![]() |
YALNIZLIK.. Ben ne zaman yalnız kaldım, bilmiyorum Ne tuhaf, vaktim olmazdı yalnızlığı bunca bilirken kendimi hiç yalnız sanmazdım çevremde hep birileri vardı, ben hep birilerinin yanındaydım günler belirsiz bir gelecek için neredeyse kendiliğinden hazırlanırdı aramızda habersiz gidip gelen gündelik armağanlarla kendi kendini taşıyan bir ırmağın akıntısında hayat bizi kendi sahillerimize ulaştırırdı bazı evlerden taşınırdık, bazı insanlar girip çıkardı hayatımıza bazı mektuplar alırdık, bazı sözler, çiçek selamları sonraları bazı tanıdıklarımızın ölümleriyle de karşılaştık elde olmayan nedenle sudaki halkalar gibi genişleyen küçük alınganlıklardan büyük dargınlıklara vazgeçişler, unutuşlar, kayıplar birbirimizi çok sevdik hep yıllarla azala azala şimdi ne zaman yalnız kaldığımı düşünsem, yalnız olmadığımı kanıtlamak istiyorum kendime eskiden iki albüme sığdırdığım hayatım, şimdi sığmıyor eskilenlerle çoğalmış fotograflara telefonun başına geçiyorum alt alta dizilmiş onca ad arasında seken ömür parçası gün ölüyor meşgul numaralarla şimdi ne zaman yalnız olduğumu düşünsem, şimdi ne kadar yalnız... yalnız olduğumu anlamam için beni hiç yalnız bırakmadınız. Ben ne zaman yalnız kaldım, bilmiyorum her zaman yalnızdım, bunu biliyorum büyücü ellerimin kara sanatı yazı en çok ben onardım dostlukları, en çok benim elim dikiş tuttu bağışlamasız sanarken kendimi en çok ben unuttum kalbimin benden sakladıklarını tığla içeri çektim takılmış kazakların ipini denenmemiş başlangıçları göze aldım, hafifletilmiş hasarları, görmezden gelinen enkazı mutfağı beklemek hep bana kaldı bir şiirden bir romandan bir filmden çıkıp her seferinde aydınlık bir inat gibi yeniden karıştım hayata hiç el değmemiş gibi yeniden konuk geldim odalarınıza, ruhlarınıza buraya eski aşklarım neredesiniz? Hepinizi çok özledim. Şimdi birdenbire bir köşeden çıkıp bana, yalnızca, Merhaba, deseniz, o zamanlar hiç mutlu etmediğiniz kadar mutlu edersiniz, bir zamanlar bütün ağladıklarımı geri verebilirim size sağ olun demenk isterim, sağ olun, sağ olun sanki beni yeniden sevdiniz ama biliyorum, pis bir yağmur başlıyor, şemsiyem yok yanımda, yağmurda yürümekten nefret ederken, yürümekte ısrarlıyım gene de isterseniz, kederdeki bütünlük, diyelim buna ne kadar ıslansam, o kadar çıkacağım sanki bir zamanlar çok daha bütün olduğumu sandığım o yıkanmış zamanlara... yeni değil keşfine gençlik verilmiş gerçekler her zaman yalnızdım kitaplar kadar yalnız yalnızca yalnızlığımdan gürültücü bir kalabalık yaptım herkes için farklı aldanışlar kurtarılmış hayatlar yok pahasına her zaman yalnızdım yanardağlar kadar yalnız ey kafiye sevenler, şimdi beni gökyüzünde bir yıldız sananlar, yanıldınız! nankörlük etmeyeyim gene de, yalnızlığımı daha az hissettiğim anlarım oldu yalnız evimde hep aynı anda çalar telefonla kapı gene öyle oluyor; hiç yalnız bırakmazlar beni yalnızlık bilgisiyle çatılmış arkadaşlıkların korunaklı gölgesinde yalnızlık için çalar telefonlar kapılar İstersen bana uğra, ya da, Akşama buluşalım, ölmeden yapacak çok iş var MURATHAN MUNGAN |
HER GECE SEN... Her gece sen girersin rüyalarıma, her gece sen... Paramparça olur uykularım, Karanlığın en koyulaştığı yerde. Kapının çalındığını duyarım. Açınca soğuk bir rüzgar çarpar yüzüme, SEN YOKSUN... Kilitlenir dudaklarım, Gözlerim karanlıklarda boşuna arar seni. SEN YOKSUN... Yalnızlığımı kadehlere doldurup, Tek başıma içmeliyim bu gece, Kırmalıyım kapıları, evleri ateşe vermeliyim. SEN YOKSUN... Zaman gitgide azar, Altmış saniye bir dakika, altmış dakika bir saat Ve sabahın olmasına daha beş saat var… Beklemek bir çeşit ölmektir! Bu her gece binlerce ölüm demektir. SEN YOKSUN!!!!!! Neden ay karşıdan yükseldiği zaman, Başım omuzlarında olmasın? Neden ellerim avuçlarında değil? Neden gözlerim aradığı zaman gözlerini bulmasın? Durup durup beni bu çaresizlik hançerliyor. Bu yolların bir yerde ayrılması; Uyuyan kilometreler... O sefil anlayışsız bakışları insanların, Dünya o eski dünya değil... Şu uçsuz bucaksız evrende, Ne derdimizi anlayan var; ne de dinleyen sevgimizi... İki ömür değil, iki ayrı ve büyük yalnızlıktır yaşadığım… Her şey aslında başka renkte, Vernikli eşyalar, vernikli yüzler… Altından yer yer sırıtan bir yoksulluk… Yalan üstüne yalan, oyun içinde oyun... Her şey bir yerde anlamsız ve boş... Gerçek olan şimdi senin yokluğun, senin varlığın... ÖZLEDİGİM DUYUYOR MUSUN? Bak nasıl artıyor ellerimin sıcaklığı Dinle bak nasıl çarpıyor yüreğim. Bütün sokaklarında bu şehrin; sana koşuyorum... Seni soruyorum gelip geçene … Görmedik diyorlar, Anlamıyorlar, seni nasıl özlediğimi; Nasıl sevdiğimi bilmiyorlar Volkanlar tutuşuyor, ormanlar yanıyor içimde her gece Milyonların uyuduğu bir anda ;devler uyanıyor içimde... Seni düşünüyorum... Karanlıklar içinden özlemli sesin geliyor Bir ışık yanıyor uzaklarda... Çorak topraklarımın üzerinden bir bulut geçiyor… Şimdi umutlarım varılmaz uçurum diplerinde... Korkunç karanlık mağralar da hayallerim.. Derin bir kuyudan su çekercesine; Zamandan ve mesafelerden seni çekiyor ellerim. Sen her zaman olduğu gibi yine en tatlı o en değerli... Benimse ellerim sıcacık, dudaklarım nemli... Özlediğim; Herşeyimle kopup en yüksek tepelerden, Bir çığ gibi sana geliyorum… Sonra dağlar çöküyor ansızın; Ağaçlar devriliyor evler yıkılıyor altında kalıyorum... Kırık bir heykel, parçasını arıyor her gece… Bir şarkı notasını, bir tablo renklerini, Ağaç yapraklarını, vazo çiçeklerini Ve ben; Her gece yollara düşüp yana yakıla seni arıyorum… Mağrur gözleri ıslak. İlk defa ağlamıyorum bizim için… GEL diye ilk defa yalvarmıyorum kendime Ben her gece, gözlerim tavanda bir noktaya dikilmiş SENİ DÜŞÜNÜYORUM... Ve sen; O saatlerde benim görmediğim rüyaları görüyorsun… Bir peri oluyorsun her gece sen, Ellerini şıklat ben ordayım diyorsun... İlk çağrışımda gel, ikincisinde geç olabilir... Ve ben ilk çağrışında geleceğim, Yine ikincisinde geç olabilir Kim bilir nasılım ve nerdeyim, Bulursan ne olur bırakma beni, Bulamazsan aradığın yerdeyim… Hani o toprakla asvaltın kesiştiği, Ağaçların altına yorgun gölgelerin düştüğü, Sevenlerin ürkek adımlarla buluştuğu o yerde... Ben hep böyle varım, böyle kırık dökük Ne olur beni bırakma ve ilk çağırışımda gel… Sarsın krallığımız yeryüzünü bir ucundan bir uca.... Elini uzatsan tutacağım yakındayım… Baksan göreceksin, görsen seveceksin, Aradığım senden başkası değil... FARKINDAYIM... Benim yüreğim değil, Kayan bir zamandır avuçlarından, Uzat ellerini susadım, Dostluğun eski bir şarap gibi sızıyor parmak uçlarından... GEL DİYORUM... İlk çağrışımda gel, Gel ki aydınlığında bütün geceler gündüz olsun... Dinle, uzak bir saat 12 yi çalıyor ne güç anlamıyor musun? Bir ömür boyu arayıpta seni bulamamak.... Ben yokluğunda böyle yok! böyle yoksun... Ben yokluğunda böyle paramparça! Bölük pörçük ve karanlık... SENSİZ OLMAK MI? HİÇ OLMAMAK... GEL.......... |
Bak şu bebelerin güzelliğine Kaşı destan Gözü destan Elleri kan içinde Kör olasın demiyorum Kör olma da Gör beni Damda birlikte yatmışız Öküzü hoşça tutmuşuz Koyun değil şu dağlarda San kendimizi gütmüşüz Hor baktık mı karıncaya Kırdık mı kanadını serçenin Vurduk mu karacanın yavrulusunu Ya nasıl kıyarız insana Sen olmazsan öldürmek ne Çürümek ne zindanlarda Özlem ne ayrılık ne Yokluk ne yoksulluk ne İşşiz güçsüz dolanmak ne gün gün ile barışmalı kardeş kardeş duruşmalı koklaşmalı söyleşmeli korka korka yaşamak ne kahrolasın demiyorum kahrolma da gör beni kanadık toprak olduk çekildik bayrak olduk döküldük yaprak olduk geldik bugüne ekmeği bol eyledik acıyı bal eyledik sıratı yol eyledik geldik bugüne ekilir ekin geliriz ezilir un geliriz bir gider bin geliriz beni vurmak kurtuluş mu körolasın demiyorum kör olma da gör beni Hasan Hüseyin Korkmazgil |
Yalnızım aşk mıdır söyle seni sensiz yaşamak yokolmak sensiz sevişmelerde uykusuz bu gece sensizlik ülkesinin sessiz boğucu karanlıkları içinde sular gibi yalnızım sular gibi kimsesiz akıyorum toprağı ve havayı soluyarak sensin diye bu gece bu gece allahlar kadar allahsızım uzaklardan gelen köpek havlamalarına yağmurun son damlalarına ağaçların en incecik dallarına tutunacak kadar yalnızım Celal Kabadayı |
YalnızlıklarYeşertiyorum Gecenin karanlığı tünerken saçlarıma Boyası yitik bir ressamın fırçası gibi Ayaklarım yorgunluğumu çiziyor kaldırımlara. Hıçkırarak bulutlar ağlıyor Islanıyor saçlarımdaki karanlık Sığınıyorum bir durak saçağı dibine Titreyen parmaklarım yüzümde geziniyor Sanki kanunun hüzünlü tellerinde... Küf kokulu gecelere Şiirler yazıyor yüreğim Bir çay tadında hayallerimi içiyorum Koyu karanlıkta damla damla mısralarım düşüyor Gem vuruyorum duygularıma ağlamamak için Sevgimi mumyalayıp gömüyorum El deymemiş yalnızlıklar yeşertiyorum Yüreğimin en saf yerinde... Celal Topo |
Ey benim ömre bedel yalnızlığım; Nice baharlar,kışlar geçti de, Nice kuşlar uçup göçtü de, Nice ümitler,hayaller öldü de, Bir sen kaldın terketmeyen Şu kuş uçmaz,kervan geçmez yüreği... Ey ayrılmaz parçam; En ışıksız,en koyu karanlıklarda, Gölgem bile burakıp giderken, Elini tutarak,yolumu bulmaya çalıştığım, Yine sen oldun Bak,yine herkes gitti... Kuşları sustu,çiçekleri soldu gönül bahçemizin.. Gece küstü,gün küstü, Gülüşler,sevişler küstü.. Bu suskun yürek zaten cümlesine küs.... Gel ey iflah olmaz yalnızlığım.... Yıldızlar,güneş,ay, Göğün mavisi kalsın da yerinde, Biz gökyüzünün siyahını sarınıp da üstümüze, Sokulup birbirimize, Bir geceyi daha paylaşalım.... Şerefine yalnızlığım.... şerefine..... Figen Mete |
Biliyorum yorgunsun. Acıyan yanım da yorgun. Acıyan yanım kış. Acıyan yanım hasret. Acıyan yanım yalnızlık. Acıyan yanım sensin. Sen neredesin..? Nerede üşüyor yüreğin.? Saçlarıma dokunan ellerin Boşlukları mı sarıyor.? Biliyorum aramızda yatan Uzaklığa gülümsüyorsun. Acıya gülmektir bu. Acıya gülmek bizim dilimizde Sevdadan geçmektir .. Biliyorum yorgunsun.! Gidişler böyle yorgun mu bırakır insanı.? Geride kalanı böyle yalnız mı.? Hüzün kokuyor yalnızlığım. Ağlayışlarımı yutkunuyorum Hüzünlü bir melodinin geçiminde..! YALNIZLIĞIM... YANIMDA KİMSE OLMADAĞINDAN DEĞİL... SEN OLMADIĞINDANDIR...!!! |
Yalnızlıklarıma Kaçışım Sen yoktun ya artık, gidecektim yalnızlıklarıma, Kavgaları, savrulmaları kadehlerime eş ederek, Gidecektim işte senden, dönmeyecektim bir daha, Yüreğime; Sigaramdan bir duman alışı uzak olsanda... Ağır küskün gökyüzü bana ağlıyordu, Bana ceza, bana azap veriyordu bebeğim, Ama ben gidecektim işte, acılara, azaplara, Çekip gidecektim inatla yalnızlıklarıma... Hüznü seviyordum, onsuz hiç olmadımki, Barışmadım ben; hiçbir zaman içimdeki benle, Kavgalıydım, savaş alanlarındaki kadar acımasız, Kaçmalıydım, içimdeki benden yalnızlıklarıma... Şafaklara kadar süren kavgalar senle değildiki, İçimdeki o; kavga ettiğim benle, yüreğimleydi, Hüznümü severken, dövüştüğüm kendimleydi, Kaçtım; kendimden, senden kaçtım; YALNIZLIKLARIMA... Bayram Karaali |
Kimi Şu insan bin türlü hülyaya dalar Zerreyi katreyi sele çevirir Kimi de boşboşa fikrini yorar Harcanıp tükenmiş pile çevirir Bazıları koşar bir uğraş verir Her sözü fikriyle çamlar devirir Kimisi uslanmaz dümen çevirir Bazısı sırımı tüle çevirir çicekler dökülür gelinir sona Dallarda meyvalar can verir cana Bir gülücük bile yeter insana Arifler manayı dile çevirir Vakit gelir yaprak solmaya başlar Uğraşıp rızkını almaya başlar Ol deyince yoklar olmaya başlar Rahmet kesilince küle çevirir Güz gelir tabiat çulunu soyar Gökteki yıldızlar duramaz kayar İnce her taşı da yerine koyar Koca kainati sala çevirir Sabit İnce |
Adı Yalnızlık Gölgen gibidir yalnızlık Gecenin ıssızlığı, karanlığı gibi boş ve soğuk. Sarılırsın ararsın tutamazsın yoktur çaresi. Adı Yalnızlık Yazılmıştır birkere Yiğit olsan da büker bileği, Cesur olsan da sızlatır yüreği. İçindedir sevgi, insanın tek dileği Ateşten gömlek misali SEVGİ... SEVGİ... SEVGİ… Murat İnce |
Yalnızlık'a Ağlaşıyor içimde çocuklar, Her biri bir köşede! Yalnızlık hissimi unutturan, Eşyanın ardındaki ruh! Ve ilk gün ışıklarıyla, Köpekleri ürküten görünmezlik! Zamanı durdurmaya yakın, Taş gibi korkular suratlarını yalar! Kanar yalnızlığıma yakın,Yalnızlık... Alper Yıldız |
YALNIZLIKLARDAYIM Yalnızım, yalnızlıklardayım. Gene senden uzaktayım. Nasıl ihtiyacım var içimi dökmeye, dertlerimi anlatmaya bir bilsen. İstiyorum ki seni düşünürken, rüzgar esmesin hoyratça içimde. Toz duman içersinde kalmasın hiçbir yer. Yaslanmışım bir ağaca, dalmış gözlerine,gözlerim. Uzakta bir boşluğa asılı kalmış. Şimdi en güzel gördüğüm düşsün. Bir ressamın tuvalinde resmin, arkanda dağlar. Bir perde gibi inmiş gökyüzünden bulutlar. Bir gök kuşağı sanki başındaki taç. Sislerle boğulmuş güneş, senin aydınlığına muhtaç. Yine bir gün ansızın yüreğine baskın yaptım geceden. Esir alınmış soluklarında yaşadım ilk heyecanı. İlk kez, mecalsiz kaldı sevgimin hücreleri. İlk kez sana teslim oldu yüreğim. Yaşamın en zor yanı, seni düşünmekmiş bilemedim. Yaşamın en güzel yanı, seni düşünürken ölüşün ve tekrar dirilişin özlediğimde yarınıma. Ne güzel bir başka renkten sevmek seni, bir başka mekanda düşünmek. Bir başka gözle görüp, sevmenin gür soluklarında hissetmek nefesini. Ve sonra inmek derinliklerine aşkın. Tekrar tekrar hissetmek, keskin ve yakıcı tadını öpüşün. Ahhhh! Güzelim, bir tanem. Ne olur, güzelliklerinde gizlensin çirkinliklerin. Bak şimdi, Yalnızlığın uç verdiği yeni filizlerde büyüyorsun. Oysa sen, yorgun dalgaların kıyılarındaki izlerde olmalısın. Kum tanecikleri gibi yıkanmalısın tuzlu suda. Ve ben sana, yalnızlıklarımı yazmalıyım, yalnızlıklarımda bu satırlarımı kuma. İçimde hep sensizliğin korkusunu taşıyorum. Anlaşılan, ben hep senin yalnızlığını yaşıyorum. Senin hıçkırığında, göz seyri mendeyim beni andığında geçen. Açlığımda mis gibi ekmek kokumsun dumanı üstünde yalnızlığımın. Yağmurda toprak kokumsun, baharda çiçek. Yalnızlığımın sarhoşuyum her gece içtiğim yalnızlığımın. Yüzüme baktığında okuyacaksın yalnızlığımı. Yalvarışlarımı hissedeceksin, benim hissetmediğim. Duruşumun sana nasılsın der gibi olduğunu. İyiyim diyeceksin sadece gülerek. Belki de sarılmanı bekleyeceğim,kendimi zor tutup. Sen hissetmesen de, bir çocuğu okşar gibi okşamanı kim bilir. Senin o gizemli dünyanda benim yalnızlığım olacak senin düşündüğün. Senin hissettiğine benim gülmem olacak. Güldüğümü hissedip, sende güleceksin. Sana değecek sözlerimin her kelimesi. Şarkılarım olacak dudaklarında söylediğin. Beni hatırlayabildiğin yalnızlığında, için sıkılacak, yüreğin daralacak dokunmak, sevmek gibi, tatminlerin en güzelinden uzakta, sen ve ben, bir araya gelemediğimiz iki ayrı kutupta, iki ayrı yalnızlığı yaşayacağız. Yalnızlıklarda, yalnız. |
İSTANBUL TÜRKÜSÜ: LâL YALNIZLIK!… istanbul türküsü: LâL yalnızlık!… ben bir (h)iç / kimse´yim… bir yanımda üşüten bir yalnızlık; diğer yanımda sesime karışmış yokluğun. nedendir ki, çığlıkların yankısıdır uzaklardan gelen. sokaklarda bir gölgedir şair; kendinden kaçak! kafir bir gülümsemedir dudaklardan, an be an dökülen. / hoyrat kalabalıklarda; / bir adın var senin, kirlenmemiş, / beyaz… onun için düş´lerim, en çok beyaza çalar LâL yalnızlığımda. saatlerin adam yutan tiktakları arasında, bir şehir bütün beyazlara inat, en karanlık saatlerinde, sokaklarında kendini o kadar kaybetmiştir. / sarhoş bir ağızda; / eski bir istanbul türküsü. / ****** bir yatakta, / istanbul hatırası!… bilinmedik hiç bir nakarat yoktur artık. ve bütün şarkılar, hep aynı buruk notayı sayıklamaktadır… bu şehir, âh bu şehir; isyan bayrağını çekmiştir! / bütün fethedilmişliğine karşılık / bir o kadar esir olmuştur… bütün ümitlerim; kirletilmiş ****** bir şehrin, yatak ucuna bırakılmış bozuk para gibidir artık. umutlar; serkeş bir rüzgara teslim, beyaza çalarken LâL yalnızlığımın, çıkmaz sokaklara dalan noktasında. gözlerimde asi bir yalnızlık, iki tarafı keskin bıçak; / ne yanımı dönsem hep bir yanım kanar / ve yine ne yanımı dönsem, / bir şair orada yanar… düş´lerim; kayıp gidiyor hiç kimse olduğum noktada. bir şair var orada; sokakların kıvrılıp gittiği noktada. bir yanı hep kanar, diğer yanı hep yanar… / LâL yalnızlık… / KâL yalnızlık… Kalemin Gözyaşı |
http://img407.imageshack.us/img407/9284/senhic3wd0.jpg Sen hiç duydun mu baska bir yüregi kendi gögsünde atar gibi... Üzüldün mü, yanaklarindan süzüldü mü hiç bir baskasinin gözyaslari... Yabanci hiçkiriklar gelip dügümlendi mi gögsünde... Düsündün mü geceleri... senin olmayan rüyalar gördün mü... senin olmayan birini sevdin mi? Gökyüzüne baktin mi , yildizlar düstü mü günes dogdu mu her gecenin sonunda ? Uyandin mi baska birinin sabahina? Hiç sevdin mi sen, Duydun mu baska bir yüregi kendi gögsünde atar gibi... Gülümseyisini hissettin mi belli belirsiz senin dudaklarindaymiscasina yakin... Sicak... Hiç sevdin mi senin olmayan birini? Senin olmayan bir sehirde, bir gecede, bir bedende yasadin mi hiç? Sen hiç gerçekten sevdin mi senin olmayan birini .... |
En zor animda, yoksun hiç yanimda. Soguk yagmurlarda bekliyorum seni. Seni, sevgini, gel artik kurtar beni. Uzun yollarda gezindim, tükendim. Anilarla, sensizlige direndim, denedim. Bekledim, bekledim, çok özledim. Gözbebegim, sana çok hasretim. Gizli kalmis düslerin tesirindeyim. Sevginin hasretiyle beklemekteyim. Anlarsin bir gün diye çekinmekteyim. Seviyorsun, sevmiyorsun, nereden bileyim? Istesemde olmuyor, sensiz zaman geçmiyor. Ne yapsamda gitmiyor, gözlerin düslerimden. Ahmet Arslan |
YALNIZLIK ŞİİRİ Karanlığın insanı delirten bir ihtişamı vardır Yıldızlar aydınlık fikirler gibi havada salkım salkım Bu gece dağ başları kadar yalnızım Çiçekler damlıyor gecenin parmaklarından Dudaklarımda eski bir mektep türküsü Karanlıkta sana doğru uzanmış ellerim Gözlerim gözlerini arıyor durmadan Nerdesin? Atilla İlhan. |
Ben mi çok aLIngan oLdum sizLer mi değiştiniz? Yoksa deği$en benmiyim? BiLmiyorum.. SON günLerde ya$adIkLarIm , bana ya$atILanlar ağIr geLiyor artIk... a$k... Ne büyük bir huzurdur oysa ki.. Ve nasIL da narindir , kIrILgan.. $imdi eLimden kayIp giden ne$eLi günLerime yanIyoRum.. insanLar hep benciL oLmak zorunda mI ? Hep bir noktasI mI vardIr cümLeLerin ? Ben hep üç noktaLarI sevmi$tim.. Çünkü sürsün vE hiç bitmesin istedim.. sonsuzLuk i$aretimdi benim üç noktaLarIm.. oLmadI.. ÇocukLuğumdan bu yana En büyük hatamdI beLki de dostLarImI kendimden önceyE koymak.. Benim önceLikLerim farkLIydI.. Annem çok kIzardI bana.. En büyük nasihatiydi "kızımm benciL oLmayI öğren biraz , yoksa mutsuz oLucaksIn!''.. HakLIydı Anneciim.. Ben kimE ne kadar fedakarLIk yaptIysam bir o kadar kazIk yedim.. GaLiba bir yerden sonra insanLar kendiLerinE veriLen değerE aLI$IyorLar.. Hatta o değeri hak ettikLerini , sizin fedakarLIk yapmak zorunda oLduğunuzu , beLki de kendiLerinE mecbur oLduğunuzu dü$ünmeyE ba$LIyorLar.. Oysa yapILan her$ey sevgiden.. İnsan bir sabrediyor iki sabrediyor , bin sabrediyor , kopuyor ipLer.. DüğümLer de i$e yaramIyor.. Bir Çin atasözü vardIr hani "kopan bir ipE düğüm attIğInIzda ipin En sağLam yeri orasIdIr ve en çok canInIzI acItan da".. SağLamLIkLar acInIz oLuyor zamanLa.. $imdiLerde ben a$ka oLan inancImI yitirdiğim gibi dostLuğa oLan inancImI da yitirmekten korkuyorum.. Oysa benim yemye$iL berrak hayaLLerimde mavi suLarImda hep dostLarIm yüzerdi.. CanImIn canIydILar.. $imdiLerse isE hissettikLerim muamma.. BeLki ben çok hassasLa$tIm beLki onLar kIrIcI oLduLar.. Ne önemi var ki canIm yanIyor.. Gerçi canI yanan ben oLayIm.. Dostumun canI yanarken ben daha coK acILanIyorum.. Sorun değiL birkez daha ben ağLayayIm... aLI$Iyorum artIk hak etmedikLerimE , aLI$Iyorum bu tuzLu sIvInIn dudakLarImdan akI$Ina .. ALINTI.. |
Bir gün göremeyeceksin beni, Gözbebeğinden süzülen kristal bakışlarda.... Teselli etmeyecek dökülen gözyaşların Yine burkulacak yüreğin, Acı bir çığlık kopacak içinden, Ve aklına gelecek bana yaptığın hataların... Pembe şafaklar, karanlık gecelerde gizli, Ayrılmak istiyorsun biliyorum, Yağmur bulutundan... Sakın verme kalbini yeni bir aşka, Ben katlanırım ayrılığa, Her gün yeniden ölerek, Ama elimden bir şey gelmez, İçten içe ağlayarak, Susmaktan başka. -Baharlar Sakladım Dudaklarımda isimli kitabından Ahmet Beltekin |
Yalnızsın Bir akşam ışıkların dağlara güldüğünü Bir akşam bulutların seyre döküldüğünü Görürsün hasretiyle sabah ezgilerinin Bir akşam gözlerin ufka dalar pek derin Kuşlar öter, uçuşur yeşil dallara konar Umutlar yaprak yaprak alevlenir de yanar Son mutluluk sesleri dökülür dudaklardan İnsanlar gölge gibi çekilir sokaklardan Rüzgar okşamaktayken anne gibi tenini Gecenin kolları sessizce yakalar seni Anlarsın gözlerinin dolup boşaldığını Anlarsın yalnızlığı ve yalnız kaldığını… Nurullah Genç |
http://img469.imageshack.us/img469/658/erdalll9kz2.jpg Suskunluğum Çaresizliğimdendir Suskunluğum çaresizliğimdendir, Laf bilmemek değil, Gözlerimin yaşları derttendir Gülmeyi bilmemekten değil, Boyun eğişim tıkanmışlığımdandır İsyanı bilmemekten değil, Yaşamdan bıkmışlığım nankörlüktendir Yaşamı sevmediğimden değil Herşeyi bırakmak isteyişim İnsanların gerçek yüzünü gördüğümdendir, Geçmişte yüzüne gülenlerin Zor durumda kalınca sırtlarını dönmelerindendir Güven duygumu kaybedişim Benden değil, İkiyüzlülüğü gördüğümdendir. Allahım ne olur yalvarırım sana Güç ver bana. Güç verki yenemesinler beni Güç verki ayakta kalayım Güç verki ezemesinler beni Güç verki başarımı anlayayım. Güç verki başım yalnız senin önünde eğilsin, Kullarının önünde değil |
http://img224.imageshack.us/img224/5216/zorgunler9ur.jpg İclal Aydın - Zor Günler Benden Önce Söylenmiş Sözlerin Haklılığına Kızdıığm Oldu Zamanında. Ama İnandığım da. Ömrümde Her Şarkı Başka Bir Kapı Açtı. Bu Şarkının Ardında Sen, Bu Kapının Ardındaysa Benden Önce Söylenmiş Sözler Vardı. Seçtiğimiz Hayatlar mı Bunlar? Seçtiklerimiz mi Bunca Yokluk, Bunca Kiriklik, Bunca Acı? Seçtiklerimiz Evet. Hayat bu Sevgilim, Çoktan Seçmeli, Senin Aşkınsa Bir Dönem Ödevi. Bir Şarkı Tuttum Sevgilim, Bir Kapı Açtım İkimize. İkimiz Çökmüşüz Meğer Bu Resme. Kapatmadan Bu Kapıyı Yine de Bu Yaralar, Bereler Sanadır, Bileler Çok Canım Yanıyordu Gördüklerimden ve Göreceklerimden. Benim Kanayan Dizlerim Yoktu Hayatta Bir Tek. Benim de Kanattıklarim Vardı Elbet. Ezdiğim Kumlar ve Geçtiğim Yollar Hala Gölgemi Taşıyorlar. Hani Demiştim ya; Ne Ayrılıklar, Ne Aşklar, Ne Başlangıçlar Diye Yani Demem o ki, Çok Zor Günler Geçirdim Vaktiyle. Bu Şarkı Sadece Benimdi Sevgilim Ve Ben Büyük Bahçeler İstemiştim İkimize. Yazmışsın ya; Onu Sevebileceğimi Düşünmüştüm Diye. İşte o Günden Beri, Belki de Bu Yüzden Sadece, Bu Yaralar, Bereler Sanaydı, Bileler, Göreler Aşkımı, Şahidim Gök Kubbe... |
Korka korka değil usul usul değil Elim yüreğimde çarpa çarpa geldim Aç kapıyı bak ne diyeceğim Bir senin ellerinden bir senin gözlerinden Dişlerinden dudaklarından Nergisler ocak ayında açtı Kendimden bahsetmeyeceğim Yediveren güllerden duvarlardan sarkan güllerden Çocuklardan sabah erken okula giderlerken Atlardan bahsedeceğim Kan ter içinde atlardan Aç kapıyı bak ne diyeceğim Ne kadar küsülü çocuk varsa barıştırdım oynuyorlar Tam kırk çeşit sarmaşık gül buldum penceremin dibinde açacak Ekinleri dolu vurmadı çekirge gelmedi kurak olmadı Yorgunum demiyeceğim bir evimiz olsa demiyeceğim Yüreğim daralıyor demiyeceğim Bir baksan gözlerime başını çevirmeyeceksin Yürüyüp gitmeyeceksin elini çekmeyeceksin Bir baksan gözlerime Dağda yakılmış ateşler göreceksin Aç kapıyı kim geldi bak Bak nasıl havalandı güvercin Açmam diyemezsin artık Aç. Berin Taşan |
Yalnızlıklarıma Kaçışım Sen yoktun ya artık, gidecektim yalnızlıklarıma, Kavgaları, savrulmaları kadehlerime eş ederek, Gidecektim işte senden, dönmeyecektim bir daha, Yüreğime; Sigaramdan bir duman alışı uzak olsanda... Ağır küskün gökyüzü bana ağlıyordu, Bana ceza, bana azap veriyordu bebeğim, Ama ben gidecektim işte, acılara, azaplara, Çekip gidecektim inatla yalnızlıklarıma... Hüznü seviyordum, onsuz hiç olmadımki, Barışmadım ben; hiçbir zaman içimdeki benle, Kavgalıydım, savaş alanlarındaki kadar acımasız, Kaçmalıydım, içimdeki benden yalnızlıklarıma... Şafaklara kadar süren kavgalar senle değildiki, İçimdeki o; kavga ettiğim benle, yüreğimleydi, Hüznümü severken, dövüştüğüm kendimleydi, Kaçtım; kendimden, senden kaçtım; YALNIZLIKLARIMA... 01.02.2002 Bayram Karaali |
Yalnızlık Üzerime devirip dağ gibi hüzünleri böyle çekip gitmek var mıydı? var mıydı böyle bitirmek? hani söz vermiştik birbirimize kaç zaman geçti aradan sen yoksun sana sığındığım geceler alevleri gökyüzünde bir kumsal ateşiydi günahları yaktığımız. ve kan rengi şarapla yıkanmış bir hasret şimdi göğsümüze taktığımız. bilirim dönmeyeceksin artık uzun zaman oldu belki çoktan unuttun. adın kaldı soğuk duvarlarında odamın sigara paketlerinde şiirlerin resimlerin bana gülen cüzdanımda saç telin bir veda o geceden aklımda kalan kekremsi bir tat bir med cezir yüreğimde ben vurgun yemiş bir yaralı gemiler bana taşır bütün aşk yorgunlarını sen yoksun.... hayatımın ilkbaharında tanısaydım seni yasak umutlara ve acılara inat buruk bir şarap tadında olsaydı sevdamız yıllandıkça güzelleşen ve sen şiirler okusaydın geceleri saçlarımı okşarken ellerimi tutsaydın ansızın yüreğim eriseydi gözlerinde yansaydım ateşinden sen ağlasaydın mutluluktan ben ölseydim yalnızca beni sevdiğini bilseydim. seviyorum deseydin bir kere söyleseydin yanmazdım yanmazdım böyle çekip gitmeseydin.... bir veda o geceden aklımda kalan bir günah belki yasak yanımda olsan şimdi hiç konuşmasak ağlasak bin kere pişman olsak sonra yine bozsak yeminleri sarılsak sımsıkı öylece kalsak... gittin.. kim bilir kaç deli sevda sığdırdın yüreğine ışığa üşüşen pervaneler gibi sardılar seni körkütük aşkların ortasına düştün yalanların pençesine belki bir gün bir gece dar bir vakitte belki hiç beklemezken seni gelirsin diye ben hala buradayım sen yoksun lanet olsun. yazarı bilinmiyor |
http://img441.imageshack.us/img441/6300/89021379dx3.jpg Sessizliktim.... Sessizim bu gece.. Hiç olmadığım kadar.. Söylenicek o kadar kelime, o kadar cümle olmasına rağmen, ben SUSTUM! Sessizlik içnde kaldım hep.. Sana söylemek istediğim kelimeleri kalbime gömdüm.. Belki birgün, hani olurya belki bigün kalbime ağır gelir kelimeler, içimden atmak isterim ya.. İşte ozaman -söylerim- diye ! Kimse yardım etmedi bana.. Sessizlik içinden çıkamadım birtürlü.. Hep sessiz kaldım ben.. Aşka, sevgiye, dostluğa, KALBİNE !! Konuşamadım.. Dilim varmadı söylemeye... SUSTUM! Kimi zaman ağladım! Bekledim.. İçimi döktüm kağıda, kaleme.. Beni tek anlayan onlardı çünkü. Ne dostum ne arkadaşım.. Hiçbişey kalmadı! Sen.. Sen ise yoktun zaten..! Yalnızlıktım işte bu yüzden... Sessizliktim... Konuşsam... susturursun diye korkuyorum.. Ağlasam... arkamdan gülersin diye susuyorum.. Sussam... işte ozaman hiçbirşey yapmıyorsun diye bende SUSUYORUM..! Belki kötü yapıyorum.. İnan hiçbirşey bilmiyorum.. Beynim ! KaLbim ! AkLım ! Hepsi sende... Hepsi sendeyken hiçbirşey düşünemiyorum... Ruhumda SADECE SEN... Ayrılık vakti yaklaşır..uzaktan.. Görürüm! Hiç sesimi çıkarmam.. Çıkaramam.. Sessizim bu yüzden işte.. Konuşamam !!! Alıntıdır |
Açsam rüzgara Ne hoş, ey güzel Tanrım, ne hoş Mavilerde sefer etmek! Bir sahilden çözülüp gitmek Düşünceler gibi başıboş. Açsam rüzgara yelkenimi; Dolaşsam ben de deniz deniz Ve bir sabah vakti, kimsesiz Bir limanda bulsam kendimi. Bir limanda, büyük ve beyaz... Mercan adalarda bir liman.. Beyaz bulutların ardından Gelse altın ışıklı bir yaz. Doldursa içimi orada Baygın kokusu iğdelerin. Bilmese tadını kederin Bu her alemden uzak ada. Konsa rüya dolu köşkümün Çiçekli dalına serçeler. Renklerle çözülse geceler, Nar bahçelerinde geçse gün. Her gün aheste mavnaların Görsem açıktan geçişini Ve her akşam dizilişini Ufukta mermer adaların. Ne hoş. ey Tanrım, ne hoş, İller, göller, kıtalar aşmak. Ne hoş deniz deniz dolaşmak Düşünceler gibi başıboş. Versem kendimi bütün bütün Bir yelkenli olup engine; Kansam bir an güzelliğine Kuşlar gibi serseri ömrün Orhan Veli |
Ayrı Ayrı Kaçamak bakışlarımız dokunurdu birbirine suçlu suçlu yürürdük gülmeyi konduramadan dudaklarımıza acılarla delik deşik bir olgunluk izlerdi gölgelerimizi yağmur ıslatırken kaçak evi kimsesizliğimiz ayrı ayrıydı. Aslında yakamıza yapışmasaydı aşk sahtekarlar cennetinde çakışmasaydı yollarımız sen ve ben pekala kandırabilirdik kendimizi mutluluk oynayarak ayrı ayrı yas içimizde uzun yolculuğa çıkmış olurdu ve bitmemiş olurdu takas. A.Kadir Bilgin |
Elimde Resminle http://www.kumru.net/kumrununsiirleri/huzun/resim.jpg Gecelerin siyahını giyindim, Yıldızlar ağladı yalnızlığıma, Hüzünleri koynuma alıp yattım, Yastığım ağladı yalnızlığıma. Güneş her gün yine doğarmış, Gözlerim ağlar karanlığa. Herkez mutluluk içinde yaşarmış, Yüreğim ağlar yalnızlığıma, Bahçem dönmüş gülizara açınca güller, Bülbüller ağlar yalnızlığıma. Beyaz papatyalardan fal bakınca eller, Yapraklar ağlar yalnızlığıma. Penceremin önünde doyurdum kuşları, Kuşlar ağlar açlığıma. Uçup gider kuşlar bekler yavruları, Yavrular ağlar yalnızlığıma. Nereye gitsem yalnızlık hep benimle, Ben ağlarım yalnızlığıma. Ömrüm bitsin artık elimde resminle, Resmin ağlar yalnızlığıma. Zerrin Özgür |
Tüm umut yollarını kapayan aşk da bir isyandır. Nerede kimbilir o fırtına, beni yüzyıllara savuran yüzü yırtık kan. İşlediğim zamansız sevdanın cılız kemiklerini sayıp, özgürlük adına soyunuyorum uykunun karesine aşk kafesimde. Ey duru bestesini dinlediğim yökyüzü! Kiminle o ihtiras denizi, kimi boğuyor dalgalarıyla, nedir bu uğultu, Kimdir tanık? Sussun sularını aşınmış yatağımdan alıp götüren deli yel, umarsız dalgaların uzandığı hiçbir kuyuyu bağlamayan köprünün üstünde Kral Lear gibi güçsüz ve deli düşsün elime ayrılık A.Kadir Bilgin |
ey yürekli değişen kesinlik bencil bir kinin erdeminde boğulan karınca -ağla diyorsun bana senin ülkende gözlerim kaldı inatla suladım yüreğimi sıradan bekleyişler ve kederli hıçkırıklar yarattım sana körpe sevinçler veren ıslak ve karanlık sokaklardan -ağla diyorsun bana gözyaşları aşkın kanıtı mı? Metin Güven |
Ben nice ayriliklar gordum omrumce Kuslar gordum; kirilmis kolu, kanadi Ayri dusmus sevdiginden kuslar gordum Hic bir ayrilik bana bu kadar komadi Ayriligin bir agridir vurur sakalarimda Ve buyur gozlerimde bir okyanus kadar Derinden ses verir icimde bir tel Sonra, birdenbire kirilir, kopar Yeryuzu cekilir altindan ayaklarimin Gecer basima coken bir tavan gibi gokyuzu Durmadan calinir kulaklarimda Sarkilarin en huzunlusu Seni alip uzaklara giden otobus Benim uzerimden gecer hisimla Devrilir, bakakalirim ardindan Bir sel gibi akan gozyasimda... Artik ne yapsam bos, teselliler faydasiz Karanlik gitgide en derinlere ceker beni Caresiz butun sokaklarinda bu sehrin Boyle perisan beklerim donmeni Dolasir birbirine yorgun ayaklarim Ellerimi koyacak bir yer bulamam Nereye gitsem en koyusu acilarin Ne yana baksam, cildirtan bir aksam Istesem ben bu omru, bu talihi istemem Boyle durup durp senden ayrilmak varsa Orada bir mezar kazilir benim icin Ayriligin nerede baslarsa. Ümit Yaşar Oğuzcan |
İnadına Yalnızlıktayım Nede çok kolay kandırılırdım çocukluğumda, Hep kızardım fırlatır atardım kendimi sokak ortalarına, Anlardım büyükleri, anlardım küçükleri, anlardım kandıranları, Gider koşardım yorgan ağlamalarıma yalnız vede mutlu... Beni ben anlamıştı, içimdeki ben içimdeki ihtiyar... Çocuktum, yalnızdım, anlamazdım, kapımdaki söğüt ağacı, Tırnaklarımı yemedim ben, yüzümde asık olmadı, güleçtim, Yorganıma sorun çocukluğuma....Yalnızdım... Ben; içimdeki benle yalnız kavgalı kardeş bazende serkeş, Git başımdan be adam içimde ben olan ben, sen bile yoktun, Kavgada geldin, tetik çekmemde elimdin, Sevdamda hüzün, aşkımda kavgacı, İhanettin... İçimdeki ben; yalnızdın kavgada, aşkta, sevdada, Tomurcuğun güleç yüzlere merhaba deyişinde, Sabaha şafak kurşununu indirirken, gelincik güleçliği, Ağır bir dosttun, adın YALNIZLIKTIM.... Bayram Karaali |
bir deli rüzgar... cehennemdir şimdi sensiz her bir anım, yalnızlığa bile sorarım seni... yokluğunun durakları hep yıkık dökük, sanırım son otobüste getirmeyecek gölgeni... medine dilencisidir sende kalan her bir gülüşüm, bakire ellerinmi resmeder beni... tuallerde boyalarda arar dururum,ben bile çözemiyorum bu kudretini... aynada mutlu bir adam var artık, gözlerimin bebeği senindir ey yar... zulamda saklarım kimseler bilmez, bir dilim umut ve bir deli rüzgar... 18/02/2007 (enginname şiirleri) |
Dans Edelim Gel Gözlerini severim en çok, Gökteki yıldızlardan parlak; Bir parça da baştan çıkarak. Dans edelim gel! Ne halleri vardı, sahiden, Bedbaht aşığı berbat eden onun için hotu zaten. Dans edelim gel! Doldrulamadı hala yeri, Gülden ağzının öpücükleri Kalbimde öldüğünden beri. Dans edelim gel! Dizi dibinde oturduğum Zamanları hatırlıyorum; Bu, işte bütün varım yoğum. Dans edelim gel! (Türkçesi: O.Veli Kanık) Paul Verlaine |
|
Gafletle uyuma yeter, Demedim mi dostum sana. Sayılı günlerde biter, Demedim mi dostum sana. Uyuma hep uyanık ol, Tüm varları kendinde bil. Sevda ile açıyor gül, Demedim mi dostum sana. Ummanlarda yüzelim gel, 'Hu' diyerek taşıtor sel. Bırak divane desin el, Demedim mi dostum sana. Ara ara kendin ara, Koyma gelecek bahara. İNCE bu derdine çara , Demedimmi dostum sana. Sabit İnce |
Yalnızlığımı alıyorum yanıma Bunca özleyiş, bunca arayış boşaSonu ne olursa olsun,aşk ne kadar büyük olursa olsunİnsan yine bir başına…Sevgine inanmıyorum sanmaGit dediğimi düşünme ya daDeneyeceğim bir kez dahaAma şimdilik ‘LÜTFEN ’dokunma banaİlk kez kendim kalmak istiyorumYalnızlığımla baş başaGarip yakınırdım ondan hep oysaFarkında olmadan alışmışım amaHazır değilim yeni bir başlangıcaİşte bu yüzden yalnızlığımı alıyorum yanımaVe biliyorum…Bir kez daha bırakacağım sonunda Ama bu kez ben bir şans vereceğim yalnızlığıma |
Yalnızlık Bir buz dağının ortasında yakılmış ateş kadar üşüyorum Erimek ya da sönmek değil gözümün gördüğü, Çaresizlik bitirir beni, Her defasında tekrar eriyip, tekrar sönmek Tekrarlarla kahrolup gitmek körü körüne Bende takat kalmadı, ne yanacak, ne bitecek Her şey ben kadar yalnızlıkta, ben dâhil… yazarı bilinmiyor |
Durulsana Dalları bastı kiraz Yolları kesti kiraz Durulsana deli gönül Durulsana. Etin ne budun ne Üstüste çekilmiş fotoğraflara döndün zorun ne. Çırpına çırpına akıp gidersin Elbet bu gidişten bir gün bıkarsın Kirimi pasımı yuyup yıkarsın Eller kurumadan, Kollar çürümeden Durulsana deli gönül durulsana. Bedri Rahmi Eyüboğlu |
Karanlıktı Yalnızlık ansızın dünyama doğdu, sessiz bir karanlık. içimde sıcak bir ürperti, ellerim ise buz ... yaktım meşaleyi bir an, etrafımda sadece bir gül. kimsesiz ve yalnız , bir de kanadı kırık bülbül. yazarı bilinmiyor |
Gel Yüzün bir sebepsiz korkuyla uçuk, O gün başucuma karalarla gel Arkanda, çepçevre, kızıl bir ufuk, Tepende simsiyah kargalarla gel Elinden, dal gibi düşerken ümit, Ne bir hasret dinle, ne bir ah işit; Bir yaprak ol, esen rüzgarlarla git, Kırık bir tekne ol, dalğalarla gel.. Necip Fazıl Kısakürek |
Aksam erken çöker yalnizligima Sokak sokak gezer ararim seni Hasretin gönlümün yanginlarinda Alev alev yanar ararim seni Aklimdan çikmiyorsun Sensiz bombos bu hayat Susma öyle ne olur Bana kendini anlat.. Al götür eskici kalbimi benim Neyim var neyim yok sorma bir daha Gözümde yaslardir birtek servetim Aciyip yüzüme bakma bir daha! Aldana aldana geçti bir ömür Dünlere küskünüm yarina küskün Nerede mutluluk nerede huzur Hayata küskünüm devrana küskün Aldanmaktan yoruldun mu Acilarla yogruldun mu Hiç sirtindan vuruldun mu Ne bilirsin yagmur olup Çaglamayi ne bilirsin Kahkahalar savururken Aglamayi bilir misin? Aldattilar Ümitlerimi, hayallerimi Özlemleri, düslerimi Parça parça Kopardilar! .. Sonra unutulduguma inandim Sevdigimden ayirdilar. Aldigim her nefes sana yazili Korkarim ki sensiz ömrüm sayili Yüregim tutuklu gönlüm cezali Hasretin kanima girdi girecek. Aldirma görürsen yaslar gözümde Sarkimiz olacak yine dilimde Mektubun cebimde, resmin elimde Yarin bu sehirden ayrilacagim.. Ansizin kayboldun köse basinda Zamansiz bir deprem koptu bagrimda Kendimi kaybettim iste o anda Inan ki dünyayi yikasim geldi! Ardina bakmadan gittin o gidis Kalbimi koparip atasim geldi Bu veda gerçek mi inanamadim Basimi taslara vurasim geldi! Artik gidebilirsin gidecegin yere Sana kal diyemem son ümit senden olsun Senden olsun son pismanlik Bil ki hayir diyemem.. Artik ne yapsam bos, teselliler faydasiz Karanlik gitgide en derinlere çeker beni Çaresiz, bütün sokaklarinda bu sehrin Böyle perisan beklerim dönmeni Ask miydi o, askimsi bir sey miydi Neydi çekip kendine, beni baglayan Kanatan dudagimi, tenimi daglayan Elleri ta içimde o dev miydi Askimdan armagan her satir sana Maziyi yeniden yasatsin sana Nasil sevdigimi anlatsin sana Sana bir sitem var her bir sözümde.. Askimiza ödül diye Yüregimde tas biraktin Gidiyorken imza diye Gözlerimde yas biraktin.. Askimizdan kime ne Sevdamizdan kime ne Baskasindan bana ne Ah benim nar çiçegim Canim ipek böcegim Meraktan ölecegim Bana kendini anlat.. Askin ates oldu kahrolmam için Hasret kursun oldu vurulmam için Günler asir oldu yikilmam için Yine de ben senden vazgeçemedim Ayri yönde akan irmaklar gibi Dalindan uçusan yapraklar gibi Ümitsiz, çaresiz asiklar gibi Kalbinden askimi silecek misin? Son ümidi yere serecek misin? Ayrilik çanlari çaldi çalacak Bu askin saati durdu duracak Seninle bagimiz koptu kopacak Ne yazik sabrimiz ipin ucunda Ayrilikmis meger askin bedeli Kalbim paramparça gönlüm bir deli Nasil diner sensiz gözümün seli Bir gönül sayfasi daha kapandi. Beklenen yarinlar kaybolmus dünden Ümitler selami kesmisler benden Nasilsa hayir yok gelecek günden Kadere rest çektim isyanlardayim Bu benim talihim sözüm yok sana Payimi aldim ben sevdadan yana Hasretinden baska ne verdin bana Ben aski ölümsüz bilenlerdenim Bir ömür boyunca sevenlerdenim Ellerin ellerime degmesin derim Eger ki sonunda birakacaksan Ben bu garip yeryüzünde Garibansam suç benim mi Gece gündüz dertli dertli Geziyorsam suç benim mi Bir dostum yok sorulayim Sevdigim yok sarilayim Kime kizip darilayim Kimsesizsem suç benim mi Benden son arzumu sorsaydin eger Seni son bir defa görmek isterdim Ayrilip gittigin o günden beri Nerdesin nasilsin bilmek isterdim Bir beyaz karanfil vermek isterdim Not: Şairini bilmiyorum alıntıdır |
Bir Yalnızlıksın Bir yalnızlıksın sen bana Yanımda olsan bile dokunamayacağım Sevsem bile hissedemeyeceğim Bir yalnızlıksın sen bana Ağlasam görmeyecek Seslensem duymayacak Asla ulaşamayacağım Bir yalnızlıksın sen bana Ama ne çare olmadı senden başka Varlığın kadar gerçek olan Yokluğunla benimsin Bedenimde içimdesin Ohhh kıskan sen bile senle Bu kadar başbaşa kalmamışsındır..... Sennur Çetin |
Suskunuz... hem de çığlık çığlığa bir suskunluk Evet ama bu konuşacak bir şey olmadığından değil.. Konuşmaya çalıştığımız şeylerin bizi alıştığımız yalnızlığımızdan uzaklaştırması aslında korktuğumuz… İkimizde cesaret edemiyoruz Öylesine alışmışız ki içimizde büyüttüğümüz yalnızlığımıza Seviyoruz onu Bekli de Yaşandığında yok olacağı korkusu Bizi tereddütte düşüren Kaybetmekten korkacağımız bize ait bir şey oluşturma kaygısı… Sen Yapamadığın hamlenin, Hayatın boyu inanmak istediğin değerlere sahip gibi gördüğün düzeni yok etme girişiminden Başka bir şey olmayacağını düşündün hep… http://www.sevgidenizi.com/forum/images/smilies/smile2.gif Ben ise yılların verdiği bir alışkanlık çerçevesi içinde var ettiğim varlığa daha fazla acı vermemek için tek yıkım çalışmasından sonra, susmayı tercih ettim… İçimden çığlık atarak susuyorum… Susuyorum… İçimde o kadar güzelsin ki… Sana susuyorum … Demiştim ya yüreğim susmayı öğreniyor.. Aslı yok .. Sevdiğini anladığında içinde duyduğun çığlığın yankısı hiç bitmiyor… O hiç susmayacak… Her gün, her saat bana haykıracak, bağıracak , parçalayacak içimi,benimse yüzümde o gülümsemem yer edinecek tekrar…http://www.sevgidenizi.com/forum/images/smilies/smile2.gif ona her şey yolundaymış gülücüğü atmaya devam edeceğim… Sadece bundan sonra kimse onun sesini duymayacak ve bundan sonra kimse, onun tarafından sevildiğini öğrenemeyecek… Her soğuk üşütemediği gibi ,her ateş de ısıtamazmış insanı …üşüyorum…alev alev üşüyorum…hani saatlerce sessiz,tek kelime etmeden sana bakışlarım var ya gözlerinde beni ısıtacak olan anlamları yakalamaya çalışma çabamdan başka bir şey değil… Ve her yakaladığımda kaybettiğimi hissetmemden öteye gitmeyen bekleyişler… Ve her kaybettiğimde yeniden yakalama çabam… alıntı.. |
Dışarısı soğuk mu? -Evet. -Çok mu soğuk yani? ! ? Biliyoruz her halde soğuk olduğunu. Bakkala gideceğim, üstüme bir şeyler alayım mı diye soruyorum; alay etme... -evet, soğuk; çok soğuk. Hatta yüreğindeki aşk, özlemlerin kadar... üzerine ne alırsan al, ısınamayacağın kadar... yar'in kokusunu sürmedikçe kar etmeyecek, kar ettiğinde de soğuktan değilse bile yüreğini ısıtacak bir aşk bulamamaktan donacak kadar soğuk. -Ya sana da bir şey sorulmuyor, felsefe yapma da cevap ver...! ! ! ! -Soğuk işte, inanmıyor musun? öyleyse çık dışarı, gör dünyayı ve dünyanın adaletini de don! yalnızlığının bir işe yaramadığını, senin artık sana bile yetmediğini geç de olsa fark et. elini onun elinde ısıtacak bir el bulamamanın cezasını çek! seni sen yapan duygularını ısıtıp sana sunacak sıcak bir yürek bulamadıgından yüreğini kimselere açamamak neymiş gör! Belini sarıp da, seni donmaktan kurtaracak iki kolun seni ısıtmasını engelleyen geçmişinle hesaplaş da bugüne dek ne kadar zarar ettiğini hesapla. ve dudaklarını dudaklarıyla ısıtacak kimsen olmadığından 'seni seviyorum' demediğin, diyemediğin herkesin günahını al boynuna, dudaklarından 'beni kurtarın' bile duyamadan kimsecikler, orada öylece kal, soğuktan don da cezanı çek. şimdi çık istersen dışarı, haydi durma; ha unutmadan üzerine bir şeyler al da çık.... ....bazen üşümemek için en güzeli de kendi ellerine sarılmaktır veeeee yastığa başını huzurla koyduğunda dostça sıkabilmektir kendi ellinle elini..... |
_Havada Uçuşuyor Yalnızlık_ Havada uçuşuyor yalnızlık Ve yapışıyor ruhlara Birer birer… Her bir nefeste Ciğerlerde zerre zerre… Görülmese de bazen yüzlerde, Saklanıyor kuytularda Gülüşler ardında… Evlerin odalarında Evlilerin kollarında; Yazılsa da adlar Alyanslarda… Yapışık bir şey,maalesef, Tutulmuş bütün yollar ........................................................Gülgün KARAOĞLU Tutulmuş bütün yollar kıstırılmış gibi acıyor yüreğim her bir dikende daha bir geri adım atıyor gurbetinde ki yüreğim havada uçuşan yalnızlığı sahiplenircesine sen'li sensizlikleri yaşıyor yüreğim ............................................................Merâl ÖZCAN Havada uçuşan yalnızlığımın gözyaşları Ayrılık rüzgarında Sevda tozlarına bulanıp Küskün yüreğimi sana getirirler Her bir damla Acımasız zamanın kollarında Senin gözlerini getirir... Beni benden eden o güzel gözler Şimdi acı suyunu döker Sensiz kalmış yanlarıma ...........................................................Burcu YALKIN yıllar yaşlanır, yanıbaşımızda silinen yüzlerde tenine ayrılık düşer, acemi rüzgarların. havada uçuşur yalnızlık, kalakalır içim. sen gelip geçersin, gelip bitersin, vakitsiz bir düşüncede. yok saymanın acısına katlanır, hiç kimseyi istemeyen gece ........................................................Demir MUTLUGİL akıl sırrı kalemken, yürek derde deva olmazken, benliğimi sorgularken sensizlik, havada uçuşurdu yalnızlık. kolaymı uçurtmalarla uçmak sanırsın, gök'den almış yürek rengini, maviye çalar resmini, karanlığın oğlu olmuş adını sensizlik koymuş ............................................................Ali Niyazi GÜL Bir vaktindeyim zifiri karanlığın Yokluğun gecedir Yüreğim üşür avuçlarında Ve sen yoksan bedenimde Yollarıma kar yağar Yalnızlık kazınır benliğime .........................................................Ömer YARDIMCI Havada uçuşur yalnızlıklarım.. Bir seans sonu çıkan, onca insana değin...... Kalabalıkta seni arardı gözlerim..... Her kızıl saçlı bana seni hatırlatır.. Yüreğimi hiç eder ve beni kendime getirirdi.... Ve ben...... Yalnızlıkların uçuştuğu dünyama geri dönerim.... Senli, ama sensiz yaşamıma ..........................................................Papatya YILDIZ Elinde sıcacık taze ömür, Tek başına, kutu bir odada, Bir iki odun, altında kömür, Üstü kestane dolu sobada. Gırtlağa kadar gelip bumlayan, Mührü sır, sırrı sır, ılık ılık, Nisan yağmuru gibi damlayan, Havada uçuşuyor yalnızlık .................................................................İsmail TEKİN su yolağında kavak fidanı gibi arsız yaşama tutunmaya çalışmak değil mi yaptığımız sor bakalım ne kaldı suya bırakıp ardından bakmadığımız sen, ben, biz kimiz hüzün siğerken üzerimize geceden densiz ata, eş, dost ey sevgili nerdesiniz ben ki kırık kalemin kör talihlisi kucağımda yaşamın son yenilgisi döktürmekteyim yine kağıda sitemimi havada uçuşurken yalnızlık .....................................................Abdurrahman GÜLEÇ Bu yazda kış olacak desene Bulutlar ağlayacak yine içimde Mora mı çalar dersin boyadığım düşler Kanatları mı kanar umuda uçurduğum kuşların Doluya döner poyrazın önünde yağışlarım Sahipsiz bir uçurtma gibi ben yalnız uçarım Sen gidersen bilki dünya boşalır İçimde yürek taşa döner Sensiz uçtuğum gök neye yarar Oynaştığım bulut neye yarar Nazeninden yoksun varlık neye yarar Ben düştüm,yalnızlık uçsun benim yerime Nasılsa diğer adım yalnız ya .................................................................Arap KURT Havada uçuşuyor yalnızlık. Yalnızlığın bana karanlık zindandır. Senin teninin kokusunu getiren Bir deli poyrazdır esen. Ve senin olmadığın Hasretlik akşamlarında yanan ateş.. İnsan deryasında bile Yalnız kalmışlıktır inan sensizlik. Aklım ermiyor, Kalbim atmıyor, Ellerim tutmuyor. Her zaman üşürüm, Kızgın güneş altında sensizlikte. Sensizlik midir, Sessizlik midir, Yoksa kızgın ateş midir. İnan ki anlamamışım, anlayamamışım kahve gözlüm. Yanımdayken bile havada uçuşuyor yalnızlık inan ..............................................................Kerim BAYDAK Gidişin var ya Hem ömür gibiydi, hem bir anlık Bitmesin isterdim, kal isterdim Kalmadın, kalamadın, gel bak. gülümseyerek Şimdi havada nasıl uçuşuyor yalnızlık. Sensizlik dalgasız bir deniz oldu Gönlümde bir koyu karanlık, Umutları sökülmüş bir beden bıraktın ardında Bir de arkadaş bile olamadığım, bir görsen kükreyerek Havada nasıl uçuşuyor yalnızlık .................................................................Turgut Uzdu Havada ucuşur yalnızlık Yüreğimdeki girdap sensizlik İçimde gürültülü sessizlik Kalabalıktaki uçuşan sensizlik ..........................................................Handan BAYTEKİN kokusuyla buhurlanmış yasemin, ıtır, zencefil külü soğumuş bir mangal, teneke bir leğen bir de dikiş yüksüğü geri kalan havada uçuşur, konar, çırpınır yalnızlık küflü bir feracenin gözleridir nemlenen ..............................................................Nurdan ÜNSAL Dert edinme, yalnızlık tuhaf bir duygu. Havada uçuşan toz bulutudur, toz bulutu! Cam üstünde su damlacıklarıdır bazen, Bazen de; odada uçuşan duman kokusu.. Sivrisinek vızıltısında kanlanmış gözler Şamar oğlanısın, yalnızlık neyler! Derdine küsme, yalnızlık asil bir kumru. Kendi dünyasına çekilmiş, sevecen bir olgu.. Havada uçmuyor yalnızlık, belki realist terk edilişinde. Takıntı yapmıştır bünyeye, sürrealist bir hikaye ...............................................................Kamil ÇAĞLAR Sensizliğin ovalarında hüküm sürerken düşünceler param parça mısralar şiirler gecede rüzgar gecede soğuk yüreğim üşüyor ellerimde havada uçuşuyor yine yalnızlık yine gölgeler .................................................................Nuray MERİÇ içime sinen öpüşün bende saklı yalnızlığın kokuyordu o an .................................................................Ali IŞIK Süzüldü kuşlar gibi yalnızlığım, Süzüldü bulutlara kanat çırparak, Issız dağların doruklarında konakladı sessizce... Sessizlik döküldü gönül ovalarına Çisil çisil, Sana susuzluğum arttıkça... Kovaladı yalnızlığımı Önüne katıp rüzgâr, Bilmez ki perçinlenmiş kalbime, Ama görünmez kalabalıklar arasında... Bir sarmaşık, kurtulamam, Hep kolumda, kanadımda... Dirensem, Kapatsam gözlerimi korkularıma, Pençesi saçlarımda, boynumda... Kurtulamam, Yalnızlık, alın yazımda .................................................................Hâlenur KOR kelebekler bile bir gün bile olsa uçuyor ölüsü toprağa düştüğü gün soluyor somon balıkları okyanuslar aşıyor yumurtalarını döküyor sonra ölüyor neler uçmuyor göçmüyor ki.. yalnızca biz insanlar kadir kıymet bilmiyor yaşam salıncakları boş sallanıyor havada uçuşuyor yalnızlık ne kelebek ne somon nede doğanın eserleri ders olmuyor yüreğimize azıcık... .............................................................Safet KURAMAZ bilirmisin ki... hiç kimse tutmuyor, bendeki seni, hiç kimseyi benzetmeden. gecelere, anlatabilsem, seni nasıl sevdiğimi. bana senden hatıra kalmışken, son gidişinle, güneşi gözlerinde batırdığın, hava da uçan yalnızlık, yüreğimin tek arkadaşı gecelerde, seni bana yıldızlar getirir, düşünce ellerime. ..............................................................Hasan ÖZTÜRK Gözlerinde baharımı taşıyan yar Silinse de gözbebeğimden azar azar Havada uçuşan yalnızlığımla, sözcüklerim var Gideceğim tek yer kendisi sanan karanlıklar Bilemezsiniz, Doğduğumdan beri hiç sırt çevirmedim ki yaşama Gecenin en koyusunda bile Bir tadımlık aydınlık bulduracak umudum var .............................................................Demet DUYULER Havada uçuşuyor yanlızlığım Bedenim titriyor gidişlerine Yokluğun yanlızlığımın vusulatsız gecelerine karışmış Havada uçuşuyor yanlızlığım mavi bir yelkenaçtım yanlızlığıma Göçmen Kuşlar gibi Havada uçuşuyor yanlızlığım ..............................................................Kemal ŞANVER keşke yalnızlık sadece havada uçuşsaydı... yalnızlık elimde.... yalnızlık yüreğimde.. yalnızlık her yerimde.... keşke sadece yalnızlık bu kadar olsaydı... olsaydım yalnızlık denizinde.. bırakıp gitmenin acısıdır yıkan... yalnızlık nedir ki..... terketmenin terkisinde ...............................................................Özay SAĞLAM |
Af duvar duvar duvar sana ne desem ki ah incitmeden gözlerini mahkumun her taşını kırmalı bir bir gerisi laf-ü güzar Nevzat Çelik |
KİMSE DEĞİL “Zindandayım, nemli bir karanlıkta.” Puşkin dar vakitlere sıkıştırılmış işlerin çokluğunu bol vakitlere ne yapsam sığdıramadım taştılar durmadan dökülüp saçıldılar toplayıp yerleştiremedim dolapların içinde böcekler geziniyordu dolapların dışında böcekler geziniyordu dolapların içi dışı böcek… hiçbirisine dokunamadım onlar bana ilişmediler ben onlara yaklaşmadım birbirimizi görmez olduğumuzda alışmıştık artık yapacak başka şey yoktu yine de Julio Cortazar’ın “Büyüdükçe”sini sık sık hatırlamak zorunda kalışım canımı sıkmaya başlamıştı “Canavar Masalı”ndan, “Kuzum, atsana şu böceği...” başımın etrafında dönüp duruyordu sonra kağıt duvarların düzensiz şekilde bu cümleyle kaplanmaya başladığını farkettim tavan duvar halıları buzlanmış pencere camları bir ara buzdolabının kapağını açmaya çalışanlarına bile rastladım “Kuzum, atsana şu böceği...” çoğaldıkça çoğaldı ev tepeleme dolma tehlikesiyle karşılaştığında olan oldu ve dil derslerinde sıkça kullandığım kokusuz pembe silgimi hışımla aldım silmeye koyuldum baştan, sondan, ortadan kalabalıktılar tehditkâr tavır takınmakta gecikmediler toplu temizlik işlemi gerçekleştirmem gerektiğini düşünürken çamaşır suyu çıktı karşıma hızlı ve hijyenik bir temizlik oldu duvarlar, masalar, perdeler, yiyecekler, hava, su... keskin koku böcekleri ve cümleleri kaçırmıştı ne varsa silmişti işte parmaklarımı, ellerimi, burnumu, koku alma duygumu... ne korkunçtum bir suz başladığında şehir gerilerde dumanlıydı nilgûn rikkatim uyanmış, şevkim kırılmıştır bil alındım, çalındım, dönsem de yarımım bil... televizyon karşısında oturmuş anlamadığım kelimelerin başını sonunu yakalamaya çalışıyorum belki gülmek için; belki ağlamak, belki de öfkelenmek için... insan anlamadığında öyle boş boş bakıyor elinde olmadan elimde olmadan ağladım bu yüzden elimde olmadan vurdum merdiven boşluğuna, karanlık incitti bileğimi elimde olmadan yırttım yazmadığım mektuplarımı, faturaları biriktirip dağlara baktım ve konuştum benimle elimde olmadan “Mishano uzaklarda bir dağ köyü, çevresi zeytin ağaçları asma dalları kıvrım kıvrım elma başlarında toprak sarı, kuru girişte soğuk ve duru Nantuz suyu” uzaklardayım zeytinle hiç karşılaşmamış insanlar arasında ot bulsam pişirecek hasretteyim “bu bir imtihan” diyemeyecek kadar minik bir yavru kediyim bir kitap var elimde, yeşil kapaklı telaş içinde okuyorum, yıllardır kitap yüzü görmemiş gibi bana gönderilmiş karton kutu içinde epey aradan sonra güneşin yükseldiğini görmeme sebep epey aradan sonra ışığı yakmama sebep epey aradan sonra yeni bir kazak alma isteği duymama sebep epey aradan sonra açmaya, açılmaya, balkona çıkmaya sebep yeşil kapaklı kitap… yeşil kapaklı kitap… “henüz yüreklerinizin gücünü bilmiyorsunuz ve yolda her birinizin karşısına ne çıkacağını önceden göremezsiniz yol karardığında yolunu ayırana dost denmez lâkin gecenin çöktüğünü görmemiş olan, karanlıkta yürümeye aht etmemeli yine de, ağızdan çıkmış yemin titreyen yüreğe güç verebilir ya da çökertebilir o yüreği” (Yüzük Kardeşliği, Tolkien) bir yerden başlayabilmeliydim, şehrin ortasındaki geniş meydan seçilebilecek en iyi yer olabilirdi elime büyük siyah bir kalem alıp geniş taşların üzerine yazdım, ne geldiyse o kadar az insan vardı ki meydanda, bana bakan olmadı baksalardı da ne yazdığımı nasılsa anlamazlardı; karaladım, ne geldiyse 1258 yılında Moğol kağanı Hülâgû’nun pek çok merkezi yıkması, eserlerin yok olmasına sebep oldu. Dicle nehrinin doğu yakasında Türkler için kurulan yeni Samerra şehri “gören sevinsin” anlamı taşır. Pusula bulundu. Artık denizciler kaybolmadan dolaşıyorlar mavi sularda. Annus mirabilis... Ben başka bir yerden geldim ve günün birinde o başka yere döneceğim. “hişt! dostlarıma şunu haber ver denize açıldım ve gemim parça parça oldu’ diye bir im denli narindir intihar” (İlhami Çiçek) yazmak iyi geldi şehir meydanına değil de kağıtlara yazmayı denemeliydim yeniden kopuk kopuk olan her şeyi birgün bağlayan çıkar mıydı? / zor zor tabiî zor Blancho, “ölebilirim, ama ölmüyorum” diyor Anna Karenina bir trenin altında can veriyor okuyucu elini uzatıp yakalamak isterken çaresizlik içinde dönüp yeniden okuyor “belki bu sefer engelleyebilirim” düşüncesi… heyhât ………….. ben sanırım kayboluyorum, kimse farkında değil, ben kayboluyorum, kimse değil... “söyle bana, benim ne işim var buralarda? olmadığın buralarda” Naz FERNİBA |
Köhne İskelem kimseler yok sonsuzluk gibi ıssız ve alabildigine uzuyor kumsal sular çekilmiş usul,usul çökmüş akşamın o büyülü hüzünlü saltanatı var olmayan bir renk düşmüş dalgaların uzak denizlerden sürüyüp bıraktıgı yosunlarin, sedef kabukların, çakılların üstüne yüreğimi acıtıyor saydamlıkları güneşin mercan renkli hüzmeleri kumsala sermiş gökkuşağını efsunlu bir mevlevi ayini dinler gibi dinlemekteyim akşamı bir köhne iskele var kendini gizlemek ister gibi gözlerden uzak derme çatma ne bir sandal ne bir sal seçilmiyor yanında terkedilmiş gibi ağlamaklı sanki kopup gitmek ister gibi kıyıdan kararmış tahtaları yosunlara sevdalı bir kaç midyenin son duragı henüz ürkek ve küçük bir iki yengeç bir kaç deniz yıldızı toplanmışlardır eminim bir ayağının altında fısıldaşıyorlar belki nasıl hayatta kalmalı çıplak ayaklarım kader çizgim gibi izler bırakıyor ıslak kumlarda zaman bu izleri saklamalı o kimsesiz o yalnız iskeleye yürürken sanki yüzünü hiç görmedigim bir sevgili sanki o çok ayrı kalınmış çok özlenilmiş hiç unutulmamış bir sevda gibi beni beklediğini düşünüyorum yıllar yılı kararmış ıslak tahtaların serinliği karşılıyor çıplak ayaklarımı tuzlar uzun bir şiir yazmış bir uçtan bir uca sevdaya ve beklemeye dair büsbütün inmeden gece bu şiiri okumalı ve hare hare haritalar çizmişler hangisinde acaba yüreğimin ülkesi rotam hangisi olmalı en uca gelince yavaşça oturup ilişiyorum son tahtasına bileklerime sarılıyor temmuz güneşini yüreğinde saklayan küçük dalgacıklar işte karşılanmak dediğin böyle olmalı nasıl müşfik nasıl sevgi dolu ve nasıl vefalılar işte aşk böyle olmalı sonra yine dönüyorum kendime içim acıyor o bildik korku geliyor yine ve duyuyorum içimde o tek mısramı "ürperti verir ruhuma,ıssızlığı sevdalarımın" bunca acı mıydı hasretin tadı evet içim ürperiyor yosunlu suların çağrısı bir sevdayı getiriyor ötelerden sarılıyor dizlerime af diliyor saçlarını okşuyorum bir yemin düşüyor sulara halka halka büyüyor yansıması nasıl inanmak istiyorum nasıl inanmalı mı çekiliyor iskeleden ve kumsaldan akşamın son ışıkları gölgem de yok artık sesim yok isyanım yok şikayetim yok kimseden yana söyleyecek hiç bir şeyim kalmadı uzanıyorum köhne iskelemin sevda ıslağı tahtalarına örtüyorum üstüme yalnızlığımı ceyda görk |
Yalnızlık Gizlenmiş,karışmış çem-i giryeme, Gözümden gönlüme akar yalnızlık. Endülüs’e vurgun Tarık misâli, Bütün gemileri yakar yalnızlık. Ferhat’ım, saçımda sevdanın tozu, Külüngümde gizli vuslatın yazı. Elimde Kerem’in o dertli sazı, Dilimden sazıma akar yalnızlık. Yalnızlık; sevdanın sancağı surda, Yalnızlık; kuzunun selamı kurda. Öfkesi kurşundan şaki olur da, Her yerde yoluma çıkar yalnızlık. Âdem’im girmişim haram bağına, Yalnızım, hasretim dost kucağına. Bir bilinmez güçle takmış ağına, Her gece ruhumu çeker yalnızlık. Yalnızlık, gecenin yanan gözleri, Ruhuma dikilen ateşten deri. Zamanın sırtında gezer her yeri, Postunu gönlüme serer yalnızlık. Hayalim buz tutar,gerçeğim narda, Gülümü kaybettim umudum harda. Zümrüdüanka’dan feyiz alır da, Sonunda kendini yakar yalnızlık. YUNUS KARA |
| Saat: 10:24 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık