![]() |
Sana seslenmek için Gece sesizce başlıyor ve ırmağın- Öte yakasına geçiyor atlılar. Bir papatyanın acısını dinliyorum. Gökyüzü gitgide genişliyor. Islak yaprakların derin yeşilliği Islak dağların uyandırdığı keder. Kendime bir demet çicek topluyorum Öğretmenimin iliklediği göğsüm Ne kadar genç Ağzımda taptaze bir tütün kokusu Ve taze ceviz kabuklarının kararttığı parmaklarımda Bir ağız mızıkası. Öğrendiğim ilk şarkılar Yollar yollar yollar boyunca Söylediğim ilk şarkılar Sevgilim olan bütün kızlar Siyah önlükleri ve Kaçamak bakışlarıyla geçip gittiler İlk fotoğraflarımdaki yakışıklı saçım... Ey akşam, ey bir aşkın Başlaması ve bitmesi Ey turuncu akşam, bütün akşamların akşamı Ey mor akşam, dudaklarım gibi moraran. Gece evleri sardığında Ve bahçeleri Işıklar içinde kaçıp giden Bir tavşan gibi yalnızım. Yolun iki yanında kalan Karanlık dağların ötesinde Neler olup biter Ve girdiğimiz uykulu kasabada Lokantadaki uykulu çocuk Olgun ışıklı lokantada Olgun patatesler. Bir adamın Doğmasi ve ölmesi Ve bazı işlemeler yapması hayatında Bazı bağlardan Üzüm toplaması Bazı sinamalara gitmesi Bazı kızları sevmesi Ve ölesiye yalnızlık çekmesi Bazı şehirlerde. Ey akşam, turuncu ve mor akşam Ey gökyüzü, ey benim Gittikçe esmerleşen kalbim. Şimdi beyaz bir kızın Yanında olabilmek için Bazı çılgınlıklar yapabilirim Onu boynundan öpsem ve onunla Dünyada olup bitenleri konuşsak İngiliz birahanelerinde Damalı kasketleri Ve şaşılacak kadar yorgun yüzleriyle Ve bütün emekçiler gibi Çocuksu gözleri Partal elleriyle oturan İşçilerden konuşsak Zencilerden konuşsak sonra Gülünce bütün yüzleriyle gülen Yakışıklı ve hazin Zencilerden. Gece dünyanın her yerinde Geliyor ve her yerde Aynı duygu uyanıyor kalbimizde. Sen şimdi Duvarına bir şiirimi asmışsındır Uyuyorsundur Belki düşünüyorsundur Sonuncu kattaki odandan Yıldızlara bakarak. Ve yıldızlar her zaman Eski ve tanıdıktır. Özellikle bir tren penceresinden bakıldığında. İçimiz nedensiz bir hüzünle dolduğunda Sırt üstü uzanıp toprağa Baktığımız yıldızlar. Bir harman yerinde ya da. Düz bir damda. Uzaktan Bütün kürtçe türküler gibi Yanık bir türkü gelirken Sıcaktan bunalırken Evler ve yollar; Ve yaşlı kadınlar Uyuklar gibi büzülüp minderlerine Düşünürlerken eskisini Olağanüstü günlerini Gece sesizce başlıyor ve ırmağın Öte yakasına geçiyor atlılar Çalıların hışırtısını dinliyorum. Sana seslenmek için Yeni şiirler tasarlıyorum.. Ataol Behramoğlu |
Gitme sakın, gidersen düşlerim sende kalır...!!! Öyle bir sevinçsin ki sen, senden gelen herşeyde sevgi var, hüzün var, bazen ince bir sızı, bazen sevinç, bazen tatlı bir hüzün, öyle tuhaf şeysin ki acıyı mutluluğu aynı anda birlikte yaşatıyorsun. Sevinçsin, rüyasın, pembe bir kelebeksin, düşlerimdeki peri kızı, baharda açan gül goncası, kışın açan kardelen, içimde bir sızısın. Gitme sakın, gidersen düşlerim sende kalır... Ne güzel şeysin sen. Söyle nesin sen... Uzaklardasın, o deniz ülkesinde, sabah tanyeri, sonbaharda akşam güneşi, duygulusun coşkun akan nehirler gibi, okyanuslar gibisin, sevinçlerin en güzeli, ince bir sızısın sen... Gitme sakın, gidersen düşlerim sende kalır... Ne güzel şeysin sen. Söyle nesin sen... Baharsın çiçek kokan badem çiçekleri gibi pembe, çağla çiçekleri gibi beyaz, şeftali çiçekleri gibi rengarenksin, yeşilsin, mavisin, pembesin, yağmursun, gül yapraklarında damlasın, baharda papatya, haziran dolusun. Gitme sakın, gidersen düşlerim sende, aklım sende kalır... Ne güzel şeysin sen. Söyle nesin sen... Gelinciksin bozkırlarda, eylülde sarı yaprak, kışın bembeyaz karsın, saman yolusun gecenin karanlıklarında çoban yıldızısın, ışıksın içimi aydınlatan, ağustosta gece meltemleri, denizlerde yakamoz, okyanusta yelkenli... Söyle nesin sen. Ne güzel seysin sen... Yüksek tepelerden gelen çığsın sen, kar kadar beyaz kardelensin, müziksin, şarkısın, romansın, bir şiirsin sen. Gitme sakın, gidersen düşlerim sende kalır... Ne güzel şeysin sen. Söyle nesin sen... İçimden rüzgar olsan gelsen diyorum ansızın, fırtına olsan dağılsa bulutlar, bahar olsa gelişinle, kelebek olsan uçsan başımın üstünde sonra omuzuma konsan, pembe kanatlarını seyretsem doyasıya, pembe bir kelebeğin kanatlarında bulsam kendimi sonra hiç gitmesen. Gitme sakın, gidersen düşlerim sende kalır... Ne güzel şeysin sen. Söyle nesin sen... |
şimdi bir kıtada çocuklar güneşi öpüyor analar ağıt yakıyor bir başka kıtada yüzümde çiçekleri solmuş bir bahçenin hüznü dalıp dalıp uzaklara gidiyorum ve diyorumki, yaşamak ancak bu kadar haklı olabilir ancak bu kadar güzel ey kardeşim çirkin bir ölüm kervanında kırılsada papatyalar sen ki, bırakıp bir baharda nazlı özlemlerini uçup gittin nazlı bir kuş gibi bir sonsuz maviyi çizip yüreğime zaman acısını işlerken hayatın güldikenine Nuri Can |
http://i140.photobucket.com/albums/r30/FireBlade_album/gitme1.jpg Gitme sakın, gidersen düşlerim sende kalır...!!! Öyle bir sevinçsin ki sen, senden gelen herşeyde sevgi var, hüzün var, bazen ince bir sızı, bazen sevinç, bazen tatlı bir hüzün, öyle tuhaf şeysin ki acıyı mutluluğu aynı anda birlikte yaşatıyorsun. Sevinçsin, rüyasın, pembe bir kelebeksin, düşlerimdeki peri kızı, baharda açan gül goncası, kışın açan kardelen, içimde bir sızısın. Gitme sakın, gidersen düşlerim sende kalır... Ne güzel şeysin sen. Söyle nesin sen... Uzaklardasın, o deniz ülkesinde, sabah tanyeri, sonbaharda akşam güneşi, duygulusun coşkun akan nehirler gibi, okyanuslar gibisin, sevinçlerin en güzeli, ince bir sızısın sen... Gitme sakın, gidersen düşlerim sende kalır... Ne güzel şeysin sen. Söyle nesin sen... Baharsın çiçek kokan badem çiçekleri gibi pembe, çağla çiçekleri gibi beyaz, şeftali çiçekleri gibi rengarenksin, yeşilsin, mavisin, pembesin, yağmursun, gül yapraklarında damlasın, baharda papatya, haziran dolusun. Gitme sakın, gidersen düşlerim sende, aklım sende kalır... Ne güzel şeysin sen. Söyle nesin sen... Gelinciksin bozkırlarda, eylülde sarı yaprak, kışın bembeyaz karsın, saman yolusun gecenin karanlıklarında çoban yıldızısın, ışıksın içimi aydınlatan, ağustosta gece meltemleri, denizlerde yakamoz, okyanusta yelkenli... Söyle nesin sen. Ne güzel seysin sen... Yüksek tepelerden gelen çığsın sen, kar kadar beyaz kardelensin, müziksin, şarkısın, romansın, bir şiirsin sen. Gitme sakın, gidersen düşlerim sende kalır... Ne güzel şeysin sen. Söyle nesin sen... İçimden rüzgar olsan gelsen diyorum ansızın, fırtına olsan dağılsa bulutlar, bahar olsa gelişinle, kelebek olsan uçsan başımın üstünde sonra omuzuma konsan, pembe kanatlarını seyretsem doyasıya, pembe bir kelebeğin kanatlarında bulsam kendimi sonra hiç gitmesen. Gitme sakın, gidersen düşlerim sende kalır... Ne güzel şeysin sen. Söyle nesin sen... |
Alıştım Ayrılıklara Sen, hayatıma girmeden önce ben vardım. Sen, hayatıma girdiğinde ise ben yine vardım Ancak birbirinden farklı iki varlık İki kişilik, iki ruh, iki beden olarak... Yokluğunda ben; Geceleri oturur; Radyo dinlerdim. Aşıkların birbirine arğaman ettiği şarkıları, Ben de yalnızlığıma armağan ederdim. Herşey anlamsızlaşırdı çoğu kez. Ve çoğu zaman anlamsızlıklarda kaybolur giderdim. Yaşamak mı daha acı veriyor yoksa ölmek mi? gibi Acımasız sorularla kendimi irdelerdim. Varlığında ise herşey bambaşkaydı. Ben bir başkaydım. Gecelere seninle beraber veda eder. Günün ilk ışıklarına seninle Merhaba derdim. Ve anlamlı gelirdi herşey. Anlam karmaşaları bir bir terkedi beni. Sen de var olmayı, seninle birlikte yaşamayı Ve herşeyi seninle paylaşmayı severdim. Seni her geçen gün daha da çok severdim. Ancak nerden bilebilirdim ki masalın sona ereceğini Nerden bilebilirdim habersiz çekip gideceğini. Dün vardın bende vardım. Bugün yoksun; Bense varmıyım yokmuyum bilmiyorum. Dolmayacak cinsten bir boşluksun şimdi. Ne sana benzeyen biri bu boşluğu doldurabilir. Ne de yeniden çıkıp gelsen SEN doldurabilirsin. Öyle bir boşluk ki sorma gitsin. Boşver ve sevgili Alıştım ben yalnızlığa ayrılıklara Bırak artık böyle sürüp gitsin! |
Sevmekten Gidince... Sen beni sevmekten gidince ben bana borçlu kaldım Ya sen bana fazla geldin ya ben sana az kaldım Gitme bir adım öteye gülüm bir adımda gurbet olur Gitme bir nefes öteye gülüm her nefes hasret olur Aşk yasaklandı artık halka açık yerlerde El tutmak yol açıyor diye hesapsız Susmalara kaldırdık tüm tutuşmaları Yasak kelime oyunu yapmak Yalan söylemek mecburi ve serbest ayyuka çıkmak Artık yağmur sonraları toprak kokmak yok Tomurcuklanmak günah Ve bir insan gözü yüzünden 100 gün ardarda uyumamak Kimse ölmesin diye Kimsenin aklında her sevdalı verdiği sözü geri alacak Güneşi ayı ve hatta hiç bir tabiat olayı Şahit gösterilmeyecek hiç bir sevdaya Ne deniyorsa onu atacak kalp Ve süresi 24 saate çıkarılacak meskun mahallerde ağlamanın Sen sesini alıp gidince ben burda dilsiz kaldım Ya sen bana fazla geldin Ya ben sana az kaldım Gitme bir adım öteye gülüm bir adımda gurbet olur Gitme bir nefes öteye gülüm her nefes hasret olur Yılmaz Erdoğan |
Ölmeden Gel Giderken ardına..... Dönmedin bir daha ne halde gözlerim.... YAŞ MI BİLMEDİN. Kışa kattın baharımı.. Yarınımı... Bu günümü .....Bilemedim. Bilemedim serçem Bırakıp da gideceğini Gözbebeğim ağlarken yokluğuna ..son umudumu serdim yoluna ...NE OLUR... Yokluğunla ölmeden gel.....koynuma. Sevda Kaya |
dur bile demiyorsun Yine içime oturdu bir garip hüzün, Ağlamak istiyorum, tepine tepine, Öyle yalnızım, öyle çaresiz, öyle de küskün… Yanıyorum.. yangınlar içinde etlerim eriyor… Ve bin faryad içinde ruhum yanıyor.. Sen beni duymuyorsun… Başımı gömüp klavyeme, Tuşları döve döve yazdığım şiirlerden Hep sen çıkıyorsun… Göz yaşlarım damlıyor şiirlerime… Kan çanağı oluyor gözlerim.. Uzanıp silmiyorsun.. Artık gücüm kalmadı, Ayağıma takılan çelmelerden yoruldum, Hep düşüyorum… Düşüyorum uçurumlara… Elimden tutmuyorsun… Telli dikenler battı gözlerime.. Lanet olsun! Bak yine ağlıyorum.. Her şey kara, her yer zindan… Karanlıktan korkuyorum… Işığı yakmıyorsun… Öyle yorgunum ki, Nefes bile almaya yok mecalim.. Bunlar kahır değil gülüm, Sadece arz-ı halim.. Yorgunum.. bak gözlerim yumuluyor… Kirpiklerimde halen, Deminki yaşlar duruyor… Biliyor musun? Resmen ölmek istiyorum… Adı sen olan kurşunları Doldurdum silahıma.. İlk kurşunu verdim namlu ağzına.. Elim tetikte.. Ha çektim, ha çekiyorum! Sen ‘Dur! ’ bile demiyorsun…. Ölüm isteğim kamçılarken beni… Sen susuşlara sığınıyorsun.. Eyvallah … öyle olsun mehmet yılmaz |
Sana yaptırayım ey zaman-aman İnsan kemiği tarak, Tara kâküllerini ve ellili yılları Bir yana bırak. Derdimi arzetmeğe bir dem bulmamışken ben, Ey dost, tanıdılar seni ve derhal geri aldılar Sarı giymesek de olacağı buydu zâten. Bekle orda üzerin sarı yapraklarla örtülü Âhüzarı beni muhtemelen ağlatabilir, Lütfen uyarın Bülbülü. Söyleyin Bülbüle nâliş filân etmesin Bu bahar Feriköy’de kalsın İstinye’ye hiç gitmesin Esther Williams’lı ayna, plastik tarak Çok Fahrettin Kerim’li ve Ulunay’lı bir yaz Ey zaman, tara sen yine kâküllerini Ve ellili yılları Bir yana bırak. Hüsrev Hatemi |
Gidiyorum Vakit doluyor ,gitme zamanı Doyamadın bana , yüreğinde kalsın son kurşunum Bir parça sevdayı sar bohçana , Sakla onu kızıl topraklara. Hoşçakal gözümün nuru , Karacadağda yükselen çoban ateşine yazdım son mektubumu Nameleri duman duman aksın her gece yıldızlarına. Gidiyorum baygıngözlüm Uzaklar beni çağırır sensizliğe Soğuk ,sessiz bir toprak düşer üstüme Kırılgan bir şarkının notaları zincirlemiş beni Gözlerindeki bulutları açmaya gidiyorum Hoşçakal nefesi şiire boğulacak adam Yarınlarına öksüz kumrular saçtım Cigara ziftleneceğin ,sessiz sokaklara yanlızlık bıraktım Gidiyorum ,yanakları yağmurlara bulanacak yarim Vakit tamam Bir aşkın fidanından çatırdayan dal gibi Ürkek karanlığın beşiğine düşercesine. Mavi gecenin dalından bir yıldız kayıyor Alacakaranlığın küskün şafağına, Hoşçakal , mezarıma sızlanıp, ağıtlara boğulacak sevdiğim |
Derdim Başka Sanma ki derdim güneşten ötürü; Ne çıkar bahar geldiyse? Bademler çiçek açtıysa? Ucunda ölüm yok ya. Hoş, olsa da korkacak mıyım zaten Güneşle gelecek ölümden Ben ki her nisan bir yaş daha genç, Her bahar biraz daha aşığım; Korkar mıyım? Ah, dostum, derdim başka... Orhan Veli |
Gitmek En Çok Bana Yakışacak... uzunca bir yolculuk vakti şimdi bu yüzden en çok bana yakışır hoşçakal demek üstelik giden şimdi benim ya adıma terk eden deniliyor kimse bilmiyor zorunluluktan gittiğimi… değiştiremedim bu yazgıyı ne yaptıysam öyle bir sancı ki anlatamazsın kimseye üstelik her gittiğinde iki parçaya bölersin kendini biri bıraktıkların,diğeri seni bırakmayanlar ölmessin ölmeye de, en sonunda kendine de yetmezsin… hep ardımda nemli bir ben bıraktım en çok da onu almayı istedim yanıma hiçbir zaman benle gelmeyeceğini bile bile… uzun zaman sonra fark ettim hep “sen” dediğimin aslında “ben” olduğunu yarım kalan ben, resimlerdeki gözü yaşlı çocuk, yüreği alevler içinde yanan ben… kimse bilmez ne haldesin yürek kirpiklerin ucunda, ağlamaya korkarsın… şimdi ben gidiyorum ya, gitmek en çok bana yakışacak murat uzun |
Gidiyorum... http://www.resimyuklet.org//images/c219b3fa497b9032dfc34a6b165a856e.png Şimdi gidiyorum, senin varoluşunda bana gitmek kalıyor. İçimi burkuyor tabi, hatta yaşamadığım bile söylenebilir. Lakin; kalınmıyor da işte. Gözlerine bakışım yasakken, yüreğinin kıyısından geçmem imkansız, Yoğruluyorum! Toplanmam zaman aldı epey... Onca senliğin birikimi var. Yerli yerine bıraktım da herşeyi, gözyaşlarıma kıyamadım. Sen... Sen dilesen, parmak uçlarınla dindirindin yağmurumu ya, kıyamadım benle ıslanmana... Sen de kıyamazsın ya yağmuruma "Ağlamak anadiliymiş tüm dillerde ayrılığın..." Kabulleniyorum ve akıtıyorum kurutmaksızın. Susmayı hiç beceremedim, ağlarken bile. Bu yüzden ben bir yandan yoğrulurken, seni yo-ru-yo-rum! Yüreğine yaslanasım var ama olmaz! Bir ayrılık bu! Şimdi benim de tüm ayrılıklara eş bir dilim var... Gidiyorum... |
Gidiyorum yine buradan Ne zaman geçti o güzelim üç altin gün? Hayret degil mi yaa? $a$irmamak, ta'accübe düsmemek imkânsiz Gönlümün gülü, anlasilan o ki, bu özlem bitmez Beni sana baglayan bu sicim gibi urganlar Her dönüsümde kuvvetli aglarini örüyor Ne acâib bir Dünyâ Bir varmis bir yokmus degil mi? Benim sana olan hasretim biter mi? Sen yanimda olsan bile görüyorsun fayda etmiyor... Doyamiyorum sana Doyamiyorum o sicak bakislarina Doyamiyorum rûhumu oksayan sesine Doyamiyacagim belki de Doyulmaz da zâten... Dünyâ'nin fâni oldugu ne kadar belli degil mi? Her sey gelip geçiyor, zaman akiyor Ancak Bâkî Mekân'da ki vuslâtimiz bize kâr eder Yoksa her gün yüzünü görsem, Her gün sesini duysam nâfile... Seviyorum iste!.. Belki bu, sana hasretimin yegâne târifi Belki de ben seni sevmeye hasretim... 12.04.2000 Berlin 20:50 M. Engin Karatay |
elveda Uzun vedaları sevmem Salya sümük ağlamaları Çek kapıyı sessizce, konuşma sakın Geldiğin gün gibi olmalı, aniden Sessizce çıkmalısın hayatımdan Girdiğin gibi. Bir kelime yeter anlatmaya Bir kağıdın üzerine iliştirilmiş Rastgele yazılmış ‘’elveda ‘’ ağlamalarını sonraya sakla söyleyemediklerini bir mektuba yaz istersen unutmamı zorlaştırır belki yanında utanıp akıtamayacağım gözyaşlarıma ilham olur. Gözlerinden gözlerimi kaçırdığım için üzülme Bakabilse kal derdi belki İyisi mi , sessizce git Geldiğin gibi ‘’elveda ‘’ SELAR |
GİDEN VE KALAN SEVGİLİNİN DİLİNDEN AŞK Aşk neydi? İnsana neler verirdi ve neler alıp götürürdü? Bu bitmez ve dinmeyen sancılı soruların cevapları nelerdi, kim cevaplayacaktı… O halde bu soruların cevaplarını giden ve kalan sevgiliden dinleyelim bir de bakalım neler diyecekler bizlere…. GİDEN SEVGİLİ: Aşkı ben mi tanımlayacağım şimdi ve bu bitmez soruların cevaplarını… Aşk bana göre bir tutku, bir macera ve hayal ürünüydü sadece o kadar… Biri çıkmıştı karşıma yalnızlığın en ağır idamlarında… Sevmeli miydim ve sevgili olmalı mıydım bir türlü karar veremiyordum… Ama onun o manalı gözleri ve içten gülümsemesi içimi ısıtıyordu… Belki de tutunacak dalımı da bulmuştum, yalnızlığın en ağır idamından beni kurtaracak… Sevgilim olur musun demiştim umarsızca ve kaygısızca… Kabul etmişti o da, aslında edeceğini en baştan biliyordum çünkü gözler hiçbir zaman yalan söylemezdi insana… Beni benden daha çok seviyordu ve beni mutlu edecekti bundan adım gibi emindim… Her şey mükemmeldi ilk başlarda, sevdiğini söylüyordu ve açıkçası bu da egomu tatmin ediyordu… Ben seviyor muydum aslında bu da tartışılırdı… Bende ki sadece hoşlantıydı ve öyle de kalacaktı bana göre… Sevmiyordum aslında onu çünkü kolaydı ve her istediğimi koşulsuz yerine getiriyordu, bana göre zor olmalıydı çünkü aşk zoru severdi… Kavgalarımız bile hep tek taraflıydı, hatalı olsam bile sevgisi her şeyi alttan almasına sebep olduruyordu açıkçası bu da beni korkutuyordu… Bir gün el ele dolaşırken sahil kenarında, gözlerimin içine bakarak “ beni yüreğinin neresine koydun acaba” diye sorduğunda yıkılmıştım o dakika… Ellerini bıraktım ve anlamasız bir soru sorma diye geçiştirdim sadece, şakındı ve imalı bakıyordu, ben ise gözlerimi ona bile çeviremiyordum sevmediğimi anlar korkusuyla… yine bir gün sahilde bankta otururken ona söz vermesini istedim, bu söz “bir gün sana haber vermeden sessiz ve sakince gidersem ağlamayacağına söz” ver dememdi… O da bana “ bir gün gitmek istersen o zaman bana kendin söyle ki gözyaşlarım akmasın ardından” dedi…O gün sabaha kadar düşündüm ve ilişkiyi bitirmeye karar verdim…. Peki ayrılma sebebim ne olabilirdi ki, her şey mükemmeldi ve beni deli gibi seven biriydi.. Kafam allak, bullak olmuştu düşünemez hale geldiğim bir anda, bitirmeye karar verdim sessizce giderek hayatından… Bir sürü mesajla karşılık verdi, neden niçin sorularla… Telefonumu kökten kapattım soruları cevaplamamak adına onun hiç biri suçu yoktu hatta ayrılma sebebimde, şimdi ne yazacaktım ki ona… Aradan aylar geçti ve ben hala nedenini anlamadığım bir durum içersinde onu düşünüyordum ve gülen gözlerini özlüyordum… Aramalıydım tekrardan, ya dönmezse geri bana bu türlü sebepsiz ayrılmadan sonra… Her şeyi şimdi anlıyorum, bende onu sevmiştim ama geç anlaşılmış bir sevgiydi bendeki sadece o kadar. Aşk neleri mi getirdi bana; Beni seven ve gülen gözleriyle bana sevmenin ne demek olduğunu öğreten birini getirdi… Yalnızlığın en ağır idamından kurtardı, geç kalmış olsam da her ne kadar anlamada, sevmenin koşulsuz olduğunu öğretti… Aşk neleri mi aldı benden; Aşk bana verdiklerini geri aldı nankörlüğüm yüzünden… Şimdiler de ben sevgilimin gözyaşlarıyla kalmışlığını değil de, gülen gözleriyle hatırlıyorum… KALAN SEVGİLİ: Aşkı tanımlama sırası bana mı geldi şimdilerde… Aşk bana göre tutku, yanık sevda türküsü, özlem, hasret ve hayal dünaysının en güzel büyüsü… Biri çıkmıştı karşıma sevgiden umudu kestiğim anda… Gözlerine baktığım an işte bu dedim bu seni hayata dönderecek olan insan… Sevmiştim koşulsuz, kuralsız ve çıkarsızca… Her şey mükemmeldi ilk zamanlarda… Heyecanlanmayı, tutkuyu ve sevmenin yüceliğini yeniden anlamıştım o sıralarda… Mutluydum, Seviyordum Ve bana göre seviliyordum… Bu üç şey de açıkçası ayaklarımı yerden kesmiyor değildi… Her günümü hemen hemen ayırıyordum ve bundan da hiç mi hiç gocunmuyordum… Bir gün sahilde el ele yürürken gözlerinin içine bakarak beni yüreğinin neresine koyduğunu sorduğumda eli bıraktı anlamsızca ve lafı değiştirdi “ bana böyle anlamsız sorular sorma” diyerek… Aslında o gün anlamıştım benim onu sevdiğim kadar beni sevmediğini… Ama bunu ne ona, ne de kendime itiraf ediyordum, açıkçası korkuyordum bitmesinden ve sırf bu yüzden de içime atarak susuyordum denize bakışlarımla itirafımı ederek… Yine bir gün sahil kenarında bankta otururken bana bir söz vermemi istedi… Bu söz ise; “bir gün sana haber vermeden sessiz ve sakince gidersem ağlamayacağına söz” ver dedi… Ben de ona “ bir gün gitmek istersen o zaman bana kendin söyle ki gözyaşlarım akmasın ardından” dedim… O gün son buluşmamızdı ve o yine yapacağını yapmıştı… Bir anda hayatıma sessizce girdiği gibi, sessizce gitti habersizce… Aradım günlerce, mesajlar gönderdim “neden, niçin” diye… Mesajlarım gitmişti ona gitmesine ama cevapları bana gelmemişti hala… Çünkü telefonunu kökten kapatmıştı, ulaşmayayım diye ona… Ağlıyordum… Seviyordum… Ve hala içimde ki sevgiyi yok edemiyordum… Bana tekrar dönüp ”yeniden başlayalım mı “dese tek diyeceğim kelime,” git kendine başka bir oyuncak ara” demek olurdu herhalde… Aşk bana neler mi getirdi; Sevmenin ne demek olduğunu öğretti ve hayallerin gerçek olduğunu, gerçeklerin ise hayal olduğunu gösterdi…Elinden yuncağı alınmış gibi ağlamayı getirdi…. Aşk benden neleri mi götürdü; Gülen gözlerimi, karşımda ki insanlara güvenmeyi, kahkahalarımı ve en önemlisi bende ki beni götürdü… Şimdiler de ben sevgilimin sebepsiz gidişiyle değil de, yalan gözleriyle seviyorum demesini hatırlıyorum… |
Var git artık buralarda gece uzun gün ışığı yakındır var git artık bakma ardına ölüme fazla sokulma ama düşün ki mevsim rüzgarlarının savurduğu bir orman insan sev onu, sokul, konuştur doludur fazla üstüne varma hep susmak susmak... yetmiyor bazen işte bu yüzden bütün ışıkları yanmalı yeryüzünün ozanlar her şeyi anlatmalı var git artık acıyı aşındırma tut ve at sevdaya uzayan çağlayana Yılmaz Odabaşı |
Hoşça KaL...! Hava inanılmaz soğuk, Günlerden herhangi bir Cumartesi, Düşüncelerimi ele geçirdim. Artık ben kontrolü ele aldım. Senin yönetiminde iken düşüncelerim , hükmedemiyordum. Ama artık geçti çok şükür. Sessizliğin dalgalarına bıraktım kendimi Ölmek istedim bir an. Seni bana amaçsızca düşündüren şeyi öldürdüm içimde. Artık aşk yok. İnanmazsan kalbimi şahit olarak gösterebilirim. Ama neye yarar sen yoksun zaten ve bakacağın bir şey de yok bundan sonra. Sus yahu bir şey söyleme Bitti her şey yok oldu aşk Mahvoldu duygular Sessizlik yok artık. Dalmaz gözlerim eskisi gibi uzaklara. Bir oyundu sadece canım Bende çok kaptırdım kendimi kabul ediyorum Ama berabere artık. Bakışların bir an ezer gibi oldu beni ama olmadı yapamadın. Korkardım önceden bunları söyleyemezdim Aklımdan geçirdiğim zaman bile kendime kızardı güzlerim Ve yaş olarak dökülürdü. Ne sanıyordun hep sana köle gibi bağlı olacağımı mı? Yoksa bir hiç uğruna hayatımı harcayacağımı mı? Sen beni ne sandın be… Benim salaklığım seni sevmekle oldu. Sen bilseydin kıymetini böyle olmazdı. Tamam haklısın seni hiçbir zaman unutamayacağım kabul ediyorum Ama yoruldum artık Düşüncelerim yorgun artık Anla canım artık bıktım seni düşünmekten. Kızmamalısın bana ne yapmam gerektiğini biliyorum artık. Bak bunu iyi dinle; Seni sevmek dünyanın en ağır yükü Ve kaldırmak zorlaştı benim için Ölürdüm senin için ama sadece benim seni sevdiğim kadar beni düşünebilseydin Sevseydin demiyorum düşünseydin sadece Sevmesen de olurdu çünkü Son günlerde öğrendiğim bir şey var, Sadece sevmek önemliymiş karşılık beklemeden Beni sevsen de sevmesen de ben seni hep aynı şiddetle sevecektim Karşılık beklemeden seveceğim dedim Beni sevse de sevmese de Sevmedin tam*** ben seni yine sevdim Sevmediğini belli etmedin hatta başlarda Ben yine de sevdim Tek istediğim beni düşünmendi. Yani bir insan olarak bir varlık olarak. Önemle altını çiziyorum köle olarak değil. Hani bari yaradan dan ötürü acısaydın bana. Olsun yahu ben yine de sevdim işte. Her sessizlikte beynimden gelen sesler vardı beynimin ücra köşelerine giden O da sesindi sadece Kimin aklına gelirdi ki o anlarda senin sessizliğinin beni bu denli hoyrat yapacağı Peki benim suçum neydi? Cevap yok! Pekala anlaştık değimli? Ben seni düşünmekten kurtuluyorum sende benden. Hoşça kal… |
http://i140.photobucket.com/albums/r30/FireBlade_album/gitme1.jpg Gitme sakın, gidersen düşlerim sende kalır...!!! Öyle bir sevinçsin ki sen, senden gelen herşeyde sevgi var, hüzün var, bazen ince bir sızı, bazen sevinç, bazen tatlı bir hüzün, öyle tuhaf şeysin ki acıyı mutluluğu aynı anda birlikte yaşatıyorsun. Sevinçsin, rüyasın, pembe bir kelebeksin, düşlerimdeki peri kızı, baharda açan gül goncası, kışın açan kardelen, içimde bir sızısın. Gitme sakın, gidersen düşlerim sende kalır... Ne güzel şeysin sen. Söyle nesin sen... Uzaklardasın, o deniz ülkesinde, sabah tanyeri, sonbaharda akşam güneşi, duygulusun coşkun akan nehirler gibi, okyanuslar gibisin, sevinçlerin en güzeli, ince bir sızısın sen... Gitme sakın, gidersen düşlerim sende kalır... Ne güzel şeysin sen. Söyle nesin sen... Baharsın çiçek kokan badem çiçekleri gibi pembe, çağla çiçekleri gibi beyaz, şeftali çiçekleri gibi rengarenksin, yeşilsin, mavisin, pembesin, yağmursun, gül yapraklarında damlasın, baharda papatya, haziran dolusun. Gitme sakın, gidersen düşlerim sende, aklım sende kalır... Ne güzel şeysin sen. Söyle nesin sen... Gelinciksin bozkırlarda, eylülde sarı yaprak, kışın bembeyaz karsın, saman yolusun gecenin karanlıklarında çoban yıldızısın, ışıksın içimi aydınlatan, ağustosta gece meltemleri, denizlerde yakamoz, okyanusta yelkenli... Söyle nesin sen. Ne güzel seysin sen... Yüksek tepelerden gelen çığsın sen, kar kadar beyaz kardelensin, müziksin, şarkısın, romansın, bir şiirsin sen. Gitme sakın, gidersen düşlerim sende kalır... Ne güzel şeysin sen. Söyle nesin sen... İçimden rüzgar olsan gelsen diyorum ansızın, fırtına olsan dağılsa bulutlar, bahar olsa gelişinle, kelebek olsan uçsan başımın üstünde sonra omuzuma konsan, pembe kanatlarını seyretsem doyasıya, pembe bir kelebeğin kanatlarında bulsam kendimi sonra hiç gitmesen. Gitme sakın, gidersen düşlerim sende kalır... Ne güzel şeysin sen. Söyle nesin sen... |
http://www.yazgulu.com/karisik/merangelbar.jpg http://www.yazgulu.com/karisik/merangelsmall.jpg . . : : Sen Gel : : . . belki anlatılır,belki anlatılmaz, bu karamsarlığın nedeni. unutmaya yüz tutmuşken, neden tekrar aklımdasın gecelerimde,gündüzümdesin, özlemek değil bu güzel olan bir kaç anı anımsamak ama gözleri yaşlı ama kalbi buz kesmiş, şimdi sensizliğe yelken açmışken, neden haber getiriyor kuşlar? neden ağaçlar tatlı tatlı fısıldıyor adını, dün ilk kez uyuyamadım sensizliğin ardından, gözlerim karanlığın içinde,aydınlığını aradı, birde akşam rüzgarı eşlik etti yalnızlığıma. belki o an sesini duysam kendimi uykunun derinliğine bırakabilirdim.. herşey,herkes,tüm dünya girdi aramıza, boş kollarda aradın paha biçilmez mutluluğunu. bendeki aşkı hiçe saydın, senin gibi bir dünya servetine kanmadım, gidipte beş para etmez insanlarla,aramızdaki aşkı öldürmedim.. sen şimdi rahatmısın?? eğlenebiliyormusun sahte gülüşler etrafında, ya da eğlandirebiliyormusun yalanlarınla. hala eskisi gibimisin? hiç mi değişmedin? biliyorum seni değiştirmeye hiç hakkım olmadı, günlerce yazabilirim seni, ya da bir anda silip atabilirim. ya gelir tekrar koynuna girerim, ya da sensizliği dost bilir sarılırım boş bir hayaline savrula savrula uzaklara göçerim. sensiz değeri yok geçen zamanın, içimde senden kalan bir hüzün, dilimde sessiz adın kimseler duymuyor artık sen ve beni, onlarda benimle birlikte alıştılar bu terkedişe. ne güzel bir resminin olamaması, kendimi bu şekilde alıştırabilmek herşeye. aynı şehirde kocaman bir yalan olarak yaşamak, ve dönüp dönüp karlı kaldırımlara bakmak, ulaşabileceğim bir numaran varken,arayamamak ne bileyim unutmadım mı acaba seni neden yazıyorum sanıyorsun sevmesem niye karalayım kağıdı kalemi.. özlediğim bişeyler var, senden de benden de öte bir sıcaklık bölsün rüyalarımı bir nefes ver birde kokunu bırak ellerime, sen gitsende kokun kalıyor yastığımda, itiraf etmeliyim ki özlüyorum seni, bende bilmek isterdim senin tarafından özlendiğimi, vede beklerdim kapımı çalışını, sensizlik vurmadan zamana, sen gel, sen gel..... |
Giderken(çukur) http://www.loadtr.com/b-14790-%C3%A7ukur.jpg Bilerek mi yanına almadın giderken başının yastıkta bıraktığı çukuru Güveniyordum oysa ben sevgimize vapur iskelesi ya da tren istasyonundaki saatin doğruluğu kadar Beni senin gibi bir de annem terketmişti ki göbeğimde durur onun yokluğundan bana kalan çukur Sunay Akın |
Kal Biraz Daha Kaç mavi yasak yaşadık seninle, kaç deli gece... Düşünse, dolunay bile utanır, yıldızlar çıldırır, ağlar erguvanlar. Ben, seni işte öyle bir gecede sevdim, hesapsız. Ve düşlerim... Düşlerim sınırsızdı alabildiğine Duygularım sabırsız. Bir çocuk kadar günahsız. Sahi, sen de sevebilir misin beni seni sevdiğim kadar, dokunabilir misin yüreğime? Bak, orada sen varsın. "Mutluluk nedir?" diye sorsalar "Sen" derim alabildiğine, "Yalnız sen." Sesin, gözlerin, ellerin sonra, titreyen dudakların ve arzun çekingen Sen, benim her şeyimsin. Sensiz neye benzer bu ay, bu güneş? Çiçekler açar mı sen olmasan, Martılar uçuşur mu çığlık çığlığa? Sonra, kim aydınlatır benim gecemi, Günümü kim paylaşır? Kim sorar derdimi, Ben neye sevinirim, Kimle gülerim? Kal biraz daha... Beraber büyüttük sevinçlerimizi, Beraber öğrendik yaşama direnmeyi Sevmeyi beraber öğrendik. Bak, güneşler doğdu üzerimize Yolumuza begonyalar serildi. Ağlamak bu kadar kolay mıydı, Ve güzel miydi gülmek kadar? Herkese seni anlatmak istiyorum Seni söylemek şiir şiir. Her dizede sen olmalısın, adın olmalı çığlık çığlık... İçimi ısıtan sen, tam şuramda; ılık ılık, sen olmalısın kıpır kıpır yüreğimde... Sevdan olmalı deli dolu Ve çılgınlığın, çılgınlığın olmalı. Ben seni sevmeyi seviyorum Ve seni özlemeyi. Bu bir itiraftır... Aşkın yoksa ben de yokum Yetim düşlerimin kimsesizliği kuşatır benliğimi Hüzünler yağar gecelerime. Ben, bir garip ben olurum, Sığamam odalara, taş duvarlar üzerime üzerime gelir. Ruhum durmaz bedenimde, hücrelerim yaşamaz. Kurumuş dallara döner yüreğim, susuz çöllere... Gece böyle bitemez, ben ölürüm, Ölürüm gitme, kal biraz daha... KAL BİRAZ DAHA... İsimsiz Şairler |
Güneşim ol ilkyaz bahçelerimde Ay ışığım körfez körfez Kuzey gecelerimde sonsuz Kar açıyor ağaçlar Ve kuşlar selamsız sabahsız Geçip gidiyor denizaşırı Yalnız, yorgun, içedönük Çığlık çığlığa suskunluklarım Konuş benimle Konuş benimle Unutulmuş giz Suyu çekilmiş ırmaklar gibi O yalan gülüşlerin çırağı Ve ustası acıların Ve kıyıcığında sevmelerin Ve sevilmelerin ardıl Ve İzmir aydınlığı Ve yüreğimi ayartan imbat Dilimi özledim Konuş benimle Hamdi Topçu |
Gitme Kal BuradaSen gelince aklıma Bir bebek ağlar içimde Gözleri yumuk İnatla elleri yumruk yumruk. Seni düşününce Bir minik kedi miyavlar Annesini arar biçimde. Sen düşünce aklıma Bin bir ördek havalanır sazlardan gökyüzüne Rüzgar ağaçların kabuklarını soyar Kanatır içimde. Sen gidince, birden kaçar gider minik kedi, Havalanan kuşlar.. kanatları rüzgar alır üşür Ağlayan bebek bulamaz annesini düşünür çok düşünür.. Kar yağar bahar çiçeklerine yüreğimdeki Eser buz gibi ayrılık rüzgarı Geleceğin günü bekler.. Gitme sen Kal burada bebeğin seni ister, Kedi senin okşamanı, Kuşlar havalanmasın soğuk oralar En iyisi sen kal burada. Gönlüm sıcacık üşütmez seni Rüzgar tutuşacak bekliyor değmeni |
sevindiğim anda sen üzülürsün sonbahar uğultusu duymamışsın ki içinden bir gemi kalkıp gitmemiş uzak yalnızlık limanlarına aykırı bir yolcuyum dünya geniş büyük bir kulak çınlıyor içimdeki çetrefil yolculuğum kesinleşmiş sakın başka bir şey getirme aklına aysel git başımdan ben sana göre değilim ölümüm birden olacak seziyorum hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim aysel git başımdan seni seviyorum Atilla İlhan |
Şimdi git! Say ki;seninle içinde sevda geçen türküler söylemedik... Say ki;gece mektuplarını,en güzel aşk şiirlerini beraber ezberlemedik... Say ki;sevda trenini kaçırdıgım durakta bir süre beraber beklemedik Sen git...Ben gelemem bu yürekle Ya da kal...Eylül yagmurlarını bekle ... Seni yagmurdan sonra sevecegim Kimse bilmeyecek...Herkesten gizleyecegim Yagmurdan sonraki toprak kokusu olacak havada Seninle gökkusagının altından gececegim Seni yagmurdan sonra sevecegim Ve seni sevdiğimi kimseye söylemeyeceğim!!! |
Bir Çıkmaz Sokakta Ne kadar donup dolaşsam, yine de Hep o çıkmaz sokaktayım çaresiz Bir umut kırıntısı gözlerimde Yürüyorum durmadan, dalgın, sesiz Sokak o sokak, bense ben değilim Sanki bin yıllar geçmiş aradan Boşlukta bir şeyler arıyor elim Belki de mahşere dek bulunmayan .......... .......... Ümit Yaşar Oğuzcan |
Bu Şehirden Gideceğimburalarda sensiz nasıl yaşarım artık seni öldü bileceğim. bağrıma basıp bütün taşları bu şehirden gideceğim … gönül evim talan oldu şimdi nasıl güleceğim. zincir vurup yüreğime bu şehirden gideceğim … alev alev yanıyorum söyle nasıl söneceğim. her yerinde hatıran var bu şehirden gideceğim … artık bir şey istemem her şeyi terk edeceğim. bir yüreğim,birde ben bu şehirden gideceğim …- |
Kan Denizi Bir zakkum bahçesi bir kan denizi, Yaşamak bildiğimiz, darmadağın. .......... .......... Ümit Yaşar Oğuzcan |
VAR GİT BU AKŞAM Ne olur bu gece uykumu bölme Var git düşlerimden, var git bu akşam Tam unuttum derken, aklıma düşme Var git hayalimden, var git bu akşam Yağmur istiyorsan gözyaşıma bak Yangın istiyorsan yüreğime bak Ne olursun beni benimle bırak Var git gözlerimden var git bu akşam Nasıl unutulur, söyle sevgiler Neler yaşamıştık, bir düşün neler Her köşede durur senden gölgeler Var git gözlerimden, var git bu akşam Aldığım her nefes seni fısıldar Gelir ta kalbimden vurur şarkılar Sana mı sözlenmiş bütün akşamlar Var git anılardan, var git bu akşam |
hoşçakal Uçurumun kenarındayım Sona hiç bu kadar yaklaşmamıştım Ve hiç bu kadar mutlu olmamıştım Belki Güneş son kez batıyor benim için Ama olsun! Artık herşey bitiyor Belki Bu son görüşüm denizi Ama olsun! Artık herşey bitiyor Geride hiç birşey bırakmadım Senden başka Acılarım da yanımda Hatırlamadığın anılarımızda Hoşçakal!!! Son defa... Mustafa Şişman |
GECE SEN GİDİYORDUN “Pencerede dev gibi bir adam Sokaklarda dağ gibi bir kadın… Gittikçe kayboluyor ve küçülüyordu.” O gece sen gidiyordun Yıldızlar bir bir düşüyordu Günlerden bir yaz gecesi Ama kalbim üşüyordu O gece sen gidiyordun Bir aşk daha bitiyordu Buz gibiydi ellerin Ayakların titriyordu O gece sen gidiyordun İçimde dağlar yıkılıyordu Sanki bütün mermiler Üzerime sıkılıyordu O gece sen gidiyordun Yollar sana küsüyordu Yüreğimde bir ihtilal Dudaklarım susuyordu O gece sen gidiyordun Oysa gölgen duruyordu Kimsesizdim pencereme Binlerce sen vuruyordu O gece sen gidiyordun Yeni bir son başlıyordu Gururum direnişte Duygularım çıldırıyordu O gece sen gidiyordun Bütün denizlerim yanıyordu Böyle bir ayrılığa Ölü kuşlar ağlıyordu O gece sen gidiyordun Ama kimse bilmiyordu Olacak şey miydi bu Dünya hala dönüyordu Hayat devam ediyordu! |
GiDiYoRuM Gidiyorum aşkım...bu defa gidiyorum... Ümitlerimizi,hayallerimizi de alıp, Gidiyorum... Çok savaştım,çok emek verdim... Ben bu sevgiye... Ama artık ne önümüze çıkan engellere... Ne de yanan bu yüreğimin verdiği acıya, Dayanamıyorum... Karşı koyamıyorum kaderime... Biliyorum bu yangın bende heeep yanacak. Bu ateş,bu ateş hiç bi zaman sönmeyecek. Yakacak içten içe beni kavuracak,kavuracak,yıkacak... Ağlama diyordun ya sevdiğim ... Her gidişinde ağlama.. Üzülme bebeğim... OLmuyor Aşkım olmuyor... Her gidişin ölümdü bana... Her gidişinde yüz defa ölüyorsam Her geri dönüşünde ... Bin defa binlerce defa yeniden doğuyordum... Hiç eksilmemiştin bende Hiççç... Gidemedim... Sevmiyorum dedin...yalandı biliyordum... Yazarken ellerin titriyordu.. Yüreğinin feryadını duyuyordum... Olmaz diyordun Sonumuz yohk bizim sevdiğim Dedim ya bi tanem Her gidişinde binlerce defa öldüm Ama hiçç eksilmedin bende... Korkar olmuştum artık... Kendi sevgimden korkar olmuştum. Öyyyyle büyük ve öyyyyle ağır ki benim bu zavallı bu gariban gönlüm Taşıyamaz hale gelmişti Dolmuştum,taşıyordum senle ve dedim ya sevdiğim Korkar oldum sana olan sevdamdan...Korkar oldum... Görmemişti böyle bir sevda Sevmemişti hiç kimseyi hiç bu kadar... benim zavallı gariban gönlüm... Ve şimdi sevdiğim Ben gidiyorum... Bitti yohkum artık diyemiyorum... Biliyorum ne ben sende ne de sen bende Hiç bi zaman bitmeyeceğiz... Sevdan yaşatacak beni... Severek ayrılmak bu mu sevdiğim? Ben daha önce de gittim... Ama hiç bu kadar canım yanmadı!!! Hiç bu kadar kan ağlamadı yüreğim!!! Hiç bu kadar üşümedim... Gidiyorum canımıniçi gidiyorum bebeğim... Canımı canında bırakıp, Kaderime kızıp ta gidiyorum... Ne kendine iyi bahk Ne Elveda Ne de Hoşçakal diyebiliyorum Son vedam da savdam olsun be sevdiğim... SeNi SeViYoRuM... SeNi SeViYoRuM... Ve Bu CaN BeDeNDeN ÇıKaNa DeK HeP SeVeCeĞiM.... _ASyA... Gidemessin Dayanır mı sanıyorsun bu yürek sensizliğe Yaşar mı bu beden sensiz Seni sensiz yaşadım bebeğim beni böyle derbeder Beni böyle boynu bükük,öksüz bırakıpta mı gidiyorsun Bilirim kıyamassın Yapamassın sevdiğim Sen benim gibi benim gibi zalim olamassın Sen benim iyilik meleğim Sen benim canıma can katansın Sen benim hayatımı alt üst eden Sen benim vazgeçilmezimsin Gidemessin... Gidersen ölürüm... Gidersen ölürsün... Şimdiye kadar sen pes etmedin Her engele gögüs gerdin sabrettin Güvenmiyorum dedim Kazanırım dedin vazgeçmedin Her engelde baştan bitsin dedim ben Daha fazla yanmadan bu yürek Dayanılmaz acılara dönüşmeden bitsin.. Seni nasıl sevdiğimi bilirsin sevdiğim Seni senden habersiz sevdiğimi bu can fedadır sana AsYaM Ölüm nedir ki gülüm Ha sensizlik ha ölüm Mutlu olsun bitanem ben böyle de mutlu olurum nereye kime giderse gitsin Yeter ki o mutlu olsun dedim Böyle avuttum kendimi be gülüm Ama yapamadım sevdiğim Olmadı sensiz olmuyor Öyle bir tamamladın ki beni Öyle bir girdin ki dünyama Bir anım sensiz geçmiyor Aklımda sen gecemde sen gündüzümde sen sen sen sen sevdiğim nereye gitsem heryerde sen nereye baksam orda sen ben hiç rüya görmezdim sevdiğim Kabuslarla uyanır oldum Ben hiç hayal kurmazdım Gerçek derdim Gerçeklere inanırım ben Hayaller kurdum senle dolu bebeğim Gidemessin...hayır!!! Anladım ki ne sen bensiz ne de ben sensiz OLAMAYIZ Anladım ki benim meleğim beni benden çok seviyor Nereye giderse gitsin Kimin olursa olsun mutlu olamaz Vermem veremem seni kimselere yar etmem Bu defa sevdiğim bu defa da ben bırakmıyorum seni(: Gidemessin.. Öldür öyle git gideceksen... Sen BENİMSİN Ben SENİNİM... |
NUR DA AĞLAR Gözlerinin pınarında Bir bulut, Boşandı boşanacak Nerdeyse. Aklımdan geçenleri Okuyorsun su gibi. Dünya gördü Bizi boğazladılar... Tutma gözyaşlarını Onur da ağlar... Bırak yıkansın gökyüzü, Lacivert, yeşil, altın Işıkları günbatımın. İşte şafaktayız gene Çırılçıplak Ve mavi. İşte sanki dağ yeli Ve işte sanki meltem... Kimse toz konduramaz Kesip attığımız tırnağa bile. Sen en güzel kızısın Bütün galaksilerin Bense tözüyüm artık Akkor tözüyüm Prometheus'u yakan Kara sevdanın... Ne alnımızda bir ayıp Ne koltuk altında Saklı haçımız Biz bu halkı sevdik Ve bu ülkeyi. İşte bağışlanmaz Korkunç suçumuz.. |
Gitmek - kalmak zordur gitmekle – kalmak arasındaki o ince çizgide yürümek zordur göz göre göre yitmek yitirilmek zordur içinde olan savaşlarda kaybedenin yine kendin olduğunu bilmek zordur bazen gitmek zordur bazen kalmak Rıza Aslan |
ŞİİR -1 Ve güneş yasak Duvarlar vardır Ve korkunçtur yalnızlığı ranzaların Sen yatağında yanüstü düşmüşsün Dudaklarında dost cıgaran Kaysılar belki bu gece çiçek açacaktır Çalmış kışlaların yat boruları Kalmışsın en güzel kavgaların haricinde Kalbin, Zonguldak'ta çökmüş bir kuyu Kafan, sokak çarpışmasıdır Çin'de.. |
Gideceksen Durma Git Gideceksen durma git, git geriye bakmadan Yüreğim kabarmadan, git yaşlarım akmadan Gözlerinin önünde, sararıp solduğumu Git ne olur bakıpta, görme kahrolduğumu Neyleyim gidiyorsan, bir bildiğin var demek Demek ki ben bu aşka, sarfetmemişim emek Duysunda sevinsinler, aşk bilmezler yasıma Şahit olmakta varmış, sevdamın iflasına Bugünüm dünü özler, sen gidince yanımdan Yarınım hüzne dalar, senden ayrıldığımdan Söyleyin ötmesinler, bundan böyle bülbüller Nasılsa solacaklar, benimle bir bir güller Beni iyi tanırsın, yanarımda yıkılmam Perişan olsam bile, namerte muhtaç olmam Aramam hiç kimseyi, gitsende gönlüm sende Seni sensiz yaşarım, sarılıp öpmesemde Birgün komşu oluruz, bakarsın ki bir yerde Neden olmasın sanki, belkide aynı evde Gurbet değil mi hayat, eldemi ayrılmamak Kim demiş ki olmuyor, ayrılıp kavuşmamak Gideceksen git artık, henüz zaman var iken Git yollar kapanmadan, git mevsim bahar iken Yolcu yolunda gerek, bak Güneş yol alıyor Dağların üzerinden, vakitte daralıyor Bilmem nasıl geçecek, bilmem sensiz ilk gecem Eminim kırk, elliye, vuracaktır derecem Anlımda pul pul terler, sıkıntım depreşecek Karanlığım zifiri, yaram derinleşecek. isimsiz kral |
SEN YOKSUN Kİ gün çingeneler gibi göçebeydi ufukta, çimenler üzerinde yuvarlandığımız gün, akarsulardı gittikçe kararan boşlukta; sularda yüzünden yayılan tatlı bir hüzün. göğe sessizce yükselen ay on dördündeydi; gece akasya dalında asılı gölgeydi, bahtiyar başlarımız aynı penceredeydi! hala o penceredeyim, lakin sular ölgün; sen yoksun ki, vefasız, sularda ay görünsün. |
Dur Gitme Dur gitme Ben biraz daha bakayım sana acı acı Sen gidersen mahzun olacak şu kalbe Bak gök yüzünde bulutlarına Sen gidersen hüzün yağacak Ya da seni bana hatırlatacak Her şeyi götür Bak her yerde senden bir şeyler kalmış Anılarını da topla her şeyi götür. Dur sevgilim, ben senin anılarınla doluyum bari beni de kendinle götür İsmail İnan |
Bahar kokulum Dön gel bana Bıraktığın gülleri kuruttum Yüreğimi,hasretin karanlığında unuttum. Bahar kokulum Dön gel bana Geceyle gündüzü aynı ömürde sakladım Benliğimi,sensizliğin rüzgârına bıraktım. Bahar kokulum Dön gel bana Yıldızların altında kim bilir bu kaçıncı nöbetim Belki şimdi gelirsin diye,kaç geceyi gün ettim. Bahar kokulum, Bir gelsen yakarım küllenmiş sevincimi Hani umudu kestiğim anda çıkagelsen Ve şu bendeki çaresizliği hissetsen Neşeyi kedere katar ağlarım İstersen böyle her gece yollarına bakarım. |
Gidiyorsun tam sana ihtiyacım oluyor ölüyorsun tam sana tutunacağım tutuyor düşüyorsun akıl danışacakken deliriyorsun tam seni sevecekken buz gibi bakıyorsun ne kadar güzelsin diyecek oluyorum çirkinleşiyorsun sana ihtiyacım oluyor gidiyorsun suratını ekşitiyorsun tam gülen bir yüz beklerken ellerini tutarken elimi kolumu bağlıyorsun bir çocuk gibi zavallı oluyorum kucağını arıyorum bir bebeğe dönüşüyorsun tam sana ihtiyacım oluyor kayboluyorsun tam yolumu buluyorum derken gidiyorsun gidiyorsun gidiyorsun tam sana hazır olduğumu hissetmişken.. isimsiz kral |
Tüm ışıkları söndürdüler yine Benim karanlıktan korktuğumu bile bile Ben bu gece de sensizim yine Karanlıkların içinde bir yerde Hayalin canlandı yine gözlerimde. Seni sevdiğimi söylediğim bu yerde, Şimdi duvarlarla paylaşıyorum bunu sessizce. Yine seni düşünüyorum ve seviyorum seni delice Senin beni sevmediğini bile bile, Bilmem ki böylesine sevda niye? Söz geçmiyor deli gönlüme, Adete yaşamıyorum sensiz geçirdiğim günlerde, Bugün yine seni gördüm düşümde, Bir türlü uzanamadım ellerine. Ayırdılar bizi, seni de verdiler ellere. Kader dediler bu ettiklerine! Sevgimi silemezler, ne yapsalar ne etseler de. Birgün gelip ölsem de, Sevgim yaşayacaktır tüm aşıkların yüreğinde. |
http://s.azbuz.com//uploads/p/62/6/457/626457/5369347.jpg GİDEN SEVGİLİ: Aşkı ben mi tanımlayacağım şimdi ve bu bitmez soruların cevaplarını… Aşk bana göre bir tutku, bir macera ve hayal ürünüydü sadece o kadar… Biri çıkmıştı karşıma yalnızlığın en ağır idamlarında… Sevmeli miydim ve sevgili olmalı mıydım bir türlü karar veremiyordum… Ama onun o manalı gözleri ve içten gülümsemesi içimi ısıtıyordu… Belki de tutunacak dalımı da bulmuştum, yalnızlığın en ağır idamından beni kurtaracak… Sevgilim olur musun demiştim umarsızca ve kaygısızca… Kabul etmişti o da, aslında edeceğini en baştan biliyordum çünkü gözler hiçbir zaman yalan söylemezdi insana… Beni benden daha çok seviyordu ve beni mutlu edecekti bundan adım gibi emindim… Her şey mükemmeldi ilk başlarda, sevdiğini söylüyordu ve açıkçası bu da egomu tatmin ediyordu… Ben seviyor muydum aslında bu da tartışılırdı… Bende ki sadece hoşlantıydı ve öyle de kalacaktı bana göre… Sevmiyordum aslında onu çünkü kolaydı ve her istediğimi koşulsuz yerine getiriyordu, bana göre zor olmalıydı çünkü aşk zoru severdi… Kavgalarımız bile hep tek taraflıydı, hatalı olsam bile sevgisi her şeyi alttan almasına sebep olduruyordu açıkçası bu da beni korkutuyordu… Bir gün el ele dolaşırken sahil kenarında, gözlerimin içine bakarak “ beni yüreğinin neresine koydun acaba” diye sorduğunda yıkılmıştım o dakika… Ellerini bıraktım ve anlamasız bir soru sorma diye geçiştirdim sadece, şakındı ve imalı bakıyordu, ben ise gözlerimi ona bile çeviremiyordum sevmediğimi anlar korkusuyla… yine bir gün sahilde bankta otururken ona söz vermesini istedim, bu söz “bir gün sana haber vermeden sessiz ve sakince gidersem ağlamayacağına söz” ver dememdi… O da bana “ bir gün gitmek istersen o zaman bana kendin söyle ki gözyaşlarım akmasın ardından” dedi…O gün sabaha kadar düşündüm ve ilişkiyi bitirmeye karar verdim…. Peki ayrılma sebebim ne olabilirdi ki, her şey mükemmeldi ve beni deli gibi seven biriydi.. Kafam allak, bullak olmuştu düşünemez hale geldiğim bir anda, bitirmeye karar verdim sessizce giderek hayatından… Bir sürü mesajla karşılık verdi, neden niçin sorularla… Telefonumu kökten kapattım soruları cevaplamamak adına onun hiç biri suçu yoktu hatta ayrılma sebebimde, şimdi ne yazacaktım ki ona… Aradan aylar geçti ve ben hala nedenini anlamadığım bir durum içersinde onu düşünüyordum ve gülen gözlerini özlüyordum… Aramalıydım tekrardan, ya dönmezse geri bana bu türlü sebepsiz ayrılmadan sonra… Her şeyi şimdi anlıyorum, bende onu sevmiştim ama geç anlaşılmış bir sevgiydi bendeki sadece o kadar. Aşk neleri mi getirdi bana; Beni seven ve gülen gözleriyle bana sevmenin ne demek olduğunu öğreten birini getirdi… Yalnızlığın en ağır idamından kurtardı, geç kalmış olsam da her ne kadar anlamada, sevmenin koşulsuz olduğunu öğretti Aşk neleri mi aldı benden; Aşk bana verdiklerini geri aldı nankörlüğüm yüzünden… Şimdiler de ben sevgilimin gözyaşlarıyla kalmışlığını değil de, gülen gözleriyle hatırlıyorum… KALAN SEVGİLİ: Aşkı tanımlama sırası bana mı geldi şimdilerde… Aşk bana göre tutku, yanık sevda türküsü, özlem, hasret ve hayal dünaysının en güzel büyüsü… Biri çıkmıştı karşıma sevgiden umudu kestiğim anda… Gözlerine baktığım an işte bu dedim bu seni hayata dönderecek olan insan… Sevmiştim koşulsuz, kuralsız ve çıkarsızca… Her şey mükemmeldi ilk zamanlarda… Heyecanlanmayı, tutkuyu ve sevmenin yüceliğini yeniden anlamıştım o sıralarda… Mutluydum, Seviyordum Ve bana göre seviliyordum… Bu üç şey de açıkçası ayaklarımı yerden kesmiyor değildi… Her günümü hemen hemen ayırıyordum ve bundan da hiç mi hiç gocunmuyordum… Bir gün sahilde el ele yürürken gözlerinin içine bakarak beni yüreğinin neresine koyduğunu sorduğumda eli bıraktı anlamsızca ve lafı değiştirdi “ bana böyle anlamsız sorular sorma” diyerek… Aslında o gün anlamıştım benim onu sevdiğim kadar beni sevmediğini… Ama bunu ne ona, ne de kendime itiraf ediyordum, açıkçası korkuyordum bitmesinden ve sırf bu yüzden de içime atarak susuyordum denize bakışlarımla itirafımı ederek… Yine bir gün sahil kenarında bankta otururken bana bir söz vermemi istedi… Bu söz ise; “bir gün sana haber vermeden sessiz ve sakince gidersem ağlamayacağına söz” ver dedi… Ben de ona “ bir gün gitmek istersen o zaman bana kendin söyle ki gözyaşlarım akmasın ardından” dedim… O gün son buluşmamızdı ve o yine yapacağını yapmıştı… Bir anda hayatıma sessizce girdiği gibi, sessizce gitti habersizce… Aradım günlerce, mesajlar gönderdim “neden, niçin” diye… Mesajlarım gitmişti ona gitmesine ama cevapları bana gelmemişti hala… Çünkü telefonunu kökten kapatmıştı, ulaşmayayım diye ona… Ağlıyordum… Seviyordum… Ve hala içimde ki sevgiyi yok edemiyordum… Bana tekrar dönüp ”yeniden başlayalım mı “dese tek diyeceğim kelime,” git kendine başka bir oyuncak ara” demek olurdu herhalde Aşk bana neler mi getirdi; Sevmenin ne demek olduğunu öğretti ve hayallerin gerçek olduğunu, gerçeklerin ise hayal olduğunu gösterdi…Elinden oyuncağı alınmış gibi ağlamayı getirdi…. Aşk benden neleri mi götürdü; Gülen gözlerimi, karşımda ki insanlara güvenmeyi |
Sevdiğim Sor bana “derdim nedir” de, Bil, de, bileyim sevgilim. “Derde çâre nerdedir” de, Bul, de, bulayım sevgilim. Arzumu ve isteğimi, Biliyorsun dileğimi, Yüreğine yüreğimi, Sal, de, salayım sevgilim. İstersen buz gibi suya, Dilersen sonsuz uykuya, Ya da bir dipsiz kuyuya, Dal, de, dalayım sevgilim. Neler yaptırır aşk, neler, Yeter ki sen bir emir ver, Dağı taşı birer birer, Del, de, deleyim sevgilim. Hadi farzet ki hastasın, Ya da bir ihtiyaçtasın, Der miyim hiç uzaktasın, Gel, de, geleyim sevgilim. Aram yok nefretle kinle, Bırak nazı da söz dinle, Baştan aşağı seninle, Dol, de, dolayım sevgilim. Bulup yine bir bahâne, Yenir mi deme böyle nâne, Uğruna deli dîvâne, Ol de, olayım sevgilim. isimsiz kral |
düş okyanusu içimde geç kalınmış yolculukların buğusu vuslata hasret saatlerde yüreğimdeki ateşi söndüremez su… sıfırın altında düş okyanusu ... ateşi alevlendirdi doğrusu ... yüreğimin efendisi yediveren gül olur kendisi yalnızlığımın kahramanı ölesiye çıldırmış mecnun birisi akıl ziyanda onunla kalmış haberi yok dünyamın bilgesi bir de köşeden baktım…katrandı ...yürek değil beden usandı yüz derecinin üstünde su gökyüzünde güneş uyandı umutlar yalnızlığı yağdırmış başım iki avuç içinde dize dayandı belki bir düş belki ayandı ...yedi sene bu yürek nasıl dayandı el değmeden tuz bastım yaralarıma andıkça adını her an kanadı ha…kanadı gün doğmaz sokaklarda sensiz, sessiz sevda! ! ! ... diye inleyen kaç garip yeni güne uyandı ateşi söndürdü su gerçeği bu hem de doğrusu ne dumanı kaldı ne de buğusu senin gelmen hayal biliyorum belki de…ihtimalin sıfırın altında düş okyanusu …içimde düş okyanusu hele bir düşün okyanusu… Aydın Gürz |
Gitmeler Çok KolayBu gitmeler bu kadar kolaylaştı Yüreğinden gelen tek bir kelimeye muhtaç kalıyorum bazen Kendimi bulmak istiyorum gözlerinde kaybolmak değil Acımazlıklar sarıyor yüzünü ve yanıyor yüreğim Eriyor bedenim çalan parçaların kemanında Yaslar süzülüyor gözlerimden akıyor yavaş yavaş ve damlıyor boşluklara Görülmemeye mahkum kalan gözyaşlarım bitmek bilmiyorum Nefes almak zorlaşıyor haykıramıyorum o yüreğine duysun beni diye Olmuyor hayat ve aşk cok zor bu dünyada Mutluluğu yakalamak başka bir yürekte gözde .... Esra Karataş |
AŞK.... Şimdi sen kalkıp gidiyorsun. Git. Gözlerin durur mu onlar da gidiyorlar. Gitsinler. Oysa ben senin gözlerinsiz edemem bilirsin Oysa Allah bilir bugün iyi uyanmıştık Sevgiyeydi ilk açılışı gözlerimizin sırf onaydı Bir kuş konmuş parmaklarıma uzun uzun ötmüştü Bir sevişmek gelmiş bir daha gitmemişti Yoktu dünlerde evvelsi günlerdeki yoksulluğumuz Sanki hiç olmamıştı Oysa kalbim işte şuracıkta çarpıyordu Şurda senin gözlerindeki bakımsız mavi, güzel laflı İstanbullar Şurda da etin çoğalıyordu dokundukça lafların dünyaların Öyle düzeltici öyle yerine getiriciydi sevmek Ki Karakoy köprüsüne yağmur yağarken Bıraksalar gökyüzü kendini ikiye bölecekti Çünkü iki kişiydik Oysa bir bardak su yetiyordu saçlarını ıslatmaya Bir dilim ekmeğin bir iki zeytinin başınaydı doymamız Seni bir kere öpsem ikinin hatırı kalıyordu İki kere öpeyim desem üçün boynu bükük Yüzünün bitip vücudunun başladığı yerde Memelerin vardı memelerin kahramandı sonra Sonrası iyilik güzellik. |
Kalmak ağır geldiğinde gitmeli insan Bırakıp ardında hayatın anlamlarını Yol almalı kendi bilinmezliğine doğru, Hep ağır gelir ama doğruyu söyler yürek.. Güneş batmadan aşmalı bu yüzden,.. Hasretin yamaçlarını... Vakti geldiğinde gitmeli insan Unutup tüm amaçlarını Kalmak ağır geldiğinde gitmeli insan, Uzanıp sevda kıyılarına sarılmalı güneşe Günlerce yatmalı, günlerce kalmalı,.. Yıllarca yanmalı.. Yakmalı hasretin her çeşidini. Savurup küllerini denize Kaçmalı... Vakti geldiğinde gitmeli insan Öte diyarlara uçmalı. Gelip oturmuş yüreğinin tam da ortasına.. Durup, gitmesede , duymaz.. Duygu kimin?, sevda kimin? Ezilmiş altında kanayan yürek kimin?.. Durdurup, bak desen bakmaz. Kalmak ağır geldiğinde gitmeli insan... Ne güzelde bakıyor güneş sımsıcak, Yüzü gülüyor aynasında tüm şehrin. Bu neyin manasıdır ki; Birazcık naz yapıpta dur diyemiyor yüreğin.. Havası kapkara olmalı artık, Kalbi siyaha boyanmış bu şehrin. Ekmeği kara , suyu kara... Vakti geldiğinde gitmeli insan.. Bırakıp yüreğini uzaklara.. Her şey durulur belki ve vurulur sevgin.. Kaybolur hasret yok olursun sen. Ağlamak sızlanmak fayda etmez artık Çevirip gözlerini arkaya bakmak olmaz Sığmıyorsa için içine olduğun her an.. Öyle bir başına kalmak olmaz... Kalmak ağır geldiğinde gitmeli insan.. |
Acı Gün Bir kanadım kırıldı Uçamıyorum Uçmak da istemiyorum Uzaklara gitmek çok uzaklara Yüreğimi çıkarıp gitsem gidebilir miyim? Sadece uyumak istiyorum Hiç düşünmeden uyumak Uyusam da, yüreğimi çıkarıp uyanabilir miyim? İlk defa korkuyorum yaşamdan Yalnızlıktan korkuyorum Yapabilir miyim, bilmiyorum Yapabildiğim en iyi şey, Hiçbir yere gitmek Hiçbir yere doğru gitmek... isimsiz kral |
Bir kanadım kırıldı Uçamıyorum Uçmak da istemiyorum Uzaklara gitmek çok uzaklara Yüreğimi çıkarıp gitsem gidebilir miyim? Sadece uyumak istiyorum Hiç düşünmeden uyumak Uyusam da, yüreğimi çıkarıp uyanabilir miyim? İlk defa korkuyorum yaşamdan Yalnızlıktan korkuyorum Yapabilir miyim, bilmiyorum Yapabildiğim en iyi şey, Hiçbir yere gitmek Hiçbir yere doğru gitmek... |
| Saat: 17:55 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık