![]() |
Şoför kullandığı taksiyle "Sağa dönülmez işaretine rağmen sağa saptığı sırada trafik polisinin keskin keskin çalan düdük sesiyle birden yavaşladı, sonra yolun kenarına çekilerek durdu. Trafik polisi, sağ elinde zin- cirden tuttuğu düdüğü sallaya sallaya yürüyerek tak sinin yanına geldi, sert bir sesle sordu: — Levhayı görmedin mi? Şoför, kabahatli olduğunu kabul etmenin rahatlığı içinde itirafta bulundu: — Görmesine gördüm de sizi görmedim... |
Adam yorgun halde eve gelmiş karısı heyecanla kocasına koşmuş ve anlatmaya başlamış -Bugün ne oldu biliyormusun? Nerden bileyim! -Bizim duvar saati varya az kalsın annemin kafasına düsüyordu. O saat zaten hep geç kalıyor! |
Şoför kullandığı taksiyle "Sağa dönülmez işaretine rağmen sağa saptığı sırada trafik polisinin keskin keskin çalan düdük sesiyle birden yavaşladı, sonra yolun kenarına çekilerek durdu. Trafik polisi, sağ elinde zin- cirden tuttuğu düdüğü sallaya sallaya yürüyerek tak sinin yanına geldi, sert bir sesle sordu: — Levhayı görmedin mi? Şoför, kabahatli olduğunu kabul etmenin rahatlığı içinde itirafta bulundu: — Görmesine gördüm de sizi görmedim... |
ateisttin sınavı Ateist bir adam bir gün ormanda geziyor ve etrafındaki güzelliklere bakıyormuş. Aniden arkasında kocaman bir ayı belirmiş ve adamı kovalamaya başlamış. Adam var gücüyle kaçıyormuş ama ayı da yaklaşmaktaymış. Dakikalarca süren bir kaçışın sonunda adamın ayağı takılmış, ayı adamın üzerine atlayıp pençesini kaldırmış. Tam vurmaya hazırlanırken adam, 'allahıııım' diye bağırmış. Bir anda zaman durmuş, ayı donmuş, ormandaki nehir bile akmaz olmuş, orman kararmış ve gökyüzünden bir ışık hüzmesi adamın üzerine parlamış. Derinden gelen ilahi bir ses adama: - yıllarca bana inanmadın, yaratılışı kozmik bir kazaya bağladın, sana bu durumda yardım etmemi mi istiyorsun? seni sevgili bir kulum mu saymalıyım? Adam utanç içinde ama inadından da vazgeçmeden 'biliyorum' demiş: - bunca yıldan sonra dindar biri olmayı istemem haksızlık ama belki ayıyı dindar yapabilirsiniz. O ses, 'peki' diye karşılık vermiş ve ışık kaybolmuş. Nehir tekrar akmaya başlamış, her şey eski haline dönmüs. Ayı pençesini indirmiş, iki pençesini de göğe doğru çevirip 'allahım' demiş: - senin rızkınla orucumu açıyorum; hamdolsun verdiğin nimetlere! |
komıkmıus |
slm arkdaşlar ben bu sitaya yeni üye oldum |
Jim ile Mary akıl hastanesinde iki hastadır. Bir gün hastanenin yüzme havuzunun etrafında dolaşırken Jim aniden suya atlayıp en dibe batar. Bunu gören Mary hemen ardından atlar ve dibe kadar yüzüp Jim'i kurtarır. Tabii Mary'nin bu kahramanca davranışı hastanede olay olur. Bunu duyan başhekim de Mary'nin artık iyileştiğini düşünüp, hastaneden derhal taburcu edilmesi emrini verir. İşlemler yapılır, belgeler çıkartılır, Başhekim ayni gün Mary'nin yanına gider: -Mary, sana bir iyi bir de kötü haberim var. İyi haberim, yaptığın kahramanca davranıştan ötürü anladık ki akli dengen tamamen yerinde ve böylece hastanemizden taburcu oluyorsun. Kötü habere gelince, kurtardığın hasta, Jim, intihar etmiş. Az önce odasının banyosunda kendisini asmış bulundu. - Mary gayet sakin yanıt verir: “O intihar falan etmedi ki. Ben onu astım kurusun diye. “ |
Papaz her pazar öğlen, kasabadaki ahalinin günah çıkartmasını dinler ve de onlara yol gösterirmiş. Rahibi başka bir kasabadan hafta sonu için davet etmişler. Papaz hem gitmek istiyor hem kiliseyi kime bırakacağını bulamıyormuş. Sonunda kilisenin tam karşısındaki sinagoga gidip durumu kasabanın hahamına anlatmış. Haham "nasıl olur ben sizin kuralları hiç bilmem ki" dese de papaz ben vaaz verdikten sonra sana öğretirim çok kolay bir iki kere beraber günah çıkartanlara nasıl cevap verdiğimi görsen hemen anlarsın demiş. Hahamda Tanrı katında bir din adamına yardım edeceği için boynu bükük kabul etmiş. Pazar günü gelmiş papaz ile haham birlikte odaya girip günah çıkartmaya gelen birinci kadını dinlemişler: *Muhterem peder *Evet yavrum demiş papaz. hahamda dinlemede. *Muhterem peder. ben tam üç kez zina işledim. Ama çok pişmanım. bana bir yol göster de bu günahtan arınayım. *Yavrum Kudüs tarafına dön ve Kutsal bakire Meryem ana ile ilgili bir dua oku çıkarken de kumbaraya 100 dolar at günahından arınmış olursun. Ve kadın papazın dediğini yapmaya gider. Derken bir başka kadın gelir. *Muhterem peder. *Efendim kızım. haham bu sefer de sessiz dinliyor. *Muhterem peder. ben tam üç kez zina işledim. Ama çok pişmanım. bana bir yol göster de bu suçlardan arınayım. *himmmm. Yavrum Kudüs tarafına dön ve Kutsal bakire Meryem ana ile ilgili bir dua oku çıkarken de kumbaraya 100 dolar at günahından arınmış olursun der. Kadın teşekkür edip papaz in dediğini yaparken Papaz da hahama döner ve anladın dimi der ve bir koşu arabaya binip yola çıkar. Bizim haham odada bir başka günahkar beklerken bir kızın geldiğini duyar. *Muhterem peder. Haham öğrendiği gibi *evet yavrum der... *Muhterem peder. ben tam iki kez zina isledim. Ama çok pişmanım, bana bir yol göster de bu suçlardan arınayım. Çok utanıyorum der. Haham düşünür ve cevap verir. *Yavrum üzülme. Şu anda bir kampanyamız var. Sen git bir zina daha yap,sonra gel Kudüs tarafına dön ve Kutsal bakire Meryem ana ile ilgili bir dua oku çıkarken de kumbaraya 100 dolar at günahından arınmış olursun. :) :) |
Temel tıp fk.yeni mezun dur görevinin ilk günü gelen hastanın şikayetini dinlemektedir. dr. bey hiç sormayın çok fenayım ne yersem aynen çıkartıyorum elma yiyim elma çıkıyo üzüm yiyim üzüm çıkıyo asla herkes gibi normal tüvaletimi yapamıyorum söylermisiniz ne yemeliyim ki normal çıksın. temel biraz düşünür ve hastasına şu cevabı verirr: *** ye *** çıksın. gülmek yerine midesi kalkanlar varsa kusura bakmasınlar hacetini demek istedim |
paylasım için saolun |
POTANSİYELLE coook iyidi ya ellerine sağlik wallaha gülmek ten öldük :D:D:D:D |
New York'ta banka soygunu yapan Temel çıkan çatışmada bir polisi vurduktan sonra yakalanır. Dava kısa sürer ve ölüme mahkum olur. Kendisine nasıl bir infaz istediği sorulur. Gaz odası mı, elektrikli sandalye mi yoksa sehpa mı ? Temel : - Bunların yerine bana AIDS mikrobu verseniz ? Görevliler şaşırırlar fakat hastalığın tedavisi olmadığını ve sonucun kesin ölüm olduğunu düşününce Temel'in isteğini kabul ederler. İnfaz günü geldiğinde HIV virüsü şırınga edilirken Temel kıkır kıkır gülmektedir. Şaşıran görevliler sorarlar. - Kısa zaman sonra AIDS olup hastalanacak, kıvrana kıvrana öleceksin. Ne diye gülüyorsun ? Temel gururla pantalonunu indirir, alete takılı prezarvatifi göstererek: - Ben tedbirimi aldım. |
temel taksiye biner taksici doğal olarak taksimetreyi açar ve yola koyulur yol tabiuzun taksimetre hayli yazar neyse ineceğiyere gelmeden arabadan inmek ister şöfere durmasını söyler şöfer frene basar ama arabanın frenleri patladığı için duramaz temele birazdan öleceğiz benden isteğin varmı der temelde şu taksimetreyi bari kapat der |
Bir gün nasreddin hoca rüyasında bir adamla konuşuyormuş adam 9 akçe diyormuş.Nasreddin hocada 10akçe diyormuş.Nasreddin hoca rüyadan uyanmış ellerinde hiç akçe yok.Geri uykuya dalmış ve adama demiş tamam 9 akçe olsun. |
Forum Hayatıyla Gerçek Hayat Karışırsa Anne yemek yaptıktan sonra: -Emeğine sağlık çok güzel bir paylaşım anne.... Biri elinde kağıtla size adres sorunca: -Dostum link yanlış.ıstersen bir kontrol et.... Fotoraf albümüne bakarken: -Capslar bir harika....... Biri beyendiği bir şey verince: -repi hakettin........ Kardeşten bir bardak su isterken: -Kardeşim bir bardak su getirirsen seni rep'e boğarım........ Birine hediye alırken: -Bu harika!Hemen indiriyorum........ Birine bir şey hazırladıktan sonra: -Senin için upload ettim........ Sınıfta biri küfrederse: -Oğlum manyakmısın?Banlanıcan şimdi........ Arkadaşlarına yemek yaptıktan sonra: -Replerinizi bekliyorum............. Daha önceden konuşulan bir mevzuyu tekrar duyunca: -Bu konu daha önceden verilmişti.......... |
Diyarbakır'da Sehmus okula gelir, tabii bizim Sehmus ilkokul talebesi, ama her tarafi yara bere icinde, hoca sorar -Sehmus oğlum ne oldu sana?, Sehmus der -Babam dovmistir. Hoca sorar: -Niye oğlum? -Valla bilmiyom hocam aksam evde yatiyik biraz sonra babamin sesini duyuyom, Ali uyudun mi Ali'den ses cikmiy Veli uyudun mi, e Veli'den de ses cikmiy Memed uyudin mi Memed'den de ses cikmiy Sehmus uyudin mi diy, ben de yok buba uyumadim diyrem oda geliy beni doviy. Bunun uzerine hoca, bak Sehmus bu gibi durumlarda uyumasan da ses etmemek lazimdir der. Sehmus kafa sallar eve gider, ertesi gun okulda Sehmus daha fena dovulmus olarak gelir. Bunu goren hoca merakla gider yanina ; -Sehmus ne oldi kim yapti,der. Sehmus: -Bubam yapmistir. -Niye Sehmus ne oldi? Sehmus anlatir: -Hocam aksam evde yatiyik biraz sonra yine babam in sesini duyuyom, Ali uyudun mi Ali' den ses cikmiy Veli uyudun mi e Veli'den de ses cikmiy Memed uyudin mi Memed'den de ses cikmiy Seyhmus uyudin mi diy, ben de uyumadim ama hic ses itmedim Bunun uzerine anam ile bubam bir giprasmaya basladiler anlamadim ne oliy biraz sonra anam dedi ki, la ihsan ben geliyom, bubam da haticem ben de geliyom dedi ben de ula nereye gidiyonuz ben de Geliyom dedim... |
http://www.fikra.gen.tr/images/0.gif 58 laz 1 kayserili bir uçakta 58 laz ile 1 kayserili yolculuk yapıyorlarmış kaptandan bir ses gelmiş uçaktaki ağır eşyaların hepsini atın yoksa düşecez bunun üzerine tüm ağır eşyalar atılmış. 10 dak sonra kaptan tekrar seslenmiş uçağın sağ kanadını koparmak zorundayız yoksa düşecez kanadıda koparmışlar. sonra kaptan tekrar seslenmiş sol kanadıda koparacaz. uçak kanatsız ilerlerken kaptan seslenmiş kusura bakmayın ama uçağın alt kısmını kesmezsek hepimiz ölecez tüm yolcular yukarıdaki tutacaklara tutunmuşlar ve alt kısım kesilmiş. yolculuk devam ederken kaptan bu son isteğim malesef kontrolü sağlayamıyoruz o yüzden içinizden 1 kişinin atlaması lzım der bunun üzerine 58 laz kayseriliye döner kayserili ise şöyle der başını sallayarak tamam tamam anladım ama hani alkış der laz larda alkışlar. |
Temel ormanda ağaç kesiyormuş, o sırada çevreciler de ormanda yürüyüşe çıkmışlar, Temel'i bu vaziyette görünce bir güzel pataklamışlar... Temel üstü başı perişan halde köye dönerken Dursun a rastlamış, Dursun; -Ula Temel bu ne hal böyle? diye sormuş, Temel de anlatmış; - Ormanda ağaç keseydum, birden kalabaluk pir grup Doğan'ın yengesini bozmişum diye dövdü peni, halbuki ne Doğan'ı taniyruuum, ne de yengesuni.. |
Bir tımarhanede deliler ayaklanır ve binanın orta bahçesini işgal ederler. Hiçbiride dağılmaz. Bunun üzerine doktorlar toplanarak yönetmeliği açarlar ve aynısını uygulamaya karar verirler. Yönetmeliye göre bir doktoru çırılçıplak soyar delilerin içine atarlar. Doktor içeri girince * BOMBAAA * diye bağırır. Bunu gören deliler doktoru tuttukları gibi camdan dışarı atarlar. Bunun üzerine doktorlar tekrar toplanır ve konuşurlar. Bu işte bir yanlışlık vardır. Delilerin hepsinin dağılması gerekmektedir. Yeniden denerler. Bir doktoru daha soyup içeri atarlar ve oda * BOMBAAA * diye bağırır. Deliler onu da tuttukları gibi camdan dışarı atarlar. Başhekim en sonunda bir de ben deniyeyim der ve soyunup delilerin arasına girer ve * BOMBAAA * diye bağırır. Bunun üzerine bütün deliler kaçışır ve binayı ve orta bahçeyi terk ederler. Doktorlar merak eder ve biraz akıllı olanlarından toplayarak bu durumu sorarlar. Niçin siz ilk iki doktor girdiğinde binayı boşaltmadınız da son başhekim girdiğinde boşaltınız? derler. Delilerde "İlk giren iki bombanın fitili uzundu ama son giren bombanın fitili kısaydı zamanımız yoktu içerde patlamasın diye böyle yaptık" derler. |
zamane Dedesi,torununu gezdiriyordu. Önlerinden cok güzel bir otmobil gecer.Dedesi: -Bak yavrum der; "düt düt" geciyor.Cocuk gayet sakin bir cevap verir: -Dedecigim, o "düt düt" dedigin; sekiz silindirli, otomatik vitesli, doksan sekiz model bir mersedestir. |
Temel ormanda ağaç kesiyormuş, o sırada çevreciler de ormanda yürüyüşe çıkmışlar, Temel'i bu vaziyette görünce bir güzel pataklamışlar... Temel üstü başı perişan halde köye dönerken Dursun a rastlamış, Dursun; -Ula Temel bu ne hal böyle? diye sormuş, Temel de anlatmış; - Ormanda ağaç keseydum, birden kalabaluk pir grup Doğan'ın yengesini bozmişum diye dövdü peni, halbuki ne Doğan'ı taniyruuum, ne de yengesuni.. |
Erzurumda bir Ramazan akşamı Teravih namazı sırasında gürültü yapan ve hocadan evvel veya sonra secdeye varan; caminin mahfel denilen üst kısmındaki kadınları şöyle uyarır Hoca: -Mahfildeki garılar. Ele kendi başıza tek tek yatıp galhmak yok. Bundan sonra bennen yatıp, bennen bereber galhacahsız...:) SÖZLÜ SINAV Erzurum lisesinde Erzurumlu Öğretmen , Erzurumlu öğrenciyi sözlü sınavı yapıyor : -Arhadaçi - Buyur hocam neci? -Adın neçi? -Mehmet Zeçi -Numaran neçi? -içiyüz içi -Memleçetin nereçi? -Erzürümün içi -Soriyi bilirmisen peçi? -Hocam sori neçi ? -Erzürümün nüfüsi neçi? -Hocam bilmemçi -Eleyse otur içi -hocam neyettimçi alıntı |
fati ürek Bir gün erkeklerle kadınlar bir cafede oturuyorlarmış. Erkekler demiş: - Biz kahve içeceğiz. Bayanlar demiş: - Biz süt içeceğiz. Aralarında böylece tartışma başlamış. Aralarından biri demiş ki - İçeri ilk gelen erkek ise hepimiz kahve içeceğiz. Eğer kadın gelirse süt içeceğiz. Biraz beklemişler kapıdan bir gölge belirmiş. Fatih Ürek'in geldiğini görünce hepsi sütlü kahve içmişler. |
Bu hikaye Trakya'da geçmis gerçek bir olay; Yasli bir amca, eşeğinin üzerinde karayolunda seyretmektedir. Bunu gören trafik polisleri, amcaya takılmak isterler ve durdururlar. Polis: Be amca, necin dakman golani? (Golan: Emniyet kemeri.) Amca: Dakmam be işte! Polis: E bak gördün mü, simdi ceza keseceyik. Amca: Kes bakalim ne keseceysan da gidecem, acele isim var. Polis: Peki amca, cezayi sana mi yazalim yogsam esege mi? Amca:? ? ? Polis: Yani cezayi sana yazarsak bes milyon ödeycen, esege üç milyon ödeycen. Amca: Bana kes o zaman. Polis: Neden sana keseyon amca? Amca: Onun sicili temiz ossun, polis yapcez onu Pois: ! ! ! ? ? ? alıntı |
Askerde kamuflaj yarışması var... Herkes çuvallara giriyor,, komutan gelip tekme atıyor onlarda hayvan sesleri çıkarıyorlar komutan onaylıyor... Birinci çuvala vuruyor.. Hav hav hav. Komutan aferin diyor köpek çuvalı.... İkinci çuvala vuruyor, miyav miyav.. Komutan gene beğeniyor.. Böyle on onbeş çuval geziyor. Hepsi çok iyi taklit yapıyorlar... En son çuvala vuruyor ses yok... Daha sert vuruyor gene ses yok, tekme, tokat, tahta, tüfek, ses yok... Askerlere emir veriyor iyicene tekmeleyin... Çuvaldan kan sızmaya başlıyor.. Beş dakika sonra da ince, bitkin bir ses: "Patateeeeeees" Yağmurlu, soğuk bir günde Amerika'da dünya polis teşkilatlarının yarışması vardır. Yarışmada Amerikan polisleri, Alman polisleri, Rus polisleri, İtalyan polisleri ve Türk polisleri yarışmaktadır. Yarışmanın amacı ormanda bir fili hangi ülkenin polis teşkilatı daha az sürede yakalayacaktır. Yarışma başlar ve Alman polisleri ormana girerler aradan 30 dakika geçer ve Alman polisleri gelir. Sıra Rus polislerine gelir ve aynı şekilde ormana girerler aradan 15 dakika geçer ve Rus polisleri gelir. Amerikan polislerine sıra gelince üstün elektronik aletleriyle fili 10 dakikada ormandan çıkarırlar. Sıra gelir Türk polisine ormana girerler ve aradan 3 dakika geçer ve beraberinde'de bir ayı getirirler, bütün polis teşkilatları şaşkınlık içerisinde Türklere sorarlar biz sana fil dedik siz bize ayı getirmişsiniz diyince Türkler daha cevap vermeden ayı atılır söze abi anam avradım olsun ki ben filim der. |
Birgün bilim adamları erkek neden kadının elini öper konusunda > >araştırma yaparlar, Prof.lar Fransızlara sorar, ortak yanıt: kibarlık olur, > >nezaketen öperim. Almanlar, Kadın kutsaldır diyerek cevap verir bu yüzden > >öpülür, Temel'e sorarlar, Temel der ki: Bir yerden başlamak lazım .. > >Genç iş adami uçağa binmek üzere havaalanına gelir ve bilet kontrolü > >yapılan masaya giderek, elindeki valizleri teslim eder. Görevli; > >"Biletinizi alabilir miyim?" Adam biletini verir ve ekler; "Biletimden > >göreceginiz gibi New York'a gidiyorum. Ancak, verdiğim yesil valizin > >Londra'ya, mavi olanin da Paris'e gitmesini istiyorum". Görevli kiz > >şaşkınlıkla; "Özür dilerim, ancak bunu yapmam mümkün degil". Bunun üzerine > >genç adam; "Bunu duyduguma çok sevindim.Geçen sene yapmistiniz da! |
Temel'in annesi ölmüş. Cenaze namazında bir kenarda duruyormuş. Soranlara: -Pen cenaze namazi kilmasini pilmeyrum" diyormuş. Bir müddet sonra kayınvalidesi ölmüş. Namazda Temel'i en ön sırada görenler: -Hani sen çenaze namazi pilmezdun? -Pu çenaze namazu tegil çi, payram namazu. |
Övüleceği öven , sövüleceğe söven Mustafa Cansız ismi, eğer Trabzonlu değilseniz size pek bir şey ifade etmeyecektir. Fakat onun yetiştirdiği din profesörü, günümüzün parti lideri Yaşar Nuri Öztürk'ü ise bilmeyen yoktur. Trabzon'da bir efsane gibi anlatılan, dini sorulara nükteyle, küfürle cevap vermesiyle meşhur Cansız Hoca, 1990'larda ses kayıtları ortaya çıkan ama varlığı kanıtlanamayan Oflu Hoca'nın aksine gerçek. Karadeniz fıkralarını çağrıştıran dini yorumları da. Mustafa Cansız, 1895-1975 yılları arasında yaşadı. Arapça, Farsça, Çağatayca, Rumca bilgisi, koyu CHP'li olması, akademisyenlere taş çıkarır kültürüyle her yönden farklı bir din adamı. Öğrencisi Prof. Dr. Öztürk'e göre müstesna bir şahsiyet: "Sadece ilim ve irfan birikimiyle değil, büyük zekası, hayranlık veren esprileri, hala yararlandığımız öngörüleri ve engin insan sevgisiyle müstesnaydı. İslam adına sergilenen saptırma, uydurma ve yanlışların altını çizer, bunları yaparken övülecek olanı cömertçe över, sövülecek olana müstahak olduğu şekilde söverdi. Bana Kursi derdi ve hep şunu tembihlerdi: "Kursi, oğlum layık olandan layık olduğunu, müstahak olandan da müstahak olduğunu esirgemek namussuzluk ve dinsizliktir. Bunu sakın unutma." Bu sıradışı din aliminin hayatı ölümünden yıllar sonra, Kahramanmaraş Sütcü İmam Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim görevlisi Mehmet Günaydın tarafından kaleme alındı. ALT-ÜST Kadının biri hayatını ******lik yaparak kazanmaktadır. Öldüğünde cenaze namazı için camiye getirilip musalla taşına konulur. İmam, kadının cenaze namazını kıldırmak istemez. Mesele büyür, Trabzon Müftülüğü'ne intikal eder. Müftü telaşlanır. Cansız Hoca'ya haber verilir. Durum izah edilir. Olay mahalline geldiğinde cenaze namazını kıldırmayan hocayla aralarında şu diyalog geçer : - Bu kadının cenaze namazını niçin kıldırmıyorsun? - Hocam bu kadın hayatında hep fuhuş yapmış. Böyle birisinin cenaze namazı kılınmaz. - Ulan, üstte yatan ********lerin cenaze namazlarını kılıyorsunuz da altta yatanlarınkini niçin kılmıyorsunuz? EDİSON CENNETE GİRECEK Mİ? Cansız Hoca'nin bulunduğu bir yerde kimlerin çennete gireceği konusu tartışılıyormuş. Mollalardan biri Cansız Hoca'ya: - Hocam, Edison bütün dünyayı aydınlatan buluşu gerçekleştirdi ama yine cehenneme gidecek. - Sen Edison'un cehenneme gideceğini nereden biliyorsun? - O bizim Peygamber'e inanmadı. Onun için cennete giremez. Bunun üzerine Cansız Hoca, cevap verir: - Bakara Suresinin 62. ayetinde şöyle der: Şüphesiz iman edenlerle, Yahudiler, Hıristiyanlar ve sabilerden kimler Allah'a ve ahiret gününe inanıp salih ameller işlerlerse onların ecirleri Allah katındadır. Onlara korku yoktur ve üzülmeyeceklerdir de. Yani, bu ayette Allah insanlara "Allah'a ve ahiret gününe inanıp hayırlı işler yapmaları " şartını getiriyor. Ayni ayet Maide Suresinin 69. ayetinde de tekrar edilmektedir. Sonra büyük alimlerin ekseriyetinin iman sahibi oldukları bilinen bir husustur. Ayrıca Edison'un son nefesinde nasıl gittiğini ne biliyorsun?" Ancak adam ikna olmamış. İlla cehenneme gidecek, diye israr edince Cansız Hoca sinirlenmiş : "Allah, senin gibi beş milyon eşşeoğlueşşeği cennetine koyacağına bir Edison'u koysun daha karlıdır." KURAN SAYFALARI Cansız Hoca'ya yerli yersiz herkes dini sorular soruyormuş. - Hocam, yeryüzünün her tarafına Kuran sayfaları serilse ve büyük abdest ihtiyacın gelse bu ihtiyacı nerede gidereceksin? Cansız Hoca çok sinirlenerek şu cevabı vermiş: - İhtiyaç giderecek yer kalmadığına göre, senin ağzına sıçmaktan başka çare yok. HOCA ÇIKTI, MANDALAR YESİN Cansız Hoca, vali ve üst düzey bürokratlarla bir yemeğe katılır. Hocaların çok yemek yemesiyle ilgili bir fıkra anlatılır: - Hoca ile manda bostana düşmüş. Görenler, hangisini çıkaralım demişler. Kimileri mandayı çıkarın o çok yer demiş, kimileri de yok hoca daha fazla yer onu çıkarın demiş." Fıkrayı dinleyen Cansız Hoca masadan kalkmış, bir kenara oturup sigarasını yakmış, Masadakilerden biri Cansız Hoca'ya, "Hocam niçin kalktınız" diye sorunca, Cansız Hoca şu cevabı vermiş: "Hoca çıktı mandalar yesin." OKUNAN DUA ÖLÜ RUHUNA GİDER Mİ ? İzmirli bir avukat dava için Trabzon'a gelmiş. Sohbet esnasında, okunan duaların ölünün ruhuna gidip gitmeyeceği tartışılmış. Avukat, okunan duaların ölülerin ruhuna gitmeyeceğine inanıyormuş. "Seni ancak Cansız Hoca ikna edebilir" demişler. Hocanın tavla oynadığı kahveye gidilmiş. Adam sorusunu yineleyince, aralarında şu diyalog geçmiş. - Elbette gider. - Peki nasıl gider? - Senin anan, eşin, kızın var mı ? - Var. - Nerede oturuyorlar? - İzmir'de. - Senin *****, avradını, kızını ...... - (Adam sinirlenerek hocanın üzerine yürümüş) Ne biçim konuşuyorsun sen ? - Niye sinirleniyorsun? Duaların buradan ahirete gittiğine inanmıyorsun da, küfürlerin buradan İzmir'e gittiğine niye inanıyorsun ? |
Karne https://www.msxlabs.org/forum/images/t_sagkose.gif https://www.msxlabs.org/forum/images/bir_piksel.gif Baba, ortaokul üçüncü sınıfa giden oğlunun elinde karneyle salona girdiğini görür. "Allah allah, dönem ne çabuk bitmiş..." diye düşünür ve oğluna seslenir: -"Getir bakayım şu karneyi!" -"Al baba..." Adam karneye bir bakar ki, beden eğitimi ve resim dışındaki tüm dersler zayıf. -"Bir dediğini iki etmiyoruz, bilgisayar dedin, bilgisayar aldık, ingilizce kursu dedin ingilizce kursuna gönderdik, gitar kursu, müzik aletleri, ne istersen yapıyoruz. Kız arkadaş uğruna harcadığın çiçek parasının haddi hesabı yok. Ne bu notların hali, rezil şey!" -"Baba... O benim karnem değil ki, senin kitaplarını karıştırıyordum, birinin arasında karnelerinden birini bulmuştum..." |
|
Padişahın biri: - "Bana yalan söyleyebilene bir küp dolusu altın vereceğim!" demiş. Yalancılar, hemen saraya koşuşturup başlamışlar yalana; 1.Yalancı: - "Bir kuş, aslanı kapıp yuvasına götürdü." Padişah: - "Bunun neresi yalan?" Kuş kartaldır, arslan da kuzu kadar minik bir yavru. Kaptı mı götürür tabii!" 2.Yalancı: - "Komsu ülkede bir eşeği kral yaptılar!" Padişah: - "Ülkenin kralı, pencereden bakınırken tacını düşürmüş. Taç da pencerenin altındaki eşeğin basına geçmiş. Taç kimin kafasındaysa, kral odur tabii!" 3.Yalancı: - "Padişahîm, ben gökyüzüne bir ok attım. Altı ay sonra geri döndü!" Padişah: - "Senin ok bir ağacın üstüne düşmüştür. Ağaç, sonbaharda yapraklarını dökünce, takılacak yer bulamayıp yere inmiştir." Böylece padişah, her yalana gerçek bir bahane bulmuş ve kimse padişaha bu yalandır dedirtememiş. Ama bir gün bir Karadenizli gelmiş; - "Padişahîm, sen benim babamdan borç olarak bir küp dolusu altın almıştın. Şimdi geri almaya geldim. Yalandır dersen ödülümü ver. Yalan değil dersen borcunu öde!" |
Zamanın birinde istanbulda pastahaneleri teftişe giden müdürün biri pasta ustasına sormuş: "bu pastalara hangi yağ kullanıyorsunuz"? demiş. usta da "sana koyuyoruz efendim" demiş. mudur de demişki: "bende bütün pastacılara şöyleyim bundan sonra "sana koysunlar"... |
Ben yumurtlamadım Neyzen Tevfik'e muharrir yazacağı romanı anlatıyordu. Sonuna gelince Neyzen yüzünü buruşturdu: -Bu mevzuu beğenmedim!.. -Öyle ama, siz hiç roman yazmadınız. Nasıl fikir yürütüyorsunuz?!. Neyzen Tevfik kızdı: -Ben yumurtanın da iyisini, bayatını anlarım. Fakat hiç yumurtlamadım!.. Talat Paşa ve Neyzen Talat Paşa, bir gün Neyzen Tevfik'e memuriyet almasını teklif etmişti.Neyzen, Paşanın bu nazik iltifatına gülerek şu cevabı verir: -Memur olursam sonunda ne olacağım? Talat Paşa memurluk silsilelerini saydıktan sonra: -Hiç!..der. Neyzen, Paşaya dönerek: -İşte ben bugün de (hiç)im!. Neyzen TEVFİK |
efenim bizede türkçe öğretmenimiz anlattı. 1980 yıllarında köylerde durumu iyi olanlar televizyon almışlar.daha sonra çalıştırmasını unutmuşlar.efenim bunlar televizyona anten bağlamayı hatırlamışlar.sonra televizyonu açınca karşılarında trt tv haber sunucusu görmüşler.sonra başlamışlar adam hakkında konuşmaya.kendi aralarında tabi şivesi farklı olduğundan farklı konuşuyorlar -la bu telavazyonunnun içine adam nasıl girmiş diye başlamış konuşmaya.sonra adama bağırmaya başlamışlar -şşş adam çıksana dışarı iki laf edem leyn çık dışarı.başlamışlar televizyonu yumruklamaya.sonra bozmuşlar.bu sefede televizyonun o karıncalı ekranını adam çıkacak diye saatlerce izlemişler. |
Çinli'nin biri of'da bir kahvehaneye girer yüksek bir sesle - Içinizde bana yan bakan delikanli varmi diye sorar, tabi bizim sazan temel, - Ben varim diye atlar, Ikisi beraber disariya çikar,aradan bes dakika geçer ve temel gözü morarmis bir halde kahveden içeri girer,hemen ardindan giren çinli'de kasila kasila temeli göstererek - Ona yokohamanin tekmesi teknigiyle vurdum der, Ertesi gün çinli yine kahveye gelir,herkese meydan okur,temel tekrar kalkar,disariya çiktiktan bes dakika sonra temel burnu kirilmis diger gözü morarmis bir vaziyette içeri girer,arkasindan içeri giren çinli yine temeli göstererek - Bukez ona ejderin yumrugu teknigiyle vurdum der' Üçüncü gün çinli'nin restini yine temel görür,ikisi beraber disari çikarlar,herkes temeli beklerken,çinli agzi burnu kirilmis,üstü basi kan revan içinde içeri girer,hemen arkasindan kasila kasila kahveye giren temel,eliyle çinliyi isaret ederek - Ona toyota'nin kirikosuyla vurdum' der !... |
Temel Kanada'da balık tutarsa Temel dünya turuna çıkar ve yolu Kanada'ya düşer. Kırk yılda bir Karadeniz'de hamsi avlamaktan daha degişik bir fırsat çıktığını düşünerek buz tutmuş bir gölde, buzu kırıp balık tutmaya özenir ve işe koyulur, tam buzu kıracakken, insanın içini titreten bir ses duyulur: -Oğlum burada balık yok! Temelaz öteye gidip tekrar buzu kıracakken ses yine gürler, -Burada balık yok dedim sana... Temel'in eli ayağı titreyerek seslenir: -Tanrım, senmisun yoksa ? Ses yeniden duyulur, -Hayır oğlum, ben buz hokeyi stadının spikeriyim |
beşiktas baskanı yıldırım demirören bigün bi berbere gider.berberde bi güzel traş olur tam çıkacakken elini cebine atar o sırada berber aman efendim siz besiktaşın koskoca başkanısınız sizden para almam der.bunun üzerine yıldırım demirören ertesi gün berbere hediye olarak tüm futbolcularının birer üniformasını gönderir. sonra fenerbahçeden aziz yıldırım bu berbere gider tabiki aynı muamele.bi güzel trasını olur çayını içer tam çıkacakken elini cebine atar ama nafile berber yine parayı almaz.bunun üzerine ertesi gün aziz bey hediye olarak bir yıllık kombine biletini hediye olarak berbere yollar. bu seferde özhan canaydın bu berbere gider trasını olur çıkarken tabiki bizim berber yine para almaz.siz ki avrupa fatihi cimbomunun baskanısınız efendim sizden para almak olur mu der.bunun üzerine ertesi sabah bi bakarki dükkanın önünde cimbomlu yöneticilerin hepsi kuyruğa geçmis.....beleş ya...) |
Temel arabası ile Taksim Meydanında dönüp duruyordu. Aynı trafikçinin önünden beşinci defa geçerken, polis de merak etti ve Temel'i durdurup sordu: - Niye meydanın etrafında dönüp duruyorsun hemşerim. Bir yeri mi arıyorsun? Temel yanıt verir: - Sol sinyal takıldı da.. |
Bir gün bir kurbağa, bir pire,bir tahta kurusu kadının organına yerleşmişler..Kurbağa hemen dışında, pire kılların içinde tahtakurusuda içine girmiş.Ve kadın biriyle ilişkiye girmiş ilişki sonrası bizimkiler biraraya gelip olanları birbirlerine anlatmaya başlamışlar.Kurbağa, -"Ya demiş ben kapının ağzındayken bir silindir geçti nerdeyse beni ezecekti."diyor.Pire: -"Aynı şey beni çıktığım daldan düşürecekti" diyor ve sıra geliyor tahta kurusuna o da diyorki -"O şey bana çok kızdı ben içerdeydim bana yetişemedi itti itti uzaşamadı itti itti uzaşamadı en sonunda tükürdü gitti" |
Dört üniversite öğrencisi sabahleyin uyanamayarak matematik finalini kaçırırlar, sınav ertesinde hocalarını yakalayıp, zar zor bindikleri arabanın lastiği patladığı için sınavı kaçırdıklarına ikna ederler. Kadın, yalvarmalarına dayanamayarak, bu dört arkadaşa sınavı 3 gün sonra yapacağını söyler. sınav günü geldiğinde, matematik hocası bizim dörtlüyü sınıfın dört köşesine oturtur. Finali geçmek için de en az 50 almak lazımdır, sınavda da 5 soru vardır. Sayfanın önündeki 4 matematik sorusu basit sorulardır ve her biri 10 puanlıktır. Kağıdın arkasındaki soru ise 60 puanlıktır ve de soru aynen şöyledir Hangi lastik patladı? |
Adamın biri bir lokantaya girer, garson gelir, adam çatal bıçağı şöyle bir koklar - Ooo der, bugün taskebap harika Garson siparişi alıp aşçıbaşına sorar -Günün en güzel yemeği ne? -Taskebap Garson "vay ******* der" Üç gün sonra adam aynı lokantaya gelir, gene çatalı bıçağı koklar - Ooo der, karnıyarık enfes Garson gene sorar açşıbaşına en güzel yemeği, tabii karnıyarık!.. Birkaç gün sonra adam gene gelir, garson adamı görünce fırlar, çatal bıçağı kapar, bulaşıkçı kadına gider - Yahu Kezban şunları bi kıçına sürtsene Ve götürür adamın masasına, koklar gene bizimki çatalı bıçağı ve gözleri açılır - Yahu Kezban, burada mı çalışıyor? |
ÜSTÜNE ETME Temel, Almanya'dan gelen arakadaşı Dursun'u lokantaya götürür. Garsona: -Baa bi kuru fasulye, pilav, üstüne de et, der. Dursun: -Baa da aynısından, ama üstüne etme! |
süper serce Serçenin bir tanesi bahar günü dalgın dalgın uçuyormuş. Bir anda farketmiş ki, bir yolun üstünde uçuyo ve karşıdan da motorsikletli bir adam geliyo. Her ikisi de çarpışmayı engellemek için ellerinden geleni yapmışlar ama nafile... Serçe "çotaaank" diye kaska çarpıp düşmüş. Şimdi, motorcu arkadaşımız, Allahı var sıkı bi hayvansever. Doğal olarak hemen atlamış motordan ; koşmuş serçenin yanına. Serçe baygın yatıyo.. Kıyamamış, bırakamamış yolda; almış getirmiş eve. Eskiden kalma bi de kafesi var evde.. Baygın serçeyi kafesin içine güzelce yerleştirmiş.. Yanına da az biraz su, az biraz ekmek koymuş, vurmuş kafayı yatmış.... Bizim serçe bi müddet sonra ayılmaya başlamış.. Daha tam seçemiyo ortalığı.. Hafif bulanıklık var yani... Bi bakmış parmaklık, ekmek, su falan var bulunduğu yerde... Birden dank etmiş vaziyet: - Motorcuyu öldürmüşüz beaaa ...!!!!!! |
HALİNE ŞÜKRET Dursun, çok feci bir trafik kazası geçirir... Koma halinde hastaneye kaldırırlar. Tedavi olurken kendine gelir. Yatağında bakar ki bir kolu yok... Hepten morali bozulur, asabileşir. Bir taraftan da hastaneyi birbirine katar: -Ben tek kolla nasıl yaşarım şimdi! Diye bağırıp çağırır. Kendini hastanenin penceresinden atıp intihar edeceğini söyler. Doktorlar başına toplanır, bakarlar Dursun ciddi, başlarlar nasihata: -Bak evladım, insan tek kolla da yaşayabilir, ölmediğine şükretsene. Sonra beterin beteri var. Geçen yıl Temel de kaza geçirdi. Onun iki kolunu birden kesmek zorunda kalmıştık... Ama o senin gibi bağırıp, hastaneyi birbirine katmadı. Şimdi de gül gibi yaşayıp gidiyor. İnanmazsan git de bak. Dursun, bir an sakinleşir, gider yukarı mahallede Temel'i bulur. Bir de bakar ki, Temel'in hakikaten iki kolu kesik ama, Temel bahçede kıvır kıvır oynuyor, hem de nasıl oynuyor... Bizim Dursun'un kafası karışır ve hayretle Temel'e yaklaşır: -Ula Temel, eyi ki seni gördüm, yoksa hayatum gideyidi. Ula bizim bi kolumuz kesildi diye intihar edeceğidum. Ama senin, iki koli kesik vaziyette, hem de bi dansöz gibi oynamana karşı teselli oldum... Şu dünyanın haline bak, benum tek kolum kesildi diye intihar edecek kadar beyinsuzum, sense iki koli yok göbek ataysun... Derken, Bizim Temel patlar: -Ula sen manyak misun, ne göbek atmasi. Sırtım fena halde kaşuniyi... Patlayrum. |
öğretmen okulda ders esnasında öğrencilere demişki içinizde en salağı ayağa kılksın öğrencilerin hiçbiri kalkmamış bikaç dakka sonra birisi kalkar öğretmen:neden kalktın sen enlalağımısın cocuk:öğretmenim szin tekbaşınıza ayakta durmanıza gönlüm razı olmadı;):D:D |
Don yasağı http://www.ekolay.net/images/trans.gif Osmanlı döneminde Arabistan'da erkekler uzun bir entari giyer, içlerine de don giymezlermiş. Rüzgarda falan her yerleri gözükürmüş. Bunu duyan Osmanlı padişahı Arabistana elçi gönderir bu olayı kaldırmak için. Bir gün sokakta yine donsuz entari giymiş adam yakalarlar ve mahkemeye çıkartırlar. Hakim sorar. -adın ne? -abdulhamit -babanın ismi? -abdülaziz -evli misin? -5 karım var -1.ciden 15 çocuk 2.ciden 20 3.den 12 4.den16 5.den 17.......... Hakimin kararı: -Abdülaziz oğlu Abdülmecitin don giymeye vakti olmadığından beraatine....... |
Adamın biri bir internet kafeye borç takar ve adam yüklü miktarda taktığı borcu ödememek için uzun bir zaman aralığı internet kafeye uğramaz. Son zamanlara doğru sadece kafenin önünden geçer... ve bir gün bakar içerde arkadaşları var pasta kola var... bakmış olacak gibi değil düşünmüş " lan burda bir doğum günü kutluyorlar benim borç aklına bile gelmez... diyerek" dalar içeri Ve "Obaaa neyi kutluyoruz laan" İnternet kafenin sahibide.. "Senin yıllık borcunu kutluyoruz demiş" Herkez altına etmiş... |
Doktor telefonda yakaladigi hastasına: - "Tahliller belli oldu" demiş, - "Sana bir kötü, bir daha kötü haberim var." - "Nedir kötü haber?" - "Maalesef 1 günlük ömrünüz kaldı." - "Peki daha kötü haber nedir?" - "Size 24 saattir ulaşmaya çalışıyorum, ancak buldum..." |
Baba, ortaokul üçüncü sınıfa giden oğlunun elinde karneyle salona girdiğini görür. "Allah allah, dönem ne çabuk bitmiş..." diye düşünür ve oğluna seslenir: -"Getir bakayım şu karneyi!" -"Al baba..." Adam karneye bir bakar ki, beden eğitimi ve resim dışındaki tüm dersler zayıf. -"Bir dediğini iki etmiyoruz, bilgisayar dedin, bilgisayar aldık, ingilizce kursu dedin ingilizce kursuna gönderdik, gitar kursu, müzik aletleri, ne istersen yapıyoruz. Kız arkadaş uğruna harcadığın çiçek parasının haddi hesabı yok. Ne bu notların hali, rezil şey!" -"Baba... O benim karnem değil ki, senin kitaplarını karıştırıyordum, birinin arasında karnelerinden birini bulmuştum..." |
nasrettin hoca birgün camın önünde havaya bakıp hanımına yarın hava iyi olursa tarlaya gidip tarlayı süreceğini kötü olursada evde kalıp evi boyayacağını söylemiş.bunun üzerine hanımı hocaya; bey;deki inşALLAH hoca hanıma; ya inşALLAHı maşALLAHımı var demiş iyi olursa tarlaya kötü olursa boyaya. sabah olmuş hava çok güzel hoca tarlanın yolunu tutmuş.derken karşıdan gelen bir jandarma ekibi görmüş.jandarma hocaya yaklaşıp bi köyü sormuş.hocada; orası çok uzak ancak 2 günde gidebilirsiniz ve oraya araba işlemez demiş..bunun üzerine jandarma hocayı da alıp köyün yolunu tutmuş.hoca istemesede mecburen yola koyulmuş.jandarmayı götüren hoca 2 günde eve gelmek için yollarda çile çekmiş.derken kanter içinde eve ulaşmış. kapıyı çalmış. hocanın karısı;kim o demiş hoca; benim inşALLAH... |
| Saat: 06:39 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık