![]() |
1 - Birini Daha Bul Iki genç kiz parkta gezintiye çikmislardi. Bir bahriyeli de bir saattir kizlarin pesini birakmiyordu. Nihayet kizlarin sabri tasti ve bir tanesi arkasini dönerek bahriyeliye sert bir yüzle baktiktan sonra hiddetle, - Bak, ya bizi takip etmekten vazgeç, yahut bir arkadasini daha bulup öyle gel. 2 - Mazi Kiz nisanlisini eve çagirdi, - Gel otur sevgilim, evlenmeden önce sana tüm mazimi açikça anlatmaliyim... - Iyi ama hayatim bunu iki hafta önce yapmistin ya unuttun mu? - O iki hafta önceydi hayatim... 3 - Benim Askim Genç adam sevdigi kadina evlenme teklif etmisti. Ancak kiz biraz mahçup bir tavirla, - Ama ben seni sevmiyorum ki, evlenmemiz yanlis olmaz mi? Genç adam hiç istifini bozmadan cevapladi, -Olsun, benim askim ikimize de yeter!... 4 - Hep Ayni, Hep Ayni Kadinla erkek konusuyorlardi, - Sevgilim, söyle bana hayatina giren ilk erkek ben miyim? - Tabii canim, ama anlamiyorum, nedense bütün erkekler hep ayni seyi soruyorlar!.. 5 - Kutsal Seyler Iki sevgili oturmus konusuyorlardi. Genç kiz, - Inan bana sevgilim, sen hayatimdaki ilk ve son erkeksin. Erkek, kizin saçlarini oksayarak cevap verdi, - Beni buna inandirmak senin elinde. Kiz biraz düsündü, sonra heyecanli sekilde anlatmaya devam etti, - Bak, hayatimin en kutsal seyi üzerine yemin ederim ki, söylediklerim dogrudur. Adam meraklandi, - Peki hayatinin en kutsal iki seyi nedir sevgilim? Kiz ayni hizla cevap verdi, -Çocuklarim tabii ki... 6 - Apandist Yeri Iki sevgili bir agacin gölgesinde oturuyorlardi. Delikanlinin tatli sözleri arasinda bir ara kiz sevgilisinin kulagina egilip, - Sevgilim sana apandist ameliyati oldugum yeri göstermemi ister misin? Delikanlinin gözleri parladi, - Göster canim göster tabii... Kiz eliyle uzak bir yeri göstererek, - Bak su ilerde görünen sari bina var ya, onun üçüncü kati... |
Eğer birini seviyorsan O'nu serbest bırak Dönerse senindir Dönmezse zaten hiç senin olmamıştır Yeni versiyonları: (Karamsar) Eğer birini seviyorsan O'nu serbest bırak... Dönerse senindir; Beklediğin üzere dönmezse Zaten hiç senin olmamıştır. (İyimser) Eğer birini seviyorsan O'nu serbest bırak... Üzülme, dönecektir!... (Şüpheci) Eğer birini seviyorsan O'nu serbest bırak... Dönerse bu işte bi bit yeniği var demektir.. (Aldırmaz) Eğer birini seviyorsan O'nu serbest bırak... Bi müddet bekle. Dönmezse unut gitsin… (Muzip ) Eğer birini seviyorsan O'nu serbest bırak... Dönerse bi daha serbest bırak. Gene Dönerse gene bırak. (Çevreci) Eğer birini seviyorsan O'nu serbest bırak... Aslına bakarsan tüm canlılar hür olmalıdır.. (Biyolog) Eğer birini seviyorsan O'nu serbest bırak ki Evrimini tamamlaması mümkün olsun.. (İstatistikçi) Eğer birini seviyorsan O'nu serbest bırak... Seviyorsa dönme ihtimali çok yüksektir.. Sevmiyorsa ilişkiniz zaten muhtemel değildir.. (Aşırı sahiplenici) Eğer birini seviyorsan O'nu kesinlikle serbest bırakma... (Psikolog) Eğer birini seviyorsan O'nu serbest bırak... Dönerse kendine güveniyor demektir.. Dönmezse süperegosu baskın demektir.. Gitmiyorsa manyak demektir.. (Bencil) Eğer birini seviyorsan Kendini serbest bırak.. Niye diye sorarsa Seni hiç alakadar etmez! de. (Mali eksper) Eğer birini seviyorsan O'nu serbest bırak... Dönerse borç almaya devam edebilirsin Dönmezse ara ve borçlarının üstüne yattığını söyle :D:D:D |
Temel arabası ile Taksim Meydanında dönüp duruyordu. Aynı trafikçinin önünden beşinci defa geçerken, polis de merak etti ve Temel'i durdurup sordu: - Bir yeri mi arıyorsunuz? Niye meydanın etrafında dönüp duruyorsunuz? Temel: - Sol sinyal takıldı da.. |
BİR KARAFATMANIN GÜNLÜGÜ çok tatlıhttp://www.duslersokagi.com/images/icon_smile.gif) Dün gece yine ölümle burun buruna geldim. Kendime bir zarar geleceginden degil ama karim Cemile ne yapar sonra. Biz aksam yemegimizi genelde saat 11-12 gibi yerdik, ama ev sahiplerimizin misafiri geldiginden geç vakitlere kadar oturup yatmadilar. Neyse ki konuklarin gitmesiyle birlikte uykuya daldilar. Bir ortaligin sakinlesmesini bekleyip, yiyecek toplamaya basladim. Bugün misafirler geldigi için menü çok zengindi.Pasta ve börek kirintilarina bayiliriz. Her neyse ben n*******eyi toplarken birden mutfagin isigi yandi ve "Aaaaaa! Karafatma" diye bir ses duydum. Salak adam, ben bir erkegim Fatma da nereden çikti. Benim adim Ismail. Böyle seyler delikanliyi bozar. Hadi beni karimla karistirdin diyelim. Sen ne kadar korkak bir adamsin. Benim kaç katim büyüklügünde olmana ragmen bu bagiris da ne böyle? O korkunç sesin kesilmesiyle birlikte,sanki ben ona bir şey yapmisim gibi beni kovalamaya basladi. Inanin o kadar da dikkat ediyorum,tabak, çanak,bardak üzerinde dolasmamaya çünkü bu dingilin karisi çok titiz. Bazen diyorum ki bu giciklarin misafiri Geldiginde git ortalarda dolas böylelikle utanilacak duruma düssünler..Ama yapamiyorum iste. Ne olursa olsun, ekmek yedigin tekneye kötü gözle bakmamak gerekir. Ben eve geldigim ilk yillari hatirliyorum da ne güzeldi o günler. Rahmetli kayinbabam ve kayinvalidem beni evlerine kabul etmislerdi. O zamanlar rahattik, çünkü ev sahibimiz Riza amca kördü. Bu sebeple evin her yerinde serbestçe dolasabiliyorduk.Hatta Riza amcayla ayni sofrada yemek yedigimiz günlerde oldu. Gerçi bizleri görebilseydi nasil davranirdi bilmem ama o hep yüregimizde yasayacak. Riza amcanin durumu pek iyi sayilmazdi, memur emeklisiydi.Bu evde rahmetli karisininmis,bu yüzden yiyecek konusunda bu kadar fazla seçenegimiz yoktu. Ama daha mutlu ve huzurluyduk. Riza amca bir gün görünmez kazaya kurban gitti.Gerçi onun için bütün kazalar görünmezdi. Riza amcanin topraga verildigi gün biz de oradaydik. Karsi komsusu Osman Zeki bey bize geldiginde ceketini asmisti. Biz de bunu firsat bilip ceketin cebine girdik. ardindan Osman Zeki beyle birlikte mezarliga dogru yola koyulduk. Riza amcanin üç tane oglu vardi ama bugüne kadar sadece nüfusta gözüküyorlardi. Hayirsizlar daha ilk günden evi satisa çikardilar. Evi su anda oturan adam ve karisi satin aldi. Eve ayak basmalariyla kayinbabam ve kayinvalidemi öldürmeleri bir oldu. Adam sonra igrenerek cansiz bedenleri kagida sararak çöpe atti. Sanki kendisi çok temizmis gibi. Halbuki tuvaletten çiktiktan sonra ellerini yikamadigina defalarca sahit oldum. Simdilerde kendine üzerinde rahmetli kayinvalidemin resmi olan bir ilaç almis, durmadan üzerimize sıkıp duruyor Kayinvalidem Sultan hanim gençliginde fotomodel oldugu için bu tür ilaçlarin üzerinde resmi bulunuyor. Hatta bir iki reklam filminde de oynamisti. Ama evlenince mecburen birakti. Çünkü kayinbabam tam bir Osmanli erkegiydi.Bugüne kadar rahmetli Riza amcanin anisina bu evde oturduk, artik daha fazla dayanacak halimiz kalmadi. Ese dosta haber saldik. Kendimize göre bir ev bulur bulmaz tasinacagiz buradan. Belki de sizin evinize yerlesiriz hayat bu belli mi olur? |
Hoşlandığınız kişi aniden gelip arkadaşlarınız arasında sizi öperse ne hissedersiniz? (Yanaktan) A) Utanırım, sıkılırım. B) Diğerlerini de öpmesini isterim (hak geçmesin)! C) Sırılsıklam aşık bana! Ç) İlişkimizin geleceği için bir kenara çekip konuşurum. D) Yanağımı silerim. Ne o öyle tükürüklü tükürüklü! E) Gider bir bardak demli çay içerim. F) Ayıp yaav!... :D:D:D |
♥ TEMELIN EVI YANMIS ODALARI DUZ :) ♥ OSMAN-I AHALIDE TERFIY-I TEMAYUZ ILIM IRFAN ILE OLMAZ.. YA OLACAK KUVVETLI ILTIMAS YA OLACAK MADENI HAZ.. YA DA OLACAK DELIKLE TEMAS.. ♥ BIR ÇIN ATASÖZÜ DERKI; KAKONO HAKIRI SOKOMOYU TOKAJI; ANLAMI:NEKADAR DÖNERSEN DÖN G.T YINE ARKADADIR ♥ ADAMIN BIRI WARMIŞ IKINCI DÖNEM KURTARMIŞ!!!!! IHI IHI IHI :-)))))) ♥ BAŞKALARININ SENI EZMESINE IZIN VERME; EHLIYET AL, SEN ONLARI EZ... ♥ YAVRU MAYMUN ANNESINE SORAR: -ANNE BIZ NEDEN ÇIRKINIZ? ANNESI CEVAP VERIR: -HALINE ŞÜKRET SEN ŞU MESAJI OKUYANI BIR GÖRSEN! ♥ BUGÜN ADAMIN BIRI GEÇ KALMIŞ VE KARŞIDAN GELEN BIRISINE SAAT KAÇ DEMIŞ VE DER DEMEZ BIZIMKININ SAATI KAÇMIŞ E HADI GÜLÜN:))) ♥ 1 DAKIKA IÇINDE TELEFONUNUZ BOZULACAKTIR. ANLAYIŞINIZ IÇIN TEŞEKKÜR EDERIZ. ♥ NIYE ÖYLE APTAL APTAL BAKIYORSUN? BENIM BEN, CEP TELEFONUN. ÇANTANDA DURMAK BOĞUCU VE KARANLIKTI. BENI ÇIKARDIĞIN IÇIN TEŞEKKÜR EDERIM! ♥ BILIYOR MUSUN, AZ ÖNCE NE OLDUĞUNU ÇOK IYI BILIYORUM BEN.. NE MI OLDU? TELEFONUNA BU MESAJ GELDI. ♥ KABADAYILIĞA YER YOK DEMIŞLER, KABADAYI AYAKTA KALMIŞ... ♥ SON GÜLEN SEN OLACAKSIN: ÇÜNKÜ ALGILAMA SORUNUN VAR... ♥ ANAOKULUNDAKI IKI AFACAN: -BEN BEBEKLERIN NASIL DOĞDUĞUNU BILIYORUM. -BEN DE BEBEKLERIN NASIL OLMAYACAĞINI AKILLIM!... ♥ YAŞINIZ KAÇ?-VALLAHI HER YIL DEĞIŞIYOR... ♥ APTALLARIN DAHI YAPAMAYACAĞI ŞEY YOKTUR, ÇÜNKÜ ONLARDA KENDI ÇAPINDA BIRER DAHIDIR. ♥ ADAMIN BIRI BIR GÜN SINEK ILACI ALMAYA GITMIŞ.ECZACI SORMUŞ: SINEĞINIZIN NESI VAR? ♥ BENDE ŞEYTAN TÜYÜ YOK EPILASYONLA ALDIRDIM. ♥ YAZILIDAN SIFIR ALDIM AMA, ÖNEMLI OLAN KATILMAKTI. ♥ OĞLUMUN ADINI MAFYA KOYDUM ARTIK BEN DE MAFYA BABASIYIM. ♥ HATIRA HATIRA DEDIN BAŞIMIN ETINI YEDIN AL SANA BIR HATIRA SENIN GIBI KATIRA ♥ BIR APTALI BIR HAFTA NASIL BEKLETIRSIN? HAFTAYA SÖYLERIM ... ♥ SANA BODURUN SELAMI VAR HANGI BODUR MU? KALE BODUR ♥ SANA KULUMUN SELAMI VAR. HANGI KULUM MU? ENDOPLAZMIK RETIKULUM ♥ ÖYLE YALNIZDI KI TOPLU MEZARLIĞA GÖMÜLMEYI VASIYET ETTI. ♥ GENÇLIĞIM ACI VERIYORDU , AMELIYATLA ALDIRDIM.... ♥ BU TÜP BEBEK HATALI: SÜREKLI GAZ KAÇIRIYOR. ♥ BENDE ŞEYTAN TÜYÜ YOK, EPÜLASYONLA ALDIRDIM. ♥ BABAMA DEĞERIMI SORDUM "DÜNYALAR KADAR" DEDI, DÜNYANIN DEĞERINI SORDUM "BEŞ PARA ETMEZ" DEDI. ♥ ERKEKLER HEP TANRI ÖNCE BIZI YARATTI DIYE ÖVÜNÜRLER. AMA BU GAYET NORMALDIR. ÇÜNKÜ HER SANATÇI ESERINI YARATMADAN ÖNCE BIR MÜSVETTESINI YAPAR... ♥ HIÇBIR ÖNYARGIM YOK. BÜTÜN INSANLARDAN NEFRET EDIYORUM, O KADAR... ♥ SOL KULAĞINI KAPATIRSAN SAĞ DUYULU OLURSUN... ♥ BEBEĞINIZIN ALTINA YAPMASINI ISTEMIYORSANIZ ÇEVIRIN ÜSTÜNE YAPSIN... ♥ ERKEKLER PARK YERI GIBIDIR. IYILERIN KEPSI KAPILMIŞTIR... ♥ BEN BIR ÇOCUK, SEN BIR ÇOCUK, YAPTIK BIR ÇOCUKLUK, OLDUK ÜÇ ÇOCUK... ♥ BIZIM BIR TANIDIK VARDI, PARAYA PARA DEMEZDI, ÇÜNKÜ "R" LERI SÖYLEYEMEZDI... ♥ DÜN EVDE CANIM SIKILDI , KAFAMA GÖRE TAKILAYIM DEDIM. TAMIRCIYE GIRMIŞIM. BIRAZ KAFAM BOZUKTU DA... ♥ ZORLA GÜZELLIK OLMAZ, ESTETIKLE OLUR... ♥ SEN TERLEMIŞSINDIR, SANA TERLIK GETIRIYIM... ♥ BU MESAJ OZEL BI FREKANSLA GONDERILMISTIR.ZEKILERDE HAFIZA KAYBI APTALLARDA KISA SURELI KORLUK ****LERDEDE BI ANLIK GULUMSEME YAPAR... ♥ SENI GORUNCE GOZLERIM DOLAR, KULAKLARIM MARK... ♥ TEMEL ILE DURSUN TRABZONDA KAZI YAPIYORLARMIS. KAZ OLMUS... ♥ BUTUN BISIKLETLERE BINDIM, BISAN A BINEMEDIM... ♥ DÜNYADA ****LIK OLMASAYDI ; DUNYA YUVARLAK OLMAZDI... ♥ ICME ASK SARABINDAN ACIDIR AMAN DIKKAT ET KIZIM BABASI HOCADIR. ♥ AĞLIYORUM SEVGILIM AĞLIYORUM ELIMDE BIÇAK AĞLIYORUM SANMAKI SENIN IÇIN AĞLIYORUM MUTFAKTA SOĞAN DOĞRUYORUM ♥ ASKIM SENI SEVIYORUM! AMA PARAYI DAHA COK LAKIN PARANIN NE ONEMI VAR , MUHIM OLAN MIKTARI :) ♥ ASK BIR MUZ KABUGUDUR , DIKKAT ETMEZSEN AYAGIN DEGIL , HAYATIN KAYAR... ♥ ALLAH INI ÖPTÜĞÜM TAVUK, YUMURTAN NIYE YAMUK .... ♥ AY IŞIGI PENCEREDEN SÜZÜLÜYORDU YAVAŞÇA YANINA YAKLAŞTIM BACAKLARINI AYIRIYO ARASINA GIRDIM ELIM MEMELERINE DEGDI ÇOK MÜTHIŞ BIR ŞEYDI YAVAŞÇA SIKIYORDUM MEMELERINI SÜT AKIYORDU BU BENIM ILK INEK SAGIŞIM OLDU.. ♥ DÜN OKULDAN ARKADAŞLARLA KARŞILAŞTIK.HEP BERABER TOPLUCA EĞLENDIK, GÜLDÜK.DAHA SONRA TOPLU BIR RESIM ÇEKTIRELIM DEDIK..AMA SEN YOKTUN.BİZ DE TOPSUZ ÇEKTIRDIK :)) ♥ AĞACA ÇIKIPTA AŞAĞIYA BIR TÜRLÜ INEMIYEN FIL NE YAPARBIR YAPRAĞIN ÜZERINE OTURUP SONBAHARIN GELMESINI BEKLER, SONBAHARDA YAPRAKLAR DÖKÜLDÜĞÜNDE O DA AŞAĞIYA INMIŞ OLUR... ♥ EGER KISI;HEM AKILLI HEMDE ÇALISKAN ISE TAKDIR ET, AKILLI DEGIL, ÇALISKAN ISE DIKKAT ET, AKILLI OLUP TEMBEL ISE IKAZ ET, HEM AKILSIZ HEM DE TEMBEL ISE IMHA ET! ♥ MERMI YANAKLIM JARJÖR DUDAKLIM NE MERMIM KALDI NE MÜMINATIM AŞK BAKMAKTAN IBARET OLSAYDI ÖKÜZ TRENE AŞIK OLURDU. ♥ HEY GARSON; BANA KALBIM KADAR YANIK BIR DÖNER, DÜŞÜNCELERIM KADAR KARIŞIK BIR SALATA, VE ACILARIM KADAR KOYU BIR KAHVE GETIR. ♥ BIR GÖRSEN SANA OLAN SEVGIMI, KARSISINDA DIZ COKER MERHAMET DILERSIN. AMA ASKIM SANA BAKACAK KADAR KUCULMEDI. SEN BIR TERZININ KIZI BEN SE BIR FABRIKATORUN OGLUYUM. BIRLESMEMIZ IMKANSIZ... ♥ SANA BIRSEY SOYLEYEYIMMI? BIR DAHA BENI RAHATSIZ ETME. BENIM PISLIKLERLE ISIM OLMAZ. ALLAH KAHRETSIN SENI.HAYATIMI MAHVETTIN ALCAK SIGARA... ♥ GERÇEKLERI TÜRKAN ŞORAY, TARIHI DE GÖNÜL YAZAR.... ♥ ADAMIN BIRI ATA BINMEYE BAYILIYORMUŞ ATA BINMIŞ AT BAYILMIŞ.HAH .HAAA ...HA.. ♥ 3 JAPON SIRA ILE UÇAKTAN ATLAMIŞ JAPONLAR ÖLMÜŞ SIRA DA PARÇALANMIŞ. ♥ BANA GECEYI ZINDAN ETTILER. AF ÇIKACAK DIYE SABAHLADIM. ♥ BIZI ÇEKEMEDILER HALAT KOPTU. ♥ SÖZ GÜMÜŞ OLSAYDI SÖZLÜĞÜ OLAN HERKES KÖŞEYI DÖNERDI. ♥ ESIMLE TEK ORTAK YANIMIZ, AYNI GÜNDE EVLENMIŞ OLMAMIZ... ♥ AŞK ÇILGINLIĞIN EN ZEVKLI TÜREVIDIR, ÖPÜŞMEK ISE ENTEGRALI... ♥ DURUN! BURADA NEFES ALMAYIN, DAHA UCUZ BIR YER BILIYORUM... |
Nasa uzay üssünde yeni bir deneme yapılıyormuş. Gönüllü başvuranlar arasından Temel, astronot adayı olarak seçilmiş. Ön elemede oldukça sıkı testleri geçen Temel; 3 aylik ikinci bir eğitim ile iyi bir astronot olabilmiş. Beklenen an gelmiş ve Temel bir maymunla birlikte uzay mekiğine binerek havalanmış. Atmosfer aşıldıktan sonra Temel'in ilk işi; kendisine sıkı sıkıya söylenildiği gibi zarfları açıp maymunun ve kendisinin görev kartlarını okumak olmuş. Maymunun görevleri: "Yerküre ile bağlantıyı sürekli kontrol altında tutmak; her 2 saatte bir yörüngedeki sapmaları ayarlamak; füze içindeki hava basıncı, ısı, iletkenlik değerlerini aşağıya bildirmek; yakıt harcamasını ve motorların sırasını belirlemek..." diye devam ederken; okumaktan sıkılan Temel, kendi görev kartını açmış : "Maymunu iyi besle!" |
Alican fizik dersindeymiş... Hoca bütün öğrencileri kaldırıp rutin sorular soruyormuş..." Otobüstesin çok sıcak ne yaparsın? Öğrenci: camı açarım, Hoca: söyle giren havanın sürtünme katsayısı, Öğrenci: bilmiyorum, Hoca: otur sıfır" bu böyle bir değil iki değil bütün sınıfta sürmüş herkes dökülüyor... Alican kalkmış... Hoca: oğlum otobüstesin çok sıcak ne yaparsın? AliCan: Ceketimi çıkarırım. Ama oğlum çok sıcak... Gömleğimi çıkarırım... oğlum çok çok sıcak... Alican dayanamamış: Hocam anamı da becerseniz size o camı açtırmam....! |
DÜN BURADA YOKTU Temel boğazda tekneyle turist gezdiriyor birgün bir Amerikalıyı alıyor başlıyolar gezmeye... Amerikalı bir saray görüyor. -Bu ne kadar zamanda yapılmış, diyor Temel : -5 yılda, diye cevap veriyor... Amerikalı : -Yazık bizde olsa 1 yılrda yapılırdı. Biraz sonra bir cami göruyor. -Bu ne kadar zamanda yapılmış, diye soruyor... Temel : -2 yıl, diye cevap veriyor. Amerikalı : -Yazık be bizde olsa 3 ayda biterdi, diyor. Temel uyuz oluyor duruma... Biraz sonra bi tarihi yapı daha göruyolar..gene soruyor Amerikalı... Temel : -2 ay, diyor. Amerikalı yine : -Yazık be bizde olsa 1 haftada biterdi, diyor. Temel iyice kıllanıyor.Tam o sırada Boğaz Köprüsü'nün altına geliyorlar... Amerikalı yukarıyı göstererek : -Bu köprü ne kadar zamanda yapıldı, diyor. Temel şaşkın şaşkın bakışlarla kafayı kaldırıp : -Hangisi? Bu mu? Bu dün burada yoktu yaa... |
Mod mu Olmak İstiyorsunuz? Bakalım Modluk İçin Ne İsteniyor... Mod mu Olmak İstiyorsunuz? Bakalım Modluk İçin Ne İsteniyor... -------------------------------------------------------------------------------- MOD MU OLMAK iSTiYORSUNUZ? Sitemizde mod olmak için çesitli sartlar war bakalim hangileri size uygun??? " TERCIHEN INGILIZCE BILEN..." ...Yapacaginiz isle bir ilgisi yok ama, bu sira herkes ingilizce bilen eleman ariyor... Bir bildikleri olmali... " ARASTIRMACI, ÖGRENMEYE AÇIK..." ....O kadar isin arasinda sizi egitecek ne paramiz, ne de zamanimiz var... Mesleginizle ilgili gelismeleri is saatleri disinda kendiniz arastirip ögrenmek zorundasiniz... " INISIYATIF SAHIBI..." ... Üstlerinden habersiz is yapabilecek, ancak basarisiz olursa canina okunmasina katlanabilecek.... " SORUMLULUK ALABILEN..." ....Vergi, sigorta müfettisleri bir usülsüzlügü yakaladiginda " valla üstlerimin bu islemlerden hiç haberi yoktu, onlara danismadan kendim yaptim..." diyebilecek saflikta olan... " ERKEK ADAYLARIN ASKERLIGINI YAPMIS OLMASI... " ... Bayansaniz askerlik yapmis olmaniz gerekmiyor yaani...( ne yaa, israil mi burasi ?...) " BILGISAYAR KULLANABILEN..." ... Valla geçen gün arkadasin aklina uyup bir bilgisayar aldik ama... "SEYAHAT ENGELI OLMAYAN..." ... Altiniza Oto ve Modifiye BölümüDEN bir araba vericez, o konu senin, bu bolum benim deli dana gibi dolasacaksiniz... sanal sevgiliniz varsa sorun olabilir, isterseniz ona bir danisin...Ya da hiç danismayin, bu sizin için iyi bir firsat olabilir... Artik ona siz karar verin... " INSAN ILISKILERINDE BASARILI..." .... Formumizda herkes birbiriyle kavgali, kimse kimseyle geçinemiyor... Bir de sizle ugrasmayalim... Üst yönetimin hosuna gidebilecek seyleri yapabilen, yalakalik becerileri gelismis... " IKNA KABILIYETI OLAN..." ...diger forumlarin kalitesiz konular actigini uyelermize soyliyeceksiniz ve forumda aktif olmalrini sagiliyacaksiniz " ANALITIK DÜSÜNEBILEN..." ..Ne bütçeyi tuturabiliyoruz, ne de muhasebe hesaplarini... Hersey arap saçina döndü... Biri bizi bu durumdan kurtarsin... " TERCIHAN YÜKSEK LISANS MEZUNU, INGILIZCEYI ANA DILI GIBI KONUSABILEN, KONUSUNDA EN AZ ON YIL DENEYIMLI, ASKERLIGINI YAPMIS, 30 YASINI ASMAMIS..." ...Oha demeyin, aslinda ne istedigimizi biz de tam bilmiyoruz, bu özelliklere sahip aday bulabilirmiyiz onu da bilmiyoruz... Ama patron yazalim diyor, ilan havali oluyormus... " B SINIFI SÜRÜCÜ BELGESINE SAHIP..." ... Size araba vericez ama soför vermicez... forumu gezmeye alisiksinizdir umariz... " TERCIHEN MUHASEBE VE/VEYA INGILIZCE BILEN ..." Simdi sizi tam olarak nerede kullanacagimizi bilmiyoruz... Ne kadar çok vasfiniz olursa o kadar iyi... Hele bir siz ise baslayin... Gerisini sonra düsünürüz.. varmı bunlara uygun aday |
TURKİSH LAZ VİRUS Dear Receiver, You have just received a Turkish Laz virus. Since we are not so technologically advanced in Trabzon-Turkey, this is a manual virus. Please delete all the files on your hard disk yourself and send this mail to everyone you know. Thank you very much for helping us. Hacker Temel TEMEL ATMA TÖRENİ Adamin biri bir gün Karadeniz Bölgesi'nde gezmeye gider. Arabasiyla ilerlerken bakar bir uçurumun kenarinda muhtesem bir manzara ve de bir grup yöreli davul zurna kemençe horon tepiyorlar. Çeker arabasini ve baslar seyretmeye, ama o da ne... Adamlar bir tur atip geliyorlar uçurumun basina ve halayin basindakini atiyorlar asagiya... Sonra bi tur daha ve yine bi adam asagiya... Turist dayanamaz yaklasir yanlarina ve sorar: -Kardesim ne diye atiyosunuz adamlari asagiya? Içlerinden biri cevap verir: -Haçan biz burada Temel atma töreni yapayruk....... TESTERE Trabzon'da bir grup laz cok agac kesebilmek icin Amerika'dan motorlu testere getirtmeye karar vermisler. Gerekli baglantilar kurulduktan sonra para odenmis ve birkac tane elektrikli testere alinmis. Garanti kagidinda da gunde enaz 500 tane agac kesecegi belirtiliyormus.Herneyse, bizimkiler koyulmuslar ise. Aksam oldugunda en fazla agac kesen Temelmis ve sadece 50 tane agac kesmis. Dogal olarak herkes sasirmis. Bir sonraki gun , Temel zorlayarak sayiyi 100'e cikarmis. Daha sonraki gun aksam Temel yerinden kalkamaz hale gelmis ama sadece 150 tane agac kesebilmis. Artik bizimkiler Amerika'dan bir yetkili cagirmaya karar vermisler. Yetkili gelmis ve birlikte ormana gitmisler. Amerikali motorun ipini cekip calistirmis ve cikan ses uzerine bizimkiler hep bir agizdan: - Uyy o ne daa ? |
Temel akciğer kanseri olmuş. Doktorlar iki aydan daha fazla yasaman mucize olur demişler ve ümitsiz olduğu için tedaviye de son vermişler. Öleceğini anlayan Temel , bütün esiyle dostuyla helalleşmeye karar vermiş. Fakat bizim Temel gördüğü herkese kendisinin AIDS hastalığına yakalandığını ve iki ay içinde öleceğini anlatıyor ve haklarını helal etmelerini istiyormuş. Tabii bunu duyanlar Temel'e helallik veriyorlarmış ama bir yandan da Elini bile son bir defa sikip, kucaklaşmaktan kaçınıyorlarmış. Temel'in en iyi arkadaşı Dursun Temel'in bu yaptığını duyunca sormuş: -Yav Temel, anladık sen Kanser oldun ölecen, -Ama neden millete AIDS oldum diyon, bak herkesi bir korku sardı demiş. Temel; ---Yav Tursun, öyle de oleceeezzz böyle de olecez, bari kariyi sağlama alalım dedim. |
ARAP Bir arap ile temel asılacakmış. Son isteklerini sormuşlar. Arap: -"Annemi görmek istiyorum"demiş. Temele sormuşlar Temel de: -"Bu arap annesini görmesin" demiş. AYNA-TEMEL Temel bir gün yolda gidiyormuş ve yolda bir ayna görmüş almış bakmış aynaya ve söyle demiş afedersiniz ben bunu sahipsiz zannetmiştim deyip yerine bırakmış |
En Komik On Şaka :) “Şakanın, insanları inandıran komik ve ender rastlanan ögelerin kombinasyonu olması gerektiğini” söyleyen Boese’nin listesi şöyle: İngiliz yayın kuruluşu BBC’nin 1957’deki “Panorama”da, aşırı ılık geçen kış ve spagettilere saldıran böceklerin ortadan kalkması sayesinde, İsviçreli köylülerin ağaçlarından görülmemiş spagetti rekoltesi elde ettiği bildirildi. Bunun üzerine binlerce İngiliz telefona sarılarak, evlerinde nasıl spagetti yetiştirebileceklerini sordu. Amerikan Sport Illustrated dergisi, 1985’te, beyzbol topuna saatte 270 km hızla vuran ve New York Mets takımına transfer olacak Sidd Finch adlı hayali oyuncunun haberini yazdı. Makalede, oyuncunun bu yeteneğini bir Tibet manastırında idman yaparak elde ettiği yazıldı. 1962’de İsveç’in siyah beyaz yayın yapan tek televizyon kanalına 1 Nisanda çıkan bir teknisyen, yeni ve çok basit bir teknoloji sayesinde izleyicilere renkli televizyon izleyebilecekleri müjdesi verdi. Bu yöntem ekranın önüne bir naylon kadın çorabı germekti ve yüz binlerce kişi bu öneriyi gerçekten denedi. 1996’de Amerikan fast food zinciri Taco Bell’in, Amerikan bağımsızlık tarihinin sembolü olan ve Philadelphia’da bulunan özgürlük çanını satın aldığını ve federal hükümetin çanın adını Taco özgürlük çanı olarak değiştirdiğini açıklaması, halka arasında infial yarattı. 1977’de İngiliz The Guardian gazetesi, Hint Okyanusundaki hayali San Seriffe ada cumhuriyetinin 10. kuruluş yıldönümünü kutlamak için 7 sayfalık ek çıkardı. Ekte cumhuriyeti oluşturan “Yukarı Kasa” ve “Aşağı Kasa” adalarının kültür ve coğrafyası ayrıntılarıyla anlatıldı. 1992’de sol eğilimli NPR (ulusal halk) radyosu, Richard Nixon’ın “Kötü bir şey yapmadım ve bir kez daha kötü bir şey yapmayacağım” sloganıyla başkanlık seçimlerine aday olduğunu açıkladı. Nixon’ın sesini taklit eden kişi çok başarılı bulundu. 1998’de “Bilim ve Akıl için Yeni Meksikalılar”, Alabama eyaletinin, Pi sayısını “İncil’den bir anlam katmak” amacıyla 3,0 olarak değiştirdiğini belirten açıklama yayınlamıştı. Yine 1998’de fast food zinciri Burger King, USA Today gazetesine verdiği tam sayfa ilanla, ünlü “Whopper” hamburgeri yerine solak 32 milyon Amerikalı için “Solaklar için Whopper” ürününü çıkaracağını açıklamış, ardından yeni hamburger için yüz binlerce başvuru aldığını bildirmişti. 1995’te Discover dergisi, Aprile Pazzo isimli bir biyoloğun Antarktika’da kafası yassı kemiklerden oluşan ve penguenleri yakalamak için buzu büyük bir hızla ısıtan yeni bir tür hayvan türü keşfetiğini açıklamıştı. 1976’da da İngiliz gökbilimci Patrick Moore, 1 Nisan 09.47’de Plüton Jüpiter’in arkasında geçerken sıradışı bir olay meydana geleceğini, gezegenlerin bu dizilişinin Dünya’nın çekim gücünü azaltacağını söylemişti. Tam bu anda sıçrayanların havada uçma hissini duyumsayacaklarını söyleyen Moore’un bu açıklaması binlerce kişi tarafından uygulanmıştı. |
Askerlik anıları temel torununa askerlik anılarını anlatıyormuş, düşman cok kalabalıktı etrafımızı sardılar ve hepimizi esir aldılar komutanları bize iki seçenek verdi;ya hepinizi burada öldürürüz yada sizi yatırıp güzelce beceririz torun heycanlı şekilde eee dede daha sonra ne oldu? temel bi an durdu hepimizi vurdular.... |
Ahlak ve Mantik hocasi yeni ders yilinda sinifa bir bilmece ile girmis: "Saridir safran gibi, Okunur kuran gibi, Ya bunu bileceksin, Ya bu gece oleceksin." En on sirada Ahmet el kaldirip bagirmis.. "Altin!.." "Aferin oglum" demis hoca.. "Altin tabii. Besi biryerdenin uzerinde Arap harfleri vardir, onu da biliyorsun. Altini bileceksiniz ama kolesi olmayacaksiniz. Para sizi esir alirsa, iste o zaman olursunuz." Sonra da Ahmet'e "Otur" demis.. "On!.." Ertesi derse gene bilmece ile girmis: "Carsidan aldim bir tane, Eve geldim bin tane.." Ayse el kaldirip ayaga firlamis bu kez: "Nar!.." "Aferin kizim" demis Hoca.. "Nar tabii. Ama adina bakip nari narenciye sanmayin sakin. Bilimsel adi Punica Granatum olan nar, nargiller ailesinden gelir. Narenciye ile arasindaki isim benzerliginden ibarettir." Sonra Ayse'ye donmus.. "Otur kizim.. On!.." Ertesi ders icin kapidan iceri girmis ki hoca, sinif karisik. Bagiran,cagiranlar. Siralarin uzerinde kosusanlar falan.. Hocalarini gorunce toparlanir gibi olmuslar. Hoca sert bir ifade ile bakmis cocuklara ve acmis agzini: "Nush ile uslanmayani etmeli tekdir Tekdir ile arlanmayanin hakki kotektir." Temel firlamis en arka siradan, simsek gibi.. "Ceviz!!!..." |
Fıkra : https://www.msxlabs.org/images/0.gif Sapık sevgili -İyi günler, Ben sadık. Nasıl yardımcı olabilirim. -eee şey, benim eski sevgilim sizden abone. -???? -ya günahı neyse vereyim, şu kızın mail şifresini bana verseniz. -eeee Efendim bu mümkün değil. Ayrıca kanunlara aykırı. -Sanırım şimdiki sevgilimle benimle ilgili yazışıyor, okumam lazım. -Efendim yardımcı olamıyorum. Başka arzunuz?? |
Fıkralar Köylünün biri, sürekli tarlasına zarar veren ve tarlayı perişan edenin ne olduğu anlamak için, bir plan yapar . Bir kuytu köşeye çekilir ve gece gündüz beklemeye karar verir. Akşam karanlığı yeni çökmüştürki ! bir hışırtı duyar ve dikkat kesilir. Bir de bakar ki !! Kocaman bir ayı; tarlada ekili olanlardan geri kalanları koparıyor, kokluyor beğenmediklerini atıyor, beğendiklerini karnını doyuruncaya kadar yiyor. Köylü çok şaşırıyor ve emin olmak için, bir akşam daha bekliyor. Ertesi akşam yine aynı ayı, aynı şekilde geliyor ve ekinleri koparmaya başlıyor. Köylü dayanamıyor, tüfeğini doğrulttuğu gibi ayı orada vurup öldürüyor. Olay duyulur. iş resmi makamlara intikal eder ; Hakim duruşmada sorar ; " Evladım. Sen av yasağı olduğunu bilmiyormusun. Bu hayvanlar koruma altında . Nasıl bu hayvanı öldürürsün. yasalara göre , 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılman ve tutuklanman gerekiyor." Köylü çok şaşırır ve hakime sorar. Nasıl olur hakim bey bu hayvan benim bütün tarlamı mahvetti. Hatta banada saldırdı. Bende onu öldürdüm. - Hakim valla evladım. bu kanunu ben yazmadım . Bunu Meclistekilere soracaksın ben sadece uyguluyorum. - Köylü bir kez daha şaşırır ve Şöyle der : " bu ayınında Mecliste adamı varsa PES DOĞRUSU " |
Fadime kızını evermiş, düğünden sonra bir hafta geçmiş ses yok -Ula ha punlarin sesi soluğu cikmiy ? Pen pugun bi dolanacagum demiş ; kadın yeni evlilerin kapısını çalmış... Kızı kapıyı açmış ki ne görsün kadın, kız çırılçıplak: -Uyyyy ha pu nedur usagum? Ayuptur da! Kızı: - Aaaa ne kadar geri kafalısın anne, bu aşk elbisesi.. Kadın töbe töbe diye içeri seğirtecek olmuş bakmış damat geliyor: -Ooo anne hoş geldin? Kadın yüzünü gözünü nereye kaçıracağını bilmiyor, çünkü damat da anadan uryan.. -Pu ne rezulluk diyecek olmuş , Damat hemen: -Aaaa ne kadar geri kafalısın anne bu aşk elbisesi demiş Çaresiz Fadime bir koşuda almış soluğu evde. Almış Fadime'yi bir düşünce. Acaba demiş, gerçekten ben geri kafalı mıyım. Sonra yatmış aklına. Üstünde başında ne varsa soyunup dökünmüş. Başlamış evde çıplak dolaşmaya. Akşamüstü kapı çalınmış, Fadime bakmış ki camdan Temel, saçını başını düzeltmiş, açmış kapıyı. Fadime yi bu halde gören Temelin gözler yerinden fırlamış: -Ula nedur, gafayi mi yedun da? -Hih demis Fadime Temele, ne gadar geri gafalusun, ha bu aşk elbisesidur, Temel: -A bari utuleseydun oni....... |
Şehire henüz yeni yerleşmiş bir töyden gelen bir bayan trafiğin yoğun olduğu bir saatte kırmızı ışıkta karşıdan karşıya geçmek için yola fırlamış o esnada orda bulunan trafik polisi - hanım hanım nereye gidiyorsun böyle ,diyerek çıkışmış fakat aldığı cevap - kaynıma giderim sana ne, olmuş :D Not: Yaşanmış bir olaydır |
GÜLME KRİZİNE GİRMEK İSTİYORSANIZ OKUYABİLİRİNİZ... http://www.duslersokagi.com/images/yolla.gif Bir arkadaştan gelen mail, aynel vaki yaşanmış bir hadise, gülmemek için kendinizi çoook zor tutacaksınız :) *** Bir dönem bir genel müdür yardımcılığı yapmış birisi anlatıyor: "Sene 1965. Bir genel müdürlükte özel kalem müdürü yardımcısıyım.. Bayrama 10 gün var.. Benim müdür hastalandı.. Ben ise işe gireli 2 hafta olmus, olmamış. Genel Müdür bey beni çağırttı: - Tebrik kartları hazır mı?.. Şaşırdım: - Anlamadım! Hangi kartlar efendim? - Aman evladim, Şükrü Bey sana söylemedi mi? Bayram geldi, tebrik kartları şimdiye kadar hazır olmalıydı.. Tüh tüh.. Eyvah... - Çabuk hemen hazırlayıverin. - Emredersiniz efendim! dedim. Ancak sabaha kadar 3 bin kartı nasıl yazacağım? Genel müdür bey, bütün kartları çini mürekkebiyle ve en güzel yazımla yazmamı istedi. 3 bin karttan 2 bin tanesini kendisinden makamca alt'takilere şu sekilde yazacaktım: "Bayramını kutlar, gözlerinden öperim" 1.000 tanesi de üst makamdakilere olacaktı ve onlarda da şu ifade yer alacaktı: "Sizin ve eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, sıhhatli ve başarılı günler niyaz ederim." Sabaha kadar 3 bin kart, düşünebiliyor musunuz?!?.. Ne yapalım? Çaresiz mecburen kolları sıvadım ve başladım öncelikli 2000 karta: "Bayramını kutlar, gözlerinden öperim", "Bayramını kutlar, gözlerinden öperim", "Bayramını kutlar, gözlerinden öperim" ... 1, 5, 10, 18, 28, 58, 108, 188, 558.. Yazıyorum, yazıyorum bitmiyor!.. Nasıl sıkıntı bastı bir bilseniz!... 738, 918.. 2,5 paket Samsun'u bu arada bitirmişim. Öyle işkence çekiyorum ki, ekmek parası olmasa bırakıp kaçacağım. Sıra 2000. karta geldiğinde şafak söküyordu. Ben de bitmişim ama önümde hala yığınla kart duruyor! Şimdi de 1.000 tane de üst makamlara yazılması gerekenler var. 4. Paket sigarayla birlikte "Sizin ve eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, sıhhatli ve başarılı günler niyaz ederim"e başladım.. Boyuna yazıyorum, göz kapaklarim iyice ağırlaştı, takoz koysam gene de kapanacak. 209, 529, 689.. Yaz babam yaz.. Ama artık kalemi parmaklarımın arasında tutamaz oldum. Ben kaleme değil, kalem bana hakim: "Sizin ve eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, sıhhatli ve başarılı günler niyaz ederim." "Sizin ve eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, sıhhatli ve başarılı günler niyaz ederim." "Sizin ve eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, sıhhatli ve başarılı günler niyaz ederim." ... Ve bir müddet sonra gerisini nasıl yazmışım hiç hatırlamıyorum: "Niyaz ederim başarılı günler sizinle eşinizin bayramını kutlarken.." "Kutlarken eşinizin bayramını saygıyla sıhhatli günler diler Niyazi ile beraber ederim.." “Sizin, niyazi ile eşiniz birlikte bayramınızı sıhhat dilerim, tebrikle beraber.” "Niyazi ile birlikte sizin ve eşinizin bayramını kutlarken ayrıca sıhhatle ederim.." "Önce bayramınızı başarılı eder, sonra eşinizle Niyazi'ye tebrikli günler dilerim.." "Sizin de eşinizin de Niyazi'nin de bayramını saygıyla eder, sıhhatli tebrik dilerim.." “Bayramınız niyazi ile sıhhat bulsun, eşiniz ile birlikte tebrik olsun” "Sıhhatli eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, Niyazi'ye başarılar diler aynı zamanda ederim.." "Bayramınıza etmeden önce eşinizi saygıyla kutlar Niyazi'nin gözlerinden öperim.." "Sizin de, eşinizin de, Niyazi'nin de, bayramini da, tatilini de, gemlisini de, geçmisini de bayramını beklerim.. Saygiyla tebrik ederken.." "Önce niyazi bayramı tebrik etsin, yok öyle yağma, ben size ve eşinize sıhhat dilerim sonra" “Bayram günü eşiniz ve niyaziye dikkat edin, size de daha bayram gelebilir.” “Niyazi bey bayram günü eşiniz ile birlikte sizi sıhhat ile tebrik etsin” “Tebrik ederim niyaziyi, eşiniz ile birlikte sizin bayram sabahı sıhhatinizi dilemiş” Sabah tam mesai saatinde, gözlerim kan çanağı bir halde kartları yetiştirdim.. Genel müdür bir-ikisine şöyle bir baktı: "Aferin" dedi. "Güzel yazmışsın. Hemen postalayın!" Bizde HEMEN POSTALADIK!.. 3 gün sonra da önce bizim genel müdürü, sonra da tahmin ettiğiniz gibi bendenizi postaladılar!.. *** Eveeet, yahu ben bu ara Niyazi'yi merak ettim: Niyazi Nereden çıktı? :)))) |
Zayıflamak İstiyorsanız ! Şişmandı. Her gün yakınıyordu şişmanlıktan. Gazetede bir ilan gördü: - Zayıflamak istiyorsanız bize geliniz. Hemen oraya gitti, içeri girdi, duvarda tarife vardı: - 1 saatte 1 kilo zayıflamak 2 milyon lira, 5 saatte 5 kilo zayıflamak 10 milyon lira. 2 milyonu verdi, 1 saatlik odaya girdi, girdi ama çok şaşırdı. Küçük bir hamamdı burası. Karşıda da fıstık mı fıstık enfes bir kız duruyordu. Üstelik çırılçıplak. Göğsünde de bir yazı vardı, - Beni tutarsan, seninim. Koşmak için hamle yaptı adam, ne var ki yerlere yağ mı, cila mı, garip bir şey sürülmüş, daha ilk adımda düşüverdi. Kalktı, yeniden koşmayı, kızı yakalamayı denedi. Kan ter içinde çırpındı durdu. Derken bir zil sesi ve üniformalı bir adam göründü: - Tamam efendim, saatiniz doldu, gelin tartılın, tam 1 kilo zayıfladınız. Şişman adam çıktı, çıktı ama aklı kızda kaldı. Ertesi günü zor etti, sabah erkenden koştu yine oraya. Bu kez cüzdanından tam 10 milyon çıkardı, 5 saatlik odaya girerken - Eh, artık o kaygan yerde durmayı öğrendim, 5 saate kızı rahat rahat yakalarım diyordu. Girdi içeriye. Karşısında iri yarı izbandut gibi bir zenci duruyordu, göğsünde de şu yazılı: - Seni tutarsam, benimsin. |
Delidir Ne Yapsa..... İki deli hastaneden kaçmaya karar verirler gece olunca planı yapıp kaçarlar ve ertesi gün hastaneye tekrar dönerler arkadaşları sorar neden kaçtınızda tekrar geldiniz? Deliler cevap verir bugün provasını yaptık yarın kaçacağız derler |
>>> ODTU' de yemekhaneye giren bir öğrenci tüm yerler dolu >>> olduğundan gidip >>> üniversite profesörünün oturduğu masaya oturmuş. >>> >>> Profesör kaşlarını çatarak: " Okuzler ve kuslar ayni masada >>> oturamaz!" >>> >>> >>> Ogrenci: "O zaman ben ucuyorum..." >>> >>> Profesor cevaba cok sinirlenmis, sinavda ogrenciye takmis ve >>> sinavini basarisiz >>> gecmesi icin elinden geleni yapmis. >>> >>> Yanliz sinavda ogrenci tum sorulari mukemmel bir sekilde >>> cevaplamis. >>> Profesor ogrenciye: Sana son bir soru soracagim - demis. >>> >>> Yolda yururken iki torba buldugunu hayalet, birinde akil var, >>> digerinde ise para var. Hangi cuvali alirsin? >>> Ogrenci: "Para olan cuvali secerdim..." >>> Profesor: "Ben akil olan cuvali secerdim..." >>> Ogrenci:"Normal! Kimde ne eksikse onu secer... >>> >>> Profesor cok sinirlenmis, ogrencinin not defterini alip icine "Okuz" >>> yazmis. Ogrenci nota bakmadan odadan cikmis. >>> >>> >>> Bir dakika sonra ogrenci kapiyi aralamis : "Sayin profesor, >>> imzanizi atmissiniz, fakat notumu yazmayi unutmussunuz."- demis. |
Son Bir Test Akıl hastanesinden iki deliyi salıvereceklermiş. Doktorlar kendi aralarında. "Bunlara son bir test yapalım da görelim akılları başlarına gelmiş mi ?"demişler. Bunun üzerine iki deliyi bir masa başına getirmişler. Masanın üzerine bir kavanoz dolusu siyah zeytin, bir kavanoz dolusu da canlı hamamböceği dökmüşler ve "Buyurun beyler, yiyiniz." demişler. Delillerden bir tanesi hemen zeytinlere saldırmış,ötekisi araya girmiş, "Önce kaçanları yiyelim, öbürleri nasıl olsa duruyor!" |
Yasli kadin, lüks otelin en üst katindan iniyordu. Ara katlardan birinde asansör durdu. Kapi açildi, genç ve güzel bir kiz içeri girdi. Onunla Birlikte asansörü yogun bir parfüm kokusu da doldurdu. Yasli kadin, parfüm kokusunu derin derin içine çekince Genç kiz magrur bir eda ile kadina bakti ve -Giorgio beverly hills dedi. Küçücük bir sisesi bile 100 milyon lira!.. Biraz sonra asansör gene durdu. Gene çok sik genç bir Kadin girdi. O da buram buram parfüm kokuyordu. Yasli kadin yine koklamaktan kendini alamadi. Yeni binen genç kadin da yasli kadina dönerek kibirli bir tavirla -chanel 5 numara dedi Mini mini bir sisesi bile 150 milyon lira! Biraz sonra asansor yasli kadinin inecegi katta durdu. Kadin asansörden çikmadan büyük bir gürültü çikartarak yellendi. Sonra da asansörde kalan iki alimli genç kadina dönerek: - Ayse kadin fasulye.....! Yarim kilosu 450 bin lira..! |
temel ve cemal paraşütle atlıyorlar sonuna doğru paraşütlerini açmaya karar veriyorlar.600 metrede ibreye bakıyor teme açalımmı diyor cemal, -daha çok var diyor temel yine ibreye bakıyor 500m,400m,300,90,80,70,60,50,40,30.. temel, -açmayalımda geldik zaten diyor Temel ormanda ağaç kesiyormuş, o sırada çevreciler de ormanda yürüyüşe çıkmışlar, Temel'i bu vaziyette görünce bir güzel pataklamışlar... Temel üstü başı perişan halde köye dönerken Dursun a rastlamış, Dursun; -Ula Temel bu ne hal böyle? diye sormuş, Temel de anlatmış; - Ormanda ağaç keseydum, birden kalabaluk pir grup Doğan'ın yengesini bozmişum diye dövdü peni, halbuki ne Doğan'ı taniyruuum, ne de yengesuni.. |
Tiryakinin Sigara Bırakma GünlüğüSevgili günlük, Bu sabah Hürriyet´in Kelebek ekinde sigarayı bırakmanın vücuda yaptığı olumlu etkileri anlatan bir haber okudum. Bu tarz haberlerden oldum olası tiksinmeme rağmen nedense coşup sigarayı bırakmaya karar verdim. Kararım kesin, sigarayı bırakıyorum. Bu kararımın vücuduma etkilerini gösteren tabloyu başucuma astım. İçimin zehirden temizlenmesini tabloya bakarak daha rahat hissedeceğim. Şimdi masanın üzerindeki dolu sigara paketini buruşturup çöpe sallıyor ve sağlıklı gürbüz bir kişi olma yolundaki ilk adımımı atıyorum. SEKİZİNCİ SAAT Sevgili günlük, Tabloya göre sigarayı bıraktıktan sekiz saat sonra tansiyon ve nabız normale dönüyormuş. İnanır mısın, bunu hissediyorum sanırım. Tamam, tansiyon ve nabzımın bundan sekiz saat önceki halinde de anormallik hissetmemiştim,ama normale dönmesi iyi bir şey herhalde. Coşkumu paylaşmak için Teoman´ı aradım, sigarayı bırakmama "geçici Ubeyd Korbey sendromu" adını taktı. "Oğlum" dedim, "bak tam sekiz saattir sigara içmiyorum, tansiyonum ve nabzım cillop gibi oldu". Bunu söyleyince kendi nabzının ve tansiyonunun da harika olduğunu söyledi, meğer sekiz saattir uyuyormuş. ****** işte, ben ne diyorum o ne diyor. Yalnız laf aramızda, kafama takıldı gerçekten, demek ki günde sekiz saat uyuyan bir sigara tiryakisinin tansiyonu ve nabzı da günde bir kere normalleşiyor. E peki, tansiyon ve nabız günde üç kez normale dönemeyeceğine göre benim kazancım ne bu işten? Demek ki, savaşı erken bırakmayacaksın. Yoksa Teoman itinden ne farkım kalır? Onun tansiyonu da normal, benimki de.... Neyse, bakıcaz.... ONUNCU SAAT Sevgili günlük, Sigarayı bırakırken başlangıcın çok zor geçtiğini duymuştum. Hiç de değilmiş. Az önce yemek yedim, iştahım açılmış, yemeklerin tadını daha iyi aldım. Yıllardır ilk kez yemeğin üzerine sigara içmeyeceğim. ON BİRİNCİ SAAT Acaba azaltarak mı bıraksam? Sadece yemeklerden sonra içsem mesela? Yok yok, dayanmam lazım. Kuruyemişçiye gidip kabak çekirdeği alayım, oyalanırım. ON ÜÇÜNCÜ SAAT İki saattir aralıksız kabak çekirdeği yiyorum. Ve bir de yıldıran dejavu: "abi bu çekirdeğe elini sürünce bırakamıyorsun." ON DÖRDÜNCÜ SAAT Kabak çekirdeğini bırakınca yemekten sonrakine benzer bir sigara içme isteği uyandı. Çöpe attığım sigara paketini ararken telefon çaldı, Teomanmış. "Sağlığında yeni düzelmeler var mı?" diye sorup kahkaha attı .Vay ayı vaaay, sigarayla mücadelemde başarısız olmamı bekliyor demekki. Bu beni sinirlendirmekten çok kamçıladı. Ulan Teoman, görüşürüz bakalım. İlk işim sigara paketinin olduğu çöp torbasını evden atmak ON YEDİNCİ SAAT Sevgili günlük, Kendimden utanıyorum. Az önce kapıdaki çöp torbasını geri almaya karar verdim, kapıcı götürmüş. Kararsızım, sigarayı bırakanların sinirli olmaya başladığı ve kilo aldığı söyleniyor. Şişman ve sinirli biri olup Hüseyin´e benzemeyeyim sakın? YİRMİ DÖRDÜNCÜ SAAT Sevgili günlük, Biliyor musun, sigarayı bıraktıktan 24 saat sonra kalp krizi riski yüzde 25 azalıyormuş. Fena değil ha, ne dersin? Teoman´ı aradım az önce, sana en fazla 15 gün veriyorum dedi. Kalp krizi riskinin azalmasından sözettim, güldü. Gül bakalım Teoman efendi, gül... Gidip kabak çekirdeği alayım. İKİNCİ GÜN Sevgili günlük, Dün çok kötü geçti. Kuruyemişçiye gidip bir kilo kabak çekirdeği aldım. Gazeteleri çıkmadan okusaydım keşke, Hıncal Uluç köşesinin yarısını "kabak çekirdeğinin cinsel güce katkıları"na ayırmış. Allahım, ya kuruyemişçi de okumuşsa yazıyı? Ulan yüz gram al çık, bir kilo niye alıyorsun? Bundansonra o dükkanın önünden geçemem. ÜÇÜNCÜ GÜN Sevgili günlük, Çok güzel bir gündeyiz. Sigarayı bırakmamın üzerinden 72 saat geçti, yani sinir uçlarım bugünden itibaren yenilenmeye başlıyor. Daha da güzeli, sevgilim geliyor. Bugün biraz sinirli gibiyim, kızın yanında arıza yapmasam bari... DÖRDÜNCÜ GÜN Sevgili günlük, Dün ne güzel başlamıştı hatırlarsın, ama korktuğum başıma geldi ve sevgilimle kavga ettim. Her şey iyi başlamıştı halbuki. Bir ara dışarı çıktık, ben sosisli sandviç almak istedim, hanımefendi karşı çıktı. Neymiş, yürüyerek yemek yenilmezmiş. Durduk yerde kavga çıktı. Sonunda dayanamayıp karşıdaki lokantaya gittim ve patlıcan musakka söyledim. Garson tabağı getirir getirmez hatunun yanına koştum ve "yürüyerek yemek öyle yenmez böyle yenir" diyerek elimde tabak yürümeye başladım. Bir yandan da musakkayı yemeye çalışıyorum. Kız kaçmaya başladı, ben de peşinden koşuyorum. Bir ara ağzımdan köpükler çıktığını farkedince durakladım. Elimdeki tabağı çöpe atıp eve döndüm. Sevgilimin telesekreterine not bıraktım, umarım arar. BEŞİNCİ GÜN Sevgili günlük, Bu sabah İstikbal´den çek-yat gelecekti, öğlene kadar bekledim, ne gelen var ne giden. Birden sinirlerim tepeme çıktı, elimde odunla beklemeye başladım. Hayır, niye sözünde durmuyorsun kardeşim? Sabah dediysen sabah getir. Adamlar saat üçte geldiler, ben odunla kapıya çıkınca tedirgin olup kaçtılar. İstikbal´i arayıp siparişi iptal ettim, Seray´ı var Mobella´sı var canım, banane yani... ALTINCI GÜN Sevgili günlük, Sevgilim aradı, bana çok kızgın olduğunu söyleyip bir çuval zır zır yaptı. zaten ona moralim bozuk, bir de Teoman gelip karşımda fosur fosur sigara imesin mi? Dumanı suratıma üflediğinde çaktırmamaya çalışarak içime çekmeye çalıştım. Ulan özlemişim be... YEDİNCİ GÜN Sevgili günlük, Kabul etmem gerekir ki bugün çok sinirliydim. Gevşemek için televizyonu açıp belgesel izlemeye başladım. Discovery Channel´da Timsah Avcısı diye bir ***** var, 10 dakika dayanamadım herife. Eline bir yılan almış, yılan çıtır çıtır ısırıyor, bu gevrek gevrek gülüyor. Neymiş, yılan zehirsizmiş.Ya arkadaşım, zehirsiz diye ne bu yani? National Geographic´I açıyorum, zürafalar var, daha iyi. Ama zürafalardan, Mary ve ailesi diye söz ediliyor. Allah belanızı versin hepinizin. Süt içip uyumaya karar veriyorum, süt şişesinin üzerine "lütfen çalkalayınız" yazmışlar. Çal-ka-la-mı-yo-rum. Mecbur muyum lan sizin şişenizi temizlemeye. Para almasını biliyorsunuz eşşoğlueşşekler sizi be! Akşam arkadaşlarla bira içmeye gittik. Buinsanlarne kadar anlayışsız var ya günlük, aklın oynar.Ulan zaten sigarasız bira içiyorum, beynim sulanmış, hala üzerime geliyorlar. Masada ideolojik hadise çıktı, dışarı kadar uzadı. Tartışma sorun değildi de "sigarayı bıraktığındanberi kilo aldın lan kocagöt" deyince dayanamayıp kafa attım Teoman´a. Yapmasam iyiydi. SEKİZİNCİ GÜN Sevgili günlük, Teoman arayıp bir daha benimle görüşmek istemediğini söyledi. Çok umurumdaydı *****. Gereken cevabı verdim zaten. Bu arada, gazetede okudum yine. Sigarayı bırakmanın çeşitli yöntemlerinden bahsediyordu. Azaltarak bırakma ve marka değiştirerek bırakma maddeleri ilgimi çekti. Acaba? Ama yok yok, bu kadar dayandım, gerisini getirmek lazım. DOKUZUNCU GÜN Sevgili günlük, Sana ne zamandır sevgili günlük diye seslenmediğimi farkettim. Oysa sen bu dünyada beni anlayan tek varlıksın, tek dostumsun. Bugün ne oldu biliyormusun, sevgilim beni terketti. Alçak kadın, Manyaklaştığımı söyleyip ayrıldı benden. Bu arada kabak çekirdeğinin bokunu çıkardım, her tarafımda sivilce çıktı. ONUNCU GÜN Sevgili günlük, İki gün önce, sigarayı bırakmanın çeşitli yöntemlerinden sözetmiştim. Ben iki yöntemi birleştirip hem marka değiştirdim hem de azalttım. Günde üç tane yemeklerden sonra Parliement içiyorum. O kadar zaman sonra ilk içilen sigaranın bir güzel kafası var, şaşırırısın. ON BİRİNCİ GÜN Sevgili günlük, Kendime bir iyilik yapıp sigarayı beşe çıkardım. Ha üç, ha beş. Eskiden günde bir paket içiyordum, şimdi beş tane içiyorum. Yine kazançlıyım yani... ON İKİNCİ GÜN Sevgili günlük, Bugün gazetede Amerika´da yapılan bir araştırmayla ilgili haber okudum. Habere göre günde 10 taneye kadar sigaranın çok fazla zararı yokmuş. Üstelik sigaranın markasını değiştirmekten falan da bahsedilmiyordu. Madem öyle günde 10 tane Camel içebilirim. ON ÜÇÜNCÜ GÜN Sevgili günlük, Sevgilimi ve Teoman´ı arayıp özür diledim. Sevgilim, bir süre daha görüşmek istemediğini söyledi. Ağzımdan köpükler çıkarken koşturduğum sahneyi unutamıyormuş. Haklı kız, bir şey söyleyemedim. Teoman aramızda geçen hadiseyi sigaraya yordu, ona göre yavaş yavaş sigara içmeye başlayınca beynim tekrar faaliyete geçmiş. Neyse barıştık ve yarın akşam buluşmaya karar verdik. ON DÖRDÜNCÜ GÜN Sevgili günlük, Teoman´la ocakbaşına gittik. İçtiğim sigaraları saymadım. Teoman´ın da dediği gibi, sigaranın zararlarını bilerek içiyorum, kime ne? Sana da soruyorum günlük, sana ne? ON BEŞİNCİ GÜN Sevgili günlük, Püfür püfür içiyorum sigaraları. Bir de, "sigaraya tekrar başlayınca ne olur" tablosu yapmaya başladım. Sevgilim de bir daha sigarayı bırakmayacağım sözünü verince geri döndü. Elveda günlük, bir daha işim olmaz seninle. |
TEMEL ILE YUNAN ASKERİ Temel askerliğini yunan sınırında yapıyormuş Temelin canı çok sıkılıyormuş Yunan'a bir ıslık çalmış, elleriyle ''Havacı mısın'' işareti yapmış. Yunan aldırmamış. Bir ıslık daha çalmış, ''Denizci misin?'' anlamında yüzme işareti yapmış, yunan aldırmamış. Bir ıslık daha çalmış. El hareketi yaparak ''Topçu musun'' demiş. Yunan aldırmamış. Bir ıslık daha çalmış ''Gözcü müsün?'' anlamında dürbün işareti yapmış, Yunan aldırmamış. Nöbetler değişmiş sıra yine Temel'le Yunan'a gelmiş. Yunan'a hadi sınıra git demişler Yunan'da: ''Ben oraya gitmem. Orada deli bir Türk askeri var, bana, "hava kararınca yüzerek gelip sana bir koyacam gözlerin fırlayacak diyor'' demiş. |
Adam otele gelip resepsiyona kaydını yaptırırken görevli sordu : - Sabah sizi kaçta uyandırmamızıi istersiniz? Adam başını salladı : - Hiç gereği yok. Ben her sabah saat beşte kendim uyanırım. Resepsiyonda ki görevlinin yüzü güldü : - Aman ne iyi. Lütfen uyandığınız zaman bizi de uyandırır mısınız?.. |
merhaba şekerim Bir golf kulubünün soyunma odasında bir sürü adam giyiniyormuş. Ortada duran bir cep telefonu çalmıs. Yakınındaki bir adam hands-free konuşma düğmesine basmış ve giyinirken konuşmaya başlamış. Adam: Alo Kadın: Merhaba şekerim, kulüpte misin? Adam: Evet. Kadın: Ay ben burda süpper bir deri ceket gördüm. 1000 dolarcık. Alabilir miyim? Adam: Oluur, madem çok sevdin, al tabii. Kadın: Aslında buradan önce de galeriye uğradım. 2008 modelleri gelmiş, tam istediğim renkte bir tane buldum. Adam: Ne kadar? Kadın: 60 bin dolarcık. Adam: O parayı vereceksem bütün aksesuarlarını isterim ama... Kadın:Yaşasınnn! Bir şey daha var. Geçen sene beğendiğimiz ev yine satılık ve 450 bin dolar istiyorlar. Adam: Tamam, ama 420 bin dolardan fazla verme sakın. Kadın: Oldu şekerim. Sonra görüşürüz. Seni seviyorum. Adam: Ben de seni... Görüşürüz. Adam telefonu kapatıp afallamış şekilde onu seyreden topluluğa döner ve sorar: Bu telefon kimin, bilen var mı?" |
ONYUZU Başkan Bush'un yeni talimatı: -Üzerinde resmim olan pul bastırdım, bundan böyle başkanlığın bütün mektuplarında bu pullar kullanılacak. Bir süre sonra görülmüş ki pullar zarfa bir türlü yapışmıyor. Başkan Bush küplere binmiş ve yetkiliyi çağırıp sormuş; - Üstünde resmim olan pullar yapışmıyor, arkalarına zamk sürmediniz mi? - Sürdük efendim, demiş yetkili ve eklemiş; - Yapışmamasının nedeni, herkesin pulun ön yüzüne tükürmesi....." |
Bu yazıyı okumadan lütfen msn listenize eklemeyiniz bendekiler bana yetiyor... listemde o kadar çok kişi var ki, zaman zaman yetişemiyorum kaldı ki ben her zaman cevap vermem. bu yüzden alınganlık, küslük, tiriplere girme olaylarını çekemem ... hatta umurumda bile olmaz. 1. 1-Çok konuşanları sevmem. 2. 2-Düşüncesiz konuşanları hiç sevmem. 3. 3-Dert anası değilim. 4. 4-Israrcı olmayınız. 5. 5-Bilgisayardan anlamam, bana soru sormayınız. (deneme yanılma yöntemi herzaman öğretici bir yöntemdir) 6. 6-Makinamdaki müzikler bana ait kimseye vermem. (ısrarcı olmayınız) Bkz. madde 4 7. 7-İnternetteki sorunlar beni bağlamaz. (insan yapımı sonuçta o da göçüyor) 8. 8-Kameram var ama açmam. 9. 9-Mikrofon var onuda açmam. 10. 10-işim var dediğim zaman açıklamasını yapmak zorunda değilim. (kimseye yalan borcum yok. var dediysem vardır) 11. 11- Ekstradan msn ifadeleri kullanıyorsanız mümkünse ifadeleri kapatınız öyle yazınızzzz. ( şifre çözemiyorum) 12. 12-Meşgul durumundayken hiç yazmayınız. 13. 13-Dışardayken cevap veremem. (ısrarcı olmayınız) yine Bkz. Madde 4 14. 14-Kusura bakmayınız. Beni az çok tanımışsınızdır ... Olmazsa madde 4ü tekrar gözden geçiriniz... :D |
Yassı Tavuk Karadeniz'i gezen bir adam yolda aniden önüne çıkan tavuğu ezmiş. Hayvanı ezdiği için üzüntü duymuş ve gidip sahibine en azından parasını vermek istemiş. Almış tavuğu ve hemen oradaki köye gitmiş. Elindeki tavukla kahveden içeri girmiş ve : - Afedersiniz; ben hemen köy dışında bu tavuğu ezdim. Sahibini arıyorum, en azından parasını vereyim diye. Acaba bu tavuğun sahibi kim ? Bunun üzerine hep beraber tavuğa bakan Lazlar : - Hemşerim sen yanlış geldin. Bizim köyde böyle yassı tavuk bulunmaz. |
Bir gün Temel le Dursun 2 katli otobüsle yolculuk ediyomus. Temel cep telefonunu çikartip alt kattaki Dursun u aramis. - Orada havalar nasil Dursun kardesim? - Bizim söför uyumus otobüs kendi kendine gidiyo valla Temel cigim... - O dabirsey mi Dursun? Bizim katta söför bile yok. Otobüs kendi kendine gidiyo... Birgün temel bankadan çektiği maaşını bir kağıda sarar ve üzerin temelin parasu purda değildur yazar.Biraz sonra dursun gelir ve parayı görür alır kağıdı yerine koyup üzerine temelin parasunu dursun almamuştur yazar. |
AV İki Türk Fransa'ya geyik avına gitmiş. Av da av yani... Deniz uçağıyla bir krater gölüne inecekler, dağlarda avlanacaklar sonra dönecekler... Şimdi onlara katılalım... Pilot: Beyler göle indik, size iyi avlar. Bir hafta sonra tekrar bu göle sizi almak üzere iniyorum. Ancak şunu peşin peşin söyleyeyim, adam başı bir geyik taşıma hakkınız var. Deniz uçağı daha fazlasını kaldırmıyor. Bizimkiler: Tamam, biz zaten seri avı düşünüyor değiliz, asıl kafamız dağılsın diye buradayız. Pilot: Harika, iyi avlar. Rastgele! *** Bir hafta sonra deniz uçağı göle iner... Pilot bir bakar ki... Bizimkilerin yanında, adam başı iki geyik! Pilot: Bravo da, adam başı tek geyik demiştik. Bu uçak, bu ağırlığı taşımaz. Bizimkiler: Taşır taşır. Pilot: Taşımaz. Bizimkiler: Taşır taşır. Pilot: Beyler bakın! Burası Avrupa Birliği, her şeyin bir kuralı var. Nizam var intizam var! Dört geyikle binerseniz bu uçak havalanamaz. Bizimkiler: Havalanır havalanır. Pilot: Olmaz! Bizimkiler: Geçen yılki pilot havalandı ama... Pilot: Havalandı mı? Dört geyikle mi? Buradan mı? Bizimkiler: Evet tastamam öyle. Geçen yılki pilot, dört geyikle havalandı! Pilot: Madem o pilot yaptı, ben de yaparım. Hayatımda ilk defa böyle bir şey yapıyor olacağım ama kanıma girdiniz. Hadi yükleyin geyikleri, binin, bağlayın kemerlerinizi, kalkalım. *** Pilot gazı verir... Deniz uçağı göl üzerinde süratlenir... Süratlenir... Kızaklar sudan kesilir ama uçak bir türlü ağırlığı kaldırıp yükselemez.... Ve sonuçta burun üstü ormanın içine çakılır, bin parçaya ayrılır. Şans eseri kimsenin burnu kanamadan herkes kurtulur. Ormanda, yarı baygın, paramparça olmuş uçağın yanında, bizim avcılardan biri kendine gelir, kafayı kaldırır... Arkadaşı da gözlerini açmıştır... Gözlerini açan sorar: - Len Ahmet, neredeyiz biz? Bizimki şöyle bir etrafa bakar... - Hemen hemen.... Geçen yıl düştüğümüz yerin 200 metre kadar gerisinde! |
Bilgisayar Nasıl Bozulur ? Bilgisayarınızı, direkt güneş ışığı alabilecek bir yerde kullanın. Yakınlarda kalorifer veya benzeri bir ısıtma cihazı da bulunursa iyi olur. Ortamın nemli olması, olaya ayrı bir anlam katacaktır. ) Bilgisayarınız kilitlendiği zaman, ''reset'' tuşuyla filan uğraşmayın. Power tuşuyla kapatın ve birkaç saniye bile geçmeden hemen açın. ) Elektrikler kesildiğinde, bilgisayarınızı kapatmayın. Elektrik geldiğinde yaşanacak ani voltaj değişiminin, monitörünüzde oluşturacağı görüntü ile sabit diskinizden gelecek garip seslerin senfonik uyumu size ilginç bile gelebilir. ) Bilgisayar masanızı sabitlemeyin. Böylece her tuşa bastığınızda sallanan bilgisayar, size ''interaktif'' bir his verecektir. ) Bilgisayarınızın kasasını, havalandırma delikleri kapanacak şekilde bir duvara yaslayın. Böylece işlemcinizin soğuması için gereken hava dolaşımını ve ısı kaybını önleyebilir, bilgisayarınızla ''sıcak'' ilişkiler kurabilirsiniz. ) Bilgisayar monitörünüzde sabit bir görüntüyü saatlerce tutun. Böylece, monitörünüzün fosfor tabakasında oluşacak zedelenme sonucu, monitorünüz kapalı iken bile o görüntünün siluetini görebilirsiniz. ) Bilgisayarınızın fişini topraksız bir prize takın. Aynı prizden diğer elektronik cihazların da güç sağlaması, bilgisayarınıza giden akımda hoş değişiklikler yapacaktır. ) Küçük kardesinizin veya çocuğunuzun bilgisayarınızın disket sürücüsüne bozuk para ve benzeri şeyleri sokmasına aldırmayın. Bilgisayarınızın içinde birikecek bozuk paralar, ona tasarruf alışkanlığı, bilgisayar tamircinize de para kazandıracaktır. ) Eğer modem kartı, ses kartı ve benzeri kartları çok sık takip çıkartıyorsanız, her seferinde bilgisayarınızın kasasındaki o vidaları açmak büyük dert haline gelebilir. ) Hele bir de yildiz tornavidaniz yoksa, bu iş bir eziyet halini alabilir. Bu kadar uğrasacağınıza, birakın bilgisayarınızın kasası sürekli açık kalsın. Annenize de söyleyin, sehpanın tozunu alırken bilgisayarınızın devrelerine de bir el atsın. ) Tüm bunlari yaptığınız halde, bilgisayarınız hala çalışmakta ısrar ediyorsa, en etkili ve son çare olarak kaldiırıp pencereden atabilirsiniz |
Fadimenin kocası Temel çok hastaymış.Doktora gitmişler.Doktor Temel"i muayne etmiş ve fadimeyle özel konuşmak istediğini söylemiş.Temel odadan çıkmış ve konuşma başlamış; - "Size bir iyi bir bir kötü haberim var" - "iyi haber iyibir çiçekçi tanıyorum" - "kötü haber çelenkler biraz pahalı!!!" |
BALE Temel ilk kez baleye gitmiş. Parmaklarının uçlarında dans eden kızlara bakmış, bakmış VE: - "Taha uzun poylu kizlaru seçselerdu ya!" demiş... |
Temel Londra'da otelin birinin odasında kara kara düşünüyor. 'Ulan' diyor, __Ben aşağıdan içki isterken Laz olduğum anlaşılır mı acaba? Geçiyor aynanın karşısına ve prova yapıyor... __Bana bir fvisku,,,,,yok böyle anlarlar __Bana bir raki......'yok' diyor 'böyle de anlarlar. __Bana bir bira.... Tamam diyor böyle iyi anlamazlar.... Ve aşağıya iniyor, masaya dirseklerini dayıyor ve sesleniyor. Barmen bana bir bira. Barmen Temeli biraz süzdükten sonra soruyor: __Birader sen laz mısın? Temel _uuuy nasıl anladın diyor; _burası resepsiyon da bar karşıda......! |
Adam elindeki son 500 dolarla kumar oynamaya karar verir ve LasVegas'ın yolunu tutar... Ve inanılmaz bir talih; tam 3 milyon dolar kazanır. Hemen otel yönetiminin kendisine tahsis ettiği kral dairesine çıkar ve karısına telefon eder: - "Hayatim, evde misin?" - "Evet kocacığım." - "İyi. Hemen hazırlan o zaman. Çabuk bavulunu hazırla. Kumarhanede tam 3 milyon dolar kazandım." - Kadın sevinç dolu bir çığlık atar “Ayyyyyyyyyyy harikasın!! Hemen hazırlanıyorum.. Peki ama nereye?? Paris?; Karayipler?; Acapulco?; Guney Amerika?..." - Adam cevap verir: “ Umurumda değil. Sadece eve döndüğümde çoktan gitmiş ol.” |
Karne http://www.fikralar.com/images/bir_piksel.gif Baba, ortaokul üçüncü sınıfa giden oğlunun elinde karneyle salona girdiğini görür. "Allah allah, dönem ne çabuk bitmiş..." diye düşünür ve oğluna seslenir: -"Getir bakayım şu karneyi!" -"Al baba..." Adam karneye bir bakar ki, beden eğitimi ve resim dışındaki tüm dersler zayıf. -"Bir dediğini iki etmiyoruz, bilgisayar dedin, bilgisayar aldık, ingilizce kursu dedin ingilizce kursuna gönderdik, gitar kursu, müzik aletleri, ne istersen yapıyoruz. Kız arkadaş uğruna harcadığın çiçek parasının haddi hesabı yok. Ne bu notların hali, rezil şey!" -"Baba... O benim karnem değil ki, senin kitaplarını karıştırıyordum, birinin arasında karnelerinden birini bulmuştum..." http://www.fikralar.com/images/bir_piksel.gif http://www.fikralar.com/images/bir_piksel.gif |
Uluslararasi ölçekte bir kadin arastirmasi yapan sosyolog, dünyanin çesitli ülkelerinde kadinlara bir soru sormus. Kocanizi baska bir kadinla yakalarsaniz ne yaparsiniz??? Soruya ülkelere göre verilen yanitlar ise söyle olmus: Isveçli : Neyimi begenmedigini sorarim. Rus : Evi terk ederim. Fransiz : Sesimi çikarmam, sevgilime gider beni teselli etmesini isterim. Italyan : Kadini vururum. Ispanyol: Kocami vururum. Yunanli : Her ikisini de vururum. Türk : Benim kocam yapmaz! |
DÜNDAR'DAN GÜZEL BIR YAZI Üniversite yillarimiz... Biz iki erkek arkadasiz. Onlar da iki kiz. Öyle tanistik SBF'nin kantininde... Birlikte çikiyoruz... O yillarda çikma ne demek... Sinemaya falan birlikte gidiyoruz öglenden. Aksam üzerleri de o zamanlarda çok ünlü Filiz Pastanesinde bulusup çay falan içiyoruz. Gözlerden gözlere, zaman zaman birlesen ellerde bir flört var, hepsi o... Çok sevdigim bir siir vardi, aklimda kaldigi kadariyla, söyleydi sanki, o yillardaki asklarimizi anlatan... Bir sey var aramizda. Senin gözlerinde belli, Benim yanan yüzümden. Susuyoruz, arada bir, Gülüserek basliyoruz söze. Ne kadar gizlesek nafile, Bir sey var aramizda, Senin gözlerinde isildiyor, Benim dilimin ucunda... Söyleyemiyoruz Seni Seviyorum" diye... Ama öyle seyler yapiyoruz ki, her sey ayan beyan... Ne mi yapiyoruz mesela... Biz üçümüz, Mülkiyeliyiz. "Aramizda bir seyler olan" Orta Dogulu... Birgün ögleye dogru, üç Mülkiyeli, Kizilay'da rastlastik... Sinemaya gitmek üzere sözlesiyoruz. Uzaktan bizim Orta Dogulu çikti meydana. Hayrola" dedi. "Ögleden sonra sinemaya gidiyoruz, haydi sen de gel" dedim. "Çok mu istiyorsun" dedi. "Evet" dedim. "Biletleri alin beni bekleyin. Senin için gelirim" dedi, kostu gitti. Sinema ikide... Ikiye çeyrek kala bulustuk. Üç Mülkiyeli. Orta Dogulu görünürde yok... Bizim kiz "Hadi girelim" dedi. "O laf olsun diye'Gelirim' dedi. Gelemez. Ögleden sonra final sinavi var. Nasil gelir ki!..." Biletlerin ikisini onlara uzattim... "Gelecek" dedim. "Siz girin, ben beklerim". Saat iki buçugu geçiyordu, sinemanan önünde bir taksi durdu. Içinde nefes nefese Orta Dogulu indi... "Kusura bakma geç kaldim" dedi... "Ögleden sonra final sinavim vardi. Bu sinava raporsuz girmezsek dönem hakkim yanar. Bu yüzden girdim. Kagidin altina hemen bombos imzalayip verdim. Firladim, taksiye kosarken ayagim burkuldu, topugum kirildi. Yurda gidip ayakkabimi degistirmek zorunda kaldim. Bu yüzden geciktim." Sonra kulagima egildi. "Ama ne kadar geç kalirsam kalayim, kapida beni bekleyecegini biliyordum" dedi. "Ben de gelecegini biliyordum" dedim, elini elimin içinde sikarken... Sevginin en yüce yanidir, inanmak... Ama ben baska sey anlatmak istiyorum, bugün... Insanlari ne kadar seviyoruz. Onlara ne kadar deger veriyoruz. Bunun bir tek sasmaz ölçegi var. Günlük hayatimizdaki önceliklerdeki yeri? Hadi sende gel" dedigimde "Sinavim var, gelemem" diyebilirdi Orta Dogulu... Kimse de bir sey diyemezdi. Öyle demedi... Senin için her seyi yaparim" dedi... Benimle herhangi bir gün, herhangi bir saatte gidebilecegi o sinemaya, sirf ben o gün istiyorum diye, o gün gidebilmek için, sinavdan "Sifir" almaya razi oldu. Simdi bir de herkesin günlük yasantisinda her zaman rastlanan baska örneklere bakin... -"Sevgilim, sana tapiyorum. Bugün bulusmayi çok isterdim ama, randevu almistim.", -"Alo, darling. Bu gece seninle bulusacaktik ya. Bir kiz arkadasim boy frendi ile bozusmus. Onu teselli etmem gerek. Beni affet!", -"Hayatim sen bir tanesin. Ama yarin bulusamayiz.Galatasaray'in maçi var." Listeyi sabaha kadar uzatabilirsiniz. Simdi bir düsünün. Hem size ileri sürülen özürlere. Hem sizin ileri sürdüklerinize. Kimi, neleri tercih ediyorsunuz, kimlere... Ve siz nelere tercih ediliyorsunuz? Eger, sizin için arkadas?ndan, maçtan, sizi davet eden yada size gelen herhangi bir arkadastan sonra geliyorsa, sakin ola, onu sevdiginizi falan düsünmeye kalkmayin. Insanlar bazen kendilerini de kandirir, sevdiklerine. Ya da süpheye düserler, -"Ona karsi duygularim, çok karisik... Seviyor muyum acaba" diye... Sevginin ve degerin en yanilmaz ölçegi, tercihtir, önceliktir. -"Hadi sinemaya gidelim" dediginizde,arkadasiniz -"Tabii, harika" demeden önce "Ne film oynuyor" diyorsa, hele hele ardindan "Ben o filmi sevmem" deyip, bulusma teklifinizi reddediyorsa mesela, bilin ki asil sevdigi sinemadir. Siz degilsiniz. Siz ancak onun ilgisini çekecek bir film ve bos bir zamaninin bulabilirseniz, onunla bulusabilirsiniz. Bunun da adi sevgi olamaz tabii... Sevgide önemli olan bir arada olmaktir. Sinema bahanedir sadece. Düsünün bakalim, sevdiginizi sandiginiz insanin, hayatinizdaki öncelik sirasi neydi? En tepede mi? O zaman gerçekten seviyorsunuz demektir. Ya da söyle... Hayatindaki en büyük önceligi daima size veriyorsa, hiç süpheniz olmasin, en çok sizi seviyor. Onun için en degerli varlik sizsiniz. Hem kendi karmasik duygularinizi çözmenin, hem de onun duygularini kesinlikle belirlemenin en sasmaz yoludur, öncelik testi... Çünkü en çok sevilen, en önce gelir. Benim her seyimsin" kolay laftir, herkes söyleyebilir. Eger sizi bir seye tercih ediyorsa ancak o zaman her seyiniz demektir gerçekten. Birisiyle ilgili duygularinizdan ya da onun duygularindan süpheniz varsa, derhal bu "Öncelik" testini yapin, her günkü yasantinizdan örnekleri hatirlayarak. Sasmaz gerçek hemen ortaya çikacaktir. Sevgi bir bakima önceliktir çünkü! Can Dündar.. |
KOMİKMİŞŞ(A) |
Yeni evli çift sabah uyanırlar, yatakta muhabbet başlar. Kadın kocasına sorar : - Ya senin ayakların neden bu kadar büyük? - Çocukluğumda çok yalın ayak gezdimde ondan. Peki ya, kafan neden bu kadar iri? - Çocukluğumda hiç şapka giymezdimde, ondan. Kadın bir süre düşündükten sonra : - Vah Vah, ne olurdu çocukluğunda birazda külotsuz gezseydin!.. |
Adam evlenir, 10 sene geçer çocuğu olmaz. Yurtdışına göreve gider. Hanımından gelen mektupta hamile olduğu yazılıdır. Yurda döndüğünde ise hanımı doğurmuştur ama çocuk zencidir. Hanımına sorar: "Hanım ne sizin sülâlede ne de bizim sülâlede zenci değil, esmer bile yok; bu iş nasıl oldu?" Hanım: "Çocuğu doğurduktan sonra sütüm gelmedi mecburen bir sütannesi tuttuk, onun sütünü emdi. Sütanne zenciydi herhalde bu yüzden böyle oldu" der. Adam ikna olmuşa benzer ama içinde yine de ufak bir kuşku vardır ve "bunu bilse bilse annem bilir" düşüncesiyle annesine sorar. Anne: "Olmaz olur mu oğlum, tabii ki olur. Seni doğurduğumda benim de sütüm gelmemişti ve inek sütüyle beslemiştim. Bak boynuzların çıkmaya başlamış bile!" e |
Araban var derdin var İki deli, yolda giderken bir direksiyon bulunca çok sevindiler. O sevinçle "saatte 160'la" uzunca bir süre yol aldıktan sonra benzincinin önünde durdular. "Arabayı süren": - Onbin liralık, dedi, süper olsun. Benzinci ikisini de tepeden tırnağa süzdükten sonra: - Gidin işinize be! diye bağırdı, sizin civatalarınız gevşek! İkincisi, "araba kullanana" döndü: - Gördün mü! Araba masraf kapısı açtı bile! |
Baba, ortaokul üçüncü sınıfa giden oğlunun elinde karneyle salona girdiğini görür. "Allah allah, dönem ne çabuk bitmiş..." diye düşünür ve oğluna seslenir: -"Getir bakayım şu karneyi!" -"Al baba..." Adam karneye bir bakar ki, beden eğitimi ve resim dışındaki tüm dersler zayıf. -"Bir dediğini iki etmiyoruz, bilgisayar dedin, bilgisayar aldık, ingilizce kursu dedin ingilizce kursuna gönderdik, gitar kursu, müzik aletleri, ne istersen yapıyoruz. Kız arkadaş uğruna harcadığın çiçek parasının haddi hesabı yok. Ne bu notların hali, rezil şey!" -"Baba... O benim karnem değil ki, senin kitaplarını karıştırıyordum, birinin arasında karnelerinden birini bulmuştum..." |
Churchill, avam kamarasında konuşurken, muhalif partiden bir kadın milletvekili, Churchill' e kızgın kızgın şöyle seslenir: - "Eğer, karınız olsaydım, kahvenizin içine zehir karıştırırdım." Churchill, oldukça sakin kadına döner ve lafı yapıştırır: - "Hanımefendi, eğer karım siz olsaydınız, o kahveyi seve seve içerdim Dostlarında biri, Fransız kralı 15. Lui' ye: - Majesteleri, demiş. Akıl vergisi almayı hiç düşündünüz mü? Hiç kimse budalalağı kabul etmeyeceğine göre, herkes böyle bir vergiyi seve seve öder. Kral, alaylı alaylı gülerek: - Hakikatten enteresan bir fikir, cevabını vermiş. Bu buluşunuza karşılık, sizi akıl vergisinden muaf tutuyorum. pilotluk okulunda bi öğretmen öğrencileri sözlü yapıyormuş.. "bir fırtına çıksa ve motorunuz bozulsa uçağı nasıl indirirdiniz..?" öğrencilerden biri cevap vermiş "diğer motorla indiririm" "peki, bi fırtına daha çıksa ve o motorunuzda bozulsa" "yedek motoru kullanırım" "peki bi fırtına daha çıkıp yedek motoruda bozsarsa" "başka motor kullanırım" "tamam da bu kadar motoru nereden buluyorsunuz" "sizin fırtına bulduğunuz yerden" TAVUK, ineğe ortaklık teklif etmiş: "Sizinle bir dükkân açalım, yumurtası benden sucuğu sizden, sucuklu yumurta yapıp satalım." İnek bu ya, razı olmuş, tavuk bir hafta yumurtlayıp folluğu doldurmuş, sonra beli bıçaklı bir adamla çıkagelmiş: "Muhterem inek ortağım, işbirliğimizin meyvelerini almaya başlayalım, şimdi siz, şu kasap efendiye kendinizi teslim edin, sizi kessin, etinizden sucuk yapsın, benim yumurtalar da hazır!" İnek başına gelecekleri anlamış: "Aziz ortağım, bu ortaklık bana biraz pahalıya mal olacak galiba!" Kıssadan hisse... Her ortaklığın, hele stratejik ortaklığın böyle tehlikeleri vardır Dünyanın en ünlü kalp doktoru De Bakey'ın arabası bozulmuş, arabasını tamire götürmüş. Tamirci arabasının kaputunu açmış ve De Bakey'e dönerek: - "Size birşey soracağım neredeyse ben ve siz aynı işleri yapıyoruz. Mesela ben şimdi itina ile kaputu açacağım bir bakışta problemin nerde olduğunu anlayacağım, kapakçıkları temizleyeceğim, gerekirse kabloları, motor yağını değiştireceğim, hatta çok gerekli ise motoru çıkarıp yerine yenisini takacağım!!. Söylesenize nasıl oluyorda siz milyon dolarlar kazanıyorsunuz ama ben meteliğe kurşun atıyorum?" Bunun üzerine De Bakey tamircinin kulağına eğilmiş ve şöyle demiş: - "BUNLARIN HEPSİNİ MOTOR ÇALIŞIYORKEN YAPMAYI DENESENİZE!!!" |
| Saat: 06:39 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık