![]() |
çimde yalnızlığım kök salıyor; Nefes alamayacak gibi oluyorum. Bazı bazı sen geliyorsun aklıma Ve umut verici bakışların... Acaba diyorum, Acaba hangi rüzgar Alıp getirmişti seni bana? Esme ey rüzgar! Alma can dostumu benden... Bırak, bari o kalsın! 09.09.2008 Serap Özaltun |
Gece de Hesaplaşma... Etraf çok sesizdi,her taraf zifiri bir karanlığa gömülmüştü hava çok soğuk üşüyordum, yüreğim titriyordu yine de seviyordum geceyi fırtınalarla dolu ömrüm de her zaman sığındığım bir liman oldu ne zaman yaşlı gözlerim ve keder dolu yüreğimle sığınmak istediysem kollarını açtı gidenin ardından ağladım doyasıya feryatlar ettim,ağıtlar yaktım kimi zaman sımsıcak,kimi zaman da yürekleri donduran kucağında öyle zordur ki böylesine bir limana sığınmak onun kollarında teselliyi kaybettiklerini,yarınlarını aramak gece sesizdir karanlıktır ürkütücüdür ölüm gibidir gece sorgusuz sualsiz alır kollarına kimsin nesin diye sormaz alır sadece alır... kimse duymaz feryatlarını çığlıkların yok olup gider karanlığında sokak lambalarının ışığına koşturup kısacık ömürlerini feda edişlerini imrenerek izlersin pervanelerin yüreğin kabarır gözlerin buğulanır karanlıkta küçücük bir ümit ışığı arar yüreğin,uğruna feda edebilmek için kendini... bulamazsın,kaderinin alay ettiğini düşünürsün yüreğine öfke dolar bir anda hesaplaşma vakti gelmiştir kendinle hesaplaşmaya başlarsın açımasızca yüklenirsin kendine hemen bir idam sehpası kurasın darağacın da salanmaya hazırsındır kurbanlık koyun gibi boş gözlerle bakarsın etrafına adını kader kurbanı koyarsın kendi ellerinle kendini acımasızca boğmaya başlarsın, ümitlerin tükenmiştir,yarınlarını asarsın hiç düşünmeden gecenin karanlık duvarlarına sevgi tükenmeye başlamıştır yüreğin de aşka inancının da yavaş yavaş yok olmaya başladığını görürsün bu daha da bir kahreder insanı tükendiğini hissedersin bir an önce sabah olsun da kurtulayım şu gecenin kasvetinden diye düşünürsün ama bir an da gecenin ayazı bir tokat gibi çarpar yüzüne... istemezsin güneşin doğmasını, güneşle birlikte hayatta canlanmaya başlar hayatla yüzleşmeye cesaretim yoktur çünkü hayat acımasız,hayat gaddar.... Alıntı |
Yalnızlık zor be gülüm bu iskelede Alışmışım her gün denizin yosun kokusunu seninle koklamaya' Ekmek kırıntılarını atmasını martılara Güneşin doğuşunu alışmışım gülüm seninle! Ne zormuş sensiz oturmak bu iskelede! Bu sefer ellerim ellerinle değil de Bir sigara bir şişede şarapla dolması koydu be gülüm! Mazi aklıma geliyor, her yer sen dolu bu iskelede Çok sevmiştim seni' Ayın denize mehtaplaşması kadar gerçek Ve büyüleyiciydi benim SEVGİM! Gece iskeleye iniyorum Yıldızlara küfür ediyorum! Çünkü sen demiştin bana Yıldızlar kadar gerçekçi benim sevgim diye! Hadi oradan sende' Kalbimi yakıyor be gülüm bu iskele! Yaralı kalbime tuz basıyor her gece Yeter artık! Ve sona yaklaştık' Ben dayanamıyorum her gün bu iskelede ölmeye Artık benim gitme vaktim geldi Kendine iyi bak! Bu arada elindeki mektubu iki yere gönderdim İkisi de aynı mektup ama Tek farkı var sadece Biri sende biriyse iskelede' Cansız bedenimde! |
Hoşçakal Sevgilim Ben veda etmeyi pek beceremem. Duygularımı da pek açığa vuramam zaten, hele bu veda çok daha zor geliyor. Aslında hiç böyle bir son görüşmeye gerek yoktu. Ama insanın kanı durmuyor işte., ne varsa bu son anlarda.? Senden hatırlamanı bile istemiyorum., sadece temizliği ve saflığı yaşatalım bu aşkı kalbimizin bir kuytu köşesinde!... Ne güzel başlamıştı. İkimizde gençtik deli doluyduk, coşkunluğumuzun son safhasında kanımızın kaynadığı bir anda gördük birbirimizi, sevdalandık. Geceler boyu uykusuz kaldık birbirimizi düşünmekten, en güzel heyecanları, en güzel bakışları yaşadık. Hemen aşkı yaşadık, zamanı durdurup utançları ve sitemleri yaşadık. Kavgaların en güzellerini de biz yaptık. Çünkü barışmakta ayrı bir zevk veriyordu bize. Sevdik, sevildik, doruğuna vardık kutsal duyguların.Aşk yeminleri ettik tutamayacağımızı bile bile. Günlerce aylarca yalnız ikimiz varmış gibi yaşadık. Ne alaylı bakan gözlere, ne karşı çıkan büyüklere, ne de dost sözüne aldandık. Kendi ateşimizde yandık, en önemlisi bir birimizi anladık. Romantik şarkıları serin aksam üstüleri yaşadık seninle. En güzel çiçekleri verdin bana. Rüyalarda bile hep ikimiz vardık. Gerçek aşkı tattık bunu sende biliyorsun. Öyleyse hep aynı duygularla kalmalı değil mi? Biz birlikte olmasak da... güzel başlayan çok güzel yaşanan bu aşkı aynı temiz duygularla bitirmeliyiz. Şimdi de ayrılığın en güzelini en acısını yine biz yaşıyoruz... Ne dersin bu da Allah’ın bir lütfü değil mi bize? Lütfen ağlama. Neden benimkilerle yarışıyor göz yaşların? Sen benim güçlü kocaman sevgilim değil misin? Güçlüsündür sen... seni hep böyle hatırlamak istiyorum, haydi sil gözyaşlarını. Hava da kararmak üzere, zaman bize hep acımasızdı zaten. Yine öyle çabuk olmamızı istiyor herhalde. Sana bir şey söylemek istiyorum. Mavi gömleğin sana çok yakışıyor bir daha kız tavlamaya niyetlenirsen bu sözlerim aklında bulunsun. Bir de küçük bir istek arkana dönüp bakma tamam mı her şey burada bitsin, hoşça kal... |
YAŞLARIM ACIYOR Gözyaşlarım öyle sessiz inerki bazen Yüzümde tuzları yara yapar, Acıtır yanağımı Bazen öyle şelaleler oluşurki Altında serinlerler. Bir bıçak sırtında vurulurum en can alıcı yerimden. Kimse bana geri vermez umutlarımı!... Bir yokuşu tutturmuş giderler... Damlalarda görürüm Gidenlerin izlerini.... Yılmışlığın fotoğrafını. SEVGİ DAMLALARI |
Canım yalnızca sevmek istiyor seni.Öncesinin ve sonrasının arasına alıp değil,alışılmış bir tören gibi değil.Hiç dokunmadan,belki de gözlerine bakmadan,konuşmadan belki belki de her zaman yaptığımız gibi değil.. Canım yalnızca sevmek istiyor seni.Unutup,tekrar hatırladığım çok sevdiğim bir şarkıyı hiç bıkmadan defalarca ara vermeden içten içe mırıldanıp zamandan koparıp alır gibi.. Canım yalnızca sevmek istiyor seni.Saçlarını yüzünden ayırıp,gözlerini kirpiklerinden, ellerini bileklerinden,ismini bedeninden ayırıp,ayrı ayrı bir evin odalarını gezer gibi,keşfeder gibi, ilk kez ve merakla ve hayranlıkla,bir kırmızının detayında dakikalarca takılıp bakar gibi canım yalnızca sevmek istiyor seni.. Canım yalnızca sevmek istiyor seni..Nereye varacağını bilmediğim bir kaçamak yolculuğa,sırf aklıma esti diye,sevdiğim hiçbir eşyayı almadan yanıma çıkar gibi..Süregelen bir sevgiyle değil,öğretilmemiş,bilmediğimiz biçimlerde,kuşların kanatlarını açıp,özgürlüğe süzülmesine yarayan içgüdüleriyle,içimden geldiği gibi canım yalnızca sevmek istiyor seni.Tarifsiz bir hisle sevmek istiyorum seni. Tatlı,ekşi ya da tuzlu değil,bilmediğim bir tatla,bir duyguyla.Öyle,bir meyvenin tadını alır,bir kitabın adını okur gibi değil; bir yaz günü tenine vuran sıcaklığı gibi güneşin,serin bir akşamın denizden esen rüzgarıyla içine işlediği yosun kokuları gibi,anlatamadığın ama bırakmak istemediğin,bitmesini istemedigin bir hisle.. CANIM YALNIZCA SEVMEK İSTİYOR SENİ.. NE UMUT ETMEK,NE DE BEKLEMEK..BASKA HİÇBİR ŞEY.. |
Sen gittin masal bitti Sen gittin evimin adresi, kapımın zili gitti Sen gittin sazımın teli, kuşumun dili gitti Yangınlar düştü yüreğime /ıssızlaştı şehir Sokaklara hüzün yağdı/ gözlerime yağmur Üstüme kapandı kapılar, ben kapandım içime Günlerce haftalarca ağladım Kırık bir ağaç dalında,öksüz bir kuş gibi kaldım Sen gittin be gülüm, Hazanlar başladı bahçemde Yaprağa duran ağaçlarım gitti Umutlarım gitti, baharlarım Tutam tutam saçlarım gitti Dudağımda şarkılar öksüz kaldı Yanağımda damlalar Katar katar göçüp gitti kuşlar Bir bulut gibi nehirler gibi Gözlerimde akıp gitti yaşlar Kapandı üstüme kapılar, açılmadı bir daha Bir daha güldüğümü gören olmadı Zehir-zıkkım oldu yaşamak Küstüm bütün dünyaya Sen gittin Kapımın zili, kuşumun dili Sazımın teli gitti Yüreğimde kanayan siirler Masamda sigara izmaritleri kaldı Ben kaldım öyle kimsesiz öyle tesellisiz ortalarda Birde yıkıntım Yaslandığım duvarlarım yıkıldı,güvendiğim dağlarım Her gece yıldızlara bakıp bakıp ağlarım Sen gittin Şiirlerim öksüz kaldı Kalemlerim, defterlerim Ellerim, gözlerim, kirpiklerim Yüreğimde kalkıp giden gemilerim Dillerim öksüz kaldı Dağıldı ne varsa senden yana geride kalan Çöl oldu şiiristanım Hayalim, düşistanım Sen gittin Kemanım yayım, güneşim ayım Mutluluk payım gitti Kara bulutlar çöktü üzerime Bir ben kaldım öyle boynu bükük ortalarda Bir de yastığımda yağmur hıçkırıkları Sen gittin Sustu kalbimin bülbülü Bahçemin gülü soldu Yoldu bağrımı yokluğun Sarardı çimenler Bütün çiçekler boyun büktü Bütün ağaçlar yaprak döktü Kuşlar da göçüp gitti ardından Yaşanmamış mevsimler gibi Geçip gitti baharlar Sen gittin Evimin adresi gitti,zilimin sesi Ağzımın tadı Mutluluğumun adı gitti Yaslı yaşım, gamlı başım Zehir aşım, otuz yaşım kaldı Sen gitin Hayalim düşüm Sevincim gülüşüm Servetim işim gitti Sen gittin Özlemin yüreğimde Yokluğun kirpiğimde çoğaldı Sen gittin umudum gitti Gururum gitti Her gece oturup ağladım Islandı/ ekmeğime karıştı korkunç acı Gülmek nedir unuttum gitti Sen gittin Kavruldu bahçelerim Çiçeklerim soldu Gelmedin Acılarım içimde fışkıran kan oldu Sen gittin Çakıl taşlarım Yürekvuruşlarım Sevgikuşlarım gitti Yaralı bir ceylanın bakışında yaralı kaldım Her yerde izimi arıyor avcılar Korumasız savunmasız kaldım Sen gittin anlımın kara yazısı kaldı Kalbimin sızısı Sen gittin, masal bitti Nuri Can |
BEKLENEN HEP YARINLARDI Yüzün güneşe bakardı. Günebakanlar kıskanırdı. Zaten sen bakmazsan güneş parlamazdı. Yüzüne hayranlıkla bakarken gözlerin bir sevdayı anlatırdı. Ben o sevdanın tutkunuydum ve bir sevda ancak böyle tutkulu yaşanırdı. Hüznün karanlığına teslim gecelere,senin varlığınla direnirdim. Varlığın beni çoğaltırdı. Ne kadar çoğalırsam aşkım o kadar büyürdü ve aşk sadece senin adınla vardı. Elimdeki bir kaç umut kırıntısı her gün ama her gün yeniden besteleyip bitmeyen bir aşk senfonisine dönüştürürdüm. Her notası seni anlatırdı. Sen duymazdın ama dinleyen herkes seni anlattığımı anlardı. Günler solar,mevsimler değişir,zaman delice akardı. Yalnızlık bir kılıç olup yüreğime saplanırdı sensizliğe günce yazıp kimsenin bulamayacağı yerlere saklardım. sensiz olduğum bilinsin istemezdim. Çünkü bu yürek sadece seninle atardı. Ağlardım,kimse görmezdi. göz yaşlarım içime akardı. Seni özlemek bir fırtınayı andırırdı. fırtınalar içimdeki sevda ağaçlarını kökünden kopartırcasına sallardı. Her seferinde bir yolunu bulup ağaçlarımı kurtarırdım.Bu yüzden benim sevdam yıkılmazdı. Aşkın yarını yoktu ama bizim beklediğimiz hep yarındı. Bugün hiç yaşanmadı. Bu ne sana ne de bana uyardı ama çaresizlik elimizi,kolumuzu bağlardı. Hayata isyan ederdim,isyan tek arkadaşımdı. Bu sevdayı yaşamak, ayakta tutmak kolay değildi,yorardı. Yinede şikayet etmezdim,çünkü senin için her şey göze alınırdı. Hain değildim ben,seni aldatmadım. Beynimde yüreğimde seninleyken bir başkası bana yabancıydı. Yabancılara teslim etmedim kendimi,kimsede teslim alamadı beni. Mükemmel değildim hatalarım vardı. Ama hatalarımı fark edip düzeltmeyi bilirdim.En ufak hata seni biraz incitse beni yıkardı. Şimdi “gittim” diyorsun. Hiç kalmadın ki benimle gidesin…Benimle kalan hep yalnızlıktı. Olmayışının hiçbir önemi yok. Bir tarafında hep sen olsan da benim aşkım bağımsızdı. Hayatta hep tatlı anlar yoktur ya, nasıl yaşadıysam seni, acıyı da yaşamayı bilirim. Aslında çokta üzülecek bir şey yok.Çünkü bu aşk baştan sona imkansızdı… Alıntı |
Kurşuni gecelere sakladım Dudağımda bıraktığın son tebessümü Ben unuttum Sen unutturdun gülmenin alfabesini Yalnızlığım çıldırıyor yine Yüreğinin değirmenlerindeyim Unufak oluyorum adını her anışımda Senin için diktiğim iğdelerin Köküne gömdüm Vuslat adına ne varsa Almaya korktuğum son bir nefessin şimdi Canımda Ektiğin sensizlik Solmuyor bir türlü içimde Onulmaz yaradan akan kandır şimdi Sadakat yeminleri Nasıl bir iz se bu bıraktığın Katmer katmer birikiyor Adını kazıdığım asırlık Alnımda Sussam diyorum Adını hiç anmasam artık Dilim saplanıyor bağrıma Bakışlarında doğranıyor çığlığım Elimde kalan öksüz bir inilti İnim inim inletiyor sensizlik Çırılçıplak bir ölüm nöbet tutuyor Kapımda Her nefes alışımda Göğüs kafesimde sıkışıyor Ömrüm 18.09.2008/Edirne İrfan Özcan |
sensizlik YOKLUĞUN..! Senin yoklugun diger yokluklara benzemiyor. Uyutmuyor mesala, uyumuyor.Için ürpererek titriyorken, eline aldigin bir bardak sicak çay bile isitamiyor seni.Çayin simitle olan arkadasligi kadar kutsaldi sana sevdam. Ve simitten düsen her susam tanesi kadar korunmasiz. Yine de güzel bir günün ardindan gelen yagmur gibiydin benim için.Ve her yaz yagmuru gibi gelip geçtigini sandin, yanildin.Yaniltilarimiz sürdü gitti günlerce... Avucumdaki iki çizgiden biri olmustun ve ben nasil ayrilabilirdim ki senden. Duyulan, yasanilan ve çekilen her derdin üzerine kazidim adini ve umudun adini degistirdim senin yüzünden, sen bunu hiç bilmedin. Adini bile bilmedigim bir radyo istasyonunda, yarinin bugünden daha güzel olmasi dilegini savuran gereksizler, tek çarelerinin bu oldugundan ne kadar da emindiler. Oysa sen böyle miydin... Bilirdin yarinin bugünden farkli olmayacagini. Ve bizim tek derdimiz dündü... Ne sen acilarindan biktin ne de ben. Kan kaybeden ve tarifsiz bir dün degilmiydik ikimizde... Sen, güzel bir günün ardindan gelen yagmur, yine sasirtiyorsun beni bugün ve içinden geldigi gibi davraniyorsun yine; sonucunu hiç düsünmeden. Ne olurdu sanki çektigim tüm acilarin tek nedeni sen olsaydin. EYLÜL'de gelen sonbahar gibiydi gelisin.Ve gidisin, gidisinin tarifini yapsam neye yarar ki! Beni üzen tek sey; giderken bana hesap sormaman. Inanmadigin her ben için sana hesap vermeliydim ve suçlamaliydin beni suratsiz bir suratla. Kendini benden alabiliyorsan, hiç durma... Ve bir elmayi sever gibi sev beni. Yarin sensiz bir sabaha daha uyanacagim. Ne bir telefon ziriltisi olacak ne de masum konusmalar. Yok artik bir mum isigina sarilip yatmak ve hayal etmek güzelligini. Neye yarar simdi senli geçen günler. Siradan bir telefonun bu kadar kutsallasacagini bilemezdim. sayamadigim kirginliklarimin arasinda kaybettim seni. Biseyleri anlatmanin zorlugunu çekiyorken ve anlamani bekliyorken çekildin bu kiyilardan. Bir zamanlar benim gökyüzümde geziniyorken, simdi kan kaybeden geçmisimin en önemli yarasi haline geldin. Yine de utanma, suçlama kendini; nasil dayanirim buna. Hadi bu gece de sen uyuma ve bir kez olsun sahip çik gözyaslarima. Hadi bu gece de sen karsila sabahi benim yerime, benden önce, "günaydin" demeyi dene yeni dogan güne. Yarin yine de sevecegim seni. Ne yani, sen "hayir" dedigin için vazmigeçecegim benden. Ne kadar kolay söylemistin... Gizlice girdigin hayatimdan firtinalar kopartarak çekip gidiyorsun. Gelisini hissetmedim ama gidisin yakiyor. Keske gidisinde gelisin kadar sessiz olsaydi. Günesini bulutlarin ardina gizliyorsun hakkin olmadan. Ve ben hakkim olmadan sevdim seni kendim yerine. Ürkekliginin cezasini bana mi çektiriyorsun acaba... Ne garip; kendi suçumun altinda eziliyorken senin suçunun cezasini yasiyorum. Hem de bir sabahçi kahvesi sogukluguyla... Yasadigimiz her kelime bir silahin sarjöründeki mermi gibi simdi. Hesabini kim verecek bu cinayetin... Sen kaç yine, hiç durma buralarda. Ben bir süre daha buralardayim ve sevecegim senin yerine de. Sen kaç yine, ben korkmayacagim senin yerine. Seni yasadigim hergün çiglgk çigligaydi sana. Anlatmak diyordum anlatmak, ölüm soguklugu ve göçmen kuslar karamsarliginda sevmekti seni. Yakalayamadigim gölgenin pesinden kostum hep. Bilmek istedigim tek seydi senliligin nereye çikacagi. Ama ne garip, bir çift gözün dayanilmaz cinayetine ortak oldum simdi. Yok iste, elimde kalan sensizligimi bile aliyorsun damla damla. Oysa kirik dökük sevdanin onarimi gibiydi sensizlik. Bilmek gibiydi, anlamak gibiydi, vurulmak gibiydi yoklugun... Ve kendimi her vurdugumda bosalan sarjörlerin yerini alan sen, yine dolduruyorsun bosalan beni. Ben, yaptigin kaçamagin hesabiyim belki. Ve söyleyemedigin her kar tanesi kelimenin kendisiyim. Zorladigin masumiyetini göklere çikartiyorken siradan bir kum tanesi gibi savuruyorsun sevdami. Kimbilir kaç sevdanin devamliligini sagliyorsun hasret hasret. Ben de burçagindayim simdi sensiz kalan her yasamin. Vurdugun her yürek atisi adina isyan etsemde sana, vurulmuslugumu saklayamiyorum ne yazik. Bir defter yapragi kirisikligi hayatimin en önemli detayisin sen. Tek eksik, gelmeden gitmen oldu sensizligime. Bende simdi gittigin yerdeyim, sensizligimdeyim. Içime dertti bir kez olzun tutamamak ellerini. Hiç beceremedim hem ellerini tutup hem gözlerine bakmayi. Ya ellerini tuttum gözlerin terketti; ya gözlerine baktim ellerim üsüdü. Adi ve yüzü olmayanlarin sevdasindayiz ikimizde. Benim yüzüm yoktu senin adin... Kapkaranlik bir yüreksizligi aydinlatiyordu oysa ellerin. bulutlanan her gözyasi gibiyim artik. Bilirsin birkaç damladan sonra gerisi gelir. Aglamak diyorum yani, utanmak için bende kalan tek kaynak. Yine de sevdim sevgisizligini. Ve yine de sevdim korkakliginı.. Ismarladigin her aci için sevdim seni... Alıntı |
| Saat: 22:05 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık