk kez yazmak böyle zor, anlatmak bu kadar olanaksız. İçimde çağıldayan herşeyin, sana doğru aktığını duyupta bunu anlatamamak.. Ne acı. Oysa, seni her düşündüğümde, sesim, zamanın ve mekanın olmadığı görünmeyen ince ipeksi bir yolda ilerleyip kulaklarına akmadı mı. Her düşündüğümde seni, yapmam gereken sadece izlemekti. Ruhumun sana akışı, o hızlı ama bir o kadar yavaş, delice ama bir o kadar sakin, coşkuyla ama nasıl huzurlu bir çağlamaydı onların hepsi. Hemen duyardın, büyük kalabalıklarda, iki kişilik yalnızlıklarda, yada gözlerin maviliklere kilitlenmiş.. Duyardın. Hala duyuyorsun. Şimdi, şuan, seninle konuşurken, ruhunda geziniyorum yine. Baktığın yerden uzaklaşan bakışlarını, o kimselere hissettirmediğin bir anlık dalgınlığı, sadece anın yakaladığı o ince sızıyı.. Kapa gözlerini.. Sen hep duyacak mısın beni, ben hep anlatacak mıyım. Bilmiyorum. Ama, madem ayrılanlar hala sevgili, ayrılanlar hala sevdalı, bu ayrılıkta bitmeli.. Ayrılık.. Ne çok korkardık bu sözcüğe yüklenen anlamdan. Oysa şimdi anlıyorum ki, ayrılığın kendisi değil, ayrılmakmış asıl zor olan. Ayrılmayı başarana kadar yaşanılanlar, o kanatan acıtan korkulu bekleyişler.. O kopuşu yaşamak, artık başka biri değil, sen olan o varlığı olduğu yerden çıkarmaya çalışmak, ağlayarak git artık içimden diyebilmek, ama daha derken pişman olup hayır kal ne olur diye yalvarmak.. Ne kadar zordu mabel.. Öyle içimdeydin ki, seni ordan çıkarmak kendimi paramparça etmek demekti. Ayrılık.. O kanlı zafer.. Şimdi paylaştığımız işte bu. İçimizde o boşluğun büyük acısı yüzümüzde birbirimizin kanı var hala.. Sevgilim, Sevgilim diyorum son kez sana. Bir daha demiyeceğimdendir bu, ve bir daha yazmayacağımdan. Ayrılık da bitmeli.. |
Anlatamam yüreğimdeki ince sızıyı, gözden süzülen yaş gibi akan kanamaları. Anlatamam, zaten anlamayacağından. Gün nasıl geçer sabah nasıl olur bilmiyorum ardı ardına geçip gidiyor sadece. Zamanını doldurmaya çalışan biriyim şu hayatta eğrisiyle doğrusuyla yaşayarak... Ağlamıyorum artık haberin olsun, gözümde yaşım kalmadığından. Gülmüyorum da yürekten gelerek... Sende bıraktım neşeyi, mutluluğu ben bilerek isteyerek. Benden daha çok ihtiyacın vardır dedim. sen mutlu ol istedim ben önemli olmadan. bencilliğim yok bilirsin koymuşsan benliğimi ortaya. ben sadece benliğimi değil, yüreğimide koydum senle ortaya, al sana ait beni dinlemez artık dedim. Dinlemiyor da... Çok sevgiler yeşertmedim yüreğimde. Yeşerende kalayım istedim ömür boyu. Ömür kısa, hayat değişken bir sevdam tek ve daim olsun diledim. Bilirmisin söylemişmiydim sana bunları hatırlamıyorum. Çok şey söylediğimden...Çok derin sevdim ben ama söyleyemedim kimselere. Söylesem dinleyeni olmadığından. Gidiyorum.... Bana kalan gitmekti çünkü. Sevmek bazen gitmekti, sevdiğinin mutluluğu için... Giderken ağlamadım akıtmadım gözyaşlarımı, görmedin. Ağlayan gözüm değil yüreğimdi çünkü. Mühürledim derinlerimi de sana bıraktım sevgileri mutluluğu. Bana lazım olmayacağından. Yüreğimle sevmiş, yüreğimle yaşamıştım hayatı çok ta şey toplamıştım içinde. VE... Senle dağladım onu. Dağlanmak çok acıymış öğrendim. İhanetim olmadı sana, aldatmadım sözümle özümle. Canım dediğimde candan öte oldun bana. Giderken canımı da bırakıyorum sana ömrüne ömür olsun diye. Tüm yaşanmışlıkları aldım yanıma hatıran var diye. Zihnime kazıdım kalın yazılarla silinmesin, her an canlı kalsın istedim. Emanet bildim onları da gözüm gibi bakarım... Bileyim ki sevgilim sen mutlusun yeter bana. Bir yerlerde varsın, yaşıyorsun belki arada sesini duyarım, belki görme ihtimalim olur bir gün. Yeter bana... Sevmek illaki yan yana olmak değilmiş, yürekteyse sevgi görmeden de sevilirmiş öğrendim. Hasretlik acı verse de yürek büyük dayanır. Ayrılık yamanmış sevgi içtense, zor... Bilirmisin sevdiğim eski şarkıların tadını özlemişim, şimdilerde dinlerim. Ne kadar aşk ayrılık şarkısı varmış meğerse unuttuğum. Şimdi yoldaş kıldım kendime onları söyler söyler ağlarım... Gözyaşlarımı meze yaparım kadehlerime. Kayan her yıldızda dilek dilerim yarınlar adına, olmayacağını bilerek. Savaşım var şimdilerde kendimle sevdiğim. Elim kaç defa telefona uzanır da çekerim sayamadım. Oysa bir tek alo diyeceğin sesine nelerden vazgeçerdim. Aşkta gurur olmazmış biliyorum gurur değil benimki. Sözüm var kendime ondan kaçarım senden. Senin mutluluğun adına huzurun adına. Zaten hiç başka düşüncem olmadıki sevdiğim. Her an duamdın allah güldürsün çok yaşatsın diye. Çok severken nasıl başka düşünebilir ki insan... Sol yanım acıyor sevdiğim, anlamadığım bir sızı var da karıncalanıyor kollarım. Uyuşuyor beynim düşünebildiğim tek şey sen. En son bakışın, son gülüşün gözümde kalmış başka bir şey görmüyorum. Ne tarafa dönsem sen varsın karşımda, özlemin yakar yüreğimi. Sadece derin offffffff çeker ağlarım yoksa deli olacağımdan... Ben gidiyorum sevgilim hatıralarını alarak yanıma. Belki yazarım yine, arar dinlerim sesini. Dayanamam hasretine , kaldıramaz yüreğim biliyorum. Sevgimi yüreğimi bıraktım sana, canımı adak ettim ömrüne gidiyorum. ama bileyim ki bir yerlerde sen varsın ve mutlusun. sen mutluysan mutluluğum sayarım ondandır gidişim. yüreğimi koydum yoluna sevdiğim ne istersen yap, bana ait değil nasılsa. Tek şey isteme benden yapamam. Tamamen unut deme, unutamam. Sende unutma sevgilim, seni kendinden daha çok seven bir yürek var burada. Kapısı açık bekler sonsuza... Sonsuzluğum sende biter sevgilim...Senin adın sonsuzluk... münever erdoğmuş |
gel otur yanıma görüyorum ki oda terketti seni... bırak giden gider. aslında bu dünyada gidenin ardından el bile sallamayacaksın...giden kafasına koymuştur gitmeyi..hem hayat ondan ibaret değil ki...sen o olmadan öncede yaşıyordun o olmadan da yaşayabilirsin...unutma yarınlar bizim için..unuttun mu sen kitap okurkende mutlu oluyordun. sahilde gezerken güneşin batışını izlerken...sen mutlu olmayı bilen bi insansın bırak artık surat asmayı...hem bu iş iki yanı keskin bıcak gibidir...yaptıklarınla değil yapmadıklarınla yargılanırsın...hafifletici sebepler yok.. yarınlar için hayal kurarken bugünü de yaşa..yas tutma dünü düşün ondan önce yaşadığın günleri o yokken geçirdiğin zamanı nasıl güldüğünü düşün...hayat herzaman istediklerini vermiyor...artık yanlışlar dahada tutulur oldu...artık insanlar yanlış yapmak için yarış yapıyorlar birbirleriyle...anla artık yanlışlar ve doğrular yer değiştirdi....sil gözünün yaşını...bak gitti... ama hala dünya senin için dönmesini durdurmadı durdurmayacak...unutma ders olsun sana...birini severken şunu hatırla sevgini hak edene ver umudunu yarınlarla paylaş.....bırak kutuplarda yaşamayı...bak burada güneşin meyveleri var.... ne demiştik seninle ne olursa olsun gülmek var ....sen inatcı insansındır...gel acılarımıza inat hayata inat ucurumun kenarında büyüyen körpe çiçeğe inat gülmeye devam edelim....dünü düşünürken yarını hayal ederken bugünüde yaşayalım..bak hala onu düşünüyorsun ona veremediklerini düşünüyorsun ya verdiğin bunlar bi hiç miydi? sen en değerli şeyini verdin sevgini verdin dağları delen ferhadın aşkını verdin leylası için deliren mecnunun sevdasını verdin...ne aldın karşılığında koca bir hiç haydi kalk...sokaklarda dolaş yeni yüzler tanı ...isimsiz sokaklarda yarınlarını ara....tarifi olmayan adreslere git ve onu unutmadan dönme yasını bırakmadan dönme...unutma yarınlar senin için hep var olacak dünü unutursan tabiki... |
Ellerinden sunulmuş ayrılık, Kendince bana verilmiş bir ödülse; Senin kollarında ölmek, Bana verebileceğin en güzel hediyedir.." Zamanı durdurup Git diyorsun , git... Neden, Neden gitmeliydim... Kelimelerin alev alev, Sanki yanardağları içirmişsin yüreğine. Gözlerin bir cellat gibi acımasız, Bakışların bir o kadar anlamsızdı. Nefesin kan kokuyordu, Sanki kör bıçakları giyinmişsin üzerine.. Heybeme yalnızlığı doldurup Git diyorsun, git... Nereye, Sensiz yüreğimi nereye gömmeliydim ? Aşka ödenmiş tövbelerin yarım yamalak, Ayrılık kelimelerin bir o kadar çıplak... Gözlerin, bir fırtına kadar hırçın, Sesin, bir o kadar kırgın... Git diyorsun, git.... Tek kelime bile etmeden, Yalnızlığa gömüyorsun beni. Ve sonra üzerime geceyi devirip Karanlığın içinde kayboluyorsun.. Ayrılığınla yüreğimi ezip Ardına bakmadan gidiyorsun... Git diyorsun, git... Sancılar giriyor hücrelerime. Çicek diye öptüğüm baharlardan, Günahkâr kurşunlar yağıyor Sipersiz yüreğime. Yığılıyorum olduğum yere. Kanıyorum içten ice.. Son kez hayata tutunmak için Bulutların eteklerini ararken Arsız yangınlar sarılıyor dizlerime.. Git diyorsun, git.. Oysa ben " sana" ölüyordum. Göğsümden boşalan kanlar Kırık kaldırım taşlarına sarılıyor. Ruhum kanatlanırken gökyüzüne, Yalnızlığın iki yüzlü toprağında Terkedilmiş yüreğim tek başına Uçurumlara yaslanıp kan ağlıyor.... Ben sende gittim bile... İsmail Sarıgene |
seni bulduğum yerde kaybediyorum kendime bir çıkmaz sokağım unuttuğum çok acı var çekip gidiyor gökyüzünde sessizce söyrettiğim bulutlar ah aman sevgilim terket beni yeterince yundum suyunda ah aman sevgilim üz beni bir parmak dokunuşu bıraktım burnunda alıp başımı gitmek isterim vakit gelince hüzünle elele kaçar gibi kaytarmış bir çocuğun ürkek adımlarıyla acele yağmurun peşini takip edeceğim göğsümde pıtırtılı atışlar anneme seni şikayet edeceğim dilimde sahte yakarışlar ah aman sevgilim gitmeliyim başımda çığlıklanan martılar kendime esrik garip bir yelim aklımda özlenecek arkadaşlar İlhami Atmaca |
Bu vadideki karanlığı ve büyük soğuğu düşün Gitmek. Bir hançeri inceltip Okyanusa daldırmak isteği Ya da düşebilmek atlasların Dışına ki ey kalbim Yalnızsın bu yolculukta da Gitmek. O kaos duygusu, aklın Sarsıntılarla yorgun düşüşü Bilincin kamaşması belki de. Rehin bırakılacak bir şey yok Unuttuklarından başka. AHMET TELLİ |
Ağır günlerin altında kalıyoruz. Puslu havanın soluğumuzu kestiğini Ve bir sanatçı fırçasından çıkmamış göğün, Üzerimize yıkıldığını, Şimdi şimdi söylüyoruz; Şarkılarımızı nasıl söylediysek. Oysa, çocukluk, oysa mutluluk, Ne kadar yakındır? Bir elmaya uzanmacasına, Bir elma ağacının dallarından sarkmacasına. Ağır günlerin altında adam oluyoruz. Yağmurlu ve kirli. Düşlerimizden yaratılmamış bir dünya bu! Sellerinde; küçük, kağıtdan yapılmış gemilerimizle, Birbirimize sevgi taşıyoruz. Zaman nasılsa aleyhimizde, Tam denize atlayacağız derken, Ağır günlerin altında kayboluyoruz... Ekim - 1998 Albatros |
yağmur yağıyor bak sokaklar hepten ıslak yer kalmamış ıslayacak artık ağlamayız değil mi iki gün küs durduk hayır durmadık kudurduk böyle acı istemem bir daha artık darılmayız değil mi yok sevgimi koyacak yerim yüreğinden başka senin deniz sensin mavi benim artık ayrılmayız değil mi Celal Kabadayı |
Ayrılık kaç gecenin çölüdür bu ayrılık kaç şiirin dölüdür üstüme örttüğün bu ince sessizlik kalbim alış artık, kır kendini kendi duvarında, sesini kendi duvarına haykır. tesadüfen birbirine rastlamış başka başka aşklarsızın siz artık geceyle gündüz gibi birbirine ayrılmış. O ki rüzgar, bir zaman senin çölünde kumlar uçurmuş, o ki gece ve esmer, görmüyor sahrayı, sesi içinde karışmış. her ayrılıkta kendine saplanan bir hançer kendi sabrını deneyen taş, kendi uykusuzluğunda yatak oldun. kül koy şimdi yanına korunun seni kavuran onu da yakmasın. aşkla besle kendini, gül yetiştir, sardunya çoğalt. ki, sen aşktan ve ayrılıktan başka ne anlıyorsun. Birhan Keskin |
Gözümde yaşlarla bırakıp beni Elvada diyerek gitme sevgilim Bir anlık öfkeyle yıkma herşeyi, kalbine sormadan gitme sevgilim kalbine sormadan gitme sevgilim ağlatır şarkılar susturamazsın zor gelir ayrılık alışamazsın canlanır anılar unutamazsın kalbine sormadan gitme sevgilim gitme sevgilim Ağlatır şarkılar susturamazsın Zor gelir ayrılık alışamazsın Canlanır anılar unutamazsın kalbine sormadan gitme sevgilim gitme sevgilim Mutluluk getirmez vefasız yıllar Teselli vermezki baktığın fallar Gurur dağlarından aşılmaz yollar kalbine sormadan gitme sevgilim kalbine sormadan gitme sevgilim Ağlatır şarkılar susturamazsın zor gelir ayrılık alışamazsın Canlanır anılar unutamazsın kalbine sormadan gitme sevgilim gitme sevgilim Ağlatır şarkılar susturamazsın Zor gelir ayrılık alışamazsın Canlanır anılar unutamazsın kalbine sormadan gitme sevgilim gitme sevgilim SERHAT GÖÇMEZ |
KOLAY OLAN… ARKANA DÖNÜP EL SALLAYABİLMEK Mİ?YOKSA,YÜREĞİMİN YARISINI GÖTÜRDÜĞÜNÜ BİLDİĞİN HALDE,ZORAKİ GÜLÜMSEYEBİLMEK Mİ? SEN GİTTİN YA;YARIM KALDIM… GİTMEK Mİ HÜZÜNLÜ?YOKSA KALMAK MI BURUK?İÇİMDE DÖRT NALA KOŞAN AYRILIK,SENDE KALAN PARÇAMI MI ARIYOR?..ELLERİNİ Mİ?..GÖZLERİNİ Mİ?..HER YERİM SENDE KALDI,HER YERİN BENDE… DAHA NE ARIYOR Kİ BAHANE,YARIM SENDE,YARIN BENDE KALMIŞKEN?...ARDINDAN EL SALLAYABİLMEK Mİ KOLAY?.. YÜREĞİMİ GÖTÜRDÜĞÜNÜ BİLDİĞİN HALDE GİDEBİLMEK Mİ? |
Sen gittiğinden beri çok şey değişmiş hayatımda yeni yeni fark ediyorum Mesela hiç geç kalmıyorum artık ewe Ya da yolu uzatmak için başka duraklarda beklemiyorum otobüs Korkmuyorum tanıdık biriyle karşılaşmayım die yolda her sokakta rahatça geziyorum kimseye anlatmıyorum neler yaptığımı Mesela biriyle buluşup ayrılık vakti geldiğinde gözlerim onun gidişini izlemiyor yaşlı gözlerle ardından artık ağlamıyorum Kısa yada uzun vedalar eskisi kadar acıtmıyor canımı Dostlarımla konuşacak çok şey war mesela Herşey sen olmasına rağmen anlatmıyorum artık kimselere İçimde bi mezar açtım sana kalbimin derinliklerinde oraya gömdüm sakladım seni Her sabah bi gül koyuyorum başucuna ve her gece dua ediyorum sana gittiğin yerde mutlu ol die Bazen dedeme benzetiyorum seni biliyormusun Onu da çok erken kaybetmiştim senin gibi Oysa yaşanacak ne çok şey wardı da Mesela dedem kardeşimi hiç görmedi senin doğmamış çocuklarımızı görmediğin gibi Oysa dedem ne çok severdi torunlarını tıpkı benim seni çok sevdiğim gibi Daha yaşanacak çok şey wardı Beni duy sevgili ben kalbime gömdüm seni Her an içimde yaşa die senden bana kalan bi sen war şimdi içimde hep benimle hep yüreğimde Ahh be sevgilim sen gittin de bitti mi sandın beni? Bitti mi sandın beni Yada sen gittin mi benden ? |
Biliyorum, simdi uzaklardasin. Sesimi duyamaz, elimi tutamazsin, halimi soramaz, gözyasimi anlamazsin. Son bakisin benim zindanim oldu. Gitmiyor, gitmiyor, aklimdan çikmiyor. Affetmez bakislarin, yüregim sizliyor. Ask hatasi çok zor oluyormus, Anladim, ask zindani ne yapiyormus. Bagislarmisin yansam yaninda. Bir ömür boyu dursam basinda. Bak güller soldu, askim hüsran oldu. Son bakisin benim zindanim oldu. Ahmet Arslan |
Birgün öldüğümü duyacaksın ağlayacaksın taze bir bahar sabahı kapanacak gözlerim köşe başından bir tabut çıkacak basını onune egeceksin bir suclu gibi son pismanlıklar olucak hic dokunamadıgım dudaklarında ve bir ufak mısra gibi mırıldanacaksın derken, ilk adımı atacaksın toprağıma ağlamak gelecek içinden zor tutacaksın kendini düşüneceksin yapılan hataları beraber olduğumuz günler gelecek aklına titreyerek karşımda sarılmak isteyeceksin fakat bir an hocanın sesi kaybedecek hayalini dönüp bakacaksın yaş toprağa insanların, yavaş yavaş kaybolduğunu göreceksin yanlız kalacaksın mezarımda küçücük toprak taneciklerinden uzaklaşacaksın ağır ağır her sabah ziyaret edeceksin mezarımı 2 gül fidanı dikeceksin mezarımın iki başına biri beyaz biri kırmızı iki bülbül ötecek baş ucumda birbirlerine gulup ilân-ı aşk edecekler bizim yerimize aradan günler,aylar geçecek yavaş yavaş azalacak ziyaretler guller yaprak dokumune giricek sonbahar esintileri baslayacak aramızda bir sabah yanında sevgilinle geleceksin ona birşeyler söyleyeceksin mezarımın başında sen başını kapatacaksın ve dua edeceksin mezarcıya para verip mezarıma bakmasını söyleyeceksin birkaç gün o gelip sulayacak zamanla bülbüllerim ötmeyecek güllerim açmayacak ve benim zavallı bu ruhum mezarımın perişanlığını görünce son defa haykıracak elvada gülüm ELVEDA..... |
Sanılar Şimdi belki benim gibi ölesiye yalnızsındır Uçan kuşları gözlemektesindir tek başına Çamların yeşiline dalmış gitmiştir gözlerin Radyo dinliyorsundur ya da susarak Bir kitabı okumaya çalışıyorsundur kim bilir Sonsuz güzellikte bir aşk düşünüyor olabilirsin Belki de anılarını deşiyorsun, bir olmazı Bir açmazı derinden derine kurcalar gibi Bir kahve içmeyi, bir elma yemeyi kurarak Saatine bakıyor olabilirsin uykulu gözlerle Çocukların oyununa dalmış gitmiş olabilirsin Mahpus gibi, tutsak gibi, belki köle gibi Yarını olmamak gibi bir duygu içindesindir Belki de kendini bağışlamıyorsundur Benim hiç bilmediğim bir şeylerden ötürü Kırık trenler gibi öylece kalakalmışsındır Kalkıp gidip çekirdek almayı düşünüyorsundur Ya da uyumak istiyorsundur herşeyi unutmak için Belki sen de benim gibi ölesiye yalnızsındır Afşar Timuçin |
Sitem Etmedim Bırakıpta gittin diye, Sana sitem etmedimki Ateşlere attın diye, Sana sitem etmedimki Ellerim boş kaldı diye Ümitlerim soldu diye Hergünüm dert doldu diye Sana sitem etmedimki Gerçek aşkta sitem olmaz Seven kalpler böyle yapmaz Hiç bir zaman unutulmaz Sana sitem etmedimki Git mesut ol hayatında Beni getirme aklına Mutluluklar benden sana Sana sitem etmedimki El sözüne kanıp durma Hayatına darbe vurma Benden zarar gelmez sana Sana sitem etmedimki Geçmişini unut gitsin Geleceğin parlak senin Rabbim sana huzur versin Sana sitem etmedimki Ramazan Karataş |
kalmak daha zor... |
Sana Ulaşmak Bir gün bir yangın yerinde buldum ben bu aşkı Belki Umudum vardı yalanlamak için aşk yok diyenleri Umudum vardı Diyebilmek ne güzel; bir umutsuz için ne manalı. Belki birgün bir yangın yeri daha bulabileceğim yine bir yangın yerinde bulduğum bu sevdadan kurtulmak için Ömer Seydi Ekinci |
SANA GÜLE GÜLE DERKEN bir boşluk duygusu günlerdir içimde. "acıyı yaşamak" nedir diye düşünüyorum durmaksızın. nasıl yaşar insan acıyı, neler hisseder ya da hissetmez. Öylesine anlamsız ki "hayat devam ediyor acılarını geride bırakıp yaşayacaksın" sözü.. insan nasıl geride bırakır acılarını bilmiyorum. koca bir hayatı geride bırakmak gibi. anne, baba, çocuk, sevgili..... kim olursa olsun. "kaybettim, o artık yok" demekte anlamsız aslında. yok olmuyor hiç kimse siz var olduğunuz sürece. birlikte yaşadığınız, birlikte paylaştığınız herşeyde var oluyor. evinizin her köşesinde, yemek yediğiniz masada..... oturduğunuz koltukta.... dün de kalmıyor. dokunmak istediğinizde dokunamıyorsunuz sadece et ve kemik olarak var olmadığı için elinizi yüreğinize koyuyorsunuz o zaman.. elinizi yüreğinize koyuyorsunuz ve derin bir soluk alıyorsunuz gülümseyerek. bilin ki o da gülümseyerek kucaklıyor sizi sevgiyle... içiniz ısınıyor o zaman büyüyor sevginiz artıyor çoğalıyor ve siz o çoğalan sevgilerle yaşamayı öğreniyorsunuz sevgilerinizi paylaşarak .. bir başka kucaklıyorsunuz insanları..... Sevim KARAMAN |
GİDEBİLMEK aşkta,sadece görmek istediğini görürsün.duymak istediğini duyarsın.sözcüklere,kendi anlamları nedeniyle işine gelen anlamları yükler durursun.o ne anlatmak isterse istesin sen sadece kendi anladığını algılarsın.Zor, çok zor... gitmek gerekir bazen,bunları yaşamamak için.bir insana acıma duygusunu hissettirmemek için.kalıpda daha fazla kendine haksızlık etmemek için.gözleri iyi açmak gerekir,aşkın bittiğini,artık istenmediğini görmek için.söylenmesimi gerekir ille? ille tane tane anlatması mı gerekir.ama sen hala seviyorsun öyle değil mi?? bunun bi önemi yok artık onun için.O başka bir boyuta geçmiştir çoktan.bir ayrılabilse senden,bir anlayabilsen onun için aşkın bittiğini çok rahatlayacaktır,üzerinden büyük bir yük kalkacaktır.Aslında biliyor musun, oda olmayacak şeyleri düşünmektedir o an. 'ayrılsakta arkadaş kalsak...'gibiii.olmas ki mümkün değil ki bu.o da olabilir,bilir ama hiç olmazsa vişdanını rahatlatır biraz.Gidiyor ya,sorumluluk hissetmektedir ya....Aldırmamalısın bunlara.bir taraf aşıksa hala,iki eski sevgili arasında arkadaşlık söz konusu olamaz.peki ya bahaneler sıralamak yerine 'yeter artık ne olcaksa olsun' die düşünerek pat diye söyleyi verirse herşeyi? 'BiTTi ARTık' deyiverirse gerçeği? ilk aklına gelen soru 'ama neden,hani beni çok seviyordun,hani bensiz olamazdın' olacak değil mi? sorma sakın....Sus,suskunluğunla ört içindeki kasırgayı.eskip kavuran yakıp yıkan o kasırga daha uzun süre esecek içinde şimdi teslim olma.İlle bişey söylemek istiyorsan 'gidiyorum' de..'madem bitti' benimde işim yok artık o yürekte...Gitmek gerekir bazen.işte oan gelmiştir kabul etmek istemesende.belirsiz bir yolculuktur bu.nereye gideceğini,ne zaman biteceğini bilmeden çıkarsın yola.yürek ağrısıda cabası....çekebileceğin en büyük acılardan biridir.kaçışta yoktur üstelik,nereye gitsen seninle gelir.kapıyı ört ve bakma ardına,ağlama..yalnızlığı arkadaş edin kendine.Biliyorum dişarıya doğru ilk adımını attığın andan itibaren dönmek isteyeceksin geriye ama sakın dönme.Sıfırsın ya oanda,dönüşün sıfırın da altına indirecektir seni.Belkide o dönmek ister bir süre sonra,tekrar eski günlerdeki gibi olursunuz ne dersin? Hayır inanma bu söylediğime.Hiçbirşey eskisi gibi olmaz yaşanan hiç bir an bir daha yaşanmaz. 'başkasını buldu beni aldattı' die yeme kendini.ne önemi var bunun? öyle yada böyle bitti işte,kim olursa olsun onun hayatında.Tek gerçek birdaha senin oolmayacağın,kabullen bunu.Gitmek gerekir bazen,yüreği dinlendirmek kendini dinlemek ve yalnızlığın seni olgunlaştırmasını beklemek için...aynı şeyler bir daha geldiğinde yine gidebilme gücünü bulabilmen için...aşkı yeniden yaşayabilmen için... |
|
Beni YeDin BitirDin!!!!! acı hatıraların odasını terk ettim ,ötekine geçtim.gözyaşlarım orda kaldı.ne evlere sığıyorum ne sokaklara.karşıdan karşıya geçerken havalara bakıyorum.üstüne yürüyorum arabaların.Daha ne söyLeyeyim biLmiorum ki...Bu dudakLar arTık seni Öpmicek,bu kaLp senin için çarpMıCak senin iÇin yaşamıCak senin iÇin öLmüCek,senLe ayNı ağaCa adını yazmıcak,Sende Gittin yaa! |
Şen kızlardan dinlediğim truvaya aşık adamın köhne hikayesine şimdi de dağlarda sadalarca rastlamak ne kötü bakışlarıyla türküleri altın yaldızlı yapan adamın sömürüşü yamalı urbalı sevgilileri ne kötü yavrusunu yüreğine saran ananın yanında kutsanmış ezgilere feda edilen anaları görmek ölüm gecesinde mutluydu dedem, ölüpte gidince yaş bilmeyen gözlerim sel oldu dedi ninem uysal kasırgalara yaktığım türkülerden beni azad edin kapanmış yaraları depreştirmemi hoş görün tabiblerin yaşamaz dediklerini kara bulutlarda saklayışımı da şanlı suları zafer fermanlarını yakışımıda olacaksa af'sız kalacak tek şeyim bir gün bu dağlarda kaybolacak hüznüm. Adem Özbay |
Bırakıp gitsemiydim bu ***** şehri,yada oturup en derinden ağlasamıydım keşke.. Kaçsaydım buralardan..Keşke göz yaşının o tuzlu tadını tatsaydım.. Olmadı,yapamadım,ağlayamadım.. Çok canım yandı,ama bi türlü bu yangının üstüne su döküp küllendiremedim.. Unutamadım..Beceremedim,olmadı..Bunuda elime yüzüme bulaştırdım.. Kahretsin..! Bu kadar güçlü müydü,bu kadar bencilmiydi,bu kadar zehirlimiydi aşk..? Bu kadar tutkulu,bu kadar ağırmıydı sevmek?.. Sıkıldım etrafıma yalancı gülümsemekten.. Hiç birşey olmamış gibi hareket etmekten.. Unuttum onu artık..O kimmiş demekten.. Gitmek gerek buralardan.. Bu şehirde seninle aynı havayı solumak bile bana zor geliyor artık.. Yakındır bu günlere elveda demem.. Bu gün canım hiç bişey karalamak istemiyor.. Sadece susmak geliyor içimden.. Susmak ve ağlamak sakince.. Bu susmalar pek hayra alemet değil.. Kağıdım kalemimde bana bugün sırt çevirdi.. Kalemi her elime aldığımda kırılıyor,kağıdı her tuttuğumda buruşuyor.. Onlarda sanki bana isyan ediyor.. Şarabımdan bir yudum almaya kalktığımdaysa kadeh elimden düşüp bin parçaya ayrılıyor.. Noktalar koyuyorum hayatıma tek tek.. Sonu gelmeden biten cümlelerimin yasını tutuyorum.. Hiç yaşamadığım,tatmadığım bir acıyı sindirmeye calışıyorum..... Yakındır bu günlere elveda demem.. Gitmek gerek buralardan...! GÜLDANE GEZER |
Yasaklıyım Büyümeye gelmelerin avcumda sarı bir yirmibeşlik çocukluk ağzımda kınalı şeker yabanıl dudaklar kalır hediye yanar su içmem üstüne gitmelerin oyunlarda yitirmem ki paramı çocukluğumun gönlünde cehennem samanıl yangınlar kalır geriye yanar su serpmem üstüne dün çocuktum bugün ozan yasaklıyım büyümeye Bilal Kayabay |
Sevgilim, Sana sevgilim diyorum. Ayrılık da sevdaya dahil Ayrılanlar hala sevgili Dediği gibi İlhan'ın. Sevgilim, sana sevgilim diyorum, bir daha hiç demeyeceğim içindir belki. Ayrılmamız neyi değiştirecek, ayrılık yüreğimden silip atabilir mi seni derdin. Kimbilir.. Bu sana son yazışım. Sözcüklere yüklemeye çalıştığım duygularım, beyaz kağıtların keskin kenarlarıyla nasıl da parçalanıyor böyle. İlk kez yazmak böyle zor, anlatmak bu kadar olanaksız. İçimde çağıldayan herşeyin, sana doğru aktığını duyupta bunu anlatamamak.. Ne acı. Oysa, seni her düşündüğümde, sesim, zamanın ve mekanın olmadığı görünmeyen ince ipeksi bir yolda ilerleyip kulaklarına akmadı mı. Her düşündüğümde seni, yapmam gereken sadece izlemekti. Ruhumun sana akışı, o hızlı ama bir o kadar yavaş, delice ama bir o kadar sakin, coşkuyla ama nasıl huzurlu bir çağlamaydı onların hepsi. Hemen duyardın, büyük kalabalıklarda, iki kişilik yalnızlıklarda, yada gözlerin maviliklere kilitlenmiş.. Duyardın. Hala duyuyorsun. Şimdi, şuan, seninle konuşurken, ruhunda geziniyorum yine. Baktığın yerden uzaklaşan bakışlarını, o kimselere hissettirmediğin bir anlık dalgınlığı, sadece anın yakaladığı o ince sızıyı.. Kapa gözlerini.. Sen hep duyacak mısın beni, ben hep anlatacak mıyım. Bilmiyorum. Ama, madem ayrılanlar hala sevgili, ayrılanlar hala sevdalı, bu ayrılıkta bitmeli.. Ayrılık.. Ne çok korkardık bu sözcüğe yüklenen anlamdan. Oysa şimdi anlıyorum ki, ayrılığın kendisi değil, ayrılmakmış asıl zor olan. Ayrılmayı başarana kadar yaşanılanlar, o kanatan acıtan korkulu bekleyişler.. O kopuşu yaşamak, artık başka biri değil, sen olan o varlığı olduğu yerden çıkarmaya çalışmak, ağlayarak git artık içimden diyebilmek, ama daha derken pişman olup hayır kal ne olur diye yalvarmak.. Ne kadar zordu mabel.. Öyle içimdeydin ki, seni ordan çıkarmak kendimi paramparça etmek demekti. Ayrılık.. O kanlı zafer.. Şimdi paylaştığımız işte bu. İçimizde o boşluğun büyük acısı yüzümüzde birbirimizin kanı var hala.. Sevgilim, Sevgilim diyorum son kez sana. Bir daha demiyeceğimdendir bu, ve bir daha yazmayacağımdan. Ayrılık da bitmeli.. AYLİN KOÇ |
gidiyorum~ amansız bu hastalık dermanı yok hiçbir doktor çare bulamıyor konuşamıyorum. Anlatamıyorum derdimi.. yanlızlık olsa gerek ilacı yapayanlız sana susarken ölümü beklemek ölümle sewişmek.. elimdekilerle oyalanmaya çalışıyorum fotoğraflar gülümseyişin bakışın hepsi birer ikişer akıyor içimden tutmak istiyorum tutamıyorum.. gelmek istiyorum gelemiyorum.. sewmek istiyorum sewemiyorum.. ne yapacağımı bilmiyorum susuyorum.. yıldızım parlıyor gökyüzünde yüzüme geliyor ışık parçacıkları kalbimi aydınlatamıyor bana birşeyler anlatmak istiyor sana dalıyorum uyuya kalıyorum waktim doldu ben gidiyorum.. )Sedat |
Farkında mısın? Senin, o masum çehrenle bütünlesmis gözlerini; hafizama kaydettim... El yazmasi, göz nurun olan gül kokulu vecizeleri; kalbime hapsettim.... Seni bir daha silinmemek üzere benligime yazdim. O siyah, gür saçlari, yolunu gözlerken agarttim. Gülen gözlerimi aglattim.. Farkinda misin? Farkindamisin... Kirdim sana siir yazan elimi. Kestim ismini sayiklayan dilimi. Kör ettim resmine bakan gözlerimi. Ve kesecektim senin olan kalbimi; yapamadim.. farkinda misin, sana kiyamadim.. Ahmet Arslan |
gitmek kolay gülüm kalıpta sevmek olay ölüm ölüm dediğin nedir ki gülüm ben senin için yaşamayı göze almışım http://img150.imageshack.us/img150/7109/gul7ti3.jpg |
Gittin İçimde Kaldı Ayrılık Gittin Ayrılırken buz tutmuş bıyıktı gözlerin Kaçamak ellerimiz komutsuz sallandı Dudaklarımızda sıradan sözcükler Vedalaşmayı bile beceremedik Son bir bakış kaldı arkanda Kalabalığa karışan Her şey düzmece bir dinginliğe gömüldü Gittin. İçimde Yığınlarca kitap kaldı uçuşan Sözcükler beynimin köşelerinden Çıkıp korkuttular gecelerimi Peşimden geldi gölgeler Aynalara bakamaz oldum Hiçbir oyun avutmadı beni Yaşamıma sığmayan bir şey kaldı İçimde. Kaldı Yeni bir kent işkenceye hazır Ödeşemedim gittiğin mevsimlerle Belleğimi silkeleyip anılardan Tik tak çaldın uzun zaman Alışamadım yarımlığa Düşlerimde intihar tutkuları Sırtımda hançerinin oyduğu boşluk Kaldı. Ayrılık Çoğalarak giriyor günlerime Senden başka kim bilebilir Geçmişin dökümünü yaptığımı Ağır ağır pulsara dönüşürken güneşler Sonbahar hüznüne benziyor pencerede Artık konuk beklemeyen gözlerim Sayfalar da bitti ışık da her yanı kapladı |
Gitmek istiyordum Gİtmek İstİyordum Gİtme Dİyordu Benİ KaranliĞa İtme Dİyordun EŞkİya Kalbİme HÜkmedİyordun Herkezden Farkindim Sen Bİlmİyordun. Sen Benİ ÜzÜyor İncİtİyordun Ben Sana Kirgindim Sen Bİlmİyordun Kalbİmİ Kiriyor Acitiyordun Ben Sana Dargindim Sen Bİlmİyordun. Sen Benİm Uykumu Kahreden Korkum Sen Zehİr Zembelek Sen Sehİr Zakkum Sen Benİm Cezamdin Ben Sana Mahkum Ben Sana Vurgundum Sen Bİlmİyordun. Sen Yangin Cİkartir Ben SÖndÜrÜrdÜm Sevmesem DÜnyani Ters DÖndÜrÜrdÜm Senİ SÜrÜm SÜrÜm SÜrÜndÜrÜrdÜm Ben Senİn Korkundum Sen Bİlmİyordun. Sen Bana GÜnahtin Sen Bana Yasak Helalet Uzakti DÜŞtÜĞÜm Tuzak Ben Sana Tutkundum Ben Sana Tutsak Ben Sana SÜrgÜndÜm Sen Bİlmİyordun. Bİr Yavuz Hirsizdin Dİklenİyordun SustukÇa Sabrima YÜklenİyordun Sen HİÇ Beklemİyor Beklenİyordun Ben Sana Yorgundum Sen Gelmİyordun. hüseyin kışla |
kalmak |
Ezilmiş ellerimin arasında başım Bu yeryüzünde başka çarem kalmamış İşte gelip kapılarına dayanmışım Karşında yıkılmış bir duvar gibiyim Beni sarhoş etme, başım dönüyor Üstüme varma İstanbul, kederliyim. Ümit Yaşar Oğuzcan |
Bir baksan gözlerime başını çevirmeyeceksin Yürüyüp gitmeyeceksin elini çekmeyeceksin Bir baksan gözlerime Dağda yakılmış ateşler göreceksin Aç kapıyı kim geldi bak Bak nasıl havalandı güvercin Açmam diyemezsin artık Aç. Berin Taşan |
http://img175.imageshack.us/img175/9841/gidilr9.jpg http://img175.imageshack.us/img175/1227/siirlergf8.gif Sen bu şiiri okurken Ben çoktan bu şehirden gitmiş olacağım Artık ne özlemlerimi duyacaksın bıçak yarası Ne de telefonların çalacak gece yarısı Ve bu zavallı yüreğim olmayacak artık Kaprislerinin hedef tahtası Seni sana Beni bir akıl hastanesine Bırakıp gideceğim bu şehirden Nasılsa kavuşamadım sana Nasılsa dudaklarının kıyısına varamadım Nedense bütün çıkmaz sokaklar adresim oldu Ve nedense bütün kırmızı ışıkları üzerime yaktın Ne yaptımsa Bir türlü sana yaranamadım Artık adressiz Işıksız Ve öylesine ıssızım Dünlerin kadar eskiyim Verdiğin acılar kadar paslıyım İşte çıkıp gidiyorum hayatından Nasılsa fark etmez senin için Belki çok şanslı Belki de en yaşlıyım Artık Pusulam hasreti Saatim yalnızlığı Ve takvimler sensizliği gösteriyor bana Neylersin Yolcu yolunda gerek Belki bundan sonra Belki senden sonra Adam olur bu “asi yürek” Ve dersini alır da bu sevdadan Bir daha Boyundan büyük denizlere Asılmaz kürek Yarın bu saatlerde Ben yollarda olacağım Sen kimbilir kaçıncı uykunda Masal mavisi bir rüyada Ve elbette o korsan yüreğin Yine pusuda Oysa İlk defa sesimi duymayacaksın Sitemlerin sahipsiz Soruların cevapsız kalacak Belki ilk defa içini kemirecek yokluğum Tanımadığın bir korku içini saracak Ve ilk defa kendinle hesaplaşacaksın Ne oldu? Ne oluyor? Ne olacak? Sonra Bir gözün kör Bir kulağın sağır Bir ayağın kırık Bir kolun kesik Düşeceksin yollara Yani baştan başa yarım Yani baştan başa eksik Bütün duvarlar üstüne yıkılacak Belki ilk defa “Unutuldum” diyerek için sızlayacak Ve sen bu şiiri okurken Ayrılığımız çoktan başlamış olacak Belki de son tesellin Sana yazdığım “bu son şiir” olacak Ve kimbilir Unutulmuş bir gecenin tam ortasında Başucundaki bir radyoda Uykusuz bir şair yüreğini çınlatacak Ve bir daha fısıldayacak kulaklarına Sana adanmış bu satırları “Bütün şehirler uyur İstanbul uyumaz Ve birgün Bütün sevenler unutur seni Ama bu “şair yürek” ASLA UNUTMAZ” Ahmet Selçuk İlkan http://img175.imageshack.us/img175/1227/siirlergf8.gif |
Bir de var sen koynumda yatıyorsun Güzelsin güzelliğin mutlak amenna Kızlığın masanın üstünde Kocana saklıyorsun Oysa koca da ne benim kollarım ar Soy bir portakal yedir bana dilim dilim Ben uzun minareliyimdir doğma büyüme Ne yapıp yapıp denizi görmek isterim Cemal Süreya |
Gidişini Anlatıyorum Sen gidiyorsun ya işşine yetişmek için Saçlarını, gözlerini, ellerini Neyin varsa toplayıp gidiyorsun ya Her seferinde bir şey unutuyorsun sıcak Termometrede yükselen çizgi çizgi Kim bilir nerelerde soğuyorsun Senin gözbebeklerin var ya kadın kadın gülen İnsan insan bakan gözbebeklerin Beni tutsa tutsa gözlerin tutar ayakta Beni yıksa yıksa gözlerin yerle bir eder Ne gelirse onlardan gelir bana Çalışma gücü yaşama direnci Mutluluk gibi kazanılması zor Mutluluk gibi yitirilmesi kolay Bir açarsın ki mutluyum Bir kaparsın her şey elimden gitmiş. Rıfat Ilgaz |
Titrek bir damladır Titrek bir damladır aksi sevincin Yüzünün sararmış yapraklarında Ne zaman kederden taşarsa için Şarkılar taşırsın dudaklarında. İşlerken hülyama sesten örgüler Bir çini vazodan dökülen güller Gibi hülyada fecirler güler Buruşmuş bir çiçek parmaklarında. Gözlerin kararan yollarda üzgün, Ve bir zambak kadar beyazdı yüzün; Süzülüp akasya dallarından gün Erir damla damla ayaklarında. Sesin perde perde genişledikçe Solan gözlerinden yağarken gece Sürür eteğini silik ve ince Bir gölge bahçenin uzaklarında. Sen böyle kederden taştığın akşam Derim dudağında şarkı ben olsam Gözlerinde damla, içinde gam Eriyen renk olsam ayaklarında Ahmet Muhip Dranas |
Gitme Vakti Git şimdi git! Giderken arkana bakma, Bakma gözlerime git, Şimdi gitme vaktidir, En çokta sesini götür, Her ses duyuşumda sen sanmayayım, Birde dokunuşunu, ellerini götür, Başka eller tuttuğumda sen sanmayayım, Git şimdi git! Şimdi gitme vaktidir, Git karanlığa dogru, Kimse bilmesin gittigini, Birşey söylemeden git, Kimse bilmesin bittiğini...! YazaR:Asİ |
Dolasir birbirine yorgun ayaklarim Ellerimi koyacak bir yer bulamam Nereye gitsem en koyusu acilarin Ne yana baksam, cildirtan bir aksam Istesem ben bu omru, bu talihi istemem Boyle durup durp senden ayrilmak varsa Orada bir mezar kazilir benim icin Ayriligin nerede baslarsa. Ümit Yaşar Oğuzcan |
eLveda..! http://img117.imageshack.us/img117/7581/hoakalss0xh5uw2.jpg İnanmazdım böyle olacağına,her şey güzel başlamıştı oysa.Şimdi ise güneş battı,sanki bir daha doğmayacak gibi.Her yer soğuk ve aşkta öyle ne yazık ki.Uğruna her şeyi verebileceğim o yüce duygu yok olmuş gibi.Şunu bil aşk;ben de bırakıyorum seni hiç gönlüm olmasa da.Ne kadar uğraştıysam olmadı,yaranamadım sana bir türlü. Gidiyorum;elimde kırık birk kalp ve bir kalp dolusu kırık hayaller.Gözlerim yaşarıyor,duygulanıyorum giderken;oysa neler hayal etmiştim.Olmadı,kısmet değilmiş diyelim.Aşk,hayattı benim için.Nefes alıp vermekti çekinmeden.İnsan hayattan vazgeçer mi?Vazgeçmez bence.Ben de vazgeçmiyorum;ama,bir süreliğine yokum o duygunun içinde. Uzaklaşıyorum,arkama baktığımdıysa orda durduğunu görüyorum.Bekleme beni aşk.Gidiyorum işte,Mecnun misali;ama Leylasız.Karanlığa yürüyorum,kabuğuma çekiliyorum,insanların duygularımı sömüremeyeceği bir yere.Kendimi onardıktan sonra geleceğim yine sana.Hem de eskisinden daha güçlü. Her bitiş,yeni bir başlangıç demekmiş.Neye başladığını bilmesen de bazen.Şimdiyse arkama baktığımda görünmüyorsun.Olsun,gözlerim yaşlansa da alışırım buna.Seni unutacağım sanma.Geleceğim yine,seni yüreğimde hissettiğimde.O zamana kadar elveda aşk ve elveda aşkım. |
gittin..heyecandan kalbini durduracak cümleler kurabilirdim sana,gitmeseydin eğer..senin bana vadettiğin benim sana söz verdiğim gelecek yaşanabilirdi tüm getirdikleriyle..sana yazdığım şiirler ağlamazdı arkandan,içinde çiçekler açan kelimeler dökülürdü ağzımdan..hangi zaman,hangi mekan hangi bedende soldurduğunu senin bile bilemediğin umutlarını yeşertebilirdim yeniden..gitmeseydin eğer!hangi ses çağırdı seni?hangi yalana kandı masum gerçeğin? Ve o tapılası yüreğine kim dokundu benim kadar?içimdeki masalı parçalayarak gidişini haklı çıkaracak nedenler mi aramalıyım şimdi?ve hep bu yürek neden seni haklı kılmak zorunda?gitme kal diyebilmekteymiş marifet yapamadım olmamıştık daha o kadar olgunlaşmamıştık..Bana hiç söylemedin gideceğini nasıl diyebilirdin ki?ürkek çocuğun gözleriyle bakarken sana senin aldığın nefesle yaşamaya çalışırken ve hayata sen diye tutunmuşken yeniden nasıl söylenebilirdiki?..YOKLUĞUNU ANLATMAK ZOR..yokluğunun adı yok..yokluğun boşluk; ucu bucağı yok..geriye bana kalan keşkeler mi sadece şimdi?ya da bana yaşattığın tüm zamanlara iyi ki deyip kendime pembe yalanlar söyleyip oyalanmakmıdır bana düşen?neden yüreğimize dokunan her insanda yüzümüze yerleşen o gülüşle beraber yüreğimize o hain sızı düşer (kaybetme korkusu)?ve bu korkumudur delicesine bağlayan birbirimize?Bir gün gidersem eğer yine senin için derdin..güler geçerdim..inanmazdım gideceğine..inanmak istemezdim..inandıramadın beni!kal diyebilmekmiş marifet;ben yapamadım..ve şimdi senin defalarca kendine sorduğuna inandığım soruyu ben soruyorum kendime;gitmek mi zor?kalmak mı?bence en zoru arada kalmaktı: isteyipte gidememek gitmek zorunda olduğunu bile bile kalmak için direnmek,ve kahreden belirsizlik..işleyen saatin tik taklarına küfrettiren sessizlik..ve haykırışlarına yüreğinin susarak yanıt vermekti zor olan..bence arada kalmaktı zor olan..ya sizce?? |
Gitme.... http://img325.imageshack.us/img325/6096/gitmeeeeeefa3cd7.jpg http://img110.imageshack.us/img110/79/unutamamseninetux9.jpg GİTME; Gideceksen de tenini bırak öyle git! Dokunuşunda sana dönen yollar bulayım Ellerimle, sırtına seni seviyorum yazayım Dudaklarında durulsun sonra aynı dokunuş Berrak bir öpücük eskisin dudaklarımızda Biz, gözlerimizdeki farklı ırklardan bebekleri sevelim İnadına barısalım birbirimizle, Bir mumun alevini mehtaba çevirelim Söndürüp mumu, mehtabın üstünü örtelim Sen dizimde yat, duvardaki melek gülümsesin; Ben saçlarını okşayayım, Gülümseyişinin sırrı yayılsın odamıza Bir düş şımarsın, bir sabah beklesin kapıda sabırsızlıkla GİTME; Gideceksen de gülüşünü bırak öyle git! Gülümsemene bayılıyorum dediğin günler yankılansın salonda Terlik kavgalarımıza şahit yastıkları da yoldan çıkaralım, Onlar da kavga etsinler Ve biz yine umuda nazır bir şiirde barışalım. Ben gülümsemene sarılayım, sen suskunluğuma Sen gülümsememe bayıl, ben yanaklarımdaki aynayı parlatayım Ve nedenim sensin yazayım... Parmaktan kalemimle, sevgiden yanaklarına Sensizliği elimin tersiyle kovayım gamzelerinden, Ve mavi bir sevinç gözyaşıyla büyüsün benliğimiz Tüm kırmızı utangaç güller mavi olsun o an Tüm berrak gülümsemeler türkuaz bir sevda GİTME; Gideceksen de sesini bırak, öyle git! En manasız ezgileri başyapıta cevir, Kalbimdeki hüzün, balkondaki kış erisin Soluğumda sesinden izler, Gırtlağımda tütün gibi bir acı olsun İmkânsızlığına rağmen yutkunayım türkünü Bir çığlık parçalansın dudaklarımda, İncecik sesin kalbime aksın, Ve arta kalanlar bir hayranlıktan, yanaklarına yansısın Gamzelerine gülümsemeler ekeyim yeniden, serpe serpe Camların buğusunu berraklaştıran sesin yeşersin bahçelerinde GİTME Gideceksen de düşlerini bırak git! Mutfaktaki iki kişilik beceriksizliğimiz gelsin düşümüze, O iğrenç domates çorbasını, bir tutam sevda nasıl da mükemmelleştirmişti? Bir makarnanın sosu bir öpücükle nasıl bu kadar tatlanabilirdi? Ve bir balkon fesleğen kokulu, Nasıl da gökyüzü manzaralı bir düş bahçesine dönüşebilirdi? Gülümsememi ekleyip dikilirdim karşına, Bir öpücük dilenir gibi çocukça boynumu bükerdim Her yıldıza bir isim GİDERSEN Gamzelerim ağlayacak, Gözlerimden firari mavi ırmaklarla.. Sensizlik ıslatacak her yeri Koyu bir sessizlik sızlanacak kanepenin üstünde, günaydın ların olmayacak, Gün aydın olmayacak Gidersen hiçbir mum sevda taşımayacak alevinde GİTME Gidersen bitmeyecek bu şiir, Mavi bir gözyaşı damlayacak gözlerimden. Ki tüm kırmızılar elindeki gülde saklıdır Gidersen, yanaklarımdaki ayna kırılıp kanayacak Gözümdeki zenci bebek yetim kalacak.. Seni anlatan bir gülümseyiş O an, tuzla buz olmuş bir kıyamet artık GİTME Gidersen paslı bir hüzün batacak yüreğime. Sesim ayaklarına kapanacak. Ve hüznüm tam da beni bırakıp gittiğin bu satırda, Dış kapının önünde uzun uzun öpecek seni |
Aslında bunun en doğru cevabı sanırım "karşı tarafın gitmeye değip değmeyeceğidir".İnsanlara hak ettikleri kadar değer vermek lazım. Şiirin çok güzel SeNsİz_oLaMaM.Soruya da tam denk gelmiş. |
güzeldi:)) |
|
| Saat: 06:39 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık