MsXLabs

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Genel Mesajlar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/)
-   -   Yalnızlığıma (Yalnızlık) (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/8336-yalnizligima-yalnizlik.html)

NiliM 2 Nisan 2007 16:57

YALNIZLIK..

Ben ne zaman yalnız kaldım, bilmiyorum
Ne tuhaf, vaktim olmazdı
yalnızlığı bunca bilirken
kendimi hiç yalnız sanmazdım
çevremde hep birileri vardı,
ben hep birilerinin yanındaydım
günler belirsiz bir gelecek için neredeyse kendiliğinden hazırlanırdı
aramızda habersiz gidip gelen gündelik armağanlarla
kendi kendini taşıyan bir ırmağın akıntısında hayat
bizi kendi sahillerimize ulaştırırdı
bazı evlerden taşınırdık, bazı insanlar girip çıkardı hayatımıza
bazı mektuplar alırdık, bazı sözler, çiçek selamları
sonraları bazı tanıdıklarımızın ölümleriyle de karşılaştık
elde olmayan nedenle
sudaki halkalar gibi genişleyen
küçük alınganlıklardan büyük dargınlıklara
vazgeçişler, unutuşlar, kayıplar
birbirimizi çok sevdik hep
yıllarla azala azala

şimdi ne zaman yalnız kaldığımı düşünsem,
yalnız olmadığımı kanıtlamak istiyorum kendime
eskiden iki albüme sığdırdığım hayatım,
şimdi sığmıyor eskilenlerle çoğalmış fotograflara
telefonun başına geçiyorum
alt alta dizilmiş onca ad arasında seken ömür parçası
gün ölüyor meşgul numaralarla
şimdi ne zaman yalnız olduğumu düşünsem,
şimdi ne kadar yalnız...
yalnız olduğumu anlamam için beni hiç yalnız bırakmadınız.

Ben ne zaman yalnız kaldım, bilmiyorum
her zaman yalnızdım, bunu biliyorum
büyücü ellerimin kara sanatı yazı
en çok ben onardım dostlukları, en çok benim elim dikiş tuttu
bağışlamasız sanarken kendimi
en çok ben unuttum kalbimin benden sakladıklarını
tığla içeri çektim takılmış kazakların ipini
denenmemiş başlangıçları göze aldım,
hafifletilmiş hasarları, görmezden gelinen enkazı
mutfağı beklemek hep bana kaldı
bir şiirden bir romandan bir filmden çıkıp
her seferinde aydınlık bir inat gibi yeniden karıştım hayata
hiç el değmemiş gibi yeniden konuk geldim
odalarınıza, ruhlarınıza
buraya

eski aşklarım neredesiniz? Hepinizi çok özledim.
Şimdi birdenbire bir köşeden çıkıp bana,
yalnızca, Merhaba, deseniz,
o zamanlar hiç mutlu etmediğiniz kadar mutlu edersiniz,
bir zamanlar bütün ağladıklarımı geri verebilirim size
sağ olun demenk isterim, sağ olun, sağ olun
sanki beni yeniden sevdiniz
ama biliyorum, pis bir yağmur başlıyor, şemsiyem yok yanımda,
yağmurda yürümekten nefret ederken, yürümekte ısrarlıyım gene de
isterseniz, kederdeki bütünlük, diyelim buna
ne kadar ıslansam, o kadar çıkacağım sanki
bir zamanlar çok daha bütün olduğumu sandığım
o yıkanmış zamanlara...

yeni değil keşfine gençlik verilmiş gerçekler
her zaman yalnızdım
kitaplar kadar yalnız
yalnızca yalnızlığımdan gürültücü bir kalabalık yaptım
herkes için farklı aldanışlar kurtarılmış hayatlar yok pahasına

her zaman yalnızdım
yanardağlar kadar yalnız
ey kafiye sevenler,
şimdi beni gökyüzünde bir yıldız sananlar, yanıldınız!

nankörlük etmeyeyim gene de,
yalnızlığımı daha az hissettiğim anlarım oldu yalnız

evimde hep aynı anda çalar telefonla kapı
gene öyle oluyor; hiç yalnız bırakmazlar beni
yalnızlık bilgisiyle çatılmış arkadaşlıkların korunaklı gölgesinde
yalnızlık için çalar telefonlar kapılar
İstersen bana uğra, ya da, Akşama buluşalım, ölmeden yapacak çok
iş var

MURATHAN MUNGAN


Misafir 2 Nisan 2007 17:39

HER GECE SEN...


Her gece sen girersin rüyalarıma, her gece sen...
Paramparça olur uykularım,

Karanlığın en koyulaştığı yerde.
Kapının çalındığını duyarım.

Açınca soğuk bir rüzgar çarpar yüzüme,
SEN YOKSUN...


Kilitlenir dudaklarım,
Gözlerim karanlıklarda boşuna arar seni.
SEN YOKSUN...


Yalnızlığımı kadehlere doldurup,
Tek başıma içmeliyim bu gece,
Kırmalıyım kapıları, evleri ateşe vermeliyim.
SEN YOKSUN...


Zaman gitgide azar,
Altmış saniye bir dakika, altmış dakika bir saat
Ve sabahın olmasına daha beş saat var…
Beklemek bir çeşit ölmektir!
Bu her gece binlerce ölüm demektir.
SEN YOKSUN!!!!!!


Neden ay karşıdan yükseldiği zaman,
Başım omuzlarında olmasın?
Neden ellerim avuçlarında değil?
Neden gözlerim aradığı zaman gözlerini bulmasın?
Durup durup beni bu çaresizlik hançerliyor.
Bu yolların bir yerde ayrılması;
Uyuyan kilometreler...
O sefil anlayışsız bakışları insanların,
Dünya o eski dünya değil...
Şu uçsuz bucaksız evrende,

Ne derdimizi anlayan var; ne de dinleyen sevgimizi...
İki ömür değil, iki ayrı ve büyük yalnızlıktır yaşadığım…
Her şey aslında başka renkte,
Vernikli eşyalar, vernikli yüzler…
Altından yer yer sırıtan bir yoksulluk…
Yalan üstüne yalan, oyun içinde oyun...
Her şey bir yerde anlamsız ve boş...
Gerçek olan şimdi senin yokluğun, senin varlığın...

ÖZLEDİGİM DUYUYOR MUSUN?
Bak nasıl artıyor ellerimin sıcaklığı
Dinle bak nasıl çarpıyor yüreğim.
Bütün sokaklarında bu şehrin; sana koşuyorum...
Seni soruyorum gelip geçene …
Görmedik diyorlar,

Anlamıyorlar, seni nasıl özlediğimi;
Nasıl sevdiğimi bilmiyorlar
Volkanlar tutuşuyor, ormanlar yanıyor içimde her gece
Milyonların uyuduğu bir anda ;devler uyanıyor içimde...
Seni düşünüyorum...
Karanlıklar içinden özlemli sesin geliyor
Bir ışık yanıyor uzaklarda...
Çorak topraklarımın üzerinden bir bulut geçiyor…
Şimdi umutlarım varılmaz uçurum diplerinde...
Korkunç karanlık mağralar da hayallerim..
Derin bir kuyudan su çekercesine;

Zamandan ve mesafelerden seni çekiyor ellerim.
Sen her zaman olduğu gibi yine en tatlı o en değerli...
Benimse ellerim sıcacık, dudaklarım nemli...

Özlediğim;
Herşeyimle kopup en yüksek tepelerden,
Bir çığ gibi sana geliyorum…
Sonra dağlar çöküyor ansızın;
Ağaçlar devriliyor evler yıkılıyor altında kalıyorum...
Kırık bir heykel, parçasını arıyor her gece…
Bir şarkı notasını, bir tablo renklerini,

Ağaç yapraklarını, vazo çiçeklerini
Ve ben;

Her gece yollara düşüp yana yakıla seni arıyorum…
Mağrur gözleri ıslak.
İlk defa ağlamıyorum bizim için…
GEL diye ilk defa yalvarmıyorum kendime
Ben her gece, gözlerim tavanda bir noktaya dikilmiş

SENİ DÜŞÜNÜYORUM...
Ve sen;

O saatlerde benim görmediğim rüyaları görüyorsun…
Bir peri oluyorsun her gece sen,
Ellerini şıklat ben ordayım diyorsun...

İlk çağrışımda gel, ikincisinde geç olabilir...
Ve ben ilk çağrışında geleceğim,

Yine ikincisinde geç olabilir
Kim bilir nasılım ve nerdeyim,
Bulursan ne olur bırakma beni,
Bulamazsan aradığın yerdeyim…
Hani o toprakla asvaltın kesiştiği,

Ağaçların altına yorgun gölgelerin düştüğü,
Sevenlerin ürkek adımlarla buluştuğu o yerde...
Ben hep böyle varım, böyle kırık dökük
Ne olur beni bırakma ve ilk çağırışımda gel…
Sarsın krallığımız yeryüzünü bir ucundan bir uca....
Elini uzatsan tutacağım yakındayım…
Baksan göreceksin, görsen seveceksin,
Aradığım senden başkası değil...
FARKINDAYIM...

Benim yüreğim değil,
Kayan bir zamandır avuçlarından,
Uzat ellerini susadım,
Dostluğun eski bir şarap gibi sızıyor parmak uçlarından...

GEL DİYORUM...
İlk çağrışımda gel,
Gel ki aydınlığında bütün geceler gündüz olsun...
Dinle, uzak bir saat 12 yi çalıyor ne güç anlamıyor musun?
Bir ömür boyu arayıpta seni bulamamak....
Ben yokluğunda böyle yok! böyle yoksun...
Ben yokluğunda böyle paramparça!

Bölük pörçük ve karanlık...

SENSİZ OLMAK MI?
HİÇ OLMAMAK...
GEL..........


Mystic@L 2 Nisan 2007 21:11

Bak şu bebelerin güzelliğine
Kaşı destan
Gözü destan
Elleri kan içinde

Kör olasın demiyorum
Kör olma da
Gör beni

Damda birlikte yatmışız
Öküzü hoşça tutmuşuz
Koyun değil şu dağlarda
San kendimizi gütmüşüz
Hor baktık mı karıncaya
Kırdık mı kanadını serçenin
Vurduk mu karacanın yavrulusunu
Ya nasıl kıyarız insana

Sen olmazsan öldürmek ne
Çürümek ne zindanlarda
Özlem ne ayrılık ne
Yokluk ne yoksulluk ne
İşşiz güçsüz dolanmak ne
gün gün ile barışmalı
kardeş kardeş duruşmalı

koklaşmalı söyleşmeli
korka korka yaşamak ne

kahrolasın demiyorum
kahrolma da
gör beni

kanadık toprak olduk
çekildik bayrak olduk
döküldük yaprak olduk
geldik bugüne

ekmeği bol eyledik
acıyı bal eyledik
sıratı yol eyledik
geldik bugüne

ekilir ekin geliriz
ezilir un geliriz
bir gider bin geliriz
beni vurmak kurtuluş mu

körolasın demiyorum
kör olma da
gör beni

Hasan Hüseyin Korkmazgil


Mystic@L 2 Nisan 2007 23:25

Yalnızım aşk mıdır söyle
seni sensiz yaşamak
yokolmak sensiz sevişmelerde

uykusuz bu gece
sensizlik ülkesinin sessiz
boğucu karanlıkları içinde
sular gibi yalnızım
sular gibi kimsesiz

akıyorum toprağı ve havayı soluyarak
sensin diye

bu gece bu gece
allahlar kadar allahsızım
uzaklardan gelen köpek havlamalarına
yağmurun son damlalarına
ağaçların en incecik dallarına
tutunacak kadar yalnızım
Celal Kabadayı


NiliM 3 Nisan 2007 10:40

YalnızlıklarYeşertiyorum

Gecenin karanlığı tünerken saçlarıma
Boyası yitik bir ressamın fırçası gibi
Ayaklarım yorgunluğumu çiziyor kaldırımlara.
Hıçkırarak bulutlar ağlıyor
Islanıyor saçlarımdaki karanlık
Sığınıyorum bir durak saçağı dibine
Titreyen parmaklarım yüzümde geziniyor
Sanki kanunun hüzünlü tellerinde...
Küf kokulu gecelere
Şiirler yazıyor yüreğim
Bir çay tadında hayallerimi içiyorum
Koyu karanlıkta damla damla mısralarım düşüyor
Gem vuruyorum duygularıma ağlamamak için
Sevgimi mumyalayıp gömüyorum
El deymemiş yalnızlıklar yeşertiyorum
Yüreğimin en saf yerinde...


Celal Topo


Nephthys 3 Nisan 2007 13:28

Ey benim ömre bedel yalnızlığım;
Nice baharlar,kışlar geçti de,
Nice kuşlar uçup göçtü de,
Nice ümitler,hayaller öldü de,
Bir sen kaldın terketmeyen
Şu kuş uçmaz,kervan geçmez yüreği...

Ey ayrılmaz parçam;
En ışıksız,en koyu karanlıklarda,
Gölgem bile burakıp giderken,
Elini tutarak,yolumu bulmaya çalıştığım,
Yine sen oldun

Bak,yine herkes gitti...
Kuşları sustu,çiçekleri soldu gönül bahçemizin..
Gece küstü,gün küstü,
Gülüşler,sevişler küstü..
Bu suskun yürek zaten cümlesine küs....

Gel ey iflah olmaz yalnızlığım....
Yıldızlar,güneş,ay,
Göğün mavisi kalsın da yerinde,
Biz gökyüzünün siyahını sarınıp da üstümüze,
Sokulup birbirimize,
Bir geceyi daha paylaşalım....

Şerefine yalnızlığım....
şerefine.....

Figen Mete


Pollyanna 3 Nisan 2007 13:54

Biliyorum yorgunsun.
Acıyan yanım da yorgun.
Acıyan yanım kış.
Acıyan yanım hasret.
Acıyan yanım yalnızlık.
Acıyan yanım sensin.
Sen neredesin..?

Nerede üşüyor yüreğin.?
Saçlarıma dokunan ellerin
Boşlukları mı sarıyor.?
Biliyorum aramızda yatan
Uzaklığa gülümsüyorsun.
Acıya gülmektir bu.
Acıya gülmek bizim dilimizde
Sevdadan geçmektir ..

Biliyorum yorgunsun.!
Gidişler böyle yorgun mu bırakır insanı.?
Geride kalanı böyle yalnız mı.?
Hüzün kokuyor yalnızlığım.
Ağlayışlarımı yutkunuyorum
Hüzünlü bir melodinin geçiminde..!


YALNIZLIĞIM...
YANIMDA KİMSE OLMADAĞINDAN DEĞİL...
SEN OLMADIĞINDANDIR...!!!


NiliM 3 Nisan 2007 13:56

Yalnızlıklarıma Kaçışım

Sen yoktun ya artık, gidecektim yalnızlıklarıma,
Kavgaları, savrulmaları kadehlerime eş ederek,
Gidecektim işte senden, dönmeyecektim bir daha,
Yüreğime; Sigaramdan bir duman alışı uzak olsanda...

Ağır küskün gökyüzü bana ağlıyordu,
Bana ceza, bana azap veriyordu bebeğim,
Ama ben gidecektim işte, acılara, azaplara,
Çekip gidecektim inatla yalnızlıklarıma...

Hüznü seviyordum, onsuz hiç olmadımki,
Barışmadım ben; hiçbir zaman içimdeki benle,
Kavgalıydım, savaş alanlarındaki kadar acımasız,
Kaçmalıydım, içimdeki benden yalnızlıklarıma...

Şafaklara kadar süren kavgalar senle değildiki,
İçimdeki o; kavga ettiğim benle, yüreğimleydi,
Hüznümü severken, dövüştüğüm kendimleydi,
Kaçtım; kendimden, senden kaçtım; YALNIZLIKLARIMA...


Bayram Karaali


Mystic@L 3 Nisan 2007 14:07

Kimi Şu insan bin türlü hülyaya dalar
Zerreyi katreyi sele çevirir
Kimi de boşboşa fikrini yorar
Harcanıp tükenmiş pile çevirir
Bazıları koşar bir uğraş verir
Her sözü fikriyle çamlar devirir
Kimisi uslanmaz dümen çevirir
Bazısı sırımı tüle çevirir
çicekler dökülür gelinir sona
Dallarda meyvalar can verir cana
Bir gülücük bile yeter insana
Arifler manayı dile çevirir
Vakit gelir yaprak solmaya başlar
Uğraşıp rızkını almaya başlar
Ol deyince yoklar olmaya başlar
Rahmet kesilince küle çevirir
Güz gelir tabiat çulunu soyar
Gökteki yıldızlar duramaz kayar
İnce her taşı da yerine koyar
Koca kainati sala çevirir
Sabit İnce


Mystic@L 3 Nisan 2007 23:37

Adı Yalnızlık

Gölgen gibidir yalnızlık
Gecenin ıssızlığı, karanlığı gibi boş ve soğuk.
Sarılırsın ararsın tutamazsın
yoktur çaresi.
Adı Yalnızlık
Yazılmıştır birkere
Yiğit olsan da büker bileği,
Cesur olsan da sızlatır yüreği.
İçindedir sevgi, insanın tek dileği
Ateşten gömlek misali
SEVGİ... SEVGİ... SEVGİ…

Murat İnce


NiliM 3 Nisan 2007 23:42

Yalnızlık'a

Ağlaşıyor içimde çocuklar,
Her biri bir köşede!
Yalnızlık hissimi unutturan,
Eşyanın ardındaki ruh!
Ve ilk gün ışıklarıyla,
Köpekleri ürküten görünmezlik!
Zamanı durdurmaya yakın,
Taş gibi korkular suratlarını yalar!
Kanar yalnızlığıma yakın,Yalnızlık...


Alper Yıldız


fun_club 4 Nisan 2007 00:04

YALNIZLIKLARDAYIM

Yalnızım,
yalnızlıklardayım.
Gene senden uzaktayım.
Nasıl ihtiyacım var içimi dökmeye,
dertlerimi anlatmaya bir bilsen.
İstiyorum ki seni düşünürken,
rüzgar esmesin hoyratça içimde.
Toz duman içersinde kalmasın hiçbir yer.

Yaslanmışım bir ağaca,
dalmış
gözlerine,gözlerim.
Uzakta bir boşluğa asılı kalmış.
Şimdi en güzel gördüğüm düşsün.
Bir ressamın tuvalinde resmin,
arkanda dağlar.
Bir perde gibi inmiş gökyüzünden bulutlar.
Bir gök kuşağı sanki başındaki taç.
Sislerle boğulmuş güneş,
senin aydınlığına muhtaç.

Yine bir gün ansızın
yüreğine baskın yaptım geceden.
Esir alınmış soluklarında yaşadım ilk heyecanı.
İlk kez,
mecalsiz kaldı sevgimin hücreleri.
İlk kez sana teslim oldu yüreğim.
Yaşamın en zor yanı,
seni düşünmekmiş bilemedim.
Yaşamın en güzel yanı,
seni düşünürken ölüşün
ve tekrar dirilişin özlediğimde yarınıma.
Ne güzel bir başka renkten sevmek seni,
bir başka mekanda düşünmek.
Bir başka gözle görüp,
sevmenin gür soluklarında hissetmek nefesini.
Ve sonra inmek derinliklerine aşkın.
Tekrar tekrar hissetmek,
keskin ve yakıcı tadını öpüşün.
Ahhhh! Güzelim, bir tanem.
Ne olur,
güzelliklerinde gizlensin çirkinliklerin.
Bak şimdi,
Yalnızlığın uç verdiği yeni filizlerde büyüyorsun.
Oysa sen,
yorgun dalgaların kıyılarındaki izlerde olmalısın.
Kum tanecikleri gibi yıkanmalısın tuzlu suda.
Ve ben sana,
yalnızlıklarımı yazmalıyım,
yalnızlıklarımda
bu satırlarımı kuma.
İçimde hep
sensizliğin korkusunu taşıyorum.
Anlaşılan,
ben hep senin yalnızlığını yaşıyorum.
Senin hıçkırığında, göz seyri mendeyim
beni andığında geçen.
Açlığımda mis gibi ekmek kokumsun
dumanı üstünde yalnızlığımın.
Yağmurda toprak kokumsun, baharda çiçek.
Yalnızlığımın sarhoşuyum her gece
içtiğim yalnızlığımın.
Yüzüme baktığında okuyacaksın yalnızlığımı.
Yalvarışlarımı hissedeceksin,
benim hissetmediğim.
Duruşumun sana
nasılsın der gibi olduğunu.
İyiyim diyeceksin sadece gülerek.
Belki de sarılmanı bekleyeceğim,kendimi zor tutup.
Sen hissetmesen de,
bir çocuğu okşar gibi okşamanı kim bilir.
Senin o gizemli dünyanda
benim yalnızlığım olacak senin düşündüğün.
Senin hissettiğine benim gülmem olacak.
Güldüğümü hissedip,
sende güleceksin.
Sana değecek sözlerimin her kelimesi.
Şarkılarım olacak dudaklarında söylediğin.
Beni hatırlayabildiğin yalnızlığında,
için sıkılacak,
yüreğin daralacak
dokunmak, sevmek gibi,
tatminlerin en güzelinden uzakta,
sen ve ben,
bir araya gelemediğimiz
iki ayrı kutupta,
iki ayrı yalnızlığı yaşayacağız.
Yalnızlıklarda,
yalnız.


Nephthys 4 Nisan 2007 02:29

İSTANBUL TÜRKÜSÜ: LâL YALNIZLIK!…


istanbul türküsü: LâL yalnızlık!…
ben bir (h)iç
/ kimse´yim…
bir yanımda üşüten bir yalnızlık;
diğer yanımda
sesime karışmış yokluğun.
nedendir ki,
çığlıkların yankısıdır uzaklardan gelen.
sokaklarda bir gölgedir şair;
kendinden kaçak!
kafir bir gülümsemedir dudaklardan,
an be an dökülen.
/ hoyrat kalabalıklarda;
/ bir adın var senin, kirlenmemiş,
/ beyaz…

onun için düş´lerim,
en çok beyaza çalar LâL yalnızlığımda.
saatlerin adam yutan tiktakları arasında,
bir şehir bütün beyazlara inat,
en karanlık saatlerinde,
sokaklarında kendini o kadar kaybetmiştir.
/ sarhoş bir ağızda;
/ eski bir istanbul türküsü.
/ ****** bir yatakta,
/ istanbul hatırası!…

bilinmedik hiç bir nakarat yoktur artık.
ve bütün şarkılar,
hep aynı buruk notayı sayıklamaktadır…
bu şehir,
âh bu şehir;
isyan bayrağını çekmiştir!
/ bütün fethedilmişliğine karşılık
/ bir o kadar esir olmuştur…

bütün ümitlerim;
kirletilmiş ****** bir şehrin,
yatak ucuna bırakılmış bozuk para gibidir artık.
umutlar;
serkeş bir rüzgara teslim,
beyaza çalarken LâL yalnızlığımın,
çıkmaz sokaklara dalan noktasında.
gözlerimde asi bir yalnızlık,
iki tarafı keskin bıçak;
/ ne yanımı dönsem hep bir yanım kanar
/ ve yine ne yanımı dönsem,
/ bir şair orada yanar…

düş´lerim;
kayıp gidiyor hiç kimse olduğum noktada.
bir şair var orada;
sokakların kıvrılıp gittiği noktada.
bir yanı hep kanar,
diğer yanı hep yanar…
/ LâL yalnızlık…
/ KâL yalnızlık…





Kalemin Gözyaşı


Misafir 4 Nisan 2007 10:09

http://img407.imageshack.us/img407/9284/senhic3wd0.jpg

Sen hiç duydun mu baska bir yüregi kendi gögsünde atar gibi...
Üzüldün mü, yanaklarindan süzüldü mü hiç bir baskasinin gözyaslari...
Yabanci hiçkiriklar gelip dügümlendi mi gögsünde...
Düsündün mü geceleri... senin olmayan rüyalar gördün mü...
senin olmayan birini sevdin mi?
Gökyüzüne baktin mi , yildizlar düstü mü günes dogdu mu her gecenin sonunda ?
Uyandin mi baska birinin sabahina?
Hiç sevdin mi sen,
Duydun mu baska bir yüregi kendi gögsünde atar gibi...
Gülümseyisini hissettin mi belli belirsiz
senin dudaklarindaymiscasina yakin... Sicak...
Hiç sevdin mi senin olmayan birini?
Senin olmayan bir sehirde, bir gecede, bir bedende yasadin mi hiç?
Sen hiç gerçekten sevdin mi senin olmayan birini ....


Mystic@L 4 Nisan 2007 14:08

En zor animda, yoksun hiç yanimda.
Soguk yagmurlarda bekliyorum seni.
Seni, sevgini, gel artik kurtar beni.

Uzun yollarda gezindim, tükendim.
Anilarla, sensizlige direndim, denedim.
Bekledim, bekledim, çok özledim.
Gözbebegim, sana çok hasretim.

Gizli kalmis düslerin tesirindeyim.
Sevginin hasretiyle beklemekteyim.
Anlarsin bir gün diye çekinmekteyim.
Seviyorsun, sevmiyorsun, nereden bileyim?

Istesemde olmuyor, sensiz zaman geçmiyor.
Ne yapsamda gitmiyor, gözlerin düslerimden.
Ahmet Arslan


kambis 4 Nisan 2007 20:33

YALNIZLIK ŞİİRİ



Karanlığın insanı delirten bir ihtişamı vardır

Yıldızlar aydınlık fikirler gibi havada salkım salkım

Bu gece dağ başları kadar yalnızım



Çiçekler damlıyor gecenin parmaklarından

Dudaklarımda eski bir mektep türküsü

Karanlıkta sana doğru uzanmış ellerim

Gözlerim gözlerini arıyor durmadan

Nerdesin?



Atilla İlhan.


maipoem 4 Nisan 2007 22:08


Ben mi çok aLIngan oLdum sizLer mi değiştiniz?
Yoksa deği$en benmiyim? BiLmiyorum.. SON günLerde ya$adIkLarIm , bana ya$atILanlar ağIr geLiyor artIk... a$k... Ne büyük bir huzurdur oysa ki.. Ve nasIL da narindir , kIrILgan.. $imdi eLimden kayIp giden ne$eLi günLerime yanIyoRum.. insanLar hep benciL oLmak zorunda mI ? Hep bir noktasI mI vardIr cümLeLerin ? Ben hep üç noktaLarI sevmi$tim.. Çünkü sürsün vE hiç bitmesin istedim.. sonsuzLuk i$aretimdi benim üç noktaLarIm.. oLmadI.. ÇocukLuğumdan bu yana En büyük hatamdI beLki de dostLarImI kendimden önceyE koymak.. Benim önceLikLerim farkLIydI.. Annem çok kIzardI bana.. En büyük nasihatiydi "kızımm benciL oLmayI öğren biraz , yoksa mutsuz oLucaksIn!''.. HakLIydı Anneciim.. Ben kimE ne kadar fedakarLIk yaptIysam bir o kadar kazIk yedim.. GaLiba bir yerden sonra insanLar kendiLerinE veriLen değerE aLI$IyorLar.. Hatta o değeri hak ettikLerini , sizin fedakarLIk yapmak zorunda oLduğunuzu , beLki de kendiLerinE mecbur oLduğunuzu dü$ünmeyE ba$LIyorLar.. Oysa yapILan her$ey sevgiden.. İnsan bir sabrediyor iki sabrediyor , bin sabrediyor , kopuyor ipLer.. DüğümLer de i$e yaramIyor.. Bir Çin atasözü vardIr hani "kopan bir ipE düğüm attIğInIzda ipin En sağLam yeri orasIdIr ve en çok canInIzI acItan da".. SağLamLIkLar acInIz oLuyor zamanLa.. $imdiLerde ben a$ka oLan inancImI yitirdiğim gibi dostLuğa oLan inancImI da yitirmekten korkuyorum.. Oysa benim yemye$iL berrak hayaLLerimde mavi suLarImda hep dostLarIm yüzerdi.. CanImIn canIydILar.. $imdiLerse isE hissettikLerim muamma.. BeLki ben çok hassasLa$tIm beLki onLar kIrIcI oLduLar.. Ne önemi var ki canIm yanIyor.. Gerçi canI yanan ben oLayIm.. Dostumun canI yanarken ben daha coK acILanIyorum.. Sorun değiL birkez daha ben ağLayayIm... aLI$Iyorum artIk hak etmedikLerimE , aLI$Iyorum bu tuzLu sIvInIn dudakLarImdan akI$Ina ..



ALINTI..



Mystic@L 4 Nisan 2007 22:29

Bir gün göremeyeceksin beni,
Gözbebeğinden süzülen kristal bakışlarda....
Teselli etmeyecek dökülen gözyaşların
Yine burkulacak yüreğin,
Acı bir çığlık kopacak içinden,
Ve aklına gelecek bana yaptığın hataların...
Pembe şafaklar, karanlık gecelerde gizli,
Ayrılmak istiyorsun biliyorum,
Yağmur bulutundan...
Sakın verme kalbini yeni bir aşka,
Ben katlanırım ayrılığa,
Her gün yeniden ölerek,
Ama elimden bir şey gelmez,
İçten içe ağlayarak,
Susmaktan başka.

-Baharlar Sakladım Dudaklarımda isimli kitabından

Ahmet Beltekin


Nephthys 5 Nisan 2007 00:41

Yalnızsın

Bir akşam ışıkların dağlara güldüğünü
Bir akşam bulutların seyre döküldüğünü

Görürsün hasretiyle sabah ezgilerinin
Bir akşam gözlerin ufka dalar pek derin

Kuşlar öter, uçuşur yeşil dallara konar
Umutlar yaprak yaprak alevlenir de yanar

Son mutluluk sesleri dökülür dudaklardan
İnsanlar gölge gibi çekilir sokaklardan

Rüzgar okşamaktayken anne gibi tenini
Gecenin kolları sessizce yakalar seni

Anlarsın gözlerinin dolup boşaldığını
Anlarsın yalnızlığı ve yalnız kaldığını…





Nurullah Genç


Misafir 5 Nisan 2007 13:15

http://img469.imageshack.us/img469/658/erdalll9kz2.jpg



Suskunluğum Çaresizliğimdendir


Suskunluğum çaresizliğimdendir,
Laf bilmemek değil,
Gözlerimin yaşları derttendir
Gülmeyi bilmemekten değil,
Boyun eğişim tıkanmışlığımdandır
İsyanı bilmemekten değil,
Yaşamdan bıkmışlığım nankörlüktendir
Yaşamı sevmediğimden değil
Herşeyi bırakmak isteyişim
İnsanların gerçek yüzünü gördüğümdendir,
Geçmişte yüzüne gülenlerin
Zor durumda kalınca sırtlarını dönmelerindendir
Güven duygumu kaybedişim
Benden değil,
İkiyüzlülüğü gördüğümdendir.
Allahım ne olur yalvarırım sana
Güç ver bana.
Güç verki yenemesinler beni
Güç verki ayakta kalayım
Güç verki ezemesinler beni
Güç verki başarımı anlayayım.
Güç verki başım yalnız senin önünde eğilsin,
Kullarının önünde değil


Misafir 5 Nisan 2007 22:39

http://img224.imageshack.us/img224/5216/zorgunler9ur.jpg

İclal Aydın - Zor Günler



Benden Önce Söylenmiş Sözlerin Haklılığına Kızdıığm Oldu Zamanında.
Ama İnandığım da. Ömrümde Her Şarkı Başka Bir Kapı Açtı.
Bu Şarkının Ardında Sen,
Bu Kapının Ardındaysa Benden Önce Söylenmiş Sözler Vardı.

Seçtiğimiz Hayatlar mı Bunlar?
Seçtiklerimiz mi Bunca Yokluk, Bunca Kiriklik, Bunca Acı?
Seçtiklerimiz Evet.
Hayat bu Sevgilim, Çoktan Seçmeli,
Senin Aşkınsa Bir Dönem Ödevi.

Bir Şarkı Tuttum Sevgilim, Bir Kapı Açtım İkimize.
İkimiz Çökmüşüz Meğer Bu Resme.
Kapatmadan Bu Kapıyı Yine de
Bu Yaralar, Bereler Sanadır, Bileler

Çok Canım Yanıyordu Gördüklerimden ve Göreceklerimden.
Benim Kanayan Dizlerim Yoktu Hayatta Bir Tek.
Benim de Kanattıklarim Vardı Elbet.
Ezdiğim Kumlar ve Geçtiğim Yollar Hala Gölgemi Taşıyorlar.
Hani Demiştim ya; Ne Ayrılıklar, Ne Aşklar, Ne Başlangıçlar Diye
Yani Demem o ki, Çok Zor Günler Geçirdim Vaktiyle.

Bu Şarkı Sadece Benimdi Sevgilim
Ve Ben Büyük Bahçeler İstemiştim İkimize.
Yazmışsın ya; Onu Sevebileceğimi Düşünmüştüm Diye.
İşte o Günden Beri, Belki de Bu Yüzden Sadece,
Bu Yaralar, Bereler Sanaydı, Bileler, Göreler Aşkımı, Şahidim Gök Kubbe...


Mystic@L 6 Nisan 2007 00:26

Korka korka değil usul usul değil
Elim yüreğimde çarpa çarpa geldim
Aç kapıyı bak ne diyeceğim
Bir senin ellerinden bir senin gözlerinden
Dişlerinden dudaklarından
Nergisler ocak ayında açtı
Kendimden bahsetmeyeceğim
Yediveren güllerden duvarlardan sarkan güllerden
Çocuklardan sabah erken okula giderlerken
Atlardan bahsedeceğim
Kan ter içinde atlardan
Aç kapıyı bak ne diyeceğim
Ne kadar küsülü çocuk varsa barıştırdım oynuyorlar
Tam kırk çeşit sarmaşık gül buldum penceremin dibinde açacak

Ekinleri dolu vurmadı çekirge gelmedi kurak olmadı
Yorgunum demiyeceğim bir evimiz olsa demiyeceğim
Yüreğim daralıyor demiyeceğim

Bir baksan gözlerime başını çevirmeyeceksin
Yürüyüp gitmeyeceksin elini çekmeyeceksin
Bir baksan gözlerime
Dağda yakılmış ateşler göreceksin
Aç kapıyı kim geldi bak
Bak nasıl havalandı güvercin
Açmam diyemezsin artık
Aç.

Berin Taşan


Nephthys 6 Nisan 2007 11:28

Yalnızlıklarıma Kaçışım



Sen yoktun ya artık, gidecektim yalnızlıklarıma,
Kavgaları, savrulmaları kadehlerime eş ederek,
Gidecektim işte senden, dönmeyecektim bir daha,
Yüreğime; Sigaramdan bir duman alışı uzak olsanda...

Ağır küskün gökyüzü bana ağlıyordu,
Bana ceza, bana azap veriyordu bebeğim,
Ama ben gidecektim işte, acılara, azaplara,
Çekip gidecektim inatla yalnızlıklarıma...

Hüznü seviyordum, onsuz hiç olmadımki,
Barışmadım ben; hiçbir zaman içimdeki benle,
Kavgalıydım, savaş alanlarındaki kadar acımasız,
Kaçmalıydım, içimdeki benden yalnızlıklarıma...

Şafaklara kadar süren kavgalar senle değildiki,
İçimdeki o; kavga ettiğim benle, yüreğimleydi,
Hüznümü severken, dövüştüğüm kendimleydi,
Kaçtım; kendimden, senden kaçtım; YALNIZLIKLARIMA...

01.02.2002
Bayram Karaali


NiliM 6 Nisan 2007 11:33

Yalnızlık

Üzerime devirip dağ gibi hüzünleri
böyle çekip gitmek var mıydı?
var mıydı böyle bitirmek?
hani söz vermiştik birbirimize
kaç zaman geçti aradan
sen yoksun
sana sığındığım geceler
alevleri gökyüzünde
bir kumsal ateşiydi günahları yaktığımız.
ve kan rengi şarapla yıkanmış
bir hasret şimdi göğsümüze taktığımız.
bilirim dönmeyeceksin artık
uzun zaman oldu
belki çoktan unuttun.
adın kaldı soğuk duvarlarında odamın
sigara paketlerinde şiirlerin
resimlerin bana gülen
cüzdanımda saç telin
bir veda o geceden aklımda kalan
kekremsi bir tat
bir med cezir yüreğimde
ben vurgun yemiş bir yaralı
gemiler bana taşır bütün aşk yorgunlarını
sen yoksun....
hayatımın ilkbaharında tanısaydım seni
yasak umutlara ve acılara inat
buruk bir şarap tadında olsaydı sevdamız
yıllandıkça güzelleşen
ve sen şiirler okusaydın geceleri
saçlarımı okşarken
ellerimi tutsaydın ansızın
yüreğim eriseydi gözlerinde
yansaydım ateşinden
sen ağlasaydın mutluluktan
ben ölseydim
yalnızca beni sevdiğini bilseydim.
seviyorum deseydin
bir kere söyleseydin
yanmazdım
yanmazdım böyle çekip gitmeseydin....
bir veda o geceden aklımda kalan
bir günah belki yasak
yanımda olsan şimdi hiç konuşmasak
ağlasak bin kere pişman olsak
sonra yine bozsak yeminleri
sarılsak sımsıkı
öylece kalsak...
gittin..
kim bilir kaç deli sevda sığdırdın yüreğine
ışığa üşüşen pervaneler gibi sardılar seni
körkütük aşkların ortasına düştün
yalanların pençesine
belki bir gün bir gece
dar bir vakitte belki
hiç beklemezken seni gelirsin diye
ben hala buradayım
sen yoksun
lanet olsun.


yazarı bilinmiyor


Misafir 6 Nisan 2007 12:15

http://img441.imageshack.us/img441/6300/89021379dx3.jpg



Sessizliktim....


Sessizim bu gece.. Hiç olmadığım kadar.. Söylenicek o kadar kelime, o kadar cümle olmasına rağmen, ben SUSTUM! Sessizlik içnde kaldım hep.. Sana söylemek istediğim kelimeleri kalbime gömdüm.. Belki birgün, hani olurya belki bigün kalbime ağır gelir kelimeler, içimden atmak isterim ya.. İşte ozaman -söylerim- diye !

Kimse yardım etmedi bana.. Sessizlik içinden çıkamadım birtürlü.. Hep sessiz kaldım ben.. Aşka, sevgiye, dostluğa, KALBİNE !! Konuşamadım.. Dilim varmadı söylemeye... SUSTUM!

Kimi zaman ağladım! Bekledim.. İçimi döktüm kağıda, kaleme.. Beni tek anlayan onlardı çünkü. Ne dostum ne arkadaşım.. Hiçbişey kalmadı!
Sen.. Sen ise yoktun zaten..!

Yalnızlıktım işte bu yüzden... Sessizliktim...

Konuşsam... susturursun diye korkuyorum..
Ağlasam... arkamdan gülersin diye susuyorum..
Sussam... işte ozaman hiçbirşey yapmıyorsun diye bende SUSUYORUM..!

Belki kötü yapıyorum.. İnan hiçbirşey bilmiyorum.. Beynim ! KaLbim ! AkLım ! Hepsi sende... Hepsi sendeyken hiçbirşey düşünemiyorum... Ruhumda SADECE SEN...

Ayrılık vakti yaklaşır..uzaktan.. Görürüm! Hiç sesimi çıkarmam.. Çıkaramam..

Sessizim bu yüzden işte.. Konuşamam !!!


Alıntıdır


Mystic@L 6 Nisan 2007 13:58

Açsam rüzgara

Ne hoş, ey güzel Tanrım, ne hoş
Mavilerde sefer etmek!
Bir sahilden çözülüp gitmek
Düşünceler gibi başıboş.
Açsam rüzgara yelkenimi;
Dolaşsam ben de deniz deniz
Ve bir sabah vakti, kimsesiz
Bir limanda bulsam kendimi.
Bir limanda, büyük ve beyaz...
Mercan adalarda bir liman..
Beyaz bulutların ardından
Gelse altın ışıklı bir yaz.
Doldursa içimi orada
Baygın kokusu iğdelerin.
Bilmese tadını kederin
Bu her alemden uzak ada.
Konsa rüya dolu köşkümün
Çiçekli dalına serçeler.
Renklerle çözülse geceler,
Nar bahçelerinde geçse gün.
Her gün aheste mavnaların
Görsem açıktan geçişini
Ve her akşam dizilişini
Ufukta mermer adaların.
Ne hoş. ey Tanrım, ne hoş,
İller, göller, kıtalar aşmak.
Ne hoş deniz deniz dolaşmak
Düşünceler gibi başıboş.
Versem kendimi bütün bütün
Bir yelkenli olup engine;
Kansam bir an güzelliğine
Kuşlar gibi serseri ömrün

Orhan Veli


Mystic@L 6 Nisan 2007 23:07

Ayrı Ayrı

Kaçamak bakışlarımız dokunurdu birbirine
suçlu suçlu yürürdük
gülmeyi konduramadan dudaklarımıza
acılarla delik deşik
bir olgunluk izlerdi gölgelerimizi
yağmur ıslatırken kaçak evi
kimsesizliğimiz ayrı ayrıydı.

Aslında yakamıza yapışmasaydı aşk
sahtekarlar cennetinde çakışmasaydı yollarımız
sen ve ben
pekala kandırabilirdik kendimizi
mutluluk oynayarak ayrı ayrı
yas
içimizde uzun yolculuğa çıkmış olurdu
ve bitmemiş olurdu takas.

A.Kadir Bilgin


Nephthys 6 Nisan 2007 23:21

Elimde Resminle
http://www.kumru.net/kumrununsiirleri/huzun/resim.jpg


Gecelerin siyahını giyindim,
Yıldızlar ağladı yalnızlığıma,
Hüzünleri koynuma alıp yattım,
Yastığım ağladı yalnızlığıma.

Güneş her gün yine doğarmış,
Gözlerim ağlar karanlığa.
Herkez mutluluk içinde yaşarmış,
Yüreğim ağlar yalnızlığıma,

Bahçem dönmüş gülizara açınca güller,
Bülbüller ağlar yalnızlığıma.
Beyaz papatyalardan fal bakınca eller,
Yapraklar ağlar yalnızlığıma.

Penceremin önünde doyurdum kuşları,
Kuşlar ağlar açlığıma.
Uçup gider kuşlar bekler yavruları,
Yavrular ağlar yalnızlığıma.

Nereye gitsem yalnızlık hep benimle,
Ben ağlarım yalnızlığıma.
Ömrüm bitsin artık elimde resminle,
Resmin ağlar yalnızlığıma.


Zerrin Özgür


Mystic@L 7 Nisan 2007 00:14

Tüm umut yollarını kapayan
aşk da bir isyandır.
Nerede kimbilir o fırtına,
beni yüzyıllara savuran
yüzü yırtık kan.
İşlediğim zamansız sevdanın
cılız kemiklerini sayıp,
özgürlük adına soyunuyorum
uykunun karesine aşk kafesimde.
Ey duru bestesini dinlediğim yökyüzü!
Kiminle o ihtiras denizi,
kimi boğuyor dalgalarıyla,
nedir bu uğultu,
Kimdir tanık?
Sussun sularını aşınmış yatağımdan
alıp götüren deli yel,
umarsız dalgaların uzandığı hiçbir kuyuyu bağlamayan
köprünün üstünde
Kral Lear gibi güçsüz ve deli
düşsün elime ayrılık

A.Kadir Bilgin


Mystic@L 7 Nisan 2007 01:53

ey yürekli değişen kesinlik
bencil bir kinin erdeminde
boğulan karınca
-ağla diyorsun bana
senin ülkende gözlerim kaldı
inatla suladım yüreğimi
sıradan bekleyişler
ve kederli hıçkırıklar yarattım
sana körpe sevinçler veren
ıslak ve karanlık sokaklardan

-ağla diyorsun bana
gözyaşları aşkın kanıtı mı?

Metin Güven


Mystic@L 7 Nisan 2007 09:52

Ben nice ayriliklar gordum omrumce
Kuslar gordum; kirilmis kolu, kanadi
Ayri dusmus sevdiginden kuslar gordum
Hic bir ayrilik bana bu kadar komadi

Ayriligin bir agridir vurur sakalarimda
Ve buyur gozlerimde bir okyanus kadar
Derinden ses verir icimde bir tel
Sonra, birdenbire kirilir, kopar

Yeryuzu cekilir altindan ayaklarimin
Gecer basima coken bir tavan gibi gokyuzu
Durmadan calinir kulaklarimda
Sarkilarin en huzunlusu

Seni alip uzaklara giden otobus
Benim uzerimden gecer hisimla
Devrilir, bakakalirim ardindan
Bir sel gibi akan gozyasimda...

Artik ne yapsam bos, teselliler faydasiz
Karanlik gitgide en derinlere ceker beni
Caresiz butun sokaklarinda bu sehrin
Boyle perisan beklerim donmeni

Dolasir birbirine yorgun ayaklarim
Ellerimi koyacak bir yer bulamam
Nereye gitsem en koyusu acilarin
Ne yana baksam, cildirtan bir aksam

Istesem ben bu omru, bu talihi istemem
Boyle durup durp senden ayrilmak varsa
Orada bir mezar kazilir benim icin
Ayriligin nerede baslarsa.

Ümit Yaşar Oğuzcan


NiliM 7 Nisan 2007 10:43

İnadına Yalnızlıktayım

Nede çok kolay kandırılırdım çocukluğumda,
Hep kızardım fırlatır atardım kendimi sokak ortalarına,
Anlardım büyükleri, anlardım küçükleri, anlardım kandıranları,
Gider koşardım yorgan ağlamalarıma yalnız vede mutlu...

Beni ben anlamıştı, içimdeki ben içimdeki ihtiyar...
Çocuktum, yalnızdım, anlamazdım, kapımdaki söğüt ağacı,
Tırnaklarımı yemedim ben, yüzümde asık olmadı, güleçtim,
Yorganıma sorun çocukluğuma....Yalnızdım...

Ben; içimdeki benle yalnız kavgalı kardeş bazende serkeş,
Git başımdan be adam içimde ben olan ben, sen bile yoktun,
Kavgada geldin, tetik çekmemde elimdin,
Sevdamda hüzün, aşkımda kavgacı, İhanettin...

İçimdeki ben; yalnızdın kavgada, aşkta, sevdada,
Tomurcuğun güleç yüzlere merhaba deyişinde,
Sabaha şafak kurşununu indirirken, gelincik güleçliği,
Ağır bir dosttun, adın YALNIZLIKTIM....


Bayram Karaali


Mystic@L 7 Nisan 2007 11:26

bir deli rüzgar...

cehennemdir şimdi sensiz her bir anım,
yalnızlığa bile sorarım seni...
yokluğunun durakları hep yıkık dökük,
sanırım son otobüste getirmeyecek gölgeni...
medine dilencisidir sende kalan her bir gülüşüm,
bakire ellerinmi resmeder beni...
tuallerde boyalarda arar dururum,ben bile çözemiyorum bu kudretini...
aynada mutlu bir adam var artık,
gözlerimin bebeği senindir ey yar...
zulamda saklarım kimseler bilmez,
bir dilim umut ve bir deli rüzgar...

18/02/2007
(enginname şiirleri)


Mystic@L 7 Nisan 2007 12:40

Dans Edelim Gel

Gözlerini severim en çok,
Gökteki yıldızlardan parlak;
Bir parça da baştan çıkarak.
Dans edelim gel!

Ne halleri vardı, sahiden,
Bedbaht aşığı berbat eden
onun için hotu zaten.
Dans edelim gel!

Doldrulamadı hala yeri,
Gülden ağzının öpücükleri
Kalbimde öldüğünden beri.
Dans edelim gel!

Dizi dibinde oturduğum
Zamanları hatırlıyorum;
Bu, işte bütün varım yoğum.
Dans edelim gel!

(Türkçesi: O.Veli Kanık)

Paul Verlaine




NiliM 7 Nisan 2007 12:56

Yalnızlıklarıma Kaçışım

Sen yoktun ya artık, gidecektim yalnızlıklarıma,
Kavgaları, savrulmaları kadehlerime eş ederek,
Gidecektim işte senden, dönmeyecektim bir daha,
Yüreğime; Sigaramdan bir duman alışı uzak olsanda...

Ağır küskün gökyüzü bana ağlıyordu,
Bana ceza, bana azap veriyordu bebeğim,
Ama ben gidecektim işte, acılara, azaplara,
Çekip gidecektim inatla yalnızlıklarıma...

Hüznü seviyordum, onsuz hiç olmadımki,
Barışmadım ben; hiçbir zaman içimdeki benle,
Kavgalıydım, savaş alanlarındaki kadar acımasız,
Kaçmalıydım, içimdeki benden yalnızlıklarıma...

Şafaklara kadar süren kavgalar senle değildiki,
İçimdeki o; kavga ettiğim benle, yüreğimleydi,
Hüznümü severken, dövüştüğüm kendimleydi,
Kaçtım; kendimden, senden kaçtım; YALNIZLIKLARIMA...


Bayram Karaali


Mystic@L 7 Nisan 2007 12:57

Gafletle uyuma yeter,
Demedim mi dostum sana.
Sayılı günlerde biter,
Demedim mi dostum sana.
Uyuma hep uyanık ol,
Tüm varları kendinde bil.
Sevda ile açıyor gül,
Demedim mi dostum sana.
Ummanlarda yüzelim gel,
'Hu' diyerek taşıtor sel.
Bırak divane desin el,
Demedim mi dostum sana.
Ara ara kendin ara,
Koyma gelecek bahara.
İNCE bu derdine çara ,
Demedimmi dostum sana.

Sabit İnce


P.u.S.u 7 Nisan 2007 13:26

Yalnızlığımı alıyorum yanıma
Bunca özleyiş, bunca arayış boşaSonu ne olursa olsun,aşk ne kadar büyük olursa olsunİnsan yine bir başına…Sevgine inanmıyorum sanmaGit dediğimi düşünme ya daDeneyeceğim bir kez dahaAma şimdilik ‘LÜTFEN ’dokunma banaİlk kez kendim kalmak istiyorumYalnızlığımla baş başaGarip yakınırdım ondan hep oysaFarkında olmadan alışmışım amaHazır değilim yeni bir başlangıcaİşte bu yüzden yalnızlığımı alıyorum yanımaVe biliyorum…Bir kez daha bırakacağım sonunda
Ama bu kez ben bir şans vereceğim yalnızlığıma


NiliM 7 Nisan 2007 13:31

Yalnızlık


Bir buz dağının ortasında yakılmış ateş kadar üşüyorum
Erimek ya da sönmek değil gözümün gördüğü,
Çaresizlik bitirir beni,
Her defasında tekrar eriyip, tekrar sönmek
Tekrarlarla kahrolup gitmek körü körüne
Bende takat kalmadı, ne yanacak, ne bitecek
Her şey ben kadar yalnızlıkta, ben dâhil…


yazarı bilinmiyor


Mystic@L 7 Nisan 2007 22:51

Durulsana

Dalları bastı kiraz
Yolları kesti kiraz
Durulsana deli gönül
Durulsana.

Etin ne budun ne
Üstüste çekilmiş fotoğraflara döndün zorun ne.

Çırpına çırpına akıp gidersin
Elbet bu gidişten bir gün bıkarsın
Kirimi pasımı yuyup yıkarsın
Eller kurumadan,
Kollar çürümeden
Durulsana deli gönül durulsana.

Bedri Rahmi Eyüboğlu


NiliM 8 Nisan 2007 10:12

Karanlıktı Yalnızlık

ansızın dünyama doğdu,
sessiz bir karanlık.
içimde sıcak bir ürperti,
ellerim ise buz ...

yaktım meşaleyi bir an,
etrafımda sadece bir gül.
kimsesiz ve yalnız ,
bir de kanadı kırık bülbül.



yazarı bilinmiyor




Mystic@L 8 Nisan 2007 20:31

Gel

Yüzün bir sebepsiz korkuyla uçuk,
O gün başucuma karalarla gel
Arkanda, çepçevre, kızıl bir ufuk,
Tepende simsiyah kargalarla gel

Elinden, dal gibi düşerken ümit,
Ne bir hasret dinle, ne bir ah işit;
Bir yaprak ol, esen rüzgarlarla git,
Kırık bir tekne ol, dalğalarla gel..

Necip Fazıl Kısakürek


BLacK_HawK 8 Nisan 2007 21:24

Aksam erken çöker yalnizligima

Sokak sokak gezer ararim seni
Hasretin gönlümün yanginlarinda
Alev alev yanar ararim seni

Aklimdan çikmiyorsun
Sensiz bombos bu hayat
Susma öyle ne olur
Bana kendini anlat..

Al götür eskici kalbimi benim
Neyim var neyim yok sorma bir daha
Gözümde yaslardir birtek servetim
Aciyip yüzüme bakma bir daha!

Aldana aldana geçti bir ömür Dünlere küskünüm yarina küskün
Nerede mutluluk nerede huzur
Hayata küskünüm devrana küskün

Aldanmaktan yoruldun mu Acilarla yogruldun mu
Hiç sirtindan vuruldun mu
Ne bilirsin yagmur olup
Çaglamayi ne bilirsin
Kahkahalar savururken
Aglamayi bilir misin?

Aldattilar Ümitlerimi, hayallerimi
Özlemleri, düslerimi
Parça parça
Kopardilar! ..
Sonra unutulduguma inandim
Sevdigimden ayirdilar.

Aldigim her nefes sana yazili Korkarim ki sensiz ömrüm sayili
Yüregim tutuklu gönlüm cezali
Hasretin kanima girdi girecek.

Aldirma görürsen yaslar gözümde
Sarkimiz olacak yine dilimde
Mektubun cebimde, resmin elimde
Yarin bu sehirden ayrilacagim..

Ansizin kayboldun köse basinda Zamansiz bir deprem koptu bagrimda
Kendimi kaybettim iste o anda
Inan ki dünyayi yikasim geldi!
Ardina bakmadan gittin o gidis
Kalbimi koparip atasim geldi
Bu veda gerçek mi inanamadim
Basimi taslara vurasim geldi!

Artik gidebilirsin gidecegin yere
Sana kal diyemem
son ümit senden olsun
Senden olsun son pismanlik
Bil ki hayir diyemem..

Artik ne yapsam bos, teselliler faydasiz
Karanlik gitgide en derinlere çeker beni
Çaresiz, bütün sokaklarinda bu sehrin
Böyle perisan beklerim dönmeni

Ask miydi o, askimsi bir sey miydi
Neydi çekip kendine, beni baglayan
Kanatan dudagimi, tenimi daglayan
Elleri ta içimde o dev miydi

Askimdan armagan her satir sana
Maziyi yeniden yasatsin sana
Nasil sevdigimi anlatsin sana
Sana bir sitem var her bir sözümde..

Askimiza ödül diye
Yüregimde tas biraktin
Gidiyorken imza diye
Gözlerimde yas biraktin..

Askimizdan kime ne
Sevdamizdan kime ne
Baskasindan bana ne
Ah benim nar çiçegim
Canim ipek böcegim
Meraktan ölecegim
Bana kendini anlat..

Askin ates oldu kahrolmam için
Hasret kursun oldu vurulmam için
Günler asir oldu yikilmam için
Yine de ben senden vazgeçemedim

Ayri yönde akan irmaklar gibi
Dalindan uçusan yapraklar gibi
Ümitsiz, çaresiz asiklar gibi
Kalbinden askimi silecek misin?
Son ümidi yere serecek misin?

Ayrilik çanlari çaldi çalacak
Bu askin saati durdu duracak
Seninle bagimiz koptu kopacak
Ne yazik sabrimiz ipin ucunda

Ayrilikmis meger askin bedeli
Kalbim paramparça gönlüm bir deli
Nasil diner sensiz gözümün seli
Bir gönül sayfasi daha kapandi.

Beklenen yarinlar kaybolmus dünden
Ümitler selami kesmisler benden
Nasilsa hayir yok gelecek günden
Kadere rest çektim isyanlardayim
Bu benim talihim sözüm yok sana
Payimi aldim ben sevdadan yana
Hasretinden baska ne verdin bana

Ben aski ölümsüz bilenlerdenim
Bir ömür boyunca sevenlerdenim
Ellerin ellerime degmesin derim
Eger ki sonunda birakacaksan

Ben bu garip yeryüzünde
Garibansam suç benim mi
Gece gündüz dertli dertli
Geziyorsam suç benim mi
Bir dostum yok sorulayim
Sevdigim yok sarilayim
Kime kizip darilayim
Kimsesizsem suç benim mi

Benden son arzumu sorsaydin eger
Seni son bir defa görmek isterdim
Ayrilip gittigin o günden beri
Nerdesin nasilsin bilmek isterdim
Bir beyaz karanfil vermek isterdim

Not: Şairini bilmiyorum alıntıdır


Nephthys 9 Nisan 2007 00:26


Bir Yalnızlıksın



Bir yalnızlıksın sen bana
Yanımda olsan bile dokunamayacağım
Sevsem bile hissedemeyeceğim
Bir yalnızlıksın sen bana
Ağlasam görmeyecek
Seslensem duymayacak
Asla ulaşamayacağım
Bir yalnızlıksın sen bana

Ama ne çare olmadı senden başka
Varlığın kadar gerçek olan
Yokluğunla benimsin
Bedenimde içimdesin
Ohhh kıskan sen bile senle
Bu kadar başbaşa kalmamışsındır.....


Sennur Çetin


Misafir 9 Nisan 2007 11:12

Suskunuz... hem de çığlık çığlığa bir suskunluk

Evet ama bu konuşacak bir şey olmadığından değil.. Konuşmaya çalıştığımız şeylerin bizi alıştığımız yalnızlığımızdan uzaklaştırması aslında korktuğumuz…


İkimizde cesaret edemiyoruz

Öylesine alışmışız ki içimizde büyüttüğümüz yalnızlığımıza

Seviyoruz onu

Bekli de

Yaşandığında yok olacağı korkusu

Bizi tereddütte düşüren

Kaybetmekten korkacağımız

bize ait bir şey oluşturma kaygısı…



Sen
Yapamadığın hamlenin,

Hayatın boyu inanmak istediğin değerlere sahip gibi gördüğün düzeni yok etme girişiminden Başka bir şey olmayacağını düşündün hep… http://www.sevgidenizi.com/forum/images/smilies/smile2.gif

Ben ise yılların verdiği bir alışkanlık çerçevesi içinde var ettiğim varlığa daha fazla acı vermemek için tek yıkım çalışmasından sonra, susmayı tercih ettim…


İçimden çığlık atarak susuyorum…

Susuyorum…

İçimde o kadar güzelsin ki…

Sana susuyorum …



Demiştim ya yüreğim susmayı öğreniyor.. Aslı yok .. Sevdiğini anladığında içinde duyduğun çığlığın yankısı hiç bitmiyor… O hiç susmayacak… Her gün, her saat bana haykıracak, bağıracak , parçalayacak içimi,benimse yüzümde o gülümsemem yer edinecek tekrar…http://www.sevgidenizi.com/forum/images/smilies/smile2.gif ona her şey yolundaymış gülücüğü atmaya devam edeceğim…

Sadece bundan sonra kimse onun sesini duymayacak ve bundan sonra kimse, onun tarafından sevildiğini öğrenemeyecek…

Her soğuk üşütemediği gibi ,her ateş de ısıtamazmış insanı …üşüyorum…alev alev üşüyorum…hani saatlerce sessiz,tek kelime etmeden sana bakışlarım var ya gözlerinde beni ısıtacak olan anlamları yakalamaya çalışma çabamdan başka bir şey değil…

Ve her yakaladığımda kaybettiğimi hissetmemden öteye gitmeyen bekleyişler…

Ve her kaybettiğimde yeniden yakalama çabam…


alıntı..


Misafir 9 Nisan 2007 11:43

Dışarısı soğuk mu?
-Evet.
-Çok mu soğuk yani? ! ? Biliyoruz her halde soğuk olduğunu. Bakkala gideceğim, üstüme bir şeyler alayım mı diye soruyorum; alay etme...
-evet, soğuk; çok soğuk. Hatta yüreğindeki aşk, özlemlerin kadar...
üzerine ne alırsan al, ısınamayacağın kadar...
yar'in kokusunu sürmedikçe kar etmeyecek,
kar ettiğinde de
soğuktan değilse bile
yüreğini ısıtacak bir aşk bulamamaktan donacak kadar soğuk.
-Ya sana da bir şey sorulmuyor, felsefe yapma da cevap ver...! ! ! !
-Soğuk işte, inanmıyor musun?
öyleyse çık dışarı,
gör dünyayı ve dünyanın adaletini de don!
yalnızlığının bir işe yaramadığını,
senin artık sana bile yetmediğini geç de olsa fark et.
elini onun elinde ısıtacak bir el bulamamanın cezasını çek!
seni sen yapan duygularını ısıtıp
sana sunacak sıcak bir yürek bulamadıgından
yüreğini kimselere açamamak neymiş gör!
Belini sarıp da,
seni donmaktan kurtaracak iki kolun seni ısıtmasını engelleyen geçmişinle hesaplaş da
bugüne dek ne kadar zarar ettiğini hesapla.
ve dudaklarını dudaklarıyla ısıtacak kimsen olmadığından
'seni seviyorum' demediğin, diyemediğin herkesin
günahını al boynuna,
dudaklarından 'beni kurtarın'
bile duyamadan kimsecikler,
orada öylece kal, soğuktan don da cezanı çek.
şimdi çık istersen dışarı,
haydi durma;
ha unutmadan
üzerine bir şeyler al da çık....

....bazen üşümemek için en güzeli de kendi ellerine sarılmaktır veeeee yastığa başını huzurla koyduğunda dostça sıkabilmektir kendi ellinle elini.....


Nephthys 9 Nisan 2007 12:43

_Havada Uçuşuyor Yalnızlık_


Havada uçuşuyor yalnızlık
Ve yapışıyor ruhlara
Birer birer…
Her bir nefeste
Ciğerlerde zerre zerre…
Görülmese de bazen yüzlerde,
Saklanıyor kuytularda
Gülüşler ardında…
Evlerin odalarında
Evlilerin kollarında;
Yazılsa da adlar
Alyanslarda…

Yapışık bir şey,maalesef,
Tutulmuş bütün yollar
........................................................Gülgün KARAOĞLU


Tutulmuş bütün yollar
kıstırılmış gibi
acıyor yüreğim
her bir dikende daha bir
geri adım atıyor
gurbetinde ki yüreğim
havada uçuşan yalnızlığı
sahiplenircesine
sen'li sensizlikleri
yaşıyor
yüreğim
............................................................Merâl ÖZCAN


Havada uçuşan yalnızlığımın gözyaşları
Ayrılık rüzgarında
Sevda tozlarına bulanıp
Küskün yüreğimi sana getirirler
Her bir damla
Acımasız zamanın kollarında
Senin gözlerini getirir...
Beni benden eden o güzel gözler
Şimdi acı suyunu döker
Sensiz kalmış yanlarıma
...........................................................Burcu YALKIN


yıllar yaşlanır,
yanıbaşımızda silinen yüzlerde
tenine ayrılık düşer,
acemi rüzgarların.
havada uçuşur yalnızlık,
kalakalır içim.
sen gelip geçersin,
gelip bitersin,
vakitsiz bir düşüncede.
yok saymanın acısına katlanır,
hiç kimseyi istemeyen gece
........................................................Demir MUTLUGİL


akıl sırrı kalemken,
yürek derde deva olmazken,
benliğimi sorgularken sensizlik,
havada uçuşurdu yalnızlık.
kolaymı uçurtmalarla uçmak sanırsın,
gök'den almış yürek rengini,
maviye çalar resmini,
karanlığın oğlu olmuş
adını sensizlik koymuş
............................................................Ali Niyazi GÜL


Bir vaktindeyim zifiri karanlığın
Yokluğun gecedir
Yüreğim üşür avuçlarında
Ve sen yoksan bedenimde
Yollarıma kar yağar
Yalnızlık kazınır benliğime
.........................................................Ömer YARDIMCI


Havada uçuşur yalnızlıklarım..
Bir seans sonu çıkan, onca insana değin......
Kalabalıkta seni arardı gözlerim.....
Her kızıl saçlı bana seni hatırlatır..
Yüreğimi hiç eder ve beni kendime getirirdi....
Ve ben......
Yalnızlıkların uçuştuğu dünyama geri dönerim....
Senli, ama sensiz yaşamıma
..........................................................Papatya YILDIZ


Elinde sıcacık taze ömür,
Tek başına, kutu bir odada,
Bir iki odun, altında kömür,
Üstü kestane dolu sobada.

Gırtlağa kadar gelip bumlayan,
Mührü sır, sırrı sır, ılık ılık,
Nisan yağmuru gibi damlayan,
Havada uçuşuyor yalnızlık
.................................................................İsmail TEKİN


su yolağında kavak fidanı gibi arsız
yaşama tutunmaya çalışmak değil mi yaptığımız
sor bakalım ne kaldı
suya bırakıp ardından bakmadığımız
sen, ben, biz kimiz
hüzün siğerken üzerimize geceden densiz
ata, eş, dost ey sevgili nerdesiniz
ben ki kırık kalemin kör talihlisi
kucağımda yaşamın son yenilgisi
döktürmekteyim yine kağıda sitemimi
havada uçuşurken yalnızlık
.....................................................Abdurrahman GÜLEÇ


Bu yazda kış olacak desene
Bulutlar ağlayacak yine içimde
Mora mı çalar dersin boyadığım düşler
Kanatları mı kanar umuda uçurduğum kuşların
Doluya döner poyrazın önünde yağışlarım
Sahipsiz bir uçurtma gibi ben yalnız uçarım
Sen gidersen bilki dünya boşalır
İçimde yürek taşa döner
Sensiz uçtuğum gök neye yarar
Oynaştığım bulut neye yarar
Nazeninden yoksun varlık neye yarar
Ben düştüm,yalnızlık uçsun benim yerime
Nasılsa diğer adım yalnız ya
.................................................................Arap KURT


Havada uçuşuyor yalnızlık.
Yalnızlığın bana karanlık zindandır.
Senin teninin kokusunu getiren
Bir deli poyrazdır esen.
Ve senin olmadığın
Hasretlik akşamlarında yanan ateş..
İnsan deryasında bile
Yalnız kalmışlıktır inan sensizlik.
Aklım ermiyor,
Kalbim atmıyor,
Ellerim tutmuyor.
Her zaman üşürüm,
Kızgın güneş altında sensizlikte.
Sensizlik midir,
Sessizlik midir,
Yoksa kızgın ateş midir.
İnan ki anlamamışım,
anlayamamışım kahve gözlüm.
Yanımdayken bile
havada uçuşuyor yalnızlık inan
..............................................................Kerim BAYDAK


Gidişin var ya
Hem ömür gibiydi, hem bir anlık
Bitmesin isterdim, kal isterdim
Kalmadın, kalamadın, gel bak. gülümseyerek
Şimdi havada nasıl uçuşuyor yalnızlık.
Sensizlik dalgasız bir deniz oldu
Gönlümde bir koyu karanlık,
Umutları sökülmüş bir beden bıraktın ardında
Bir de arkadaş bile olamadığım,
bir görsen kükreyerek
Havada nasıl uçuşuyor yalnızlık
.................................................................Turgut Uzdu


Havada ucuşur yalnızlık
Yüreğimdeki girdap sensizlik
İçimde gürültülü sessizlik
Kalabalıktaki uçuşan sensizlik
..........................................................Handan BAYTEKİN


kokusuyla buhurlanmış yasemin, ıtır, zencefil
külü soğumuş bir mangal, teneke bir leğen
bir de dikiş yüksüğü geri kalan
havada uçuşur, konar, çırpınır yalnızlık
küflü bir feracenin gözleridir nemlenen
..............................................................Nurdan ÜNSAL


Dert edinme,
yalnızlık tuhaf bir duygu.
Havada uçuşan toz bulutudur, toz bulutu!
Cam üstünde su damlacıklarıdır bazen,
Bazen de;
odada uçuşan duman kokusu..
Sivrisinek vızıltısında kanlanmış gözler
Şamar oğlanısın, yalnızlık neyler!
Derdine küsme,
yalnızlık asil bir kumru.
Kendi dünyasına çekilmiş, sevecen bir olgu..
Havada uçmuyor yalnızlık,
belki realist terk edilişinde.
Takıntı yapmıştır bünyeye,
sürrealist bir hikaye
...............................................................Kamil ÇAĞLAR


Sensizliğin ovalarında
hüküm sürerken düşünceler
param parça mısralar
şiirler
gecede rüzgar
gecede soğuk
yüreğim üşüyor ellerimde
havada uçuşuyor
yine yalnızlık
yine gölgeler
.................................................................Nuray MERİÇ


içime
sinen
öpüşün
bende saklı
yalnızlığın
kokuyordu
o an
.................................................................Ali IŞIK


Süzüldü kuşlar gibi yalnızlığım,
Süzüldü bulutlara kanat çırparak,
Issız dağların doruklarında konakladı sessizce...
Sessizlik döküldü gönül ovalarına
Çisil çisil,
Sana susuzluğum arttıkça...
Kovaladı yalnızlığımı
Önüne katıp rüzgâr,
Bilmez ki perçinlenmiş kalbime,
Ama görünmez kalabalıklar arasında...
Bir sarmaşık, kurtulamam,
Hep kolumda, kanadımda...
Dirensem,
Kapatsam gözlerimi korkularıma,
Pençesi saçlarımda, boynumda...
Kurtulamam,
Yalnızlık, alın yazımda
.................................................................Hâlenur KOR


kelebekler bile bir gün bile olsa uçuyor
ölüsü toprağa düştüğü gün soluyor
somon balıkları okyanuslar aşıyor
yumurtalarını döküyor sonra ölüyor
neler uçmuyor göçmüyor ki..
yalnızca biz insanlar kadir kıymet bilmiyor
yaşam salıncakları boş sallanıyor
havada uçuşuyor yalnızlık
ne kelebek ne somon nede doğanın eserleri
ders olmuyor yüreğimize azıcık...
.............................................................Safet KURAMAZ


bilirmisin ki...
hiç kimse tutmuyor, bendeki seni,
hiç kimseyi benzetmeden.
gecelere, anlatabilsem,
seni nasıl sevdiğimi.
bana senden hatıra kalmışken,
son gidişinle, güneşi gözlerinde batırdığın,
hava da uçan yalnızlık,
yüreğimin tek arkadaşı gecelerde,
seni bana yıldızlar getirir,
düşünce ellerime.
..............................................................Hasan ÖZTÜRK


Gözlerinde baharımı taşıyan yar
Silinse de gözbebeğimden azar azar
Havada uçuşan yalnızlığımla, sözcüklerim var

Gideceğim tek yer kendisi sanan karanlıklar
Bilemezsiniz,
Doğduğumdan beri hiç sırt çevirmedim ki yaşama
Gecenin en koyusunda bile
Bir tadımlık aydınlık bulduracak umudum var
.............................................................Demet DUYULER


Havada uçuşuyor yanlızlığım
Bedenim titriyor gidişlerine
Yokluğun yanlızlığımın vusulatsız gecelerine karışmış
Havada uçuşuyor yanlızlığım
mavi bir yelkenaçtım yanlızlığıma
Göçmen Kuşlar gibi
Havada uçuşuyor yanlızlığım
..............................................................Kemal ŞANVER


keşke yalnızlık sadece havada uçuşsaydı...
yalnızlık elimde....
yalnızlık yüreğimde..
yalnızlık her yerimde....
keşke sadece yalnızlık bu kadar olsaydı...
olsaydım yalnızlık denizinde..
bırakıp gitmenin acısıdır yıkan...
yalnızlık nedir ki.....
terketmenin terkisinde
...............................................................Özay SAĞLAM


Mystic@L 9 Nisan 2007 14:53

Af

duvar duvar duvar
sana ne desem ki ah
incitmeden gözlerini mahkumun
her taşını kırmalı bir bir
gerisi laf-ü güzar

Nevzat Çelik


maipoem 9 Nisan 2007 21:37

KİMSE DEĞİL


“Zindandayım, nemli bir karanlıkta.” Puşkin


dar vakitlere sıkıştırılmış işlerin çokluğunu bol vakitlere ne yapsam sığdıramadım
taştılar durmadan
dökülüp saçıldılar toplayıp yerleştiremedim
dolapların içinde böcekler geziniyordu
dolapların dışında böcekler geziniyordu
dolapların içi dışı böcek…
hiçbirisine dokunamadım
onlar bana ilişmediler ben onlara yaklaşmadım
birbirimizi görmez olduğumuzda alışmıştık artık
yapacak başka şey yoktu
yine de Julio Cortazar’ın “Büyüdükçe”sini sık sık hatırlamak zorunda kalışım canımı sıkmaya başlamıştı
“Canavar Masalı”ndan, “Kuzum, atsana şu böceği...” başımın etrafında dönüp duruyordu
sonra kağıt duvarların düzensiz şekilde bu cümleyle kaplanmaya başladığını farkettim
tavan
duvar halıları
buzlanmış pencere camları
bir ara buzdolabının kapağını açmaya çalışanlarına bile rastladım
“Kuzum, atsana şu böceği...” çoğaldıkça çoğaldı
ev tepeleme dolma tehlikesiyle karşılaştığında olan oldu
ve dil derslerinde sıkça kullandığım kokusuz pembe silgimi hışımla aldım
silmeye koyuldum baştan, sondan, ortadan
kalabalıktılar
tehditkâr tavır takınmakta gecikmediler
toplu temizlik işlemi gerçekleştirmem gerektiğini düşünürken çamaşır suyu çıktı karşıma
hızlı ve hijyenik bir temizlik oldu
duvarlar, masalar, perdeler, yiyecekler, hava, su...
keskin koku böcekleri ve cümleleri kaçırmıştı
ne varsa silmişti işte
parmaklarımı, ellerimi, burnumu, koku alma duygumu...
ne korkunçtum

bir suz başladığında şehir gerilerde dumanlıydı nilgûn
rikkatim uyanmış, şevkim kırılmıştır bil
alındım,
çalındım,
dönsem de yarımım
bil...


televizyon karşısında oturmuş anlamadığım kelimelerin başını sonunu yakalamaya çalışıyorum belki gülmek için; belki ağlamak, belki de öfkelenmek için...
insan anlamadığında öyle boş boş bakıyor elinde olmadan
elimde olmadan ağladım bu yüzden
elimde olmadan vurdum merdiven boşluğuna, karanlık incitti bileğimi
elimde olmadan yırttım yazmadığım mektuplarımı, faturaları biriktirip dağlara baktım
ve konuştum benimle elimde olmadan

“Mishano
uzaklarda bir dağ köyü, çevresi zeytin ağaçları
asma dalları kıvrım kıvrım elma başlarında
toprak sarı, kuru
girişte
soğuk ve duru
Nantuz suyu”

uzaklardayım
zeytinle hiç karşılaşmamış insanlar arasında
ot bulsam pişirecek hasretteyim
“bu bir imtihan” diyemeyecek kadar minik bir yavru kediyim
bir kitap var elimde, yeşil kapaklı
telaş içinde okuyorum, yıllardır kitap yüzü görmemiş gibi
bana gönderilmiş karton kutu içinde
epey aradan sonra güneşin yükseldiğini görmeme sebep
epey aradan sonra ışığı yakmama sebep
epey aradan sonra yeni bir kazak alma isteği duymama sebep
epey aradan sonra açmaya, açılmaya, balkona çıkmaya sebep
yeşil kapaklı kitap…
yeşil kapaklı kitap…

“henüz yüreklerinizin gücünü bilmiyorsunuz ve yolda her birinizin karşısına ne çıkacağını önceden göremezsiniz
yol karardığında yolunu ayırana dost denmez
lâkin gecenin çöktüğünü görmemiş olan, karanlıkta yürümeye aht etmemeli
yine de, ağızdan çıkmış yemin titreyen yüreğe güç verebilir
ya da çökertebilir o yüreği” (Yüzük Kardeşliği, Tolkien)


bir yerden başlayabilmeliydim, şehrin ortasındaki geniş meydan seçilebilecek en iyi yer olabilirdi
elime büyük siyah bir kalem alıp geniş taşların üzerine yazdım, ne geldiyse
o kadar az insan vardı ki meydanda, bana bakan olmadı
baksalardı da ne yazdığımı nasılsa anlamazlardı; karaladım, ne geldiyse

1258 yılında Moğol kağanı Hülâgû’nun pek çok merkezi yıkması, eserlerin yok olmasına sebep oldu. Dicle nehrinin doğu yakasında Türkler için kurulan yeni Samerra şehri “gören sevinsin” anlamı taşır. Pusula bulundu. Artık denizciler kaybolmadan dolaşıyorlar mavi sularda. Annus mirabilis... Ben başka bir yerden geldim ve günün birinde o başka yere döneceğim.


“hişt! dostlarıma şunu haber ver
denize açıldım
ve gemim parça parça oldu’
diye bir im
denli narindir intihar” (İlhami Çiçek)


yazmak iyi geldi
şehir meydanına değil de kağıtlara yazmayı denemeliydim yeniden
kopuk kopuk olan her şeyi birgün bağlayan çıkar mıydı? / zor
zor tabiî zor
Blancho, “ölebilirim, ama ölmüyorum” diyor
Anna Karenina bir trenin altında can veriyor
okuyucu elini uzatıp yakalamak isterken çaresizlik içinde dönüp yeniden okuyor
“belki bu sefer engelleyebilirim” düşüncesi… heyhât
…………..
ben sanırım kayboluyorum,
kimse farkında değil,
ben kayboluyorum, kimse değil...


“söyle bana,
benim ne işim var buralarda?
olmadığın buralarda”



Naz FERNİBA


Misafir 9 Nisan 2007 23:37

Köhne İskelem



kimseler yok
sonsuzluk gibi ıssız
ve alabildigine uzuyor kumsal

sular çekilmiş
usul,usul çökmüş
akşamın o büyülü
hüzünlü saltanatı

var olmayan bir renk düşmüş
dalgaların uzak denizlerden
sürüyüp bıraktıgı
yosunlarin,
sedef kabukların,
çakılların üstüne
yüreğimi acıtıyor saydamlıkları

güneşin mercan renkli hüzmeleri
kumsala sermiş gökkuşağını
efsunlu bir mevlevi ayini dinler gibi
dinlemekteyim akşamı

bir köhne iskele var
kendini gizlemek ister gibi
gözlerden uzak
derme çatma
ne bir sandal
ne bir sal seçilmiyor yanında
terkedilmiş gibi ağlamaklı




sanki
kopup gitmek ister gibi kıyıdan
kararmış tahtaları
yosunlara sevdalı
bir kaç midyenin son duragı

henüz ürkek ve küçük
bir iki yengeç
bir kaç deniz yıldızı
toplanmışlardır eminim
bir ayağının altında
fısıldaşıyorlar belki
nasıl hayatta kalmalı

çıplak ayaklarım
kader çizgim gibi
izler bırakıyor ıslak kumlarda
zaman bu izleri saklamalı

o kimsesiz
o yalnız iskeleye yürürken
sanki
yüzünü hiç görmedigim bir sevgili
sanki
o çok ayrı kalınmış
çok özlenilmiş
hiç unutulmamış bir sevda gibi
beni beklediğini düşünüyorum
yıllar yılı

kararmış
ıslak tahtaların
serinliği karşılıyor çıplak ayaklarımı
tuzlar
uzun bir şiir yazmış
bir uçtan bir uca
sevdaya ve
beklemeye dair
büsbütün inmeden gece
bu şiiri okumalı

ve hare hare haritalar çizmişler
hangisinde acaba yüreğimin ülkesi
rotam hangisi olmalı

en uca gelince
yavaşça oturup
ilişiyorum son tahtasına
bileklerime sarılıyor
temmuz güneşini
yüreğinde saklayan küçük dalgacıklar
işte karşılanmak dediğin
böyle olmalı

nasıl müşfik
nasıl sevgi dolu
ve nasıl vefalılar
işte aşk böyle olmalı

sonra yine dönüyorum kendime
içim acıyor
o bildik korku geliyor yine
ve duyuyorum içimde o tek mısramı
"ürperti verir ruhuma,ıssızlığı sevdalarımın"
bunca acı mıydı
hasretin tadı

evet
içim ürperiyor
yosunlu suların çağrısı
bir sevdayı getiriyor ötelerden
sarılıyor dizlerime
af diliyor

saçlarını okşuyorum
bir yemin düşüyor sulara
halka halka büyüyor yansıması
nasıl inanmak istiyorum nasıl
inanmalı mı

çekiliyor iskeleden ve kumsaldan
akşamın son ışıkları
gölgem de yok artık
sesim yok
isyanım yok
şikayetim yok kimseden yana
söyleyecek hiç bir şeyim kalmadı

uzanıyorum köhne iskelemin
sevda ıslağı tahtalarına
örtüyorum üstüme
yalnızlığımı

ceyda görk


NiliM 10 Nisan 2007 00:15

Yalnızlık

Gizlenmiş,karışmış çem-i giryeme,
Gözümden gönlüme akar yalnızlık.
Endülüs’e vurgun Tarık misâli,
Bütün gemileri yakar yalnızlık.

Ferhat’ım, saçımda sevdanın tozu,
Külüngümde gizli vuslatın yazı.
Elimde Kerem’in o dertli sazı,
Dilimden sazıma akar yalnızlık.

Yalnızlık; sevdanın sancağı surda,
Yalnızlık; kuzunun selamı kurda.
Öfkesi kurşundan şaki olur da,
Her yerde yoluma çıkar yalnızlık.

Âdem’im girmişim haram bağına,
Yalnızım, hasretim dost kucağına.
Bir bilinmez güçle takmış ağına,
Her gece ruhumu çeker yalnızlık.

Yalnızlık, gecenin yanan gözleri,
Ruhuma dikilen ateşten deri.
Zamanın sırtında gezer her yeri,
Postunu gönlüme serer yalnızlık.

Hayalim buz tutar,gerçeğim narda,
Gülümü kaybettim umudum harda.
Zümrüdüanka’dan feyiz alır da,
Sonunda kendini yakar yalnızlık.

YUNUS KARA




Saat: 10:24

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık