![]() |
SUSKUNLUĞUNA İNAT Uzaktın, Anlamadığın dilimi duyamayacak kadar.” Koşar adım geçtim sınırını Dikenli tellerini Mayın tarlalarını Karakollarını Bir yudum su gibi içtim Çocuğun memeye sarılışı gibi sarıldım yollarına İştahla... Sorsan parolam yok ____________ O kadar güzelsin ki Vurulmam kesin emir. / Esirinde olabilir -d- im ya / Git – me dedim sana Soluğumu kesmişti mavi bir akşam üstü, Ardında büyüyen gölgen Bir çelik gibi attığın adımlar Mavi ve keskin Yüreğime inip, kalkan Bir hançer batımı sol tarafıma /En deli sancıların sevdalısı oldum, Kıvranmam yılanları kıskandırır/ Sesimin çıkmadığı bu yüzden Senin duy -a- madığın.... Bir hançer batımısın, Çıkaramam Kan kaybımsın.... Bir kez daha yumuyor gözlerini İçimdeki tedirgin mülteci Yüreğinden vuruyor kendini senin sınırlarına Aşıyor barikatlarını Kapılarını kapama Bir hançer batımısın Sol göğsümün orta yerinde Çıkarsam Kan kaybımsın..... |
Vurgunlanmış bir yürekte ağlıyor cümlelerim.. Yalnızlık kelimelerimi delip geçiyor . İnadına bir yorgunluk yaşıyor gönlüm. Kimseden habersiz, sessiz ve kimsesiz. Bari sen olmasaydın . Yalnızlık kimsesizliğimin içine alıp götürseydi beni. Yusuf gibi soğuk ve karanlık bir kuyuya atılsaydım ve hiçbir kervan farkımın farkına varamasaydı. Kana kana su içip bekleseydim, dolu sandığım onca kelimenin içinin, boş olduğunu benden başka kimse anlatmasaydı yine bana. Düşünmek yoruyor beni. Düşünmeden yaşayabilsem , yazabilsem, sevebilsem keşke. Gönlümü alıştırmasam bir solukluk gelip gidenlere. Hep ağlasam ama kimse duymasa beni. Bağırsam avaz avaz kimse çığlık sanmasa. Keşkelerim şeddelese iyikilerime kendini.. Sözlerimin en hükümsüz tarafını atsam içimden, ve hükmetsem dağarcığımdaki tüm cümlelerle yine kendime. Sözüm dilimin döndereceği son harfe hükümsüz kalır hep yinede. Cümle kendiliğinden dökülür yüreğimden gizlice. Dilimin suçu yok bu işte. Hiçbir dilbigisi kuralı gönlüme geçmiyor, dilim: 'çıkmamalı bu söz' diyor ama yüreğim dinlemiyor. Dilim yüreğime sözünü geçiremiyor. Yürekten konuşuyor artık benim cümlelerim ,dilim aradan çekildi çoktan. Artık kaç nakarat yazarsın dilimi döndürmeye. Kaç dizelik yüzgörümlüğü verirsin mührünü çözmeye. Boşa uğraşma yâr, dilim cümlelerine yüzünü sürmez artık. Yağmur ilk toprağa düşer. Söz ilk yüreğe. Bir haramlık kaldın sen bende, helâlleşmeye yüzüm yok. Hak arama bende ahirette, ortalara düşüp seni aramaya niyetim yok. Gözlerim bir vurgun daha yesin senden. Hakkını al benden! Bu son olsun , son yalnızlık, son veda ,son söz. Düşlerimin çıplak yanlarını gece karanlığına bürüyeli çok oldu . Sabah hiç olmasın istiyor düşlerim aslında , çıplak kalmak istemiyor onlarda. Gözlerimden yüreğime ılık ılık indiriyorum seni. Elimde mendil yok! Bu sefer silmeyeceğim seni benden , terk-i yüreğimin sorumlusu olmaya niyetim yok. Titremez artık kirpiğim senin sözlerine. Ama hiçbir mendil silemez artık beni senden. Bıraktım artık bendeki seni gözlerimden . Zulmetimin şiirini yazmaya yetmez senin sözlerin. Niyet et bana can! Yüreğinden sökülmesin gözlerim. Çek ellerini gönül hanemden, son nefesini vermek üzere bu yara kapanmak için. Gözlerimden az akıtmadım seni yaramı iyileştirmek için can. İyileşmişim artık ben, gitme vaktin geldi ellerimden. Bir tesbihliktin sen dilimde, çektim ve bittin ellerimde.. |
Üşüyorum Dilimde sessiz bir ıslık!.. Sonsuza ezgiler üflüyorum. Beynimin ikliminde, Tek mevsim var üşüyorum Mehmet Akif Baltutan |
Gülün Kaderi http://img388.imageshack.us/img388/430/gulhh2uw9.jpg Gülmeyenler Bahçesinde Bir Gül İle Dertleştim Dedim Nedir Pürmelalin Yanlızlğımı Seçtin Dedi Bende Bir Gülüm İsterdim Hep Gülmeyi Gülistanda Dem Tutup Sevmeyi Sevilmeyi Ağlamam Ondan Gözyaşım Ondan Yapayalnız Kalmışım Dertlerim Ondan... "Alıntı" |
Sen yoksun sıcağını arıyorum sen yoksun sıcağını arıyorum sesin yankılanıyor odam da kokun sinmiş dokunduğun eşyalara, masa ya ellerinin izi var çaldığın plakta sen yoksun sıcağını arıyorum bir tel saç bırakmışsın koltukta bir de gülümseyen resmin var onlarla beraberiz onlar senden bir iz sen yoksun sıcağını arıyorum Birol Akbaba |
NOTALARI KURŞUNLANMIŞ BİR ŞARKIDIR YALNIZLIK http://www.e-sehir.com/siirler/images/503bar.gif 'le bruyere, bir yerlerde, 'yalnız olmamak gibi büyük bir mutsuzluk!' der. kendi kendilerine katlanamamaktan korkarak kalabalıkta kendilerini unutmaya koşanları uyandırmak ister sanki. bir başka bilge, yanılmıyorsam pascal da, 'neredeyse bütün dertler odamızda kalmayı bilmememizden geliyor başımıza' der; böylece, içekapanış hücresinde, mutluluğu devinmede, bir de yüzyılımızın deyimiyle kardeşcil diye adlandırılabileceğimiz bir fuhuşta arayanları getirir usumuza.' -Baudelaire- yalnızlığın atlası: I hayat, çarpar ya ağırlığını camlarına evlerin, ışıklara aldanmayın, evler de yalnızlıktır, evler de... siz çekersiniz gece büyür, gece çeker de bazen siz küçülürsünüz; geceler yalnızlıktır... yalnızlığın tablosunu çizer ufukta biri, atlasını yalnızlığın uzak sularda bir gemici; birileri sınırlar koyar, haritalar basar biri; oysa harita basan bütün matbaalar suçlu, bütün silgiler yalancıdır haritalar yalnızlıktır... kaç bin ışık yıl uzağız belki de en uygar gezegene... ay tutulur- sa ay orda bir yalnızlıktır yalnızlıktır emzirdiğimiz göz göre göre... II yerkürenin son jesti insanın dehşet yalnızlığı olacak. biz yine de çiçekleri sulamayı unutmayalım, ama yalnızlığımız çiçeklere de kalmayacak... bu gezegen her gün milyonlarca ton ağırlaşıyor; her gün aşksız, azıksız azalıyoruz... azalıyoruz, çoğalıyoruz: ikisini birlikte tartsak azlığımız çok gelecek. yerkürenin son jesti insanın dehşet yalnızlığı olacak! bunu bilmek için kutsal kitaplara gerek yok; işte hiç de kutsanmayan bir kitap bile bunu söylüyorsa, inanın, yalnızlığımız kitaplara da sığmayacak... III bir ölüdenizdir yalnızlık... bir çınarın upuzun gölgesidir çınar boylu yalnızlık; atlasına akbabalar, haramiler tüner de kendi olmakta diretir yine... IV her insanda birden doğan, ama can çekişip ölemeyen yalnızlık. herkes bir evrede anlar bunu; kimileri de menapozlarda, antropozlarda, bir gözaltında, uzun bir yolculukta ya da. dal değil, köktür yalnızlık; kurumuş olmalıdır ve bir daha yeşermez... V okyanuslar analarıdır denizlerin; gökyüzünün anası yok: gökyüzü yalnızlıktır. kurt dağında, kuzu sürüsünde, çoban kavalında yalnız. kalabalık, kabarık verirsin kavgalarını; bin yumruğun tek olup göğe doğrulduğu günlerde de, akşam, dönerken evine ekmeğin kadarsın... yazıyorsan duyarlığınla yalnızsın kendi derininde; duyarlığınla: suya yazılan sözlerle... en az yalnızlık çeken şairlerdir yine de; bölüşürler seslerini birlerle, ikilerle, beşlerle, ama beşlerle... VI o, sevgiyi kendi için istiyor; sevgisiyle yalnız. onu değil, ben sevgimi seviyorum, sevgimle yalnız... yalnızlığı deşiyorum: yapayalnız, yapayalnız! sonra bölüyor, bölüşüyor, topluyor, çarpıyor ve çıkarıp giysilerimizi birer birer sevişiyoruz; susup kalıyoruz belki, çekip gidiyoruz. geride kalanın adını yalnızlık koymaktan hep ürküyoruz... işte kadınlar da, erkekler de doymaz uzuvlarıyla birer yalnızlıktır... doğasının insana ihanetidir yalnızlık; özünde yaşamın da, ölümün de birer ihanet olduğunu kavradığımızda sorun yok... VII tek kişilik kalabalıktır aşk. aşk tek kişiliktir; ikinci kişiye bilet yoktur. kendinin yayasıdır aşkta ikinci kişi, kendinin mayası; herkes kendi sevgisini sever... aşk nedir incil'e göre? nedir tevrat'a, zebur'a, kur'ân'a göre? bu kitaplardaki aşklar, küfürler neyin rengine göre? insandır, insan aslolan: insana göre! bir bedeni o kıyısızlığa bırakma saati geldiğinde gitmek bir yalnızlıktır. bütün gitmeler yalnızlıktır. kalmaya göre... VIII sevginin ve cesaretin cesetleriyle günler ağır ve kirli, tortusunu bırakırken ömrümüze; günler, düşlerimize, özlemlerimize... uzaklığın şakağında kaç namlu kim bilir yakın olmasın diye? sonra biz, burada uçurumlara teslim gençliğimizle... IX en rezil parayla insan arasındaki yalnızlıktır; hiçbir inanç, hiçbir ideoloji, hiçbir aşk, hiçbir kitap bu yalnızlığın kurallarını bozamıyor. bu da bir yalnızlıktır... X 'yalnızlık bir yağmura benzer...' yağmurdan önce biz, bütün çılgınlıkları bir bir bölüştük. bir bir türküleri, telaşlı koşuşları; silahları, tabuları, ayrılıkları; çoğaltıp yalnızlığımızı feodal tekkelerde, ellerimizin üzerinde bir el bile yokken bölüştük vuruşları. sonrası geceydi ve yalnızdık: çoğalttık susuşları... yağmura yakalandığımız gece- ye çarptık; geceye hiçbir şey olmadı, ama biz paramparçaydık! ve hayat gaspetti o vakur duruşları... XI hâlâ dağların üstünde, zambakların içinde işte şu hayat; destan ve yalnız hayat! yalnızlığa halay halay ellerim; kırılası, kırılası ellerim! benim ellerim, yuh ellerim, şair ellerim... kalemini silahıyla koruyan, kalemi de, silahı da yalnız ellerim; 'yalnızlık bir yağmura benzer' yağmurlarda sırılsıklam ellerim... XII daha birileri bir yerlerde yaralardan söz ediyor; sonra binlerce ses o bir sesin üstüne, belki de yüzbinlerce... ama kime anlatılır ki yara, orada yara olarak yalnız. yarayı anlatan, anlatırken; yara ise yara olarak yalnız destan ve yalnızdır hayat kırılası ellerim herkes kendine göre bir yalnızlıktır... XIII iyi ki doğmadınız hiç doğmayanlar ya da doğması olasılık kalanlar. doğarken biz de spermdeki olasılık kadardık; o olasılıkla doğmak veya doğmamak üzere yalnızdık. şimdi de yaşamak ve ölmek hâlâ bir olasılıktır. her mengenede, kederde en çok da yaşamak bir olasılıktır. sevişmek ey, yaşamak bir olasılıktır! XIV yalnızlığı sevişirken eksiltiyor, eskitiyor ve eskiyoruz... seviştiğim gece emzirdiğim gecedir. özümü katarım ona; geceyi kanatırım, gece beni kanatır... geceyi kanatırız, gece bizi kanatır. geceler insanlığımız insanlığımız yalnızlıktır... XV giderek insanlaşıyor, uygarlaşıyor ve insansızlaşıyoruz... 'görgü tanıklarının ifadelerine göre' dağınık yüzü günlerin ter ve keder içinde; zanlıları her sabah o resmi geçitlerde... işte hayatlarımız intiharların ve cesaretlerin sustuğu yerde; hayatlarımız diğer hayatların da cesetleriyle... hayatlarımızda kimselerin bilmediği yalnızlıklar; ama kimseler bilse de, bilmese de yalnızlık var ey bütün yalnızlıklar! XVI şimdi travestiler kalçalarında ve slikon göğüslerinde biriken yorgunlukla dante'nin 'ilahi komedya'sını konuşuyorler sperm kokan duvarlarla... o yırtık, yamalı ve yaralı sevgilerden, o kaypak sevgililerden, servetlerden geride hep namuslu bir ******m oldu benim de; tünediler yalnızlığıma hüzünlü bir yüzle o gecelerde... sonra günlerin de üzerinde bir hayat; sürgit yoğunlukların, yorgunlukların, öfkelerin üstünde... XVII şimdi güzel bir deniz karşımda; korkunç çırpıntılı, dehşetli mavi bir deniz tutmuş da bir ucundan b(akıyor) uzaklara... uzak, uzaklığında ben kendi yakınlığımda yalnızım ortalarda olsam da ortalı yalnızlıktır... XVIII böyle yakın uzaklıklarda hep yalnızlıklar ve 'yalnız değiliz' derken de yalnız! işte cesetler ve cesaretler içinde aynadaki suretimi tuzla buz ediyorum; keder ırmakları akıyor ortasından... birden bir kırlangıç sürüsü kanat çırpıyor uzaklara; yollara ve yolculara bakıyorum da, şarkıların kırık dökük notaları saçılmış sokaklara. herkes kendine göre bir şarkıyı tutturmuş yangınlar ortasında! /yangınlar ortasında: notaları kurşunlanmış bir şarkıdır yalnızlık.../ yılmaz odabaşı |
Alışamadım Birtanem, Geceleri üşüyorum ama soğuktan değil.. Tutamamaktan sıcak ellerini, Tutunamamaktan yüreğinin sıcaklığına. Gecelerin sensizliğine alışamadım. Alışamadım birtanem, Karanlığın beni yalnızlığa atmasına. Alışamadım birtanem, Yalnızlığın her gece benim ile yatmasına. Alışamadım, Sensizliğin yüreğime diken olup batmasına. Alışamadım,işte alışamadım. Geceler soğuk ve sensiz, Yokluğuna akıyor zaman, Yine sabah oldu, Bugün günlerden sensizlik, Ellerim yine yalnızlık cicekleri topluyor, oysa o cicekler senin saçlarında olmalıydı. Vakitsiz yaşiyorum günleri Yine Sensizlik dünde kaldı, Yaşadımmı bilmiyorum. Bu gün yine sensizim, Bu günde,dünde kalacak, Yarının Sensizliğinde nasıl yaşarım, Onu da bilmiyorum. Ya sensiz saatler, Ve ardından gelecek, isyankar geceler. Göz yaşlarım içime aktığında, Yine sen olmayacaksın, yine buz gibi bir yalnızlık. Ama yalnızlığın buz tuttuğu yerde, Yine yanan bir kalp olacak,ve yine, O kalp senin için yanan, benim kalbim olacak, Bu isyanım sana değil, sen olamazsın, Kaderimin oyunu bu, Tek başına bozamazsın. Hayat Bize, mutlu olma şansı vermiyor sevgili. Çünki biz, kendimizden başka, Herkesin üzüntüsünü Üzüntümüz, Acısını acımız yaptık. Çünki tanımadığımız bir göz yaşı bile, İçimizi parçaladı. Çünki biz insanlığı seçtik, Çünki biz insan olduk. Çünki biz olmaya devam ediyoruz. ATAKAN KORKMAZ |
Ben ne günler gördüm ne günler yaşadım. Senden öncede vardım,senden sonrada olacağım. Alnıma ayrılık yazmışsa kader, Her zaman,her yerde yüzüme güler. Namerdim karşında ağlarsam eğer; Elinden geleni ardına koyma! Ben hiç tanışmadım ne baharla,nede yazla Haydi sende zülmet! Ha bir eksik,ha bir fazla!! Durma! Kalbinden geçeni,diline düşeni; Elinden geleni ardına koyma!!!! "Alıntı" |
Yalnızlık Kalabalıklar içinde hissediliyorsa eğer, Ya kalabalıklar duyarsızdır. Ya yalnızlığı hisseden sorunlu tevfik tükenmez |
SENSİZ KALAN BU ŞEHRİ http://www.e-sehir.com/siirler/images/503bar.gif sensiz kalan bu şehri yakmayı çok istedim mavi bir aleve dönüştürdüm kalbimi bir anda tutuşturmak istedim beni böyle umarsız bırakıp gittiğin bu zalim şehri yakamadım gözlerin dikildi karşıma bir caddenin tam ortasında inanılmaz güzel bakıyordu gözlerime hafif ıslak en özel en bilinmeyen türleri açmıştı papatyaların hatıralarınla titriyordu içim kuşlar kanatıyordu gönlümü gri bulutlar geçiyordu göğümden anlamak üzreydim neron’un roma’yı neden yaktığını karanlık bir koridor açıldı önümde anlayamadım yenik düşmüş bir napolyon kadar mutsuzdum aslında intihara kalkışan hitler kadar çaresiz yakmak üzreydim ki bu şehri hatıraların içli bir yağmur gibi boşandı üzerime kediler geçti birden kavşaklarından şehrin acı acı miyavladılar gözlerime baktılar kızgındılar kırgındılar onlar da tutulmuşlar anladım sana bendeki kadar onlar da terk ettiğin bu şehri çaresiz yakmak istiyorlar yakamıyorlar saçların dikildi karşıma bir sokak köşesinde her telinde parmaklarımın izleri parlıyordu benzersiz kokunu alıyordu kıvrımlarından rüzgar gözleri doluyordu saçlarına bakan kedilerin her biri bir kenarda darmadağın çömelip kalıyordu yutkunuyordu rengi kaçıyordu pencerelerde perdelerin nereye yürüdüysem bakışın, duruşun, sesin anladım söndürmeliyim tutuşan yüreğimi kendimi yakmış olurum yakarsam bu şehri çünkü sen her şeyinle bendesin nurallah genc |
| Saat: 20:38 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık